Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 81. ayet

Âl-i İmrân suresi, 81. ayet. وَإِذْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ لَمَآ ءَاتَيْتُكُم مِّن كِتَٰبٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَآءَكُمْ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِۦ وَلَتَنصُرُنَّهُۥ قَالَ ءَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ إِصْرِى قَالُوٓا۟ أَقْرَرْنَا قَالَ فَٱشْهَدُوا۟ وَأَنَا۠ مَعَكُم مِّنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

veiẕ eḫaẕe-llâhü mîŝâḳa-nnebiyyîne lemâ âteytüküm min kitâbiv veḥikmetin ŝümme câeküm rasûlüm müṣaddiḳul limâ me`aküm letü'minünne bihî veletenṣurunneh. ḳâle eaḳrartüm veeḫaẕtüm `alâ ẕâliküm iṣrî. ḳâlû aḳrarnâ. ḳâle feşhedû veenâ me`aküm mine-şşâhidîn.

Diyanet İşleri

Hani, Allah peygamberlerden, "Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye söz almış ve, "Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?" demişti. Onlar, "Kabul ettik" demişlerdi. Allah da, "Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım" demişti.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 78–84 · surenin 81. ayeti / 200

Konu Peygamberlerden alınan söz; İslâm'dan başka din arayan Âl-i İmrân 81–91 3

  1. Âl-i İmrân 78

    Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, "Bu, Allah katındandır" derler. Halbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.

  2. Âl-i İmrân 79

    Allah'ın, kendisine Kitab'ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" demesi düşünülemez. Fakat (şöyle öğüt verir:) "Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbaniler (Allah'ın istediği örnek ve dindar kullar) olun."

  3. Âl-i İmrân 80

    Onun size, "Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin." diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkarı emreder mi?

  4. 81

    Hani, Allah peygamberlerden, "Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz" diye söz almış ve, "Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?" demişti. Onlar, "Kabul ettik" demişlerdi. Allah da, "Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım" demişti.

  5. Âl-i İmrân 82

    Artık bundan sonra kim yüz çevirirse, işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.

  6. Âl-i İmrân 83

    Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O'na boyun eğmişken ve O'na döndürülüp götürülecekken onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?

  7. Âl-i İmrân 84

    De ki: "Allah'a, bize indirilene (Kur'an'a), İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve Yakuboğullarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz O'na teslim olanlarız."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 81–82. ayetler için yazılmıştır.

81-82. Yüce Allah şöyle haber vermektedir: O, bütün peygamberlerden söz ve ahit almıştır. Buna sebep ise onlara verdiği ve lütfettiği kitap ve hikmettir. Bu kitap ve hikmet ise Allah’ın hakkını eksiksiz olarak yerine getirmeyi ve bunu tastamam ifa etmeyi gerektirir. Şöyle ki şâyet onlara beraberlerinde bulunanı tasdik eden, kendileri ile gönderilen tevhidi, hak ve adaleti, şeriatlerin ittifakla kabul ettikleri esasları doğrulayan buyruklar getiren peygambere iman edecekler ve ona yardım edeceklerdir. Onlar da kendilerinden alınan bu sözü kabul ettiklerini söylemiş, itiraf etmiş ve bu söze bağlı kalacaklarını belirtmişlerdi. Buna dair onları şahit tuttuğu gibi bizzat kendisi de onlara karşı şahitlik etmiştir. Bu söze muhalefet edenleri de tehdit etmişti.

Bu, bütün peygamberler arasında ortak bir husustur. Onların hepsinin izledikleri yol aynıdır. Onların her birisinin davetini hepsi ittifakla kabul etmiş ve onaylamışlardır. Bunun kapsamına şu da girmektedir: Yüce Allah bütün peygamberlerden Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e iman edeceklerine ve onun dinine (yetiştikleri takdirde) yardımcı olacaklarına dair söz almıştır. Buna göre peygamberlere tâbi olduğunu kim iddia ederse, işte peygamberlerin dini budur; Allah’ın onlardan yerine getirmelerini istediği ve onların da ikrar ve itiraf ettikleri din budur. O halde önceki peygamberlere uyduğunu iddia ettiği halde Muhammed’e uymaktan yüz çeviren kimse hiç şüphesiz fasıktır, Allah’a itaatın dışına çıkmıştır. Uyduğunu iddia ettiği peygamberi de yalanlamış ve onun yoluna muhalefet etmiştir.

İşte bu kitap ehli ve diğer din mensupları arasından Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e iman etmeyen herkese karşı getirilmiş kesin bir delil ve belgedir. Onlar, peygamberlerin önderi ve sonuncusu olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e iman etmedikleri sürece uyduklarını iddia ettikleri kendi peygamberlerine de iman etmiş olamazlar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Peygamber! Hatırla. Hani Allah tüm peygamberlerden; “Size verdiğim, üzerinize indirdiğim her kitap ve öğrettiğim hikmetten sonra, sizden biriniz bir makama ve mevkiye ulaştıktan sonra size benim katımdan elinizdeki kitabı ve hikmeti doğrulayan bir peygamber Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- geldiğinde, ona getirdiği şeyler ile mutlaka iman edecek ve kendisine tabi olarak mutlaka yardım edeceksiniz.” Diye kesin bir söz almıştı. Onlara: "Ey Peygamberler! Bunu kabul ettiniz mi? Verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar da: "Kabul ettik" diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah da: "Kendi nefislerinize ve ümmetlerinize karşı şahit olun. Ben de size ve onlara karşı sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim" diye buyurmuştu.

Kelimeler

33 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذْ ve iz ve ne zaman
  2. أَخَذَ ehaze almıştı kök: اخذ
  3. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  4. مِيثَـٰقَ misaka şöyle söz kök: وثق
  5. ٱلنَّبِيِّـۧنَ n-nebiyyine nebilerden kök: نبا
  6. لَمَآ lema elbette
  7. ءَاتَيْتُكُم ateytukum size verdim kök: اتي
  8. مِّن min -dan
  9. كِتَـٰبٍۢ kitabin Kitap kök: كتب
  10. وَحِكْمَةٍۢ ve hikmetin ve hikmet kök: حكم
  11. ثُمَّ summe sonra
  12. جَآءَكُمْ ca'ekum size geldiğinde kök: جيا
  13. رَسُولٌۭ rasulun bir resul kök: رسل
  14. مُّصَدِّقٌۭ musaddikun doğrulayıcı kök: صدق
  15. لِّمَا lima bulunan(Kitap)ı
  16. مَعَكُمْ meakum yanınızda
  17. لَتُؤْمِنُنَّ letu'minunne mutlaka inanacak kök: امن
  18. بِهِۦ bihi ona
  19. وَلَتَنصُرُنَّهُۥ ۚ veletensurunnehu ve ona mutlaka yardım edeceksiniz kök: نصر
  20. قَالَ kale demişti kök: قول
  21. ءَأَقْرَرْتُمْ eekrartum bunu kabul ettiniz mi? kök: قرر
  22. وَأَخَذْتُمْ ve ehaztum ve aldınız mı? kök: اخذ
  23. عَلَىٰ ala üzerinize
  24. ذَٰلِكُمْ zalikum bu hususta
  25. إِصْرِى ۖ isri ağır ahdimi kök: اصر
  26. قَالُوٓا۟ kalu dediler kök: قول
  27. أَقْرَرْنَا ۚ ekrarna kabul ettik kök: قرر
  28. قَالَ kale dedi kök: قول
  29. فَٱشْهَدُوا۟ feşhedu o halde tanık olun kök: شهد
  30. وَأَنَا۠ ve ena ben de
  31. مَعَكُم meakum sizinle beraber
  32. مِّنَ mine
  33. ٱلشَّـٰهِدِينَ ş-şahidine tanık olanlardanım kök: شهد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: اصر (3 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resule, o ümmi peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten…

  • Aynı kök: اصر (3 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua…

  • Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Aynı kök: قرر (38 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul…

  • Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret) · Ortak kavram: Nübüvvet

    "Biz hıristiyanız" diyenlerden de sağlam söz almıştık. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Bu…

  • Aynı kök: وثق (34 geçiş) · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk) · Ortak kavram: Hikmet

    Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad…

  • Nisâ 69 olası

    Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddiklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle…

  • Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Nübüvvet · Ortak kavram: Hikmet

    Şüphesiz Tevrat'ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah'a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini…

  • Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk) · Ortak kavram: Nübüvvet · Ortak kavram: Hikmet

    (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani Allah peygamberlerden "Ben size Kitap ve hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) verdikten sonra beraberinizdekileri onaylayan bir elçi geldiğinde ona mutlaka inanacak ve yardım edeceksiniz." diye söz almıştı. "Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır sözümü dipnot 1 üstlendiniz mi?" dediğinde, "Kabul ettik." demişlerdi. (Bunun üzerine Allah) "(Birbirinize) şahit olun! Ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim." demişti. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada sözü edilen [ısr] yani "ağır yük", Hz. Muhammed'e kadar gönderilen bütün peygamberlerden alınan "gelecek olan yeni Elçi'ye inanıp ona yardım etmeleri" şeklindeki sözdür. Hz. Muhammed son peygamber olduğu için Bakara 2:286'da geçen "Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme" şeklindeki bu dua haliyle kabul edilmiştir ki A‘râf 7:157'de de buna değinilmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayette peygamberlerin birbirlerine rakip değil, yardımcı olmaları gerektiği ve onlardan bu konuda söz alındığı belirtilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Allah peygamber (aracılığıyla kitap ehlin)den; "Eğer vahiyden ve hikmetten size bir pay verdikten sonra size hakikatten yanınızda kalanı tasdik eden bir elçi gelirse, kesinlikle ona inanmalı ve yardım etmelisiniz" taahhüdünü aldığı zaman sordu: "İşte bu şarta dayalı ahdimi alıp kabul ettiniz mi?" "Kabul ve tasdik ettik!" diye cevap verdiler. Allah buyurdu: "O halde şahid olun! Ben de sizinle birlikte şahitler arasında olacağım!"

Muhammed Esed

Allah, (geçmiş vahiylerin izleyicilerinden) peygamberler vasıtasıyla şu taahhüdü talep etti: "Eğer, vahyi ve hikmeti size bahşettikten sonra, halen sahip olduğunuz hakikati tasdik eden bir elçi size gelirse o'na inanmalı ve yardım etmelisiniz. Bu şarta dayalı ahdimi kabul ve tasdik eder misiniz?" Onlar: "Kabul ederiz!" dediler. Allah: "Öyleyse (buna) şahit olun, Ben de sizin şahidiniz olacağım."

Ahmed Hulusi

Hani Allah Nebilerden (ve ümmetlerinden şu konuda) söz almıştı: "Size hakikat bilgisinden ve Hikmet verdim, bundan sonra beraberinizde olanı tasdik eden bir Rasul geldiğinde, Ona bütününüzle iman edecek ve yardım edeceksiniz. Kabul ettiniz ve ağır yükümü üzerinize aldınız mı?", "Kabul ettik" dediler! "Şahit olun, ben de şahidim hakikatiniz olarak. "

Ali Bulaç

Hani Allah peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı: "Andolsun size Kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız." Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?" Onlar: "İkrar ettik" demişlerdi de "Öyleyse şahid olun, ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım," demişti.

Ali Özek ve heyeti

Hani Allah, peygamberlerden: «Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz» diye söz almış, «Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?» dediğinde, «Kabul ettik» cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: «O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim.» buyurmuştu.

Ali Rıza Safa

Allah, peygamberlerden kesin söz aldığında, şöyle dedi: "Size kitap ve bilgelik verdikten sonra, yanınızda olanı doğrulayan bir elçi geldiğinde, kesinlikle Ona inanacak ve kesinlikle Ona yardım edeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu ağır yükümü üstlendiniz mi?" "Kabul ettik!" dediler. Allah, şöyle dedi: "Öyleyse tanık olun. Sizinle birlikte, Ben de tanık olanlar arasındayım!" dipnot 67

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 67
    Peygamber ve elçi kavramlarının anlam başkalığı konusunda, önyazıların beşinci bölümünde ayrıntılı bilgi verilmiştir. Peygamberlerin birbirlerine yardım sözü vermeleri, İncil, Elçilerin İşleri 3:22,23 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Musa, şöyle demişti: ‘Tanrınız Rab, size, kendi kardeşlerinizin arasından, benim gibi bir peygamber çıkaracak. O'nun size söyleyeceği her sözü dinleyin. O peygamberi dinlemeyenlerin tümü, Tanrı'nın halkından koparılıp yok edilecektir.'"

Bayraktar Bayraklı

Allah, peygamberlerden şöyle söz almış ve "Bakın size kitap ve hikmet verdim, şimdi yanınızda bulunanı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanacak ve yardım edeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. Onlar da, "Kabul ettik" dediler. "O halde tanık olunuz, ben de sizinle beraber tanık olanlardanım" dedi.

Edip Yüksel

ALLAH peygamberlerden (nebilerden) şöyle misak almıştı: "Size kitap ve hikmet vereceğim. Daha sonra, beraberinizdekileri doğrulayan bir elçi (resul) geldiğinde onu onaylayacak ve onu destekleyeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi ve bu sözleşmeyi yerine getireceğinize söz verdiniz mi" demişti. Onlar "Kabul ettik" deyince, "Öyleyse şahit olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım" demişti. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bak 33:7 ve 33:40; Kitab-ı Mukaddes:
    Malaki 3:1-21 — Eski Ahit, Malaki; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Malaki 3:1

    “İşte habercimi gönderiyorum. Önümde yolu hazırlayacak. Aradığınız Rab ansızın tapınağına gelecek; görmeyi özlediğiniz antlaşma habercisi gelecek” diyor Her Şeye Egemen RAB.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ,
    Luka 17:22-36 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · Luka 17:22

    İsa öğrencilerine şöyle dedi: “Öyle günler gelecek ki, İnsanoğlunun günlerinden birini görmeyi özleyeceksiniz, ama görmeyeceksiniz.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ve
    Matta 24:27 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · Matta 24:27

    Çünkü İnsanoğlunun gelişi, doğuda çakıp batıya kadar her taraftan görülen şimşek gibi olacaktır.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    . * Kuran'da türevleri beş yüzden fazla geçen ReSuL (elçi) kelimesi Kuran'ın başından bu ayete kadar tüm türevleriyle birlikte 19 ayette geçer. Bir başka deyişle bu ayet baştan itibaren ReSeLe kelimesinin tüm türevleriyle geçtiği 19'uncu ayettir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH peygamberlerden (nebilerden) şöyle misak almıştı: 'Size kitap ve hikmet vereceğim. Daha sonra, beraberinizdekileri doğrulayan bir elçi (resul) geldiğinde ona inanacak ve onu destekleyeceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi ve bu sözleşmeyi yerine getireceğinize söz verdiniz mi,' demişti. Onlar 'Kabul ettik,' deyince, 'Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahid olanlardanım,' demişti.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah, vaktiyle peygamberlerden: "Andolsun ki, size kitap ve hikmetten her ne verdiysem, sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde ona kesinlikle inanacaksınız ve çaresiz ona yardım edeceksiniz." diye söz almış ve: "Bunu kabul ettiniz mi? Bunun üzerine ağır ahdimi boynunuza aldınız mı?" demişti. Onlar: "Kabul ettik." dediler. Allah da: "Öyle ise, şahit olun, ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim!" buyurdu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem Allah vaktiyle Peygamberlerin şöyle misakını almıştır: Celalim hakkıyçün size kitab ve hikmetten her ne verdimse sonra size beraberinizdekini tasdik eden bir Resul geldiğinde ona mutlak iman edeceksiniz ve labüdd ona yardımda bulunacaksınız, buna ıkrar verdiniz mi? ve bunun üzerine ağır ahdimi boynunuza aldınız mı? buyurdu. Ikrar verdik dediler, öyle ise, buyurdu: Şahid olun ben de sizinle beraber şahidlerdenim.

Erhan Aktaş

Hani Allah, Nebilerden söz almıştı: "Size, Kitap ve Hikmet dipnot 1 verdim; şimdi yanınızdakini tasdik eden bir resul geldiğinde, ona kesinlikle inanacak ve yardım edeceksiniz." "Bunu kabul ettiniz mi? Bu önemli görevi üstlendiniz mi?" demişti. "Kabul ettik." dediler. Allah: "Öyleyse tanık olun, Ben de sizinle birlikte tanık olanlardanım." dedi.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kitap, Kur'an'ın niteliklerinden/isimlerindendir. Kur'an'ın Allah tarafından buyrulan, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ve belirlenmiş ilkelerin ve kuralları ifade etmektedir. Hikmet, Kur'an'ın niteliklerinden/isimlerindendir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan gibi (Bkz. 62:2). Hikmet, "engel olmak" demektir: Kur'an'ın toplumu güçlendirmek, sağlamlaştırmak, baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkelerini ifade etmektedir. Hikmetin anlamlarından birisi de sağlıklı düşünmek, gerçeği kavramak, doğru yargıda bulunmak yetisidir. Hikmet kavramının ayrıca yargılama, karar, güçlendirmek, sağlamlaştırmak, bilmek, bilge olmak, hakem, hakim, hüküm, hükümdar, hükümet, mahkeme, mahkum, tahakküm, istihkam, gibi anlamları bulunmaktadır. Hikmet kelimesine sünnet anlamı verilmesi doğru değildir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani Allah, Nebilerden söz almıştı: dipnot 1 "Size, kitap ve hikmet verdim; şimdi yanınızdakini dipnot 2 tasdik eden bir resul geldiğinde, ona kesinlikle inanacak ve yardım edeceksiniz." "Bunu kabul ettiniz mi? Bu önemli görevi üstlendiniz mi?" demişti. "Kabul ettik." dediler. Allah: "Öyleyse tanık olun, Ben de sizinle birlikte tanık olanlardanım." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nebilerden söz alınmasıyla kast edilen şey, Ehl-i Kitap'ın Nebimize iman etmelerine yönelik bir hatırlatma ve çağrıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kitap.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani! Allah, Nebilerden, "Size, kitap ve hikmet verdikten sonra, yanınızdakini tasdik eden bir rasul gelince, ona kesinlikle inanacak ve yardım edeceksiniz." diye kesin söz aldığında, "Bunu kabul ettiniz mi? Bu önemli görevi üstlendiniz mi?" demiş, Onlar da "Kabul ettik." demişlerdi. Allah: "Öyleyse tanık olun, Ben de sizinle birlikte tanık olanlardanım." demişti. dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Nebilerden söz alınmasıyla, kast edilen şey, Ehl-i Kitap'ın Nebimize iman etmelerine yönelik bir hatırlatma ve çağrıdır.

Gültekin Onan

Hani Tanrı peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı: "Andolsun size Kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini doğrulayan bir elçi geldiğinde, ona kesin olarak inanacak ve ona yardımda bulunacaksınız". Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı? Onlar "İkrar ettik" demişlerdi de "Öyleyse şahid olun, ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım," demişti.

Hasan Basri Çantay

Allah, (geçmiş) peygamberler (in) den — and olsun ki size Kitab ve hikmet verdim. Sonra da size nezdinizdeki (o Kitab ve hikmeti) tasdik eden bir peygamber gelmişdir (gelecekdir). Ona kat'iyyen iman ve ona her halde yardım edeceksiniz diye — (ahd ve) misak aldığı zaman dedi ki "Ikraar etdiniz ve uhdenize bu ağır yükümü (vecibemi) alıb kabul eylediniz mi"? Onlar (cevaben): "Ikraar etdik" dediler. (Allah) dedi ki: "Öyleyse (birbirinize ve ümmetlerinize karşı) şahid olun, ben de sizinle beraber (bu ıkraarınıza) şahidlik edenlerdenim.

İbni Kesir

Hani Allah, Peygamberlerden söz almış: And olsun ki; size, kitabı, hikmeti verdim. Yanınızda olanı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde mutlaka o'na inanacak ve yardım edeceksiniz. İkrar edip de ahdi kabul ettiniz mi? demişti. Onlar da: İkrar ettik, demişlerdi. Allah: Şahid olsun, Ben de sizinle beraber şahidlerdenim, demişti.

Mehmet Alagaş

(81-83) Allah bir vakit Nebilerden söz almıştır , size kitaptan ve hikmetten verdim , sonra size elinizdekini onaylayan bir Resul geldiğinde, ona iman edecek ve yardımda bulunacaksınız , bunu ikrar ettiniz mi? benim ısrarcı olduğum bu konuyu üzerinize aldınız mı? dedi, onlarda ikrar ettik dediler, Allah dedi ki şahit olun, ben de sizinle beraber şahitlerdenim, her kim yüz çevirirse, ( sözünden dönerse) işte onlar yoldan çıkmışlardır / fasıktırlar, O’na teslim oldukları halde Allah’ın dininden başkasını mı / gayrısını m ı arıyorlar? Semalarda ve arzda her kim varsa isteyerek yahut zorla ona döndürülecektir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hani, Allah tüm peygamberlerden; “Size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edecek ve ona mutlaka yardım edeceksiniz.” diye söz almıştı. Onlara: “Bunu kabul ettiniz mi? Verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar da: "Kabul ettik" diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah da: "Şahit olun! Ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim" buyurmuştu.

Süleyman Ateş

Allah, peygamberlerden şöyle söz almıştı: "Bakın, size Kitap ve hikmet verdim; imdi yanınızda bulunan(Kitap)ı doğrulayıcı bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona mutlaka yardım edeceksiniz! Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu hususta ağır ahdimi üzerinize aldınız mı?" demişti. "Kabul ettik!" dediler. "O halde tanık olun, ben de sizinle beraber tanık olanlardanım." dedi.

Süleymaniye Vakfı

Allah, nebilerden kesin söz aldığında şöyle dedi: "Size kitap ve hikmet veririm de daha sonra yanınızda olanı tasdik eden bir resul /bir kitap dipnot 1 gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve yardımcı olacaksınız. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ısrı /ağır yükü dipnot 2 yüklendiniz mi?" dipnot 3 Onlar: "Kabul ettik!" dediler. Allah: "Siz şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim." dedi.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın nebilerden söz alması, onlara verdiği kitaplar vasıtası ile ümmetlerinden de söz almasıdır. Bu söz, yanlarında olanı tasdik eden bir resulün gelmesi halinde ona inanma sözüdür. Ayette, "yanlarında olanı tasdik eden bir nebi" değil de "bir resul" ifadesinin kullanılması çok önemlidir. Arap dilinde resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi o sözü iletmek için gönderilen elçi anlamına da gelir (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmak olduğundan Kur'an'da geçen Allah'ın resulü sözleri ile kastedilen öncelikle kitaptır (Bakara 2/101). Son nebi olan Muhammed aleyhisselam gelmiş, görevini yapmış ve vefat etmiştir (Al-i İmran 3/144, Ahzab 33/40) ama tebliğ ettiği Kur'an, kıyamete kadar kalacaktır. Dolayısıyla bugün, Yahudi, Hristiyan, Mecusi, Sabii vs. ümmetlere tebliğ edilecek olan resul, Kur'andır. Çünkü Kur'an, önceki kitapların tamamını tasdik eder (Bakara 2/40-41, 91, 97, 101, Al-i İmran 3/3-4, 50, Nisa 4/47, Maide 5/48-49, En'am 6/92, Fatır 35/31, Ahkaf 46/12, 30, Saf 61/6-9).
  2. metne dön, dipnot 2
    Isr, gelecek nebiye inanma görevidir. Nebimizle birlikte ısr yükü kalkmıştır (A'raf 7/157).
  3. metne dön, dipnot 3
    Tevrat'taki ifade şöyledir: "Onlara kardeşleri (İsmailoğulları) arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek. Adımla konuşan bu peygamberin ilettiği sözleri dinlemeyeni ben cezalandıracağım." (
    Tesniye 18:18 — Eski Ahit, Yasa'nın Tekrarı; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Yasa'nın Tekrarı 18:18

    ‹Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ,19). İncil'de de şu ifadeler geçer: "Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki içinizden hiçbiri bana, `Nereye gidiyorsun?' diye sormuyor. Ama size bunları söylediğim için yüreğiniz kederle doldu. Size gerçeği söylüyorum, benim gidişim sizin yararınızadır. Gitmezsem, Gerçeğin Ruhu (Paraklit) size gelmez. O gelince dünyanın günah, doğruluk ve gelecek yargı konusundaki suçluluğunu dünyaya gösterecektir. Günah konusunda - çünkü bana iman etmezler; doğruluk konusunda - çünkü Baba'ya gidiyorum, artık beni görmeyeceksiniz; yargı konusunda - çünkü bu dünyanın egemeni yargılanmış bulunuyor. Size daha çok söyleyeceklerim var ama şimdi bunlara dayanamazsınız. Ne var ki O yani Gerçeğin Ruhu (Paraklit) gelince, sizi her gerçeğe yöneltecek. O kendiliğinden konuşmayacak, yalnız işittiklerini söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek. O beni yüceltecek." (İncil
    Yuhanna 16/5-14 — Yeni Ahit, Yuhanna; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · Yuhanna 16:5

    “Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki, içinizden hiçbiri bana, ‹Nereye gidiyorsun?› diye sormuyor.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah nebilerden kesin söz aldığında şöyle demiştir: "Size Kitap ve hikmet veririm de elinizde olanı onaylayan bir elçi gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve destek vereceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır yükü (ısr dipnot 1 ) yüklendiniz mi?". Onlar da "Kabul ettik" demişlerdir. Allah: "Siz buna şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim" demiştir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    ISR : Sonradan gelecek nebi ve resullere inanma ve destek verme sorumluluğudur.

Şaban Britch

Hani, Allah tüm peygamberlerden; “Size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edecek ve ona mutlaka yardım edeceksiniz.” diye söz almıştı. Onlara “Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar: Kabul ettik diye cevap verdiler. Şahit olun, ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu.

Şaban Piriş

Allah, peygamberlerden: -Size kitap ve hikmet verdim, sonra sizden olanı doğrulayan bir peygamber gelecek, ona kesinlikle iman edecek ve ona yardım edeceksiniz! diye söz aldığı zaman (sormuştu): -Karar verdiniz ve size yüklediğim bu ağır yükü kabul ettiniz mi? demişti. Onlar: -Kabul ettik diye cevap verdiler. -Şahit olun, ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve unutma ki Allah, peygamberlerden misaklarını almış, şöyle demişti: "Size Kitap'tan ve hikmetten nasip verdim. Sonra size elinizdekini doğrulayıcı bir resul geldiğinde, ona mutlaka inanacak ve ona muhakkak yardım edeceksiniz. Kabul ettiniz ve ağır yükümü üzerinize aldınız mı?". "Kabul ettik." dediler. "O halde tanık olun, sizinle beraber ben de tanıklardanım." dedi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah entered into a covenant with the Prophets, expressing the obligation to which they are bound. "I have given you the Book," He said, "and acquainted your hearts with wisdom. So when there comes a Messenger with a Book that corroborates and authoritatively validates the Authentic Books you hold in possession, you shall faithfully recognize him, uphold him and help him accomplish his mission. Now do you all subscribe to this allegiance and shall you pledge yourselves before Me to keep the vow!" They said: "We pray the prayer and vow the vow." "Then," Allah said, "you bear witness to this obligation which you shall relate to your people, and here do I subscribe to be also a witness to this course of action"

Abdul Haleem

God took a pledge from the prophets, saying, ‘If, after I have bestowed Scripture and wisdom upon you, a messenger comes confirming what you have been given, you must believe in him and support him. Do you affirm this and accept My pledge as binding on you?’ They said, ‘We do.’ He said, ‘Then bear witness and I too will bear witness.’

Abdullah Yusuf Ali

Behold! Allah took the covenant of the prophets, saying: "I give you a Book and Wisdom; then comes to you a messenger, confirming what is with you; do ye believe in him and render him help." Allah said: "Do ye agree, and take this my Covenant as binding on you?" They said: "We agree." He said: "Then bear witness, and I am with you among the witnesses."

Abul A'la Maududi

And recall when Allah took a covenant from the Prophets: 'This is the Book and the Wisdom which I have given you. But should a Prophet come to you confirming that which is already with you, you shall believe in him and shall help him. dipnot 1 So saying, Allah asked: 'Do you agree and accept to take up the burden of the covenant?' They answered: 'We agree,' He said: 'Then bear wirness; and I will be with you among the witness.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    A party of the People of the Book would fain lead you astray, whereas in truth they lead none astray except themselves, but they do not realize it.

Aisha Bewley

Remember when Allah made a covenant with the Prophets: ‘Now that We have given you a share of the Book and Wisdom, and then a Messenger comes to you confirming what is with you, you must have iman in him and help him. ’ He asked, ‘Do you agree and undertake My commission on that condition?’ They replied, ‘We agree.’ He said, ‘Bear witness, then. I am with you as one of the witnesses.’

Al-Hilali & Khan

And (remember) when Allâh took the Covenant of the Prophets, saying: "Take whatever I gave you from the Book and Hikmah (understanding of the Laws of Allâh), and afterwards there will come to you a Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) confirming what is with you; you must, then, believe in him and help him." Allâh said: "Do you agree (to it) and will you take up My Covenant (which I conclude with you)?" They said: "We agree." He said: "Then bear witness; and I am with you among the witnesses (for this)."

Ali Quli Qarai

When Allah took a compact concerning the prophets, [He said,] ‘Inasmuch as I have given you of the Book and wisdom, should an apostle come to you thereafter confirming what is with you, you shall believe in him and help him. ’ He said, ‘Do you pledge and accept My covenant on this condition?’ They said, ‘We pledge.’ He said, ‘Then be witnesses, and I am also among the witnesses along with you.’

Amatul Rahman Omar

(Recall the time) when Allâh bound (the people) to a covenant through the Prophets (saying), `Indeed, whatever I have vouchsafed to you of the Book and the Wisdom, and then there comes to you a Messenger fulfilling that which is with you, you shall surely believe in him and have to help him. ' (The Lord further) said, `Do you agree and do you undertake the heavy responsibility of My covenant on these (terms)?' They said, `We do agree.' (God) said, `Bear witness to it and I am with you among the witnesses.'

Arthur John Arberry

And when God took compact with the Prophets: 'That I have given you of Book and Wisdom; then there shall come to you a Messenger confirming what is with you -- you shall believe in him and you shall help him; do you agree?' He said. 'And do you take My load on you on that condition?' They said, 'We do agree.' God said, 'Bear witness so, and I shall be with you among the witnesses.'

Bijan Moeinian

[Know that] God gathered all prophets and said: "I will give you the wisdom and the Scripture; then I will send a Prophet of Mine (as explained in Luke 22-Matthew 24-Malachi 1-who will confirm [the Divine source of] your Scriptures [and finish your teachings. ] Do you agree to believe in him, help him [by laying the grounds for him] and carry the heavy responsibility of this covenant of yours with Me ?" They all said: “Yes.” God then said: “I take you all as witness to this event; I also bear witness with you.”

E. Henry Palmer

And when God took the compact from the prophets '(this is) surely what we have given you of the Book and wisdom. Then shall come to you the Apostle confirming what is with you. Ye must believe in him and help him.' He said, moreover, 'Are ye resolved and have ye taken my compact on that (condition).' They say, 'We are resolved.' He said, 'Then bear witness, for I am witness with you;

Edip-Layth

God took a covenant from the prophets: "For what I have given you of the book and wisdom, then a messenger will come to you authenticating what is with you. You will acknowledge him and support him." He said, "Do you testify, and agree to this burden?" they said, "We testify." He said, "Then bear witness, and I am with you bearing witness."

George Sale

And remember when God accepted the covenant of the prophets, saying, this verily is the scripture and the wisdom which I have given you: Hereafter shall an apostle come unto you, conforming the truth of that scripture which is with you; ye shall surely believe on Him, and ye shall assist Him. God said, are ye firmly resolved, and do ye accept my covenant on this condition? They answered, we are firmly resolved: God said, be ye therefore witnesses; and I also bear witness with you:

Hamid S. Aziz

When Allah made the covenant with the prophets, (He said) "Behold, what I have given you of the Book and Wisdom. Then shall come to you a Messenger confirming that which you possess. You shall believe in him and help him." And He said, "Are you resolved and do you take this covenant as binding on you?" They said, "We are resolved." And He said, "Then bear witness, for I am witness with you;

Mahmoud Ghali

And as Allah took compact with the Prophets (that), "Indeed, whatever I bring you of Book and Wisdom, thereafter a Messenger comes to you sincerely verifying what is with you, indeed you shall definitely believe in him, and indeed you shall definitely vindicate him. " He (i.e., Allah) said, "Do you ratify (that)? And do you take My obligation on those (conditions)?" They said, "We have ratified (that)." He said, "Then, bear witness, and I am with you among the witnesses."

Marmaduke Pickthall

When Allah made (His) covenant with the prophets, (He said): Behold that which I have given you of the Scripture and knowledge. And afterward there will come unto you a messenger, confirming that which ye possess. Ye shall believe in him and ye shall help him. He said: Do ye agree, and will ye take up My burden (which I lay upon you) in this (matter)? They answered: We agree. He said: Then bear ye witness. I will be a witness with you.

Mohamed Ahmed - Samira

Remember when God covenanted the prophets (and said): "If after I have given you the Law and the judgement there comes an apostle to you who confirms the truth already with you, you will surely believe him and help him;" and asked: "Do you accept and agree to the terms of My covenant?" They said: "We accept. " "Then you be witness," said God, "and I shall be witness with you.

Muhammad Asad

AND, LO, God accepted, through the prophets, this solemn pledge [from the followers of earlier revelation]: "If, after all the revelation and the wisdom which I have vouchsafed unto you, there comes to you an apostle confirming the truth already in your possession, you must believe in him and succour him. Do you" - said He - "acknowledge and accept My bond on this condition?" They answered: "We do acknowledge it." Said He: "Then bear witness [thereto], and I shall be your witness.

Mustafa Khattab

˹Remember˺ when Allah made a covenant with the prophets, ˹saying,˺ "Now that I have given you the Book and wisdom, if there comes to you a messenger[1] confirming what you have, you must believe in him and support him." He added, “Do you affirm this covenant and accept this commitment?” They said, “Yes, we do.” Allah said, “Then bear witness, and I too am a Witness.”

Progressive Muslims

And God took a covenant from the prophets: "For what I have given you of the Scripture and wisdom, then a messenger will come to you authenticating what is with you. You will believe in him and support him." He said: "Do you testify, and agree to this burden", they said: "We testify." He said: "Then bear witness, and I am with you bearing witness."

Rashad Khalifa

GOD took a covenant from the prophets, saying, "I will give you the scripture and wisdom. Afterwards, a messenger will come to confirm all existing scriptures. You shall believe in him and support him." He said, "Do you agree with this, and pledge to fulfill this covenant?" They said, "We agree." He said, "You have thus borne witness, and I bear witness along with you."

Sahih International

And [recall, O People of the Scripture], when Allah took the covenant of the prophets, [saying], "Whatever I give you of the Scripture and wisdom and then there comes to you a messenger confirming what is with you, you [must] believe in him and support him. " [ Allah ] said, "Have you acknowledged and taken upon that My commitment?" They said, "We have acknowledged it." He said, "Then bear witness, and I am with you among the witnesses."

Sam Gerrans

And when God took agreement of the prophets: “What I give you of Writ and wisdom, then there comes to you a messenger confirming what is with you: you shall believe in him and help him.” He said: “Do you affirm and take upon that My covenant?” Said they: “We do affirm.” He said: “Then bear witness; and I am with you among the witnesses.”

Shabbir Ahmed

Allah made a Covenant with all the Prophets, and through them with their respective nations, that they would welcome each of the next Messengers in the process of Divine Revelations and support him. Allah said to the Prophets, "I give you the Scripture and Wisdom. Afterward there would come a Messenger who would confirm the Truth in your Scripture. You shall believe in him and help him." He said, "Do you agree and take this Covenant as binding on you?" They said, "We agree." He said, "Then bear witness, and I am with you among the witnesses." (This was the Covenant with their nations. The personal covenant made with each Messenger is mentioned in (33:7))

Syed Vickar Ahamed

And (remember), Allah took the (holy) promise from the prophets, saying: "I give you a Book and Wisdom; Then comes to you a Prophet (Muhammad), confirming what is with you; Do you believe in him and render him help. " Allah said: "Do you agree, and take this My Promise as binding on you?" They said: "We agree." He said: "Then bear witness, and I am with you among the witnesses."

Taqi Usmani

When Allah made the prophets enter into a covenant: (saying) "If I give you a book and wisdom, then comes to you a messenger verifying what is with you, you shall have to believe in him, and you shall have to support him." He said, “Do you affirm and accept my covenant in this respect?” They said, “We affirm.” He said, “Then, bear witness, and I am with you among the witnesses.”

The Monotheist Group

And God took a covenant from the prophets: "For what I have given you of the Book and wisdom, then a messenger will come to you authenticating what is with you. You will believe in him and support him." He said: "Do you testify, and agree to this burden?" They said: "We testify." He said: "Then bear witness, and I am with you bearing witness."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 81. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 81. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 81. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩