Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya
da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sizin dininize uyanlardan başka kimseye inanmayın!" (Onlara) de ki: "Şüphesiz ki (gerçek) rehberlik, Allah'ın rehberliğidir." (O grup:) "Birine size verilenin benzerinin verilmesinden dolayı veya Rabbinizin huzurunda (aleyhinize) deliller getirecekleri için mi (böyle söylüyorsunuz)?" (Onlara) de ki: "Lütuf, Allah'ın elindedir. Onu dilediğine (layık olana) verir. Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.
fakat sizin dininize uymayan kimseye asla (yürekten) inanmayın!" (Şu hakikati) ilan et: "Doğru rehberlik sadece Allah'ın rehberliğidir; size verilenin bir benzerinin başka birine de verilmesi (zorunuza mı gitti), yoksa Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil getirirler diye mi (korkuyorsunuz)? (Şunu da) ekle: "Lütuf ve ihsan Allah'ın elindedir, onu dilediğine bahşeder; zira Allah (lutfunda) sınırsız olandır, her şeyi bilendir:
ama sizin inancınıza uymayan hiç kimseye (gerçekten) inanmayın." De ki: "Tek (gerçek) rehberlik, Allah'ın rehberliğidir; size verilen (vahy)in benzerinin başka birine de verilmesi şeklinde ifa edilen (bir rehberlik)". Yoksa onlar, Rabbiniz'in huzurunda size muhalefet mi edeceklerdi? De ki: "Lütuf ve ihsan, Allah'ın elindedir; onu dilediğine bağışlar: çünkü Allah (rahmet ve cömertliğinde) sınırsızdır, her şeyi bilendir,
"Dininize tabi olmayana inanmayın!" De ki: "Hidayet, Allah hidayetidir (hakikatiniz olan Allah Esma'sının hidayeti esastır). Size verilenin bir benzeri de başka birine veriliyor diye ya da (verilenle) Rabbinizin huzurunda size galip gelecekler diye mi muhalefetiniz?" De ki: "Muhakkak ki fazl Allah elindedir, onu dilediğine verir. Allah Vasi'dir, Aliym'dir. "
"Ve sizin dininize uyanlardan başkasına inanıp güvenmeyin." De ki: "Şüphesiz doğru yol Allah'ın dosdoğru yoludur. Size verilenin bir benzeri birine (İslam peygamberine) veriliyor ya da Rabbinizin katında onlar (müslümanlar) size karşı deliller getiriyorlar, diye mi (bu telaşınız?) De ki: "Şüphesiz 'lutuf ve ihsan (fazl)' Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah (rahmeti) geniş olandır, bilendir."
Sizin dininize uyanlardan başka hiçbir kimseye inanmayın.» (Rasûlüm!) de ki: Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Yine (onlar, kendi aralarında şöyle dediler:) «Size verilenin benzerinin başka herhangi bir kimseye verildiğine, yahut Rabbinizin huzurunda onların size karşı deliller getireceklerine de (inanmayın).» "Üstünlük, şüphesiz, Allah'ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah, ihsanı bol her şeyi hakkıyle bilendir."
"Sizin dininize bağlı olanlardan başkasına inanmayın!" De ki: "Kuşkusuz, Allah'ın gösterdiği yol, doğru yoldur!" Size verilenin bir benzeri, başkasına da verildiği için mi? Yoksa Efendinizin karşısında, size karşı kanıt getirirler diye mi? De ki: "Kuşkusuz, lütuf, Allah'ın elindedir; onu, dilediğine verir. Çünkü Allah, Lütfu Geniştir; Bilendir!"
"Sizin dininize uymayan hiç kimseye inanmayınız" dediler. De ki: "Doğru yol, Allah'ın yoludur. Birine size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda deliller getireceklerinden dolayı mı böyle söylüyorsunuz?" De ki: "Lütuf Allah'ın kudretindedir, onu dilediğine verir. Allah'ın lütfu geniştir. O herşeyi bilendir."
"Sizin dininize uyandan başkasını onaylamayın." Sen de onlara, "Hidayet ALLAH'ın hidayetidir" de. "Size verilenin benzerinin bir başkasına verildiğini de onaylamayın; yoksa Efendiniz hakkında sizinle tartışma hakkı kazanırlar" derlerse, "Lütuf ALLAH'ın elindedir, dilediğine verir" de. ALLAH Cömerttir, Bilendir.
'Sizin dininize uyandan başkasına uymayın.' Sen de onlara, 'Hidayet ALLAH'ın hidayetidir,' de. 'Size verilenin benzerininin bir başkasına verildiğine de inanmayın; yoksa Rabbiniz hakkında sizinle tartışma hakkı kazanırlar,' derlerse, 'Lütuf ALLAH'ın elindedir, dilediğine verir,' de. ALLAH Cömerttir, Bilendir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve kendi dininize uyanlardan başkasına aman vermeyin." De ki: "Muhakkak doğru yol, Allah'ın yoludur, size verilen gibisi başka birine veriliyor veya Rabbinizin katında size üstün gelecek diye midir bu?" De ki: "Doğrusu nimet Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir ve Allah, nimeti bol olan, herşeyi bilendir."
Ve kendi dininize tabi' olanlardan başkasına eman vermeyin. De ki: Her halde hidayet Allah hidayeti, size verilen gibisi birine veriliyor veya rabbınızın huzurunda size galebe edecekler diye mi bu? De ki: Doğrusu fazıl Allahın elindedir, onu dilediğine verir, ve Allah vasi'dir, alimdir
"Kendi dininize tabi olanlardan başkasına inanmayın." dediler. De ki: "Hidayet, Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilmiş olanın benzerinin verilmesinden veya Rabb'inizin katından aleyhinize kanıt getirebileceklerinden ötürü mü böyle söylüyorsunuz?" De ki: "Lütuf, Allah'ın elindedir, onu hak edene verir." Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
"Kendi dininize tabi olanlardan başkasına inanmayın." dediler. De ki: "Hidayet, Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilmiş olanın benzerinin verilmesinden veya Rabb'inizin katından aleyhinize kanıt getirebileceklerinden ötürü mü böyle söylüyorsunuz." De ki: "Lütuf, Allah'ın elindedir, onu hak edene verir." Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
"Kendi dininize tabi olanlardan başkasına inanmayın." dediler. De ki: "Hidayet, Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilmiş olanın benzerinin verilmesinden veya Rabb'inizin katından aleyhinize kanıt getirebileceklerinden ötürü mü böyle söylüyorsunuz.". De ki: "Lütuf, Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir." Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
"Ve sizin dininize uyanlardan başkasına güvenmeyin / inanmayın (la tüminu)." De ki: "Şüphesiz doğru yol Tanrı'nın dosdoğru yoludur. Size verilenin bir benzeri birine (islam peygamberine) veriliyor ya da rabbinizin katında onlar (müslümanlar) size karşı deliller getiriyorlar diye mi (bu telaşınız?) De ki: "Şüphesiz fazl Tanrı'nın elindedir, onu dilediğine verir. Tanrı (rahmeti) geniş olandır, bilendir".
"Ve dininize tabi olandan başkasına aman vermeyin" (Habibim onlara) de ki: "Şübhesiz doğru yol Allahın yoludur" (O güruh aralarında da şöyle derler:) "Size verilenin benzeri hiç bir kimseye verilmiş olduğuna, yahud onların (müslümanların) Rabbiniz indinde size karşı deliller, hüccetler getireceklerine (inanmayın)". De ki: "Lutf-ü inayet muhakkak Allahın elindedir. Onu kime dilerse ona verir. Allah, rahmeti bol olan, her şey'i hakkıyle bilendir".
Kendi dininize uyanlardan başkasına inanmayın. De ki: Doğru yol, Allah'ın yoludur. Derler ki: Size verilen bir benzerinin de birine verildiğini veya Rabbınızın katında size delil gösterecekleri bir şeyi açıklamayın. De ki: Doğrusu lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah Vasi'dir, Alim'dir.
(64-74) De ki Ey kitap halkı bizimle sizin arasındaki aynı seviyede olan kelimeye gelin, Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim ve ona herhangi bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ın dışında bazımız bazılarını ilah edinmesin, eğer yüz çevirirlerse deyin ki şahit olunuz ki biz Müslümanlarız. De ki Ey kitap halkı İbrahim konusunda niçin tartışıyorsunuz? Tevrat ta İncil de ondan sonra indirildi , akletmiyor musunuz? İşte siz, işte onlar, hakkında bilginiz olan şeyde bile tartıştınız , peki niye hakkında ilminizin olmadığı konuda tartışırsınız ki? Allah bilir sizler bilmezsiniz. İbrahim Yahudi de değildi Hristiyan da değildi ve lakin hanifti müslümandı, Müşriklerden olmadı. (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli) İnsanlardan İbrahim’e en dost olanı bu Resule / Muhammed’e uyanlar ve iman edenlerdir , Allah iman edenlerin dostudur. Ehli Kitaptan bir kısım, sizi saptırmış olmayı arzuladılar, onlar ancak kendilerini saptırdılar ve de bilincinde / şuurunda değildiler. Ey Kitap halkı şahit olduğunu z halde niçin Allah’ın ayetlerini yok sayıyorsunuz , ey kitap halkı niçin hakka batıl giydiriyorsunuz, niçin bildiğiniz halde hakkı saklıyorsunuz? Ehli kitaptan bir kısım dedi ki gündüzün ön yüzünde inanın , sonrasında inkâr edin, böylelikle belki onlar dönerler , sizin dininize uyandan başkasına iman etmeyin dediler. De ki, muhakkak ki yola sokma kta / kılavuzlukta Allah’ın kılavuzluğudur, size verilenin benzeri, birine daha veriliyor (Sizin ki resul ise bu da resul) diye mi yahut Rabbinizin yanında O, sizinle tartışacak diye mi? De ki muhakkak ki fazıl Allah’ın yanındadır, onu istediğine verir. (Risalet’i kime vereceğini size mi soracak) Allah kapsayıcıdır / geniştir, bilendir. İstediğine rahmetini tahsis eder / özel olarak verir, Allah fazıl sahibidir, büyüktür.
"Sizin dininize uyanlardan başkasına inanmayın” derler. Ey Rasûlüm! De ki: “Doğru yol, Allah'ın yoludur.” Yine onlar şöyle derler: "(Müslümanlardan) Birine, size verilen ilmi (öğretirseniz onlar bu ilmi öğrenir de) ve (sonra) bunu Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak (kullanırlar)” De ki: Nimet ve lütuf Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, ihsanı bol olan, her şeyi bilendir.
"Sizin dininize uyandan başkasına güvenmeyin!" (dediler.) De ki: "Hidayet Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?, De ki: "Lutuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir, Allah(ın lutfu) geniştir, (O her şeyi) bilendir.
Sizin dininize uymuş olandan başkasına inanıp güvenmeyin!" (dediler.) Sen de ki: "Doğru yol, Allah'ın gösterdiği yoldur." (Onlar şunu da söylediler:) "Size verilenin bir denginin başkasına da verildiğine veya Allah katında size karşı delil getireceklerine de inanmayın!" De ki: "Lütuf, Allah'ın elindedir. Onu, tercih ettiği kişiye verir. Allah, imkanları geniş olan ve daima bilendir."
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Dininize uyandan başkasına güvenmeyin!" De ki "Yol Allah'ın yoludur. Bütün bunları; size verilenin bir dengi başkasına verildi veya Allah katında size karşı delil getirirler diye mi yapıyorsunuz?" De ki "Her iyilik Allah'ın elindedir. Onu, tercihini doğru yapana verir. İmkanları geniş olan ve her şeyi bilen Allah'tır."
Sizin dininize uyanlardan başkasına inanmayın” derler. Ey Resulüm, de ki: “Doğru yol, Allah'ın yoludur, ” (Yine onlar şöyle derler): “(Müslümanlardan) Birine, size verilen ilmi (öğretirseniz Onlar bu ilmi öğrenir de) ve (sonra) bunu Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak (kullanırlar)”. De ki: Nimet ve lütuf Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, ihsanı bol olan, her şeyi bilendir.
Dininize uyanlardan başkasına inanmayın, dediler. De ki: -Doğru yol, sadece Allah'ın gösterdiği yoldur. Size verilen bir başkasına da verildi veya Rabbiniz katında size üstün gelecekler diye mi (telaşlanıyorsunuz)? De ki: -Nimet ve ihsan Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, ihsanı bol olan, her şeyi bilendir.
Dininize uyandan başkasına inanmayın." Söyle onlara: "Hidayet, Allah'ın kılavuzlamasıdır. Size verilenin benzeri bir başkasına veriliyor yahut Rabbinizin katında tartışarak size üstün gelecekler diye mi bütün bunlar?" De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir; onu dilediğine verir. Allah Vasi'dir, varlığı sürekli genişletir; Alim'dir, herşeyi en iyi şekilde bilir."