Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 88. ayet

Âl-i İmrân suresi, 88. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

ḫâlidîne fîhâ. lâ yüḫaffefü `anhümü-l`aẕâbü velâ hüm yünżarûn.

Diyanet İşleri

Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 85–91 · surenin 88. ayeti / 200

Konu Peygamberlerden alınan söz; İslâm'dan başka din arayan Âl-i İmrân 81–91 3

  1. Âl-i İmrân 85

    Kim İslam'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.

  2. Âl-i İmrân 86

    İman ettikten, Peygamberin hak olduğuna şahitlik ettikten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra inkar eden bir toplumu Allah nasıl doğru yola eriştirir? Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.

  3. Âl-i İmrân 87

    İşte onların cezası; Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.

  4. 88

    Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz.

  5. Âl-i İmrân 89

    Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  6. Âl-i İmrân 90

    Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.

  7. Âl-i İmrân 91

    Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 86–88. ayetler için yazılmıştır.

86-88. İmanı öğrenen, imana giren, peygamberin hak olduğuna şahitlik eden, bütün bunlardan sonra imanlarını bozarak, arkalarını dönerek ökçeleri üzere gerisin geri dönen bir topluluğa Allah’ın hidâyet vermesi çok mu çok uzaktır! Çünkü bunlar hakkı öğrenmişler ve reddetmişlerdir. Diğer taraftan bu durum ve nitelikte olan kimseleri hiç şüphesiz Yüce Allah, ceza olmak üzere kalplerini tersyüz etmek ve baş aşağı çevirmekle cezalandırır. Çünkü böyle bir kimse hakkı bilmiş ve terk etmiş, batılı tercih etmiştir. Allah da onu kendisine yöneldiği şeye yönlendirmiştir. “Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti” böyle kimselerin üzerindedir ve onlar lanet ve azapta ebediyen kalacaklardır. “Onların ne azabı hafifletilir ne de onlara süre tanınır.” Allah’ın emri gelecek olursa onlara mühlet verilmez. Çünkü Yüce Allah öğüt alacak kimsenin öğüt alacağı kadar bir süre onlara ömür vermişti. Üstelik uyarıcı peygamber de gelmiştir onlara.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar cehennemde ebedî olarak kalırlar. Artık onlardan cehennem azabı hafifletilmez ve onlara mazeret sunmaları ve tövbe etmeleri için de mühlet verilmez.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. خَـٰلِدِينَ halidine ebedi kalacaklardır kök: خلد
  2. فِيهَا fiha O(la'net)in içinde
  3. لَا la
  4. يُخَفَّفُ yuhaffefu hafifletilmeyecek kök: خفف
  5. عَنْهُمُ anhumu onlardan
  6. ٱلْعَذَابُ l-azabu azab kök: عذب
  7. وَلَا ve la
  8. هُمْ hum ve onlara
  9. يُنظَرُونَ yunzerune fırsat verilmeyecektir kök: نظر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خفف (17 geçiş) · Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Onlar ebedi olarak lanet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.

  • Aynı kök: خفف (17 geçiş) · Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır.

  • Aynı kök: خفف (17 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    O zalimler, azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmez ve kendilerine mühlet de verilmez.

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi…

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Onlar bu halde kalacaklar; ne azapları hafifletilecek ne de onlara süre tanınacaktır.

Muhammed Esed

Onlar bu halde kalacaklar; (ve) ne azapları hafifletilecek, ne de onlara bir mühlet tanınacak.

Ahmed Hulusi

Sonsuza dek bu şartlarda kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez ve onlarla ilgilenilmez.

Ali Bulaç

İçinde temelli kalıcıdırlar. Onların azabı hafifletilmez ve onlar gözetilmezler.

Ali Özek ve heyeti

Bu lânete ebedî gömülüp gideceklerdir. Onların azapları ne hafifletilir ne de ertelenir.

Ali Rıza Safa

Sürekli onun içinde kalacaklardır. Ne cezaları azaltılacak ne de yardım edilecektir.

Bayraktar Bayraklı

Onlar bu halde kalacaklar;ne azapları hafifletilecek ne de onlara bir mühlet tanınacak.

Edip Yüksel

Orada sürekli kalıcıdırlar; azapları hafifletilmez ve kendilerine bakılmaz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Orada sürekli kalıcıdırlar; azapları hafifletilmez ve kendilerine bakılmaz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonsuza kadar o lanetin içindedirler, azapları hafifletilmez ve kendilerine mühlet verilmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ebediyyen onun içindedirler, azabları hafifletilmez ve kendilerine mühlet verilmez

Erhan Aktaş

Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, bu halde sürekli kalacaklardır. Onlardan ne azap hafifletilecek ve ne de onların yüzlerine bakılacak.

Gültekin Onan

İçinde temelli kalıcıdırlar. Onların azabı hafifletilmez ve onlar gözetilmezler.

Hasan Basri Çantay

Onlar bunun (bu la'netin ve cehennemin) içinde ebedi kalıcıdırlar. Kendilerinden ne azab hafifletilir, ne de onlara (yüzlerine, suratlarına) bakılır.

İbni Kesir

Ebediyyen onun içindedirler. Onlardan azab hafifletilmez ve onlara rahmet nazarıyla bakılmaz.

Mehmet Alagaş

(84-91) De ki; Allah’a bana indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve Torunlarına indirilenlere Musa’ya İsa’ya verilenlere ve Rablerin den gelen N ebilere iman ettim , onlardan herhangi biri arasında fark gözetmeyiz, b iz O’na / Allah’a teslim olanlarız. Her kim din olarak İslam dışında bir şeye tabi olursa, bu ondan kabul edilmez , Ahirette de o, hasara uğrayacaktır. (Halkın isteklerine, şirketin politikalarına, nefsimin heveslerine hevasına şeytanın adımlarına tabi oldum demek Allah’a teslim olma dininden farklı dinlere uydum demektir.) Onlara açıklamalarla gelmiş Resulün, gerçeği / hakkı söylediğine de şahit olmuşlarken , iman ettikten sonra küfredenleri, Allah nasıl yola soksun ki? (Onlara nasıl kılavuzluk edebilir ki) Allah, zalim kavmi yola iletmez. İşte onların cezaları, Allah’ın, Meleklerin ve insanların hepsinin lanetinin kesinlikle üzerlerinde olmasıdır. Orada kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık Bakara 163’te yine geçmişti) Onlardan azap hafifletilmez, onlara bakılmaz, ancak bundan sonra / inkâr sonrasında vazgeçenler / tövbe edenler ve ıslah olanlar, Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyicidir. İman etmelerinden sonra küfredenler sonra da küfürlerini ziyadeleştirmiş olanların vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edilmez , işte onlar sapmış olanlardır. Küffar olarak ta ölmüşler ise, artık yeryüzü dolusu altını, af fidyesi olarak verseler dahi, onların hiçbirinden kabul edilmez, işte onlara acıtıcı bir azap vardır ve onlara yardım da edilmez.

Rowwad Tercüme Merkezi

Orada ebedi kalacaklar. Azap, onlardan hafifletilmez ve onlara mühlet de verilmez.

Süleyman Ateş

O(la'net)in içinde ebedi kalacaklardır. Onlardan azab hafifletilmeyecek ve onlara asla fırsat verilmeyecektir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sürekli dışlanmış olarak kalırlar. Azapları hafifletilmez, yüzlerine de bakılmaz.

Şaban Britch

Orada ebedi kalacaklar. Azap, onlardan hafifletilmez ve onlara mühlet de verilmez.

Şaban Piriş

O lanette daimidirler. Azap, onlardan hafifletilmez ve onlara bakılmaz da.

Yaşar Nuri Öztürk

O lanet içinde sürekli kalacaklardır. Ne azap hafifletilecektir onlardan ne de yüzlerine bakılacaktır onların.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

This curse shall beset them to Eternity. Nor shall their torture in Hell be abated nor shall their punishment be put in respite.

Abdul Haleem

and so they will remain, with no relief or respite for their suffering.

Abdullah Yusuf Ali

In that will they dwell; nor will their penalty be lightened, nor respite be (their lot);-

Abul A'la Maududi

Thus shall they abide. Neither shall their chastisement be granted nor shall they be granted any respite.

Aisha Bewley

They will be under it for ever. Their punishment will not be lightened. They will be granted no reprieve.

Al-Hilali & Khan

They will abide therein (Hell). Neither will their torment be lightened, nor will it be delayed or postponed (for a while).

Ali Quli Qarai

They will remain in it [forever], and their punishment shall not be lightened, nor will they be granted any respite,

Amatul Rahman Omar

They shall abide there for long, their punishment shall not be reduced, nor shall they be reprieved;

Arthur John Arberry

therein dwelling forever; the chastisement shall not be lightened for them; no respite shall be given them.

Bijan Moeinian

They will stay in the Hell forever. Their punishment will not be reduced and God will not look at them.

E. Henry Palmer

they shall dwell therein for aye - the torment shall not be alleviated from them, nor shall they be respited;

Edip-Layth

Eternally they will abide in it, the retribution will not be lightened for them, nor will they be reprieved;

George Sale

They shall remain under the same for ever; their torment shall not be mitigated, neither shall they be regarded;

Hamid S. Aziz

They shall dwell therein - the torment shall not be lightened from them, nor shall they have respite;

Mahmoud Ghali

Eternally (abiding) therein. The torment will not be lightened for them, and they will not be respited.

Marmaduke Pickthall

They will abide therein. Their doom will not be lightened, neither will they be reprieved;

Mohamed Ahmed - Samira

They shall live under it, and none of their agony decrease nor be respite for them.

Muhammad Asad

In this state shall they abide; [and] neither will their suffering be lightened, nor will they be granted respite.

Mustafa Khattab

They will be in Hell forever. Their punishment will not be lightened, nor will they be delayed ˹from it˺.

Progressive Muslims

Eternally they will abide in it, the retribution will not be lightened for them, nor will they be reprieved.

Rashad Khalifa

Eternally they abide therein; the retribution is never commuted for them, nor will they be reprieved.

Sahih International

Abiding eternally therein. The punishment will not be lightened for them, nor will they be reprieved.

Sam Gerrans

They abiding eternally therein; the punishment will not be lightened for them, nor will they be granted respite

Shabbir Ahmed

They have chosen for themselves this deprivation in which they will abide without relief.

Syed Vickar Ahamed

In that they will dwell; Their penalty will not be lightened, relief will not be their (share)—

Taqi Usmani

They will remain under it forever. Neither will the punishment be lightened for them, nor will they be given respite,

The Monotheist Group

Abiding therein, the retribution will not be lightened for them, nor will they be reprieved.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 88. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 88. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 88. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩