Diyanet İşleri
Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 196. ayet. لَا يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ
lâ yegurranneke teḳallübü-lleẕîne keferû fi-lbilâd.
Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kâfirlerin refahı; "sabredin ve sabır yarışında üstün gelin" Âl-i İmrân 196–200 3
"Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al."
"Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va'dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va'dinden dönmezsin."
Rableri, onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükafatın en güzeli Allah katındadır."
Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
(Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. Sonra onların barınağı cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!
Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için, Allah katından bir konaklama yeri olarak, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah katında olan şeyler iyiler için daha hayırlıdır.
Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah'a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah'a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah'ın ayetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükafatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
196-197. Bu âyet-i kerimeden kasıt, kâfirlerin sahip oldukları dünya malı, onların dünyada nimet içerisinde bulunmaları, ticaret ve kazançlar sağlayarak ülkelerde rahatça dolaşmaları, türlü lezzet ve çeşitli imkânlara ve bazı hallerde de galibiyete kavuşmaları gibi durumlar hakkında müminlere teselli vermektir. Çünkü bütün bunlar “azıcık bir geçimdir.” Bunların kalıcılığı ve sebatı söz konusu değildir. Aksine kâfirler bunlarla azıcık bir süre yararlanırlar. Fakat bunun karşılığında çok uzun bir süre azap göreceklerdir. İşte bu, kâfirin ulaşabileceği en üstün haldir. Bu üstün halinin de sonunda nereye vardığı açıkça görülmektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber- kâfirlerin diyar diyar dolaşması, buna güç yetirmeleri, ticaretlerinin kapasitesi ve rızıkları seni aldatmasın. Bundan dolayı onların halinden üzüntü ve keder duyuyordun.
Aynı kök: بلد (19 geçiş) · Aynı kök: غرر (27 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Allah'ın ayetleri hakkında inkar edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın.
Aynı kök: غرر (27 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse, hiç şüphesiz…
Aynı kök: غرر (27 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı.
Aynı kök: بلد (19 geçiş)
Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…
Aynı kök: بلد (19 geçiş)
O, rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için…
Aynı kök: غرر (27 geçiş)
Bunun sebebi, onların, "Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır." demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini…
Ortak kavram: Kalp
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
Ortak kavram: Kalp
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kâfir olanların (refah içinde) diyar diyar dolaşması sakın seni aldatmasın!
İnkara saplananların, yeryüzünde keyiflerinin peşi sıra gezip tozmaları seni yanıltmasın!
Hakikati inkara şartlanmış olanların yeryüzünde dilediklerini yapabilir görünmeleri, seni yanıltmasın:
Hakikati inkar ederek (dünyevi - bedensel zevkler içinde) yaşayanların refahı seni aldatmasın. . .
İnkar edenlerin ülke ülke dönüp dolaşmaları seni aldatmasın.
İnkârcıların (refah içinde) diyar diyar dolaşması, sakın seni aldatmasın!
Nankörlük edenlerin yörelerin arasında dolaşması, sakın seni aldatmasın.
İnkar edenlerin diyar diyar gezmeleri seni aldatmasın.
İnkarcıların ülkelerdeki egemenliği seni aldatmasın."
İnkarcıların ülkelerdeki egemenliği seni aldatmasın.
Sakın, o Allah'ı tanımayanların refah içinde diyar diyar dolaşmaları seni aldatmasın!
O Allahı tanımıyanların refah içinde diyar diyar dönüb dolaşmaları sakın seni aldatmasın
Kafirlerin dipnot 1 diyar diyar gezip dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
Kafirlerin dipnot 1 diyar diyar gezip dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
Gerçeği yalanlayan nankörlerin, diyar diyar gezip dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
Küfredenlerin ülke ülke dönüp dolaşmaları (tekallüb) seni aldatmasın.
(Allahı ve Peygamberi) tanımayanların (refah içinde) diyar diyar dönüb dolaşması zinhar seni aldatmasın!
Küfredenlerin diyar diyar dönüp dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
(196-200) Kafirlerin kasabalarda / beldelerde dönüp durmaları seni aldatmasın, az bir faydalanma, sonrasında varacakları yer cehennem, ne kötü bir oturum yeridir / mahattır. Rablerinden sakınanlar, öyle kimselerdir ki, içlerinde kalıcı oldukları altlarından nehirler akan cennetler Rablerinin yanından bir indiriliş olarak, onlar içindir, Allah’ın yanında olan iyiler için hayırlıdır. Kesinlikle kitap halkından, Allah’a ve size indirilene ve de onlara indirilene iman eden kimseler vardır, Allah’a karşı ürperti içindedirler, Allah’ın ayetleri karşılığında az bir pahanın müşterisi olmazlar, işte onların ecirleri Rablerinin yanındadır, muhakkak ki Allah hızlı hesap görendir. Ey iman edenler sabredin, sabredenler olun ve bağlantılı olun / irtibatta kalın, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtulursunuz.
Kâfirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.
İnkar edenlerin, öyle şehirlerde gezip dolaşması seni aldatmasın.
Kafirlik edenlerin diyar diyar gezip tozmaları seni sakın aldatmasın! dipnot 1
Ayetleri örtenlerin (kafirlerin) şehir şehir dolaşmaları seni aldatmasın.
Kâfirlerin diyar diyar dolaşmaları seni aldatmasın.
Kafirlerin diyar diyar dolaşmaları seni aldatmasın.
Küfre sapanların öyle belde belde dolaşmaları seni sakın aldatmasın.
Let not the instances of prosperity falling to the infidels by the labour of trading from one place to another deceive you O Muhammad.
[Prophet], do not be deceived by the disbelievers’ [lucrative] trading to and fro in the land:
Let not the strutting about of the Unbelievers through the land deceive thee:
(O Messenger!) Do not let the strutting about of the unbelievers in the land deceive you.
Do not be deceived by the fact that those who are kafir move freely about the earth.
Let not the free disposal (and affluence) of the disbelievers throughout the land deceive you.
Never be misled by the bustle of the faithless in the towns.
Do not let the moving about in the land, of those who have disbelieved, deceive you.
Let it not delude thee, that the unbelievers go to and fro in the land;
Do not be impressed with the apparent success of the disbelievers.
Let it not deceive you that those who misbelieve go to and fro in the earth.
Do not be deceived by the success of those ingrates throughout the land.
Let not the prosperous dealing of the unbelievers in the land, deceive thee:
Let not the vicissitudes of the faithless deceive you.
Definitely let not the moving about in the lands on the part of the ones who have disbelieved delude you.
Let not the vicissitude (of the success) of those who disbelieve, in the land, deceive thee (O Muhammad).
Be not deceived by the comings and goings of unbelievers in the land.
LET IT NOT deceive thee that those who are bent on denying the truth seem to be able to do as they please on earth:
Do not be deceived by the prosperity of the disbelievers throughout the land.
Do not be deceived by the success of those who disbelieved throughout the land.
Do not be impressed by the apparent success of disbelievers.
Be not deceived by the [uninhibited] movement of the disbelievers throughout the land.
Let not delude thee the going to and fro of those who ignore warning in the land:
(O Prophet) Let it not deceive you that the rejecters of the Truth seem to be able to do on earth as they please.
Let not the idle talk of the Unbelievers through the land deceive you:
The strutting of the disbelievers about the land should not deceive you.
Do not be deceived by the success of those who have rejected in the land.