Âl-i İmrân suresi · 21–32. ayetler

Kitaptan pay verilenler; mülkün sahibi; dost edinme

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Âl-i İmrân suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 21. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَيَقْتُلُونَ ٱلَّذِينَ يَأْمُرُونَ بِٱلْقِسْطِ مِنَ ٱلنَّاسِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Allah'ın ayetlerini inkar edenler, Peygamberleri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler var ya, onları elem dolu bir azap ile müjdele.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah'ın ayetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberleri öldürenler dipnot 1 ve adaleti emredenleri dipnot 2 öldürenler (var ya), onlara elem verici bir azabı müjdele! dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:61; Al-i İmrân 3:112, 181; Nisâ 4:155.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yüce Allah kitap ehli ve müşriklerin bir kısmının, adaleti emreden insanları öldürdüklerine dikkat çekmektedir. Bu ifade önceki cümlede geçtiği üzere "peygamberler"le ilişkili olarak anlaşılabileceği gibi daha önce Al-i İmrân 3:18. ayette geçen ve "Allah'tan başka hiçbir ilahın bulunmadığına şahitlik edenler" bağlamında "adaleti gözeten ilim sahipleri" ifadesiyle de ilişkilendirilebilir. Bu durumda amaç, insanlara adaleti emreden bu ilim sahibi yiğitlerin inkârcı muhatapları tarafından öldürüldüğü mesajını vermektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Peygamberlerini öldürenler" ifadesi ile kastedilen, Hz. Şuayb, Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya örneklerinde olduğu gibi peygamberleri öldüren yahudilerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın mesajlarını tanımayan, peygamberleri haksız yere öldüren ve insanlara fedakar olmayı öğütleyenlerin kanına girenleri, yürek yakan bir mahrumiyetle müjdele!

    Muhammed Esed

    Allah'ın mesajlarını inkar edenlere, peygamberleri haksız yere öldürenlere ve adaleti emreden insanların canına kıyanlara gelince, onlara acıklı azabı bildir.

    Ahmed Hulusi

    Allah'ın işaretlerindeki varlığını (Esma'sının açığa çıkışı olan işaretleri) inkar edenlere, Hakk'ın muradına karşı Nebileri öldürenlere, insanlardan adl ile hükmedenleri öldürenlere gelince; onları feci bir azap ile müjdele!

    Ali Bulaç

    Allah'ın ayetlerini inkar edenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın âyetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına kıyanlar ve adaleti emreden insanları öldürenler (yok mu), onları acı bir azâp ile müjdele!

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın ayetlerini inkar edenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlar arasında adaletle buyruk verenleri öldürenler; artık, acı bir cezayı onlara bildir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın ayetlerini inkar edenlere, peygamberleri haksız yere öldürenlere ve adaleti emreden insanların canına kıyanlara gelince; onlara acıklı azabı bildir.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın ayetlerini inkar edenlere, haksız yere peygamberleri öldürenlere ve halkın arasında adaleti savunanları öldürenlere acıklı bir azabı müjdele.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın ayetlerini inkar edenlere, haksız yere peygamberleri öldürenlere ve halkın arasında adaleti savunanları öldürenlere acıklı bir azabı müjdele.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın ayetlerini tanımayanlara, haksızlıkla peygamberleri öldürenlere ve insanlar içinde adaleti ve insafı emreden kimselere kıyanlara acı bir azap müjdele.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her halde onlar: O Allahın ayetlerini tanımıyanlar ve haksızlıkla Peygamberleri katleyliyenler ve insanlar içinde adl-ü insaf emreden kimseleri katledenler şimdi hep bunlara elim bir azab müjdele

    Erhan Aktaş

    Allah'ın ayetlerini küfredenler, haksız yere Nebi'lerini öldürenler, insanlardan hakkaniyetli dipnot 1 olmayı isteyenleri öldürenler var ya, onlara can yakıcı bir azabı haber ver.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hakka ilişkin, doğruluk ve adalete uygunluk, adil olmak, dürüstlük.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ın ayetlerini küfredenler, haksız yere nebilerini öldürenler, insanlardan hakkaniyetli dipnot 1 olmayı isteyenleri öldürenler var ya, onlara can yakıcı bir azabı haber ver.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hakka ilişkin, doğruluk ve adalete uygunluk, adil olmak, dürüstlük.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ın ayetlerini yalanlayan nankörler, haksız yere nebilerini öldürenler, insanlardan adaleti isteyenleri öldürenler var ya, onlara can yakıcı bir azabı haber ver.

    Gültekin Onan

    Tanrı'nın ayetlerine küfredenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti buyuranları öldürenler; işte onlara acıklı bir azabı müjdele.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın ayetlerini inkar ile kafir olanlar, haksız yere peygamberleri öldürenler ve insanların içinden adaleti emredenlerin canına kıyanlar (yok mu?) onları (Habibim) pek acıklı bir azab ile muştula!

    İbni Kesir

    Allah'ın ayetlerini inkar edenlere ve haksız yere peygamberleri öldürenlere, insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere, işte onlara; elem verici bir azabı müjdele.

    Mehmet Alagaş

    (18-22) Allah kendisinden başka ilah olmadığına şahittir ve melekler de şahittir ve ilim uluları da şahittir, ölçülü olmayı / kıstaslı olmayı ayakta tutanlar da şahittir ki ondan başka ilah yoktur, saygıdeğerdir, hâkimdir. Allah’ın yanındaki din İslam’dır / teslimiyettir. Aralarındaki çekememezlik sebebiyle kendilerine ilim geldikten sonra kitap verilenler kendi aralarında karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler. Kim, Allah’ın ayetlerini yok sayarsa muhakkak ki O, hesabı çabucak görendir. Seninle tartışıyorlarsa deki; ben, bana tabi olanlarla birlikte yüzümü Allah’a teslim ettim. Kitap verilenlere (Yahudi ve Hristiyan) ve kitap verilmeyenlere (Mekkeli bedevilere) de ki; teslim oldunuz mu? Eğer ki teslim olurlarsa yola girmişler demektir, yüz çevirirlerse de sana düşen sadece bilgilendirmektir / tebliğdir, Allah kullarını görendir. Allah’ın ayetlerinin üzerini örtenler, haksız yere nebileri öldürenler ve insanlardan ölçülü olmayı emredenleri de öldürenler, onlara acıtıcı azabı müjdele, işte onlar, amelleri hem dünyada hem ahirette boşa gidenlerdir, onlara bir yardımcı da yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın ayetlerini inkâr edenlere, peygamberleri haksız yere öldürenlere, insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere, işte onlara acıklı bir azap müjdesi ver.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın ayetlerini inkar edenler, haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar arasında adaleti emredenleri öldürenler (var ya), onlara, acı bir azabı müjdele!

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın ayetlerini görmezlikte direnenlere, haklı bir sebep olmadan nebileri öldürenlere /itibarsızlaştıranlara dipnot 1 hakka ve adalete uygun davranılmasını isteyen insanları öldürenlere /itibarsızlaştıranlara dipnot 2 acı veren bir azabın müjdesini ver. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah Teala, nebi olan bütün resullerine yardım eder ve onları düşmanlarından korur (Maide 5/67, Yunus 10/102-103, Enbiya 21/7-9, Saffat 37/171-173). Nebi olmayan resuller de vardır (Şuara 26/105, 123, 141, 176) Ama her nebi, aynı zamanda resul olduğu için nebilerin ve resullerin öldürülmesi, onların nebiliklerinin ve resullüklerinin öldürülmesidir. İlgili ayetlerde geçen katl (قتل) sözünün kök anlamlarından biri izlal (اذلال) (Müfredat) yani itibarı ile oynamadır. Yahudiler, İsa aleyhisselamı öldürdüklerini söylerler (Nisa 4/157). Hıristiyanlar da sistemlerini, İsa aleyhisselamın çarmıha gerilip defnedilmesinden üç gün sonra kabrinden çıkarak Celile'de 11 havarisine gö­ründüğü iddiası üzerine kurarlar (
      Matta 28/16 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 28:16

      On bir öğrenci Celileye, İsanın kendilerine bildirdiği dağa gittiler.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      –20). İncil, Allah'ın İsa aleyhisselama indirdiği kitaptır (Maide 5/46). Onun ölümünden sonrası ile ilgili sözler İncil'e ait olamaz. Bazı İncillere Yahya aleyhisselamın öldürüldüğü iddiaları da sokuşturulmuştur (
      Matta 14/3-12 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Matta 14:3

      Hirodes, kardeşi Filipusun karısı Hirodiya yüzünden Yahyayı tutuklatmış, bağlatıp zindana attırmıştı.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      Markos 6/17-29 — Yeni Ahit, Markos; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · Markos 6:17

      Hirodesin kendisi, kardeşi Filipusun karısı Hirodiyanın yüzünden adam gönderip Yahyayı tutuklatmış, zindana attırıp zincire vurdurmuştu. Çünkü Hirodes bu kadınla evlenince Yahya ona, “Kardeşinin…

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

      ). Halbuki Kur'an, bu iki nebinin öldürüldüklerinden değil, öldüklerinden söz eder ve öldükleri gün tam bir güven içinde olduklarını bildirir (Meryem 19/15 ve 33). Nebiler gibi dürüst davranmaya davet eden insanların kişiliklerini öldürme gayretleri de eskiden olduğu gibi bugün de devam etmektedir. Allah onlara da düşmanlarından kurtarma sözü vermiştir (A'raf 7/163-166, Hud 11/116).
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu gibi kişilere mal ettikleri bazı sözleri kullanarak hem onların kişiliğini öldürmeye hem de Müslümanları saptırmaya çalışırlar. Sahabelerden Hz. Ömer, Ali, ve Abdullah İbn Abbas en çok iftiraya uğrayanlardandır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayetteki "müjde ver" emrini alan ilk kişi nebimiz Muhammed aleyhisselamdır. Onun karşısında nebiyi öldürmüş biri yoktu. Kimse atalarının günahından da sorumlu tutulamayacağı için (Necm 53/38) buradaki "öldürme", "nebiliği öldürme" anlamında mecaz olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın ayetlerini görmezlikten gelenlere, nebilerini dipnot 1 haksız yere öldürenlere ve dürüstçe davranılmasını isteyen insanları da öldürenlere müjde ver: Acıklı bir azap onları beklemektedir! dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "…nebilerini haksız yere …öldürenlere müjde ver." emrinin ilk muhatabı Muhammed aleyhisselamdır. Onun karşısında nebisini öldürmüş bir tek ehl-i kitap yoktu. Onlar son nebiyi de öldürmediklerine göre buradaki "öldürme", "nebiliği öldürme" anlamında mecazdır. Önceki nebilere inananların, son nebiye de inanmaları zorunlu olduğu için (bkz. Al-i İmran 3/81) Muhammed aleyhisselamın Allah'ın nebisi olduğunu anladıktan sonra nebi olarak kabul etmeyenler, önceki nebilerin nebiliğini de öldürmüş olurlar. Nebiliğin öldürülmesi nebinin getirdiği mesajı uygulamamak ve yok saymaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Onlar nasıl ayetleri hafife aldılarsa Allah da …

    Şaban Britch

    Allah’ın ayetlerini inkâr edenlere, peygamberleri haksız yere öldürenlere, insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere, işte onlara, acıklı bir azap müjdesi ver.

    Şaban Piriş

    Allah'ın ayetlerini inkar edenlere, peygamberleri haksız yere öldürenlere, insanlardan adaleti emredenleri öldürenlere, işte onlara, acıklı bir azap müjdesi ver.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın ayetlerini inkar edip haksız yere peygamberleri öldürenler ve insanlar içinden adaletle emredenlerin canına kıyanlar var ya, işte onlara korkunç bir azabı muştula.

  2. Âl-i İmrân suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 22. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, amelleri, dünyada da, ahirette de boşa gitmiş kimselerdir. Onların hiç yardımcıları da yoktur.

    Mehmet Okuyan

    İşte onlar, dünyada da ahirette de işleri boşa gidenlerdir. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte dünyada ve ahirette yaptıkları iyiliklerin hayrını görmeyecek olan onlardır; onlara yardım eden de olmayacaktır.

    Muhammed Esed

    İşte onlardır bu dünyada da, öteki dünyada da yaptıkları boşa çıkacak olanlar ve onlardır hiçbir yardımcı bulamayacak olanlar.

    Ahmed Hulusi

    İşte onlar, dünyada da sonsuz gelecek sürecinde de yaptıkları boşa gidenlerdir. Onlara yardımcı da yoktur.

    Ali Bulaç

    Onlar, yaptıkları dünyada ve ahirette boşa gitmiş olanlardır. Ve onların yardımcıları yoktur.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bunlar dünyada da ahirette de amelleri boşa giden kimselerdir. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.

    Ali Rıza Safa

    Dünyada ve sonsuz yaşamda yaptıkları boşa gitmiş olanlar, işte onlardır. Üstelik onlar için, bir yardımcı yoktur.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte onlar, dünyada ve ahirette çabaları boşa giden kimselerdir. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.

    Edip Yüksel

    Onlar, dünya ve ahirette yaptıkları boşa çıkanlardır. Onlara yardım eden de olmayacak.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, dünya ve ahirette yaptıkları boşa çıkanlardır. Onlara yardım eden de olmayacak

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bunlar, dünya ve ahirette amelleri boşa gitmiş kimselerdir ve onları kurtaracak da yoktur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bunlar Dünya ve Ahırette amelleri heder olmuş kimselerdir, ve onları kurtaracak da yoktur

    Erhan Aktaş

    İşte o kimselerin, dünyada da ahirette de yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte o kimselerin, dünyada da ahirette de yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu kimselerin, dünyada da ahirette de yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

    Gültekin Onan

    Onlar, yaptıkları dünyada ve ahirette boşa gitmiş olanlardır. Ve onların yardımcıları yoktur.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar öyle kimselerdir ki (bütün) yapdıkları dünyada da, ahiretde de hoşa gitmişdir. Onların (azabına maani olacak) hiç bir yardımcıları da yokdur.

    İbni Kesir

    İşte bunlar, o kimselerdir ki; dünya ve ahirette amelleri boşa gitmiştir. Ve onların hiç yardımcıları yoktur.

    Mehmet Alagaş

    (18-22) Allah kendisinden başka ilah olmadığına şahittir ve melekler de şahittir ve ilim uluları da şahittir, ölçülü olmayı / kıstaslı olmayı ayakta tutanlar da şahittir ki ondan başka ilah yoktur, saygıdeğerdir, hâkimdir. Allah’ın yanındaki din İslam’dır / teslimiyettir. Aralarındaki çekememezlik sebebiyle kendilerine ilim geldikten sonra kitap verilenler kendi aralarında karşıtlaştılar / ihtilafa düştüler. Kim, Allah’ın ayetlerini yok sayarsa muhakkak ki O, hesabı çabucak görendir. Seninle tartışıyorlarsa deki; ben, bana tabi olanlarla birlikte yüzümü Allah’a teslim ettim. Kitap verilenlere (Yahudi ve Hristiyan) ve kitap verilmeyenlere (Mekkeli bedevilere) de ki; teslim oldunuz mu? Eğer ki teslim olurlarsa yola girmişler demektir, yüz çevirirlerse de sana düşen sadece bilgilendirmektir / tebliğdir, Allah kullarını görendir. Allah’ın ayetlerinin üzerini örtenler, haksız yere nebileri öldürenler ve insanlardan ölçülü olmayı emredenleri de öldürenler, onlara acıtıcı azabı müjdele, işte onlar, amelleri hem dünyada hem ahirette boşa gidenlerdir, onlara bir yardımcı da yoktur.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunlar, dünya ve ahirette amelleri boşa çıkanlardır. Bunların bir yardımcısı da yoktur.

    Süleyman Ateş

    Onların yaptıkları, dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşleri, dünyada da ahirette de boşa çıkacak olanlar onlardır. Yardım edecek kimseleri olmayacaktır.

    Şaban Britch

    Bunlar, dünya ve ahirette amelleri boşa çıkanlardır. Bunların bir yardımcısı da yoktur.

    Şaban Piriş

    Bunlar, dünya ve ahirette amelleri boşa çıkanlardır. Bunların bir yardımcısı da yoktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çalışıp ürettikleri hem dünyada hem de ahirette boşa çıkmıştır. Hiçbir yardımcıları da yoktur onların.

  3. Âl-i İmrân suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 23. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يُدْعَوْنَ إِلَىٰ كِتَٰبِ ٱللَّهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ وَهُم مُّعْرِضُونَ

    Diyanet İşleri

    Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah'ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.

    Mehmet Okuyan

    Kitaptan kendilerine bir pay verilenleri (kitap ehlini) görmedin mi? dipnot 1 Aralarında hükmetmesi için Allah'ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir grup dönüp yüz çeviriyor.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade "vahiyden biraz da olsa pay verilenler" anlamına gelmekte, kastedilen Medine döneminde Hz. Muhammed'in civarında yaşayan kitap ehlinden kişiler olarak belirlenmektedir. Onlar itiraf etmeseler de kitaptan istifade edip hakikatleri görmek istemeseler de sonuçta bir kısmı tahrif edilmiş de olsa ellerinde ilahi bir metin bulunduğu veya öyle bir metinden kendilerine bilgi ulaştığı anlaşılmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Baksana şu kendilerine daha önce vahiyden bir pay verilenlere? Aralarını bulmak için Allah'ın kitabına çağrıldılar; fakat onlardan bir kısmı döneklik yaparak yüz çevirdiler.

    Muhammed Esed

    (Daha önce) vahiyden kendilerine pay verilenleri bilmez misin? Onlara aralarında hüküm verirken Allah'ın kelamına başvurmaları yolunda çağrı yapılmıştır; ama bazısı, inatla (ondan) yüz çevirir;

    Ahmed Hulusi

    Vahyedilen bilgilerden bir nasip verilmiş olanları görmedin mi; aralarında hüküm verilmesi için Allah vahyine davet ediliyorlar, sonra onlardan bazıları yüz çevirip gidiyor.

    Ali Bulaç

    Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında Allah'ın Kitabı hükmetsin diye çağrılıyorlar da, onlardan bir bölümü yüz çeviriyor. Onlar, işte böyle arka dönenlerdir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri (yahudileri) görmez misin ki, aralarında hükmetmesi için Allah’ın Kitab'ına çağırılıyorlar da, sonra içlerinden bir grup yüz çevirip geri dönüyor.

    Ali Rıza Safa

    Kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında yargı vermeleri için, Allah'ın Kitabı'na çağırılıyorlar. Yine de onların arasından bir küme, yüz çevirerek dönüyor.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında hakem olmak için Allah'ın kitabına çağırılıyorlar da, sonra onlardan bir kısmı dönüp yüz çeviriyor.

    Edip Yüksel

    Kitaptan kendilerine bir pay verilmiş olanlara baksana, aralarında hükmetmeleri için ALLAH'ın kitabına çağrılıyorlar da onlardan bir grup yüz çevirip geri dönüyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kitaptan kendilerine bir pay verilmiş olanlara baksana, aralarında hükmetmeleri için ALLAH'ın kitabına çağrılıyorlar da onlardan bir grup yüz çevirip geri dönüyor.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Baksana o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlara, aralarında hakem olması için Allah'ın kitabına davet olunuyorlar da içlerinden bir kısmı, yüz çevirerek dönüp gidiyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Baksan a o kendilerine kitabdan bir nasıb verilmiş olanlara, aralarında hakem olması için Allahın kitabına da'vet olunuyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüb gidiyorlar

    Erhan Aktaş

    Kitap'tan nasiplenmiş dipnot 1 olanları görüyorsun değil mi? Bunlar, aralarında hükmetmesi için Kitap'a dipnot 2 çağrıldıklarında bir kısmı, döneklik ederek ondan yüz çeviriyor.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitap Ehli/Yahudiler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tevrat'ın hükümlerine uymaya. Yahudiler, aralarındaki anlaşmazlığın çözülmesinde, kendi Kitap'ları Tevrat'ın hükümlerine de itibar etmiyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kitap'tan nasiplenmiş dipnot 1 olanları görüyorsun değil mi? Bunlar, aralarında hükmetmesi için Kitap'a dipnot 2 çağrıldıklarında bir kısmı, döneklik ederek ondan yüz çeviriyor.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ehl-i Kitap/Yahudiler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tevrat'ın hükümlerine uymaya. Yahudiler, aralarındaki anlaşmazlığın çözülmesinde, kendi kitapları Tevrat'ın hükümlerine de itibar etmiyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kitap'tan nasiplenmiş dipnot 1 olanları görüyorsun değil mi? Bunlar, aralarında hükmetmesi için Kitap'a dipnot 2 çağrıldıklarında bir kısmı, döneklik ederek ondan yüz çeviriyor.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ehl-i Kitap/Yahudiler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tevrat'ın hükümlerine uymaya. Yahudiler, aralarındaki anlaşmazlığın çözülmesinde, kendi kitapları Tevrat'ın hükümlerine bile itibar etmiyorlar.

    Gültekin Onan

    Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi ? Aralarında Tanrı'nın Kitabı hükmetsin diye çağrılıyorlar da, onlardan bir bölümü yüz çeviriyor. Onlar, İşte böyle arka dönenlerdir.

    Hasan Basri Çantay

    Kitabdan (Tevratdan) kendilerine bir nasıyb verilmiş olanları görmedin mi ki Allahın Kitabı — aralarında hakem olmak için — çağırılıyorlar da sonra onlardan bir zümre (o Kitaba) arkasını çeviriyor. Onlar böyle (hakıykatlerden) yüz çevirmeyi adet edinmiş kimselerdir.

    İbni Kesir

    Kendilerine Kitab'tan bir pay verilmiş olanları görmedin mi ki; aralarında hüküm vermen için Allah'ın kitabına çağırılıyorlar da, sonra onlardan bir zümre arkasını çeviriyor. Onlar, temelli yüz çevirenlerdendir.

    Mehmet Alagaş

    (23-25) Kitaptan pay verilenleri görmedin mi? Allah’ın kitabın ı, aralarında hüküm vermesi için çağrılıyorlar, sonradan da onlardan bir bölüm bundan yüz çeviriyor, onlar dönektirler . (Önce kitabın vereceği hükme tamam de sonra döneklik et!) İşte bu, onların, ateş bize sayılı gün dokunacak demelerinden ötürüdür, iftira ettikleri bu konudan dolayı dinlerinde yanıldılar / aldandılar, onları hakkında şüphe olmayan günde topladığımızda nasıl olacaklar? Herkesin kazandığı tamı tamına ödenir / vefalı davranılır. Onlara zulmedilmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında hüküm vermesi için Allah’ın kitabına çağırılıyorlar da sonra onlardan bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.

    Süleyman Ateş

    Baksana Kitaptan kendilerine bir pay verilmiş olanlar, aralarında hüküm versin diye Allah'ın Kitabına çağırılıyorlar da sonra onlardan bir topluluk yüz çevirerek dönüyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın Kitabı'ndan bilgi sahibi olanları görmedin mi? Aralarında kararı Kitap versin diye Allah'ın Kitabına çağrılınca onlardan bir bölümü yüz çevirerek geri çekiliyorlar.

    Şaban Britch

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında hüküm vermesi için Allah’ın kitabına çağırılıyorlar da sonra onlardan bir kısmı dönüp uzaklaşıyor. Onlar, çağrılıyorlar da içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.

    Şaban Piriş

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında hakem olarak Allah'ın kitabına çağırılıyorlar da sonra onlardan bir kısmı dönüp uzaklaşıyor. Onlar, işte böyle yüz çevirenlerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu kendilerine Kitap'tan bir pay verilmiş olanlara bak, aralarında hüküm vermesi için Allah'ın Kitabı'na çağırılıyorlar da içlerinden bir zümre yüz çevirerek dönüp gidiyor.

  4. Âl-i İmrân suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 24. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًا مَّعْدُودَٰتٍ وَغَرَّهُمْ فِى دِينِهِم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Bunun sebebi, onların, "Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır." demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır.

    Mehmet Okuyan

    (Gerekçeleri ise), onların "Sadece sayılı günlerde bize ateş dokunacaktır." demeleriydi. dipnot 1 Uydurdukları şeyler, dinleri hakkında kendilerini aldatmıştı.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Bakara 2:80. Kur'an'da cehennemden çıkışın olmadığına dair mesaj verilen ayetlerdeki [hâlidîne fîhâ ebedâ] ifadeleri de bunun bir delilidir.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bu, onların "Ateş bize bir kaç günden fazla dokunmayacak" demeleri yüzündendir. Zira uydurmayı gelenek edindikleri şeyler onları inançlarından saptırmıştır.

    Muhammed Esed

    Çünkü onlar, "Ateş bize birkaç günden fazla dokunmayacak" diye iddia ederler: böylece, uydurdukları batıl inançlar, onların (zamanla) itikatlarına ihanet etmelerine yol açmıştır.

    Ahmed Hulusi

    Bu onların "Sayılı günlerin dışında ateş bize dokunmayacak" diye düşünmelerinden ileri gelir. Uydurdukları gerçek dışı kabulleri dinlerine ihanettir.

    Ali Bulaç

    Bu, onların: "Ateş bize sayılı günler dışında kesinlikle dokunmayacak" demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmüştür.

    Ali Özek ve heyeti

    Onların bu tutumları: "Bize ateş, sadece sayılı günlerde dokunacaktır" demeleri ve uydurmuş oldukları bu şeyin dinleri hususunda kendilerini aldatmasıdır.

    Ali Rıza Safa

    "Sayılı birkaç gün dışında, ateş bize asla dokunmaz!" dedikleri için böyle yapıyorlar. Bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Onların bu tutumları, "Bize ateş, sadece sayılı günlerde dokunacaktır" demelerinin bir sonucudur. Dinlerinde uydurdukları yalanlar onları yanıltmıştır.

    Edip Yüksel

    Çünkü onlar, "Cehennem sayılı bir kaç günün dışında bize dokunmayacak" dediler. Uydurdukları şeyler onları dinlerinde böylece yanıltmıştır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Uydurma Hadisleri Kuran'a ortak koşanlar ilginçtir ki Yahudilerin bu iddiasını aynen tekrarlamışlardır. * Bak 2:80-82.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çünkü onlar, 'Cehennem sayılı bir kaç günün dışında bize dokunmayacak,' dediler. Uydurdukları şeyler onları dinlerinde böylece yanıltmıştır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü onlar: "Sadece sayılı bir kaç gün dışında asla bize ateş dokunmaz." demekte ve uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun sebebi: Çünkü onlar "sayılı günlerden başka bize asla ateş dokunmaz" demekte ve uydura geldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadır

    Erhan Aktaş

    Bu dönekliklerinin nedeni, onların: "Ateş bize sayılı birkaç günün dışında dokunmayacak." şeklindeki inançlarıdır. Uydurup dinlerine yakıştırdıkları bu tür şeyler onları yanıltmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bu dönekliklerinin nedeni, onların: "Ateş bize sayılı birkaç günün dışında dokunmayacak." şeklindeki inançlarıdır. Uydurup dinlerine yakıştırdıkları bu tür şeyler onları yanıltmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu dönekliklerinin nedeni, onların: "Ateş bize sayılı birkaç günün dışında dokunmayacak." şeklindeki inançlarıdır. Uydurup dinlerine yakıştırdıkları bu tür şeyler onları yanıltmaktadır.

    Gültekin Onan

    Bu, onların: "Ateş bize sayılı günler dışında kesinlikle dokunmayacak" demelerindendir. Onların bu iftiraları, dinleri konusunda kendilerini yanılgıya düşürmüştür.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun sebebi şudur: Onlar "Sayılı günlerden başka bize asla ateş dokunmayacak" dediler. Onların uydurdukları bu şey, dinleri hususunda da (kendilerini) aldatmışdır.

    İbni Kesir

    Bu, onların: Sayılı günlerden başka bize, asla ateş dokunmayacak, demeleri yüzündendir. Ve uydurageldikleri şeyler, dinlerinde kendilerini aldatmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (23-25) Kitaptan pay verilenleri görmedin mi? Allah’ın kitabın ı, aralarında hüküm vermesi için çağrılıyorlar, sonradan da onlardan bir bölüm bundan yüz çeviriyor, onlar dönektirler . (Önce kitabın vereceği hükme tamam de sonra döneklik et!) İşte bu, onların, ateş bize sayılı gün dokunacak demelerinden ötürüdür, iftira ettikleri bu konudan dolayı dinlerinde yanıldılar / aldandılar, onları hakkında şüphe olmayan günde topladığımızda nasıl olacaklar? Herkesin kazandığı tamı tamına ödenir / vefalı davranılır. Onlara zulmedilmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bu, (haktan yüz çeviriş) onların: "Sayılı günlerden başka bize, asla ateş dokunmayacak" demeleri yüzündendir. Ve uydura geldikleri yalanlar, dinlerinde kendilerini aldatmıştır.

    Süleyman Ateş

    Bu hareketleri, onların: "Bize, ateş sayılı birkaç günden başka dokunmayacak." demelerinden ileri gelmektedir. Uydurdukları şeyler, onları dinlerinde yanıltmıştır...

    Süleymaniye Vakfı

    Bunun sebebi, "O ateş bize, sayılı günler dışında asla dokunmayacak!" diyor olmalarıdır. dipnot 1 Uydurdukları yalanlar, dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu iddia, Yahudilere aittir (Bakara 2/80). Onların 'Sözlü Tevrat' dedikleri Talmud'a göre "Kötülerin Cehennemdeki yargısı 12 ayda son bulur. Bu süre içerisinde günahlarının bedeli ödenmiş olur." [TB, Shabbat 33b]. İslam ulemasından bazıları, bu konuda Yahudileri geride bırakmayı başarmışlardır. Nebimizin, Muaz b. Cebel'e şöyle dediği iddia edilir: "Kim kalbiyle tasdik ederek Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın resulü olduğuna şehadet ederse Allah ona cehennemi haram kılar." (Buhari, İlim, 49) Allah Teala bunun doğru olmadığını bildirmektedir (Bakara 2/80-82). Çünkü günahı sevabından fazla olan cehenneme girecek, cezasını çektikten sonra çıkacaktır (A'raf 7/9, 46-47; Meryem 19/72)
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun sebebi şöyle demeleridir: "O ateş bizi yaksa yaksa birkaç gün yakar!" Dinleri konusunda uydurdukları şeyler, kendilerini yanıltmaktadır.

    Şaban Britch

    Bu, (haktan yüz çeviriş) onların: Ateş, bize sayılı günlerin dışında dokunmayacaktır, demeleri yüzündendir. Uydura geldikleri yalanlar onları dinlerinden saptırdı.

    Şaban Piriş

    Bu, onların: -Ateş, bize sayılı günlerin dışında dokunmayacaktır, demeleri yüzündendir. Uydura geldikleri yalanlar onları dinlerinden saptırdı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun sebebi onların, "Ateş bize sayılı birkaç gün dışında asla dokunmayacaktır" demeleridir. Uydurmuş oldukları yalanlar, dinlerinde kendilerini aldatmaktadır.

  5. Âl-i İmrân suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 25. ayet. فَكَيْفَ إِذَا جَمَعْنَٰهُمْ لِيَوْمٍ لَّا رَيْبَ فِيهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Bakalım, kendilerini o geleceğinde hiç şüphe olmayan gün için bir araya topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeden herkese kazandığı tamamen ödendiği vakit, halleri nice olacaktır.

    Mehmet Okuyan

    Kazandıkları şeylerin haksızlığa uğratılmadan herkese tastamam ödenmiş (olacağı), kendisinde şüphe olmayan bir gün için onları topladığımız zaman (hâlleri) nasıl (olacak)!

    Mustafa İslamoğlu

    Geleceğinde kuşku olmayan bir gün onları bir araya topladığımızda, herkesin yaptığının karşılığı hiç kimseye haksızlık yapılmaksızın eksiksiz olarak ödendiğinde, bakalım (onların hali) nasıl olacak?

    Muhammed Esed

    O halde, (geleceği) şüphesiz olan Gün'e tanıklık etmeleri için hepsini bir araya topladığımız, her insana yaptıklarının karşılığının tamamen ödeneceği ve kimseye haksızlık yapılmayacağı zaman ne olacak (onların hali)?

    Ahmed Hulusi

    Şüphesiz gelecek olan o süreçte, kendilerini bir araya getirdiğimiz zaman, hiç kimseye haksızlık edilmeden yaptıklarının getirisi verildiğinde, ne olacak (halleri)!

    Ali Bulaç

    Artık onları, kendisinde şüphe olmayan bir gün topladığımızda ve her bir nefse -haksızlığa uğratılmaksızın- kazandığı tam olarak ödendiğinde nasıl olacak?

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat, onları gelmesinde şüphe edilmeyen bir gün için topladığımız ve hiçbir haksızlık yapılmaksızın her nefse kazandığı şeyler tastamam ödendiği zaman onların halleri nice olur?

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, hakkında kuşku olmayan bir günde onları topladığımızda, eksiksiz olarak herkese kazandıkları verilir; onlara haksızlık yapılmaz.

    Bayraktar Bayraklı

    O halde, geleceğinde şüphe olmayan güne tanıklık etmeleri için hepsini bir araya topladığımız, her insana yaptıklarının karşılığının tamamen ödeneceği ve kimseye haksızlık yapılmayacağı zaman, onların hali ne olacak?

    Edip Yüksel

    Herkese kazandığının karşılığı haksızlık yapılmadan ödeneceği, gerçekleşmesinde kuşku olmayan o gün için onları topladığımızda halleri nice olacak?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Herkese kazandığının karşılığı haksızlık yapılmadan ödeneceği, gerçekleşmesinde kuşku olmayan o gün için onları topladığımızda halleri nice olacak?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bakalım o geleceğinde şüphe olmayan gün için kendilerini topladığımız ve hiç kimseye haksızlık edilmeyerek, herkese her ne kazandıysa tamamen ödendiği vakit ne olacak?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bakalım o geleceğinde şüphe olmıyan gün için kendilerini topladığımız ve hiç kimseye zulmedilmiyerek herkese her ne kazandıysa temamen ödendiği vakit nasıl olacak?

    Erhan Aktaş

    Gelmesi kesin olan günde, onları topladığımız zaman, halleri nasıl olacak? Onlara haksızlık yapılmadan yaptıklarının karşılığı tam olarak verilecek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gelmesi kesin olan günde onları topladığımız zaman halleri nasıl olacak? Onlara haksızlık yapılmadan yaptıklarının karşılığı tam olarak verilecek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Geleceğinden kuşku olmayan ve herkesi toplayacağımız günde, yaptıklarının karşılığı hiç kimseye haksızlık edilmeden tam olarak verildiğinde, onların hali ne olacak?

    Gültekin Onan

    Artık onları, kendisinde şüphe olmayan bir gün topladığımızda ve her bir nefse haksızlığa uğratılmaksızın kazandığı tam olarak ödendiğinde nasıl olacak ?

    Hasan Basri Çantay

    Onları (vukuunda) hiçbir şübhe olmayan bir günde topladığımız ve herkesin — kendilerine haksızlık edilmeyecek — (dünyada) kazandığı tastamam ödendiği zaman artık halleri nice olur?

    İbni Kesir

    Ya geleceğinden şüphe olmayan bri günde onları topladığımız ve kendilerine zulmedilmeden herkesin kazandığının tastamam ödendiği zaman halleri ne olacak?

    Mehmet Alagaş

    (23-25) Kitaptan pay verilenleri görmedin mi? Allah’ın kitabın ı, aralarında hüküm vermesi için çağrılıyorlar, sonradan da onlardan bir bölüm bundan yüz çeviriyor, onlar dönektirler . (Önce kitabın vereceği hükme tamam de sonra döneklik et!) İşte bu, onların, ateş bize sayılı gün dokunacak demelerinden ötürüdür, iftira ettikleri bu konudan dolayı dinlerinde yanıldılar / aldandılar, onları hakkında şüphe olmayan günde topladığımızda nasıl olacaklar? Herkesin kazandığı tamı tamına ödenir / vefalı davranılır. Onlara zulmedilmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hakkında şüphe olmayan günde, onları bir araya topladığımız ve her nefse yaptığının karşılığının tam verilip asla haksızlığa uğratılmadığı o zaman, halleri nasıl olacak?

    Süleyman Ateş

    Peki, ya kendilerini, hiç şüphe olmayan bir gün için topladığımız ve herkesin kazandığı, kendisine tastamam verilip hiç kimseye haksızlık edilmediği zaman (durumları) nasıl (olacak)?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Geleceğinde şüphe olmayan bir gün onları topladığımızda ne hale düşerler! O gün herkese, yaptığının karşılığı tam olarak verilecek ve kimseye haksızlık yapılmayacaktır.

    Şaban Britch

    Hakkında şüphe olmayan günde, onları bir araya topladığımız ve her nefse yaptığının karşılığının tam verilip asla haksızlığa uğratılmadığı o zaman, halleri nasıl olacak?

    Şaban Piriş

    Geleceğinde şüphe olmayan günde, onları bir araya getireceğimiz ve herkese kazandığının karşılığı, zulmedilmeden (eksiksizce) ödendiği zaman (onların halleri) nice olacaktır?!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Peki, o kendisinde kuşku bulunmayan günde, onları biraraya topladığımız vakit halleri nice olacak! O gün her benlik, kazandığının karşılığını tam almıştır. Onlar, hiçbir zulme uğratılmazlar.

  6. Âl-i İmrân suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 26. ayet. قُلِ ٱللَّهُمَّ مَٰلِكَ ٱلْمُلْكِ تُؤْتِى ٱلْمُلْكَ مَن تَشَآءُ وَتَنزِعُ ٱلْمُلْكَ مِمَّن تَشَآءُ وَتُعِزُّ مَن تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُ بِيَدِكَ ٱلْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Ey mülkün (otoritenin) gerçek sahibi (olan) Allah'ım! Sen dilediğine Mülk (otorite) verirsin ve dilediğinden mülkü (otoriteyi) geri alırsın. Dilediğini yükseltir; dilediğini de alçaltırsın. (Bütün) iyilik yalnızca senin elindedir. Şüphesiz ki sen her şeye gücü yetensin.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Ey mutlak iktidar sahibi olan Allah'ım! Sen dilediğine iktidar verir dilediğinden de iktidarı çeker alırsın, dilediğini aziz eder dilediğini de zelil edersin; Senin elindeki mahza hayırdır: Elbette Sen her bir şeye kadirsin.

    Muhammed Esed

    De ki: "Ey mutlak egemenlik sahibi Allahım! Sen egemenliği dilediğine verirsin, dilediğinden alırsın; dilediğini yüceltirsin, dilediğini alçaltırsın. Bütün iyilikler Senin elindedir. Doğrusu, Sen istediğini yapmaya kadirsin".

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Mülkün Malik'i olan Allah'ım. . . Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de mülkü çekip alırsın. Dilediğini aziyz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir. Kesinlikle sen her şeye Kaadir'sin. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye güç yetirensin."

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Hayır yalnız senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Değişmez yönetimin egemeni olan Allahım! Sen, yönetimi dilediğine verirsin; dilediğinden de yönetimi alırsın. Dilediğini yüceltirsin, dilediğini de alçaltırsın. İyilik, Senin elindedir. Kuşkusuz, Sen, her şeye Gücü Yetensin!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Ey mutlak egemenlik sahibi Allahım! Sen egemenliği dilediğine verirsin, dilediğinden alırsın; dilediğini yüceltirsin, dilediğini alçaltırsın. Bütün iyilikler senin elindedir. Doğrusu, senin her şeye gücün yeter.

    Edip Yüksel

    De ki: "Yöneticilerin Yöneticisi olan Tanrım, yönetimi dilediğine verir, dilediğini de yönetimden indirirsin. Dilediğini yükseltir, dilediğini de alçaltırsın. Tüm iyilikler senin elinde. Sen her şeye gücü yetensin!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Yöneticilerin Yöneticisi olan Tanrım, yönetimi dilediğine verir, dilediğini de yönetimden indirirsin. Dilediğini yükseltir, dilediğini de alçaltırsın. Tüm iyilikler senin elinde. Sen her şeye gücü yetensin!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Dilediğine mülk verirsin, dilediğinden de mülkü çeker alırsın; dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltırsın. Hayır yalnız senin elindedir. Gerçekten sen, herşeye gücü yetensin."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Deki: ey mülkün sahibi Allahım! Dilediğine mülk verirsin, dilediğinden de mülkü çeker alırsın, ve dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin, hayır yalnız senin elindedir, muhakkak ki sen her şey'e kadirsin

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ey mülkün dipnot 1 sahibi Allah'ım! Sen mülkü hak edene dipnot 2 verirsin, mülkü hak edenden dipnot 2 çekip alırsın. Hak edeni dipnot 2 aziz, hak edeni dipnot 2 zelil edersin. Hayır, dipnot 3 senin elindedir. Kuşkusuz Sen Her Şeye Güç Yetiren'sin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gücü.
    2. metne dön, dipnot 2
      Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Nimet, iyilik, mülk.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ey mülkün dipnot 1 sahibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine dipnot 2 verirsin, mülkü dilediğinden dipnot 3 çekip alırsın. Dilediğini dipnot 4 aziz, dilediğini dipnot 5 zelil edersin. Hayır, dipnot 6 senin elindedir. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gücün.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hak edene/uygun gördüğüne.
    3. metne dön, dipnot 3
      Hak edenden/uygun gördüğünden.
    4. metne dön, dipnot 4
      Hak edeni/uygun olanı.
    5. metne dön, dipnot 5
      Hak edeni/uygun olanı.
    6. metne dön, dipnot 6
      Nimet, iyilik, mülk.

    Gültekin Onan

    De ki "Ey mülkün sahibi Tanrım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye güç yetirensin".

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) de ki: "Ey mülkün saahibi Allah, Sen mülkü kime dilersen ona verirsin, mülkü kimden dilersen ondan alırsın. Kimi dilersen onun kadrini yükseltir, kimi dilersen onu alçaltırsın. Hayr, yalınız Senin elindedir. Şübhesiz ki Sen her şey'e hakkıyle kaadirsin.

    İbni Kesir

    De ki: Ey mülkün sahibi olan Allah'ım; Sen mülkü dilediğine verirsin. Sen, mülkü dilediğinin elinden alırsın. Sen, dilediğini aziz edersin. Sen, dilediğini zelil edersin. Hayır, yalnız Senin elindedir. Sen hiç şüphe yok ki her şeye Kadirsin.

    Mehmet Alagaş

    (26-27) De ki; Ey mülkün egemeni / maliki Allah’ım, sen istediğine mülk verirsin, istediğinden de çekip alırsın, istediğini saygın edersin, istediğini rezil edersin , İyi olan / hayır, senin elindedir , muhakkak ki sen her şeyi güç yetirip ayarlayansın. Geceyi gündüze geçirirsin, gündüzü de geceye geçirirsin , ölüden diri çıkarırsın, diriden de ölü çıkarırsın , istediğini de hesapsızca rızıklandırırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: Ey hakimiyetin yegane maliki Allah’ım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de mülkü çekip alırsın, dilediğini yükseltir/aziz kılarsın, dilediğini de alçaltır/zelil edersin. Bütün hayır senin elindedir, şüphesiz senin her şeye gücün yeter.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Allah'ım, (ey) mülkün sahibi, sen dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden mülkü alırsın; dilediğini yükseltirsin, dilediğini alçaltırsın. Hayır (mal), senin elindedir. Sen her şeye kadirsin!"

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ey tüm yetkiler elinde olan Allah'ım! Tercih ettiğin kişiye yetki verir, Tercih ettiğinden yetkiyi alırsın. Tercih ettiğin dipnot 1 kişiyi güçlü ve şerefli kılar yine tercih ettiğin kişiyi alçaltırsın. dipnot 2 Bütün iyilikler senin elindedir. Sen her şeye bir ölçü koyarsın.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Şae = شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz Al-i İmran 3/13. ayetin dipnotu. Bu iki ayette Allah'ın yaptığı şey, kendi tercihine göre davranmasıdır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Ey tüm yetkileri elinde tutan Allah'ım! Tercih ettiğin dipnot 1 kişiye yetki verir, tercih ettiğinden yetkiyi alırsın. Tercih ettiğin kişiyi üstün konuma getirir ve yine tercih ettiğin kişiyi değersizleştirirsin. Bütün iyilikler Senin elindedir. Sen her şeye bir ölçü koyarsın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Şae = شاء" fiili, bir şeyi var etti, demektir. (Müfredat) Allah bazı şeyleri kulunun tercihine göre yarattığından öznesi kul olursa "tercih edip yaptı", Allah olursa "tercih edip yarattı" anlamına gelir.

    Şaban Britch

    De ki: Ey hakimiyetin yegane maliki Allah’ım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de mülkü çekip alırsın, dilediğini yükseltir/aziz kılarsın, dilediğini de alçaltır/zelil edersin. Bütün hayır senin elindedir, şüphesiz senin her şeye gücün yeter.

    Şaban Piriş

    De ki: -Ey hakimiyetin yegane sahibi Allah'ım, mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de mülkü çekip alırsın, dilediğini yükseltir / aziz kılarsın, dilediğini de alçaltır / zelil edersin. Bütün hayır senin elindedir, şüphesiz senin her şeye gücün yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle yakar: "Ey mülkün Malik'i, sahibi olan Allahım! Sen mülk ve saltanatı dilediğine verir, mülk ve saltanatı dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini yüceltip aziz edersin, dilediğini alçaltıp zelil kılarsın. İmkan, mal ve nimet senin elindedir. Sen, herşeye kadirsin."

  7. Âl-i İmrân suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 27. ayet. تُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَتُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَتُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ ٱلْمَيِّتَ مِنَ ٱلْحَىِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    Diyanet İşleri

    "Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin."

    Mehmet Okuyan

    Geceyi gündüzün içine koyuyorsun; gündüzü de gecenin içine koyuyorsun. dipnot 1 Ölüden diriyi çıkarıyorsun; diriden de ölüyü çıkarıyorsun. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin." dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hacc 22:61; Lokmân 31:29; Fâtır 35:13; Hadîd 57:6.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu son iki ayet Yüce Allah'ın mutlak otoritesini göstermektedir. Benzer mesajlar: Bakara 2:255; Al-i İmrân 3:2; En‘âm 6:101-103; Nûr 24:35; Şûrâ 42:11; Haşr 59:22-24; İhlâs 112:1-4.

    Mustafa İslamoğlu

    Geceyi uzatıp gündüzü kısaltırsın, gündüzü uzatıp geceyi kısaltırsın! Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın. Ve dilediğin kimseye hesapsız rızık verirsin."

    Muhammed Esed

    "Gündüzü kısaltarak geceyi uzatır ve geceyi kısaltarak gündüzü uzatırsın. Ölüden diri ve diriden ölü çıkarırsın. Ve dilediğine her türlü hesabın üstünde rızık bağışlarsın."

    Ahmed Hulusi

    "Geceyi gündüze dönüştürürsün, gündüzü geceye dönüştürürsün. Diriyi ölüden çıkartırsın, ölüyü diriden çıkartırsın. Dilediğine hesapsız rızık (yaşam gıdası) verirsin. "

    Ali Bulaç

    "Geceyi gündüze bağlayıp katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp katarsın; diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık verirsin."

    Ali Özek ve heyeti

    Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de sayısız rızık verirsin.

    Ali Rıza Safa

    "Geceyi, gündüzün içine katarsın; gündüzü de gecenin içine katarsın. Diriyi, ölüden çıkarırsın; ölüyü de diriden çıkarırsın. Ve dilediğine, hesapsız geçimlik verirsin!"

    Bayraktar Bayraklı

    Gündüzü kısaltarak geceyi uzatır ve geceyi kısaltarak gündüzü uzatırsın. Ölüden diri ve diriden ölü çıkarırsın; dilediğine her türlü hesabın üstünde rızık bağışlarsın."

    Edip Yüksel

    "Geceyi gündüze katarsın, gündüzü de geceye katarsın. Diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Dilediğini hesapsız rızıklandırırsın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Geceyi gündüze katarsın, gündüzü de geceye katarsın. Diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Dilediğini hesapsız rızıklandırırsın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü de gecenin içine sokarsın. Ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın. Dilediğine de sayısız rızık verirsin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Geceyi gündüzün içinde sokarsın, gündüzü gecenin içine sokarsın, ölüden diri çıkarırsın diriden ölü çıkarırsın, dilediğine de hisabsız rızk verirsin

    Erhan Aktaş

    "Geceyi gündüze dönüştürür, gündüzü de geceye dönüştürürsün. Diriyi, ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Hak edene hesapsız rızık verirsin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Geceyi gündüze dönüştürür, gündüzü de geceye dönüştürürsün. Diriyi, ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Hak edene hesapsız rızık verirsin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Geceyi gündüze dönüştürür, gündüzü de geceye dönüştürürsün. Diriyi, ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Dilediğine dipnot 1 hesapsız rızık verirsin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Uygun gördüğüne/Hak edene. Gereğini yapmak için çaba gösterene.

    Gültekin Onan

    "Geceyi gündüze bağlayıp katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp katarsın: diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesapsız rızık verirsin".

    Hasan Basri Çantay

    Geceyi gündüzün içine koyarsın. Gündüzü geceye sokarsın, ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın. Sen kimi dilersen ona sayısız rızk verirsin.

    İbni Kesir

    Geceyi gündüze geçirir, gündüz geceye geçirirsin. Ölüden diriyi çıkarır, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğin kimseye hesabsız rızık verirsin.

    Mehmet Alagaş

    (26-27) De ki; Ey mülkün egemeni / maliki Allah’ım, sen istediğine mülk verirsin, istediğinden de çekip alırsın, istediğini saygın edersin, istediğini rezil edersin , İyi olan / hayır, senin elindedir , muhakkak ki sen her şeyi güç yetirip ayarlayansın. Geceyi gündüze geçirirsin, gündüzü de geceye geçirirsin , ölüden diri çıkarırsın, diriden de ölü çıkarırsın , istediğini de hesapsızca rızıklandırırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Geceyi gündüze geçirir, gündüzü de geceye sokarsın. Diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.

    Süleyman Ateş

    "Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü geceye sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın, dilediğini hesapsız rızıklandırırsın!"

    Süleymaniye Vakfı

    Geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü gecenin içine sokarsın. dipnot 1 Ölüden diriyi çıkarır, diriden ölüyü çıkarırsın. dipnot 2 Tercih ettiğin kişiye de hesapsız rızık verirsin."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gece ile gündüz, Güneş ve Ay gibi, kendilerine ait yörüngelerde dolaşan ayrı varlıklardır (Yasin 36/40). Dünya'nın Güneş ile yaptığı açının daima değişmesi, gece ile gündüzün uzayıp kısalmasına sebep olur. Gece gündüzün içine girince gece kısalır, gündüz uzar. Gündüz gecenin içine girince de gece uzar, gündüz kısalır (Hac 22/61, Lokman 31/29, Fatır 35/13, Hadid 57/6). Ayrıca gece ve gündüz daima yer değiştirir. Akşam gece öne geçer ve gündüz onu bir sarık gibi sarar. Sabah olunca da gündüz öne geçmeye başar. Bu defa da gece gündüzü bir sarık gibi sarar (Zümer 39/5). Karanlık olma gecenin göstergesi olmaktan çıkarıldığı için kutup bölgelerinde güneşli geceler oluşur (İsra 17/12). Dünyanın, uzaydan çekilen fotoğraflarını inceleyenler, gece ile gündüzün ayrı varlıklar olduğunu görebilirler.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü gecenin içine sokarsın. dipnot 1 Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden de ölüyü çıkarırsın. Tercih ettiğin kişiye hesapsız rızık verirsin."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gece gündüzün içine girince gece kısalır, gündüz uzar. Gündüz gecenin içine girince de gece uzar, gündüz kısalır.

    Şaban Britch

    Geceyi gündüze geçirir, gündüzü de geceye sokarsın. Diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.

    Şaban Piriş

    Geceyi gündüze geçirir, gündüzü de geceye sokarsın. Diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü de gecenin içine sokarsın. Diriyi ölüden çıkarırsın, ölüyü diriden çıkarırsın. Dilediğini hesapsızca rızıklandırırsın."

  8. Âl-i İmrân suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 28. ayet. لَّا يَتَّخِذِ ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ ٱللَّهِ فِى شَىْءٍ إِلَّآ أَن تَتَّقُوا۟ مِنْهُمْ تُقَىٰةً وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

    Diyanet İşleri

    Mü'minler, mü'minleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah'adır.

    Mehmet Okuyan

    Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin! dipnot 1 Kim bunu yaparsa, artık Allah ile bir şeyi (ilgisi) kalmaz. Ancak onlardan (kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. dipnot 2 Dönüş, yalnızca Allah'adır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Nisâ 4:144, Mâide 5:51, 54, Mücâdele 58:22 ve Mümtehine 60:1. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Al-i İmrân 3:30'da da geçen bu cümle "Allah sizi kendisine isyan edip böylece O'nun azabına layık olmaktan sakındırıyor" veya "Allah size kendisine karşı dikkatli olmanızı hatırlatmaktadır" şeklinde de anlaşılabilir. Yüce Allah kimlerin kimleri niçin ve hangi şartlarda dost edindiğini gayet iyi bildiği için, asıl korkulması gerekenin başkaları değil de kendisi olduğunu hükme bağlamakta, bu noktada uyarıda bulunmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Mü'minler mü'minleri bırakıp da kafirleri (askeri) müttefik edinmesinler. Kim böyle yaparsa Allah'tan bütünüyle kopmuş olur; ancak kendinizi onlara karşı korumak için (bilinçli bir tercihse), o başka: Ne ki Allah, kendisine karşı dikkatli olmanızı ihtar eder; çünkü bütün yollar Allah'a çıkar.

    Muhammed Esed

    Müminler, müminleri bırakıp hakikati inkara şartlanmış olanları dost edinmesinler -çünkü bunu yapan, Allah ile bütün bağını koparmış olur- kendinizi onlardan korumak için bu yola başvurmanız hariç. Ancak Allah, Kendisine karşı dikkatli olmanızı ihtar eder, çünkü bütün yollar Allah'a varır.

    Ahmed Hulusi

    İman edenler, iman edenleri bırakıp, hakikati inkar edenleri veli - dost edinmesin. Bunu yapan, Allah'la bağını koparmış olur. Bu ancak korunma amaçlı olabilir. Allah sizi kendisine dikkatli olmanız konusunda uyarır. Dönüşünüz Allah'adır!

    Ali Bulaç

    Mü'minler, mü'minleri bırakıp da kafirleri veliler edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allah'tan hiç bir şey (yardım) yoktur. Ancak onlardan korunma gayesiyle sakınma(nız) başka. Allah, sizi kendisinden sakındırır. Varış Allah'adır.

    Ali Özek ve heyeti

    Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah’adır.

    Ali Rıza Safa

    İnananlar, inananlardan başka bir de ayrıca, nankörlük edenleri dost edinmesin. Onlardan korunmak için sakınmanız dışında, kim bunu yaparsa, Allah ile ilişiği kesilir. Allah, Kendisinden sakınmanız için sizi uyarıyor. Çünkü dönüş, Allah'a olacaktır.

    Bayraktar Bayraklı

    Müminler, müminleri bırakıp kafirleri dost edinmesinler; çünkü kendinizi onlardan korumak için bu yola başvurmanız hariç, kim bunu yaparsa, Allah ile bütün bağını koparmış olur. Ancak Allah, kendisine karşı dikkatli olmanız konusunda sizi uyarıyor; çünkü dönüş Allah'adır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar, iman edenleri bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim bunu yaparsa ALLAH ile bir ilgisi kalmaz. Ancak onlardan korkmanız hali başka... ALLAH kendisi hakkında sizi uyarıyor. Dönüş ALLAH'adır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar, inananları bırakıp inkarcıları dost edinmesin. Kim bunu yaparsa ALLAH ile bir ilgisi kalmaz. Ancak onlardan korkmanız hali başka... ALLAH kendisi hakkında sizi uyarıyor. Dönüş ALLAH'adır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnananlar, inananları bırakıp da kafirleri dost edinmesin. Her kim bunu yaparsa, Allah'tan ilişiği kesilmiş olur. Ancak onlardan bir korunma yapmanız başka. Allah, sizi kendisinden korkmanız için uyarıyor. Sonuçta gidiş Allah'adır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Mü'minler, mü'minleri bırakıb da kafirleri dost edinmesin, ve onu her kim yaparsa Allahdan ilişiği kesilmiş olur ancak onlardan bir korunma yapmanız başka, maamafih Allah sizi kendisinden tahzir buyurur, nihayet de gidiş Allahadır

    Erhan Aktaş

    Mü'minler, Mü'minleri bırakıp da Kafirleri evliya dipnot 1 edinmesinler. Kafirleri evliya edinenin, Allah'la bir bağı kalmaz. Ancak onlardan korunmanız başka. Allah, sizi, kendisine karşı gelmekten sakındırır. Dönüşünüz yalnızca Allah'adır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, yönlendirici, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" kelimelerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu kelimeler, ahlaki anlamdaki dostluğu değil; siyasi anlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" kelimesini kullanmaktadır (Bkz. 2:254; 4:125; 17:73; 25:28). Allah'ın isimlerinden olan "El-Veli; Sahip Çıkan, Koruyan, Gözeten, Destek Olan." demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mü'minler, Mü'minleri bırakıp da Kafirleri evliya dipnot 1 edinmesinler. Kafirleri evliya edinenin, Allah'la bir bağı kalmaz. Ancak onlardan korunmanız başka. Allah, sizi, kendisine karşı gelmekten sakındırır. Dönüşünüz yalnızca Allah'adır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "Veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüklerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin: 2:254; 4:125; 17:73; 25:28.)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mü'minler, mü'minleri bırakıp da gerçeği yalanlayan nankörleri evliya dipnot 1 edinmesinler. Gerçeği yalanlayan nankörleri evliya edinenin, Allah'la bir bağı kalmaz. Ancak onlardan korunmanız başka. Allah, sizi, kendisine karşı gelmekten sakındırır. Dönüşünüz yalnızca Allah'adır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucular, yardımcılar, gözeticiler, destekleyiciler, yandaşlar. Kur'an'da yer alan, "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüğü; dost, dostlar olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcükler, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedirler.

    Gültekin Onan

    İnançlılar, inançlıları bırakıp da kafirleri veliler edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Tanrı'dan hiç bir şey (yardım) yoktur. Ancak onlardan korunma gayesiyle sakınma(nız) başka. Tanrı, sizi kendisinden sakındırır. Varış Tanrı'yadır.

    Hasan Basri Çantay

    Mü'minler, mü'minleri bırakıb da kafirleri dostlar edinmesin. Kim bunu yaparsa (ona) Allahdan hiç bir şey (hiç bir yardım) yokdur. Meğer ki onlardan, gelebilecek bir tehlikeden dolayı, sakınmış olasınız. Allah size (asıl) kendisinden korkmanızı emrediyor. Nihayet gidiş de ancak Allahadır.

    İbni Kesir

    Mü'minler, Mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa; Allah ile dostluğu kalmaz. Ancak onlardan sakınmanız müstesnadır. Allah, size kendisinden korkmanızı emrediyor. Dönüş Allah'adır.

    Mehmet Alagaş

    (28-32) Müminler diğer müminlerin dışında, kafirleri dost edinmesinler , ancak onlardan / kafirlerinden korunma amaçlı sakınanların dostluk kurması hariç diğerlerinden kim böyle yaparsa Allah’tan hiçbir şeye sahip değildir , Allah sizi kendisinden sakındırır, d önüş O’nadır. De ki kalplerinizdeki ni gizleseniz de veya açık etseniz de Allah onu bilir ve semalarda ve arzda olanı da bilir, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. O gün her nefis iyilik adına ne yaptı ise ve kötülük adına ne yaptı ise onu hazır olarak orada bulacaktır , arzular ki kötülükleri ile onun arasında uzak bir mesafe olsun, Allah sizi kendisinden sakındırır, Allah kullarına çok şefkatlidir. Deki eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun / tabi olun , Allah’ta sizi sev sin, sizin günahlarınızı bağışla sın, Allah bağışlayandır, esirgeyendir. De ki Allah’a ve Resul’e uyun / itaat edin, eğer yüz çevirirseniz muhakkak ki Allah kafirleri sevmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Müminler, Müminleri bırakıp kâfirleri veli/dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa Allah ile ilişiğini kesmiş olur. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Dönüş Allah’adır.

    Süleyman Ateş

    Mü'minler, inananları bırakıp, kafirleri dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir dostluğu kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başka. (Şerlerinden korunmak için dost gözükebilirsiniz). Allah sizi kendisin(in emirlerine karşı gelmek)den sakındırır. (Sakın hükümlerine aykırı davranarak, düşmanlarını dost tutarak O'nun gazabına uğramayın. Çünkü) dönüş Allah'adır.

    Süleymaniye Vakfı

    Müminler, kafirleri müminlerden daha yakın konumda tutmasınlar. dipnot 1 Bunu yapanın Allah'tan bir beklentisi olamaz. Kafirlerden bir şekilde korunma ihtiyacı dipnot 2 içinde olmanız bunun dışındadır. Allah, sizi kendisine karşı uyarır. Dönüp varacağınız yer, Allah'ın huzurudur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinimizden dolayı bizi öldürmeye kalkışmamış, bizi yaşadığınız yerlerden çıkarmamış veya çıkaranlara destek vermemiş kafirlerle dostluk kurmamız yasak değildir (Mümtahine 60/8-9). Yasak olan, dostlukta onlara öncelik vermemizdir, çünkü önceliği daima müminlere vermek gerekir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen tukah (تُقَاةً), "korunma" anlamına gelir (Lisanül-Arab). Bu kökten türeyen takıyye kelimesi terim olarak "Açık ve muhtemel tehlikeden korunmak maksadıyla inancın gizlenmesi" anlamında kullanılır. Can tehlikesi söz konusu olduğunda kişi kalbindeki inancını gizleyebilir (Nahl 16/106). Mekke müşrikleri Ammar b. Yasir'i annesi ve babasıyla birlikte yakalar ve ağır işkencelerle anne ve babasını gözleri önünde öldürürler. Ammar (r.a.) yapılan işkencelere dayanamayıp Muhammed'den hoşlanmadığını söyler ve Lat ile Uzza'nın iyiliklerini dile getirir. Olup bitenleri nebimize anlatıp "Perişan oldum ya Rasulallah!" deyince, nebimiz: "Kalbini nasıl buldun?" diye sorar. O da: "İman ile dopdolu." der. Bunun üzerine nebimiz: "Eğer bir daha seni yakalarlarsa aynı şekilde davran!" der (İbn Sa'd, Tabakat, c. III, s. 249). Fakat Şiiler, bu ruhsatı delil göstererek takıyyeyi, inançta asla terk edilmemesi gereken bir farz olarak kabul eder ve Nebimizin takıyye ile ilgili şöyle dediğini iddia ederler: "Siz Allah'ın dini üzeresiniz. Her kim bunu gizlerse Allah onu aziz kılar. Her kim de bunu duyurursa Allah onu zelil kılar." Ali'ye (r.a.) de şöyle bir söz nispet ederler: "Takıyye mü'minin en faziletli amelidir. Takıyyesi olmayanın dini de yoktur." (Küleyni,el- Kafi. bab'ut-takiyye c. II. s. 220).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Müminler kafirleri kendilerine, müminlerden yakın tutmasınlar. Onlardan bir şekilde korunma haricinde bunu yapanın Allah'tan bir beklentisi olamaz. Allah, sizi kendine karşı uyarır. Dönüp varacağınız yer, Allah'ın huzurudur.

    Şaban Britch

    Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri veli/dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah’tan hiçbir şey beklemesin. Kim bunu yaparsa, Allah ondan beri, O da Allah'tan uzaktır. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisi hakkında korkutup, uyarmaktadır. Dönüş Allah’adır.

    Şaban Piriş

    Müminler, müminleri bırakıp kafirleri veli / dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah'tan hiç bir şey beklemesin. Ancak, onlardan (gelebilecek bir tehlikeden korkarsanız) korunma gayesiyle, sakınmanız hariçtir. Allah, asıl kendisinden korkmanız için sizi uyarıyor. Dönüş Allah'adır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Müminler, müminleri bırakıp da küfre sapanları gönül dostu edinmesinler. Kim bunu yaparsa Allah'la ilişiği kesilir. Ancak bir sakınma ile onlardan korunmanız müstesna. Allah sizi kendisinden sakınmaya çağırır. Ve dönüş yalnız Allah'adır.

  9. Âl-i İmrân suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 29. ayet. قُلْ إِن تُخْفُوا۟ مَا فِى صُدُورِكُمْ أَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ ٱللَّهُ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    Diyanet İşleri

    De ki: "İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki her şeyi de bilir. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir."

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "İçinizdekileri saklasanız da açıklasanız da Allah onu bilir; zira göklerde ve yerde olanların hepsi O'na ayandır: ve Allah her bir şeye kadirdir.

    Muhammed Esed

    De ki: "Kalplerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Zira O, göklerdeki ve yeryüzündeki her şeyi bilir; ve Allah her şeye kadirdir."

    Ahmed Hulusi

    De ki: "İçinizdekini gizleseniz de açıklasanız da Allah (yaratanı olarak) onu bilir. Semalarda ve arzda (afaki ve enfüsi anlamlarıyla) ne varsa bilir. Allah her şeye Kaadir'dir. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Sinelerinizde olanı -gizleseniz de, açığa vursanız da- Allah bilir. Ve göklerde olanı da, yerde olanı da bilir. Allah, her şeye güç yetirendir."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her şeye kadirdir.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "İçinizden geçenleri gizleseniz de açıklasanız da Allah, onu bilir. Göklerde olan her şeyi ve yeryüzünde olan her şeyi bilir. Çünkü Allah, her şeye Gücü Yetendir!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: Kalplerinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Zira O, göklerdeki ve yeryüzündeki her şeyi bilir; Allah'ın her şeye gücü yeter.

    Edip Yüksel

    De ki: "İçinizdeki düşüncelerinizi ister gizleyin, ister açıklayın, ALLAH bilir." Göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. ALLAH'ın gücü her şeye yeter.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'İçinizdeki düşüncelerinizi ister gizleyin, ister açıklayın, ALLAH bilir.' Göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. ALLAH'ın gücü herşeye yeter.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "İçinizdekileri gizleseniz de belli etseniz de Allah onu bilir ve bütün göklerde ve yerde ne varsa bilir. Allah herşeye gücü yetendir."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: gizleseniz de sinelerinizdekini belli etseniz de Allah onu bilir ve bütün göklerde ne var yerde ne varsa bilir ve Allah her şey'e kadirdir.

    Erhan Aktaş

    De ki: "İçinizdekini gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. O, yerde ve gökte olan her şeyi bilir. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "İçinizdekini gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. O, yerde ve gökte olan her şeyi bilir. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "İçinizdekini gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. O, yerde ve gökte olan her şeyi bilir. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Güç Yetiren'dir."

    Gültekin Onan

    De ki: "Sinelerinizde olanı-gizleseniz de, açığa vursanızda- Tanrı bilir. Ve göklerde olanı da, yer de olanı da bilir. Tanrı, herşeye güç yetirendir."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: Göğüslerinizin içinde olanı gizleseniz de, onu açıklasanız da Allah bilir onu. Göklerde ne var, yerde ne varsa (hepsini) O bilir. Allah herşey'e hakkıyle gücü yetendir.

    İbni Kesir

    De ki: İçinizde olanı gizleseniz de, açıklasanız da Allah bilir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsini O, bilir. Allah, herşeye Kadir'dir.

    Mehmet Alagaş

    (28-32) Müminler diğer müminlerin dışında, kafirleri dost edinmesinler , ancak onlardan / kafirlerinden korunma amaçlı sakınanların dostluk kurması hariç diğerlerinden kim böyle yaparsa Allah’tan hiçbir şeye sahip değildir , Allah sizi kendisinden sakındırır, d önüş O’nadır. De ki kalplerinizdeki ni gizleseniz de veya açık etseniz de Allah onu bilir ve semalarda ve arzda olanı da bilir, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. O gün her nefis iyilik adına ne yaptı ise ve kötülük adına ne yaptı ise onu hazır olarak orada bulacaktır , arzular ki kötülükleri ile onun arasında uzak bir mesafe olsun, Allah sizi kendisinden sakındırır, Allah kullarına çok şefkatlidir. Deki eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun / tabi olun , Allah’ta sizi sev sin, sizin günahlarınızı bağışla sın, Allah bağışlayandır, esirgeyendir. De ki Allah’a ve Resul’e uyun / itaat edin, eğer yüz çevirirseniz muhakkak ki Allah kafirleri sevmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: İçinizdekini gizleseniz de açıklasanız da onu Allah bilir. Göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah’ın her şeye de gücü yeter.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Göğüslerinizde olanı gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir; göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her şeye kadirdir.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Sinelerinizde olanı dipnot 1 gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsini o bilir. Allah her şeye bir ölçü koyar." dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İçimizden her şey geçebilir. Biz, onlardan değil içimize yerleştirdiğimiz şeyden sorumluyuz. (Bakara 2/284)
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Gizleseniz de açığa vursanız da içinizde olanı dipnot 1 Allah bilir. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Her şeye ölçü koyan Allah'tır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İçimizden anlık olarak güzel veya çirkin her türlü düşünce geçebilir. her şey geçer. Biz, içimizden geçenden değil içimize yerleştirdiğimizden sorumluyuz. (Bkz. Bakara 2/284).

    Şaban Britch

    De ki: İçinizdekini gizleseniz de açıklasanız da onu Allah bilir. Göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah’ın her şeye de gücü yeter.

    Şaban Piriş

    De ki: -İçinizdekini gizleseniz de açıklasanız da onu Allah bilir. Göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah'ın her şeye de gücü yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Göğüslerinizde olanı gizleseniz de açıklasanız da Allah onu bilir. Göklerdekileri, yerdekileri de bilir. Allah herşeye Kadir'dir."

  10. Âl-i İmrân suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 30. ayet. يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُّحْضَرًا وَمَا عَمِلَتْ مِن سُوٓءٍ تَوَدُّ لَوْ أَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُۥٓ أَمَدًۢا بَعِيدًا وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ

    Diyanet İşleri

    Herkesin yaptığı iyiliği ve yaptığı kötülüğü hazır bulacağı günde kişi, kötülükleri ile kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah, sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Allah, kullarını çok esirgeyicidir.

    Mehmet Okuyan

    Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşısında hazır bulacağı (o) günde (insan), işlediği kötülükleri ile kendisi arasında uzun bir mesafe bulunmasını içtenlikle dileyecek. dipnot 1 Allah kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Allah kullara çok şefkatlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Zuhruf 43:38.

    Mustafa İslamoğlu

    Her insan, yaptığı bütün iyilikleri de kötülükleri de karşısında bulacağı o günün kendisinden fersah fersah uzak olmasını ister. Ne ki Allah, kendisine karşı dikkatli olmanızı ihtar eder: Zira Allah'ın kullarına şefkati tariflere sığmaz.

    Muhammed Esed

    Her insanın yaptığı bütün iyilikleri de kötülükleri de karşısında bulacağı o Gün'ü düşünün; (pek çok insan,) o (Gün)ün kendisinden çok uzakta olmasını diler. O halde Allah, O'na karşı dikkatli olmanızı ihtar eder; ama Allah, yarattıklarına karşı çok şefkatlidir.

    Ahmed Hulusi

    Her nefs, hayır veya kötülük olarak ne yaptıysa, o gün karşısında bulacaktır. Arzu eder ki, onunla arasında erilmez mesafeler bulunsun! Allah sizi (yaptıklarınızın sonucunu kesin yaşatacağı içindir ki) kendisinden sakınmanız için uyarır. Allah kullarına hakikatlerinden Rauf'tur.

    Ali Bulaç

    Her bir nefsin hayırdan yaptıklarını hazır bulduğu ve her ne kötülük işlediyse onunla kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını istediği o günü (düşünün). Allah, sizi kendisinden sakındırır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır.

    Ali Özek ve heyeti

    Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşısında hazır bulduğu günde (insan) isteyecek ki kötülükleri ile kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Allah kullarına karşı çok şefkatlidir.

    Ali Rıza Safa

    O gün, her benlik, yaptığı iyilikleri hazır bulur. Ve yaptığı kötülüklerle kendi arasında uzak bir uzaklık olmasını ister. Allah, Kendisinden sakınmanız için sizi uyarıyor. Çünkü Allah, kullarına karşı, Sevecendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Herkes, yaptığı iyilik ve kötülükleri karşısında hazır bulacağı günde,kötülükleriyle kendisi arasında uzun bir mesafe bulunmasını isteyecektir. Allah kendisine karşı sizi sakındırıyor. Allah, kullarına karşı çok şefkatlidir.

    Edip Yüksel

    Gün gelecek, her kişi yaptığı her iyiliği önünde hazır bulacaktır. İşlediği her kötülük ile kendisi arasında uzun bir mesafe olmasını isteyecek. ALLAH kendisi hakkında sizi uyarıyor. ALLAH kullara şefkatlidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gün gelecek, her kişi yaptığı her iyiliği önünde hazır bulacaktır. İşlediği her kötülük ile kendisi arasında uzun bir mesafe olmasını isteyecek. ALLAH kendisi hakkında sizi uyarıyor. ALLAH kullara şefkatlidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Herkes ne hayır işlemişse ve ne kötülük yapmış ise önüne konmuş bulacağı gün, onlarla arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Yine Allah, sizi kendisinden korkmanız için uyarıyor ve Allah, kullarını çok esirgiyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her nefis ne hayır işlemiş, ve ne kötülük yapmış ise önüne konmuş bulacağı gün!. isterki onlarla arasında uzak bir mesafe bulunsaydı! Yine Allah sizi kendisinden tahzir buyuruyor, ve Allah kullarını çok esirgiyor

    Erhan Aktaş

    O Gün herkes, iyilik ve kötülük olarak ne yaptıysa onu karşısında bulur. Yaptığı kötülükle kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Allah, sizin kendisine karşı gelmekten sakınmanızı ister. Allah, kullarına karşı Çok Şefkatli'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün herkes, iyilik ve kötülük olarak ne yaptıysa onu karşısında bulur. Yaptığı kötülükle kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Allah, sizin kendisine karşı gelmekten sakınmanızı ister. Allah, kullarına karşı Çok Şefkatli'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün herkes, iyilik ve kötülük olarak ne yaptıysa onu karşısında bulur. Yaptığı kötülükle kendi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Allah, sizin kendisine karşı gelmekten sakınmanızı ister. Allah, kullarına karşı Çok Şefkatli'dir.

    Gültekin Onan

    Her bir nefsin hayırdan yaptıklarını hazır bulduğu ve her ne kötülük işlediyse onunla kendisi arasında uzak bir müddet olmasını istediği o günü (düşünün). Tanrı, sizi kendisinden sakındırır. Tanrı, kullarına karşı şefkatli olandır.

    Hasan Basri Çantay

    (Hatırlayın) o günü ki herkes (dünyada) ne hayr işlediyse karşısında (onu) hazırlanmış bulacak, ne de kötülük yapdıysa onunla kendi arasında uzak bir mesafe olmasını arzu edecek. Allah size (asıl) kendinden korkmanızı emreder. Allah kullarını pek çok esirgeyendir.

    İbni Kesir

    O gün ki; herkes ne hayır işledi ise karşısında onu hazırlanmış bulacak. Kötülükten de ne yapmışsa; kendisiyle onun arasında uzun bir mesafe olmasını ister. Allah bizzat korkutuyor. Ve Allah kullarına Rauf'dur.

    Mehmet Alagaş

    (28-32) Müminler diğer müminlerin dışında, kafirleri dost edinmesinler , ancak onlardan / kafirlerinden korunma amaçlı sakınanların dostluk kurması hariç diğerlerinden kim böyle yaparsa Allah’tan hiçbir şeye sahip değildir , Allah sizi kendisinden sakındırır, d önüş O’nadır. De ki kalplerinizdeki ni gizleseniz de veya açık etseniz de Allah onu bilir ve semalarda ve arzda olanı da bilir, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. O gün her nefis iyilik adına ne yaptı ise ve kötülük adına ne yaptı ise onu hazır olarak orada bulacaktır , arzular ki kötülükleri ile onun arasında uzak bir mesafe olsun, Allah sizi kendisinden sakındırır, Allah kullarına çok şefkatlidir. Deki eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun / tabi olun , Allah’ta sizi sev sin, sizin günahlarınızı bağışla sın, Allah bağışlayandır, esirgeyendir. De ki Allah’a ve Resul’e uyun / itaat edin, eğer yüz çevirirseniz muhakkak ki Allah kafirleri sevmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Herkes, yaptığı bütün iyilikleri de kötülükleri de karşısında bulacağı o gün isteyecek ki, kötülükleri ile kendi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, asıl sizi kendisi hakkında korkutup uyarmaktadır. Allah kullarına karşı da çok merhametlidir.

    Süleyman Ateş

    O gün her nefis, yaptığı her hayrı hazır bulacaktır; işlediği her kötülüğü de. O kötülükle kendisi arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Allah sizi kendisin(in emirlerine karşı gelmek)den sakındırıyor. Allah, kulllarına şefkatlidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her kişi, yaptığı iyilikleri de yaptığı kötülükleri de karşısında bulduğu gün, "keşke kötülüklerim çok gerilerde kalsaydı!" diye yanıp tutuşur. Allah sizi, kendine karşı uyarır. Allah, kullarına karşı çok şefkatlidir.

    Şaban Britch

    Herkes, yaptığı bütün iyilikleri de kötülükleri de karşısında bulacağı o gün isteyecek ki kötülükleri ile kendi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, asıl sizi kendisi hakkında korkutup, uyarmaktadır. Allah kullarına karşı da çok merhametlidir.

    Şaban Piriş

    Herkes, yaptığı bütün iyilikleri; de kötülükleri de karşısında bulacağı o gün isteyecek ki kötülükleri ile kendi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, sizi kendisi ile uyarır / korkutur. Allah kullarına karşı da çok şefkatlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gün gelecek, her benlik, hayırdan işlediğini önünde bulacaktır. Kötülükten işlediğini de... İsteyecektir ki, önüne getirilenle kendisi arasında uzun bir mesafe olsun. Allah sizi, kendisinden sakınmaya çağırır. Allah, kullarına karşı Rauf'tur, çok şefkatlidir.

  11. Âl-i İmrân suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 31. ayet. قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ ٱللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki dipnot 1 Allah da sizi sevsin ve sizin için günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu buyruk, Yüce Allah'ın sevgisini kazanmak ve kurtuluşa ermek için Hz. Muhammed'e uymanın gerekliliğinin apaçık delilidir. Bu ayet A‘râf 7:157, 158 ve Zuhruf 43:61. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız beni izleyin ki Allah sizi sevsin; ve günahlarınızı bağışlasın! Zira Allah çok bağışlayandır, eşsiz merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    De ki (ey Peygamber): "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin; zira Allah çok affedicidir, rahmet kaynağıdır."

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun; ki Allah sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Eğer siz Allah'ı seviyorsanız bana uyun; Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir."

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Gafûr'dur (çok bağışlıcıdır)r, Rahîm'dir (çok merhametlidir).

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Allah'ı seviyorsanız, beni izleyin ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Ey Peygamber, de ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır; merhamet sahibidir."

    Edip Yüksel

    De ki: " ALLAH'ı seviyorsanız beni izleyin ki ALLAH da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, ' ALLAH'ı seviyorsanız beni izleyin ki ALLAH da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizleri sevsin ve suçlarınızı bağışlasın; Allah, daima bağışlayan ve esirgeyendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: eğer siz Allahı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizleri sevsin ve suçlarınızı mağfiretle örtsün, Allah gafurdur, rahimdır

    Erhan Aktaş

    De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın." Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    De ki "Eğer siz Tanrı'yı seviyorsanız bana uyun; Tanrı da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir."

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) de ki: "Eğer Allahı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı örtsün. Çünkü Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir".

    İbni Kesir

    De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (28-32) Müminler diğer müminlerin dışında, kafirleri dost edinmesinler , ancak onlardan / kafirlerinden korunma amaçlı sakınanların dostluk kurması hariç diğerlerinden kim böyle yaparsa Allah’tan hiçbir şeye sahip değildir , Allah sizi kendisinden sakındırır, d önüş O’nadır. De ki kalplerinizdeki ni gizleseniz de veya açık etseniz de Allah onu bilir ve semalarda ve arzda olanı da bilir, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. O gün her nefis iyilik adına ne yaptı ise ve kötülük adına ne yaptı ise onu hazır olarak orada bulacaktır , arzular ki kötülükleri ile onun arasında uzak bir mesafe olsun, Allah sizi kendisinden sakındırır, Allah kullarına çok şefkatlidir. Deki eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun / tabi olun , Allah’ta sizi sev sin, sizin günahlarınızı bağışla sın, Allah bağışlayandır, esirgeyendir. De ki Allah’a ve Resul’e uyun / itaat edin, eğer yüz çevirirseniz muhakkak ki Allah kafirleri sevmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, esirgeyendir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Bağışlaması çok, iyiliği bol olan Allah'tır".

    Şaban Britch

    De ki: Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    De ki: -Allah'ı seviyorsanız, bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok affedici, çok merhametlidir."

  12. Âl-i İmrân suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    Âl-i İmrân suresi, 32. ayet. قُلْ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Allah'a ve Peygamber'e itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Allah'a ve elçisine itaat edin! Yok eğer itaatten yüz çevirirseniz, iyi bilin ki Allah nankörleri sevmez."

    Muhammed Esed

    De ki: "Allah'a ve Elçisi'ne itaat edin." Eğer (bundan) yüz çevirirlerse, bilsinler ki Allah hakikati inkar edenleri sevmez.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Allah'a ve Rasule itaat edin!". . . Eğer yüz çevirirlerse, muhakkak ki Allah hakikati inkar edenleri sevmez.

    Ali Bulaç

    De ki: "Allah'a ve elçisine itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz Allah, kafirleri sevmez.

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Allah'a ve Rasûlü'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Allah'a ve elçiye boyun eğin!" Yüz çevirirlerse, kuşkusuz, Allah, nankörlük edenleri sevmez.

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Allah'a ve Peygamber'e itaat ediniz." Eğer yüz çevirirlerse, bilsinler ki Allah, kafirleri sevmez.

    Edip Yüksel

    "ALLAH'a ve elçiye itaat edin" de. Yüz çevirirlerse, elbette ALLAH inkarcıları sevmez.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH'a ve elçiye itaat edin,' de. Yüz çevirirlerse, elbette ALLAH inkarcıları sevmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: Allah'a ve peygambere itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: Allaha ve Peygambere ıtaat edin; eğer aksine giderlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez

    Erhan Aktaş

    De ki: "Allah'a ve Resul'e itaat edin. dipnot 1 " Eğer yüz çevirirlerse, kuşkusuz, Allah, Kafirleri sevmez.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İslam dininin "atalar" ve "rivayetler" dinine dönüştürülmesi, büyük oranda "Allah'a ve Resul'üne itaat" etmeyi buyuran ayetlerdeki "Resul'e itaat etmeye", "Peygambere, yani sünnete ve hadise itaat etmek" anlamı verilerek yapılmıştır. Bu anlam kesinlikle büyük bir yanılgıdır. Kur'an'da peygamber kelimesi geçmez. Peygamber, Farsça bir kelimedir. Kur'an'da Resul ve Nebi kelimeleri ayrı ayrı geçmektedir. Kur'an'da Nebi'ye itaat etmeyi buyuran ayet yoktur. Yalnızca Resul'e itaat etmek vardır. Çünkü Resul'e itaat etmeyle kast edilen şey, Resulün bize ilettiği ayetlere itaat etmektir. Dolayısı ile Resul'e itaat etmek demek, aslında Allah'a itaat etmek demektir. Resul'e tabi olmak demek, Allah'a yani vahye tabi olmak demektir. "Kur'an, Allah'ın kelamı, Resul'ün beyanıdır/sözüdür." Diğer bir ifade ile Resul'ün sözleri "ayettir", Nebi'nin sözleri ise "şahsidir" ve Nebi'nin şahsına aittir. Resul'ün söyledikleri ise şahsına ait olmayıp Allah'a aittir. (69:40) Resul, hatasızdır. Nebi'nin yanıldığı olmuştur. Resul ilahi koruma altındadır. Resul'e itiraz etmek, Allah'a itiraz etmektir. Ama Nebi'ye itiraz edilebilir, nitekim sahabe zaman zaman bunu yapmıştır. Allah'a itaatin emredildiği ayetlerde, bir terkip olarak Resul'e de itaat emredilmektedir. Aslında bu itaat, Resul'ün şahsına değil, onun vahiy olan sözlerine itaat etmektir ve bu Allah'a itaat etmek anlamına gelmektedir. Yani "Allah ve Resul'ü" terkibi, iki ayrı şey değil, yalnızca Allah'ı kast eden bir terkiptir. Bu terkipte yer alan "ve" edatı, "atf-ı beyan" olarak kendinden önceki kelimeyi kendinden sonraki kelime ile açıklama görevi yapmaktadır. Bu kurala göre Allah ve Resul'üne itaat etmek demek, anlam olarak yalnızca "Allah'a, vahye itaat etmek" demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Allah'a ve Resul'e itaat edin." dipnot 1 Eğer yüz çevirirlerse, kuşkusuz, Allah, Kafirleri sevmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İslam dininin "atalar" dinine dönüştürülmesi, büyük oranda "Allah'a ve Resul'üne itaat" etmeyi buyuran ayetlerdeki Resul sözcüğüne "sünnete ve hadise itaat etme" anlamı verilerek yapılmıştır. Oysaki Kur'an'da peygamber sözcüğü geçmez. Peygamber, Farsça bir sözcüktür. Kur'an'da Resul ve Nebi sözcükleri geçmektedir. Kur'an'da Nebi'ye itaat etmeyi buyuran ayet yoktur. Yalnızca Resul'e itaat vardır. Çünkü Resul'e itaat etmek demek, bize ilettiği ayetlere itaat etmek demektir. Yani Resul'e itaat etmek aslında Allah'a itaat etmek demektir. Resul'e tabi olmak demek, Allah'a yani vahye tabi olmak demektir. "Kur'an, Allah'ın kelamı, Resul'ün beyanıdır/sözüdür." Diğer bir ifade ile Resul'ün sözleri "ayettir", Nebi'nin sözleri ise "hadistir." Resul'ün söyledikleri Allah'a aittir. (69:40) Resul, hatasızdır. Nebi'nin yanıldığı olmuştur. Resul ilahi koruma altındadır. Resul'e itiraz etmek, Allah'a itiraz etmektir. Ama Nebi'ye itiraz edilebilir, nitekim sahabe zaman zaman yapmıştır. Allah'a itaatin emredildiği ayetlerde, bir terkip olarak Resul'e de itaat emredilmektedir. Aslında bu itaat, Resul'ün şahsına değil, onun söylediklerine itaat ederek, Allah'a itaat anlamına gelmektedir. Yani "Allah ve Resul'ü" terkibi, iki ayrı şey değil, yalnızca Allah'ın otoritesini ifade eden bir terkiptir. Bu terkipte yer alan "ve" edatı, "atf-ı beyan" ve "atf-ı tefsir" için de kullanılmaktadır. Bu durumda "ve" edatı, kendinden önceki sözcüğü kendinden sonraki sözcük ile açıklar. Bu kurala göre Allah ve Resul'ü demek, anlam olarak "Allah'a" demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Allah'a ve Rasul'e itaat edin!" Eğer yüz çevirirlerse, kuşkusuz, Allah, gerçeği yalanlayan nankörleri sevmez.

    Gültekin Onan

    De ki "Tanrı'ya ve elçisine itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Tanrı kafirleri sevmez.

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Allaha ve o peygambere itaat edin". Eğer yüz çevirirlerse şübhesiz ki Allah da o kafirleri sevmez..

    İbni Kesir

    Allah'a ve peygamberlere itaat edin, de. Şayet yüz çevirirlerse şüphesiz ki Allah, kafirleri sevmez.

    Mehmet Alagaş

    (28-32) Müminler diğer müminlerin dışında, kafirleri dost edinmesinler , ancak onlardan / kafirlerinden korunma amaçlı sakınanların dostluk kurması hariç diğerlerinden kim böyle yaparsa Allah’tan hiçbir şeye sahip değildir , Allah sizi kendisinden sakındırır, d önüş O’nadır. De ki kalplerinizdeki ni gizleseniz de veya açık etseniz de Allah onu bilir ve semalarda ve arzda olanı da bilir, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. O gün her nefis iyilik adına ne yaptı ise ve kötülük adına ne yaptı ise onu hazır olarak orada bulacaktır , arzular ki kötülükleri ile onun arasında uzak bir mesafe olsun, Allah sizi kendisinden sakındırır, Allah kullarına çok şefkatlidir. Deki eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun / tabi olun , Allah’ta sizi sev sin, sizin günahlarınızı bağışla sın, Allah bağışlayandır, esirgeyendir. De ki Allah’a ve Resul’e uyun / itaat edin, eğer yüz çevirirseniz muhakkak ki Allah kafirleri sevmez.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: Allah’a ve Rasûlüne itaat edin! Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, kâfirleri sevmez.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Allah'a ve Elçiye ita'at edin!" Eğer dönerlerse muhakkak ki Allah, kafirleri sevmez.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Allah'a ve resulüne /Kur'an'a dipnot 1 gönülden boyun eğin." dipnot 2 Eğer yüz çevirirlerse (bilsinler ki) Allah, kafirleri sevmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul (رسول), "birine gönderilen söz" anlamına geldiği gibi "o sözü iletmek için gönderilen elçi" anlamına da gelir. (Müfredat). Allah'ın elçilerinin görevi, onun sözlerini insanlara ulaştırmaktır. Bu sebeple Kur'an'da geçen Allah'ın resulü (رسول اللّه) ifadelerinde asıl vurgu ayetleredir. Muhammed aleyhisselam öldüğü için bizim muhatabımız olan resul, Kur'an'dır (Al-i İmran 3/144, Maide 5/67, Nahl 16/35).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki: "Allah'a yani Kitabına dipnot 1 boyun eğin." Yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah, ayetleri görmezlikten gelenleri (kafirleri) sevmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Resul (رسول) kelimesine "gönderilen" anlamı verilebilir. Çünkü bir bilgiyi iletmek için gönderilen kişiye resul dendiği gibi onunla gönderilen bilgiye de resul denir. (Müfredat). Bilgi daha önemli olduğundan Allah Teala şöyle demiştir: "Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?" (Al-i İmran 3/144) Allah'ın son Nebisi öldüğü için resul kelimesine, yerine göre elçi veya Allah'ın gönderdiği kitap anlamını vermek gerekir.

    Şaban Britch

    De ki: Allah’a ve Rasûlüne itaat edin! Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, kâfirleri sevmez.

    Şaban Piriş

    De ki: -Allah'a ve Resulüne itaat edin! Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, kafirleri sevmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şunu da söyle: "Allah'a ve resule itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse, Allah küfre sapanları sevmez.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.