Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Âl-i İmrân suresi · 130–138. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Âl-i İmrân suresi, 130. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوا۟ ٱلرِّبَوٰٓا۟ أَضْعَٰفًا مُّضَٰعَفَةً وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin! Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Umulur ki kurtulursunuz. dipnot 1
Siz ey iman edenler! Faizi kat kat artırarak boğazınıza geçirmeyin; sorumluluk bilincini kuşanın ki mutluluğa erebilesiniz!
Siz ey imana ermiş olanlar! Ribayı kat kat arttırarak boğazınıza geçirmeyin; ama Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ki mutluluğa erebilesiniz;
Ey iman edenler, kat kat arttırılmış riba (faiz) yemeyin (tefecilik yasaklanmıştır)! Allah'tan (yaptıklarınızın getirisini kesinlikle yaşatacağı içindir ki) korunun; kurtuluşa eresiniz!
Ey iman edenler, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Ve Allah'tan sakının, umulur ki kurtulursunuz.
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.
Ey inanca çağırılanlar! Katlanarak artırılmış faizi yemeyin ve Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın; böylece, belki kurtuluşa erişirsiniz.
Ey iman edenler! Faizi kat kat arttırarak yemeyiniz. Allah'tan sakınınız ki kurtuluşa eresiniz.
Gerçeği onaylayanlar, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Başarılı olmak için ALLAH'ı dinleyin. dipnot 1
İnananlar, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Başarılı olmak için ALLAH'ı dinleyin.
Ey iman edenler, öyle kat kat katlayarak faiz yemeyin ve Allah'tan korkun ki, arzunuza ulaşasınız.
Ey o bütün iman edenler! Öyle kat kat katlayarak riba yemeyin, Allahdan korkun ki felah bulasınız
Ey İman Edenler! Kat kat artırarak riba dipnot 1 yemeyin. Allah'a karşı takva sahibi olun. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Ey iman edenler! Kat kat artırarak riba dipnot 1 yemeyin. Allah'a karşı takva sahibi olun. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Ey iman edenler! Kat kat artırarak riba dipnot 1 yemeyin. Allah'a karşı takva sahibi olun. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Ey inananlar, faizi kat kat arttırılmış olarak yemeyin. Ve Tanrı'dan sakının, umulur ki kurtulursunuz.
Ey iman edenler, ribayı (faizi) öyle kat kat artırılmış olarak yemeyin Allahdan korkun. Taki muraadınıza eresiniz.
Ey iman edenler; kat kat faiz yemeyin. Allah'tan korkunki felah bulasınız.
(130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.
Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey inananlar, kat kat riba yemeyin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey inanıp güvenenler! Özelliği, kat kat artma olan faizi yemeyin! dipnot 1 Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ki umduğunuza kavuşasınız.
Ey inanıp güvenenler (müminler)! Özelliği kat kat katlanıp artma olan faizi yemeyin dipnot 1 . Allah'tan çekinin ki umduğunuza kavuşasınız.
Ey iman edenler! Kat kat artırılan faizi yemeyin. Allah’tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.
-Ey iman edenler, kat kat artırılan, faizi yemeyin. Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey iman sahipleri! Ribayı öyle kat kat katlayarak yemeyin. Allah'tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz.
Âl-i İmrân suresi, 131. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱلنَّارَ ٱلَّتِىٓ أُعِدَّتْ لِلْكَٰفِرِينَ
Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının.
Kâfirler için hazırlanmış (olacak cehennem) ateş(in)den korunun!
Bir de inkar edenler için hazırlanmış olan ateşten sakının!
Ve hakikati inkar edenleri bekleyen ateşten sakının!
Hakikati inkar edenler için hazırlanmış olan ateşten korunun.
Ve kafirler için hazırlanmış olan ateşten sakının.
Kâfirler için hazırlanmış bulunan ateşten sakının!
Nankörlük edenler için hazırlanmış olan ateşten sakının.
Kafirler için hazırlanan ateşten sakınınız!
İnkarcılar için hazırlanmış olan ateşten sakının.
İnkarcılar için hazırlanmış olan ateşten sakının.
O kafirler için hazırlanmış ateşten sakının!
hem o kafirler için hazırlanmış ateşten korunun
Kafirler için hazırlanmış ateşten korunmak için takva sahibi olun.
Kafirler için hazırlanmış ateşten korunmak için takva sahibi olun.
Gerçeği yalanlayan nankörler için hazırlanmış ateşten korunmak için takva dipnot 1 sahibi olun.
Ve kafirler için hazırlanmış olan ateşten sakının.
Kafirler için hazırlanmış olan o ateşden sakının.
Kafirler için hazırlanmış olan ateşten sakının.
(130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.
Kâfirler için hazırlanmış ateşten kendinizi koruyun.
Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının!
Kafirler için hazırlanmış olan o ateşten /cehennemden kendinizi koruyun. dipnot 1
Ayetleri görmezlik edenler (kafirler) için hazırlanmış olan o ateşten kendinizi koruyun.
Kâfirler için hazırlanan ateşten kendinizi koruyun.
Kafirler için hazırlanan ateşten kendinizi koruyun.
Kafirler için hazırlanmış ateşten korkun.
Âl-i İmrân suresi, 132. ayet. وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Allah'a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.
Allah'a ve Elçi'ye itaat edin ki merhamete kavuşturulasınız.
Allah'a ve elçisine de tabi olun ki, rahmete mazhar olasınız!
Allah'a ve Elçisi'ne tabi olun ki rahmete nail olabilesiniz.
Allah'a ve Rasule itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.
Allah'a ve elçisine itaat edin, ki merhamet olunasınız.
Allah'a ve Rasûl'üne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.
Allah'a ve elçiye boyun eğin; böylece, belki merhamet edilirsiniz.
Allah'a ve Peygamber'ine itaat ediniz ki rahmete kavuşturulasınız.
Merhamet edilmeniz için ALLAH'a ve elçiye uyun.
Merhamet edilmeniz için ALLAH'a ve elçiye uyun.
Allah'a ve peygambere itaat edin ki, rahmete erdirilesiniz.
Allaha ve Peygambere itaat edin ki rahmete erdirilesiniz
Allah'a ve Resul'e itaat edin ki size merhamet edilsin. dipnot 1
Allah'a ve Resul'e itaat edin ki size merhamet edilsin. dipnot 1
Allah'a ve Rasul'e itaat edin ki size merhamet edilsin.
Tanrı'ya ve elçisine itaat edin, ki merhamet olunasınız.
Allaha ve Peygambere itaat edin. Taki rahmete kavuşdurulasınız.
Allah'a ve Peygamber'e itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.
(130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.
Allah'a ve Rasûl'e itaat edin ki, merhamete erdirilesiniz.
Allah'a ve Elçiye ita'at edin ki, size merhamet edilsin.
Allah'a ve resulüne /elçisinin getirdiğine gönülden boyun eğin ki iyilik ve ikram göresiniz. dipnot 1
Allah'a ve elçisine boyun eğin ki iyilik bulasınız.
Allah ve Peygamberine itaat edin ki size merhamet edilsin.
Allah ve Peygamberine itaat edin ki size merhamet edilsin.
Allah'a ve resule itaat edin ki, merhamet görebilesiniz.
Âl-i İmrân suresi, 133. ayet. وَسَارِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ
Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.
Rabbinizin bağışlamasına ve muttakîler (duyarlı olanlar) için hazırlanmış (olacak), genişliği de gökler ve yer kadar olan cennete koşun! dipnot 1
Rabbinizin mağfiretine ermek ve muttakiler için hazırlanmış gökler ve yeryüzü genişliğinde olan cenneti kazanmak için birbirinizle yarışın!
Rabbinizin affına mazhar olmak ve Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanlar için hazırlanmış gökler ile yer kadar geniş bir cennete ulaşmak için birbirinizle yarışın;
Koşuşun, Rabbinizden (hakikatinizdeki Esma bileşiminden kaynaklanacak olan) mağfirete ve semalar (idrak mertebeleri) ile arz (kuvveler platformu) genişliğindeki (Allah Esma'sının kuvveleriyle tahakkuk ortamı olan) cennete. . . Korunanlar için hazırlanmıştır o!
Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır.
Rabbinizin bağışına ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun!
Efendiniz tarafından bağışlanmaya ve sorumluluk bilinci taşıyanlar için hazırlanmış, göklerle yeryüzüne denk genişliği olan cennete koşun.
Rabbinizin affına mazhar olmak ve sakınanlar için hazırlanan gökler ve yer kadar geniş bir cennete ulaşmak için birbirinizle yarışınız.
Efendiniz tarafından bağışlanmaya, eni göklerle yeri kapsayan ve erdemliler için hazırlanmış olan bahçeye doğru koşun.
Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, eni göklerle yeri kapsayan ve erdemliler için hazırlanmış olan cennete doğru koşun.
Ve koşuşun Rabbinizden bir bağışlanmaya ve takva sahipleri için hazırlanmış eni gökler ve yer genişliğinde olan cennete.
Ve koşuşun Rabbınızdan bir mağfirete ve bir Cennete ki eni Semavat-ü Arz genişliğidir, müttekiler için hazırlanmıştır
Rabb'inizin bağışlaması ve muttakiler için hazırlanmış, yer ile gök arası kadar geniş olan Cennet için yarışın.
Rabb'inizin bağışlamasına ve muttakiler için hazırlanmış, yer ile gök arası kadar geniş olan Cennet için yarışın.
Rabb'inizin bağışlamasına ve muttakiler için hazırlanmış, yer ile gök arası kadar geniş olan Cennet için yarışın.
rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için ) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır.
Rabbinizin mağfiretine ve takvaa saahibleri için hazırlanmış olan cennete — ki en göklerle yer (kadardır) — koşuşun.
Rabbınızın mağfiretine ve genişliği göklerle yer arası kadar olan cennete koşun. O, takva sahibleri için hazırlanmıştır.
(130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.
Rabbinizin mağfiretine ve takva sahipleri için hazırlanmış, eni gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun!
Rabbinizden bir bağışlanmaya ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, korunanlar için hazırlanmış cennete koşun!
Rabbiniz tarafından bağışlanmak ve genişliği göklerle yer kadar olan cenneti kazanmak için koşuşun. Orası müttakiler /yanlışlardan sakınanlar için hazırlanmıştır. dipnot 1
Yarışmaya girin de Rabbiniz tarafından bağışlanma hakkını ve genişliği gökler ile yer arası kadar olan Cenneti kazanın. Orası, Allah'tan çekinerek kendini koruyanlar dipnot 1 için hazırlanmıştır.
Rabbinizden gelen mağfirete ve genişliği gökler ile yer kadar olan, muttakiler için hazırlanmış Cennet'e koşuşun.
-Rabbinizden gelen mağfirete ve genişliği gökler ile yer kadar olan, muttakiler için hazırlanmış cennete koşuşun.
Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni göklerle yer kadar olan cennete doğru yarışır gibi koşuşun. O, takva sahipleri için hazırlanmıştır.
Âl-i İmrân suresi, 134. ayet. ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِى ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلْكَٰظِمِينَ ٱلْغَيْظَ وَٱلْعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ
Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.
Onlar (muttakiler), bollukta da darlıkta da infak eder; öfkelerini yutar dipnot 1 ve insanları affederler. dipnot 2 Allah güzel davrananları sever.
Onlar ki bollukta da darlıkta da infak ederler; öfkelerini kontrol altında tutarlar ve insanların hatalarını bağışlarlar; zira Allah iyilik edenleri sever.
Onlar ki hem bolluk hem de darlık zamanında (Allah yolunda) harcarlar, öfkelerini kontrol altında tutarlar ve insanları affederler, çünkü Allah iyilik yapanları sever;
Onlar ki, bollukta ve darlıkta Allah için karşılıksız bağışta bulunurlar, kızdıklarında öfkelerini kontrol ederler, insanların kusurlarını affederler. Allah ihsan edenleri sever.
Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever.
O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.
Onlar, varlıkta ve yoklukta yardımlaşmak amacıyla paylaşırlar, öfkelerini yenerler ve insanları hoşgörürler. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.
Muttakiler hem bolluk hem de darlık anlarında infak ederler; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever.
O erdemliler ki bollukta ve darlıkta yardım için para harcarlar, öfkelerini kontrol ederler, insanların kusurlarını görmemezlikten gelirler. ALLAH iyilik yapanları sever.
O erdemliler ki bollukta ve darlıkta yardım için para harcarlar, öfkelerini kontrol ederler, insanların kusurlarını görmemezlikten gelirler. ALLAH iyilik yapanları sever.
O takva sahipleri, bollukta ve darlıkta nafaka verenler, kızdıklarında öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah, iyilik edenleri sever.
O müttekiler ki bollukta ve darlıkta infak ederler, ve kızdıklarında öfkelerini yutarlar ve nasın kusurlarını afvedicidirler, Allah da muhsinleri sever
Onlar, dipnot 1 bollukta da darlıkta da infak ederler. Öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını bağışlarlar. Allah muhsin dipnot 2 olanları sever.
Onlar dipnot 1 , bollukta da darlıkta da infak dipnot 2 ederler. Öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını bağışlarlar. Allah muhsin dipnot 3 olanları sever.
Onlar dipnot 1 , bollukta da darlıkta da infak dipnot 2 ederler. Öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını bağışlarlar. Allah muhsin dipnot 3 olanları sever.
Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların) dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Tanrı, iyilik yapanları sever.
Onlar (O takvaa sahipleri) bollukda ve darlıkda infaak edenler, öfkelerini yutanlar, insanlar (ın kusurların) dan, afv ile, geçenlerdir. Allah iyilik edenleri sever.
Onlar ki; bollukta ve darlıkta infak ederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını bağışlarlar. Allah, ihsan edenleri sever.
(130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.
Muttakiler, bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.
O(koruna)nlar bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfke(lerin)i yutkunurlar, insanları affederler. Allah da güzel davrananları sever.
Onlar, bollukta ve darlıkta infak eden /hayra harcayan, sinirlerine hakim olan ve insanları affedenlerdir. dipnot 1 Allah, (böyle) güzel davrananları sever.
(Yarışı kazanacak olanlar;) Bollukta ve darlıkta hayra harcayan, öfkelerine hakim olan ve insanların kusurlarına bakmayanlardır. Allah, güzel davrananları sever.
Muttakiler, bollukta da darlıkta da veren, öfkelerine hakim olan ve insanların (kusurlarını) bağışlayanlardır. Allah iyilik edenleri sever.
Muttakiler, bollukta da darlıkta da veren, öfkelerine hakim olan ve insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah iyilik edenleri sever.
Onlar bollukta ve darlıkta infak ederler. Öfkelerini yutanlardır onlar, insanları affedenlerdir. Allah, güzel düşünüp güzel davrananları sever.
Âl-i İmrân suresi, 135. ayet. وَٱلَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا۟ فَٰحِشَةً أَوْ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ ذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ فَٱسْتَغْفَرُوا۟ لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ ٱلذُّنُوبَ إِلَّا ٱللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلُوا۟ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah'tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.
Onlar, bir çirkinlik yaptıklarında veya kendilerine haksızlık ettiklerinde Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen bağışlanma dilerler. dipnot 1 (Zaten) günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Onlar, işledikleri kötülüklerde bilerek ısrar etmezler.
Yine onlar, utanç verici bir iş yaptıkları ya da kendi kendilerine bir kötülük ettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahları için istiğfar ederler; zira Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir ki? Üstelik onlar, yaptıkları kötülük üzerinde bile bile ısrar da etmezler.
Ve onlar, utanç verici bir iş yaptıkları veya kendi kendilerine (başka türlü) bir zulüm işledikleri zaman, Allah'ı anar ve günahlarının affı için yalvarırlar -zaten Allah'tan başka kim günahları affedebilir?- ve her ne (zulüm) işlemişlerse onda bilerek ısrar etmezler.
Onlar utanılacak bir iş yaptıklarında veya (Allah'tan perdelenerek) nefslerine zulmettiklerinde; Allah'ı düşünüp yaptıkları yanlış, kusur dolayısıyla istiğfar ederler. Suçları da Allah'tan başka kim bağışlayabilir (ki)! Onlar yaptıkları yanlışlarda ısrarlı değillerdir.
Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir.
Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.
Ve sağtöreye uygun olmayan edimlerde bulunduklarında veya kendilerine yazık ettiklerinde, Allah'ı hatırlayıp, suçları için hemen bağışlanma dilerler. Allah'tan başka, kim suçları bağışlayabilir? Zaten onlar, yaptıklarını bilerek sürdürmezler.
Onlar, utanç verici bir iş yaptıkları veya kendi kendilerine haksızlık ettikleri zaman Allah'ı anar ve günahlarının affı için yalvarırlar. Zaten günahları Allah'tan başka kim affedebilir? Bunlar yaptıkları fenalık üzerinde bile bile ısrar etmezler.
Onlar ki bir günah işledikleri, yahut kendilerine zulmettikleri zaman ALLAH'ı anımsar ve günahları için bağışlanma dilerler -zaten ALLAH'tan başka kim günahları bağışlayabilir ki?- ve onlar bile bile günah işlemeye devam etmez.
Onlar ki bir günah işledikleri, yahut kendilerine zulmettikleri zaman ALLAH'ı anımsar ve günahları için bağışlanma dilerler -Zaten ALLAH'tan başka kim günahları bağışlayabilir ki?- ve onlar bile bile günah işlemeye devam etmez
Onlar bir kusur işledikleri veya kendilerine bir zulmettiklerinde Allah'ı ananlar ve hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenlerdir. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki? Bir de onlar, yaptıklarına bile bile ısrar etmezler.
Ve onlar ki bir kabahat yaptıkları veya nefislerine bir zulmettikleri vakıt Allahı anarlar da derhal günahlarına istiğfar ederler, günahları da Allahdan başka kim mağfiret eder? Hem yaptıklarına bile bile ısrar etmezler
Ve onlar, kötü bir şey yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri dipnot 1 zaman, Allah'ı hatırlayıp, suçlarının bağışlanması için O'na yalvarırlar. Zaten Allah'ın dışında kim suçları bağışlayabilir ki? Onlar, yaptıkları kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.
Ve onlar, kötü bir şey yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri dipnot 1 zaman, Allah'ı hatırlayıp, suçlarının bağışlanması için O'na yalvarırlar. Zaten Allah'ın dışında kim suçları bağışlayabilir ki? Onlar, yaptıkları kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.
Ve onlar, kötü bir şey yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri dipnot 1 zaman, Allah'ı hatırlayıp, suçlarının bağışlanması için O'na yalvarırlar. Zaten Allah'ın dışında kim suçları bağışlayabilir ki? Onlar, yaptıkları kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.
Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman. Tanrı'yı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Tanrı'dan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir.
Ve çirkin bir günah işledikleri, yahud nefslerine zulmetdikleri vakit Allahı hatırlayarak hemen günahlarının yarlığanmasını isteyenlerdir. Günahları Allahtan başka kim yarlığar? Bir de onlar işledikleri (günah) üzerinde, bilib dururlarken ısrar etmeyenlerdir.
Onlar ki; fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı anarlar. Hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları, Allah'tan başka kim bağışlar? Hem onlar yaptıklarında bile bile ısrar da etmezler.
(130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.
Yine onlar, bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı zikredip günahları için mağfiret dilerler. Allah’tan başka günahları kim bağışlar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.
Ve onlar bir kötülük yaptıkları, ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler; günahları da Allah'tan başka kim bağışlayabilir? Ve onlar, hatalarında bile bile, ısrar etmezler.
Onlar, cinsel bir suç işlediklerinde dipnot 1 veya kendilerini yanlış bir işe soktuklarında Allah'ı hatırlar ve hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! dipnot 2 Bir de onlar yaptıkları yanlışta bile bile ısrar etmezler.
Onlar bir çirkinlik yapar veya kendilerini kötü duruma düşürürlerse derhal Allah'ı hatırlar ve günahlarının bağışlanmasını isterler. Günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir? Bir de yaptıkları yanlışta bile bile direnmezler.
Onlar, bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı zikredip günahları için mağfiret dilerler. Allah’tan başka günahları kim bağışlar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.
Muhsinler, bir çirkin iş yaptıklarında veya nefislerine zulmettiklerinde Allah'ı zikredip günahları için mağfiret dilerler. Allah'tan başka günahları kim bağışlar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.
Onlar, çirkin bir iş yaptıklarında yahut öz benliklerine zulmettiklerinde, Allah'ı hatırlar da günahları için af dilerler. Günahları Allah'tan başka kim affeder ki? Ve onlar yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.
Âl-i İmrân suresi, 136. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ جَزَآؤُهُم مَّغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَجَنَّٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَنِعْمَ أَجْرُ ٱلْعَٰمِلِينَ
İşte onların mükafatı Rab'leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların mükafatı ne güzeldir!
İşte onların ödülü, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlerdir. (İyi) iş yapanların ödülü ne güzeldir! dipnot 1
İşte bunların ödülü, Rablerinden bir mağfiret ve orada yerleşip kalacakları zemininden ırmaklar çağlayan cennet olacaktır: çalışıp çabalayanlar için ne muhteşem bir ödüldür bu.
İşte bunlar, mükafat olarak Rablerinden bağışlanma ve mesken olarak içinden ırmaklar akan hasbahçeler bulacaklar: gayret gösterenler için ne güzel bir mükafat!
İşte onların yaptıklarının karşılığı (cezası), Rablerinden bir bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. Sonsuza dek orada kalırlar. Ne güzel mükafattır bu yararlı iş yapanlara.
İşte bunların karşılığı, Rablerinden bağışlanma ve içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlerdir. (Böyle) Yapıp edenlere ne güzel bir karşılık (ecir) var.
İşte onların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir!
İşte onların karşılığı, Efendileri tarafından bağışlanma ve sürekli kalacakları altlarından ırmaklar akan cennetlerdir; çalışanların ödülü ne güzeldir.
Bunların görecekleri karşılık,Rabblerinden bağışlanma ve altından ırmaklar akan cennetlerdir. Onlar orada süreli kalırlar. Hayırlı iş yapanlar için bu ne güzel bir ödüldür!
Onlara, Efendi'lerinden bağışlanma ve altından ırmaklar akan bahçelerle karşılık verilir; orada sürekli kalırlar. Çalışanların ödülü ne güzeldir.
Onlara, Rab'lerinden bağışlanma ve altından ırmaklar akan cennetlerle karşılık verilir; orada sürekli kalırlar. Çalışanların ödülü ne güzeldir.
İşte bunların mükafatı Rablerinden bir bağışlama ve sonsuza dek kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetlerdir. İyi iş yapanların mükafatı ne de güzeldir!
işte bunların mükafatı Rablarından bir mağfiret ve altından ırmaklar akar Cennetlerdir, içlerinde ebedi kalmak üzere onlar, ne de güzeldir ecri iş yapanların
İşte onların yaptıklarının karşılığı, Rabb'lerinin bağışlaması ve içinden ırmaklar akan ve içinde sürekli kalacakları Cennetlerdir. Böyle yapanlara verilen karşılık, ne güzeldir.
İşte onların yaptıklarının karşılığı, Rabb'lerinin bağışlaması ve içinden ırmaklar akan ve içinde sürekli kalacakları Cennetlerdir. Böyle yapanlara verilen karşılık, ne güzeldir.
İşte onların yaptıklarının karşılığı, Rabb'lerinin bağışlaması ve içinden ırmaklar akan ve içinde sürekli kalacakları Cennetler'dir. Böyle yapanlara verilen karşılık, ne güzeldir.
İşte bunların karşılığı, rablerinden bağışlanma ve içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlerdir. (Böyle) yapıp edenlere ne güzel bir karşılık (ecir var).
İşte onlar (böyle). Onların mükafatı Rablerinden bir yarlığama ve altından ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalıcıdırlar. (Böyle) yapanların mükafatı ne güzeldir.
İşte onların mükafatı: Rabblarından bir mağfiret ve altından ırmaklar akan cennetlerdir. Orada temelli kalacaklardır. Ne de güzeldir mükafatı iş yapanların.
(130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.
İşte onların mükâfatı Rableri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan Cennetler'dir ki, orada ebedî kalacaklardır. Böyle amel edenlerin mükâfatı pek de güzeldir!
İşte onların mükafatı Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları cennetlerdir. Çalışanların ücreti ne güzeldir!
Onların alacakları karşılık, Rablerinin bağışlaması ve ölümsüz olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler /bahçelerdir. Böyle yapanların ödülü ne güzeldir! dipnot 1
Onların ödülleri; Sahiplerinin bağışlaması ve ölümsüz olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan bahçelerdir. Bu çalışmayı yapanların alacağı karşılık, ne güzeldir!
İşte böyle olanların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanmak ve altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. Orada ebedidirler. Böyle çalışanların mükâfatı ne güzeldir.
İşte böyle olanların mükafatı, Rableri tarafından bağışlanmak ve altlarından ırmaklar akan cennetlerdir. Orada ebedidirler. Böyle çalışanların mükafatı ne güzeldir.
İşte bunların ödülleri Rablerinden bir bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan cennetler olacaktır. Sürekli kalacaklardır orada. İş yapıp değer üretenlerin ücreti ne güzeldir!
Âl-i İmrân suresi, 137. ayet. قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُمْ سُنَنٌ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ
Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.
Sizden önce (nice milletler hakkında, ilahi) kanunlar elbette gelip geçmiştir. (Onun için) yeryüzünde dolaşın; sonra yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın! dipnot 1
Sizden önce de nice hayat tarzları gelip geçti. Öyleyse gezin yeryüzünü ve hakikati yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!
Sizden önce (nice) hayat tarzları gelip geçti. Öyleyse, yeryüzünde dolaşın ve hakikati yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün:
Sizden önce kendine özgü yaşam tarzları olan toplumlar gelip geçti. Arzda (fiilen veya bilgi yollu) gezinin de (hakikati) yalanlayanların sonu ne oldu görün.
Gerçek şu ki, sizden önce nice sünnetler gelip geçmiştir. Bundan dolayı yeryüzünde gezip dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonuç nasıl oldu bir görün.
Sizden önce, nice (milletler hakkında ibret alınması gereken pek çok) hâdiseler olup bitmiştir. Bu itibarla, yeryüzünde şöyle bir dolaşın (Allah'ın âyetlerini ve peygamberlerini) yalanlayanların âkıbeti ne olmuş, görün!
Sizden önce de yasalar gelip geçmiştir. Artık, yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!
Sizden önce nice milletlerin çöküş olguları gelip geçti. Öyleyse yeryüzünde dolaşınız ve inkar edenlerin sonunun ne olduğunu görünüz.
Sizden önce de yasalar uygulanmıştı. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayıcıların sonunun ne olduğunu görün.
Sizden önce de yasalar uygulanmıştı. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayıcıların sonunun ne olduğunu görün.
Sizden önce kanun olmuş bir takım olaylar geçti, onun için yer yüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların akibetlerinin nasıl olduğunu görün!
Sizden evvel kanun olmuş bir takım vak'alar geçti, onun için Arzda dolaşın da bir bakın: Peygamberleri tekzib edenlerin akıbetleri nasıl olmuş?
Sizden önce de yasalar uygulandı. dipnot 1 Yeryüzünü dolaşın dipnot 2 da yalanlayanların sonları nasıl oldu görün.
Sizden önce de yasalar uygulandı. dipnot 1 Yeryüzünü dolaşın dipnot 2 da yalanlayanların sonları nasıl oldu görün.
Sizden önceki nesillerin başına, sünnettullah dipnot 1 gereği birtakım olaylar gelip geçti. Yeryüzünü dolaşın dipnot 2 da, yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün.
Gerçek şu ki, sizden önce nice sünnetler gelip geçmiştir. Bundan dolayı yeryüzünde gezip dolaşın da yalanlayanların uğradıkları sonuç nasıl oldu bir görün.
Gerçek sizden evvel bir çok vak'alar, şeriatler gelib geçmişdir. Onun için yer yüzünde gezin, dolaşın da (peygamberleri) yalan sayanların akıbeti nice oldu görün.
Sizden önce neler gelip geçti. Onun için gezin de yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün.
(137-143) Nice sünnetler / iş yapış şekilleri, sizden önce geldi geçti, gezin yeryüzünde ve yalancıların sonu nasıl olmuş bakın. Bu insanlar için bir açıklamadır, sakınanlara kılavuzdur, öğüttür / vaazdır. Gevşemeyin ve üzülmeyin, eğer iman esiyorsanız siz üstünsünüz. Eğer size bir yara isabet ederse, onun benzeri bir yara da o kavme de temas etmiştir , işte bu günleri iman edenleri bilmek onlar arasından şehitler edinmek için insanlar arasında sırayla dolaştırırız, Allah zalimler sevmez. Bu iman edenleri arındırmak, kafirleri azar azar tüketmek içindir. Siz Allah’ın sizden cihat edenleri bilmeden ve sabredenleri bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap ettiniz? Kesin olan şu ki önceleri siz ölümü temenni ederdiniz işte onunla buluştunuz, fakat şimdi de onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz. (Ölümü temenni etmek o kadar kolay değilmiş demek ki)
Sizden önce nice (milletler hakkında) ilahi kanunlar gelip geçmiştir. Onun için yeryüzünde gezin de (Allah'ın ayetlerini) yalancıların sonunun ne olduğuna bir bakın!
Sizden önce de yasalar uygulanmıştır. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayıcıların sonunun nasıl olduğunu görün.
Sizden önce (nice topluluklara) sünnetler /Allah'ın koyduğu kurallar uygulandı. Yeryüzünü dolaşın da yalana sarılanların sonu nasıl olmuş bir görün! dipnot 1
Sizden önce de doğru yolda dipnot 1 olan niceleri (bu Kitapta size) açıkça anlatıldı. Yeryüzünü gezin dolaşın da yalancıların sonunun nasıl olduğunu görün dipnot 2 .
Sizden önce nice ümmetler gelip geçmiştir. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların akıbetinin nasıl olduğunu görün!
-Sizden önce nice hayat tarzları gelip geçmiştir. Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların akıbetinin nasıl olduğunu görün!
Sizden önce de yollar-yöntemler gelip geçmiştir. O halde yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nice olmuştur görün.
Âl-i İmrân suresi, 138. ayet. هَٰذَا بَيَانٌ لِّلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ
Bu (Kur'an), insanlar için bir açıklama, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet ve bir öğüttür.
Bu (Kur'an), bütün insanlığa bir açıklamadır; dipnot 1 muttakîler (duyarlı olanlar) için de bir rehber ve bir öğüttür. dipnot 2
Bu, bütün insanlığa iletilmiş tarifsiz bir bildiridir ve sorumluluk bilincini kuşananlar için de bir rehber ve öğüttür.
Bu, bütün insanlara açık bir ders ve Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar için bir rehber ve bir öğüt (olsun).
Bu, insanlar için açıklama (ibret), korunanlar için de hidayet ve öğüttür (aydınlatma).
Bu (Kur'an) insanlar için bir beyan sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür.
Bu (Kur'an), bütün insanlığa bir açıklamadır; takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür.
İşte bu, hem insanlar için bir açıklama hem de sorumluluk bilinci taşıyanlar için yol gösteren ve öğüttür.
Bu, bütün insanlara açık bir ders ve takva sahipleri için bir rehber ve bir öğüttür.
Bu, insanlara bir bildiri, erdemlilere de bir yol gösterici ve öğüttür.
Bu, insanlara bir bildiri, erdemlilere de bir yol gösterici ve öğüttür.
İşte bu, bütün insanlar için bir açıklama ve özellikle korunacak takva sahipleri için bir hidayet ve öğüttür.
Bu işte umum insanlar için bir beyan ve bilhassa korunacak muttekiler için bir va'z-ü irşaddır
Bu; insanlar için bir açıklama, takva sahipleri için bir hidayet dipnot 1 ve öğüttür.
Bu; insanlar için bir açıklama, tahva sahipleri dipnot 1 için bir hidayet dipnot 2 ve öğüttür.
Bu; insanlar için bir açıklama, muttakiler dipnot 1 için bir hidayet dipnot 2 ve öğüttür.
Bu (Kuran) insanlar için beyan sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür.
Bu (Kuran) insanlar için bir beyandır, (fenalıkdan) sakınanlar için de bir hidayet bir öğüddür.
Bu; insanlar için bir açıklama, müttakiler için de bir hidayet, bir öğüttür.
(137-143) Nice sünnetler / iş yapış şekilleri, sizden önce geldi geçti, gezin yeryüzünde ve yalancıların sonu nasıl olmuş bakın. Bu insanlar için bir açıklamadır, sakınanlara kılavuzdur, öğüttür / vaazdır. Gevşemeyin ve üzülmeyin, eğer iman esiyorsanız siz üstünsünüz. Eğer size bir yara isabet ederse, onun benzeri bir yara da o kavme de temas etmiştir , işte bu günleri iman edenleri bilmek onlar arasından şehitler edinmek için insanlar arasında sırayla dolaştırırız, Allah zalimler sevmez. Bu iman edenleri arındırmak, kafirleri azar azar tüketmek içindir. Siz Allah’ın sizden cihat edenleri bilmeden ve sabredenleri bilmeden cennete gireceğinizi mi hesap ettiniz? Kesin olan şu ki önceleri siz ölümü temenni ederdiniz işte onunla buluştunuz, fakat şimdi de onu gördüğünüz halde bakıp duruyorsunuz. (Ölümü temenni etmek o kadar kolay değilmiş demek ki)
Bu (Kur’an), insanlar için bir açıklama, Takvâ sahipleri için bir hidayet ve öğüttür.
Bu, insanlara bir açıklama, korunanlara yol gösterme ve öğüttür.
Bu (Kitap), insanlar için yapılan bir açıklama, müttakiler / yanlışlardan sakınanlar için de bir rehber ve bir öğüttür. dipnot 1
Burada anlatılanlar, insanlar için bir açıklama, çekinerek korunanlara doğru yolu gösterme ve bir öğüttür.
Bu, (bütün) insanlar için açıklama, muttakiler için yol gösterme ve bir öğüttür.
-Bu, (bütün) insanlar için açıklama, muttakiler için yol gösterme ve bir öğüttür.
Bu, insanlara bir açıklama, korunup sakınanlara da bir öğüt ve kılavuzdur.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.