Âl-i İmrân suresi · 139–148. ayetler

Gevşemeyin; "Muhammed ancak bir peygamberdir"

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Âl-i İmrân suresi, 139. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 139. ayet. وَلَا تَهِنُوا۟ وَلَا تَحْزَنُوا۟ وَأَنتُمُ ٱلْأَعْلَوْنَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.

    Mehmet Okuyan

    Gevşemeyin; hüzünlenmeyin! İnanıyorsanız üstünsünüz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Mâide 5:56; Kasas 28:35; Sâffât 37:173; Mücâdele 58:21. Yüce Allah Medine'deki müslümanlara seslenmekte ve Uhud'da yaşadıkları geçici mağlubiyet nedeniyle gevşememeleri ve hüzünlenmemeleri gerektiğine dikkat çekmek istemekte, inanıyor oldukları için sonunda galip gelecek olanların müslümanlar olduğunu müjdelemektedir. Eğer gerçek anlamda Yüce Allah'a inanılıp güvenilir ve O'nun buyrukları doğrultusunda hareket edilirse, Bedir'de olduğu gibi başka savaşlarda da başka zamanlarda da müslümanlar üstün olacaklar, üstünlüklerini sürdüreceklerdir. Bu yüzden, geçici sıkıntıları genele yaygınlaştırmayıp görev ve sorumluluklarımızı bilerek gevşemeyecek, hüzünlenmeyecek ve gerçekten inanıyorsak üstün olacağımızı unutmayacağız.

    Mustafa İslamoğlu

    Öyleyse ne yılgınlığa kapılın ne de üzülün: eğer gerçekten inanıyorsanız, insanların en üstünü mutlaka siz olursunuz.

    Muhammed Esed

    Öyleyse, cesaretinizi yitirmeyin ve üzülmeyin: Eğer (gerçekten) inanıyorsanız mutlaka (insanların) en üstünü olursunuz.

    Ahmed Hulusi

    Gevşemeyin, hüzünlenmeyin; siz en üstün olanlarsınız, eğer iman edenlerseniz.

    Ali Bulaç

    Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.

    Ali Rıza Safa

    Gevşemeyin ve üzülmeyin. Üstün olan sizsiniz; eğer inanıyorsanız?

    Bayraktar Bayraklı

    Gevşeklik göstermeyiniz; üzüntüye kapılmayınız. Eğer gerçekten inanıyorsanız, mutlaka siz en üstün olursunuz.

    Edip Yüksel

    Gevşemeyin, üzülmeyin; Gerçeği onaylıyorsanız üstün sizsiniz!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gevşemeyin, üzülmeyin; inanıyorsanız üstün sizsiniz!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sizler eğer gerçek inananlarsanız, daha yükselecekken gevşemeyin ve üzülmeyin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fütur getirmeyin ve mahzun olmayın daha yükselecekken sizler, gerçek mü'minlersiniz

    Erhan Aktaş

    Gevşemeyin, üzülmeyin! Eğer, gerçekten iman etmişseniz, üstün olan sizsiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gevşemeyin, üzülmeyin! Eğer, gerçekten inanmışsanız, üstün olan sizsiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gevşemeyin, üzülmeyin! Eğer, gerçekten inanmışsanız, üstün olan sizsiniz.

    Gültekin Onan

    Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer inançlılarsanız en üstün olan sizlersiniz.

    Hasan Basri Çantay

    (Ey mü'minler), gevşemeyin, mahzun olmayın, Siz eğer (gerçekden) mü'min iseniz (düşmanlarınıza gaalib ve onlardan) çok üstünsünüzdür.

    İbni Kesir

    Gevşemeyin, üzülmeyin, gerçekten inanmışsanız, mutlaka siz üstünsünüz.

    Mehmet Alagaş

    (137-143) Nice sünnetler / iş yapış şekilleri, sizden önce geldi geçti, gezin yeryüzünde ve yalancıların sonu nasıl olmuş bakın. Bu insanlar için bir açıklamadır, sakınanlara kılavuzdur, öğüttür / vaazdır. Gevşemeyin ve üzülmeyin, eğer iman esiyorsanız siz üstünsünüz. Eğer size bir yara isabet ederse, onun benzeri bir yara da o kavme de temas etmiştir , işte bu günleri iman edenleri bilmek onlar arasından şehitler edinmek için insanlar arasında sırayla dolaştırırız, Allah zalimler sevmez. Bu iman edenleri arındırmak, kafirleri azar azar tüketmek içindir. Siz Allah’ın sizden cihat edenleri bilmeden ve sabredenleri bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap ettiniz? Kesin olan şu ki önceleri siz ölümü temenni ederdiniz işte onunla buluştunuz, fakat şimdi de onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz. (Ölümü temenni etmek o kadar kolay değilmiş demek ki)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.

    Süleyman Ateş

    Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inanıyorsanız, mutlaka siz üstün geleceksiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer inanıp güveniyorsanız en üstün olan, sizlersiniz.

    Şaban Britch

    Gevşemeyin, üzülmeyin, iman edenlerden iseniz, mutlaka siz en üstünsünüz.

    Şaban Piriş

    Eğer gerçekten mümin olduysanız, siz, daha üstün olmanıza rağmen gevşemeyin, üzüntüye düşmeyin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gevşemeyin, tasalanmayın. Eğer inanıyorsanız üstün olan sizsiniz.

  2. Âl-i İmrân suresi, 140. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 140. ayet. إِن يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ ٱلْقَوْمَ قَرْحٌ مِّثْلُهُۥ وَتِلْكَ ٱلْأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ ٱلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَيَتَّخِذَ مِنكُمْ شُهَدَآءَ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir'de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.

    Mehmet Okuyan

    Size (Uhud'da) bir acı dokunduysa, (Bedir'de de) o kavme benzer bir acı dokunmuştu. O (sıkıntılı) günleri dipnot 1 biz, insanlar arasında döndürür (durur)uz. Sonunda Allah iman edenleri bilir dipnot 2 (ortaya çıkarır) ve aranızdan şahitler edinir. Allah zalimleri sevmez.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:5; Câsiye 45:14.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayetteki "Allah bilir" ifadesi, "Allah'ın bildirmesi ve/veya ortaya çıkarması" demektir. Özellikle burada ayetin devamındaki "ve aranızdan şahitler edinir" ifadesi de bunun delilidir. Benzer mesajlar: Bakara 2:143; Al-i İmrân 3:142, 166, 167; Mâide 5:94; Tevbe 9:16; Kehf 18:12; ‘Ankebût 29:3, 11; Sebe' 34:21; Muhammed 47:31; Hadîd 57:25.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer size bir zarar dokunduysa, elbet benzer bir zarar (başka) insanlara da dokundu. Zira o (iyi ve kötü) dönemleri biz insanlar arasında döndürür dururuz ki, Allah iman eden kimseleri seçip ayırsın ve sizden hakikate şahit olanları tesbit etsin; çünkü Allah zalimleri sevmez;

    Muhammed Esed

    Eğer başınıza bir bela gelirse, (bilin ki,) benzer bir belaya (başka) insanlar da uğramıştır; zira böyle (iyi ve kötü) günleri insanlara sırayla paylaştırırız: (Bu,) Allah'ın, imana erenleri seçip ayırması ve aranızdan hakikate (hayatları ile) şahitlik yapanları seçmesi içindir -çünkü Allah, zalimleri asla sevmez-

    Ahmed Hulusi

    Eğer size bir yara (-nın ızdırabı) dokunuyorsa, o topluluğa da bir benzeri dokunmuştur. Böyle günler, devridaim olur insanlar arasında. İman edenlerin Allah'ça bilinmesi (varlığındaki Esma mertebesince açığa çıkarılanın sonucunun meydana getirilmesi) ve hakikate hayatları pahasına şehadet edenlerin oluşması içindir. Allah zulmedenleri (nefslerinin veya başkalarının hakkını vermeyenleri) sevmez.

    Ali Bulaç

    Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. İşte o günleri biz onları insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Allah'ın iman edenleri belirtip ayırması ve sizden şahidler (veya şehidler) edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez;

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer siz (Uhud'da) bir acıya uğradınızsa, (karşınızdaki) kavim de onun benzeri bir acıya uğramıştır. Biz o günleri Allah'ın iman edenleri ortaya çıkarması ve içinizden şehidler edinmesi için döndürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen öteki topluma nasip ederiz). Allah, zâlimleri sevmez.

    Ali Rıza Safa

    Bir sıkıntı geldiyse, o topluma da benzer bir sıkıntı gelmiştir. Böyle günleri, insanlar arasında dolaştırırız; Allah'ın, inananları bilmesi ve aranızdan tanıklar seçmesi için. Çünkü Allah, haksızlık yapanları sevmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer başınıza bir bela gelirse biliniz ki benzer bir belaya başka insanlar da uğramıştır; zira böyle iyi ve kötü günleri insanlara sırayla paylaştırırız. Bu, Allah'ın iman edenleri seçip ayırması ve aranızdan hakikate şahitlik yapanları seçmesi içindir; çünkü Allah, zalimleri asla sevmez.

    Edip Yüksel

    Size bir sıkıntı dokunduysa, düşman topluluğa da benzeri bir sıkıntı dokunmuştur. Böyle günleri, halkın arasında döndürüp duruyoruz ki ALLAH iman edenleri ayırsın ve sizden bazılarını şahitler edinsin. ALLAH zalimleri sevmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Size bir sıkıntı dokunduysa, düşman topluluğa da benzeri bir sıkıntı dokunmuştur. Böyle günleri, halkın arasında döndürüp duruyoruz ki ALLAH gerçek inananları ayırsın ve sizden bazılarını şahitler edinsin. ALLAH zalimleri sevmez

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer size bir yara dokunduysa o heriflere de öyle bir yara dokundu. Biz o günleri insanlar arasında evirip çeviririz. Allah'ın sizden iman edenleri bilmesi ve sizden şehitler alması, şahitler tutması için böyle yaparız. Allah, zulmedenleri sevmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eğer size bir yara dokundu ise heriflere de öyle bir yara dokundu; hem o günler, biz onları insanlar arasında evirir çeviririz, hem Allah iman edenleri bileceği ve sizden şehidler, şahidler tutacağı için; ki Allah zalimleri sevmez

    Erhan Aktaş

    Eğer size bir sıkıntı isabet ederse, başka halklara da benzeri sıkıntı isabet etmiştir. Bu günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın içinizdeki gerçek iman edenleri ayırt etmesi ve gerçeğin tanıklarını belli etmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer size bir sıkıntı isabet ederse, başka halklara da benzeri sıkıntı isabet etmiştir. Bu günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın içinizdeki gerçek inananları ayırt etmesi ve gerçeğin tanıklarını belli etmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer size bir sıkıntı isabet ederse, başka insanlara da benzeri sıkıntı isabet etmiştir. Bu günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın içinizdeki gerçek inananları ayırt etmesi ve gerçeğin tanıklarını belli etmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez.

    Gültekin Onan

    Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. İşte o günleri biz onları insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Tanrı'nın inananları belirtip ayırması ve sizden şahidler (veya şehidler) edinmesi içindir. Tanrı, zulmedenleri sevmez;

    Hasan Basri Çantay

    (140-141) Eğer size ("Uhud" de) bir yara değmiş bulunuyorsa ("Bedir"de) o kavme de o kadar yara değmişdir. O günler (öyle günlerdir ki) biz onları insanlar arasında (gah lehlerine, gah aleyhlerine olmak üzere elden ele ve nöbetleşe nöbetleşe) döndürür dururuz. (Bu da) Allahın (ezeldeki) ilmini iman edenlere açıklaması, içinizden şehidler edinmesi, mü'minleri tertemiz yapıb kafirleri (murdar ölümle) helak etmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.

    İbni Kesir

    Eğer size bir yara dokunduysa; şüphesiz o kavme de o kadar yara dokunmuştur. Hem o günleri Biz, insanlar arasında döndürür dururuz. Bu; Allah'ın iman edenleri belirtmesi ve içinizden şahidler edinmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez.

    Mehmet Alagaş

    (137-143) Nice sünnetler / iş yapış şekilleri, sizden önce geldi geçti, gezin yeryüzünde ve yalancıların sonu nasıl olmuş bakın. Bu insanlar için bir açıklamadır, sakınanlara kılavuzdur, öğüttür / vaazdır. Gevşemeyin ve üzülmeyin, eğer iman esiyorsanız siz üstünsünüz. Eğer size bir yara isabet ederse, onun benzeri bir yara da o kavme de temas etmiştir , işte bu günleri iman edenleri bilmek onlar arasından şehitler edinmek için insanlar arasında sırayla dolaştırırız, Allah zalimler sevmez. Bu iman edenleri arındırmak, kafirleri azar azar tüketmek içindir. Siz Allah’ın sizden cihat edenleri bilmeden ve sabredenleri bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap ettiniz? Kesin olan şu ki önceleri siz ölümü temenni ederdiniz işte onunla buluştunuz, fakat şimdi de onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz. (Ölümü temenni etmek o kadar kolay değilmiş demek ki)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte (iyi veya kötü) günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. (Bazen bir topluma iyi ya da kötü günler gösteririz, bazen öbürüne.) Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.

    Süleyman Ateş

    Eğer size bir yara dokunduysa, o topluluğa da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler... onları biz insanlar arasında çevirip dururuz (kah bir kavme, kah ötekine galibiyet veririz; bazen bir topluma iyi veya kötü günler gösteririz, bazan ötekine). Allah inananları ortaya çıkarmak, sizden şehidler edinmek için (zamanı kah lehinize, kah aleyhinize çevirmektedir). Allah, zalimleri sevmez.

    Süleymaniye Vakfı

    Siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız karşınızdaki topluluk da (Bedir'de) onun dengi bir yara almıştı. dipnot 1 Böyle günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın inanıp güvenenleri bilmesi ve içinizden şahitler tutması içindir. dipnot 2 Allah yanlışa dalanları sevmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın şahit tutacağı kişiler, savaşta imtihanı kazanan ile kaybedeni yaşayarak gören ve döndüğü zaman bunu diğer insanlara anlatarak Allah'a güven konusunda onları uyaran kişilerdir (Tevbe 9/122).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz bir yara aldıysanız, karşınızdaki topluluk da vaktiyle öyle bir yara aldı. Böyle günleri, bir ona bir öbürüne, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın inanıp güvenenleri bilmesi ve içinizden kimilerini şahit tutması içindir. Allah, yanlış yapanları sevmez dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müslümanlar Uhud'da yara aldılar, Mekkeli müşrikler de Bedir'de yara almışlardı.

    Şaban Britch

    Eğer siz bir yara aldıysanız, o topluluk da ona benzer bir yara aldı. Allah’ın iman edenleri ortaya çıkarması, içinizden şehitler edinmesi için bu günleri insanlar arasında döndürür dururuz. Allah zalimleri sevmez.

    Şaban Piriş

    (140-141) -Eğer siz bir yara aldıysanız, o topluluk da ona benzer bir yara aldı. Allah'ın iman edenleri ortaya çıkarması, içinizden şehitler edinmesi ve iman edenleri arındırıp, kafirleri mahvetmesi için bu günleri insanlar arasında döndürür dururuz. Allah zalimleri sevmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Size bir yara değiyorsa, o topluma da benzeri bir yara mutlaka değmiştir. Bak işte günler! Biz onları insanlar arasında dolandırır dururuz. Allah bu sayede iman edenleri bilecek, sizden tanıklar/şehitler edinecektir. Allah zulme sapanları sevmez.

  3. Âl-i İmrân suresi, 141. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 141. ayet. وَلِيُمَحِّصَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَيَمْحَقَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Bir de Allah, iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar.

    Mehmet Okuyan

    Bir de (böylece) Allah iman edenleri arındırır; kâfirleri de helak eder.

    Mustafa İslamoğlu

    yine Allah, iman edenleri arındırıp üste çıkarsın ve inkarcıları da mahvetsin.

    Muhammed Esed

    ve (aynı zamanda) Allah'ın imana erenleri her türlü boş ve yararsız şeylerden arındırması ve hakikati inkar edenleri etkisiz hale getirmesi için.

    Ahmed Hulusi

    Ve dahi (bu yaşanılanlar), Allah'ın iman edenleri (bu olayları yaşatarak) arındırması; hakikati örtenleri de (bu yoldan) mahvetmesi içindir.

    Ali Bulaç

    (Yine bu) Allah'ın, iman edenleri arındırması ve inkar edenleri yok etmesi içindir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak, kâfirleri de helâk etmek ister.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın, inananları arındırması ve nankörlük edenleri yıkıma uğratması için.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir de Allah, iman edenleri her türlü boş ve yararsız şeylerden arındırmak ve inkarcıları helak etmek ister.

    Edip Yüksel

    ALLAH böylece iman edenleri sağlamlaştırır ve kafirlerin gururunu kırar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH böylece inananları sağlamlaştırır ve kafirlerin gururunu kırar

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de Allah, inananları seçip kafirleri mahvedeceği için.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Allah iman edenleri seçib kafirleri mahvedeceği için

    Erhan Aktaş

    Bu, Allah'ın, İman Edenleri arındırması ve Kafirleri mahvetmesi içindir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu, Allah'ın, iman edenleri arındırması ve Kafirleri mahvetmesi içindir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, Allah'ın, iman edenleri arındırması ve gerçeği yalanlayan nankörleri mahvetmesi içindir.

    Gültekin Onan

    (Yine bu) Tanrı'nın, inananları arındırması ve kafirleri yok etmesi içindir.

    Hasan Basri Çantay

    (140-141) Eğer size ("Uhud" de) bir yara değmiş bulunuyorsa ("Bedir"de) o kavme de o kadar yara değmişdir. O günler (öyle günlerdir ki) biz onları insanlar arasında (gah lehlerine, gah aleyhlerine olmak üzere elden ele ve nöbetleşe nöbetleşe) döndürür dururuz. (Bu da) Allahın (ezeldeki) ilmini iman edenlere açıklaması, içinizden şehidler edinmesi, mü'minleri tertemiz yapıb kafirleri (murdar ölümle) helak etmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.

    İbni Kesir

    Bu; Allah'ın iman edenleri seçmesi, kafirleri mahvetmesi içindir.

    Mehmet Alagaş

    (137-143) Nice sünnetler / iş yapış şekilleri, sizden önce geldi geçti, gezin yeryüzünde ve yalancıların sonu nasıl olmuş bakın. Bu insanlar için bir açıklamadır, sakınanlara kılavuzdur, öğüttür / vaazdır. Gevşemeyin ve üzülmeyin, eğer iman esiyorsanız siz üstünsünüz. Eğer size bir yara isabet ederse, onun benzeri bir yara da o kavme de temas etmiştir , işte bu günleri iman edenleri bilmek onlar arasından şehitler edinmek için insanlar arasında sırayla dolaştırırız, Allah zalimler sevmez. Bu iman edenleri arındırmak, kafirleri azar azar tüketmek içindir. Siz Allah’ın sizden cihat edenleri bilmeden ve sabredenleri bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap ettiniz? Kesin olan şu ki önceleri siz ölümü temenni ederdiniz işte onunla buluştunuz, fakat şimdi de onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz. (Ölümü temenni etmek o kadar kolay değilmiş demek ki)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir de Allah, iman edenleri arındırmak ve kâfirleri helak etmek için böyle yapar.

    Süleyman Ateş

    Ve inananları iyice özleştirmek, kafirleri de mahvetmek için (günleri insanlar arasında böyle çevirmektedir).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun bir sebebi de Allah'ın inanıp güvenenleri arındırması ve kafirleri çaresiz bırakması içindir.

    Şaban Britch

    Bir de böyle ve iman edenleri arındırıp, kâfirleri helak etmektedir.

    Şaban Piriş

    (140-141) -Eğer siz bir yara aldıysanız, o topluluk da ona benzer bir yara aldı. Allah'ın iman edenleri ortaya çıkarması, içinizden şehitler edinmesi ve iman edenleri arındırıp, kafirleri mahvetmesi için bu günleri insanlar arasında döndürür dururuz. Allah zalimleri sevmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tüm bunlar, Allah iman edenleri iyice seçip arındırsın ve küfre sapanları mahvetsin diyedir.

  4. Âl-i İmrân suresi, 142. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 142. ayet. أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ مِنكُمْ وَيَعْلَمَ ٱلصَّٰبِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?

    Mehmet Okuyan

    Yoksa siz Allah içinizden cihad edenleri (fedakârlık edenleri) ve sabredenleri bil(dir)ip (ortaya çıkarmadan) cennete gireceğinizi mi sandınız! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Yüce Allah'ın bilmesi" ifadesiyle ilgili izahımız için bkz. Al-i İmrân 3:140, dipnot 2.

    Mustafa İslamoğlu

    Ya yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri ve (yolunda) direnenleri seçip ayırmadan cennete girebileceğinizi mi sanıyorsunuz?

    Muhammed Esed

    Allah, (kendi yolunda) üstün çaba gösterdiğinizi ve zorluklara karşı sabırlı olduğunuzu görmedikçe cennete girebileceğinizi mi sanıyorsunuz?

    Ahmed Hulusi

    Yoksa siz zannetiniz mi ki Allah, içinizden o mücahede edenleri (aziym ve kararlılıkla hakikati yaşamak için mücadele edenleri) belli etmeden, bu yolda sabırla devam edenleri ortaya çıkarmadan, cenneti yaşayacaksınız!

    Ali Bulaç

    Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenleri belirtip ayırdetmeden ve sabredenleri de belirtip ayırdetmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?

    Ali Rıza Safa

    Yoksa Allah, aranızdan çaba gösterenleri belirlemeden ve dirençli olanları belirlemeden, cennete girebileceğinizi mi sandınız?

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa Allah, içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan, cennete gireceğinizi mi sandınız?

    Edip Yüksel

    ALLAH aranızdaki çalışanları ortaya çıkarmadan, sabredenleri ayırmadan bahçeye gireceğinizi mi sandınız?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH aranızdaki çalışanları ortaya çıkarmadan, sabredenleri ayırmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa siz, Allah içinizden savaşanları ve sabredenleri hiç belirlemeden cennete gireceğinizi mi sandınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa siz zannettinizmi ki Allah içinizden o mücahede edenleri hiç belli etmeden, sabredenleri belli etmeden Cennete giriverceksiniz?

    Erhan Aktaş

    Yoksa siz; Allah, içinizdeki cihad dipnot 1 edenleri ve sabredenleri dipnot 2 ortaya çıkarmadan Cennet'e gireceğinizi mi sanıyorsunuz?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah yolunda mücadele eden, çabalayan, canla başla çalışan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Sabremek; dayanmak, direnmek, yılgınlık ve usanç göstermemek, kararlı ve azimli olmak, sıkıntılara göğüs germek demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa siz; Allah, içinizdeki cihad dipnot 1 edenleri ve sabredenleri dipnot 2 ortaya çıkarmadan Cennet'e gireceğinizi mi sanıyorsunuz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah yolunda mücadele eden, çabalayan, canla başla çalışan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Dayanma, direnme, yılgınlık ve usanç göstermeme, kararlı ve azimli olma, sıkıntılara göğüs germe anlamına gelmektedir.

    Gültekin Onan

    Yoksa siz, Tanrı, içinizden cihad edenleri belirtip ayırdetmeden ve sabredenleri de belirtip ayırdetmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa siz - Allah içinizden savaşanlar (la savaşmayanlar) ı belli etmeden - sebat edenler (le etmeyenler) i belli etmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız?

    İbni Kesir

    Yoksa; Allah, içinizden cihad edenleri ve sabredenleri belirtmeden cennet'e girivereceğinizi mi sandınız?

    Mehmet Alagaş

    (137-143) Nice sünnetler / iş yapış şekilleri, sizden önce geldi geçti, gezin yeryüzünde ve yalancıların sonu nasıl olmuş bakın. Bu insanlar için bir açıklamadır, sakınanlara kılavuzdur, öğüttür / vaazdır. Gevşemeyin ve üzülmeyin, eğer iman esiyorsanız siz üstünsünüz. Eğer size bir yara isabet ederse, onun benzeri bir yara da o kavme de temas etmiştir , işte bu günleri iman edenleri bilmek onlar arasından şehitler edinmek için insanlar arasında sırayla dolaştırırız, Allah zalimler sevmez. Bu iman edenleri arındırmak, kafirleri azar azar tüketmek içindir. Siz Allah’ın sizden cihat edenleri bilmeden ve sabredenleri bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap ettiniz? Kesin olan şu ki önceleri siz ölümü temenni ederdiniz işte onunla buluştunuz, fakat şimdi de onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz. (Ölümü temenni etmek o kadar kolay değilmiş demek ki)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden Cennet'e gireceğinizi mi sandınız?

    Süleyman Ateş

    Yoksa siz, Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) bilmeden, sabredenleri (sınayıp) bilmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri /elinden geleni yapanları dipnot 1 bilmeden, sabredenleri de bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap etmiştiniz! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın en önemli parçasıdır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa Allah, içinizden mücadele (cihad) dipnot 1 edenleri bilmeden ve sabredenleri de bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap etmiştiniz dipnot 2 ?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cihad, olanca gücüyle mücadele demektir. Bu mücadele düşmana karşı, hayatın sıkıntılarına karşı veya şeytanın tuzaklarına karşı olabilir. Cihadı, Allah'ın emir ve yasaklarını ilk sıraya alarak yürütenler kazanırlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      "İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «İman ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?" (Ankebut 29/2)

    Şaban Britch

    Yoksa içinizden Allah cihad edenleri ve sabredenleri ortaya çıkarıp, bildirmeden cennete gireceğinizi mi sanıyordunuz?

    Şaban Piriş

    -Yoksa Allah, içinizden cihat edenleri belirlemeden ve sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa siz, Allah içinizden uğraşıp didinenleri seçmeden, sabredenleri seçmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?

  5. Âl-i İmrân suresi, 143. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 143. ayet. وَلَقَدْ كُنتُمْ تَمَنَّوْنَ ٱلْمَوْتَ مِن قَبْلِ أَن تَلْقَوْهُ فَقَدْ رَأَيْتُمُوهُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni etmiştiniz. Bakıp dururken onu (karşınızda) gördünüz.

    Mustafa İslamoğlu

    Nitekim siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce (Allah yolunda) can vermeyi arzuluyordunuz; işte şimdi onu gösterdiğimiz halde seyirci kalan da (yine) siz oluyorsunuz.

    Muhammed Esed

    Nitekim siz, ölümle yüzyüze gelmeden önce, (Allah yolunda) ölmeyi arzuladınız: işte şimdi kendi gözlerinizle onu görmektesiniz!

    Ahmed Hulusi

    Andolsun siz, ölümle karşı karşıya kalmadan önce şehid olmayı temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, bakıp duruyorsunuz!

    Ali Bulaç

    Andolsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    Oysa siz, (Uhud'da düşmanla ve) ölümle karşılaşmadan önce, ölümü ve şehîd olmayı) temenni etmiştiniz, işte şimdi bakıp onu (karşınızda) görüyorsunuz. (O halde bu mağlûbiyet korkusu ve üzüntüsü niye?!)

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, karşınıza çıkmadan önce, ölümü istiyordunuz. İşte, onu gördünüz; ama bakıp duruyorsunuz.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki siz ölümle yüzyüze gelmeden önce, onu temenni ederdiniz. İşte şimdi onu kendi gözlerinizle görmektesiniz.

    Edip Yüksel

    Siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. Fakat şimdi onu gördüğünüz halde bekliyorsunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. Fakat şimdi onu gördüğünüz halde bekliyorsunuz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. Fakat işte onu gördünüz, izleyiciler gibi bakıp duruyordunuz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için siz o ölümle karşılaşmadan evvel onu temenni ediyordunuz, fakat işte onu gördünüz bakıb duruyordunuz

    Erhan Aktaş

    Siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce, ölmeyi temenni ediyordunuz; ama onu görünce de bakakaldınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce, ölmeyi temenni ediyordunuz; ama onu görünce de bakakaldınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce, ölmeyi temenni ediyordunuz; ama onu görünce de bakakaldınız.

    Gültekin Onan

    Andolsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzulamışdınız. İşte onu gerçekden gördünüz de. (Fakat) siz (seyirciler gibi) bakıyordunuz.

    İbni Kesir

    Gerçekten siz, ölümle karşılaşmadan önce onu arzulamıştınız. İşte onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz.

    Mehmet Alagaş

    (137-143) Nice sünnetler / iş yapış şekilleri, sizden önce geldi geçti, gezin yeryüzünde ve yalancıların sonu nasıl olmuş bakın. Bu insanlar için bir açıklamadır, sakınanlara kılavuzdur, öğüttür / vaazdır. Gevşemeyin ve üzülmeyin, eğer iman esiyorsanız siz üstünsünüz. Eğer size bir yara isabet ederse, onun benzeri bir yara da o kavme de temas etmiştir , işte bu günleri iman edenleri bilmek onlar arasından şehitler edinmek için insanlar arasında sırayla dolaştırırız, Allah zalimler sevmez. Bu iman edenleri arındırmak, kafirleri azar azar tüketmek içindir. Siz Allah’ın sizden cihat edenleri bilmeden ve sabredenleri bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap ettiniz? Kesin olan şu ki önceleri siz ölümü temenni ederdiniz işte onunla buluştunuz, fakat şimdi de onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz. (Ölümü temenni etmek o kadar kolay değilmiş demek ki)

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan (Uhud'tan) önce (şehitliği) ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.

    Süleyman Ateş

    Andolsun ki, siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ölümle burun buruna gelinceye kadar, ölmek istiyordunuz. Ama ölümü görünce donup kaldınız!

    Şaban Britch

    Andolsun ki siz, savaşa girmeden (Uhud'tan) önce (şehitliği), ölümü temenni ediyordunuz. İşte şimdi onu karşınızda gördünüz

    Şaban Piriş

    Oysa siz, (Uhud'da) ölümle karşılaşmadan önce (Allah yolunda) ölmeyi arzuladınız. İşte şimdi onu gözlerinizle gördünüz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki siz, onunla karşılaşmadan önce ölümü arzuluyordunuz. İşte gördünüz onu ve bakıp duruyorsunuz.

  6. Âl-i İmrân suresi, 144. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 144. ayet. وَمَا مُحَمَّدٌ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ ٱلرُّسُلُ أَفَإِي۟ن مَّاتَ أَوْ قُتِلَ ٱنقَلَبْتُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ وَمَن يَنقَلِبْ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ فَلَن يَضُرَّ ٱللَّهَ شَيْـًٔا وَسَيَجْزِى ٱللَّهُ ٱلشَّٰكِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükafatlandıracaktır.

    Mehmet Okuyan

    Muhammed sadece bir elçidir. Ondan önce de elçiler elbette geçmiştir. O ölür veya öldürülürse, topuklarınız üzerine (geriye, eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) iki topuğu üzerine (geri) dönerse, (bilsin ki) Allah'a asla zarar veremeyecektir. Allah şükredenleri ileride ödüllendirecektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Muhammed yalnızca bir elçidir; ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. O halde o ölür ya da öldürülürse, topuklarınız üzerinde geriye mi döneceksiniz? Fakat kim topukları üzerinde geriye dönerse, iyi bilsin ki Allah'a hiç bir zarar veremez; halbuki Allah şükredenlerin karşılığını verecektir.

    Muhammed Esed

    Muhammed yalnızca bir elçidir; ondan önce de (başka) elçiler gelip geçtiler: Öyleyse, o ölür yahut öldürülürse, topuklarınız üzerinde gerisin geri mi döneceksiniz? Ama, topukları üzerinde gerisin geri dönen kişi hiçbir şekilde Allah'a zarar veremez. -halbuki Allah, (Kendisine) şükreden herkesin karşılığını verecektir.-

    Ahmed Hulusi

    Muhammed, Rasulden başka bir şey değildir. Ondan önce de Rasuller gelip geçti. Şimdi o ölse veya öldürülse, siz (inancınızdan - davanızdan) geri mi döneceksiniz? Her kim geri dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez! Allah şükredenleri cezalandıracaktır (değerlendirenlere bunun getirisini yaşatacaktır).

    Ali Bulaç

    Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip geçmiştir. Şimdi o ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Öyleyse şimdi o, ölür veya öldürülürse, topuklarınız üzerinde (İslam'dan küfre) geri mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.

    Ali Rıza Safa

    Muhammed, bir elçiden başkası değildir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Şimdi, O ölürse veya öldürülürse, topuklarınızın üzerinde geriye döneceksiniz; öyle mi? Kim topuklarının üzerinde geriye dönerse, Allah'a, asla dokunca veremez. Ve Allah, şükredenleri, yakında ödüllendirecektir. dipnot 72

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 72
      Muhammed peygamberin öldüğü gün, Müslümanları üzüntü ve şaşkınlıktan kurtarmak için okunduğu öne sürülen ayettir.

    Bayraktar Bayraklı

    Muhammed sadece bir peygamberdir; ondan önce de peygamberler gelip geçti. Öyleyse, o ölür yahut öldürülürse, topuklarınız üzerinde gerisin geri mi döneceksiniz? Kim topukları üzere geri dönerse Allah'a zarar veremez; fakat şükredenlerin ödülünü Allah verir.

    Edip Yüksel

    Muhammed sadece bir elçidir ve ondan önce de nice elçiler gelip geçmiştir. Ölür yahut öldürülürse geriye mi döneceksiniz. Dönekler ALLAH'a hiçbir zarar veremez. ALLAH şükredenleri ödüllendirecektir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Muhammed sadece bir elçidir ve ondan önce de nice elçiler gelip geçmiştir. Ölür yahut öldürülürse geriye mi döneceksiniz. Dönekler ALLAH'a hiç bir zarar veremez. ALLAH şükredenleri ödüllendirecektir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler gelip geçti. Şimdi o, ölür veya öldürülürse, siz gerisin geriye mi döneceksiniz? Her kim geri dönecek olursa, kesinlikle Allah'a bir zarar veremeyecektir. Fakat Allah, şükredenleri yakında mükafatlandıracak.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Muhammed de ancak bir Resuldür ondan evvel Resuller hep geldi geçti, şimdi o ölür veya katledilirse siz ardınıza dönüverecek misiniz? Her kim ardına dönerse elbette Allaha bir zarar edecek değil, fakat şükredenlere Allah yarın mükafat verecek

    Erhan Aktaş

    Muhammed, ancak bir Resuldür. Ondan önce de Resuller gelip geçti. Eğer o ölür ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geri mi döneceksiniz? Kim topukları üzerinde gerisin geri dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri ödüllendirecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Muhammed, ancak bir resuldür. Ondan önce de resuller gelip geçti. Eğer o ölür ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geri mi döneceksiniz. Kim topukları üzerinde gerisin geri dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri ödüllendirecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Muhammed, ancak bir rasuldür. Ondan önce de rasuller gelip geçti. Eğer o ölür ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geri mi döneceksiniz. Kim topukları üzerinde gerisin geri dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri ödüllendirecektir.

    Gültekin Onan

    Muhammed yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip geçmiştir. Şimdi o ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde geriye mi döneceksiniz (kalebtüm)? İki topuğu üzerinde geri dönen (yenkalib) kimse Tanrı'ya kesinlikle zarar veremez. Tanrı, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Muhammed bir peygamberden başka (bir şey) değildir. Ondan evvel daha nice peygamberler gelib geçmişdir. Şimdi o, ölür yahud öldürülürse ökçelerinizin üstünde (gerisin geri) mi döneceksiniz? Kim (böyle) iki ökçesi üzerinde (ardına) dönerse elbette Allaha hiç bir şeyle zarar yapmış olmaz. Allah şükür (ve sebat) edenlere mükafat verecekdir.

    İbni Kesir

    Muhammed; sadece bir elçidir. Ondan önce de nice elçiler gelip geçmiştir. Şimdi o, ölür veya öldürülürse; geriye mi döneceksiniz? Kim geriye dönerse; Allah'a hiç bir zarar vermez. Allah, şükredenlerin mükafatını verecektir.

    Mehmet Alagaş

    (144-151) Muhammed ancak bir Resuldür , ondan önce de nice Resul geldi geçti , eğer ki o ölür yahut öldürülürse, topuklarınız üzre / ökçeleriniz üzere geri mi dönersiniz? (Sebebi nüzul Resul öldü haberi) Kim ökçesi üzere geri dönerse, Allah’a herhangi bir zarar veremez, Allah şükredenleri ödüllendirecektir. Bir kimsenin ölmesi Allah’ın izni dışında olmaz, süreli şekilde o yazılıdır, her kim dünya hayatının ödülünü isterse ondan ona veririz, kim de ahret hayatının ödülünü isterse ondan ona veririz , i lerde şükredenleri ödüllendireceğiz. Nebilerden niceleri savaştı. Onlarla Rabbin has kulları / Rabbeniyyinlerden çoğu onlarla birlikte savaştı. Onlara, Allah yolunda isabet eden şeylerden dolayı gevşemediler, zafiyet göstermediler, boyun bükmediler, Allah sabredenleri sever. Onların sözleri, Rabbimiz bizi günahlarımızdan dolayı ve emirlerimizdeki savurganlıklarımızdan dolayı bağışla ayaklarımızı sabitle ve kafir kavme karşı bize yardım et demek oldu. Allah ta onlara dünya ödüllerini ve güzel ahiret ödüllerini verdi , Allah güzel davrananları sever. Ey İman edenler, eğer kafirlere uyarsanız, ökçeleriniz üzere sizi döndürürler, hasara uğramış hale dönüşürsünüz, bilakis Allah sizin dostunuzdur ve O, yardım edenlerin e n hayırlısıdır. Hakkında hiçbir delilleri olmayan şeyleri şirk koşmalarından dolayı kafirlerin kalplerine korku salacağız, onların varacakları yer cehennemdir, zalimlerin yerleri ne kötüdür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisin geriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.

    Süleyman Ateş

    Muhammed, sadece bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse siz ökçelerinizin üzerinde geriye mi döneceksiniz? Kim ökçesi üzerinde geriye dönerse, Allah'a hiçbir ziyan veremez. Allah, şükredenleri mükafatlandıracaktır.

    Süleymaniye Vakfı

    Muhammed sadece bir resul /elçidir. dipnot 1 Ondan önce de nice resuller gelip geçti. dipnot 2 Şimdi, o ölse dipnot 3 veya öldürülse siz gerisin geri mi döneceksiniz? Kim gerisin geri dönerse o, Allah'a asla bir zarar veremez. Allah şükredenleri /görevini yerine getirenleri ödüllendirecektir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer ifade İsa Aleyhisselam için de kullanılmıştır (Maide 5/75).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Muhammed sadece bir elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz? Gerisin geri dönenin Allah'a bir zararı olmaz. Allah, görevini yapanları dipnot 1 ödüllendirecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin bu bölümü, "Allah, şükredenleri ödüllendirecektir" şeklinde tercüme edilir. Şükür, kadir kıymet bilmek ve yapılan iyiliği karşılıksız bırakmamaktır. Türkçede bunu en iyi karşılayan kelime "görevini yerine getirme" olduğundan biz bu anlamı tercih ettik.

    Şaban Britch

    Muhammed yalnızca bir elçidir. Ondan önce de, elçiler gelip geçmiştir. Öyleyse şimdi, o ölür veya öldürülürse topuklarınızın üstünde geri mi döneceksiniz? Kim topukları üzerinde geri dönerse, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.

    Şaban Piriş

    Muhammed yalnızca bir elçidir. Ondan önce de, elçiler gelip geçmiştir. Öyleyse şimdi, O, ölür veya öldürülürse topuklarınızın üstünde geri mi döneceksiniz? Kim topukları üzerinde geri dönerse, Allah'a hiç bir şekilde zarar veremez. Allah, şükredenleri mükafatlandıracaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Muhammed bir resulden başkası değildir. Ondan önce de resuller gelip geçmiştir. Şimdi o ölse yahut öldürülse ökçeleriniz üzerine gerisin geri mi döneceksiniz! İki ökçesi üzerine geri dönen, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez. Allah, şükredenleri ödüllendirecektir.

  7. Âl-i İmrân suresi, 145. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 145. ayet. وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تَمُوتَ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ كِتَٰبًا مُّؤَجَّلًا وَمَن يُرِدْ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا نُؤْتِهِۦ مِنْهَا وَمَن يُرِدْ ثَوَابَ ٱلْـَٔاخِرَةِ نُؤْتِهِۦ مِنْهَا وَسَنَجْزِى ٱلشَّٰكِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Hiçbir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükafatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız.

    Mehmet Okuyan

    Her nefis belirlenmiş bir kitap (ilahî yasa) hâlinde yalnızca Allah'ın izniyle ölür. Kim dünya nimetini isterse, kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevabını isterse, ona da bundan veririz. Biz, şükredenleri ileride ödüllendireceğiz.

    Mustafa İslamoğlu

    Hiç kimse, Allah'ın izniyle ilahi yasa ile kararlaştırılmış vade dışında ölmez. Ve kim bu dünyanın nimetlerini isterse kendisine ondan veririz, kim de ahiretin nimetlerini isterse ona da ondan veririz; ve Biz, şükredenleri ödüllendiririz.

    Muhammed Esed

    Hiç kimse, tayin edilmiş belli bir vadeden önce, Allah'ın izni olmadan ölmez. Ve kim bu dünyanın nimetlerini arzularsa kendisine ondan vereceğiz; kim de ahiretin nimetlerini arzularsa ona da bunu vereceğiz; ve (Bize) şükredenleri mükafatlandıracağız.

    Ahmed Hulusi

    Varlığındaki Allah Esma'sının oluşturduğu ("B"iiznillah) değişmez programı (kitaben müeccela) elvermedikçe hiç kimse ölmez! Kim dünyanın nimetlerini isterse, ona dünyada veririz. Kim de sonsuz gelecek sürecinin nimetlerini arzu ederse, ona da ondan veririz. Biz şükredenlerin cezasını (karşılığını) veririz (değerlendirenlerin değerlendirmelerinin sonucunu yaşatırız).

    Ali Bulaç

    Allah'ın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz.

    Ali Özek ve heyeti

    Hiçbir kimse yok ki, ölümü Allah’ın iznine bağlı olmasın. (Ölüm), belli bir süreye göre yazılmıştır. Her kim, dünya nimetini isterse, kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevabını isterse, ona da bundan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın izni olmadıkça, hiç kimse ölmez. Süresi belirlenmiş bir yazıdır. Kim dünya yararını isterse, ona, ondan veririz. Kim sonsuz yaşam yararını isterse, ona da ondan veririz. Şükredenleri, yakında ödüllendireceğiz.

    Bayraktar Bayraklı

    Hiç kimse, tayin edilmiş belli bir vadeden önce, Allah'ın izni olmadan ölmez. Kim bu dünyanın nimetlerini arzularsa kendisine ondan vereceğiz; kim de ahiretin nimetlerini arzularsa kendisine ondan vereceğiz ve şükredenleri ödüllendireceğiz.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın izni olmadan hiç kimse ölemez. Ölümün belirlenmiş bir süresi var. Kim dünya nimetini isterse ona ondan veririz, kim ahiret nimetini isterse ona da ondan veririz. Şükredenleri ödüllendireceğiz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın izni olmadan hiç kimse ölemez. Ölümün belirlenmiş bir süresi var. Kim dünya nimetini isterse ona ondan veririz, kim ahiret nimetini isterse ona da ondan veririz. Şükredenleri ödüllendireceğiz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın izni olmadıkça hiç kimse ölmeyecektir. O, vadesi yazılmış şaşmaz bir yazıdır. Bununla birlikte kim dünya nimetini isterse ona da ondan veririz. Şükredenleri ise kesinlikle mükafatlandıracağız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem Allahın izni olmakdıkça kimseye ölmek yok: o va'desile yazılmış şaşmaz bir yazı, bununla beraber kim dünya sevabını isterse ona ondan veriniz, kim de Ahıret sevabını isterse ona da ondan veririz, şükredenlere ise muhakkak mükafat vereceğiz.

    Erhan Aktaş

    Allah'ın izni dipnot 1 dışında, hiç kimse ölmez. Ölüm, vakti belirlenmiş bir süreye göre yazılmıştır. dipnot 2 Kim dünya kazancını isterse; ona, onu veririz, kim de ahiret kazancını isterse, ona da onu veririz. Şükredenleri ödüllendireceğiz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah'ın izni ile" terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallarının belirleyici olması, Allah'ın bilgisi ve onayı" anlamlarına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Biçilmiş süre, bekleme süresi. Bir sürenin son anı. Ölüm. Ecelin gelmesi Allah'ın belirlediği yasalara göre gerçekleşir. Bütün olaylar sebep sonuç ilişkisine bağlıdır. Ölüm koşulları oluşmadan ölüm meydana gelmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın izni dipnot 1 dışında, hiç kimse ölmez. Ölüm, vakti belirlenmiş bir süreye göre yazılmıştır. dipnot 2 Kim dünya kazancını isterse; ona, onu veririz, kim de ahiret kazancını isterse, ona da onu veririz. Şükredenleri ödüllendireceğiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre, " Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği anlamlarına gelmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Biçilmiş süre, bekleme süresi. Bir sürenin son anı. Ölüm.  Ecelin gelmesi Allah'ın belirlediği yasalara göre gerçekleşir. Bütün olaylar sebep sonuç ilişkisine bağlıdır. Ölüm koşulları oluşmadan ölüm meydana gelmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın bilgisi dipnot 1 olmaksızın, hiç kimseye vakti belirlenmiş bir süreden önce ölmek yoktur. dipnot 2 Kim dünya kazancını isterse; ona, onu veririz, kim de ahiret kazancını isterse, ona da onu veririz. Şükredenleri ödüllendireceğiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "bi iznillahi", deyimi, çevirilerde, "Allah'ın izni" olarak yer almaktadır. Oysaki "izin" sözcüğü Arapçada "bilgi", "bilmek" anlamına gelmektedir. "Bi iznillah", Allah'ın bilgisine göre, Allah'ın bilgisi gereği demektir. (2/Bakara, 213; 2/Bakara, 221, 5/Maide, 16).
    2. metne dön, dipnot 2
      ‘Ecelin gelmesi Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesinde gerçekleşir. Bütün olaylar sebep sonuç ilişkisine bağlıdır. Ölüm şartları oluşmadan ölüm meydana gelmez.'

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın izni olmaksızın hiç bir nefs için ölmek yoktur. O, süresi-belirtilmiş (müeccela)bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın izni (emri ve kazaası) olmadıkça hiç bir kimseye ölmek yokdur. O, va'desiyle yazılmış bir yazıdır. Kim dünya menfaatini dilerse kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da bundan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız.

    İbni Kesir

    Allah'ın izni olmadıkça hiç bir kimseye ölmek yoktur. O, vadesiyle yazılmış bir yazıdır. Kim dünya nimetini isterse kendisine ondan veririz, kim de ahiret nimetini dilerse buna da ondan veririz. Ve şükredenleri mükafatlandıracağız.

    Mehmet Alagaş

    (144-151) Muhammed ancak bir Resuldür , ondan önce de nice Resul geldi geçti , eğer ki o ölür yahut öldürülürse, topuklarınız üzre / ökçeleriniz üzere geri mi dönersiniz? (Sebebi nüzul Resul öldü haberi) Kim ökçesi üzere geri dönerse, Allah’a herhangi bir zarar veremez, Allah şükredenleri ödüllendirecektir. Bir kimsenin ölmesi Allah’ın izni dışında olmaz, süreli şekilde o yazılıdır, her kim dünya hayatının ödülünü isterse ondan ona veririz, kim de ahret hayatının ödülünü isterse ondan ona veririz , i lerde şükredenleri ödüllendireceğiz. Nebilerden niceleri savaştı. Onlarla Rabbin has kulları / Rabbeniyyinlerden çoğu onlarla birlikte savaştı. Onlara, Allah yolunda isabet eden şeylerden dolayı gevşemediler, zafiyet göstermediler, boyun bükmediler, Allah sabredenleri sever. Onların sözleri, Rabbimiz bizi günahlarımızdan dolayı ve emirlerimizdeki savurganlıklarımızdan dolayı bağışla ayaklarımızı sabitle ve kafir kavme karşı bize yardım et demek oldu. Allah ta onlara dünya ödüllerini ve güzel ahiret ödüllerini verdi , Allah güzel davrananları sever. Ey İman edenler, eğer kafirlere uyarsanız, ökçeleriniz üzere sizi döndürürler, hasara uğramış hale dönüşürsünüz, bilakis Allah sizin dostunuzdur ve O, yardım edenlerin e n hayırlısıdır. Hakkında hiçbir delilleri olmayan şeyleri şirk koşmalarından dolayı kafirlerin kalplerine korku salacağız, onların varacakları yer cehennemdir, zalimlerin yerleri ne kötüdür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükâfatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın izni olmadan hiçbir kişi ölmez. (Ölüm) Belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya sevabını (menfaatini) isterse, kendisine ondan veririz; kim ahiret sevabını isterse, kendisine ondan veririz, şükredenleri mükafatlandıracağız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın izni olmadan, yazılı eceli gelmeden kimse ölmez. Kim dünyalık isterse ona ondan veririz. Kim ahiretlik isterse ona da ondan veririz. Biz, görevini yapanları ödüllendireceğiz.

    Şaban Britch

    Hiç kimse, Allah’ın izni olmadan ve takdir edip, yazdığı süresi gelmeden ölmez. Dünya nimeti isteyene ondan veririz. Ahiret nimeti isteyene de ondan veririz. Biz, şükredenleri mükâfatlandıracağız.

    Şaban Piriş

    Hiç kimse, Allah'ın izni olmadan ve belirlenmiş süresi gelmeden ölmez. Dünya nimeti isteyene ondan veririz. Ahiret nimeti isteyene de ondan veririz. Biz, şükredenleri mükafatlandıracağız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kişi ölmez. Vakti belirlenmiş bir yazıdır o. Dünya çıkarını gözetene ondan veririz; ahiret yararını gözetene de ondan veririz. Şükredenleri ödüllendireceğiz biz.

  8. Âl-i İmrân suresi, 146. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 146. ayet. وَكَأَيِّن مِّن نَّبِىٍّ قَٰتَلَ مَعَهُۥ رِبِّيُّونَ كَثِيرٌ فَمَا وَهَنُوا۟ لِمَآ أَصَابَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَمَا ضَعُفُوا۟ وَمَا ٱسْتَكَانُوا۟ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلصَّٰبِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever.

    Mehmet Okuyan

    Nice peygamberler vardı ki beraberinde kendilerini Rablerine adayanlar bulunduğu hâlde savaşmışlardı. Bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik göstermemiş, (düşmanlarına karşı) boyun eğmemişlerdi. Allah (işte böyle) sabredenleri sever. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah müslümanların Hz. Muhammed'i yalnız bırakmayıp onun yanında yer alarak düşmanlarına karşı koymaları gerektiğini hükme bağlamaktadır. Uhud'da çıkarılan asılsız bir habere inanıp Hz. Muhammed'in yanından uzaklaşanlar bu ayette dolaylı olarak eleştirilmekte, her şartta ve ortamda Hz. Muhammed'i desteklemeleri gerektiği ifade edilmiş olmaktadır. Buna göre, ayette ümmete yönelik bir bilinç inşasının söz konusu olduğunu söyleyebiliriz.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve nice peygamber, yanındaki Rabbe adanmış bir çok insanla birlikte savaşma durumunda kaldı. Onlar Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı ne yılgınlığa kapıldılar, ne acziyet gösterdiler, ne de baş eğdiler: zira Allah direnenleri sever.

    Muhammed Esed

    Nice peygamber, arkasında Allah'a ram olmuş birçok insanla birlikte (O'nun yolunda) savaşmak zorunda kaldı: Onlar, Allah yolunda çektikleri sıkıntılardan dolayı ne korkuya kapıldılar, ne zayıf düştüler ve ne de kendilerini (düşman önünde) küçük düşürdüler, zira Allah sıkıntılara göğüs gerenleri sever;

    Ahmed Hulusi

    Nice Nebiler, beraberlerinde Rablerinin kulluğu içinde olduklarını yaşayanlar olduğu halde savaştılar da; Allah yolunda başlarına gelenler yüzünden gevşemediler, zaaf göstermediler ve boyun eğmediler. Allah güçlüklere tahammül edenleri sever.

    Ali Bulaç

    Nice peygamberle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever.

    Ali Özek ve heyeti

    Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu halde savaştılar da, bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.

    Ali Rıza Safa

    Nice peygamberin yanında, kendisini Efendisine adamış olan birçok kişi savaştı. Allah'ın yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar ve boyun eğmediler. Çünkü Allah, dirençli olanları sever.

    Bayraktar Bayraklı

    Nice peygamberler vardır ki, Allah'ın pek çok sevgili kulu onlarla birlikte savaşmışlar, Allah yolunda başlarına gelenden zerre kadar yılmamış, gevşememiş, boyun eğmemişlerdir. Allah sabredenleri sever.

    Edip Yüksel

    Nice peygamberler var ki yanlarında kendilerini Efendi'lerine adamış birçok kişi ile birlikte savaştılar. ALLAH yolunda başlarına gelenden ötürü gevşemediler, yılmadılar, boyun eğmediler. ALLAH direnenleri sever.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nice peygamberler var ki kendilerini Rab'lerine adamış birçok kişi onlarla birlikte savaştı. ALLAH yolunda başlarına gelenden ötürü gevşemediler, yılmadılar, boyun eğmediler. ALLAH direnenleri sever.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nice peygamberler vardır ki, bir çok Allah erleri onların maiyyetinde savaştı ve Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşemediler, zaaf göstermediler ve baş eğmediler. Allah da sabredenleri sever.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Nice Peygamber, ma'iyyetinde rübubiyyet aşina bir çok erenler harb ettiler de Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı fütur getirmediler, za'f göstermediler, miskinlik etmediler Allah da sabredenleri sever

    Erhan Aktaş

    Nice Nebilerle, rabbani dipnot 1 olanlar birlikte savaştı. Bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı yılmadılar, zayıflık göstermediler ve boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendisini Allah'a adamış olan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Nice nebilerle, rabbani dipnot 1 olanlar birlikte savaştı. Bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı yılmadılar, zayıflık göstermediler ve boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendisini Allah'a adamış olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nice nebilerle, kendilerini Allah'a adamış olanlar birlikte savaştı. Bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşemediler, yılmadılar ve boyun eğmediler. Allah sabredenleri dipnot 1 sever.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yılmayan, usanmayan, tutarlı ve kararlı olan, dayanan ve direnen.

    Gültekin Onan

    Nice peygamberle birlikte birçok rabbani (bilginler) savaşa girdiler de, Tanrı yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Tanrı, sabredenleri sever.

    Hasan Basri Çantay

    Nice peygamber (gelib geçmişdi ki) maiyyetinde bir çok alimler muhaarebe etdi de Allah yolunda kendilerine gelen (belalar) dan dolayı ne gevşeklik, ne za'f göstermediler, (düşmana) boyun da eğmediler. Allah sabr (-u sebat) edenleri sever.

    İbni Kesir

    Nice peygamberler, beraberinde Rabba kul olanlardan bir çoğu bulunduğu halde savaştılar ve Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı yılmadılar, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever.

    Mehmet Alagaş

    (144-151) Muhammed ancak bir Resuldür , ondan önce de nice Resul geldi geçti , eğer ki o ölür yahut öldürülürse, topuklarınız üzre / ökçeleriniz üzere geri mi dönersiniz? (Sebebi nüzul Resul öldü haberi) Kim ökçesi üzere geri dönerse, Allah’a herhangi bir zarar veremez, Allah şükredenleri ödüllendirecektir. Bir kimsenin ölmesi Allah’ın izni dışında olmaz, süreli şekilde o yazılıdır, her kim dünya hayatının ödülünü isterse ondan ona veririz, kim de ahret hayatının ödülünü isterse ondan ona veririz , i lerde şükredenleri ödüllendireceğiz. Nebilerden niceleri savaştı. Onlarla Rabbin has kulları / Rabbeniyyinlerden çoğu onlarla birlikte savaştı. Onlara, Allah yolunda isabet eden şeylerden dolayı gevşemediler, zafiyet göstermediler, boyun bükmediler, Allah sabredenleri sever. Onların sözleri, Rabbimiz bizi günahlarımızdan dolayı ve emirlerimizdeki savurganlıklarımızdan dolayı bağışla ayaklarımızı sabitle ve kafir kavme karşı bize yardım et demek oldu. Allah ta onlara dünya ödüllerini ve güzel ahiret ödüllerini verdi , Allah güzel davrananları sever. Ey İman edenler, eğer kafirlere uyarsanız, ökçeleriniz üzere sizi döndürürler, hasara uğramış hale dönüşürsünüz, bilakis Allah sizin dostunuzdur ve O, yardım edenlerin e n hayırlısıdır. Hakkında hiçbir delilleri olmayan şeyleri şirk koşmalarından dolayı kafirlerin kalplerine korku salacağız, onların varacakları yer cehennemdir, zalimlerin yerleri ne kötüdür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nice peygamberler vardır ki , onunla birlikte bir çok Allah dostları savaştılar . Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşemediler , yılmadılar , boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.

    Süleyman Ateş

    Nice peygamber var ki, kendileriyle beraber birçok erenler çarpıştılar; Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zayıflık göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.

    Süleymaniye Vakfı

    Nice nebi vardı ki kendini Rabbine adamış çok sayıda kişi, onunla birlikte savaşmıştı. Onlar, Allah yolunda başlarına gelenden ötürü gevşememişler, zayıflık göstermemişler ve (düşmana) boyun eğmemişlerdir. Allah sabredenleri /duruşunu bozmayanları sever. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerini Rablerine (Sahiplerine) teslim etmiş çok kişi, nice nebi ile birlikte savaştı. Onlar, Allah yolunda başlarına gelenden ötürü zayıflık göstermediler ve savaşa ara vermediler. Allah, sabredenleri sever.

    Şaban Britch

    Nice peygamberler vardır ki onların yanında bir çok rabbani kimseler (Rabbine yönelen kimse) savaşmıştır. Allah yolunda başlarına gelen musibetler sebebiyle gevşememişler, zaaf göstermemiş ve boyun da eğmemişlerdir. Allah sabredenleri sever.

    Şaban Piriş

    Nice peygamberler vardır ki onların yanında bir çok rabbani (Rabbine yönelen kimse) savaşmıştır. Allah yolunda başlarına gelen musibetler sebebiyle gevşememişler, zaaf göstermemiş ve boyun da eğmemişlerdir. Allah sabredenleri sever.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nice peygamber, beraberinde kendisini Rabb'e adayan birçok kişi bulunduğu halde savaşmıştır. Onlar, Allah yolunda kendilerine gelip çatan zorluklar yüzünden gevşememiş, zayıflık göstermemiş, susup pusmamışlardır. Allah sabredenleri sever.

  9. Âl-i İmrân suresi, 147. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 147. ayet. وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ رَبَّنَا ٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِىٓ أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Onların sözleri ancak, "Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kafir topluma karşı bize yardım et" demekten ibaretti.

    Mehmet Okuyan

    Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibaretti: "Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla. dipnot 1 Ayaklarımızı sabit tut! kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [İsrâf], işlerdeki aşırılık ve taşkınlık demektir. Günahların bağışlanması duası için bkz. Bakara 2:286; Al-i İmrân 3:16, 147, 193; A‘râf 7:151, 155; İbrâhim 14:41; Mü'minûn 23:109, 118; Şu‘arâ 26:86; Kasas 28:16; Sâd 38:35; Mü'min 40:7; Haşr 59:10; Mümtehine 60:5; Tahrîm 66:8; Nûh 71:28.

    Mustafa İslamoğlu

    Onların söylediği yalnızca şuydu: "Rabbimiz! Günahlarımızı ve haddi aşan tavırlarımızı bağışla! Bizi sabit kadem kıl ve kafir topluma karşı bize yardım et!"

    Muhammed Esed

    Onların tek söyledikleri şuydu: "Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işlerimizdeki aşırılıkları bağışla! Adımlarımızı sağlamlaştır ve hakikati inkar edenlere karşı bize yardım et!"

    Ahmed Hulusi

    Onların söyledikleri şu idi: "Rabbimiz suçlarımızı ve yaptıklarımızdaki aşırılığı bağışla; bize metanet ve sebat ver; hakikati inkar edenlere karşı bize yardım et, zafer ver. "

    Ali Bulaç

    Onların söyledikleri: "Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler topluluğuna karşı yardım et" demelerinden başka bir şey değildi.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibaretti: «Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!»

    Ali Rıza Safa

    Yalnızca, şöyle dediler: "Efendimiz! Suçlarımızı ve edimlerimizdeki aşırılıkları bağışla, ayaklarımızı sağlamlaştır ve nankörlük eden topluma karşı bize yardım et!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibaretti: "Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla; ayaklarımızı sabit kıl; kafirler topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl!"

    Edip Yüksel

    Sözleri yalnızca şuydu: "Efendimiz, günahlarımızı ve işlerimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı sağlam tut ve inkarcı topluluğa karşı bize zafer ver."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sözleri yalnızca şuydu: 'Rabbimiz, günahlarımızı ve işlerimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı sağlam tut ve inkarcı topluluğa karşı bize zafer ver.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onların: "Ey Rabbimiz günahlarımızı ve işlerimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla, savaş alanlarında ayaklarımızı iyi dire ve kafirlere karşı bizlere zafer ver!" demekten başka bir sözleri de yoktu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Başka bir söyledikleri de yoktu, sade: ya Rabbena bize günahlarımızı ve işimizde taşkınlıklarımızı mağfiret buyur, cihad meydanında ayaklarımızı iyi dire ve kafirlere karşı bizleri mansur kıl, diyorlardı

    Erhan Aktaş

    Onların sözleri ancak şuydu: "Ey Rabbimiz! Suçlarımızı ve yaptığımız taşkınlıkları bağışla, ayaklarımızı sabit kıl, Kafirlere karşı bize yardım et."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların sözleri ancak şuydu: "Ey Rabbimiz! Suçlarımızı ve yaptığımız taşkınlıkları bağışla, ayaklarımızı sabit kıl, gerçeği yalanlayan nankörlere karşı bize yardım et."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların sözleri ancak şuydu: "Ey Rabbimiz! Suçlarımızı ve yaptığımız taşkınlıkları bağışla, ayaklarımızı sabit kıl, gerçeği yalanlayan nankörlere karşı bize yardım et."

    Gültekin Onan

    Onların söyledikleri: "Rabbimiz, günahlarımızı ve buyruğumuzdaki / buyrultumuzdaki aşırılıklarımızı / ihmalimizi bağışla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler kavmine karşı yardım et" demelerinden başka bir şey değildi.

    Hasan Basri Çantay

    İşte onların sözü "Ey Rabbimiz, bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı yarlığa. (Muharebede) ayaklarımızı iyice diret. Kafirler güruhuna karşı bize yardım et" demelerinden başka bir şey değildi.

    İbni Kesir

    Sadece: Ey Rabbımız, günahlarımızı ve işimizdeki israfımızı bize bağışla, sebatımızı artır; kafirler güruhuna karşı bize yardım et, diyorlardı.

    Mehmet Alagaş

    (144-151) Muhammed ancak bir Resuldür , ondan önce de nice Resul geldi geçti , eğer ki o ölür yahut öldürülürse, topuklarınız üzre / ökçeleriniz üzere geri mi dönersiniz? (Sebebi nüzul Resul öldü haberi) Kim ökçesi üzere geri dönerse, Allah’a herhangi bir zarar veremez, Allah şükredenleri ödüllendirecektir. Bir kimsenin ölmesi Allah’ın izni dışında olmaz, süreli şekilde o yazılıdır, her kim dünya hayatının ödülünü isterse ondan ona veririz, kim de ahret hayatının ödülünü isterse ondan ona veririz , i lerde şükredenleri ödüllendireceğiz. Nebilerden niceleri savaştı. Onlarla Rabbin has kulları / Rabbeniyyinlerden çoğu onlarla birlikte savaştı. Onlara, Allah yolunda isabet eden şeylerden dolayı gevşemediler, zafiyet göstermediler, boyun bükmediler, Allah sabredenleri sever. Onların sözleri, Rabbimiz bizi günahlarımızdan dolayı ve emirlerimizdeki savurganlıklarımızdan dolayı bağışla ayaklarımızı sabitle ve kafir kavme karşı bize yardım et demek oldu. Allah ta onlara dünya ödüllerini ve güzel ahiret ödüllerini verdi , Allah güzel davrananları sever. Ey İman edenler, eğer kafirlere uyarsanız, ökçeleriniz üzere sizi döndürürler, hasara uğramış hale dönüşürsünüz, bilakis Allah sizin dostunuzdur ve O, yardım edenlerin e n hayırlısıdır. Hakkında hiçbir delilleri olmayan şeyleri şirk koşmalarından dolayı kafirlerin kalplerine korku salacağız, onların varacakları yer cehennemdir, zalimlerin yerleri ne kötüdür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onların sözleri ancak, “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sabit kıl. Kâfir topluma karşı bize yardım et!” demekten ibaretti.

    Süleyman Ateş

    Sadece şöyle diyorlardı: "Rabbimiz, bizim günahlarımızı ve işimizde taşkınlığımızı bağışla, ayaklarımızı (yolunda) sağlam tut, kafir topluma karşı bize yardım eyle!"

    Süleymaniye Vakfı

    Onların söyledikleri sadece şu olmuştu: "Rabbimiz, günahlarımızı ve davranışlarımızdaki aşırılıkları bağışla! Ayaklarımızı sabit kıl! Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dedikleri sadece şuydu: "Rabbimiz (Sahibimiz)! Günahlarımızı ve davranışlarımızdaki aşırılıkları bağışla! Ayaklarımızı kaydırma! Şu kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!"

    Şaban Britch

    Onların sözü: Rabbimiz! Günahlarımızı ve işlerimizdeki aşırılığımızı bağışla, ayaklarımızı sabit kıl, kâfir topluma karşı bize yardım et! demekten başka bir şey değildi.

    Şaban Piriş

    Onların sözü: -Rabbimiz, günahlarımızı ve işlerimizdeki aşırılığımızı bağışla ayaklarımızı sabit kıl, kafir topluma karşı bize yardım et! demekten başka bir şey değildi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sözleri yalnız şu olmuştur: "Ey Rabbimiz! Bağışla bizim günahlarımızı, affet işlerimizdeki taşkınlığımızı, sağlam bastır ayaklarımızı ve yardım et bize küfre sapan topluma karşı!"

  10. Âl-i İmrân suresi, 148. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 148. ayet. فَـَٔاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا وَحُسْنَ ثَوَابِ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. Allah, güzel davrananları sever.

    Mehmet Okuyan

    Allah da onlara dünya nimetini vermiştir; ahiret sevabının güzelliğini de vermiş (olacak)tır. dipnot 1 Allah güzel davrananları sever.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Şûrâ 42:20. Yüce Allah sözünü ettiği yiğitlere dünyada sevap ahirette ise kendilerine sevabın daha güzeli olarak cennet ve cennet nimetleri vereceğini müjdelemektedir. Ahiret sevabının güzelliği son derece caziptir, tamdır; buna karşılık dünyanın sevabı eksiktir, azdır, geçicidir. Bu yüzden dünya sevabı için değil, ahiret sevabı için husn yani "güzel" ifadesi kullanılmış olabilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun ardından Allah onlara, hem bu dünya nimetlerini hem de ahiret nimetlerinin en güzelini bahşetti: Allah kendisini görüyormuş gibi kulluk edenleri sever.

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine Allah, onlara, hem bu dünya nimetlerini, hem de ahiretin en güzel nimetlerini bağışladı: Zira Allah, iyilik yapanları sever.

    Ahmed Hulusi

    Allah da onlara hem dünya sevabını verdi hem de sonsuz gelecek sürecinin en güzel sevabını verdi. Allah ihsan edenleri sever.

    Ali Bulaç

    Böylece Allah, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. Allah iyilikte bulunanları sever.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah da onlara dünya nimetini ve (daha da önemlisi,) ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah, iyi davrananları sever.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, Allah, dünya yararının ve sonsuz yaşam yararının en güzelini verdi. Çünkü Allah, güzel davrananları sever.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah da onlara dünya nimetini, ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah iyi davrananları sever.

    Edip Yüksel

    ALLAH da onlara hem dünya nimetini hem de ahiret nimetinin en güzelini verdi. ALLAH güzel davrananları sever.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH da onlara hem dünya nimetini hem de ahiret nimetinin en güzelini verdi. ALLAH güzel davrananları sever.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah da onlara hem dünya nimetini verdi hem de ahiretin güzel sevabını verdi; öyle ya Allah güzel iş yapanları sever.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Binnetice Allah da kendilerine hem dünya sevabını verdi hem de ahıretin güzel sevabını, öyle ya Allah güzel iş yapan muhsinleri sever

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine, Allah da onlara hem dünya kazancını hem de ahiretin en iyi kazancını verdi. Allah, muhsin dipnot 1 olanları sever.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine, Allah da onlara hem dünya kazancını hem de ahiretin en iyi kazancını verdi. Allah, muhsin dipnot 1 olanları sever.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine, Allah da onlara, hem dünya kazancını hem de ahiretin en iyi kazancını verdi. Allah, muhsin dipnot 1 olanları sever.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimseleri, iyi işler yapanları, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olanları.

    Gültekin Onan

    Böylece Tanrı, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. Tanrı iyilikte bulananları sever.

    Hasan Basri Çantay

    Nihayet Allah onlara hem dünya ni'metini, hem ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah iyi hareket edenleri sever.

    İbni Kesir

    Bu yüzden Allah, onlara dünya nimetini de, ahiret nimetini de fazlasıyla verdi. Ve Allah ihsan edenleri sever.

    Mehmet Alagaş

    (144-151) Muhammed ancak bir Resuldür , ondan önce de nice Resul geldi geçti , eğer ki o ölür yahut öldürülürse, topuklarınız üzre / ökçeleriniz üzere geri mi dönersiniz? (Sebebi nüzul Resul öldü haberi) Kim ökçesi üzere geri dönerse, Allah’a herhangi bir zarar veremez, Allah şükredenleri ödüllendirecektir. Bir kimsenin ölmesi Allah’ın izni dışında olmaz, süreli şekilde o yazılıdır, her kim dünya hayatının ödülünü isterse ondan ona veririz, kim de ahret hayatının ödülünü isterse ondan ona veririz , i lerde şükredenleri ödüllendireceğiz. Nebilerden niceleri savaştı. Onlarla Rabbin has kulları / Rabbeniyyinlerden çoğu onlarla birlikte savaştı. Onlara, Allah yolunda isabet eden şeylerden dolayı gevşemediler, zafiyet göstermediler, boyun bükmediler, Allah sabredenleri sever. Onların sözleri, Rabbimiz bizi günahlarımızdan dolayı ve emirlerimizdeki savurganlıklarımızdan dolayı bağışla ayaklarımızı sabitle ve kafir kavme karşı bize yardım et demek oldu. Allah ta onlara dünya ödüllerini ve güzel ahiret ödüllerini verdi , Allah güzel davrananları sever. Ey İman edenler, eğer kafirlere uyarsanız, ökçeleriniz üzere sizi döndürürler, hasara uğramış hale dönüşürsünüz, bilakis Allah sizin dostunuzdur ve O, yardım edenlerin e n hayırlısıdır. Hakkında hiçbir delilleri olmayan şeyleri şirk koşmalarından dolayı kafirlerin kalplerine korku salacağız, onların varacakları yer cehennemdir, zalimlerin yerleri ne kötüdür.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu yüzden Allah onlara dünya sevabını ve ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah ihsan sahiplerini sever.

    Süleyman Ateş

    Allah da onlara hem dünya karşılığını, hem ahiret karşılığının en güzelini verdi. Çünkü Allah, güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah onlara, (yaptıklarının) dünyadaki karşılığını, ahiretteki karşılığının da güzelini verecektir dipnot 1 Allah güzel davrananları sever.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah onlara dünyadan beklediklerini verdi. Ahiretten beklediklerinin de pek güzelini verdi. Allah, güzel davrananları sever.

    Şaban Britch

    Allah da onlara dünya nimetini ve ahiret karşılığının en güzelini verdi. Allah iyilik edenleri sever.

    Şaban Piriş

    Allah da onlara dünya nimetini ve ahiret nimetinin en güzelini verdi. Allah iyilik edenleri sever.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah da onlara, hem dünya nimetini verdi hem de ahiret sevabının en güzelini. Allah, güzel düşünüp güzellik sergileyenleri sever.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.