Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 153. ayet

Âl-i İmrân suresi, 153. ayet. إِذْ تُصْعِدُونَ وَلَا تَلْوُۥنَ عَلَىٰٓ أَحَدٍ وَٱلرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ فِىٓ أُخْرَىٰكُمْ فَأَثَٰبَكُمْ غَمًّۢا بِغَمٍّ لِّكَيْلَا تَحْزَنُوا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا مَآ أَصَٰبَكُمْ وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

iẕ tuṣ`idûne velâ telvûne `alâ eḥadiv verrasûlü yed`ûküm fî uḫrâküm feeŝâbeküm gammem bigammil likeylâ taḥzenû `alâ mâ fâteküm velâ mâ eṣâbeküm. vellâhü ḫabîrum bimâ ta`melûn.

Diyanet İşleri

Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 150–156 · surenin 153. ayeti / 200

Konu Uhud'daki bozgun ve inen güven uykusu Âl-i İmrân 149–155 3

  1. Âl-i İmrân 150

    Hayır! Yalnız Allah yardımcınızdır. O, yardımcıların en hayırlısıdır.

  2. Âl-i İmrân 151

    Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştuklarından dolayı; inkar edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür.

  3. Âl-i İmrân 152

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za'f gösterdiniz. (Peygamber'in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü'minlere karşı çok lütufkardır.

  4. 153

    Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

  5. Âl-i İmrân 154

    Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; "Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok" diyorlardı. De ki: "Bütün iş, Allah'ındır." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: "Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir."

  6. Âl-i İmrân 155

    İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).

  7. Âl-i İmrân 156

    Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen inkarcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

153. Yüce Allah onların savaşta bozguna uğradıkları durumu hatırlatmakta ve bu sebeple onları azarlayarak şöyle buyurmaktadır: “Hani Peygamber arkanızdan size seslenip dururken” yani kaçanların arkasından “Ey Allah’ın kulları, bana dönün” diye seslenirken; siz ona dönüp bakmıyordunuz, ona doğru gitmiyordunuz. Esasında bizatihi kaçmak bile kınanmayı gerektiren bir husustur. Peygamberin çağrısının kabul edilmesi, kişinin kendisini kurtarmasından önce gelmelidir. O bakımdan sizin bu çağrıyı kabul etmekten geri kalmak sureti ile kınanmayı hak edişiniz, daha da ileri bir dereceyi bulmuştur.

“Siz hiç kimseye dönüp bakmadan uzaklaşıyordunuz” gayretle kaçışıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Yani sizden kimse kimseye yönelmiyor, onun ne yaptığına bakmıyordu. Bütün yaptığınız kaçmaktan ve savaştan kurtulmaktan ibaretti. Hâlbuki sizin için büyük bir tehlike de yoktu. Çünkü siz düşmanın önünde bulunup onlarla savaşa girişen en son kimseler değildiniz.

Bu şekilde Rasûlün çağrısına uymadığınız için “kaybettiklerinize” ilâhi yardım ve zafere “ve başınıza gelenlere” bozgun, öldürülme ve yaralanmalara “üzülmeyesiniz diye Allah size keder üstüne keder vererek cezalandırdı.” Ardı arkasına kederlerle sizi cezalandırdı. Zaferi ve ganimeti kaybetmek sebebi ile bir keder, yenilgiye uğramanız dolayısı ile bir keder ve bütün bu kederleri size unutturan bir keder ki o da Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in öldürüldüğünü işitmenizdi. Fakat Yüce Allah lütfu ile ve kullarına merhameti dolayısı ile bütün bu işlerin bir araya gelmesini mü’min kulları için hayırlı bir iş olarak takdir etmişti. Çünkü daha sonra kesin olarak Allah Rasûlü’nün öldürülmediğini anlayınca artık karşılaştığınız bütün musibetler size hafif geldi. Her türlü musibet ve mihnete karşı büyük bir teselli olan onun varlığı ile sevindiniz. Hiç şüphesiz Yüce Allah, bela ve mihnetler içerisinde pek çok sır ve hikmetleri de saklı tutar.

Bütün bunlar Yüce Allah’ın sizin amellerinizden, zahir ve batınlarınızdan tam anlamı ile haberdar olmasının bir tecellisidir. Bundan dolayı Yüce Allah: “Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır” buyurmaktadır.

Yüce Allah’ın: “Kaybettiklerinize ve başınıza gelenlere üzülmeyesiniz diye” buyruğunun şu anlama gelme ihtimali de vardır: O’nun, bu gam ve kederi hakkınızda takdir etmesi, musibetlere karşı sabretmeye alışmanız, nefislerinizin bu işlere yatkın hale gelmesi ve zorluklara kolaylıkla katlanabilmeniz içindir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Müminler- Uhud günü resulün emrine muhalefet ettiğiniz için size yenilgi isabet etiğinde savaş meydanından kaçarak uzaklaştığınız zamanı hatırlayın! Sizden hiçbiriniz diğerine bakmıyordu. Rasûlullah, müşrikler ve sizin aranızda arkanızdan şöyle seslenerek sizi çağırıyordu: Allah'ın kulları bana doğru gelin. Allah'ın kulları bana doğru gelin. Zaferi ve ganimeti elde edemediğinizden dolayı Allah sizi darlık ve keder ile cezalandırdı. Peygamberin (Uhud gazvesinde) öldüğü haberi aranızda yayıldığı için bunu darlık ve keder takip etti. Allah size bunu indirmiştir ki kaçırmış olduğunuz zafere ve ganimete, size isabet eden ölüm ve yaralanmaya üzülmeyin. Daha sonradan peygamberin ölmediğini anladınız ve artık darlık ve keder size kolay oldu. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Kalplerinizin durumlarından ve azalarınızın amellerinden hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kelimeler

25 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِذْ iz hani
  2. تُصْعِدُونَ tus'idune boyuna uzaklaşıyordunuz kök: صعد
  3. وَلَا ve la
  4. تَلْوُۥنَ telvune dönüp bakmıyordunuz kök: لوي
  5. عَلَىٰٓ ala
  6. أَحَدٍۢ ehadin hiç kimseye kök: احد
  7. وَٱلرَّسُولُ verrasulu ve Elçi kök: رسل
  8. يَدْعُوكُمْ yed'ukum sizi çağırırken kök: دعو
  9. فِىٓ fi
  10. أُخْرَىٰكُمْ uhrakum arkanızdan kök: اخر
  11. فَأَثَـٰبَكُمْ feesabekum bundan dolayı size verdi kök: ثوب
  12. غَمًّۢا gammen gam kök: غمم
  13. بِغَمٍّۢ bigammin gam üstüne kök: غمم
  14. لِّكَيْلَا likeyla diye
  15. تَحْزَنُوا۟ tehzenu üzülmeyesiniz kök: حزن
  16. عَلَىٰ ala
  17. مَا ma şeye
  18. فَاتَكُمْ fetekum elinizden giden kök: فوت
  19. وَلَا ve la vw
  20. مَآ ma şeye
  21. أَصَـٰبَكُمْ ۗ esabekum başınıza gelen kök: صوب
  22. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  23. خَبِيرٌۢ habirun haberdardır kök: خبر
  24. بِمَا bima şeylerden
  25. تَعْمَلُونَ tea'melune yaptıklarınız(dan) kök: عمل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غمم (11 geçiş) · Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi

    Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kök: ثوب (28 geçiş)

    Hiçbir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kök: ثوب (28 geçiş)

    Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükafatını verdi. Allah, güzel davrananları sever.

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kök: حزن (42 geçiş)

    Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.

  • Aynı kök: لوي (5 geçiş) · Aynı kök: خبر (52 geçiş)

    Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler…

  • Aynı kök: غمم (11 geçiş) · Aynı kök: حزن (42 geçiş)

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…

  • Aynı kök: صعد (9 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş)

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza…

  • Aynı kök: صعد (9 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş)

    Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani elçi sizi diğerlerinizin arasında (arkanızdan) çağırdığı hâlde siz uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Kaybettiğiniz (zafere ve ganimet)e de başınıza gelenlere de üzülemeyesiniz diye (Allah, Elçisinin) kederi üzerine size keder vermişti. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetlerde, Uhud'da yaşananların bir kısmı dile getirilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

O zaman siz, kimseye bakmadan tepelere doğru kaçışıyor, Peygamber de arkanızdan sizi çağırıyordu. İşte bu yüzden, (Peygamber'in) elemine karşılık (Allah) size öyle bir elem verdi ki, ne kaçırdığınız fırsata ne de başınıza gelene üzülmeye fırsatınız olmadı: zira Allah yaptıklarınızdan tümüyle haberdardı.

Muhammed Esed

(Hatırlayın o anı, ki) Elçim arkanızdan size seslendiği halde, kimseye bakmadan kaçtınız; bu yüzden O, (Elçi'nin) kederine karşılık, elinizden kaçanın ve başınıza gelenin üzüntüsünü unutturacak bir üzüntü verdi size: Zira Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Ahmed Hulusi

Hani Rasul, arkanızdan sizi çağırırken, siz kimseye bakmadan kaçmaktaydınız. Bunun yüzünden Allah, içinizde üzüntü üstüne üzüntü ile cezalandırdı ki kaybettiğinize üzülmek ya da size isabet etmiş olanla kalmayasınız diye (zafer, ganimet elinizden kaçmış, üstelik utanç verici bir duruma düşmüştünüz). Allah yapmakta olduklarınızı yaratan olarak, her şeyden haberi olandır.

Ali Bulaç

Siz o zaman durmaksızın uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Elçi de sürekli sizi arkadan çağırıyordu. (Allah) Elinizden kaçırdıklarınıza ve size isabet edene üzülmemeniz için sizi kederden kedere uğrattı. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.

Ali Özek ve heyeti

O zaman Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı halde siz, durmadan (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. (Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizden gidene, gerekse başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Ali Rıza Safa

Hiç kimseye bakmadan, durmaksızın uzaklaşıyordunuz. Elçi, arkanızdan sizi çağırıyordu. Sonunda, size keder üstüne keder verdi ki, elinizden gidenlere ve başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan Haberlidir.

Bayraktar Bayraklı

O vakit siz, uzaklaşıyor ve kimseye bakmıyordunuz. Peygamber arkanızdan sizi çağırıyordu. Bunun üzerine Allah size, gam üstüne gam verdi ki, kaybettiğinize ve uğradığınız felakete esef etmeyesiniz. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Edip Yüksel

Elçi arkanızdan çağırmasına rağmen siz hiç kimseye dönüp bakmaksızın tepeyi tırmanıyordunuz. Yitirdiklerinize ve başınıza gelenlere üzülmeyesiniz diye size keder üstüne keder verdi. ALLAH yaptıklarınızdan Haberdardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Elçi arkanızdan çağırmasına rağmen siz hiç kimseye dönüp bakmaksızın tepeyi tırmanıyordunuz. Yitirdiklerinize ve başınıza gelenlere üzülmeyesiniz diye size keder üstüne keder verdi. ALLAH yaptıklarınızdan Haberdardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O sırada siz sürekli uzaklaşıyor ve dönüp bakmıyordunuz. Peygamber ise arkanızdan sizleri çağırıp duruyordu. Bunun üzerine Allah, ne elinizden kaçırdığınız zafere ne de başınıza gelen felakete üzülmeyesiniz diye, kederden kedere uğrattı. Allah ne yaptığınızı biliyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

O sıra siz boyuna uzaklaşıyordunuz, kimseye dönüb bakmıyordunuz, Peygamber ise arkanızdan sizleri çağırıb duruyordu, bunun üzerine Allah sizi gama karşı gam ile müsab kıldı ki ne elinizden giden zafere ne de başınıza gelen musıbete mahzun olmayasınız, ve Allah biliyor, ne yapıyordunuz

Erhan Aktaş

Hani, Resul sizi çağırdığı halde; siz, kimseye dönüp bakmadan uzaklaştınız. Bunun üzerine, Allah, sizi üzüntü üstüne üzüntüyle cezalandırdı. Allah'ın sizi affetmesi, elinizden kaçırdığınıza ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diyedir. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani, Resul sizi çağırdığı halde; siz, kimseye dönüp bakmadan uzaklaştınız. Bunun üzerine, Allah, sizi üzüntü üstüne üzüntüyle cezalandırdı. Allah'ın sizi affetmesi, elinizden kaçırdığınıza ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diyedir. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani, elçi sizi çağırdığı halde; siz, kimseye bakmadan uzaklaştınız. Bunun üzerine, Allah, sizi üzüntü üstüne üzüntüyle cezalandırdı. Allah'ın sizi affetmesi, elinizden kaçırdığınıza ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diyedir. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

Gültekin Onan

Siz o zaman durmaksızın uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Elçi de sürekli sizi arkadan çağırıyordu. (Tanrı) Elinizden kaçırdıklarınıza ve size isabet edene üzülmemeniz için sizi kederden kedere uğrattı. Tanrı, yaptıklarınızdan haberi olandır.

Hasan Basri Çantay

O vakit siz, (harb meydanından) boyuna uzaklaşıyor, bir kimseye dönüb bakmıyordunuz. Peygamber ise arkanızdan sizi çağırıyordu. Bunun üzerine (Allah) sizi keder üstüne kederle cezalandırdı. (Allahın sizi afvetmesi) ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene esef etmemeniz içindir. Allah ne yaparsanız hakkıyle haberdardır.

İbni Kesir

Hani siz; kimseye bakmadan kaçıyordunuz. Peygamber de arkanızdan çağırıp duruyordu. Kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye Allah, sizi kederden kedere uğrattı. Ve Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Mehmet Alagaş

(152-158) Allah size verdiği sözü kesinlikle doğruladı / tasdikledi, O’nun izniyle onların köklerini kazıyordunuz , s ize sevdiğiniz şeyler gösterildikten sonra gevşeklik gösterdiniz ve emir konusunda çekiştiniz, sizden kimileri yakında olanı / dünyada olanı istiyordu, kimileriniz de ahireti istiyordu. Sonra sizi imtihan amaçlı geri çekti. (Yenildiniz) Kesin olan şu ki sizleri affetti, Allah müminler üzerinde fazıl sahibidir. Bir vakit kaçıyordunuz ve geriye dönüp kimseye dahi bakmıyordunuz , Resul sizleri arkanızdan çağırıyordu. Size gam üstüne gam isabet etti ki elinizden gidene / kaybettiğinize ve size isabet edene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Bu gam sonrasından sonra size bir güven indirdi, sizden bir grubu da uyku hali sarıyordu, bir grup da kendinin derdine düşmüştü, Allah hakkında cahiliyette ki gibi gerçek dışı şeyler düşünüyorlardı, bu işten bize bir şey var mı ki? Diyorlardı , de ki kesinlikle işlerin hepsi Allah içindir , sana açık edemedikleri şeyleri içlerinde / kendilerinde saklıyorlardı , bize bu işten bir şey olsaydı eğer, buralarda öldürülmezdik diyorlar, de ki eğer evlerinizde dahi olsaydınız, ölümü yazılı olanlar öldürülecekleri yere giderlerdi, Allah sizi göğsünüzde olanla imtihan etti, (Savaşa gider miyim? Gitmez miyim?) sizin kalplerinizde olanları açığa çıkardı. Allah kalplerde olanı bilendir. İki cemaat karşılaştığı gün, sizden geri dönenler oldu, kesinlikle şeytan onların ayaklarını, kazandıklarından dolayı kaydırdı. Kesin olan şu ki Allah onları affetti muhakkak ki Allah bağışlayandır ve nazik davranandır. Ey İman edenler, kafirler gibi olmayın , kardeşleri yeryüzünde dolanan yahut gaza da olanlar için keşke yanımızda olsalardı ne ölürlerdi ne de öldürülürlerdi dediler. Allah bunu kalplerinde hasar oluşması için yaptı. Allah diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görendir. Eğer Allah’ın yolunda öldürülürseniz yahut ölürseniz , Allah tarafından bağışlanmak ve esirgenmek topladıklarınızdan hayırlıdır, ölseniz de öldürülseniz de kesinlikle Allah’ta toplanacaksınız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Süleyman Ateş

Elçi, aranızdan sizi çağırırken siz, boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam üstüne gam verdi ki ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızı duymaktadır.

Süleymaniye Vakfı

O sırada dağa tırmanıyor ve kimseye dönüp bakmıyordunuz. Elçimiz arkanızdan sizi çağırıyordu. dipnot 1 Allah, sizi, gam üstüne gam ile cezalandırdı ki elinizden kaçana da başınıza gelene de üzülmeyesiniz. dipnot 2 Allah yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilendir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Anlaşmazlığa düşmelerine sebep olan şey, geri çekilen düşmandan kalan ganimetleri ele geçirme arzusu idi. Halbuki yapmaları gereken, düşmanı takip etmeleri ve onları etkisiz hale getirmeden ganimet almamaları idi (Enfal 8/15-16, Muhammed 47/4). Ayette, Muhammed aleyhisselamın çağrıyı, resul sıfatıyla yaptığı ifade edildiği için onun, ilgili ayetleri sahabeye tebliğ ettiği anlaşılır (Maide 5/99). Onlar bu çağrıya uyarak geri döndüler ve tekrar düşmana galip duruma geldiler (Al-i İmran 3/172-173).
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'ın onayı olmadan hiçbir şey meydana gelmez. Allah sizi, düşmanınızın eline düşmekten kurtardı ki başınıza gelenlere üzülmeyesiniz (Hadid 57/22-23). Ölümü gösterdi ki sıtmaya razı olasınız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dağa tırmanıyor, dönüp kimseye bakmıyordunuz. Elçimiz de arkanızdan sizi çağırıyordu. Allah, sizi kederden kedere uğrattı ki elinizden kaçana da başınıza gelene de üzülmeyesiniz. Yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilen Allah'tır.

Şaban Britch

O vakit siz, kimseye bakmadan kaçıyor, peygamber de arkanızdan sizi çağırıyordu. Kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye Allah size keder üstüne keder verdi. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Şaban Piriş

-O vakit siz, kimseye bakmadan kaçıyor, peygamber de arkanızdan sizi çağırıyordu. Kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye Allah size keder üstüne keder verdi. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Siz şaşkınlıkla sağa-sola kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Resul ise arkanızdan sizi çağırıyordu. Böylece Allah size keder üstüne keder verdi ki, elinizden uçup gidene de size isabet edene de üzülmeyesiniz. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

You forced your way up the hill paying attention to no one while the Prophet in the rear convoked you to come to fight. There, did Allah requite you with grief, upon grief, for being balked of your booty and for fleeing in the face of danger, so that you would learn not to grieve for what you miss nor to despair for what befalls you. Allah is 'Alimun of all that you do

Abdul Haleem

You fled without looking back while the Messenger was calling out to you from behind, and God rewarded you with sorrow for sorrow. [He has now forgiven you] so that you may not grieve for what you missed or for what happened to you. God is well aware of everything you do.

Abdullah Yusuf Ali

Behold! ye were climbing up the high ground, without even casting a side glance at any one, and the Messenger in your rear was calling you back. There did Allah give you one distress after another by way of requital, to teach you not to grieve for (the booty) that had escaped you and for (the ill) that had befallen you. For Allah is well aware of all that ye do.

Abul A'la Maududi

Recall when you were fleeing without casting even a side glance at anyone, and the Messenger was calling out to you from the rear. dipnot 1 Then Allah requited you by inflicting grief after grief upon you dipnot 2 so as to instruct you neither to grieve for the losses you might suffer nor for the afflictions that might befall you. Allah knows all that you do.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    When subjected to a sudden two-pronged attack the Muslims scattered; some fled to Madina while others climbed Mount Uhud. Despite this, the Prophet (peace be on him) did not move from his position. The enemy surrounded him on all sides and only a small party of ten to twelve followers was left with him. Even at that critical moment his feet remained firm and he continued to summon his fleeing followers towards himself. (See Waqidi, Maghazi, vol. 1, pp. 237, 240 and 241 - Ed.)
  2. metne dön, dipnot 2
    The 'grief referred to in this verse had many causes: (i) by the setback the Muslims suffered on the battlefield and by the rumour that the Prophet (peace be on him) had been martyred; (ii) by the fact that a large number of believers had been killed and wounded; and (iii) by the fact that nothing was known about what was happening to the Muslim families left behind in Madina. For it was possible that the enemy was greater in numbers than the total population of Madina, and that it might break through the defences of the battered

Aisha Bewley

Remember when you were scrambling up the slope, refusing to turn back for anyone, and the Messenger was calling to you from the rear. Allah rewarded you with one distress in return for another so you would not feel grief for what escaped you or what assailed you. Allah is aware of what you do.

Al-Hilali & Khan

(And remember) when you ran away (dreadfully) without even casting a side glance at anyone, and the Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) was in your rear calling you back. There did Allâh give you one distress after another by way of requital to teach you not to grieve for that which had escaped you, nor for that which had befallen you. And Allâh is Well-Aware of all that you do.

Ali Quli Qarai

When you were fleeing without paying any attention to anyone, while the Apostle was calling you from your rear, He requited you with grief upon grief, so that you may not grieve for what you lose nor for what befalls you, and Allah is well aware of what you do.

Amatul Rahman Omar

When you were going hard and far (in pursuit of the enemy in the Battle of Uhud) and you would not cast even a side-glance at and wait for anyone while the Messenger was calling out to you from your rear (to come back). So He gave you greater sorrow (which proved unreal later on) in place of the sorrow (you had already) in order that you should not grieve over what you had missed (of clear victory) nor over what befell you (of the hardships). And Allâh is Well-Aware of what you do.

Arthur John Arberry

When you were going up, not twisting about for anyone, and the Messenger was calling you in your rear; so He rewarded you with grief on grief that you might not sorrow for what escaped you neither for what smote you; and God is aware of the things you do.

Bijan Moeinian

You were so afraid that your only concern was to flee, by climbing the mountain, without paying any attention to the Prophet who was calling you back. God then made you to worry about so many things [such as the possibility of your town being destroyed by the victorious army (outnumbering the population of the town), the loss of your fighting companions, the rumor of the death of the Prophet, etc.] so that you may learn a lesson and not to grieve for a loss in the future. Know that God is fully aware of what you are doing.

E. Henry Palmer

when ye went up and looked not round upon any one, although the Apostle was calling you from your rear. Therefore did God reward you with trouble on trouble that ye should not grieve after what ye had missed, nor for what befel you, for God is well aware of what ye do.

Edip-Layth

For you were climbing the hill and would not even glance towards anyone, and the messenger was calling you from behind. Therefore, He gave you worry to replace your worry, so that you would not have sadness by what has passed you, or for what afflicted you, and God is Ever-aware of what you do.

George Sale

when ye went up as ye fled, and looked not back on any; while the apostle called you, in the uttermost part of you. Therefore God rewarded you with affliction on affliction, that ye be not grieved hereafter for the spoils which ye fail of, nor for that which befalleth you; for God is well acquainted with whatever ye do.

Hamid S. Aziz

And when you climbed (the hill) and looked not round upon any one, although the Messenger was calling you from your rear. Therefore did Allah reward you with trouble on trouble that you should not grieve after what you had missed, nor for what befell you, for Allah is well aware of what you do.

Mahmoud Ghali

As you were mounting and did not twist about for anyone, and the Messenger was calling you in your rear, so He requited you with suffering for suffering that you might not grieve for whatever eluded you nor for what afflicted you; and Allah is Ever-Cognizant of whatever you do.

Marmaduke Pickthall

When ye climbed (the hill) and paid no heed to anyone, while the messenger, in your rear, was calling you (to fight). Therefor He rewarded you grief for (his) grief, that (He might teach) you not to sorrow either for that which ye missed or for that which befell you. Allah is Informed of what ye do.

Mohamed Ahmed - Samira

Remember, as you were rushing up (the hill) without turning back to look, though the Prophet was calling you from the rear, He requited you with anguish for an anguish that you do not fret for missed opportunity and what befell you, for God is aware of all that you do,

Muhammad Asad

[Remember the time] when you fled, paying no heed to anyone, while at your rear the Apostle was calling out to you - wherefore He requited you with woe in return for [the Apostle's] woe, so that you should not grieve [merely] over what had escaped you, nor over what had befallen you: for God is aware of all that you do.

Mustafa Khattab

˹Remember˺ when you were running far away ˹in panic˺—not looking at anyone—while the Messenger was calling to you from behind! So Allah rewarded your disobedience with distress upon distress. Now, do not grieve over the victory you were denied or the injury you suffered. And Allah is All-Aware of what you do.

Progressive Muslims

For you were climbing to the high ground and would not even glance towards anyone, and the messenger was calling to you from behind. Therefore He gave you worry to replace your worry, so that you would not have sadness by what has passed you, or for what afflicted you, and God is Expert over what you do.

Rashad Khalifa

Recall that you rushed (after the spoils), paying no attention to anyone, even when the messenger was calling from behind you. Consequently, He substituted one misery for another, that you may not grieve over anything you had missed, or agonize over any hardship you had suffered. GOD is Cognizant of everything you do.

Sahih International

[Remember] when you [fled and] climbed [the mountain] without looking aside at anyone while the Messenger was calling you from behind. So Allah repaid you with distress upon distress so you would not grieve for that which had escaped you [of victory and spoils of war] or [for] that which had befallen you [of injury and death]. And Allah is [fully] Acquainted with what you do.

Sam Gerrans

When you were ascending, and paying no heed to anyone, and the Messenger calling you from your rear, so He requited you with grief upon grief, that you might not grieve for what eluded you or what befell you; and God is aware of what you do.

Shabbir Ahmed

You were climbing up the hill without looking around and the Messenger was calling you. You suffered according to Allah's Law of Requital. Grieve not about the loss and hardship you have suffered. Allah's Law has adequate provision to nullify the effects of your misgivings. Allah is Informed of all your actions.

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when you were climbing up the high ground, without even taking a side look at anyone, and from behind, the Messenger (the Prophet) from the rear was calling you back. There did Allah give you one sorrow after another as a repayment to teach you (how) not to feel sad about (the things won in war) that you had not received; And for (the ill) that had come upon you. For Allah is All Aware (Khabeer) of all that you do.

Taqi Usmani

When you were going away, not even turning to look at anyone, and the Messenger was calling you from behind you. He awarded you sorrow for sorrow, so that you should not grieve (in future) over what you lost, or for what you suffered. Allah is All-Aware of what you do.

The Monotheist Group

For you were ascending to the high ground and would not even glance towards anyone, and the messenger was calling to you from behind. Therefore He gave you worry to replace your worry, so that you would not have sadness by what has passed you, or for what afflicted you, and God is Expert over what you do.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 153. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 153. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 153. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩