Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 171. ayet

Âl-i İmrân suresi, 171. ayet. يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضْلٍ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

yestebşirûne bini`metim mine-llâhi vefaḍliv veenne-llâhe lâ yüḍî`u ecra-lmü'minîn.

Diyanet İşleri

(Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 168–174 · surenin 171. ayeti / 200

Konu Uhud'un muhasebesi; şehitler diridir Âl-i İmrân 165–175 3

  1. Âl-i İmrân 168

    (Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için, "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi" diyen kimselerdir. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın."

  2. Âl-i İmrân 169–170

    (169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.

  3. 171

    (Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

  4. Âl-i İmrân 172

    Onlar yaralandıktan sonra Allah'ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır.

  5. Âl-i İmrân 173

    Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, "İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun" dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler.

  6. Âl-i İmrân 174

    Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

171. “Onlar Allah’tan bir nimet, bir lütuf” yâni Rablerinin nimeti, lütuf ve ihsanı “ve Allah’ın mü’minlerin ecrini boşa çıkarmayacağı” aksine bunu artırıp mükâfatla karşılayacağı, lütfu ile kendi çabalarının ulaşamayacağı noktaya kadar ecirlerini artıracağı “müjdesini de vermek isterler.” Yâni birbirlerini en ileri derecede sevinçlerle tebrik ederler.

Bu âyet-i kerimelerde berzah/kabir aleminde nimetlerin söz konusu olduğu ve şehidlerin de Rableri nezdinde en yüksek mevkide bulundukları ortaya konulmaktadır. Ayrıca hayır ehlinin ruhlarının birbirleri ile karşılaştıkları, birbirleri ile ziyaretleştikleri ve birbirlerini müjdeledikleri de ifade edilmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bununla birlikte Allah katında onları bekleyen büyük sevaba ve bunun fazlası olarak büyük lütfa sevinirler. Şüphesiz Allah Teâlâ, Müminlerin ecrini boşa çıkarmaz. Bilakis onların ecirlerini kat kat fazlasıyla tam olarak verir.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَسْتَبْشِرُونَ yestebşirune müjdelerler (sevinirler) kök: بشر
  2. بِنِعْمَةٍۢ binia'metin ni'metini kök: نعم
  3. مِّنَ mine
  4. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  5. وَفَضْلٍۢ ve fedlin ve lutfunu kök: فضل
  6. وَأَنَّ ve enne ve muhakkak
  7. ٱللَّهَ llahe Allah'ın kök: اله
  8. لَا la
  9. يُضِيعُ yudiu zayi etmeyeceğini kök: ضيع
  10. أَجْرَ ecra ecrini kök: اجر
  11. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minine mü'minlerin kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş)

    (169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Aynı kök: ضيع (10 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Kitab'a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükafatını zayi etmeyiz.

  • Aynı kök: ضيع (10 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevilere, Allah'ın Resulünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü…

  • Aynı kök: ضيع (10 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Sabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez.

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    (95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar.…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar, Allah'tan gelen nimet ve iyiliğin, (yani) Allah'ın, müminlerin ödülünü elbette ziyan etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedir.

Mustafa İslamoğlu

Onlar, Allah'ın nimeti ve keremiyle, Allah'ın mü'minlere ait ecri zayi etmeyeceğini müjdelemeye can atarlar.

Muhammed Esed

Onlar, Allah katından ulaşan bir lütfu, bir nimeti ve Allah'ın inananların hak ettiği ödülü zayi etmeyeceği (vaadini) müjdelemek isterler.

Ahmed Hulusi

Allah'ın üzerlerinde açığa çıkan nimetini ve fazlını ve de iman edenlerin yaptıklarının karşılıksız kalmayacağını müjdelemek isterler.

Ali Bulaç

Onlar, Allah'tan bir nimeti, bir fazlı (bolluğu) ve gerçekten Allah'ın mü'minlerin ecrini boşa çıkarmadığını müjdelemektedirler.

Ali Özek ve heyeti

(Keza onlara) Allah'tan gelecek bir nimeti ve fazlasını da müjdelerler. Allah şüphesiz, müminlerin (hakettikleri) mükâfatı asla zayi etmez.

Ali Rıza Safa

Allah tarafından bir nimeti, bir lütfu ve Allah'ın inananları asla ödülsüz bırakmayacağını, sevinçli bir haber olarak onlara vermek istiyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Onlar Allah'tan gelecek olan nimet ve keremin, Allah'ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içinde olacaklardır.

Edip Yüksel

ALLAH'ın bol nimetini ve ALLAH'ın iman edenlerin ödülünü yitirmeyeceği gerçeğini müjdelemek isterler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ın bol nimetini ve ALLAH'ın inananların ödülünü yitirmeyeceği gerçeğini müjdelemek isterler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yine onlar, Allah'ın bir nimeti, bir lütfu ile ve Allah'ın, müminlerin mükafatını zayi etmeyeceği müjdesiyle sevinirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahın bir ni'metini bir de fazlını ve Allah mü'minlerin ecrini zayi' etmiyeceğini istibşar ederler

Erhan Aktaş

Onlar; Allah'ın nimetini, lütfunu ve Allah'ın Mü'minlerin ecirlerini dipnot 1 zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yaptıklarına karşılık olarak alacakları ödül.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar; Allah'ın nimetini, lütfunu ve Allah'ın mü'minlerin ecirlerini dipnot 1 zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yaptıklarının karşılık alacakları ödül.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar; Allah'ın nimetini, lütfunu ve Allah'ın mü'minlerin ecirlerini dipnot 1 zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yaptıklarının karşılığını.

Gültekin Onan

Onlar, Tanrı'dan bir nimeti, bir fazlı (bolluğu) ve gerçekten Tanrı'nın inançlıların ecrini boşa çıkarmadığını müjdelemektedirler.

Hasan Basri Çantay

Onlar Allahdan (gelen) bir ni'metle, (hatta) daha fazlasıyle ve Allanın, mü'minlere olan mükafatını zaayi etmeyeceği müjdesiyle de sevinirler.

İbni Kesir

Onlar Allah'tan gelen bir nimet ve kerem ile ve Allah'ın mü'minlerin mükafatını zayi etmeyeceği müjdesiyle sevinirler.

Mehmet Alagaş

(162-173) Hiç Allah’ın hoşnutluğuna uyan kimse Allah’ın hışmına uğrayanlar gibi olur mu? Onların varacakları yer cehennemdir, ne kötü bir dönüş yeridir. Onların / Allah’ın rızasına uyanların Allah’ın yanında dereceleri vardır , Allah yaptıklarını görendir. Kesin olan şu ki, Allah müminlere içlerinde kendilerinden bir Resul yaratarak minnette bulunmuştur , onlara O’nun / Allah’ın ayetlerini sesli okuyor. Bundan önce apaçık bir sapıklık içinde olmalarına rağmen onları arındırıyor / tezkiye ediyor , onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor. Onlara bir musibet isabet ettiğinde ki onlara siz iki katını isabet ettirmiştiniz (Sizin Uhud ta yetmiş kaybınız oldu bedirde onlara yetmiş esir yetmiş ölü yani yüz kırk kayıp verdirmiştiniz) dediniz ki nereden bu? De ki O kendinizde olandan (Başınıza gelen kendi ettiğinizden) Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. İki cemaatin karşılaştığı gün başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir ve iman edenlerin bilinmesi içindi ve münafıkların bilinmesi içindi. Onlara ya Allah yolunda savaşın yahut savunmada / müdafaada bulunun denildi, dediler ki savaşmayı bilseydik size uyardık , O gün onlar kafirliğe onlardan imanca daha yakındılar , ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı , kalplerinde neyi sakladıklarını en iyi Allah bilir. Onlar oturdular ve kardeşleri için dediler ki bize uysalardı öldürülmezlerdi de ki eğer doğru sözlüler iseniz kendinizden ölümü savuşturun / uzaklaştırın. Allah yolunda öldürülenleri ölü olarak değerlendirme / hesap etme , bilakis onlar diridirler Rablerinin yanında rızıklandırılırlar, Allah’ın kendilerine fazlından verdiklerinden dolayı sevinçlidirler , arkalarından gelerek henüz kendilerine katılmamış olanları / ilhak olamayanları da müjdelerler, onlara korku yoktur, onlara üzüntü / hüzün yoktur. Allah’ın nimetlerini ve fazlını müjdelerler, Allah’ta iman edenlerin ödüllerini / ecirlerini zayi etmez. Kendilerine bir yara isabet ettikten sonra Allah’a ve Resulünü çağrısına cevap verenlere / icabet edenlere, güzel davranıp, sakınanlara , kocaman bir ecir vardır. Onlar öyleleridirler ki; insanlar kendilerine “insanlar size karşı ordu toparladılar korkun onlardan” dediklerinde onların imanı artar ve derler ki “Allah bize yeterlidir ve vekil olması ne büyük nimettir.” Bunun üzerine kendileri ne herhangi bir kötülük dokunmadan Allah’ın fazlından bir nimet olarak döndüler , A llah’ın hoşnutluğuna uydular, Allah büyük bir bolluk / fazıl sahibidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar Allah’tan bir nimet, bir lütuf ve Allah’ın Müminlerin ecrini boşa çıkarmayacağı müjdesinin sevinci içindedirler.

Süleyman Ateş

Allah'ın ni'metine, lutfuna ve Allah'ın mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın nimetini ve ikramını da müjdelemek isterler. Allah, inanıp güvenenlerin ödülünü azaltmaz.

Şaban Britch

Onlar, Allah’ın nimetini, fazlını ve Allah’ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini de müjdelerler.

Şaban Piriş

Onlar, Allah'ın nimetini ve fazlını ve Allah'ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini de müjdelemek isterler.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'tan bir nimeti, bir lütfu ve Allah'ın müminlerin ödülünü vermezlik etmeyeceğini de müjdelerler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They have assumed a state of mind that brightens up their faces for the grace and the bounty conferred on them by Allah. It is a state of mind with an air of assurance that Allah does not withhold nor withdraw the grateful return due to those whose hearts have been impressed with the image of religious and spiritual virtues.

Abdul Haleem

[rejoicing] in God’s blessing and favour, and that God will not let the reward of the believers be lost.

Abdullah Yusuf Ali

They glory in the Grace and the bounty from Allah, and in the fact that Allah suffereth not the reward of the Faithful to be lost (in the least).

Abul A'la Maududi

They rejoice at the favours and bounties of Allah, and at the awareness that Allah will not cause the reward of the believers to be lost.

Aisha Bewley

rejoicing in blessings and favour from Allah and that Allah does not let the wage of the muminun go to waste.

Al-Hilali & Khan

They rejoice in a Grace and a Bounty from Allâh, and that Allâh will not waste the reward of the believers.

Ali Quli Qarai

They rejoice in Allah’s blessing and grace, and that Allah does not waste the reward of the faithful.

Amatul Rahman Omar

And they (- the martyrs) are also receiving glad tidings (that those who have been left behind in the world are happy) because of the favours of Allâh and (His) great bounty and that Allâh does not suffer the reward of the believers to be lost.

Arthur John Arberry

joyful in blessing and bounty from God, and that God leaves not to waste the wage of the believers.

Bijan Moeinian

They are enjoying God’s blessings and grace. Know that God never fails to reward the [good deeds] of the believers.

E. Henry Palmer

glad at favour from God and grace, and that God wasteth not the hire of the believers.

Edip-Layth

They rejoice with God's blessing and bounty; God will not waste the reward of those who acknowledge.

George Sale

They are filled with joy for the favour which they have received from God, and his bounty; and for that God suffereth not the reward of the faithful to perish.

Hamid S. Aziz

They rejoice at the favour from Allah and grace, and that Allah wastes not the wages of the believers.

Mahmoud Ghali

They are cheered at the tidings of favor from Allah and (His) Grace and that Allah leaves not to waste the reward of the believers.

Marmaduke Pickthall

They rejoice because of favour from Allah and kindness, and that Allah wasteth not the wage of the believers.

Mohamed Ahmed - Samira

They rejoice at the kindness and mercy of God; and God does not suffer the wages of the faithful to go waste.

Muhammad Asad

they rejoice in the glad tiding of God's blessings and bounty, and [in the promise] that God will not fail to requite the believers

Mustafa Khattab

They are joyful for receiving Allah’s grace and bounty, and that Allah does not deny the reward of the believers.

Progressive Muslims

They rejoice with God's bounty and favour; God will not waste the reward of the believers.

Rashad Khalifa

They have good news of GOD's blessings and grace, and that GOD never fails to reward the believers.

Sahih International

They receive good tidings of favor from Allah and bounty and [of the fact] that Allah does not allow the reward of believers to be lost -

Sam Gerrans

Rejoicing in favour and bounty from God, and that God causes not to be lost the reward of the believers.

Shabbir Ahmed

They rejoice because of the favor from Allah and the blessings - they have seen that Allah does not waste the wage of the believers.

Syed Vickar Ahamed

They are happy in the Grace and the plenty of good things from Allah, and in the fact that Allah does not cause the reward of the faithful to be lost (in the least).

Taqi Usmani

They feel pleased with blessing from Allah, and grace, and with the fact that Allah would not let the reward of the believers be lost.

The Monotheist Group

They rejoice with the bounty of God and grace; God will not waste the recompense of the believers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 171. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 171. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 171. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩