Âl-i İmrân suresi · 92–99. ayetler

İyiliğe ermek; Kâbe ve hac

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Âl-i İmrân suresi, 92. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 92. ayet. لَن تَنَالُوا۟ ٱلْبِرَّ حَتَّىٰ تُنفِقُوا۟ مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِن شَىْءٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.

    Mehmet Okuyan

    Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) infak edinceye (verinceye) kadar asla iyiliğe ulaşamazsınız. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah her neyi infak ederseniz (verirseniz) onu bilendir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Bakara 2:267.
    2. metne dön, dipnot 2
      [İnfâk], kişiye bir servet ahlakı ve mal-mülk bilinci verir; mala sahip olmayı, mala ait olmamayı öğretir. Mala sahip olanlar onu gerekli şekillerde ve doğru yere verebilirler; ancak mala ait olanlar malının kölesi olacakları için malını veremezler. Elbette efendisini azad edebilen bir köleden söz edilemez. "Tünel kazmak" anlamından hareketle, [infâk] kavramı "fakir müslümanın gönlüne gizlice yol bulmak" demektir. infakta esas olan husus, onu muhatabın gönlü ve gururu kırılmadan gerçekleştirmek, kimsenin görmeyeceği bir şekilde onu fakire ulaştırmaktır.

    Mustafa İslamoğlu

    Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe fazilete ulaşamazsınız; zaten ne infak ederseniz edin, kesinlikle Allah onu ayrıntısıyla bilir.

    Muhammed Esed

    (Size gelince ey müminler,) kendiniz için özenle ayırdığınız şeylerden başkaları için harcamadıkça gerçek erdeme ulaşmış olamazsınız; ve her ne harcarsanız kuşkusuz, Allah ondan tamamiyle haberdardır.

    Ahmed Hulusi

    Sevdiğiniz şeyleri başkalarına karşılıksız olarak bağışlamadıkça "Birr"e (hayra) eremezsiniz. Neyi Allah için karşılıksız bağışlarsanız, Allah onu (yaratanı olarak) bilir (karşılığını da halkeder).

    Ali Bulaç

    Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça iyiye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.

    Ali Rıza Safa

    Yardımlaşmak amacıyla sevdiğiniz şeylerden paylaşmadıkça, gerçek erdemliliğe asla erişemezsiniz. Yardımlaşmak amacıyla ne paylaşırsanız, Allah, kesinlikle onu bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    Sevdiğiniz şeylerden başkaları için harcamadıkça iyiye ulaşamazsınız; her ne harcarsanız şüphesiz Allah ondan tamamıyla haberdardır.

    Edip Yüksel

    Sevdiğiniz şeylerden ekonomik yardım olarak vermedikçe erdemli bir kişi olamazsınız. Her neyi verirseniz ALLAH mutlaka onu bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sevdiğiniz şeylerden ekonomik yardım olarak vermedikçe erdemli bir kişi olamazsınız. Her neyi verirseniz ALLAH mutlaka onu bilir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sevdiğiniz şeylerden başkalarına da vermedikçe, tam bir iyilik vasfına eremezsiniz. Her ne harcarsanız şüphesiz Allah onu bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe siz birre eremezsiniz, maamafih her ne infak eyleseniz şüphesiz Allah onu da bilir

    Erhan Aktaş

    Sevdiğiniz şeylerden infak dipnot 1 etmedikçe asla birr'e dipnot 2 erişemezsiniz. Ne infak ederseniz, Allah, onu bilir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İhtiyacı olanlara ve hayırlı işlere karşılıksız yardım etmek.
    2. metne dön, dipnot 2
      İyi olan her şey, bütün iyilikler, bağış, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sevdiğiniz şeylerden infak dipnot 1 etmedikçe asla birr'e dipnot 1 erişemezsiniz. Ne infak ederseniz, Allah, onu bilir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İhtiyacı olanlara karşılıksız yardım etmek.
    2. metne dön, dipnot 2
      İyi olan her şey, bütün iyilikler, bağış, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sevdiğiniz şeylerden infak dipnot 1 etmedikçe asla birr'e dipnot 2 erişemezsiniz. Ne infak ederseniz, Allah, onu bilir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hayırlı işlere harcamadıkça ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmedikçe.
    2. metne dön, dipnot 2
      İyilik, doğruluk, adalet, gerçeklik, sevgi.

    Gültekin Onan

    Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Tanrı onu bilir.

    Hasan Basri Çantay

    Siz, sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcayıncaya kadar asla iyiliğe ermiş (birr-ü taat etmiş) olmazsınız. Her ne infak ederseniz sübhesiz Allah onu bilicidir.

    İbni Kesir

    Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe, asla bir'e erişemezsiniz. Ve her ne infak ederseniz; şüphesiz Allah, onu bilir.

    Mehmet Alagaş

    (92) Sevdiklerinizden vermedikçe / infak etmedikçe İyiliğe ulaşamazsınız /iyiliğe nail olamazsınız. Her ne infak ederseniz Allah onu bilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.

    Süleyman Ateş

    Sevdiğiniz şeylerden (Allah için) harcamadıkça asla iyiliğe eremezsiniz. Ne harcarsanız Allah onu bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sevdiğiniz şeylerden hayra harcamadıkça bolluğa ve refaha dipnot 1 kavuşamazsınız. Yaptığınız her harcamayı bilen Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      البِرُّ (القاموس المحيط) البِرُّ: الصِّلَةُ، والجَنَّةُ، والخَيْرُ، والاتِّساعُ في الإِحْسانِ، والحَجُّ، ?

    Şaban Britch

    Sevdiğiniz şeylerden (Allah için) vermedikçe iyiliğe erişemezsiniz. Her ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

    Şaban Piriş

    Sevdiğiniz şeylerden (Allah için) vermedikçe iyiliğe erişemezsiniz. Her ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe hayırda erginliğe/dürüstlüğe asla ulaşamazsınız. İnfak etmekte olduğunuz her şeyi, Allah çok iyi bilmektedir.

  2. Âl-i İmrân suresi, 93. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 93. ayet. كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسْرَٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ مِن قَبْلِ أَن تُنَزَّلَ ٱلتَّوْرَىٰةُ قُلْ فَأْتُوا۟ بِٱلتَّوْرَىٰةِ فَٱتْلُوهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in (Yakub'un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun."

    Mehmet Okuyan

    Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in dipnot 1 (Yakup'un) kendisine haram kıldıkları dipnot 2 dışında, İsrailoğullarına bütün yiyecekler helaldi. De ki: "Doğruysanız o zaman Tevrat'ı getirip onu okuyun!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [İsrâîl] kelimesi İsrailoğulları'nın soylarının geldiği ilk atası olarak kabul edilen "Hz. Yakup" için kullanılmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada sözü edilen özel haramlarla ilgili bkz. Nisâ 4:160-161: En‘âm 6:146.

    Mustafa İslamoğlu

    Tevrat indirilmeden önce İsrail(oğullarının) kendisine haram kıldığı şeyler dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Hadi, eğer sözünüzün eriyseniz, getirin Tevrat'ı da onu gösterin!"

    Muhammed Esed

    Tevrat indirilmeden önce, İsrailoğulları'nın (günah diyerek) kendine yasakladığı şeyler dışında bütün yiyecekler onlara helal idi. De ki: "Eğer söylediklerinizde samimi iseniz Tevrat'ı getirin de onu okuyun!"

    Ahmed Hulusi

    Tevrat inzal edilmemişken, İsrail'in kendi nefsine haram kıldıkları (yasakladığı) istisna, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer sözünüzde sadıksanız getirin vahiy olanı (Tevrat'ı), okuyun!"

    Ali Bulaç

    Tevrat indirilmeden evvel, İsrail'in kendine haram kıldıklarından başka, İsrailoğullarına bütün yiyecekler helal idi. De ki: "Şu halde eğer doğruysanız, Tevrat'ı getirin de onu okuyun".

    Ali Özek ve heyeti

    Tevrat'ın indirilmesinden önce, İsrail’in (Ya'kub'un) kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrailoğullarına helâl idi. De ki: Eğer doğru sözlü iseniz, o zaman Tevrat'ı getirip onu okuyun.

    Ali Rıza Safa

    Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine yasakladıklarının dışında, tüm yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. De ki: "Tevrat'ı getirip okuyun; eğer doğruyu söylüyorsanız?" dipnot 68

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 68
      Bu ayet. Tevrat, Yaratılış 9:3,4 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Tüm canlılar size yiyecek olacak. Yeşil bitkiler gibi hepsini size veriyorum. Yalnızca kanlı et yemeyeceksiniz. Çünkü kan, canı içerir."

    Bayraktar Bayraklı

    Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in/Yakup'un günah diyerek kendine yasakladığı şeyler dışında bütün yiyecekler İsrailoğulları'na helal idi. De ki: "Eğer söylediklerinizde samimi iseniz Tevrat'ı getirin de okuyun."

    Edip Yüksel

    Tevrat indirilmeden önce İsrail kendisine haram kılıncaya kadar İsrail oğullarına tüm yiyecekler helal idi. "Doğru sözlülerseniz Tevrat'ı getirip okuyun" de.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tevrat indirilmeden önce İsrail kendisine haram kılıncaya kadar İsrailoğullarına tüm yiyecekler helal idi. 'Doğru sözlülerseniz Tevrat'ı getirip okuyun,' de.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine yasakladığı şeyler dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Haydi Tevrat'ı getirin de onu güzelce okuyun, eğer doğru söylüyorsanız!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tevrat indirilmeden evvel İsrailin nefsine haram kıldığından başka yiyeceğin hepsi Beni İsraile halal idi, de ki: haydi Tevratı getirin de onu güzelce okuyun eğer sadıksanız

    Erhan Aktaş

    Tevrat indirilmeden önce, İsrailin kendisine haram kıldıkları hariç bütün yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, haydi Tevrat'ı getirip okuyun. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsrailoğullarının, her şeyin kendilerine helal olduğunu iddia etmeleri yalanlanmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine haram kıldıkları hariç bütün yiyecekler İsrailoğulları'na helaldi. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, haydi Tevrat'ı getirip okuyun."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine haram kıldıklarının dışında bütün yiyecekler İsrailoğulları'na helaldi. De ki: "Eğer doğru söylüyorsanız, haydi Tevrat'ı getirip okuyun."

    Gültekin Onan

    Tevrat indirilmeden evvel, İsrail'in kendine haram kıldıklarından başka, İsrailoğullarına bütün yiyecekler helal idi. De ki "Şu halde eğer doğruysanız, Tevrat'ı getirin de onu okuyun".

    Hasan Basri Çantay

    Tevrat indirilmezden evvel — Ya'kubun kendisine haram kıldığı şeylerden başka — yiyeceğin her türlüsü İsrail oğulları için helal idi. De ki: "Eğer doğrucular iseniz Tevratı getirin de onu okuyun".

    İbni Kesir

    Tevrat inmeden evvel İsrail'in, kendi nefsine haram kıldığından başka bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. Eğer sadıklardan iseniz; haydi Tevrat'ı getirip okuyun, de.

    Mehmet Alagaş

    (93-94) Tevrat indirilmeden önce Yakub’un / İsrail’in kendisine haram ettikleri (İsrail peygamber sadece kendine haram etmiş) hariç her türlü yiyecek Yakup oğullarına / İsrail oğullarına helal idi. De ki eğer doğru sözlü iseniz getirin Tevrat’ı ve okuyun. (Bu dediğimiz doğru çıkacak, Tevrat’ta haram edilmiş yiyecek yok, göreceksiniz) Her kim bundan sonra Allah’a yalan bir şeyi iftira ederse işte onlar zalimlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Ya'kûb’un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğulları'na helâl idi. De ki: ''Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.''

    Süleyman Ateş

    Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine haram kıldığı şeyler dışında, İsrail oğullarına bütün yiyecekler helaldi. De ki: "Doğru iseniz, Tevrat'ı getirip okuyun."

    Süleymaniye Vakfı

    (Yahudiler dediler ki:) dipnot 1 "Tevrat'ın indirilmesinden önce İsrail'in (Yakub'un) dipnot 2 kendisine haram kıldıkları dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helaldi." De ki: "Doğru sözlü kimselerseniz Tevrat'ı getirin de bağlantılarıyla birlikte okuyun bakalım!" dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "de ki (قُلْ)" ifadesi ayetin baş tarafında yer alan "bütün yiyecekler…" şeklinde başlayan ifadenin Yahudilerin iddiası olduğunu gösterir. Parantez içinde, (Yahudiler dediler ki) ifadesi, bunun için yazılmıştır. Yani ayet, Yahudilerin bir iddiasını dile getirmekte ve devamında da iddialarında samimi iseler Tevrat'ı getirmeleri istenmektedir. Ayrıca Al-i İmran 3/94. ayette de bu yalanı Allah'a mal edenlerin büyük yanlış yapmış olacaklarının bildirilmesi, 93. ayetin başındaki ifadenin bir iddia olduğunu desteklemektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      İsrail, Yakub aleyhisselamın lakabıdır (Tevrat/Yaratılış 32:22-28, 35:9-10). Bu nedenle onun soyundan gelenlere İsrailoğulları denir. İslam geleneğinde Tevrat'ın yalnızca Musa'ya indirilen kitap olduğu söylenir ama Kur'an'da bunu doğrulayan tek bir ifadeye rastlanmaz (Maide 5/44).Ya'kūb aleyhisselamın on iki oğluna ve onların soyundan gelenlere esbat denir. Ayetlere göre esbat içinden nebi olanlara da kitap indirilmiştir (Bakara 2/136, 140; Al-i İmran 3/84; Nisa 4/163). Bunlardan İsa aleyhisselama İncil verildiği için (Maide 5/46) Tevrat, Musa'dan İsa'ya kadar İsrailoğullarının nebilerine verilen kitapların toplamından ibarettir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Tevrat'ta, Yahudilere konulan pek çok yiyecek yasağı ile ilgili pasajlar bulunmaktadır (Levililer 7, Levililer 11, Tesniye 14). Günümüz Yahudileri, kendilerinin seçilmiş bir ırk oldukları için bu yasakların konulduğunu iddia etmekte, Allah ise Kur'an'da bu yasakların yaptıkları yanlışlara karşılık konulduğunu söylemektedir. Yahudilere Allah tarafından ceza olarak haram kılınan yiyecekler şu ayetlerde bildirilmiştir: Nisa 4/160-161, En'am 6/146, Nahl 16/118.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Yahudiler dedi ki) dipnot 1 Tevrat'ın indirilmesinden önce İsrail'in dipnot 2 kendine haram kıldığı yiyecekler dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helaldir. De ki: "İddianızda haklı iseniz Tevrat'ı getirin de okuyun bakalım." dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Dediler ki" kısmı tarafımızdan ilave edilmiştir. Bunun sebebi, daha sonra gelen ".. de ki," sözüdür. Yahudiler dayanaksız bir iddiada bulunarak İsrail'in yani Yakub'un kendine haram kıldığı dışında bütün yiyeceklerin onlara helal olduğunu söylüyorlar. Tevrat'da böyle bir şey olmadığından yalanları yüzlerine vurularak "… getirin Tevrat'ı da okuyun; eğer iddianız doğru ise" deniyor.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yakup (as)'nin lakabı İsrail'dir. Bu nedenle onun soyundan gelenlere İsrailoğulları denir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah Teala şöyle demiştir: "Yahudilere tek tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların sırtlarına ve bağırsaklarına yapışık olanlarla kemiklerine karışanlar dışında kalan iç yağlarını da haram kıldık. Bu, (batıl yolla) üstünlük kurma çabalarına karşılık onlara verdiğimiz cezadır. Biz elbette doğruyu söyleriz." (En'a 6/146) Bu ve benzeri ayetler inince Yahudiler bunu reddederek yukarıdaki sözleri söylemişlerdi. Halbuki Tevrat'a göre de Yahudiler, karada yaşayan hayvanlardan sadece çatal ve yarık tırnaklı olup geviş getirenleri yiyebilirler. Çatal tırnaklı olmayan deve, yaban faresi ve tavşan ile geviş getirmeyen domuz haramdır. Karada yaşayan gelincik, fare, kara kurbağası türleri, kirpi, bukalemun, kertenkele türleri, salyangoz ve köstebek gibi küçük canlılar da haramdır. (Bkz. Levililer 11, Tesniye 14)

    Şaban Britch

    Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in (Yakub'un) kendine haram kıldıklarının dışında, İsrail oğullarına her yiyecek helal idi. Eğer doğru söyleyenler iseniz Tevrat'ı getirip okuyun! de.

    Şaban Piriş

    (93-94) Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendine haram kıldıklarının dışında, İsrail oğullarına her yiyecek helal idi. "Eğer doğru söyleyenler iseniz Tevrat'ı getirip okuyun!" de. Bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tevrat indirilmeden önce İsrail'in kendi nefsine haram kıldığı şeyler dışında tüm yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. Onlara de ki: "Tevrat'ı ortaya getirin; doğru sözlü iseniz onu okuyun."

  3. Âl-i İmrân suresi, 94. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 94. ayet. فَمَنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Artık bundan sonra Allah'a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    Bundan sonra kim Allah'a yalan söylerse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve her kim bundan böyle Allah'a iftira atarsa, işte kendilerine zulmedenler onlardır.

    Muhammed Esed

    Ve artık bundan sonra kim Allah hakkında yalan uydurursa işte onlar zalimlerdir!

    Ahmed Hulusi

    Bundan sonra kim Allah üzerine yalan iftira ederse, işte onlar zalimlerdir.

    Ali Bulaç

    Artık bundan sonra kim Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzerse, işte onlar, zalim olanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Artık bundan sonra her kim Allah'a karşı yalan uydurursa, işte bunlar, zalimlerin ta kendisidirler.

    Ali Rıza Safa

    Bundan sonra, Allah hakkında yalanlar söyleyerek kim iftira ederse; kendilerine yazık edenler, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Artık bundan sonra her kim Allah hakkında yalan uydurursa işte onlar zalimlerdir.

    Edip Yüksel

    Artık kim yalanları ALLAH'a yakıştırırsa, işte zalimler onlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Artık kim yalanları ALLAH'a yakıştırırsa, işte zalimler onlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık bundan sonra Allah adına o yalanı kim uydurmuşsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Demek ondan sonra Allah namına o yalanı kim uydurmuşsa artık onlar, o zalimlerdir

    Erhan Aktaş

    Artık bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Artık bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Gültekin Onan

    Artık bundan sonra kim Tanrı'ya karşı yalan uydurup iftira düzerse, işte onlar, zalim olanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Artık kim bundan (ya'ni Tevratı getirib okudukdan) sonra Allaha karşı yalan uydurursa işte onlar zaalimlerin ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Bundan sonra artık kim Allah'a karşı yalan isnad ederse; işte onlar zalimlerin kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (93-94) Tevrat indirilmeden önce Yakub’un / İsrail’in kendisine haram ettikleri (İsrail peygamber sadece kendine haram etmiş) hariç her türlü yiyecek Yakup oğullarına / İsrail oğullarına helal idi. De ki eğer doğru sözlü iseniz getirin Tevrat’ı ve okuyun. (Bu dediğimiz doğru çıkacak, Tevrat’ta haram edilmiş yiyecek yok, göreceksiniz) Her kim bundan sonra Allah’a yalan bir şeyi iftira ederse işte onlar zalimlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Süleyman Ateş

    Artık bundan sonra da kim Allah'a yalan uydurursa, işte onlar zalimlerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tevrat'ı okuduktan sonra kendi yalanlarını Allah'a mal edenler yanlış yaparlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah Teala şöyle buyurur: De ki "Rabbim sadece şunları haram etti. İster açık, ister gizli yapılsın, her türlü fuhuş, (bu kitapta anlatılan) günahlar, haksız saldırı, Allah'ın, hakkında hiçbir belge indirmediği şeyi ona eş koşmanız, Allah hakkında bilmediğinizi söylemeniz." (Araf 7/33)

    Şaban Britch

    Bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, onlar zalimlerin ta kendileridir

    Şaban Piriş

    (93-94) Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendine haram kıldıklarının dışında, İsrail oğullarına her yiyecek helal idi. "Eğer doğru söyleyenler iseniz Tevrat'ı getirip okuyun!" de. Bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Artık bundan sonra kim yalan düzüp Allah'a iftira ederse böyleleri zalimlerin ta kendileridir.

  4. Âl-i İmrân suresi, 95. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 95. ayet. قُلْ صَدَقَ ٱللَّهُ فَٱتَّبِعُوا۟ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Allah, doğru söylemiştir. Öyle ise hakka yönelen İbrahim'in dinine uyun. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Allah haklıdır: Şu halde, yalnız Hakka yönelen ve müşriklerden de olmayan İbrahim'in inanç sistemine uyun!

    Muhammed Esed

    De ki: "Allah doğruyu söylemektedir: O halde, batıl olan her şeyden yüz çeviren ve Allah'ın yanısıra hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayan İbrahim'in inanç sistemine uyun."

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Allah doğru söylemiştir. O halde hanif olarak İbrahim'in milletine (din anlayışına) tabi olun. Şirk koşanlardan değildi (O)!"

    Ali Bulaç

    De ki: "Allah doğru söyledi. Öyleyse Allah'ı bir tanıyan (Hanif)ler olarak İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Allah doğruyu söylemiştir. Öyle ise, hakka yönelmiş olarak İbrahim'in dinine uyunuz. O, müşriklerden değildi.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Allah, doğruyu söyler. Artık, gerçeğe aykırı şeylerden uzak olan İbrahim'in dinine bağlı kalın. Çünkü O, ortaklar koşanlar arasında değildi!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Allah doğruyu söylemektedir. O halde, batıl olan her şeyden yüz çeviren ve Allah'ın yanısıra hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayan İbrahim'in inanç sistemine uyun."

    Edip Yüksel

    De ki: "ALLAH doğruyu söyler; İbrahim'in tektanrıcı dinine uyun. O ortak koşanlardan olmadı."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'ALLAH doğruyu söyler; İbrahim'in tektanrıcı dinine uyun. O puta tapanlardan olmadı.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Allah doğru söylemiştir. O halde Hakka tapan bir hanif olarak İbrahim'in dinine uyun; o hiçbir zaman Allah'a ortak koşanlardan olmadı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki sadakallah, o halde hak perest bir hanif olarak İbrahim milletine tabi' olun, o hiç bir zaman müşriklerden olmadı

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Allah doğru söyledi. Öyle ise hanif dipnot 1 olarak İbrahim'in milletine dipnot 2 tabi olun. O müşriklerden değildi."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şirk koşmaksızın Allah'a yönelen.
    2. metne dön, dipnot 2
      İbrahim toplumunun kurduğu uygarlığa, inanç sistemine, yaşam biçimine.

    Gültekin Onan

    De ki "Tanrı doğru söyledi. Öyleyse hanifler olarak İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi".

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Allah, (sözün) doğru (sunu) söylemişdir. Onun için Allahı birleyici olarak İbrahimin dinine uyun. O, müşriklerden değildi".

    İbni Kesir

    De ki: Allah doğru buyurmuştur. O halde Hanif olarak İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi.

    Mehmet Alagaş

    (95-100) De ki Allah’ın onayladığı ve doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini topluluğuna / İbrahim milletine siz de uyun. O / İbrahim müşriklerden değildi. Muhakkak ki insanlar için yerleştirilen ilk ev , bereketli / mübarek Kâbe’dir, O, Alemlere kılavuzdur, Onda açık ve net ayetler vardır, İbrahim makamı vardır, her kim oraya girdi güvende oldu / emniyette oldu, oraya gitmeye kapasitesi / gücü yeten her kişi için haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır, her kim görmezden gelirse / üzerini örterse, Muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. De ki Ey kitap halkı niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz. Allah yaptıklarınızı görmektedir. De ki ey kitap ehli, İman eden kişiyi niçin Allah’ın yolundan saptırıyorsunuz. (Doğruluğuna) Şahit olduğun uz halde niçin Onun eğrilmesini istiyorsunuz? Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz / yaptıklarınızdan gafil değildir. Ey İman edenler Kitap verilenlerin bir bölümüne eğer uyarsanız sizi imanınızdan sonra küfre döndürürler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: Allah doğru söylemiştir. Öyleyse, hanif olan İbrahim’in yoluna uyun! O, müşriklerden değildi.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Allah doğru söyledi, öyle ise dosdoğru, Allah'ı birleyici olarak İbrahim dinine uyun. O, ortak koşanlardan değildi."

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Allah doğru söyler. Öyleyse siz, İbrahim'in dini dosdoğru yaşama biçimine dipnot 1 uyun. O, müşriklerden olmadı." dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Dini yaşama biçimi" olarak meal verilen 'Millet' kelimesi genellikle 'din' olarak tercüme edilir. Halbuki Kur'an'da "Allah'ın dini" ifadesi bulunduğu halde "Allah'ın milleti" ifadesi yoktur. Bu kelime, İbrahim, İshak ve Yakup nebilere nispetle kullanıldığı gibi, kafirlere nispetle de kullanılmıştır (Yusuf 12/37). Olumlu kullanımlarının tamamında şirkten uzak, Allah'a doğrudan ve tam teslimiyet gösterilen bir dini anlayışa vurgu yapılmaktadır. Bu da gösteriyor ki millet, dinin kendisi değil, ister kafir ister mümin olsun o kişilerin "dini yaşama biçimi"dir (Bakara 2/120, 130).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Allah doğruları söyler; İbrahim'in dosdoğru şeriatına uyun. O, müşriklerden (Allah'ı ikinci sıraya koyanlardan) değildi dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İbrahim ve beraberinde olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Bir gün halklarına şöyle demişlerdi: "Bizim sizinle ve Allah ile aranıza koyup kulluk ettiklerinizle bir ilişiğimiz yoktur; sizi tanımıyoruz. Bir tek Allah'a inanıp güvenene kadar aramızda düşmanlık ve nefret doğmuştur. Sahibimiz! Senin korumana sığındık ve sana yöneldik. Dönüp varılacak yer, senin huzurundur". (Mumtehine 60/4)

    Şaban Britch

    De ki: Allah doğru söylemiştir. Öyleyse, hanif olan İbrahim’in yoluna uyun! O, müşriklerden değildi.

    Şaban Piriş

    De ki: -Allah doğru söylemiştir. Öyleyse, hanif olan İbrahim'in dinine/yoluna uyun! O, müşriklerden değildi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Allah, doğrusunu söylemiştir/vaadinde sadıktır. Hadi artık hanif olarak İbrahim'in milletine uyun! Müşriklerden değildi o."

  5. Âl-i İmrân suresi, 96. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 96. ayet. إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِى بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِّلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke'de, alemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Ka'be'dir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki insanlar için kurulan ilk ev (mabet), âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olan Bekke'deki dipnot 1 (Kâbe)'dir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [bekkeh] kelimesi "kalabalık" anlamında Mekke'deki harem bölgesine ait özel bir isimdir. [Bekke] kelimesi Mekke demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira insanlık için inşa edilen ilk mabet, Bekke'deki bereketli ve bütün toplumlar için hidayet merkezi olan mabet idi.

    Muhammed Esed

    Unutmayın, insanlık için inşa edilen ilk mabed, Bekke'dekiydi: bereketli ve bütün alemler için bir rehber(lik kaynağı),

    Ahmed Hulusi

    İnsanlar için kurulan ilk ev (mabet) Bekke (Mekke'nin eski adı) içindedir ki alemlere mübarek ve hidayet kaynağı olmuştur.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, insanlar için ilk kurulan Ev, Bekke (Mekke) de, o, kutlu ve bütün insanlar (alemler) için hidayet olan (Ka'be)dir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mabet), Mekke'deki (Kâbe) dir.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, insanlar için kurulan İlk Ev, hem kutsal olan hem de evrenler için yol gösteren; o Bekke'de olandır. dipnot 69

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 69
      Mekke kenti, bu ayette Bekke olarak; 48:24 ayetinde ise Mekke olarak bildirilmiştir. Kur'an'ın, sayısal bir örgü düzeniyle korunduğunu ve bu örgüyü Kur'an'daki harflerin oluşturduğunu savlayan araştırmacılar, bu surenin ilk ayetindeki bağlantısız harflerde, "M" harfinin yer alması nedeniyle, örgü düzenini korumak için, Mekke'nin, bu ayette "B" harfiyle bildirildiğini öne sürmüşlerdir. Bekke ismi, Zebur'da Bekke Vadisi olarak geçer. Zebur -Mezmurlar84:6 ayetinde, şöyle yazılıdır: "Bekke Vadisi'nden geçerken, orasını pınar başına çevirir; ilk yağmurlar, orasını berekete boğar."

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz, alemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk mabet, ev Mekke'dekidir.

    Edip Yüksel

    Halk için kurulan ilk ev, tüm halklara bir hidayet kaynağı olan Bekke'deki kutlu evdir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Mekke, 48:24 ayetinde "Mekke" olarak yazılmasına rağmen burada "Bekke" şeklinde yazılması ilginçtir. * Surenin başındaki harflerin 19 kodlu matematiksel sistemdeki rolü düşünülürse, "M" harfi yerine "B" harfinin kullanılmasının A.L.M. harfleriyle başlayan bu surede "M" harfinin sayımıyla ilişkisi anlaşılır. * Ayrıca, Tevrat,
      Zebur 84:5 — Eski Ahit, Mezmurlar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Mezmurlar 84:5

      Ne mutlu gücünü senden alan insana! 2 Aklı hep Siyonu ziyaret etmekte.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ayeti Bekke Vadisinden söz eder. Bekke'nin Mekke'den farklı olduğunu iddia edenler var.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halk için kurulan en önemli ev, tüm halklara bir hidayet kaynağı olan Bekke'deki kutlu evdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Doğrusu insanlar için kurulan ilk ma'bet, kesinlikle Mekke'deki o çok kutsal ve bütün alemlere hidayet olan İbadet Evi'dir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Doğrusu insanlar için vaz'olunan ilk ma'bed, elbette Mekkedeki o çok mübarek ve bütün alemine hidayet olan Beyttir

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanlar için kurulan ilk ev, Mekke'deki, kutlu ve bütün insanlığa yol gösterici olan Kabe'dir.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, insanlar için ilk kurulan Ev, Bekke (Mekke) de, o, kutlu ve bütün insanlar (alemler) için hidayet olan (Kabe)dir.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz alemler için, çok feyizli ve ayn-ı hidayet olmak üzere, konulan ilk ev (ma'bed) elbette Mekkede olandır.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki insanlar için konulmuş ilk ev; çok mübarek olarak kurulan ve alemler için hidayet olan Mekke'deki dir.

    Mehmet Alagaş

    (95-100) De ki Allah’ın onayladığı ve doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini topluluğuna / İbrahim milletine siz de uyun. O / İbrahim müşriklerden değildi. Muhakkak ki insanlar için yerleştirilen ilk ev , bereketli / mübarek Kâbe’dir, O, Alemlere kılavuzdur, Onda açık ve net ayetler vardır, İbrahim makamı vardır, her kim oraya girdi güvende oldu / emniyette oldu, oraya gitmeye kapasitesi / gücü yeten her kişi için haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır, her kim görmezden gelirse / üzerini örterse, Muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. De ki Ey kitap halkı niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz. Allah yaptıklarınızı görmektedir. De ki ey kitap ehli, İman eden kişiyi niçin Allah’ın yolundan saptırıyorsunuz. (Doğruluğuna) Şahit olduğun uz halde niçin Onun eğrilmesini istiyorsunuz? Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz / yaptıklarınızdan gafil değildir. Ey İman edenler Kitap verilenlerin bir bölümüne eğer uyarsanız sizi imanınızdan sonra küfre döndürürler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İnsanlar için (mabed olarak) kurulan ilk ev şüphesiz Mekke'deki mübarek ve âlemlere hidayet kaynağı olan (Kâbe) dir.

    Süleyman Ateş

    Doğrusu insanlara (ma'bed olarak) ilk kurulan ev, Mekke'de olandır. Alemlere uğur, bereket ve hidayet kaynağı olarak kurulmuştur.

    Süleymaniye Vakfı

    İnsanlık için kurulan ilk Beyt, elbette Bekke'de olandır. dipnot 1 Bütün alem için bereket kaynağı olsun dipnot 2 ve doğru yönü (kıbleyi) göstersin diye kurulmuştur". dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arap dilinde beyt, insanın gece kalabileceği yerdir (Müfredat). İnsanlar için kurulan ilk Beyt, Bekke'dedir. Bekke, milyonlarca hacıyı barındıracak kapasitede olan Arafat ile başlar ve Ka'be'ye kadar uzanır. Orası insanlığın ilk yerleşim yeri olduğundan Adem aleyhisselam ve eşinin yerleştirildiği cennet /bahçe Arafat'tır. Arafat, bugün de bir bahçe konumundadır. Ondan sonrası ekin bitmeyen bir vadidir (İbrahim 14/37). Mekke'nin batı sınırı, 17 km uzağındaki Hudeybiye'ye kadar uzanır (Fetih 48/24). Mekke için Mescid-i Haram ifadesi de kullanılır (Tevbe 9/7). Kabe'ye beyt denildiği gibi (Bakara 2/127) el-beyt'ül-haram da denir (Maide 5/97).
    2. metne dön, dipnot 2
      Kabe ve çevresi, önemli bir ticaret merkezidir. Hac, can ve mal güvenliğinin en üst seviyede sağlandığı haram aylarından üçünün ortasında, Zilhicce'nin 9. Gününden 13. gününe kadar yapılır (Bakara 2/196-203, Tevbe 9/36). Zilkade'nin 1. gününden 20'sine kadar Arafat yakınlarında Ukaz (عـكاظ) panayırı, Zilhicce'nin 1. gününden 9. gününe kadar da Mina yakınlarında Zülmecaz panayırı kurulur, sonra Mina'ya gidilerek Hac görevine başlanırdı. İbrahim aleyhisselamın soyundan gelen Kureyşliler, Kabe'yi ibadete açık tutar ve hacılara çeşitli hizmetler sunarlardı (Tevbe 9/19). Muhammed aleyhisselam da bu panayırlara katılmış ve insanları Allah'ın dinine çağırmıştı. (Cevad Ali, Tarih'ul-Arab kabl'el-İslam, c. VII, s. 375-382 tarih ve yer yok.)
    3. metne dön, dipnot 3
      İlk kıble Kabe'dir. Kıble, Süleyman aleyhisselam zamanında (Tevrat/
      I Krallar 8:28-30 — Eski Ahit, 1. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Krallar 8:28

      Ya RAB Tanrım, kulunun bugün ettiği duayı, yalvarışı işit; duasına ve yakarışına kulak ver.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      II Tarihler 6/19-21 — Eski Ahit, 1. Tarihler; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 1. Tarihler 6:19

      Merarinin oğulları: Mahli, Muşi. Soylarına göre yazılan Levi oymağının boyları şunlardır:

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ) son nebi Muhammed aleyhisselam döneminde yaşayanlar için bir imtihan olsun diye, geçici olarak Beytülmakdis'e çevrilmiştir (Bakara 2/142-150).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanlar için kurulan ilk ev, Bekke dipnot 1 'de olandır. Bereketli ve herkese doğru yönü (kıbleyi) göstersin diye kurulmuştur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mekke'nin kök anlamı itip kakmadır. Hacca gelenlerin oluşturduğu kalabalıktan dolayı kadınıyla erkeği ile birbirlerini itip kaktığı tavaf yerinin adı olmuştur. (Taberi tefsiri)
    2. metne dön, dipnot 2
      Taberi.

    Şaban Britch

    İnsanlar için (mabed olarak) kurulan ilk ev şüphesiz Mekke'deki mübarek ve alemlere hidayet kaynağı (Kâbe) dir.

    Şaban Piriş

    İnsanlar için inşa edilen ilk mabet, şüphesiz Mekke'deki mübarek ve toplumlar için kılavuz olan (Kabe)dir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki, alemlere bir bereket kaynağı ve yol gösterici halinde insanlar için kurulan ilk ev Mekke'dekidir.

  6. Âl-i İmrân suresi, 97. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 97. ayet. فِيهِ ءَايَٰتٌۢ بَيِّنَٰتٌ مَّقَامُ إِبْرَٰهِيمَ وَمَن دَخَلَهُۥ كَانَ ءَامِنًا وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلْبَيْتِ مَنِ ٱسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün alemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır.)

    Mehmet Okuyan

    Onda apaçık deliller, (örneğin) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren güvende olur. Yoluna gücü yetenlerin o Evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerindeki bir (hakkı)dır. dipnot 1 Kim (haccın farz olduğunu) inkâr ederse, şüphesiz ki Allah bütün âlemlerden zengindir (muhtaç değildir).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hac ibadeti müslümanlar için farzdır. Ancak burada kullanılan [‘ale'n-nâsi] (insanlar üzerinde) ifadesi ile haccın Allah'ın bütün insanlar üzerindeki hakkı olduğu belirtilmiştir.

    Mustafa İslamoğlu

    Buna delalet eden işaretler hala orada duruyor; orası İbrahim'in makamıdır: oraya giren herkes emin olur. Ve ona ulaşmaya gücü yeten herkesin mabedi haccetmesi, Allah'ın insanlık üzerindeki hakkıdır. Kim de nankörlük ederse, iyi bilsin ki Allah hiç bir varlığa muhtaç değildir.

    Muhammed Esed

    apaçık işaretlerle dopdolu. (Orası) bir zamanlar İbrahim'in durduğu yer(dir); kim içine girerse huzur bulur. Bundan dolayı, mabedi haccetmek, gücü yeten bütün insanların Allah'a karşı yerine getirmek zorunda oldukları bir görevdir. Hakikati inkar edenlere gelince, bilsinler ki, Allah, yarattığı alemlerden bağımsızdır, her bakımdan Kendine yeterlidir.

    Ahmed Hulusi

    Onda apaçık işaretler ve İbrahim'in makamı var. Kim Ona dahil olursa güvende olur. Gitmeye imkanı olan herkese Beyt'i hac etmek, insanlar üzerindeki Allah hakkıdır. Kim (gücü yettiği halde) bunu inkar ederse, muhakkak Allah alemlerden Ğaniyy'dir.

    Ali Bulaç

    Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse o güvenliktedir. Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev'i haccetmesi Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim de inkar ederse, şüphesiz, Allah alemlere karşı muhtaç olmayandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Orada apaçık nişâneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnidir.

    Ali Rıza Safa

    Orada açık kanıtlar, İbrahim'in yeri vardır. Kim oraya girerse güvendedir. Yol bulmaya gücü olanların Ev'i ziyaret etmesi, Allah'ın, insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim nankörlük ederse; kuşkusuz, Allah, Sınırsız Varlıklıdır.

    Bayraktar Bayraklı

    Orada apaçık işaretler vardır ve İbrahim'in makamı oradadır. Oraya giren güvende olur. Oraya gitmeye gücü yetenlerin Beyt'i haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Hakikati inkar edenlere gelince, bilsinler ki Allah, yarattığı alemlerden bağımsızdır; her bakımdan kendine yeterlidir.

    Edip Yüksel

    Orada apaçık işaretler var: İbrahim'in (putperestliğe karşı) duruş yeridir. Oraya giren güvenlik içinde olmalı. Halktan yolculuğa gücü yetenler o Ev'i ALLAH için konferansa gitmekle yükümlüdür. Kim inkar ederse bilsin ki ALLAH kimseye muhtaç değildir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada apaçık işaretler var: İbrahim'in (putperestliğe karşı) duruş yeridir. Oraya giren güvenlik içinde olmalı. Halktan yolculuğa gücü yetenler o Ev'i (Kabeyi) ALLAH için haccetmekle yükümlüdür. Kim inkar ederse bilsin ki ALLAH kimseye muhtaç değildir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onda açık alametler ve İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren güvenlik içinde olur. Oraya gitmeye gücü yeten herkesin o İbadet Evi'ni ziyaret etmesi de Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim bu hakkı tanımazsa, Allah'ın kesinlikle ihtiyacı yoktur. O, bütün alemlerden müstağnidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onda açık ayetler var, İbrahimin makamı var ve ona dehalet eden eman bulur, yoluna gücü yeten her kimsenin o beyti haccetmesi de insanlar üzerine Allahın bir hakkıdır ve kim bu hakkı tanımazsa her halde Allahın ihtiyacı yok, o bütün aleminden ganidir

    Erhan Aktaş

    Orada apaçık ayetler vardır. dipnot 1 İbrahim'in makamı oradadır. Kim oraya girerse güvende olur. Yoluna gücü yetenin, Beyt'i haccetmesi insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Her kim kefere dipnot 2 olursa, bilsin ki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mabet olduğunu gösteren kanıtlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nankör.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Orada apaçık ayetler vardır. dipnot 1 İbrahim'in makamı oradadır. Kim oraya girerse güvende olur. Yoluna gücü yetenin, Beyt'i haccetmesi insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Her kim kefere dipnot 2 olursa, bilsin ki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mabet olduğunu gösteren kanıtlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nankör.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada apaçık ayetler vardır. dipnot 1 İbrahim'in makamı oradadır. Kim oraya girerse güvende olur. Yoluna gücü yetenin, Beyt'i haccetmesi insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Her kim gerçeği yalanlayarak nankörlük ederse, bilsin ki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mabet olduğunu gösteren kanıtlar.

    Gültekin Onan

    Orada apaçık ayetler (ve) İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse o güvenliktedir (amina). Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev'i haccetmesi Tanrı'nın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim de küfrederse, şüphesiz, Tanrı alemlere karşı muhtaç olmayandır.

    Hasan Basri Çantay

    Orada apaçık alametler, İbrahimin makaamı vardır. Kim oraya girerse (taarruzdan) emin olur. Ona bir yol bulabilenlerin (gücü yetenlerin) Beyti hacc (ve ziyaret) etmesi Allahın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim küfrederse şübhesiz ki Allah alemlerden gani (müstağni) dir.

    İbni Kesir

    Orada apaçık alametlerle, İbrahim'in makamı vardır. Kim, oraya girerse emin olur. Ona yol bulabilen herkesin, Ka'be'yi haccetmesi insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Kim inkar ederse; bilsin ki doğrusu Allah, alemlerden müstağni'dir.

    Mehmet Alagaş

    (95-100) De ki Allah’ın onayladığı ve doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini topluluğuna / İbrahim milletine siz de uyun. O / İbrahim müşriklerden değildi. Muhakkak ki insanlar için yerleştirilen ilk ev , bereketli / mübarek Kâbe’dir, O, Alemlere kılavuzdur, Onda açık ve net ayetler vardır, İbrahim makamı vardır, her kim oraya girdi güvende oldu / emniyette oldu, oraya gitmeye kapasitesi / gücü yeten her kişi için haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır, her kim görmezden gelirse / üzerini örterse, Muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. De ki Ey kitap halkı niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz. Allah yaptıklarınızı görmektedir. De ki ey kitap ehli, İman eden kişiyi niçin Allah’ın yolundan saptırıyorsunuz. (Doğruluğuna) Şahit olduğun uz halde niçin Onun eğrilmesini istiyorsunuz? Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz / yaptıklarınızdan gafil değildir. Ey İman edenler Kitap verilenlerin bir bölümüne eğer uyarsanız sizi imanınızdan sonra küfre döndürürler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orada apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Kim oraya girerse güven içinde olur. Yoluna güç yetirebilenlerin (Kâbe'yi) haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerine (yüklediği) hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanımazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir.

    Süleyman Ateş

    Onda açık açık deliller, İbrahim'in Makamı vardır. Ona giren, güvene erer. Yoluna gücü yeten herkesin, o Ev'e gi(dip haccet)mesi, insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Kim nankörlük ederse şüphesiz Allah, bütün alemlerden zengindir.

    Süleymaniye Vakfı

    Orada apaçık göstergeler, Makam-ı İbrahim /İbrahim'in ibadet için bulunduğu yerler vardır. dipnot 1 Oraya giren kişi, güvende olur. Bir yolunu bulanların, o Beyt'te hac yapması, Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır /insanlara yüklediği görevdir. dipnot 2 Kim bunu (haccın farz olduğunu) görmezlikten gelirse (bilsin ki) Allah'ın hiçbir varlığa ihtiyacı yoktur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zannedildiği gibi Makam-ı İbrahim, Kabe'nin yanında korunan 50 cm. uzunluğundaki taş değildir. Makam, durulan yer veya yerler demektir. Arap dili açısından makam bedel, "ayatun beyyinatun = açık göstergeler" ifadesi de mübdelün minh olur yani açık göstergelerin, İbrahim aleyhisselamın hac ibadeti için durduğu yerler olduğunu ifade eder. O yerler; Arafat, Müzdelife, Mina, Kabe, Safa ve Merve'dir. Hac ibadeti oralarda yapılır. Nuh tufanında Kabe yıkılmış, hac ibadetinin yapıldığı yerler unutulmuştu. İbrahim aleyhisselam Kabe'yi yeniden yapınca Allah'a: "Bize hac ibadetini yapacağımız yerleri (menasikimizi) göster." (Bakara 2/128) diye dua etmiş, Allah da göstermişti. Nuh tufanından sonraki ilk haccı İbrahim aleyhisselam yaptığından onun hac ibadeti için durduğu yerlere Makam-ı İbrahim denilmiştir. İnsanlar o yerleri, ondan öğrenmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada apaçık göstergeler (ayetler) dipnot 1 , İbrahim'in (ibadet için) durduğu yerler dipnot 2 vardır. Oraya kim girerse güvende olur. Bir yolunu bulup gidebilenlerin dipnot 3 o Beyt'te, Ka'be'de hac yapması, Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim bunu göz ardı ederse bilsin ki Allah'ın kimseye ihtiyacı olmaz. Bunu göz ardı edenler bilsinler ki Allah'ın kimseye ihtiyacı yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gösterge diye meal verdiğimiz kelime ayettir. Ayet, açık alamet yani gösterge,delil demektir. (İsfahani, Ragıb, (ö. 425 h.), Müfredat أي md. thk: Safvan Adnan Davudi), Dımaşk ve Beyrut, 1412/1992.) Bu meal çalışmasında ayet kelimesi için hangisi tercih edilirse edilsin parantez içinde ‘ayet' kelimesi de kullanılarak okuyucunun kelimeyi iyice kavramasına yardımcı olmak amaçlanmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kabe'yi insanlar için sevap kazanma ve güvende olma yeri haline getirdik. Siz makam-ı İbrahim'i (İbrahim'in durduğu yerleri) dua yeri yapın." dedik. (Bakara 2/125) İbrahim aleyhisselamın durduğu yerler; Arafat, Müzdelife, Mina ve Kabe'dir. Hac İbadeti buralarda yapılır. Bunların her birinin orada göstergeleri vardır.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Bir yolunu bulup gidebilenlerin" ayetini düşünen her insan, hacca yol bulabilmek için yol güvenliğine, yeteri kadar maddi imkana ve sağlığa ihtiyaç olacağını kolayca anlar. Bir kişi Nebi sallallahu aleyhi ve selleme gelerek; "Ey Allah'ın Elçisi haccı farz kılan nedir, diye sorunca şöyle cevap verdi: «الزَّادُ وَالرَّاحِلَةُ» azık ve binit. (Tirmizi, Hac 22/4)   Rasulullah'ın bu sözü hem fıtrattan hem de aşağıdaki ayetlerden çıkardığı hükümdür. Allah Teala Kureyş suresinde şöyle buyurur: "Kureyşliler; yakınlık gördükleri için, kış ve yaz seferlerinde yakınlık gördükleri için bu Beyt'in (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsinler. Onları açlıktan tokluğa, korkudan güvenliğe kavuşturan Rabbine." Bu sureye göre, Mekkelilerin, Kabe'nin Rabbine ibadet etmelerini gerektiren iki şeyden biri, Allah'ın onları, "açlıktan kurtarıp doyurması" diğeri de "korku çektirmeyip güvene kavuşturması"dır. Bu sayede onlar, hem yaz ve kış yolculuklarını rahat yapıyor hem de Mekke'de huzur içinde yaşıyorlardı. Yolculuk diye anlam verilen kelime "rihle = رحلة" Rasululah'ın sözünde geçen "rahile = الرَّاحِلَةُ" yolcunun bindiği binittir. Yol güvenliği olmasa yolcu o binite binemez. Dolayısıyla binit kelimesi aynı zamanda güvenliği de ifade etmektedir. Allah Teala, dünyayı yarattığı günden itibaren dört ayı haram kılmıştır. Bunlar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır. Recep ayı tektir; diğer üçü ise arka arkayadır. Hac, arka arkaya gelen üç haram ayında yapılır. Bunlardan içinde hac ibadetini barındıran ayın adı Zilhicce'dir. Dünya kurulduğu günden beri bu aylar, insanın can düşmanına bile dokunamayacağı aylardır. Allah Teala şöyle buyurmuştur:  "Bu aylarda kendinizi kötü duruma düşürmeyin. (Tevbe 9/36)" Bu üç ayın birincisinde hac için yola çıkılır. Ortasında hac yapılır ve geri dönülür. Bu ayların kutsallığına riayet etmeyip hacıların yollarını kesen olursa, yapılması gerekeni de şöyle hükme bağlamıştır: "Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın. Eğer engellenecek olursanız kolayınızda olan bir ‘hedy' (kurban)  kesin. Hedy, yerine varıncaya kadar da başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden biri hasta olur yahut başında bir rahatsızlığı bulunur da tıraş olursa, fidye olarak ona; oruç, sadaka veya kurban gerekir. Güven içinde olursanız, hacca kadar umreden yararlanan kişi, kolayına gelen bir hedy keser...(Bakara 2/196) Sonuç olarakRasululah, haccı farz kılan şeyin «الزَّادُ وَالرَّاحِلَةُ» azık ve binit" olduğunu yukarıdaki ayetlerden çıkarmıştır. Çünkü o, Kur'an'ı açıklamaz, Allah'ın yaptığı açıklamaları bize bildirir. O açıklamalar, Allah'ın Kur'an ile birlikte indirdiği hikmettir.

    Şaban Britch

    Orada apaçık deliller vardır. İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse, güvenliktedir. Oraya yol bulabilen insanların, beyti/Kâbe'yi haccetmesi Allah’ın onlar üzerine (yüklediği) hakkıdır/yerine getirilmesi gereken görevdir. Kim küfrederse şüphesiz ki Allah âlemlerden ganî (müstağni) dir.

    Şaban Piriş

    Orada apaçık işaretlerle İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse, güvenliktedir. Oraya yol bulabilen insanların beyti/Kabe'yi haccetmesi Allah'ın hakkıdır. Kim bunu inkar ederse, Allah'ın hiç bir şeye ihtiyacı yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Açık-seçik deliller, İbrahim'in makamı vardır orada. Oraya giren, güvene ermiş olur. Yoluna gücü yetenin o evi ziyaret etmesi, insanlar üzerinde Allah'ın bir hakkıdır. Kim nankörlük ederse hiç kuşkusuz, Allah bütün alemlere muhtaç olmayacak bir Gani'dir.

  7. Âl-i İmrân suresi, 98. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 98. ayet. قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Ey kitab ehli! Allah, yaptıklarınızı görüp dururken Allah'ın ayetlerini niçin inkar ediyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Ey kitap ehli! Allah yaptıklarınıza şahitken, Allah'ın ayetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?"

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Ey önceki vahyin takipçileri! Allah yaptıklarınıza şahid olup dururken, niçin Allah'ın ayetlerini reddediyorsunuz?

    Muhammed Esed

    De ki: "Ey geçmiş vahyin izleyicileri! Allah, yaptığınız her şeye şahit iken neden O'nun mesajını kabul etmekten kaçınıyorsunuz?"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Ey kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlar. . . Allah tüm amellerinize şahit iken, niçin Allah'ın işaretlerindeki varlığını (Esma'sının açığa çıkışı olan işaretleri) inkar edersiniz (veya örtersiniz)?"

    Ali Bulaç

    De ki: "Ey Kitap Ehli, Allah yaptıklarınıza şahid iken, ne diye Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Ey ehli kitap! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah’ın âyetlerini inkâr edersiniz?

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Ey kitap halkı! Allah'ın ayetlerini neden inkar ediyorsunuz? Çünkü Allah, yaptıklarınıza Tanıktır!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Ey kitap ehli! Allah, yaptığınız her şeye şahit iken niçin O'nun ayetlerini inkar ediyorsunuz?"

    Edip Yüksel

    De ki: "Kitap halkı, ALLAH yaptıklarınıza tanıkken neden ALLAH'ın ayetlerini tanımıyorsunuz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Kitap halkı, ALLAH yaptıklarınıza tanıkken neden ALLAH'ın ayetlerini tanımıyorsunuz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Ey kitap verilenler, niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz? Allah yaptıklarınızı görüp duruyor."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: Ey Ehli kitab! Niçin Allah'ın ayetlerine küfrediyorsunuz? Allah yaptıklarınızı görüb duruyor.

    Erhan Aktaş

    De ki: "Ey Kitap Ehli! Neden Allah'ın ayetlerini küfrediyorsunuz? dipnot 1 Allah, yaptıklarınıza tanıktır."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 3:90. ayetin 2. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ey Kitap Ehli! Neden Allah'ın ayetlerini küfrediyorsunuz? dipnot 1 Allah, yaptıklarınıza tanıktır."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ey Kitap Ehli! Allah, yaptıklarınızın tanığı olduğu halde, neden Allah'ın ayetlerini yalanlayarak nankörlük ediyorsunuz?"

    Gültekin Onan

    De ki "Ey Kitap ehli, Tanrı yaptıklarınıza şahid iken ne diye Tanrı'nın ayetlerine küfrediyorsunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Ey kitaplılar, Allah ne yaparsanız hepsine hakkıyle şahid iken niçin Allahın ayetlerini inkar ediyorsunuz?"

    İbni Kesir

    De ki: Ey Ehl-i Kitab; Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?

    Mehmet Alagaş

    (95-100) De ki Allah’ın onayladığı ve doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini topluluğuna / İbrahim milletine siz de uyun. O / İbrahim müşriklerden değildi. Muhakkak ki insanlar için yerleştirilen ilk ev , bereketli / mübarek Kâbe’dir, O, Alemlere kılavuzdur, Onda açık ve net ayetler vardır, İbrahim makamı vardır, her kim oraya girdi güvende oldu / emniyette oldu, oraya gitmeye kapasitesi / gücü yeten her kişi için haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır, her kim görmezden gelirse / üzerini örterse, Muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. De ki Ey kitap halkı niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz. Allah yaptıklarınızı görmektedir. De ki ey kitap ehli, İman eden kişiyi niçin Allah’ın yolundan saptırıyorsunuz. (Doğruluğuna) Şahit olduğun uz halde niçin Onun eğrilmesini istiyorsunuz? Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz / yaptıklarınızdan gafil değildir. Ey İman edenler Kitap verilenlerin bir bölümüne eğer uyarsanız sizi imanınızdan sonra küfre döndürürler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: Ey Ehl-i Kitap! Allah, yaptıklarınızı görüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?

    Süleyman Ateş

    De ki: "Ey Kitap ehli, Allah yaptıklarınıza tanık iken neden Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ey ehlikitap /kitaplarında uzman kişiler! Allah yaptıklarınıza şahit olduğu halde, niçin Allah'ın ayetlerini görmezlikte direniyorsunuz?" dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ey Ehl-i Kitap! dipnot 1 Neden Allah'ın ayetlerini örtüyorsunuz? Neler yaptığınıza Allah şahittir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler

    Şaban Britch

    De ki: Ey kitap ehli! Yaptığınıza şahit iken Allah’ın ayetlerine niçin küfrediyorsunuz ?

    Şaban Piriş

    De ki: -Ey kitap ehli, yaptığınıza şahit iken Allah'ın ayetlerini niye tanımazlık ediyorsunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Ey Ehlikitap! Allah, yaptıklarınıza tanıklık ederken, Allah'ın ayetlerini neden inkar ediyorsunuz?"

  8. Âl-i İmrân suresi, 99. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 99. ayet. قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجًا وَأَنتُمْ شُهَدَآءُ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Ey kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz hâlde onu (Allah'ın yolunu) eğri göstermeye yeltenerek iman edenleri niçin Allah'ın yolundan engelliyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir."

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Ey önceki vahyin takipçileri! Doğru olduğuna bizzat şahit olduğunuz halde, onu eğri göstermeye çalışarak, iman edenleri niçin Allah yolundan döndürmeye çabalıyorsunuz? Ama Allah yaptıklarınızdan asla gafil değildir.

    Muhammed Esed

    De ki: "Ey geçmiş vahyin izleyicileri! (Doğru olduğuna) bizzat kendiniz şahit olduğunuz halde onu eğri göstermeye çalışarak, (bu ilahi kelama) iman edenleri neden Allah yolundan alıko(ymaya çabalı)yorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir."

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Ey kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlar. . . Sizler (hakikate) şahit olduğunuz halde niçin onu yanlış göstererek, iman edenleri Allah yolundan alıkoyuyorsunuz? Allah amellerinizden gafil değildir. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Ey Kitap Ehli, sizler şahidler olduğunuz halde, ne diye iman edenleri Alah yolundan -onda bir çarpıklık bulmaya yeltenerek- çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Ey ehli kitap! (İslam'ın hak din olduğunu kendi kitaplarınızda) görüp bildiğiniz halde niçin Allah’ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Ey kitap halkı! Tanık olmanıza karşın, Onu çarpık göstermeye çalışarak, inananları, Allah'ın yolundan alıkoymak için neden uğraşıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan zaten habersiz değildir!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Ey kitap ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz halde, Allah'ın yolunu niçin eğri göstermeye yeltenerek inananları Allah yolundan çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir."

    Edip Yüksel

    De ki: "Kitap halkı, doğruya tanık olduğunuz halde neden ALLAH'ın yolunu değiştirmeye yeltenerek iman edenleri saptırıyorsunuz? ALLAH yaptıklarınızdan habersiz değildir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Kitap halkı, doğruya tanık olduğunuz halde neden ALLAH'ın yolunu değiştirmeye yeltenerek inananları saptırıyorsunuz? ALLAH yaptıklarınızdan habersiz değildir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Ey kitap verilenler, niçin inananları Allah'ın doğru yolundan engelliyorsunuz? Görüp durduğunuz halde niçin onun çarpıklığını istiyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki ey ehli kitab! niçin Allahın doğru yolundan iman edenleri men'ediyorsunuz, görüb durduğunuz halde niçin onun çarpıklığını istiyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir

    Erhan Aktaş

    De ki: "Ey Kitap Ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek, iman etmek isteyenleri O'nun yolundan döndürmeye çalışıyorsunuz! Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ey Kitap Ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek, inanmak isteyenleri O'nun yolundan döndürmeye çalışıyorsunuz! Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ey Kitap Ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek, inanmak isteyenleri O'nun yolundan döndürmeye çalışıyorsunuz! Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.".

    Gültekin Onan

    De ki "Ey Kitap ehli, sizler şahidler olduğunuz halde ne diye inananları Tanrı yolundan -onda bir çarpıklık bulmaya yeltenerek- çevirmeye çalışıyorsunuz? Tanrı yaptıklarınızdan gafil değildir."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Ey Kitablılar, kendiniz (İslam dininin hak olduğunu Kitablarınızda okuyan) şahidler olduğunuz halde, neye iman edenleri Allah yolundan, kendiniz onda bir eğrilik aramıya yellenerek, döndürmiye çalışıyorsunuz? Allah ne yaparsanız gaafil değil".

    İbni Kesir

    De ki: Ey Ehl-i Kitab, siz gerçeği gördüğünüz halde Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek, iman edenleri niçin ondan çeviriyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.

    Mehmet Alagaş

    (95-100) De ki Allah’ın onayladığı ve doğru olana meyilli / hanif İbrahim dini topluluğuna / İbrahim milletine siz de uyun. O / İbrahim müşriklerden değildi. Muhakkak ki insanlar için yerleştirilen ilk ev , bereketli / mübarek Kâbe’dir, O, Alemlere kılavuzdur, Onda açık ve net ayetler vardır, İbrahim makamı vardır, her kim oraya girdi güvende oldu / emniyette oldu, oraya gitmeye kapasitesi / gücü yeten her kişi için haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır, her kim görmezden gelirse / üzerini örterse, Muhakkak ki Allah alemlerden zengindir. De ki Ey kitap halkı niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz. Allah yaptıklarınızı görmektedir. De ki ey kitap ehli, İman eden kişiyi niçin Allah’ın yolundan saptırıyorsunuz. (Doğruluğuna) Şahit olduğun uz halde niçin Onun eğrilmesini istiyorsunuz? Yaptıklarınız Allah’ın dikkatinden kaçmaz / yaptıklarınızdan gafil değildir. Ey İman edenler Kitap verilenlerin bir bölümüne eğer uyarsanız sizi imanınızdan sonra küfre döndürürler.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: Ey Ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek Müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan gâfil değildir.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Ey Kitap ehli, gerçeğe tanık olduğunuz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeğe yeltenerek, inanmak isteyenleri Allah yolundan çevirmeğe çalışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir."

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ey ehlikitap /kitaplarında uzman kişiler! Niçin inanmış kimseleri Allah'ın yolundan engelliyorsunuz? O yolun gerçekliğine şahit olduğunuz halde onda kolayca anlaşılamayacak bir eğrilik dipnot 1 oluşturmanın peşinde koşuyorsunuz! Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İvec (عوج), çok dikkat etmedikçe anlaşılamayacak eğriliktir (Müfredat). Allah'ın yolunda böyle bir eğrilik isteyenler, yaptıkları yanlışlar kolaylıkla anlaşılmasın diye doğruya çok yakın görünecek çarpıtmalar yaparlar. Ayette sözü edilen kişilerin en çok istediği budur. Bu sebeple en tehlikeli yanlış, doğruya en çok benzeyendir. (A'raf 7/45, İbrahim 14/3, Kehf 18/1, Zümer 39/28)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ey Ehl-i Kitap! dipnot 1 İnanmış kimseleri neden Allah'ın yolundan engelliyorsunuz? Neden o yolda anlaşılmayacak biçimde bir eğrilik dipnot 2 oluşturmaya çalışıyorsunuz? Üstelik bunu bile bile yapıyorsunuz. Yaptığınız hiçbir şey, Allah'a gizli kalmaz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitaplarında uzman olan kişiler
    2. metne dön, dipnot 2
      İveç: Dışarıdan bakıldığında kolaylıkla anlaşılamayacak bir eğrilik, çarpıtmadır. Allah'ın gönderdiği bütün Kitaplarda iveç yöntemi ile inananlar saptırılmaya çalışılmıştır. Bkz. (Al-i İmran 3/99), (Araf 7/45, Araf 7/86),  (Hud 11/19), (İbrahim 14/3), (Kehf 18/1)

    Şaban Britch

    De ki: Ey kitap ehli! Niçin iman edenleri Allah’ın yolunda eğrilik arayarak çevirmeye çalışıyorsunuz? (Oysa siz de onun doğru olduğunu) görüp duruyorsunuz. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.

    Şaban Piriş

    De ki: -Ey kitap ehli, niçin iman edenleri Allah'ın yolunda eğrilik arayarak saptırmaya çalışıyorsunuz? (Oysa siz de onun doğru olduğunu) görüp duruyorsunuz. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şunu da söyle: "Ey Ehlikitap! Neden iman edenleri Allah yolundan alıkoyuyorsunuz? Gözünüzle gördüğünüz halde, Allah yolunu neden çarpıtmak istiyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.