Diyanet İşleri
Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
Âl-i İmrân suresi · 111–120. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Âl-i İmrân suresi, 111. ayet. لَن يَضُرُّوكُمْ إِلَّآ أَذًى وَإِن يُقَٰتِلُوكُمْ يُوَلُّوكُمُ ٱلْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ
Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
Onlar (kitap ehli), size sıkıntı vermekten başka hiçbir zarar veremezler. Sizinle savaşsalar, size arkalarını dönüp (kaçar)lar. Sonra onlara yardım da edilmez.
onlar size, geçici eziyet vermenin dışında, kalıcı hiç bir zarar veremezler; sizinle savaşacak olsalar arkalarını dönüp kaçarlar: Sonra onlara yardım da ulaşmaz.
(Fakat) bunlar size gelip geçici ezadan başka bir zarar veremezler ve eğer size karşı savaşa girseler bile hemen arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.
(Onlar) size eziyet etmekten başka zarar veremezler. Eğer sizinle savaşırlarsa, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonrasında yardım da edilmez.
Onlar size ezadan başka kesinlikle bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşırlarsa size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.
Onlar (ehli kitap) size, (sizi) incitmekten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşa girecek olsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.
Size, incitmekten başka bir dokunca asla veremezler. Sizinle savaşırlarsa, arkalarına dönüp kaçarlar. Sonra, onlara yardım da edilmez.
Yoldan çıkan kitap ehli, size incitmekten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşa girecek olsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.
Size hakaretten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşırlarsa dönüp kaçarlar; kendilerine yardım da edilmez.
Size hakaretten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşırlarsa dönüp kaçarlar; kazanamazlar.
Size ezadan başka hiçbir zarar veremezler. Eğer sizinle çarpışırlarsa, arkalarını dönüp kaçarlar, sonra da kendilerine yardım edilmez.
size ezadan başka bir zarar edemezler ve sizinle çarpışacak olsalar size arkalarını dönerler sonra da nusrat bulamazlar
Onlar, eziyetten başka size bir zarar veremezler. Sizinle savaşsalar bile geri dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
Onlar, eziyetten başka size bir zarar veremezler. Sizinle savaşsalar bile geri dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
Onlar, eziyetten başka size bir zarar veremezler. Sizinle savaşsalar bile geri dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
Onlar size ezadan başka kesinlikle bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşırlarsa size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.
Onlar size ezadan başka asla bir zarar yapamazlar. Eğer sizinle muhaarebe ederlerse size arkalarını dönüb kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.
İncitmekten başka size herhangi bir zarar veremezler. Sizinle savaşsalar bile geri dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.
(110-117) Siz, İnsanlar için çıkarılmış iyi bir ümmetsiniz, bilineni / tanınanı emredersiniz bilinmezden / tanınmazdan sakındırırsınız ve Allah’a iman edersiniz , keşke Kitap halkı / ehli iman etse idi onlar için iyi olurdu , onlardan iman edenler varsa da çoğunluğu yoldan çıkmıştır / fasıktır. Size sadece eziyet ederek zarar verebilirler , sizinle savaş edildiğinde arkalarını dönerler, onlara yardım edilmez. Onlara nerede olurlarsa olsun lar zillet vurulmuştur , Allah’ın ve insanların ipine sarılanlar hariçtir, Allah’tan bir azaba uğramışlardır , onlara yoksulluk vurulmuştur , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok saymalarından ve nebileri haksız yere öldürmelerinden dolayıdır , bu, onların baş kaldırıp taşkınlık yapmaları sebebiyledir. Ehli kitap içindeki var olan bir topluluk bunlarla aynı değildirler , Onlar Allah’ın ayetlerini gece anlarında okurlar ve onlar secde de ederler, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler, bilineni / tanınanı emreder, belirsiz olandan / tanınmayandan sakınırlar, iyilikte yarışırlar, işte onlar salihlerdendir. Hayır olarak ne yaparlarsa kesinlikle onlar, asla yok sayılmazlar Allah sakınanları bilir. Kafirlerin malları ve evlatları Allah’tan olana karşı bir fayda sağlamadı, işte onlar ateş halkıdır, orada kalıcıdırlar. Bu dünya hayatında harcamayanların / infak etmeyenlerin durumu , içi kavurucu olan bir rüzgârın kendilerine zulmetmiş kavmin ekinine isabet etmesine benzer ki, o / ekin helak olmuştur. Allah onlara zulmetmedi lakin onlar, kendilerine zulmettiler. 118, 119,120, (SİZE BİR GÜZELLİK DOKUNDUĞUNDA TASALANANLARI NASIL DOST EDİNEBİLİRSİNİZ Kİ? Ey iman edenler sizin dışınızdakileri dost edinmeyin , size bir rahatsızlık vermekten çekinmezler , sıkıntıya düşmenizi arzularlar, içlerindeki nefret ağışlarından taşmaktadır , göğüslerinde ki gizledikleri ise daha da büyüktür , eğer aklediyorsanız ayetleri size açıklıyoruz. Siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, onlar sizi sevmez ler, siz kitapların hepsine iman edersiniz , onlar sizle buluştuklarında derler ki “iman ettik”, tek başlarına kaldıklarında ise kinlerinden parmaklarını ısırırlar , de k kininizd en ölün, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilir. Eğer size bir iyilik dokunursa tasalanırlar, size bir kötülük değerse onunla rahatlarlar / ferahlarlar, eğer sabreder ve sakınırsanız onların tuzakları size bir zarar vermez, Allah onların yaptıklarını çevrelemiştir / kuşatmıştır.
Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
Size eziyetten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşsalar bile, size arkalarını dönüp kaçarlar, sonra onlara yardım da edilmez.
(Yoldan çıkanlar) canınızı sıkmak dışında size asla zarar veremezler. Sizinle savaşacak olsalar gerisin geri dönüp kaçarlar. Sonra yardım da görmezler. dipnot 1
Onlar size sıkıntıdan başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşsalar, gerisin geri dönüp kaçarlar. Sonra yardım da görmezler.
Onlar, size eziyetin dışında asla zarar veremeyeceklerdir. Eğer sizinle savaşırlarsa arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
Onlar, size eziyetin dışında asla zarar veremeyeceklerdir. Eğer sizinle savaşırlarsa arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da edilmez.
Biraz eziyet dışında size asla zarar veremezler. Sizinle savaşırlarsa size sırtlarını dönerler. Sonra onlara yardım da edilmez.
Âl-i İmrân suresi, 112. ayet. ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلذِّلَّةُ أَيْنَ مَا ثُقِفُوٓا۟ إِلَّا بِحَبْلٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَحَبْلٍ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَبَآءُو بِغَضَبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْمَسْكَنَةُ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ
Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ve (mü'min) insanların güvencesine sığınmadıkça kendilerini zillet kaplamıştır. Onlar Allah'ın gazabına uğradılar ve yoksulluk onları kapladı. Bunun sebebi onların; Allah'ın ayetlerini inkar ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmekte ve (Allah'ın koyduğu) sınırları çiğnemekte oluşları idi.
Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ipine (sözüne) ve insanların (müminlerin) ipine (sözleşmesine) sığınmanın dışında kendilerine alçaklık (damgası) vurulmuştur. (Onlar) Allah'ın gazabına uğramış ve çaresizliğe mahkûm edilmiştir. Zira onlar Allah'ın ayetlerini inkâr ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyordu. Çünkü isyan etmiş ve haddi aşmışlardı. dipnot 1
Onlar Allah'a ve insanlığa karşı taahhütlerine yapışmadıkları sürece, nerede olurlarsa olsunlar zillete mahkumdurlar. Zira Allah'ın gazabına uğramış, üzerlerine zillet ve miskinlik damgası vurulmuştur. Bütün bunların nedeni, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleridir. Bunlarsa, isyankar olmaları ve ısrarla taşkınlıkta bulunmaları yüzündendir.
Onlar, Allah'a ve insanlara karşı taahhütlerine (sadakatle) bağlanmadıkları sürece, nerede bulunurlarsa bulunsunlar zillete duçar olurlar; çünkü Allah'ın gazabına uğramış ve aşağılanmaya mahkum edilmişlerdir. Bütün bunlar (başlarına geldi,) çünkü Allah'ın mesajlarını inkarda ve peygamberleri haksız yere öldürmekte ısrar ettiler; bütün bunlar (vaki oldu), çünkü (Allah'a) isyanda bulundular ve hakkın sınırlarını inatla ihlal ettiler.
Onlar nerede bulunsalar, üzerlerine zillet (aşağılanma) hükmü vurulmuştur; Allah'tan bir gazaba uğradılar ve aşağılanarak yaşamaya mahkum oldular. . . Allah'tan bir ipe ('Rabbimiz sensin' ahdine, yani hakikatlerinin Esma mertebesinden oluştuğuna) ve insanlardan bir ipe (bu imana sahip birine tabi olma) sarılmışlar müstesna! Zira Allah'ın işaretlerindeki varlığını (Esma'sının açığa çıkışı olan işaretleri) inkar ediyorlardı ve Nebileri, Hakk'ın muradına karşı (nefsaniyetlerine uyarak) öldürüyorlardı. İşte bu onların isyanları, haddi aşmaları sebebiyledir.
Her nerede bulunurlarsa bulunsunlar -Allah'ın ipine ve insanların ipine (ahdine) sığınanlar başka- onlara zillet (zorluk damgası) vurulmuştur. Onlar, Allah'tan bir gazaba uğradılar da üzerlerine aşağılanma (damgası) vuruldu. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri nedeniyledir. (Yine) Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları dolayısıyladır.
Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdine ve insanların (müminlerin) himayesine sığınmadıkça kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur; Allah'ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir. Çünkü onlar, Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.
Nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın güvencesine ve insanların güvencesine sığınanlar dışında, onları aşağılanma kaplamıştır. Allah'ın öfkesine uğramışlar ve yoksulluk onları kaplamıştır. Aslında, Allah'ın ayetlerini inkar ettikleri ve peygamberleri haksız yere öldürdükleri için böyle olmuştur. Karşı geldikleri ve sınırı aştıkları için böyle olmuştur.
Onlar Allah'a ve insanlara karşı taahhütlerine bağlanmadıkları sürece, nerede bulunurlarsa bulunsunlar zillete düçar olurlar; çünkü Allah'ın gazabına uğramış ve aşağılanmaya mahkum edilmişlerdir. Bütün bunlar başlarına geldi; çünkü Allah'ın ayetlerini inkar etmekte ve peygamberleri haksız yere öldürmekte ısrar ettiler. Bütün bunlar gerçekleşti; çünkü Allah'a isyanda bulundular ve hakkın sınırlarını inatla ihlal ettiler.
Nerede bulunurlarsa bulunsunlar - ALLAH ile bağlantı kuranlar veya halk ile bağlantı kuranlar hariç- horlandılar. ALLAH'ın gazabını hak ettiler ve yoksulluğa mahkûm edildiler. Zira onlar, ALLAH'ın ayetlerini inkar ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyorlardı. Tüm bunlar, karşı gelmeleri ve sınırı aşmalarının bir sonucu idi.
Nerede bulunurlarsa bulunsunlar – ALLAH ile bağlantı kuranlar veya halk ile bağlantı kuranlar hariç– horlandılar. ALLAH'ın gazabını hak ettiler ve yoksulluğa mahkûm edildiler. Zira onlar, ALLAH'ın ayetlerini inkâr ediyor ve peygamberleri haksız yere öldürüyorlardı. Tüm bunlar, karşı gelmeleri ve sınırı aşmalarının bir sonucu idi.
Nerede bulunursalar, alçaklık damgası altında kalmaya mahkumdurlar; meğer ki Allah'ın himayesine ve inananların himayesine sığınmış olsunlar. Onlar, döne dolaşa Allah'ın hışmına uğradılar ve miskinlik altında ezilmeye mahkum kaldılar. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar ve peygamberleri bile bile öldürüyorlardı. Çünkü baş kaldırmışlardı ve aşırı gidiyorlardı.
Nerede bulunsalar zillet altında kalmağa mahkumdurlar, meğerki Allahın ahdına ve mü'minlerin ahdına sığınmış olsunlar, döne dolaşa Allahın gazabına müstehıkk oldular ve meskenet altında ezilmeğe mahkum kaldılar, çünkü Allahın ayetlerine küfrediyorlardı ve Peygamberleri bile bile haksızlıkla öldürüyorlardı, çünkü asi olmuşlardı ve aşırı gidiyorlardı.
Onlar dipnot 1 , nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ve insanların ipine tutunmadıkları dipnot 2 sürece zillet içinde olurlar. Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Yoksunluğa tutsak oldular. Bunun nedeni, onların asileşip hadlerini aşarak, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve haksız yere Nebilerini öldürmeleridir. Bu ceza, onların isyan etmelerinden ve haddi aşmış olmalarındandır.
Onlar dipnot 1 , nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ve insanların ipine tutunmadıkları dipnot 2 sürece zillet içinde olurlar. Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Yoksunluğa tutsak oldular. Bunun nedeni, onların asileşip hadlerini aşarak, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve haksız yere nebilerini öldürmeleridir. Bu ceza, onların isyan etmelerinden ve haddi aşmış olmalarındandır.
Onlar dipnot 1 , nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ve insanların ipine tutunmadıkları dipnot 2 sürece zillet içinde olurlar. Onlar, Allah'ın gazabına uğradılar. Yoksunluğa tutsak oldular. Bunun nedeni, onların asileşip hadlerini aşarak, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve haksız yere nebilerini öldürmeleridir.
Her nerede bulunurlarsa bulunsunlar -Tanrı'nın ipine ve insanların ipine (ahdine) sığınanlar başka- onlara zillet (zorluk damgası) vurulmuştur. Onlar, Tanrı'dan bir gazaba uğradılar da üzerlerine aşağılanma (damgası) vuruldu. Bu, Tanrı'nın ayetlerine küfretmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri nedeniyledir. (Yine) Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları dolayısıyladır.
Onlar (Yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar üzerlerine zillet (damgası) vurulmuşdur (kurtulamazlar) Meğer ki Allahın ipine ve insanların (mü'minlerin) ahdine (sığınmış) olsunlar. Onlar döne dolaşa Allahın hışmına uğradılar. Üzerlerine de bir miskinlik vuruldu. Bunun sebebi şudur: Çünkü onlar Allahın ayetlerini inkar ile kafir olmuşlar, peygamberleri haksız yere öldürmüşlerdi. (Biz de) şudur: Çünkü onlar isyan etmişler ve aşırı gitmişlerdi.
Nerede bulunurlarsa bulunsunlar; üzerlerine zillet vurulmuştur. Allah'ın ve mü'minlerin ahdine sığınmış olanlar müstesna. Allah'ın hışmına uğradılar. Üzelerine de miskinlik vuruldu. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendir. Bu, onların isyan etmeleri ve taşkınlık yapmalarındandır.
(110-117) Siz, İnsanlar için çıkarılmış iyi bir ümmetsiniz, bilineni / tanınanı emredersiniz bilinmezden / tanınmazdan sakındırırsınız ve Allah’a iman edersiniz , keşke Kitap halkı / ehli iman etse idi onlar için iyi olurdu , onlardan iman edenler varsa da çoğunluğu yoldan çıkmıştır / fasıktır. Size sadece eziyet ederek zarar verebilirler , sizinle savaş edildiğinde arkalarını dönerler, onlara yardım edilmez. Onlara nerede olurlarsa olsun lar zillet vurulmuştur , Allah’ın ve insanların ipine sarılanlar hariçtir, Allah’tan bir azaba uğramışlardır , onlara yoksulluk vurulmuştur , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok saymalarından ve nebileri haksız yere öldürmelerinden dolayıdır , bu, onların baş kaldırıp taşkınlık yapmaları sebebiyledir. Ehli kitap içindeki var olan bir topluluk bunlarla aynı değildirler , Onlar Allah’ın ayetlerini gece anlarında okurlar ve onlar secde de ederler, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler, bilineni / tanınanı emreder, belirsiz olandan / tanınmayandan sakınırlar, iyilikte yarışırlar, işte onlar salihlerdendir. Hayır olarak ne yaparlarsa kesinlikle onlar, asla yok sayılmazlar Allah sakınanları bilir. Kafirlerin malları ve evlatları Allah’tan olana karşı bir fayda sağlamadı, işte onlar ateş halkıdır, orada kalıcıdırlar. Bu dünya hayatında harcamayanların / infak etmeyenlerin durumu , içi kavurucu olan bir rüzgârın kendilerine zulmetmiş kavmin ekinine isabet etmesine benzer ki, o / ekin helak olmuştur. Allah onlara zulmetmedi lakin onlar, kendilerine zulmettiler. 118, 119,120, (SİZE BİR GÜZELLİK DOKUNDUĞUNDA TASALANANLARI NASIL DOST EDİNEBİLİRSİNİZ Kİ? Ey iman edenler sizin dışınızdakileri dost edinmeyin , size bir rahatsızlık vermekten çekinmezler , sıkıntıya düşmenizi arzularlar, içlerindeki nefret ağışlarından taşmaktadır , göğüslerinde ki gizledikleri ise daha da büyüktür , eğer aklediyorsanız ayetleri size açıklıyoruz. Siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, onlar sizi sevmez ler, siz kitapların hepsine iman edersiniz , onlar sizle buluştuklarında derler ki “iman ettik”, tek başlarına kaldıklarında ise kinlerinden parmaklarını ısırırlar , de k kininizd en ölün, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilir. Eğer size bir iyilik dokunursa tasalanırlar, size bir kötülük değerse onunla rahatlarlar / ferahlarlar, eğer sabreder ve sakınırsanız onların tuzakları size bir zarar vermez, Allah onların yaptıklarını çevrelemiştir / kuşatmıştır.
Onlar (Yahudiler) nerede bulunsalar, Allah'ın ipine (ahdine) ve insanların ipine (emanına) sığınanlar müstesna, onlara alçaklık damgası vurulmuştur. Allah'tan bir gazaba uğramışlardır ve onlara miskinlik damgası vurulmuştur. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerinin inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberlerini öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.
Nerede olsalar, onlara alçaklık (damgası) vurulmuştur (ezilmeğe mahkumdurlar). Meğer ki Allah'ın ahdine ve (inanan) insanların ahdine sığınmış olsunlar. Allah'ın gazabına uğradılar ve üzerlerine miskinlik damgası vuruldu (yoksulluk içinde ezildiler). Böyle oldu, çünkü onlar Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar, haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı ve çünkü isyan etmişlerdi, haddi aşıyorlardı.
Allah'ın himayesi veya insanların himayesi dipnot 1 altında olmaları dışında, bulundukları her yerde onlara alçaklık damgası vurulur dipnot 2 ve Allah'ın öfkesini hak ederler. Üzerlerine çaresizlik de çöker. Çünkü Allah'ın ayetlerini görmezlikte direnir ve haklı bir gerekçeye dayanmadan nebileri öldürür /itibarsızlaştırmaya çalışırlar.[3] Bu ceza, isyan etmelerine ve aşırı gitmelerine karşılıktır.
Allah'ın desteğini ve insanların desteğini almamış olanlar, her yerde alçaklık damgası yer, Allah'ın gazabına gelirler. Üzerlerinde çaresizlik damgası da olur. Çünkü Allah'ın ayetlerini görmezlikten gelmiş ve nebilerini haksız yere öldürmüşlerdir. Bu ceza, yaptıkları isyana ve aşırı davranışlarına karşılıktır.
Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar (cizye vermek sureti ile) Allah'ın ve inanan insanların himayesinde olmaları dışında üzerlerine alçaklık damgası vurulmuştur. Allah'tan bir gazaba uğradılar, onlara aşağılık damgası vuruldu. Bu, onların Allah’ın ayetlerine küfretmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri sebebiyle idi. Bu, onların isyan etmeleri ve haddi aşmaları yüzünden idi.
Onlara, Allah'a ve insanlara karşı taahhütlerine bağlanmadıkları sürece nerede olurlarsa olsunlar bir zillet damgası vurulmuştur. Ayrıca Allah'ın gazabına uğradılar da miskinliğe mahkum edildiler. Bu, onların Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri sebebiyle idi. Bu, onların isyan etmeleri ve haddi aşmaları yüzünden idi.
Allah'tan bir ipe ve insanlardan bir ipe tutunmaları dışında, nerede bulunsalar üzerlerine zillet damgası vurulur. Allah'ın hışmına uğramışlardır. Üzerlerine miskinlik damgası vurulmuştur. Bu böyledir. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerine küfrediyor, haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı; isyan etmişlerdi, zulüm ve azgınlık sergiliyorlardı.
Âl-i İmrân suresi, 113. ayet. لَيْسُوا۟ سَوَآءً مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ أُمَّةٌ قَآئِمَةٌ يَتْلُونَ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ ءَانَآءَ ٱلَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ
Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyan bir topluluk da vardır.
(Ancak) hepsi aynı değildir. dipnot 1 Kitap ehlinden gece saatlerinde secde ederek Allah'ın ayetlerini tilavet eden (okuyup aktaran), ayakta olan bir topluluk vardır. dipnot 2
Onların hepsi bir değildir; önceki vahyin takipçilerinden, gece boyunca Allah'ın ayetlerini okuyup secdeye kapanan onurlu bir topluluk da vardır.
(Ama) onların hepsi aynı değil: Geçmiş vahyin izleyicileri arasında, gece boyunca Allah'ın ayetlerini okuyan ve (O'nun huzurunda) secdeye kapanan dosdoğru insanlar da vardır.
Hepsi bir değildir. Kendilerine hakikat bilgisi verilmiş olanlardan secde edip, gece boyunca Allah işaretlerini okuyup değerlendiren bir grup da mevcuttur.
Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar.
Hepsi bir değildir; ehli kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar.
Onların tümü aynı değildir. Kitap halkı arasında, gece boyunca ayakta durarak, Allah'ın ayetlerini okuyan ve secdeye kapanan bir topluluk vardır. dipnot 70
Kitap ehlinin hepsi aynı değildir. Onların arasında, gece boyunca Allah'ın ayetlerini okuyan ve secdeye kapanan dosdoğru insanlar da vardır.
Ancak hepsi bir değil. Kitap halkından dosdoğru bir grup var ki geceleri ALLAH'ın ayetlerini okuyup secde ederler.
Ancak hepsi bir değil. Kitap halkından bir grup var ki geceleri ALLAH'ın ayetlerini okuyup secde ederler.
Hepsi bir değildir. Kitap verilenler içinde gece vakitlerinde Allah'ın ayetlerini okuyup secdeye kapanan doğru bir topluluk vardır.
Hepsi bir değiller, Ehli kitab içinden kalkınan bir ümmet var, gece vakitleri Allahın ayetlerini okuyub secdelere kapanıyorlar
Ama hepsi aynı değildir. Kitap Ehli'nden, Allah'ın ayetlerini okuyan ve gece saatlerinde secde eden bir topluluk da vardır.
Ama hepsi aynı değildir. Kitap ehlinden, Allah'ın ayetlerini okuyan ve gece saatlerinde secde eden bir topluluk da vardır.
Ama hepsi aynı değildir. Kitap ehlinden, Allah'ın ayetlerini okuyan ve gece saatlerinde secde eden bir ümmet dipnot 1 vardır.
Onların hepsi bir değildir. Kitap ehlinden bir ümmet vardır ki gece vaktinde ayakta durup Tanrı'nın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar.
Hepsi bir değildirler. Kitablıların içinde ayakda dikilen bir ümmet vardır ki gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak Allahın ayetlerini okurlar.
Hepsi bir değildir. Onlardan secdeye vararak geceleri Allah'ın ayetlerini okuyup duran bir topluluk vardır.
(110-117) Siz, İnsanlar için çıkarılmış iyi bir ümmetsiniz, bilineni / tanınanı emredersiniz bilinmezden / tanınmazdan sakındırırsınız ve Allah’a iman edersiniz , keşke Kitap halkı / ehli iman etse idi onlar için iyi olurdu , onlardan iman edenler varsa da çoğunluğu yoldan çıkmıştır / fasıktır. Size sadece eziyet ederek zarar verebilirler , sizinle savaş edildiğinde arkalarını dönerler, onlara yardım edilmez. Onlara nerede olurlarsa olsun lar zillet vurulmuştur , Allah’ın ve insanların ipine sarılanlar hariçtir, Allah’tan bir azaba uğramışlardır , onlara yoksulluk vurulmuştur , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok saymalarından ve nebileri haksız yere öldürmelerinden dolayıdır , bu, onların baş kaldırıp taşkınlık yapmaları sebebiyledir. Ehli kitap içindeki var olan bir topluluk bunlarla aynı değildirler , Onlar Allah’ın ayetlerini gece anlarında okurlar ve onlar secde de ederler, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler, bilineni / tanınanı emreder, belirsiz olandan / tanınmayandan sakınırlar, iyilikte yarışırlar, işte onlar salihlerdendir. Hayır olarak ne yaparlarsa kesinlikle onlar, asla yok sayılmazlar Allah sakınanları bilir. Kafirlerin malları ve evlatları Allah’tan olana karşı bir fayda sağlamadı, işte onlar ateş halkıdır, orada kalıcıdırlar. Bu dünya hayatında harcamayanların / infak etmeyenlerin durumu , içi kavurucu olan bir rüzgârın kendilerine zulmetmiş kavmin ekinine isabet etmesine benzer ki, o / ekin helak olmuştur. Allah onlara zulmetmedi lakin onlar, kendilerine zulmettiler. 118, 119,120, (SİZE BİR GÜZELLİK DOKUNDUĞUNDA TASALANANLARI NASIL DOST EDİNEBİLİRSİNİZ Kİ? Ey iman edenler sizin dışınızdakileri dost edinmeyin , size bir rahatsızlık vermekten çekinmezler , sıkıntıya düşmenizi arzularlar, içlerindeki nefret ağışlarından taşmaktadır , göğüslerinde ki gizledikleri ise daha da büyüktür , eğer aklediyorsanız ayetleri size açıklıyoruz. Siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, onlar sizi sevmez ler, siz kitapların hepsine iman edersiniz , onlar sizle buluştuklarında derler ki “iman ettik”, tek başlarına kaldıklarında ise kinlerinden parmaklarını ısırırlar , de k kininizd en ölün, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilir. Eğer size bir iyilik dokunursa tasalanırlar, size bir kötülük değerse onunla rahatlarlar / ferahlarlar, eğer sabreder ve sakınırsanız onların tuzakları size bir zarar vermez, Allah onların yaptıklarını çevrelemiştir / kuşatmıştır.
Ehl-i kitabın hepsi bir değildir. Onlardan; geceleri Allah’ın ayetlerini okuyup duran, secdeye kapanan bir topluluk vardır.
Ama hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanan bir topluluk da vardır.
(Fakat) onların hepsi bir değildir; ehlikitabın içinde dik duruşlu bir topluluk da vardır. Onlar, gecenin bölümlerinde dipnot 1 Allah'ın ayetlerini, (hükümlerine) boyun eğerek bağlantılarıyla birlikte okurlar. dipnot 2
Hepsi bir değildir, Ehl-i Kitap dipnot 1 içinde dik duruşlu bir toplum da vardır. Onlar gecenin bölümlerinde dipnot 2 Allah'ın ayetlerini okur, secde ederler.
Ehli kitabın hepsi bir değildir. Onlardan; geceleri Allah’ın ayetlerini okuyup duran secdeye kapanan bir topluluk vardır.
Ehli kitabın hepsi bir değildir. Onlardan; geceleri Allah'ın ayetlerini okuyup duran secdeye kapanan bir topluluk vardır.
Ama hepsi bir değildir. Ehlikitap içinden Allah için baş kaldıran/Allah huzurunda el bağlayan/hak ve adaleti ayakta tutan/kalkınıp yükselen bir zümre de vardır; gece saatlerinde secdelere kapanmış olarak Allah'ın ayetlerini okurlar.
Âl-i İmrân suresi, 114. ayet. يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir.
Onlar Allah'a ve ahiret gününe iman eder; iyiliği emreder (öğütler), kötülükten engeller (sakındırır) ve iyi işlerde yarışırlar. İşte bunlar, iyilerdendir.
Onlar Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, iyi ve doğru olanı teklif eder kötü ve yanlış olandan sakındırırlar; ve hayırlı işlerde birbirleriyle yarışırlar: işte bunlar aktif iyi olanlardır.
Onlar, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanırlar; doğru olanı emreder, eğri olandan alıkoyarlar ve hayırlı işlerde birbirleriyle yarışırlar: işte bunlar dürüst ve erdemli kimselerdendir.
Allah Esma'sının nefslerinin hakikati olduğuna ve sonsuz geleceğe iman ederler, Hak ve hakikatle hükmederler, Din'e ters düşen şeylerden insanları sakındırırlar ve (maddi - manevi) hayırlara koşuşurlar. İşte onlar salihlerdir.
Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.
Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayır işlerinde yarışırlar. İşte bunlar sâlih kişilerdendir.
Allah'a ve Sonsuz Yaşam Günü'ne inanırlar; güzel olanı öğütlerler, kötülüğü yasaklarlar ve iyiliklerde yarışırlar. Erdemli olanlar, işte onlardır.
Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar; doğru olanı emreder, eğri olandan alıkoyarlar ve hayırlı işlerde birbirleriyle yarışırlar.İşte bunlar erdemli insanlardandır.
ALLAH'ı ve ahiret gününü onaylarlar, iyiliği öğütler kötülükten sakındırır ve iyi işlere koşuşurlar. İşte onlar iyilerdendir.
ALLAH'a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği öğütler kötülükten sakındırır ve iyi işlere koşuşurlar. İşte onlar iyilerdendir.
Allah'a ahiret gününe inanır, iyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar ve hayırlara koşuşurlar. İşte onlar, iyi kimselerdendirler.
Allaha inanırlar, Ahıret gününe inanırlar, ma'rufu emrederler, münkerden nehyederler, hayırlara koşuşurlar ve işte bunlar salihindendirler
Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, ma'rufu yapıp telkin ederler, munkere engel olurlar dipnot 1 ; hayırda birbirleriyle yarışırlar, işte bunlar salihlerdendir. dipnot 2
Bunlar, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanırlar, ma'rufu yapıp telkin ederler, münkere engel olurlar; dipnot 1 hayırda birbirleriyle yarışırlar, işte bunlar salihlerdendir. dipnot 2
Bunlar, Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanırlar, ma'rufu dipnot 1 buyururlar, münkerden dipnot 2 sakındırırlar; hayırda birbirleriyle yarışırlar; işte bunlar salihlerdendir. dipnot 3
Bunlar Tanrı'ya ve ahiret gününe inanır, maruf olanı buyurur, münkerden sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.
Allaha ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükden vaz geçirmiye çalışırlar, hayır işlerinde de birbirleriyle yarış yaparlar. İşte onlar saalihlerdendirler.
Onlar; Allah'a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Hayırlara koşuşurlar, işte onlar salihlerdendir.
(110-117) Siz, İnsanlar için çıkarılmış iyi bir ümmetsiniz, bilineni / tanınanı emredersiniz bilinmezden / tanınmazdan sakındırırsınız ve Allah’a iman edersiniz , keşke Kitap halkı / ehli iman etse idi onlar için iyi olurdu , onlardan iman edenler varsa da çoğunluğu yoldan çıkmıştır / fasıktır. Size sadece eziyet ederek zarar verebilirler , sizinle savaş edildiğinde arkalarını dönerler, onlara yardım edilmez. Onlara nerede olurlarsa olsun lar zillet vurulmuştur , Allah’ın ve insanların ipine sarılanlar hariçtir, Allah’tan bir azaba uğramışlardır , onlara yoksulluk vurulmuştur , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok saymalarından ve nebileri haksız yere öldürmelerinden dolayıdır , bu, onların baş kaldırıp taşkınlık yapmaları sebebiyledir. Ehli kitap içindeki var olan bir topluluk bunlarla aynı değildirler , Onlar Allah’ın ayetlerini gece anlarında okurlar ve onlar secde de ederler, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler, bilineni / tanınanı emreder, belirsiz olandan / tanınmayandan sakınırlar, iyilikte yarışırlar, işte onlar salihlerdendir. Hayır olarak ne yaparlarsa kesinlikle onlar, asla yok sayılmazlar Allah sakınanları bilir. Kafirlerin malları ve evlatları Allah’tan olana karşı bir fayda sağlamadı, işte onlar ateş halkıdır, orada kalıcıdırlar. Bu dünya hayatında harcamayanların / infak etmeyenlerin durumu , içi kavurucu olan bir rüzgârın kendilerine zulmetmiş kavmin ekinine isabet etmesine benzer ki, o / ekin helak olmuştur. Allah onlara zulmetmedi lakin onlar, kendilerine zulmettiler. 118, 119,120, (SİZE BİR GÜZELLİK DOKUNDUĞUNDA TASALANANLARI NASIL DOST EDİNEBİLİRSİNİZ Kİ? Ey iman edenler sizin dışınızdakileri dost edinmeyin , size bir rahatsızlık vermekten çekinmezler , sıkıntıya düşmenizi arzularlar, içlerindeki nefret ağışlarından taşmaktadır , göğüslerinde ki gizledikleri ise daha da büyüktür , eğer aklediyorsanız ayetleri size açıklıyoruz. Siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, onlar sizi sevmez ler, siz kitapların hepsine iman edersiniz , onlar sizle buluştuklarında derler ki “iman ettik”, tek başlarına kaldıklarında ise kinlerinden parmaklarını ısırırlar , de k kininizd en ölün, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilir. Eğer size bir iyilik dokunursa tasalanırlar, size bir kötülük değerse onunla rahatlarlar / ferahlarlar, eğer sabreder ve sakınırsanız onların tuzakları size bir zarar vermez, Allah onların yaptıklarını çevrelemiştir / kuşatmıştır.
Onlar, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler. İyiliği emreder, kötülükten men eder, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir.
Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emreder, kötülükten men ederler; hayır işlerine koşarlar. İşte onlar iyilerdendir.
Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenir, marufun /iyi şeylerin yapılmasını ister ve münkerden /kötü şeylerden sakındırırlar. Hayırlı işlerde de yarışırlar. İşte onlar iyi kimselerdendir. dipnot 1
Bunlar Allah'a ve ahiret gününe inanan, marufa (Kitab'a) uygun olanı isteyen, münkere (o ölçülere uymayana) karşı çıkan ve hayırlı işlerde yarışan kimselerdir. İyi olanlar işte bunlardır.
Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanır. İyiliği emreder, kötülüğü yasaklar, hayırlarda yarışırlar. İşte onlar da salihlerdendir.
Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanır. İyiliği emreder, kötülüğü yasaklar, hayırlarda yarışırlar. İşte onlar da salihlerdendir.
Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, iyilik ve güzelliği belirlenmiş olana özendirirler, kötülük ve çirkinliği belirlenmiş olandan sakındırırlar. Hayır işlerde yarışırcasına koşarlar. İşte bunlar hayra ve barışa yönelik hizmet üretenlerdendir.
Âl-i İmrân suresi, 115. ayet. وَمَا يَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍ فَلَن يُكْفَرُوهُ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُتَّقِينَ
Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.
Yaptıkları hiçbir iyilik inkâr edilmeyecektir (karşılıksız bırakılmayacaktır). Allah muttakîleri (duyarlı olanları) bilendir.
Onların yaptığı hiç bir iyilik zayi olmayacaktır: çünkü Allah sorumlu davrananları çok iyi bilir.
Onların yaptığı hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmayacaktır: çünkü Allah, Kendisine karşı sorumluluklarının bilincinde olanları iyi bilir.
Yaptıkları hayırlar asla inkar edilmeyecektir. Allah korunanların varlığındaki Esma'sıyla Aliym'dir.
Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar. Allah, muttakileri bilendir.
Onların yaptıkları hiçbir hayır karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takvâ sahiplerini hakkıyla bilendir.
Yaptıkları hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmaz. Çünkü Allah, sorumluluk bilinci taşıyanları bilir.
Onların yaptığı hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmayacaktır; çünkü Allah, takva sahiplerini iyi bilir.
Yaptıkları hiçbir iyilik karşılıksız kalmayacaktır. ALLAH erdemlileri çok iyi bilir.
Yaptıkları hiç bir iyilik karşılıksız kalmıyacaktır. ALLAH erdemlileri çok iyi bilir.
Ne hayır işlerlerse, asla karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takva sahiplerini çok iyi bilir.
ve hayra dair her ne yaparlarsa hiç bir zaman ona küfran ile karşılanmayacaklardır, ve Allah o müttakileri bilir
Yaptığınız hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, kendisine karşı takvalı davrananları en iyi bilendir.
Yaptığınız hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, kendisine karşı takvalı davrananları en iyi bilendir.
Onların, yaptıkları hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, kendisine karşı takvalı dipnot 1 davrananları en iyi bilendir.
Onlar hayırdan her ne yaparlarsa, elbette ondan yoksun bırakılmazlar (yükferuh). Tanrı, muttakileri bilendir.
Onlar ne hayır işlerlerse elbette On (un mükafatların) dan mahrum bırakılmayacaklar. Allah, takvaa saahiblerini pek iyi bilendir.
Ne hayır yaparlarsa; ondan mahrum bırakılacak değildirler. Ve Allah, takva sahiblerini bilir.
(110-117) Siz, İnsanlar için çıkarılmış iyi bir ümmetsiniz, bilineni / tanınanı emredersiniz bilinmezden / tanınmazdan sakındırırsınız ve Allah’a iman edersiniz , keşke Kitap halkı / ehli iman etse idi onlar için iyi olurdu , onlardan iman edenler varsa da çoğunluğu yoldan çıkmıştır / fasıktır. Size sadece eziyet ederek zarar verebilirler , sizinle savaş edildiğinde arkalarını dönerler, onlara yardım edilmez. Onlara nerede olurlarsa olsun lar zillet vurulmuştur , Allah’ın ve insanların ipine sarılanlar hariçtir, Allah’tan bir azaba uğramışlardır , onlara yoksulluk vurulmuştur , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok saymalarından ve nebileri haksız yere öldürmelerinden dolayıdır , bu, onların baş kaldırıp taşkınlık yapmaları sebebiyledir. Ehli kitap içindeki var olan bir topluluk bunlarla aynı değildirler , Onlar Allah’ın ayetlerini gece anlarında okurlar ve onlar secde de ederler, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler, bilineni / tanınanı emreder, belirsiz olandan / tanınmayandan sakınırlar, iyilikte yarışırlar, işte onlar salihlerdendir. Hayır olarak ne yaparlarsa kesinlikle onlar, asla yok sayılmazlar Allah sakınanları bilir. Kafirlerin malları ve evlatları Allah’tan olana karşı bir fayda sağlamadı, işte onlar ateş halkıdır, orada kalıcıdırlar. Bu dünya hayatında harcamayanların / infak etmeyenlerin durumu , içi kavurucu olan bir rüzgârın kendilerine zulmetmiş kavmin ekinine isabet etmesine benzer ki, o / ekin helak olmuştur. Allah onlara zulmetmedi lakin onlar, kendilerine zulmettiler. 118, 119,120, (SİZE BİR GÜZELLİK DOKUNDUĞUNDA TASALANANLARI NASIL DOST EDİNEBİLİRSİNİZ Kİ? Ey iman edenler sizin dışınızdakileri dost edinmeyin , size bir rahatsızlık vermekten çekinmezler , sıkıntıya düşmenizi arzularlar, içlerindeki nefret ağışlarından taşmaktadır , göğüslerinde ki gizledikleri ise daha da büyüktür , eğer aklediyorsanız ayetleri size açıklıyoruz. Siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, onlar sizi sevmez ler, siz kitapların hepsine iman edersiniz , onlar sizle buluştuklarında derler ki “iman ettik”, tek başlarına kaldıklarında ise kinlerinden parmaklarını ısırırlar , de k kininizd en ölün, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilir. Eğer size bir iyilik dokunursa tasalanırlar, size bir kötülük değerse onunla rahatlarlar / ferahlarlar, eğer sabreder ve sakınırsanız onların tuzakları size bir zarar vermez, Allah onların yaptıklarını çevrelemiştir / kuşatmıştır.
Yaptıkları hiçbir iyilik inkâr edilmeyecektir. Allah muttakileri çok iyi bilmektedir.
Yapacakları hiçbir iyilik inkar edilmeyecektir. Şüphesiz Allah, (günahlardan) korunanları bilmektedir.
Onların yaptığı hiçbir iyilik asla göz ardı edilmeyecektir. dipnot 1 Allah, kendini yanlışlardan koruyanları bilir.
Bunların yaptığı hiçbir iyilik göz ardı edilmez. Allah, kendisinden çekinerek korunanları bilir.
Ne hayır yaparlarsa, karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah muttakileri çok iyi bilmektedir.
Ne hayır yaparlarsa, ondan mahrum bırakılacak değillerdir. Allah muttakileri, çok iyi bilmektedir.
Yapmakta oldukları/yapacakları hiçbir hayır, nankörlükle karşılanmayacak/karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takva sahiplerini çok iyi bilmektedir.
Âl-i İmrân suresi, 116. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا وَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
İnkar edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah'a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Şüphesiz ki kâfir olanların malları da çocukları da Allah'a karşı onlara hiçbir şeyde asla yarar sağlamayacaktır. İşte onlar ateş halkıdır; onlar orada ebedî kalıcıdır.
Küfre saplananlara gelince: Onları ne malları ne de çocukları Allah'a karşı koruyabilir. İşte onlar ateş yaranıdır; onlar orada ebedi kalıcıdır.
Hakikati inkara şartlanmış olanlara gelince; onları ne dünya malları ne de evlatları Allah'a karşı koruyabilir. İşte onlar içinde yaşayıp kalacakları ateşe mahkum edilmişlerdir.
Hakikati inkar edenlere gelince; onların ne malları ne de evlatları Allah'a karşı hiçbir koruma sağlamayacaktır. Onlar yanmaya mahkumdurlar, sonsuza dek!
Gerçekten inkar edenlerin ise, ne malları, ne çocukları, onlara Allah'tan yana bir şey sağlayamaz. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda temelli olarak kalacaklardır.
İnkâr edenler var ya, onların ne malları ve ne de evlatları, Allah'tan gelecek azaba karşı, onlara hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar Cehennem ashâbıdırlar ve orada ebedî kalacaklardır.
Kuşkusuz, nankörlük edenlerin malları ve çocukları, Allah'ın karşısında asla yarar sağlamaz. Ateşin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır.
İnkar edenlere gelince,onların malları da evlatları da Allah'ın azabından korunmak için kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar cehennemliklerdir; onlar orada uzun süreli kalacaklardır.
İnkar edenlerin ne paraları ne de çocukları ALLAH'a karşı kendilerine hiçbir yarar sağlamayacaktır. Onlar ateşin halkıdır ve orada sürekli kalıcıdırlar.
İnkar edenlerin ne paraları ne de çocukları ALLAH'a karşı kendilerine hiç bir yarar sağlamıyacaktır. Onlar ateşin halkıdır ve orada sürekli kalıcıdırlar.
Küfredenleri, kesinlikle ne malları ne de çocukları Allah'tan kurtaramayacaktır. Onlar, cehennemin sakinleridirler ve hep orada kalacaklardır.
Küfredenler, her halde onların ne malları ne evladları kendilerini Allahdan kurtaracak değildir, onlar eshabı nardır hep onda kalacaklardır
Kuşkusuz Kafirlerin ne malları ne de evlatları Allah'ın yanında bir yarar sağlamayacaktır. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.
Kuşkusuz Kafirlerin ne malları ne de evlatları Allah'ın yanında bir yarar sağlamayacaktır. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.
Gerçeği yalanlayarak nankörlük edenlere gelince, onların ne malları ne de evlatları Allah'a karşı kendilerine hiçbir yarar sağlamayacaktır. İşte onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.
Gerçekten kafirlerin ise, ne malları, ne çocukları, onlara Tanrı'dan yana bir şey sağlayamaz. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda temelli olarak kalacaklardır.
Hakıykat, o küfredenler (yok mu?) onların ne malları, ne evladları kendilerinden, Allanın azabından hiçbir şey'i, kaabil değil, gideremezler. Onlar cehennemin yar-ü hemdemidirler. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.
Küfredenlerin malları ve çocukları Allah'a karşı kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Onlar cehennem yaranıdırlar, orada ebediyyen kalacaklardır.
(110-117) Siz, İnsanlar için çıkarılmış iyi bir ümmetsiniz, bilineni / tanınanı emredersiniz bilinmezden / tanınmazdan sakındırırsınız ve Allah’a iman edersiniz , keşke Kitap halkı / ehli iman etse idi onlar için iyi olurdu , onlardan iman edenler varsa da çoğunluğu yoldan çıkmıştır / fasıktır. Size sadece eziyet ederek zarar verebilirler , sizinle savaş edildiğinde arkalarını dönerler, onlara yardım edilmez. Onlara nerede olurlarsa olsun lar zillet vurulmuştur , Allah’ın ve insanların ipine sarılanlar hariçtir, Allah’tan bir azaba uğramışlardır , onlara yoksulluk vurulmuştur , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok saymalarından ve nebileri haksız yere öldürmelerinden dolayıdır , bu, onların baş kaldırıp taşkınlık yapmaları sebebiyledir. Ehli kitap içindeki var olan bir topluluk bunlarla aynı değildirler , Onlar Allah’ın ayetlerini gece anlarında okurlar ve onlar secde de ederler, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler, bilineni / tanınanı emreder, belirsiz olandan / tanınmayandan sakınırlar, iyilikte yarışırlar, işte onlar salihlerdendir. Hayır olarak ne yaparlarsa kesinlikle onlar, asla yok sayılmazlar Allah sakınanları bilir. Kafirlerin malları ve evlatları Allah’tan olana karşı bir fayda sağlamadı, işte onlar ateş halkıdır, orada kalıcıdırlar. Bu dünya hayatında harcamayanların / infak etmeyenlerin durumu , içi kavurucu olan bir rüzgârın kendilerine zulmetmiş kavmin ekinine isabet etmesine benzer ki, o / ekin helak olmuştur. Allah onlara zulmetmedi lakin onlar, kendilerine zulmettiler. 118, 119,120, (SİZE BİR GÜZELLİK DOKUNDUĞUNDA TASALANANLARI NASIL DOST EDİNEBİLİRSİNİZ Kİ? Ey iman edenler sizin dışınızdakileri dost edinmeyin , size bir rahatsızlık vermekten çekinmezler , sıkıntıya düşmenizi arzularlar, içlerindeki nefret ağışlarından taşmaktadır , göğüslerinde ki gizledikleri ise daha da büyüktür , eğer aklediyorsanız ayetleri size açıklıyoruz. Siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, onlar sizi sevmez ler, siz kitapların hepsine iman edersiniz , onlar sizle buluştuklarında derler ki “iman ettik”, tek başlarına kaldıklarında ise kinlerinden parmaklarını ısırırlar , de k kininizd en ölün, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilir. Eğer size bir iyilik dokunursa tasalanırlar, size bir kötülük değerse onunla rahatlarlar / ferahlarlar, eğer sabreder ve sakınırsanız onların tuzakları size bir zarar vermez, Allah onların yaptıklarını çevrelemiştir / kuşatmıştır.
Kâfirlerin ne malları ne evlatları Allah’a karşı bir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar ateş ehlidirler. Onlar orada ebedî kalacaklardır.
Nankörlere gelince, ne malları, ne de evladları onlara, Allah'a karşı hiçbir yarar sağlamayacaktır. Onlar ateş halkıdır; onlar orada sürekli kalacaklardır.
Kafirlik edenlerin ise malları da çocukları da Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamayacaktır. Onlar o ateşin ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır. dipnot 1
Kafirlerin dipnot 1 malları da çocukları da Allah'a karşı bir fayda sağlamaz. Onlar cehennem ahalisidir, orada ölümsüz olarak kalacaklardır..
Kâfir olanlar ise onlara malları da evlatları da Allah’tan gelen bir şeye/azaba karşı bir fayda vermeyecektir. Onlar, Cehennem ashabıdır, orada ebedidirler
Kafir olanlar ise onlara malları da evlatları da Allah'tan gelen bir şeye/azaba karşı bir fayda vermeyecektir. Onlar, cehennem ashabıdır, orada ebedidirler.
Küfre sapanlara gelince, onların malları da çocukları da kendilerine Allah'a karşı bir yarar asla sağlamayacaktır. Ateşin dostlarıdır onlar. Sürekli kalacaklardır onun içinde.
Âl-i İmrân suresi, 117. ayet. مَثَلُ مَا يُنفِقُونَ فِى هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَثَلِ رِيحٍ فِيهَا صِرٌّ أَصَابَتْ حَرْثَ قَوْمٍ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَأَهْلَكَتْهُ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَٰكِنْ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.
Bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine haksızlık etmiş olan bir toplumun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu rüzgârın durumuna benzer. Onlara Allah haksızlık etmedi fakat onlar kendilerine haksızlık ediyorlar. dipnot 1
Onların bu dünya hayatı için harcadıkları, kendi kendilerine zulmeden bir toplumun ekinlerine musallat olan ve onu mahveden dondurucu bir kasırgaya benzer: Onlara zulmeden Allah değildir, asıl onlar kendi kendilerine zulmetmektedir.
Onların bu dünya hayatı için harcadıkları, kendi kendilerine zulmeden bir halkın ekinlerine musallat olan ve onu mahveden dondurucu bir rüzgara benzer: Onlara haksızlık yapan Allah değildir, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlar.
Onların şu süfli madde boyutunda (esfeli safiliyn - dünya hayatı) harcadıklarının misali, kendi nefslerine zulmeden bir topluluğun ekinlerine isabet edip, onu mahveden dondurucu bir rüzgara benzer. Allah onlara zulmetmedi, lakin onlar kendilerine zulmediyorlar.
Onların bu dünya hayatındaki harcamaları kendi nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu soğukluktaki bir rüzgara benzer ki onu (ekini) helak etmiştir. Allah, onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler.
Onların, bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kavurucu soğuğu bulunan bir rüzgarın misali gibidir ki, kendilerine zulmetmiş bir kavmin ekinine isabet eder de onu helak eder. Oysa Allah, onlara zulmetmemiş, fakat asıl onlar, kendi kendilerine zulmetmişlerdir.
Onların dünya yaşamında yardımlaşmak amacıyla paylaştıkları, kendilerine yazık etmiş bir toplumun ekinlerini vurarak yıkıma uğratan, kavurucu soğuklukta bir rüzgar gibidir. Allah, onlara haksızlık etmedi. Tam tersine, onlar, kendilerine yazık ettiler.
Onların bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendi kendilerine zulmeden bir halkın ekinlerine musallat olan ve onu mahveden dondurucu bir rüzgara benzer. Onlara haksızlık yapan Allah değildir, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlar.
Bu dünya hayatındaki harcamaları, kendi kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinine vurup mahveden dondurucu bir rüzgar gibidir. ALLAH onlara zulmetmedi; fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Bu dünya hayatındaki harcamaları, kendi kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinine vurup mahfeden dondurucu bir rüzgar gibidir. ALLAH onlara zulmetmedi; fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı
Bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerine isabet edip onu mahveden kavurucu soğuk bir rüzgara benzer. Allah, onlara haksızlık etmemişti, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Bu dünya hayatında yapmakta oldukları masrafın meseli bir rüzgar meseline benzer ki onda kavurucu bir soğuk var: nefislerine zulmeden bir kavmin ekibine sataşmış da onu mahvetmektedir, ve onlara Allah zulmetmemişti ve lakin kendilerine zulmediyorlardı
Onların, bu dünya hayatında, infak dipnot 1 ettikleri şeylerin durumu, kendilerine haksızlık etmiş dipnot 2 bir halkın ekinine isabet ederek onu mahveden kavurucu bir rüzgara benzer. Allah onlara haksızlık yapmadı, fakat onlar, kendi kendilerine haksızlık etmektedirler.
Onların, bu dünya hayatında, infak dipnot 1 ettikleri şeylerin durumu, kendilerine haksızlık etmiş dipnot 2 bir halkın ekinine isabet ederek onu mahveden kavurucu bir rüzgara benzer. Allah onlara haksızlık yapmadı, fakat onlar, kendi kendilerine haksızlık etmektedirler.
Onların, bu dünya hayatında, infak dipnot 1 ettikleri şeylerin durumu, kendilerine haksızlık etmiş dipnot 2 bir toplumun ekinine isabet ederek onu mahveden kavurucu bir rüzgara benzer. Allah onlara haksızlık yapmadı, onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlardı.
Onların bu dünya hayatındaki harcamaları kendi nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu soğukluktaki bir rüzgara benzer ki onu (ekini) helak etmiştir. Tanrı, onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler.
Onların bu dünya hayaatında harc-u sarf edegeldiklerinin misali, kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerini vurub da mahveden, kavurucu ve soğuk bir rüzgarın haali gibidir. Onlara Allah zulmetmedi. Fakat kendileri kendilerine zulmediyorlar.
Bu dünya hayatında onların sarfettikleri şeylerin durumu; kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerine isabet ederek mahveden kavurucu bir rüzgarın durumuna benzer. Allah onlara zulmetmedi, ama onlar; kendilerine zulmediyorlardı.
(110-117) Siz, İnsanlar için çıkarılmış iyi bir ümmetsiniz, bilineni / tanınanı emredersiniz bilinmezden / tanınmazdan sakındırırsınız ve Allah’a iman edersiniz , keşke Kitap halkı / ehli iman etse idi onlar için iyi olurdu , onlardan iman edenler varsa da çoğunluğu yoldan çıkmıştır / fasıktır. Size sadece eziyet ederek zarar verebilirler , sizinle savaş edildiğinde arkalarını dönerler, onlara yardım edilmez. Onlara nerede olurlarsa olsun lar zillet vurulmuştur , Allah’ın ve insanların ipine sarılanlar hariçtir, Allah’tan bir azaba uğramışlardır , onlara yoksulluk vurulmuştur , bu, onların Allah’ın ayetlerini yok saymalarından ve nebileri haksız yere öldürmelerinden dolayıdır , bu, onların baş kaldırıp taşkınlık yapmaları sebebiyledir. Ehli kitap içindeki var olan bir topluluk bunlarla aynı değildirler , Onlar Allah’ın ayetlerini gece anlarında okurlar ve onlar secde de ederler, Allah’a ve ahiret gününe iman ederler, bilineni / tanınanı emreder, belirsiz olandan / tanınmayandan sakınırlar, iyilikte yarışırlar, işte onlar salihlerdendir. Hayır olarak ne yaparlarsa kesinlikle onlar, asla yok sayılmazlar Allah sakınanları bilir. Kafirlerin malları ve evlatları Allah’tan olana karşı bir fayda sağlamadı, işte onlar ateş halkıdır, orada kalıcıdırlar. Bu dünya hayatında harcamayanların / infak etmeyenlerin durumu , içi kavurucu olan bir rüzgârın kendilerine zulmetmiş kavmin ekinine isabet etmesine benzer ki, o / ekin helak olmuştur. Allah onlara zulmetmedi lakin onlar, kendilerine zulmettiler. 118, 119,120, (SİZE BİR GÜZELLİK DOKUNDUĞUNDA TASALANANLARI NASIL DOST EDİNEBİLİRSİNİZ Kİ? Ey iman edenler sizin dışınızdakileri dost edinmeyin , size bir rahatsızlık vermekten çekinmezler , sıkıntıya düşmenizi arzularlar, içlerindeki nefret ağışlarından taşmaktadır , göğüslerinde ki gizledikleri ise daha da büyüktür , eğer aklediyorsanız ayetleri size açıklıyoruz. Siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, onlar sizi sevmez ler, siz kitapların hepsine iman edersiniz , onlar sizle buluştuklarında derler ki “iman ettik”, tek başlarına kaldıklarında ise kinlerinden parmaklarını ısırırlar , de k kininizd en ölün, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilir. Eğer size bir iyilik dokunursa tasalanırlar, size bir kötülük değerse onunla rahatlarlar / ferahlarlar, eğer sabreder ve sakınırsanız onların tuzakları size bir zarar vermez, Allah onların yaptıklarını çevrelemiştir / kuşatmıştır.
Onların, bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmiş değildir, aksine onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdir.
Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, nefislerine zulmeden bir topluluğun ekinine vurup onu mahveden dondurucu bir rüzgar(ın tahribatın)a benzer. Allah onlara zulmetmedi; fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Onların dünya hayatında yaptıkları harcamalar, tıpkı kendilerine yanlış yapmış bir topluluğun ekinini vurup onu yok eden soğuk bir rüzgar gibidir. dipnot 1 Allah onlara yanlış yapmamıştır; ama onlar yanlışı kendilerine yapmaktadırlar.
Dünya hayatında yaptıkları iyilikler (Allah için olmadığından), kavurucu soğuk bir rüzgarın, yanlışlara dalan bir topluluğun ekinini vurup mahvetmesi gibi mahvolur, (bir faydasını görmezler). Allah, onlara yanlış yapmaz, yanlışı onlar kendilerine yaparlar.
Onların bu dünya hayatında harcadıkları şeyin örneği; kavurucu soğuk bir rüzgara benzer. Kendilerine zulmetmiş bir toplumun ekinine isabet eder de, onu helak eder. Oysa Allah, onlara zulmetmemiş fakat onlar kendilerine zulmetmişlerdir.
Onların bu dünya hayatında harcadıkları şeyin örneği; kavurucu soğuk bir rüzgara benzer. Kendilerine zulmetmiş bir toplumun ekinine isabet eder de, onu helak eder. Oysa Allah, onlara zulmetmemiş fakat onlar kendilerine zulmetmişlerdir.
Bu dünya hayatında harcamakta olduklarının durumu, bir rüzgar örneğine benzer: Onda kavurucu bir soğuk vardır. Öz benliklerine zulmetmiş bir toplululuğun ekinine değmiş de onu mahvetmiştir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Âl-i İmrân suresi, 118. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ بِطَانَةً مِّن دُونِكُمْ لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالًا وَدُّوا۟ مَا عَنِتُّمْ قَدْ بَدَتِ ٱلْبَغْضَآءُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ وَمَا تُخْفِى صُدُورُهُمْ أَكْبَرُ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ
Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size ayetleri açıkladık.
Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin! dipnot 1 Onlar size kötülük etmekten asla geri durmaz, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından (sözlerinden) elbette belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Akıl ediyorsanız, ayetlerimizi elbette size açıkladık.
Siz ey iman edenler! Sizden olmayanları sırdaş edinip içinize almayınız. Onlar size zarar vermek için hiç bir çabadan geri durmazlar; dahası sizi zora sokan her şey hoşlarına gider. Kinleri ağızlarından taşmaktadır; kalplerinde sakladıkları ise daha beter. Biz (buna ilişkin) işaretleri sizin için (işte böyle) açık ve anlaşılır kıldık; tabi ki eğer aklınızı kullanırsanız.
Siz ey imana ermiş olanlar! Sizden olmayan kişileri dost edinmeyin. Onlar sizi yoldan çıkarmak için ellerinden gelen hiçbir çabayı esirgemezler ve sizi sıkıntıda görmekten hoşlanırlar. Şiddetli öfke ağızlarından taşmaktadır; kalplerinde sakladıkları ise daha da kötüdür. Biz (bununla ilgili) işaretleri sizin için (işte böylesine) açık ve anlaşılır kıldık, eğer aklınızı kullanırsanız.
Ey iman edenler. . . Sizden olmayan kişilerle (inancınıza, itikadınıza uymayanlarla) dostluk kurmayın. (Onlar) size zarar vermek için fırsat beklerler ve sizi sıkıntı içinde görmekten mutlu olurlar. Görmüyor musunuz düşmanlıkları ağızlarından taşıyor! İçlerinde sakladıkları ise daha büyüktür. İşte gereken işaretleri size apaçık bildirdik. Aklınızı kullanın (değerlendirin).
Ey iman edenler, sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz.
Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları kendi ağızlarından apaçık belli olmuştur, içlerinde gizledikleri (düşmanlık) ise, çok daha büyüktür. Eğer aklınızı kullanacak olursanız, [ibret alasınız diye] âyetleri size açıkladık.
Ey inanca çağırılanlar! Sizden olmayanları sırdaş edinmeyin; sizi yoldan çıkarmak için uğraşırlar ve size sıkıntı verecek şeyleri isterler. Ağızlarından nefret taşar; içlerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Ayetleri size açıklıyoruz; eğer aklınızı kullanırsanız?
Ey iman edenler! Sizden olmayan kişileri sırdaş edinmeyiniz. Onlar sizi yoldan çıkarmak için ellerinden gelen hiçbir çabayı esirgemezlerve sizi sıkıntıda görmekten hoşlanırlar. Şiddetli öfke ağızlarından taşmaktadır; kalplerinde sakladıkları ise daha da kötüdür. Aklınızı kullanırsanız, size ayetleri açıkladık.
Gerçeği onaylayanlar, size kötülük etmekten geri durmayan, sizin sıkıntıya düşmenizi isteyen kimseleri sırdaş edinmeyin. Ağızlarından kin ve nefret taşmaktadır. Göğüslerinde gizledikleri ise daha büyük. Size ayetleri açıkladık; düşünürseniz,
İnananlar, size kötülük etmekten geri durmayan, sizin sıkıntıya düşmenizi isteyen kimseleri sırdaş edinmeyin. Ağızlarından kin ve nefret taşmaktadır. Göğüslerinde gizledikleri ise daha büyük. Size ayetleri açıkladık; düşünürseniz,
Ey iman edenler, sizden olmayanları dost edinmeyin; onlar, sizi şaşırtmakta kusur etmezler, sıkıntıya düşmenizi arzu ederler. Baksana, öfkeleri ağızlarından taşmaktadır; sinelerinin gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz, sizlere ayetleri açıkça bildirdik.
Ey o bütün iman edenler! Ağyarınızdan yar tutmayın, sizi şaşırtmakta kusur etmezler, sarpa sarmanızı arzu ederler, görmüyor musunuz buğzları ağızlarından taşmakta, sinelerinin gizlediği ise daha büyüktür, işte size ayetleri sarih bildirdik aklederseniz
Ey İman Edenler! Birbirinizden başkasını, kendinize sırdaş edinmeyin. Onlar, size zarar vermekten geri durmazlar, sizin sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçi, kinlerini ağızları ile dışa vuruyorlar, ancak kalplerinde gizledikleri kin daha büyüktür. Eğer aklınızı kullanırsanız, ayetlerimizi size açık açık bildirdik.
Ey iman edenler! Birbirinizden başkasını, kendinize sırdaş edinmeyin. Onlar, size zarar vermekten geri durmazlar, sizin sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçi, kinlerini ağızları ile dışa vuruyorlar, ancak kalplerinde gizledikleri kin daha büyüktür. Eğer aklınızı kullanırsanız, ayetlerimizi size açık açık bildirdik.
Ey iman edenler! Kendinizden başkasını, kendinize sırdaş edinmeyin. Onlar, size zarar vermekten geri durmazlar, sizin sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçi, kinlerini ağızları ile dışa vuruyorlar, ancak kalplerinde gizledikleri kin daha büyüktür. Eğer aklınızı kullanırsanız, ayetlerimizi size açık açık bildirdik.
Ey inananlar, sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor; size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise daha büyüktür. Size ayetleri açıkladık; belki akledersiniz.
Ey iman edenler, kendi (din kardeş) ferinizden başkasını (dost ve) sırdaş edinmeyin. (Çünkü) onlar size şer ve fesad yapmakda hiç kusur etmezler, size sıkıntı verecek şey (ler) i arzu ederler. Hakikat, onların (kin ve) buğzları ağızlarından (taşıb) meydana vurmuşdur. Göğüslerinde gizlemekde oldukları (düşmanlık) ise daha büyükdür. Size ayetlerimizi (kat'i suretde) açıkladık, eğer düşünürseniz.
Ey iman edenler; sizden başkalarını dost edinmeyin. Onlar; sizi, şaşırtmaktan geri kalmazlar. Sıkıntıya düşmenizi isterler. Öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. Sinelerinin gizlediği ise daha büyüktür. Düşünürseniz size ayetlerimizi açıkladık.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Ey iman edenler! Sizden olmayanı sırdaş edinmeyin. Zira onlar size ellerinden gelen her türlü kötülüğü yaparlar, size sıkıntı verecek şeyleri arzu ederler. Öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. İçlerinde gizledikleri (nefret) ise daha da büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız size âyetleri açıkladık.
Ey inananlar, kendinizden başkasını kendinize dost edinmeyin; onlar sizi bozmaktan geri durmazlar. Size sıkıntı verecek şeyleri isterler. Onların ağızlarından öfke taşmaktadır. Göğüslerinde gizledikleri (kin) ise daha büyüktür. Düşünürseniz, size ayetleri açıkladık.
Ey inanıp güvenenler! Sizden olmayanları sırdaş edinmeyin; dipnot 1 onlar kafanızı karıştırmak için yapmadıklarını bırakmazlar. Sıkıntıya düşmenizi çok isterler. Nefretleri konuşmalarından belli olur. Sinelerinde gizledikleri daha da büyüktür. dipnot 2 Eğer doğru bağlantıları kuracak olursanız dipnot 3 (görürsünüz ki) biz ayetleri sizin için tam olarak açıklamışızdır.
Ey inanıp güvenenler! Sizden olmayanları sırdaş edinmeyin, sizi bozmak için yapmadıklarını bırakmazlar. Hep işlerinizi çıkmaza sokacak şeyler isterler. Nefretleri sözlerinden belli olur. İçlerindeki nefret ise daha büyüktür. Eğer aklınızı kullanırsanız onların göstergelerini size tam olarak açıkladık.
Ey iman edenler, sizden olmayanı sırdaş edinmeyin. Zira onlar size ellerinden gelen her türlü kötülüğü yaparlar, size sıkıntı verecek şeyleri arzu ederler. Öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. İçlerinde gizledikleri (nefret) ise daha da büyüktür. İşte size ayetleri açıkladık. Eğer aklınızı kullanıyorsanız...
- Ey iman edenler, sizden olmayanı sırdaş edinmeyin. Zira onlar size ellerinden gelen her türlü kötülüğü yaparlar, size sıkıntı verecek şeyleri arzu ederler. Kinleri / öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. İçlerinde gizledikleri (nefret) ise daha da büyüktür. Eğer aklınızı kullanıyorsanız işte size ayetleri açıkladık.
Ey iman sahipleri! Kendi dışınızdakilerden/seviyenizin altındakilerden bir kimseyi sırdaş edinmeyin. Sizi sarpa sardırıp perişan etmekten çekinmezler. Size sıkıntı verecek şeyi pek severler. Ağızlarından nefret ve öfke taşmaktadır. Göğüslerinin saklamakta olduğu ise daha büyüktür. Eğer aklınızı işletirseniz Allah size ayetlerini açık-seçik göstermiştir.
Âl-i İmrân suresi, 119. ayet. هَٰٓأَنتُمْ أُو۟لَآءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِٱلْكِتَٰبِ كُلِّهِۦ وَإِذَا لَقُوكُمْ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ عَضُّوا۟ عَلَيْكُمُ ٱلْأَنَامِلَ مِنَ ٱلْغَيْظِ قُلْ مُوتُوا۟ بِغَيْظِكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.
İşte siz şöyle kişilersiniz ki kitabın tamamına inandığınız hâlde, onlar sizi sevmezken siz onları seviyorsunuz. Onlar sizinle karşılaştıklarında "İnandık." derler. Kendi başlarına kaldıklarında da size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. dipnot 1 De ki: "Kininizle (kahrolup) ölün! Şüphesiz ki Allah göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir."
Hadi siz onları sevip bağrınıza bastınız; ama onlar, (kendilerine indirilen de dahil) vahyin tümüne inandığınız halde sizi sevmezler. Ve sizinle karşılaştıklarında "Biz de inandık" derler, fakat yalnız kalınca size olan kinlerinden dolayı parmaklarına diş geçirirler. De ki: Kininizle geberin! Allah, göğüslerin en mahrem sırlarını bilendir.
Siz onları sev(meye haz)ırsınız, ama onlar, bütün vahiylere inansanız bile sizi sevmeyecekler. Ve sizinle karşılaştıklarında, "Biz (sizin inandığınız gibi) inanıyoruz!" derler: ama kendi başlarına kalınca size karşı öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizle kahrolun! Unutmayın, Allah (insanların) kalplerinde ne varsa hepsini bilir!"
İşte siz öyle (inanca sahip) kişilersiniz ki (inandığınız hakikat dolayısıyla) onları seversiniz. Onlar ise (sizinle aynı inançta olmadıkları için) sizi sevmezler! Siz hakikat bilgisinin tümüne iman edersiniz. Sizinle karşılaştıklarında "İman ettik" derler; kendi başlarına kaldıklarında ise size öfkelerinden parmaklarını ısırırlar! "Öfkenizin ateşiyle kahrolun!" de. . . Muhakkak ki Allah, Esma'sıyla varlığınızın hakikati olarak içinizdekini bilir.
Sizler, işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında "inandık" derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Kin ve öfkenizle ölün." Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında «İnandık» derler; kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Şüphesiz Allah kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir.
İşte, siz böylesiniz; onları seversiniz. Oysa onlar, tüm kitaplara inansanız bile sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıklarında, "İnandık!" derler; kendi başlarına kaldıklarında ise size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizle ölün!" Kuşkusuz, Allah, içlerinden geçenleri Bilendir. dipnot 71
Siz onları sevmeye hazırsınız ama onlar, kitapların tamamına inansanız bile sizi sevmeyecekler. Sizinle karşılaştıklarında, "İman ettik" derler; kendi başlarına kaldıklarında da size karşı öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizle kahrolun!" Allah,sinelerdekini hakkıyla bilmektedir.
İşte sizler, onlar sizi sevmediği halde onları sevenlersiniz! Üstelik siz kitabın tümünü onaylarsınız. Sizinle karşılaştıkları zaman "Gerçeği onayladık" derler, yalnız kaldıklarında ise size olan öfkelerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden canınız çıksın." Kuşkusuz ALLAH göğüslerin özünü Bilendir. dipnot 1
İşte sizler, onlar sizi sevmediği halde onları sevenlersiniz! Üstelik siz bütün kitaplara/kitabın tümüne inanırsınız. Sizinle karşılaştıkları zaman 'İnandık,' derler, yalnız kaldıklarında ise size olan öfkelerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: 'Öfkenizden canınız çıksın.' Kuşkusuz ALLAH göğüslerin özünü Bilendir.
Ha sizler öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, onlar ise, bütün kitaba inandığınız halde sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıklarında: "Biz inandık?" derler. Yalnız kaldıklarında ise size olan kinlerinden aleyhinizde parmaklarını ısırırlar. De ki: "Kininizle ölünüz!" Allah, kesinlikle bütün sinelerin özünü bilir.
ha, sizler öyle kimselersinizdir ki onları seversiniz onlar ise bütün kitaba iman ettiğiniz halde sizi sevmezler, hem yüzünüze geldiler mi "inandık" derler, ve tenha kaldılarmı gayızlarından aleyhinizde parmaklarını ısırdılar, de ki: gayzınızla ölün, her halde Allah bütün sinelerin künhünü bilir
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inandığınız halde onlar sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıkları zaman; "iman ettik." derler, yalnız kaldıkları zaman ise size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Kuşkusuz, Allah, kalplerin gizlediklerini bilir.
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inandığınız halde onlar sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıkları zaman; inandık derler, yalnız kaldıkları zaman ise size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Kuşkusuz, Allah, kalplerin gizlediklerini bilir.
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inandığınız halde onlar sizi sevmezler. Sizinle karşılaştıkları zaman; inandık derler, yalnız kaldıkları zaman ise size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Kuşkusuz, Allah, kalplerin gizlediklerini bilir.
Sizler işte böylesiniz; onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında "inandık" derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Kin ve öfkenizle ölün". Şüphesiz Tanrı, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.
İşte siz o kimselersiniz ki onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler, Siz Kitab (lar) ın hepsine inanırsınız, onlarsa (yalınız) sizinle buluşdukları zaman "inandık" derler. Aralarında başbaşa kaldıkları vakit da (size karşı olan) kin (lerin) den dolayı parmaklarının uclarını ısırırlar. De ki "Kininizle geberin". Şübhesiz ki Allah onların sinelerindeki bütün özü hakkıyle bilicidir.
İşte siz; öyle kimselersiniz ki; onlar sizi sevmezken, siz onları seversiniz. Ve kitabın bütününe inanırsınız. Onlar ise ancak sizinle karşılaştıkları zaman; İman ettik, derler. Yalnız başlarına kaldıkları vakit de, size karşı öfkeden parmaklarını ısırırlar. De ki: Öfkenizden ölün. Gerçekten Allah, göğüslerin özünü bilir.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise bütün kitaplara iman ettiğiniz halde sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman “iman ettik” derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Öfkenizden ölün! Şüphesiz ki Allah, sinelerde olanı hakkıyla bilir.
İşte, siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, halbuki onlar sizi sevmezler. Kitabın hepsine inanırsınız. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "İnandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı öfkeden parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün! Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü bilir."
Bakın, siz öyle kimselersiniz ki tutar onları seversiniz; dipnot 1 ama onlar sizi sevmezler. dipnot 2 Siz bütün kitaplara inanırsınız; ama onlar sizinle karşılaşınca "İnandık!" der, kendi başlarına kalınca size olan kızgınlıklarından dolayı tırnaklarını kemirirler. dipnot 3 Onlara de ki: "Kızgınlığınızdan çatlayın!" Allah, sinelerde olanı daima bilendir.
Bakın! Siz onları seven kimselersiniz ama onlar sizi sevmezler. Siz Kitabın tamamına inanırsınız oysa onlar sizinle karşılaşınca "İnandık!" der, kendi başlarına kalınca nefretlerinden tırnaklarını yerler. Onlara de ki "Nefretinizden çatlayın!". Onların içinde neler olduğunu Allah bilir.
Siz, o kimselersiniz ki, onlar sizi sevmiyorken siz onları seviyor ve bütün kitaplara iman ediyorsunuz. Sizinle karşılaştıklarında “iman ettik” derler, yalnız kaldıklarında da size kin ve düşmanlıklarından parmak uçlarını ısırırlar. De ki: Öfkenizden ölün! Allah şüphesiz, sinelerde olanı hakkıyla bilir.
Siz, o kimselersiniz ki, onlar sizi sevmiyorken siz onları seviyor ve bütün kitaba iman ediyorsunuz. Sizinle karşılaştıklarında "iman ettik" derler, yalnız kaldıklarında da size kin ve düşmanlıklarından parmaklarını ısırırlar. De ki: -Öfkenizden çatlayın! Allah şüphesiz, sinelerde olanı hakkıyla bilir.
Siz öyle kişilersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Ve Kitap'ın tümüne inanırsınız. Onlar ise sizinle karşılaştıklarında "İnandık!" derler; başbaşa kaldıklarında size öfkelerinden parmak uçlarını ısırırlar. De ki onlara: "Öfkenizle geberin!" Allah, göğüslerin içindekini çok iyi bilmektedir.
Âl-i İmrân suresi, 120. ayet. إِن تَمْسَسْكُمْ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْ وَإِن تُصِبْكُمْ سَيِّئَةٌ يَفْرَحُوا۟ بِهَا وَإِن تَصْبِرُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌ
Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.
Size bir iyilik dokunsa, bu onları üzer; başınıza bir kötülük gelse buna da sevinirler. Sabreder ve takvâlı (duyarlı) olursanız onların hilesi size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.
Eğer siz bir iyiliğe ulaşırsanız buna üzüleverirler; yok eğer başınıza bir kötülük gelirse buna da sevinirler. Ama eğer zorluklara direnir ve sorumluluk bilincini kuşanırsanız, onların tuzakları size hiç bir zarar veremez: Zira Allah, yaptıkları her şeyi çepeçevre kuşatandır.
Eğer bir iyilikle karşılaşırsanız bu onları üzer; ve başınıza bir kötülük gelince de memnun olurlar. Ama eğer zorluklara karşı sabreder ve Allah'a karşı sorumluluklarınızın bilincinde olursanız, onların hileleri size hiçbir zarar veremez. Zira Allah, onların tüm yaptıklarını (Kudretiyle) kuşatır.
Başınıza iyi bir iş gelse onlar üzülürler; size bir kötülük isabet etse, mutlu olurlar. Eğer dayanır ve korunursanız, onların hilesi size hiçbir zaman zarar veremez. Muhakkak ki Allah onların yaptıklarını ihata eder (mekan kavramı olmaksızın).
Size bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların 'hileli düzenleri' size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz, Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır.
Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır; başınıza bir musibet gelse, buna da sevinirler. Eğer sabreder ve (Allah'tan) sakınırsanız onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.
Size bir iyilik gelirse üzülürler ve size bir kötülük gelirse sevinirler. Hem dirençli olur hem de sorumluluk bilinci taşırsanız, yaptıkları dalavereler, size asla dokunca veremez. Kuşkusuz, Allah, onların yaptıklarını Kuşatandır.
Eğer bir iyilikle karşılaşırsanız bu onları üzer; başınıza bir kötülük gelince de memnun olurlar. Ama eğer zorluklara karşı sabreder ve samimi davranırsanız, ruh olgunluğu gösterirseniz, onların hileleri size hiçbir zaman zarar veremez. Zira Allah onların bütün yaptıklarını kuşatıcıdır.
Size bir iyilik dokunsa onlara üzüntü verir, başınıza bir kötülük gelse ona sevinirler. Zorluklara karşı direnir ve erdemli davranırsanız entrikaları size hiçbir zarar vermez. ALLAH tüm yaptıklarını kontrol eder.
Size bir iyilik dokunsa onlara üzüntü verir, başınıza bir kötülük gelse ona sevinirler. Zorluklara karşı direnir ve erdemli davranırsanız entrikaları size hiç bir zarar vermez. ALLAH tüm yaptıklarını kontrol eder.
Size bir iyilik dokunursa, fenalarına gider, başınıza bir musibet gelirse onunla ferahlanırlar. Eğer sabırlı olur ve iyi korunursanız, onların hileleri size zarar vermez. Çünkü Allah, onları kendi yaptıkları ile kuşatmıştır.
Size bir iyilik dokunursa fenalarına gider, başınıza bir musıbet gelirse onunla ferahlanırlar, ve eğer siz sabırlı olur ve iyi korunursanız onların hıyleleri size hiç bir zarar vermez, çünkü Allah onları kendi amellerile kuşatmıştır
Eğer size bir iyilik dokunursa bu onları üzer. Eğer size bir kötülük isabet ederse bu onları sevindirir. Eğer sabreder ve takvalı olursanız, onların hileleri size bir zarar vermez. Kuşkusuz, Allah, ilmiyle onların yaptıkları her şeyi kuşatmıştır.
Eğer size bir iyilik dokunursa bu onları üzer. Eğer size bir kötülük isabet ederse bu onları sevindirir. Eğer sabreder ve takvalı olursanız, onların hileleri size bir zarar vermez. Kuşkusuz, Allah, ilmiyle onların yaptıkları her şeyi kuşatmıştır.
Eğer size bir iyilik dokunursa bu onları üzer. Eğer size bir kötülük isabet ederse bu onları sevindirir. Eğer sabreder ve takvalı olursanız, onların hileleri size bir zarar vermez. Kuşkusuz, Allah, ilmiyle onların yaptıkları her şeyi kuşatmıştır.
Size bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların "hileli düzenleri" size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz, Tanrı, yapmakta olduklarını kuşatandır.
Eğer size bir iyilik dokunursa onları tasaya düşürür. Şayet size bir fenalık gelirse onunla sevinirler. Eğer göğüs gerer, sakınırsanız onların hıylekarlıkları size hiç bir şeyle zarar veremez. Şübhe yok ki Allah, ne yaparlarsa hepsini (ilmiyle) çepçevre kuşatıcıdır.
Sizlere bir iyilik dokunursa; bu onları, üzer. Ama başınıza bir felaket gelirse; buna sevinirler. Sabreder ve sakınırsanız, onların hilesi size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz ki, Allah, onların yaptıklarını kuşatmıştır.
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah, onların yaptıklarını tam olarak kuşatmıştır.
Size bir iyilik dokunsa (bu,) onları tasalandırır; size bir kötülük dokunsa, ona sevinirler. Eğer sabreder, korunursanız, onların tuzağı size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını kuşatmıştır.
Size bir iyilik dokunsa bu onları üzer. Ama başınıza bir kötülük gelse mutlu olurlar. Eğer siz sabırlı olur /duruşunuzu bozmaz ve yanlışlardan sakınırsanız onların kurdukları oyunlar size bir zarar vermez. Allah, yaptıkları her şeyi çepeçevre kuşatır. dipnot 1
Size bir iyilik dokunsa onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse mutlu olurlar. Kendinizi koruyarak sabrederseniz tuzaklarının size bir zararı olmaz. Yaptıkları her şeyi çepeçevre kuşatan Allah'tır.
Size bir iyilik gelirse bu onları üzer, size bir kötülük dokunursa buna sevinirler. Eğer sabreder ve korunursanız onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Allah, onların yaptıklarını tam olarak kuşatmıştır.
Size bir iyilik gelirse bu onları üzer, size bir kötülük dokunursa buna sevinirler. Eğer sabreder ve korunursanız onların hilesi size hiç bir zarar vermez. Allah, onların yaptıklarını tam olarak kuşatmıştır.
Size bir iyilik dokunsa bu onları rahatsız eder. Size bir kötülük dokunsa bununla sevinir, ferahlarlar. Eğer sabreder, sakınır/korunursanız onların tuzakları size hiçbir şekilde zarar veremez. Allah Muhit'tir, yapmakta olduklarını çepeçevre kuşatmıştır.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.