Diyanet İşleri
Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 90. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بَعْدَ إِيمَٰنِهِمْ ثُمَّ ٱزْدَادُوا۟ كُفْرًا لَّن تُقْبَلَ تَوْبَتُهُمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلضَّآلُّونَ
inne-lleẕîne keferû ba`de îmânihim ŝümme-zdâdû küfral len tuḳbele tevbetühüm. veülâike hümu-ḍḍâllûn.
Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Peygamberlerden alınan söz; İslâm'dan başka din arayan Âl-i İmrân 81–91 3
İşte onların cezası; Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların lanetinin üzerlerine olmasıdır.
Onun (lanetin) içinde ebedi kalacaklardır. Onların azabı hafifletilmez, onlara göz açtırılmaz.
Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.
Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.
Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in (Yakub'un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 89–91. ayetler için yazılmıştır.
89-91. Diğer taraftan Yüce Allah, küfür ve günahlarından tevbe edip kusurlarını ıslah eden kimseleri bu tehditten istisna etmektedir. Allah, onların işledikleri günahları bağışlayacak ve geçmişteki hatalarını affedecektir.
Ancak kâfir olup da küfrü üzere ısrar eden, ölünceye kadar da küfrünü artırmaktan başka bir şey yapmayanlar ise hidâyet yolundan sapmış ve bedbahtlık yolunu izlemiş kimselerdir. Böylece onlar bu acı verici azabı hak etmişlerdir. Allah’ın azabına karşı kimse onlara yardım edemeyecektir. Hatta fidye verip kurtulmak kastı ile yeryüzü dolusu kadar altını harcamaya kalkışsalar bile bunun onlara faydası olmayacaktır. Küfürden ve küfrün şubelerinden Allah’a sığınırız.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İman ettikten sonra kâfir olanlar ve ölünceye kadar da küfürlerini (inkârlarını) devam ettirenler var ya, (tevbe) vaktinin gitmesi/geçmesi sebebiyle onların ölüm anındaki tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte Allah Teâlâ'ya ulaştıran dosdoğru yoldan sapanlar onlardır.
Aynı kök: زيد (61 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
"Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin ki, üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkarlar olarak…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti.…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
"Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi…
Aynı kök: زيد (61 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Haram ayları ertelemek, ancak inkarda daha da ileri gitmektir ki bununla inkar edenler saptırılır. Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uygun…
Aynı kök: زيد (61 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İmandan sonra inkâr edip sonra da inkârda ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmez. dipnot 1 İşte onlar sapkınların ta kendileridir.
İman etmelerinin ardından inkara sapıp, sonra da inkarda ileri gidenlere gelince: Onların tevbesi kabul olunmayacaktır; işte asıl sapıklar onlardır.
İmana erdikten sonra hakikati inkara kalkışanlara ve sonra hakikati reddetmede (daha büyük bir inatla) ısrar edenlere gelince, şüphesiz, onların (diğer günahlardan dolayı) tevbeleri kabul edilmeyecektir; işte onlar gerçek sapkınlardır.
İmanlarından sonra hakikati inkar edip, inkarlarında ısrarlı olanların tövbeleri asla kabul edilmez. İşte onlar sapanların ta kendileridir.
Doğrusu, imanlarından sonra inkar edenler, sonra inkarlarını arttıranlar; bunların tevbeleri kesinlikle kabul edilmez. İşte bunlar, sapıkların ta kendileridir.
İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisidirler.
Kuşkusuz, inandıktan sonra nankörlük eden, ardından nankörlüklerini artıranların pişmanlıkları asla kabul edilmez. Gerçek sapkınlar, işte onlardır.
İnandıktan sonra hakikati inkara sapıp inkarcılıkta daha da ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridirler.
Gerçeği onaylamalarından sonra inkar edip de inkarlarında ileri gidenlerin tövbeleri kabul edilmez; onlar artık tümüyle sapmış demektir.
İmanlarından sonra inkar edip de inkarlarında ileri gidenlerin tevbeleri kabul edilmez; onlar artık tümüyle sapmış demektir.
Kesinlikle inanmalarının arkasından inkara sapmış, sonra da inkarcılıkta ileri gitmiş olanların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar, hep sapıklık içinde kalmış kişilerdir.
elbette imanlarının arkasından küfretmiş sonra da küfürde ileri gitmiş kimselerin tevbeleri kabul olunmak ihtimali yoktur, bunlar hep dalal içinde kalmış sapıklardır
İman ettikten sonra dipnot 1 Kafir dipnot 2 olup ve küfürlerinde dipnot 2 ısrarcı olanların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapkın olanlardır.
İman ettikten sonra dipnot 1 kafir dipnot 2 olup ve küfürlerinde dipnot 2 ısrarcı olanların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapkın olanlardır.
İman ettikten sonra dipnot 1 kafir olup dipnot 2 ve küfürlerinde ısrarcı dipnot 3 olanların tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapkın olanlardır.
Doğrusu, inandıktan sonra küfredenler, sonra küfrlerini arttıranlar; bunların tevbeleri kesinlikle kabul edilmez. İşte bunlar sapıkların ta kendileridir.
Hakıykat, imanlarının arkasından küfretmiş, sonra da küfrünü artırmış olanların tevbeleri asla kabul olunmaz. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.
İman ettikten sonra küfredip de, küfürleri artanların tevbeleri kabul edilmez. İşte onlar sapıkların kendileridir.
(84-91) De ki; Allah’a bana indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve Torunlarına indirilenlere Musa’ya İsa’ya verilenlere ve Rablerin den gelen N ebilere iman ettim , onlardan herhangi biri arasında fark gözetmeyiz, b iz O’na / Allah’a teslim olanlarız. Her kim din olarak İslam dışında bir şeye tabi olursa, bu ondan kabul edilmez , Ahirette de o, hasara uğrayacaktır. (Halkın isteklerine, şirketin politikalarına, nefsimin heveslerine hevasına şeytanın adımlarına tabi oldum demek Allah’a teslim olma dininden farklı dinlere uydum demektir.) Onlara açıklamalarla gelmiş Resulün, gerçeği / hakkı söylediğine de şahit olmuşlarken , iman ettikten sonra küfredenleri, Allah nasıl yola soksun ki? (Onlara nasıl kılavuzluk edebilir ki) Allah, zalim kavmi yola iletmez. İşte onların cezaları, Allah’ın, Meleklerin ve insanların hepsinin lanetinin kesinlikle üzerlerinde olmasıdır. Orada kalıcıdırlar. (Lanette kalıcılık Bakara 163’te yine geçmişti) Onlardan azap hafifletilmez, onlara bakılmaz, ancak bundan sonra / inkâr sonrasında vazgeçenler / tövbe edenler ve ıslah olanlar, Allah kesinlikle bağışlayıcıdır ve esirgeyicidir. İman etmelerinden sonra küfredenler sonra da küfürlerini ziyadeleştirmiş olanların vazgeçmeleri / tövbeleri kabul edilmez , işte onlar sapmış olanlardır. Küffar olarak ta ölmüşler ise, artık yeryüzü dolusu altını, af fidyesi olarak verseler dahi, onların hiçbirinden kabul edilmez, işte onlara acıtıcı bir azap vardır ve onlara yardım da edilmez.
İman ettikten sonra kâfir olup küfürlerini arttıranların tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir.
Onlar ki, inandıktan sonra inkar ettiler, sonra inkarları arttı; onların tevbeleri kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir.
İnanıp güvendikten sonra kafir olan ve kafirliklerini artıranların (ölüm gelince yapacakları) tövbeleri /dönüşleri dipnot 1 asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar yoldan sapmış olanlardır. dipnot 2
İnanıp güvendikten sonra kafir olan (ayeti görmezlikten gelen) ve kafirliği sürdürenlerin (ölünce yapacakları) dönme istekleri dipnot 1 kabul edilmez. İşte yoldan çıkanlar onlardır.
İman ettikten sonra kâfir olup, küfürlerini artıranların tevbeleri kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir.
İman ettikten sonra inkar edip, inkarlarını artıranların tevbeleri kabul edilmeyecektir. Onlar sapıkların ta kendileridir.
İmanlarından sonra küfre sapmış, sonra da küfürde daha da azıtmış olanların tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar, sapıkların ta kendileridir.
Indeed those who deny Allah after they have recognized Him and be so bold as to display their infidelity by acts of sedition and hostility in defiance of piety, never shall their penitence be accepted, and these are they who have been lost in the maze of error.
[although] the repentance of those who, having believed, then increase in their disbelief, will not be accepted. They are the ones who have gone [far] astray:
But those who reject Faith after they accepted it, and then go on adding to their defiance of Faith,- never will their repentance be accepted; for they are those who have (of set purpose) gone astray.
Those who relieved and have har-dened in their disbelief after once believing, dipnot 1 their (pretence to) repentance shall not be accepted. Indeed such men have altogether strayed.
Those who become kafir after having iman and then increase in their kufr, their tawba will not be accepted. They are the misguided.
Verily, those who disbelieved after their Belief and then went on increasing in their disbelief (i.e. disbelief in the Qur’ân and in Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم) - never will their repentance be accepted [because they repent only by their tongues and not from their hearts]. And they are those who are astray.
Indeed those who turn faithless after their faith, and then advance in faithlessness, their repentance will never be accepted, and it is they who are the astray.
Verily, those who chose disbelief after they had believed and then go on increasing in disbelief, their repentance shall not be accepted and these are the people who are completely lost.
Surely those who disbelieve after they have believed and then increase in unbelief -- their repentance shall not be accepted; those are the ones who stray.
As to those who reject the faith after the belief, then plunge deeper into disbelief, their [eventual] repentance will not be accepted from them. They are indeed unjust [to themselves.]
Verily, those who misbelieve after believing, and then increase in misbelief, their repentance shall not be accepted; these are those who err.
Those who have rejected after their acknowledgement, then increased in rejection, their repentance will not be accepted; they are the strayers.
Moreover they who become infidels after they have believed, and yet increase in infidelity, their repentance shall in no wise be accepted, and they are those who go astray.
Verily, those who disbelieve after believing, and then increase in disbelief, their repentance shall not be accepted; these are those who are astray.
Surely the ones who have disbelieved after their belief, thereafter have increased in disbelief, their repentance will never be accepted, and those are they (who) are the erring ones.
Lo! those who disbelieve after their (profession of) belief, and afterward grow violent in disbelief: their repentance will not be accepted. And such are those who are astray.
Those who deny, having once come to faith, and persist in denial, will not have their repentance accepted, for they have gone astray.
Verily, as for those who are bent on denying the truth after having attained to faith, and then grow [ever more stubborn] in their refusal to acknowledge the truth, their repentance [of other sins] shall not be accepted: for it is they who have truly gone astray.
Indeed, those who disbelieve after having believed then increase in disbelief, their repentance will never be accepted.[1] It is they who are astray.
Those who have rejected after their belief then increased in rejection, their repentance will not be accepted, they are the strayers.
Those who disbelieve after believing, then plunge deeper into disbelief, their repentance will not be accepted from them; they are the real strayers.
Indeed, those who reject the message after their belief and then increase in disbelief - never will their [claimed] repentance be accepted, and they are the ones astray.
Those who ignore warning after their faith, then grow in denial, their repentance will not be accepted; and it is they who are those who go astray.
But those who reject belief after attaining belief and go on adding to their defiance, their repentance will not be accepted (4:18). They are traveling in the wrong direction, so they cannot reach the destination.
Verily, those who reject Faith after they accepted it, and then go on adding to their defiance of Faith— Their repentance will never be accepted; Because they are those who have (willfully) gone astray.
Those who disbelieve after having accepted Faith and then increase in disbelief, their repentance shall never be accepted. They are the ones who have lost the right path.
Those who have rejected after their belief, then increased in rejection, their repentance will not be accepted, they are the strayers.