Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 163. ayet

Âl-i İmrân suresi, 163. ayet. هُمْ دَرَجَٰتٌ عِندَ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ

hüm deracâtün `inde-llâh. vellâhü beṣîrum bimâ ya`melûn.

Diyanet İşleri

Onlar (insanlar) Allah'ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 160–166 · surenin 163. ayeti / 200

Konu Yumuşak davranma, danışma ve peygamberin lütuf oluşu Âl-i İmrân 159–164 3

  1. Âl-i İmrân 160

    Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etsinler.

  2. Âl-i İmrân 161

    Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir. Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir.

  3. Âl-i İmrân 162

    Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O, ne kötü varılacak yerdir!

  4. 163

    Onlar (insanlar) Allah'ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.

  5. Âl-i İmrân 164

    Andolsun, Allah, mü'minlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

  6. Âl-i İmrân 165

    Onların (müşriklerin) başına (Bedir'de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud'da) sizin başınıza geldiğinde, "Bu, nereden başımıza geldi?" dediniz, öyle mi? De ki: "O (musibet), kendinizdendir." Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.

  7. Âl-i İmrân 166

    (166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), "Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin" denildi de onlar, "Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 162–163. ayetler için yazılmıştır.

162-163. Şanı Yüce Allah, rızasını kazanmak, O’nu razı edecek işleri yapmak maksadına sahip olanın, öyle olmayan aksine masiyetlere dalmış ve Rabbini gazaplandıran kimse gibi olamayacağını haber vermektedir. Bu iki tür şahıs ne Allah’ın hükmünde ve hikmetinde ne de Allah’ın kullarının fıtratında eşit olamazlar: “Mü’min kimse fasık kimse gibi midir? Bunlar eşit değildirler.” (es-Secde, 32/18)

İşte bundan dolayı daha sonra: “Onlar Allah katında derece derecededirler” buyurmaktadır. Yani bütün bunlar amelleri farklı farklı olduğu gibi, derece ve mevkilerinde de farklı farklıdırlar. Allah’ın rızasına tabi olanlar üstün dereceleri, yüksek köşk ve meskenleri elde etmek için çalışırlar. Yüce Allah da amellerine göre lütuf ve cömertliğinden onlara ihsanda bulunur. Allah’ı gazaplandıracak işler yapanlar ise aşağıların aşağısına kadar -herkes ameline uygun olarak- cehennemin alt tabakalarına inmek için gayret gösterirler.

“Allah yaptıklarını çok iyi görendir.” Amellerinden hiçbir şey O’na saklı kalmaz. Aksine onların bütün yaptıklarını görür. Levh-i Mahfuz’da onları tespit etmiştir, güvenilir şerefli meleklerini de amellerinin yazılması ve tespit edilmesi için görevlendirmiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'ın katında dünya ve ahirette insanların makamları farklı farklıdır. Allah onların yaptıklarını görmektedir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Herkese yaptığı amelin karşılığını verecektir.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. هُمْ hum O(insa)nlar
  2. دَرَجَـٰتٌ deracatun derece derecedirler kök: درج
  3. عِندَ inde katında kök: عند
  4. ٱللَّهِ ۗ llahi Allah kök: اله
  5. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  6. بَصِيرٌۢ besirun görmektedir kök: بصر
  7. بِمَا bima şeyleri
  8. يَعْمَلُونَ yea'melune onların yaptıkları kök: عمل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: درج (20 geçiş)

    Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi…

  • Aynı kök: درج (20 geçiş)

    İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini…

  • Aynı kök: درج (20 geçiş)

    (95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar, Allah katında derece derecedir. Allah onların yaptıklarını görendir.

Mustafa İslamoğlu

Onlar Allah katında farklı konumlara sahiptir: zira Allah yaptıkları her şeyi görmektedir.

Muhammed Esed

Onlar Allah katında (tamamen) farklı derecelere sahiptirler; zira Allah, yaptıkları her şeyi görür.

Ahmed Hulusi

Onlar Allah indinde, (ilim - irfan anlayış farkları nedeniyle) birbirlerinin üstünde olan farklı derecelerdedir. Allah yapmakta olduklarınızı (Esma'sı itibarıyla onların hakikati ve dahi yaratıcısı olması ile) Basıyr'dir (değerlendirendir).

Ali Bulaç

Allah katında onlar derece derecedir. Allah yaptıklarını görendir.

Ali Özek ve heyeti

Onların hepsi de, Allah katında, derece derecedirler. Allah, yaptıklarını hakkıyla görendir.

Ali Rıza Safa

Allah'ın katında değişik konumları vardır. Çünkü Allah, onların yaptıklarını Görendir.

Bayraktar Bayraklı

Onlar Allah katında farklı derecelere sahiptirler; zira Allah, yaptıkları her şeyi görür.

Edip Yüksel

Onlar ALLAH katında derece derecedir. ALLAH yaptıkları her şeyi görmektedir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar ALLAH katında derece derecedir. ALLAH yaptıkları herşeyi görmektedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah bütün yaptıklarını görüp duruyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar Allah indinde derece derecedirler, ve Allah her ne yapıyorsanız görüb duruyor

Erhan Aktaş

Onların, Allah katındaki dereceleri farklıdır. Allah, yaptıkları her şeyi görendir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların, Allah katındaki dereceleri farklıdır. Allah, yaptıkları her şeyi görendir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların, Allah katındaki dereceleri farklıdır. Allah, yaptıkları her şeyi görendir.

Gültekin Onan

Tanrı katında onlar derece derecedir. Tanrı yaptıklarını görendir.

Hasan Basri Çantay

Onlar (Allahın rızasına tabi olanlar) ise Allah indinde derece derecedir. Allah, (Emin olanları da, hainlik edenleri de) ne yaparlarsa hakkıyle görücüdür.

İbni Kesir

Onlar, Allah katında derece derecedir. Allah yaptıklarını görendir.

Mehmet Alagaş

(162-173) Hiç Allah’ın hoşnutluğuna uyan kimse Allah’ın hışmına uğrayanlar gibi olur mu? Onların varacakları yer cehennemdir, ne kötü bir dönüş yeridir. Onların / Allah’ın rızasına uyanların Allah’ın yanında dereceleri vardır , Allah yaptıklarını görendir. Kesin olan şu ki, Allah müminlere içlerinde kendilerinden bir Resul yaratarak minnette bulunmuştur , onlara O’nun / Allah’ın ayetlerini sesli okuyor. Bundan önce apaçık bir sapıklık içinde olmalarına rağmen onları arındırıyor / tezkiye ediyor , onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor. Onlara bir musibet isabet ettiğinde ki onlara siz iki katını isabet ettirmiştiniz (Sizin Uhud ta yetmiş kaybınız oldu bedirde onlara yetmiş esir yetmiş ölü yani yüz kırk kayıp verdirmiştiniz) dediniz ki nereden bu? De ki O kendinizde olandan (Başınıza gelen kendi ettiğinizden) Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. İki cemaatin karşılaştığı gün başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir ve iman edenlerin bilinmesi içindi ve münafıkların bilinmesi içindi. Onlara ya Allah yolunda savaşın yahut savunmada / müdafaada bulunun denildi, dediler ki savaşmayı bilseydik size uyardık , O gün onlar kafirliğe onlardan imanca daha yakındılar , ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı , kalplerinde neyi sakladıklarını en iyi Allah bilir. Onlar oturdular ve kardeşleri için dediler ki bize uysalardı öldürülmezlerdi de ki eğer doğru sözlüler iseniz kendinizden ölümü savuşturun / uzaklaştırın. Allah yolunda öldürülenleri ölü olarak değerlendirme / hesap etme , bilakis onlar diridirler Rablerinin yanında rızıklandırılırlar, Allah’ın kendilerine fazlından verdiklerinden dolayı sevinçlidirler , arkalarından gelerek henüz kendilerine katılmamış olanları / ilhak olamayanları da müjdelerler, onlara korku yoktur, onlara üzüntü / hüzün yoktur. Allah’ın nimetlerini ve fazlını müjdelerler, Allah’ta iman edenlerin ödüllerini / ecirlerini zayi etmez. Kendilerine bir yara isabet ettikten sonra Allah’a ve Resulünü çağrısına cevap verenlere / icabet edenlere, güzel davranıp, sakınanlara , kocaman bir ecir vardır. Onlar öyleleridirler ki; insanlar kendilerine “insanlar size karşı ordu toparladılar korkun onlardan” dediklerinde onların imanı artar ve derler ki “Allah bize yeterlidir ve vekil olması ne büyük nimettir.” Bunun üzerine kendileri ne herhangi bir kötülük dokunmadan Allah’ın fazlından bir nimet olarak döndüler , A llah’ın hoşnutluğuna uydular, Allah büyük bir bolluk / fazıl sahibidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar (insanlar) Allah’ın katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.

Süleyman Ateş

O(insa)nlar, Allah katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah katında her birinin yeri farklıdır. Yaptıkları her şeyi gören Allah'tır.

Şaban Britch

Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah, (onların) yaptıklarını görmektedir.

Şaban Piriş

Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah, (onların) yaptıklarını görmektedir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar, Allah katında derece derecedirler. Allah, yapmakta olduklarını iyice görmektedir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

People are divided according to grades of quality, disposition and attributes as determined by Allah. Allah is Bassirun, He sees all that they do.

Abdul Haleem

They are in a different class in God’s eyes; God sees exactly what they do.

Abdullah Yusuf Ali

They are in varying grades in the sight of Allah, and Allah sees well all that they do.

Abul A'la Maududi

They vary greatly in rank in the sight of Allah, and Allah sees what they do.

Aisha Bewley

They have different ranks with Allah. Allah sees what they do.

Al-Hilali & Khan

They are in varying grades with Allâh, and Allâh is All-Seer of what they do.

Ali Quli Qarai

They have ranks with Allah, and Allah sees best what they do.

Amatul Rahman Omar

They (- the believers and the Prophets) have exalted degrees of rank of grace with Allâh. And Allâh sees well of all that they do.

Arthur John Arberry

They are in ranks with God; and God sees the things they do.

Bijan Moeinian

There are different degrees [of grace and evil] that people earn. God sees everything [and rank people accordingly.]

E. Henry Palmer

These are degrees with God, and God sees what ye do.

Edip-Layth

They are in degrees with God, and God is seer of what they do.

George Sale

There shall be degrees of rewards and punishments with God, for God seeth what they do.

Hamid S. Aziz

There are degrees with Allah, and Allah sees what you do.

Mahmoud Ghali

They are degrees (of honor) in the Providence of Allah; and Allah is Ever-Beholding of whatever they do.

Marmaduke Pickthall

There are degrees (of grace and reprobation) with Allah, and Allah is Seer of what they do.

Mohamed Ahmed - Samira

There are different ranks with God, And God sees everything you do.

Muhammad Asad

They are on [entirely] different levels in the sight of God; for God sees all that they do.

Mustafa Khattab

They ˹each˺ have varying degrees in the sight of Allah. And Allah is All-Seeing of what they do.

Progressive Muslims

They are grades with God, and God is seer of what they do.

Rashad Khalifa

They certainly occupy different ranks at GOD. GOD is Seer of everything they do.

Sahih International

They are [varying] degrees in the sight of Allah, and Allah is Seeing of whatever they do.

Sam Gerrans

They have degrees in the sight of God; and God sees what they do.

Shabbir Ahmed

They are at different levels with Allah. Allah is Seer of what they do. The ranks of all people are determined solely by their deeds, and your Lord is not unaware of anything they do (6:132).

Syed Vickar Ahamed

They are in varying grades in the sight of Allah, and Allah is All Seeing (Baseer) all that they do.

Taqi Usmani

They are of various ranks with Allah. Allah is watchful of what they do.

The Monotheist Group

They are in grades with God, and God is Seer of what they do.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 163. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 163. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 163. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩