Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 154. ayet

Âl-i İmrân suresi, 154. ayet. ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّنۢ بَعْدِ ٱلْغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاسًا يَغْشَىٰ طَآئِفَةً مِّنكُمْ وَطَآئِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِٱللَّهِ غَيْرَ ٱلْحَقِّ ظَنَّ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ ٱلْأَمْرِ مِن شَىْءٍ قُلْ إِنَّ ٱلْأَمْرَ كُلَّهُۥ لِلَّهِ يُخْفُونَ فِىٓ أَنفُسِهِم مَّا لَا يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ ٱلْأَمْرِ شَىْءٌ مَّا قُتِلْنَا هَٰهُنَا قُل لَّوْ كُنتُمْ فِى بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ ٱلَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقَتْلُ إِلَىٰ مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِىَ ٱللَّهُ مَا فِى صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِى قُلُوبِكُمْ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

ŝümme enzele `aleyküm mim ba`di-lgammi emeneten nü`âsey yagşâ ṭâifetem minküm veṭâifetün ḳad ehemmethüm enfüsühüm yeżunnûne billâhi gayra-lḥaḳḳi żanne-lcâhiliyyeh. yeḳûlûne hel lenâ min-l'emri min şey'. ḳul inne-l'emra küllehû lillâh. yuḫfûne fî enfüsihim mâ lâ yübdûne lek. yeḳûlûne lev kâne lenâ mine-l'emri şey'üm mâ ḳutilnâ hâhünâ. ḳul lev küntüm fî büyûtiküm leberaze-lleẕîne kütibe `aleyhimü-lḳatlü ilâ meḍâci`ihim. veliyebteliye-llâhü mâ fî ṣudûriküm veliyümeḥḥiṣa mâ fî ḳulûbiküm. vellâhü `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.

Diyanet İşleri

Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; "Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok" diyorlardı. De ki: "Bütün iş, Allah'ındır." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: "Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 151–157 · surenin 154. ayeti / 200

Konu Uhud'daki bozgun ve inen güven uykusu Âl-i İmrân 149–155 3

  1. Âl-i İmrân 151

    Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştuklarından dolayı; inkar edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür.

  2. Âl-i İmrân 152

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za'f gösterdiniz. (Peygamber'in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü'minlere karşı çok lütufkardır.

  3. Âl-i İmrân 153

    Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

  4. 154

    Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; "Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok" diyorlardı. De ki: "Bütün iş, Allah'ındır." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: "Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir."

  5. Âl-i İmrân 155

    İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).

  6. Âl-i İmrân 156

    Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen inkarcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

  7. Âl-i İmrân 157

    Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

154. “Sonra” size isabet eden “o kederin ardından üzerinize bir emniyet, içinizden bir grubu örtüp bürüyen bir uyuklama indirdi.” Şüphesiz ki bu, Allah’ın onlara bir rahmeti, bir ihsanı, kalplerine verdiği bir sebat ve ileri derecede bir huzur idi. Çünkü korkan bir kimse, içindeki korkudan dolayı uyuklayamaz. Korku kalpten gitti mi ancak o vakit uyuklama mümkün olur. Yüce Allah’ın kendilerine uyuklama nimetini verdiği bu kesim, Allah’ın dinini egemen kılmaktan, Allah ve Rasûlü’nün rızasını ve müslüman kardeşlerin maslahatını elde etmek düşüncesinden başka bir istekleri olmayan mü’minlerdir.

“Canlarının sevdasına düşmüşlerdi” bu kesim, münafıklıkları yahut imanlarındaki zaaf sebebi ile canlarından başka bir şey düşünemiyorlardı. Bundan dolayı bunlara diğerlerine gelen uyuklama gelmemişti. Bunlar: “Bu işten bize bir şey var mı?” diyorlardı. Buradaki soruları inkâr amaçlıdır. Yani bizim bu işte; yardım, zafer ve üstünlükte hiçbir payımız olamaz, diyorlardı. Böylelikle Rableri, dini ve Rablerinin peygamberi hakkında kötü zan besliyorlar, Yüce Allah’ın peygamberinin dinini tamamlamayacağını ve bu bozgunun Allah’ın dini aleyhine nihai bir hüküm ve kesin bir sonuç olacağını zannediyorlardı.

Yüce Allah böylelerine cevap olarak şöyle buyurmaktadır: “De ki: Her şey Allah’ın elindedir.” Buradaki “emir (şey)” kelimesi hem kaderî hem de şer’î emirleri kapsamaktadır. Yani her bir şey, Allah’ın kaza ve kaderi iledir, demektir. Güzel sonuç olan yardım ve zafer, Allah’ın dostlarına ve ona itaat edenleredir. İsterse o olaylar başlarından geçmiş olsa dahi.

“Onlar” münafıklar “sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizliyorlar.” Daha sonra Yüce Allah onların gizledikleri hususu açıklayarak şöyle buyurmaktadır: “Bizim bu işten bir payımız olsaydı burada öldürülmezdik diyorlar.” Yani eğer bu olay ile ilgili bizim görüşümüz ve bize danışılırken açıkladıklarımız kabul edilmiş olsa idi burada öldürülmezdik. Bu sözleri ile onlar inkâra sapmış oluyorlar, Allah’ın kaderini yalanlıyorlar, Allah Rasûlü’nün ve ashabının görüşlerinin mantıksız olduğunu söylemiş oluyorlar; diğer taraftan kendi kendilerini de tezkiye ediyorlardı.

Yüce Allah ise onların bu kanaatlerini şöylece reddetmektedir: “De ki: evlerinizde” yani öldürülme ihtimalinin en uzak olduğu yer olan o yerlerde “olsaydınız bile üzerlerine öldürülmeleri yazılmış olanlar (ölüp) yatacakları yerlere çıkıp giderlerdi.” O halde sebepler -ne kadar büyük olursa olsun- ancak ve ancak kader ve kazaya aykırı olmadıkları takdirde fayda sağlayabilirler. Eğer sebepler ilâhi kadere ters ise hiçbir fayda sağlayamazlar; aksine Allah’ın Levh-i Mahfuz’da yazmış olduğu -ölüm ya da hayatta kalma- hükmü mutlaka yerini bulur.

“Allah göğüslerinizdekini sınamak” kalplerinizde bulunan münafıklık, iman ve iman zaafiyetini imtihan etmek “kalplerinizdekini temizlemek” kalplerinizi şeytanın vesveselerinden ve bu vesveselerden etkilenen kötü niteliklerden temizlemek “için (böyle yaptı).”

“Allah kalplerin özünü” kalplerinde bulunanları ve onların sakladıklarını “çok iyi bilendir.” O bakımdan O, ilim ve hikmetinin gereği olarak kalplerde gizli bulunanları ve işlerin sırlarını açığa çıkartacak sebepleri takdir etmiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sonra (Allah) bu darlık ve kederin ardından güven ve sükûnet indirdi. Sizden bir grubu -onlar Allah'ın vaadine güvenenlerdir- kalplerindeki güven ve sükûnetten dolayı uyuklama bürüdü. Bir diğer topluluk güven ve uyuklamaya nail olamadı. Onlar yalnızca kendi selametlerini önemseyen münafıklardan başkası değildi. Onlar endişe ve korku içindeydi. Allah'ın kadrini hakkıyla bilemeyen cahiliye ehlinin zannı gibi Allah hakkında suizanda bulunarak Allah'ın resulüne yardım etmeyeceği ve kullarını desteklemeyeceği zannına kapıldılar. Allah hakkındaki cehaletlerinden dolayı o münafıklar şöyle dedi: "Savaşa çıkmak için bir görüş bildirmedik, eğer bize kalsaydı savaşmak için çıkmazdık." -Ey Peygamber!- Cevap olarak onlara de ki: “Bütün iş, Allah’ındır. O dilediğini takdir eder, dilediği gibi hükmeder ve O sizin çıkmanızı da takdir edendir." Münafıklar suizanlarını ve şüphelerini içlerinde gizliyor, sana belli etmiyor ve şöyle diyorlardı: "Eğer (savaşa) çıkma konusunda bizim bir görüşümüz olsaydı burada öldürülmezdik." -Ey Peygamber!- Onlara cevap olarak de ki: Eğer savaş meydanından ve ölümden uzak evlerinizde olsaydınız Allah'ın ölümünü yazdığı kişi öldürüleceği yere doğru çıkıp gidecekti. Allah, bunu göğüslerinizdeki niyet ve kastı denemek, kalplerinizdeki iman ve nifakı ayırt etmek için yaptı. Allah, kullarının göğüslerinde olanı hakkıyla bilendir. Kalplerdeki hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kelimeler

75 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ثُمَّ summe sonra
  2. أَنزَلَ enzele indirdi kök: نزل
  3. عَلَيْكُم aleykum size
  4. مِّنۢ min
  5. بَعْدِ bea'di ardından kök: بعد
  6. ٱلْغَمِّ l-gammi o üzüntünün kök: غمم
  7. أَمَنَةًۭ emeneten bir güven kök: امن
  8. نُّعَاسًۭا nuaasen bir uyku kök: نعس
  9. يَغْشَىٰ yegşa bürüyen kök: غشو
  10. طَآئِفَةًۭ taifeten bir kısmınızı kök: طوف
  11. مِّنكُمْ ۖ minkum sizden
  12. وَطَآئِفَةٌۭ vetaifetun ve bir kısmınız da kök: طوف
  13. قَدْ kad doğrusu
  14. أَهَمَّتْهُمْ ehemmethum kaygısına düşmüştü kök: همم
  15. أَنفُسُهُمْ enfusuhum kendi canlarının kök: نفس
  16. يَظُنُّونَ yezunnune bir zanda bulunuyorlar kök: ظنن
  17. بِٱللَّهِ billahi Allah'a karşı kök: اله
  18. غَيْرَ gayra -sız kök: غير
  19. ٱلْحَقِّ l-hakki hak- kök: حقق
  20. ظَنَّ zenne zannı (gibi) kök: ظنن
  21. ٱلْجَـٰهِلِيَّةِ ۖ l-cahiliyyeti cahiliyye kök: جهل
  22. يَقُولُونَ yekulune diyorlardı kök: قول
  23. هَل hel var mı
  24. لَّنَا lena bize
  25. مِنَ mine
  26. ٱلْأَمْرِ l-emri bu işten kök: امر
  27. مِن min hiçbir
  28. شَىْءٍۢ ۗ şey'in şey kök: شيا
  29. قُلْ kul de ki kök: قول
  30. إِنَّ inne şüphesiz
  31. ٱلْأَمْرَ l-emra iş kök: امر
  32. كُلَّهُۥ kullehu bütünüyle kök: كلل
  33. لِلَّهِ ۗ lillahi Allah'a aittir kök: اله
  34. يُخْفُونَ yuhfune onlar gizliyorlar kök: خفي
  35. فِىٓ fi
  36. أَنفُسِهِم enfusihim içlerinde kök: نفس
  37. مَّا ma şeyleri
  38. لَا la
  39. يُبْدُونَ yubdune açıklayamadıkları kök: بدو
  40. لَكَ ۖ leke sana
  41. يَقُولُونَ yekulune diyorlar ki kök: قول
  42. لَوْ lev şayet
  43. كَانَ kane olsaydı kök: كون
  44. لَنَا lena bize
  45. مِنَ mine
  46. ٱلْأَمْرِ l-emri bu işten kök: امر
  47. شَىْءٌۭ şey'un bir şey (fayda) kök: شيا
  48. مَّا ma
  49. قُتِلْنَا kutilna öldürülmezdik kök: قتل
  50. هَـٰهُنَا ۗ hahuna burada
  51. قُل kul de ki kök: قول
  52. لَّوْ lev şayet
  53. كُنتُمْ kuntum olsaydınız kök: كون
  54. فِى fi
  55. بُيُوتِكُمْ buyutikum evlerinizde dahi kök: بيت
  56. لَبَرَزَ leberaze mutlaka boylardı kök: برز
  57. ٱلَّذِينَ ellezine olanlar
  58. كُتِبَ kutibe yazılmış kök: كتب
  59. عَلَيْهِمُ aleyhimu üzerine
  60. ٱلْقَتْلُ l-katlu öldürülme(si) kök: قتل
  61. إِلَىٰ ila
  62. مَضَاجِعِهِمْ ۖ medaciihim yatacakları yeri kök: ضجع
  63. وَلِيَبْتَلِىَ veliyebteliye ve denemesi içindir kök: بلو
  64. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  65. مَا ma olanı
  66. فِى fi içinde
  67. صُدُورِكُمْ sudurikum göğüsleriniz kök: صدر
  68. وَلِيُمَحِّصَ veliyumehhisa ve açığa çıkarması içindir kök: محص
  69. مَا ma olanı
  70. فِى fi içinde
  71. قُلُوبِكُمْ ۗ kulubikum kalbleriniz kök: قلب
  72. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  73. عَلِيمٌۢ alimun bilir kök: علم
  74. بِذَاتِ bizati özünü
  75. ٱلصُّدُورِ s-suduri göğüslerin kök: صدر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: محص (2 geçiş) · Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi

    Bir de Allah, iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar.

  • Aynı kök: همم (9 geçiş) · Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi

    Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  • Aynı kök: نعس (2 geçiş) · Aynı kök: غشو (29 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini gidermek,…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Aynı kök: بلو (38 geçiş)

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Aynı kök: غمم (11 geçiş) · Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi

    Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder…

  • Aynı kök: برز (9 geçiş) · Aynı kök: طوف (41 geçiş) · Aynı kök: بيت (73 geçiş)

    Sana "baş üstüne" derler. Fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Allah,…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Ortak kavram: Kalp

    Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kıssa: Uhud Gazvesi · Ortak kavram: Kalp

    Bir de Allah bunu, inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonra (Allah) o kederin arkasından size bir güven indirdi ki (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hâli bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir grup da Allah hakkında cahiliye devrindeki türden yanlış ve yersiz zanlara kapılmışlar dipnot 1 ve "Bu işten bize ne var?" diyorlardı. De ki: "İş (karar), tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar." (Onlar) "Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik." diyorlar. (Onlara) de ki: "Evlerinizde kalmış olsaydınız bile öldürülmesi yazılmış olanlar, yataklarına (düşecekleri yerlere) çıkıp giderlerdi. dipnot 2 Allah göğüslerinizdekileri (kalplerinizdekileri) deneyip ortaya çıkarmak ve göğüslerinizdekileri (kalplerinizdekileri) arındırmak için (böyle yaptı). Allah göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah Uhud günü müslümanların içinde yer alan bir grubun samimiyetsiz insanlardan oluştuğunu, kendi dertlerinin ve menfaatlerinin ötesinde herhangi bir düşüncelerinin bulunmadığını, bu yüzden de devam eden cümlede yer verildiği üzere Allah hakkında Cahiliye zannı türünden haksız zanlarda bulunduklarını haber vermekte, bir anlamda toplumun tahlilini yaparak Hz. Muhammed'i ve diğer muhatapları bilgilendirmektedir. Ayette geçen [ehemmethum enfüsühum] ifadesi "kendilerine önem verenler", "sadece kendilerini düşünenler", "canlarının derdine düşenler" anlamına gelmekte ve ordudaki münafıkların durumunu ortaya koymaktadır. Onlar savaşın gidişatını gözlemeden bir kısmı münafık Abdullah b. Übeyy'le birlikte meydandan kaçmışlardı; diğerleri de iki arada bir derece kalmanın huzursuzluğu içerisinde gözlerine uyku girmemiş, kendilerini bir türlü uyku tutmamıştı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu cümlede savaştan kaçanların ölümden kurtulamayacakları, dahası savaşa gitmezlerse düşmanların onları gelip evlerinde öldüreceği uyarısına dikkat çekilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Sonra (Allah), bu elemin ardından size bir güven hissi, bir kısmınızı çepeçevre kuşatan bir dinginlik bahşetti. Diğer bir kısmınız ise canlarının derdine düşmüşlerdi; Allah hakkında, haddini bilmezlik çağına özgü, yanlış tasavvurlara kapıldılar. Diyorlardı ki: "Bizim, mutlak hükümranlıkta bir karar yetkimiz var da (kullanmadık) mı sankı?" De ki: "Bütün yetki, yalnızca Allah'a aittir." Onlar ise içlerinde gizleyip sana göstermedikleri gerçek duygularını (şöyle) dile getiriyorlardı: "Eğer karar yetkisi bizde olsaydı, burada bu kadar ölü vermezdik." de ki: "Evlerinizde kalmış olsaydınız dahi, ölümü mukadder olanlarınızı, o ölüm, elbet yataklarına kadar kovalardı." Bu da, Allah'ın göğüslerinizde olan her bir şeyi sınaması ve kalplerinizde olanları arıtıp damıtması içindir: zira Allah kalplerin içini bilir.

Muhammed Esed

Sonra O, bu kederin ardından, size bir emniyet duygusu, bazılarınızı sarıp kuşatan bir iç sükuneti bağışladı; oysa sadece kendilerini düşünen ötekiler, Allah hakkında yanlış fikirlere -putperest cahiliyye düşüncelerine- kapıldılar ve "(Bu konuda)) o zaman bir karar yetkisine sahip miydik?" diye (kendi kendilerine) sordular. De ki: "Bütün karar yetkisi, yalnızca Allah'a aittir!" (Onlara gelince,) onlar, "Eğer bir karar yetkimiz olsaydı, ardımızda bu kadar çok ölü bırakmazdık" diyerek (ey Peygamber,) sana göstermeyecekleri o (iman zayıflığı)nı içlerinde saklamaya çalışıyorlar. (Onlara) de ki: "Evlerinizde de kalmış olsaydınız, (içinizden) ölümü takdir edilmiş olanlar, devrilecekleri yere mutlaka çıkıp giderlerdi." Ve bu (başınıza gelenlerin tümü), Allah'ın göğüslerinizde barındırdığınız her şeyi sınaması ve kalplerinizin içini her türlü boş ve yararsız şeylerden arındırması içindir: Zira Allah, (insanların) kalplerindeki her şeyi bilir.

Ahmed Hulusi

Sonra gamın ardından bir güven duygusu inzal ederek içinizi yatıştırdı. Bir grup da (münafıklar - ikiyüzlüler) kendi canlarının (çıkarlarının) kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliye zannı ile düşünerek "Bu karara bizim bir katkımız mı var" diyorlardı. De ki: "Hüküm - karar tümüyle Allah'a aittir!" Onlar dışa vurmadıklarını içlerinde sakladılar. "Bu hüküm - kararda bir hissemiz olsaydı burada öldürülmezdik" dediler. De ki: "Evlerinizde dahi kalsaydınız, haklarında öldürülme yazılmış (programlanmış) olanlar her halükarda evlerinden çıkıp, düşüp kalacakları (öldürülecekleri) yere giderlerdi. Allah içinizdekini (dışınıza vurup ne olduğunuzu) size göstermek ve yanlış fikirlerden arınmanızı sağlamak için bunu yaşattı. Allah içinizdekileri bilir, zira sinelerinizin hakikati O'nun Esma'sıdır. "

Ali Bulaç

Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Alah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: "Bu işten bize ne var ki?" diyorlardı. De ki: "Şüphesiz işin tümü Allah'ındır." Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, "Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

Ali Özek ve heyeti

Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir grup (münafık) da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, «Bu işten bize ne!» diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, her şeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah’a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah gönüllerde olanı hakkıyla bilendir.

Ali Rıza Safa

Üzüntünün arkasından, aranızdan bir kümeyi saran bir güven uykusu indirdi. Bir küme de canlarını önemsiyordu. Allah hakkında bilisizce yakıştırmalar yapıyorlar; "Bu buyruğun, bizimle ne ilgisi var?" diyorlardı. De ki: "Tüm buyruklar, yalnızca Allah'a özgüdür!" Sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizliyorlar; şöyle diyorlar: "Bu buyruğun bizimle ilgisi olsaydı, burada öldürülmezdik!" De ki: "Evlerinizde bile olsaydınız, üzerine öldürülmek yazılmış olanlar, devrilecekleri yerlere yine giderlerdi!" Allah, içinizden geçenleri sınamak ve yüreklerinizi arındırmak için böyle yapmıştır. Çünkü Allah, içlerinden geçenleri Bilendir.

Bayraktar Bayraklı

Sonra O, bu kederin ardından, size bir emniyet duygusu ve uyku hali, bazılarınızı sarıp kuşatan bir iç sükuneti bağışladı; oysa sadece kendilerini düşünen ötekiler, Allah hakkında yanlış fikirlere -putperest cahiliye düşüncelerine- kapıldılar ve "Bu konuda o zaman bir karar yetkisine sahip miydik?" diye kendi kendilerine sordular. De ki: "Bütün karar yetkisi, yalnızca Allah'a aittir!" Onlara gelince, onlar "Eğer bir karar yetkimiz olsaydı, ardımızda bu kadar çok ölü bırakmazdık" diyerek, ey Peygamber, sana göstermeyecekleri o iman zayıflığını içlerinde saklamaya çalışıyorlar. Onlara de ki: "Evlerinizde de kalmış olsaydınız, içinizden ölümü takdir edilmiş olanlar, devrilecekleri/öldürülecekleri yere mutlaka çıkıp giderlerdi." Bu başınıza gelenlerin hepsi, Allah'ın göğüslerinizde barındırdığınız her şeyi sınaması ve kalplerinizin içini her türlü boş ve yararsız şeylerden arındırması içindir. Zira Allah, insanların sinelerindeki her şeyi bilir.

Edip Yüksel

Sonra o üzüntünün ardından, içinizden bir grubu sakinleştiren güven dolu bir uykuyu üzerinize indirdi. Bir kısmınız bencilce kendi derdine düşmüş, cahiliye döneminde olduğu gibi ALLAH hakkında yanlış düşünceler üretiyor ve, "Bu işte bir karar yetkimiz olsaydı öldürülmezdik" diyordu. "Tüm yetki ALLAH'ındır" de. Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlardı. "Bizim bir yetkimiz olsaydı burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, aranızda ölmesi kararlaştırılanlar devrilecekleri yere doğru sürüneceklerdi." ALLAH böylece göğüslerinizdekini dener ve kalplerinizdekini arıtır. ALLAH en gizli düşünceleri bilir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sonra o üzüntünün ardından, içinizden bir grubu sakinleştiren güven dolu bir uykuyu üzerinize indirdi. Bir kısmınız bencilce kendi derdine düşmüş, cahiliye döneminde olduğu gibi ALLAH hakkında yanlış düşünceler üretiyor ve, 'Bu işte bir yetkimiz varmı,' diyordu. 'Tüm yetki ALLAH'ındır,' de. Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlardı. 'Bizim bir yetkimiz olsaydı burada öldürülmezdik,' diyorlar. De ki, 'Evlerinizde dahi olsaydınız, aranızda ölmesi kararlaştırılanlar devrilecekleri yere doğru sürüneceklerdi.' ALLAH böylece göğüslerinizdekini dener ve kalplerinizdekini arıtır. ALLAH en gizli düşünceleri bilir

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra o kederin arkasından size içinizden bir zümreyi saran bir güven, bir uyku indirdi; diğer bir zümre ise kendi dertlerine düşmüş, Allah'a karşı cahiliyye kanaatine benzeyen gerçek dışı bir kanaat besliyorlar: "Bizim yapacağımız bir şey var mı?" diyorlardı. De ki: "Şüphesiz, bütün iş Allah'ındır." Onlar, içlerinde sana açıklamadıkları bir şey gizliyorlar, "Bizim bu işte görüşümüz alınsaydı burada öldürülüp gitmezdik" diyorlar. De ki: "Evinizde bile olsaydınız öldürülmesi takdir edilmiş bulunanlar çaresiz yine çıkıp ölecekleri yerleri boylayacaklardı. Allah içinizdekileri yoklamak ve yüreklerinizdekini meydana çıkarmak için bunu başınıza getirdi. Allah sinlerin özünü bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra o gamın arkasından üzerinize bir emniyyet indirdi: bir uyku ki içinizden bir taifeyi sarıyordu, bir taife de nefisleri sevdasına düşmüşlerdi: Allaha karşı cahiliyye zannı na hak bir zan besliyorlardı: "var mı bize o emirden bir şey?" diyorlardı, "hakikat emrin hepsi Allahın" de, onlar nefislerinde sana açamadıkları bir şey gizliyorlar: "bizim emirden bir hıssamız olsa idi burada katlolunmazdık" diyorlar, deki: "evinizde de olsa idiniz üzerlerine katil yazılmış bulunanlar yine çıkacak düşüb kaldıkları yerleri çaresiz boylıyacaklardı, Allah sinelerinizdekini yoklamak ve yüreğinizdekini meydana çıkarmak içindir ki bunu başınıza getirdi, Allah sinelerin kühnünü bilir

Erhan Aktaş

Sonra O, üzüntünün ardından, sizden bir kısmınıza, güven duygusu, sarıp kuşatan bir iç dinginlik indirdi. Bir kısmınız da can kaygısına düşmüştü. Allah hakkında, tıpkı Cahiliye dipnot 1 dönemindekine benzer biçimde gerçeğe aykırı bir sanı besliyorlardı. "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Her şeyin takdiri yalnız Allah'ındır." Sana, açıklamadıkları şeyleri içlerinde gizliyorlar. "Elimizden bir şey gelseydi buralarda öldürülmezdik." diyorlar. De ki: "Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, üzerlerine öldürülme yazılmış2 olanlar düşüp ölecekleri yere kendiliğinden çıkıp gelirlerdi. Allah, bunu, göğüslerinizde olanı sınamak ve kalplerinizdekilerini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü bilir."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahiy dışı inanç, düşünce ve yaşam biçimleri. Kur'an; Cahiliye'yi, bilgisizlik, bilmezlik, okuryazar olmamak anlamında değil; gerçeğin dışında bir şeye inanmak, yapılması gerekenin veya gerçeğin tersini yapmak anlamında kullanmaktadır. Kur'an'a göre vahiy dışı yaşam biçimi Cahiliye'dir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gerekli görülmüş.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra O, üzüntünün ardından, sizden bir kısmınıza, güven duygusu, sarıp kuşatan bir iç dinginlik indirdi. Bir kısmınız da can kaygısına düşmüştü. Allah hakkında, tıpkı cahiliye dipnot 1 dönemindekine benzer biçimde gerçeğe aykırı bir sanı besliyorlardı. "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Her şeyin takdiri yalnız Allah'ındır." Sana, açıklamadıkları şeyleri içlerinde gizliyorlar. "Elimizden bir şey gelseydi buralarda öldürülmezdik." diyorlar. De ki: "Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, üzerlerine öldürülme yazılmış dipnot 2 olanlar düşüp ölecekleri yere kendiliğinden çıkıp gelirlerdi. Allah, bunu, göğüslerinizde olanı sınamak ve kalplerinizdekilerini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü bilir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an; cehaleti, cahiliyeyi; bilgisizlik, bilmezlik, okuryazar olmamak anlamı ile değil; gerçeğin dışında bir şeye inanmak, yapılması gerekenin veya gerçeğin tersini yapmak anlamında kullanmaktadır. Diğer bir deyimle cahiliye, vahiy dışı yaşam biçimi demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gerekli görülmüş.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra O, üzüntünün ardından, sizden bir kısmınıza, güven duygusu, sarıp kuşatan bir iç dinginlik indirdi. Bir kısmınız da can kaygısına düşmüştü. Allah hakkında, tıpkı cahiliye dipnot 1 dönemindekine benzer biçimde gerçeğe aykırı bir sanı besliyorlardı. "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Her şeyin takdiri yalnızca Allah'ındır.". Sana, açıklamadıkları şeyleri, içlerinde gizliyorlar. "Elimizden bir şey gelseydi burada öldürülmezdik." diyorlar. De ki: "Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, üzerlerine ölüm takdir edilmiş olanlar, düşüp ölecekleri yere kendiliğinden çıkıp giderlerdi. Allah, bunu, göğüslerinizde olanı sınamak ve kalplerinizdekilerini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü bilir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an; cehaleti, cahiliyeyi; ‘bilgisizlik,' ‘bilmezlik,' ‘okuryazar olmamak' anlamı ile değil; gerçeğin dışında bir şeye inanmak, yapılması gerekenin veya gerçeğin tersini yapmak anlamında kullanmaktadır. Diğer bir deyimle cahiliye, vahiy dışı yaşam biçimi demektir.

Gültekin Onan

Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (emeneten) (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Tanrı'ya karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak "Bu buyruktan bize ne var ki?" diyorlardı. De ki: "Şüphesiz buyruğun tümü Tanrı'nındır". Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, "Bu buyruktan bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Tanrı, sinelerenizdekini denemek ve kalplerinizdekini arındırmak için (yaptı). Tanrı, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.

Hasan Basri Çantay

Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize öyle bir eminlik, öyle bir uyku indirdi ki o, içinizden bir zümreyi örtüb bürüyordu. Bir zümre de canları sevdasına düşmüşdü. Allaha karşı cahiliyyet zannı gibi hakka aykırı bir zan besliyorlar ve: "Bu işden bize ne?" diyorlardı. De ki: (Habibim), "Bütün iş Allahındır". Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar, diyorlar ki: "Bize bu işden bir şey (bir pay) olsaydı burada öldürülmezdik". Şöyle de: "Siz evlerinizde olsaydınız bile üzerlerine öldürülmesi yazılmış (takdir edilmiş) olanlar yine muhakkak yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıb gidecekdi. (Allah bunu) göğüslerinizin içindekini yoklamak, yüreklerinizdekini temizlemek için (yapdı). Allah, siynelerdeki özü hakkıyle bilendir.

İbni Kesir

Sonra o üzüntünün ardından, üzerinize öyle bir emniyet ve öyle bir uyku indirdi ki; içinizden bir kısmını bürüyordu, bir kısmı da canları sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliyet zannı gibi haksız bir zan besliyorlar. Bu işten bize ne? diyorlardı. De ki: Bütün iş Allah'ındır. İçlerinde sana açmadıkları birşey gizliyorlar. Bu, bize ait birşey olsaydı burada öldürülmezdik, diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız üzerlerine ölüm yazılmış olanlar yine mutlaka devrilecekleri yerlere çıkıp gideceklerdi. Bu; göğüslerinizin içindekini yoklamak, kalblerinizdekini temizlemek içindir. Allah, göğüslerdekini bilendir.

Mehmet Alagaş

(152-158) Allah size verdiği sözü kesinlikle doğruladı / tasdikledi, O’nun izniyle onların köklerini kazıyordunuz , s ize sevdiğiniz şeyler gösterildikten sonra gevşeklik gösterdiniz ve emir konusunda çekiştiniz, sizden kimileri yakında olanı / dünyada olanı istiyordu, kimileriniz de ahireti istiyordu. Sonra sizi imtihan amaçlı geri çekti. (Yenildiniz) Kesin olan şu ki sizleri affetti, Allah müminler üzerinde fazıl sahibidir. Bir vakit kaçıyordunuz ve geriye dönüp kimseye dahi bakmıyordunuz , Resul sizleri arkanızdan çağırıyordu. Size gam üstüne gam isabet etti ki elinizden gidene / kaybettiğinize ve size isabet edene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır. Bu gam sonrasından sonra size bir güven indirdi, sizden bir grubu da uyku hali sarıyordu, bir grup da kendinin derdine düşmüştü, Allah hakkında cahiliyette ki gibi gerçek dışı şeyler düşünüyorlardı, bu işten bize bir şey var mı ki? Diyorlardı , de ki kesinlikle işlerin hepsi Allah içindir , sana açık edemedikleri şeyleri içlerinde / kendilerinde saklıyorlardı , bize bu işten bir şey olsaydı eğer, buralarda öldürülmezdik diyorlar, de ki eğer evlerinizde dahi olsaydınız, ölümü yazılı olanlar öldürülecekleri yere giderlerdi, Allah sizi göğsünüzde olanla imtihan etti, (Savaşa gider miyim? Gitmez miyim?) sizin kalplerinizde olanları açığa çıkardı. Allah kalplerde olanı bilendir. İki cemaat karşılaştığı gün, sizden geri dönenler oldu, kesinlikle şeytan onların ayaklarını, kazandıklarından dolayı kaydırdı. Kesin olan şu ki Allah onları affetti muhakkak ki Allah bağışlayandır ve nazik davranandır. Ey İman edenler, kafirler gibi olmayın , kardeşleri yeryüzünde dolanan yahut gaza da olanlar için keşke yanımızda olsalardı ne ölürlerdi ne de öldürülürlerdi dediler. Allah bunu kalplerinde hasar oluşması için yaptı. Allah diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görendir. Eğer Allah’ın yolunda öldürülürseniz yahut ölürseniz , Allah tarafından bağışlanmak ve esirgenmek topladıklarınızdan hayırlıdır, ölseniz de öldürülseniz de kesinlikle Allah’ta toplanacaksınız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar: “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.

Süleyman Ateş

Sonra o üzüntünün ardından (Allah) size bir güven, bir kısmınızı bürüyen bir uyku indirdi; bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliyye zannı gibi haksız bir zanda bulunuyorlar: "Bu işten bize bir şey var mı?" diyorlardı. De ki: "Bütün iş, Allah'a aittir." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. Diyorlar ki: "Bu işten bize bir fayda olsaydı, burada öldürülmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, yine üzerine öldürülme(si) yazılmış olanlar, mutlaka (vurulup) yatacakları yeri boylardı. Allah göğüslerinizdekini denemek, kalblerinizdekini açığa çıkarmak için (bunları başınıza getirdi)". Allah göğüslerin özünü bilir.

Süleymaniye Vakfı

O gamdan sonra Allah size, bir güven duygusu ve sizden bir kesimi saran tatlı bir uyku verdi. dipnot 1 Bir kesim de kendi derdine düşmüştü. Allah hakkında gerçek dışı kuruntulara, dipnot 2 cahiliye dipnot 3 kuruntularına, kapılarak "Bu işten elimize ne geçti ki!" diyorlardı. De ki: "Bu iş, bütünüyle Allah içindir." Sana açamadıklarını içlerinde gizliyor, dipnot 4 "Bu iş lehimize olsaydı burada öldürülmezdik." diyorlardı. De ki: "Evlerinizde bile olsaydınız öldürülecekleri yazılmış olanlar, düşüp kalacakları yere kadar giderlerdi." dipnot 5 Bunlar, Allah'ın sinelerinizde olanı denemesi ve kalplerinizde olanları arındırması içindir. Allah sinelerinizde ne olduğunu bilir."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Aynı durum Bedir savaşında da olmuştu (Enfal 8/11).
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer bir durum Hendek Savaşında da yaşanmıştı (Ahzab 33/10).
  3. metne dön, dipnot 3
    "Cahiliye" terimi, Arapların İslam'dan önceki dini hayatını ifade için kullanılır. Kelime aynı zamanda kişilerin ve toplumların günah ve isyanlarını ifade eder.
  4. metne dön, dipnot 4
  5. metne dön, dipnot 5

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O kederden sonra size bir güven duygusu ve bir kesimi rahatlatan tatlı bir uyku verdi. Bir kesim de kendi derdine düşmüştü. Allah hakkında, gerçek dışı kuruntulara, cahiliye kuruntusuna kapılarak "Bu işten elimize ne geçti ki?" diyorlardı. De ki: "Bütün işler Allah içindir". Sana açmadıklarını içlerinde gizliyor, "Bu iş lehimize olsaydı burada öldürülmezdik" diyorlardı. De ki: "Evlerinizde bile olsaydınız, öldürülecekleri yazılanlar, düşecekleri yere kadar gelirlerdi". Bunlar, Allah'ın içinizde olanı denemesi ve kalplerinizdeki kirleri iyice gidermesi içindir. İçinizde ne olduğunu bilen Allah'tır.

Şaban Britch

Sonra, o kederin ardından size öyle bir güven öyle bir uyku indirdik ki O, içinizden bir grubu kapladı. Bir grup da canlarının derdine düşüp, Allah hakkında, cahiliye (dönemi) zannı ile doğru olmayan bir zanda bulunuyorlardı: Bu işten bize ne? (Biz mi gelmek istedik) diyorlardı. De ki: İş tamamıyla Allah’ındır. İçlerinde, sana açıklamadıkları bir şey gizliyorlar. Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülüp gitmezdik, diyorlar. De ki: Evlerinizde bulunsaydınız bile, öldürülecekleri takdir olunanlar ölecekleri yerlere yere çıkar giderlerdi. Bu, Allah’ın gönüllerinizdekini imtihan etmek ve kalplerinizdekini temizlemesi içindir. Allah, gönüllerde olanı hakkıyla bilir.

Şaban Piriş

Sonra, o kederin ardından size öyle bir güven öyle bir uyku indirdik ki O, içinizden bir grubu kapladı. Bir grup da canlarının derdine düşüp, Allah hakkında, cahiliye (dönemi) zannı ile doğru olmayan bir zanda bulunuyorlardı: -Bu işten bize ne? (Biz mi gelmek istedik) diyorlardı. De ki: -İş tamamıyla Allah'ındır. İçlerinde, sana açıklamadıkları bir şey gizliyorlar. -Bizim görüşümüz alınsaydı, burada öldürülüp gitmezdik, diyorlar. De ki: -Evlerinizde bulunsaydınız bile, öldürülecekleri takdir olunanlar yatırılacakları yere giderlerdi. Bu, Allah'ın gönüllerinizdekini denemesi ve kalplerinizdekini temizlemesi içindir... Allah, gönüllerde olanı hakkıyla bilir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonra bu kederin ardından üzerinize, içinizden bir grubu sarıp kuşatan, güven verici bir uyku indirdi. Bir grup da -gerçekten onlar kendi canlarının derdine düşmüştü- Allah hakkında gerçek dışı sanılara, cahiliye düşüncelerine kapılıyordu. "Şu işten bize bir şey var mı?" diyorlardı. De ki: "Emir/iş ve oluş tümüyle Allah'ındır." Öz benliklerinde, sana açıklamaz oldukları şeyler saklıyorlar. Diyorlar ki: "Bu işten bizim lehimize bir şey olsaydı, şuracıkta öldürülmezdik." Söyle onlara: "Evlerinizde kalsaydınız bile, üzerlerine ölüm yazılmış olanlar, uzanacakları yerleri muhakkak boylayacaklardı." Bu, Allah, göğüslerinizdekini denesin, kalplerinizdekini ortaya çıkarsın diyedir. Allah, göğüslerin özünü çok iyi bilir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Thereafter did Allah replace the emotion of sorrow and grief by peace of mind and sense of security, which induced the eyes of some of you to take themselves to slumber. Others were aroused to emotion, which begot unjust suspicion of Allah, and a state of mind characteristic of ignorance - analogous to the ignorance induced by paganism. The latter keep their thoughts to themselves and do not express them to you O Muhammad and they say to themselves: "If we had a say in the matter we would never have been slain here in battle!" Say to them: "Had you decided to be the stay- at- home, those of you predestined to be slain would have emerged to the sites of their interment." Such a train of events, Allah has ordained to expose your actions interpreting your thoughts, and to test your innermost being for such a disposition as your hearts and minds would incline you to propound. Allah is 'Alimun of all that is stored in the bosoms.

Abdul Haleem

After sorrow, He caused calm to descend upon you, a sleep that overtook some of you. Another group, caring only for themselves, entertained false thoughts about God, thoughts more appropriate to pagan ignorance, and said, ‘Do we get a say in any of this?’ [Prophet], tell them, ‘Everything to do with this affair is in God’s hands.’ They conceal in their hearts things they will not reveal to you. They say, ‘If we had had our say in this, none of us would have been killed here.’ Tell them, ‘Even if you had resolved to stay at home, those who were destined to be killed would still have gone out to meet their deaths.’ God did this in order to test everything within you and in order to prove what is in your hearts. God knows your innermost thoughts very well.

Abdullah Yusuf Ali

After (the excitement) of the distress, He sent down calm on a band of you overcome with slumber, while another band was stirred to anxiety by their own feelings, Moved by wrong suspicions of Allah-suspicions due to ignorance. They said: "What affair is this of ours?" Say thou: "Indeed, this affair is wholly Allah's." They hide in their minds what they dare not reveal to thee. They say (to themselves): "If we had had anything to do with this affair, We should not have been in the slaughter here." Say: "Even if you had remained in your homes, those for whom death was decreed would certainly have gone forth to the place of their death"; but (all this was) that Allah might test what is in your breasts and purge what is in your hearts. For Allah knoweth well the secrets of your hearts.

Abul A'la Maududi

Then, after inflict-ing this grief, He sent down an inner peace upon you - a sleep which overtook some of you. dipnot 1 Those who were concerned merely about themselves, entertaining false notions about Allah - the notions of the Age of Ignorance - asked: 'Have we any say in the matter?' Tell them: 'Truly, all power of decision rests solely with Allah.' Indeed, they conceal in their hearts what they would not reveal to you, saying: 'If we had any power of decision, we would not have been slain here.' Say: 'Even if you had been in your houses, those for whom slaying had been appointed would have gone forth to the places where they were to be slain.' And all this happened so that Allah might test your secret thoughts and purge your hearts of all impurities. Allah knows well what is in the breasts of men.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    A strange phenomenon was then experienced by certain Muslim soldiers. Abu Talhah, who took part in the battle, states that the Muslims were seized by such drowsiness that their swords were slipping from their hands. (For several Traditions stating this incident, including one related by Abu Talhah, see Waqidi, Maghazi, vol. 1, pp. 295-6 - Ed.)

Aisha Bewley

Then He sent down to you, after the distress, security, restful sleep overtaking a group of you, whereas another group became prey to anxious thoughts, thinking other than the truth about Allah – thoughts belonging to the Time of Ignorance – saying, ‘Do we have any say in the affair at all?’ Say, ‘The affair belongs entirely to Allah. ’ They are concealing within themselves things which they do not disclose to you, saying, ‘If we had only had a say in the affair, none of us would have been killed here in this place.’ Say, ‘Even if you had been inside your homes, those people for whom being killed was decreed would have gone out to their place of death.’ So that Allah might test what is in your breasts and purge what is in your hearts. Allah knows all that your hearts contain.

Al-Hilali & Khan

Then after the distress, He sent down security for you. Slumber overtook a party of you, while another party was thinking about themselves (as how to save their ownselves, ignoring the others and the Prophet صلى الله عليه وسلم) and thought wrongly of Allâh - the thought of ignorance. They said, "Have we any part in the affair?" Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "Indeed the affair belongs wholly to Allâh." They hide within themselves what they dare not reveal to you, saying: "If we had anything to do with the affair, none of us would have been killed here." Say: "Even if you had remained in your homes, those for whom death was decreed would certainly have gone forth to the place of their death," but that Allâh might test what is in your breasts; and to purify [1] that which was in your hearts (sins), and Allâh is All-Knower of what is in (your) breasts.

Ali Quli Qarai

Then He sent down to you safety after grief —a drowsiness that came over a group of you— while another group, anxious only about themselves, entertained false notions about Allah, notions of [pagan] ignorance. They say, ‘Do we have any role in the matter?’ Say, ‘Indeed the matter belongs totally to Allah.’ They hide in their hearts what they do not disclose to you. They say, ‘Had we any role in the matter, we would not have been slain here.’ Say, ‘Even if you had remained in your houses, those destined to be slain would have set out toward the places where they were laid to rest, so that Allah may test what is in your breasts, and that He may purge what is in your hearts, and Allah knows best what is in the breasts.’

Amatul Rahman Omar

Then, after the sorrow He sent down tranquility upon you - a slumber which overwhelmed a party of you, while another party (of the hypocrites) whom their own personal interests had made anxious, entertained unjustly false notions about Allâh like the false notions (they used to bear in the days) of ignorance. They said, `Have we any authority in (the execution of) the matter (of administration)?' Say, `The whole authority rests with Allâh.' They hide in their minds (- thoughts) which they would not disclose to you. They say, `If we had any authority in (the execution of) the matter (of administration) we would not have been killed here.' Say, `Even if you had been confined in your homes, surely those who were ordained to be slain would have, nevertheless, gone forth to the places where they were destined to fall. And (all this that took place in the Battle of Uhud was) that Allâh might reveal what was in your hearts and so that He might purge what was in your minds. And Allâh knows well what is in the minds (of the people).

Arthur John Arberry

Then He sent down upon you, after grief, security -- a slumber overcoming a party of you; and a party themselves had grieved, thinking of God thoughts that were not true such as the pagans thought, saying, 'Have we any part whatever in the affair?' Say: 'The affair belongs to God entirely. ' They were concealing in their hearts that they show not to thee, saying, 'Ah, if we had had a part in the affair, never would we have been slain here.' Say: 'Even if you had been in your houses, those for whom slaying was appointed would have sallied forth unto their last couches'; and that God might try what was in your breasts, and that He might prove what was in your hearts; and God knows the thoughts in the breasts.

Bijan Moeinian

After the ordeal, God blessed some of you (who had shown courage) with such peace that made you drowsy. The others (who did not deserve peace) started to entertain the evil thoughts of the days of ignorance, asking why they do not have any saying in their destiny. Let them know that it is God who determines people’s destiny. In their privacy they think: "If it was up to us, none of us would have died." Let them know that [a person’s death is not due to the fact that he has been present in the battle ground and that] they would have met the death in their bed, if they had been destined to die. God thus puts you to the test to show you how strong your faith is. God is fully aware of the innermost thoughts of yours.

E. Henry Palmer

Then He sent down upon you after trouble safety, - drowsiness creeping over one company of you, and one company of you getting anxious about themselves, suspecting about God other than the truth, with the suspicion of the ignorant, and saying, 'Have we any chance in the affair?' Say, 'Verily, the affair is God's. ' They conceal in themselves what they will not show to thee, and say, 'If we had any chance in the affair we should not be killed here.' Say, 'If ye were in your houses, surely those against whom slaughter was written down, would have gone forth to fight even to where they are lying now; that God may try what is in your breasts and assay what is in your hearts, for God doth know the nature of men's breasts.'

Edip-Layth

Then after the worry, He sent down to you a peaceful slumber, overtaking a group of you; while another group was worried about themselves; they were thinking about God other than the truth, the thoughts of the days of ignorance. They say, "Why are we involved in this affair?" Say, "The entire affair is up to God." They hide in their persons what they do not show to you; they say, "If we had a say in this affair then none of us would have been killed here." Say, "If you were inside your own homes, then the ones who have been marked for death would have gone forth to their resting place." God will test what is in your chests and bring out what is in your hearts. God is Knowledgeable as to what is in the chests.

George Sale

Then he sent down upon you after affliction security; a soft sleep which fell on some part of you; but other part were troubled by their own souls; falsely thinking of God a foolish imagination, saying, will any thing of the matter happen unto us? Say, verily the matter belongeth wholly unto God. They concealed in their minds what they declared not unto thee; saying, if any thing of the matter had happened unto us, we had not been slain here. Answer, if ye had been in your houses, verily they would have gone forth to fight, whose slaughter was decreed, to the places where they died, and this came to pass that God might try what was in your breasts, and might discern what was in your hearts; for God knoweth the innermost parts of the breasts of men.

Hamid S. Aziz

Then, after grief, He sent down upon you security, as drowsiness crept over one company of you, while another company became anxious about themselves, wrongly suspicious of Allah, with the suspicion of ignorance, and saying, "Have we any part (or chance) in this affair?" Say, "Verily, the affair is Allah's. " They conceal in themselves what they will not show to you, and say, "If we had any part (or chance) in this affair we should not be killed here." Say, "Even if you were in your houses, surely those, against whom slaughter was written down, would have gone forth to fight even to where they are lying now; that Allah may try what is in your breasts and prove what is in your heart. Allah is Aware of what is hidden in men's breasts."

Mahmoud Ghali

Thereafter He sent down upon you, even after suffering, secure (reassurance), a drowsiness enveloping a section of you; and a section already (became) anxious, surmising other than the truth about Allah, the surmise (s) of (pagan) ignorance. They say, "Have we anything to do with the Command?" Say, "Surely the Command is entirely to Allah." They conceal within themselves what they do not display to you; they say, "If we had had anything to do with the Command, we would not have been killed here now." Say, "If you had been in your homes, the ones for whom killing was prescribed would indeed have gone forth to their recumbencies." And that (is so that) Allah might try whatever was in your breasts, and that He might prove whatever is in your hearts; and Allah is Ever-Knowing of whatever is within the breasts (Literally: what the breasts own).

Marmaduke Pickthall

Then, after grief, He sent down security for you. As slumber did it overcome a party of you, while (the other) party, who were anxious on their own account, thought wrongly of Allah, the thought of ignorance. They said: Have we any part in the cause? Say (O Muhammad): The cause belongeth wholly to Allah. They hide within themselves (a thought) which they reveal not unto thee, saying: Had we had any part in the cause we should not have been slain here. Say: Even though ye had been in your houses, those appointed to be slain would have gone forth to the places where they were to lie. (All this hath been) in order that Allah might try what is in your breasts and prove what is in your hearts. Allah is Aware of what is hidden in the breasts (of men).

Mohamed Ahmed - Samira

Then after affliction He Sent you a drowsiness as comes after security, overwhelming some among you, and making some anxious for themselves, and made them think thoughts of pagan ignorance; and they said: "Have we a say in any affair?" Say: "All affairs rest with God. " They hide in their hearts what they do not disclose to you. They say: "If we had a say in the affair we would not have been killed in this place." Tell them: "Even had you stayed at home, those of you who were ordained to fight would have gone to their place of (eternal) rest. God had to try them to bring out what they concealed in their breasts, and to bring out the secrets of their hearts, for God knows your innermost thoughts.

Muhammad Asad

Then, after this woe, He sent down upon you a sense of security, an inner calm which enfolded some of you, whereas the others, who cared mainly for themselves, entertained wrong thoughts about God - thoughts of pagan ignorance - saying, "Did we, then, have any power of decision [in this matter]?" Say: "Verily, all power of decision does rest with God" - [but as for them,] they are trying to conceal within themselves that [weakness of faith] which they would not reveal unto thee, [O Prophet, by] saying, "If we had any power of decision, we would not have left so many dead behind. " Say [unto them]: "Even if you had remained in your homes, those [of you] whose death had been ordained would indeed have gone forth to the places where they were destined to lie down." And [all this befell you] so that God might put to a test all that you harbour in your bosoms, and render your innermost hearts pure of all dross: for God is aware of what is in the hearts [of men].

Mustafa Khattab

Then after distress, He sent down serenity in the form of drowsiness overcoming some of you, while others were disturbed by evil thoughts about Allah—the thoughts of ˹pre-Islamic˺ ignorance. They ask, "Do we have a say in the matter?" Say, ˹O Prophet,˺ “All matters are destined by Allah.” They conceal in their hearts what they do not reveal to you. They say ˹to themselves˺, “If we had any say in the matter, none of us would have come to die here.” Say, ˹O Prophet,˺ “Even if you were to remain in your homes, those among you who were destined to be killed would have met the same fate.” Through this, Allah tests what is within you and purifies what is in your hearts. And Allah knows best what is ˹hidden˺ in the heart.

Progressive Muslims

Then He sent down to you after the worry sanctity in sleepiness, it overtook a group of you; and another group was worried about themselves, they were thinking about God other than the truth, the thoughts of the days of ignorance. They Say: "Why are we involved in this affair" Say: "The entire affair is for God." They hide in their souls what they do not show to you, they Say: "If we had a say in this affair then none of us would have been killed here." Say: "If you were inside your own homes, then the ones who have been marked for death would have gone forth to their resting place." God will test what is in your chests and bring out what is in your hearts. God is Knowledgeable as to what is in the chests.

Rashad Khalifa

After the setback, He sent down upon you peaceful slumber that pacified some of you. Others among you were selfishly concerned about themselves. They harbored thoughts about GOD that were not right - the same thoughts they had harbored during the days of ignorance. Thus, they said, "Is anything up to us?" Say, "Everything is up to GOD." They concealed inside themselves what they did not reveal to you. They said, "If it was up to us, none of us would have been killed in this battle." Say, "Had you stayed in your homes, those destined to be killed would have crawled into their death beds." GOD thus puts you to the test to bring out your true convictions, and to test what is in your hearts. GOD is fully aware of the innermost thoughts.

Sahih International

Then after distress, He sent down upon you security [in the form of] drowsiness, overcoming a faction of you, while another faction worried about themselves, thinking of Allah other than the truth - the thought of ignorance, saying, "Is there anything for us [to have done] in this matter?" Say, "Indeed, the matter belongs completely to Allah. " They conceal within themselves what they will not reveal to you. They say, "If there was anything we could have done in the matter, some of us would not have been killed right here." Say, "Even if you had been inside your houses, those decreed to be killed would have come out to their death beds." [It was] so that Allah might test what is in your breasts and purify what is in your hearts. And Allah is Knowing of that within the breasts.

Sam Gerrans

Then He sent down upon you, after distress, security, slumber overcoming a number of you; and a number had grieved themselves thinking about God other than the truth — the thought of ignorance — saying: “Have we any part in the affair?” Say thou: “The affair belongs entirely to God.” They hide within themselves what they reveal not to thee, saying: “Had we any part in the affair, we would not have been slain here.” Say thou: “Had you been in your houses, those for whom killing was decreed would have gone forth to their resting places”; and: “That God might try what is in your breasts”; and: “That He might refine what is in your hearts.” And God knows what is in the breasts.

Shabbir Ahmed

After the setback, He sent down upon you calm that pacified some of you. While another group was anxious with their own feelings and wrong assumptions about Allah due to ignorance. (They were hypocrites worried for their lives). They said, "Do we have any control?" Tell them, "All control belongs to Allah." You can control events only within the framework of His Laws. These hypocrites concealed within themselves what they did not reveal to you. They said, "If we had nothing to do with this battle and had stayed home we would not have been harmed." Say, "Had you stayed in your homes, those destined to be killed would have crawled themselves to the circumstance of death." Allah thus lets you test your real convictions. Allah is Aware of what is in the hearts.

Syed Vickar Ahamed

Then after the distress (and unhappiness), He sent down calm on a group of you overcome with sleep, while another group became anxious by their own feelings, moved by wrong suspicions of Allah— Suspicions due to ignorance. They said: "What affair is this of ours?" You say (to them): "Indeed, this affair is wholly Allah’s." They hide in their minds what they dare not say to you. They say (to themselves): "If we had anything to do with this affair, none of us should have been in the slaughter here." Say: "Even if you had remained in your homes, for those whom death had to come, would certainly have gone forth to the place of their death;" But (all of this was) because Allah might test what is in your chests; And purify what is in your hearts. And Allah is All Knowing (Aleem) the secrets of your breasts (hearts).

Taqi Usmani

Then, after the grief, He poured tranquility upon you - a drowsiness overtaking a group of you. Another group was worrying about their own selves, harboring thoughts about Allah that were untrue - thoughts of ignorance. They were saying, "Is there anything in our hands?" Say, “The whole thing belongs to Allah.” They conceal in their hearts what they do not disclose to you.They say, “If we had any say in the matter, we would not have been killed here.”Say, “If you were in your homes, those destined to be killed would have come out all the way to their (final) resting -places.” (All this was done) so that Allah may test your inner qualities and may purify what is in your hearts. Allah is All-Aware of what lies in the hearts.

The Monotheist Group

Then He sent down to you after the worry a tranquility in sleepiness, it overtook a group of you; and another group was obsessed with themselves, they were thinking about God other than the truth, the thoughts of the days of ignorance. They say: "Why are we involved in this affair?" Say: "The entire affair is for God." They hide in their souls what they do not show to you, they say: "If we had a say in this affair then none of us would have been killed here." Say: "If you were inside your own homes, then the ones who had been marked for death would have come out to their resting place." God will test what is in your chests and bring out what is in your hearts. God is Knowledgeable as to what is in the chests.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 154. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 154. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 154. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩