Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 159. ayet

Âl-i İmrân suresi, 159. ayet. فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ لِنتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ ٱلْقَلْبِ لَٱنفَضُّوا۟ مِنْ حَوْلِكَ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِى ٱلْأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَوَكِّلِينَ

febimâ raḥmetim mine-llâhi linte lehüm. velev künte feżżan galîża-lḳalbi lenfeḍḍû min ḥavlik. fa`fü `anhüm vestagfir lehüm veşâvirhüm fi-l'emr. feiẕâ `azemte fetevekkel `ale-llâh. inne-llâhe yüḥibbü-lmütevekkilîn.

Diyanet İşleri

Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah'tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 156–162 · surenin 159. ayeti / 200

Konu Yumuşak davranma, danışma ve peygamberin lütuf oluşu Âl-i İmrân 159–164 3

  1. Âl-i İmrân 156

    Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen inkarcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

  2. Âl-i İmrân 157

    Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

  3. Âl-i İmrân 158

    Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.

  4. 159

    Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah'tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah'a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.

  5. Âl-i İmrân 160

    Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etsinler.

  6. Âl-i İmrân 161

    Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.

  7. Âl-i İmrân 162

    Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O, ne kötü varılacak yerdir!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

159. “Allah’tan bir rahmet sayesinde sen onlara yumuşak davrandın.” Yani sana ve ashabına olan bir rahmet sayesinde Yüce Allah, sana onlara karşı yumuşak davranmayı, alçak gönüllü olmayı lütfetti. Sen de onlara karşı iyi davrandın ve onlara karşı güzel bir ahlâk sahibi oldun. O bakımdan onlar da senin etrafında toplandılar, seni sevdiler ve senin emrine uydular. “Şâyet kaba” yani kötü huylu “ve katı kalpli” sert ve haşin “birisi olsaydın elbette onlar etrafından dağılırlardı.” Çünkü böyle bir tutum onları uzaklaştırır ve bu kötü huyla kendilerine davranan kimseden nefret etmelerine sebep olur.

Dini yönden önder konumunda olan kimsenin güzel huylu olması insanları Allah’ın dinine çeker ve Allah’ın dinini kabule teşvik eder. Ayrıca böyle bir huya sahip olan kimse, hem övülmeyi hak eder, hem de özel bir mükâfat da kazanır. Dini yönden önder konumunda olan kimsenin kötü huylu olması ise insanları dinden uzaklaştırır ve dinden nefret etmelerine sebep teşkil eder. Üstelik böyle bir huya sahip olan kimse yerilir ve özel olarak da cezalandırılır. İşte günahtan korunmuş o yüce Peygambere bile Yüce Allah bu buyrukları söylediğine göre başkalarının durumu ne olur, bir düşünün? Peygamberin, o üstün ve şerefli ahlakına uymak, onun insanlara karşı davranışlarındaki yumuşaklık, güzel ahlak ve kalpleri ısındırması şeklindeki sünnetine uymak, Yüce Allah’ın emrine uyarak Allah’ın kullarını da Allah’ın dinine çekmek kastı ile bunları yapmak, en önemli görev ve en mühim vazife değil midir?

Daha sonra Yüce Allah Peygamberine kendi şahsına karşı işledikleri kusurlarını affedip Allah’ın buyrukları hususundaki kusurları dolayısı ile de onlara mağfiret dilemesini emretmekte ve böylelikle hem af hem de ihsan yolunu bir arada izlemesini istemektedir.

“Ve iş hususunda onlarla istişare et.” Yani müşavereye/danışmaya gerek duyulan, üzerinde düşünülmesi ve incelenmesi gereken hususlarda onlarla istişare et. Çünkü istişarede dini ve dünyevi bakımdan sayılması mümkün olmayacak kadar fayda ve maslahatlar vardır:

1- İstişare, Yüce Allah’a yaklaştırıcı ibadetlerdendir.

2- İnsanların gönüllerini hoş tutup çeşitli olaylarda kalplerde meydana gelen olumsuz duyguları izale eder. Şöyle ki insanları yönetme hakkına sahip olan bir kimse, şâyet görüş ve fazilet sahibi kimseleri bir araya toplayıp herhangi bir olay hakkında onlarla istişare edecek olursa, insanların içlerinde ona karşı bir endişe, olumsuz bir duygu kalmaz ve onu severler. Üzerlerinde diktatörce bir otorite kullanmadığını aksine herkesin lehine olacak şekilde genel ve kapsamlı maslahatı göz önünde bulundurduğunu kabul ederler. Bundan dolayı ona itaat hususunda ellerinden geleni bütün gayretleri ile ortaya koyarlar. Çünkü onun, kamunun maslahatını gözettiğini ve bu uğurda çalıştığını bilirler. Bu şekilde davranmayan yöneticinin durumu ise tam aksinedir. Yönetilenler onu samimi olarak sevmezler, ona itaat etmezler. İtaat edecek olsalar bile bu tam bir itaat olmaz.

3- İstişare yoluyla fikirler, düşünceler aydınlanır. Çünkü böylelikle fikirler kendilerine has alanda kullanılır, geliştirilir. Bu da aklın kemalini daha bir arttırır.

4- İstişare sonucu ortaya çıkan görüş, isabetli görüştür. Çünkü danışan kişi davranışlarında hemen hemen hata yapmaz. Hata yapacak olsa yahut istediklerini tam anlamıyla gerçekleştiremeyecek olsa dahi bundan dolayı kınanmaz.

Şanı Yüce Allah, insanlar arasında aklı en mükemmel, ilmi en çok ve görüşü en üstün olan Rasûlüne dahi “iş hususunda onlarla istişare et” emrini verdiğine göre başkalarının bu konudaki tutumları nasıl olmalıdır?

Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Bir kere de azmettin mi” yani sen hakkında -gerekli ise- istişare yaptıktan sonra bir işi yapmayı da kararlaştırdın mı “artık Allah’a güvenip dayan” kendi güç ve yeteneklerinden uzaklaşarak Allah’ın güç ve kuvvetine güven,. “Şüphesiz Allah kendisine güvenip dayananları” ve kendisine sığınanları “sever.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Allah'ın büyük rahmeti sebebi ile ashabına karşı yumuşak huylu oldun. Sözlerinde ve amellerinde kaba, katı kalpli olsaydın senden uzaklaşırlardı. Senin hakkındaki ihmalkârlıklarına aldırma, onlar için bağışlanma dile. İstişare etmeye ihtiyaç duyduğun konularda onların görüşlerini al. İştişare ettikten sonra karar verip azmettin mi onu uygula. Allah'a tevekkül et! Şüphesiz Allah, kendisine tevekkül edenleri sever, onları destekler ve başarılı kılar.

Kelimeler

30 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَبِمَا febima sebebiyle
  2. رَحْمَةٍۢ rahmetin rahmeti kök: رحم
  3. مِّنَ mine
  4. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  5. لِنتَ linte sen yumuşak davrandın kök: لين
  6. لَهُمْ ۖ lehum onlara
  7. وَلَوْ velev eğer
  8. كُنتَ kunte olsaydın kök: كون
  9. فَظًّا fezzen kaba kök: فظظ
  10. غَلِيظَ galize katı kök: غلظ
  11. ٱلْقَلْبِ l-kalbi yürekli kök: قلب
  12. لَٱنفَضُّوا۟ lanfeddu dağılır, giderlerdi kök: فضض
  13. مِنْ min
  14. حَوْلِكَ ۖ havlike çevrenden kök: حول
  15. فَٱعْفُ fea'fu öyleyse affet kök: عفو
  16. عَنْهُمْ anhum onları
  17. وَٱسْتَغْفِرْ vestegfir ve mağfiret dile kök: غفر
  18. لَهُمْ lehum onlar için
  19. وَشَاوِرْهُمْ ve şavirhum ve onlara danış kök: شور
  20. فِى fi
  21. ٱلْأَمْرِ ۖ l-emri işini kök: امر
  22. فَإِذَا feiza zaman
  23. عَزَمْتَ azemte karar verdiğin kök: عزم
  24. فَتَوَكَّلْ fetevekkel dayan kök: وكل
  25. عَلَى ala
  26. ٱللَّهِ ۚ llahi Allah'a kök: اله
  27. إِنَّ inne elbette
  28. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  29. يُحِبُّ yuhibbu sever kök: حبب
  30. ٱلْمُتَوَكِّلِينَ l-mutevekkiline kendine dayanıp güvenenleri kök: وكل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Af

    İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip)…

  • Aynı kök: شور (4 geçiş) · Aynı kök: حول (25 geçiş)

    -Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Aynı kök: فضض (9 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…

  • Aynı kök: لين (5 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Allah, sözün en güzelini; ayetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir.…

  • Aynı kök: شور (4 geçiş)

    Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler.

  • Aynı kök: شور (4 geçiş)

    (36-39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah'tan bir merhamet sebebiyle onlara yumuşak davranmıştın. dipnot 1 Kaba, katı yürekli olsaydın, şüphesiz ki etrafından dağılırlardı. Onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş(ler) hakkında onlarla istişarede dipnot 2 bulun! dipnot 3 Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a güven! Şüphesiz ki Allah kendisine güvenenleri sever.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah ölüm ve sonrasına dair çeşitli bilgilendirmeler yaptıktan sonra, sözü yeniden Uhud'da yaşananlara getirmekte ve o gün Hz. Muhammed'in tembihini tutmadıkları için Okçular Tepesi'ni terk eden ve sonuçta müslümanların mağlup olmalarına neden olan müslümanlara yumuşak davrandığını, bunu Allah'ın kendisine verdiği bir rahmet ve merhamet vesilesiyle gerçekleştirdiğini ifade etmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Burada, danışılacak kişiler Uhud'da sorun sebebi olanlardır. Buna rağmen kendileri dışlanmamış, danışılacak kişiler arasında sayılmışlardır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Benzer mesaj: Şûrâ 42:38.

Mustafa İslamoğlu

Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara yumuşak davrandın. Ama eğer onlara karşı katı yürekli davransaydın, kesinlikle senden uzaklaşırlardı: Şu halde onları affet, affedilmeleri için de dua et ve yönetim işinde onlarla istişare(ye devam) et! Artık kararını verdiğin zaman da, Allah'a güven! Çünkü Allah kendisine güvenenleri sever.

Muhammed Esed

Ve (ey Peygamber,) senin izleyicilerine yumuşak davranman, Allah'ın rahmetinin bir eseriydi. Zira, eğer onlara karşı kırıcı ve sert olsaydın, doğrusu senden koparlardı. Artık onları bağışla ve affedilmeleri için dua et. Ve toplumu ilgilendiren her konuda onlarla müşavere et; sonra bir hareket tarzına karar verince de Allah'a güven: Zira Allah, O'na güven duyanları sever.

Ahmed Hulusi

Allah'ın, hakikatinden açığa çıkardığı rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Eğer sert ve keskin olsaydın onlar dağılıp giderlerdi. Onları affet ve bağışlanmalarını iste. Toplumsal konularda karar verirken onların fikirlerini al. Karar verip uygulamaya koyulduktan sonra da Allah'a güven! Muhakkak ki Allah kendisine tevekkül edenleri (hakikatlerindeki El Vekiyl isminin gereğini yerine getireceğine iman edenleri) sever.

Ali Bulaç

Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.

Ali Özek ve heyeti

O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.

Ali Rıza Safa

Allah'ın rahmeti sayesinde, onlara yumuşak davrandın. Kaba ve katı yürekli olsaydın, senin etrafından kesinlikle dağılırlardı. Artık, onları hoşgör ve onlar için bağışlanma dile. Eylem konusunda onlara danış. Karar verdiğinde, artık Allah'a güven. Kuşkusuz, Allah, güvenenleri sever.

Bayraktar Bayraklı

O zaman Allah'tan bir rahmet olarak onlara yumuşak davrandın! Şayet sen, kaba ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından ayrılıp giderlerdi. Öyleyse onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.

Edip Yüksel

ALLAH'ın sana bir bağışı olarak onlara yumuşak davrandın. Kaba ve katı yürekli olsaydın çevrenden dağılır giderlerdi. Onları affet, bağışlanmalarını dile ve yapılacak işler hakkında onlara danış. Karar verince de ALLAH'a güven; ALLAH güvenenleri sever. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Muhammed peygamberin örnek huyları Kuran'da çeşitli yerlerde bize bildirilir. Örneğin burada onun katı kalpli, çatık kaşlı olmadığını öğreniyoruz. * Ne var ki Hadis kitaplarında çok kötü örneklere tanık olmaktayız. Örneğin, Buhari'de yer alan bir Hadiste Muhammed peygamberin Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden Medine'ye gelip müslüman olan bir gruba deve sidiği içmelerini öğütlediği ve daha sonra çobanı öldüren bu kişileri yakalatıp ellerini ve ayaklarını kestikten sonra gözlerini millerle oydurduğu, çölde güneşin altında ölüme terk ettiği ve bu insanlara su vermek isteyen arkadaşlarını engellediği rivayet edilmektedir. * Buhari adındaki kişi, Hicretten yaklaşık iki yüzyıl sonra derlediği iftira ve yalanlarıyla peygamberimizin en büyük düşmanlarından birisidir. * 6:112-114 ayetlerine bakınız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ın sana bir bağışı olarak onlara yumuşak davrandın. Kaba ve katı yürekli olsaydın çevrenden dağılır giderlerdi. Onları affet, bağışlanmalarını dile ve yapılacak işler hakkında onlara danış. Karar verince de ALLAH'a güven; ALLAH güvenenleri sever.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sen yalnızca Allah'ın rahmeti sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer katı yürekli bir nobran olsaydın kesinlikle etrafından dağılıp gitmişlerdi. O halde onları bağışla, bağışlanmalarını dile ve yapılacak işlerde onların görüşlerini al. Sonra bir kere karar verdin mi artık Allah'a dayan, çünkü Allah, kendisine güvenenleri sever.

Elmalılı Hamdi Yazır

Deme ki mahza Allahdan bir rahmet iledir ki sen onlara yumuşak bulundun, eğer katı yürekli bir nobran olsa idin elbette etrafından dağılmış gitmişlerdi, o halde kusurlarını afvet de günahlarına istiğfar ediver ve emirde reylerini al, sonra da azmettin mi artık Allaha mütevekkil ol, çünkü Allah mütevekkil olanları sever

Erhan Aktaş

Allah'tan gelen rahmet sayesinde onlara dipnot 1 yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli biri olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları affet. Onlar için bağışlanma dile. Yapacağın işlerde onlara danış. Karar verdikten sonra da artık Allah'a tevekkül dipnot 2 et. Kuşkusuz Allah, kendisine tevekkül edenleri sever.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uhud'da yenilgiye neden olanlara.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'tan gelen rahmet sayesinde onlara dipnot 1 yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli biri olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları affet. Onlar için bağışlanma dile. Yapacağın işlerde onlara danış. Karar verdikten sonra da artık Allah'a tevekkül dipnot 2 et. Kuşkusuz Allah, kendisine tevekkül edenleri sever.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uhud'da yenilgiye neden olanlara.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'tan gelen rahmet sayesinde onlara dipnot 1 yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı yürekli biri olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları affet. Onlar için bağışlanma dile. Bir hususta karar vereceğin zaman onlara danış. Karar verdikten sonra da artık Allah'a tevekkül dipnot 2 et. Kuşkusuz Allah, kendisine tevekkül edenleri sever.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uhud'da yenilgiye neden olanlara.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.

Gültekin Onan

Tanrı'dan bir rahmet dolayısıyla onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve buyruk konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Tanrı'ya tevekkül et. Şüphesiz Tanrı, tevekkül edenleri sever.

Hasan Basri Çantay

(O vakit) sen Allahdan bir esirgeme sayesindedir ki onlara yumuşak davrandın. Eğer (bilfarz) kaba, katı yürekli olsaydın onlar etraafından her halde dağılıb gitmişlerdi bile. Artık onları bağışla (Allahdan da) günahlarının yarlığanmasını iste. İş hususunda onlarla müşavere et. Bir kerre de azmetdin mi artık Allaha güvenib dayan. Çünkü Allah kendine güvenib dayananları sever.

İbni Kesir

Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalbli olsaydın şüphesiz çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla ve yargılanmalarını dile. İşler hakkında onlarla müşavere et. Bir kerre de azmettin mi artık Allah'a tevekkül et. Muhakkak Allah, tevekkül edenleri sever.

Mehmet Alagaş

(159-160) Allah’ın rahmeti sayesinde onlara yumuşak davrandın, eğer ki kaba ve katı kalpli olsaydın etrafından dağılır giderlerdi , onları affet, onlar için bağışlanma dile, iş konusunda onlarla müşavere et , Ne zaman azmedersen Allah’ı vekil tayin et, muhakkak ki Allah mütevekkil olanları sever. Eğer Allah size yardım ederse , size galip gelecek yoktur , eğer sizi yalnız bırakırsa da ondan sonra size kim yardım edebilir ki? İman edenler Allah’a tevekkül etsinler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla istişare et. Bir kere de karar verip azmettin mi artık Allah’a tevekkül et! (Ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.

Süleyman Ateş

Allah'ın rahmeti sebebiyledir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, çevrenden dağılır, giderlerdi. Öyleyse onlar(ın kusurların)dan geç, onlar için mağfiret dile. İşini onlara danış, karar verince de Allah'a dayan; çünkü Allah kendine dayanıp güvenenleri sever.

Süleymaniye Vakfı

(Ey Muhammed!) Sen Allah'ın ikramı sayesinde onlara yumuşak davrandın. dipnot 1 Kaba ve katı yürekli olsaydın dipnot 2 kesinlikle etrafından dağılıp giderlerdi. Sen onları affet, onlar için bağışlanma dile. Her konuda görüşlerini al. Karar verip uygulamaya geçtiğinde de yalnız Allah'a güvenip dayan. Allah kendisine güvenip dayananları sever. dipnot 3

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uhud savaşı sırasında nebimize yapılan yanlışlar, dayanılabilecek gibi değildi. Bir kesim savaşa çıkmadı (Al-i İmran 3/167-168), bir kesim de yola çıktıktan sonra geri döndü (Al-i İmran 3/155). Savaş sırasında düşmana zayiat verilmiş ve geri çekilmesi sağlanmıştı ama düşmanı tamamen etkisiz hale getirmeden ganimet alma yasağını (Muhammed 47/4, Enfal 8/67) dinlemeyenler ganimetlere saldırmıştı (Al-i İmran 3/152). Bu fırsatı değerlendiren düşman geri döndü ve Müslümanlar mağlup duruma düştüler. Herkes kendini kurtarmaya çalıştı. Nebimizi tek başına bırakıp dağa kaçtılar (Al-i İmran 3/153). Sonra da onun ganimet malını zimmetine geçirdiği iddiaları ortaya atıldı (Al-i İmran 3/161). Ama o, bunlara aldırmadan, çevresindekilere yumuşak davranmaya devam ederek olağanüstü bir örneklik gösterdi.
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara nazik davranman, Allah'ın sana olan iyiliği sebebiyledir. Kaba ve katı yürekli olsan yanından dağılıp giderler. Öyleyse kusurlarına bakma, bağışlanmalarını iste. Her konuda görüşlerini al. Bir de karar verdin mi, yalnız Allah'a güvenip dayan. Allah kendine güvenip dayananları sever.

Şaban Britch

Sen, Allah’ın rahmeti ile onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın elbette etrafından dağılıp giderlerdi. Onları affet ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. İş hususunda onlarla istişare et, karar verdiğin zaman, artık Allah’a tevekkül et! Gerçekten Allah tevekkül edenleri sever.

Şaban Piriş

-Sen, Allah'ın rahmeti ile onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın elbette etrafından dağılıp giderlerdi. Onları affet ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. İş hususunda onlarla istişare et, karar verdiğin zaman, artık Allah'a güven, Allah kendisine güvenenleri sever.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'tan bir rahmet sayesindedir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba-saba, katı yürekli olsaydın senin çevrenden kesinlikle dağılır giderlerdi. O halde bağışla onları, af dile onlar için; iş ve yönetim konusunda da onlarla şuraya git. Bir kez azmettin mi de artık Allah'a güvenip dayan. Allah, tevekkül edenleri sever.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah of His mercy made your heart, O Muhammad, ever tender in the treatment of the calamity which they -your people- brought upon themselves in battle. He made you speak to them in the gentle voice of peace. Had you been unsparing in censure and reproof and harsh hearted, they would have broken the bonds of loyalty and would have broken away from you. Therefore, give up resentment against them and invoke on their behalf Allah’s mercy and consult with them upon matters of great moment, matters on which you received no divine authoritative instructions. So when you have caused a discord to pass into a concord and resolved on a course of action, then in Allah you trust, for Allah likes those who put their trust in Him.

Abdul Haleem

By an act of mercy from God, you [Prophet] were gentle in your dealings with them- had you been harsh, or hard-hearted, they would have dispersed and left you- so pardon them and ask forgiveness for them. Consult with them about matters, then, when you have decided on a course of action, put your trust in God: God loves those who put their trust in Him.

Abdullah Yusuf Ali

It is part of the Mercy of Allah that thou dost deal gently with them Wert thou severe or harsh-hearted, they would have broken away from about thee: so pass over (Their faults), and ask for (Allah's) forgiveness for them; and consult them in affairs (of moment). Then, when thou hast Taken a decision put thy trust in Allah. For Allah loves those who put their trust (in Him).

Abul A'la Maududi

It was thanks to Allah's mercy that you were gentle to them. Had you been rough, hard-hearted, they would surely have scattered away from you. So pardon them, and pray for their forgiveness, and take counsel from them in matters of importance. And when you are resolved on a course of action place your trust in Allah; surely Allah loves those who put their trust (in Him).

Aisha Bewley

It is a mercy from Allah that you were gentle with them. If you had been rough or hard of heart, they would have scattered from around you. So pardon them and ask forgiveness for them, and consult with them about the matter. Then when you have reached a firm decision, put your trust in Allah. Allah loves those who put their trust in Him.

Al-Hilali & Khan

And by the Mercy of Allâh, you dealt with them gently. And had you been severe and harsh-hearted, they would have broken away from about you; so pass over (their faults), and ask (Allâh’s) Forgiveness for them; and consult them in the affairs. Then when you have taken a decision, put your trust in Allâh, certainly, Allâh loves those who put their trust (in Him).

Ali Quli Qarai

It is by Allah’s mercy that you are gentle to them; and had you been harsh and hardhearted, surely they would have scattered from around you. So excuse them, and plead for forgiveness for them, and consult them in the affairs, and once you are resolved, put your trust in Allah. Indeed Allah loves those who trust in Him.

Amatul Rahman Omar

So (O Prophet!) it is owing to the great mercy of Allâh that you are gentle towards them. Had you been harsh, hard-hearted, they would have certainly dispersed from around you; hence pardon them and ask protection for them, and consult them in matters (of administration), and when you are determined (after due consultation), put your trust in Allâh. Verily, Allâh loves those who put their trust in Him.

Arthur John Arberry

It was by some mercy of God that thou wast gentle to them; hadst thou been harsh and hard of heart, they would have scattered from about thee. So pardon them, and pray forgiveness for them, and take counsel with them in the affair; and when thou art resolved, put thy trust in God; surely God loves those who put their trust.

Bijan Moeinian

It is a blessing of God that you (Mohammad) are a gentleman. If you were a harsh commander, your followers would have abandoned you. So, forgive their shortcomings and consult with them in the State’s affair. When you all come to a decision, stick with it and put your trust in God. God loves those who put their trust in Him.

E. Henry Palmer

It was by a sort of mercy from God thou didst deal gently with them, for hadst thou been rough and rude of heart they had dispersed from around thee. But pardon them, and ask forgiveness for them, and take counsel with them in the affair. As for what thou hast resolved, rely upon God; verily, God loves those who do rely.

Edip-Layth

It was a mercy from God that you were soft towards them; had you been harsh and mean hearted, they would have dispersed from you; so pardon them and ask forgiveness for them, and consult them in the matter; but when you are convinced, then put your trust in God; God loves those who trust.

George Sale

And as to the mercy granted unto the disobedient from God, thou O Mohammed hast been mild towards them; but if thou hadst been severe, and hard-hearted, they had surely separated themselves from about thee. Therefore forgive them, and ask pardon for them: And consult them in the affair of war; and after thou hast deliberated, trust in God; for God loveth those who trust in Him.

Hamid S. Aziz

It was by the mercy of Allah that you did deal gently with them (O Muhammad), for had you been rough and fierce of heart they would have dispersed from around you. But pardon them, and ask forgiveness for them, and consult with them on the conduct of affair. As when you have resolved, then put your trust in Allah; verily, Allah loves those who trust (Him).

Mahmoud Ghali

So it was by (some) mercy from Allah that you have been lenient with them; and if you had been stern (and) harsh of heart, they would indeed have broken away from round about you. So be clement towards them, and ask forgiveness for them, and take counsel of them in the command. Yet when you are resolved, then put your trust in Allah; surely Allah loves the (ones) trusting (in Him).

Marmaduke Pickthall

It was by the mercy of Allah that thou wast lenient with them (O Muhammad), for if thou hadst been stern and fierce of heart they would have dispersed from round about thee. So pardon them and ask forgiveness for them and consult with them upon the conduct of affairs. And when thou art resolved, then put thy trust in Allah. Lo! Allah loveth those who put their trust (in Him).

Mohamed Ahmed - Samira

It was through God's mercy that you dealt with them gently; for had you been stern and hard of heart they would surely have broken away from you. So pardon them and pray that forgiveness be theirs, and seek their counsel in all affairs, And when you have come to a decision place your trust in God alone, for He loves those who place their trust in Him.

Muhammad Asad

And it was by God's grace that thou [O Prophet] didst deal gently with thy followers: for if thou hadst been harsh and hard of heart, they would indeed have broken away from thee. Pardon them, then, and pray that they be forgiven. And take counsel with them in all matters of public concern; then, when thou hast decided upon a course of action, place thy trust in God: for, verily, God loves those who place their trust in Him.

Mustafa Khattab

It is out of Allah’s mercy that you ˹O Prophet˺ have been lenient with them. Had you been cruel or hard-hearted, they would have certainly abandoned you. So pardon them, ask Allah’s forgiveness for them, and consult with them in ˹conducting˺ matters. Once you make a decision, put your trust in Allah. Surely Allah loves those who trust in Him.

Progressive Muslims

It was a mercy from God that you were soft towards them; had you been harsh and mean hearted, they would have dispersed from you; so pardon them and ask forgiveness for them, and consult them in the matter; but when you are convinced, then put your trust in God; God loves those who trust.

Rashad Khalifa

It was mercy from GOD that you became compassionate towards them. Had you been harsh and mean-hearted, they would have abandoned you. Therefore, you shall pardon them and ask forgiveness for them, and consult them. Once you make a decision, carry out your plan, and trust in GOD. GOD loves those who trust in Him.,

Sahih International

So by mercy from Allah, [O Muúammad], you were lenient with them. And if you had been rude [in speech] and harsh in heart, they would have disbanded from about you. So pardon them and ask forgiveness for them and consult them in the matter. And when you have decided, then rely upon Allah. Indeed, Allah loves those who rely [upon Him].

Sam Gerrans

And because of the mercy of God, thou wast lenient with them; and hadst thou been coarse and stern, they would have disbanded from about thee. So pardon thou them, and ask thou forgiveness for them, and take thou counsel with them in the affair. And when thou hast made a decision, place thou thy trust in God; God loves those who would place their trust aright.

Shabbir Ahmed

It is a Mercy of Allah that you (O Messenger), are lenient and compassionate with people. If you were harsh and fierce of heart, they would have broken away from you. Pardon their imperfections, arrange their protection and consult with them about the conduct of affairs. Once you have taken a decision, put your trust in Allah. Allah loves those who do their best and then trust in Allah.

Syed Vickar Ahamed

It is (in part) by the mercy of Allah that you dealt gently with them. If you were severe or harsh-hearted, they would have broken away from about you: So overlook (their faults by pardoning them), and ask for (Allah’s) Forgiveness for them; And consult them in affairs (of moment). Then, when you have taken a decision, put your trust in Allah. For Allah loves those who put their trust (in Him).

Taqi Usmani

So, (O Prophet) it is through mercy from Allah that you are gentle to them. Had you been rough and hard-hearted, they would have dispersed from around you. So, pardon them, and seek Forgiveness for them. Consult them in the matter and, once you have taken a decision, place your trust in Allah. Surely, Allah loves those who place their trust in Him.

The Monotheist Group

It was a mercy from God that you were soft towards them; had you been harsh and hard-hearted, they would have dispersed from you; so pardon them and ask forgiveness for them, and consult them in the matter; but when you are convinced, then put your trust in God; for God loves those who put their trust.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 159. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 159. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 159. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩