Diyanet İşleri
Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 122. ayet. إِذْ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمْ أَن تَفْشَلَا وَٱللَّهُ وَلِيُّهُمَا وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ
iẕ hemmeṭ ṭâifetâni minküm en tefşelâ vellâhü veliyyühümâ. ve`ale-llâhi felyetevekkeli-lmü'minûn.
Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Uhud ve Bedir; meleklerle yardım Âl-i İmrân 121–129 3
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları zaman "inandık" derler. Ama kendi başlarına kaldıklarında, size karşı kinlerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. De ki: "Öfkenizden ölün!" Şüphesiz Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.
Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.
Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.
Hani sen mü'minlere, "Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.
Evet, sabrettiğiniz ve Allah'a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
122. “O zaman içinizden iki zümre bozulmaya yüz tutmuştu.” Bunlar Selime oğulları ile Harise oğullarıdır. Ancak Yüce Allah, lütuf, riâyet ve tevfiki ile onları korumuştu.
“Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.” Çünkü mü’minler Allah’a güvenip dayanacak olurlarsa Allah onlara yeter, onlara yardım eder ve onları din ve dünyalarında zarar verecek şeylere karşı korur.
Bu âyet-i kerime ve benzerlerinde Yüce Allah’a tevekkülün farz olduğu ortaya konmakta ve kulun imanına göre tevekkül sahibi olduğu açıklanmaktadır. Tevekkül ise kişinin menfaatlerinin elde edilmesi, zararlarının da defedilmesi hususunda Rabbine dayanıp güvenmesi demektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber- Zayıf düştüklerinde Müminlerden Selemeoğulları ve Hariseoğulları'nın başına gelenleri hatırla. Münafıklar dönünce onlar da dönmeye niyet ettiler. Allah savaşta onlara sebat vermekle yardımcı oldu ve niyet ettikleri şeyden onları geri çevirdi. Müminler bütün işlerinde yalnızca Allah'a itimat etsinler.
Aynı kök: همم (9 geçiş) · Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi
Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının…
Aynı kök: فشل (4 geçiş) · Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi
Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…
Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Hani sen mü'minleri (Uhud'da) savaş mevzilerine yerleştirmek için, sabah erken ailenden (evinden) ayrılmıştın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla…
Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Andolsun, siz son derece güçsüz iken Allah size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah'a karşı gelmekten sakının ki şükretmiş olasınız.
Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Asr-ı Saâdet — Hz. Muhammed Dönemi
Hani sen mü'minlere, "Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.
Aynı kök: همم (9 geçiş) · Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmaya (tecavüze) kalkışmıştı da, Allah (buna engel olmuş)…
Aynı kök: همم (9 geçiş) · Aynı kök: طوف (41 geçiş)
(Ey Muhammed!) Eğer Allah'ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Halbuki onlar, ancak kendilerini…
Aynı kök: طوف (41 geçiş) · Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Sana "baş üstüne" derler. Fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Allah,…
Tamamı: yazma kataloğu
Gerçek fotoğraf
Uhud'da okçuların yerleştirildiği tepe.
Tepenin bu adla anılması siyer geleneğine dayanır.
Ayet: Âl-i İmrân 121-128
CR Guru PK · Own work · CC BY-SA 4.0
Gerçek fotoğraf
Savaşın geçtiği alan bugün Medine'nin yerleşim dokusu içindedir.
Ayet: Âl-i İmrân 121-128
Ahmed Abdulbasit (Pakistan) · Own work · CC BY-SA 4.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hani Allah onların yardımcısıyken içinizden iki grup bozulmaya yüz tutmuştu. dipnot 1 Müminler, yalnızca Allah'a güvensinler!
İçinizdeki iki grubun -Allah onların velisi olduğu halde- paniğe kapıldığını da (biliyordu). Artık mü'minler yalnız Allah'a güvenmeliler.
İçinizden iki grubun paniğe kapıldığını (da); halbuki Allah onlara yakındı ve müminler yalnız Allah'a güven duymalıydılar:
O zaman sizden iki grup korkup bozulmaya yüz tutmuştu. Allah onların Veliyy'i idi. İman edenler Allah'a tevekkül etsinler (hakikatlerindeki El Vekiyl isminin gereğini yerine getireceğine iman etsinler).
O zaman sizden iki grup, neredeyse 'çözülüp geri çekilmek' istemişti. Oysa Allah onların (velisi) yardımcısıydı. Artık mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etmelidir.
O zaman içinizden iki bölük bozguna uğramak korkusuna düşmüştü. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Müminler, yalnız Allah’a dayanıp güvensinler.
Aranızdan iki küme, korkuyla çözülmek üzereydi. Oysa Allah, onların dostuydu. İnananlar, artık Allah'a güvensinler.
İçinizden iki grubun paniğe kapıldığını da hatırla. Halbuki Allah onlara yakındı. Müminler yalnız Allah'a güven duymalıdır.
Sizden iki grup nerede ise bozguna uğradı. Oysa ALLAH onların Sahibiydi. Gerçeği onaylayanlar ALLAH'a güvensin.
Sizden iki grup nerede ise bozguna uğradı. Oysa ALLAH onların Sahibiydi. İnananlar ALLAH'a güvensin.
O zaman içinizden iki grup oluşturanlar, Allah yardımcıları iken, yılıp çekilmek istemişlerdi. Demek ki, inananlar, yalnızca Allah'a dayanmalıdırlar.
O dem ki içinizde iki taife yılmak istemişlerdi Allah zahirleri iken, ve ancak Allaha demek dayanmalı mü'minler
Hani! İçinizden iki grup korkuya kapılıp, geri çekilmeye yeltenmişti. Halbuki Allah, onların velisiydi. dipnot 1 Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül dipnot 2 etsinler.
Hani! İçinizden iki grup korkuya kapılıp, geri çekilmeye yeltenmişti. Halbuki Allah, onların velisiydi dipnot 1 . Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül dipnot 2 etsinler.
Hani! İçinizden iki grup korkuya kapılıp, geri çekilmeye yeltenmişti. Halbuki Allah, onların velisiydi dipnot 1 . Mü'minler yalnız Allah'a tevekkül dipnot 2 etsinler.
O zaman sizden iki grup neredeyse 'çözülüp geri çekilmek' istemişti. Oysa Tanrı onların (velisi) yardımcısıydı. Artık inançlılar yalnızca Tanrı'ya tevekkül etsinler.
O zaman içinizden iki zümre za'f göster (mek iste) mişdi. Halbuki onların yardımcısı Allahdı. Mü'minler ancak Allaha güvenib dayanmalıdır.
O zaman sizden iki takım bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki onların dostu Allah idi. Mü'minler yalnız Allah'a güvenip, dayansınlar.
(121-129) Bir vakit yakın çevrenden ayrılmıştın, Müminleri savaş yerlerine yerleştiriyordun, Allah işitendir bilendir. Sizden iki grup panikle bozulmaya meyletmişti. (Uhud savaşında sağ ve sol kanatta bulunan Seleme oğulları ile Harise oğulları Münafık Ubeyy in kaçışından etkilenmişlerdi) Allah o iki grubun da dostudur. Müminler Allah’ı vekil ayin etsinler. Kesin olan şu ki, Allah size bedirde siz zelil iken / ezik halde iken yardım etti , Allah’tan sakının, böylelikle belki şükredersiniz. Sen müminler şöyle diyordun. Allah’ın sizi, inen üç bin melekle desteklemesi yeterli değil mi? Evet, siz sabreder ve sakınırsanız, onlar aniden, birden / fevri olarak saldırıya geçseler bile, Allah sizi, nişanlı / amblemli beş bin melek ile destekler. Allah size müjde olarak ve de kalbinizin onla doygunluğa ulaşması / tatmin olması için yapmıştır , yardım ancak saygıdeğer ve hâkim Allah’ın yanındadır. Kafirlerin bir tarafını kes mesi yahut bastırıp geri püskürt mesi ve bozguna uğramaları için yapmıştır. Sana bu işte herhangi bir şey yok, onlar adına tövbelerini kabul de edemezsin, azap ta edemesin, onlar kesinlikle zalimdirler. Semalarda ve arzda ne varsa Allah içindir , istediğini bağışlar istediğine azap eder, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Hani sizden iki topluluk çözülüp dağılmaya yüz tutmuş idi; oysa Allah onların velisi idi. İman edenler yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
Sizden iki takım, korkup bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah, kendilerinin dostu idi. İnananlar, Allah'a dayansınlar.
O sırada sizden iki bölük dağılmaya yüz tutmuştu. dipnot 1 Halbuki Allah kendilerinin velisi /en yakınıdır. Müminler yalnız Allah'a güvenip dayansınlar!
Allah müminlerin en yakını olduğu halde içinizden iki bölük korkudan dağılmaya yüz tutmuştu. Müminler yalnız Allah'a dayansınlar.
İçinizden iki grup, Allah yardımcıları olmasına rağmen, az kalsın yılgınlık gösterip, geri çekilmeye yeltenmişlerdi. Müminler, Allah’a tevekkül etsinler!
İçinizden iki grup, Allah yardımcıları olmasına rağmen, az kalsın yılgınlık gösteriyorlardı. Müminler, Allah'a bağlansınlar!
Sizden iki takım, korku ile bozulmak üzereydi. Halbuki Allah onların Veli'siydi. Müminler yalnız Allah'a güvenip dayansınlar.
Then two of your tribes almost lost heart. However, they were saved by the graceful tutelage of Allah, and in Allah should those whose hearts have been touched with the divine hand put their trust.
Remember when two groups of you were about to lose heart and God protected them- let the believers put their trust in God-
Remember two of your parties Meditated cowardice; but Allah was their protector, and in Allah should the faithful (Ever) put their trust.
And recall when two groups from among you were inclined to flag dipnot 1 although Allah was their protector; it is in Allah that the believers should put their trust.
And remember when two of your clans were on the point of losing heart and Allah was their Protector. Let the muminun put their trust in Allah.
When two parties from among you were about to lose heart, but Allâh was their Walî (Supporter and Protector). And in Allâh should the believers put their trust.
When two groups among you were about to lose courage, —though Allah is their guardian, and in Allah let all the faithful put their trust.
When two groups from among you (- the two clans of Banû Hârithah and Banû Salamah) were disposed to show cowardliness. And Allâh was the Protecting friend of them both, and in Allâh the believers should put their trust.
when two parties of you were about to lose heart, though God was their Protector -- and in God let the believers put all their trust --
Two troops of yours (the one of Banu Salmah & Banu Harithah) were about to show cowardice (when Abdulllah bin Ubayy, the hypocrite, and his troop left the battlefield) not believing that God is present to help them. [This was a lesson so that] The believers should always put their trust in God [even though the odds seems against them.]
when two companies of you were on the point of showing cowardice; but God was their guardian, for on God surely the believers do rely.
When the two parties from among you were concerned about their failure, though God was their ally. In God those who acknowledge should trust.
when two companies of you were anxiously thoughtful, so that ye became faint-hearted; but God was the supporter of them both; and in God let the faithful trust.
When two companies of you almost fell away in cowardice but Allah was their Guardian (or Protecting Friend), for on Allah surely do believers put their trust.
(Remember) as two sections of you were about to be disheartened, and Allah is their Ever- Patronizing Patron; and on Allah let the believers then put their trust.
When two parties of you almost fell away, and Allah was their Protecting Friend. In Allah let believers put their trust.
When two of your bands were about to lose heart God befriended them; and in Him should the faithful place their trust.
when two groups from among you were about to lose heart, although God was near unto them and it is in God that the believers must place their trust:
˹Remember˺ when two groups among you ˹believers˺ were about to cower, then Allah reassured them. So in Allah let the believers put their trust.
When the two parties from among you were concerned that they should fail; while God was their supporter. In God the believers should trust.
Two groups among you almost failed, but GOD was their Lord. In GOD the believers shall trust.
When two parties among you were about to lose courage, but Allah was their ally; and upon Allah the believers should rely.
When two groups among you were about to lose heart, but God was their ally; and in God let the believers place their trust.
Two groups among you fell short of steadfastness, and your men suffered a temporary setback. And Allah was their Protecting Friend. In Allah believers put their trust.
Remember two of your parties took to cowardice; But Allah was their protector, and in Allah should the Faithful keep their trust.
When two of your groups were about to lose heart, while Allah was their guardian! It is in Allah alone that the believers must place their trust.
When two parties from among you were obsessed that they would fail; while God was their supporter. In God the believers should trust.