Diyanet İşleri
Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 174. ayet. فَٱنقَلَبُوا۟ بِنِعْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضْلٍ لَّمْ يَمْسَسْهُمْ سُوٓءٌ وَٱتَّبَعُوا۟ رِضْوَٰنَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ ذُو فَضْلٍ عَظِيمٍ
fenḳalebû bini`metim mine-llâhi vefaḍlil lem yemseshüm sûüv vettebe`û riḍvâne-llâh. vellâhü ẕû faḍlin `ażîm.
Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Uhud'un muhasebesi; şehitler diridir Âl-i İmrân 165–175 3
(Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.
Onlar yaralandıktan sonra Allah'ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır.
Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, "İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun" dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler.
Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.
O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü'min iseniz, benden korkun.
Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük azap vardır.
İman karşılığında küfrü satın alanlar Allah'a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elem verici bir azap vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
174. “Sonra da kendilerine hiçbir zarar dokunmaksızın Allah’tan bir nimet ve lütuf ile döndüler.” Müşriklere de Allah Rasûlü’nün ve ashâbının onları karşılamak için çıktıkları ve onlar arasından savaştan geri kalanların pişman oldukları haberi ulaştı. Böylelikle Allah onların kalplerine korku saldı ve müşrikler de Mekke’ye dönmeye karar verdiler.
Mü’minler ise Allah’tan bir nimet ve bir lütuf ile geri döndüler. Çünkü Yüce Allah böyle bir halde Medine’nin dışına çıkma tevfikini onlara lütfettiği gibi, Rablerine tevekkül etmelerini de lütfetti. Diğer taraftan O, böylelikle onlara tam bir gaza yapmış gibi ecir de ihsan etti. Rablerine itaatleri sureti ile ihsanda bulunmaları ve O’na isyan etmekten sakınarak takvâlı davranmaları sebebi ile de onlar için çok büyük bir ecir vardır. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
«Hamrâu'l Esed» gazvesine çıktıktan sonra Allah katından büyük bir sevap, derecelerinin arttırılması, ölüm ve yaralanma kendilerine isabet etmeden düşmanlarından selamette olarak geri döndüler. Allah'a itaat etmeye sürekli olarak devam ederek ve O'na karşı gelmekten uzak durarak Allah'ın kendilerinden razı olacağı şeylere tabi oldular. Allah, Mümin kullarına karşı büyük lütuf sahibidir.
Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
(Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Eğer onlar Allah ve Resulünün kendilerine verdiğine razı olup, "Bize Allah yeter. Lütuf ve ihsanıyla Allah ve Resulü ileride bize yine verir. Biz…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde…
Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…
Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
(169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği…
Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır. Ancak kadının, ya da nikah bağı…
Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O'ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun lütfunu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Bunun üzerine), kendilerine hiçbir sıkıntı dokunmadan, Allah'ın nimet ve iyiliğiyle geri dönmüş, Allah'ın rızasına uymuşlardı. Allah büyük iyilik sahibidir.
Onlar, Allah'ın nimeti ve lütfu sayesinde kendilerine hiç bir zarar dokunmadan geri döndüler. Zira onlar Allah'ın rızasına taliptiler: zira Allah sınırsız lütuf sahibidir.
ve Allah'ın lütfu ve nimeti ile (savaştan) bir zarara uğramadan döndüler: Çünkü onlar, Allah'ın rızası için çabalıyorlardı; ve Allah, yüceliğinde ve lütfunda sınırsızdır.
Bu inanç nedeniyle kendilerine hiçbir zarar dokunmadan Allah'ın nimet ve fazlıyla geri döndüler. Allah rıdvanına tabi oldular. Allah Aziym fazl sahibidir.
Bundan dolayı, kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah'tan bir nimetle geri döndüler. Onlar, Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.
(Nitekim o düşmanla karşılaşmak için çıktıktan sonra) kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, Allah'tan gelen bir nimet ve kârlı bir ticaret ile geri dönmüşler ve (bu hareketleriyle) Allah'ın rızasına da uymuşlardır. Allah, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.
Bu yüzden, Allah tarafından bir nimet ve lütufla, onlara bir kötülük dokunmadan geri döndüler. Allah'ın hoşnutluğunu gözettiler. Çünkü Allah, Büyük Lütuf Sahibidir.
Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah, büyük kerem sahibidir.
Böylece, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, ALLAH'tan bir nimet ve lütufla geri döndüler. ALLAH'ın rızasını gözetmişlerdi. Büyük lütfun sahibi ALLAH'tır.
Böylece, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, ALLAH'tan bir nimet ve lütufla geri döndüler. . ALLAH'ın rızasını gözetmişlerdi. Büyük lütfun sahibi ALLAH'tır.
Sonra da kendilerine hiçbir keder dokunmaksızın Allah'tan bir nimet ve lütuf ile geri döndüler ve Allah'ın hoşnutluğunun ardınca gittiler. Allah, daha da çok bir lütuf sahibidir.
sonra da kendilerine hiç bir keder dokunmaksızın Allahdan bir ni'met ve bir fazl ile avdet ettiler ve Allahın rızası ardınca gittiler, daha çok büyük bir fazlın sahibidir Allah
Ve Allah'tan gelen nimet ve lütufla kendilerine bir kötülük dokunmadan geri döndüler. Allah'ın rızasını kazandılar. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.
Ve Allah'tan gelen nimet ve lütufla kendilerine bir kötülük dokunmadan geri döndüler. Allah'ın rızasını kazandılar. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.
Ve Allah'tan gelen nimet ve lütufla kendilerine bir kötülük dokunmadan geri döndüler. Allah'ın rızasını kazandılar. Allah, Büyük Lütuf Sahibi'dir.
Bundan dolayı, kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Tanrı'dan bir nimetle geri döndüler. Onlar, Tanrı'nın rızasına uydular. Tanrı, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.
Bunun üzerine kendilerine hiç bir fenalık dokunmadan Allahdan ni'met (afiyet ve selamet) ve fazl (-u ticaret) ile geri geldiler. (Bu suretle) Allanın rızaasına da uymuş bulundular. Allah, çok büyük lutf-ü inayet saahibidir.
Sonra da kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan Allah'tan bir nimet ve bollukla geri döndüler. Allah'ın rızasına uydular. Ve Allah, çok büyük lutuf sahibidir.
Bundan dolayı Allah’tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir
Bundan dolayı Allah'tan bir ni'met ve bollukla geri döndüler, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadı. Ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lutuf sahibidir.
Sonra onlara bir kötülük dokunmadan Allah'ın nimeti ve lütfu ile geri döndüler. Onlar, Allah'ın rızasının peşindeydiler. dipnot 1 Allah büyük lütuf sahibidir.
Sonra Allah'ın nimeti ve ikramı ile bir sıkıntı görmeden geri döndüler. Onlar, Allah'ı razı etmeye çalışıyorlardı. Allah, büyük ikram sahibidir.
Sonra kendilerine hiçbir kötülük dokunmaksızın Allah'tan bir nimet ve lütuf ile geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Onlara bir kötülük dokunmadan Allah'tan olan bir nimet ve fazilet ile döndüler. Allah'ın rızasına uydular. Allah, fazilet ve azamet sahibidir.
Böyle olduğu içindir ki, Allah'tan bir nimet ve lütufla geri döndüler, hiçbir kötülük dokunmamıştı onlara. Allah'ın rızasını izlediler. Allah çok büyük bir lütfun sahibidir.
Never was battle executed with greater determination, that the enemy had sensed and consequently fled from the rage of those whom they considered persecutors. There and then did the Muslims return, by the grace of Allah and His bounty, unharmed and not even touched physically in any way. They espoused the cause of Allah and His satisfaction and were consequently qualified to receive His blessings, and Allah’s bounty is plentiful, full flowing.
returned with grace and bounty from God; no harm befell them. They pursued God’s good pleasure. God’s favour is great indeed.
And they returned with Grace and bounty from Allah: no harm ever touched them: For they followed the good pleasure of Allah: And Allah is the Lord of bounties unbounded.
So they returned with a mighty favour and a great bounty from Allah having suffered no harm. They followed the good pleasure of Allah, and Allah is the Lord of great bounty.
So they returned with blessings and bounty from Allah and no evil touched them. They pursued the pleasure of Allah. Allah’s favour is indeed immense.
So they returned with Grace and Bounty from Allâh. No harm touched them; and they followed the good Pleasure of Allâh. And Allâh is the Owner of Great Bounty.
So they returned with Allah’s blessing and grace, untouched by any evil. They pursued the pleasure of Allah, and Allah is dispenser of a great grace.
Hence they returned with a mighty blessing from Allâh and a great bounty. They suffered no harm whatsoever, and they followed the good pleasure of Allâh. Indeed, Allâh is the Possessor of great bounty.
So they returned with blessing and bounty from God, untouched by evil; they followed the good pleasure of God; and God is of bounty abounding.
They returned gracefully back with no harm. God was pleased with them and God’s bounty is limitless.
Then they retired in favour from God and grace; no evil touched them; they followed the pleasure of God, and God is Lord of mighty grace.
So they came back with a blessing from God and a bounty, no harm would touch them. They had followed the pleasure of God, and God is the One with great bounty.
Wherefore they returned with favour from God, and advantage; no evil befell them: And they followed what was well pleasing unto God; for God is endowed with great liberality.
Then they returned with the favour and grace from Allah; no evil touched them; for they followed the pleasure of Allah, and Allah is Lord of infinite Bounty.
So they turned over (Or: turned around) with favor from Allah and (His) Grace; no odious (disadvantage) did touch them; and they followed closely the all-blessed Satisfaction of Allah; and Allah is The of Owner of magnificent Grace.
So they returned with grace and favour from Allah, and no harm touched them. They followed the good pleasure of Allah, and Allah is of Infinite Bounty.
And returned with God's favour and grace without harm, for they attended the pleasure of God; and great is the benevolence of God.
- and returned [from the battle] with God's blessings and bounty, without having been touched by evil: for they had been striving after God's goodly acceptance - and God is limitless in His great bounty.
So they returned with Allah’s favours and grace, suffering no harm. For they sought to please Allah. And surely Allah is ˹the˺ Lord of infinite bounty.
So they came back with a reward from their Lord and a bounty, no harm would touch them. And they had followed the pleasure of God, and God is the One with great pleasure.
They have deserved GOD's blessings and grace. No harm ever touches them, for they have attained GOD's approval. GOD possesses infinite grace.
So they returned with favor from Allah and bounty, no harm having touched them. And they pursued the pleasure of Allah, and Allah is the possessor of great bounty.
So they returned with favour and bounty from God, evil not touching them. And they sought the approval of God; and God is possessor of tremendous bounty.
They marched forward with conviction and returned with Allah's favor and blessings, and no harm touched them in either case. They sought Allah's Approval, and Allah is of Infinite Bounty.
And they returned with grace and plenty from Allah: No harm even touched them: Because they followed the good pleasure of Allah: And Allah is the Owner of the greatest bounty.
So, they returned with bounty from Allah, and grace, with no evil having even touched them, and submitted to the pleasure of Allah. Allah is the Lord of great bounty.
So they came back with a recompense from God and a bounty, no harm would touch them. And they had followed the pleasure of God, and God is the One with great pleasure.