Âl-i İmrân suresi · 10–20. ayetler

İnkâr edenlerin sonu, Bedir ve dünya süsleri

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Âl-i İmrân suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 10. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمْ وَقُودُ ٱلنَّارِ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah'a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki kâfir olanların malları da çocukları da Allah'a karşı onlara hiçbir şeyde asla yarar sağlamayacaktır. İşte onlar -evet onlar- cehennemin yakıtıdır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:116; Mücâdele 58:17.

    Mustafa İslamoğlu

    Küfre saplananlara gelince: ne malları ne de çocukları, onlara Allah'tan gelecek bir azap karşısında hiçbir yarar sağlamaz: işte ateşin yakıtı olanlar da onlardır.

    Muhammed Esed

    Hakikati inkara şartlanmış olanlara gelince, ne dünya malları ne de çocukları Allah'a karşı onlara en ufak bir fayda sağlamaz: İşte onlardır ateşin yakıtı olanlar!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki kafirlere (inkarcılara), Allah'tan açığa çıkacak şeye karşı ne malları ne de evlatları yarar sağlamaz. Bunlar ateşin yakıtıdırlar.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz inkar edenler, onların malları da, çocukları da kendilerine Allah'tan (gelecek azaba karşı) hiç bir şey kazandırmaz. Ve onlar ateşin yakıtıdırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edenlere malları ve evlâtları Allah huzurunda kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar cehennemin yakıtıdırlar.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, nankörlük edenlerin malları ve çocukları, Allah'ın karşısında asla yarar sağlamaz. Ateşin yakıtı da işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenlere gelince, ne malları ne de çocukları Allah'a karşı onlara bir fayda sağlayacaktır. İşte onlar ateşin yakıtı olanlardır.

    Edip Yüksel

    İnkarcıların ne paraları ne de çocukları ALLAH'a karşı hiçbir yarar sağlamaz. Onlar ateşin yakıtıdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcıların ne paraları ne de çocukları ALLAH'a karşı hiç bir yarar sağlamaz. Onlar ateşin yakıtıdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O inkar edenlere muhakkak ki ne malları, ne çocukları Allah'a karşı zerre kadar fayda vermeyecektir. Onlar, o ateşin çırasıdırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O küfredenler, muhakkak ki onlara ne malları ne evladları Allahdan zerrece faide vermiyecektir, onlar o ateşin çırasıdırlar.

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz Kafirlerin ne mallarının ne de evlatlarının Allah'ın yanında bir yararı olacaktır. Onlar ateşin yakıtıdırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz Kafirlerin ne mallarının ne de evlatlarının Allah'ın yanında bir yararı olacaktır. Onlar ateşin yakıtıdırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörlerin, ne mallarının ne de evlatlarının Allah'ın yanında bir yararı olmayacaktır. Onlar ateşin yakıtıdırlar.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz kafirler, onların malları da, çocukları da kendilerine Tanrı'dan (gelecek azaba karşı) hiç bir şey kazandırmaz. Ve onlar ateşin yakıtıdırlar.

    Hasan Basri Çantay

    O küfredenler (yok mu?), ne malları, ne evladları Allah yanında onları hiç bir şeyden asla kurtaramaz, işte onlar, (evet) onlar ateşin yakacağıdır.

    İbni Kesir

    Doğrusu küfredenlerin; malları ve çocukları Allah'a karşı onlara bir şey sağlamaz. Ve onlar ateşin yakıtıdırlar.

    Mehmet Alagaş

    (10-12) Muhakkak ki kafirlere malları ve evlatları Allah’tan bir şeyleri savmayacaktır / fayda vermeyecektir , işte onlar ateş yakıtıdırlar. Gidişatları tıpkı onlardan önceki firavun ailesi gibi dir, ayetlerimizi yalanlamışlardı, Allah onları günahları nedeniyle yakaladı, Allah şiddetli geri dönüşü olandır / misillemesi / ikâbı çok şiddetlidir. Kafirlere de ki, ilerde mağlup olacaksınız ve cehennemde bir araya getirileceksiniz, kötü bir oturuş yeridir / mahat’tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz kâfir olanlara ne malları ve ne de çocukları Allah'ın (azabına) karşılık hiçbir fayda sağlamaz. İşte bunlar, ateşin yakıtı olanlardır.

    Süleyman Ateş

    İnkar edenler var ya, ne malları, ne de çocukları onlara, Allah'a karşı hiçbir yarar sağlamaz. Onlar ateşin yakıtıdırlar;

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenlerin /ayetleri görmezlikte direnenlerin malları da çocukları da Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan asla savamayacaktır. dipnot 1 Onlar o ateşin tutuşturucusudur. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafirlerin malları ve evlatları ahirette hiçbir işlerine yaramayacaktır (Al-i İmran 3/116, Şuara 26/88-89, Sebe 34/37, Mücadele 58/17, Hakka 69/28-29, Leyl 92/11).
    2. metne dön, dipnot 2
      Cehennem yaratılmış ama henüz tutuşturulmamıştır. Ahirette tutuşturulduktan sonra insanlar oraya atılacaktır (Tekvir 81/12). O ateş onların sadece derilerini yakacağından azabı tatmaları için sürekli derileri yenilenecektir (Nisa 4/56). Onlar orada ölmeyecek, birbirleriyle (A'raf 7/38-39), görevli meleklerle (Mümin 40/49-50) ve Cennete gitmiş olanlarla konuşacaklardır (A'raf 7/48-51, Müddessir 74/40-47). Ayetlerdeki "vekud (وقود)" kelimesine "yakıt" anlamı verilir ama onlar, oranın yakıtı olsalar her tarafları yanar, kimseyle konuşamaz ve kısa sürede yok olup giderlerdi. Bütün bunlardan dolayı Cehennemle ilgili ayetlerdeki "vekud (وقود)" kelimesine "yakıt" değil mecazen 'tutuşturucu" anlamı vermek uygun olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetleri görmezlikte direnenleri (kafirleri), Allah'ın cezasından ne malları ne de çocukları kurtarabilir. Onlar cehennem yakıtıdırlar.

    Şaban Britch

    Şüphesiz kâfir olanlara ne malları ve ne de çocukları Allah'ın (azabına) karşılık hiçbir fayda sağlamaz İşte bunlar, ateşin yakıtı olanlardır.

    Şaban Piriş

    Şüphesiz kafir olanlar, onların malları da, çocukları da Allah'a karşı zerre kadar kendilerine fayda sağlamayacaktır. İşte bunlar, ateşin yakıtı olanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Küfre sapanlara gelince, onların malları da çocukları da Allah'a karşı kendilerine hiçbir yarar sağlamayacaktır. Onlar, işte onlar, ateşin yakıtıdırlar.

  2. Âl-i İmrân suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 11. ayet. كَدَأْبِ ءَالِ فِرْعَوْنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    Diyanet İşleri

    (Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır.

    Mehmet Okuyan

    (Bunların durumu) tıpkı Firavun'un ailesi (destekçileri) ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. (Onlar) ayetlerimizi yalanlamışlardı; Allah da günahları sebebiyle onları yakalamıştı. dipnot 1 Allah, azabı şiddetli olandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günahlar "sebep", Yüce Allah'ın yakalaması ise "sonuç"tur.

    Mustafa İslamoğlu

    (Onların gidişatı da) tıpkı Firavun toplumu ve onlardan öncekilerin gidişatı gibi: mesajlarımızı yalanladılar ve Allah da onları günahları nedeniyle (suçüstü) yakalayıverdi: Allah pek şiddetli cezalandırandır.

    Muhammed Esed

    Firavun halkının ve onlardan önce yaşayanların başına gelenlerin aynısı (onların başına da gelecek): Onlar mesajlarımızı yalanladılar ve Allah günahlarından dolayı onları hesaba çekti: çünkü Allah karşılık vermede şedittir.

    Ahmed Hulusi

    (Onların gidişatı) tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişatı gibi. . . (Onlar) işaretlerimizi (Esma'nın açığa çıkışı olan işaretleri) yalanlamışlardı. Allah da onları bu suçlarıyla yakalayıverdi. Allah Şediyd ül 'Ikab'dır (yapılan suçun hak ettiği karşılığı vermede çok şiddetlidir).

    Ali Bulaç

    Tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Ayetlerimizi yalanladılar, böylece Allah günahları nedeniyle onları yakalayıverdi. Allah, (cezayla) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin âdetleri üzere âyetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini günahları yüzünden cezâlandırdı. Allah'ın cezâsı çok şiddetlidir.

    Ali Rıza Safa

    Firavun ailesi ve onlardan öncekiler gibi ayetlerimizi yalanladılar. Sonunda Allah, suçları yüzünden onları yakaladı. Çünkü Allah'ın cezası çok yamandır.

    Bayraktar Bayraklı

    İnkarcıların yolu Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yola benzer. Onlar bizim ayetlerimizi yalanladılar; Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah'ın cezası çok şiddetlidir.

    Edip Yüksel

    Firavunun halkı veya onlardan öncekilerin durumu gibi... Ayetlerimizi (vahiy ve mucizelerimizi) yalanladılar ve ALLAH da onları günahları sebebiyle suçüstü yakaladı. ALLAH'ın cezalandırması şiddetlidir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Kuran'da "ayet" kelimesi sadece "mucize, delil, ders" anlamına gelirken, çoğulu olan "ayat (ayetler)" ise buna ek olarak "Tanrısal kitapların cümleleri" için kullanılır. * Bu yüzden, Kuran'da geçen "ayetler" kelimesi, çoğu yerde bütün bu anlamları kapsayarak anlama zenginlik katmaktadır. * Bu gerçeği her defasında parantezle vurgulamadık. Bak 2:106.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Firavun'un halkı veya onlardan öncekilerin durumu gibi... Ayetlerimizi (vahiy ve mucizelerimizi) yalanladılar ve ALLAH da onları suçüstü yakaladı. ALLAH'ın cezalandırması şiddetlidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahları yüzünden tutup yakaladı. Allah'ın azabı çok şiddetlidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tıpkı Ali Fir'avnin gidişi gibi, ki ayetlerimizi tekzib ettiler de Allah onları cürümlerile tutup alıverdi, Allahın ikabı çok şiddetlidir.

    Erhan Aktaş

    Onların durumu, tıpkı Firavuncuların ve onlardan önceki kimselerin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanladılar; Allah da onları suçları nedeniyle yakaladı. Allah'ın cezası çok çetindir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların durumu, tıpkı Firavuncuların ve onlardan önceki kimselerin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanladılar; Allah da onları suçları nedeniyle yakaladı. Allah'ın cezası çok çetindir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların durumu, tıpkı Firavuncuların ve onlardan önceki kimselerin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanladılar; Allah da onları suçları nedeniyle yakaladı. Allah'ın cezası çok çetindir.

    Gültekin Onan

    Tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Ayetlerimizi yalanladılar, böylece Tanrı günahları nedeniyle onları yakalayıverdi. Tanrı, (cezayla) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

    Hasan Basri Çantay

    (Onların gidişi) tıbkı Fir'avn haanedanının ve onlardan evvel gelenlerin gidişi gibidir. Onlar bizim ayetlerimizi yalanladılar da Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah, cezası pek çetin olandır.

    İbni Kesir

    Tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin yaptığı gibi. Onlar ayetlerimizi yalanladılar da Allah günahlarından dolayı onları yakalayıverdi. Allah azabı çok şiddetli olandır.

    Mehmet Alagaş

    (10-12) Muhakkak ki kafirlere malları ve evlatları Allah’tan bir şeyleri savmayacaktır / fayda vermeyecektir , işte onlar ateş yakıtıdırlar. Gidişatları tıpkı onlardan önceki firavun ailesi gibi dir, ayetlerimizi yalanlamışlardı, Allah onları günahları nedeniyle yakaladı, Allah şiddetli geri dönüşü olandır / misillemesi / ikâbı çok şiddetlidir. Kafirlere de ki, ilerde mağlup olacaksınız ve cehennemde bir araya getirileceksiniz, kötü bir oturuş yeridir / mahat’tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Tıpkı Firavun Hanedanı ve onlardan öncekilerin durumu gibi ayetlerimizi yalanladılar da Allah da onları günahları sebebiyle cezalandırdı. Allah, cezası çok çetin olandır.

    Süleyman Ateş

    Fir'avn ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Onlar da ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah'ın cezası çetindir.

    Süleymaniye Vakfı

    (Onların durumu,) tıpkı Firavun hanedanının ve daha öncekilerin durumu gibidir. Onlar ayetlerimiz karşısında yalana sarıldılar. dipnot 1 Allah da onları günahları sebebiyle yakaladı. Allah cezalandırması çetindir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kezzebe (كذّب) fiili Kur'an'da hem lazım /geçişsiz hem de müteaddi /geçişli olarak kullanılır. Lazım olarak kullanıldığı yerlerde çok yalan söyleme (En'am 6/148, Yunus 10/39) anlamındadır. Bazı ayetlerde ba (ب) harf-i cerri ile müteaddi olur ve bir şey karşısında yalan söyleme anlamına gelir (En'am 6/21, 157, A'raf 7/37, Taha 20/48). Harf-i cersiz müteaddi olduğu yerlerde de yalanlama anlamındadır (Al-i İmran 3/184, Hicr 15/80, Şuara 26/176).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunların tutumu, Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin tutumu gibidir dipnot 1 . Onlar da ayetlerimiz karşısında yalana sarılmışlardı dipnot 2 da Allah suçüstü yakalamıştı. Allah cezayı, suçla doğru orantılı olarak dipnot 3 verir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Başta bazı hocalar olmak üzere kendine Müslüman diyenlerin çoğu, işlerine gelmediği için bazı ayetleri görmek istemezler.  Firavun ve ailesi de öyleydi. Allah Teala şöyle demiştir: "Her şeyi açıkça gösteren ayetlerimiz gelince: "Bunlar açık büyüdür" dediler. İçlerinde en küçük şüphe olmadığı halde yanlış yapmalarından ve büyüklenmelerinden dolayı onları, bile bile inkar ettiler." (Neml 27/13-14)
    2. metne dön, dipnot 2
      Kezzebe = كذب fiili "yalanlama" veya "çokça yalan söyleme" anlamına gelen tekzib = تكذيب kökündendir. Kelimenin geçtiği ayetlere, yerine göre "yalanlama" veya "yalan yanlış şeyler söyleme" anlamı verilmiştir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayetteki = شديد şedid, sıkıca bağlı demektir. Allah'ın ödülü veya cezası, kulun fiili ile doğru orantılıdır: "Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz." (En'am 6/160)

    Şaban Britch

    Tıpkı Firavun Hanedanı ve onlardan öncekilerin tutumu (tavırları) gibi ayetlerimizi yalanladılar da Allah da onları günahları sebebiyle cezalandırdı. Allah, cezası çok çetin olandır.

    Şaban Piriş

    Tıpkı Firavun Hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişi (tavırları) gibi ayetlerimizi yalanladılar da Allah da onları günahları sebebiyle cezalandırdı. Allah'ın cezalandırması pek şiddetlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Ayetlerimizi yalanlamışlardı da Allah, onları günahları yüzünden yakalamıştı. Allah, cezayı çok şiddetli vermektedir.

  3. Âl-i İmrân suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 12. ayet. قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ وَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

    Diyanet İşleri

    İnkar edenlere de ki: "Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!"

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlara de ki: "Yakında (dünyada) yenileceksiniz ve (ahirette) cehenneme sürüleceksiniz. Ne kötü bir yataktır (orası)!"

    Mustafa İslamoğlu

    İnkarda direnenlere de ki: Yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz: Orası ne fena bir döşektir!

    Muhammed Esed

    Hakikati inkara şartlanmış olanlara de ki: "Siz (teslim olup) boyun eğecek ve cehenneme toplanacaksınız, ne kötü bir mesken(dir o)!"

    Ahmed Hulusi

    Kafirlere (hakikati inkar edenlere) de ki: "Yenileceksiniz ve cehennemde toplanacaksınız. . . Ne kötü döşektir o!"

    Ali Bulaç

    İnkar edenlere de ki: "Yakında yenilgiye uğratılacaksınız ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz." Ne kötü yataktır o.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) İnkâr edenlere de ki: Yakında mağlup olacaksınız ve Cehennem'e sürüleceksiniz. Orası kalınacak ne kötü bir yerdir!

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenlere, şunu söyle: "Yakında yenilgiye uğrayacak ve cehennemde toplanacaksınız; ne kötü bir yataktır!"

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenlere de ki: "Yakında mağlup olacaksınız ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası kalınacak ne kötü bir yerdir!"

    Edip Yüksel

    İnkarcılara şunu söyle: "Yenilecek ve cehenneme sürüleceksiniz." Ne kötü bir konuttur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcılara şunu söyle: 'Yenilecek ve cehenneme sürüleceksiniz.' Ne kötü bir konuttur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O, inkar edenlere de ki: "Siz mutlaka yenileceksiniz ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz. O ise ne kötü döşektir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O küfredenlere de ki: Siz mutlak yenileceksiniz ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz, o ise ne fena döşektir.

    Erhan Aktaş

    Kafirlere de ki: "Yakında yenileceksiniz ve Cehennem'e sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir yerdir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirlere de ki: "Yakında yenileceksiniz ve Cehennem'e sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir yerdir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörlere de ki: "Yakında yenileceksiniz ve Cehennem'e sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir yerdir."

    Gültekin Onan

    Kafirlere de ki "Yakında yenilgiye uğratılacaksınız ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz." Ne kötü yataktır o.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) o küfreden (Yahudi) lere de ki: "Yakında mağlub olacaksınız ve (topdan) cehenneme sürüleceksiniz". O, ne kötü yatakdır!

    İbni Kesir

    Küfredenlere: Siz, mutlaka yenileceksiniz. Ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz, orası ne kötü döşektir, de.

    Mehmet Alagaş

    (10-12) Muhakkak ki kafirlere malları ve evlatları Allah’tan bir şeyleri savmayacaktır / fayda vermeyecektir , işte onlar ateş yakıtıdırlar. Gidişatları tıpkı onlardan önceki firavun ailesi gibi dir, ayetlerimizi yalanlamışlardı, Allah onları günahları nedeniyle yakaladı, Allah şiddetli geri dönüşü olandır / misillemesi / ikâbı çok şiddetlidir. Kafirlere de ki, ilerde mağlup olacaksınız ve cehennemde bir araya getirileceksiniz, kötü bir oturuş yeridir / mahat’tır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Rasûlüm) Kâfirlere de ki: Yakında yenilgiye uğrayacak ve toplanıp Cehennem'e sürüleceksiniz. Orası ne kötü yerleşme yeridir.

    Süleyman Ateş

    İnkar edenlere söyle: "Yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir döşektir!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Âyetleri görmezlikte direnenlere de ki: "Sonunda kaybedecek ve Cehennem'e toplanacaksınız! Orası ne kötü beşiktir! dipnot 1 "

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Beşiğin altı ve üstü olur. Cehennemdeki beşiğin altı da üstü de ateş olacaktır. Allah Teala şöyle demiştir: "Onlar için cehennemden bir beşik ve üstlerinde örtüler olacaktır. Yanlış yapanları işte böyle cezalandırırız. (Araf 7/41) Üstlerinde ateşten tabakalar, altlarında da tabakalar olur." (Zümer 39/16) "Azabın, onları üstlerinden ve ayaklarının altından saracağı gün, Allah onlara: ‘Yapıp ettiklerinizin tadına varın bakalım' diyecektir." (Ankebut 29/55)

    Şaban Britch

    Kâfirlere de ki: Yakında yenilgiye uğrayacak ve toplanıp Cehennem'e sürüleceksiniz. Orası ne kötü yerleşme yeridir.

    Şaban Piriş

    (İnkar edenlere) de ki: -Yakında yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz, orası ne kötü yerleşme yeridir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De o küfre sapanlara: "Yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz. Ne kötü döşektir o!"

  4. Âl-i İmrân suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 13. ayet. قَدْ كَانَ لَكُمْ ءَايَةٌ فِى فِئَتَيْنِ ٱلْتَقَتَا فِئَةٌ تُقَٰتِلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَأُخْرَىٰ كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُم مِّثْلَيْهِمْ رَأْىَ ٱلْعَيْنِ وَٱللَّهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِهِۦ مَن يَشَآءُ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.

    Mehmet Okuyan

    (Bedir'de) karşı karşıya gelen (şu) iki grupta sizin için elbette bir ibret vardır: dipnot 1 (Biri) Allah yolunda savaşan bir grup, diğeri ise onları apaçık bir şekilde kendilerinin iki katı gören kâfir (bir grup). Allah dilediğini (layık olanı) yardımı ile destekler. Şüphesiz ki görenler için bunda ibret vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Medine'deki yahudi gruplar, Mekkeli müşriklere benzemediklerini ve onların savaşlarda galip gelecek durumda olduklarını iddia ettikleri için Yüce Allah müşriklerin mağlup edileceklerini haber vermektedir. Bedir'de yaşanan durum, bu gerçeğin delili ve örneğidir. Çeşitli yönlerden bakıldığında bu iki ordunun karşılaşmasında, savaş esnasında ve sonrasında nice derslerin bulunduğu görülmektedir. Zira bir sonraki cümlede de geçtiği gibi, müşriklerin müminleri mevcut sayının iki katı görmesi de başlı başına bir delildir.

    Mustafa İslamoğlu

    Karşı karşıya gelen iki orduda sizin için bir mesaj vardı: Bir ordu Allah yolunda savaşıyor, diğeri ise inkarında direniyordu. Onlar ötekilerin iki misli olduğunu kendi gözleriyle görüyorlardı: Ama Allah dilediğini yardımıyla güçlendirir. İşte bu olayda basiret sahipleri için elbette ibretler vardır.

    Muhammed Esed

    Savaşta karşı karşıya gelen iki orduda sizin için bir işaret vardı: bir ordu Allah için savaşırken diğeri O'nu inkar ediyordu. (Öncekiler,) kendi gözleriyle diğer tarafı kendilerinin iki misli (kalabalık) gördüler: Ama Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Bakın, bunda görecek gözleri olan herkes için muhakkak bir ders vardır.

    Ahmed Hulusi

    Hakikat ki; sizin için, karşı karşıya gelmiş iki topluluğun halinde bir işaret - ibret vardı; bir topluluk Allah için vuruşurken, diğerleri kafirdi ve onları gözleriyle kendilerinin iki misli olarak görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Muhakkak bunda basiret sahipleri için büyük ibret vardır.

    Ali Bulaç

    Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için andolsun bir ayet (ibret) vardır. Bir topluluk, Allah yolunda çarpışıyordu, diğeri ise kafirdi ki göz görmesiyle karşılarındakini kendilerinin iki katı görüyorlardı. İşte Allah, dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    (Bedir'de) karşı karşıya gelen şu iki grubun halinde sizin için büyük bir ibret vardır. Biri Allah yolunda çarpışan bir grup, diğeri ise müslümanları apaçık bir şekilde kendilerinin iki misli gören kâfir bir grup. Allah dilediğini yardımı ile destekler. İşte bunda basîret sahipleri için muhakkak büyük bir ibret vardır.

    Ali Rıza Safa

    Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için bir gösterge vardır: Bir topluluk, Allah'ın yolunda çarpışanlardı. Nankörlük eden diğerleri ise onları kendilerinin iki katı gibi görüyorlardı. Çünkü Allah, dilediğine yardımıyla destek verir. Aslında, işte bunda, görüş yetisi olanlar için kesinlikle bir ders vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Savaşta/Bedir'de karşı karşıya gelen iki orduda sizin için bir işaret vardır. Ordunun biri Allah için savaşırken, diğeri O'nu inkar ediyordu. Gözleriyle diğer tarafı kendilerinin iki misli gördüler. Ama Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Elbette bunda basiret/aydınlık sahipleri için bir ibret vardır.

    Edip Yüksel

    Karşılaşan iki orduda sizin için bir ders var. Ordulardan birisi ALLAH yolunda savaşırken diğeri de inkarcı idi. Onları gözleriyle kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. ALLAH dilediğini zaferle destekler. Bunda görüş sahipleri için bir ibret vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Karşılaşan iki orduda sizin için bir ders var. Ordulardan birisi ALLAH yolunda savaşırken diğeri de inkarcı idi. Onları (inananları), gözleriyle kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. ALLAH dilediğini zaferle destekler. Bunda görüş sahipleri için bir ibret vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz çarpışan iki topluluğun durumunda size bir ibret vardı. Bir topluluk Allah yolunda vuruşuyordu, diğeri de kafirdi ve onları göz göre göre kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da yardımıyla dilediğini kuvvetlendiriyordu. Elbette gören göze sahip olanlara bunda şüphesiz bir ders vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Muhakkak bir ayet oldu size: çarpışan iki cemi'yette: Bir cem'iyet Allah yolunda vuruşuyordu, diğeri de kafir: Onları göz göre göre kendilerinin iki misli görüyorlardı, Allah da nusratiyle dilediğini te'yid buyuruyordu, görecek gözleri olanlar için elbette bunda şüphesiz bir ibret var.

    Erhan Aktaş

    İki topluluğun karşılaşmasında kesinlikle sizin için bir gösterge vardır: Topluluğun birisi Allah yolunda savaşan, diğeri de Kafirlerdendi. dipnot 1 Kafirler, onları dipnot 2 kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımı ile destekler. Kuşkusuz, basiret dipnot 3 sahipleri için bunda bir ders vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 3:4 ayetin 2. dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Müslimeri.
    3. metne dön, dipnot 3
      Basiret, doğru algılama, doğru idrak etme, gerçeği ve doğruyu görme, kavrama ve anlama yetisi; kavrayış, sezgi ve aydınlanma demektir. Basiret kelimesi, parlayan, parlaklığı ile göz kamaştıran yumuşak taş cinsi demektir. Bu ismi almasının nedeni uzaktan görülmesini sağlayan bir ışık saçmasındandır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İki topluluğun karşılaşmasında kesinlikle sizin için bir gösterge vardır: Topluluğun birisi Allah yolunda savaşanlardan, diğeri de Kafirdi dipnot 1 . Kafirler, onları dipnot 2 kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımı ile destekler. Kuşkusuz, basiret dipnot 3 sahipleri için bunda bir ders vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Müslümanları.
    3. metne dön, dipnot 3
      Derin kavrayış.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İki topluluğun karşılaşmasında kesinlikle sizin için bir ayet vardır: Topluluğun birisi Allah yolunda savaşanlardan, diğeri de gerçeği yalanlayan nankörlerdendi. Gerçeği yalanlayan nankörler, onları kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımı ile destekler. Kuşkusuz, basiret dipnot 1 sahipleri için bunda bir ders vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Derin kavrayış.

    Gültekin Onan

    Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için andolsun bir ayet vardır. Bir topluluk, Tanrı yolunda çarpışıyordu, diğeri ise kafirdi ki göz görmesiyle karşılarındakini kendilerinin iki katı görüyorlardı. İşte Tanrı, dilediğini yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda, basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır.

    Hasan Basri Çantay

    (Bedir muhaarebesinde) karşılaşan iki cem'iyyet hakkında sizin için muhakkak bir ibret vardı. (Onlardan) bir cem'iyyet Allah yolunda döğüşüyordu, diğeri ise kafirdi. Onlar öbürlerini (müslümanları) dış gözleriyle kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah, kimi dilerse onu yardımıyle destekler. Şübhesiz bunda kalb gözleri açık olanlar için kat'i bir ibret vardır.

    İbni Kesir

    Karşılaşan iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır. Biri, Allah yolunda döğüşüyordu. Diğeri ise, kafirdi. Onlar, öbürlerinin kendilerinin iki katı olduklarını gözleriyle görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımıyla destekler. Görebilenler için bunda ibret vardır.

    Mehmet Alagaş

    (13) Şu iki birliğin / bölüğün karşılaşmasında sizin için ayet vardı, bir bölük Allah yolunda çarpışıyordu bir diğeri ise kafir idi. Göz görmesiyle onları iki kat görüyorlardı , Allah nusreti ile istediğini destekler / teyit eder , görme uluları için bunda alınacak ders / ibret vardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Bedir'de) Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için bir ayet vardır. Bunlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfir idi. Gözleriyle onların kendilerinin iki misli olduklarını görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Bunda, basiret sahipleri için gerçekten ibret vardır.

    Süleyman Ateş

    Karşılaşan şu iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu, öteki de nankördü, onları, gözleriyle kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyle destekler. Elbette (bunda) gözleri olanlar için bir ibret vardı.

    Süleymaniye Vakfı

    (Bedir'de) Karşı karşıya gelen iki birlikte sizin için bir ayet / bir gösterge vardır. Birliklerden biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kafirdi. (Müminler) baktıklarında onları kendilerinin iki katı görüyorlardı. dipnot 1 Allah, gereğini yapanı dipnot 2 yardımıyla destekler. İleri görüşlüler için bunda tam bir ibret vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedir Savaşında Mekkeli müşrikler müminlerin iki katından fazlaydı ama onlara kendilerinin iki katı gösterildiler ki müminler onlarla savaşmak zorunda kalsın. Çünkü müminlere, kendilerinin iki katına kadar düşmanla savaşma görevi verilmişti (Enfal 8/65-66). Müslümanların Mekke ordusu ile kervan arasında kalması (Enfal 8/42), düşmanın rüyada Rasulullah'a az gösterilmesi (Enfal 8/43), iki ordu karşılaştığında birbirlerine olduklarından daha az gösterilmeleri (Enfal 8/44), Müslümanların üç bin melekle desteklenmesi (Al-i İmran 3/124), müminlerin rahatlaması için o gün hoş bir uykuya daldırılmaları ve üzerlerine rahatlatıcı bir yağmur yağdırılması da (Enfal 8/11) Allah'ın onlara olan yardımlarındandı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae ( شاء ) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gereğini yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Bedir'de) Karşı karşıya gelen o iki orduda, sizin için bir belge vardır. Biri Allah yolunda savaşanlar, diğeri ise ayetleri görmezlikte direnenler topluluğuydu. (Müminler) onları göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyordu dipnot 1 . Allah, doğru tercihte bulunanı kendi yardımı ile destekler. İleri görüşlüler için bunda bir ibret vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu, Bedir Savaşında olmuştur. Allah Teala şöyle demiştir: "(Ey Muhammed!) Allah onları rüyanda sana az gösterdi. Çok gösterse (savaşma) işinde telaşa düşer, çekişirdiniz. Ama Allah, sizi bu hale düşmekten kurtardı. Çünkü O, içinizde olanları bilir. Onlarla karşılaştığınızda da Allah, sizin gözünüze onları az göstermiş, onların gözüne de sizi az göstermişti. Allah, karar verdiği bir işi gerçekleştirsin diye böyle yapmıştı. Her iş, Allah'a bağlıdır. (O, ol demeden olmaz.)" (Enfal 8/43-44) Mekkeliler müslümanların üç katıydı. Korkup dağılmasınlar diye Allah kendilerinin iki katı göstermişti. Enfal 8/65. ayette, on katı düşmanı yenebilecekleri belirtilmişti ama zayıflık gösterince Allah yüklerini hafifletmiş ve şöyle demişti: "Şimdi Allah sizde bir zayıflık olduğunu gördü ve yükünüzü hafifletti. Artık sizden sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiyi yener. Sizden bin kişi de Allah'ın izniyle onlardan iki bin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir. " (Enfal 8/66)

    Şaban Britch

    Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için bir ayet vardır. Bunlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfir idi. Gözleriyle onların kendilerinin iki misli olduklarını görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Bunda, basiret sahipleri için gerçekten ibret vardır.

    Şaban Piriş

    Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için bir ayet vardır. Bunlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kafir idi. Gözleriyle onların kendilerinin iki misli olduklarını görüyorlardı. Allah, dilediğini yardımıyla güçlendirir. Bunda, gören göze sahip olanlar için gerçekten ibret vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yüz yüze gelen şu iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Biri Allah yolunda çarpışıyordu; ötekisi küfre batmıştı. Allah yolunda çarpışanları, kafa gözleriyle kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah, öz yardımıyla dilediğini destekler. İşte bunda, gözleri olanlar için gerçek bir ibret vardır.

  5. Âl-i İmrân suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 14. ayet. زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ ٱلشَّهَوَٰتِ مِنَ ٱلنِّسَآءِ وَٱلْبَنِينَ وَٱلْقَنَٰطِيرِ ٱلْمُقَنطَرَةِ مِنَ ٱلذَّهَبِ وَٱلْفِضَّةِ وَٱلْخَيْلِ ٱلْمُسَوَّمَةِ وَٱلْأَنْعَٰمِ وَٱلْحَرْثِ ذَٰلِكَ مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسْنُ ٱلْمَـَٔابِ

    Diyanet İşleri

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.

    Mehmet Okuyan

    Kadınlara, çocuklara, yığınla altın ve gümüşe, nişanlı atlara, (sağılabilen) hayvanlara ve ekinlere karşı aşırı düşkünlük o insanlara dipnot 1 çekici görünür. Bu(nlar), dünya hayatının geçimlikleridir. (Oysa) varılacak güzel yer, yalnızca Allah'ın katındadır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki [li'n-nâsi] (insanlara) ifadesi kadın ve erkekleri kapsadığına göre, "kadınların insanlara çekici görünmesi" konusunda kısa bir açıklama yapma ihtiyacı hissediyoruz. [li'n-nâsi] (insanlara) ifadesinde belirteç edatı olan [el] bulunduğundan, ayette geçen "çekici görünme"nin bütün insanlar için değil, belirli bir grup insan için olduğu anlaşılmaktadır. Konunun başladığı 10. ayetten itibaren kâfirler için mallarının ve çocuklarının yarar sağlamayacağı, günahları sebebiyle yakalandıkları ve cehenneme sürülecekleri ifade edildikten sonra 13. ayette "Biri Allah yolunda savaşan, diğeri ise kâfir olan iki grup"tan bahsedilmektedir. İşte 14. ayette geçen "insanlara çekici görünen" ifadesindeki "insanlar"ın, 13. ayetteki kâfir gruba mensup olan o insanlar olduğu kanaatindeyiz. Gerçeği Rabbimiz bilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Kadınlara, oğullara, altın ve gümü cinsinden yığılmış servetlere, gözde nişan vurulmuş atlara, sürülere ve ekinlere tutkulu bir sevgi duymak insanoğluna cazip kılındı. Bütün bunlar dünya hayatının geçici zevkleridir, fakat en güzel gelecek Allah katındadır.

    Muhammed Esed

    Kadınlara, çocuklara, altın ve gümüş (cinsin)den birikmiş hazinelere, soylu atlara, sığırlara ve arazilere yönelik dünyevi zevkler insanoğlu için çekici kılınmıştır. Bütün bu zevkler bu dünya hayatında tadılabilir, ama hedeflerin en güzeli Allah katında olanıdır.

    Ahmed Hulusi

    İnsanlara süslü gösterilerek, kadınlara, çocuklara, kantar kantar altına ve gümüşe, soylu atlara, sığırlara, ekinlere şehvetli bir düşkünlük oluşturulmuştur. Oysa bunlar geçici dünya zevkleridir. Allah ise. . . Varılacak en güzel hedef O'nun indindedir.

    Ali Bulaç

    Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara 'süslü ve çekici' kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah katında olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer, Allah'ın katındadır.

    Ali Rıza Safa

    Kadınlara, oğullara, tartılar dolusu yığılmış altın ve gümüşe, soylu atlara, hayvanlara ve ekinlere olan tutkular, insanlara çekici gösterilmiştir. Bunlar, dünya yaşamının geçimliğidir. Oysa varılacak en güzel yer, Allah'ın katındadır.

    Bayraktar Bayraklı

    Kadınlara, çocuklara, altın ve gümüş cinsinden birikmiş hazinelere, soylu atlara, sığırlara ve arazilere yönelik dünyevi zevkler insanoğlu için çekici kılınmıştır. Bütün bu zevkler bu dünya hayatında tadılabilir; ama mutlu son, Allah katında olanıdır.

    Edip Yüksel

    Kadınları, çocukları, yığınlarla altın ve gümüşü, eğitilmiş atları, davarları ve ekinleri sevmek gibi zevkler insanlara alımlı görünür. Bunlar dünya hayatının nimetleridir. Oysa gidilecek en güzel yer ALLAH katındadır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kadınları, çocukları, yığınlarla altın ve gümüşü, eğitilmiş atları, davarları ve ekinleri sevmek gibi zevkler insanlara alımlı görünür. Bunlar dünya hayatının nimetleridir. Oysa gidilecek en güzel yer ALLAH katındadır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnsanlara, kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, cins atlar, davarlar, ekinler gibi zevklerin sevgisi, çekici hale getirildi. Fakat bunlar, dünya hayatının geçici nimetleridir. Oysa Allah, akibet güzelliği, O'nun yanındadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İnsanlara: Kadınlar, oğullar, yüklerle altun ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden şehevat sevgisi bezendi; fakat bunlar Dünya hayatın geçici meta'ı, halbuki Allah, akıbet güzelliği onun yanındadır.

    Erhan Aktaş

    Kadınlara, çocuklara, yığınlarla altın ve gümüşe, soylu atlara, davarlara ve ekinlere karşı tutkulu sevgi insanlara cazip gösterilmiştir. Bunlar, dünya hayatının geçimlikleridir. Oysa asıl iyi olan sonuç Allah'ın yanındadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kadınlara, çocuklara, yığınlarla altın ve gümüşe, soylu atlara, davarlara ve ekinlere karşı tutkulu sevgi insanlara cazip gösterilmiştir. Bunlar, dünya hayatının geçimlikleridir. Oysa asıl iyi olan sonuç Allah'ın yanındadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kadınlara, oğullara, yığınlarla altın ve gümüşe, soylu atlara, davarlara ve ekinlere karşı aşırı tutku insanlara cazip gösterilmiştir. Bunlar, dünya hayatının geçimlikleridir. Oysa asıl güzel sonuç Allah'ın yanındadır.

    Gültekin Onan

    Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara 'süslü ve çekici' kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl güzel dönüş-yeri (meab) Tanrı katındadır.

    Hasan Basri Çantay

    Kadınlara, oğullara, yığın yığın birikdirilmiş altın ve gümüşe, salma güzel atlara, (deve, sığır, koyun, keçi gibi) hayvanlara, ekinlere olan ihtiraskarane sevgi insanlar için bezenib süslenmişdir. Bunlar, dünya hayaatının (geçici) birer faidesidir. Allah (a gelince) nihayet dönüb varılacak yerin bütün güzelliği Onun nezdindedir.

    İbni Kesir

    Kadınlarından oğullarından, kantar kantar altın ve gümüşten, nişanlı atlardan, develerden ve ekinlerden gelen zevklere aşırı düşkünlük; insanlar için süslenip hoş göründü. Bunlar dünya hayatının geçimidir. Oysa gidilecek yerin güzel olanı Allah katındadır.

    Mehmet Alagaş

    (14-17) Kadınlara, oğullara altın ve gümüş yığınlarına, nişanlı / markalı atlara, hayvanlara ve ekine yönelik arzulama sevgisi / şehvet sevgisi insanlara süslü gösterildi, bunlar dünya hayatının geçimlikleridir. (Sizi sadece geçindirmek içindirler kalıcı değiller, tüketim malzemeleri bunlar) ve Allah, O’nun yanındaki ne güzel yerdir. Size daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahipleri için Rableri yanında altlarından nehirler akan cennetler vardır , Onlarda kalıcıdırlar. Tertemiz eşler / zevceler ve Allah’tan bir hoşnutluk , Allah kullarını görendir. Onlar ki Rabbimiz biz kesinlikle iman ettik, bizi günahlarımızdan bağışla, bizi ateş azabından koru diyorlar , sabredenler ve sözüne bağlılar / sadıklar boyun eğenler / kunut olanlar ve harcayanlar / infak edenler, seherlerde bağışlanma dileyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nefsî arzulardan olan, kadınlara, evlatlara, öbek öbek yığılmış altın ve gümüşe, güzel cins atlara, davarlara ve ekinlere karşı aşırı sevgi insanlara çekici ve hoş gösterildi. Oysa bunlar, (fani olan) dünya hayatının nimetleridir. Asıl varılacak güzel yer Allah katındadır.

    Süleyman Ateş

    Kadınlardan, oğullardan, kantarlarca yığılmış altın ve gümüşten, salma atlardan, davarlardan ve ekinlerden gelen zevklere aşırı düşkünlük, insanlara süslü (cazip) gösterildi. Bunlar, sadece dünya hayatının geçimidir. Asıl varılacak güzel yer, Allah'ın yanındadır.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadınlar, dipnot 1 çocuklar, dipnot 2 yığınla altın ve gümüş, cins atlar, en'am dipnot 3 ve toprak ürünlerinden ibaret olan çekici şeylerin tutkusu insanlara hoş gösterilmiştir. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Oysa varılıp kalınacak yerin güzeli Allah katındadır. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kadınlar, kadın erkek her insana hoş gösterilmiştir. Nitekim bir kadının diğer kadınların beğenisini kazanma isteğinin erkeğin beğenisini kazanma isteğinden fazla olduğu gözlemlenebilir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Çocuklar diye anlam verdiğimiz kelimenin kök anlamı "bir şeyden doğan şey" olan ibn (إبن)'in çoğulu olan benin (بنين)'dir (Mekayis). Daha çok erkek evlat anlamında kullanılsa da burada uygun olan, erkek ve kız evlatlar olmasıdır; çünkü kadın - erkek ayrımı olmaksızın bütün insanlar Adem'in çocukları (beni Adem)dir (A'raf 7/26, İsra 17/70). Bu sebeple oğullar yerine "çocuklar" kelimesi tercih edilmiştir.
    3. metne dön, dipnot 3
      En'am; koyun, keçi, sığır ve devenin dişisine ve erkeğine denir (En'am 6/143-144).
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kadınlar dipnot 1 , çocuklar dipnot 2 , yığınla altın ve gümüş, cins atlar, en'am dipnot 3 ve ürünler insana, içi gidecek kadar süslü gösterilmiştir. Bunlar, dünya hayatının menfaatleridir. Kalıcı güzellikler, Allah katındadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunları, kadınıyla, erkeğiyle her insan ister.  Kadının kadına ilgisi, erkeklere olan ilgisinden fazladır. Biri diğerinden çok etkilenir ve birbirlerini etkilemeye çalışırlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayetteki بنين = benin erkek ve kız evladı ifade eder.  Bunu şu ayette açıkça görürüz: "Size kendinizden eşler var eden, eşlerinizden de çocuklar (benin) ve torunlar var eden, size temiz rızıklar veren Allah'tır."  (Nahl 16/72)
    3. metne dön, dipnot 3
      En'am: Koyun, keçi, sığır ve devenin dişisi ve erkeğine denir Bkz. (En'am 6/143) (En'am 6/144).

    Şaban Britch

    Nefsi arzulardan olan, kadınlara, evlatlara, öbek öbek yığılmış altın ve gümüşe, güzel cins atlara, davarlara ve ekinlere karşı aşırı sevgi insanlara çekici ve hoş gösterildi. Oysa bunlar, (fani olan) dünya hayatının nimetleridir. Asıl varılacak güzel yer Allah katındadır.

    Şaban Piriş

    Kadınlara, evlatlara, öbek öbek yığılmış altın ve gümüşe, güzel cins atlara, davarlara ve ekinlere karşı aşırı sevgi insanlara çekici ve hoş gösterildi. Oysa bunlar, dünya hayatının nimetleridir. Asıl varılacak güzel yer Allah katındadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kadınlara, oğullara, altın ve gümüşten oluşturulmuş yığınlara, salma atlara, davarlara ve ekinlere tutkunlukların sevgisi, insanlar için süslenip püslenmiştir. Tüm bunlar geçici-iğreti hayatın nimetidir. Allah'a gelince, varılacak yerin en güzeli onun yanındadır.

  6. Âl-i İmrân suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 15. ayet. قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَٰلِكُمْ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَٰنٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır." Allah, kullarını hakkıyla görendir.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Bunlardan hayırlısını size bildireyim mi? Takvâlı (duyarlı) olanlar için Rablerinin katında, altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler dipnot 1 ve Allah'ın rızası vardır. Allah kulları görendir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:25; Nisâ 4:57.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Size, bütün bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Sorumluluk bilincine sahip olanlar için, Rableri katında zemininden ırmaklar çağlayan yerleşip kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah rızası vardır." Allah kulları her haliyle görür;

    Muhammed Esed

    De ki: "Size o (dünyevi zevkler)den daha hayırlı olan şeyleri haber vereyim mi? Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanlar için Rableri katında, mesken olarak içinden ırmaklar geçen hasbahçeler, temiz eşler ve Allah'ın güzel kabulü vardır." Ve Allah, kulların(ın kalplerin)deki her şeyi görür.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah indinde korunanlar için altlarında ırmaklar akan cennetler vardır ki, orada sonsuza dek kalıcıdırlar. Hem de orada tertemiz eşler (bilincin eşi kusursuz hastalıksız beden olarak da anlaşılabilir) ve Allah'ın kendilerinden razı olması vardır. Allah kullarının hakikatinde olarak Basıyr'dir. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Size bundan daha hayırlısını bildireyim mi? Korkup sakınanlar için Rablerinin katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. Allah, kulları hakkıyla görendir."

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) De ki: Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takvâ sahipleri için Rableri yanında, içinden ırmaklar akan, ebediyyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah'ın rızası vardır. Allah kullarını hakkıyla görür.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Bundan daha iyisini size haber vereyim mi? Sorumluluk bilinci taşıyanlar için, Efendilerinin katında, altlarından ırmaklar akan, sürekli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın hoşnutluğu vardır. Çünkü Allah, kullarını Görendir!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Size o dünyevi zevklerden daha hayırlı olan şeyleri haber vereyim mi? Takva sahipleri için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, süreli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın hoşnutluğu vardır. Allah kullarını çok iyi görür."

    Edip Yüksel

    De ki: "Bundan daha iyisini size haber vereyim mi? Erdemliler için Efendi'lerinin yanında altlarından ırmaklar akan, içinde sonsuz kalacakları bahçeler, tertemiz eşler ve ALLAH'ın onayını kazanmaktan dolayı mutluluk vardır." ALLAH kulları görür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Bundan daha iyisini size haber vereyim mi? Erdemliler için Rab'lerinin yanında altlarından ırmaklar akan, içinde sonsuz kalacakları cennetler (bahçeler), tertemiz eşler ve ALLAH'ın onayını kazanmaktan dolayı mutluluk vardır.' ALLAH kulları görür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Size o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında altından ırmaklar akan, içlerinde sonsuza kadar kalacakları cennetler vardır. Ayrıca orada kendilerine tertemiz eşler ve hele bir de Allah'ın hoşnutluğu vardır. Allah o kulları görür."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: size o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için rablarının yanında Cennetler varki altlarından ırmaklar akar, içlerinde ebedi kalmak üzere onlar, hem orada kendilerine gayet pakize zevceler var, hele Allahdan bir rıdvan var, ve Allah görür o kulları.

    Erhan Aktaş

    De ki: "Size bundan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva dipnot 1 sahipleri için, Rabb'lerinin katında, içinde sürekli kalacakları, içinden nehirlerin aktığı Cennetler, arındırılmış eşler ve Allah'ın rızası vardır." Kuşkusuz, Allah, kullarını Hakkıyla Gören'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (Bkz. 38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Size bundan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva dipnot 1 sahipleri için, Rabb'lerinin katında, içinde sürekli kalacakları, içinden nehirlerin aktığı Cennetler, arındırılmış eşler ve Allah'ın rızası vardır." Kuşkusuz, Allah, kullarını Hakkıyla Gören'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva, kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile zarardan korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Size bundan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahipleri için, Rabb'lerinin katında, içinde sürekli kalacakları, içinden nehirlerin aktığı Cennetler, arındırılmış eşler ve Allah'ın rızası vardır.". Kuşkusuz, Allah, kullarını hakkıyla görendir.

    Gültekin Onan

    De ki: "Size bundan daha hayırlısını bildireyim mi? Korkup sakınanlar için rablerinin katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Tanrı'nın rızası vardır. Tanrı, kulları hakkıyla görendir"

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) de ki: "Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takvaaya erenler için Rableri katında altlarından ırmaklar akan cennetler — ki orada ebedi kalıcıdırlar —, (her şeyden) temizlenmiş zevceler, Allahdan da bir rızaa vardır. Allah kullarını hakkıyle görücüdür.

    İbni Kesir

    De ki: Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takvaya erenler için, altından ırmaklar akan cennetler vardır. Orada devamlı kalacaklardır. Tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. Ve Allah kullarını hakkıyla görendir.

    Mehmet Alagaş

    (14-17) Kadınlara, oğullara altın ve gümüş yığınlarına, nişanlı / markalı atlara, hayvanlara ve ekine yönelik arzulama sevgisi / şehvet sevgisi insanlara süslü gösterildi, bunlar dünya hayatının geçimlikleridir. (Sizi sadece geçindirmek içindirler kalıcı değiller, tüketim malzemeleri bunlar) ve Allah, O’nun yanındaki ne güzel yerdir. Size daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahipleri için Rableri yanında altlarından nehirler akan cennetler vardır , Onlarda kalıcıdırlar. Tertemiz eşler / zevceler ve Allah’tan bir hoşnutluk , Allah kullarını görendir. Onlar ki Rabbimiz biz kesinlikle iman ettik, bizi günahlarımızdan bağışla, bizi ateş azabından koru diyorlar , sabredenler ve sözüne bağlılar / sadıklar boyun eğenler / kunut olanlar ve harcayanlar / infak edenler, seherlerde bağışlanma dileyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: Size, bundan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? Allah’tan korkan/günahlardan sakınanlara, altından nehirler akan ebedi kalacakları Cennetler vardır. Tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kullarını hakkıyla görendir.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Bunlardan daha iyisini size söyleyeyim mi? Korunanlar için Rableri katında altlarından ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır." Allah, kulları görür:

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Size bunlardan daha iyisini haber vereyim mi? Kendini yanlışlardan koruyanlar için Rableri katında, ölümsüz olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler /bahçeler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. dipnot 1 Allah kullarını daima görendir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Size onlardan daha iyisini söyleyeyim mi? Kendini koruyanlar (müttakiler) için Sahipleri katında, ölümsüz olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan bahçeler, kusursuz hale getirilmiş dipnot 1 eşler ve Allah'ın rızası vardır. Allah kullarını görmektedir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kötü huylarından ve istenmeyen özelliklerinden arındırılmış kadın ve erkekler. (Bkz. Hicr 15/47 ve Bakara 2/25 ve dipnotu)

    Şaban Britch

    De ki: Size, bundan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? Allah’tan korkan/günahlardan sakınanlara, altından nehirler akan ebedi kalacakları cennetler vardır. Tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kullarını hakkıyla görendir.

    Şaban Piriş

    De ki: -Size, bundan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? Allah'tan korkan/günahlardan sakınanlara, altından nehirler akan ebedi kalacakları cennetler vardır. Tertemiz eşler ve Allah'ın güzel kabulü vardır. Allah, kullarını hakkıyla görendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Bu sayılanlardan daha iyisini size haber vereyim mi? Sakınıp korunanlar için, Rableri katında, altlarından nehirler akan, içinde sürekli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'tan bir hoşnutluk olacaktır. Allah, kulları en iyi biçimde görmektedir."

  7. Âl-i İmrân suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 16. ayet. ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ

    Diyanet İşleri

    (16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.

    Mehmet Okuyan

    Onlar (duyarlı olanlar) "Rabbimiz! Şüphesiz ki biz iman ettik; bizim için günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru!" derler.

    Mustafa İslamoğlu

    "Rabbimiz! Kuşkusuz biz iman ettik: Bizi bağışla, günahlarımızı da... Ve bizi ateşin azabından koru!" diyenleri;

    Muhammed Esed

    "Ey Rabbimiz! (Sana) inanıyoruz, bizi affet, günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından emin kıl" diyenlerin:

    Ahmed Hulusi

    Onlar şöyle derler: "Rabbimiz, biz kesinlikle iman ettik. Artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizi yanmaktan koru!"

    Ali Bulaç

    Onlar: "Rabbimiz şüphesiz biz iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyenler;

    Ali Özek ve heyeti

    (Bu nimetler) «Ey Rabbimiz! İman ettik; bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru!» diyen;

    Ali Rıza Safa

    Onlar, şöyle derler: "Efendimiz! Kuşkusuz, inandık! Artık, suçlarımızı bağışla ve ateş cezasından bizi koru!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Allah, "Ey Rabbimiz! Sana inanıyoruz, bizi affet, günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyenlerin, zorluklara sabredenlerin ve sözlerini tutanların, Rablerine yürekten bağlı olanların, servetlerini Allah yolunda harcayanların ve seherlerde bütün kalpleriyle af dileyenlerin kalplerindeki her şeyi görür.

    Edip Yüksel

    Onlar ki: "Efendimiz, biz onayladık, günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru" derler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki: 'Rabbimiz, biz inandık, günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru,' derler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki: "Rabbimiz, inandık iman getirdik; artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizleri o ateş azabından koru!" derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onları ki ya rabbena derler: inandık iman getirdik artık bizim suçlarımızı bağışla ve o ateş azabından koru bizleri

    Erhan Aktaş

    Bu kimseler: "Rabb'imiz! Biz, Sana iman ettik. Suçlarımızı bağışla, ateşin azabından bizi koru." derler;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu kimseler: "Rabb'imiz! Biz, Sana iman ettik. Suçlarımızı bağışla, ateşin azabından bizi koru." derler;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu kimseler: "Rabb'imiz! Biz, Sana iman ettik. Suçlarımızı bağışla, ateşin azabından bizi koru." derler;

    Gültekin Onan

    Onlar: "Rabbimiz şüphesiz biz inandık, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyenler;

    Hasan Basri Çantay

    (16-17) (O takvaaya erenler): "Ey Rabbimiz, biz iman etdik. Artık bizim günahlarımızı yarlığa ve bizi o ateşin azabından koru" diyenler, sabredenler, (imanlarında) gerçek olanlar, (Allaha) itaatle boyun eğenler, infaak edenler, seharlarda Allahdan mağfiret isteyenlerdir.

    İbni Kesir

    Onlar ki: Ey Rabbımız; biz gerçekten iman ettik, artık günahlarımızı bize bağışla ve o ateş azabından bizleri koru diyenler,

    Mehmet Alagaş

    (14-17) Kadınlara, oğullara altın ve gümüş yığınlarına, nişanlı / markalı atlara, hayvanlara ve ekine yönelik arzulama sevgisi / şehvet sevgisi insanlara süslü gösterildi, bunlar dünya hayatının geçimlikleridir. (Sizi sadece geçindirmek içindirler kalıcı değiller, tüketim malzemeleri bunlar) ve Allah, O’nun yanındaki ne güzel yerdir. Size daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahipleri için Rableri yanında altlarından nehirler akan cennetler vardır , Onlarda kalıcıdırlar. Tertemiz eşler / zevceler ve Allah’tan bir hoşnutluk , Allah kullarını görendir. Onlar ki Rabbimiz biz kesinlikle iman ettik, bizi günahlarımızdan bağışla, bizi ateş azabından koru diyorlar , sabredenler ve sözüne bağlılar / sadıklar boyun eğenler / kunut olanlar ve harcayanlar / infak edenler, seherlerde bağışlanma dileyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar: "Rabbimiz! Biz, kesin olarak iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru!" derler.

    Süleyman Ateş

    "Rabbimiz, biz inandık, bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru!" diyenleri,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar şöyle derler: "Sahibimiz! Biz inanıp güvendik, günahlarımızı bağışla, o ateşin azabından bizi koru!"

    Şaban Britch

    Onlar: Rabbimiz! Biz, kesin olarak iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru, diyenlerdir.

    Şaban Piriş

    Onlar: -Rabbimiz, biz, kesin olarak iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru, diyenlerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kullar ki şöyle derler: "Ey Rabbimiz, kuşkusuz olarak sana inandık. Bağışla günahlarımızı, ateş azabından koru bizi."

  8. Âl-i İmrân suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 17. ayet. ٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ

    Diyanet İşleri

    (16-17) (Bunlar), "Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru" diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah'tan) bağışlanma dileyenlerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    (zorluklara) sabredenleri, (imana) sadakat gösterenleri, (Allah'a) boyun eğenleri, (O'nun için) harcayanları, (günahlarından dolayı) seherlerde canı gönülden yalvaranları (da görür).

    Muhammed Esed

    Zorluklara sabredenlerin ve sözlerini tutanların, (Rablerine) yürekten bağlı olanların, (servetlerini Allah yolunda) harcayanların ve bütün kalpleriyle af dileyenlerin.

    Ahmed Hulusi

    (Onlar) sabredenlerdir, sadıklardır, kanitlerdir (kulluğunun idrakıyla boyun eğmişlerdir), (muhtaçlara) bağışlayanlardır, seher vakti (uyanma sürecinde) eksikliklerinden dolayı istiğfar edenlerdir.

    Ali Bulaç

    Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' bağışlanma dileyenlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    Sabreden, sâdık (dürüst) olan, ibadet ve taatlerinde devamlı olan, (mallarını Allah yolunda) infâk eden ve seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dileyen muttakîler içindir.

    Ali Rıza Safa

    Dirençli olanlar, doğruyu söyleyenler, içtenlikle özgüleyenler, yardımlaşmak amacıyla paylaşanlar ve güneşin doğmasına yakın zamanlarda bağışlanma dileyenlerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Allah, "Ey Rabbimiz! Sana inanıyoruz, bizi affet, günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyenlerin, zorluklara sabredenlerin ve sözlerini tutanların, Rablerine yürekten bağlı olanların, servetlerini Allah yolunda harcayanların ve seherlerde bütün kalpleriyle af dileyenlerin kalplerindeki her şeyi görür.

    Edip Yüksel

    Onlar, sabredenlerdir, doğru sözlülerdir, gönülden teslim olanlardır, insanlara yardım edenler ve seherlerde/gönülden bağışlanma dileyenlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, sabredenlerdir, doğru sözlülerdir, gönülden teslim olanlardır, insanlara yardım edenler ve seherlerde bağışlanma dileyenlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O sabredenleri, doğruluktan ayrılmayanları, divan duranları, nafaka verenleri ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenleri koru! derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O sabr edenleri, o sıdk-u sadakatle gidenleri, o divan duranları, o nefaka verenleri, ve o seher vakitleri istiğfar eyleyenleri

    Erhan Aktaş

    Bunlar: Sabreden, dürüst olan, gönülden bağlı olan, infak eden ve seher vaktinde bağışlanma dileyenlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunlar: Sabreden, dürüst olan, gönülden bağlı olan, infak eden ve seher vaktinde bağışlanma dileyenlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunlar: Sabreden, dürüst olan, gönülden bağlı olan, infak eden ve seher vaktinde bağışlanma dileyenlerdir.

    Gültekin Onan

    Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve 'seher vakitlerinde' bağışlanma dileyenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    (16-17) (O takvaaya erenler): "Ey Rabbimiz, biz iman etdik. Artık bizim günahlarımızı yarlığa ve bizi o ateşin azabından koru" diyenler, sabredenler, (imanlarında) gerçek olanlar, (Allaha) itaatle boyun eğenler, infaak edenler, seharlarda Allahdan mağfiret isteyenlerdir.

    İbni Kesir

    Sabredenler, doğru olanlar, gönülden ibadet edenler, infak edenler ve seherlerde Allah'tan mağfiret dileyenlerdir.

    Mehmet Alagaş

    (14-17) Kadınlara, oğullara altın ve gümüş yığınlarına, nişanlı / markalı atlara, hayvanlara ve ekine yönelik arzulama sevgisi / şehvet sevgisi insanlara süslü gösterildi, bunlar dünya hayatının geçimlikleridir. (Sizi sadece geçindirmek içindirler kalıcı değiller, tüketim malzemeleri bunlar) ve Allah, O’nun yanındaki ne güzel yerdir. Size daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahipleri için Rableri yanında altlarından nehirler akan cennetler vardır , Onlarda kalıcıdırlar. Tertemiz eşler / zevceler ve Allah’tan bir hoşnutluk , Allah kullarını görendir. Onlar ki Rabbimiz biz kesinlikle iman ettik, bizi günahlarımızdan bağışla, bizi ateş azabından koru diyorlar , sabredenler ve sözüne bağlılar / sadıklar boyun eğenler / kunut olanlar ve harcayanlar / infak edenler, seherlerde bağışlanma dileyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Onlar): Sabredenler, sadık olanlar, gönülden boyun eğip itaat edenler, sadaka verenler ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.

    Süleyman Ateş

    Sabredenleri, doğru olanları, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranları, Allah için (mal) harcayanları ve seherlerde istiğfar edenleri (Allah'tan bağışlanmalarını dileyenleri Allah) görmektedir.

    Süleymaniye Vakfı

    O kullar sabırlı /duruşunu bozmayan, doğru sözlü, Allah'a içten boyun eğen, infak eden /hayra harcayan ve seher vakitlerinde dipnot 1 bağışlanma dileyenlerdir. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Seher vakti, gecenin sonuna doğru güneş ışıklarının doğu ufkuna ulaşması ve ufkun üst tarafındaki zayıf ışıklı yıldızların kaybolmasıyla başlar. Güneş ufka yaklaştıkça aydınlık üstten aşağıya doğru bir kubbe şeklini alır ve alt taraftaki kara parçası gözükmeye başlar. Kara parçası, ufuk boyunca uzayan siyah bir çizgi haline gelince onun üstünde, çıplak gözle net olarak gözüken beyaz ışık çizgisi oluşur. Tam bu vakitte seher vakti biter, sabah namazı ve oruç tutma vakti başlar (Bakara 2/187). Seher vakti aynı zamanda sahur vaktidir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar sabırlı, özü sözü doğru, Allah'a içten boyun eğen, mallarından hayra harcayan ve seher vakitlerinde dipnot 1 bağışlanma dileyen kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğuda zayıf ışıklı yıldızların kaybolmasıyla başlayan seher vakti (fecr-i kazib = yalancı tan).

    Şaban Britch

    (Onlar): Sabredenler, sadık olanlar, gönülden boyun eğip itaat edenler, sadaka verenler ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.

    Şaban Piriş

    (Onlar): Sabredenler, sadık olanlar, gönülden boyun eğenler, sadaka verenler ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kullar ki sabredenlerdir, özü-sözü doğru olanlardır, ilahi huzurda duranlardır, nimet ve imkanlardan başkalarını yararlandıranlardır; seherlerde, bağışlanmak için yakaranlardır.

  9. Âl-i İmrân suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 18. ayet. شَهِدَ ٱللَّهُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَأُو۟لُوا۟ ٱلْعِلْمِ قَآئِمًۢا بِٱلْقِسْطِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Diyanet İşleri

    Allah, melekler ve ilim sahipleri, ondan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Allah, melekleri ve adaleti gözeten ilim sahipleri şahittir ki O'ndan başka ilah yoktur. (Evet) O'ndan başka ilah yoktur. Güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah şahittir ki O'ndan başka ilah yoktur; melekler de, adaleti şiar edinen ilim adamları da (şahittirler ki) O'ndan başka ilah yoktur; O her işinde mükemmel olandır, her hükmünde tam isabet edendir.

    Muhammed Esed

    Allah, (bizatihi Kendisi) ile melekler ve hak ve adaleti gözeten ilim sahipleri O'ndan başka tanrı olmadığına şahittir: O'ndan başka tanrı yoktur, Kudret ve Hikmet Sahibi(dir).

    Ahmed Hulusi

    Allah şehadet eder, kendisidir "HU"; tanrı yoktur; sadece "HU"! Esma'sının kuvveleri olanlar (melaike) ve Ulül İlm de (ilim açığa çıkardığı mahaller) bu hakikatin Hak oluşuna şehadet eder, Adl'i kaim kılarlar. Tanrı yoktur, sadece "HU"; Aziyz, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Allah, gerçekten kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti; melekler ve ilim sahipleri de O'ndan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. Aziz ve Hakim olan O'ndan başka ilah yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, Melekler ve ilim sahipleri, adâleti ayakta tutarak Allah'tan başka ilah olmadığına şahitlik etmişlerdir. (Evet) Azîz ve Hakîm olan Allah'tan başka ilâh yoktur.

    Ali Rıza Safa

    Allah, Kendisinden başka Tanrı olmadığına tanıklık eder. Melekler ve bilgisi olanlar da adaletle bunu yaparlar: "O'ndan başka Tanrı yoktur. Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Allah ile melekler, hak ve adaleti gözeten ilim sahipleri, O'ndan başka tanrı olmadığına şahittir. O'ndan başka tanrı yoktur, kudret ve hikmet sahibidir.

    Edip Yüksel

    ALLAH, kendisinden başka tanrı olmadığına şehadet eder; melekler ve adaleti gözeten ilim sahipleri de... O'ndan başka tanrı yoktur. Üstündür, Bilgedir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * İslam'ın ilk şartı olarak bilinen "Şehadet", Allah'tan başka tanrı olmadığının itiraf edilmesidir. Kuran'da otuz kez geçen "la ilahe illa Allah" ifadesi hiçbir yerde bir başka isimle birlikte geçmez. * Bu şehadetle yetinmeyip Allah'ın Tekliğini ilan ederken, Allah'ı tek başına yeterli görmemek ve isminin yanında herhangi bir ismi anmayı gerekli görmek şirk hastalığının bir belirtisidir. Muhammed peygamberden seneler sonra, tüm ilahi dinlerin değişmez ortak sloganı olan şehadete Muhammed peygamberin ismini ilave edenler bu davranışlarıyla Kuran'ın birçok ilkesini çiğnemişlerdir. * Camilerde Tanrı'nın isminin yanına, Muhammed peygamberin ismine ek olarak Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan ve Hüseyin gibi diğer putlaştırılmış isimler eklenmiştir. * Şiiler ise farklı bir put koleksiyonuna sahip olup camilerini onların isimleriyle süslerler. Muhammed peygamberin isminin geçtiği dört ayet var; bu ayetleri camiye asmak yanlış mı diye itiraz edenler olabilir. * Mescitlerin duvarlarına cennetteki hurilerden söz eden tüm ayetleri güzel hatlarla yazıp asmanın yahut sadece cehennem ile ilgili ayetleri seçmenin bir zararı mı var? Sadece İsa veya Musa ile ilgili ayetleri seçmeye ne demeli? Münafıklarla ilgili ayetler niye olmasın? Mescitlerin duvarına tüm Kuran asılırsa bir sorun olmaz. Ama Kuran'dan bazı ayetler özellikle seçilince işte orada niyet önemli oluyor. Kuran'dan bazı ayetler seçilecekse, sadece Allah'tan söz eden ayetler asılabilir. * Örneğin 39:44-45 veya 39:11-12 ayetleri... Ayrıca, mescitlerin duvarına ayet asılacak diye bir kural da yok? * Bak 2:285; 3:64; 39:45; 53:23; 72:18. * Muhammed isminin kelime-i şehadete Kuran'ın vahyinden onlarca yıl sonra eklendiğini kanıtlayan ve açıklayan arkeolojik belgelere sahibiz. Örneğin, Muhammed peygamberin dünyadan ayrılışından 80 yıl sonra, Hicri 90 (Miladi 710) yılında Ümeyye döneminde basılan altın sikkeler Kuran'daki ayetleri destekliyor, hadis ve sünnet yoluyla yapılan çarpıtmaları ifşa ediyor. Muhammed peygamberden seksen yıl sonra bile putperestler Muhammed ismini şehadete doğrudan eklemeye cesaret edemiyorlardı. * Ancak, eski putlarını Muhammed ile değiştiren putperestler Muhammed ismini önce altın sikkelerin etrafına, daha sonra ortasına eklemeyi ve daha sonra da Tevhid ifadesine eklemeyi başardılar. * İnşası bir kaç yüz yıl süren (1) Kenarlama, (2) Ortalama ve (3) Birleştirme diye özetleyebileceğimiz üç şeytani basamak! Emeviler döneminde miladi 710 ve 730 tarihlerinde basılan altın sikkelere bakınız. Bu dönemde "La ilahe illa Allah. Sadece O; O'nun ortağı yoktur" ifadeleri altın paraların orta yerde yer alıyordu. * Ancak, Tevhidi yani Birlemeyi yüzyıllar sonra Binlemeye çeviren müşrikler, bu tahrifatlarını Şeytandan aldıkları ilham ile yavaş yavaş gerçekleştirdiler. Müşrikler, Emeviler döneminde birlemeyi ikilemeye çevirmek için sinsi ve metodik bir yöntem izlediler. Bu tahrifat için, daha önce Yahudilerin ustalıkla becerdiği "kelimeleri bağlamlarından koparma" yöntemini kullandılar. Her müslümanın saygı duyduğu bir ayeti kullanmaya karar verdiler ve amaçları için 48:28 ayetini uygun gördüler. * Ayetteki "Muhammedun Resul Allah" yani "Tanrı'nın elçisi Muhammed..." ifadesi tek başına bir cümle olmayıp, bir cümlenin parçasıdır. Kuran'ın birçok ayetini suiistimal ederek Kuran dışında kaynaklar oluşturan kafanın umurunda değildi bu gerçek. Muhammed'in ismini 48:28 ayetindeki bağlamından kopardıktan ve "şahit olarak Allah yeter" ifadesini kırpıp çıkardıktan sonra onu ikinci nesil altın paraların etrafına yerleştirdiler. * Ayetin bağlamından koparılıp anlamı veya vurgusu çarpıtılan bölümü altın sikkelerin etrafına yerleştirmek için ilginç bir ameliyat gerçekleştirdiler. Yani ortadan değil; kenardan yavaş yavaş alıştırmakla başladılar. Paranın diğer tarafındaki 112'inci sureden alıntılanan bazı kelimeler Tanrı'nın birliğini vurguluyor ve ortakları reddediyor. Emevi ve Abbasi sikkeleri daha sonra basılan üçüncü nesil altın sikkelerde Muhammed'in ismini orta yere, Allah'ın ismi yanına koymuştur. Bu önemli tahrifat yüzyıllar süren tedrici bir entrika ile gerçekleşti. Abbasiler döneminde miladi 750 yıllarında basılan paraya bakınız. Muhammed'i putlaştıranlar, onun vefatından yüz küsur yıl sonra nihayet onun ismini Allah'ın isminin bulunduğu merkezi yere koydular. Bu altın ve gümüş paraların bir tarafında La ilahe illa Allah, diğer tarafında da Muhammedun Resulullah yer alıyordu. * Önce ayetten kırpılarak altı ve gümüş paraların kenarına sinsice sokulan Muhammed kelimesi, daha önce sadece Allah için kullanılan orta bölüme, paranın bir tarafına yerleştiriliyor. Paraların bir tarafına Allah ismini bir tarafına da Muhammed ismini koymak kısa bir sürede gerçekleşmedi. Bu uygulama, yüz yılı aşan bir süre boyunca sinsice uygulanan üç basamaklı şeytani bir devrimin ikinci basamağını oluşturuyor. * Günümüzde Sünni ve Şii çevrelerce, Kuran'a inat doğma olarak kabul edilen Kelime-i Tesniye (İkileme İfadesi), yani Allah'tan başka ilah olmadığını ifade eden La ilahe İlla Allah kelimesini Muhammedun Resulullah ifadesi ile birleştirme hastalığı daha sonra üçüncü bir şeytani müdahale ile başarıldı. Şimdi de Abbasiler döneminin son yıllarında miladi 1200 yıllarında basılan sikkeye bakınız. * Nihayet üçüncü merhalede Allah'ın ismiyle Muhammed ismi Kelime-i Tesniye olarak altın paranın bir tarafının ortasında birleştirildi. Dikkat ederseniz, diğer tarafta boşalan yere şeytanın halifesinin ismi yerleştirilmiştir: İmam Abdul ... Emirül Mümiminin, diye! Bu üçüncü basamağın başlangıç tarihlerini şimdilik tam bilmiyoruz. Araştırmacıları bu arkeolojik delileri incelemeye ve Kelime-i Tevhid'i Kelime-i Tesniye'ye çeviren üçlü basamağın tam tarihlerini çıkarmaya davet ediyorum.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH, kendisinden başka tanrı olmadığına şehadet eder; melekler ve adaleti gözeten ilim sahipleri de... O'ndan başka tanrı yoktur. Üstündür, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah kendisinden başka tanrı olmadığına şahittir. Bütün melekler ve ilim uluları da adaleti yerine getirerek şahittirler. O'ndan başka tanrı yoktur; güçlüdür, hikmet sahibidir O.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şahadet eyledi Allah şu hakikate: "başka Tanrı yok ancak o", bütün meleklerle ilim uluları da adl-ü hakkaniyyetle durarak şahid: başka Tanrı yok ancak o, aziz o hakim o.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendisinden başka ilah olmadığına Allah tanıktır. Melekler ve hakkaniyeti gözeten ilim sahipleri dipnot 1 de tanıktırlar ki: O'ndan başka ilah yoktur. O, Mutlak Üstün Olan ve En Doğru Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve alim sözcükleri; Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu; yüceliğini, üstünlüğünü ve gücünü idrak etmek, ayırdına varmak; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın bilincinde olmak demektir. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim sözcüğüne "bilgin", ilim sözcüğüne de "bilgi" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendisinden başka ilah olmadığına Allah, melekler ve adaleti gözeten ilim sahipleri dipnot 1 tanıktırlar. O'ndan başka ilah yoktur. O, Mutlak Üstün Olan ve En Doğru Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve alim sözcükleri; Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu idrak etmek; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın ayırdında ve bilincinde olmak demektir. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim sözcüğüne "bilgin", ilim sözcüğüne de "bilgi" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir.

    Gültekin Onan

    Tanrı, gerçekten kendisinden başka tanrı olmadığına şahitlik etti; melekler ve ilim sahipleri de O'ndan başka tanrı olmadığına adaletle şahitlik ettiler. Aziz ve Hakim olan O'ndan başka tanrı yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    Allah, şu hakıykatı: Kendinden başka hiç bir Tanrı olmadığını, adaleti ayakda tutarak (delilleriyle, ayetleriyle) açıkladı. Melekler (bunu ikrar etdi, hakıyki) ilim saahibleri (nebiler, alimler) de (böylece inandı). Ondan başka hiç bir Tanrı yokdur. (O), mutlak gaalibdir, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Allah, şehadet etti ki: Gerçekten O'ndan başka ilah yoktur. Melekler ve ilim sahibleri de adaleti ayakta tutarak buna şehadet ettiler; O'ndan başka ilah yoktur. O, Aziz'dir, Hakim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (18-22) Allah kendisinden başka ilah olmadığına şahittir ve melekler de şahittir ve ilim uluları da şahittir, ölçülü olmayı / kıstaslı olmayı ayakta tutanlar da şahittir ki ondan başka ilah yoktur, saygıdeğerdir, hâkimdir. Allah’ın yanındaki din İslam’dır / teslimiyettir. Aralarındaki çekememezlik sebebiyle kendilerine ilim geldikten sonra kitap verilenler kendi aralarında karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler. Kim, Allah’ın ayetlerini yok sayarsa muhakkak ki O, hesabı çabucak görendir. Seninle tartışıyorlarsa deki; ben, bana tabi olanlarla birlikte yüzümü Allah’a teslim ettim. Kitap verilenlere (Yahudi ve Hristiyan) ve kitap verilmeyenlere (Mekkeli bedevilere) de ki; teslim oldunuz mu? Eğer ki teslim olurlarsa yola girmişler demektir, yüz çevirirlerse de sana düşen sadece bilgilendirmektir / tebliğdir, Allah kullarını görendir. Allah’ın ayetlerinin üzerini örtenler, haksız yere nebileri öldürenler ve insanlardan ölçülü olmayı emredenleri de öldürenler, onlara acıtıcı azabı müjdele, işte onlar, amelleri hem dünyada hem ahirette boşa gidenlerdir, onlara bir yardımcı da yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah şahittir ki kendisinden başka (ibadet edilmeye layık hak) bir ilah yoktur. Melekler ve adaleti ayakta tutan ilim sahipleri de (buna şahittir.) O’ndan başka (hak) ilah yoktur. O, Aziz'dir, Hakim'dir.

    Süleyman Ateş

    Allah, kendisinden başka tanrı olmadığına şahiddir. Melekler ve ilim sahipleri de adaletle şahiddir (ki O'ndan başka tanrı yoktur. O), azizdir, hakimdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'tan başka ilah olmadığına; Allah, melekler, hakka ve adalete uygun davranan ilim sahipleri şahittir. dipnot 1 Ondan başka ilah yoktur. O daima üstün ve bütün kararları doğru olandır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın varlığı ve birliği konusunda kimsenin şüphesi yoktur. İlah sayılanlar, Allah ile araya konan aracılardır. Ayette, "hakka ve adalete uygun davranan ilim sahipleri" ifadesinin kullanılması, insanların bilmeden Allah'a şirk koşabileceklerini gösterir. (Bakara 2/22, Enfal 8/27). Bunun örneği İbrahim aleyhisselamdır. O, buluğa erdiği andan itibaren (A'raf 7/172-173) putların ilah olamayacağını anlamıştı. Ama gözlemler yapıp kesin kanaate varıncaya kadar gezegenin, ayın ve güneşin kendi rabbi olduğu inancındaydı. Onların rab olamayacaklarını anlar anlamaz kesin tavrını koydu ve bu inanca karşı çıktı (En'am 6/75-79, Enbiya 21/51-64). Onun bu konuda, bile bile yaptığı bir yanlış olmadığı için Allah onu hiçbir zaman müşriklerden saymamıştır (Bakara 2/135, Al-i İmran 3/67, 95, En'am 6/161, Nahl 16/123, Enbiya 21/52-56). Bugün müslümanların büyük çoğunluğu, Nebimiz Muhammed aleyhisselamın, ilim adamlarının ve din adamlarının ilah yapıldığının farkında değillerdir. Allah Teala Kur'an'ı sadece kendisinin bir ilme göre çok ayrıntılı bir şekilde açıkladığını, (A'raf 7/52) ve o açıklamalara konuyu bilenlerden oluşan bir ekibin ulaşabileceğini (Fussilet 41/3) bildirmiş, başkasının yapacağı açıklamayı kabul etmenin de onu ilah yapmak olduğunu açıkça ifade etmiştir (Hud 11/1). Ama geleneksel yapı, bir çok ayeti gizlemiş, bir çoğuna da yanlış anlamlar vermiş ve Nebimiz Muhammed aleyhisselamın ayetleri açıklama yetkisinin olduğunu bütün Müslümanlara kabul ettirmiştir. Kur'an'ı açıklama yetkisi alimlere de verilerek mezhepler oluşturulmuş ve bir ilahlar piramidi meydana getirilmiştir. Bu, kabul edilebilecek bir şey değildir (Bakara 2/103-105, 213, En'am 6/159, Şura 42/13-14). Bu yapıyı, bilmeden kabul edenlerin bir sorumluluğu olmaz (Bakara 2/22, 120, 145, 286). Ama bunu bile bile yapıp Müslümanları bu hale sokanlar, en ağır cezaya çarptırılacaklardır (A'raf 7/44-45).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'tan başka ilah olmadığına Allah, melekler ve doğruluktan şaşmayan bilgi sahipleri şahittir. dipnot 1 Evet, O'ndan başka ilah yoktur. Daima üstün olan, bütün kararları doğru olan O'dur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın varlığı ve birliği konusunda kimsenin şüphesi yoktur.

    Şaban Britch

    Allah şahittir ki kendisinden başka (ibadet edilmeye layık hak) bir ilah yoktur. Melekler ve adaleti ayakta tutan ilim sahipleri de (buna şahittir.) O’ndan başka ilah yoktur. O, Aziz'dir, Hakim'dir.

    Şaban Piriş

    Allah şahittir ki kendisinden başka bir ilah yoktur. Melekler ve adaleti ayakta tutan ilim sahipleri de (buna şahittir.) O'ndan başka ilah yoktur. O, azizdir, hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah, kendisinden başka tanrı olmadığına tanıktır. Meleklerle ilim sahipleri de adalet ölçüsüne sarılarak tanıklık etmişlerdir ki, o Aziz ve Hakim olandan başka hiçbir ilah yoktur.

  10. Âl-i İmrân suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 19. ayet. إِنَّ ٱلدِّينَ عِندَ ٱللَّهِ ٱلْإِسْلَٰمُ وَمَا ٱخْتَلَفَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ وَمَن يَكْفُرْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Allah katında din İslam'dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah katında din İslam'dır. dipnot 1 Kitap verilenler ancak kendilerine bilgi geldikten sonra aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düşmüşlerdi. dipnot 2 Kim Allah'ın ayetlerini inkâr ederse (bilsin ki) şüphesiz ki Allah hesabı hızlı olandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Al-i İmrân 3:85.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:213; Yûnus 10:93; Şûrâ 42:14; Câsiye 45:17; Beyyine 98:4.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah katında tek din İslam'dır. Daha önce kendilerine mesaj gönderilenler, başka değil, yalnızca kıskançlıktan dolayı, kendilerine gerçeğin işareti geldiği halde farklı görüşlere saptılar. Kim Allah'ın mesajlarını inkar ederse, iyi bilsin ki Allah hesabı en seri biçimde görendir.

    Muhammed Esed

    Allah nezdinde tek (hak) din, (insanın) O'na teslimiyetidir; daha önce vahiy verilenler, kıskançlıklarından dolayı, kendilerine (hakikat) bilgi(si) geldikten sonra (bu konuda) farklı görüşlere sarıldılar. Allah'ın mesajlarının doğruluğunu inkar edenlere gelince; unutma, Allah hesap görmede hızlıdır.

    Ahmed Hulusi

    Allah indinde Din, İslam'dır! Kendilerine Kitap (bu konuda bilgi) verilenler, onlara verilen bu ilimden sonra haset ve ihtirastan dolayı ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın işaretlerindeki varlığını (Esma'sının açığa çıkışı olan işaretleri) örterse, muhakkak ki Allah Seriy'ul Hisab'dır (yapılan işin hesabını anında sonuçlandıran).

    Ali Bulaç

    Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam'dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki "kıskançlık ve hakka başkaldırma" (bağy) yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkar ederse, (bilsin ki) gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah katında asıl din şüphesiz İslâm’dır. Kendilerine kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah'ın hesabı çok çabuktur.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah'ın katında, din, İslamiyet'tir. Kitap verilenler, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki çekemezlik yüzünden uyuşmazlığa düştüler. Allah'ın ayetlerini kim inkar ederse; kuşkusuz, Allah, hesabı çok hızlı görür. dipnot 61

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 61
      İnsanlık tarihi boyunca, Allah'ın tüm peygamberleri aracılığıyla gönderdiği din, İslamiyet'tir. İslam dini, yeni bir din olarak gönderilmemiştir. İslamiyet, Allah'a Tüm Benliğiyle Teslim Olmak anlamına gelen; Allah'ın Tek ve Eşsiz olduğu bilinciyle, asla O'na ortaklar koşulmamasını zorunlu yapan dindir. İslamiyet'in, Müslüman peygamberler ve elçilerle yeniden ve yeniden bildirilmesinin nedeni, ayette bildirildiği gibi, ikiyüzlü din sömürgenlerinin kendi çıkarları için katışıksız dini sürekli kirletmeleridir. Bu konuda, önyazıların ikinci ve altıncı bölümlerinde ayrıntılı bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah katında din İslam'dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın ayetlerini inkar edenler bilmelidirler ki, Allah'ın hesabı çok çabuktur.

    Edip Yüksel

    ALLAH tarafından onaylanan biricik din, barış içinde teslim olmak (İslam) tır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine bilgi geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. ALLAH'ın ayetlerini inkar edenler için ALLAH hesabı çabuk görür. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * İslam dini bir özel isim olmayıp, insanlık tarihi boyunca Allah'a teslim olanların sahip olduğu paradigmadır. * İslam akıl dinidir; akılsız nakilcilik şeytanın tuzağıdır. İslam dini evrenseldir (3:83), tek geçerli dindir (3:85), ırkları birleştiricidir (49:13), ulusları barıştırıcıdır (2:62; 2:135-136), herkese adaleti önerir (5:8), kişisel deneyimin ötesinde objektif delil gerektirir (3:86; 2:111; 21:24; 74:30), korunmuş ve matematiksel olarak kodlanmış bir kitaba sahiptir (15:9; 2:23), barış ve realiteyi savunur (60:8, 9), aracılar ve ruhbanlar tanımaz (2:48, 9:31, 34), servet dağılımını teşvik eder (59:7), üretimsiz ekonomiye tolerans göstermez (5:90; 3:130), toplumsal işlerin yürütülmesinde danışmayı gerekli görür (42:38), kişiye büyük değer verir (5:32), kadına değer verir (3:195; 4:124; 16:97), doğa ve çevre ile uyum içinde olmamızı ister (30:41); öğrenmede metot olarak akıl ve deneyi kullanır (17:36)... * Kısacası, İslam, evrendeki fiziksel yasalara ve onların dayattığı sosyal kurallara uygun bir yaşam sürmek ve evrenin yaratıcısına gönülden teslim olmaktır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH tarafından onaylanan biricik din, Teslim Olmak (islam) dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine bilgi geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. ALLAH'ın ayetlerini inkar edenler için ALLAH hesabı çabuk görür

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Doğrusu Allah katında din, İslam'dır. O kitap verilenlerin ayrılığa düşmesi ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki ihtirastandır. Her kim de Allah'ın ayetlerini inkar ederse, şüphe yok ki Allah, hesabı çabuk görendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Doğrusu Allah ındinde din, islamdır; o kitab verilenlerin ıhtilaf etmeleri ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki bağıyden, ihtirastandır, her kim de Allahın ayetlerine küfrederse şüphe yok ki Allah çabık hisablıdır

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz, Allah katında din, dipnot 1 İslam'dır. Kitap verilenler, kendilerine bilgi geldikten sonra ihtirasları nedeniyle ihtilafa düştüler. Kim, Allah'ın ayetlerini kabul etmezse bilsin ki, kuşkusuz Allah, Hesabı Çabuk Gören'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Din kavram olarak, Kur'an'da, inanç sistemi, yaşam biçimi, toplumsal düzen, yasa, hesap, karşılık, ceza vb. anlamlarda kullanılmaktadır. Dinin esas anlamlarından birisi itibariyle, yaşamı düzenleyen ilke ve kuralların referans alındığı "değerler" demektir. Kur'an'a göre, "yaşamı" düzenlemede vahyin değerlerini referans almayan her düşünce ve inanç Cahiliye'dir. Keza insanlar; yaşamlarını, düzenlerini ve sistemlerini hangi değerleri referans alarak belirliyorlarsa, onların dini referans aldıkları değerlerdir (Bkz. 3:73; 6:70; 7:51; 12:76; 40:26; 109:6). Kur'an, nasıl ki Mekkeli müşriklerin Cahiliye değerlerini referans alan düzenlerini, sistemlerini "din" olarak tanımlıyorsa; günümüzün Kur'an'ı referans almayan bütün düzen ve sistemleri de "birer dinidirler." Ancak şu gerçek göz ardı edilmemelidir: Allah, Kur'an'i değerleri referans almak koşulu ile yaşadığımız hayatı düzenlemeyi insana bırakmıştır: Nasıl bir yönetim biçimi, nasıl bir ekonomik sistem, nasıl bir hukuk sistemi, nasıl bir yaşam biçimi vb. olması gerektiği konusunda yetki de görev de sorumluluk da insana aittir. Kur'an'ı referans almak koşulu ile günün koşul ve ihtiyaçlarına göre istenilen düzeni/sistemi/yönetimi kurmak insana bırakılmış bir husustur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz, Allah katında din, İslam'dır. Kitap verilenler, kendilerine bilgi geldikten sonra ihtirasları nedeniyle ihtilafa düştüler. Kim, Allah'ın ayetlerini kabul etmezse bilsin ki, kuşkusuz Allah, Hesabı Çabuk Gören'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz, Allah katında din, İslam'dır. Kitap verilenler, kendilerine bilgi geldikten sonra ihtirasları nedeniyle ihtilafa düştüler. Kim, Allah'ın ayetlerini inkar ederse bilsin ki, kuşkusuz Allah, Hesabı Çabuk Gören'dir.

    Gültekin Onan

    Hiç şüphesiz din, Tanrı katında islamdır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki 'kıskançlık ve hakka başkaldırma' (bağy) yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Tanrı'nın ayetlerine küfrederse, (bilsin ki) gerçekten Tanrı hesabı pek çabuk görendir.

    Hasan Basri Çantay

    Hak din, Allah indinde İslamdır (müslümanlıkdır). Kitab verilenler (başka suretle değil) ancak kendilerine ilim geldikden sonra, aralarındaki ihtirasdan dolayı, ihtilafa düşdü. Kim Allanın ayetlerini inkarederse şübhesiz ki Allah hesabı pek çabuk görendir.

    İbni Kesir

    Gerçekte Allah katında din, İslam'dır. Ancak kitab verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki ihtirastan dolayı ayrılığa düştüler. Kim, Allah'ın ayetlerini inkar ederse; şüphesiz ki Allah, hesabı çabuk görendir.

    Mehmet Alagaş

    (18-22) Allah kendisinden başka ilah olmadığına şahittir ve melekler de şahittir ve ilim uluları da şahittir, ölçülü olmayı / kıstaslı olmayı ayakta tutanlar da şahittir ki ondan başka ilah yoktur, saygıdeğerdir, hâkimdir. Allah’ın yanındaki din İslam’dır / teslimiyettir. Aralarındaki çekememezlik sebebiyle kendilerine ilim geldikten sonra kitap verilenler kendi aralarında karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler. Kim, Allah’ın ayetlerini yok sayarsa muhakkak ki O, hesabı çabucak görendir. Seninle tartışıyorlarsa deki; ben, bana tabi olanlarla birlikte yüzümü Allah’a teslim ettim. Kitap verilenlere (Yahudi ve Hristiyan) ve kitap verilmeyenlere (Mekkeli bedevilere) de ki; teslim oldunuz mu? Eğer ki teslim olurlarsa yola girmişler demektir, yüz çevirirlerse de sana düşen sadece bilgilendirmektir / tebliğdir, Allah kullarını görendir. Allah’ın ayetlerinin üzerini örtenler, haksız yere nebileri öldürenler ve insanlardan ölçülü olmayı emredenleri de öldürenler, onlara acıtıcı azabı müjdele, işte onlar, amelleri hem dünyada hem ahirette boşa gidenlerdir, onlara bir yardımcı da yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz, Allah katında din İslam’dır. Kendilerine kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki haset ve kıskançlık yüzünden ihtilafa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir.

    Süleyman Ateş

    Allah katında din, İslamdır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf aralarındaki aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkar ederse, bilsin ki Allah, hesabı çabuk görendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah katında din, İslam'dır. dipnot 1 Kitap verilenler, sadece kendilerine bu bilgi geldikten sonra birbirlerine üstünlük kurma gayretlerinden dolayı ihtilafa düştüler. dipnot 2 Kim Allah'ın ayetlerini görmezlikte direnirse Allah onun hesabını çabuk görür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İslam, teslim olmaktır. Allah'a teslim olana "müslim" denir. Türkçede ona "Müslüman" adı verilir. Bütün nebiler insanları İslam'a çağırmışlardır. Onun için Allah katında tek din İslam'dır (Al-i imran 3/83-85, Şura 42/13). Bu dinin, Allah tarafından mükemmel hale getirilmiş ve herkesin uyması emredilmiş son şekli, Kur'an'daki İslamdır (Maide 5/48).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayete göre Yahudilik ve Hristiyanlık gibi isimler, birbirlerine üstünlük kurma gayretinden dolayı ortaya çıkmıştır. Nitekim Allah, yaptıkları iddiaların aksine İbrahim aleyhisselamın Yahudi veya Hristiyan olmadığını hep doğruya yönelen bir müslim olduğunu bildirmiştir (Bakara 2/213, Al-i İmran 3/67, Şura 42/14, Casiye 45/17).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah katında din, İslam'dır. dipnot 1 Kendilerine kitap verilenler, bu ilim dipnot 2 geldikten sonra, sırf birbirlerine hakimiyet kurma çabaları yüzünden ihtilaf çıkarırlar. Kim Allah'ın ayetlerini görmezlikten gelirse, Allah onun hesabını hızlı görür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İslam, teslim olmak demektir. Allah'a teslim olana müslim denir. Türkçede ona Müslüman denir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Bu ilim" diye anlam verdiğimiz kelime, el ilmu (الْعِلْمُ)'dur. Allah'ın gönderdiği bütün kitapların özelliklerinden biridir. Allah'ın ilmi ile bir tek kitabın herşeyi açıklamasını(Yusuf 12/111) sağlayan düzenleme(tevil) yöntemi, el ilmu'dur(Bkz.Al-i İmran 3/7) Bu ilim üzerine Allah tarafından düzenlenmiş Kitap'tan çıkarılmış doğru hükümlere hikmet denir. Ellerinde kitap olanlar, kendilerine gelen son kitabın ilmini(yöntemi) fark etmiş ve onun Allah katından olduğunu anlamıştır. Ancak bu durum, ister kendilerine müslüman diyen, isterse diğer ümmetlerden olsun, uydurulmuş dinin menfaat odaklı düzenini altüst eder ve insanları sömürmeyi imkansız hale getirir. Uydurdukları düzen sayesinde elde ettikleri üstünlüğü(bagy:بَغْيًا) devam ettirebilmek için kendilerini doğrulara (ayetlere) kapatmayı, ayetlerin üstünü örtmeyi, görmezden gelmeyi ve inkar etmeyi tercih ederler. Bunların azgınlıkta ileri gidenleri, üstünlüğü sağlamak veya kaptırmamak amacıyla kendilerine gelen elçiyi göçe zorlamak, öldürmek gibi pek çok zalimliği işlemiştir (Bkz.Al-i İmran 3/21). Bugün bile bu suçların işlenmekte olduğu gözlemlenebilir. Bu ayetin ve içinde Ehl-i Kitap geçen diğer ayetlerin muhatabı sadece önceki kitabı bilenler değil, müslümanlar da dahil elinde kitabı olan ve o konuda bilgisi olan tüm ümmetlerdir. Elinde bir kitap olsa bile o kitap hakkında bu ehliyete, bu hikmete, bu ilme sahip olmayanlara "ümmi" denir. Onlar sadece kurgu, uydurma ve tahminlerine göre hareket ederler (Bkz. Bakara 2/78).

    Şaban Britch

    Şüphesiz, Allah katında din İslam’dır. Kendilerine kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki haset ve kıskançlık yüzünden ihtilafa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkâr edip küfrederse şüphesiz Allah, hesabı çok seri bir şekilde görendir.

    Şaban Piriş

    Allah katında din İslam'dır. Kendilerine kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskançlık ve başkaldırı yüzünden ihtilafa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkar edip tanımazsa Allah, hesabı çok seri bir şekilde görendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah katında din İslam'dır/barış ve esenlik için Allah'a teslim olmaktır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık/doymazlık/azgınlık/denge noktasından sapma/yalancılık/zulüm/kibir/zinakarlık yüzünden ihtilafa düştü. Kim Allah'ın ayetlerine nankörlük ederse, Allah, hesabı çabucak görecektir.

  11. Âl-i İmrân suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 20. ayet. فَإِنْ حَآجُّوكَ فَقُلْ أَسْلَمْتُ وَجْهِىَ لِلَّهِ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِ وَقُل لِّلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْأُمِّيِّـۧنَ ءَأَسْلَمْتُمْ فَإِنْ أَسْلَمُوا۟ فَقَدِ ٱهْتَدَوا۟ وَّإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ

    Diyanet İşleri

    Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim ettim." Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de ki: "Siz de İslam'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslam'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir.

    Mehmet Okuyan

    Seninle tartışırlarsa de ki: "Ben kendimi bana uyanlarla birlikte Allah'a teslim ettim." Kitap ehline ve ümmilere dipnot 1 de ki: "Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?" Teslim olurlarsa doğru yolu bulmuş olurlar. Yüz çevirirlerse sana düşen, sadece (mesajı) ulaştırmaktır. Allah kulları görendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Ümmi] kavramı sanıldığı gibi "okuma-yazma bilmeyen" değil, "[el-Kitab]'ı (Tevrat'ı) bilmeyen", "kitap ehlinden olmayan" veya "Mekkeli" demektir. Buna göre söz konusu kavram, [el-ümmiyyûn/el-ümmiyyîn] şeklinde çoğul kalıpta Bakara 2:77'de "Kitabı (Tevrat'ı) bilmeyenler", bu ayette ve Al-i İmrân 3:75'te "kitap verilmeyenler, kitap ehlinden olmayanlar", Cum‘a 62:2'de "Mekkeliler" anlamına gelmekte, [el-ümmî] şeklinde tekil kalıpta A‘râf 7:157-158'de "Hz. Muhammed" için kullanılmaktadır. Hz. Muhammed'in ümmiliği, onun peygamberlikten önce Tevrat'ı yani dini metinleri bilmemesi ve onlar hakkında yazılı veya sözlü yorumda bulunmaması, kitap ehlinden olmaması ve Mekkeli oluşu anlamındadır; konunun okuma-yazma bilmemeyle ilişkisi yoktur. Burada geçen "ümmiler" ifadesi, Al-i İmrân 3:75'te de olduğu gibi öncesindeki bağlam gereği "kitap ehlinden olmayanlar" demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde, eğer seninle tartışırlarsa de ki: Ben tüm varlığımla Allah'a teslim oldum, bana uyanlar da... Daha önce kendilerine vahiy emanet edilmiş olanlara ve vahiyden bihaber olanlara "Siz de tüm varlığınızla teslim oldunuz mu?" diye sor! Eğer teslim olurlarsa, işte o zaman doğru yolu bulmuş olurlar; yok eğer yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca tebliğ etmektir: Zira Allah kulları her haliyle görür.

    Muhammed Esed

    O halde (ey Peygamber,) seninle tartışanlara de ki: "Ben tüm benliğimi Allah'a teslim ettim ve bana tabi olan herkes (de öyle yaptı)!" Daha önce vahiy verilmiş olanlara ve kitap ile ilgisi olmayanlara sor: "Siz (de) kendinizi O'na teslim ettiniz mi?" Ve eğer O'na teslim olurlarsa muhakkak doğru yol üzerindedirler; ama yüz çevirirlerse, unutma ki senin görevin sadece mesajı iletmektir: zira Allah, yarattıklarını(n kalplerindeki her şeyi) görür.

    Ahmed Hulusi

    Eğer seninle tartışırlarsa de ki: "Vechim Allah'a teslimdir; bana tabi olanların da!" Hakikat - Sünnetullah bilgisi verilmiş olanlar ile ümmi olanlara (bu bilgiden habersiz olanlar - müşriklere) de ki: "Siz de İslam'ı kabul ettiniz mi?. . " Eğer teslim olurlarsa hakikati kabullenmiş olurlar. Ama yüz çevirirlerse, işin onlara tebliğden ibarettir. Allah, kullarındaki Esma'sının sonucu olarak da Basıyr'dir (değerlendirendir).

    Ali Bulaç

    Eğer seninle çekişip tartışırlarsa, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah'a teslim ettim." Ve kitap verilenlerle ümmilere de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık sana düşen yalnızca tebliğ(etmek)dir. Allah, kulları hakkıyla görendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer seninle tartışmaya girerlerse de ki: «Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah’a teslim ettim.» Ehli kitaba ve ümmîlere de: «Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?» de. Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir. Yok eğer yüz çevirdilerse sana düşen, yalnızca duyurmaktır. Allah kullarını hakkıyla görendir.

    Ali Rıza Safa

    Seninle tartışırlarsa, şunu söyle: "Ben, beni izleyenlerle birlikte, tüm benliğimi Allah'a teslim ettim!" Kitap verilenlere ve önceki kitaplardan bilgisi olmayanlara sor: "Siz de teslim oldunuz mu?" Teslim olurlarsa, doğru yolu bulmuşlardır. Ama yüz çevirirlerse, artık senin görevin, yalnızca bildirmektir. Çünkü Allah, kullarını Görendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Seninle tartışmaya girerlerse de ki: "Ben ve bana tabi olanlar, bütün benliğimizi Allah'a teslim ettik." Daha önce kitap verilmiş olanlara ve kitap ile ilgisi olmayanlara sor: "Siz kendinizi O'na teslim ettiniz mi?" Eğer O'na teslim olurlarsa muhakkak doğru yol üzerindedirler; ama yüz çevirirlerse unutma ki, senin görevin sadece mesajı iletmektir; zira Allah, kullarını çok iyi görmektedir.

    Edip Yüksel

    Seninle tartışırlarsa, "Ben ve beni izleyenler kendimizi ALLAH'a teslim ettik" de. Kitap verilenlere ve kitap verilmeyenlere (ümmilere), "Teslim oldunuz mu" de. Teslim olurlarsa, doğruyu bulurlar. Yüz çevirirlerse, görevin sadece duyurmaktır. ALLAH kulları görür. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "Ümmi" kelimesinin anlamı tahrif edilerek Muhammed peygamberin okuma yazma bilmediği yalanı uydurulmuştur. * Bak 2:78; 7:157-158. Ümmi kelimesi Kitap Ehli olmayanlar için kullanıldığı gibi Ümmül-Kura (Kentlerin Anası) olarak tanımlanan başkent Mekke'ye atfen Başkentli anlamına da gelir (2:92). * Her iki anlamda tarihsel olarak birbiriyle çakışır, zira Mekkeliler genelde Kitap Ehli değildiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Seninle tartışırlarsa, 'Ben ve beni izleyenler kendimizi ALLAH'a teslim ettik,' de. Kitap verilenlere ve kitap verilmeyenlere (ümmilere), 'Teslim oldunuz mu,' de. Teslim olurlarsa, doğruyu bulurlar. Yüz çevirirlerse, görevin sadece duyurmaktır. ALLAH kulları görür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Buna karşı seninle tartışmaya kalkışanlara de ki: "Ben yüzümü İslam ile tertemiz Allah'a tuttum, bana uyanlar da." O kitap verilenlerle verilmeyen ümmilere de ki: "Siz İslam'ı kabul ettiniz mi?" Eğer kavgayı kesip İslam'a girerlerse doğru yolu tutmuşlardır. Yüz çevirirlerse, sana düşen ancak tebliğdir; Allah o kulları görüyordur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Buna karşı seninle münakaşaya kalkışırlarsa de ki "ben: Yüzümü islam ile tertemiz Allaha tuttum bana tabi' olanlar da", o kitab verilenlerle verilmiyen ümmilere de de ki: siz, "islamı kabul ettiniz mi?" eğer nizaı keser islama girerlerse doğru yolu tutmuşlardır, yok yüz çevirirlerse sana da düşen ancak tebliğdir, Allah görüyordur o kulları da

    Erhan Aktaş

    Eğer, seninle tartışırlarsa de ki: "Ben, bütün benliğimle Allah'a teslim oldum, bana tabi olanlar da." Kendilerine kitap verilenlere ve kitap verilmeyenlere: "Siz de teslim oldunuz mu?" de. Eğer teslim olmuşlarsa, kuşkusuz doğru yolu bulmuşlardır. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen, yalnızca duyurmaktır. Allah, Kullarını Hakkıyla Gören'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer, seninle tartışırlarsa de ki: "Ben, bütün benliğimle Allah'a teslim oldum, bana tabi olanlar da." Kendilerine Kitap verilenlere ve Kitap verilmeyenlere: "Siz de teslim oldunuz mu?" de. Eğer teslim olmuşlarsa, kuşkusuz doğru yolu bulmuşlardır. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen, yalnızca duyurmaktır. Allah, Kullarını Hakkıyla Görendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer, seninle tartışırlarsa de ki: "Ben, bütün benliğimle Allah'a teslim oldum, bana tabi olanlar da." Kendilerine Kitap verilenlere ve Kitap verilmeyenlere: "Siz de teslim oldunuz mu?" de. Eğer teslim olmuşlarsa, kuşkusuz doğru yolu bulmuşlardır. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen, yalnızca tebliğ etmektir. Allah, Kullarını Hakkıyla Görendir.

    Gültekin Onan

    Eğer seninle çekişip tartışırlarsa de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Tanrı'ya teslim ettim." Ve kitap verilenlerle ümmilere de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık sana düşen yalnızca tebliğ (etmek)dir. Tanrı, kulları hakkıyla görendir.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) seninle mücadele ederlerse (şöyle) de: "Ben, bana tabi olanlarla birlikde, kendimi Allaha teslim etmişimdir", Kendilerine Kitab verilenlerle ümmilere (Arab müşriklerine) de deki: "Siz de İslamı (Allaha teslim olmayı) kabul etdiniz mi"? Eğer İslama girerlerse muhakkak doğru yolu bulurlar. Eğer yüz çevirirlerse artık sana düşen (vazife) ancak tebliğdir. Allah kulları (nı) layıkıyle görücüdür.

    İbni Kesir

    Seninle tartışmaya girişirlerse: Ben, bana uyanlarla birlikte kendimi Allah'a teslim ettim, de. Kendilerine kitab verilenler ve ümmilere: Siz de İslam oldunuz mu? de. Eğer İslam olurlarsa; doğru yola girmişlerdir. Şayet yüz çevirirlerse; sana, yalnız tebliğ etmek düşer. Ve Allah, kullarını görendir.

    Mehmet Alagaş

    (18-22) Allah kendisinden başka ilah olmadığına şahittir ve melekler de şahittir ve ilim uluları da şahittir, ölçülü olmayı / kıstaslı olmayı ayakta tutanlar da şahittir ki ondan başka ilah yoktur, saygıdeğerdir, hâkimdir. Allah’ın yanındaki din İslam’dır / teslimiyettir. Aralarındaki çekememezlik sebebiyle kendilerine ilim geldikten sonra kitap verilenler kendi aralarında karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler. Kim, Allah’ın ayetlerini yok sayarsa muhakkak ki O, hesabı çabucak görendir. Seninle tartışıyorlarsa deki; ben, bana tabi olanlarla birlikte yüzümü Allah’a teslim ettim. Kitap verilenlere (Yahudi ve Hristiyan) ve kitap verilmeyenlere (Mekkeli bedevilere) de ki; teslim oldunuz mu? Eğer ki teslim olurlarsa yola girmişler demektir, yüz çevirirlerse de sana düşen sadece bilgilendirmektir / tebliğdir, Allah kullarını görendir. Allah’ın ayetlerinin üzerini örtenler, haksız yere nebileri öldürenler ve insanlardan ölçülü olmayı emredenleri de öldürenler, onlara acıtıcı azabı müjdele, işte onlar, amelleri hem dünyada hem ahirette boşa gidenlerdir, onlara bir yardımcı da yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Seninle tartışmaya girişirlerse de ki: "Ben, bana tabi olanlarla birlikte yüzümü Allah’a teslim ettim." Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim oldularsa doğru yolu bulmuşlar demektir. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca tebliğdir. Allah kullarını görmektedir.

    Süleyman Ateş

    Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: "Ben de özümü Allah'a teslim ettim bana uyanlar da." Kendilerine Kitap verilenlere ve ümmilere de ki: "Siz de İslam oldunuz mu?" Eğer İslam olurlarsa doğru yolu bulmuşlardır. Yok eğer dönerlerse, sana düşen, sadece duyurmaktır. Allah kulları(nın yaptıklarını) görmektedir.

    Süleymaniye Vakfı

    Seninle tartışırlarsa de ki: "Ben kendimi Allah'a teslim ettim; bana uyanlar da öyle!" Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere /ilahi kitaptan bilgisi olmayanlara, dipnot 1 "Siz de teslim oldunuz mu?" de. Eğer teslim olurlarsa kesinlikle doğru yola girmişlerdir; dipnot 2 ama yüz çevirirlerse sana düşen, sadece tebliğ /ayetleri bildirmektir. dipnot 3 Allah kullarını daima görmektedir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ümmi kelimesi Kur'an'da üç farklı anlamda kullanılmıştır. Birincisi, "kendine kitap verilmemiş olan" (Al-i İmran 3/20), ikincisi "inandığı ilahi kitabın içeriğini bilmeyen" (Bakara 2/78), üçüncüsü de "Mekkeli olan"dır (Al-i İmran 3/75, Cum'a 62/2).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Seninle tartışırlarsa de ki: "Ben her şeyimle Allah'a teslim oldum; bana uyanlar da öyle!" Kendine Kitap verilenler ile ümmilere (önceki kitaplardan bilgisi olmayanlara) de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim olurlarsa, yola gelmiş olurlar. Ama yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca ayetleri bildirmektir. Allah kullarını görür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ümmiler, ilahi kitapların içeriğini bilmeyenlerdir. (Bkz.Bakara 2/78)

    Şaban Britch

    Seninle tartışmaya girişirlerse de ki: Ben, bana tabi olanlarla birlikte yüzümü Allah’a teslim ettim. Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de de ki: Siz de teslim oldunuz mu? Eğer teslim oldularsa doğru yolu bulmuşlar demektir. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca tebliğdir. Allah kullarını görmektedir.

    Şaban Piriş

    Seninle tartışmaya girişirlerse de ki: -Ben, bana tabi olanlarla birlikte kendimi Allah'a teslim ettim. Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de de ki: -Siz de teslim oldunuz mu? Eğer teslim oldularsa doğru yolu bulmuşlar demektir. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca tebliğdir. Allah kullarını görmektedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Seninle kanıt yarıştırmaya girerlerse şöyle söyle: "Ben yüzümü Allah'a teslim ettim. Bana uyanlar da." Kitap verilenlerle ümmilere de sor: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim olurlarsa doğruya ve güzele kılavuzlanmışlardır. Yüz çeviririlerse sana düşen sadece tebliğ etmektir. Allah, kullarını görmektedir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.