12. sure

Yûsuf Suresi يوسف

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 13 konu
  1. Kıssaların en güzeli ve Yûsuf'un rüyası 1–6 karşılaştır — Kıssaların en güzeli ve Yûsuf'un rüyası
  2. Kardeşlerin tuzağı ve kuyu 7–20 karşılaştır — Kardeşlerin tuzağı ve kuyu
  3. Aziz'in evi ve yırtılan gömlek 21–29 karşılaştır — Aziz'in evi ve yırtılan gömlek
  4. Şehirdeki kadınlar 30–35 karşılaştır — Şehirdeki kadınlar
  5. Zindan arkadaşları 36–42 karşılaştır — Zindan arkadaşları
  6. Kralın rüyası ve yorumu 43–49 karşılaştır — Kralın rüyası ve yorumu
  7. Suçsuzluğun ortaya çıkması ve hazinelerin başına geçiş 50–57 karşılaştır — Suçsuzluğun ortaya çıkması ve hazinelerin başına geçiş
  8. Kardeşlerin gelişi ve Bünyâmin şartı 58–68 karşılaştır — Kardeşlerin gelişi ve Bünyâmin şartı
  9. Su kabı ve hırsızlık iddiası 69–79 karşılaştır — Su kabı ve hırsızlık iddiası
  10. Kardeşlerin dönüşü ve Ya'kūb'un hüznü 80–87 karşılaştır — Kardeşlerin dönüşü ve Ya'kūb'un hüznü
  11. Tanışma ve gömleğin götürülüşü 88–98 karşılaştır — Tanışma ve gömleğin götürülüşü
  12. Kavuşma ve Yûsuf'un duası 99–101 karşılaştır — Kavuşma ve Yûsuf'un duası
  13. "Bu kıssa gayb haberidir"; akıl sahipleri için ibret 102–111 karşılaştır — "Bu kıssa gayb haberidir"; akıl sahipleri için ibret

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kıssaların en güzeli ve Yûsuf'un rüyası 1–6

  1. Yûsuf suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 1. ayet. الٓر تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

    elif-lâm-râ. tilke âyâtü-lkitâbi-lmübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Elif-Lam-Ra! dipnot 1 Bunlar her şeyi açıklayan dipnot 2 Kitab'ın ayetleridir dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an-ı Kerim, muhkem /hüküm bildiren ve müteşabih/muhkemlerin benzeri olup onların ayrıntılarını ortaya koyan ayetlerden oluşur. Bu metot sayesinde Kitab'ın tamamı ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 1. ayet

  2. Yûsuf suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 2. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ قُرْءَٰنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    innâ enzelnâhü ḳur'ânen `arabiyyel le`alleküm ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Aklınızı kullanasınız / doğru bağlantılar kurasınız diye, biz onu Arapça kur'anlar /ayet kümeleri halinde dipnot 1 indirdik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, karaa (قرأ) fiilinin mastarı olan kur (القُرْء) veya kar (القَرْء)'dan türetilmiştir; anlamı, toplama ve birleştirmedir. Mastar olarak kullanıldığı gibi bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Allah'ın kitabına Kur'an denmesi, bütün sureleri toplayıp bir araya getirmesi sebebiyledir (Lisanu'l-Arab). Arapçada Kur'an (قُرْآنً)'ın çoğulu olmadığından tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu sebeple kur'an (قُرْآن) kelimesine, bağlamına göre, kur'anlar diye de anlam verilebilir. Benzer ayetler için bkz: Taha 20/113-114, Zümer 39/28, Fussilet 41/3, Şura 42/7, Zuhruf 43/1-3, Ahkaf 46/12.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 2. ayet

  3. Yûsuf suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 3. ayet. نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ أَحْسَنَ ٱلْقَصَصِ بِمَآ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ وَإِن كُنتَ مِن قَبْلِهِۦ لَمِنَ ٱلْغَٰفِلِينَ

    naḥnü neḳuṣṣu `aleyke aḥsene-lḳaṣaṣi bimâ evḥaynâ ileyke hâẕe-lḳur'ân. vein künte min ḳablihî lemine-lgâfilîn.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 3. ayet

  4. Yûsuf suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 4. ayet. إِذْ قَالَ يُوسُفُ لِأَبِيهِ يَٰٓأَبَتِ إِنِّى رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ رَأَيْتُهُمْ لِى سَٰجِدِينَ

    iẕ ḳâle yûsüfü liebîhi yâ ebeti innî raeytü eḥade `aşera kevkebev veşşemse velḳamera raeytühüm lî sâcidîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün Yusuf babasına şöyle demişti: "Babacığım! Rüyamda on bir gezegeni dipnot 1 , Güneş'i ve Ay'ı gördüm. Onları bana secde eder /boyun eğer halde dipnot 2 gördüm dipnot 3 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "kevkeb (كوكب)" kelimesi "gezegen" anlamına gelir. Birçok mealde bu kelimeye "yıldız" anlamı verilse de Kur'an'da "yıldız" için "kevkeb" değil; "necm (نجم)" kelimesi kullanılır. Nitekim Kıyamet /mezardan kalkış öncesinde yıldızların söneceğinden (Mürselat 77/8, Tekvir 81/2), gezegenlerin ise dağılacağından (İnfitar 82/2) bahsedilerek iki kavramın farklı olduğu net bir şekilde ortaya konmuştur. Yıldızların sönecek olması, ışıklarının kendilerinden olduğunu vurguladığı gibi gezegenlerin kendi ışıklarının olmadığını da gösterir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Secdenin kök anlamı eğilmedir (Müfredat). Bu sebeple Güneş, Ay, gezegenler, dünya ve yıldızlar arasında oluşan eğimler /deklinasyon ve ona bağlı olarak gölgenin uzayıp kısalması, "secde" kelimesiyle ifade edilmiştir (Nahl 16/48, Ra'd 13/15). Bazı ayetlerde sadece itaat anlamında (Hac 22/18, İnşikak 84/21), bazılarında da itaat ile birlikte fiziki eğilme anlamında kullanılır (Bakara 2/34, 58, Nisa 4/154, A'raf 7/161, Yusuf 12/4 ve 100). Nitekim namazda, vücudumuz ayaklar, eller ve dizler üzerinde yere paralelken alnı yere koymak da Allah'a itaat ederek eğilme anlamındaki secdedir (Nisa 4/102-103). Evren; gökler, yer ve bunların arasındaki varlıklar olmak üzere üçe ayrılır (Hicr 15/85). Gökler yedi kattır. Gezegenler, göğün bize en yakın olan katında yer alır (Saffat 37/6). Bu ayet, 11 gezegenin olduğunu bildirmektedir. Tevrat'da bu konu şöyle geçer: "Yusuf bir düş daha görüp kardeşlerine anlattı. 'Dinleyin, bir düş daha gördüm' dedi. Güneş, ay ve on bir yıldız önümde eğildiler." (Yaratılış 37/9)
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 4. ayet

  5. Yûsuf suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 5. ayet. قَالَ يَٰبُنَىَّ لَا تَقْصُصْ رُءْيَاكَ عَلَىٰٓ إِخْوَتِكَ فَيَكِيدُوا۟ لَكَ كَيْدًا إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لِلْإِنسَٰنِ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    ḳâle yâ büneyye lâ taḳṣuṣ ru'yâke `alâ iḫvetike feyekîdû leke keydâ. inne-şşeyṭâne lil'insâni `adüvvüm mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Babası) Dedi ki: "Yavrucuğum, rüyanı kardeşlerine anlatma! Sonra sana karşı bir oyun kurarlar; çünkü Şeytan insanın açık düşmanıdır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 5. ayet

  6. Yûsuf suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 6. ayet. وَكَذَٰلِكَ يَجْتَبِيكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ وَيُتِمُّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكَ وَعَلَىٰٓ ءَالِ يَعْقُوبَ كَمَآ أَتَمَّهَا عَلَىٰٓ أَبَوَيْكَ مِن قَبْلُ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ إِنَّ رَبَّكَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    vekeẕâlike yectebîke rabbüke veyü`allimüke min te'vîli-l'eḥâdîŝi veyütimmü ni`metehû `aleyke ve`alâ âli ya`ḳûbe kemâ etemmehâ `alâ ebeveyke min ḳablü ibrâhîme veisḥâḳ. inne rabbeke `alîmün ḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte, rüyanda gördüğün gibi, Rabbin seni seçecek ve olayların tevilini dipnot 1 /bağlantısını sana öğretecektir dipnot 2 . Daha önce ataların İbrahim'e ve İshak'a olan nimetini tamamladığı gibi sana ve Yakup ailesine olan nimetini de tamamlayacaktır. Senin Rabbin, daima bilen ve kararları doğru olandır."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevil ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Al-i İmran 3/7 ve dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 6. ayet

Kardeşlerin tuzağı ve kuyu 7–20

  1. Yûsuf suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 7. ayet. لَّقَدْ كَانَ فِى يُوسُفَ وَإِخْوَتِهِۦٓ ءَايَٰتٌ لِّلسَّآئِلِينَ

    leḳad kâne fî yûsüfe veiḫvetihî âyâtül lissâilîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf'ta ve kardeşlerinde, isteyen herkes için ayetler /çıkarılacak dersler vardır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 7. ayet

  2. Yûsuf suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 8. ayet. إِذْ قَالُوا۟ لَيُوسُفُ وَأَخُوهُ أَحَبُّ إِلَىٰٓ أَبِينَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّ أَبَانَا لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    iẕ ḳâlû leyûsüfü veeḫûhü eḥabbü ilâ ebînâ minnâ venaḥnü `uṣbeh. inne ebânâ lefî ḍalâlim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün kardeşleri (birbirlerine) şöyle dediler: "Babamızın Yusuf'a ve kardeşine dipnot 1 olan sevgisi bize olandan fazla. Oysa biz birbirine kenetlenmiş kişileriz. Babamız gerçekten açık bir yanlış içinde.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yusuf ve küçük kardeşi Bünyamin'in annesi, diğerlerinin annelerinden farklıdır. Bu yüzden Bünyamin'e "kardeşimiz" değil, "Yusuf'un kardeşi" diyerek onu ve Yusuf'u kendilerinden ayrı tutmaktadırlar. Nitekim Yusuf 12/59'da Bünyamin için "baba bir erkek kardeşiniz" ifadesi kullanılarak bu fark ortaya konmuştur.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 8. ayet

  3. Yûsuf suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 9. ayet. ٱقْتُلُوا۟ يُوسُفَ أَوِ ٱطْرَحُوهُ أَرْضًا يَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ أَبِيكُمْ وَتَكُونُوا۟ مِنۢ بَعْدِهِۦ قَوْمًا صَٰلِحِينَ

    uḳtülû yûsüfe evi-ṭraḥûhü arḍay yaḫlü leküm vechü ebîküm vetekûnû mim ba`dihî ḳavmen ṣâliḥîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf'u ya öldürün ya da götürüp uzak bir yere bırakın ki babanızın bütün ilgisi size kalsın! Sonra da iyi bir topluluk haline gelirsiniz."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 9. ayet

  4. Yûsuf suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 10. ayet. قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا۟ يُوسُفَ وَأَلْقُوهُ فِى غَيَٰبَتِ ٱلْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ ٱلسَّيَّارَةِ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ

    ḳâle ḳâilüm minhüm lâ taḳtülû yûsüfe veelḳûhü fî gayâbeti-lcübbi yelteḳiṭhü ba`ḍu-sseyyârati in küntüm fâ`ilîn.

    Süleymaniye Vakfı

    İçlerinden sözü dinlenen biri dipnot 1 de şöyle dedi: "Yusuf'u öldürmeyin! Onu kuyunun dipnot 2 dışarıdan gözükmeyen bir yerine dipnot 3 bırakın ki kafilelerden biri onu bulup alsın. Bir şey yapacaksanız böyle yapın.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat/Yaratılış 37:22 pasajına göre bu kardeş, en büyük çocuk olan Ruben (Reuven)'dir ve bunu söylerken amacı, kardeşleri gittikten sonra kuyunun başına geri dönüp Yusuf'u kurtarmaktır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kuyuya "bi'r (البئر)" denir (Hac 22/45). Ayette geçen "cüb (الجب)" kelimesi ise sadece suyu olan kuyu için kullanılır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Gayabet (غَيَابَةِ), "gözükmeyen yer" anlamındadır. İçinde su olan kuyunun dışarıdan bakınca gözükmeyen yeri, su seviyesinin üstünde, bir insanın rahatlıkla içinde durabileceği bir oyuktur.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 10. ayet

  5. Yûsuf suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 11. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مَا لَكَ لَا تَأْمَ۫نَّا عَلَىٰ يُوسُفَ وَإِنَّا لَهُۥ لَنَٰصِحُونَ

    ḳâlû yâ ebânâ mâ leke lâ te'mennâ `alâ yûsüfe veinnâ lehû lenâṣiḥûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Baba! Yusuf hakkında bize niye güvenmiyorsun? Oysa biz onun iyiliğini isteyen kimseleriz.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 11. ayet

  6. Yûsuf suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 12. ayet. أَرْسِلْهُ مَعَنَا غَدًا يَرْتَعْ وَيَلْعَبْ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ

    ersilhü me`anâ gadey yerta` veyel`ab veinnâ lehû leḥâfiżûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yarın onu bizimle gönder de yesin, içsin, oynasın. Biz onu kesinlikle koruruz."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 12. ayet

  7. Yûsuf suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 13. ayet. قَالَ إِنِّى لَيَحْزُنُنِىٓ أَن تَذْهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَخَافُ أَن يَأْكُلَهُ ٱلذِّئْبُ وَأَنتُمْ عَنْهُ غَٰفِلُونَ

    ḳâle innî leyaḥzününî en teẕhebû bihî veeḫâfü ey ye'külehü-ẕẕi'bü veentüm `anhü gâfilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dedi ki: "Onu götürmeniz beni gerçekten üzer. Siz onunla ilgilenmediğiniz bir sırada onu kurt yer diye de korkuyorum."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 13. ayet

  8. Yûsuf suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 14. ayet. قَالُوا۟ لَئِنْ أَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّآ إِذًا لَّخَٰسِرُونَ

    ḳâlû lein ekelehü-ẕẕi'bü venaḥnü `uṣbetün innâ iẕel leḫâsirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Biz birbirimize kenetlenmiş kişilerken onu kurt yerse o zaman büsbütün kaybetmiş kimseler oluruz."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 14. ayet

  9. Yûsuf suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 15. ayet. فَلَمَّا ذَهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَجْمَعُوٓا۟ أَن يَجْعَلُوهُ فِى غَيَٰبَتِ ٱلْجُبِّ وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُم بِأَمْرِهِمْ هَٰذَا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    felemmâ ẕehebû bihî veecme`û ey yec`alûhü fî gayâbeti-lcübb. veevḥaynâ ileyhi letünebbiennehüm biemrihim hâẕâ vehüm lâ yeş`urûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf'u götürüp kuyunun dışarıdan gözükmeyen bir yerine bırakmayı kararlaştırdıklarında biz de ona şunu vahyettik dipnot 1 : "Yaptıkları bu işi, hiç beklemedikleri bir anda, onlara kesinlikle bildireceksin dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada vahye "ilham" anlamı verilmiştir. Bunun sebebi, 24. ayetin dipnotunda anlatılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 15. ayet

  10. Yûsuf suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 16. ayet. وَجَآءُوٓ أَبَاهُمْ عِشَآءً يَبْكُونَ

    vecâû ebâhüm `işâey yebkûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yatsı vakti, ağlaya ağlaya babalarına geldiler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 16. ayet

  11. Yûsuf suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 17. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَآ إِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِندَ مَتَٰعِنَا فَأَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ وَمَآ أَنتَ بِمُؤْمِنٍ لَّنَا وَلَوْ كُنَّا صَٰدِقِينَ

    ḳâlû yâ ebânâ innâ ẕehebnâ nestebiḳu veteraknâ yûsüfe `inde metâ`inâ feekelehü-ẕẕi'b. vemâ ente bimü'minil lenâ velev künnâ ṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Baba!" dediler. "Biz, yarış yapmaya gitmiş, Yusuf'u da eşyalarımızın yanında bırakmıştık. (Bir de ne görelim) onu kurt yemiş! Gerçi biz ne kadar doğru sözlü olsak da sen bize inanacak değilsin."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 17. ayet

  12. Yûsuf suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 18. ayet. وَجَآءُو عَلَىٰ قَمِيصِهِۦ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ وَٱللَّهُ ٱلْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ

    vecâû `alâ ḳamîṣihî bidemin kâẕib. ḳâle bel sevvelet leküm enfüsüküm emrâ. feṣabrun cemîl. vellâhü-lmüste`ânü `alâ mâ teṣifûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Delil olarak da) Yusuf'un gömleğini ona ait olmayan bir kana bulayıp getirdiler. Yakup dedi ki: "Hayır! İşin doğrusu nefisleriniz sizi bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır! Anlattıklarınız karşısında yardımına sığınılacak olan yalnız Allah'tır."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 18. ayet

  13. Yûsuf suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 19. ayet. وَجَآءَتْ سَيَّارَةٌ فَأَرْسَلُوا۟ وَارِدَهُمْ فَأَدْلَىٰ دَلْوَهُۥ قَالَ يَٰبُشْرَىٰ هَٰذَا غُلَٰمٌ وَأَسَرُّوهُ بِضَٰعَةً وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ

    vecâet seyyâratün feerselû vâridehüm feedlâ delveh. ḳâle yâ büşrâ hâẕâ gulâm. veeserrûhü biḍâ`ah. vellâhü `alîmüm bimâ ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir kafile geldi, sucularını (kuyuya) gönderdiler. O da kovasını kuyuya sarkıttı. "Müjde müjde! Bu bir erkek çocuk!" dedi. Ticari mal olsun diye onu (insanlardan) sakladılar; ama Allah onların ne yaptıklarını biliyordu.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 19. ayet

  14. Yûsuf suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 20. ayet. وَشَرَوْهُ بِثَمَنٍۭ بَخْسٍ دَرَٰهِمَ مَعْدُودَةٍ وَكَانُوا۟ فِيهِ مِنَ ٱلزَّٰهِدِينَ

    veşeravhü biŝemenim baḫsin derâhime ma`dûdeh. vekânû fîhi mine-zzâhidîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf'u ucuz bir fiyata, birkaç dirheme (gümüş paraya) sattılar dipnot 1 , zaten ona değer veren kimseler değillerdi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ta bu husus şöyle ifade edilir: "Midyanlı tacirler (oldukları anlaşılan) adamlar geçerken Yusuf'u kuyudan çektiler. Yirmi parça gümüş karşılığında Yuusf'u Yişmaeliler'e sattılar." (Yaratılış, 37:28)

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 20. ayet

Aziz'in evi ve yırtılan gömlek 21–29

  1. Yûsuf suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 21. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِى ٱشْتَرَىٰهُ مِن مِّصْرَ لِٱمْرَأَتِهِۦٓ أَكْرِمِى مَثْوَىٰهُ عَسَىٰٓ أَن يَنفَعَنَآ أَوْ نَتَّخِذَهُۥ وَلَدًا وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلِنُعَلِّمَهُۥ مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ وَٱللَّهُ غَالِبٌ عَلَىٰٓ أَمْرِهِۦ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    veḳâle-lleẕi-şterâhü mim miṣra limraetihî ekrimî meŝvâhü `asâ ey yenfe`anâ ev netteḫiẕehû veledâ. vekeẕâlike mekkennâ liyûsüfe fi-l'arḍ. velinü`allimehû min te'vîli-l'eḥâdîŝ. vellâhü gâlibün `alâ emrihî velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onu satın alan Mısırlı, karısına şöyle dedi: "Onu iyi bir konumda tut, belki bize faydası olur ya da onu evlat ediniriz dipnot 1 ." Böylece Yusuf'u o topraklara yerleştirdik ki olayların tevilini /bağlantısını öğretelim dipnot 2 . Allah işinin üstesinden gelir; ama insanların çoğu bunu bilmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Firavun'un sarayında büyütülen Musa Aleyhisselam için de benzer şeyler söylenmiştir (Kasas 28/9).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 21. ayet

  2. Yûsuf suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 22. ayet. وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥٓ ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    velemmâ belega eşüddeh âteynâhü ḥukmev ve`ilmâ. vekeẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf ergin hale gelince ona hikmet /doğru karar verme yeteneği ve ilim verdik. Biz, güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer ifadeler Musa Aleyhisselam için de kullanılmıştır (Kasas 28/14).

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 22. ayet

  3. Yûsuf suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 23. ayet. وَرَٰوَدَتْهُ ٱلَّتِى هُوَ فِى بَيْتِهَا عَن نَّفْسِهِۦ وَغَلَّقَتِ ٱلْأَبْوَٰبَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَ قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ إِنَّهُۥ رَبِّىٓ أَحْسَنَ مَثْوَاىَ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    verâvedethü-lletî hüve fî beytihâ `an nefsihî vegalleḳati-l'ebvâbe veḳâlet heyte lek. ḳâle me`âẕe-llâhi innehû rabbî aḥsene meŝvây. innehû lâ yüfliḥu-żżâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kaldığı evin hanımı, Yusuf'la birlikte olmak istedi. Kapıları sıkıca kapadı ve "Haydi gel, seninim!" dedi. Yusuf: "Allah'a sığınırım! O benim Rabbimdir. Beni iyi bir konuma getirdi. Şu bir gerçek ki yanlışlara dalanlar umduklarına kavuşamazlar." dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 23. ayet

  4. Yûsuf suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 24. ayet. وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِۦ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَآ أَن رَّءَا بُرْهَٰنَ رَبِّهِۦ كَذَٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ ٱلسُّوٓءَ وَٱلْفَحْشَآءَ إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُخْلَصِينَ

    veleḳad hemmet bih. vehemme bihâ. levlâ er raâ bürhâne rabbih. keẕâlike linaṣrife `anhü-ssûe velfaḥşâ'. innehû min `ibâdine-lmuḫleṣîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadın onu gerçekten arzulamıştı. Yusuf da onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin burhanını dipnot 1 görmeseydi (onunla birlikte olacaktı). Kötülüğü ve fuhşu ondan uzaklaştırmamız için böyle oldu dipnot 2 . Çünkü o, samimiyeti onaylanmış kullarımızdandı dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah, tüm insanlarla; vahiy (ilham) yoluyla, perde arkasından ve Allah'ın vahyini iletmekle görevli bir elçi aracılığıyla olmak üzere üç yolla konuşur (Şura 42/51). Bu ayette Yusuf (a.s.)'a gösterildiği bildirilen "burhan" bu konuşma yollarından ilkiyle ilgilidir. Allah, insanların yapıp ettiklerinin iyi ya da kötü olduğunu onların içine ilham eder (Şems 91/8). Bu duygular insanın kalbine doğar. Kötü bir işe niyetlenen yahut bunu yapan kişinin içinde hissettiği sıkıntı ve vicdan azabı, Allah'ın ona olan ilhamıdır. Yusuf aleyhisselamı kötü işe bulaşmaktan alıkoyan "burhan" (kesin delil), Allah'ın ona, yaptığının kötü olduğunu ilham etmesi, onun da bu düşünceyi içinde hissetmesidir. Yusuf aleyhisselamın içine doğan ilham onu kendine getirmiş olmalıdır. Bu tür uyarılar herkese yapılır. Sıkıntı ve huzur türünden bu tecrübeyi mümin veya kafir her insan yaşar (Tevbe 9/110, Hicr 15/2). Bu duyguyu içinde hisseden kişi, kötü işi yapmaya devam ederse bunu bilerek yapmış olur ve bu bilgi Allah'ın huzurunda onun aleyhine delil olur. Yanlış bir işten sonraki iç sıkıntısı da Allah'ın kullara bir ilhamıdır. Bu ilham, kişiyi tevbeye çağırır. Dolayısıyla doğru ya da yanlış yolda olmanın ikisi de bilinçli davranışlardır. Kur'an'da, Musa aleyhisselamın annesine (Ta Ha 20/38, Kasas 28/7) ve henüz bir çocuk iken Yusuf aleyhisselama kuyuda iken vahyedildiği (Yusuf 12/15) bildirilir. Ancak içe doğan her şey Allah'ın ilhamı değildir; şeytan vesvesesi de olabilir (En'am 6/121). Çünkü insan ve cin şeytanları, insanlara vesvese verir (Nas 114/4-6), zihinleri bulandırır. Hatta bunların vesveselerini ifade etmek için Kur'an'da "vahiy" kelimesinin kullanıldığı da olur (En'am 6/112, 121). Bunlar, nebi ve resulleri de yanlış davranışlara sürüklemeye çalışmıştır (En'am 6/112-113, Hacc 22/52). Allah'ın ilhamı ile vesveseyi ayırabilmek için içe doğan düşünceleri Allah'ın kitabıyla denetlemek gerekir.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Samimiyeti onaylanmış anlamı verdiğimiz 'muhlas' kelimesinin mastarı ihlastır. İhlas sözlükte bir şeyi kirlilikten, bulanıklıktan temizleyip arındırmak, saflaştırmak, katıksız, arı, duru hale getirmektir. Bu kelime Kur'an'da, dini Allah'a has kılan yani Allah'ın dinine bir şey katmayıp kulluğu sadece ona yapan, riyadan ve şirkten uzak olan samimi insanların ortak vasfını ifade etmek için kullanılır. Bu vasfa sahip olana "muhlis", bu vasfı Allah tarafından onaylanmış olana da "muhlas" denir. İblis, bu özelliğe sahip olanları yoldan çıkaramaz. (Hicr, 15/40; Sad, 38/83).

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 24. ayet

  5. Yûsuf suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 25. ayet. وَٱسْتَبَقَا ٱلْبَابَ وَقَدَّتْ قَمِيصَهُۥ مِن دُبُرٍ وَأَلْفَيَا سَيِّدَهَا لَدَا ٱلْبَابِ قَالَتْ مَا جَزَآءُ مَنْ أَرَادَ بِأَهْلِكَ سُوٓءًا إِلَّآ أَن يُسْجَنَ أَوْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    vestebeḳe-lbâbe veḳaddet ḳamîṣahû min dübüriv veelfeyâ seyyidehâ lede-lbâb. ḳâlet mâ cezâü men erâde biehlike sûen illâ ey yüscene ev `aẕâbün elîm.

    Süleymaniye Vakfı

    (Yusuf önde kadın peşinde) İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın Yusuf'un gömleğini arkadan çekip boydan boya yırttı. Kapının yanında kadının beyiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: "Ailene kötülük etmek isteyen kişinin cezası hapse atılmaktan veya acıklı bir azaptan başka ne olabilir?"

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 25. ayet

  6. Yûsuf suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 26. ayet. قَالَ هِىَ رَٰوَدَتْنِى عَن نَّفْسِى وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِّنْ أَهْلِهَآ إِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن قُبُلٍ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    ḳâle hiye râvedetnî `an nefsî veşehide şâhidüm min ehlihâ. in kâne ḳamîṣuhû ḳudde min ḳubülin feṣadeḳat vehüve mine-lkâẕibîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf dedi ki: "O benimle birlikte olmak istedi." Kadının ailesinden bir bilirkişi dipnot 1 şöyle görüş bildirdi: "Eğer Yusuf'un gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiş, o (Yusuf) ise yalancılardandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen 'bilirkişi' sözcüğü 'şahit'in; 'görüş bildirdi' ifadesi de 'şahitlik etti' ifadesinin karşılığı olarak tercüme edilmiştir. Çünkü şahit olmak, görerek veya basiretle mümkündür (Müfredat). Şahitlik etmek ise, bu iki yoldan biriyle ulaşılan bilgiyi beyan etmektir. Basiret de ilim ve tecrübe yoluyla ulaşılan kesin kanaattir (Bakara 2/23, Al-i İmran 3/18, Maide 5/83-84). Ayette söz konusu şahıs, gözüyle görmediği bir olaya bilgisi ve tecrübesiyle yani basiretiyle şahitlik etmiştir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 26. ayet

  7. Yûsuf suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 27. ayet. وَإِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍ فَكَذَبَتْ وَهُوَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    vein kâne ḳamîṣuhû ḳudde min dübürin fekeẕebet vehüve mine-ṣṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiş, o (Yusuf) ise doğruyu söyleyenlerdendir."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 27. ayet

  8. Yûsuf suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 28. ayet. فَلَمَّا رَءَا قَمِيصَهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍ قَالَ إِنَّهُۥ مِن كَيْدِكُنَّ إِنَّ كَيْدَكُنَّ عَظِيمٌ

    felemmâ raâ ḳamîṣahû ḳudde min dübürin ḳâle innehû min keydikünn. inne keydekünne `ażîm.

    Süleymaniye Vakfı

    (Beyi) Yusuf'un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce dedi ki: "Bu, siz kadınların bir oyunudur. Sizin oyununuz gerçekten büyüktür.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 28. ayet

  9. Yûsuf suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 29. ayet. يُوسُفُ أَعْرِضْ عَنْ هَٰذَا وَٱسْتَغْفِرِى لِذَنۢبِكِ إِنَّكِ كُنتِ مِنَ ٱلْخَاطِـِٔينَ

    yûsüfü a`riḍ `an hâẕâ vestagfirî liẕembik. inneki künti mine-lḫâṭiîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf, bu konuyu kapat! Hanım, sen de günahın için bağışlanma dile; çünkü hatalı davranmış olan, kesinlikle sensin!"

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 29. ayet

Şehirdeki kadınlar 30–35

  1. Yûsuf suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 30. ayet. وَقَالَ نِسْوَةٌ فِى ٱلْمَدِينَةِ ٱمْرَأَتُ ٱلْعَزِيزِ تُرَٰوِدُ فَتَىٰهَا عَن نَّفْسِهِۦ قَدْ شَغَفَهَا حُبًّا إِنَّا لَنَرَىٰهَا فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    veḳâle nisvetün fi-lmedîneti-mraetü-l`azîzi türâvidü fetâhâ `an nefsih. ḳad şegafehâ ḥubbâ. innâ lenerâhâ fî ḍalâlim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Şehirdeki bazı kadınlar şöyle dedi: "Vezirin karısı hizmetindeki genç ile birlikte olmak istiyormuş! Yusuf'un aşkı onun yüreğini kaplamış. Biz onu gerçekten açık bir sapkınlık içinde görüyoruz."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 30. ayet

  2. Yûsuf suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 31. ayet. فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِنَّ وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَءَاتَتْ كُلَّ وَٰحِدَةٍ مِّنْهُنَّ سِكِّينًا وَقَالَتِ ٱخْرُجْ عَلَيْهِنَّ فَلَمَّا رَأَيْنَهُۥٓ أَكْبَرْنَهُۥ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا هَٰذَا بَشَرًا إِنْ هَٰذَآ إِلَّا مَلَكٌ كَرِيمٌ

    felemmâ semi`at bimekrihinne erselet ileyhinne vea`tedet lehünne müttekeev veâtet külle vâḥidetim minhünne sikkînev veḳâleti-ḫruc `aleyhinn. felemmâ raeynâhü ekbernehû veḳaṭṭa`ne eydiyehünne veḳulne ḥâşe lillâhi mâ hâẕâ beşerâ. in hâẕâ illâ melekün kerîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadın onların dedikodularını duyunca kendilerine haber gönderdi. Onlara mükellef bir sofra hazırladı. Her birine birer bıçak verdi. Sonra Yusuf'a: "Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar onu görünce pek yücelttiler ve (şaşkınlıktan) ellerini kestiler. Dediler ki: "Aman Allah'ım! Bu bir insan değil, bu gerçekten değerli bir melek!"

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 31. ayet

  3. Yûsuf suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 32. ayet. قَالَتْ فَذَٰلِكُنَّ ٱلَّذِى لُمْتُنَّنِى فِيهِ وَلَقَدْ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفْسِهِۦ فَٱسْتَعْصَمَ وَلَئِن لَّمْ يَفْعَلْ مَآ ءَامُرُهُۥ لَيُسْجَنَنَّ وَلَيَكُونًا مِّنَ ٱلصَّٰغِرِينَ

    ḳâlet feẕâlikünne-lleẕî lümtünnenî fîh. veleḳad râvettühû `an nefsihî festa`ṣam. veleil lem yef`al mâ âmüruhû leyüscenenne veleyekûnem mine-ṣṣâgirîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kadın dedi ki: "Kendisi yüzünden beni kınadığınız kişi işte bu! Ben onunla birlikte olmak istedim; ama o hep kendini korudu dipnot 1 . Yine de ondan istediğimi yapmazsa kesinlikle hapse atılacak ve küçük düşenlerden olacak."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kadının Yusuf için 'kendini korudu' demesi, kendisinin de yaptığı şeyin sakınılması gereken bir eylem olduğunu bildiğini gösterir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 32. ayet

  4. Yûsuf suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 33. ayet. قَالَ رَبِّ ٱلسِّجْنُ أَحَبُّ إِلَىَّ مِمَّا يَدْعُونَنِىٓ إِلَيْهِ وَإِلَّا تَصْرِفْ عَنِّى كَيْدَهُنَّ أَصْبُ إِلَيْهِنَّ وَأَكُن مِّنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

    ḳâle rabbi-ssicnü eḥabbü ileyye mimmâ yed`ûnenî ileyh. veillâ taṣrif `annî keydehünne aṣbü ileyhinne veeküm mine-lcâhilîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf dedi ki: "Rabbim! Hapis benim için bunların beni çağırdıkları şeyden daha iyidir. Onların oyununu benden uzaklaştırmazsan onlara kapılırım ve cahillik edenlerden dipnot 1 olurum."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen (جَهَالَةٍ) 'cehalet'in Türkçesi "cahillik" veya "cahillik etmek"tir. Cahillik, bilmemek; cahillik etmek de kendini tutamayıp yanlış iş yapmaktır. Züleyha ve diğer kadınların onu elde etmeye çalışmaları karşısında Yusuf aleyhisselamın söylediği sözler, cahillik etmekten korktuğunu göstermektedir. Çünkü o, kendine hakim olamamaktan korkmaktadır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 33. ayet

  5. Yûsuf suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 34. ayet. فَٱسْتَجَابَ لَهُۥ رَبُّهُۥ فَصَرَفَ عَنْهُ كَيْدَهُنَّ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    festecâbe lehû rabbühû feṣarafe `anhü keydehünn. innehû hüve-ssemî`u-l`alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunun üzerine Rabbi duasını kabul etti de kadınların oyununu ondan savdı; çünkü o, daima dinleyen ve bilendir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 34. ayet

  6. Yûsuf suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 35. ayet. ثُمَّ بَدَا لَهُم مِّنۢ بَعْدِ مَا رَأَوُا۟ ٱلْـَٔايَٰتِ لَيَسْجُنُنَّهُۥ حَتَّىٰ حِينٍ

    ŝümme bedâ lehüm mim ba`di mâ raevu-l'âyâti leyescününnehû ḥattâ ḥîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bütün delilleri gördükten sonra yine de Yusuf'u bir süre için hapse atmaları görüşü öne çıktı.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 35. ayet

Zindan arkadaşları 36–42

  1. Yûsuf suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 36. ayet. وَدَخَلَ مَعَهُ ٱلسِّجْنَ فَتَيَانِ قَالَ أَحَدُهُمَآ إِنِّىٓ أَرَىٰنِىٓ أَعْصِرُ خَمْرًا وَقَالَ ٱلْـَٔاخَرُ إِنِّىٓ أَرَىٰنِىٓ أَحْمِلُ فَوْقَ رَأْسِى خُبْزًا تَأْكُلُ ٱلطَّيْرُ مِنْهُ نَبِّئْنَا بِتَأْوِيلِهِۦٓ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    vedeḫale me`ahü-ssicne feteyân. ḳâle eḥadühümâ innî erânî a`ṣiru ḫamrâ. veḳâle-l'âḫaru innî erânî aḥmilü fevḳa ra'sî ḫubzen te'külu-ṭṭayru minh. nebbi'nâ bite'vîlih. innâ nerâke mine-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf'la birlikte iki genç daha hapse girmişti. Onlardan biri "Ben (rüyamda) kendimi içki (yapmak için bir şeyler) sıkarken görüyorum." diğeri de "Ben de kendimi başımın üstünde kuşların yiyip durduğu bir ekmek taşırken görüyorum." dedi. "(Lütfen) Bize bunun yorumunu söyleyiver. Seni (başkalarına) iyilik yapan kimselerden biri olarak görüyoruz dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hapishanedeki gençlerin rüyaları Tevrat'ta da anlatılmaktadır (Yaratılış, 40:1-23).

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 36. ayet

  2. Yûsuf suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 37. ayet. قَالَ لَا يَأْتِيكُمَا طَعَامٌ تُرْزَقَانِهِۦٓ إِلَّا نَبَّأْتُكُمَا بِتَأْوِيلِهِۦ قَبْلَ أَن يَأْتِيَكُمَا ذَٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنِى رَبِّىٓ إِنِّى تَرَكْتُ مِلَّةَ قَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ

    ḳâle lâ ye'tîkümâ ṭa`âmün türzeḳânihî illâ nebbe'tükümâ bite'vîlihî ḳable ey ye'tiyekümâ. ẕâlikümâ mimmâ `allemenî rabbî. innî teraktü millete ḳavmil lâ yü'minûne billâhi vehüm bil'âḫirati hüm kâfirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf dedi ki: "Size verilecek yemek yanınıza gelmeden önce ikinizin de rüyasının yorumunu size mutlaka söyleyeceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir dipnot 1 . Ben Allah'a inanıp güvenmeyen ve ahireti yok sayan bir topluluğun dini yaşama biçimini terk ettim.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 37. ayet

  3. Yûsuf suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 38. ayet. وَٱتَّبَعْتُ مِلَّةَ ءَابَآءِىٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ مَا كَانَ لَنَآ أَن نُّشْرِكَ بِٱللَّهِ مِن شَىْءٍ ذَٰلِكَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ عَلَيْنَا وَعَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ

    vetteba`tü millete âbâî ibrâhîme veisḥâḳa veya`ḳûb. mâ kâne lenâ en nüşrike billâhi min şey'. ẕâlike min faḍli-llâhi `aleynâ ve`ale-nnâsi velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yeşkürûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ben atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dini yaşama biçimine uydum dipnot 1 . Bizim hiçbir şeyi Allah'a ortak koşmaya hakkımız yoktur dipnot 2 . Bu, Allah'ın bize ve bütün insanlara olan lütfudur; ama insanların çoğu şükretmiyor /görevlerini yerine getirmiyorlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Yusuf aleyhisselamın babasından ayrılmadan önce doğru bir dini eğitim almış olduğunu gösterir (Bakara 2/132).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 38. ayet

  4. Yûsuf suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 39. ayet. يَٰصَٰحِبَىِ ٱلسِّجْنِ ءَأَرْبَابٌ مُّتَفَرِّقُونَ خَيْرٌ أَمِ ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ

    yâ ṣâḥibeyi-ssicni eerbâbüm müteferriḳûne ḫayrun emi-llâhü-lvâḥidü-lḳahhâr.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 39. ayet

  5. Yûsuf suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 40. ayet. مَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِهِۦٓ إِلَّآ أَسْمَآءً سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ أَمَرَ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّآ إِيَّاهُ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلْقَيِّمُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    mâ ta`büdûne min dûnihî illâ esmâen semmeytümûhâ entüm veâbâüküm mâ enzele-llâhü bihâ min sülṭân. ini-lḥukmü illâ lillâh. emera ellâ ta`büdû illâ iyyâh. ẕâlike-ddînü-lḳayyimü velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah ile aranıza koyup kulluk ettikleriniz; Allah'ın hakkında hiçbir delil indirmediği, sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlerden ibarettir dipnot 1 . Hüküm, yalnızca Allah'ındır. O, sadece kendisine kulluk etmenizi emretmiştir. Dosdoğru din de işte budur. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada isim, bir şeyi tanımlayan, neye yaradığını gösteren ve akılda tutmaya yarayan sözdür (Müfredat). Yusuf aleyhisselamın sözünü ettiği kişiler kendileri için bir takım tanrılar tanımlamış, özelliklerini kendileri uydurmuşlardır. Hud Aleyhisselam'ın kavmi olan Ad (A'raf 7/71) ve Mekkeli müşrikler de benzer tanrılar oluşturmuş (Necm 53/19-23) ve onlara tapmışlardır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 40. ayet

  6. Yûsuf suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 41. ayet. يَٰصَٰحِبَىِ ٱلسِّجْنِ أَمَّآ أَحَدُكُمَا فَيَسْقِى رَبَّهُۥ خَمْرًا وَأَمَّا ٱلْـَٔاخَرُ فَيُصْلَبُ فَتَأْكُلُ ٱلطَّيْرُ مِن رَّأْسِهِۦ قُضِىَ ٱلْأَمْرُ ٱلَّذِى فِيهِ تَسْتَفْتِيَانِ

    yâ ṣâḥibeyi-ssicni emmâ eḥadükümâ feyesḳî rabbehû ḫamrâ. veemme-l'âḫaru feyuṣlebü fete'külu-ṭṭayru mir ra'sih. ḳuḍiye-l'emru-lleẕî fîhi testeftiyân.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey hapishane arkadaşlarım! Biriniz efendisine dipnot 1 içki sunacak, diğeriniz ise asılacak, kuşlar da başından yiyecek. Görüş istediğiniz konuda (Allah tarafından) bu karar verilmiş."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Efendi" olarak tercüme edilen kelime "rab"tir. Rab kelimesinin Türkçe karşılığı "sahip"tir. Evin sahibine rabb'ud-dar = evin rabbi (Müfredat), sermaye sahibine de rabb'ül-mal = sermayenin rabbi denir. Bu ve sonraki ayette "efendi" anlamında kullanıldığı gibi, Yusuf 12/50. ayette de rab kelimesi önce kral için "efendi" anlamında, daha sonra da "Allah" için "sahip" anlamında kullanılmıştır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 41. ayet

  7. Yûsuf suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 42. ayet. وَقَالَ لِلَّذِى ظَنَّ أَنَّهُۥ نَاجٍ مِّنْهُمَا ٱذْكُرْنِى عِندَ رَبِّكَ فَأَنسَىٰهُ ٱلشَّيْطَٰنُ ذِكْرَ رَبِّهِۦ فَلَبِثَ فِى ٱلسِّجْنِ بِضْعَ سِنِينَ

    veḳâle lilleẕî żanne ennehû nâcim minhüme-ẕkürnî `inde rabbik. feensâhü-şşeyṭânü ẕikra rabbihî felebiŝe fi-ssicni biḍ`a sinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf onlardan, kurtulacağını düşündüğü kişiye: "Efendinin yanında benden bahset." dedi. Fakat Şeytan ona efendisine bahsetmeyi unutturdu da Yusuf hapiste birkaç yıl daha kaldı dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevrat'ta baş saki olarak tanıtılan bu kişiye Yusuf Aleyhisselam'ın şöyle söylediği ifade edilmektedir: "İşler senin için iyi gittiği zaman, beni de kendinle hatırla. Lütfen bana bir iyilik yap ve Paro'ya (krala) benden bahset. Belki beni bu yerden çıkarabilirsin." (Yaratılış, 40:14) "Ancak baş saki, Yusuf'u hatırlamadı ve onu unuttu." (Yaratılış, 40:23) Yahudi inancına göre Yusuf Aleyhisselam Allah yerine baş sakiye güvendiği için on yıldır tutulduğu hapishanede iki yıl daha kalmıştır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 42. ayet

Kralın rüyası ve yorumu 43–49

  1. Yûsuf suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 43. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلِكُ إِنِّىٓ أَرَىٰ سَبْعَ بَقَرَٰتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعَ سُنۢبُلَٰتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَٰتٍ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَأُ أَفْتُونِى فِى رُءْيَٰىَ إِن كُنتُمْ لِلرُّءْيَا تَعْبُرُونَ

    veḳâle-lmelikü innî erâ seb`a beḳarâtin simâniy ye'külühünne seb`un `icâfüv veseb`a sümbülâtin ḫuḍriv veüḫarâ yâbisât. yâ eyyühe-lmeleü eftûnî fî ru'yâye in küntüm lirru'yâ ta`bürûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir gün kral dedi ki: "Ben rüyamda yedi zayıf ineğin yediği yedi besili inek ve bir de yedi yeşil başak ve başka kuru başaklar görüyorum. Ey ileri gelenler! Rüya tabirini biliyorsanız benim rüyam hakkında bana bir açıklama yapın."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 43. ayet

  2. Yûsuf suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 44. ayet. قَالُوٓا۟ أَضْغَٰثُ أَحْلَٰمٍ وَمَا نَحْنُ بِتَأْوِيلِ ٱلْأَحْلَٰمِ بِعَٰلِمِينَ

    ḳâlû aḍgâŝü aḥlâm. vemâ naḥnü bite'vîli-l'aḥlâmi bi`âlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "(Bunlar) Karmakarışık düşler... Biz bu düşlerin yorumunu bilen kişiler değiliz."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 44. ayet

  3. Yûsuf suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 45. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِى نَجَا مِنْهُمَا وَٱدَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَا۠ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِۦ فَأَرْسِلُونِ

    veḳâle-lleẕî necâ minhümâ veddekera ba`de ümmetin ene ünebbiüküm bite'vîlihî feersilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf'un iki hapishane arkadaşından, kurtulmuş olanı, uzunca bir süreden sonra Yusuf'u hatırladı ve dedi ki: "Ben size bu rüyanın yorumunu söyleyebilirim; o yüzden beni (hapishaneye) gönderin."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 45. ayet

  4. Yûsuf suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 46. ayet. يُوسُفُ أَيُّهَا ٱلصِّدِّيقُ أَفْتِنَا فِى سَبْعِ بَقَرَٰتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنۢبُلَٰتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَٰتٍ لَّعَلِّىٓ أَرْجِعُ إِلَى ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ

    yûsüfü eyyühe-ṣṣiddîḳu eftinâ fî seb`i beḳarâtin simâniy ye'külühünne seb`un `icâfüv veseb`i sümbülâtin ḫuḍriv veüḫarâ yâbisâtil le`allî erci`u ile-nnâsi le`allehüm ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Hapishaneye geldi ve dedi ki:) "Yusuf! Ey özü sözü doğru kişi! Yedi zayıf ineğin yediği yedi besili inek ve bir de yedi yeşil başak ve başka kuru başakların görüldüğü bir rüya hakkında bize bir açıklama yap da o insanlara dönebileyim; belki onlar (senin değerini) bilirler."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 46. ayet

  5. Yûsuf suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 47. ayet. قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِى سُنۢبُلِهِۦٓ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّا تَأْكُلُونَ

    ḳâle tezra`ûne seb`a sinîne deebâ. femâ ḥaṣattüm feẕerûhü fî sümbülihî illâ ḳalîlem mimmâ te'külûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf dedi ki: "Peşpeşe yedi yıl ekip biçeceksiniz. Hasat ettiklerinizden, yiyeceğiniz az bir miktar dışındakini başağında bırakın.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 47. ayet

  6. Yûsuf suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 48. ayet. ثُمَّ يَأْتِى مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّا تُحْصِنُونَ

    ŝümme ye'tî mim ba`di ẕâlike seb`un şidâdüy ye'külne mâ ḳaddemtüm lehünne illâ ḳalîlem mimmâ tuḥṣinûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra bunun ardından, sakladığınız az bir kısım dışında önceden biriktirdiğiniz her şeyi yiyip tüketecek pek sıkıntılı yedi yıl gelecek.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 48. ayet

  7. Yûsuf suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 49. ayet. ثُمَّ يَأْتِى مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ ٱلنَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ

    ŝümme ye'tî mim ba`di ẕâlike `âmün fîhi yügâŝü-nnâsü vefîhi ya`ṣirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra bunun da ardından, insanların bol yağmura kavuşturulduğu, (ürünleri) sıkıp (hayvanları) sağacakları bir yıl gelecek."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 49. ayet

Suçsuzluğun ortaya çıkması ve hazinelerin başına geçiş 50–57

  1. Yûsuf suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 50. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلِكُ ٱئْتُونِى بِهِۦ فَلَمَّا جَآءَهُ ٱلرَّسُولُ قَالَ ٱرْجِعْ إِلَىٰ رَبِّكَ فَسْـَٔلْهُ مَا بَالُ ٱلنِّسْوَةِ ٱلَّٰتِى قَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ إِنَّ رَبِّى بِكَيْدِهِنَّ عَلِيمٌ

    veḳâle-lmelikü-'tûnî bih. felemmâ câehü-rrasûlü ḳâle-rci` ilâ rabbike fes'elhü mâ bâlü-nnisveti-llâtî ḳaṭṭa`ne eydiyehünn. inne rabbî bikeydihinne `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Kral dedi ki: "Onu bana getirin!" Elçi dipnot 1 , Yusuf'un yanına gelince (Yusuf) şunları söyledi: "Efendine dön de sor bakalım, ellerini kesen o kadınların derdi neymiş? Benim Rabbim onların oyunlarını iyi bilir dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebi kelimesi Kur'an'da, Allah'ın seçip risaletle ilgili vahiy verdiği ve bu vahyi tebliğ etmekle görevlendirdiği kişiler için kullanılırken resul kelimesi böyle değildir. Resul "elçi" anlamındadır. Bu, risaletle ilgili olabildiği gibi insani ilişkiler bağlamında birinin birine gönderdiği kişi anlamında da kullanılır. Bu ayette geçen resul kelimesi risaletle ilgili olmayıp kralın Yusuf'a gönderdiği elçi anlamındadır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 50. ayet

  2. Yûsuf suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 51. ayet. قَالَ مَا خَطْبُكُنَّ إِذْ رَٰوَدتُّنَّ يُوسُفَ عَن نَّفْسِهِۦ قُلْنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا عَلِمْنَا عَلَيْهِ مِن سُوٓءٍ قَالَتِ ٱمْرَأَتُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْـَٰٔنَ حَصْحَصَ ٱلْحَقُّ أَنَا۠ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفْسِهِۦ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    ḳâle mâ ḫaṭbükünne iẕ râvettünne yûsüfe `an nefsih. ḳulne ḥâşe lillâhi mâ `alimnâ `aleyhi min sû'. ḳâleti-mraetü-l`azîzi-l'âne ḥaṣḥaṣa-lḥaḳḳ. ene râvettühû `an nefsihî veinnehû lemine-ṣṣâdiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kral o kadınlara dedi ki: "Yusuf'la birlikte olmak istediğinizde ne olmuştu?" Kadınlar: "(Yanlış bir şey söylemekten) Allah korusun! Biz ondan hiçbir kötülük görmedik" dediler. Vezirin karısı da şöyle dedi: "İşte şimdi bütün gerçek ortaya çıktı. Onunla birlikte olmayı ben istedim. O ise gerçekten doğru söyleyenlerdendir dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 51. ayet

  3. Yûsuf suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 52. ayet. ذَٰلِكَ لِيَعْلَمَ أَنِّى لَمْ أَخُنْهُ بِٱلْغَيْبِ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى كَيْدَ ٱلْخَآئِنِينَ

    ẕâlike liya`leme ennî lem eḫunhü bilgaybi veenne-llâhe lâ yehdî keyde-lḫâinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Yusuf elçiye şunları da demişti:) "Böyle bir talepte bulunmaktan maksadım şudur: O (kadının kocası) bilsin ki yokluğunda ona hainlik etmediğim gibi Allah da hainlerin oyununu hedefine ulaştırmaz.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 52. ayet

  4. Buradan itibaren cüz 13

    Yûsuf suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 53. ayet. وَمَآ أُبَرِّئُ نَفْسِىٓ إِنَّ ٱلنَّفْسَ لَأَمَّارَةٌۢ بِٱلسُّوٓءِ إِلَّا مَا رَحِمَ رَبِّىٓ إِنَّ رَبِّى غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    vemâ überriü nefsî. inne-nnefse leemmâratüm bissûi illâ mâ raḥime rabbî. inne rabbî gafûrur raḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    (Böyle yapmakla) Ben kendi nefsimi de aklamıyorum; çünkü nefis -Rabbimin ikram edip uyardığı zaman hariç dipnot 1 - sürekli kötülüğü emreder durur dipnot 2 . Rabbim çok bağışlayan ve ikramı bol olandır."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette yer alan (ما رحم ربي) cümlesindeki ma (ما), fiile mastar ve zaman anlamı veren "ma-i mastariyye-i tevkitiyye" olduğu için ayete "Rabbimin ikram edip uyardığı zaman" şeklinde anlam verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 53. ayet

  5. Yûsuf suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 54. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلِكُ ٱئْتُونِى بِهِۦٓ أَسْتَخْلِصْهُ لِنَفْسِى فَلَمَّا كَلَّمَهُۥ قَالَ إِنَّكَ ٱلْيَوْمَ لَدَيْنَا مَكِينٌ أَمِينٌ

    veḳâle-lmelikü-'tûnî bihî estaḫliṣhü linefsî. felemmâ kellemehû ḳâle inneke-lyevme ledeynâ mekînün emîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kral dedi ki: "Yusuf'u bana getirin; onu has adamım yapayım." Onunla görüşünce de "Bugünden itibaren sen bizim yanımızda itibarlı ve güvenilir bir kişisin." dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 54. ayet

  6. Yûsuf suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 55. ayet. قَالَ ٱجْعَلْنِى عَلَىٰ خَزَآئِنِ ٱلْأَرْضِ إِنِّى حَفِيظٌ عَلِيمٌ

    ḳâle-c`alnî `alâ ḫazâini-l'arḍ. innî ḥafîżun `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf da şöyle dedi: "Beni bu toprakların hazinelerinin başına getir. Ben onları iyi korurum, (bu konuda) bilgiliyim."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 55. ayet

  7. Yûsuf suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 56. ayet. وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ يَتَبَوَّأُ مِنْهَا حَيْثُ يَشَآءُ نُصِيبُ بِرَحْمَتِنَا مَن نَّشَآءُ وَلَا نُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    vekeẕâlike mekkennâ liyûsüfe fi-l'arḍ. yetebevveü minhâ ḥayŝü yeşâ'. nüṣîbü biraḥmetinâ men neşâü velâ nüḍî`u ecra-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Böylece ona, o topraklarda iyi bir makam verdik. İstediği her yerde, yetkisini kullanabiliyordu dipnot 1 . Biz ikramımızı, gerek gördüğümüz kişiye yaparız. Güzel davrananların ödülünü zayi etmeyiz dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Önceki ayette (Yusuf 12/55) Yusuf aleyhisselam kraldan kendisini hazinelerin başına geçirmesini istemişti. Bu ayetten anlaşıldığına göre kral onu, her konuda yetkili yapmıştır. Bu surenin 78 ve 88. ayetlerinde ona "aziz" denmesinin sebebi budur. Bu ayetler Tevrat'taki şu pasajları tasdik eder: "Sarayımın yönetimini sana vereceğim. Bütün halkım buyruklarına uyacak. Tahttan başka senden üstünlüğüm olmayacak. Seni bütün Mısır'a yönetici atıyorum." "Firavun Yusuf'a, "Firavun benim" dedi, "Ama Mısır'da senden izinsiz kimse elini ayağını oynatmayacak." (Yaratılış 41: 40, 41, 44)
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 56. ayet

  8. Yûsuf suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 57. ayet. وَلَأَجْرُ ٱلْـَٔاخِرَةِ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ

    veleecru-l'âḫirati ḫayrul lilleẕîne âmenû vekânû yetteḳûn.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 57. ayet

Kardeşlerin gelişi ve Bünyâmin şartı 58–68

  1. Yûsuf suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 58. ayet. وَجَآءَ إِخْوَةُ يُوسُفَ فَدَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَعَرَفَهُمْ وَهُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ

    vecâe iḫvetü yûsüfe fedeḫalû `aleyhi fe`arafehüm vehüm lehû münkirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Sonra bir gün) Yusuf'un kardeşleri geldi ve onun huzuruna çıktılar. Yusuf onları hemen tanıdı; ama onlar Yusuf'u tanımıyorlardı.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 58. ayet

  2. Yûsuf suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 59. ayet. وَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمْ قَالَ ٱئْتُونِى بِأَخٍ لَّكُم مِّنْ أَبِيكُمْ أَلَا تَرَوْنَ أَنِّىٓ أُوفِى ٱلْكَيْلَ وَأَنَا۠ خَيْرُ ٱلْمُنزِلِينَ

    velemmâ cehhezehüm bicehâzihim ḳâle-'tûnî bieḫil leküm min ebîküm. elâ teravne ennî ûfi-lkeyle veenâ ḫayru-lmünzilîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf (kardeşlerinin) yol hazırlıklarını yaptırdığında dedi ki: "Bir dahaki sefere bana, baba-bir erkek kardeşinizi dipnot 1 de getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam yapıyorum ve misafirperverlerin en iyisiyim!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yusuf'un ve küçük kardeşi Bünyamin'in annesi aynı, diğerlerinin anneleri farklıdır (Yusuf 12/8).

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 59. ayet

  3. Yûsuf suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 60. ayet. فَإِن لَّمْ تَأْتُونِى بِهِۦ فَلَا كَيْلَ لَكُمْ عِندِى وَلَا تَقْرَبُونِ

    feil lem te'tûnî bihî felâ keyle leküm `indî velâ taḳrabûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onu bana getirmezseniz (bilin ki) bende size verilecek bir ölçek bile erzak yoktur, yanıma da yaklaşmayın!"

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 60. ayet

  4. Yûsuf suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 61. ayet. قَالُوا۟ سَنُرَٰوِدُ عَنْهُ أَبَاهُ وَإِنَّا لَفَٰعِلُونَ

    ḳâlû senürâvidü `anhü ebâhü veinnâ lefâ`ilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Onu getirmek için babasını ikna etmeye çalışacağız. Biz bunu kesinlikle yapacağız."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 61. ayet

  5. Yûsuf suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 62. ayet. وَقَالَ لِفِتْيَٰنِهِ ٱجْعَلُوا۟ بِضَٰعَتَهُمْ فِى رِحَالِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَعْرِفُونَهَآ إِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    veḳâle lifityânihi-c`alû biḍâ`atehüm fî riḥâlihim le`allehüm ya`rifûnehâ iẕe-nḳalebû ilâ ehlihim le`allehüm yerci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf, emrindeki gençlere dedi ki: "Onların sermayelerini yüklerinin içine koyun. Ailelerine dönünce belki onun kendi sermayeleri olduğunu anlarlar da tekrar gelirler."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 62. ayet

  6. Yûsuf suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 63. ayet. فَلَمَّا رَجَعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَبِيهِمْ قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مُنِعَ مِنَّا ٱلْكَيْلُ فَأَرْسِلْ مَعَنَآ أَخَانَا نَكْتَلْ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ

    felemmâ race`û ilâ ebîhim ḳâlû yâ ebânâ müni`a minne-lkeylü feersil me`anâ eḫânâ nektel veinnâ lehû leḥâfiżûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Babalarının yanına dönünce dediler ki: "Baba! (Kardeşimizi götürmedikçe) Bize erzak verilmesi yasaklandı. Bu yüzden kardeşimizi bizimle gönder ki erzak alalım. Biz onu (kardeşimizi) kesinlikle koruyacağız."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 63. ayet

  7. Yûsuf suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 64. ayet. قَالَ هَلْ ءَامَنُكُمْ عَلَيْهِ إِلَّا كَمَآ أَمِنتُكُمْ عَلَىٰٓ أَخِيهِ مِن قَبْلُ فَٱللَّهُ خَيْرٌ حَٰفِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    ḳâle hel âmenüküm `aleyhi illâ kemâ emintüküm `alâ eḫîhi min ḳabl. fellâhü ḫayrun ḥâfiżâ. vehüve erḥamü-rrâḥimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yakup dedi ki: "Daha önce kardeşi hakkında size ne kadar güvendiysem bunun hakkında da ancak o kadar güvenirim dipnot 1 . Fakat her halükarda Allah en iyi koruyandır. O, merhametlilerin en merhametlisidir."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 64. ayet

  8. Yûsuf suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 65. ayet. وَلَمَّا فَتَحُوا۟ مَتَٰعَهُمْ وَجَدُوا۟ بِضَٰعَتَهُمْ رُدَّتْ إِلَيْهِمْ قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مَا نَبْغِى هَٰذِهِۦ بِضَٰعَتُنَا رُدَّتْ إِلَيْنَا وَنَمِيرُ أَهْلَنَا وَنَحْفَظُ أَخَانَا وَنَزْدَادُ كَيْلَ بَعِيرٍ ذَٰلِكَ كَيْلٌ يَسِيرٌ

    velemmâ feteḥû metâ`ahüm vecedû biḍâ`atehüm ruddet ileyhim. ḳâlû yâ ebânâ mâ nebgî. hâẕihî biḍâ`atünâ ruddet ileynâ. venemîru ehlenâ venaḥfeżu eḫânâ venezdâdü keyle be`îr. ẕâlike keylüy yesîr.

    Süleymaniye Vakfı

    Eşyalarını açınca sermayelerinin kendilerine iade edildiğini gördüler. Dediler ki: "Baba! Daha ne isteriz; bu bizim sermayemiz, bize iade edilmiş! (Kardeşimizi bizimle gönderirsen) Ailemize yiyecek alırız, kardeşimizi koruruz, bir deve yükü erzak da fazla alırız. Bu erzak bize azdır."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 65. ayet

  9. Yûsuf suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 66. ayet. قَالَ لَنْ أُرْسِلَهُۥ مَعَكُمْ حَتَّىٰ تُؤْتُونِ مَوْثِقًا مِّنَ ٱللَّهِ لَتَأْتُنَّنِى بِهِۦٓ إِلَّآ أَن يُحَاطَ بِكُمْ فَلَمَّآ ءَاتَوْهُ مَوْثِقَهُمْ قَالَ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَا نَقُولُ وَكِيلٌ

    ḳâle len ürsilehû me`aküm ḥattâ tü'tûni mevŝiḳam mine-llâhi lete'tünnenî bihî illâ ey yüḥâṭa biküm. felemmâ âtevhü mevŝiḳahüm ḳâle-llâhü `alâ mâ neḳûlü vekîl.

    Süleymaniye Vakfı

    Yakup dedi ki: "Hepinizin başına bir şey gelmesi durumu hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah'ın adıyla sağlam bir söz vermediğiniz sürece onu sizinle asla göndermem." Ona sağlam söz verdiklerinde "Allah, söylediklerimizin tek güvencesidir." dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 66. ayet

  10. Yûsuf suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 67. ayet. وَقَالَ يَٰبَنِىَّ لَا تَدْخُلُوا۟ مِنۢ بَابٍ وَٰحِدٍ وَٱدْخُلُوا۟ مِنْ أَبْوَٰبٍ مُّتَفَرِّقَةٍ وَمَآ أُغْنِى عَنكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَعَلَيْهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُتَوَكِّلُونَ

    veḳâle yâ benîye lâ tedḫulû mim bâbiv vâḥidiv vedḫulû min ebvâbim müteferriḳah. vemâ ugnî `anküm mine-llâhi min şey'. ini-lḥukmü illâ lillâh. `aleyhi tevekkelt. ve`aleyhi felyetevekkeli-lmütevekkilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir de şöyle dedi: "Oğullarım! (Şehre) Hepiniz tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Gerçi ben size Allah'tan gelecek hiçbir şeye engel olamam. Hüküm sadece Allah'a aittir. Ben, yalnızca ona güvenip dayandım. Birine güvenip dayanacak olanlar da yalnızca ona güvenip dayansınlar."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 67. ayet

  11. Yûsuf suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 68. ayet. وَلَمَّا دَخَلُوا۟ مِنْ حَيْثُ أَمَرَهُمْ أَبُوهُم مَّا كَانَ يُغْنِى عَنْهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ إِلَّا حَاجَةً فِى نَفْسِ يَعْقُوبَ قَضَىٰهَا وَإِنَّهُۥ لَذُو عِلْمٍ لِّمَا عَلَّمْنَٰهُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    velemmâ deḫalû min ḥayŝü emerahüm ebûhüm. mâ kâne yugnî `anhüm mine-llâhi min şey'in illâ ḥâceten fî nefsi ya`ḳûbe ḳaḍâhâ. veinnehû leẕû `ilmil limâ `allemnâhü velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar babalarının istediği yerlerden şehre girdiklerinde (gerçekten de) bu, Allah'tan gelen hiçbir şeyi onlardan engelleyecek değildi; fakat Yakub'un içindeki bir isteği yerine getirmiş oldu. O, kendisine öğrettiğimiz şeylerden ötürü ilim sahibiydi. Ama insanların çoğu bunu bilmezler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 68. ayet

Su kabı ve hırsızlık iddiası 69–79

  1. Yûsuf suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 69. ayet. وَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَىٰ يُوسُفَ ءَاوَىٰٓ إِلَيْهِ أَخَاهُ قَالَ إِنِّىٓ أَنَا۠ أَخُوكَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    velemmâ deḫalû `alâ yûsüfe âvâ ileyhi eḫâhü ḳâle innî ene eḫûke felâ tebteis bimâ kânû ya`melûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf'un huzuruna çıktıklarında, Yusuf kardeşini dipnot 1 bağrına bastı. (Ona gizlice) "Ben gerçekten senin kardeşinim. Artık onların yaptıklarından dolayı canını sıkma!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ana-baba bir kardeşi olan Bünyamin'i.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 69. ayet

  2. Yûsuf suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 70. ayet. فَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمْ جَعَلَ ٱلسِّقَايَةَ فِى رَحْلِ أَخِيهِ ثُمَّ أَذَّنَ مُؤَذِّنٌ أَيَّتُهَا ٱلْعِيرُ إِنَّكُمْ لَسَٰرِقُونَ

    felemmâ cehhezehüm bicehâzihim ce`ale-ssiḳâyete fî raḥli eḫîhi ŝümme eẕẕene müeẕẕinün eyyetühe-l`îru inneküm lesâriḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf, onların yol hazırlıklarını yaptırdığında su tasını kardeşinin yükünün içine koydu. Daha sonra bir tellal yüksek sesle: "Ey kervancılar! Siz, hırsızsınız hırsız!" diye bağırdı.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 70. ayet

  3. Yûsuf suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 71. ayet. قَالُوا۟ وَأَقْبَلُوا۟ عَلَيْهِم مَّاذَا تَفْقِدُونَ

    ḳâlû veaḳbelû `aleyhim mâẕâ tefḳidûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar, onlara dönerek: "Neyinizi kaybetmiş durumdasınız?" diye sordular.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 71. ayet

  4. Yûsuf suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 72. ayet. قَالُوا۟ نَفْقِدُ صُوَاعَ ٱلْمَلِكِ وَلِمَن جَآءَ بِهِۦ حِمْلُ بَعِيرٍ وَأَنَا۠ بِهِۦ زَعِيمٌ

    ḳâlû nefḳidü ṣuvâ`a-lmeliki velimen câe bihî ḥimlü be`îriv veenâ bihî za`îm.

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Kralın su kabını kaybetmiş durumdayız. Onu getirene bir deve yükü erzak var. (İçlerinden biri dedi ki:) Ben buna kefilim."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 72. ayet

  5. Yûsuf suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 73. ayet. قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدْ عَلِمْتُم مَّا جِئْنَا لِنُفْسِدَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كُنَّا سَٰرِقِينَ

    ḳâlû tellâhi leḳad `alimtüm mâ ci'nâ linüfside fi-l'arḍi vemâ künnâ sâriḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Vallahi, siz de iyi biliyorsunuz ki biz buraya bozgunculuk yapmak için gelmedik. Biz hırsız da değiliz." dediler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 73. ayet

  6. Yûsuf suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 74. ayet. قَالُوا۟ فَمَا جَزَٰٓؤُهُۥٓ إِن كُنتُمْ كَٰذِبِينَ

    ḳâlû femâ cezâühû in küntüm kâẕibîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Görevliler dedi ki: "Peki, ya yalan söyleyen kimselerseniz (sizde) bunun cezası nedir?"

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 74. ayet

  7. Yûsuf suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 75. ayet. قَالُوا۟ جَزَٰٓؤُهُۥ مَن وُجِدَ فِى رَحْلِهِۦ فَهُوَ جَزَٰٓؤُهُۥ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ

    ḳâlû cezâühû mev vucide fî raḥlihî fehüve cezâüh. keẕâlike neczi-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Onun cezası" dediler. "Çalınan mal, kimin yükünde bulunursa bizzat o kişinin kendisi onun cezasıdır dipnot 1 . Biz bu yanlışı yapanları böyle cezalandırırız."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yakup aleyhisselamın şeriatına göre kim hırsızlık yaparsa o kişi, malını çaldığı kişinin kölesi olurdu. Yusuf (a.s.) da kardeşi Bünyamin'i bu yolla alıkoymuştu. Yusuf 12/79. ayet hırsızlığın cezası konusundaki bu bilgiyi pekiştirmektedir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 75. ayet

  8. Yûsuf suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 76. ayet. فَبَدَأَ بِأَوْعِيَتِهِمْ قَبْلَ وِعَآءِ أَخِيهِ ثُمَّ ٱسْتَخْرَجَهَا مِن وِعَآءِ أَخِيهِ كَذَٰلِكَ كِدْنَا لِيُوسُفَ مَا كَانَ لِيَأْخُذَ أَخَاهُ فِى دِينِ ٱلْمَلِكِ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ نَرْفَعُ دَرَجَٰتٍ مَّن نَّشَآءُ وَفَوْقَ كُلِّ ذِى عِلْمٍ عَلِيمٌ

    febedee biev`iyetihim ḳable vi`âi eḫîhi ŝümme-staḫracehâ miv vi`âi eḫîh. keẕâlike kidnâ liyûsüf. mâ kâne liye'ḫuẕe eḫâhü fî dîni-lmeliki illâ ey yeşâe-llâh. nerfe`u deracâtim men neşâ'. vefevḳa külli ẕî `ilmin `alîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunun üzerine Yusuf, kardeşinin çuvalından önce diğerlerinin çuvallarında arama yapmaya başladı. Sonra su tasını kardeşinin çuvalından bulup çıkardı. Biz Yusuf'a böyle bir çözüm yolu gösterdik dipnot 1 . Aksi takdirde kralın kanununa göre Yusuf kardeşini alıkoyamazdı dipnot 2 . Ancak Allah başka bir durum ortaya çıkarırsa dipnot 3 başka. Biz istediğimiz kişinin derecesini kat kat yükseltiriz. Her bilgi sahibinin üstünde bir bilen vardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Keyd (كيد) kelimesi, bir şeyi sağlam bir şekilde çözmeyi ifade eder (Mekayis). Ayrıca bkz. Hac 22/15.
    2. metne dön, dipnot 2
      Rivayetlere göre o dönem yürürlükte olan Mısır ceza kanununa göre hırsızlığın cezası, hırsıza sopa vurmak ve çaldığı malı iki misliyle ödettirmekti.
    3. metne dön, dipnot 3
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 76. ayet

  9. Yûsuf suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 77. ayet. قَالُوٓا۟ إِن يَسْرِقْ فَقَدْ سَرَقَ أَخٌ لَّهُۥ مِن قَبْلُ فَأَسَرَّهَا يُوسُفُ فِى نَفْسِهِۦ وَلَمْ يُبْدِهَا لَهُمْ قَالَ أَنتُمْ شَرٌّ مَّكَانًا وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا تَصِفُونَ

    ḳâlû iy yesriḳ feḳad seraḳa eḫul lehû min ḳabl. feeserrahâ yûsüfü fî nefsihî velem yübdihâ lehüm ḳâle entüm şerrum mekânâ. vellâhü a`lemü bimâ teṣifûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Yusuf'un kardeşleri) Dediler ki: "Bu çalmışsa (ki çalmış olabilir. Çünkü) daha önce onun (ana-baba bir) kardeşi de çalmıştı." Yusuf bunu içine attı, gerçeği onlara açıklamadı. (İçinden) şöyle dedi: "Sizler kötü bir konumdasınız. Allah sizin bu yakıştırmanızın (iftiranızın) iç yüzünü iyi bilir."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 77. ayet

  10. Yûsuf suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 78. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْعَزِيزُ إِنَّ لَهُۥٓ أَبًا شَيْخًا كَبِيرًا فَخُذْ أَحَدَنَا مَكَانَهُۥٓ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    ḳâlû yâ eyyühe-l`azîzü inne lehû eben şeyḫan kebîran feḫuẕ eḥadenâ mekâneh. innâ nerâke mine-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Ey vezir! Onun kocamış ihtiyar bir babası var. Bu yüzden onun yerine bizden birini al. Biz seni gerçekten iyilik yapan kimselerden biri olarak görüyoruz."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 78. ayet

  11. Yûsuf suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 79. ayet. قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ أَن نَّأْخُذَ إِلَّا مَن وَجَدْنَا مَتَٰعَنَا عِندَهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّظَٰلِمُونَ

    ḳâle me`âẕe-llâhi en ne'ḫuẕe illâ mev vecednâ metâ`anâ `indehû innâ iẕel leżâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf dedi ki: "Malımızı yanında bulduğumuz kişiden başkasını alıkoymaktan Allah'a sığınırız! Çünkü biz o zaman kesinlikle haksızlık yapmış oluruz dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, Yusuf aleyhisselama ilham ettiği bu oyun sayesinde, Yusuf'un kardeşlerine, yaptıklarının dengi bir ceza veriyordu (Nahl 16/126). Nitekim babalarının tüm ilgi ve sevgisini kazanmak için Yusuf'u kuyuya atan kardeşleri, bu oyunun sonunda babalarının ilgisini tamamen kaybetmiş oldular. Bu olay Tevrat'ta şöyle geçer: "(Yusuf'un kardeşlerinden Yeuda dedi ki): "Hepimiz efendime köle olmaya hazırız. Hem biz hem de kadeh kimin elinde bulunduysa o." (Yusuf:) "Böyle bir şeyi yapmak bana yakışmaz!" dedi. "Kadeh kimin elinde bulunduysa sadece o benim kölem olacaktır. Diğerleriniz ise selametle babanıza çıkabilirsiniz." (Yaratılış: 44: 16-17.)

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 79. ayet

Kardeşlerin dönüşü ve Ya'kūb'un hüznü 80–87

  1. Yûsuf suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 80. ayet. فَلَمَّا ٱسْتَيْـَٔسُوا۟ مِنْهُ خَلَصُوا۟ نَجِيًّا قَالَ كَبِيرُهُمْ أَلَمْ تَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ أَبَاكُمْ قَدْ أَخَذَ عَلَيْكُم مَّوْثِقًا مِّنَ ٱللَّهِ وَمِن قَبْلُ مَا فَرَّطتُمْ فِى يُوسُفَ فَلَنْ أَبْرَحَ ٱلْأَرْضَ حَتَّىٰ يَأْذَنَ لِىٓ أَبِىٓ أَوْ يَحْكُمَ ٱللَّهُ لِى وَهُوَ خَيْرُ ٱلْحَٰكِمِينَ

    felemme-stey'esû minhü ḫaleṣû neciyyâ. ḳâle kebîruhüm elem ta`lemû enne ebâküm ḳad eḫaẕe `aleyküm mevŝiḳam mine-llâhi vemin ḳablü mâ ferraṭtüm fî yûsüf. felen ebraḥa-l'arḍa ḥattâ ye'ẕene lî ebî ev yaḥküme-llâhü lî. vehüve ḫayru-lḥâkimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ondan umutlarını kesince gizlice konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın sizden Allah adına kesin söz aldığını dipnot 1 ve daha önce Yusuf hakkında işlediğiniz kusuru dipnot 2 bilmiyor musunuz? Bu yüzden ben, babam bana izin verinceye ya da Allah benimle ilgili bir hüküm verinceye dek buradan asla ayrılmayacağım. O, hüküm verenlerin en iyisidir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 80. ayet

  2. Yûsuf suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 81. ayet. ٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَبِيكُمْ فَقُولُوا۟ يَٰٓأَبَانَآ إِنَّ ٱبْنَكَ سَرَقَ وَمَا شَهِدْنَآ إِلَّا بِمَا عَلِمْنَا وَمَا كُنَّا لِلْغَيْبِ حَٰفِظِينَ

    irci`û ilâ ebîküm feḳûlû yâ ebânâ inne-bneke seraḳ. vemâ şehidnâ illâ bimâ `alimnâ vemâ künnâ lilgaybi ḥâfiżîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Siz ise şimdi) Babanızın yanına dönün de şöyle deyin: Baba, oğlun hırsızlık yaptı! Biz sadece bildiğimize şahitlik ederiz. Biz (sana söz verirken) gaybı (bunun böyle olacağını) bilemezdik.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 81. ayet

  3. Yûsuf suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 82. ayet. وَسْـَٔلِ ٱلْقَرْيَةَ ٱلَّتِى كُنَّا فِيهَا وَٱلْعِيرَ ٱلَّتِىٓ أَقْبَلْنَا فِيهَا وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ

    ves'eli-lḳaryete-lletî künnâ fîhâ vel`îra-lletî aḳbelnâ fîhâ. veinnâ leṣâdiḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (İstersen) Orada bulunduğumuz şehrin halkına (Mısır'dakilere) ve birlikte döndüğümüz kervana sor. Biz gerçekten doğru söyleyen kimseleriz."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 82. ayet

  4. Yûsuf suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 83. ayet. قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَأْتِيَنِى بِهِمْ جَمِيعًا إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

    ḳâle bel sevvelet leküm enfüsüküm emrâ. feṣabrun cemîl. `asa-llâhü ey ye'tiyenî bihim cemî`â. innehû hüve-l`alîmü-lḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    (Babalarına dönüp bunları anlattıklarında Yakup) Dedi ki: "Hayır… Nefisleriniz sizi bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen, güzel bir sabırdır dipnot 1 ! Ümit ederim ki Allah onların hepsini (üçünü) birden bana getirir. Çünkü o, daima bilen ve kararları doğru olandır."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 83. ayet

  5. Yûsuf suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 84. ayet. وَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰٓأَسَفَىٰ عَلَىٰ يُوسُفَ وَٱبْيَضَّتْ عَيْنَاهُ مِنَ ٱلْحُزْنِ فَهُوَ كَظِيمٌ

    vetevellâ `anhüm veḳâle yâ esefâ `alâ yûsüfe vebyeḍḍat `aynâhü mine-lḥuzni fehüve keżîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlardan yüz çevirdi ve "Vah Yusuf'um vah!" dedi. Üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık acısını içine gömüyordu.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 84. ayet

  6. Yûsuf suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 85. ayet. قَالُوا۟ تَٱللَّهِ تَفْتَؤُا۟ تَذْكُرُ يُوسُفَ حَتَّىٰ تَكُونَ حَرَضًا أَوْ تَكُونَ مِنَ ٱلْهَٰلِكِينَ

    ḳâlû tellâhi tefteü teẕküru yûsüfe ḥattâ tekûne ḥaraḍan ev tekûne mine-lhâlikîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Vallahi, Yusuf diye diye elden ayaktan düşeceksin ya da ölüp gidenlerden olacaksın."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 85. ayet

  7. Yûsuf suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 86. ayet. قَالَ إِنَّمَآ أَشْكُوا۟ بَثِّى وَحُزْنِىٓ إِلَى ٱللَّهِ وَأَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    ḳâle innemâ eşkû beŝŝî veḥuznî ile-llâhi vea`lemü mine-llâhi mâ lâ ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yakup dedi ki: "Ben içime sığdıramadığım derdimi ve üzüntümü yalnız Allah'a arz ediyorum. (Çünkü) Allah tarafından (bana bildirmesiyle), sizin bilmediklerinizi biliyorum dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yusuf 12/4-6. ayetlerde Yusuf aleyhisselamın gördüğü rüya ve Yakub aleyhisselamın yorumu anlatılmaktadır. O, Yusuf'la tekrar buluşacaklarını bu rüyadan dolayı bilmekteydi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 86. ayet

  8. Yûsuf suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 87. ayet. يَٰبَنِىَّ ٱذْهَبُوا۟ فَتَحَسَّسُوا۟ مِن يُوسُفَ وَأَخِيهِ وَلَا تَا۟يْـَٔسُوا۟ مِن رَّوْحِ ٱللَّهِ إِنَّهُۥ لَا يَا۟يْـَٔسُ مِن رَّوْحِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْكَٰفِرُونَ

    yâ benîye-ẕhebû feteḥassesû miy yûsüfe veeḫîhi velâ tey'esû mir ravḥi-llâh. innehû lâ yey'esü mir ravḥi-llâhi ille-lḳavmü-lkâfirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Oğullarım! Gidin; Yusuf ve kardeşiyle ilgili dikkatlice bilgi toplayın. Allah'ın iyilik ve ikramından da ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah'ın iyilik ve ikramından sadece kafirler topluluğu ümidini keser dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 87. ayet

Tanışma ve gömleğin götürülüşü 88–98

  1. Yûsuf suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 88. ayet. فَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ قَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْعَزِيزُ مَسَّنَا وَأَهْلَنَا ٱلضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَٰعَةٍ مُّزْجَىٰةٍ فَأَوْفِ لَنَا ٱلْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَآ إِنَّ ٱللَّهَ يَجْزِى ٱلْمُتَصَدِّقِينَ

    felemmâ deḫalû `aleyhi ḳâlû yâ eyyühe-l`azîzü messenâ veehlene-ḍḍurru veci'nâ bibiḍâ`atim müzcâtin feevfi lene-lkeyle veteṣaddaḳ `aleynâ. inne-llâhe yeczi-lmüteṣaddiḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar gidip de Yusuf'un huzuruna çıkınca şöyle dediler: "Ey vezir! Bizi ve ailemizi kıtlık sardı. (Bu defa) Az bir sermaye ile geldik. Fakat sen bize yine de erzakımızı tam ver, (fazlasını da) bize sadaka vermiş ol. Allah sadaka verenleri mutlaka ödüllendirir."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 88. ayet

  2. Yûsuf suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 89. ayet. قَالَ هَلْ عَلِمْتُم مَّا فَعَلْتُم بِيُوسُفَ وَأَخِيهِ إِذْ أَنتُمْ جَٰهِلُونَ

    ḳâle hel `alimtüm mâ fe`altüm biyûsüfe veeḫîhi iẕ entüm câhilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yusuf dedi ki: "Siz işin nereye varacağını bilmez bir durumdayken Yusuf'a ve kardeşine yaptıklarınızı (bunun ne kadar kötü olduğunu) bildiniz mi dipnot 1 !"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 89. ayet

  3. Yûsuf suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 90. ayet. قَالُوٓا۟ أَءِنَّكَ لَأَنتَ يُوسُفُ قَالَ أَنَا۠ يُوسُفُ وَهَٰذَآ أَخِى قَدْ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَآ إِنَّهُۥ مَن يَتَّقِ وَيَصْبِرْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    ḳâlû einneke leente yûsüf. ḳâle ene yûsüfü vehâẕâ eḫî. ḳad menne-llâhü `aleynâ. innehû mey yetteḳi veyaṣbir feinne-llâhe lâ yüḍî`u ecra-lmuḥsinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar dediler ki: "Sen… Sen gerçekten Yusuf musun?" "Ben Yusuf'um" dedi. "Bu da benim kardeşim! Allah bize gerçekten iyilikte bulundu. Şüphesiz ki kim kendini yanlışlardan korur ve sabırlı olursa /duruşunu bozmazsa Allah, güzel davrananların ödülünü zayi etmez." dedi dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 90. ayet

  4. Yûsuf suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 91. ayet. قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدْ ءَاثَرَكَ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَإِن كُنَّا لَخَٰطِـِٔينَ

    ḳâlû tellâhi leḳad âŝerake-llâhü `aleynâ vein künnâ leḫâṭiîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Vallahi Allah seni gerçekten bize üstün kılmış. Biz kesinlikle hatalıydık."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 91. ayet

  5. Yûsuf suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 92. ayet. قَالَ لَا تَثْرِيبَ عَلَيْكُمُ ٱلْيَوْمَ يَغْفِرُ ٱللَّهُ لَكُمْ وَهُوَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    ḳâle lâ teŝrîbe `aleykümü-lyevm. yagfiru-llâhü leküm. vehüve erḥamü-rrâḥimîn.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 92. ayet

  6. Yûsuf suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 93. ayet. ٱذْهَبُوا۟ بِقَمِيصِى هَٰذَا فَأَلْقُوهُ عَلَىٰ وَجْهِ أَبِى يَأْتِ بَصِيرًا وَأْتُونِى بِأَهْلِكُمْ أَجْمَعِينَ

    iẕhebû biḳamîṣî hâẕâ feelḳûhü `alâ vechi ebî ye'ti beṣîrâ. ve'tûnî biehliküm ecme`în.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 93. ayet

  7. Yûsuf suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 94. ayet. وَلَمَّا فَصَلَتِ ٱلْعِيرُ قَالَ أَبُوهُمْ إِنِّى لَأَجِدُ رِيحَ يُوسُفَ لَوْلَآ أَن تُفَنِّدُونِ

    velemmâ feṣaleti-l`îru ḳâle ebûhüm innî leecidü rîḥa yûsüfe levlâ en tüfennidûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları (Yakup) dedi ki: "Ben gerçekten Yusuf'un kokusunu alıyorum. Umarım bana bunak demezsiniz!"

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 94. ayet

  8. Yûsuf suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 95. ayet. قَالُوا۟ تَٱللَّهِ إِنَّكَ لَفِى ضَلَٰلِكَ ٱلْقَدِيمِ

    ḳâlû tellâhi inneke lefî ḍalâlike-lḳadîm.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 95. ayet

  9. Yûsuf suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 96. ayet. فَلَمَّآ أَن جَآءَ ٱلْبَشِيرُ أَلْقَىٰهُ عَلَىٰ وَجْهِهِۦ فَٱرْتَدَّ بَصِيرًا قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    felemmâ en câe-lbeşîru elḳâhü `alâ vechihî fertedde beṣîrâ. ḳâle elem eḳul leküm innî a`lemü mine-llâhi mâ lâ ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Müjdeci gelince gömleği Yakub'un yüzüne koydu, o da tekrar görmeye başladı ve dedi ki: "Ben size; Allah tarafından (bana bildirmesiyle) dipnot 1 sizin bilmediklerinizi bilirim, demedim mi! dipnot 2 "

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yusuf 12/4-6. ayetlerde Yusuf aleyhisselamın gördüğü rüya ve Yakub aleyhisselamın yorumu anlatılmaktadır. O, Yusuf'la tekrar buluşacaklarını bu rüyadan dolayı bilmekteydi.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 96. ayet

  10. Yûsuf suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 97. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا ٱسْتَغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَآ إِنَّا كُنَّا خَٰطِـِٔينَ

    ḳâlû yâ ebâne-stagfir lenâ ẕünûbenâ innâ künnâ ḫâṭiîn.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 97. ayet

  11. Yûsuf suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 98. ayet. قَالَ سَوْفَ أَسْتَغْفِرُ لَكُمْ رَبِّىٓ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

    ḳâle sevfe estagfiru leküm rabbî. innehû hüve-lgafûru-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Dedi ki: "Yakında Rabbimden sizin için bağışlanma dileyeceğim. Çünkü o, çokça bağışlayan ve ikramı bol olandır."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 98. ayet

Kavuşma ve Yûsuf'un duası 99–101

  1. Yûsuf suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 99. ayet. فَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَىٰ يُوسُفَ ءَاوَىٰٓ إِلَيْهِ أَبَوَيْهِ وَقَالَ ٱدْخُلُوا۟ مِصْرَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ

    felemmâ deḫalû `alâ yûsüfe âvâ ileyhi ebeveyhi veḳâle-dḫulû miṣra in şâe-llâhü âminîn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Hep birlikte) Yusuf'un yanına vardıklarında, Yusuf, anasını-babasını bağrına bastı ve "İnşaallah hepiniz güven ve huzur içinde Mısır'a girin!" dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 99. ayet

  2. Yûsuf suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 100. ayet. وَرَفَعَ أَبَوَيْهِ عَلَى ٱلْعَرْشِ وَخَرُّوا۟ لَهُۥ سُجَّدًا وَقَالَ يَٰٓأَبَتِ هَٰذَا تَأْوِيلُ رُءْيَٰىَ مِن قَبْلُ قَدْ جَعَلَهَا رَبِّى حَقًّا وَقَدْ أَحْسَنَ بِىٓ إِذْ أَخْرَجَنِى مِنَ ٱلسِّجْنِ وَجَآءَ بِكُم مِّنَ ٱلْبَدْوِ مِنۢ بَعْدِ أَن نَّزَغَ ٱلشَّيْطَٰنُ بَيْنِى وَبَيْنَ إِخْوَتِىٓ إِنَّ رَبِّى لَطِيفٌ لِّمَا يَشَآءُ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

    verafe`a ebeveyhi `ale-l`arşi veḫarrû lehû süccedâ. veḳâle yâ ebeti hâẕâ te'vîlü ru'yâye min ḳabl. ḳad ce`alehâ rabbî ḥaḳḳâ. veḳad aḥsene bî iẕ aḫracenî mine-ssicni vecâe biküm mine-lbedvi mim ba`di en nezega-şşeyṭânü beynî vebeyne iḫvetî. inne rabbî leṭîfül limâ yeşâ'. innehû hüve-l`alîmü-lḥakîm.

    Süleymaniye Vakfı

    Anasını-babasını tahtına çıkartıp oturttu. Hepsi birlikte Yusuf'un önünde secdeye kapandılar dipnot 1 . Yusuf dedi ki: "Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyamın tevili /sonucudur dipnot 2 . Rabbim onu doğru çıkardı. Hem beni hapisten çıkardığı zaman hem de Şeytan, kardeşlerimle aramı bozduktan sonra hepinizi yaşadığınız bölgeden (Kenan'dan) buraya getirdiği zaman Rabbim bana gerçekten ihsanda bulunmuş oldu. Benim Rabbim yapmak istediği işi çok ince bir şekilde ayarlayandır. Çünkü o, daima bilen ve kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Secdenin kök anlamı, eğilme ve boyun eğmedir (Müfredat).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 100. ayet

  3. Yûsuf suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 101. ayet. رَبِّ قَدْ ءَاتَيْتَنِى مِنَ ٱلْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِى مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ فَاطِرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَنتَ وَلِىِّۦ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ تَوَفَّنِى مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّٰلِحِينَ

    rabbi ḳad âteytenî mine-lmülki ve`allemtenî min te'vîli-l'eḥâdîŝ. fâṭira-ssemâvâti vel'arḍi ente veliyyî fi-ddünyâ vel'âḫirah. teveffenî müslimev veelḥiḳnî biṣṣâliḥîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbim! Gerçekten sen bana yönetimden (Mısır yönetiminden) bir pay verdin dipnot 1 , olayların bağlantısını kurmayı (tevilini) öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Dünyada da ahirette de sensin benim velim / en yakınım. Canımı, sana tam teslim olmuş (Müslüman) biri olarak al ve beni iyi kimselerin arasına kat!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 101. ayet

"Bu kıssa gayb haberidir"; akıl sahipleri için ibret 102–111

  1. Yûsuf suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 102. ayet. ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيْكَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ أَجْمَعُوٓا۟ أَمْرَهُمْ وَهُمْ يَمْكُرُونَ

    ẕâlike min embâi-lgaybi nûḥîhi ileyk. vemâ künte ledeyhim iẕ ecme`û emrahüm vehüm yemkürûn.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 102. ayet

  2. Yûsuf suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 103. ayet. وَمَآ أَكْثَرُ ٱلنَّاسِ وَلَوْ حَرَصْتَ بِمُؤْمِنِينَ

    vemâ ekŝeru-nnâsi velev ḥaraṣte bimü'minîn.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 103. ayet

  3. Yûsuf suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 104. ayet. وَمَا تَسْـَٔلُهُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ

    vemâ tes'elühüm `aleyhi min ecr. in hüve illâ ẕikrul lil`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlardan bir ücret de istemiyorsun dipnot 1 . Kur'an, herkes için akılda tutulması gereken bir bilgiden /zikirden dipnot 2 başka bir şey değildir dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat ذكر md.). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder (Ra'd 13/28). Allah'ı zikretmek; onu, kitabını ve yarattığı ayetleri dikkate almak, akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir. İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/209). Kur'an'daki bütün bilgiler doğru olduğu için Allah ona zikir adını vermiştir. (Bkz. Hicr 15/9.)
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 104. ayet

  4. Yûsuf suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 105. ayet. وَكَأَيِّن مِّنْ ءَايَةٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَمُرُّونَ عَلَيْهَا وَهُمْ عَنْهَا مُعْرِضُونَ

    vekeeyyim min âyetin fi-ssemâvâti vel'arḍi yemürrûne `aleyhâ vehüm `anhâ mü`riḍûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Göklerde ve yerde nice ayetler /göstergeler dipnot 1 var ki onlar, o ayetleri görür; ama onlardan yüz çevirerek geçer giderler dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın ayetleri ikiye ayrılır: İlki yaratılmış ayetlerdir, bunlar kainattaki tüm varlıklardır (Casiye 45/3-6). İkincisi indirilmiş ayetlerdir ki onlar ilahi kitaplardadır (Fussilet 41/39, Şura 42/13-14). Yaratılmış ayetler, indirilmiş ayetlerin doğruluğunun göstergesidir; çünkü hem kainatı yaratan hem de onunla ilgili en doğru bilgileri veren Allah'tır. İndirilmiş ve yaratılmış ayetler arasında çelişki olmaz, aksine kopmaz bir bağ vardır. Bilimin uğraş alanı Allah'ın yarattığı ayetlerdir. Bu sahada Allah'ın indirdiği ayetlerden de yararlanılırsa bilimde, hayallerin ötesinde bir gelişme yaşanacaktır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 105. ayet

  5. Yûsuf suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 106. ayet. وَمَا يُؤْمِنُ أَكْثَرُهُم بِٱللَّهِ إِلَّا وَهُم مُّشْرِكُونَ

    vemâ yü'minü ekŝeruhüm billâhi illâ vehüm müşrikûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların çoğu ancak (araya aracı koyup) müşrik olarak Allah'a inanırlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşrikler, Allah'ın varlığını ve birliğini kabul eden; ama onunla kendi aralarına bir başkasını koyup onun aracılığı ile Allah'a yaklaşmaya çalışan, buna rağmen kendilerini mümin sayan kişilerdir (Zümer 39/3). İnsana her şeyden daha yakın olan Allah (Kaf 50/16) ile araya konan her şey, Allah ile ilişkileri koparır ve kişiyi müşrik yapar. Mekkeli müşriklerin Allah'a olan inançlarını anlatan ayetler için bkz: Yunus 10/31, Mu'minun 23/84-89, Ankebut 29/61, Lokman 31/25, Zümer 39/38, Zuhruf 43/9, 87.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 106. ayet

  6. Yûsuf suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 107. ayet. أَفَأَمِنُوٓا۟ أَن تَأْتِيَهُمْ غَٰشِيَةٌ مِّنْ عَذَابِ ٱللَّهِ أَوْ تَأْتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    efeeminû en te'tiyehüm gâşiyetüm min `aẕâbi-llâhi ev te'tiyehümü-ssâ`atü bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 107. ayet

  7. Yûsuf suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 108. ayet. قُلْ هَٰذِهِۦ سَبِيلِىٓ أَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ عَلَىٰ بَصِيرَةٍ أَنَا۠ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِى وَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    ḳul hâẕihî sebîlî ed`û ile-llâhi `alâ beṣîratin ene vemeni-ttebe`anî. vesübḥâne-llâhi vemâ ene mine-lmüşrikîn.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 108. ayet

  8. Yûsuf suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 109. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِم مِّنْ أَهْلِ ٱلْقُرَىٰٓ أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَدَارُ ٱلْـَٔاخِرَةِ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    vemâ erselnâ min ḳablike illâ ricâlen nûḥî ileyhim min ehli-lḳurâ. efelem yesîrû fi-l'arḍi feyenżurû keyfe kâne `âḳibetü-lleẕîne min ḳablihim. veledâru-l'âḫirati ḫayrul lilleẕîne-tteḳav. efelâ ta`ḳilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz senden önce de sadece, kentlerin ahalisinden (seçerek), kendilerine vahyettiğimiz erkekleri elçi olarak gönderdik dipnot 1 . Peki, bunlar hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun ne olduğuna baksınlar dipnot 2 ! Ahiret yurdu yanlışlardan sakınanlar için elbette daha iyidir dipnot 3 . Hiç aklınızı kullanmaz mısınız?

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 109. ayet

  9. Yûsuf suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 110. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا ٱسْتَيْـَٔسَ ٱلرُّسُلُ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ قَدْ كُذِبُوا۟ جَآءَهُمْ نَصْرُنَا فَنُجِّىَ مَن نَّشَآءُ وَلَا يُرَدُّ بَأْسُنَا عَنِ ٱلْقَوْمِ ٱلْمُجْرِمِينَ

    ḥattâ iẕe-stey'ese-rrusülü veżannû ennehüm ḳad küẕibû câehüm naṣrunâ fenücciye men neşâ'. velâ yüraddü be'sünâ `ani-lḳavmi-lmücrimîn.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 110. ayet

  10. Yûsuf suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 111. ayet. لَقَدْ كَانَ فِى قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ مَا كَانَ حَدِيثًا يُفْتَرَىٰ وَلَٰكِن تَصْدِيقَ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ كُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    leḳad kâne fî ḳaṣaṣihim `ibratül liüli-l'elbâb. mâ kâne ḥadîŝey yüfterâ velâkin taṣdîḳa-lleẕî beyne yedeyhi vetefṣîle külli şey'iv vehüdev veraḥmetel liḳavmiy yü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onların kıssalarında aklıselim sahibi olanlar dipnot 1 için ibretler vardır dipnot 2 . Kur'an, uydurulmuş bir söz değildir. Aksine, kendinden öncekilerin tasdiki, her şeyin ayrıntılı açıklaması dipnot 3 , inanıp güvenen bir topluluk için rehber ve ikram olan bir kitaptır dipnot 4 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Aklıselim sahibi olanlar" anlamı verdiğimiz ifade "ulü'l-elbab"dır. Bkz. Bakara 2/179'un dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 111. ayet