Âl-i İmrân suresi · 121–129. ayetler

Uhud ve Bedir; meleklerle yardım

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Âl-i İmrân suresi, 121. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 121. ayet. وَإِذْ غَدَوْتَ مِنْ أَهْلِكَ تُبَوِّئُ ٱلْمُؤْمِنِينَ مَقَٰعِدَ لِلْقِتَالِ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Hani sen sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. Allah duyandır, bilendir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Uhud savaşı öncesinde bir savaş stratejisi olarak Hz. Muhammed'in 50 okçuyu, Okçular Tepesi denen ve stratejik önemi olan bir tepeye yerleştirmek için evinden erken çıkışı hatırlatılmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Hani, sabahleyin mü'minleri savaş düzenine sokmak için evinden çıkmıştın. Allah da tarifsiz bir biçimde her şeyi duyuyordu, her şeyi biliyordu.

    Muhammed Esed

    Ve (hatırla o günü ey Peygamber), inananları savaş düzenine sokmak için sabah erkenden evinden çıkmıştın. Allah her şeyi işitiyor, her şeyi biliyordu,

    Ahmed Hulusi

    Hani sen sabah erkenden ailenden ayrılıp iman edenleri savaşmaları için uygun mevzilere yerleştiriyordun. Allah Semi'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Hani sen, mü'minleri savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için evinden erkenden ayrılmıştın. Allah işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Hani sen, sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın... Allah, hakkıyle işiten ve bilendir.

    Ali Rıza Safa

    İnananları savaş düzenine sokmak için, sabah erken ailenden ayrılmıştın. Çünkü Allah, Duyandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Hatırla o günü, ey Peygamber, inananları savaş düzenine sokmak için sabah erkenden evinden çıkmıştın. Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.

    Edip Yüksel

    Hani sen, sabah erkenden ailenden ayrılarak iman edenleri savaşta tutacakları noktalara yerleştiriyordun. Elbette ALLAH İşitir, Bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hani sen, sabah erkenden ailenden ayrılarak inananları savaşta tutacakları noktalara yerleştiriyordun. Elbette ALLAH İşitir, Bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hani bir vakit erkenden, müminleri savaş için elverişli mevkilere yerleştirmek üzere, ailenden ayrılmıştın. Allah işiten ve bilendi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hani bir vakit erkenden ehlinden çıkmıştın mü'minleri muharebe için elverişli mevki'lere yerleştiriyordun ve Allah idi bir işiden, bilen

    Erhan Aktaş

    Hani! Sen, Mü'minleri savaş düzenine sokmak için, sabah erkenden ailenden ayrılmıştın. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani! Sen, Mü'minleri savaş düzenine sokmak için, sabah erkenden ailenden ayrılmıştın. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani! Sen, mü'minleri savaş düzenine sokmak için, sabah erkenden ailenden ayrılmıştın. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Hani sen, inançlıları savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için ehlinden (ailenden) erkenden ayrılmıştın. Tanrı işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Hani sen, mü'minleri muhaarebeye elverişli yerlerde ta'biye etmek üzere erkenden ailenden (Medineden) ayrılmışdın, Allah hakkıyle işidendi, (her şey'i) kemaliyle bilendi.

    İbni Kesir

    Hani sen; mü'minleri savaş için duracakları yere yerleştirmek üzere erkenden ayrılmıştın. Allah, Semi'dir, Alim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (121-129) Bir vakit yakın çevrenden ayrılmıştın, Müminleri savaş yerlerine yerleştiriyordun, Allah işitendir bilendir. Sizden iki grup panikle bozulmaya meyletmişti. (Uhud savaşında sağ ve sol kanatta bulunan Seleme oğulları ile Harise oğulları Münafık Ubeyy in kaçışından etkilenmişlerdi) Allah o iki grubun da dostudur. Müminler Allah’ı vekil ayin etsinler. Kesin olan şu ki, Allah size bedirde siz zelil iken / ezik halde iken yardım etti , Allah’tan sakının, böylelikle belki şükredersiniz. Sen müminler şöyle diyordun. Allah’ın sizi, inen üç bin melekle desteklemesi yeterli değil mi? Evet, siz sabreder ve sakınırsanız, onlar aniden, birden / fevri olarak saldırıya geçseler bile, Allah sizi, nişanlı / amblemli beş bin melek ile destekler. Allah size müjde olarak ve de kalbinizin onla doygunluğa ulaşması / tatmin olması için yapmıştır , yardım ancak saygıdeğer ve hâkim Allah’ın yanındadır. Kafirlerin bir tarafını kes mesi yahut bastırıp geri püskürt mesi ve bozguna uğramaları için yapmıştır. Sana bu işte herhangi bir şey yok, onlar adına tövbelerini kabul de edemezsin, azap ta edemesin, onlar kesinlikle zalimdirler. Semalarda ve arzda ne varsa Allah içindir , istediğini bağışlar istediğine azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani sen Müminleri (Uhud’da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Süleyman Ateş

    Hani sen, erkenden ailenden ayrılmıştın, (Uhud'da) mü'minleri savaş üslerine yerleştiriyordun. Allah da işitendi, bilendi.

    Süleymaniye Vakfı

    (Ey Muhammed!) Bir sabah erkenden ailenden ayrılmış, (Uhud'da) müminleri savaşacakları yerlere yerleştiriyordun. Allah daima dinleyen ve bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir sabah evinden çıkmış, müminleri savaşacakları yerlere yerleştiriyordun. Her şeyi dinleyen ve bilen Allah'tır.

    Şaban Britch

    Hani sen, savaş için müminleri elverişli yerlere yerleştirmek üzere evinden ayrılmıştın. Allah işiten ve bilendir.

    Şaban Piriş

    Hani sen, savaş için müminleri elverişli yerlere yerleştirmek üzere evinden ayrılmıştın. Allah işiten ve bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hani, sen ailenden erkenden ayrılmıştın da müminleri savaş için tutulması gereken noktalara yerleştiriyordun. Allah her şeyi çok iyi duyar, çok iyi bilir.

  2. Âl-i İmrân suresi, 122. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 122. ayet. إِذْ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمْ أَن تَفْشَلَا وَٱللَّهُ وَلِيُّهُمَا وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

    Mehmet Okuyan

    Hani Allah onların yardımcısıyken içinizden iki grup bozulmaya yüz tutmuştu. dipnot 1 Müminler, yalnızca Allah'a güvensinler!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki "iki grub"un Ensâr'dan iki kabile olan Hazrec'den Seleme oğulları ile Evs'ten Hârise oğulları olduğu iddia edilmektedir. Savaşın kızışan döneminde bu iki grup Abdullah b. Übeyy'e inanmak üzereyken, Yüce Allah'ın onların velisi yani dostu olduğu ifadesi gereği kaçmamış ve ordudan ayrılmamışlardı. Ancak durumun fecaati onların paniklemesine neden olmuş, dağılmanın eşiğine gelmişlerdi. Sonuç olarak Yüce Allah'ın dostluğunun hatırlatılmasıyla bu iki grup da Hz. Muhammed'in yanında kalmıştı.

    Mustafa İslamoğlu

    İçinizdeki iki grubun -Allah onların velisi olduğu halde- paniğe kapıldığını da (biliyordu). Artık mü'minler yalnız Allah'a güvenmeliler.

    Muhammed Esed

    İçinizden iki grubun paniğe kapıldığını (da); halbuki Allah onlara yakındı ve müminler yalnız Allah'a güven duymalıydılar:

    Ahmed Hulusi

    O zaman sizden iki grup korkup bozulmaya yüz tutmuştu. Allah onların Veliyy'i idi. İman edenler Allah'a tevekkül etsinler (hakikatlerindeki El Vekiyl isminin gereğini yerine getireceğine iman etsinler).

    Ali Bulaç

    O zaman sizden iki grup, neredeyse 'çözülüp geri çekilmek' istemişti. Oysa Allah onların (velisi) yardımcısıydı. Artık mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etmelidir.

    Ali Özek ve heyeti

    O zaman içinizden iki bölük bozguna uğramak korkusuna düşmüştü. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Müminler, yalnız Allah’a dayanıp güvensinler.

    Ali Rıza Safa

    Aranızdan iki küme, korkuyla çözülmek üzereydi. Oysa Allah, onların dostuydu. İnananlar, artık Allah'a güvensinler.

    Bayraktar Bayraklı

    İçinizden iki grubun paniğe kapıldığını da hatırla. Halbuki Allah onlara yakındı. Müminler yalnız Allah'a güven duymalıdır.

    Edip Yüksel

    Sizden iki grup nerede ise bozguna uğradı. Oysa ALLAH onların Sahibiydi. Gerçeği onaylayanlar ALLAH'a güvensin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizden iki grup nerede ise bozguna uğradı. Oysa ALLAH onların Sahibiydi. İnananlar ALLAH'a güvensin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O zaman içinizden iki grup oluşturanlar, Allah yardımcıları iken, yılıp çekilmek istemişlerdi. Demek ki, inananlar, yalnızca Allah'a dayanmalıdırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O dem ki içinizde iki taife yılmak istemişlerdi Allah zahirleri iken, ve ancak Allaha demek dayanmalı mü'minler

    Erhan Aktaş

    Hani! İçinizden iki grup korkuya kapılıp, geri çekilmeye yeltenmişti. Halbuki Allah, onların velisiydi. dipnot 1 Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül dipnot 2 etsinler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucusu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani! İçinizden iki grup korkuya kapılıp, geri çekilmeye yeltenmişti. Halbuki Allah, onların velisiydi dipnot 1 . Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül dipnot 2 etsinler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani! İçinizden iki grup korkuya kapılıp, geri çekilmeye yeltenmişti. Halbuki Allah, onların velisiydi dipnot 1 . Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül dipnot 2 etsinler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korucusuydu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a güvensinler, O'na dayansınlar; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bıraksınlar.

    Gültekin Onan

    O zaman sizden iki grup neredeyse 'çözülüp geri çekilmek' istemişti. Oysa Tanrı onların (velisi) yardımcısıydı. Artık inançlılar yalnızca Tanrı'ya tevekkül etsinler.

    Hasan Basri Çantay

    O zaman içinizden iki zümre za'f göster (mek iste) mişdi. Halbuki onların yardımcısı Allahdı. Mü'minler ancak Allaha güvenib dayanmalıdır.

    İbni Kesir

    O zaman sizden iki takım bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki onların dostu Allah idi. Mü'minler yalnız Allah'a güvenip, dayansınlar.

    Mehmet Alagaş

    (121-129) Bir vakit yakın çevrenden ayrılmıştın, Müminleri savaş yerlerine yerleştiriyordun, Allah işitendir bilendir. Sizden iki grup panikle bozulmaya meyletmişti. (Uhud savaşında sağ ve sol kanatta bulunan Seleme oğulları ile Harise oğulları Münafık Ubeyy in kaçışından etkilenmişlerdi) Allah o iki grubun da dostudur. Müminler Allah’ı vekil ayin etsinler. Kesin olan şu ki, Allah size bedirde siz zelil iken / ezik halde iken yardım etti , Allah’tan sakının, böylelikle belki şükredersiniz. Sen müminler şöyle diyordun. Allah’ın sizi, inen üç bin melekle desteklemesi yeterli değil mi? Evet, siz sabreder ve sakınırsanız, onlar aniden, birden / fevri olarak saldırıya geçseler bile, Allah sizi, nişanlı / amblemli beş bin melek ile destekler. Allah size müjde olarak ve de kalbinizin onla doygunluğa ulaşması / tatmin olması için yapmıştır , yardım ancak saygıdeğer ve hâkim Allah’ın yanındadır. Kafirlerin bir tarafını kes mesi yahut bastırıp geri püskürt mesi ve bozguna uğramaları için yapmıştır. Sana bu işte herhangi bir şey yok, onlar adına tövbelerini kabul de edemezsin, azap ta edemesin, onlar kesinlikle zalimdirler. Semalarda ve arzda ne varsa Allah içindir , istediğini bağışlar istediğine azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani sizden iki topluluk çözülüp dağılmaya yüz tutmuş idi; oysa Allah onların velisi idi. İman edenler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

    Süleyman Ateş

    Sizden iki takım, korkup bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah, kendilerinin dostu idi. İnananlar, Allah'a dayansınlar.

    Süleymaniye Vakfı

    O sırada sizden iki bölük dağılmaya yüz tutmuştu. dipnot 1 Halbuki Allah kendilerinin velisi /en yakınıdır. Müminler yalnız Allah'a güvenip dayansınlar!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah müminlerin en yakını olduğu halde içinizden iki bölük korkudan dağılmaya yüz tutmuştu. Müminler yalnız Allah'a dayansınlar.

    Şaban Britch

    İçinizden iki grup, Allah yardımcıları olmasına rağmen, az kalsın yılgınlık gösterip, geri çekilmeye yeltenmişlerdi. Müminler, Allah’a tevekkül etsinler!

    Şaban Piriş

    İçinizden iki grup, Allah yardımcıları olmasına rağmen, az kalsın yılgınlık gösteriyorlardı. Müminler, Allah'a bağlansınlar!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizden iki takım, korku ile bozulmak üzereydi. Halbuki Allah onların Veli'siydi. Müminler yalnız Allah'a güvenip dayansınlar.

  3. Âl-i İmrân suresi, 123. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 123. ayet. وَلَقَدْ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ بِبَدْرٍ وَأَنتُمْ أَذِلَّةٌ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki siz güçsüz olduğunuz hâlde Allah, Bedir'de de size yardım etmişti. Öyle ise Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ki şükretmiş olasınız.

    Mustafa İslamoğlu

    Nitekim siz oldukça zayıf bir haldeyken, Allah size Bedir'de de yardım etmişti. O halde, Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ki, şükredenlerden olasınız!

    Muhammed Esed

    Zira, siz son derece zayıfken Allah, Bedir'de size yardım etmişti. O halde Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyun ki şükredenlerden olasınız.

    Ahmed Hulusi

    (Gerçekten) siz zayıf ve çaresiz bir haldeyken, Allah size Bedir'de zafer verdi. O halde Allah'tan korunun ki böylece değerlendirenlerden olasınız.

    Ali Bulaç

    Andolsun, siz güçsüz iken Allah size Bedir'de yardımıyla zafer verdi. Şu halde Allah'tan sakının, O'na şükredebilesiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Nitekim Bedir'de sizler (onlara nazaran) daha zayıf olduğunuz halde, Allah size yardım etmişti. O halde Allah'tan sakının ki, şükredesiniz.

    Ali Rıza Safa

    Zaten gerçek şu ki, Allah, siz güçsüzken, Bedir'de size yardım etti. Artık, Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın; böylece, belki şükredersiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde, Allah size Bedir'de yardım etmişti. Öyleyse Allah'tan sakının ki, O'na şükretmiş olasınız.

    Edip Yüksel

    Nitekim siz zayıf durumda iken, Bedir'de, ALLAH size yardım edip zafere ulaştırdı. Teşekkürünüzü belirtmek için ALLAH'ı dinlemelisiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nitekim siz zayıf durumda iken, Bedir'de, ALLAH size yardım edip zafere ulaştırdı. Teşekkürünüzü belirtmek için ALLAH'ı dinlemelisiniz

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerçek şu ki, sizler çaresiz birkaç kişi iken Allah, size Bedir'de sırf yardımı ile zafer verdi. O halde Allah'tan korkun ki, şükretmiş olasınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Filhakika sizler bir kaç biçare iken Bedirde Allah sizi mahza nusratiyle muzaffer buyurdu o halde Allaha korunun ki şükredesiniz

    Erhan Aktaş

    Ant olsun! Çok zayıf olduğunuz Bedir'de de Allah size yardım etmişti. O halde, Allah'a karşı takvalı dipnot 1 olun ki şükretmiş dipnot 2 olasınız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 3:15. ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şükür, "karşılık vermek" demektir. Şükür, "sözle ifade edilen bir şey değildir." Kim Allah'a şükretmek istiyorsa, Allah'ın kendisine verdiği her şeyin karşılığını vermelidir. Allah'ın verdiği nimetlerden ihtiyaç sahiplerini yararlandırmalıdır. Örneğin malın şükrü infaktır, Canın/hayatın şükrü Allah'a kulluk yapmaktır, aklın şükrü teslim olmaktır vb.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun! Çok zayıf olduğunuz Bedir'de de Allah size yardım etmişti. O halde, Allah'a karşı takvalı dipnot 1 olun ki şükretmiş dipnot 2 olasınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva, kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile zarardan korunacak şey arasına konan engel demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şükür, "sözle teşekkür etmek" değildir. Şükür, Allah'ın verdiği her türlü nimettin karşılığı olarak o nimetten ihtiyaç sahiplerini yararlandırmaktır. Yani nimetlerin karşılığını vermektir. " İneğin yediği ota karşılık süt vermesi onun şükrüdür."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun! Çok zayıf olduğunuz Bedir'de de, Allah size yardım etmişti. O halde, Allah'a karşı takvalı dipnot 1 olun ki şükretmiş dipnot 2 olasınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şükür, karşılık vermek demektir. Allah'a şükretmek demek; Allah'ın verdiği nimetlerin karşılığını, Allah'ın rızasına uygun şekilde harcamak demektir.

    Gültekin Onan

    Andolsun, siz güçsüz iken Tanrı size Bedir'de yardımıyla zafer verdi. Şu halde Tanrı'dan sakının, O'na şükredebilesiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki siz (adedce, silahça, binekçe düşmandan daha) zaif ve dun iken Allah size "Bedir" de kafi bir zafer verdi. Allahdan sakının, taki şükretmiş olasınız.

    İbni Kesir

    Andolsun ki siz, düşkün bir durumda iken Bedir'de Allah size kat'i bir zafer vermişti. Allah'tan korkun ki şükretmiş olasınız.

    Mehmet Alagaş

    (121-129) Bir vakit yakın çevrenden ayrılmıştın, Müminleri savaş yerlerine yerleştiriyordun, Allah işitendir bilendir. Sizden iki grup panikle bozulmaya meyletmişti. (Uhud savaşında sağ ve sol kanatta bulunan Seleme oğulları ile Harise oğulları Münafık Ubeyy in kaçışından etkilenmişlerdi) Allah o iki grubun da dostudur. Müminler Allah’ı vekil ayin etsinler. Kesin olan şu ki, Allah size bedirde siz zelil iken / ezik halde iken yardım etti , Allah’tan sakının, böylelikle belki şükredersiniz. Sen müminler şöyle diyordun. Allah’ın sizi, inen üç bin melekle desteklemesi yeterli değil mi? Evet, siz sabreder ve sakınırsanız, onlar aniden, birden / fevri olarak saldırıya geçseler bile, Allah sizi, nişanlı / amblemli beş bin melek ile destekler. Allah size müjde olarak ve de kalbinizin onla doygunluğa ulaşması / tatmin olması için yapmıştır , yardım ancak saygıdeğer ve hâkim Allah’ın yanındadır. Kafirlerin bir tarafını kes mesi yahut bastırıp geri püskürt mesi ve bozguna uğramaları için yapmıştır. Sana bu işte herhangi bir şey yok, onlar adına tövbelerini kabul de edemezsin, azap ta edemesin, onlar kesinlikle zalimdirler. Semalarda ve arzda ne varsa Allah içindir , istediğini bağışlar istediğine azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir’de yardım etmişti. O halde Allah’a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.

    Süleyman Ateş

    (Allah mü'minlere yardım eder). Nitekim Allah, zayıf durumda bulunduğunuz Bedir'de de size yardım etmişti. O halde Allah'tan korkun ki, şükredesiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Siz güvenlik zaafına düşmüşken dipnot 1 bile Allah, Bedir'de yardımıyla sizi zafere ulaştırdı. Öyleyse Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun ki O'na karşı görevinizi yerine getiresiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Bkz. Enfal 8/67)

    Şaban Britch

    Allah, size Bedir’de daha zayıf olduğunuz halde yardım etmişti O halde Allah’tan korkun ki, şükredesiniz.

    Şaban Piriş

    Allah, size Bedir'de daha zayıf olduğunuz halde yardım etmişti. O halde Allah'tan korkun ki, şükredesiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, ezik-boynu bükük olduğunuz bir sırada Allah size Bedir'de de yardım etmişti. O halde Allah'tan korkun ki, şükredebilesiniz.

  4. Âl-i İmrân suresi, 124. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 124. ayet. إِذْ تَقُولُ لِلْمُؤْمِنِينَ أَلَن يَكْفِيَكُمْ أَن يُمِدَّكُمْ رَبُّكُم بِثَلَٰثَةِ ءَالَٰفٍ مِّنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ مُنزَلِينَ

    Diyanet İşleri

    Hani sen mü'minlere, "Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.

    Mehmet Okuyan

    Hani sen müminlere şöyle diyordun: "İndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi desteklemesi, sizin için yeterli değil midir?"

    Mustafa İslamoğlu

    Hani sen inananlara demiştin ki: "Gönderilmiş üç bin melekle Rabbinizin imdadınıza yetişecek olması sizin için yeterli değil mi?"

    Muhammed Esed

    (Ve hatırla, o zamanı ki) müminlere (şöyle) demiştin: "Rabbinizin (yukarıdan) gönderilmiş üçbin melek ile size yardım edeceği(ni bilmeniz) sizin için yeterli değil mi?

    Ahmed Hulusi

    Hani iman edenlere: "İnzal olunmuş üç bin melaike ile Rabbinizin size yardım etmesi yetmez mi?" diyordun. (Bazı Esma ül Hüsna kuvvelerinin, iman edenlerde açığa çıkmasıyla oluşan yürekliliğin, mücadele azmi vermesi. )

    Ali Bulaç

    Sen mü'minlere: "Rabbinizin size meleklerden indirilmiş üç bin kişiyle yardım iletmesi size yetmez mi?" diyordun.

    Ali Özek ve heyeti

    O zaman sen, müminlere şöyle diyordun: İndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli değil midir?

    Ali Rıza Safa

    İnananlara, şöyle diyordun: "Efendinizin, indirilmiş üç bin melekle yardım etmesi, sizin için yeterli değil mi?"

    Bayraktar Bayraklı

    Müminlere şöyle demiştin: "Rabbinizin yukarıdan gönderilmiş üç bin melekle size yardım edeceğini bilmeniz, sizin için yeterli değil mi?"

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlara şunları diyordun: "İndirilmiş üç bin melek ile Efendinizin sizi desteklemesi size yetmez mi?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlara şunları diyordun: 'İndirilmiş üç bin melek ile Rabbinizin sizi desteklemesi size yetmez mi?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O zaman sen müminlere: "Rabbinizin size, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O zaman sen müminlere: "Rabbinizin size, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.

    Erhan Aktaş

    Hani! Sen Mü'minlere: "Rabb'inizin, indirilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hani! Sen Mü'minlere: "Rabb'inizin, indirilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani! Sen mü'minlere: "Rabb'inizin, indirilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.

    Gültekin Onan

    Sen müminlere: "Rabbinizin size meleklerden indirilmiş üç bin kişiyle yardım iletmesi size yetmez mi ?" diyordun.

    Hasan Basri Çantay

    O vakit sen mü'minlere: "İndirilen üçbin melekle Rabbinizin size imdad etmesi yetişmez mi size?" diyordun.

    İbni Kesir

    Hani sen; mü'minlere: İndirilmiş üçbin melekle Rabbınızın size yardım etmesi yetmez mi? diyordun.

    Mehmet Alagaş

    (121-129) Bir vakit yakın çevrenden ayrılmıştın, Müminleri savaş yerlerine yerleştiriyordun, Allah işitendir bilendir. Sizden iki grup panikle bozulmaya meyletmişti. (Uhud savaşında sağ ve sol kanatta bulunan Seleme oğulları ile Harise oğulları Münafık Ubeyy in kaçışından etkilenmişlerdi) Allah o iki grubun da dostudur. Müminler Allah’ı vekil ayin etsinler. Kesin olan şu ki, Allah size bedirde siz zelil iken / ezik halde iken yardım etti , Allah’tan sakının, böylelikle belki şükredersiniz. Sen müminler şöyle diyordun. Allah’ın sizi, inen üç bin melekle desteklemesi yeterli değil mi? Evet, siz sabreder ve sakınırsanız, onlar aniden, birden / fevri olarak saldırıya geçseler bile, Allah sizi, nişanlı / amblemli beş bin melek ile destekler. Allah size müjde olarak ve de kalbinizin onla doygunluğa ulaşması / tatmin olması için yapmıştır , yardım ancak saygıdeğer ve hâkim Allah’ın yanındadır. Kafirlerin bir tarafını kes mesi yahut bastırıp geri püskürt mesi ve bozguna uğramaları için yapmıştır. Sana bu işte herhangi bir şey yok, onlar adına tövbelerini kabul de edemezsin, azap ta edemesin, onlar kesinlikle zalimdirler. Semalarda ve arzda ne varsa Allah içindir , istediğini bağışlar istediğine azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hani sen Müminlere: “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” diyordun.

    Süleyman Ateş

    O zaman sen mü'minlere: "Rabbinizin, size, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi, size yetmez mi?" diyordun.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün müminlere şöyle diyordun: "Allah'ın inen üç bin melekle yardım etmesi size yetmez mi?"

    Şaban Britch

    Mü’minlere: Rabbinizin, indirilen üç bin melekle yardım ulaştırması size yetmez mi? diyordun.

    Şaban Piriş

    Mü'minlere: -Rabbinizin, indirilen üç bin melekle yardım ulaştırması size yetmez mi? diyordun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O sırada sen, müminlere şöyle diyordun: "Rabbinizin, indirilmiş üçbin melekle destek vermesi, size yetmiyor mu?"

  5. Âl-i İmrân suresi, 125. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 125. ayet. بَلَىٰٓ إِن تَصْبِرُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ وَيَأْتُوكُم مِّن فَوْرِهِمْ هَٰذَا يُمْدِدْكُمْ رَبُّكُم بِخَمْسَةِ ءَالَٰفٍ مِّنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ مُسَوِّمِينَ

    Diyanet İşleri

    Evet, sabrettiğiniz ve Allah'a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.

    Mehmet Okuyan

    Evet, siz direnç gösterir ve Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olursanız, onlar (düşmanlarınız) hemen şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi destekler. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada, Enfâl 8:9'da belirtilen Bedir'deki 1.000 melekle gerçekleştirilen yardım hatırlatılmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kesinlikle evet! Ama siz zorluklara direnir ve sorumluluk bilincini kuşanırsanız, düşman ansızın size saldırdığında Rabbiniz size anlı-şanlı beş bin melekle yardım edecektir.

    Muhammed Esed

    Hayır! Ama eğer sıkıntıya göğüs gerer ve O'na karşı sorumluluğunuzun bilincinde olursanız, düşman aniden size saldırdığında, Rabbiniz akın akın gelen beşbin melekle size yardım edecektir!"

    Ahmed Hulusi

    Evet. . . Eğer dayanır ve korunursanız, düşman aniden saldırsa dahi, Rabbiniz, varlığınızdaki Esma'dan kaynaklanan beş bin melaike kuvvesiyle size yardım eder.

    Ali Bulaç

    Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar da aniden üstünüze çullanıverirlerse Rabbiniz size meleklerden nişanlı beşbin kişiyle yardım ulaştıracaktır.

    Ali Özek ve heyeti

    Evet, siz sabır gösterir ve Allah'tan sakınırsanız, onlar (düşmanlarınız) hemen şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi takviye eder.

    Ali Rıza Safa

    Evet, öyle! Hem dirençli olur hem de sorumluluk bilinci taşırsanız, ansızın üzerinize gelseler bile, hazırlanmış beş bin melekle, Efendiniz size yardım eder.

    Bayraktar Bayraklı

    Hayır! Ama eğer sıkıntıya göğüs gerer ve Allah'tan sakınırsanız, düşman aniden size saldırdığında, Rabbiniz akın akın gelen beş bin melekle size yardım edecektir.

    Edip Yüksel

    Evet, güçlüklere karşı direnir ve erdemli davranırsanız size şu anda ani bir baskın yapsalar, Efendiniz sizi eğitilmiş beş bin melek ile destekler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Evet, güçlüklere karşı direnir ve erdemli davranırsanız size şu anda ani bir baskın yapsalar, Rabbiniz sizi eğitilmiş beş bin melek ile destekler

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Evet sizler sabreder ve itaatsizlikten sakınırsanız onlar da hemen üzerinize saldırırlarsa, Rabbiniz size beş bin nişanlı melekle yardım edecek.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Evet siz sabr-ü sebat eder ve itaatsizlikten sakınırsanız onlarda şu dakikada üzerinize geliverirlerse Rabbınız size beş bin Melaike ile imdad edecek nişanlı nişanlı

    Erhan Aktaş

    Evet! Sabreder ve takvalı davranırsanız, düşman size hemen saldırsa bile, Rabb'iniz, size, seçilmiş beş bin melekle yardım eder.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Evet! Sabreder ve takvalı davranırsanız, düşman size hemen saldırsa bile, Rabb'iniz, size, seçilmiş beş bin melekle yardım eder.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Evet! Sabreder ve takvalı davranırsanız, düşman size hemen saldırsa bile, Rabb'iniz, size, seçilmiş beş bin melekle destek verecektir.

    Gültekin Onan

    Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar da aniden üstünüze çullanıverirlerse, rabbiniz size meleklerden nişanlı beş bin kişiyle yardım ulaştıracaktır.

    Hasan Basri Çantay

    Evet, siz sabr (-u sebat) eder, (itaatsizlikden) sakınırsanız, bu (nlar, ya'ni düşmanlar) da ansızın üstünüze gelecek olurlarsa Rabbiniz size nişanlı beş bin melekle imdad edecekdir.

    İbni Kesir

    Evet. Sabreder, sakınırsanız ve onlar da üzerinize gelirlerse; Rabbınız, size nişanlı beşbin melekle yardım edecektir.

    Mehmet Alagaş

    (121-129) Bir vakit yakın çevrenden ayrılmıştın, Müminleri savaş yerlerine yerleştiriyordun, Allah işitendir bilendir. Sizden iki grup panikle bozulmaya meyletmişti. (Uhud savaşında sağ ve sol kanatta bulunan Seleme oğulları ile Harise oğulları Münafık Ubeyy in kaçışından etkilenmişlerdi) Allah o iki grubun da dostudur. Müminler Allah’ı vekil ayin etsinler. Kesin olan şu ki, Allah size bedirde siz zelil iken / ezik halde iken yardım etti , Allah’tan sakının, böylelikle belki şükredersiniz. Sen müminler şöyle diyordun. Allah’ın sizi, inen üç bin melekle desteklemesi yeterli değil mi? Evet, siz sabreder ve sakınırsanız, onlar aniden, birden / fevri olarak saldırıya geçseler bile, Allah sizi, nişanlı / amblemli beş bin melek ile destekler. Allah size müjde olarak ve de kalbinizin onla doygunluğa ulaşması / tatmin olması için yapmıştır , yardım ancak saygıdeğer ve hâkim Allah’ın yanındadır. Kafirlerin bir tarafını kes mesi yahut bastırıp geri püskürt mesi ve bozguna uğramaları için yapmıştır. Sana bu işte herhangi bir şey yok, onlar adına tövbelerini kabul de edemezsin, azap ta edemesin, onlar kesinlikle zalimdirler. Semalarda ve arzda ne varsa Allah içindir , istediğini bağışlar istediğine azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Evet! Sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.

    Süleyman Ateş

    Evet, sabreder, korunursanız; onlar hemen şu dakikada üzerinize gelseler, Rabbiniz size nişanlı beşbin melekle yardım eder.

    Süleymaniye Vakfı

    Yeter elbette! Eğer sabreder /duruşunuzu bozmaz, korunma tedbirlerini alırsanız ve onlar da burada (Uhud'da) olduğu gibi ani bir baskınla üzerinize gelirlerse Rabbiniz, görevli beş bin melekle imdadınıza yetişir. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah Teala melekleri, kafirleri öldürsünler diye değil; müminler için müjde olsun ve kalpleri yatışsın diye göndermiştir (Enfal 8/66). Allah'ın önceki nebilere de böyle yardımlarda bulunduğunun bir örneği Tevrat'ın
      2. Krallar 6:13-17 — Eski Ahit, 2. Krallar; alıntıyı aç

      Eski Ahit · 2. Krallar 6:13

      Aram Kralı şöyle buyurdu: “Gidip onun nerede olduğunu öğrenin. Adam gönderip onu yakalayacağım.” Elişanın Dotanda olduğu bildirilince,

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      pasajlarında görülebilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yeter tabii. Ama koruma tedbirlerinizi alarak sabırlı davranırsanız, onlar da bu hırsla üzerinize gelirlerse Rabbiniz (Sahibiniz) size, onların peşlerini bırakmayan beş bin melekle destek verecektir.

    Şaban Britch

    Evet, eğer sabreder, takva sahibi olursanız ve onlar da size aniden üzerinize gelirse, o zaman Rabbiniz size beş bin işaretli melekle yardım edecektir.

    Şaban Piriş

    Evet, eğer sabreder, korunursanız ve onlar da size aniden saldırırlarsa, o zaman Rabbiniz size beş bin işaretli melekle yardım edecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İş, sanıldığı gibi değildir. Onlar, hemen şu anda üstünüze gelseler bile, eğer siz sabreder ve korunursanız, Rabbiniz sizi, üzerlerine nişan vurulmuş beş bin melekle destekler.

  6. Âl-i İmrân suresi, 126. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 126. ayet. وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشْرَىٰ لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُم بِهِۦ وَمَا ٱلنَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ

    Diyanet İşleri

    Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır.

    Mehmet Okuyan

    Allah bunu (meleklerle yardımı) size sadece bir müjde olsun ve onunla kalbiniz yatışsın diye yapmıştı. Zafer yalnızca güçlü, doğru hüküm veren Allah katındandır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu üç ayet (Al-i İmrân 3:124-126), Enfâl 8:9-10. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah bunu, sadece size bir müjde olsun ve gönlünüz onunla ferahlasın diye (vaad) etti; zira (zafer garantili) yardım, yalnızca her işinde mükemmel olan, her hükmünde tam isabet kaydeden Allah katından gelir

    Muhammed Esed

    Allah, sadece size bir müjde olsun ve böylece kalpleriniz rahatlasın diye bunu(n Elçisi tarafından bildirilmesini) emretti -çünkü, her şeye kadir, gerçek hikmet sahibi olan Allah'tan başka kimseden yardım gelmez-

    Ahmed Hulusi

    Allah bunu size bir müjde olsun ve kalplerinizdeki (hakikatinizdeki) kuvveye mutmain olmanız için yaptı. Yardım ancak ve yalnız Aziyz ve Hakiym olan Allah indindendir.

    Ali Bulaç

    Allah bunu (yardımı) size ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla tatmin bulsun diye yaptı. 'Yardım ve zafer' (nusret) ancak üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ın katındandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlasın diye yaptı. Yardım, yalnızca Azîz ve Hakîm olan Allah katındandır.

    Ali Rıza Safa

    Allah, yalnızca sevinçli bir haber olması ve yüreğinizin doygunluğa erişmesi için bunu yapmıştır. Çünkü yardım, ancak, Üstün Olan; Bilgelik ve Adaletle Yöneten Allah'ın katındandır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah bunu, size sadece bir müjde olsun ve böylece kalpleriniz onunla rahatlasın diye yaptı. Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katındandır.

    Edip Yüksel

    ALLAH bunu, kalbinizi yatıştıracak bir müjde olsun diye anlatıyor. Zafer, yalnızca Güçlü ve Bilge olan ALLAH katındandır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH bunu, kalbinizi yatıştıracak bir müjde olsun diye anlatıyor. Zafer, yalnızca Güçlü ve Bilge olan ALLAH katındandır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunu Allah size yalnızca bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Zafer, yalnız güçlü, hikmet sahibi Allah'tandır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bunu Allah size sırf bir müjde olsun ve kalbleriniz bununla yatışsın diye yaptı, yoksa nusrat ancak Allahdandır aziz o hakim o

    Erhan Aktaş

    Allah, bununla sevinmenizi ve kalplerinizin yatışmasını dilemiştir. Çünkü yardım ancak Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Allah'ın yanındadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, bununla sevinmenizi ve kalplerinizin yatışmasını dilemiştir. Çünkü yardım ancak Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Allah'ın yanındadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, bununla sevinmenizi ve kalplerinizin yatışmasını dilemiştir. Çünkü zafer ancak Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Allah'ın yardımı ile kazanılabilir.

    Gültekin Onan

    Tanrı bunu (yardımı) size ancak bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla tatmin bulsun diye yaptı. 'Yardım ve zafer' (nusret) ancak üstün ve güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan Tanrı'nın katındandır.

    Hasan Basri Çantay

    Allah bu (imdadı) size, başka değil, sırf (zaferin) bir müjde (si) olsun, kalbleriniz onunla yatışsın diye yapdı. (Yoksa) nusret (ve zafer) ancak yegane gaalib ve yegane hükm ve hikmet saahibi olan Allah canibindendir.

    İbni Kesir

    Bu yardımı Allah; size, sırf bir müjde olsun ve kalbleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yoksa zafer, ancak Aziz ve Hakim olan Allah'tandır.

    Mehmet Alagaş

    (121-129) Bir vakit yakın çevrenden ayrılmıştın, Müminleri savaş yerlerine yerleştiriyordun, Allah işitendir bilendir. Sizden iki grup panikle bozulmaya meyletmişti. (Uhud savaşında sağ ve sol kanatta bulunan Seleme oğulları ile Harise oğulları Münafık Ubeyy in kaçışından etkilenmişlerdi) Allah o iki grubun da dostudur. Müminler Allah’ı vekil ayin etsinler. Kesin olan şu ki, Allah size bedirde siz zelil iken / ezik halde iken yardım etti , Allah’tan sakının, böylelikle belki şükredersiniz. Sen müminler şöyle diyordun. Allah’ın sizi, inen üç bin melekle desteklemesi yeterli değil mi? Evet, siz sabreder ve sakınırsanız, onlar aniden, birden / fevri olarak saldırıya geçseler bile, Allah sizi, nişanlı / amblemli beş bin melek ile destekler. Allah size müjde olarak ve de kalbinizin onla doygunluğa ulaşması / tatmin olması için yapmıştır , yardım ancak saygıdeğer ve hâkim Allah’ın yanındadır. Kafirlerin bir tarafını kes mesi yahut bastırıp geri püskürt mesi ve bozguna uğramaları için yapmıştır. Sana bu işte herhangi bir şey yok, onlar adına tövbelerini kabul de edemezsin, azap ta edemesin, onlar kesinlikle zalimdirler. Semalarda ve arzda ne varsa Allah içindir , istediğini bağışlar istediğine azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, bu yardımı size sadece müjde olması ve kalplerinizin bununla yatışması için yaptı. Zafer, ancak Aziz ve Hakim olan Allah katındandır.

    Süleyman Ateş

    Allah bu(yardım va'di)ni sırf size müjde olsun ve kalbleriniz bununla güven bulsun diye yaptı. Yardım, yalnız, daima galib, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah bu desteği, sadece bir zafer müjdesi olsun ve kalpleriniz yatışsın diye verir. Yoksa zafer, yalnızca Allah katındandır. O üstündür, doğru kararlar verir.

    Şaban Britch

    Allah, bu yardımı size sadece müjde olması ve kalplerinizin bununla yatışması için yaptı. Zafer, ancak Aziz ve Hakim olan Allah katındandır.

    Şaban Piriş

    (126-127.) Allah, bu yardımı size sadece müjde olması ve kalplerinizin bununla yatışması, kafir olanların da bir kısmını yok edip veya perişan ederek ümitsizce geri dönmeleri için yapmıştı. Zafer, ancak Aziz ve Hakim olan Allah katındandır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah bunu size bir müjde olması ve onunla kalplerinizi yatıştırması dışında hiçbir şey yapmamıştır. Yardım, Aziz ve Hakim olan Allah katından başka hiçbir yerden gelmez.

  7. Âl-i İmrân suresi, 127. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 127. ayet. لِيَقْطَعَ طَرَفًا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَوْ يَكْبِتَهُمْ فَيَنقَلِبُوا۟ خَآئِبِينَ

    Diyanet İşleri

    Bir de Allah bunu, inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı.

    Mehmet Okuyan

    (Allah) kâfir olanlardan bir kısmının kenarını (kökünü) kessin veya onları perişan etsin de umutsuz olarak geri dönsünler diye (size yardım eder).

    Mustafa İslamoğlu

    ki, küfre saplanan kimselerden bir kısmını tamamen mahvetsin ya da alçaltsın; sonunda umutsuzluğa kapılarak geri çekilsinler.

    Muhammed Esed

    (ve) O, hakikati inkara şartlanmış olanlardan bazısını (sizin vasıtanızla) mahvetsin, diğerlerini de öylesine alçaltsın ki ümitsizliğe kapılıp geri çekilsinler diye (bunu emretti).

    Ahmed Hulusi

    (Allah bunu) hakikati inkar edenlerden bir kısmını kesip (mahvetmek), diğer bir kısmını da rezil bir şekilde geri dönmeleri için (yaptı).

    Ali Bulaç

    (Ki bununla) İnkar edenlerin önde gelenlerinden bir kısmını kessin (helak etsin) ya da 'umutları suya düşmüşler olarak onları' tepesi aşağı getirsin de geri dönüp gitsinler.'

    Ali Özek ve heyeti

    (Bu yardım) küfredenlerden bir kısmını helak etmek, bir kısmını da eski ümitlerini yitirmiş ve emellerine ulaşamamış bir şekilde dönüp gitsinler diye, perişan eylemek içindir.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenlerden bir tarafı bölsün veya güçsüz düşürsün ki, umutlarını yitirerek geri dönsünler.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, kafirlerden bir kısmının kökünü kessin veya onları perişan etsin de, arzularına ulaşamadan hayal kırıklığı içinde dönüp gitsinler.

    Edip Yüksel

    Böylece inkarcıların bir kısmını imha eder veya onları etkisiz hale getirip bozguna uğratır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece inkarcıların bir kısmını imha eder veya onları etkisiz hale getirip bozguna uğratır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Küfredenlerden bir kolu kessin veya perişan etsin de hayal kırıklığına uğramış olarak dönüp gitsinler diye.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ta ki o küfredenlerden bir kolu kessin veya perişan etsin de haib-ü hasir dönüb gitsinler

    Erhan Aktaş

    Bu yardım, Kafirlerin bir kısmının imha edilmesi veya bozguna uğrayarak umutsuzca geri dönüp gitmeleri için yapıldı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu yardım, Kafirlerin bir kısmının imha edilmesi veya bozguna uğrayarak umutsuzca geri dönüp gitmeleri için yapıldı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu yardım, Gerçeği yalanlayan nankörlerden bir kısmının imha edilmesi veya bozguna uğrayarak umutsuzca geri dönüp gitmeleri için yapıldı.

    Gültekin Onan

    (Ki bununla) Küfredenlerin önde gelenlerinden bir kısmını kessin (helak etsin) ya da 'umutları suya düşmüşler olarak' onları tepesi aşağı getirsin de geri dönüp gitsinler. (kalebenin nerede olduğu bulunacak)

    Hasan Basri Çantay

    (Bir de Allah bu imdadı) küfredenlerden ileri gelenleri (n kafasını) kessin, yahud onları tepesi aşağı getirsin de (geri kalanlarda) emellerine kavuşamayan (bedbaht) lar olarak dönüb gitsinler diye (yapdı)

    İbni Kesir

    Küfredenlerin bir kısmını kessin veya perişan etsin de ümitsiz olarak geri dönüp gitsinler diye.

    Mehmet Alagaş

    (121-129) Bir vakit yakın çevrenden ayrılmıştın, Müminleri savaş yerlerine yerleştiriyordun, Allah işitendir bilendir. Sizden iki grup panikle bozulmaya meyletmişti. (Uhud savaşında sağ ve sol kanatta bulunan Seleme oğulları ile Harise oğulları Münafık Ubeyy in kaçışından etkilenmişlerdi) Allah o iki grubun da dostudur. Müminler Allah’ı vekil ayin etsinler. Kesin olan şu ki, Allah size bedirde siz zelil iken / ezik halde iken yardım etti , Allah’tan sakının, böylelikle belki şükredersiniz. Sen müminler şöyle diyordun. Allah’ın sizi, inen üç bin melekle desteklemesi yeterli değil mi? Evet, siz sabreder ve sakınırsanız, onlar aniden, birden / fevri olarak saldırıya geçseler bile, Allah sizi, nişanlı / amblemli beş bin melek ile destekler. Allah size müjde olarak ve de kalbinizin onla doygunluğa ulaşması / tatmin olması için yapmıştır , yardım ancak saygıdeğer ve hâkim Allah’ın yanındadır. Kafirlerin bir tarafını kes mesi yahut bastırıp geri püskürt mesi ve bozguna uğramaları için yapmıştır. Sana bu işte herhangi bir şey yok, onlar adına tövbelerini kabul de edemezsin, azap ta edemesin, onlar kesinlikle zalimdirler. Semalarda ve arzda ne varsa Allah içindir , istediğini bağışlar istediğine azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir de Allah, bu (yardımı) kâfirlerden bir kısmını helâk etsin ya da perişan etsin de ümitsiz olarak dönüp gitsinler diye yaptı.

    Süleyman Ateş

    İnkar edenlerden bir kısmını kessin ve perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye (size yardım eder).

    Süleymaniye Vakfı

    (Size bu desteği vermesi, Allah'ın) kafirlik edenlerin bir bölümünü saf dışı bırakması veya onları sindirmesi içindir ki hayalleri boşa çıkan kimseler haline gelsinler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedir savaşında da benzer bir durum yaşanmıştır (Enfal 8/12-14).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu desteği, kafirlerin dipnot 1 bir bölümünü koparıp atmak, perişan etmek veya kaybetmiş olarak geri dönmeleri için verir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetleri görmezlikten gelenlerin.

    Şaban Britch

    Allah bunu, kâfir olanlardan bir kısmını helâk etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak geri dönüp gitsinler diye yaptı.

    Şaban Piriş

    (126-127.) Allah, bu yardımı size sadece müjde olması ve kalplerinizin bununla yatışması, kafir olanların da bir kısmını yok edip veya perişan ederek ümitsizce geri dönmeleri için yapmıştı. Zafer, ancak Aziz ve Hakim olan Allah katındandır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah bunu yaptı ki, küfre sapanlardan bir kısmını bölüp ayırsın veya onları zelil etsin de yıkık ve ürkek bir halde dönüp gitsinler.

  8. Âl-i İmrân suresi, 128. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 128. ayet. لَيْسَ لَكَ مِنَ ٱلْأَمْرِ شَىْءٌ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ أَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَإِنَّهُمْ ظَٰلِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.

    Mehmet Okuyan

    O konuda senin yapacağın herhangi bir şey yoktur. (Allah) ya tevbelerini kabul edip (onları affeder) ya da onlara azap eder. Şüphesiz ki onlar, zalimlerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    İlahi emrin gerçekleşmesine dair senin elinde hiçbir yetki yoktur; dolayısıyla onların tevbelerini kabule ya da onları cezalandırmaya karar vermek de (sana düşmez); çünkü onlar zalimlerin ta kendileridir.

    Muhammed Esed

    Allah'ın onların tevbelerini kabul etmesine yahut onları cezalandırmasına karar vermek senin işin değildir (ey Peygamber,) çünkü onlar zalimlerin ta kendileridir,

    Ahmed Hulusi

    Hüküm vermek sana ait değil; dilerse tövbelerini kabul eder veya azap verir. Gerçekten onlar zalimlerdir.

    Ali Bulaç

    (Allah'ın) Onların tevbelerini kabul etmesi veya zalim olduklarından dolayı azablandırması işinden sana bir şey (sorumluluk ve görev) yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    (Bu onlardan) bir kısmının tövbelerini kabul etmek, bir kısmı da zalim olduklarından onlara azâp etmek içindir ki, bunda, senin yapabileceğin hiçbir şey yoktur.

    Ali Rıza Safa

    Senin yapacağın bir şey yoktur; pişmanlıklarını kabul edecek veya cezalandıracaktır. Aslında, onlar, haksızlık yapanlar arasındadır.

    Bayraktar Bayraklı

    Senin bu hususta yapacağın bir şey yok. Allah onları ya bağışlayacak, yahut cezalandıracaktır; çünkü onlar gerçekten zalimlerdir.

    Edip Yüksel

    Tövbelerini kabul etmesi veya işledikleri zulümden dolayı onları azaplandırması seni ilgilendirmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tevbelerini kabul etmesi veya işledikleri zulümden dolayı onları azaplandırması seni ilgilendirmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Senin elinde yapacak bir şey yok. Allah ya onların tevbesini kabul eder ya da onlara azap eder. Çünkü onlar, zalimlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Senin elinde emirden bir şey yok, yahud onlara tevbe ettirsin ve yahud azab etsin çünkü onlar zalimdirler

    Erhan Aktaş

    Bu konuda senin yapabileceğin bir şey yoktur. O, ya onların tevbelerini kabul edecek ya da onlara azap edecek. Çünkü onlar, zalim kimselerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu konuda senin yapabileceğin bir şey yoktur. O ya onların tevbelerini kabul edecek ya da onlara azap edecek. Çünkü onlar, zalim kimselerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu konuda senin yapabileceğin bir şey yoktur. O, ya onların tövbelerini kabul edecek ya da onlara azap edecek. Çünkü onlar, zalim kimselerdir.

    Gültekin Onan

    (Tanrı'nın) Onların tevbelerini kabul etmesi veya zalim olduklarından dolayı azablandırması buyruğundan sana bir şey (sorumluluk ve görev) yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    (Kullarımın) iş (in) den hiç bir şey sana aid değildir. (Allah) ya onların tevbesini kabul eder, yahud onları, kendileri zalim (kimse) ler oldukları için, azablandırır.

    İbni Kesir

    Senin elinde emirden bir şey yok. Allah, ya onların tevbesini kabul eder, yahut da zalim oldukları için azablandırır.

    Mehmet Alagaş

    (121-129) Bir vakit yakın çevrenden ayrılmıştın, Müminleri savaş yerlerine yerleştiriyordun, Allah işitendir bilendir. Sizden iki grup panikle bozulmaya meyletmişti. (Uhud savaşında sağ ve sol kanatta bulunan Seleme oğulları ile Harise oğulları Münafık Ubeyy in kaçışından etkilenmişlerdi) Allah o iki grubun da dostudur. Müminler Allah’ı vekil ayin etsinler. Kesin olan şu ki, Allah size bedirde siz zelil iken / ezik halde iken yardım etti , Allah’tan sakının, böylelikle belki şükredersiniz. Sen müminler şöyle diyordun. Allah’ın sizi, inen üç bin melekle desteklemesi yeterli değil mi? Evet, siz sabreder ve sakınırsanız, onlar aniden, birden / fevri olarak saldırıya geçseler bile, Allah sizi, nişanlı / amblemli beş bin melek ile destekler. Allah size müjde olarak ve de kalbinizin onla doygunluğa ulaşması / tatmin olması için yapmıştır , yardım ancak saygıdeğer ve hâkim Allah’ın yanındadır. Kafirlerin bir tarafını kes mesi yahut bastırıp geri püskürt mesi ve bozguna uğramaları için yapmıştır. Sana bu işte herhangi bir şey yok, onlar adına tövbelerini kabul de edemezsin, azap ta edemesin, onlar kesinlikle zalimdirler. Semalarda ve arzda ne varsa Allah içindir , istediğini bağışlar istediğine azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tevbelerini kabul edip onları affeder ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.

    Süleyman Ateş

    O konuda senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tevbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azab eder.

    Süleymaniye Vakfı

    (Sizden dağılmaya yüz tutan o iki bölükle ilgili olarak) dipnot 1 senin yapacağın bir şey yoktur. dipnot 2 Ya Allah onların tövbelerini /dönüşlerini kabul eder ya da yanlışlar içinde olmalarından dolayı onlara azap eder.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uhud'da dağılan iki topluluğun günahlarını Allah affetti (Al-i İmran 3/122, 155).
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah Teala'nın elçilerine yüklediği görevler, ayetleri insanlara ulaştırma (tebliğ), onları açık açık anlatma (tebyin), kitabı ve hikmeti öğretme (ta'lim), müjdeleme (tebşir) ve uyarmadır (inzar). Hiçbir elçinin koruma görevi yoktur (Al-i İmran 3/164, En'am 6/107, Hud 11/2, 12, Şura 42/48, Cuma 62/2).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu konuda senin elinde bir şey yoktur; (kafirler ya dönüş yapar) Allah tevbelerini kabul eder veya yanlışlar içinde kaldıklarından dolayı onlara azap eder dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah Teala elçilerine  sadece, sözlerini insanlara ulaştırma (tebliğ), açıklama (beyan), müjdeleme ve uyarma görevi vermiştir. Hiçbir elçinin koruma görevi yoktur.  Allah Teala Rasulullah'a şöyle buyurur: "Yüz çevireceklerse çevirsinler, biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir." (Şura 42/48) Hiçbir elçinin vekillik görevi yoktur. Ne halka karşı Allah'ın vekilliğini, ne de Allah'a karşı halkın vekilliğini yaparlar. Allah Teala şöyle buyurur: "… Biz seni onların üzerinde bir koruyucu yapmadık. Sen onların üzerinde bir vekil de değilsin." (En'am 6/107)  "Sen sadece bir uyarıcısın. Her şeye vekil olan Allah'tır." (Hud 11/12) Elçi kimseyi yola getiremez. Allah Teala şöyle buyurur: "Sen, istediğini yola getiremezsin, ama Allah, isteyeni yola getirir. Çünkü yola gelecekleri en iyi o bilir."  (Kasas 28/56)  Elçi sadece doğru yolu gösterir. Allah Teala, Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme şu emri vermiştir: "De ki "Benim size ne zarar vermeye gücüm vardır, ne de olgunlaştırmaya." De ki "Beni Allah'ın azabından hiç kimse kurtaramaz. Ben ondan başka bir sığınak da bulamam. Benimkisi yalnız Allah'tan olanı, onun gönderdiklerini tebliğdir, o kadar." (Cin 72/21-23)

    Şaban Britch

    Senin bu hususta yapacak bir şeyin yoktur. Allah, ya onların tevbesini kabul eder veya onları cezalandırır. Çünkü onlar zalimlerdir.

    Şaban Piriş

    Senin bu hususta yapacak bir şeyin yoktur. Allah, ya onların tevbesini kabul eder veya onları cezalandırır. Çünkü onlar zalimlerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İş ve hüküm konusunda sana düşen bir şey yoktur. Allah ya tövbelerini kabul ederek onları bağışlar yahut da zalim oldukları için onlara azap eder.

  9. Âl-i İmrân suresi, 129. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 129. ayet. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ يَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızca Allah'a aittir. (Allah) dileyeni (layık gördüğünü) bağışlar; dileyene (layık gördüğüne) azap eder. dipnot 1 Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle "Allah dilediğini (layık olanı) bağışlar, dilediğine (layık olana) ise azap eder" şeklinde de tercüme edilebilir. Benzer mesajlar: Bakara 2:284; Mâide 5:18, 40; ‘Ankebût 29:21; Fetih 48:14.

    Mustafa İslamoğlu

    Oysa, göklerdeki ve yeryüzündeki her şey Allah'a aittir; dilediğini bağışlar, dilediğini cezalandırır; fakat Allah'ın affı da, rahmeti de tarifsizdir.

    Muhammed Esed

    Oysa göklerdeki ve yeryüzündeki her şey Allah'a aittir: O, dilediğini affeder, dilediğini cezalandırır; ve Allah, çok affedicidir, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Semalarda ve arzda ne varsa hepsi Allah'ındır (O'nun Esma'sının varlığıyla var ve kaimdirler). Dilediğine mağfiret eder, dilediğine (yaptıklarının karşılığı olarak) azap verir. Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ındır. Kimi dilerse bağışlar, kimi dilerse azablandırır. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

    Ali Rıza Safa

    Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, Allah'ın malıdır. Dilediğini bağışlayacak, dilediğini de cezalandıracaktır. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Oysa göklerde ve yeryüzünde olan her şey Allah'ındır. O, dilediğini affeder, dilediğini cezalandırır. Allah affedicidir; merhametlidir.

    Edip Yüksel

    Göklerde ve yerde bulunan her şey ALLAH'ındır. Affedilmeyi hak edeni affeder, cezayı hak edeni cezalandırır. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde bulunan her şey ALLAH'ındır. Affedilmeyi hakkedeni affeder, cezayı hakkedeni cezalandırır. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerde ne var ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır; dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allahındır: dilediğine mağfiret eder dilediğine azab, ve Allah gafurdur, rahimdir.

    Erhan Aktaş

    Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. O hak edeni dipnot 1 bağışlar, hak edene dipnot 1 azap eder. Allah Çok Affedici ve Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kelimesi kelimesine, "dilediğini." Dilediğini demek: "Hak edeni" demektir; Allah, azabı hak edene azap eder; bağışlanmayı hak edeni bağışlar, demektir. Allah, "Dilediğimi" demekle, kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm, demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi," insanın "dilemesine," "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir (Bkz. 76:3).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. O hak edeni dipnot 1 bağışlar, hak edene dipnot 1 azap eder. Allah Çok Affedici ve Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. O dilediğini dipnot 1 bağışlar, dilediğine dipnot 1 azap eder. Allah Çok Affedici ve Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğünü yani kişinin seçimine göre uygun olan karşılığı vererek. Azabı hak edene azap eder, bağışlanmayı hak edeni bağışlar.

    Gültekin Onan

    Göklerde ve yerde olanların tümü Tanrı'nındır. Kimi dilerse bağışlar, kimi dilerse azablandırır. Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allahın. O kimi dilerse yarlığar, kimi dilerse azablandırır. Allah çok yarlığayıcı, gerçekden esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Ve Allah, Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (121-129) Bir vakit yakın çevrenden ayrılmıştın, Müminleri savaş yerlerine yerleştiriyordun, Allah işitendir bilendir. Sizden iki grup panikle bozulmaya meyletmişti. (Uhud savaşında sağ ve sol kanatta bulunan Seleme oğulları ile Harise oğulları Münafık Ubeyy in kaçışından etkilenmişlerdi) Allah o iki grubun da dostudur. Müminler Allah’ı vekil ayin etsinler. Kesin olan şu ki, Allah size bedirde siz zelil iken / ezik halde iken yardım etti , Allah’tan sakının, böylelikle belki şükredersiniz. Sen müminler şöyle diyordun. Allah’ın sizi, inen üç bin melekle desteklemesi yeterli değil mi? Evet, siz sabreder ve sakınırsanız, onlar aniden, birden / fevri olarak saldırıya geçseler bile, Allah sizi, nişanlı / amblemli beş bin melek ile destekler. Allah size müjde olarak ve de kalbinizin onla doygunluğa ulaşması / tatmin olması için yapmıştır , yardım ancak saygıdeğer ve hâkim Allah’ın yanındadır. Kafirlerin bir tarafını kes mesi yahut bastırıp geri püskürt mesi ve bozguna uğramaları için yapmıştır. Sana bu işte herhangi bir şey yok, onlar adına tövbelerini kabul de edemezsin, azap ta edemesin, onlar kesinlikle zalimdirler. Semalarda ve arzda ne varsa Allah içindir , istediğini bağışlar istediğine azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır! O, dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah, çok bağışlayan ve merhamet edendir.

    Süleyman Ateş

    Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. (O), dilediğini bağışlar, dilediğine azabeder, Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. O, bağışlanmayı hak edeni bağışlar, azabı hak edene de azap eder. Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. O, affı hak edeni affeder, azabı hak edene de azap eder. Bağışlaması çok, iyiliği bol olan Allah'tır.

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır! Dilediğini bağışlar, dilediğine de azap eder. Allah, çok bağışlayan ve merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır! Dilediğini bağışlar, dilediğini de cezalandırır. Allah, çok bağışlayan ve merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah'ındır. Dilediğini/dileyeni affeder; dilediğine/dileyene azap eder. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.