Tahrîm suresi

Tahrîm suresi, 8. ayet

Tahrîm suresi, 8. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ تُوبُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ يَوْمَ لَا يُخْزِى ٱللَّهُ ٱلنَّبِىَّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ نُورُهُمْ يَسْعَىٰ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَٰنِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَٱغْفِرْ لَنَآ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû tûbû ile-llâhi tevbeten neṣûḥâ. `asâ rabbüküm ey yükeffira `anküm seyyiâtiküm veyüdḫileküm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru yevme lâ yuḫzi-llâhü-nnebiyye velleẕîne âmenû me`ah. nûruhüm yes`â beyne eydîhim vebieymânihim yeḳûlûne rabbenâ etmim lenâ nûranâ vagfir lenâ. inneke `alâ külli şey'in ḳadîr.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Allah'a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. "Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter" derler.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Tahrîm 5–11 · surenin 8. ayeti / 12

Konu Kendinizi ve ailenizi koruyun; içten tövbe Tahrîm 6–9 3

  1. Tahrîm 5

    Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha hayırlı, müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.

  2. Tahrîm 6

    Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.

  3. Tahrîm 7

    Ey inkar edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.

  4. 8

    Ey iman edenler! Allah'a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. "Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter" derler.

  5. Tahrîm 9

    Ey Peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!

  6. Tahrîm 10

    Allah, inkar edenlere, Nuh'un karısı ile Lut'un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikahları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah'ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, "Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!" denildi.

  7. Tahrîm 11

    Allah, iman edenlere ise, Firavun'un karısını örnek gösterdi. Hani o, "Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun'dan ve onun yaptığı işlerden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!" demişti.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

8. Yüce Allah, bu âyet-i kerimede “nasûh tevbe”yi emretmekte ve bundan dolayı kötülükleri örtme, cennete girme ve kurtuluşa erme vaadinde bulunmaktadır.

Kıyamet gününde mü’minler imanların nurunun aydınlığında yürüyecekler, onun verdiği rahat ve huzurdan istifade edeceklerdir. Münâfıklara verilen nurların söndürüldüğünü gördükleri vakit korkacaklar ve Yüce Allah’tan nurlarını tamamlamasını dileyeceklerdir. Allah da onların dualarını kabul edecek, beraberlerindeki nur ve yakîn ile birlikte onları nimet dolu cennetlere, pek kerîm olan Rabbin komşuluğuna ulaştıracaktır. Bütün bunlar ise “nasûh tevbe”nin sonuçlarındandır.

Nasûh tevbe ise Allah için, Allah’ın rızasından başka bir şey gözetmeyerek, O’na yakınlaşmak maksadı ile ve bütün günahları kapsayacak şekilde yapılan kapsamlı bir tevbe olup bütün hallerde de bu tevbeyi sürdürmek demektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Allah'a iman edip, kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! (Bir daha geri dönmemek üzere) Sadık bir tövbe ile Allah’a tövbe edin. Umulur ki Rabbiniz, günahlarınızı örter. Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, kıyamet günü içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Nurları Sırat'ta önlerinden ve yanlarından koşar. Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizim nurumuzu tamamla ki cennete girelim. Sırat'ta nurları sönen münafıklar gibi olmayalım. Bizim günahlarımızı bağışla. Şüphesiz sen her şeye gücü yetensin. Bizim nurumuzu tamamlamada ve günahlarımızı bağışlama da aciz değilsin."

Kelimeler

45 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  4. تُوبُوٓا۟ tubu tevbe edin kök: توب
  5. إِلَى ila
  6. ٱللَّهِ llahi Allah'a kök: اله
  7. تَوْبَةًۭ tevbeten tevbe ile kök: توب
  8. نَّصُوحًا nesuhen yürekten kök: نصح
  9. عَسَىٰ asa umulur ki kök: عسي
  10. رَبُّكُمْ rabbukum Rabbiniz kök: ربب
  11. أَن en
  12. يُكَفِّرَ yukeffira örter kök: كفر
  13. عَنكُمْ ankum sizden
  14. سَيِّـَٔاتِكُمْ seyyiatikum kötülüklerinizi kök: سوا
  15. وَيُدْخِلَكُمْ ve yudhilekum sizi sokar kök: دخل
  16. جَنَّـٰتٍۢ cennatin cennetlere kök: جنن
  17. تَجْرِى tecri akan kök: جري
  18. مِن min
  19. تَحْتِهَا tehtiha altlarından kök: تحت
  20. ٱلْأَنْهَـٰرُ l-enharu ırmaklar kök: نهر
  21. يَوْمَ yevme günde kök: يوم
  22. لَا la
  23. يُخْزِى yuhzi utandırmayacağı kök: خزي
  24. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  25. ٱلنَّبِىَّ n-nebiyye nebiyi kök: نبا
  26. وَٱلَّذِينَ vellezine ve olanları
  27. ءَامَنُوا۟ amenu inanmış kök: امن
  28. مَعَهُۥ ۖ meahu onunla beraber
  29. نُورُهُمْ nuruhum onların nuru kök: نور
  30. يَسْعَىٰ yes'aa koşar kök: سعي
  31. بَيْنَ beyne önleriden kök: بين
  32. أَيْدِيهِمْ eydihim önleriden kök: يدي
  33. وَبِأَيْمَـٰنِهِمْ ve bieymanihim ve sağ yanlarından kök: يمن
  34. يَقُولُونَ yekulune derler ki kök: قول
  35. رَبَّنَآ rabbena Rabbimiz kök: ربب
  36. أَتْمِمْ etmim tamamla kök: تمم
  37. لَنَا lena bize
  38. نُورَنَا nurana nurumuzu kök: نور
  39. وَٱغْفِرْ vegfir ve bağışla kök: غفر
  40. لَنَآ ۖ lena bizi
  41. إِنَّكَ inneke doğrusu senin
  42. عَلَىٰ ala üzerine
  43. كُلِّ kulli her kök: كلل
  44. شَىْءٍۢ şey'in şey kök: شيا
  45. قَدِيرٌۭ kadirun gücün yeter kök: قدر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سعي (30 geçiş) · Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş)

    Mü'min erkeklerle mü'min kadınların nurlarının, önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: "Bugün size müjdelenen şey…

  • Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)

    Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkar edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar…

  • Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)

    İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah'ın apaçık ayetlerini okuyan bir peygamber gönderdi. Kim Allah'a…

  • Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)

    Rableri, onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz.…

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde…

  • Aynı kök: خزي (26 geçiş) · Aynı kök: سعي (30 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve…

  • Aynı kök: خزي (26 geçiş) · Aynı kök: سعي (30 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    Allah'ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse)…

  • Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    (60-61) Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahman'ın, kullarına gıyaben vaad ettiği "Adn" cennetlerine girecekler…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

58 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a yönelin! Umulur ki Rabbiniz sizden kötülüklerinizi örter. Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri rezil etmeyeceği günde Allah sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Onların ışığı önlerinden ve sağlarından koşar (ve) "Rabbimiz! Işığımızı bizim için tamamla; bizi bağışla! Şüphesiz ki sen her şeye gücü yetensin." derler.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Samimi bir kalp ile tevbe ederek içten bir sadakatle Allah'a yönelin! Umulur ki Rabbiniz günahlarınızı örter ve Allah'ın peygamber ve ona katılarak iman edenleri mahcup etmeyeceği o gün, sizi zemininden ırmakların çağladığı cennetlere koyar: Onlar önlerinden ve sağlarından ışık saçarlar ve şöyle dua ederler: "Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla: çünkü sen her şeye kadirsin!

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Gönülden tevbe ederek Allah'a yönelin! Umulur ki Rabbiniz kötü fiilerinizi yok eder ve Allah'ın Peygamberi ile o'nun inancını paylaşanları utandırmayacağı o Gün, sizi içinden ırmaklar akan bahçelere koyar. Onlar, önlerinden ve sağ taraflarından hızla ışık yayarlar ve "Ey Rabbimiz!" diye yalvarırlar, "Bu ışığımızı ebediyyen parlat ve günahlarımızı bağışla! Çünkü Sen her şeye kadirsin!"

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler! Allah'a özden ve kesin bir tövbe ile tövbe edin! Umulur ki Rabbiniz kötülüklerinizi sizden örter ve sizi altından nehirler akan cennetlere dahil eder. O süreçte Allah, O Nebi'yi ve Onunla beraber iman etmişleri rezil - rüsva etmez! Onların nuru, önlerinden ve sağ taraflarında koşar. Derler ki: "Rabbimiz. . . Nurumuzu tamamla ve bizi mağfiret eyle. . . Muhakkak ki sen her şeye Kaadir'sin. "

Ali Bulaç

Ey iman edenler! Allah'a kesin (nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Allah sizin kötülüklerinizi örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar parıldar. Derler ki: "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla! Şüphesiz Sen, her şeye güç yetirensin."

Ali Özek ve heyeti

Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) nûrları aydınlatıp gider de, «Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin» derler.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Yürekten pişmanlığınızı Allah'a gösterin. dipnot 521 Efendinizin, kötülüklerinizi örtmesi ve altlarından ırmaklar akan cennetlere sizi yerleştirmesi umut edilebilir. O gün, Allah, hem peygamberi hem de Onunla birlikte olan inananları utandırmayacaktır. Önlerinden ve sağ yanlarından aydınlıkları yayılır. Şöyle derler: "Efendimiz! Aydınlığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz, Sen, her şeye Gücü Yetensin!"

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 521
    "Yürekten pişmanlık" olarak yazdığımız "Tevbeten nasuhan" söylemi, kimi çevirilerde, "Nasuh tövbesi" biçiminde yazılmış ve bu isimle bir öykü uydurulmuştur. Bu ayetle ilişkilendirilen uydurma öyküyü, arka taraftaki Kur'an Ayetlerine Yakıştırılan Öyküler bölümünde bulabilirsiniz.

Bayraktar Bayraklı

"Ey iman edenler! Gönülden gelen bir tövbe ile Allah'a yöneliniz. Belki Rabbiniz kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Onların önlerinden ve sağlarından nurları aydınlatıp gider de,'Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi affet, çünkü senin her şeye gücün yeter' derler."

Edip Yüksel

Ey iman edenler, ALLAH'a yürekten tövbe edin ki Efendiniz kötülüklerinizi örtsün ve altından ırmaklar akan bahçelere soksun. ALLAH, o gün peygamberi ve beraberinde bulunanları utandırmaz. Işıkları, önlerinden sağ yanlarına doğru yayılır ve, "Efendimiz, bizim için ışığımızı tamamla ve bizi bağışla; sen her şeye gücü yetensin" derler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ey inananlar, ALLAH'a yürekten tevbe edin ki Rabbiniz kötülüklerinizi örtsün ve altından ırmaklar akan cennetlere soksun. ALLAH, o gün peygamberi ve beraberinde bulunanları utandırmaz. Işıkları, önlerinden sağ yanlarına doğru yayılır ve, 'Rabbimiz, bizim için ışığımızı tamamla ve bizi bağışla; sen herşeye gücü yetensin,' derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, Allah'a öyle tevbe ile tevbe edin ki, nasuh (gayet ciddi, samimi) bir tevbe olsun! Ola ki Rabbiniz kusurlarınızı örter, Allah'ın peygamberi ve onun beraberinde iman edenleri utandırmayacağı günde sizi altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Onların nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşacak, şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz, bizlere nurumuzu tamamla ve bizi bağışla; şüphesiz ki sen her şeye kadirsin!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! Allaha öyle tevbe edin ki nasuh (gayet ciddi, müessir, öğütcü) bir tevbe olsun, gerek ki rabbınız sizden kabahatlerinizi keffaretle örter de sizleri altından ırmaklar akar Cennetlere koyar, o gün ki Allah Peygamberini ve onun maıyyetinde iyman edenleri utandırmıyacak, nurları önlerinde ve sağlarında koşacak, şöyle diyecekler: ya rabbena! Bizlere nurumuzu tamamla ve bizleri mağfiretinle yarlığa, şübhesiz ki sen her şey'e kadirsin.

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Öğüt veren bir tevbe dipnot 1 ile Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabb'iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O Gün Allah, Nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." derler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kesin bir pişmanlık duygusuyla, kalıcı etkisi olan bir samimiyetle. Tevbe, dönüş yapmak, Allah'a yönelmektir (Bkz. 13:30). Bağışlanmaya konu olan şeyleri terk etmektir. Yapılan kötülükten, yanlıştan, haksızlıktan, günahtan kesin olarak vazgeçmek ve yaptığını düzeltmektir. Pişmanlığın sözle ifade edilmesi tevbe değildir. Tevbe etmek, bağışlanma dilemek değildir; "bağışlanma dilemek" "istiğfar"da bulunmaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Öğüt veren bir tevbe dipnot 1 ile Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabb'iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O gün Allah, nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." derler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dönüş yapmak: Yapılan kötülükten, yanlıştan, haksızlıktan, günahtan kesin olarak vazgeçmek, yaptığını düzeltmektir. Pişmanlığın sözle ifade edilmesi tevbe değildir. Tevbe etmek, bağışlanma dilemek değildir; "bağışlanma dilemek" "istiğfar"da bulunmaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Öğüt veren bir tövbe ile Allah'a tövbe edin. Umulur ki Rabb'iniz, kötülüklerinizi örter ve sizi altından nehirler akan Cennetlere koyar. O gün Allah, nebileri ve onlarla beraber olanları asla üzmeyecektir. Onların ışıkları önlerini ve yanlarını aydınlatır. "Rabb'imiz, bizim ışığımızı tamamla ve bizi bağışla. Kuşkusuz Sen, Her Şeye Güç Yetiren'sin." derler.

Gültekin Onan

Ey inananlar, Tanrı'ya kesin (nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Tanrı sizin kötülüklerinizi örter (yükeffire) ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Tanrı, Peygamberi ve onunla birlikte inananları küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar parıldar. Derler ki: "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz sen her şeye güç yetirensin."

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, tam bir sıdk-u hulusa malik bir tevbe ile Allaha dönün. Olur ki Rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah peygamberini ve iman edib onunla beraber olanları rüsvay etmeyecek, nuurları önlerinde ve sağlarında koşacak, "Ey Rabbimiz, diyecekler, bizim nuurumuzu tamamla, bizi yarlığa. Şübhesiz ki Sen herşey'e hakkıyle kaadirsin".

İbni Kesir

Ey iman edenler; Allah'a nasuh tevbesi ile tevbe edin. Umulur ki Rabbınız kötülüklerinizi örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. O gün, Allah; peygamberini ve onunla beraber olan mü'minleri utandırmayacak. Onların nurları önlerinde ve sağlarında koşacak; Rabbımız, ışığımızı tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz ki Sen, her şeye kadirsin, diyecekler.

Mehmet Alagaş

(8-9) Ey İman edenler, geri dönülmez bir vazgeçişle Allah’a tövbe edin, belki Allah sizin günahlarınızı örtbas eder / yok sayar ve sizi altlarından nehirler akan cennetlerine sokar. O gün Alla, Nebisini ve onunla beraber iman edenleri utandırmaz, sağlarından ve önlerinden ışıkları / nurları koşar, derler ki Rabbimiz bizim nurumuzu tamamla, bizi bağışla, muhakkak ki sen her şeyi güç yetirip ayarlayansın. Ey Nebi, Küffarla ve münafıklarla cihat et, onlara katı ol, onların varacakları yer cehennem, ne kötü bir gidilecek yerdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle (nasuh) tevbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan Cennetler'e sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla! Çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter.” derler.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, Allah'a yürekten tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter; Allah'ın, peygamberi ve onunla beraber inanmış olanları utandırmayacağı günde, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. (O gün) onların nuru, önlerinden ve sağ yanlarından koşar. Derler ki: "Rabbimiz, nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Doğrusu, senin herşeye gücün yeter!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler! Örnek bir dönüşle Allah'a dönün. Belki Sahibiniz, nebilerini ve inanıp güvenenleri (müminleri) aşağılamayacağı günde kabahatlerinizi örter de sizi içinden ırmaklar akan bahçelere yerleştirir. (Oraya gidecek olanların) Nurları önlerini ve sağ yanlarını aydınlatır. Şöyle derler: "Rabbimiz, nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Her şeye bir ölçü koyan sensin."

Şaban Britch

Ey iman edenler! Sadık bir tevbe ile Allah’a tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz, günahlarınızı örter. Peygamberi ve O'nunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Nurları önlerinden ve yanlarından koşar. "Rabbimiz! Bizim nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter." derler.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler, tam arınarak Allah'a tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz, günahlarınızı örter ve sizi alt tarafından ırmaklar akan cennetlere girdirir. O gün, Allah, Peygamberi ve onunla beraber iman etmiş olanları utandırmaz. Nurları önlerinden ve yanlarından koşar. Rabbimiz, derler. Bizim nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman edenler! Etkili öğüt veren bir tövbe ile Allah'a yönelin. Umulur ki Rabbiniz, çirkinliklerinizi ve günahlarınızı örter ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. O gün Allah, peygamberi ve onunla birlikte inananları utandırmayacaktır. Onların ışığı önlerinden ve sağ yanlarından koşup gelir. Şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Işığımızı tamamla ve bizi bağışla! Sen her şeye Kadir'sin, her şeye gücün yeter."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you Whose hearts: reflect the image of religious and spiritual virtues: "In your lowliest plight stand repentant, and feel contrition for all the wrong you have done and view it with dissatisfaction and be sure you will never execute it or the like of it ever again. Perhaps Allah will relent and quit you all His debt and welcome you into gardens of surpassing beauty beneath which rivers flow". "This is the day Allah shall exclude the Prophet and his companions, who faithfully and steadfastly believed, from infamy, humiliation and disgrace. Their faces glow with light emanating from Allah's countenance and proceeding ahead of them to illuminate the way for them when they contemplate the most difficult and inevitable crossing. Carrying their books bearing their records in their right hands, they pray: "Our Creator complement our light and forgive us; You are Qadirun (Omnipotent over all things)".

Abdul Haleem

Believers, turn to God in sincere repentance. Your Lord may well cancel your bad deeds for you and admit you into Gardens graced with flowing streams, on a Day when God will not disgrace the Prophet or those who have believed with him. With their lights streaming out ahead of them and to their right, they will say, ‘Lord, perfect our lights for us and forgive us: You have power over everything.’

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! Turn to Allah with sincere repentance: In the hope that your Lord will remove from you your ills and admit you to Gardens beneath which Rivers flow,- the Day that Allah will not permit to be humiliated the Prophet and those who believe with him. Their Light will run forward before them and by their right hands, while they say, "Our Lord! Perfect our Light for us, and grant us Forgiveness: for Thou hast power over all things."

Abul A'la Maududi

Believers, turn to Allah in sincere repentance; dipnot 1 maybe your Lord will expunge your evil deeds and admit you to the Gardens beneath which rivers flow. dipnot 2 This will be on the Day when Allah will not disgrace the Prophet and those who have embraced faith and are with him; dipnot 3 their light will be running before them and on their right hands, and they will say: "Our Lord, perfect for us our light and forgive us. Surely You have power over everything." dipnot 4

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Literally, taubat an-nasuh-an may either mean that one should offer such true repentance as may have no tinge of pretense and hypocrisy in it, or that one should wish his own self well and repenting of sin should save oneself from the evil end, or that one should so adorn and improve his life after repentance as to become a cause of admonition for others, and seeing his example others also also reform themselves accordingly. These are the meanings of taubat an-nasuh which are indicated by its literal sense. As for its religious meaning, its explanation is found in the Hadith which Ibn Abi Hatim has related on the authority of Zirr bin Hubaish. He says: When I asked Ubayy bin Kaab the meaning of taubat an-nasuh, he said that he had asked the Prophet (peace be upon him) the same question, and he had replied: It implies that when you happen to commit an error, you should feel penitent for it, then should implore Allah for forgiveness remorsefully, and then should refrain from committing the same error again. This same meaning has been reported from Umar, Abdullah bin Masud and Abdullah bin Abbas also, and in a tradition Umar has defined taubat an-nasuh, thus: After offering repentance one should not even think of committing the sin, not to speak of repeating it. (Ibn Jarir). Ali once heard a desert Arab chanting the words of repentance and forgiveness quickly and mechanically and remarked: This is the repentance of the liars. The man asked: What is true repentance? Ali replied: It should be accompanied by six things
  2. metne dön, dipnot 2
    (1) You should feel penitent for the wrong you have done. (2) You should carry out the duties that you have ignored. (3) Restore the rights that you have usurped. (4) Ask forgiveness of him whom you have wronged. (5) Make a resolve not to repeat the sin again. (6) Consume yourself in obedience to Allah as you have so far been consuming it in wrongdoing, and cause it to taste the bitterness of obedience as you have so far been causing it to enjoy the sweet taste of disobedience and sin. (Al- Kashshaf).
  3. metne dön, dipnot 3
    In connection with repentance there are also some other points which should be well understood. (1) That repentance, in fact, is to show remorse for an act of disobedience only because it is a disobedience of Allah. Otherwise to make a resolve to refrain from a sin because it is harmful for health, for instance, or it is likely to cause defamation or financial loss, is no repentance. (2) That man should offer repentance as soon as he realizes that he has committed disobedience of Allah and should compensate for it without delay in whatever form possible and should not defer it in any way. (3) That violating one’s repentance again and making a jest of repentance and repeating the sin again and again of which one has repented, is a proof of the falsity of one’s repentance. For the essence of repentance is penitence, and breaking his repentance repeatedly is a sign that it has not been motivated by penitence. (4) that if the person who has repented sincerely and resolved not to repeat the sin again, happens to repeat it once again because of human weakness, it will not revive his past sin. However, he should offer a fresh repentance for the latter sin and should resolve more firmly that he would not commit the sin in future. (5) That it is not necessary to renew one’s repentance again every time one remembers the disobedience committed in the past, but if one’s self derives pleasure from the remembrance of the past, sinful life, one should offer repentance again and again until the remembrance of the sins causes remorse instead of pleasure and enjoyment. For the person who has actually repented of disobedience because of fear of God cannot derive pleasure from the thought that he has been disobeying God. His deriving pleasure from it is a sign that fear of God has not taken root in his heart.
  4. metne dön, dipnot 4
    The words of the verse deserve deep consideration. It has not been said that if you repeat, you will surely be forgiven and will certainly be admitted to Paradise, but that: If you offer true repentance, it may well be that Allah will treat you kindly. It means that it is not incumbent upon Allah to accept the repentance of the sinner and to grant him Paradise instead of subjecting him to punishment but it will be His kindness and compassion that He may forgive well as reward His servant. One should have hope of His forgiveness, but one should not commit a sin with the confidence that he will achieve forgiveness by repentance.

Aisha Bewley

You who have iman! repent sincerely to Allah. It may be that your Lord will erase your bad actions from you and admit you into Gardens with rivers flowing under them on the Day when Allah will not disgrace the Prophet and those who had iman along with him. Their light will stream out ahead of them and on their right. They will say, ‘Our Lord, perfect our light for us and forgive us! You have power over all things.’

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Turn to Allâh with sincere repentance! It may be that your Lord will expiate from you your sins, and admit you into Gardens under which rivers flow (Paradise) - the Day that Allâh will not disgrace the Prophet (Muhammad صلى الله عليه وسلم) and those who believe with him. Their Light will run forward before them and (with their Records - Books of deeds) in their right hands. They will say: "Our Lord! Keep perfect our Light for us [and do not put it off till we cross over the Sirât (a slippery bridge over the Hell) safely] and grant us forgiveness. Verily, You are Able to do all things."[1]

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Repent to Allah with sincere repentance! Maybe your Lord will absolve you of your misdeeds and admit you into gardens with streams running in them, on the day when Allah will not let the Prophet down and the faithful who are with him. Their light will move swiftly before them and on their right. They will say, ‘Our Lord! Perfect our light for us, and forgive us! Indeed You have power over all things.’

Amatul Rahman Omar

O you who believe! turn to Allâh in sincere repentance, may be that your Lord will acquit you of your evil deeds and admit you to Gardens served with running streams. On that day Allâh will not disgrace the Prophet nor those who have believed with him. Their light will advance swiftly (radiating) in front of them and on their right hands while they will go on (praying and) saying, `Our Lord! perfect our light for us and protect us (against our lapses). Verily You are Possessor of prudential power to do every desired thing.'

Arthur John Arberry

Believers, turn to God in sincere repentance; it may be that your Lord will acquit you of your evil deeds, and will admit you into gardens underneath which rivers flow. Upon the day when God will not degrade the Prophet and those who believe with him, their light running before them, and on their right hands; and they say, 'Our 'Lord, perfect for us our light, and forgive us; surely Thou art powerful over everything.'

Bijan Moeinian

O’ you who believe, ask God from the bottom of you heart for forgiveness. May God forgive your sins and let you enter into the gardens of paradise where the rivers flow. Know that, in the Day of judgment, God will not humiliate His Prophet and those who have joined him in belief. Their light will radiate in front of them and to their right. They will say: "O our Lord, forgive us and perfect our light; we bear witness that you are capable of doing anything you wish."

E. Henry Palmer

O ye who believe! turn repentant to God with sincere repentance; it may be that thy Lord will cover for you your offences and will bring you into gardens beneath which rivers flow!- the day God will not disgrace the Prophet nor those who believe with him; their light shall run on before them, and at their right hands! they shall say, 'Our Lord! perfect for us our light and forgive us; verily, Thou art mighty over all!'

Edip-Layth

O you who acknowledge, you shall repent to God a sincere repentance. It may be that your Lord will remit your sins and admit you into paradises with rivers flowing beneath. On that day, God will not disappoint the prophet and those who acknowledged with him. Their light will radiate around them and to their right. They will say, "Our Lord, keep perfect our light for us, and forgive us; You are able to do all things."

George Sale

O true believers, turn unto God with a sincere repentance: Peradventure your Lord will do away from you your evil deeds, and will admit you into gardens, through which rivers flow; on the day whereon God will not put to shame the prophet, or those who believe with him: Their light shall run before them, and on their right hands, and they shall say, Lord, make our light perfect, and forgive us; for thou art almighty.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Turn to Allah a sincere repentance; maybe your Lord will remove from you your evil and cause you to enter Gardens beneath which rivers flow, on the Day on which Allah will not abase the Prophet and those who believe with him; their light shall run on before them and on their right hands. They shall say, "Our Lord! Make perfect for us our light, and grant us protection, surely you have power over all things."

Mahmoud Ghali

O you who have believed, repent to Allah in honest repentance; it may be that your Lord will expiate for you your ill deeds and will cause you to enter Gardens from beneath which rivers run, on a Day when Allah will not disgrace the Prophet and the ones who believed with him. Their light will be proceeding along before (Literally: between their hands) them and on their right (hands), (and) they say, "Our Lord, perfect for us our light and forgive us; surely You are Ever-Determiner over everything."

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Turn unto Allah in sincere repentance! It may be that your Lord will remit from you your evil deeds and bring you into Gardens underneath which rivers flow, on the day when Allah will not abase the Prophet and those who believe with him. Their light will run before them and on their right hands; they will say: Our Lord! Perfect our light for us, and forgive us! Lo! Thou art Able to do all things.

Mohamed Ahmed - Samira

O you who believe, turn to God truly in repentance. Perhaps your Lord may forgive your ills and admit you to gardens with rivers flowing by on the day when God will not humiliate the Prophet and those who believe with him. Their light will move in front of them and to their right, and they will say: "O Lord, perfect our light and forgive us. You have power over every thing."

Muhammad Asad

O you who have attained to faith! Turn unto God in sincere repentance: it may well be that your Sustainer will efface from you your bad deeds, and will admit you into gardens through which running waters flow, on a Day on which God will not shame the Prophet and those who share his faith: their light will spread rapidly before them, and on their right; [and] they will pray: "O our Sustainer! Cause this our light to shine for us forever, and forgive us our sins: for, verily, Thou hast the power to will anything!"

Mustafa Khattab

O believers! Turn to Allah in sincere repentance, so your Lord may absolve you of your sins and admit you into Gardens, under which rivers flow, on the Day Allah will not disgrace the Prophet or the believers with him. Their light will shine ahead of them and on their right. They will say, "Our Lord! Perfect our light for us, and forgive us. ˹For˺ You are truly Most Capable of everything."

Progressive Muslims

O you who believe, you shall repent to God a sincere repentance. It may be that your Lord will remit your sins and admit you into paradises with rivers flowing beneath. On that Day, God will not disappoint the prophet and those who believed with him. Their light will radiate around them and to their right. They will Say: "Our Lord, keep perfect our light for us, and forgive us; You are able to do all things."

Rashad Khalifa

O you who believe, you shall repent to GOD a firm repentance. Your Lord will then remit your sins and admit you into gardens with flowing streams. On that day, GOD will not disappoint the prophet and those who believed with him. Their light will radiate in front of them and to their right. They will say, "Our Lord, perfect our light for us, and forgive us; You are Omnipotent."

Sahih International

O you who have believed, repent to Allah with sincere repentance. Perhaps your Lord will remove from you your misdeeds and admit you into gardens beneath which rivers flow [on] the Day when Allah will not disgrace the Prophet and those who believed with him. Their light will proceed before them and on their right; they will say, "Our Lord, perfect for us our light and forgive us. Indeed, You are over all things competent."

Sam Gerrans

O you who heed warning: turn to God in sincere repentance. It may be that your Lord will remove from you your evil deeds, and make you enter gardens beneath which rivers flow. The day God will not disgrace the Prophet and those who heed warning with him, their light running before them and on their right hand, they will say: “Our Lord: perfect Thou for us our light, and forgive Thou us; Thou art over all things powerful.”

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! Turn to Allah in sincere repentance. Your Lord will then erase your misdeeds, and admit you into the Gardens underneath which rivers flow - on the Day when Allah will not let be degraded His Messenger and those who are with him in Faith. Their Light will run ahead of them as grace for them. They will say, "Our Lord! Perfect our Light for us making it last forever, and absolve our imperfections. Verily, You are Controller of all things."

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Turn to Allah with sincere repentance: In the hope that your Lord will remove from you your sorrows and admit you to Gardens beneath which rivers flow— The Day that Allah will not disgrace the Prophet and those who believe with him, their light will run before them and on their right hands, while they say, "Our Lord! Perfect our light for us, and grant us forgiveness: Verily, You are Able (Khadir) to do all things. "

Taqi Usmani

O you who believe, turn to Allah with a faithful repentance. It is hoped from your Lord that he will write off your faults, and will admit you to the gardens beneath which rivers flow, on the Day when Allah will not disgrace the Prophet and those who believed with him. Their light will run before them and to their right hands. They will say, "Our Lord, perfect for us our light, and forgive us. Indeed you are powerful over every thing."

The Monotheist Group

O you who believe, you shall repent to God a sincere repentance. It may be that your Lord will forgive your sins and admit you into estates with rivers flowing beneath them. On that Day, God will not disappoint the prophet and those who believed with him. Their light will radiate around them and to their right. They will say: "Our Lord, keep perfect our light for us, and forgive us; You are able to do all things."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Tahrîm suresi, 8. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Tahrîm suresi, 8. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Tahrîm suresi, 8. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩