Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 75. ayet

Âl-i İmrân suresi, 75. ayet. وَمِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مَنْ إِن تَأْمَنْهُ بِقِنطَارٍ يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيْكَ وَمِنْهُم مَّنْ إِن تَأْمَنْهُ بِدِينَارٍ لَّا يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيْكَ إِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَآئِمًا ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لَيْسَ عَلَيْنَا فِى ٱلْأُمِّيِّـۧنَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

vemin ehli-lkitâbi men in te'menhü biḳinṭâriy yü'eddihî ileyk. veminhüm men in te'menhü bidînâril lâ yü'eddihî ileyke illâ mâ dümte `aleyhi ḳâimâ. ẕâlike biennehüm ḳâlû leyse `aleynâ fi-l'ümmiyyîne sebîl. veyeḳûlûne `ale-llâhi-lkeẕibe vehüm ya`lemûn.

Diyanet İşleri

"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmilere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur" demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 72–78 · surenin 75. ayeti / 200

Konu Kitap ehline çağrı: ortak söz; İbrâhim hanîf idi Âl-i İmrân 64–80 3

  1. Âl-i İmrân 72

    Kitap ehlinden bir grup, "Mü'minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkar edin, belki onlar (size bakarak) dönerler" dedi.

  2. Âl-i İmrân 73

    "Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz hidayet, Allah'ın hidayetidir. Birine, size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?" De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir."

  3. Âl-i İmrân 74

    O, rahmetini dilediğine has kılar. Allah, büyük lütuf sahibidir.

  4. 75

    "Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmilere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur" demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.

  5. Âl-i İmrân 76

    Hayır! (Gerçek, onların dediği değil.) Kim sözünü yerine getirir ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, şüphesiz Allah da sakınanları sever.

  6. Âl-i İmrân 77

    Şüphesiz, Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.

  7. Âl-i İmrân 78

    Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, "Bu, Allah katındandır" derler. Halbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

75. Yüce Allah, Kitap ehli hakkında bize şöyle haber vermektedir: Onlardan bir kesim, güvenilir kimselerdir. Öyle ki onlardan birine çok miktarda altın para güvenip teslim edecek olursan, onu sana tamamıyla öder. Onlardan bir kesimin de hain kimseler olduklarını haber vermektedir ki bunlar en ufak bir bir miktarda dahi hainlik ederler. Bu son derece çirkin hainliklerine rağmen onlar bir de batıl gerekçelerle yaptıklarını tevil ederek mazeret gösterirler ve: “Ümmiler hakkında bize bir vebal yoktur” derler. Yani biz bu ümmilere (Araplara) hainlik edecek ve onların mallarını helâl kabul edip yiyecek olursak, bize bir günah olmaz. Çünkü onların saygı duyulması gereken bir hakları, dokunulmazlıkları yoktur.

Yüce Allah ise şöyle demektedir: “Onlar bile bile Allah’a karşı yalan söylüyorlar.” Yani böyle bir şey yaptıkları takdirde büyük bir vebal altında olduklarını bildikleri halde bunu söylerler. Böylelikle onlar bir taraftan hainlik etmekte, diğer taraftan Arapları hakir görmektedirler. Üstelik Allah’a karşı da yalan söylemektedirler ve bunu bile bile yapmaktadırlar. Yoksa böyle bir şeyi bilgisizliklerinden ve şaşkınlıklarından yapan kimseler gibi değildirler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kitap ehlinden; bazı kimseler vardır ki, kendilerine çokça emanet olarak mal versen, o emanet edilen malı sana iade edip, geri verirler. Onlardan, bazıları da vardır ki, az miktarda bir malı kendilerine emanet olarak versen, sıkıştırıp kendisinden istemedikçe o malı sana asla geri vermezler. Bu, onların: "Arapların mallarını haksız bir şekilde yememize karşılık olarak üzerimize bir sorumluluk yoktur, Allah, bize bunu helal kıldı" şeklindeki fasit sözü söylemelerinden kaynaklanmaktadır. Onlar, bu yalanı söylemekte ve bunun Allah'a karşı bir iftira olduğunu bilmektedirler.

Kelimeler

36 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمِنْ ve min -nden
  2. أَهْلِ ehli ehli- kök: اهل
  3. ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi Kitap kök: كتب
  4. مَنْ men öylesi (vardır ki)
  5. إِن in eğer
  6. تَأْمَنْهُ te'menhu ona emanet bıraksan kök: امن
  7. بِقِنطَارٍۢ bikintarin yüklerle mal kök: قنطر
  8. يُؤَدِّهِۦٓ yu'eddihi onu öder kök: ادي
  9. إِلَيْكَ ileyke sana
  10. وَمِنْهُم ve minhum ve onlardan
  11. مَّنْ men öylesi (de vardır ki)
  12. إِن in eğer
  13. تَأْمَنْهُ te'menhu ona versen kök: امن
  14. بِدِينَارٍۢ bidinarin bir dinar kök: دنر
  15. لَّا la
  16. يُؤَدِّهِۦٓ yu'eddihi onu ödemez kök: ادي
  17. إِلَيْكَ ileyke sana
  18. إِلَّا illa başka türlü
  19. مَا ma
  20. دُمْتَ dumte sürekli kök: دوم
  21. عَلَيْهِ aleyhi başına
  22. قَآئِمًۭا ۗ kaimen dikilmeden kök: قوم
  23. ذَٰلِكَ zalike bu
  24. بِأَنَّهُمْ biennehum onların (içindir)
  25. قَالُوا۟ kalu dedikleri kök: قول
  26. لَيْسَ leyse yoktur kök: ليس
  27. عَلَيْنَا aleyna bize
  28. فِى fi karşı
  29. ٱلْأُمِّيِّـۧنَ l-ummiyyine ümmilere kök: امم
  30. سَبِيلٌۭ sebilun bir yol (sorumluluk) kök: سبل
  31. وَيَقُولُونَ ve yekulune ve söylüyorlar kök: قول
  32. عَلَى ala karşı
  33. ٱللَّهِ llahi Allah'a kök: اله
  34. ٱلْكَذِبَ l-kezibe yalan kök: كذب
  35. وَهُمْ vehum ve onlar
  36. يَعْلَمُونَ yea'lemune bile bile kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyan bir…

  • Aynı kök: ادي (6 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla…

  • Aynı kök: قنطر (4 geçiş)

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…

  • Aynı kök: قنطر (4 geçiş)

    Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira…

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Allah, kıyamet günü şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara, Allah'ı bırakarak beni ve anamı iki ilah edinin, dedin?" İsa da şöyle…

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka "Onu ne alıkoyuyor?" derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kitap ehlinden öylesi vardır ki dipnot 1 ona yığınla mal emanet etsen, onu sana (tastamam geri) öder. Onlardan öylesi de vardır ki ona bir dinar emanet etsen, başına dikilmediğin sürece onu sana (geri) ödemez. Bunun sebebi, "Ümmilere dipnot 2 karşı (yaptıklarımızdan dolayı) bize hiçbir yol (sorumluluk) yoktur." demeleridir. Onlar Allah hakkında bilerek yalan söylüyorlar. dipnot 3

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:69, 72, 75, 78, 113; Nisâ 4:46; Mâide 5:66; A‘râf 7:168. Bu ayet gruplardaki bütün kişilerin aynı olmadığını, içlerinde farklılıklar bulunabileceğini, bu yüzden de toptancı değerlendirmelerden kaçınılması gerektiğini göstermektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Burada geçen [el-ümmiyyîne] (ümmiler) ifadesi, Al-i İmrân 3:20'de de açıkladığımız gibi öncesindeki bağlam gereği "kitap ehlinden olmayanlar" demektir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Yüce Allah Al-i İmrân 3:78'de de geçen bu cümlede kitap ehlinden olan bu kişilerin bile bile Allah'a yalan isnat ettiklerini haber vermektedir. Belli ki bu kişiler kendilerini ayrıcalıklı görmelerini ilahi bir bilgiye dayandırdıklarını düşünmekte, bu davranışlarını onlara Allah'ın bildirdiğini iddia etmektelerdi. Onlara göre başkalarına karşı herhangi bir sorumluluklarının olmaması, dini kabullerinin bir sonucuydu. İşte Yüce Allah kendilerini yalanlamakta ve bu düşünceleri sebebiyle Allah'a yalan isnat ettiklerini bildirmektedir. Yûnus 10:18 ve Hucurât 49:16'da ifade edildiği gibi bu tipler "Allah'a bilmediğini haber veren" ve "O'na -hâşâ- din öğretmeye çalışan" insanlar olarak tanıtılmış olmaktadır. Buna benzer içeriklerde olmak üzere, Bakara 2:80 ve A‘râf 7:28'de de çeşitli uyarılar bulunmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Önceki vahyin mensuplarından öyleleri var ki, kendisine bir hazine emanet etsen (kuruşuna dokunmadan) iade eder; öyleleri de var ki, tek bir dinar emanet etsen tepesine dikilmedikçe sana geri vermez. Bu, onların, "Bizden olmayanlara yaptıklarımızdan dolayı bir şey lazım gelmez" şeklindeki iddiaları yüzündendir. Fakat onlar bile bile Allah hakkında yalan söylüyorlar.

Muhammed Esed

Geçmiş vahyin izleyicileri arasında öylesi var ki, kendisine bir hazine emanet etsen sana (sadakatle) iade eder; ve öylesi de var ki ona ufak bir altın sikke emanet etsen, başında dikilmedikçe sana geri vermez; bu, onların, "Kitap ile ilgisi olmayan bu halk(a yaptığımız hiçbir şey)den dolayı bize bir suç yüklenemez" şeklindeki iddialarının bir sonucudur: (Böylece) onlar, (bile bile) Allah hakkında yalan söylerler.

Ahmed Hulusi

Kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlardan öyleleri vardır ki, kantar (dolusu) emanet bıraksan, onu sana aynen iade eder. Öyleleri de vardır ki, tek bir dinar (altın) emanet etsen, tepesine dikilip zorlamadıkça sana geri vermez. Bu onların, "Bize karşı olan ümmilerin (hakikati bilmeyenlerin) hiçbir hakkı yoktur" diye (düşünmelerinden kaynaklanır). Onlar bile bile Allah üzerine yalan söylüyorlar.

Ali Bulaç

Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, bir kantar emanet bıraksan onu sana geri verir; öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen, onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların "ümmiler (zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar) konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur" demiş olmalarındandır. Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler.

Ali Özek ve heyeti

Ehli kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onların, «Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur» demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.

Ali Rıza Safa

Oysa kitap halkından öyleleri vardır ki, sorumluluğuna tartılar dolusu bıraksan, sana geri verir. Öyleleri de vardır ki, sorumluluğuna bir altın bıraksan, tepesinde dikilmedikçe sana geri vermez. "Önceki kitaplardan bilgisi olmayanlar için, üzerimizde yükümlülük yoktur!" dedikleri için böyle yaparlar. Bilmelerine karşın, Allah hakkında yalanlar söylerler.

Bayraktar Bayraklı

Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmedikçe onu sana ödemez. Onlar, "Cahillere karşı bize bir sorumluluk yoktur" dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah'a karşı bile bile yalan söylüyorlar.

Edip Yüksel

Kitap halkından öylesi var ki kendisine yığınla emanet bıraksan sana aynen öder. Fakat onlardan öylesi de var ki kendisine bir dinar emanet etsen, başına dikilip durmadıkça geri ödemez. "Ümmilere karşı bizim bir sorumluluğumuz yok" dedikleri için böyle davranıyorlar ve bile bile yalanlarını ALLAH'a yakıştırıyorlar. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Din adamları, Kuran'ın Tanrı sözü olduğunu kanıtlamak için Kuran'daki "ümmi" kelimesinin anlamını kaydırarak Muhammed peygamberin okuryazar olmadığını iddia ederler. Bu ayette olduğu gibi, Yahudiler ve Hıristiyanlar, Arap halkını, kitapları olanlar ve olmayanlar olarak iki gruba ayırıyorlardı. Yoksa geçmiş din adamlarının iddia ettiği gibi, Yahudiler ve Hıristiyanlar, dinsel mücadelelerinde halkı okur-yazarlar ve okur-yazar olmayanlar diye iki gruba ayırmıyorlardı. * Bak 2:78; 3:20; 7:157-158.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kitap halkından öylesi var ki kendisine yığınla emanet bıraksan sana aynen öder. Fakat onlardan öylesi de var ki kendisine bir Dinar emanet etsen, başına dikilip durmadıkça geri ödemez. 'Ümmilere karşı bizim bir sorumluluğumuz yok' dedikleri için böyle davranıyorlar ve bile bile yalanlarını ALLAH'a yakıştırıyorlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kitap verilenlerden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan onu sana geri verir. Yine onlardan öylesi vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine binmedikçe onu sana vermez. Çünkü onlar: "Bizim aleyhimizde okur yazar olmayanlarda bir yol yok" derler ve Allah'a karşı bile bile yalan söylerler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ehli kitabdan öylesi vardır ki ona yüklerle emanet bıraksan onu sana te'diye eder, gene onlardan öylesi vardır ki ona bir dinar emanet etsen tepesine binmedikçe onu sana te'diye etmez, bunun sebebi: Çünkü bunlar bizim aleyhimize ümmilerde bir yol yoktur derler ve Allaha karşı bile bile yalan söylerler

Erhan Aktaş

Kitap Ehli'nden öylesi vardır ki, kendisine yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Öylesi de var ki bir dinar emanet etsen, başına dikilmedikçe onu sana iade etmez. Bunun sebebi: "Ummilerin dipnot 1 malını yemede vebal yoktur. dipnot 2 " diye düşünmelerindendir. Onlar, bile bile, Allah adına yalan söylerler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İlahi bir kitaba mensup olmayan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Arapların batıl, kendilerinin hak dine mensup olduklarına inanan Yahudiler, onların mallarını kendilerine helal sayıyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ehl-i Kitap'tan öylesi vardır ki, kendisine yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Öylesi de var ki bir dinar emanet etsen, başına dikilmedikçe onu sana iade etmez. Bunun sebebi: "Ümmilerin dipnot 1 malını yemede vebal yoktur." diye düşünmelerindendir. Onlar, bile bile, Allah adına yalan söylerler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İlahi bir kitaba mensup olmayan Arapların batıl, kendilerinin hak dine mensup olduklarına inanan Yahudiler, onların mallarını kendilerine helal sayıyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ehl-i Kitap'tan öylesi vardır ki, kendisine yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Öylesi de var ki, bir dinar emanet etsen, başına dikilmedikçe onu sana iade etmez. Bunun sebebi: "Ümmilerin dipnot 1 malını yemede vebal yoktur." diye düşünmelerindendir. Onlar, bile bile, Allah adına yalan söylerler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Arapların; batıl, kendilerinin hak dine mensup olduklarına inanan Yahudiler, onların mallarını kendilerine helal sayıyorlardı.

Gültekin Onan

Kitap ehlinden öylesi vardır ki, bir kantar emanet bıraksan onu sana geri verir; öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların "ümmiler [zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar] konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur" demiş olmalarındandır. Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Tanrı'ya karşı yalan söylemektedirler.

Hasan Basri Çantay

Kitablılardan öyle kimse vardır ki kendisine bir kantar (altın) emanet etsen onu sana eksiksiz öder. öyle kimse de vardır ki ona emaneten tek bir altın versen onu — sen üzerinde ayak direyib durmadıkça — sana ödemez. Bunun sebebi şudur: Onlar "Ummiler hakkında bize karşı (mes'uliyyete) bir yol yokdur" demişler (öyle fikir beslemişler) dir. Onlar Allaha karşı, kendileri de bilib durdukları halde, yalan söylerler.

İbni Kesir

Ehl-i Kitab'dan öylesi vardır ki; kantarla emanet bıraksan; onu sana öder. Öylesi de vardır ki; bir tek altın emanet etsen; tepesine dikilmedikçe onu sana ödemez. Bu, onların: Ümmiler hakkında bize karşı sorumluluk yoktur, demelerindendir. Onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylemektedirler.

Mehmet Alagaş

(75-77) Ehli kitaptan birileri var ki ona kantarlarca emanet et onu sana iade eder , kimi de var ki ona dirhem emanet etsen başında dikilip beklemedikçe onu sana geri vermez, bunun böyle olmasının nedeni , biz, kendilerine kitap verilmemişlerden sorulacak değiliz, demeleridir. (Yahudiler böyle düşünürler) Allah’a karşı yalan söyleyerek bunu yapıyorlar. (Allah böyle bir şey dememiştir) Bilakis kim ahdine tam olarak uyarsa ve sakınırsa muhakkak ki Allah sakınanları sever. Ahitlerini ve yeminlerini az bir pahaya satışa çıkaranlar işte onlara ahirette hiç pay yoktur , Allah onlarla konuşmayacaktır / kelam etmeyecektir , onlara kıyamet günü bakılmayacak, onlar arındırılmayacaklar dır ve onlar için acıtıcı bir azap vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.

Süleyman Ateş

Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan, onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmeden onu sana ödemez. Onlar "Ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur." dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah'a karşı bile bile yalan söylüyorlar.

Süleymaniye Vakfı

Ehlikitaptan /kitaplarında uzman olanlardan öyleleri var ki yığınla mal emanet etsen onu sana tastamam geri verir. Öyleleri de var ki bir dinarı dipnot 1 emanet etsen tepesine dikilip durmadığın sürece onu sana geri vermez. Bunun sebebi, "Bizim, ümmilere /Mekkelilere dipnot 2 karşı bir sorumluluğumuz yoktur." demeleridir. dipnot 3 Onlar Allah'a karşı, bile bile yalan söylerler. dipnot 4

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dinar, Rasulullah (s.a.v.) döneminde para olarak kullanılan Bizans altınıdır. Bu paralardan bugün İstanbul Arkeoloji Müzelerinde bulunanların en ağır olanı 4.35 gr. gelmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ve Cum'a 62/2. ayette geçen "ümmiler", "Mekkeliler" anlamındadır. Mekke, Ümmü'l-Kura yani yerleşim yerlerinin ana merkezidir. Yeryüzünde ilk kamu binası orada yapılmıştır (Al-i İmran 3/96). Bu sebeple Arap dilinde Mekkeli olanlara ümmi denir (Müfredat). Muhammed aleyhisselam da ümmilerin yani Mekkelilerin içinden çıkarılmış bir elçidir (Cum'a 62/2) ve Ümmü'l-Kura'yı /Mekke ve çevresini uyarsın diye gönderilmiştir (En'am 6/92, Şura 42/7). Ümmi kelimesi, bunun dışında, iki farklı anlamda da kullanılmıştır. Birincisi, "kendine kitap verilmemiş olan" (Al-i İmran 3/20), ikincisi "inandığı ilahi kitabın içeriğini bilmeyen"dir (Bakara 2/78). Nebimiz daha önce ilahi kitap bilgisine sahip değildi (Ankebut 29/47-48, Şura 42/52-53) ama Kur'an'da ona, bundan dolayı ümmi denilmemiştir. Son nebinin Mekke'den çıkacağı Tevrat ve İncil'de yazılı olduğundan (A'raf 7/157-158) Kur'an'da onunla ilgili olarak kullanılan ümmi kavramı, Mekkeli anlamındadır. Arapçada anasından doğduğu gibi kalıp okuma yazma bilmeyen kişiye de ümmi denir (Lisan'ul-Arab). Mekkeli müşrikler, Kur'an'ın Muhammed aleyhisselama birileri tarafından yazdırıldığı iddia ederler (Furkan 25/5). Eğer o, okuma yazma bilmeseydi onu yakından tanıyan Mekkeliler, böyle bir iddiada bulunamazdı.
  3. metne dön, dipnot 3
    Yahudiler de Hıristiyanlar da kendilerini çok yüce görür kendilerinden olmayanlara değer vermezler (Bakara 2/111, 113, 135, Maide 5/16).
  4. metne dön, dipnot 4
    Allah, son nebinin ümmi yani Mekkeli olacağının, Tevrat ve İncil'de yazılı olduğunu bildirir (A'raf 7/157-158). Ama elimizdeki Tevrat ve İncil'de bu bilgi yoktur. Allah Teala, ehl-i kitabın yani kitaplarında uzman olanların, kitaplarındaki bir çok bilgiyi gizlediklerini ve onların bir kısmının Kur'an'da açıklandığını haber verir (Maide 5/15). Bu ayet, o bilgileri gizleyenlerin, Allah'a karşı, bile bile yalan söylediklerini anlatmaktadır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ehl-i Kitap dipnot 1 içinde öyleleri var ki bir hazineyi dipnot 2 emanet etsen aldığı gibi geri verir. Öyleleri de var ki bir dinarı dipnot 3 emanet etsen, tepesine dikilmeden vermez. Bu gibiler, Allah'a karşı bile bile yalan söyleyerek şöyle derler: "Kitab'ı bilmeyenlere (ümmilere) dipnot 4 karşı bir sorumluluğumuz yoktur dipnot 5

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kitaplarında uzman olan kişiler
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayetin esas metni "kantar dolusu altın" dır. Açıklamalı mana tercih edildiği için "hazine" kelimesi kullanılmıştır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Dinar, Rasulullah döneminde para olarak kullanılan Bizans (İstanbul) altınıdır. Bu paralardan bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde bulunanların en ağırı 4.35 gr. gelmektedir.
  4. metne dön, dipnot 4
    Ümmilere, kitap konusunda bilgisi olmayanlara, elinde kitabı olmayanlara. (Bkz. Bakara 2/78, Araf 7/157)
  5. metne dön, dipnot 5
    Bu ırkçılıktır, kendini üstün görmedir. Çağımızın hastalığı emperyalizmin (sömürgeciliğin) ve medeniyetler çatışması tezinin düşünsel arka planıdır.

Şaban Britch

Kitap ehlinden; bir yük altın bıraksan onu sana iade eden kimseler vardır. Onlardan, bir dinar versen tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermeyen kimseler de vardır. Bu, onların: "Kitapsızlara/ümmilere (Araplar'a) karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur" demelerindendir. Onlar, bile bile Allah hakkında yalan söylerler.

Şaban Piriş

Kitap ehlinden; bir yük altın bıraksan onu sana iade eden kimseler vardır. Onlardan, bir dinar versen tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermeyen kimseler de vardır. Bu, onların: -Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur, demelerindendir. Onlar, bile bile Allah hakkında yalan söylerler.

Yaşar Nuri Öztürk

Ehlikitap'tan öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet teslim etsen onu sana iade eder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine çökmedikçe onu sana geri vermez. Bunun sebebi şudur: Onlar: "Ümmilerin, bizim aleyhimize yol bulmaları mümkün değildir." demişlerdir. Onlar, bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Among Ahl al-Kitab there is he whom you can entrust with a cental of gold and he would return it to you on demand. Also among them is he who if entrusted with one single dinar, would not return it unless you keep asking and he may eventually be pronounced a defaulter. This is by reason of their folly and want of sense that they interpret in words. "We are not," they say, "under any obligation to these illiterate faithless people -the Muslims-" and they intentionally relate to Allah falsehood which they admit into their minds.

Abdul Haleem

There are People of the Book who, if you [Prophet] entrust them with a heap of gold, will return it to you intact, but there are others of them who, if you entrust them with a single dinar, will not return it to you unless you keep standing over them, because they say, ‘We are under no obligation towards the gentiles.’ They tell a lie against God and they know it.

Abdullah Yusuf Ali

Among the People of the Book are some who, if entrusted with a hoard of gold, will (readily) pay it back; others, who, if entrusted with a single silver coin, will not repay it unless thou constantly stoodest demanding, because, they say, "there is no call on us (to keep faith) with these ignorant (Pagans)." but they tell a lie against Allah, and (well) they know it.

Abul A'la Maududi

And among the People of the Book there are some who would restore you even if you were to entrust a treasure of gold, and of them there are some whom were you to entrust with one gold piece, will not restore it unless you stand over them. That is because they say: 'We will not be taken to task for whatever we may do to non-Jews (ummls). dipnot 1 Thus they falsely fix a lie upon Allah, and do so wittingly.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This was not merely the misconception of the ignorant mass of Jews. Their religious teaching was the same and the legal doctrines of their accepted religious authorities and jurists reflected this idea. With regard to injunctions on loans and interest the Bible makes a clear distinction between an Israelite and a non-Israelite (
    Deuteronomy 15: 1-3 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 15:1

    “Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ; 23: 20).It is stated in the Talmud that if the bullock of an Israelite injures the bullock of a non-Israelite the former is not liable to any penalty, but not vice versa. Similarly, it is laid down that if anyone finds an unclaimed article he should enquire amongst the people who live nearby. If they are Israelites he should announce his find; if not he may keep it without saying anything further.Rabbi Samuel Ishmael says that if a dispute between a Jew and a Gentile is brought before a judge, he should base his verdict on Jewish law if it is favourable; if the law of the Gentiles goes in favour of the Jew he should justify his judgement by saying that the Gentile has no valid ground for complaint since judgement was given according to his own law. Even if both laws are unfavourable towards the Jew the judge should still find some pretext for deciding in his favour. Rabbi Samuel says that benefit should be derived from every mistake the non-Israelite may make. (See Paul Isaac Hershon, Talmudic Miscellany, London, 1880, pp. 37 and 210-21.)

Aisha Bewley

Among the People of the Book there are some who, if you entrust them with a pile of gold, will return it to you. But there are others among them who, if you entrust them with just a single dinar, will not return it to you, unless you stay standing over them. That is because they say, ‘We are under no obligation where the gentiles are concerned.’ They tell a lie against Allah and they know it.

Al-Hilali & Khan

Among the people of the Scripture (Jews and Christians) is he who, if entrusted with a Qintâr (a great amount of wealth, etc.), will readily pay it back; and among them there is he who, if entrusted with a single silver coin, will not repay it unless you constantly stand demanding, because they say: "There is no blame on us to betray and take the properties of the illiterates (Arabs)." But they tell a lie against Allâh while they know it.

Ali Quli Qarai

And among the People of the Book is he who if you entrust him with a quintal will repay it to you, and among them is he who, if you entrust him with a dinar will not repay it to you unless you stand persistently over him. That is because they say, ‘We have no obligation to the non-Jews.’ But they attribute lies to Allah, and they know [it].

Amatul Rahman Omar

And among the people of the Scripture there is he if you trust him with a huge treasure he will surrender it to you; yet there is another among them that if you entrust him with a single dinâr he will not surrender it to you unless you keep on pressing him. They do that because they say, `We are not liable to be called to account in the matter of the unlettered (- not of Jewish race),' and they tell a lie in the name of Allâh deliberately.

Arthur John Arberry

And of the People of the Book is he who, if thou trust him with a hundredweight, will restore it thee; and of them is he who, if thou trust him with one pound, will not restore it thee, unless ever thou standest over him. That, because they say, 'There is no way over us as to the common people.' They speak falsehood against God and that wittingly.

Bijan Moeinian

[Not all the followers of the Scripture are alike. ] Some of them can be trusted with a hoard of Gold. Some of them, on the contrary, cannot be trusted even with a coin as you have to beg them continuously so that they pay that back. They are the ones who say: "God will not hold us (the chosen people, loved by God) responsible for our dealing with the gentiles!" They falsify the word of God and they know it well (See Deuteronomy Ch. vs. as an example of such falsification.)

E. Henry Palmer

And of the people of the Book, there are some of them who, if thou entrust them with a talent give it back to you; and some of them, if thou entrust them with a dinar, he will not give it back to thee except so long as thou dost stand over him. That is because they say, We owe no duty to the Gentiles;' but they tell a lie against God, the while they know.

Edip-Layth

Among the people of the book are those whom if you entrust him with a large amount he gives it back to you, and there are those whom if you entrust with one gold coin he will not return it to you unless you are standing over him. That is because they said, "We have no obligation towards the Gentiles." They say about God lies while knowing.

George Sale

There is of those who have received the scriptures, unto whom if thou trust a talent, he will restore it unto thee; and there is also of them, unto whom is thou trust a dinar, he will not restore it unto thee, unless thou stand over him continually with great urgency. This they do because they say, we are not obliged to observe justice with the heathen: But they utter a lie against God, knowingly.

Hamid S. Aziz

And among the people of the Book, there are some who, if you entrust them with a hoard of gold, will readily return it to you; and others among them, if you entrust them with a single coin, will not return it unless you keep standing over them. That is because they say, "We owe no duty to the Gentiles;" but they tell a lie against Allah, knowingly.

Mahmoud Ghali

And of the population of the Book is he who, in case you put in his custody a hundred- weight, (Literally: a Kantar) will pay it back to you; and of them is he who, if you put in his custody one dinar, will not pay it back to you, except as long as you are upright over him. (Or: over it) That (is) so because they said, "There is no way over us as to the common folk." (i.e., the illiterates or the Gentiles) And they say lies against Allah, and they know (that).

Marmaduke Pickthall

Among the People of the Scripture there is he who, if thou trust him with a weight of treasure, will return it to thee. And among them there is he who, if thou trust him with a piece of gold, will not return it to thee unless thou keep standing over him. That is because they say: We have no duty to the Gentiles. They speak a lie concerning Allah knowingly.

Mohamed Ahmed - Samira

There are some among the people of the Book who return a whole treasure entrusted to them; yet some there are who do not give back a dinar until you demand and insist, because they say: "It is not a sin for us to (usurp) the rights of the Arabs. " Yet they lie against God, and they know it.

Muhammad Asad

AND AMONG the followers of earlier revelation there is many a one who, if thou entrust him with a treasure, will [faithfully] restore it to thee; and there is among them many a one who, if thou entrust him with a tiny gold coin, will not restore it to thee unless thou keep standing over him - which is an outcome of their assertion, "No blame can attach to us [for anything that we may do] with regard to these unlettered folk": and [so] they tell a lie about God, being well aware [that it is a lie]. "

Mustafa Khattab

There are some among the People of the Book who, if entrusted with a stack of gold, will readily return it. Yet there are others who, if entrusted with a single coin, will not repay it unless you constantly demand it. This is because they say, "We are not accountable for ˹exploiting˺ the Gentiles."[1] And ˹so˺ they attribute lies to Allah knowingly.

Progressive Muslims

And from among the people of the Scripture are those whom if you entrust him with a large amount he gives it back to you, and there are those whom if you entrust with one gold coin he will not return it to you unless you are standing over him. That is because they said: "We have no obligation towards the Gentiles." They say about God lies while knowing.

Rashad Khalifa

Some followers of the scripture can be trusted with a whole lot, and they will give it back to you. Others among them cannot be trusted with a single dinar; they will not repay you unless you keep after them. That is because they say, "We do not have to be honest when dealing with the gentiles!" Thus, they attribute lies to GOD, knowingly.,

Sahih International

And among the People of the Scripture is he who, if you entrust him with a great amount [of wealth], he will return it to you. And among them is he who, if you entrust him with a [single] silver coin, he will not return it to you unless you are constantly standing over him [demanding it]. That is because they say, "There is no blame upon us concerning the unlearned." And they speak untruth about Allah while they know [it].

Sam Gerrans

And among the doctors of the Law is he who, if thou entrust him with a fortune, will deliver it to thee. And among them is he who, if thou entrust him with a dinar, will not return it to thee unless thou stand over him. For it is that they say: “We owe nothing to the unschooled”; and they ascribe the lie to God, when they know!

Shabbir Ahmed

Among People of the Scripture are some who can be trusted with a treasure, and they will give it back to you. Others among them cannot be trusted with a single gold coin; they will not repay you unless you keep after them. This is because they say, "We do not have to be honest when dealing with the Gentiles." Thus, they attribute lies to Allah and they know it.

Syed Vickar Ahamed

And among the People of the Book are some who, if entrusted with a large amounts of gold, will readily pay it back; Others, who, if entrusted with a single silver coin, will not repay it unless you constantly stand demanding, because, they say, "There is no duty on us (to keep faith) with these ignorant (pagans). " But they tell a lie against Allah, and they know it well.

Taqi Usmani

Among the people of the Book there is one who, if you entrust him with a heap (of gold or silver), will give it back to you; and among them there is one who, if you entrust him with a single dīnār (a coin of gold), he will not give it back to you, unless you keep standing over him. This is because they have said, "There is no way we can be blamed in the matter of the unlettered."And they tell lies about Allah knowingly.

The Monotheist Group

And from among the people of the Book are those whom if you entrust him with a large amount he gives it back to you, and there are those whom if you entrust with one gold coin he will not return it to you unless you are standing over him. That is because they said: "We have no obligation towards the Gentiles." They say about God lies while they know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 75. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 75. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 75. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩