6. sure

En'âm Suresi الأنعام

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 22 konu
  1. Yaratılış; yalanlayanların hâli ve helâk edilenler 1–11 karşılaştır — Yaratılış; yalanlayanların hâli ve helâk edilenler
  2. "Göklerdekiler kimindir?" ve en büyük şahitlik 12–20 karşılaştır — "Göklerdekiler kimindir?" ve en büyük şahitlik
  3. Mahşerdeki itiraflar; dünya hayatı oyun ve eğlencedir 21–32 karşılaştır — Mahşerdeki itiraflar; dünya hayatı oyun ve eğlencedir
  4. Yalanlanan peygamberler; "her canlı bir ümmettir" 33–39 karşılaştır — Yalanlanan peygamberler; "her canlı bir ümmettir"
  5. Sıkıntıda yalnız O'na dua; müjdeci ve uyarıcı peygamberler 40–49 karşılaştır — Sıkıntıda yalnız O'na dua; müjdeci ve uyarıcı peygamberler
  6. "Hazineler yanımda demiyorum"; sabah akşam dua edenler 50–55 karşılaştır — "Hazineler yanımda demiyorum"; sabah akşam dua edenler
  7. Gaybın anahtarları ve uykuda alınan canlar 56–62 karşılaştır — Gaybın anahtarları ve uykuda alınan canlar
  8. Karadan ve denizden kurtaran; dinini oyun edinenler 63–73 karşılaştır — Karadan ve denizden kurtaran; dinini oyun edinenler
  9. İbrâhim'in yıldıza, aya ve güneşe bakışı 74–79 karşılaştır — İbrâhim'in yıldıza, aya ve güneşe bakışı
  10. İbrâhim'e verilen deliller ve peygamber soyu 80–90 karşılaştır — İbrâhim'e verilen deliller ve peygamber soyu
  11. "Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler" 91–94 karşılaştır — "Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler"
  12. Taneyi yaran; gece ve gündüz; cinleri ortak koşmak 95–103 karşılaştır — Taneyi yaran; gece ve gündüz; cinleri ortak koşmak
  13. Vahye uy; "putlara sövmeyin" 104–110 karşılaştır — Vahye uy; "putlara sövmeyin"
  14. Her peygambere düşman şeytanlar; Rabbin kelimesi 111–117 karşılaştır — Her peygambere düşman şeytanlar; Rabbin kelimesi
  15. Üzerine Allah adı anılan ve anılmayan 118–121 karşılaştır — Üzerine Allah adı anılan ve anılmayan
  16. Ölü iken diriltilen; cin ve insan topluluklarına hitap 122–129 karşılaştır — Ölü iken diriltilen; cin ve insan topluluklarına hitap
  17. Peygamberlerin gönderiliş sebebi ve dereceler 130–135 karşılaştır — Peygamberlerin gönderiliş sebebi ve dereceler
  18. Uydurulan pay, hayvan yasakları ve çocukların öldürülmesi 136–145 karşılaştır — Uydurulan pay, hayvan yasakları ve çocukların öldürülmesi
  19. Yahudilere haram kılınanlar; kaderi bahane etmek 146–150 karşılaştır — Yahudilere haram kılınanlar; kaderi bahane etmek
  20. Sayılan yasaklar ve dosdoğru yol 151–153 karşılaştır — Sayılan yasaklar ve dosdoğru yol
  21. Mûsâ'ya verilen Kitap; dinlerini parçalayanlar 154–160 karşılaştır — Mûsâ'ya verilen Kitap; dinlerini parçalayanlar
  22. "Namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm Allah içindir" 161–165 karşılaştır — "Namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm Allah içindir"

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Yaratılış; yalanlayanların hâli ve helâk edilenler 1–11

  1. En'âm suresi, 1. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 1. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَجَعَلَ ٱلظُّلُمَٰتِ وَٱلنُّورَ ثُمَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ

    elḥamdü lillâhi-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa vece`ale-żżulümâti vennûr. ŝümme-lleẕîne keferû birabbihim ya`dilûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 1. ayet

  2. En'âm suresi, 2. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 2. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن طِينٍ ثُمَّ قَضَىٰٓ أَجَلًا وَأَجَلٌ مُّسَمًّى عِندَهُۥ ثُمَّ أَنتُمْ تَمْتَرُونَ

    hüve-lleẕî ḫaleḳaküm min ṭînin ŝümme ḳaḍâ ecelâ. veecelüm müsemmen `indehû ŝümme entüm temterûn.

    Süleymaniye Vakfı

    O, sizi balçıktan yaratan, sonra bir ecel dipnot 1 belirlemiş olandır. Onun katında süresi belirlenmiş bir ecel dipnot 2 daha vardır. Sonra siz, tereddüt ediyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vücudun yaratılışı sırasında ölçüleri konan son kullanma tarihi, biyolojik ömür. İnsanın vücut ölçüleri döllenmiş yumurta haline geldiği sırada belirlenir(Abese 80/17-19)
    2. metne dön, dipnot 2
      Süresi belirlenmiş ecel (ecel-i müsemma), yalnız Allah'ın bildiği yaşama süresidir. O süre dolunca insan ölür. Bazı yanlış davranışlar bu eceli kısaltabilir. Tövbe edip /dönüş yapıp durumunu düzeltenin eceli eski seviyesine çıkar (İbrahim 14/10, Nuh 71/4). Bunun örneği, Yunus aleyhisselamdır.(Saffat 37/139-149)

    Ayet detayı — En'âm suresi, 2. ayet

  3. En'âm suresi, 3. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 3. ayet. وَهُوَ ٱللَّهُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَفِى ٱلْأَرْضِ يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهْرَكُمْ وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ

    vehüve-llâhü fi-ssemâvâti vefi-l'arḍ. ya`lemü sirraküm vecehraküm veya`lemü mâ teksibûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 3. ayet

  4. En'âm suresi, 4. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 4. ayet. وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ مِّنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ

    vemâ te'tîhim min âyetim min âyâti rabbihim illâ kânû `anhâ mü`riḍîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara Rablerinin /Sahiplerinin ayetlerinden hangi ayet dipnot 1 gelse hemen ondan yüz çevirirler dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın ayetleri, Allah'ın kitaplarında olanlarla sınırlı değildir. Tabiatta olan her şey Allah'ın ayetidir. Çevremizde ve vücudumuzda yer alan bu ayetler, Kur'an ayetleriyle tam bir uyum içindedir. Kendini yaratanın Allah olduğunu bilmeyen yoktur. Kur'an ayetlerinin, kendi yapısı ve tabiatta yaptığı gözlemlerle uyum içinde olduğunu gören herkes, Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğu konusunda tam bir kanaate varır (Fussilet 41/53). Allah'ın dini, varlıklardaki kanun ve kurallar ile tam bir uyum içindedir (Rum 30/30). Allah'ın yarattığı ayetleri istismar ederek insanları sömürenler de indirilen ayetleri istismar ederek dinden menfaat sağlayanlar gibi yaptıklarından sorumlu tutulurlar. Dürüst davranan ilim adamlarının tamamı, Allah'tan başka ilah olmadığı konusunda kesin bir kanaate sahiptirler (Al-i İmran 3/18).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — En'âm suresi, 4. ayet

  5. En'âm suresi, 5. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 5. ayet. فَقَدْ كَذَّبُوا۟ بِٱلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ فَسَوْفَ يَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    feḳad keẕẕebû bilḥaḳḳi lemmâ câehüm. fesevfe ye'tîhim embâü mâ kânû bihî yestehziûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 5. ayet

  6. En'âm suresi, 6. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 6. ayet. أَلَمْ يَرَوْا۟ كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّن قَرْنٍ مَّكَّنَّٰهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مَا لَمْ نُمَكِّن لَّكُمْ وَأَرْسَلْنَا ٱلسَّمَآءَ عَلَيْهِم مِّدْرَارًا وَجَعَلْنَا ٱلْأَنْهَٰرَ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمْ فَأَهْلَكْنَٰهُم بِذُنُوبِهِمْ وَأَنشَأْنَا مِنۢ بَعْدِهِمْ قَرْنًا ءَاخَرِينَ

    elem yerav kem ehleknâ min ḳablihim min ḳarnim mekkennâhüm fi-l'arḍi mâ lem nümekkil leküm veerselne-ssemâe `aleyhim midrârâ. vece`alne-l'enhâra tecrî min taḥtihim feehleknâhüm biẕünûbihim veenşe'nâ mim ba`dihim ḳarnen âḫarîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Görmediler mi, onlardan önce nice nesilleri helak ettik! Bu topraklarda size vermediğimiz imkanları onlara vermiş, üzerlerine bol yağmurlu bulutlar göndermiş, topraklarından akıp giden ırmaklar oluşturmuştuk. Sonunda onları, günahları yüzünden yok ettik dipnot 1 ve arkalarından başka nesiller oluşturup geliştirdik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah ile yüzleşme konusunda yalana sarılanlar, kesinlikle kaybederler (En'am 6/31).

    Ayet detayı — En'âm suresi, 6. ayet

  7. En'âm suresi, 7. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 7. ayet. وَلَوْ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ كِتَٰبًا فِى قِرْطَاسٍ فَلَمَسُوهُ بِأَيْدِيهِمْ لَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    velev nezzelnâ `aleyke kitâben fî ḳirṭâsin felemesûhü bieydîhim leḳâle-lleẕîne keferû in hâẕâ illâ siḥrum mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sana kağıda yazılı bir belge indirsek de elleriyle ona dokunsalar, gerçekleri görmezlikte direnenler /kafirlik edenler şöyle derler: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değil ki! dipnot 1 "

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar, Muhammed aleyhisselamı değil, elçi olarak getirdiği kitabı kabullenemedikleri için ne yaparsa yapsın, ona inanmayacaklardır. Firavun ve hanedanının Musa aleyhisselamın gösterdiği mucizeler karşısında söyledikleri bundan başkası değildi (Yunus 10/75-78, Neml 27/7-14). Aynı şey İsa aleyhisselama da yapılmıştı (Maide 5/110).

    Ayet detayı — En'âm suresi, 7. ayet

  8. En'âm suresi, 8. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 8. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ مَلَكٌ وَلَوْ أَنزَلْنَا مَلَكًا لَّقُضِىَ ٱلْأَمْرُ ثُمَّ لَا يُنظَرُونَ

    veḳâlû levlâ ünzile `aleyhi melek. velev enzelnâ melekel leḳuḍiye-l'emru ŝümme lâ yünżarûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 8. ayet

  9. En'âm suresi, 9. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 9. ayet. وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ مَلَكًا لَّجَعَلْنَٰهُ رَجُلًا وَلَلَبَسْنَا عَلَيْهِم مَّا يَلْبِسُونَ

    velev ce`alnâhü melekel lece`alnâhü racülev velelebesnâ `aleyhim mâ yelbisûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu elçiyi melek yapsaydık, onu erkek yapar dipnot 1 , onları içine düştükleri karmaşaya yine düşürürdük.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın nebi olarak gönderdiği resullerin tamamı erkektir (Nahl 16/43-44).

    Ayet detayı — En'âm suresi, 9. ayet

  10. En'âm suresi, 10. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 10. ayet. وَلَقَدِ ٱسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبْلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُوا۟ مِنْهُم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    veleḳadi-stühzie birusülim min ḳablike feḥâḳa billeẕîne seḫirû minhüm mâ kânû bihî yestehziûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 10. ayet

  11. En'âm suresi, 11. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 11. ayet. قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ ثُمَّ ٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

    ḳul sîrû fi-l'arḍi ŝümme-nżurû keyfe kâne `âḳibetü-lmükeẕẕibîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki "Yeryüzünde dolaşın da yalana sarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."

    Ayet detayı — En'âm suresi, 11. ayet

"Göklerdekiler kimindir?" ve en büyük şahitlik 12–20

  1. En'âm suresi, 12. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 12. ayet. قُل لِّمَن مَّا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ قُل لِّلَّهِ كَتَبَ عَلَىٰ نَفْسِهِ ٱلرَّحْمَةَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    ḳul limem mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. ḳul lillâh. ketebe `alâ nefsihi-rraḥmeh. leyecme`anneküm ilâ yevmi-lḳiyâmeti lâ raybe fîh. elleẕîne ḫasirû enfüsehüm fehüm lâ yü'minûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 12. ayet

  2. En'âm suresi, 13. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 13. ayet. وَلَهُۥ مَا سَكَنَ فِى ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    velehû mâ sekene fi-lleyli vennehâr. vehüve-ssemî`u-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Gecenin ve gündüzün içinde barınan her şey onundur. O daima dinleyen ve bilendir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 13. ayet

  3. En'âm suresi, 14. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 14. ayet. قُلْ أَغَيْرَ ٱللَّهِ أَتَّخِذُ وَلِيًّا فَاطِرِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَهُوَ يُطْعِمُ وَلَا يُطْعَمُ قُلْ إِنِّىٓ أُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَسْلَمَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    ḳul egayra-llâhi etteḫiẕü veliyyen fâṭiri-ssemâvâti vel'arḍi vehüve yuṭ`imü velâ yuṭ`am. ḳul innî ümirtü en ekûne evvele men esleme velâ tekûnenne mine-lmüşrikîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Gökleri ve yeri bölünme kanunu dipnot 1 ile yaratan, besleyen ama kendisi beslenmeyen Allah'tan başkasını mı veli /en yakın sayacağım!" Bir de "(Allah'a) Herkesten önce benim teslim olmam emredildi." de ve sakın müşriklerden olma! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki fatır = فاطر, bir şeyi uzunlamasına bölen anlamındadır (Müfredat). Allah, bütün varlıkları bu kurala göre yaratmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ı ikinci sıraya koyan, ona teslim olamadığı için müşrik olur.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 14. ayet

  4. En'âm suresi, 15. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 15. ayet. قُلْ إِنِّىٓ أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّى عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    ḳul innî eḫâfü in `aṣaytü rabbî `aẕâbe yevmin `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Eğer Rabbime karşı gelecek olsam azametli bir günün azabından korkarım."

    Ayet detayı — En'âm suresi, 15. ayet

  5. En'âm suresi, 16. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 16. ayet. مَّن يُصْرَفْ عَنْهُ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمَهُۥ وَذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْمُبِينُ

    mey yuṣraf `anhü yevmeiẕin feḳad raḥimeh. veẕâlike-lfevzü-lmübîn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 16. ayet

  6. En'âm suresi, 17. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 17. ayet. وَإِن يَمْسَسْكَ ٱللَّهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُۥٓ إِلَّا هُوَ وَإِن يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    veiy yemseske-llâhü biḍurrin felâ kâşife lehû illâ hû. veiy yemseske biḫayrin fehüve `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 17. ayet

  7. En'âm suresi, 18. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 18. ayet. وَهُوَ ٱلْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِۦ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْخَبِيرُ

    vehüve-lḳâhiru fevḳa `ibâdih. vehüve-lḥakîmü-lḫabîr.

    Süleymaniye Vakfı

    O, kulları üzerinde tam hakimdir. O, bütün kararları doğru olan ve her şeyin iç yüzünü bilendir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 18. ayet

  8. En'âm suresi, 19. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 19. ayet. قُلْ أَىُّ شَىْءٍ أَكْبَرُ شَهَٰدَةً قُلِ ٱللَّهُ شَهِيدٌۢ بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ وَأُوحِىَ إِلَىَّ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانُ لِأُنذِرَكُم بِهِۦ وَمَنۢ بَلَغَ أَئِنَّكُمْ لَتَشْهَدُونَ أَنَّ مَعَ ٱللَّهِ ءَالِهَةً أُخْرَىٰ قُل لَّآ أَشْهَدُ قُلْ إِنَّمَا هُوَ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ وَإِنَّنِى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تُشْرِكُونَ

    ḳul eyyü şey'in ekberu şehâdeten. ḳuli-llâhü şehîdüm beynî vebeyneküm veûḥiye ileyye hâẕe-lḳur'ânü liünẕiraküm bihî vemem belag. einneküm leteşhedûne enne me`a-llâhi âliheten uḫrâ. ḳul lâ eşhed. ḳul innemâ hüve ilâhüv vâḥidüv veinnenî berîüm mimmâ tüşrikûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara "Kimin şahitliği daha büyüktür?" diye sor ve de ki: "Benimle sizin aranızda şahit Allah'tır. Bu Kur'an bana, sizi ve ulaştığı herkesi onunla uyarayım diye vahyedildi dipnot 1 . Siz hiç Allah ile birlikte başka ilahların da olduğuna şahitlik eder misiniz?" De ki: "Ben şahitlik etmem!" Şunu da de: "Şüphesiz o, tek ilahtır. Ben, ona ortak saydığınız her şeyden uzağım!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — En'âm suresi, 19. ayet

  9. En'âm suresi, 20. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 20. ayet. ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَعْرِفُونَهُۥ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَآءَهُمُ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    elleẕîne âteynâhümü-lkitâbe ya`rifûnehû kemâ ya`rifûne ebnâehüm. elleẕîne ḫasirû enfüsehüm fehüm lâ yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kitap verdiğimiz kimseler onu dipnot 1 kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar, ona inanmayanlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Onu" kelimesi hem son kitap Kur'an'ı hem de son elçi Muhammed aleyhisselamı işaret etmektedir (Bakara 2/89, 146, Araf 7/157, Saf 61/6).

    Ayet detayı — En'âm suresi, 20. ayet

Mahşerdeki itiraflar; dünya hayatı oyun ve eğlencedir 21–32

  1. En'âm suresi, 21. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 21. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    vemen ażlemü mimmeni-fterâ `ale-llâhi keẕiben ev keẕẕebe biâyâtih. innehû lâ yüfliḥu-żżâlimûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 21. ayet

  2. En'âm suresi, 22. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 22. ayet. وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذِينَ أَشْرَكُوٓا۟ أَيْنَ شُرَكَآؤُكُمُ ٱلَّذِينَ كُنتُمْ تَزْعُمُونَ

    veyevme naḥşüruhüm cemî`an ŝümme neḳûlü lilleẕîne eşrakû eyne şürakâükümü-lleẕîne küntüm tez`umûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 22. ayet

  3. En'âm suresi, 23. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 23. ayet. ثُمَّ لَمْ تَكُن فِتْنَتُهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ وَٱللَّهِ رَبِّنَا مَا كُنَّا مُشْرِكِينَ

    ŝümme lem tekün fitnetühüm illâ en ḳâlû vellâhi rabbinâ mâ künnâ müşrikîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları yakan şey dipnot 1 şu sözleridir: "Rabbimiz olan Allah'a yemin ederiz ki biz şirk koşan kimseler değildik dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır. İçinde oldukları durum, altın kaplamalı bir demirin ateşe sokulması gibi yalanlarını ortaya çıkardığı için kelimeye, "onları yakan şey" meali verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — En'âm suresi, 23. ayet

  4. En'âm suresi, 24. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 24. ayet. ٱنظُرْ كَيْفَ كَذَبُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    ünżur keyfe keẕebû `alâ enfüsihim veḍalle `anhüm mâ kânû yefterûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Baksana; kendilerini nasıl da kandırmışlar? Uydurdukları ortaklar da onları terk edip gitmiş!

    Ayet detayı — En'âm suresi, 24. ayet

  5. En'âm suresi, 25. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 25. ayet. وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ وَجَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِن يَرَوْا۟ كُلَّ ءَايَةٍ لَّا يُؤْمِنُوا۟ بِهَا حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوكَ يُجَٰدِلُونَكَ يَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    veminhüm mey yestemi`u ileyk. vece`alnâ `alâ ḳulûbihim ekinneten ey yefḳahûhü vefî âẕânihim vaḳrâ. veiy yerav külle âyetil lâ yü'minû bihâ. ḥattâ iẕâ câûke yücâdilûneke yeḳûlü-lleẕîne keferû in hâẕâ illâ esâṭîru-l'evvelîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlardan seni dinleyenler olur; ama (sanki) anlamasınlar diye kalplerinin üzerinde kat kat örtüler oluşturmuşuz, kulaklarında da tıkaç var dipnot 1 . Bütün ayetleri görseler inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle çekişirler. Ayetleri görmezlikte direnen bu kimseler: "Bu, öncekilerin yazılarından dipnot 2 başka bir şey değil ki!" derler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafirlerin ön yargıları, istiare-i temsiliyye /alegori ile canlandırılmıştır (Tefsir'ul-menar). İstiarede benzetme edatı gizlenir. Buradaki mecaz gerçek sanıldığı için benzetme edatı, tarafımızdan "sanki" sözüyle açığa çıkarılmıştır (Yasin 36/8-10, Lokman 31/6-7, Casiye 45/6-7). "Sanki" edatı yazılmazsa bazı insanlar, Allah'ın kafirlere, tövbe kapısını kapattığını ve özgürce karar almalarını engellediğini sanacaklardır (Nisa 4/18). Oysa tövbe edildiği yani yanlıştan dönüldüğü takdirde (Bakara 2/160) affedilmeyecek bir günah yoktur (Zümer 39/53). Ayetleri görmezlikte direnenler, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini gereği gibi kullanmaz; gerçekleri görmek, duymak ve anlamak istemezler (Fussilet 41/5). Sanki Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş, gözlerine de perde çekmiş gibi davranırlar. Ayrıca Allah, kafirleri, en'ama yani koyun, keçi, sığır ve deveye benzetmiştir. Bunun sebebi de kalplerini, kulaklarını ve gözlerini bir insan gibi kullanmamalarıdır (A'raf 7/179, Furkan 25/43-44). Ayrıca bakınız: Nisa 4/155, Maide 5/13, En'am 6/46, Araf 7/100-101, Tevbe 9/87,93, Yunus 10/74, Nahl 16/106-108, Rum 30/58-59, Mümin 40/35, Casiye 45/23, Muhammed 47/16, Saf 61/5, Münafikun 63/3, Mutaffifin 83/14.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen esatir (أَسَاطِيرُ) kelimesi, "bir şeye hiza vermek, saf tutturmak" anlamına gelen satr (سطر) kökünden türemiş olan usture (اسطورة) kelimesinin çoğuludur (Müfredat). Satara (سَطَرَ) fiilinin "yazı yazmak" anlamına gelmesi, harflerin hizaya sokulması, anlamlı bir şekilde sıralanması sebebiyledir. Dokuz yerde geçen esatiru'l-evvelin (أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ) ifadesi, Kur'an'da anlatılanların yeni olmadığını, önceki ilahi kitaplarda, diğer kitaplarda, yazıtlarda ya da anlatılarda zaten var olduğunu belirtmek için ayetleri görmezden gelenler tarafından kullanılan alaycı bir ifadedir. Bunu söyleyerek Kur'an'ın önceki ilahi kitapları tasdik etmesini de istismar etmişlerdir (Enfal 8/31, Nahl 16/24, Mü'minun 23/83, Furkan 25/5, Neml 27/68, Ahkaf 46/17, Kalem 68/15, Mutaffifin 83/13).

    Ayet detayı — En'âm suresi, 25. ayet

  6. En'âm suresi, 26. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 26. ayet. وَهُمْ يَنْهَوْنَ عَنْهُ وَيَنْـَٔوْنَ عَنْهُ وَإِن يُهْلِكُونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

    vehüm yenhevne `anhü veyen'evne `anh. veiy yühlikûne illâ enfüsehüm vemâ yeş`urûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, insanları Kur'an'dan engeller, kendileri de ondan uzak dururlar. Ama sadece kendilerini tüketirler de farkında bile olmazlar.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 26. ayet

  7. En'âm suresi, 27. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 27. ayet. وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذْ وُقِفُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ فَقَالُوا۟ يَٰلَيْتَنَا نُرَدُّ وَلَا نُكَذِّبَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    velev terâ iẕ vuḳifû `ale-nnâri feḳâlû yâ leytenâ nüraddü velâ nükeẕẕibe biâyâti rabbinâ venekûne mine-lmü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ateşin önünde durduruldukları gün onları bir görsen! Derler ki "Ah keşke geri çevrilsek de Rabbimizin ayetleri karşısında bir daha yalana sarılmasak, biz de müminlerden olsak!

    Ayet detayı — En'âm suresi, 27. ayet

  8. En'âm suresi, 28. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 28. ayet. بَلْ بَدَا لَهُم مَّا كَانُوا۟ يُخْفُونَ مِن قَبْلُ وَلَوْ رُدُّوا۟ لَعَادُوا۟ لِمَا نُهُوا۟ عَنْهُ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    bel bedâ lehüm mâ kânû yuḫfûne min ḳabl. velev ruddû le`âdû limâ nühû `anhü veinnehüm lekâẕibûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Aslında daha önce gizledikleri şey (imanları dipnot 1 ) ortaya çıkar. Ama geriye gönderilseler, kendilerine konan yasaklara yine dönerler. Çünkü onlar, yalancıdırlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cehenneme gidecekler, inandıktan sonra kafir olanlardır. Allah Teala şöyle buyurur: "Bazı yüzlerin ak olacağı, bazı yüzlerin de kararacağı günde, yüzleri kararanlara şöyle denir: "Siz inandıktan sonra kafir oldunuz, değil mi? Kafir olmanıza karşılık, tadın şu azabı!" (Al-i İmran 3/106) Küfür örtme; kafir, örten demektir. Allah'ın her şeyin sahibi ve yaratıcısı olduğunu, koyduğu kurallara uymak gerektiğini bilmeyen yoktur. O kurallar, kişinin hayat tarzına ters düşmeye başlarsa uymak zorlaşır ve onları görmezden gelmeye başlar. Görmezden gelse de üstünü örttüğü imanın kendine yeteceğini, ama Allah'a tam teslim olamadığını, bir gün onu da yapacağını düşünür. "Kafir olanlar, zaman zaman "Keşke biz de Allah'a teslim olanlardan olsak" diye arzu ederler. Bırak onları yesin, içsin hayatın tadını çıkarsınlar, beklentileri kendilerini oyalasın; nasıl olsa yakında öğreneceklerdir." (Hicr 15/2-3) Bunlar cehennemi görünce kendilerine fayda sağlayacak tek şeyin iman olduğunu anlayacak ve gerçek mümin olmak için dünyaya döndürülmek isteyeceklerdir. Ancak menfaatlerinin esiri oldukları için dünyaya döndürülseler bile doğru olanı değil de menfaatlerine uygun gördüklerini yaparak yine kafir olacaklardır. <br />

    Ayet detayı — En'âm suresi, 28. ayet

  9. En'âm suresi, 29. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 29. ayet. وَقَالُوٓا۟ إِنْ هِىَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ

    veḳâlû in hiye illâ ḥayâtüne-ddünyâ vemâ naḥnü bimeb`ûŝîn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 29. ayet

  10. En'âm suresi, 30. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 30. ayet. وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذْ وُقِفُوا۟ عَلَىٰ رَبِّهِمْ قَالَ أَلَيْسَ هَٰذَا بِٱلْحَقِّ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَرَبِّنَا قَالَ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

    velev terâ iẕ vuḳifû `alâ rabbihim. ḳâle eleyse hâẕâ bilḥaḳḳ. ḳâlû belâ verabbinâ. ḳâle feẕûḳu-l`aẕâbe bimâ küntüm tekfürûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Rablerinin huzurunda durduruldukları gün onları bir görsen! Rableri: "Bu, gerçekmiş değil mi?" der, onlar da "Evet, Rabbimize yemin olsun ki gerçekmiş!" derler. Bunun üzerine Rableri: "Öyleyse kafirlik etmenize karşılık tadın bu azabı!" der dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — En'âm suresi, 30. ayet

  11. En'âm suresi, 31. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 31. ayet. قَدْ خَسِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱللَّهِ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَتْهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً قَالُوا۟ يَٰحَسْرَتَنَا عَلَىٰ مَا فَرَّطْنَا فِيهَا وَهُمْ يَحْمِلُونَ أَوْزَارَهُمْ عَلَىٰ ظُهُورِهِمْ أَلَا سَآءَ مَا يَزِرُونَ

    ḳad ḫasira-lleẕîne keẕẕebû biliḳâi-llâh. ḥattâ iẕâ câethümü-ssâ`atü bagteten ḳâlû yâ ḥasratenâ `alâ mâ ferraṭnâ fîhâ vehüm yaḥmilûne evzârahüm `alâ żuhûrihim. elâ sâe mâ yezirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın huzuruna varma hakkında yalana sarılanlar, kesinlikle kaybederler. Beklenmedik bir anda son saat gelince günah yüklerini sırtlarında taşırken: "Bu konudaki kusurlarımızdan dolayı vay halimize!" diyeceklerdir. Dikkat edin, yüklenecekleri şey ne kötüdür!

    Ayet detayı — En'âm suresi, 31. ayet

  12. En'âm suresi, 32. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 32. ayet. وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَلَلدَّارُ ٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    veme-lḥayâtü-ddünyâ illâ le`ibüv velehv. veleddâru-l'âḫiratü ḫayrul lilleẕîne yetteḳûn. efelâ ta`ḳilûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 32. ayet

Yalanlanan peygamberler; "her canlı bir ümmettir" 33–39

  1. En'âm suresi, 33. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 33. ayet. قَدْ نَعْلَمُ إِنَّهُۥ لَيَحْزُنُكَ ٱلَّذِى يَقُولُونَ فَإِنَّهُمْ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلَٰكِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ يَجْحَدُونَ

    ḳad na`lemü innehû leyaḥzünüke-lleẕî yeḳûlûne feinnehüm lâ yükeẕẕibûneke velâkinne-żżâlimîne biâyâti-llâhi yecḥadûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların söylediklerinin seni çok üzdüğünü elbette biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar, yanlışlar içindeki o kişiler, Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlar.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 33. ayet

  2. En'âm suresi, 34. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 34. ayet. وَلَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ فَصَبَرُوا۟ عَلَىٰ مَا كُذِّبُوا۟ وَأُوذُوا۟ حَتَّىٰٓ أَتَىٰهُمْ نَصْرُنَا وَلَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِ ٱللَّهِ وَلَقَدْ جَآءَكَ مِن نَّبَإِى۟ ٱلْمُرْسَلِينَ

    veleḳad küẕẕibet rusülüm min ḳablike feṣaberû `alâ mâ küẕẕibû veûẕû ḥattâ etâhüm naṣrunâ. velâ mübeddile likelimâti-llâh. veleḳad câeke min nebei-lmürselîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Senden önceki elçiler de yalanlandı; ama yalanlanmalarına ve eziyet görmelerine rağmen yardımımız gelene kadar sabrettiler /duruşlarını bozmadılar. Allah'ın sözlerini kimse değiştirebilecek değildir. Zaten o elçilerin haberlerinden bir kısmı sana geldi!

    Ayet detayı — En'âm suresi, 34. ayet

  3. En'âm suresi, 35. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 35. ayet. وَإِن كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ إِعْرَاضُهُمْ فَإِنِ ٱسْتَطَعْتَ أَن تَبْتَغِىَ نَفَقًا فِى ٱلْأَرْضِ أَوْ سُلَّمًا فِى ٱلسَّمَآءِ فَتَأْتِيَهُم بِـَٔايَةٍ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى ٱلْهُدَىٰ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

    vein kâne kebüra `aleyke i`râḍuhüm feini-steṭa`te en tebtegiye nefeḳan fi-l'arḍi ev süllemen fi-ssemâi fete'tiyehüm biâyeh. velev şâe-llâhü leceme`ahüm `ale-lhüdâ felâ tekûnenne mine-lcâhilîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların yüz çevirmeleri sana ağır mı geliyor! Öyleyse hadi bakalım, gücün yetiyorsa yer altına inen bir delik veya göğe doğru bir merdiven bul da onlara bir mucize getir. Tercihi (insanlara bırakmayıp) Allah yapsaydı elbette onları doğru yolda toplardı dipnot 1 . O halde sakın cahillik edenlerden olma dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — En'âm suresi, 35. ayet

  4. En'âm suresi, 36. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 36. ayet. إِنَّمَا يَسْتَجِيبُ ٱلَّذِينَ يَسْمَعُونَ وَٱلْمَوْتَىٰ يَبْعَثُهُمُ ٱللَّهُ ثُمَّ إِلَيْهِ يُرْجَعُونَ

    innemâ yestecîbü-lleẕîne yesme`ûn. velmevtâ yeb`aŝühümü-llâhü ŝümme ileyhi yürce`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sadece dinleyenler, çağrıyı kabul ederler. Ölüler gibi davrananları, nasıl olsa Allah yeniden diriltecektir. Sonra hepsi onun huzuruna çıkarılacaklardır.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 36. ayet

  5. En'âm suresi, 37. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 37. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يُنَزِّلَ ءَايَةً وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    veḳâlû levlâ nüzzile `aleyhi âyetüm mir rabbih. ḳul inne-llâhe ḳâdirun `alâ ey yünezzile âyetev velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 37. ayet

  6. En'âm suresi, 38. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 38. ayet. وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا طَٰٓئِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّآ أُمَمٌ أَمْثَالُكُم مَّا فَرَّطْنَا فِى ٱلْكِتَٰبِ مِن شَىْءٍ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ

    vemâ min dâbbetin fi-l'arḍi velâ ṭâiriy yeṭîru bicenâḥayhi illâ ümemün emŝâlüküm. mâ ferraṭnâ fi-lkitâbi min şey'in ŝümme ilâ rabbihim yuḥşerûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yerde hareket eden tüm canlılar ve iki kanadıyla uçanların tamamı, tıpkı sizin gibi birer toplum /ümmettir. Bu kitapta dipnot 1 hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra onlar da Rablerinin huzurunda bir araya getirileceklerdir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, Adem aleyhisselamdan son Nebi Muhammed aleyhisselama kadar, bütün nebilerine kitap vermiştir. İmtihan gereği koyduğu küçük farklar dışında hepsinde ana yol aynı olduğundan biri diğerini tasdik eder (Maide 5/48). Bu ayet indiği sırada henüz Kur'an tamamlanmamıştı ama En'am 6/84. ayetten 89. ayete kadar bütün nebilere işaret edildikten sonra şöyle buyurulmuştur: "İşte onlar, Allah'ın rehber /kitap verdiği kimselerdir. Sen de onların rehberine /kitaplarına uy." (En'am 6/90) Mekke'de bilinen ilahi kitaplar, sadece Tevrat ve İncil idi (En'am 6/156-157). Kur'an'da hüküm olmayan konularda onlara başvurulunca herhangi bir eksik kalmamış oluyordu. Nitekim kıble değişinceye kadar müslümanlar Tevrat'a uyarak namazlarını Kudüs'teki Beyt-i Makdis'e yönelerek kılmışlardı (Bakara 2/143-144). Kur'an'ın inişi tamamlanınca uyulacak tek kitap o oldu. Artık başkasına uyulamaz (Maide 5/3).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — En'âm suresi, 38. ayet

  7. En'âm suresi, 39. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 39. ayet. وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا صُمٌّ وَبُكْمٌ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ مَن يَشَإِ ٱللَّهُ يُضْلِلْهُ وَمَن يَشَأْ يَجْعَلْهُ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    velleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ ṣummüv vebükmün fi-żżulümât. mey yeşei-llâhü yuḍlilh. vemey yeşe' yec`alhü `alâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanlar; sağırdırlar, dilsizdirler, karanlıklar içindedirler. Allah sapıttığına onay verdiği kişiyi sapık sayar, doğru davrandığına onay verdiğini de doğru bir yola koyar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen (yeşe' = يشأ) fiilinin kökü, "var etme" anlamında olan (şey = شيء)'dir (Müfredat). Allah her şeyi, bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). Onaylarını, bu ölçülere göre verir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 39. ayet

Sıkıntıda yalnız O'na dua; müjdeci ve uyarıcı peygamberler 40–49

  1. En'âm suresi, 40. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 40. ayet. قُلْ أَرَءَيْتَكُمْ إِنْ أَتَىٰكُمْ عَذَابُ ٱللَّهِ أَوْ أَتَتْكُمُ ٱلسَّاعَةُ أَغَيْرَ ٱللَّهِ تَدْعُونَ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    ḳul era'eyteküm in etâküm `aẕâbü-llâhi ev etetkümü-ssâ`atü egayra-llâhi ted`ûn. in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Hiç düşündünüz mü! Size Allah'ın azabı gelse ya da son saat gelip çatsa, Allah'tan başkasını mı yardıma çağırırsınız? Dürüstseniz (söyleyin)."

    Ayet detayı — En'âm suresi, 40. ayet

  2. En'âm suresi, 41. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 41. ayet. بَلْ إِيَّاهُ تَدْعُونَ فَيَكْشِفُ مَا تَدْعُونَ إِلَيْهِ إِن شَآءَ وَتَنسَوْنَ مَا تُشْرِكُونَ

    bel iyyâhü ted`ûne feyekşifü mâ ted`ûne ileyhi in şâe vetensevne mâ tüşrikûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Başkasını değil, yalnız Allah'ı yardıma çağırırsınız. Allah uygun görürse duanızı kabul eder ve sıkıntınızı giderir. O zaman ortak saydıklarınızı unutmuş olursunuz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — En'âm suresi, 41. ayet

  3. En'âm suresi, 42. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 42. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰٓ أُمَمٍ مِّن قَبْلِكَ فَأَخَذْنَٰهُم بِٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمْ يَتَضَرَّعُونَ

    veleḳad erselnâ ilâ ümemim min ḳablike feeḫaẕnâhüm bilbe'sâi veḍḍarrâi le`allehüm yeteḍarra`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Senden önceki toplumlara da elçiler göndermiş, belki yalvarıp yakarırlar diye onları çeşitli sıkıntılara ve zararlara uğratmıştık.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 42. ayet

  4. En'âm suresi, 43. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 43. ayet. فَلَوْلَآ إِذْ جَآءَهُم بَأْسُنَا تَضَرَّعُوا۟ وَلَٰكِن قَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    felevlâ iẕ câehüm be'sünâ teḍarra`û velâkin ḳaset ḳulûbühüm vezeyyene lehümü-şşeyṭânü mâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Verdiğimiz sıkıntılar başlarına gelince bize yalvarıp yakarsalardı olmaz mıydı? Ama kalpleri katılaştı. (Başka yollara başvurdular dipnot 1 ) Şeytanları dipnot 2 , yapmakta oldukları şeyi kendilerine güzel gösterdi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      İnsanları saptıranlar insan ve cin şeytanları olduğu için (Nas 114/1-6) (eş-şeytan = الشَّيْطَانُ) kelimesi cins ismi sayılarak meal verilmiştir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 43. ayet

  5. En'âm suresi, 44. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 44. ayet. فَلَمَّا نَسُوا۟ مَا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ أَبْوَٰبَ كُلِّ شَىْءٍ حَتَّىٰٓ إِذَا فَرِحُوا۟ بِمَآ أُوتُوٓا۟ أَخَذْنَٰهُم بَغْتَةً فَإِذَا هُم مُّبْلِسُونَ

    felemmâ nesû mâ ẕükkirû bihî fetaḥnâ `aleyhim ebvâbe külli şey'. ḥattâ iẕâ feriḥû bimâ ûtû eḫaẕnâhüm bagteten feiẕâ hüm müblisûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Akılda tutulması gereken bilgileri dipnot 1 akıllarından çıkardıkları zaman onlara bütün kapıları açtık. Verilen nimetlerle şımardıkları bir sırada da onları ansızın yakaladık. Bütün umutlarını kaybettiler.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — En'âm suresi, 44. ayet

  6. En'âm suresi, 45. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 45. ayet. فَقُطِعَ دَابِرُ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    feḳuṭi`a dâbiru-lḳavmi-lleẕîne żalemû. velḥamdü lillâhi rabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yanlış yapan toplulukların kökleri kurutuldu. Her şeyi mükemmel yapmak dipnot 1 , bütün varlıkların sahibi olan Allah'a özgüdür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Hamd", birini kendi yaptığı şeyden dolayı övmektir. "Güzel yemek yapar, arkadaşlığı iyidir." gibi sözler buna girer. "Şükür" ise kendine iyilik yapanı övmek veya yapılan iyiliğe iyilikle karşılık vermektir. Yaptığı her şeyi güzel yapan sadece Allah'tır. Allah'ın yaptığı ile insanların yaptığı arasındaki farkı göstermek için "güzel" yerine "mükemmel" kelimesini kullandık.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 45. ayet

  7. En'âm suresi, 46. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 46. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَخَذَ ٱللَّهُ سَمْعَكُمْ وَأَبْصَٰرَكُمْ وَخَتَمَ عَلَىٰ قُلُوبِكُم مَّنْ إِلَٰهٌ غَيْرُ ٱللَّهِ يَأْتِيكُم بِهِ ٱنظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ ٱلْـَٔايَٰتِ ثُمَّ هُمْ يَصْدِفُونَ

    ḳul era'eytüm in eḫaẕe-llâhü sem`aküm veebṣâraküm veḫateme `alâ ḳulûbiküm men ilâhün gayru-llâhi ye'tîküm bih. ünżur keyfe nüṣarrifü-l'âyâti ŝümme hüm yaṣdifûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Hiç düşündünüz mü! Allah dinleme ve görme özelliklerinizi alsa, kalplerinizi de mühürlese dipnot 1 , Allah'ın dışında bunları size geri verecek ilah kimdir?" Bak bakalım, ayetleri değişik açılardan nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl kenara çekiliyorlar!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinleme, görme ve kalp yani gönül, insana ruh üflenmesi ile birlikte oluşan ve onu diğer canlılardan farklı hale getiren yapıdır. Bkz Secde 32/9 ve dipnotu

    Ayet detayı — En'âm suresi, 46. ayet

  8. En'âm suresi, 47. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 47. ayet. قُلْ أَرَءَيْتَكُمْ إِنْ أَتَىٰكُمْ عَذَابُ ٱللَّهِ بَغْتَةً أَوْ جَهْرَةً هَلْ يُهْلَكُ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    ḳul era'eyteküm in etâküm `aẕâbü-llâhi bagteten ev cehraten hel yühlekü ille-lḳavmu-żżâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Hiç düşündünüz mü? Allah'ın azabı size, beklenmedik bir anda veya göz göre göre gelse, yanlış yapan topluluklardan başkası mı bitirilir?"

    Ayet detayı — En'âm suresi, 47. ayet

  9. En'âm suresi, 48. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 48. ayet. وَمَا نُرْسِلُ ٱلْمُرْسَلِينَ إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ فَمَنْ ءَامَنَ وَأَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    vemâ nürsilü-lmürselîne illâ mübeşşirîne vemünẕirîn. femen âmene veaṣleḥa felâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Elçileri, sadece birer müjdeci ve uyarıcı olsunlar diye göndeririz. Kim inanıp güvenir ve kendini düzeltirse onların üzerinde ne bir korku olur ne de onlar üzülürler.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 48. ayet

  10. En'âm suresi, 49. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 49. ayet. وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَمَسُّهُمُ ٱلْعَذَابُ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

    velleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ yemessühümü-l`aẕâbü bimâ kânû yefsüḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanlar, yoldan çıkmalarına karşılık azaba uğrayacaklardır.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 49. ayet

"Hazineler yanımda demiyorum"; sabah akşam dua edenler 50–55

  1. En'âm suresi, 50. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 50. ayet. قُل لَّآ أَقُولُ لَكُمْ عِندِى خَزَآئِنُ ٱللَّهِ وَلَآ أَعْلَمُ ٱلْغَيْبَ وَلَآ أَقُولُ لَكُمْ إِنِّى مَلَكٌ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ قُلْ هَلْ يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ أَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ

    ḳul lâ eḳûlü leküm `indî ḫazâinü-llâhi velâ a`lemü-lgaybe velâ eḳûlü leküm innî melek. in ettebi`u illâ mâ yûḥâ ileyy. ḳul hel yestevi-l'a`mâ velbeṣîr. efelâ tetefekkerûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Size 'Allah'ın hazineleri yanımdadır' demiyorum. Gaybı /gizli şeyleri de bilmem. Size, 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece bana vahyedilen Kur'an'a uyarım." De ki: "Gören ile görmeyen bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?"

    Ayet detayı — En'âm suresi, 50. ayet

  2. En'âm suresi, 51. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 51. ayet. وَأَنذِرْ بِهِ ٱلَّذِينَ يَخَافُونَ أَن يُحْشَرُوٓا۟ إِلَىٰ رَبِّهِمْ لَيْسَ لَهُم مِّن دُونِهِۦ وَلِىٌّ وَلَا شَفِيعٌ لَّعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

    veenẕir bihi-lleẕîne yeḫâfûne ey yuḥşerû ilâ rabbihim leyse lehüm min dûnihî veliyyüv velâ şefî`ul le`allehüm yetteḳûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 51. ayet

  3. En'âm suresi, 52. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 52. ayet. وَلَا تَطْرُدِ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِٱلْغَدَوٰةِ وَٱلْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُۥ مَا عَلَيْكَ مِنْ حِسَابِهِم مِّن شَىْءٍ وَمَا مِنْ حِسَابِكَ عَلَيْهِم مِّن شَىْءٍ فَتَطْرُدَهُمْ فَتَكُونَ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    velâ taṭrudi-lleẕîne yed`ûne rabbehüm bilgadâti vel`aşiyyi yürîdûne vecheh. mâ `aleyke min ḥisâbihim min şey'iv vemâ min ḥisâbike `aleyhim min şey'in fetaṭrudehüm fetekûne mine-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sabah akşam dua edip Rablerinin rızasını kazanmaya odaklananları yanından kovma! Onların hesabı senden sorulmaz. Senin hesabın da onlardan sorulmaz. Onları kovarsan yanlış yapanlardan olursun dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — En'âm suresi, 52. ayet

  4. En'âm suresi, 53. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 53. ayet. وَكَذَٰلِكَ فَتَنَّا بَعْضَهُم بِبَعْضٍ لِّيَقُولُوٓا۟ أَهَٰٓؤُلَآءِ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مِّنۢ بَيْنِنَآ أَلَيْسَ ٱللَّهُ بِأَعْلَمَ بِٱلشَّٰكِرِينَ

    vekeẕâlike fetennâ ba`ḍahüm biba`ḍil liyeḳûlû ehâülâi menne-llâhü `aleyhim mim beyninâ. eleyse-llâhü bia`leme bişşâkirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte böyle! Kimilerini kimileriyle zor bir imtihana dipnot 1 sokarız ki: "Allah aramızdan bunlara mı ikramda bulundu?" desinler. Görevlerini yerine getirenleri en iyi bilen Allah değil midir?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fitne için bkz. En'am 6/23'ün dipnotu.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 53. ayet

  5. En'âm suresi, 54. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 54. ayet. وَإِذَا جَآءَكَ ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِـَٔايَٰتِنَا فَقُلْ سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَىٰ نَفْسِهِ ٱلرَّحْمَةَ أَنَّهُۥ مَنْ عَمِلَ مِنكُمْ سُوٓءًۢا بِجَهَٰلَةٍ ثُمَّ تَابَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُۥ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    veiẕâ câeke-lleẕîne yü'minûne biâyâtinâ feḳul selâmün `aleyküm ketebe rabbüküm `alâ nefsihi-rraḥmete ennehû men `amile minküm sûem bicehâletin ŝümme tâbe mim ba`dihî veaṣleḥa feennehû gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Ayetlerimize inanıp güvenenler sana gelince de ki: "Selam dipnot 1 size! Rabbiniz, bol bol ikramda bulunmayı kendine görev olarak yazmıştır. Şöyle ki içinizden kim bir cahillik ederek dipnot 2 kötülük yapar, ardından da tövbe edip /dönüş yapıp kendini düzeltirse iyi bilsin ki Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapça "Selam size!" (Selamun aleykum) Türkçe'de "Size selamet (esenlik ve güvenlik) olsun" demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen (جَهَالَةٍ = cehalet)'in Türkçe karşılığı cahillik veya cahillik etmektir. Cahillik, bilmemek; cahillik etmek de bildiği halde kendini tutamayarak yanlış iş yapmaktır. Züleyha ve diğer kadınların onu elde etmeye çalışmaları karşısında Yusuf aleyhisselamın söylediği şu sözler, cahillik etme anlamına uygun düşmektedir: "Rabbim! Bu kadınların istediklerine uymaktansa hapsi tercih ederim. Onların oyununu benden savmazsan onlara karşı çocukça davranır ve cahillik edenlerden olurum." (Yusuf 12/33) . Yusuf (as) kendine hakim olamamaktan korkuyordu. Allah Teala kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemediği için (Bakara 2/286) bu ayette geçen cehalet kelimesine "bilmeden" anlamı verilemez.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 54. ayet

  6. En'âm suresi, 55. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 55. ayet. وَكَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَٰتِ وَلِتَسْتَبِينَ سَبِيلُ ٱلْمُجْرِمِينَ

    vekeẕâlike nüfeṣṣilü-l'âyâti velitestebîne sebîlü-lmücrimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ayetlerimizi işte böyle ayrıntılı olarak açıklıyoruz ki (gerçekler ortaya çıksın) ve suçluların yolu iyice belli olsun.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 55. ayet

Gaybın anahtarları ve uykuda alınan canlar 56–62

  1. En'âm suresi, 56. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 56. ayet. قُلْ إِنِّى نُهِيتُ أَنْ أَعْبُدَ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ قُل لَّآ أَتَّبِعُ أَهْوَآءَكُمْ قَدْ ضَلَلْتُ إِذًا وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُهْتَدِينَ

    ḳul innî nühîtü en a`büde-lleẕîne ted`ûne min dûni-llâh. ḳul lâ ettebi`u ehvâeküm ḳad ḍaleltü iẕev vemâ ene mine-lmühtedîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki "Allah ile aranıza koyup yardıma çağırdıklarınıza kulluk etmem bana yasaklanmıştır." De ki: "Ben sizin arzularınıza uymam. Öyle yaparsam kesin sapıtırım, doğru yolda gidenlerden olmam dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — En'âm suresi, 56. ayet

  2. En'âm suresi, 57. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 57. ayet. قُلْ إِنِّى عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَكَذَّبْتُم بِهِۦ مَا عِندِى مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِۦٓ إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ يَقُصُّ ٱلْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ ٱلْفَٰصِلِينَ

    ḳul innî `alâ beyyinetim mir rabbî vekeẕẕebtüm bih. mâ `indî mâ testa`cilûne bih. ini-lḥukmü illâ lillâh. yeḳuṣṣu-lḥaḳḳa vehüve ḫayru-lfâṣilîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ben Rabbimden gelen açık bir delile dayanıyorum ama siz onun karşısında yalana sarılıyorsunuz. Hemen istediğiniz şey (hak ettiğiniz ceza) benim elimde değildir. Onun kararını sadece Allah verir. O, gerçeği tam olarak ortaya koyar. İyi ile kötüyü en iyi ayıran odur.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 57. ayet

  3. En'âm suresi, 58. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 58. ayet. قُل لَّوْ أَنَّ عِندِى مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِۦ لَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِٱلظَّٰلِمِينَ

    ḳul lev enne `indî mâ testa`cilûne bihî leḳuḍiye-l'emru beynî vebeyneküm. vellâhü a`lemü biżżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki "Hemen istediğiniz şey (sizi cezalandırmak) elimde olsaydı aramızdaki her şey biterdi. Ama yanlış yapanların kimler olduğunu en iyi bilen Allah'tır."

    Ayet detayı — En'âm suresi, 58. ayet

  4. En'âm suresi, 59. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 59. ayet. وَعِندَهُۥ مَفَاتِحُ ٱلْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَآ إِلَّا هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ فِى ظُلُمَٰتِ ٱلْأَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    ve`indehû mefâtiḥu-lgaybi lâ ya`lemühâ illâ hû. veya`lemü mâ fi-lberri velbaḥr. vemâ tesḳuṭu miv veraḳatin illâ ya`lemühâ velâ ḥabbetin fî żulümâti-l'arḍi velâ raṭbiv velâ yâbisin illâ fî kitâbim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Gaybın /gizli bilgilerin dipnot 1 anahtarları Allah katındadır; onları ondan başkası bilmez. Karada ve denizde olan her şeyi o bilir. Onun bilgisi olmadan bir tek yaprak bile düşmez. Yerin karanlıkları içinde bir dane, yaş veya kuru herhangi bir şey yoktur ki apaçık yazılı bir kaydı olmasın.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Var olduğu halde duyu organlarından uzak olana veya kişinin bilmediği şeylere 'gayb' denir. (Mufredat)

    Ayet detayı — En'âm suresi, 59. ayet

  5. En'âm suresi, 60. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 60. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى يَتَوَفَّىٰكُم بِٱلَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُم بِٱلنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُكُمْ فِيهِ لِيُقْضَىٰٓ أَجَلٌ مُّسَمًّى ثُمَّ إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    vehüve-lleẕî yeteveffâküm billeyli veya`lemü mâ ceraḥtüm binnehâri ŝümme yeb`aŝüküm fîhi liyuḳḍâ ecelüm müsemmâ. ŝümme ileyhi merci`uküm ŝümme yünebbiüküm bimâ küntüm ta`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Geceleyin sizi vefat ettiren dipnot 1 ve gündüzün nelerle uğraştığınızı bilen odur. Gündüz sizi kaldırır ki belirlenmiş eceliniz dipnot 2 tamamlansın. Sonra dönüp geleceğiniz yer onun huzurudur. Daha sonra da size neler yaptığınızı bildirecektir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölüm, bedenin canlılığının son bulması, vefat ise ruhun bedenden ayrılmasıdır. Bu ayete göre her gece vefat edilmektedir ancak bu esnada beden ölmüş değil uyku halindedir. Ölen bir bedene ruh geri dönemez. Ölüm (mevt) ve vefat kelimelerinin aynı cümle içinde kullanıldığı 61. ayetten anlaşılacağı üzere ikisi aynı şey değildir. Konu ile ilgili olarak detaylı açıklama Zümer 39/42 ve dipnotunda verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ecel-i Müsemma: Belirlenmiş ecel. Bkz.: En'am 6/2 ve dipnotu.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 60. ayet

  6. En'âm suresi, 61. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 61. ayet. وَهُوَ ٱلْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِۦ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ

    vehüve-lḳâhiru fevḳa `ibâdihî veyürsilü `aleyküm ḥafeżah. ḥattâ iẕâ câe eḥadekümü-lmevtü teveffethü rusülünâ vehüm lâ yüferriṭûn.

    Süleymaniye Vakfı

    O, kulları üzerinde tam hakimdir; size korumalar gönderir dipnot 1 . Birinize ölüm gelince elçilerimiz bir kusur etmeksizin onu vefat ettirirler dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Halk arasında, Azrail adında tek bir ölüm meleği olduğuna inanılır. Bu ayete ve daha bir çok ayete göre, insanların canını almakla görevli meleklerler birden fazladır (Nahl 16/28-33,Secde 32/11). Hadislerde de durum aynıdır (Buhari, Cenaiz, 69, Enbiya, 31; Müslim, Feżail, 157, 158; Tirmizi, Tefsir, 7; İbn Mace, Cihad, 10; Müsned, II, 269, 351; IV, 287; V, 395). Azrail kelimesi Kur'an-ı Kerim'de ve sahih hadislerde yoktur.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 61. ayet

  7. En'âm suresi, 62. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 62. ayet. ثُمَّ رُدُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ مَوْلَىٰهُمُ ٱلْحَقِّ أَلَا لَهُ ٱلْحُكْمُ وَهُوَ أَسْرَعُ ٱلْحَٰسِبِينَ

    ŝümme ruddû ile-llâhi mevlâhümü-lḥaḳḳ. elâ lehü-lḥukmü vehüve esra`u-lḥâsibîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra onlar, üzerlerinde gerçek yetkili olan Allah'a döndürülürler. Bilin ki karar onun kararıdır. O, hesabı en çabuk görendir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah burada ve daha nice ayette (Bakara 2/202, Al-i İmran 3/199, Maide 5/4, Ra'd 13/41, İbrahim 14/51), hesabı çabuk göreceğini bildirdiği ve mahşerde şefaatin olmayacağını açıkça ifade ettiği halde (Bakara 2/48,254, En'am 6/70, İnfitar 82/19) kendi içerisinde de tutarsızlığı olan birtakım rivayetlere dayanılarak mahşer yerinde hesabın geciktirilmesinden bunalan insanların, arabuluculuk yapsınlar diye bütün nebilere başvuracağı ama hepsinin birer bahane ile arabuluculuğu reddedeceği, bunu sadece Muhammed aleyhisselamın kabul edeceği ama onun da diğerlerini dikkate almadan şefaati kendi ümmeti için yapacağı söylenmiş ve buna şefaat-i kübra denmiştir. (Buhari, Enbiya 3, 8, Tefsir, Beni İsrail 5; Müslim İman 327; Tirmizi, Kıyamet 11) Halbuki Muhammed aleyhisselamın, kendinin bile nasıl bir muamele ile karşılaşacağını bilemeyeceği (Ahkaf 46/9), gaybı da bilmediği açıkça bildirilmiştir (En'am 6/50, Araf 7/188, Hud 11/31).

    Ayet detayı — En'âm suresi, 62. ayet

Karadan ve denizden kurtaran; dinini oyun edinenler 63–73

  1. En'âm suresi, 63. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 63. ayet. قُلْ مَن يُنَجِّيكُم مِّن ظُلُمَٰتِ ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ تَدْعُونَهُۥ تَضَرُّعًا وَخُفْيَةً لَّئِنْ أَنجَىٰنَا مِنْ هَٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ

    ḳul mey yüneccîküm min żulümâti-lberri velbaḥri ted`ûnehû teḍarru`av veḫufyeh. lein encânâ min hâẕihî lenekûnenne mine-şşâkirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Bizi buradan kurtarırsan elbette sana karşı görevlerini yerine getirenlerden oluruz' diye yalvara yalvara içten içe onu yardıma çağırdığınızda, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır?"

    Ayet detayı — En'âm suresi, 63. ayet

  2. En'âm suresi, 64. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 64. ayet. قُلِ ٱللَّهُ يُنَجِّيكُم مِّنْهَا وَمِن كُلِّ كَرْبٍ ثُمَّ أَنتُمْ تُشْرِكُونَ

    ḳuli-llâhü yüneccîküm minhâ vemin külli kerbin ŝümme entüm tüşrikûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Sizi hem oradan hem de her sıkıntıdan Allah kurtarır. Sonra siz yine de ona ortaklar uydurursunuz."

    Ayet detayı — En'âm suresi, 64. ayet

  3. En'âm suresi, 65. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 65. ayet. قُلْ هُوَ ٱلْقَادِرُ عَلَىٰٓ أَن يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِّن فَوْقِكُمْ أَوْ مِن تَحْتِ أَرْجُلِكُمْ أَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعًا وَيُذِيقَ بَعْضَكُم بَأْسَ بَعْضٍ ٱنظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ

    ḳul hüve-lḳâdiru `alâ ey yeb`aŝe `aleyküm `aẕâbem min fevḳiküm ev min taḥti ercüliküm ev yelbiseküm şiye`av veyüẕîḳa ba`ḍaküm be'se ba`ḍ. ünżur keyfe nüṣarrifü-l'âyâti le`allehüm yefḳahûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki "Üstünüzden veya ayaklarınızın altından azap göndermenin, sizi farklı topluluklara ayırmanın ve birinize diğerinin baskısını tattırmanın kuralını koyan odur." Baksana anlasınlar diye ayetlerimizi değişik şekillerde nasıl açıklıyoruz.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 65. ayet

  4. En'âm suresi, 66. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 66. ayet. وَكَذَّبَ بِهِۦ قَوْمُكَ وَهُوَ ٱلْحَقُّ قُل لَّسْتُ عَلَيْكُم بِوَكِيلٍ

    vekeẕẕebe bihî ḳavmüke vehüve-lḥaḳḳ. ḳul lestü `aleyküm bivekîl.

    Süleymaniye Vakfı

    Senin halkın, Kur'an karşısında yalana sarıldı. Oysa o, gerçeğin ta kendisidir. De ki: "Ben sizin vekiliniz /savunucunuz değilim."

    Ayet detayı — En'âm suresi, 66. ayet

  5. En'âm suresi, 67. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 67. ayet. لِّكُلِّ نَبَإٍ مُّسْتَقَرٌّ وَسَوْفَ تَعْلَمُونَ

    likülli nebeim müsteḳarr. vesevfe ta`lemûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 67. ayet

  6. En'âm suresi, 68. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 68. ayet. وَإِذَا رَأَيْتَ ٱلَّذِينَ يَخُوضُونَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتَّىٰ يَخُوضُوا۟ فِى حَدِيثٍ غَيْرِهِۦ وَإِمَّا يُنسِيَنَّكَ ٱلشَّيْطَٰنُ فَلَا تَقْعُدْ بَعْدَ ٱلذِّكْرَىٰ مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    veiẕâ raeyte-lleẕîne yeḫûḍûne fî âyâtinâ fea`riḍ `anhüm ḥattâ yeḫûḍû fî ḥadîŝin gayrih. veimmâ yünsiyenneke-şşeyṭânü felâ taḳ`ud ba`de-ẕẕikrâ me`a-lḳavmi-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ayetlerimiz hakkında uygunsuz sözlere dalanları görürsen, başka bir konuya dalmalarına kadar onlardan uzak dur. Eğer şeytan unutturursa hatırladıktan sonra yanlışlar içindeki o topluluğun yanında oturma.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 68. ayet

  7. En'âm suresi, 69. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 69. ayet. وَمَا عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَّقُونَ مِنْ حِسَابِهِم مِّن شَىْءٍ وَلَٰكِن ذِكْرَىٰ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

    vemâ `ale-lleẕîne yetteḳûne min ḥisâbihim min şey'iv velâkin ẕikrâ le`allehüm yetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların hesabından hiçbir şey yanlışlardan sakınanlara yüklenmez. Ama (kalkıp gitmeniz) bir hatırlatma olur. Belki yanlışlardan sakınırlar.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 69. ayet

  8. En'âm suresi, 70. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 70. ayet. وَذَرِ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ دِينَهُمْ لَعِبًا وَلَهْوًا وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَذَكِّرْ بِهِۦٓ أَن تُبْسَلَ نَفْسٌۢ بِمَا كَسَبَتْ لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِىٌّ وَلَا شَفِيعٌ وَإِن تَعْدِلْ كُلَّ عَدْلٍ لَّا يُؤْخَذْ مِنْهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أُبْسِلُوا۟ بِمَا كَسَبُوا۟ لَهُمْ شَرَابٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ

    veẕeri-lleẕîne-tteḫaẕû dînehüm le`ibev velehvev vegarrathümü-lḥayâtü-ddünyâ veẕekkir bihî en tübsele nefsüm bimâ kesebet. leyse lehâ min dûni-llâhi veliyyüv velâ şefî`. vein ta`dil külle `adlil lâ yü'ḫaẕ minhâ. ülâike-lleẕîne übsilû bimâ kesebû. lehüm şerâbüm min ḥamîmiv ve`aẕâbün elîmüm bimâ kânû yekfürûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dünya hayatına aldanıp dinlerini oyun ve eğlence haline getirenleri bırak. Kimse yaptığı şeyden dolayı bir mahrumiyet yaşamasın diye Kur'an ile bilgilendir. Allah ile aralarına girecek ne bir dost ne de şefaatçileri olacak, bedel olarak ne verseler kabul edilmeyecektir. Yaptıkları sebebiyle mahrum edilecek olanlar onlardır. Ayetleri görmezlikte direnmelerine karşılık hak ettikleri, kaynar sudan bir içecek ve acıklı bir azaptır.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 70. ayet

  9. En'âm suresi, 71. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 71. ayet. قُلْ أَنَدْعُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلَىٰٓ أَعْقَابِنَا بَعْدَ إِذْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ كَٱلَّذِى ٱسْتَهْوَتْهُ ٱلشَّيَٰطِينُ فِى ٱلْأَرْضِ حَيْرَانَ لَهُۥٓ أَصْحَٰبٌ يَدْعُونَهُۥٓ إِلَى ٱلْهُدَى ٱئْتِنَا قُلْ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلْهُدَىٰ وَأُمِرْنَا لِنُسْلِمَ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳul ened`û min dûni-llâhi mâ lâ yenfe`unâ velâ yeḍurrunâ venüraddü `alâ a`ḳâbinâ ba`de iẕ hedâne-llâhü kelleẕi-stehvethü-şşeyâṭînü fi-l'arḍi ḥayrân. lehû aṣḥâbüy yed`ûnehû ile-lhüde-'tinâ. ḳul inne hüde-llâhi hüve-lhüdâ. veümirnâ linüslime lirabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Bize yarar sağlayamayacak ve zarar veremeyecek birini Allah ile aramıza koyup da onu mu yardıma çağıralım? Allah bizi yoluna kabul ettikten sonra geri mi döndürülelim? Bulunduğu yerde 'Bize gel' diyerek kendini doğruya çağıran arkadaşları olduğu halde şeytanların ayartıp şaşkına çevirdiği kimse gibi mi olalım?" De ki: "Doğru yol sadece Allah'ın yoludur. Bize varlıkların Rabbine /sahibine teslim olmamız emredildi.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 71. ayet

  10. En'âm suresi, 72. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 72. ayet. وَأَنْ أَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱتَّقُوهُ وَهُوَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    veen eḳîmu-ṣṣalâte vetteḳûh. vehüve-lleẕî ileyhi tuḥşerûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Bir de şu emri aldık) namazı özenli ve sürekli kılın ve Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının; huzurunda toplanacağınız odur."

    Ayet detayı — En'âm suresi, 72. ayet

  11. En'âm suresi, 73. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 73. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ وَيَوْمَ يَقُولُ كُن فَيَكُونُ قَوْلُهُ ٱلْحَقُّ وَلَهُ ٱلْمُلْكُ يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْخَبِيرُ

    vehüve-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa bilḥaḳḳ. veyevme yeḳûlü kün feyekûn. ḳavlühü-lḥaḳḳ. velehü-lmülkü yevme yünfeḫu fi-ṣṣûr. `âlimü-lgaybi veşşehâdeh. vehüve-lḥakîmü-lḫabîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Gökleri ve yeri o gerçek için (sizleri imtihan için) dipnot 1 yaratan da odur. "Ol!" dediği gün, her şey oluşur. Onun sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün bütün yetki onundur. Gaybı /algılanamayanı da şehadeti /algılanabileni de o bilir. Bütün kararları doğru olan, her şeyin iç yüzünü bilen odur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları, insanları ve cinleri zorlu bir imtihandan geçirmek için yaratmıştır. Bunu Hud Suresinin 7. ayetinde açıklamış, diğer ayetlerde de "(بِالْحَقِّ) o gerçek için" ifadesiyle buna işarette bulunmuştur (Hud 11/7, İbrahim 14/19, Hicr 15/85, Nahl 16/3, Ankebut 29/44, Rum 30/8, Zümer 39/5, Duhan 44/39, Ahkaf 46/3, Teğabun 64/3).

    Ayet detayı — En'âm suresi, 73. ayet

İbrâhim'in yıldıza, aya ve güneşe bakışı 74–79

  1. En'âm suresi, 74. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 74. ayet. وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِيمُ لِأَبِيهِ ءَازَرَ أَتَتَّخِذُ أَصْنَامًا ءَالِهَةً إِنِّىٓ أَرَىٰكَ وَقَوْمَكَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    veiẕ ḳâle ibrâhîmü liebîhi âzera etetteḫiẕü aṣnâmen âliheten. innî erâke veḳavmeke fî ḍalâlim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İbrahim bir gün babası Azer'e: "Sen putları ilah mı ediniyorsun! Ben, seni ve halkını açık bir sapıklık içinde görüyorum." dedi.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 74. ayet

  2. En'âm suresi, 75. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 75. ayet. وَكَذَٰلِكَ نُرِىٓ إِبْرَٰهِيمَ مَلَكُوتَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلِيَكُونَ مِنَ ٱلْمُوقِنِينَ

    vekeẕâlike nürî ibrâhîme melekûte-ssemâvâti vel'arḍi veliyekûne mine-lmûḳinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İbrahim'e, göklerin ve yerin yönetimini de şu şekilde gösterdik ki kesin bilgiye ulaşanlardan olsun.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 75. ayet

  3. En'âm suresi, 76. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 76. ayet. فَلَمَّا جَنَّ عَلَيْهِ ٱلَّيْلُ رَءَا كَوْكَبًا قَالَ هَٰذَا رَبِّى فَلَمَّآ أَفَلَ قَالَ لَآ أُحِبُّ ٱلْـَٔافِلِينَ

    felemmâ cenne `aleyhi-lleylü raâ kevkebâ. ḳâle hâẕâ rabbî. felemmâ efele ḳâle lâ üḥibbü-l'âfilîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Gecenin karanlığı üzerine çökünce bir gezegen gördü dipnot 1 , "Bu benim Rabbimdir." dedi. Gezegen kaybolunca, "Ben kaybolanları sevmem." dedi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "kevkeb = كوكب" kelimesi gezegen anlamına gelir. Kur'an'da yıldız için "necm = نجم" kelimesi kullanılır. Nitekim Kıyamet /mezardan kalkış öncesinde yıldızların söneceğinden (Mürselat 77/8, Tekvir 81/2), gezegenlerin de dağılacağından (İnfitar 82/2) bahsedilerek iki kavramın farklı olduğu ortaya konmuştur. Yıldızların sönecek olması, ışıklarının kendilerinden olduğunu vurguladığı gibi gezegenlerin kendi ışıklarının olmadığını da gösterir. İbrahim aleyhisselamın gördüğü gezegen, dünyadan bakıldığında çok parlak bir yıldız gibi görünen Venüs olmalıdır.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 76. ayet

  4. En'âm suresi, 77. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 77. ayet. فَلَمَّا رَءَا ٱلْقَمَرَ بَازِغًا قَالَ هَٰذَا رَبِّى فَلَمَّآ أَفَلَ قَالَ لَئِن لَّمْ يَهْدِنِى رَبِّى لَأَكُونَنَّ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلضَّآلِّينَ

    felemmâ rae-lḳamera bâzigan ḳâle hâẕâ rabbî. felemmâ efele ḳâle leil lem yehdinî rabbî leekûnenne mine-lḳavmi-ḍḍâllîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ay'ı, ışık saçarak doğarken gördüğünde "Bu benim Rabbimdir!" dedi. Kaybolduğunda da "Eğer Rabbim doğruyu göstermezse gerçekten ben de bu sapık topluluktan olacağım." dedi.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 77. ayet

  5. En'âm suresi, 78. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 78. ayet. فَلَمَّا رَءَا ٱلشَّمْسَ بَازِغَةً قَالَ هَٰذَا رَبِّى هَٰذَآ أَكْبَرُ فَلَمَّآ أَفَلَتْ قَالَ يَٰقَوْمِ إِنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تُشْرِكُونَ

    felemmâ rae-şşemse bâzigaten ḳâle hâẕâ rabbî hâẕâ ekber. felemmâ efelet ḳâle yâ ḳavmi innî berîüm mimmâ tüşrikûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Güneş'i, ışık saçarak doğarken gördüğünde de "Bu benim Rabbimdir! Bu daha büyük!" dedi. O da kaybolunca dedi ki: "Ey halkım! Ben, sizin ortak saydıklarınızdan uzağım.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 78. ayet

  6. En'âm suresi, 79. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 79. ayet. إِنِّى وَجَّهْتُ وَجْهِىَ لِلَّذِى فَطَرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ حَنِيفًا وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    innî veccehtü vechiye lilleẕî feṭara-ssemâvâti vel'arḍa ḥanîfev vemâ ene mine-lmüşrikîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ben yüzümü doğrudan doğruya, gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ben müşriklerden /Allah'ı ikinci sıraya koyanlardan değilim dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın varlığı ve birliği konusunda kimsenin şüphesi yoktur. İlah sayılanlar, Allah ile araya konan aracılardır. Heykellerin ilah olamayacağını herkes kolayca anlayacağından o suçu işleyen hiçkimse affedilmez. Ayette, "bile bile" ifadesinin kullanılması, bilmeden yapılan yanlışların affedileceğini gösterir (Bakara 2/286). Bunun örneği İbrahim aleyhisselamdır. O, büluğa erdiği andan itibaren (A'raf 7/172-173) putların ilah olmayacağını anlamıştı. Ama o. bu ayetlerde belirtildiği gibi, gözlemler yapıp kesin kanaate varıncaya kadar yıldızın, ayın ve güneşin kendi rabbi olduğu inancındaydı. Onların rab olamayacaklarını anlar anlamaz kesin tavrını ortaya koydu (Enbiya 21/51-64). Onun bu konuda, bile bile yaptığı bir yanlış olmadığı için Allah onu hiçbir zaman müşriklerden saymamıştır (Bakara 2/135, Al-i imran 3/18, 67, 95, En'am 6/161, Nahl 16/123). (Enbiya 21/52-56).<br /> Hiçbir Müslüman puta tapmaz ama Nebimiz Muhammed aleyhisselamın, ilim adamlarının ve din adamlarının ilah yapıldığının farkında değillerdir. Allah Teala Kur'an'ı sadece kendisinin açıkladığını, bunu bir ilme göre yaptığını (A'raf 7/52), yaptığı açıklamalara, konuyu bilenlerden oluşan bir ekibin ulaşabileceğini (Fussilet 41/3) bildirmiş, başkasının yapacağı açıklamayı kabul etmenin onu ilah yapmak olduğunu açıkça ifade etmiştir (Hud 11/1). Ama geleneksel yapı, bir çok ayeti gizlemiş, bir çoğuna da yanlış anlamlar vermiş ve Nebimiz Muhammed aleyhisselamın da ayetleri açıklama yetkisinin olduğunu, bütün Müslümanlara kabul ettirmiştir. Kur'an'ı açıklama yetkisi alimlere de verilerek mezhepler oluşturulmuş ve bir ilahlar piramidi meydana getirilmiştir. Bu, kabul edilebilecek bir şey değildir (Bakara 2/103-105, 213, En'am 6/159, Şura 42/13-14). Bu yapıyı, bilmeden kabul edenlerin bir sorumluluğu olmaz (Bakara 2/22, 120, 145, 286). Ama bir çok ayeti gizleyip bir çoğunun da anlamını bozarak Müslümanları bu hale sokanlar, en ağır cezaya çarptırılacaklardır (A'raf 7/44-45).

    Ayet detayı — En'âm suresi, 79. ayet

İbrâhim'e verilen deliller ve peygamber soyu 80–90

  1. En'âm suresi, 80. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 80. ayet. وَحَآجَّهُۥ قَوْمُهُۥ قَالَ أَتُحَٰٓجُّوٓنِّى فِى ٱللَّهِ وَقَدْ هَدَىٰنِ وَلَآ أَخَافُ مَا تُشْرِكُونَ بِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَشَآءَ رَبِّى شَيْـًٔا وَسِعَ رَبِّى كُلَّ شَىْءٍ عِلْمًا أَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ

    veḥâccehû ḳavmüh. ḳâle etüḥâccûnnî fi-llâhi veḳad hedân. velâ eḫâfü mâ tüşrikûne bihî illâ ey yeşâe rabbî şey'â. vesi`a rabbî külle şey'in `ilmâ. efelâ teteẕekkerûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Halkı onunla tartışmaya girdi. İbrahim dedi ki "Benimle Allah hakkında mı tartışıyorsunuz? O bana doğru olanı gösterdi! Rabbimin onayı olmadan, ortak saydıklarınızın bana bir şey yapabileceğinden korkmam. Rabbimin bilgisi her şeyi kuşatmıştır. Bilgilerinizi kullanmayacak mısınız?

    Ayet detayı — En'âm suresi, 80. ayet

  2. En'âm suresi, 81. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 81. ayet. وَكَيْفَ أَخَافُ مَآ أَشْرَكْتُمْ وَلَا تَخَافُونَ أَنَّكُمْ أَشْرَكْتُم بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ عَلَيْكُمْ سُلْطَٰنًا فَأَىُّ ٱلْفَرِيقَيْنِ أَحَقُّ بِٱلْأَمْنِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    vekeyfe eḫâfü mâ eşraktüm velâ teḫâfûne enneküm eşraktüm billâhi mâ lem yünezzil bihî `aleyküm sülṭânâ. feeyyü-lferîḳayni eḥaḳḳu bil'emn. in küntüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Siz, hakkında Allah'ın bir delil indirmediği şeyleri ona ortak koşmaktan korkmazken, ben sizin ortak koştuklarınızdan korkacağım öyle mi! Biliyorsanız söyleyin: Güven içinde olmak, bu iki taraftan hangisinin hakkıdır?

    Ayet detayı — En'âm suresi, 81. ayet

  3. En'âm suresi, 82. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 82. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَمْ يَلْبِسُوٓا۟ إِيمَٰنَهُم بِظُلْمٍ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلْأَمْنُ وَهُم مُّهْتَدُونَ

    elleẕîne âmenû velem yelbisû îmânehüm biżulmin ülâike lehümü-l'emnü vehüm mühtedûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenen ve imanlarına zulüm /şirk dipnot 1 bulaştırmayanlar var ya, güven içinde olmak işte onların hakkıdır dipnot 2 . Onlar doğru yolda olanlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Buraya kadar anlatılanlar, putperest bir aileden doğmuş İbrahim aleyhisselamın henüz nebi olmadığı delikanlılık çağında (Enbiya 21/60) ailesine ve putperest olan toplumuna karşı yaptığı mücadeledir. Tabiat ayetlerini okuyarak elde ettiği doğru bilgileri iyi kavrayan ve Allah'a tam güvenen bir genç olarak güçlü bir mücadeleye girmiş, kralın karşısında dahi duruşunu bozmamıştır (Bakara 2/258). İbrahim ile baş edemeyeceklerini anlayınca onu yakarak öldürmeye karar vermişlerdi. Tabiattan öğrendiği doğru bilgileri insanlara tebliğ eden İbrahim'i Allah korumuş ve ateşe, onu yakmaması emrini vermiş (Enbiya 21/68-69). daha sonra da onu ve onunla aynı inançta olan Lut'u oradan kurtarmıştı (Enbiya 21/70-71). İbrahim aleyhisselam ve beraberindekilerin davranışları bizim için güzel bir örnek olmuştur (Mümtahine 60/4-7).

    Ayet detayı — En'âm suresi, 82. ayet

  4. En'âm suresi, 83. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 83. ayet. وَتِلْكَ حُجَّتُنَآ ءَاتَيْنَٰهَآ إِبْرَٰهِيمَ عَلَىٰ قَوْمِهِۦ نَرْفَعُ دَرَجَٰتٍ مَّن نَّشَآءُ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٌ

    vetilke ḥuccetünâ âteynâhâ ibrâhîme `alâ ḳavmih. nerfe`u deracâtim men neşâ'. inne rabbeke ḥakîmün `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte bu, tartışmayı bitiren delilimizdir; onu halkına karşı İbrahim'e verdik dipnot 1 . Uygun gördüğümüz kişiyi derece derece böyle yükseltiriz. Senin Rabbin, bütün kararları doğru olan ve her şeyi bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İbrahim aleyhisselamın 73. ayetten itibaren anlatılan gözlemlerinin benzerlerini her insan yaparak Allah'ın varlığını ve birliğini, gözüyle görmüş ve eliyle dokunmuş gibi kavrar ve bu hususta Allah'a kesin söz verir. Bu da Allah'ın bize karşı delilidir. Bu olay büluğ çağının başında gerçekleşir (A'raf 7/172-174). İbrahim aleyhisselamın halkına "Benimle Allah hakkında mı tartışıyorsunuz?" demesi, bu bilgiye onların da ulaşmış olduğunu gösterir (En'am 6/80).

    Ayet detayı — En'âm suresi, 83. ayet

  5. En'âm suresi, 84. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 84. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ كُلًّا هَدَيْنَا وَنُوحًا هَدَيْنَا مِن قَبْلُ وَمِن ذُرِّيَّتِهِۦ دَاوُۥدَ وَسُلَيْمَٰنَ وَأَيُّوبَ وَيُوسُفَ وَمُوسَىٰ وَهَٰرُونَ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    vevehebnâ lehû isḥâḳa veya`ḳûb. küllen hedeynâ. venûḥan hedeynâ min ḳablü vemin ẕürriyyetihî dâvûde vesüleymâne veeyyûbe veyûsüfe vemûsâ vehârûn. vekeẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İbrahim'e, İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik, hepsine doğru yolu gösterdik. Daha önce Nuh'a da doğru yolu göstermiştik. Onun soyundan Davud'a, Süleyman'a, Eyyub'a, Yusuf'a, Musa'ya ve Harun'a da gösterdik. Biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz dipnot 1 .

    Ayet detayı — En'âm suresi, 84. ayet

  6. En'âm suresi, 85. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 85. ayet. وَزَكَرِيَّا وَيَحْيَىٰ وَعِيسَىٰ وَإِلْيَاسَ كُلٌّ مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

    vezekeriyyâ veyaḥyâ ve`îsâ veilyâs. küllüm mine-ṣṣâliḥîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Zekeriyya'ya, Yahya'ya, İsa'ya ve İlyas'a da... Bunların hepsi iyilerdendir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 85. ayet

  7. En'âm suresi, 86. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 86. ayet. وَإِسْمَٰعِيلَ وَٱلْيَسَعَ وَيُونُسَ وَلُوطًا وَكُلًّا فَضَّلْنَا عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    veismâ`île velyese`a veyûnüse velûṭâ. veküllen feḍḍalnâ `ale-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İsmail'e, Elyesa'ya, Yunus'a, Lut'a da doğru yolu gösterdik. Hepsini çağdaşlarından üstün kıldık.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 86. ayet

  8. En'âm suresi, 87. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 87. ayet. وَمِنْ ءَابَآئِهِمْ وَذُرِّيَّٰتِهِمْ وَإِخْوَٰنِهِمْ وَٱجْتَبَيْنَٰهُمْ وَهَدَيْنَٰهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    vemin âbâihim veẕürriyyâtihim veiḫvânihim. vectebeynâhüm vehedeynâhüm ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların babalarından, soylarından ve kardeşleri içinden de... Onlardan da seçtik ve doğru yola yönlendirdik.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 87. ayet

  9. En'âm suresi, 88. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 88. ayet. ذَٰلِكَ هُدَى ٱللَّهِ يَهْدِى بِهِۦ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ وَلَوْ أَشْرَكُوا۟ لَحَبِطَ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    ẕâlike hüde-llâhi yehdî bihî mey yeşâü min `ibâdih. velev eşrakû leḥabiṭa `anhüm mâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte (nebilerin gittiği) bu yol, Allah'ın doğru yoludur. O, gereğini yapan kullarını doğru yola kabul eder. Eğer onlar da /o nebiler de şirk dipnot 1 koşsalardı bütün yaptıkları boşa giderdi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — En'âm suresi, 88. ayet

  10. En'âm suresi, 89. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 89. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ فَإِن يَكْفُرْ بِهَا هَٰٓؤُلَآءِ فَقَدْ وَكَّلْنَا بِهَا قَوْمًا لَّيْسُوا۟ بِهَا بِكَٰفِرِينَ

    ülâike-lleẕîne âteynâhümü-lkitâbe velḥukme vennübüvveh. feiy yekfür bihâ hâülâi feḳad vekkelnâ bihâ ḳavmel leysû bihâ bikâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte bunlar kendilerine kitap, hikmet ve nebilik verdiğimiz kimselerdir dipnot 1 . Eğer bu insanlar onları (onlara verilen kitapları, hikmeti ve onların nebiliğini) görmezlikte direnirlerse, görmezlik etmeyecek bir topluluğu, onları korumakla görevlendiririz[2].

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Adem aleyhisselam, insanlığın ve bütün nebilerin babasıdır. Bu ayetler, Adem ile başlayıp Muhammed aleyhisselama kadar gelen bütün nebilere işaret etmekte ve onların tamamına kitap ve hikmet verildiğini bildirmektedir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 89. ayet

  11. En'âm suresi, 90. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 90. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ هَدَى ٱللَّهُ فَبِهُدَىٰهُمُ ٱقْتَدِهْ قُل لَّآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْعَٰلَمِينَ

    ülâike-lleẕîne hede-llâhü febihüdâhümu-ḳtedih. ḳul lâ es'elüküm `aleyhi ecrâ. in hüve illâ ẕikrâ lil`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte onlar, Allah'ın rehber /kitap verdiği kimselerdir. Sen de onların rehberine /kitaplarına uy dipnot 1 . De ki: "Ben yaptığım bu iş için sizden bir karşılık beklemiyorum. O, alemler dipnot 2 için sadece bir öğüt ve akılda tutulması gereken bilgidir!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetteki emir gereği Nebimiz, hakkında hüküm indirilmemiş konularda önceki kitaplara uymuştur. Örneğin, kıble değişimi ile ilgili ayetler ininceye kadar namaz kılarken Kudüs'e doğru dönmesinin sebebi buydu (Bakara 2/142-150). Maide Suresinin inmesiyle birlikte dinin tamamlandığı bildirilmiş ve artık her konuda Kur'an'da olan hükümlere uyulması emredilmiştir (Maide 5/3,48).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın kitaplarından sorumlu olanlar insanlar ve cinlerdir (Ahkaf 46/29-33, Zariyat 51/55-56, Rahman ve Cin sureleri). Bu sebeple buradaki alemler insan ve cin topluluklarını gösterir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 90. ayet

"Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler" 91–94

  1. En'âm suresi, 91. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 91. ayet. وَمَا قَدَرُوا۟ ٱللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِۦٓ إِذْ قَالُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ بَشَرٍ مِّن شَىْءٍ قُلْ مَنْ أَنزَلَ ٱلْكِتَٰبَ ٱلَّذِى جَآءَ بِهِۦ مُوسَىٰ نُورًا وَهُدًى لِّلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُۥ قَرَاطِيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثِيرًا وَعُلِّمْتُم مَّا لَمْ تَعْلَمُوٓا۟ أَنتُمْ وَلَآ ءَابَآؤُكُمْ قُلِ ٱللَّهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ فِى خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ

    vemâ ḳaderü-llâhe ḥaḳḳa ḳadrihî iẕ ḳâlû mâ enzele-llâhü `alâ beşerim min şey'. ḳul men enzele-lkitâbe-lleẕî câe bihî mûsâ nûrav vehüdel linnâsi tec`alûnehû ḳarâṭîse tübdûnehâ vetuḫfûne keŝîrâ. ve`ullimtüm mâ lem ta`lemû entüm velâ âbâüküm. ḳuli-llâhü ŝümme ẕerhüm fî ḫavḍihim yel`abûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Yahudiler ve Hristiyanlar) Allah'a hak ettiği ölçüde değer vermediler. Çünkü "Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi" dediler. Onlara de ki: "Öyleyse insanları aydınlatması ve onlara rehber olması için Musa'nın getirdiği o kitabı kim indirdi? Siz onu, sayfalara döküp bir kısmını ortaya çıkarıyor, bir çoğunu da gizliyorsunuz. Size de atalarınıza da bilmediğiniz şeyler (onunla) öğretilmiştir." De ki: "Onu Allah indirdi". Sonra onları daldıkları yerde bırak; oyalanıp dursunlar.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 91. ayet

  2. En'âm suresi, 92. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 92. ayet. وَهَٰذَا كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ مُبَارَكٌ مُّصَدِّقُ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَلِتُنذِرَ أُمَّ ٱلْقُرَىٰ وَمَنْ حَوْلَهَا وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَهُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

    vehâẕâ kitâbün enzelnâhü mübâraküm müṣaddiḳu-lleẕî beyne yedeyhi velitünẕira ümme-lḳurâ vemen ḥavlehâ. velleẕîne yü'minûne bil'âḫirati yü'minûne bihî vehüm `alâ ṣalâtihim yüḥâfiżûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu da (o kitaplardan) bir kitaptır. Onu biz indirdik, çok faydalı bilgilerle doludur ve kendinden önceki kitapları tasdik eder. Bütün kentlerin merkezini (Mekke'yi) ve onun çevresinde olanları uyarman için indirilmiştir dipnot 1 . Ahirete inananlar, bu kitaba da inanırlar. Onlar namazlarına dipnot 2 özen gösteren kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetin metninde geçen (es-salat = الصَّلَاة) kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır. (Lisan'ul-Arab) Kişinin sürekli yapması gereken, kendine düşen görevlerdir. Her müslümanın hiç aksatmadan yapması gereken tek ibadet namaz olduğu için ona da salat denmiştir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 92. ayet

  3. En'âm suresi, 93. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 93. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ قَالَ أُوحِىَ إِلَىَّ وَلَمْ يُوحَ إِلَيْهِ شَىْءٌ وَمَن قَالَ سَأُنزِلُ مِثْلَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّٰلِمُونَ فِى غَمَرَٰتِ ٱلْمَوْتِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ بَاسِطُوٓا۟ أَيْدِيهِمْ أَخْرِجُوٓا۟ أَنفُسَكُمُ ٱلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ ٱلْهُونِ بِمَا كُنتُمْ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ غَيْرَ ٱلْحَقِّ وَكُنتُمْ عَنْ ءَايَٰتِهِۦ تَسْتَكْبِرُونَ

    vemen ażlemü mimmeni-fterâ `ale-llâhi keẕiben ev ḳâle ûḥiye ileyye velem yûḥa ileyhi şey'üv vemen ḳâle seünzilü miŝle mâ enzele-llâh. velev terâ iẕi-żżâlimûne fî gamerâti-lmevti velmelâiketü bâsiṭû eydîhim. aḫricû enfüseküm. elyevme tüczevne `aẕâbe-lhûni bimâ küntüm teḳûlûne `ale-llâhi gayra-lḥaḳḳi veküntüm `an âyâtihî testekbirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir yalanı Allah'a mal edenden veya kendisine bir şey vahiy edilmediği halde "Bana vahyedildi" diyenden ya da "Allah'ın indirdiği gibisini ben de indireceğim dipnot 1 " diyen kişiden daha büyük yanlış yapan kişi kimdir? Ölümün bütün etkileri ortaya çıktığında yanlışlar içindeki kimseleri bir görsen! Melekler ellerini uzatıp şöyle derler: "Çıkarın ruhlarınızı!" Bugün, Allah'a karşı gerçek dışı şeyler söylemiş olmanız ve büyüklük taslayarak ayetlerinden uzaklaşmanız sebebiyle alçaltıcı bir azap ile karşılanacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — En'âm suresi, 93. ayet

  4. En'âm suresi, 94. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 94. ayet. وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَٰدَىٰ كَمَا خَلَقْنَٰكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَتَرَكْتُم مَّا خَوَّلْنَٰكُمْ وَرَآءَ ظُهُورِكُمْ وَمَا نَرَىٰ مَعَكُمْ شُفَعَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُمْ أَنَّهُمْ فِيكُمْ شُرَكَٰٓؤُا۟ لَقَد تَّقَطَّعَ بَيْنَكُمْ وَضَلَّ عَنكُم مَّا كُنتُمْ تَزْعُمُونَ

    veleḳad ci'tümûnâ fürâdâ kemâ ḫalaḳnâküm evvele merrativ veteraktüm mâ ḫavvelnâküm verâe żuhûriküm. vemâ nerâ me`aküm şüfe`âekümü-lleẕîne za`amtüm ennehüm fîküm şürakâ'. leḳat teḳaṭṭa`a beyneküm veḍalle `anküm mâ küntüm tez`umûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İlk yarattığımızdaki gibi karşımıza teker teker geldiniz. Size bahşettiğimiz her şeyi arkanızda bıraktınız. Size eşlik edeceğini iddia ettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda göremiyoruz. Aranızdaki bağlar kopmuş. Şefaatçileriniz olduğunu iddia ettikleriniz, sizi bırakıp kayıplara karışmışlar."

    Ayet detayı — En'âm suresi, 94. ayet

Taneyi yaran; gece ve gündüz; cinleri ortak koşmak 95–103

  1. En'âm suresi, 95. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 95. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ فَالِقُ ٱلْحَبِّ وَٱلنَّوَىٰ يُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَمُخْرِجُ ٱلْمَيِّتِ مِنَ ٱلْحَىِّ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ

    inne-llâhe fâliḳu-lḥabbi vennevâ. yuḫricü-lḥayye mine-lmeyyiti vemuḫricü-lmeyyiti mine-lḥayy. ẕâlikümü-llâhü feennâ tü'fekûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Daneleri ve çekirdekleri yaran dipnot 1 Allah'tır. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır. İşte Allah budur! Nasıl da yalana sürükleniyorsunuz?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu Allah'ın yaratma kuralıdır.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 95. ayet

  2. En'âm suresi, 96. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 96. ayet. فَالِقُ ٱلْإِصْبَاحِ وَجَعَلَ ٱلَّيْلَ سَكَنًا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ حُسْبَانًا ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

    fâliḳu-l'iṣbâḥ. vece`ale-lleyle sekenev veşşemse velḳamera ḥusbânâ. ẕâlike taḳdîru-l`azîzi-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Sabahın alaca karanlığını dipnot 1 yaran, geceyi dinlenme zamanı yapan, Güneş ile Ay'ı da bir hesaba göre düzenleyen odur dipnot 2 . Bunlar daima üstün ve bütün kararları doğru olanın koyduğu ölçüdür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (El-ısbah = الْإِصْباحِ) sabaha giriş, (الصَّبَحُ = sabah) da kızıllıktır. [Mekayis'ul-luğa] Fecr-i kazibin başından itibaren ufku saran bu alacakarınlık, bir kubbe gibi olduğunda ufkun alt tarafında oluşan karanlık çizgiye paralel olarak uzanan beyaz ışık kümeleriyle bölünür (Bakara 2/187) ve sabah namazı vakti girer.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — En'âm suresi, 96. ayet

  3. En'âm suresi, 97. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 97. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلنُّجُومَ لِتَهْتَدُوا۟ بِهَا فِى ظُلُمَٰتِ ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ قَدْ فَصَّلْنَا ٱلْـَٔايَٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    vehüve-lleẕî ce`ale lekümü-nnücûme litehtedû bihâ fî żulümâti-lberri velbaḥr. ḳad feṣṣalne-l'âyâti liḳavmiy ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    O, yıldızları sizin için oluşturdu ki karanın ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız. Ayetlerini, bilen bir topluluk için tek tek açıklamıştır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette iltifat sanatı kullanılmıştır. Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki (left = لفت) kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır; ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 97. ayet

  4. En'âm suresi, 98. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 98. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَكُم مِّن نَّفْسٍ وَٰحِدَةٍ فَمُسْتَقَرٌّ وَمُسْتَوْدَعٌ قَدْ فَصَّلْنَا ٱلْـَٔايَٰتِ لِقَوْمٍ يَفْقَهُونَ

    vehüve-lleẕî enşeeküm min nefsiv vâḥidetin femüsteḳarruv vemüstevda`. ḳad feṣṣalne-l'âyâti liḳavmiy yefḳahûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sizi bir tek nefisten dipnot 1 (döllenmiş yumurtadan) oluşturup geliştiren O'dur. Ardından bir süre kalacağı yer /onu rahme götüren kanal, sonra ananın vücuduna veda etme yeri /müstevda' = ana rahmi gelir dipnot 2 . Ayetlerimizi, anlamaya çalışan bir topluluk için ayrıntılı olarak açıkladık.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah "İki eşi, erkeği ve dişiyi, ölçüyü koyduğu sırada nutfeden yaratmıştır" (Necm 53/45-46) Önce döllenme olur, arkasından ölçüler belirlenir (Abese 80/18-19). Araplar su damlasına benzeyen inciye (nutafe = نُطَفةٌ) derler (Lisan'ul-Arab). Bu da nutfenin, beyaz inci tanesi görünümünde olduğunu gösterir. Nutfe, karar-ı mekin'de oluşur. (Müminun 23/13). Karar, kalınabilecek rahat yer, mekin ise bir şeyin üzerinde gücü ve etkisi olan şeydir. Nutfenin hem oluşmasına hem de kalmasına imkan veren yer ana rahmidir. Yukarıdaki ayet ana rahmini, müstekar ve mustevda diye ikiye ayırır. Müstakar, döllenme anından rahim cidarına yapışmasına kadar kalınan yerdir. Müstevda ise ceninin doğum ile ananın vücudundan ayrılacağı yerdir. "Kadınlarınız sizin için ekim yeridir."(Bakara 2/223)
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — En'âm suresi, 98. ayet

  5. En'âm suresi, 99. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 99. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ نَبَاتَ كُلِّ شَىْءٍ فَأَخْرَجْنَا مِنْهُ خَضِرًا نُّخْرِجُ مِنْهُ حَبًّا مُّتَرَاكِبًا وَمِنَ ٱلنَّخْلِ مِن طَلْعِهَا قِنْوَانٌ دَانِيَةٌ وَجَنَّٰتٍ مِّنْ أَعْنَابٍ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُشْتَبِهًا وَغَيْرَ مُتَشَٰبِهٍ ٱنظُرُوٓا۟ إِلَىٰ ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثْمَرَ وَيَنْعِهِۦٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكُمْ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    vehüve-lleẕî enzele mine-ssemâi mââ. feaḫracnâ bihî nebâte külli şey'in feaḫracnâ minhü ḫaḍiran nuḫricü minhü ḥabbem müterâkibâ. vemine-nnaḫli min ṭal`ihâ ḳinvânün dâniyetüv vecennâtim min a`nâbiv vezzeytûne verrummâne müştebihev vegayra müteşâbih.-nżurû ilâ ŝemerihî iẕâ eŝmera veyen`ih. inne fî ẕâliküm leâyâtil liḳavmiy yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Gökten su indiren Allah'tır. Onunla her türlü bitkinin filizini çıkarır. Ondan yeşilliği çıkarır, ondan da üst üste binmiş daneleri, hurma tomurcuğundan sarkmış salkımları, üzüm bağlarını, birbirine benzeyen ve benzemeyen dipnot 1 zeytini ve narı çıkarır dipnot 2 . Ürün verince ürününe ve olgunlaşmasına bir bakın. Bunda, inanıp güvenen bir topluluk için ayetler /belgeler vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      İltifat, bkz En'am 6/97. ayetin dipnotu

    Ayet detayı — En'âm suresi, 99. ayet

  6. En'âm suresi, 100. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 100. ayet. وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ شُرَكَآءَ ٱلْجِنَّ وَخَلَقَهُمْ وَخَرَقُوا۟ لَهُۥ بَنِينَ وَبَنَٰتٍۭ بِغَيْرِ عِلْمٍ سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يَصِفُونَ

    vece`alû lillâhi şürakâe-lcinne veḫaleḳahüm veḫaraḳû lehû benîne vebenâtim bigayri `ilm. sübḥânehû vete`âlâ `ammâ yeṣifûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Cinleri dipnot 1 Allah'ın ortakları saydılar; oysa onları o yaratmıştır. Bir bilgiye dayanmadan, Allah'ın oğulları ve kızları var diye kestirip attılar. O, onların tanımlamalarından uzak ve yücedir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — En'âm suresi, 100. ayet

  7. En'âm suresi, 101. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 101. ayet. بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَنَّىٰ يَكُونُ لَهُۥ وَلَدٌ وَلَمْ تَكُن لَّهُۥ صَٰحِبَةٌ وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    bedî`u-ssemâvâti vel'arḍ. ennâ yekûnü lehû veledüv velem tekül lehû ṣâḥibeh. veḫaleḳa külle şey'. vehüve bikülli şey'in `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Gökleri ve yeri, örneği yokken yaratan odur. Karısı olmadığı halde çocuğu nasıl olabilir! Her şeyi o yaratmıştır ve her şeyi bilen odur.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 101. ayet

  8. En'âm suresi, 102. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 102. ayet. ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ خَٰلِقُ كُلِّ شَىْءٍ فَٱعْبُدُوهُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ وَكِيلٌ

    ẕâlikümü-llâhü rabbüküm. lâ ilâhe illâ hû. ḫâliḳu külli şey'in fa`büdûh. vehüve `alâ külli şey'iv vekîl.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte o Allah'tır, sizin rabbiniz /sahibinizdir. Ondan başka ilah yoktur. O her şeyin yaratıcısıdır. Öyleyse ona kulluk edin! Ve yine o her şeye vekil /dayanak olandır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — En'âm suresi, 102. ayet

  9. En'âm suresi, 103. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 103. ayet. لَّا تُدْرِكُهُ ٱلْأَبْصَٰرُ وَهُوَ يُدْرِكُ ٱلْأَبْصَٰرَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلْخَبِيرُ

    lâ tüdrikühü-l'ebṣâr. vehüve yüdrikü-l'ebṣâr. vehüve-lleṭîfü-lḫabîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Hiçbir bakış Allah'ı tam olarak kavrayamaz ama o, bütün bakışları kavrar. O, lütufkardır ve her şeyin iç yüzünü bilir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 103. ayet

Vahye uy; "putlara sövmeyin" 104–110

  1. En'âm suresi, 104. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 104. ayet. قَدْ جَآءَكُم بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ فَمَنْ أَبْصَرَ فَلِنَفْسِهِۦ وَمَنْ عَمِىَ فَعَلَيْهَا وَمَآ أَنَا۠ عَلَيْكُم بِحَفِيظٍ

    ḳad câeküm beṣâiru mir rabbiküm. femen ebṣara felinefsih. vemen `amiye fe`aleyhâ. vemâ ene `aleyküm biḥafîż.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbinizden size, kendisini tanıtan göstergeler gelmiştir. Kim onları görürse kendi lehine olur. Kim de körlük ederse kendi aleyhine olur. (Onlara de ki:) Ben sizin başınızda bekçi değilim.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 104. ayet

  2. En'âm suresi, 105. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 105. ayet. وَكَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلْـَٔايَٰتِ وَلِيَقُولُوا۟ دَرَسْتَ وَلِنُبَيِّنَهُۥ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    vekeẕâlike nüṣarrifü-l'âyâti veliyeḳûlû deraste velinübeyyinehû liḳavmiy ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte ayetlerimizi böyle değişik açılardan anlatırız. Sonuçta "Sen birinden öğrenmişsin!" diyeceklerdir; ama böyle yapmamızın sebebi, sana öğrettiğimizi, bilen bir topluluk için de ortaya koymaktır.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 105. ayet

  3. En'âm suresi, 106. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 106. ayet. ٱتَّبِعْ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْمُشْرِكِينَ

    ittebi` mâ ûḥiye ileyke mir rabbik. lâ ilâhe illâ hû. vea`riḍ `ani-lmüşrikîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbinden sana vahyedilen ne ise sen ona uy! Ondan başka ilah yoktur. Müşriklere dipnot 1 mesafeli ol!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendini veya başkasını Allah'ın yerine koyarak Allah'ı ikinci sıraya atanlar.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 106. ayet

  4. En'âm suresi, 107. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 107. ayet. وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَآ أَشْرَكُوا۟ وَمَا جَعَلْنَٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا وَمَآ أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ

    velev şâe-llâhü mâ eşrakû. vemâ ce`alnâke `aleyhim ḥafîżâ. vemâ ente `aleyhim bivekîl.

    Süleymaniye Vakfı

    Tercihi Allah yapsa onlar şirke düşmezlerdi dipnot 1 . Seni onlara bekçi yapmadık. Sen onların vekili /savunucusu da değilsin.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (şae = شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz En'am 6/35. ayetin dipnotu. İmtihanla ilgili konularda ilk kararı insan verir. Çünkü Allah, herkesin yola gelmesini ister (Nisa 4/26) ama sadece "doğruya yöneleni kendine yöneltir" (Ra'd 13/27).

    Ayet detayı — En'âm suresi, 107. ayet

  5. En'âm suresi, 108. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 108. ayet. وَلَا تَسُبُّوا۟ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَيَسُبُّوا۟ ٱللَّهَ عَدْوًۢا بِغَيْرِ عِلْمٍ كَذَٰلِكَ زَيَّنَّا لِكُلِّ أُمَّةٍ عَمَلَهُمْ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِم مَّرْجِعُهُمْ فَيُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    velâ tesübbü-lleẕîne yed`ûne min dûni-llâhi feyesübbü-llâhe `advem bigayri `ilm. keẕâlike zeyyennâ likülli ümmetin `amelehüm ŝümme ilâ rabbihim merci`uhüm feyünebbiühüm bimâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Siz, (müşriklerin) Allah ile aralarına koyarak dipnot 1 yardıma çağırdıkları hakkında çirkin sözler söylemeyin ki onlar da taşkınlık edip bilgisizce Allah hakkında çirkin sözler söylemesinler. Her toplumun yaptığını kendilerine işte böyle süslü gösterdik. Sonra dönüp gelecekleri yer Rablerinin huzurudur. O, onlara bütün yaptıklarını bildirecektir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen (dun دون ) kelimesi yakınlaştırma, aşağı görme, üstün altı ve altın üstü anlamlarına gelir (Tacu'l-arus). Müşrikler, kutsadıkları varlıkları, bir yönüyle Allah'a, bir yönüyle de insanlara benzeterek Allah ile insan arasında bir yere yerleştirir ve o yolla Allah'a ulaşmaya çalışırlar. Ayetlerdeki (min dun'illah = من دون الله) daha çok bu anlamı ifade eder. Hristiyanlar İsa'yı Allah'ın oğlu, Mekkeli müşrikler tanrılarını Allah'ın kızları, büyüklerini aracı koyanlar da onları Allah'ın dostu sayarak Allah ile aralarına koyarlar. Bu inanç, insana sinir uçlarından yakın olan Allah'ı (Kaf 50/16) ikinci sıraya koymaya sebep olur ve kişiyi müşrik yapar.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 108. ayet

  6. En'âm suresi, 109. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 109. ayet. وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ لَئِن جَآءَتْهُمْ ءَايَةٌ لَّيُؤْمِنُنَّ بِهَا قُلْ إِنَّمَا ٱلْـَٔايَٰتُ عِندَ ٱللَّهِ وَمَا يُشْعِرُكُمْ أَنَّهَآ إِذَا جَآءَتْ لَا يُؤْمِنُونَ

    veaḳsemû billâhi cehde eymânihim lein câethüm âyetüh leyü'minünne bihâ. ḳul inneme-l'âyâtü `inde-llâhi vemâ yüş`iruküm ennehâ iẕâ câet lâ yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Bize bir mucize gelsin, ona mutlaka inanacağız dipnot 1 " diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki "Mucizeler Allah katındadır." Siz nereden bileceksiniz; onlara istedikleri mucize gelse bile inanmazlar!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İltifat, bkz En'am 6/97. ayetin dipnotu

    Ayet detayı — En'âm suresi, 109. ayet

  7. En'âm suresi, 110. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 110. ayet. وَنُقَلِّبُ أَفْـِٔدَتَهُمْ وَأَبْصَٰرَهُمْ كَمَا لَمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهِۦٓ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَنَذَرُهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

    venüḳallibü ef'idetehüm veebṣârahüm kemâ lem yü'minû bihî evvele merrativ veneẕeruhüm fî ṭugyânihim ya`mehûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların gözlerini ve gönüllerini çeviririz de daha önce inanmadıkları gibi olurlar. Onları taşkınlıkları içinde bocalar halde bırakırız.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 110. ayet

Her peygambere düşman şeytanlar; Rabbin kelimesi 111–117

  1. Buradan itibaren cüz 8

    En'âm suresi, 111. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 111. ayet. وَلَوْ أَنَّنَا نَزَّلْنَآ إِلَيْهِمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ وَكَلَّمَهُمُ ٱلْمَوْتَىٰ وَحَشَرْنَا عَلَيْهِمْ كُلَّ شَىْءٍ قُبُلًا مَّا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوٓا۟ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ يَجْهَلُونَ

    velev ennenâ nezzelnâ ileyhimü-lmelâikete vekellemehümü-lmevtâ veḥaşernâ `aleyhim külle şey'in ḳubülem mâ kânû liyü'minû illâ ey yeşâe-llâhü velâkinne ekŝerahüm yechelûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi önlerine döksek, yine de inanıp güvenmezler; tercihi Allah yaparsa dipnot 1 başka. Ama (tercihi onlara bıraktığı için) çoğu cahilce davranır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (şae = شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz En'am 6/35. ayetin dipnotu. Allah sadece "doğruya yöneleni kendine yöneltir" (Ra'd 13/27) ama insanların çoğu, kendini düzeltmeden mümin sayılmak ister.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 111. ayet

  2. En'âm suresi, 112. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 112. ayet. وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِىٍّ عَدُوًّا شَيَٰطِينَ ٱلْإِنسِ وَٱلْجِنِّ يُوحِى بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ زُخْرُفَ ٱلْقَوْلِ غُرُورًا وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ

    vekeẕâlike ce`alnâ likülli nebiyyin `adüvven şeyâṭîne-l'insi velcinni yûḥî ba`ḍuhüm ilâ ba`ḍin zuḫrufe-lḳavli gurûrâ. velev şâe rabbüke mâ fe`alûhü feẕerhüm vemâ yefterûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte böyle. Her nebiye, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık dipnot 1 . Şeytanlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Tercihi (onlara bırakmasa da) Rabbin yapsa bunu yapamazlar. Sen onları iftiralarıyla baş başa bırak.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — En'âm suresi, 112. ayet

  3. En'âm suresi, 113. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 113. ayet. وَلِتَصْغَىٰٓ إِلَيْهِ أَفْـِٔدَةُ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ وَلِيَرْضَوْهُ وَلِيَقْتَرِفُوا۟ مَا هُم مُّقْتَرِفُونَ

    velitaṣgâ ileyhi ef'idetü-lleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati veliyerḍavhü veliyaḳterifû mâ hüm muḳterifûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu fısıldama bir de, ahirete inanmayanların o sözlere gönülleri aksın, ondan hoşlansınlar ve suç işlemeye devam etsinler diyedir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 113. ayet

  4. En'âm suresi, 114. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 114. ayet. أَفَغَيْرَ ٱللَّهِ أَبْتَغِى حَكَمًا وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ إِلَيْكُمُ ٱلْكِتَٰبَ مُفَصَّلًا وَٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَعْلَمُونَ أَنَّهُۥ مُنَزَّلٌ مِّن رَّبِّكَ بِٱلْحَقِّ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُمْتَرِينَ

    efegayra-llâhi ebtegî ḥakemev vehüve-lleẕî enzele ileykümü-lkitâbe müfeṣṣalâ. velleẕîne âteynâhümü-lkitâbe ya`lemûne ennehû münezzelüm mir rabbike bilḥaḳḳi felâ tekûnenne mine-lmümterîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (De ki:) "Allah bu kitabı size tüm ayrıntılarıyla açıklanmış olarak dipnot 1 indirmişken ben ondan başka bir hakem mi arayayım dipnot 2 !" Kendilerine kitap verdiklerimiz de bilirler ki o, bütün gerçekleri gösterecek şekilde Rabbin tarafından indirilmiştir dipnot 3 . Sakın tereddüt edenlerden olma dipnot 4 !

    Ayet detayı — En'âm suresi, 114. ayet

  5. En'âm suresi, 115. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 115. ayet. وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلًا لَّا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    vetemmet kelimetü rabbike ṣidḳav ve`adlâ. lâ mübeddile likelimâtih. vehüve-ssemî`u-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır dipnot 1 . Onun sözlerini değiştirebilecek bir kimse yoktur. O daima dinleyen ve bilendir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın elçisi Muhammed aleyhisselam da dahil hiç kimsenin sözü Allah'ın sözünün yerine konamaz. Şu ayetlere göre herhangi bir kimsenin sözünü Allah'ın sözlerinin yerine koyan, onu ilahlaştırmış ve müşrik olmuş olur (Hud 11/1-2)

    Ayet detayı — En'âm suresi, 115. ayet

  6. En'âm suresi, 116. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 116. ayet. وَإِن تُطِعْ أَكْثَرَ مَن فِى ٱلْأَرْضِ يُضِلُّوكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ

    vein tüṭi` ekŝera men fi-l'arḍi yüḍillûke `an sebîli-llâh. iy yettebi`ûne ille-żżanne vein hüm illâ yaḫruṣûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yeryüzündeki kişilerin çoğuna uyarsan seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece varsayımlarının peşinden giderler ve delilsiz konuşurlar.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 116. ayet

  7. En'âm suresi, 117. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 117. ayet. إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ مَن يَضِلُّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ

    inne rabbeke hüve a`lemü mey yeḍillü `an sebîlih. vehüve a`lemü bilmühtedîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbin, kendi yolundan sapanı en iyi bilendir. O, doğru yola girenleri de en iyi bilendir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 117. ayet

Üzerine Allah adı anılan ve anılmayan 118–121

  1. En'âm suresi, 118. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 118. ayet. فَكُلُوا۟ مِمَّا ذُكِرَ ٱسْمُ ٱللَّهِ عَلَيْهِ إِن كُنتُم بِـَٔايَٰتِهِۦ مُؤْمِنِينَ

    fekülû mimmâ ẕükira-smü-llâhi `aleyhi in küntüm biâyâtihî mü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın ayetlerine inanmış kimselerseniz onun adı anılarak kesilenlerden yiyin.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 118. ayet

  2. En'âm suresi, 119. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 119. ayet. وَمَا لَكُمْ أَلَّا تَأْكُلُوا۟ مِمَّا ذُكِرَ ٱسْمُ ٱللَّهِ عَلَيْهِ وَقَدْ فَصَّلَ لَكُم مَّا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ إِلَّا مَا ٱضْطُرِرْتُمْ إِلَيْهِ وَإِنَّ كَثِيرًا لَّيُضِلُّونَ بِأَهْوَآئِهِم بِغَيْرِ عِلْمٍ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُعْتَدِينَ

    vemâ leküm ellâ te'külû mimmâ ẕükira-smü-llâhi `aleyhi veḳad feṣṣale leküm mâ ḥarrame `aleyküm illâ me-ḍṭurirtüm ileyh. veinne keŝîral leyüḍillûne biehvâihim bigayri `ilm. inne rabbeke hüve a`lemü bilmü`tedîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Size ne oluyor ki Allah'ın adı anılarak kesilenlerden yemiyorsunuz! dipnot 1 Oysa Allah, haram kıldığı her şeyi size ayrıntılı olarak açıklamıştır; çaresiz kalıp yedikleriniz başka. Birçokları, bir bilgiye dayanmadan kendi arzularına uyarak insanları saptırırlar. Rabbin, sınırları aşanları çok iyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      En'am Suresi Mekke'de indiği için bu ayet, oradaki Müslümanların, müşriklerin, Allah'ın adını anarak kestikleri hayvanların etinden yemediklerini gösteriyor. Çünkü onlar, kestikleri hayvanların bir kısmı üzerine Allah'ın adını anmaz (En'am 6/138) sadece onları Allah'tan başkası adına keserlerdi (En'am 6/145). Ayetler çok açık olmasına rağmen Sünni, Şii bütün mezhepler, müşriklerin kestiklerini yemenin haram olduğu konusunda ittifak etmişlerdir. Haram olan, Allah'tan başkasının adı anılarak kesilenlerdir. O hayvanlar, bu iş için yerleştirilmiş taşlar (nusub) üzerinde kesildiği için o taşların üzerinde kesildiği bilinenler de haramdır. Bkz. En'am 6/121, Maide 5/3.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 119. ayet

  3. En'âm suresi, 120. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 120. ayet. وَذَرُوا۟ ظَٰهِرَ ٱلْإِثْمِ وَبَاطِنَهُۥٓ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْسِبُونَ ٱلْإِثْمَ سَيُجْزَوْنَ بِمَا كَانُوا۟ يَقْتَرِفُونَ

    veẕerû żâhira-l'iŝmi vebâṭineh. inne-lleẕîne yeksibûne-l'iŝme seyüczevne bimâ kânû yaḳterifûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günah işleyenlere, işlediklerinin cezası verilecektir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 120. ayet

  4. En'âm suresi, 121. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 121. ayet. وَلَا تَأْكُلُوا۟ مِمَّا لَمْ يُذْكَرِ ٱسْمُ ٱللَّهِ عَلَيْهِ وَإِنَّهُۥ لَفِسْقٌ وَإِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ لَيُوحُونَ إِلَىٰٓ أَوْلِيَآئِهِمْ لِيُجَٰدِلُوكُمْ وَإِنْ أَطَعْتُمُوهُمْ إِنَّكُمْ لَمُشْرِكُونَ

    velâ te'külû mimmâ lem yüẕkeri-smü-llâhi `aleyhi veinnehû lefisḳ. veinne-şşeyâṭîne leyûḥûne ilâ evliyâihim liyücâdilûküm. vein eṭa`tümûhüm inneküm lemüşrikûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Üzerine Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanın fısk dipnot 1 olduğu kesin ise ondan yemeyin. Şeytanlar dostlarına, sizinle mücadele etmelerini fısıldarlar. Onlara, gönüllü olarak boyun eğerseniz dipnot 2 kesinlikle siz de müşrik olursunuz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'tan başkası adına kesilmediği sürece besmele çekmeden kesilen hayvan etlerinin yenmeyeceğinin bir delili yoktur (Bakara 2/173, Maide 5/3. En'am 6/145 ve Nahl 16/115). Besmele, sadece Kurban bayramı kurbanı için şarttır (Hac 22/28, Hac 34-36) Ayetler her şeyi açıkça ortaya koyduğu halde tefsir ve meallerde bu ayete yanlış anlam verilerek besmelesiz kesilen hayvan eti haram sayılmıştır. Bunların Arap diline açıkça aykırı olan hataları (وَإِنَّهُ لَفِسْقٌ) cümlesini, önceki cümleye atfedilmiş saymalarıdır. O cümle fiil ve inşa cümlesi, bu ise isim ve haber olduğundan bu cümle, (وَلاَ تَأْكُلُواْ ) cümlesi için hal olur ve yeme yasağını, kesimin fısk şeklinde olması hali ile sınırlar. Zaten bu Surenin 145. ayetine göre fısk, Allah'tan başkası adına kesilen hayvandır. Eğer fısk hayvanı kesenin eylemi olsaydı hayvanın eti haram olmaz, sadece yapılan iş haram olurdu. Ayrıca hiçbir ayet ve hadiste hayvanı kesenin Müslüman olması şartı yoktur. Bir grup sahabi Resulullah'a: "Ey Allah'ın Resulü! Bazıları bize et getiriyor. Üzerine Allah'ın adını anıp anmadıklarını bilmiyoruz. Ondan yiyelim mi, yemeyelim mi?" diye sordular, dedi ki: "Siz Allah'ın adını anın ve yiyin!" (Buhari, Zebaih, 21; Ebu Davud, Edahi, 13&ndash;19; İbn Mace, Zebaih, 4.)
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — En'âm suresi, 121. ayet

Ölü iken diriltilen; cin ve insan topluluklarına hitap 122–129

  1. En'âm suresi, 122. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 122. ayet. أَوَمَن كَانَ مَيْتًا فَأَحْيَيْنَٰهُ وَجَعَلْنَا لَهُۥ نُورًا يَمْشِى بِهِۦ فِى ٱلنَّاسِ كَمَن مَّثَلُهُۥ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ لَيْسَ بِخَارِجٍ مِّنْهَا كَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِلْكَٰفِرِينَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    evemen kâne meyten feaḥyeynâhü vece`alnâ lehû nûray yemşî bihî fi-nnâsi kemem meŝelühû fi-żżulümâti leyse biḫâricim minhâ. keẕâlike züyyine lilkâfirîne mâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ölü gibiyken can verip yolunu aydınlattığımız ve o aydınlıkla insanlar arasında yürüyen kişi, girdiği karanlıklardan çıkamayan kişi gibi olur mu? Yaptıkları işler, kafirlere işte böyle süslü gösterilir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 122. ayet

  2. En'âm suresi, 123. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 123. ayet. وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا فِى كُلِّ قَرْيَةٍ أَكَٰبِرَ مُجْرِمِيهَا لِيَمْكُرُوا۟ فِيهَا وَمَا يَمْكُرُونَ إِلَّا بِأَنفُسِهِمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

    vekeẕâlike ce`alnâ fî külli ḳaryetin ekâbira mücrimîhâ liyemkürû fîhâ. vemâ yemkürûne illâ bienfüsihim vemâ yeş`urûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 123. ayet

  3. En'âm suresi, 124. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 124. ayet. وَإِذَا جَآءَتْهُمْ ءَايَةٌ قَالُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ حَتَّىٰ نُؤْتَىٰ مِثْلَ مَآ أُوتِىَ رُسُلُ ٱللَّهِ ٱللَّهُ أَعْلَمُ حَيْثُ يَجْعَلُ رِسَالَتَهُۥ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ صَغَارٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَمْكُرُونَ

    veiẕâ câethüm âyetün ḳâlû len nü'mine ḥattâ nü'tâ miŝle mâ ûtiye rusülü-llâh. allâhü a`lemü ḥayŝü yec`alü risâleteh. seyüṣîbü-lleẕîne ecramû ṣagârun `inde-llâhi ve`aẕâbün şedîdüm bimâ kânû yemkürûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara bir ayet gelince şöyle derler: "Allah'ın elçilerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe inanmayız." Allah kitabını kime vereceğini çok iyi bilir. Suç işleyenler, kurdukları plan yüzünden Allah katında küçük düşme ve çetin bir azapla yüzleşeceklerdir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 124. ayet

  4. En'âm suresi, 125. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 125. ayet. فَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يَهْدِيَهُۥ يَشْرَحْ صَدْرَهُۥ لِلْإِسْلَٰمِ وَمَن يُرِدْ أَن يُضِلَّهُۥ يَجْعَلْ صَدْرَهُۥ ضَيِّقًا حَرَجًا كَأَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِى ٱلسَّمَآءِ كَذَٰلِكَ يَجْعَلُ ٱللَّهُ ٱلرِّجْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ

    femey yüridi-llâhü ey yehdiyehû yeşraḥ ṣadrahû lil'islâm. vemey yürid ey yüḍillehû yec`al ṣadrahû ḍayyiḳan ḥaracen keennemâ yeṣṣa``adü fi-ssemâ'. keẕâlike yec`alü-llâhü-rricse `ale-lleẕîne lâ yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, (doğru davranışlarından dolayı dipnot 1 ) yola geldiğini onaylamak istediği kişinin dipnot 2 gönlünü İslam'a açar. (Yanlış davranışlarından dolayı dipnot 3 ) yoldan saptığını onaylamak istediği kişinin ise içinde sanki yükseklere çıkıyormuş gibi bunalma ve sıkıntı oluşturur dipnot 4 . Allah, kendisine inanıp güvenmeyenlerin üstünde pisliği işte böyle oluşturur. dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın iki türlü iradesi vardır; biri isteğini, diğeri kararını gösterir. O, her insanın yola gelmesini ve yanlışlardan dönmesini ister (Nisa 4/26-27). İstek anlamındaki bu iradesi yerine gelmeyebilir. Allah bütün insanların tövbe etmesini de ister ama etmezler. Allah'ın karar anlamındaki iradesi kesin olarak yerine gelir ve verdiği "ol" emriyle birlikte o şey oluşmaya başlar (Bakara 2/117, Yasin 36/82). İnsanın, karar anlamındaki iradesi, ancak gereğini yapmasıyla meydana gelebilir (Necm 53/39). Çaba gösterilen şeyin oluşması da Allah'ın gerekli şartları yaratmasına bağlıdır. Kul kasib yani çalışan, Allah da halik yani yaratandır (Teğabun 64/11,Tekvir 81/29).
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Sapmakta olan kişiyi Allah çeşitli yollarla uyarır. İçinin bu şekilde daralması ondandır (Tevbe 9/115, Şems 91/8-10).
    5. metne dön, dipnot 5

    Ayet detayı — En'âm suresi, 125. ayet

  5. En'âm suresi, 126. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 126. ayet. وَهَٰذَا صِرَٰطُ رَبِّكَ مُسْتَقِيمًا قَدْ فَصَّلْنَا ٱلْـَٔايَٰتِ لِقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ

    vehâẕâ ṣirâṭu rabbike müsteḳîmâ. ḳad feṣṣalne-l'âyâti liḳavmiy yeẕẕekkerûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu, Rabbinin izlediği şaşmaz yoldur. Gerekli bilgiye sahip olan dipnot 1 bir topluluk için ayetleri ayrıntılı olarak açıklamışızdır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hikmet, Allah'ın indirdiği ve yarattığı ayetlerden doğru bilgiye ulaşma yöntemi ve ulaşılan doğru bilgidir. Allah'ın kitabındaki hikmete ulaşma yöntemi, o kitabın içinde anlatılmıştır (Al-i İmran 3/7, Hud 11/1-2, Fussilet 41/3).

    Ayet detayı — En'âm suresi, 126. ayet

  6. En'âm suresi, 127. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 127. ayet. لَهُمْ دَارُ ٱلسَّلَٰمِ عِندَ رَبِّهِمْ وَهُوَ وَلِيُّهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    lehüm dâru-sselâmi `inde rabbihim vehüve veliyyühüm bimâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    O topluluk için, Rablerinin katında esenlik ve güvenlik yurdu vardır. O, yaptıkları iyi şeylerden dolayı onların en yakını /velisidir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 127. ayet

  7. En'âm suresi, 128. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 128. ayet. وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ قَدِ ٱسْتَكْثَرْتُم مِّنَ ٱلْإِنسِ وَقَالَ أَوْلِيَآؤُهُم مِّنَ ٱلْإِنسِ رَبَّنَا ٱسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍ وَبَلَغْنَآ أَجَلَنَا ٱلَّذِىٓ أَجَّلْتَ لَنَا قَالَ ٱلنَّارُ مَثْوَىٰكُمْ خَٰلِدِينَ فِيهَآ إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٌ

    veyevme yaḥşüruhüm cemî`â. yâ ma`şera-lcinni ḳadi-stekŝertüm mine-l'ins. veḳâle evliyâühüm mine-l'insi rabbene-stemte`a ba`ḍunâ biba`ḍiv vebelagnâ ecelene-lleẕî eccelte lenâ. ḳâle-nnâru meŝvâküm ḫâlidîne fîhâ illâ mâ şâe-llâh. inne rabbeke ḥakîmün `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Herkesi bir araya toplayacağı gün Allah şöyle diyecektir: "Ey cin topluluğu! İnsanlardan birçoğunu saptırıp aranıza kattınız!" Onların insan dostları da şöyle diyeceklerdir: "Evet, Rabbimiz! Birbirimizden faydalandık. Nihayet bize biçtiğin sürenin sonuna ulaştık." Allah diyecek ki: "Belirlediklerim dipnot 1 hariç dipnot 2 kalacağınız yer, içinde ölmeyeceğiniz ateştir." Senin Rabbin daima doğru karar verir, her şeyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İltifat, bkz 6/69. ayetin dipnotu
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. Nisa 4/48 ve dipnotu. Allah, şirkin dışındaki günahları affedebileceğini bildirdiği için müşrik olmadığı halde ebedi cehennem cezasını hak edenler de çıkarılabilirler (Nisa 4/93).

    Ayet detayı — En'âm suresi, 128. ayet

  8. En'âm suresi, 129. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 129. ayet. وَكَذَٰلِكَ نُوَلِّى بَعْضَ ٱلظَّٰلِمِينَ بَعْضًۢا بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    vekeẕâlike nüvellî ba`ḍa-żżâlimîne ba`ḍam bimâ kânû yeksibûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 129. ayet

Peygamberlerin gönderiliş sebebi ve dereceler 130–135

  1. En'âm suresi, 130. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 130. ayet. يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ أَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِى وَيُنذِرُونَكُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَٰذَا قَالُوا۟ شَهِدْنَا عَلَىٰٓ أَنفُسِنَا وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَشَهِدُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ كَٰفِرِينَ

    yâ ma`şera-lcinni vel'insi elem ye'tiküm rusülüm minküm yeḳuṣṣûne `aleyküm âyâtî veyünẕirûneküm liḳâe yevmiküm hâẕâ. ḳâlû şehidnâ `alâ enfüsinâ vegarrathümü-lḥayâtü-ddünyâ veşehidû `alâ enfüsihim ennehüm kânû kâfirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey cin ve insan toplulukları! İçinizden ayetlerimi tam olarak anlatıp bugüne varacağınız hakkında sizi uyaran elçiler gelmedi mi?" Onlar, "Kendi aleyhimize şahitlik ederiz." diyecekler. Dünya hayatı onları aldatmıştı. Orada kendi kafirliklerine kendileri şahitlik edecektir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 130. ayet

  2. En'âm suresi, 131. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 131. ayet. ذَٰلِكَ أَن لَّمْ يَكُن رَّبُّكَ مُهْلِكَ ٱلْقُرَىٰ بِظُلْمٍ وَأَهْلُهَا غَٰفِلُونَ

    ẕâlike el lem yekür rabbüke mühlike-lḳurâ biżulmiv veehlühâ gâfilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Çünkü senin Rabbin, ahalisi ayetlerimizden habersizken, haksız yere kentleri helak etmez.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 131. ayet

  3. En'âm suresi, 132. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 132. ayet. وَلِكُلٍّ دَرَجَٰتٌ مِّمَّا عَمِلُوا۟ وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ

    veliküllin deracâtüm mimmâ `amilû. vemâ rabbüke bigâfilin `ammâ ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Herkesin yaptığı işe göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 132. ayet

  4. En'âm suresi, 133. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 133. ayet. وَرَبُّكَ ٱلْغَنِىُّ ذُو ٱلرَّحْمَةِ إِن يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَسْتَخْلِفْ مِنۢ بَعْدِكُم مَّا يَشَآءُ كَمَآ أَنشَأَكُم مِّن ذُرِّيَّةِ قَوْمٍ ءَاخَرِينَ

    verabbüke-lganiyyü ẕü-rraḥmeh. iy yeşe' yüẕhibküm veyestaḫlif mim ba`diküm mâ yeşâü kemâ enşeeküm min ẕürriyyeti ḳavmin âḫarîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbin sınırsız zengindir, bol ikram sahibidir. Gerek görürse dipnot 1 sizi yok eder, sizden sonra yerinize, istediği kimseleri geçirir. Nitekim sizi de bir başka topluluğun soyundan oluşturup geliştirmiştir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Şae = شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz En'am 6/35. ayetin dipnotu. Burada yaratılacak olan, o kişileri etkisizleştirecek şartlardır.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 133. ayet

  5. En'âm suresi, 134. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 134. ayet. إِنَّ مَا تُوعَدُونَ لَـَٔاتٍ وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ

    inne mâ tû`adûne leâtiv vemâ entüm bimü`cizîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Başınıza geleceği söylenenler, mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 134. ayet

  6. En'âm suresi, 135. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 135. ayet. قُلْ يَٰقَوْمِ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنِّى عَامِلٌ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَن تَكُونُ لَهُۥ عَٰقِبَةُ ٱلدَّارِ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    ḳul yâ ḳavmi-`melû `alâ mekânetiküm innî `âmil. fesevfe ta`lemûne men tekûnü lehû `âḳibetü-ddâr. innehû lâ yüfliḥu-żżâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ey Halkım! Elinizden ne geliyorsa yapın. Ben de yapacağım. Sonunda bu yurt (Mekke) kimin olacak, öğreneceksiniz. Şu bir gerçek ki yanlışlar içinde olanlar umduklarına kavuşamazlar."

    Ayet detayı — En'âm suresi, 135. ayet

Uydurulan pay, hayvan yasakları ve çocukların öldürülmesi 136–145

  1. En'âm suresi, 136. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 136. ayet. وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ مِمَّا ذَرَأَ مِنَ ٱلْحَرْثِ وَٱلْأَنْعَٰمِ نَصِيبًا فَقَالُوا۟ هَٰذَا لِلَّهِ بِزَعْمِهِمْ وَهَٰذَا لِشُرَكَآئِنَا فَمَا كَانَ لِشُرَكَآئِهِمْ فَلَا يَصِلُ إِلَى ٱللَّهِ وَمَا كَانَ لِلَّهِ فَهُوَ يَصِلُ إِلَىٰ شُرَكَآئِهِمْ سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ

    vece`alû lillâhi mimmâ ẕerae mine-lḥarŝi vel'en`âmi neṣîben feḳâlû hâẕâ lillâhi biza`mihim vehâẕâ lişürakâinâ. femâ kâne lişürakâihim felâ yeṣilü ile-llâh. vemâ kâne lillâhi fehüve yeṣilü ilâ şürakâihim. sâe mâ yaḥkümûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın yaratıp yetiştirdiği ekin ve en'amdan dipnot 1 Allah'a bir pay ayırır, kendilerince "Bu Allah'ındır, şu da ona ortak saydıklarımızındır" derler. Onlara göre Allah'a ortak saydıklarının payı Allah'ın payına katılmaz ama Allah'ın payı ona ortak saydıklarının payına katılır. Vardıkları karar ne kötüdür!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koyun, keçi, sığır, deve

    Ayet detayı — En'âm suresi, 136. ayet

  2. En'âm suresi, 137. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 137. ayet. وَكَذَٰلِكَ زَيَّنَ لِكَثِيرٍ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ قَتْلَ أَوْلَٰدِهِمْ شُرَكَآؤُهُمْ لِيُرْدُوهُمْ وَلِيَلْبِسُوا۟ عَلَيْهِمْ دِينَهُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ

    vekeẕâlike zeyyene likeŝîrim mine-lmüşrikîne ḳatle evlâdihim şürakâühüm liyürdûhüm veliyelbisû `aleyhim dînehüm. velev şâe-llâhü mâ fe`alûhü feẕerhüm vemâ yefterûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'a ortak saydıkları, onları hem geriletmek hem de dinlerini bulandırmak için müşriklerin çoğuna -tıpkı bunun gibi- çocuklarını öldürmeyi de güzel göstermiştir dipnot 1 . Tercihi Allah yapsaydı dipnot 2 bunu yapamazlardı. Öyleyse onları, iftiralarıyla baş başa bırak.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunu yapanlar onların ilah sayıp Allah'a ortak bildikleri varlıklar değil, o varlıkları temsil ettiğine inanılan kişilerdir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. En'am 6/107 ve dipnotları.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 137. ayet

  3. En'âm suresi, 138. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 138. ayet. وَقَالُوا۟ هَٰذِهِۦٓ أَنْعَٰمٌ وَحَرْثٌ حِجْرٌ لَّا يَطْعَمُهَآ إِلَّا مَن نَّشَآءُ بِزَعْمِهِمْ وَأَنْعَٰمٌ حُرِّمَتْ ظُهُورُهَا وَأَنْعَٰمٌ لَّا يَذْكُرُونَ ٱسْمَ ٱللَّهِ عَلَيْهَا ٱفْتِرَآءً عَلَيْهِ سَيَجْزِيهِم بِمَا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    veḳâlû hâẕihî en`âmüv veḥarŝün ḥicr. lâ yaṭ`amühâ illâ men neşâü biza`mihim veen`âmün ḥurrimet żuhûruhâ veen`âmül lâ yeẕkürûne-sme-llâhi `aleyhe-ftirâen `aleyh. seyeczîhim bimâ kânû yefterûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerince: "Şu en'am dipnot 1 ve ekinler kutsaldır dipnot 2 , bizim belirlediklerimiz dışında kimse onlardan yiyemez; şu en'ama da yük yüklemek ve binmek haram kılınmıştır." derler. Bir kısım en'am da var ki onları (kasten) Allah'ın adını anmadan keserler. Bunları, Allah'a mal ederek yaparlar. Allah onlara, bu iftiralarının cezasını verecektir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      En'am: Koyun, keçi, sığır ve devedir. Bakınız En'am 6/142-144.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — En'âm suresi, 138. ayet

  4. En'âm suresi, 139. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 139. ayet. وَقَالُوا۟ مَا فِى بُطُونِ هَٰذِهِ ٱلْأَنْعَٰمِ خَالِصَةٌ لِّذُكُورِنَا وَمُحَرَّمٌ عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِنَا وَإِن يَكُن مَّيْتَةً فَهُمْ فِيهِ شُرَكَآءُ سَيَجْزِيهِمْ وَصْفَهُمْ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمٌ

    veḳâlû mâ fî büṭûni hâẕihi-l'en`âmi ḫâliṣatül liẕükûrinâ vemüḥarramün `alâ ezvâcinâ. veiy yeküm meyteten fehüm fîhi şürakâ'. seyeczîhim vaṣfehüm. innehû ḥakîmün `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    "Şu en'amın karınlarında olanlar yalnız erkeklerimiz içindir; eşlerimize haram kılınmıştır." derler. Ama karnındaki ölmüşse onların hepsi ortak olur. Allah, onların bu nitelemelerinin cezasını verecektir. O, doğru kararlar verir ve her şeyi bilir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 139. ayet

  5. En'âm suresi, 140. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 140. ayet. قَدْ خَسِرَ ٱلَّذِينَ قَتَلُوٓا۟ أَوْلَٰدَهُمْ سَفَهًۢا بِغَيْرِ عِلْمٍ وَحَرَّمُوا۟ مَا رَزَقَهُمُ ٱللَّهُ ٱفْتِرَآءً عَلَى ٱللَّهِ قَدْ ضَلُّوا۟ وَمَا كَانُوا۟ مُهْتَدِينَ

    ḳad ḫasira-lleẕîne ḳatelû evlâdehüm sefehem bigayri `ilmiv veḥarramû mâ razeḳahümü-llâhü-ftirâen `ale-llâh. ḳad ḍallû vemâ kânû mühtedîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Çocuklarını bir bilgiye dayanmadan akılsızca öldürenler ve Allah'ın rızık olarak verdiğini, Allah'a iftira ederek haram sayanlar kesin olarak kaybetmişlerdir. Onlar sapıtmıştır; doğru yolda değillerdir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 140. ayet

  6. En'âm suresi, 141. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 141. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ جَنَّٰتٍ مَّعْرُوشَٰتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَٰتٍ وَٱلنَّخْلَ وَٱلزَّرْعَ مُخْتَلِفًا أُكُلُهُۥ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُتَشَٰبِهًا وَغَيْرَ مُتَشَٰبِهٍ كُلُوا۟ مِن ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثْمَرَ وَءَاتُوا۟ حَقَّهُۥ يَوْمَ حَصَادِهِۦ وَلَا تُسْرِفُوٓا۟ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ

    vehüve-lleẕî enşee cennâtim ma`rûşâtiv vegayra ma`rûşâtiv vennaḫle vezzer`a muḫtelifen ükülühû vezzeytûne verrummâne müteşâbihev vegayra müteşâbih. külû min ŝemerihî iẕâ eŝmera veâtû ḥaḳḳahû yevme ḥaṣâdihi. velâ tüsrifû. innehû lâ yüḥibbü-lmüsrifîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Asmalı ve asmasız bahçeleri, mahsulleri farklı hurma ağaçlarını ve bitkileri, birbirine benzeyen ve benzemeyen özellikteki zeytin ve nar ağaçlarını oluşturup geliştiren odur. Bunlar ürün verince ürününden yiyin. Hasat günü de hakkını /öşrünü dipnot 1 verin. Sakın israf etmeyin. O, israf edenleri sevmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — En'âm suresi, 141. ayet

  7. En'âm suresi, 142. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 142. ayet. وَمِنَ ٱلْأَنْعَٰمِ حَمُولَةً وَفَرْشًا كُلُوا۟ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    vemine-l'en`âmi ḥamûletev veferşâ. külû mimmâ razeḳakümü-llâhü velâ tettebi`û ḫuṭuvâti-şşeyṭân. innehû leküm `adüvvüm mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Allah) En'amın bazısını yük ve insan taşıması için bir de derisi ve yünü için oluşturup geliştirmiştir. Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden yiyin. Şeytanın izinden gitmeyin; o sizin için açık bir düşmandır.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 142. ayet

  8. En'âm suresi, 143. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 143. ayet. ثَمَٰنِيَةَ أَزْوَٰجٍ مِّنَ ٱلضَّأْنِ ٱثْنَيْنِ وَمِنَ ٱلْمَعْزِ ٱثْنَيْنِ قُلْ ءَآلذَّكَرَيْنِ حَرَّمَ أَمِ ٱلْأُنثَيَيْنِ أَمَّا ٱشْتَمَلَتْ عَلَيْهِ أَرْحَامُ ٱلْأُنثَيَيْنِ نَبِّـُٔونِى بِعِلْمٍ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    ŝemâniyete ezvâc. mine-ḍḍa'ni-ŝneyni vemine-lma`zi-ŝneyn. ḳul âẕẕekerayni ḥarrame emi-l'ünŝeyeyni emme-ştemelet `aleyhi erḥâmü-l'ünŝeyeyn. nebbiûnî bi`ilmin in küntüm ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (En'amı) Sekiz eş olarak oluşturup geliştirmiştir dipnot 1 ; koyundan iki, keçiden iki. De ki: "Allah iki erkeği mi, iki dişiyi mi, yoksa dişilerin rahimlerindeki yavruları mı haram kıldı? İddianızda haklıysanız bana bir bilgi getirin."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve bundan önceki ayetin başında gizli enşee = أَنشَأَ fili vardır. Anlam ona göre verilmiştir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 143. ayet

  9. En'âm suresi, 144. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 144. ayet. وَمِنَ ٱلْإِبِلِ ٱثْنَيْنِ وَمِنَ ٱلْبَقَرِ ٱثْنَيْنِ قُلْ ءَآلذَّكَرَيْنِ حَرَّمَ أَمِ ٱلْأُنثَيَيْنِ أَمَّا ٱشْتَمَلَتْ عَلَيْهِ أَرْحَامُ ٱلْأُنثَيَيْنِ أَمْ كُنتُمْ شُهَدَآءَ إِذْ وَصَّىٰكُمُ ٱللَّهُ بِهَٰذَا فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا لِّيُضِلَّ ٱلنَّاسَ بِغَيْرِ عِلْمٍ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    vemine-l'ibili-ŝneyni vemine-lbeḳari-ŝneyn. ḳul âẕẕekerayni ḥarrame emi-l'ünŝeyeyni emme-ştemelet `aleyhi erḥâmü-l'ünŝeyeyn. em küntüm şühedâe iẕ veṣṣâkümü-llâhü bihâẕâ. femen ażlemü mimmeni-fterâ `ale-llâhi keẕibel liyüḍille-nnâse bigayri `ilm. inne-llâhe lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Deveden iki, sığırdan iki. De ki: "İki erkeği mi, iki dişiyi mi, ya da dişilerin rahimlerindeki yavruları mı haram kıldı? Yoksa Allah'ın size böyle bir görev yüklediğine şahit mi oldunuz?" İnsanları saptırmak amacıyla, bir bilgiye dayanmadan, bir yalanı Allah'a mal edenden daha büyük yanlış yapan kişi kimdir? Allah yanlışlar içinde kalan bir topluluğu yola getirmez.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 144. ayet

  10. En'âm suresi, 145. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 145. ayet. قُل لَّآ أَجِدُ فِى مَآ أُوحِىَ إِلَىَّ مُحَرَّمًا عَلَىٰ طَاعِمٍ يَطْعَمُهُۥٓ إِلَّآ أَن يَكُونَ مَيْتَةً أَوْ دَمًا مَّسْفُوحًا أَوْ لَحْمَ خِنزِيرٍ فَإِنَّهُۥ رِجْسٌ أَوْ فِسْقًا أُهِلَّ لِغَيْرِ ٱللَّهِ بِهِۦ فَمَنِ ٱضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَإِنَّ رَبَّكَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    ḳul lâ ecidü fî mâ ûḥiye ileyye müḥarramen `alâ ṭâ`imiy yaṭ`amühû illâ ey yekûne meyteten ev demem mesfûḥan ev laḥme ḫinzîrin feinnehû ricsün ev fisḳan ühille ligayri-llâhi bih. femeni-ḍṭurra gayra bâgiv velâ `âdin feinne rabbeke gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Bana gelen vahiyde yiyen kişiye, şunlardan başka yemesi haram kılınmış bir şey bulamıyorum: Ölü (leş), akmış kan dipnot 1 , domuz eti ki bir pisliktir ya da üzerine Allah'tan başkasının adı anılarak kesildiği için fısk dipnot 2 olan hayvan. Kim çaresiz kalır da birinin hakkına saldırmadan ve ihtiyaç sınırını da aşmadan bunlardan yerse şüphesiz Rabbin, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır dipnot 3 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayete göre sadece akmış kan haramdır, damarlarda kalan kan haram değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'tan başkası adına kesildiği, net olarak bilinmedikçe, Müslüman olmayanların kestiği veya besmelesiz kesilen hayvanın eti haram değildir. Aksini gösteren ne bir ayet ne de hadis vardır (En'am 6/121).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — En'âm suresi, 145. ayet

Yahudilere haram kılınanlar; kaderi bahane etmek 146–150

  1. En'âm suresi, 146. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 146. ayet. وَعَلَى ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ حَرَّمْنَا كُلَّ ذِى ظُفُرٍ وَمِنَ ٱلْبَقَرِ وَٱلْغَنَمِ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ شُحُومَهُمَآ إِلَّا مَا حَمَلَتْ ظُهُورُهُمَآ أَوِ ٱلْحَوَايَآ أَوْ مَا ٱخْتَلَطَ بِعَظْمٍ ذَٰلِكَ جَزَيْنَٰهُم بِبَغْيِهِمْ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ

    ve`ale-lleẕîne hâdû ḥarramnâ külle ẕî żufür. vemine-lbeḳari velganemi ḥarramnâ `aleyhim şüḥûmehümâ illâ mâ ḥamelet żuhûruhümâ evi-lḥavâyâ ev me-ḫteleṭa bi`ażm. ẕâlike cezeynâhüm bibagyihim. veinnâ leṣâdiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yahudilere (sığır ve davar hariç) tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık dipnot 1 . Sığır ve davarların da sırtlarına ve bağırsaklarına yapışık olanlar ile kemiklerine karışanlar hariç iç yağlarını haram kıldık dipnot 2 . Bu, (batıl yolla) üstünlük kurma çabalarına karşılık onlara verdiğimiz cezadır dipnot 3 . Biz elbette doğruyu söyleriz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yahudiler, karada yaşayan hayvanlardan sadece çatal ve yarık tırnaklı olup geviş getirenleri yiyebilirler. [
      Levililer, 11:1 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 11:1

      RAB Musayla Haruna şöyle dedi:

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      &ndash;3;
      Tesniye, 14:6 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 14:6

      Çatal ve yarık tırnaklı, geviş getiren her hayvanın etini yiyebilirsiniz.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      .] Bu kurala göre sığır, koyun, keçi, geyik, ceylan, karaca, yaban keçisi, gazal, ahu, dağ koyunu gibi hayvanları yemek helal [
      Tesniye, 14:4 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 14:4

      Şu hayvanların etini yiyebilirsiniz: Sığır, koyun, keçi,

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      &ndash;5.], geviş getirmelerine rağmen çatal tırnaklı olmayan deve, yaban faresi ve tavşan ile çatal tırnaklı olmasına rağmen geviş getirmeyen domuz haramdır. [
      Levililer, 11:4 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 11:4

      Ancak geviş getiren ve çatal tırnaklı olan hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: Deve geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli sayılır.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      &ndash;8;
      Tesniye, 14:7 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 14:7

      Ancak geviş getiren, çatal ve yarık tırnaklı hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: Deve, tavşan, kaya tavşanı. Bunlar geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli…

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

      &ndash;8.] Yine karada yaşayan gelincik, fare, kara kurbağası türleri (keler ve kaplumbağa), kirpi, bukalemun, bütün kertenkele türleri, salyangoz ve köstebek gibi küçük canlılar da yasaklanmıştır. [
      Levililer, 11:29 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 11:29

      “ ‹Küçük kara hayvanları içinde sizin için kirli sayılanlar şunlardır: Gelincik, fare, bütün kertenkele türleri -geko, varan, duvar kertenkelesi, düz keler- bukalemun.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      &ndash;31]
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette "bakar (بقر)" yani sığır cinsi hayvanlarla "ğanem (غنم)" yani koyun-keçi cinsi hayvanların iç yağlarının da haram kılındığının belirtilmesi, buna mukabil deveden hiç bahsedilmemesi, devenin Yahudilere mutlak manada haram kılındığının delilidir. Yukarıda 143 ve 144. ayetlerde dişili erkekli koyun, keçi, sığır ve deve cinsi hayvanlar - ki bunlara en'am denir- zikredilip bu ayette (146. ayet) üçünden bahsedilip sadece deveden bahsedilmemesi, devenin bir bütün olarak haram kılındığını işaret eder. Bu ayet, Tevrat'ta geçen, Yahudilere özel yasağın Kur'an ile tasdik edildiğini göstermektedir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — En'âm suresi, 146. ayet

  2. En'âm suresi, 147. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 147. ayet. فَإِن كَذَّبُوكَ فَقُل رَّبُّكُمْ ذُو رَحْمَةٍ وَٰسِعَةٍ وَلَا يُرَدُّ بَأْسُهُۥ عَنِ ٱلْقَوْمِ ٱلْمُجْرِمِينَ

    fein keẕẕebûke feḳur rabbüküm ẕû raḥmetiv vâsi`ah. velâ yüraddü be'sühû `ani-lḳavmi-lmücrimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Seni yalanlarlarsa de ki: "Rabbiniz geniş ikram sahibidir. Ama onun, suçlular topluluğuna olan baskısı engellenemez dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu baskı, onların düşünüp yola gelmelerine yardımcı olmak içindir. (En'am 6/43, 125-126)

    Ayet detayı — En'âm suresi, 147. ayet

  3. En'âm suresi, 148. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 148. ayet. سَيَقُولُ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَآ أَشْرَكْنَا وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمْنَا مِن شَىْءٍ كَذَٰلِكَ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ حَتَّىٰ ذَاقُوا۟ بَأْسَنَا قُلْ هَلْ عِندَكُم مِّنْ عِلْمٍ فَتُخْرِجُوهُ لَنَآ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنْ أَنتُمْ إِلَّا تَخْرُصُونَ

    seyeḳûlü-lleẕîne eşrakû lev şâe-llâhü mâ eşraknâ velâ âbâünâ velâ ḥarramnâ min şey'. keẕâlike keẕẕebe-lleẕîne min ḳablihim ḥattâ ẕâḳû be'senâ. ḳul hel `indeküm min `ilmin fetuḫricûhü lenâ. in tettebi`ûne ille-żżanne vein entüm illâ taḫruṣûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Şirke düşenler /Allah'ı ikinci sıraya koyanlar diyecekler ki "Allah farklı bir tercihte bulunsaydı dipnot 1 biz de atalarımız da şirke düşmez, hiçbir şeyi de haram saymazdık dipnot 2 ." Onlardan öncekiler de bu şekilde yalana sarıldılar dipnot 3 ve sonunda baskınımızı tattılar. De ki "Yanınızda (bu tercihi Allah'ın yaptığına dair) bir bilgi mi var ki karşımıza çıkarabilesiniz. Siz sadece varsayımlarınızın peşinden gidiyorsunuz; siz sadece delilsiz konuşuyorsunuz."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae fiilinin, cümlenin akışından anlaşılan bir mefulü olur. Buradaki mef'ul "başka bir durumda olmamızı" şeklindedir. Meale 'farklı' kelimesini koymamız bu anlamı göstermek içindir.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu yalan, insanların iradeli varlıklar olmadığı, Allah neyi emrettiyse onu robot gibi yaptıkları yalanıdır. Bu tip insanlar, yaptıkları hataları Allah'a mal etmek için her şeyin ezelden yazılı olduğu, Allah'ın zaman ve mekana tabi olmadığı gibi bir takım iftiralar üreterek bambaşka bir din sistemi oluşturmaya çalışırlar. Bu iddiaların temelinde kendi kabahatini Allah'a yükleme amacı yatar. Oysa Kasas 28/68'e göre insanların ve meleklerin tercih hakkı vardır.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 148. ayet

  4. En'âm suresi, 149. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 149. ayet. قُلْ فَلِلَّهِ ٱلْحُجَّةُ ٱلْبَٰلِغَةُ فَلَوْ شَآءَ لَهَدَىٰكُمْ أَجْمَعِينَ

    ḳul felillâhi-lḥuccetü-lbâligah. felev şâe lehedâküm ecme`în.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Kesin delil Allah'ın delilidir. Tercihi (size bırakmayıp) Allah yapsaydı dipnot 1 elbette hepinizi yola getirirdi."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da olmayan kader inancını İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak (şae = شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş, bu yanlış anlamı, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Yukarıdaki ayete de şu meali vermişlerdir: "De ki: Kesin delil ancak Allah'ındır. Allah dileseydi elbette hepinizi doğru yola iletirdi" Bunu yapanlar Kur'an'ı, çelişkili bir kitap gibi göstermeyi de başarmışlardır. Ayette geçen (şae = شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz En'am 6/35. ayetin dipnotu.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 149. ayet

  5. En'âm suresi, 150. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 150. ayet. قُلْ هَلُمَّ شُهَدَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ يَشْهَدُونَ أَنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَ هَٰذَا فَإِن شَهِدُوا۟ فَلَا تَشْهَدْ مَعَهُمْ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ وَهُم بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ

    ḳul helümme şühedâekümü-lleẕîne yeşhedûne enne-llâhe ḥarrame hâẕâ. fein şehidû felâ teşhed me`ahüm. velâ tettebi` ehvâe-lleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ velleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati vehüm birabbihim ya`dilûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 150. ayet

Sayılan yasaklar ve dosdoğru yol 151–153

  1. En'âm suresi, 151. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 151. ayet. قُلْ تَعَالَوْا۟ أَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ أَلَّا تُشْرِكُوا۟ بِهِۦ شَيْـًٔا وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًا وَلَا تَقْتُلُوٓا۟ أَوْلَٰدَكُم مِّنْ إِمْلَٰقٍ نَّحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ وَلَا تَقْرَبُوا۟ ٱلْفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَلَا تَقْتُلُوا۟ ٱلنَّفْسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلْحَقِّ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    ḳul te`âlev etlü mâ ḥarrame rabbüküm `aleyküm ellâ tüşrikû bihî şey'â. vebilvâlideyni iḥsânâ. velâ taḳtülû evlâdeküm min imlâḳ. naḥnü nerzüḳuküm veiyyâhüm. velâ taḳrabü-lfevâḥişe mâ żahera minhâ vemâ beṭan. velâ taḳtülü-nnefse-lletî ḥarrame-llâhü illâ bilḥaḳḳ. ẕâliküm veṣṣâküm bihî le`alleküm ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Gelin, Rabbinizin koyduğu yasakları size sıralayayım: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın! Ana-babaya iyilikten geri durmayın! dipnot 1 Yoksulluktan dolayı çocuklarınızı öldürmeyin; size de onlara da biz rızık vereceğiz. Fuhuş çeşitlerinin dipnot 2 açığına da gizlisine de yaklaşmayın! Haklı sebeple olması dışında Allah'ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın! dipnot 3 " Bunlar onun size yüklediği görevlerdir. Belki aklınızı kullanırsınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın emrettiği ana-babaya itaat değil, ihsan yani iyi davranmaktır (Nisa 4/36, İsra 17/23, Ahkaf 46/15).
    2. metne dön, dipnot 2
      Fuhuş çeşitleri diye meal verdiğimiz fevahiş kelimesi çoğuldur. Arapçada çoğul en az üçü gösterir. Bunlardan zina (İsra 17/32) ile erkek erkeğe ilişki (Araf 7/80, Ankebut 29/28) Kur'an'da açıkça belirtilmiştir. Üçüncüsü de kadın kadına ilişki olur.
    3. metne dön, dipnot 3
      Adam öldürmenin meşru olduğu durumlar, savaş (Bakara 2/190), kısas (Bakara 2/178-179, İsra 17/33) ve terör suçu işleyenlerden bir kısmına verilen ceza (Maide 5/33) ile sınırlıdır.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 151. ayet

  2. En'âm suresi, 152. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 152. ayet. وَلَا تَقْرَبُوا۟ مَالَ ٱلْيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُۥ وَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَٱلْمِيزَانَ بِٱلْقِسْطِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَإِذَا قُلْتُمْ فَٱعْدِلُوا۟ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ وَبِعَهْدِ ٱللَّهِ أَوْفُوا۟ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

    velâ taḳrabû mâle-lyetîmi illâ billetî hiye aḥsenü ḥattâ yeblüga eşüddeh. veevfü-lkeyle velmîzâne bilḳisṭ. lâ nükellifü nefsen illâ vus`ahâ veiẕâ ḳultüm fa`dilû velev kâne ẕâ ḳurbâ. vebi`ahdi-llâhi evfû. ẕâliküm veṣṣâküm bihî le`alleküm teẕekkerûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ergin hale gelinceye kadar yetimin malına yaklaşmayın dipnot 1 , onun için en yararlı bir yolla olursa başka dipnot 2 . Ölçüyü ve tartıyı hassas olarak tam yapın. Biz kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemeyiz. En yakınınızın aleyhine de olsa dipnot 3 , konuştuğunuzda adaletli olun. Allah'a verdiğiniz sözü tam olarak yerine getirin. Onun size yüklediği görev budur. Belki aklınızdaki bilgiyi kullanırsınız.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 152. ayet

  3. En'âm suresi, 153. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 153. ayet. وَأَنَّ هَٰذَا صِرَٰطِى مُسْتَقِيمًا فَٱتَّبِعُوهُ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلسُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِيلِهِۦ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

    veenne hâẕâ ṣirâṭî müsteḳîmen fettebi`ûh. velâ tettebi`ü-ssübüle feteferraḳa biküm `an sebîlih. ẕâliküm veṣṣâküm bihî le`alleküm tetteḳûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 153. ayet

Mûsâ'ya verilen Kitap; dinlerini parçalayanlar 154–160

  1. En'âm suresi, 154. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 154. ayet. ثُمَّ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ تَمَامًا عَلَى ٱلَّذِىٓ أَحْسَنَ وَتَفْصِيلًا لِّكُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لَّعَلَّهُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ

    ŝümme âteynâ mûse-lkitâbe temâmen `ale-lleẕî aḥsene vetefṣîlel likülli şey'iv vehüdev veraḥmetel le`allehüm biliḳâi rabbihim yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Zaten Musa'ya o kitabı; iyi davranana iyiliklerimizi tamamlasın, her şeyi açıklasın, bir rehber ve bir ikram olsun diye vermiştik. Belki Rablerinin huzuruna varacaklarına inanırlar.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 154. ayet

  2. En'âm suresi, 155. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 155. ayet. وَهَٰذَا كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ مُبَارَكٌ فَٱتَّبِعُوهُ وَٱتَّقُوا۟ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

    vehâẕâ kitâbün enzelnâhü mübârakün fettebi`ûhü vetteḳû le`alleküm türḥamûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu da indirdiğimiz bir kitaptır. Çok faydalı bilgilerle doludur. Siz buna uyun ve yanlışlardan sakının ki iyilik ve ikram göresiniz.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 155. ayet

  3. En'âm suresi, 156. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 156. ayet. أَن تَقُولُوٓا۟ إِنَّمَآ أُنزِلَ ٱلْكِتَٰبُ عَلَىٰ طَآئِفَتَيْنِ مِن قَبْلِنَا وَإِن كُنَّا عَن دِرَاسَتِهِمْ لَغَٰفِلِينَ

    en teḳûlû innemâ ünzile-lkitâbü `alâ ṭâifeteyni min ḳablinâ. vein künnâ `an dirâsetihim legâfilîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa şöyle derdiniz: "Kitap bizden önceki iki topluluğa indirildi. Biz onların okuduklarından habersiz kaldık."

    Ayet detayı — En'âm suresi, 156. ayet

  4. En'âm suresi, 157. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 157. ayet. أَوْ تَقُولُوا۟ لَوْ أَنَّآ أُنزِلَ عَلَيْنَا ٱلْكِتَٰبُ لَكُنَّآ أَهْدَىٰ مِنْهُمْ فَقَدْ جَآءَكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَصَدَفَ عَنْهَا سَنَجْزِى ٱلَّذِينَ يَصْدِفُونَ عَنْ ءَايَٰتِنَا سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ بِمَا كَانُوا۟ يَصْدِفُونَ

    ev teḳûlû lev ennâ ünzile `aleyne-lkitâbü lekünnâ ehdâ minhüm. feḳad câeküm beyyinetüm mir rabbiküm vehüdev veraḥmeh. femen ażlemü mimmen keẕẕebe biâyâti-llâhi veṣadefe `anhâ. seneczi-lleẕîne yaṣdifûne `an âyâtinâ sûe-l`aẕâbi bimâ kânû yaṣdifûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ya da şöyle derdiniz: "O kitap bize indirilmiş olsaydı ona, onlardan daha iyi uyardık." İşte size Rabbinizden açık bir belge, bir rehber ve bir ikram geldi. Bundan sonra Allah'ın ayetleri karşısında yalana sarılan ve onlardan uzak duranlardan daha büyük yanlış yapan kişi kimdir? Ayetlerimizden uzak duranları, uzaklaşmalarına karşılık, kötü bir azap ile cezalandıracağız.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 157. ayet

  5. En'âm suresi, 158. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 158. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَوْ يَأْتِىَ رَبُّكَ أَوْ يَأْتِىَ بَعْضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ يَوْمَ يَأْتِى بَعْضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ لَا يَنفَعُ نَفْسًا إِيمَٰنُهَا لَمْ تَكُنْ ءَامَنَتْ مِن قَبْلُ أَوْ كَسَبَتْ فِىٓ إِيمَٰنِهَا خَيْرًا قُلِ ٱنتَظِرُوٓا۟ إِنَّا مُنتَظِرُونَ

    hel yenżurûne illâ en te'tiyehümü-lmelâiketü ev ye'tiye rabbüke ev ye'tiye ba`ḍu âyâti rabbik. yevme ye'tî ba`ḍu âyâti rabbike lâ yenfe`u nefsen îmânühâ lem tekün âmenet min ḳablü ev kesebet fî îmânihâ ḫayrâ. ḳuli-nteżirû innâ münteżirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar kendilerine meleklerin gelmesi veya Rabbinin gelmesi dipnot 1 ya da Rabbinin katından bazı göstergelerin gelmesi dışında bir şey mi bekliyorlar? Rabbinin katından bazı göstergeler geldiği gün evvelce inanmamış kimsenin o andaki imanı veya imanlı olarak iyilik etmemiş olanın o an yapacağı iyilik kendine fayda vermez dipnot 2 . De ki "Siz bekleyin, biz de bekliyoruz."

    Ayet detayı — En'âm suresi, 158. ayet

  6. En'âm suresi, 159. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 159. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ فَرَّقُوا۟ دِينَهُمْ وَكَانُوا۟ شِيَعًا لَّسْتَ مِنْهُمْ فِى شَىْءٍ إِنَّمَآ أَمْرُهُمْ إِلَى ٱللَّهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ

    inne-lleẕîne ferraḳû dînehüm vekânû şiye`al leste minhüm fî şey'. innemâ emruhüm ile-llâhi ŝümme yünebbiühüm bimâ kânû yef`alûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dinlerini parça parça edip belli kişiler etrafında toplananlar var ya! Sen hiçbir konuda onlardan değilsin. Onların işi Allah'a kalmıştır dipnot 1 . Daha sonra Allah, yaptıklarını kendilerine bildirecektir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu husus İncil'de şöyle geçer: "Akılsız tartışmalardan, soyağacı didişmelerinden, Kutsal Yasa'yla ilgili çekişme ve kavgalardan sakın. Bunlar yararsız ve boş şeylerdir. Birinci ve ikinci uyarıdan sonra fırkacı (bölücü) kişiyle ilişkini kes. Böyle birinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkum etmiştir." (İncil,
      Titus 3:9-11 — Yeni Ahit, Titus; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Titus 3:9

      Akılsız tartışmalardan, soyağacı didişmelerinden, Kutsal Yasayla ilgili çekişme ve kavgalardan sakın. Bunlar yararsız ve boş şeylerdir.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      )

    Ayet detayı — En'âm suresi, 159. ayet

  7. En'âm suresi, 160. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 160. ayet. مَن جَآءَ بِٱلْحَسَنَةِ فَلَهُۥ عَشْرُ أَمْثَالِهَا وَمَن جَآءَ بِٱلسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزَىٰٓ إِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    men câe bilḥaseneti felehû `aşru emŝâlihâ. vemen câe bisseyyieti felâ yüczâ illâ miŝlehâ vehüm lâ yużlemûn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 160. ayet

"Namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm Allah içindir" 161–165

  1. En'âm suresi, 161. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 161. ayet. قُلْ إِنَّنِى هَدَىٰنِى رَبِّىٓ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ دِينًا قِيَمًا مِّلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    ḳul innenî hedânî rabbî ilâ ṣirâṭim müsteḳîm. dînen ḳiyemem millete ibrâhîme ḥanîfâ. vemâ kâne mine-lmüşrikîn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 161. ayet

  2. En'âm suresi, 162. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 162. ayet. قُلْ إِنَّ صَلَاتِى وَنُسُكِى وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِى لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳul inne ṣalâtî venüsükî vemaḥyâye vememâtî lillâhi rabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Benim namazım, bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, varlıkların sahibi olan Allah içindir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 162. ayet

  3. En'âm suresi, 163. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 163. ayet. لَا شَرِيكَ لَهُۥ وَبِذَٰلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْمُسْلِمِينَ

    lâ şerîke leh. vebiẕâlike ümirtü veenâ evvelü-lmüslimîn.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 163. ayet

  4. En'âm suresi, 164. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 164. ayet. قُلْ أَغَيْرَ ٱللَّهِ أَبْغِى رَبًّا وَهُوَ رَبُّ كُلِّ شَىْءٍ وَلَا تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلَّا عَلَيْهَا وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

    ḳul egayra-llâhi ebgî rabbev vehüve rabbü külli şey'. velâ teksibü küllü nefsin illâ `aleyhâ. velâ teziru vâziratüv vizra uḫrâ. ŝümme ilâ rabbiküm merci`uküm feyünebbiüküm bimâ küntüm fîhi taḫtelifûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Allah her şeyin sahibi olduğu halde ondan başka Sahip mi ararım! Herkesin kazancı, sadece kendini bağlar. Hiçbir günahkar, başkasının günahını yüklenmez. Er geç dönüp geleceğiniz yer Sahibinizin huzurudur. O size anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.

    Ayet detayı — En'âm suresi, 164. ayet

  5. En'âm suresi, 165. ayet — tek başına aç

    En'âm suresi, 165. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَكُمْ خَلَٰٓئِفَ ٱلْأَرْضِ وَرَفَعَ بَعْضَكُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَٰتٍ لِّيَبْلُوَكُمْ فِى مَآ ءَاتَىٰكُمْ إِنَّ رَبَّكَ سَرِيعُ ٱلْعِقَابِ وَإِنَّهُۥ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌۢ

    vehüve-lleẕî ce`aleküm ḫalâife-l'arḍi verafe`a ba`ḍaküm fevḳa ba`ḍin deracâtil liyeblüveküm fî mâ âtâküm. inne rabbeke serî`u-l`iḳâb. veinnehû legafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu topraklarda sizi öncekilerin yerine geçiren odur. Kiminizi kiminizden birkaç basamak yükseltir ki verdikleriyle sizi zor bir imtihandan geçirsin dipnot 1 . Rabbin, suça denk cezayı çabucak belirler. Ama o, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — En'âm suresi, 165. ayet