Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 196. ayet

Âl-i İmrân suresi, 196. ayet. لَا يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ

lâ yegurranneke teḳallübü-lleẕîne keferû fi-lbilâd.

Diyanet İşleri

Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 193–199 · surenin 196. ayeti / 200

Konu Kâfirlerin refahı; "sabredin ve sabır yarışında üstün gelin" Âl-i İmrân 196–200 3

  1. Âl-i İmrân 193

    "Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al."

  2. Âl-i İmrân 194

    "Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize va'dettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, va'dinden dönmezsin."

  3. Âl-i İmrân 195

    Rableri, onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükafatın en güzeli Allah katındadır."

  4. 196

    Kafirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.

  5. Âl-i İmrân 197

    (Onların bu refahı) az bir yararlanmadır. Sonra onların barınağı cehennemdir. Ne kötü bir yataktır orası!

  6. Âl-i İmrân 198

    Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için, Allah katından bir konaklama yeri olarak, içinde ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah katında olan şeyler iyiler için daha hayırlıdır.

  7. Âl-i İmrân 199

    Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah'a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah'a derinden saygı duyarak inanırlar. Allah'ın ayetlerini az bir değere satmazlar. Onlar var ya, işte onların, Rableri katında mükafatları vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

196-197. Bu âyet-i kerimeden kasıt, kâfirlerin sahip oldukları dünya malı, onların dünyada nimet içerisinde bulunmaları, ticaret ve kazançlar sağlayarak ülkelerde rahatça dolaşmaları, türlü lezzet ve çeşitli imkânlara ve bazı hallerde de galibiyete kavuşmaları gibi durumlar hakkında müminlere teselli vermektir. Çünkü bütün bunlar “azıcık bir geçimdir.” Bunların kalıcılığı ve sebatı söz konusu değildir. Aksine kâfirler bunlarla azıcık bir süre yararlanırlar. Fakat bunun karşılığında çok uzun bir süre azap göreceklerdir. İşte bu, kâfirin ulaşabileceği en üstün haldir. Bu üstün halinin de sonunda nereye vardığı açıkça görülmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber- kâfirlerin diyar diyar dolaşması, buna güç yetirmeleri, ticaretlerinin kapasitesi ve rızıkları seni aldatmasın. Bundan dolayı onların halinden üzüntü ve keder duyuyordun.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَا la
  2. يَغُرَّنَّكَ yegurranneke seni aldatmasın kök: غرر
  3. تَقَلُّبُ tekallubu gezip dolaşması kök: قلب
  4. ٱلَّذِينَ ellezine kimselerin
  5. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(lerin) kök: كفر
  6. فِى fi
  7. ٱلْبِلَـٰدِ l-biladi şehirlerde kök: بلد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بلد (19 geçiş) · Aynı kök: غرر (27 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Allah'ın ayetleri hakkında inkar edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın.

  • Aynı kök: غرر (27 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse, hiç şüphesiz…

  • Aynı kök: غرر (27 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resulü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı.

  • Aynı kök: بلد (19 geçiş)

    Hani İbrahim, "Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir kıl. Halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri her türlü ürünle rızıklandır" demişti. Allah…

  • Aynı kök: بلد (19 geçiş)

    O, rüzgarları rahmetinin önünde müjde olarak gönderendir. Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde(yi diriltmek) için…

  • Aynı kök: غرر (27 geçiş)

    Bunun sebebi, onların, "Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır." demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini…

  • Bakara 7 olası

    Ortak kavram: Kalp

    Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

  • Ortak kavram: Kalp

    Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kâfir olanların (refah içinde) diyar diyar dolaşması sakın seni aldatmasın!

Mustafa İslamoğlu

İnkara saplananların, yeryüzünde keyiflerinin peşi sıra gezip tozmaları seni yanıltmasın!

Muhammed Esed

Hakikati inkara şartlanmış olanların yeryüzünde dilediklerini yapabilir görünmeleri, seni yanıltmasın:

Ahmed Hulusi

Hakikati inkar ederek (dünyevi - bedensel zevkler içinde) yaşayanların refahı seni aldatmasın. . .

Ali Bulaç

İnkar edenlerin ülke ülke dönüp dolaşmaları seni aldatmasın.

Ali Özek ve heyeti

İnkârcıların (refah içinde) diyar diyar dolaşması, sakın seni aldatmasın!

Ali Rıza Safa

Nankörlük edenlerin yörelerin arasında dolaşması, sakın seni aldatmasın.

Bayraktar Bayraklı

İnkar edenlerin diyar diyar gezmeleri seni aldatmasın.

Edip Yüksel

İnkarcıların ülkelerdeki egemenliği seni aldatmasın."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnkarcıların ülkelerdeki egemenliği seni aldatmasın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sakın, o Allah'ı tanımayanların refah içinde diyar diyar dolaşmaları seni aldatmasın!

Elmalılı Hamdi Yazır

O Allahı tanımıyanların refah içinde diyar diyar dönüb dolaşmaları sakın seni aldatmasın

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kafirlerin dipnot 1 diyar diyar gezip dolaşmaları sakın seni aldatmasın.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gerçeği yalanlayan nankörlerin, diyar diyar gezip dolaşmaları sakın seni aldatmasın.

Gültekin Onan

Küfredenlerin ülke ülke dönüp dolaşmaları (tekallüb) seni aldatmasın.

Hasan Basri Çantay

(Allahı ve Peygamberi) tanımayanların (refah içinde) diyar diyar dönüb dolaşması zinhar seni aldatmasın!

İbni Kesir

Küfredenlerin diyar diyar dönüp dolaşmaları sakın seni aldatmasın.

Mehmet Alagaş

(196-200) Kafirlerin kasabalarda / beldelerde dönüp durmaları seni aldatmasın, az bir faydalanma, sonrasında varacakları yer cehennem, ne kötü bir oturum yeridir / mahattır. Rablerinden sakınanlar, öyle kimselerdir ki, içlerinde kalıcı oldukları altlarından nehirler akan cennetler Rablerinin yanından bir indiriliş olarak, onlar içindir, Allah’ın yanında olan iyiler için hayırlıdır. Kesinlikle kitap halkından, Allah’a ve size indirilene ve de onlara indirilene iman eden kimseler vardır, Allah’a karşı ürperti içindedirler, Allah’ın ayetleri karşılığında az bir pahanın müşterisi olmazlar, işte onların ecirleri Rablerinin yanındadır, muhakkak ki Allah hızlı hesap görendir. Ey iman edenler sabredin, sabredenler olun ve bağlantılı olun / irtibatta kalın, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtulursunuz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kâfirlerin refah içinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın.

Süleyman Ateş

İnkar edenlerin, öyle şehirlerde gezip dolaşması seni aldatmasın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ayetleri örtenlerin (kafirlerin) şehir şehir dolaşmaları seni aldatmasın.

Şaban Britch

Kâfirlerin diyar diyar dolaşmaları seni aldatmasın.

Şaban Piriş

Kafirlerin diyar diyar dolaşmaları seni aldatmasın.

Yaşar Nuri Öztürk

Küfre sapanların öyle belde belde dolaşmaları seni sakın aldatmasın.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Let not the instances of prosperity falling to the infidels by the labour of trading from one place to another deceive you O Muhammad.

Abdul Haleem

[Prophet], do not be deceived by the disbelievers’ [lucrative] trading to and fro in the land:

Abdullah Yusuf Ali

Let not the strutting about of the Unbelievers through the land deceive thee:

Abul A'la Maududi

(O Messenger!) Do not let the strutting about of the unbelievers in the land deceive you.

Aisha Bewley

Do not be deceived by the fact that those who are kafir move freely about the earth.

Al-Hilali & Khan

Let not the free disposal (and affluence) of the disbelievers throughout the land deceive you.

Ali Quli Qarai

Never be misled by the bustle of the faithless in the towns.

Amatul Rahman Omar

Do not let the moving about in the land, of those who have disbelieved, deceive you.

Arthur John Arberry

Let it not delude thee, that the unbelievers go to and fro in the land;

Bijan Moeinian

Do not be impressed with the apparent success of the disbelievers.

E. Henry Palmer

Let it not deceive you that those who misbelieve go to and fro in the earth.

Edip-Layth

Do not be deceived by the success of those ingrates throughout the land.

George Sale

Let not the prosperous dealing of the unbelievers in the land, deceive thee:

Hamid S. Aziz

Let not the vicissitudes of the faithless deceive you.

Mahmoud Ghali

Definitely let not the moving about in the lands on the part of the ones who have disbelieved delude you.

Marmaduke Pickthall

Let not the vicissitude (of the success) of those who disbelieve, in the land, deceive thee (O Muhammad).

Mohamed Ahmed - Samira

Be not deceived by the comings and goings of unbelievers in the land.

Muhammad Asad

LET IT NOT deceive thee that those who are bent on denying the truth seem to be able to do as they please on earth:

Mustafa Khattab

Do not be deceived by the prosperity of the disbelievers throughout the land.

Progressive Muslims

Do not be deceived by the success of those who disbelieved throughout the land.

Rashad Khalifa

Do not be impressed by the apparent success of disbelievers.

Sahih International

Be not deceived by the [uninhibited] movement of the disbelievers throughout the land.

Sam Gerrans

Let not delude thee the going to and fro of those who ignore warning in the land:

Shabbir Ahmed

(O Prophet) Let it not deceive you that the rejecters of the Truth seem to be able to do on earth as they please.

Syed Vickar Ahamed

Let not the idle talk of the Unbelievers through the land deceive you:

Taqi Usmani

The strutting of the disbelievers about the land should not deceive you.

The Monotheist Group

Do not be deceived by the success of those who have rejected in the land.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 196. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 196. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 196. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩