Diyanet İşleri
(Meryem), "Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah, "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir" dedi.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 47. ayet. قَالَتْ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى وَلَدٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌ قَالَ كَذَٰلِكِ ٱللَّهُ يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ إِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
ḳâlet rabbi ennâ yekûnü lî veledüv velem yemsesnî beşer. ḳâle keẕâliki-llâhü yaḫlüḳu mâ yeşâ'. iẕâ ḳaḍâ emran feinnemâ yeḳûlü lehû kün feyekûn.
(Meryem), "Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah, "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Meryem ve Îsâ Âl-i İmrân 42–63 3
(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.
Hani melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. Dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'a çok yakın olanlardandır."
"O, beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır."
(Meryem), "Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah, "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir" dedi.
Ve Allah ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretecek.
Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): "Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü'minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır."
"Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 33–55. ayetler için yazılmıştır.
33-34. Yüce Allah’ın kulları arasından seçtiği kimseler vardır. O üstün faziletlerle, yüce sıfatlarla, faydalı bilgilerle, salih amellerle ve çeşitli özelliklerle onlara ihsan ve lütufta bulunur, onları beğenip seçer. Yüce Allah bu buyruklarda bu büyük aileleri, bunların arasındaki kemal sıfatlarını elde etmiş üstün ve kâmil erkeklerin bazılarını söz konusu etmektedir. Faziletin ve hayrın bu üstün şahsiyetlerin zürriyetlerinde müteselsilen devam ettiğini, onların erkek ve kadınlarını da kapsamına aldığını ortaya koymaktadır. İşte bu Yüce Allah’ın en üstün lütuflarından, cömertlik ve kereminin en değerlilerinden birisidir. “Allah hakkıyla işitendir, bilendir.” Kimin fazilete ve üstün kılınmaya layık olduğunu çok iyi bilir. O hikmetinin gerektirdiği yerde de lütfunu ve faziletini ihsan eder.
35. Yüce Allah zikri geçen ailelerin büyüklüğünü vurguladıktan sonra Meryem ile oğlu İsa’nın kıssasını ve onların bu faziletli aileler arasında nasıl bir silsileden geldiklerini, başından sonuna kadar hangi durumlardan geçtiklerini söz konusu etmektedir. İmran’ın hanımının, Rabbine niyaz ederek, O’nun Beytini tazim ve O’na itaate devamı ihtiva eden ve Allah’ın sevdiği, O’na yakınlaştırıcı bir ibadet ile O’na yakınlaşmak niyetiyle şöyle dediğini zikretmektedir: “Rabbim ben karnımdakini her kayıttan azade olarak sana adadım.” Yani ben karnımdakini ibadet edenlerle dolup taşan ibadet evinin bir hizmetkârı olarak adadım. “Benden kabul buyur.” Bu amelimi kabul et. Yani bu amelimin temelini iman ve ihlâs kıl, hayır ve sevaplar ile onu sonuçlandır.
36. “Fakat onu doğurunca: “Rabbim ben kız doğurdum…” İmran’ın hanımının bu sözlerinde sanki bir çeşit niyaz ve bir çeşit burukluk vardır. Çünkü o adağını karnındaki yavrunun erkek olacağını düşüncesiyle yapmıştı. Erkek ise güç ve kuvvet sahibi kimselerin ortaya koydukları gibi bu işleri yaparken güçlü bir şekilde gerçekleştirir, hizmetini ve bu hizmeti gerçekleştirmek için gerekli işleri güçlü ve yetkin bir şekilde yapar. Kız ise böyle değildir.
37. Yüce Allah onun kalbinin burukluğunu gidererek adağını kabul etti ve bu kız, birçok erkekten daha doğrusu erkeklerin birçoğundan daha mükemmel ve daha eksiksiz hizmetler ifa etti. Onun varlığı ile Allah, erkekler ile elde edilenden çok daha büyük maksatları gerçekleştirdi. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah burada: “Rabbi onu güzel bir kabul ile kabul etti. Güzel bir şekilde yetiştirdi” buyurmaktadır. Yani din, ahlâk, edep yönünden hayret edilecek bir terbiyeden geçti. Bu terbiye ile bütün halleri kemal derecesine ulaştı, bu sayede salih sözlere ve fiillere sahip oldu, gelişip kemale erdi. Allah Zekeriyya aleyhisselam’ı onun bakımıyla görevlendirdi. Bir kimsenin terbiyesini, kamil ve ıslah edici kimselerden birisinin üzerine alması Yüce Allah’ın o kuluna ihsan ettiği lütuflardan biridir.
Diğer taraftan Yüce Allah, hem Meryem’e hem de Zekeriyya’ya ikramda bulunmuştur. Çünkü Meryem’e hiçbir şekilde yorulmadan, çabalamadan rızık ihsan etmişti. Bu, Yüce Allah’ın Meryem’i kendisi ile taltif ettiği bir keramettir. Zira: “Zekeriyya her ne zaman onun yanına, mihraba girse” ibadet mahalline bu ifade, Meryem’in çokça namaz kıldığına ve ibadet mahallinden ayrılmadığına işaret etmektedir. “yanında” afiyetle yiyeceği hazırlanmış “bir rızık buluyordu. “Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor?” dedi. O da: “O, Allah katındandır.” dedi. Şüphesiz Allah dilediğine hesapsız rızık verir.”
38. Zekeriyya bu durumu, yani Allah’ın Meryem’e olan büyük iyilik ve lütfunu görünce Yüce Allah’tan çocuk sahibi olmaktan ümidini kestiği bir zamanda çocuk sahibi olmayı dilemeyi hatırına getirdi ve şöyle dua etti: “Rabbim, bana katından tertemiz bir soy bağışla!…”
39. “katından bir kelimeyi tasdik edici” Allah katından olan kelime İsa b. Meryem’dir. Zekeriyya’nın bu şerefli peygamberle müjdelenmesi aynı zamanda Meryem oğlu İsa ile müjdelenmeyi, onu tasdik etmeyi, onun risaletine dair tanıklıkta bulunmayı da ihtiva etmektedir. Allah’tan gelen bu kelime, şerefli bir kelimedir. Allah bunu özel olarak Meryem oğlu İsa’ya tahsis etmiştir. Yoksa o da esas itibari ile bütün yaratıkları kendisi ile var etmiş olduğu kelimelerinden bir kelimedir. Nitekim Yüce Allah, İsa’nın bu özelliğine şöylece dikkat çekmektedir: “Muhakkak ki İsa’nın misali Allah nezdinde Âdem’in misali gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona “Ol” dedi, o da oluverdi. (Aynı şekilde İsa’ya da “Ol” dedi, o da oluverdi)” (Al-i İmran, 3/59)
“efendi, nefsini sakındıran” yani doğacağı müjdelenen kişi olan Yahya, peygamberlerin en faziletlilerinden ve en şereflilerinden olan efendi birisidir. (“Nefsini sakındıran” anlamı verilen) “حصور”, bir görüşe göre çocuğu olmayan ve kadınlara karşı arzusu bulunmayan kimse demektir. Bir diğer açıklamaya göre ise günahlardan ve zarar verici arzulardan korunup muhafaza edilmiş kimse demektir ki iki anlamdan en uygun olanı da budur. “salihlerden bir peygamber” yani salih olmada üstün bir zirveye ulaşmış kimselerden.
40. “Rabbim, gerçekten ben kocamış iken ve eşim de kısır olduğu halde benim nasıl bir oğlum olur?” Bu ikisi çocuk sahibi olmaya engeldir. Peki, ey Rabbim durumum çocuk sahibi olmaya elverişli değilken hangi yolla benim oğlum olacak?
“Öyle, Allah dilediğini yapar.” Yüce Allah’ın hikmeti, her bir işin bilinen sebeplerine bağlı olarak cereyan etmesini gerektirmesine rağmen bazen bu sebeplerin dışına çıkmayı gerektirdiği de olur. Çünkü O dilediğini yapandır. Sebepler kudretine boyun eğmiştir, O’nun meşiet ve iradesinin etkisi altındadır. Ne kadar güçlü olursa olsun hiçbir sebep, O’nun kudretine karşı koyamaz.
41. “Rabbim, bana bir alâmet ver” ki onunla sevineyim ve müjdeye kavuşayım. Ey Rabbim, ben bana bildirdiğin habere kesinlikle inanıyorum; ama rahmetin öncü haberleri ve lütfun mukaddimeleri ile ruh sevinir, kalp de mutmain olur.
“Senin alâmetin insanlarla üç gün süre ile işaret dışında konuşamamandır.” Bu süre içerisinde sen de “Rabbini çokça an ve sabah akşam tesbih et.” Günün başında da sonunda da O’nu tesbih et. Bu süre zarfında konuşamaması, böyle bir durumda kocamış yaşlı bir erkek ile kısır bir kadından doğacak çocuğa uygun bir alâmet idi. Diğer taraftan dili ile Yüce Allah’ı anıp O’nu tesbih etmekle birlikte insanlarla konuşamaması diğer bir alâmet idi. İşte o zaman sevindi, Yüce Allah’a şükretti, sabah ve akşam vakitlerinde çokça Allah’ı anıp tesbih etti.
Bu çocuğun (Yahya) dünyaya gelişi de İmran kızı Meryem’in, Zekeriyya’ya ulaşmasına vesile olduğu bereketlerden biri idi. Çünkü Yüce Allah’ın Meryem’e lütfettiği o hesapsızca verilen güzel rızık, Zekeriyya’yı Allah’a niyazda ve dilekte bulunmak için heyecana getirdi ve bu dilekte bulunmayı hatırlamasını sağladı. Sebebi de sonucu da lütfeden Yüce Allah’tır. Ancak O, sevdiği kimseler vasıtası ile sevilecek bir takım işleri takdir eder. Böylelikle Allah o kimsenin kadrini yükseltip ecrini çoğaltır.
Daha sonra Yüce Allah, tekrar Meryem’i söz konusu etmeye ve ibadet ve kemalde onun çok büyük bir dereceye ulaştığına dair açıklamalara dönerek şöyle buyurmaktadır:
42. “Hani melekler şöyle demişti: Ey Meryem! Şüphesiz ki Allah seni seçti” sana üstün nitelikler ve güzel bir ahlâk verdi, buna karşılık kötü huylardan da “seni arındırdı ve seni âlemlerin kadınlarına üstün kıldı.” Bundan dolayı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Erkeklerden kemale eren çok kişi olmuştur, kadınlardan kemale erenler ise yalnızca İmran kızı Meryem, Muzahim kızı Âsiye ve Huveylid kızı Hatice’dir. Âişe’nin sair kadınlara üstünlüğü ise tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir.”
43. Melekler bu hususta ona Allah’ın emri ile seslendiler ki o, Yüce Allah’ın nimetleri dolayısı ile sevinsin, Allah’a şükretsin, O’nun haklarını yerine getirsin ve O’na ibadet ile meşgul olsun. Bundan dolayı melekler devamla: “Ey Meryem, Rabbine kunut et” Rabbine çokça itaat et, gönülden gelen bir sevgi ile O’na boyun eğ ve bunu sürekli yap “secdeye kapan ve rüku edenlerle beraber rükû et” yani namaz kılanlarla birlikte sen de namaz kıl. Meryem de emrolunduğu her bir hususu yerine getirdi; böylelikle kemal ve olgunluğu ile belirli bir konuma yükseldi, üstün bir noktaya geldi.
44. Bu kıssa ve diğerleri Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in risaletinin en büyük delillerindendir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu kıssayı tafsilatlı ve gerçeğe uygun olarak bildirmiştir. Ne bir fazla ne bir eksik. Bunun böyle olması ise Kur’ân-ı Kerîm’in Aziz ve Hakim olan Allah tarafından vahiy ile bildirilmesinden ötürüdür. Yoksa insanlardan öğrenerek anlatılmış değildir. Bunun tek sebebi budur. İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Bunlar sana vahyetmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. Onlar Meryem’in bakımını hangisi üzerine alacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında olmadığın gibi, onlar çekişirlerken de sen yanlarında değildin.” Annesi Meryem’i getirdiğinde hangileri onun bakımını üstlenecek diye kendi aralarında tartışmaya koyuldular. Çünkü Meryem önderlerinin ve başlarının kızı idi. Hepsi de Allah’tan hayır ve ecir kazanmak istiyorlardı. Nihâyet aralarındaki tartışma bu hususta kur’a çekme noktasına kadar geldi. Kur’a çekmek üzere kalemlerini attılar ve kur’a -Yüce Allah’ın hem Zekeriyya’ya hem de Meryem’e bir rahmeti olarak- Zekeriyya’ya çıktı. İşte ey Peygamber; bunlar olurken sen orada değildin ki bunu bilesin ve insanlara bunu anlatasın. Sana bunu bildiren ancak Allah Teala’dır.
İşte kıssaların nakledilmesindeki en büyük maksat, onlardan ibret alınmasıdır. En büyük ibret ise bu kıssaları tevhide, risalete, öldükten sonra dirilişe ve bunun dışındaki diğer önemli temel konulara delil görebilmektir.
45-46. “Dünyada da âhirette de şanı yücedir ve mukarreblerdendir.” Yani dünyada da âhirette de insanlar nezdinde şerefli ve büyük bir mevkiye sahiptir. Bununla birlikte O, Allah nezdinde de yaratılmışların Yüce Allah’a en yakınları, derece itibarı ile de en üstünleri olan “mukarreb” kimselerdendir. Şüphesiz ki bu, benzersiz bir müjdedir. Bu müjdeyi daha da mükemmelleştiren bir husus ise onun: “Beşikte iken de...” insanlarla konuşmasıdır. Onun insanlarla bu şekilde konuşması Allah’ın mucizelerinden bir mucize, onun annesine ve diğer insanlara olan bir rahmetidir.
Aynı şekilde İsa “yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır.” Bu konuşma ise onun peygamber olarak davet ve irşad kastı ile konuşmasıdır. Beşikteki konuşması, onun doğruluğuna, peygamberliğine, annesinin ise hakkında kötü zanlardan beri olduğuna dair açık mucizelerden ve kesin delillerdendir. Yetişkinliğindeki konuşması ise insanlara oldukça büyük faydaları ihtiva eder. İnsanlar ile Rab’leri arasında Allah’ın vahyi, dininin ve şeriatının tebliği hususunda vasıta oluşunun insanlara faydası elbetteki pek büyüktür. Bununla birlikte o “salihlerdendir.” Yani öyle kimselerdendir ki Allah onların kalplerini marifeti ve muhabbeti ile dillerini övgüsü ve zikri ile azalarını da itaati ve kendi uğruna hizmet ile ıslah etmiştir.
47. “Dedi ki: “Rabbim, bana hiçbir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” Çünkü bu, hayret edilecek bir husustur. “Öyle, Allah dilediğini yaratır...” Böylelikle kullar O’nun herşeye kadir olduğunu bilsinler ve O’nun iradesine hiçbir şeyin engel olamayacağını kavrasınlar. “O, bir işe hükmedince ona yalnızca “Ol” der, o da oluverir.”
48. (Bir de Allah) ona kitabı... öğretecek.” Yani kendinden önceki kitapları, insanlar arasında hüküm vermeyi öğretecek, ona peygamberlik ihsan edecektir.
49. Ve Allah onu “İsrailoğullarına peygamber olarak gönderecek” apaçık âyetlerle ve karşı konulamaz delillerle destekleyecektir. Çünkü İsa şöyle diyecekti: “Ben size Rabbinizden bir mucize ile geldim” ve bu benim gerçekten size Allah’ın göndermiş olduğu bir peygamberi olduğumu göstermektedir. Şöyle ki: “Size çamurdan kuş şekli yapar ve ona üfürürüm. Allah’ın izni ile o da derhal bir kuş olur. Yine Allah’ın izni ile anadan doğma körü” âyet-i kerimedeki “الأكمه”; hem görme yetisini hem de gözlerini tamamıyla kaybetmiş, gözleri silme kör olan kimse demektir. “alacalıyı iyi eder ve ölüyü diriltirim. Evlerinizde yediğiniz ve biriktirdiğiniz şeyleri size haber veririm. Elbette bunlarda” sözü geçen hususlarda “(büyük bir) delil vardır, eğer iman eden kimseler iseniz.”
50-51. “Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik edici olarak...” Yüce Allah onu iki tür mucize ve delille desteklemiştir. İlki peygamber olmayanların göstermesine imkân olmayan harikulade haller. İkincisi de onun getirdiği risalet, davet ve din ki bu da Tevrat ve önceki peyamberlerin dinidir. İşte bu da doğru söyleyenlerin doğruluğunun en büyük bir delilidir. Çünkü eğer o yalan söyleyen kimselerden olsa idi, onun getirdiklerinin, peygamberlerin getirdiğine muhalif olması, inanç esaslarında ve fer’î meselelerde onlarla çelişmesi gerekirdi. İşte böylelikle onun Allah’ın peygamberi olduğu ve onun getirdiklerinin de hiçbir şüphe söz konusu olmayan hakkın tâ kendisi olduğu ortaya çıkmıştır.
“ve size (önceden) haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için geldim” yani üzerinizdeki bazı ağır yükleri, sırtınızdaki sorumlulukları hafifletmeye geldim. “O halde Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin. Şüphesiz Allah benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O’na ibadet edin.” İşte bütün peygamberlerin kendisine davet ettikleri şey budur. Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca O’na ibadet etmek ve peygamberlere itaat etmek. İşte dosdoğru yol budur ve bu yol, izleyeni Naîm cennetlerine ulaştırır.
52. İsrailoğullarının çeşitli fırkaları İsa hakkında görüş ayrılığına düştüler. Onlardan kimisi ona iman edip tabi oldu; kimisi de küfredip yalanladı ve annesini de Yahudiler gibi fuhuş işlemekle itham etti. “İsa onlardan küfrü” ve davetini reddetmek üzere ittifak üzere olduklarını “sezince” İsrailoğullarına kendisini desteklemeye teşvik eden bir üslûpla şöyle dedi: “Allah’a (giden yolda) bana yardım edecekler kimlerdir? Havariler” yani yardımcıları “şöyle dediler: Biz, Allah’ın yardımcılarıyız. Allah’a iman ettik, sen de bizim müslümanlar olduğumuza şahit ol!” Bu da Yüce Allah’ın hem onlara hem de İsa’ya bir lütfudur. Çünkü havarilere kendisine iman edip itaatine boyun eğmelerini, peygamberine de yardımcı olmalarını ilham etmişti.
53. “Rabbimiz, indirdiğine iman ettik ve Rasul’e tabi olduk” Bu da Yüce Allah’ın bütün indirdiklerine imana ve rasûlüne de itaate tam bir bağlılığı ifade eder. “Artık bizi” senin vahdaniyetine, peygamberinin risaletine, dininin hak ve gerçek olduğuna dair şahitlik eden “şahitlerle beraber yaz!”
54. İsa’nın küfürlerini sezdiği kimselere gelince onlar İsrailoğullarının çoğunluğunu teşkil ediyorlardı. İşte “onlar” İsa’ya “tuzak kurdulur. Allah da” onlara “tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.” İsrailoğulları İsa’yı öldürüp onu haça germek konusunda görüş birliğine vardılar; ancak yakaladıkları kimse İsa’ya benzer gösterildi ve böylelikle onlar İsa’ya benzettikleri kimseyi yakaladılar. Allah da İsa’ya hitaben şöyle buyurdu:
55. “Seni vefat ettireceğim, kendime yükselteceğim ve seni o kâfirler arasından tertemiz çıkaracağım.” Böylece Yüce Allah İsa’yı kendisine yükseltti, kâfirler arasından onu tertemiz çıkardı, onlar ise İsa sandıkları bir başkasını öldürüp çarmıha gerdiler ve böylelikle büyük bir günah işlediler.
Bu ümmetin son dönemlerinde Meryem oğlu İsa aleyhisselam adaletli bir yönetici olarak inecektir. Domuzu öldürecek, haçı kıracak, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiklerine tâbî olacaktır. Yalancılar da aldanış ve aldatmalarının farkına varacak, kendilerinin aldandıklarını ve aldanışa düştüklerini anlayacaklardır.
“Sana uyanları da Kıyamet gününe kadar kâfirlerin üstünde tutacağım.” İsa’ya uyanlardan kasıt ona iman eden ve Yüce Allah’ın İsa’nın dininden sapanlara karşı kendilerine yardım ve destek verdiği kimselerdir. Daha sonra Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmeti geldiğinde artık gerçek manada ona tâbî olanlar onlar oldular. Allah da onlara destek verdi ve bütün kâfirlere karşı onlara yardımcı oldu. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in kendilerine getirmiş olduğu din ile onlara üstünlük ve zafer verdi: “Allah içinizden iman edip salih amel işleyenlere onları kesinlikle yeryüzünde halife kılacağını vaat etti...” (en-Nur, 24/55)
Ancak Yüce Allah’ın hikmetinde adalet de vardır ki O’nun hikmeti şunu hükme bağlamıştır: Dine sımsıkı yapışan kimselere Allah apaçık bir zafer verir ve onlara yardımcı olur. O’nun emir ve yasaklarını terk edip şeriatını bir kenara atan, O’na isyan etmek cesaretini gösteren kimseleri ise cezalandırır ve düşmanları ona musallat kılar. Allah Azîzdir, Hakimdir.
“Sonra hepinizin dönüşü bana olacak ve Ben de ayrılığa düştüğünüz konularda aranızda hüküm vereceğim.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Meryem, kocası olmaksızın bir çocuk sahibi olacağına şaşırarak şöyle dedi: Helâl ya da haram olarak bana bir beşer yakınlaşmamışken nasıl çocuğum olabilir? (Melek ona şöyle dedi:) İşte böyle! Allah senin için babasız bir çocuk yarattığı gibi alışılmışın ve olağanın tersine bir şekilde de istediğini yaratır. O, bir işin olmasını istediği zaman ona: “Ol” der ve o da hemen oluverir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.
Aynı kıssa: Hz. Meryem · Aynı kök: اني (36 geçiş) · Aynı kök: مسس (61 geçiş)
Meryem, "Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi.
Aynı kıssa: Hz. Meryem · Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: بشر (123 geçiş)
Hani melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. Dünyada da,…
Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: قضي (63 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş)
Allah'ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece "ol!" der ve o da oluverir.
Aynı kıssa: Hz. Meryem · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
(16-17) (Ey Muhammed!) Kitap'ta (Kur'an'da) Meryem'i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak…
Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Hani, Meryem oğlu İsa, "Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah'ın size, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed adında…
Aynı kök: اني (36 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin.…
Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
De ki: "Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde…
Aynı kök: مسس (61 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)
İbrahim, "Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?" dedi.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Meryem) "Rabbim! Bana hiçbir insan dokunmamışken nasıl (bir) çocuğum olabilir ki?" demiş, (melekler ise) şöyle demişlerdi: dipnot 1 "Öyle, (ama) Allah dilediğini yaratır. dipnot 2 Bir işe hükmettiği zaman ona sadece ‘Ol!' der, o da hemen olmaya başlar." dipnot 3
(Meryem) "Rabbim!" dedi, "bana hiç bir insan dokunmadığı halde benim nasıl çocuğum olabilir?" (Melek) dedi ki: "İşte böyledir Allah; dilediğini yapar! Bir işi dilediği zaman ona sadece "Ol!" der, o da hemen oluş sürecine girer.
Meryem, "Ey Rabbim!" dedi, "Bana hiçbir erkek dokunmadığı halde nasıl oğul sahibi olabilirim?" (Melek) cevap verdi: "İşte öyle! Allah dilediğini yaratır; bir şeyin olmasını istediğinde sadece 'Ol!' der ve o (şey hemen) oluverir.
(Meryem) sordu: "Rabbim, bana bir erkek dokunmadığı halde benim nasıl bir çocuğum olur?". . . Buyurdu ki: "İşte öylece!. . Allah dilediğini yaratır! O bir işin olmasına hükmederse, sadece 'OL' der ve o iş oluşur. "
"Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken, nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. (Fakat) Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse, yalnızca ona "ol" der, o da hemen oluverir."
Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece «Ol!» der; o da oluverir.
"Efendim! Benim, nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi; "Hiçbir insanoğlunun eli bana değmedi!" Dedi ki: "Öyledir; Allah, dilediğini yaratır. Bir şeyi dilediğinde, ona, yalnızca ‘Ol!' der; hemen olur!"
Meryem, "Ey Rabbim!" dedi, "Bana hiçbir erkek eli değmediği halde nasıl çocuk sahibi olabilirim?" Melek cevap verdi: "İşte öyle, Allah dilediğini yaratır, bir şeyin olmasını istediğinde sadece 'ol' der ve o şey hemen oluşmaya başlar."
"Efendim! Bana bir beşer dokunmamışken nasıl olur da çocuğum olur" deyince, şöyle cevap verdi: "ALLAH dilediğini böyle yaratır. Herhangi bir şeyin olmasını dilediği an ona ‘Ol' der ve o şey oluverir.
(Meryem), 'Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken nasıl olur da çocuğum olur,' deyince, (Melek) şöyle cevap verdi: 'ALLAH dilediğini böyle yaratır. Herhangi bir şeyin olmasını dilediği an ona 'Ol' der ve o şey oluverir.
Meryem: "Ey Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken, nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah: "Öyle, Allah ne dilerse yaratır, O, birşeyi dilediğinde, yalnızca ona "Ol" der, o da hemen oluverir." buyurdu.
Yarabbi! dedi: bir çocuk nerden olabilir benim için? Ki bana bir beşer dokunmadı, buyurdu ki: Öyle, Allah neyi dilerse yaratır, o bir emri murad edince sade ona ol der o oluverir.
Rabb'im! Bana hiçbir beşer dokunmamışken, benim nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. Allah: "Öyle de olsa, Allah neyi dilerse onu yaratır." dedi. "O, bir şeyin olmasına karar verdiği zaman ona sadece "Ol!" der, o da oluverir."
"Rabb'im! Bana hiçbir beşer dokunmamışken, benim nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. Allah: "Öyle de olsa, Allah neyi dilerse onu yaratır." dedi. O, bir şeyin olmasına karar verdiği zaman ona sadece "ol" der, o da oluverir.
Rabb'im! "Bana hiçbir insan dokunmamışken, benim nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. Allah: "Öyle de olsa, Allah neyi dilerse onu yaratır." dedi. O, bir şeyin olmasına karar verdiği zaman ona sadece "ol" der, o da oluverir.
"Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. (Fakat) Tanrı neyi dilerse yaratır. Bir buyruğun olmasına karar verirse, yanlızca ona "Ol" der, o da hemen oluverir.
(Meryem) dedi ki: "Hey Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olabilir?". (Allah) dedi "öyle, (Fakat) Allah ne dilerse yaratır. Bir işe hükmedince ona ancak ol der, o da oluverir".
Meryem dedi ki: Rabbım; bana bir beşer dokunmamışken, benim nasıl çocuğum olabilir? Melekler de: Allah, dilediğini öylece yaratır ve bir şeyin olmasını dilerse, ona; ol, der de oluverir, dediler.
(45-63) Melekler Ona / Meryem’e dediler ki Ey Meryem, Allah kendinden bir kelimeyi (Ol deyince olacak kelimesini) sana müjdeliyor. Onun ismi Meryem oğlu Mesih İsa’dır. ( Mesh ederek tedavi eden) dünyada ve ahirette seçkindir ve yakın kıldıklarındandır, insanlarla beşikte ve yetişkinken insanlarla konuşur ve O salihlerdendir. Dedi ki Rabbim bana bir beşer dokunmamışken nasıl olur da bir çocuğum olabilir ki , dedi ki böyledir işte, Allah istediğini yaratır , emrini gerçeklemek istediğinde O der ol, o da olur. Ona kitap ve hikmeti, Tevrat ve İncili öğretir, İsrail oğullarına Resul olur. Ben kesinlikle size Rabbinizden ayetler getirdim, sizin için çamurdan kuş şekli yaratırım, Ona üflerim ve o Allah’ın izniyle kuş olur, kör olanı, derilerdeki alaca hastalığı ol anı iyi ederim , ölüyü de Allah’ın izniyle diriltirim , evlerinizde ne yediğinizi ve ne biriktirdiğinizi bilirim. İşte bunlar eğer iman edenlerseniz sizin için ayetlerdir . Elimde Tevrat’tan olanları onaylamak ve size haram edilen bazı şeyleri helal hale getirmek için Rabbinizden ayet getirdim. Allah’tan sakının ve bana uyun , muhakkak ki Allah, benimde Rabbim, sizin de Rabbinizdir, O’na ibadet edin, işte doğru istikametli yol budur. İsa onlarda ki küfrü sezince, dedi ki bana Allah için kim yardım edecek, havar iler (huri ile aynı kökten) dediler ki biz Allah’ın yardımcılarıyız Allah’a iman ettik ve şahitlik et ki biz , kesinlikle teslim olanlarız / Müslümanlarız, (Havarilerde İslamiyet’in mensupları) Rabbimiz bize indirdiğine iman ettik, Resulüne uyduk, bizi şahitlerle beraber yaz / kaydet. Tuzak kurdular Allah’ta tuzak kurdu , Allah tuzak kuranların iyisidir. Allah dedi ki ey İsa seni vefat ettireceğim ve seni kendime yükselteceğim, seni kafirlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamet gününe kadar kafirlerin ü stünde tutacağım, sonra dönüşünüz banadır, aranızda karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz şeylerde hükmümü vereceğim, kafirlere gelince, onlara dünyada da ahirette de şiddetli azap edeceğim, onlara herhangi bir yardımcı yoktur , iman edenlere ve salih amel işleyenlere gelince onların ecirleri tamı tamına ödenecek, Allah zalimleri sevmez. Bunları sana ayetlerden ve hâkim hatırlatmadan / zikirden okuyoruz. İsa’nın örneği Allah katında Adem’in örneği gibidir. (Ol deyince olan iki kuludur) Onu topraktan yarattı sonra ona ol dedi o da oldu, hakikat Rabbindendir, tereddüt edenlerden olma, senle bu konuda, sana ilim geldikten sonra kim tartışırsa, de ki hadi gelin babalarımızı ve oğullarımızı, kadınlarımızı, bizleri ve sizleri çağıralım, sonra gönülden, Allah yalancılara lanet etsin diye yalvaralım / ısrarlı dua edelim. İşte bu, gerçek kıssadır / anlatıdır, Allah’tan başka ilah yoktur , Allah işte O, saygıdeğerdir, hâkimdir, eğer yüz çevirirlerse muhakkak ki Allah bozguncuları bilendir.
Meryem, şöyle dedi: "Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir?" (Melek şöyle cevap verdi:) "İşte böyle! Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasını isterse ona “ol” der ve o da hemen oluverir."
Dedi ki: "Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" "Allah, böylece dilediğini yaratır, dedi, bir şey(in olmasını) istedi mi ona 'ol' der, o da oluverir."
Meryem, "Rabbim! Bana bir insan eli değmediği halde benim nasıl çocuğum olabilir!" dedi. (Onunla konuşan melek) şöyle dedi: "Evet, öyle! Ama Allah gerek gördüğü şeyi yaratır. Bir işe karar verdi mi sadece 'Ol!' der, o şey oluşur. dipnot 1
Meryem, "Sahibim! Benim nasıl çocuğum olur? Bana erkek eli değmedi ki!" dedi. "Olacak!" dedi. Allah tercih ettiği şeyi yaratır. Bir işe karar verdi mi sadece "Ol" der ve o şey oluşur."
Meryem, şöyle dedi: Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir? (Melek şöyle cevap verdi:) İşte böyle! Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasını isterse ona “ol” der ve o da oluverir.
Meryem, şöyle dedi: -Rabbim bana bir beşer dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir? Melekler: (şöyle cevap verdiler) -İşte böyle, Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasını dilediği zaman ona "ol" der ve olur.
Meryem dedi ki: "Rabbim, çocuğum nasıl olur benim? Bana hiçbir insan dokunmadı ki!" Allah cevap verdi: "Allah dilediğini işte böyle yaratır. Bir iş ve oluşa karar verdiğinde sadece ona "Ol!" der; ve o hemen oluverir."
Maryam asked : "How shall I have a son, O Allah, my Creator, when no man has touched me? She was told: "Thus does Allah create what He will; when He decrees a thing He only says ‘Be’ and it is".
She said, ‘My Lord, how can I have a son when no man has touched me?’ [The angel] said, ‘This is how God creates what He will: when He has ordained something, He only says, "Be", and it is.
She said: "O my Lord! How shall I have a son when no man hath touched me?" He said: "Even so: Allah createth what He willeth: When He hath decreed a plan, He but saith to it, 'Be,' and it is!
She said: 'O my Lord! How shall I have a son when no man has ever touched me?' The angel answered: Thus shall it be. dipnot 1 Allah creates whatever He wills. When He decides something, He merely says: "Be" and it is.
she said, ‘My Lord! How can I have a son when no man has ever touched me?’ He said, ‘It will be so. ’ Allah creates whatever He wills. When He decides on something, He just says to it, ‘Be!’ and it is.
She said: "O my Lord! How shall I have a son when no man has touched me." He said: "So (it will be) for Allâh creates what He wills. When He has decreed something, He says to it only: "Be!" - and it is.
She said, ‘My Lord, how shall I have a child seeing that no human has ever touched me?’ He said, ‘So it is that Allah creates whatever He wishes. When He decides on a matter He just says to it ‘‘Be!’’ and it is.
She said, `My Lord! how can I and whence shall I have a child while no man has yet touched me (in conjugal relationship)?' (The Lord) said, `Such are the ways of Allâh, He creates what He will. When He decrees a thing He simply commands it, "Be" and it comes to be.'
'Lord, ' said Mary, 'how shall I have a son seeing no mortal has touched me?' 'Even so,' God said, God creates what He will. When He decrees a thing He does but say to it "Be," and it is.
Mary said: "O Lord, how is it possible for me to have a child while none has touched me?" The Lord replied: “That is the way God creates. When He wants to create something, He simply says “be” and there it is created.”
She said, 'Lord! how can I have a son, when man has not yet touched me?' He said, 'Thus God creates what He pleaseth. When He decrees a matter He only says BE and it is;
She said, "My Lord, how can I have a son when no human has touched me?" He said, "It is thus that God creates what He wills, when He decrees a command, He merely says to it 'Be,' and it becomes."
She answered, Lord, how shall I have a son, since a man hath not touched me? The Angel said, so God createth that which he pleaseth: When he decreeth a thing, he only saith unto it, be, and it is:
She said, "Lord! How can I have a son, when man has not yet touched me?" He said, "Thus Allah creates what He pleases. When He decrees a matter He only says: BE! And it is;
She said, "Lord! However will I have a child, and no mortal has touched me?" He said, "Thus Allah creates whatever He decides. When He has decreed a Command, then He only says to it, ‘Be!' so it is!."
She said: My Lord! How can I have a child when no mortal hath touched me? He said: So (it will be). Allah createth what He will. If He decreeth a thing, He saith unto it only: Be! and it is.
She said: "How can I have a son, O Lord, when no man has touched me?" He said: "That is how God creates what He wills. When He decrees a thing, He says 'Be', and it is.
Said she: "O my Sustainer! How can I have a son when no man has ever touched me?" [The angel] answered: "Thus it is: God creates what He wills when He wills a thing to be, He but says unto it, 'Be' - and it is.
Mary wondered, "My Lord! How can I have a child when no man has ever touched me?" An angel replied, “So will it be. Allah creates what He wills. When He decrees a matter, He simply tells it, ‘Be!’ And it is!
She said: "My Lord, how can I have a son when no human has touched me" He said: "It is thus that God creates what He wills, when He decrees a command, He merely says to it "Be", and it is. "
She said, "My Lord, how can I have a son, when no man has touched me?" He said, "GOD thus creates whatever He wills. To have anything done, He simply says to it, 'Be,' and it is.
She said, "My Lord, how will I have a child when no man has touched me?" [The angel] said, "Such is Allah ; He creates what He wills. When He decrees a matter, He only says to it, 'Be,' and it is.
She said: “My Lord: how will I have a son when no mortal has touched me?” He said: “Thus is God; he creates what He wills; when He decrees a matter, He but says to it: ‘Be thou,’ and it is.
Mary exclaimed! "O My Lord, How shall I have a son when no man has touched me?" He said, "Just as Allah creates everyone according to His Laws (3:40). When Allah decrees a matter, it starts happening." (In the repressive society Mary had to keep her wedding confidential in the family).
She said: "O my Lord! How shall I have a son when no man has touched me?" He said: "Even so: Allah creates what He wills: When He has decreed a Plan, He only says to it, ‘Be’. And it is!
She said: "O my Lord, how shall I have a son while no human has ever touched me?" Said He: “That is how Allah creates what He wills. When He decides a matter, He simply says to it ‘Be’, and it comes to be.
She said: "My Lord, how can I have a son when no human being has been with me?" He said: "It is thus that God creates what He wills, when He decrees a command, He merely says to it 'Be,' and it is."