Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 102. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِۦ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe ḥaḳḳa tüḳâtihî velâ temûtünne illâ veentüm müslimûn.
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Allah'ın ipine sarılın; en hayırlı ümmet Âl-i İmrân 100–110 3
De ki: "Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir."
Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kafir yaparlar.
Size Allah'ın ayetleri okunup dururken ve Allah'ın Resulü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir.
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün.
Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 102–105. ayetler için yazılmıştır.
102-103. Bu âyet-i kerimelerde Yüce Allah mü’min kullarını, üzerlerindeki büyük nimetlere karşılık şükür borçlarını yerine getirmeye teşvik etmektedir. Bunun da O’ndan hakkıyla korkmaları, takvâ sahibi olmaları, O’na gereği gibi itaat etmeleri, O’na isyandan kaçınmaları ve bütün bunlarda O’na karşı ihlâslı olmaları ile olacağını bildirmekte ve dinlerini dosdoğru uygulayarak kendilerine ulaştırmış olduğu ipine sımsıkı sarılmalarını istemektedir. Çünkü O, bu ipi onlarla kendi zatı arasında bir yol kılmıştır. Allah’ın ipinden kasıt da O’nun dini, Kitabı ve bunlar etrafında toplanıp bölünmemek demektir. İşte Allah onlardan bunu ölünceye dek sürdürmelerini istemektedir.
Yine Yüce Allah, bu nimetten önceki hallerini de onlara hatırlatmaktadır ki, bundan önce onlar birbirlerine düşman idiler ve darmadağınık haldeydiler. Bu din vasıtası ile O, onları bir araya getirdi, kalplerini birbirine kaynaştırdı ve onları kardeş yaptı. Onlar dibinde ateş bulunan bir uçurumun kenarında idiler. İşte onları böyle bir bedbahtlıktan çekip kurtardı ve mutluluk yoluna ulaştırdı.
“İşte Allah” Allah’a şükre ve O’nun ipine sımsıkı sarılmaya götüren yolu izleyip de “hidâyet bulasınız diye size âyetlerini böylece apaçık bildiriyor.”
104. Yüce Allah devamla müminlere bu hallerini tamamlamalarını ve dinlerini tam anlamı ile uygulama imkânını sağlayacak olan en büyük sebebi yerine getirmelerini emretmektedir. Şöyle ki “Sizden hayra” yani dine, onun itikadi ve fer’i bütün hükümlerine “çağıran, iyiliği emreden” iyilik (maruf) dinen ve aklen güzel olduğu bilinen her şeydir, “kötülükten alıkoyan” kötülük (münker) ise dinen ve aklen çirkin olduğu bilinen her şeydir, “bir topluluk” yeterli sayıda bir kesim “bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.” Yani bütün istediklerini elde eden ve korktukları her bir şeyden kurtulan kimseler onlardır. İlim öğrenen ve öğretenler, insanlara özel ve genel olarak ders, hutbe ve vaaz verenler, insanların namaz kılıp zekât vermelerini ve dinin hükümlerini uygulamalarını sağlamak için Allah rızasını elde etmek gayesi ile gayret gösteip onları kötülüklerden alıkoyanlar, zikre geçen bu kesimin kapsamına girmektedir. Buna göre genel olsun, özel olsun insanları hayra çağıran yahut da genel veya özel bir nasihatta bulunan herkes bu âyet-i kerimenin kapsamına girmektedir.
105. Yüce Allah, mü’min kullarına tefrikaya düşenlerin yollarını izlemelerini yasaklamaktadır. Hâlbuki onlara din ve apaçık belgeler gelmişti, bunlar gereği gibi dini uygulamalarını ve birlik olmalarını gerektirdiği halde onlar ayrılığa düştüler, ihtilaf ettiler ve gruplara ayrıldılar. Ancak bu durumları bilgisizlik ve sapıklıklarının bir sonucu değildi. Aksine onlar bunu bilerek ve kötü maksat gözeterek yapmışlardı. Birbirlerini kıskanarak ve haksızlığa saparak bu hale gelmişlerdi. Bundan dolayı Yüce Allah: “İşte onlar için büyük bir azap vardır.” buyurmaktadır. Daha sonra Yüce Allah, bu büyük azabın ne zaman gerçekleşeceğini, bu can yakıcı azabın ne zaman onlara dokunacağını açıklayarak şöyle buyurmaktadır
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Allah'a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Hakkıyla Rabbinizden korkun. Bu da ancak emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmak, nimetlerine şükretmek ile olur. Sizler bu hal üzere devam edin ve ölüm size gelene kadar dininize sımsıkı sarılın.
Ortak kavram: İslâm · Ortak kavram: Ölüm
İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: "Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslam'ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak…
Ortak kavram: İslâm · Ortak kavram: Ölüm
Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği, onların da, "Senin ilahına ve ataların İbrahim,…
Ortak kavram: İslâm · Ortak kavram: Ölüm
Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…
Ortak kavram: Ölüm
Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…
Ortak kavram: Ölüm
Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…
Ortak kavram: Ölüm
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ey iman edenler! Allah'a karşı, O'na yakışır şekilde takvâlı (duyarlı) olun! Müslümanlar olmanın dışında ölmeyin!
Ey (bu vahye) iman edenler! Allah'a karşı sorumluluğunuzun gereğini hakkıyla yerine getirin! Ve (Allah'a) tam teslim olmadan can verecekseniz, sakın ölmeyin!
Siz ey imana ermiş olanlar! Derin bir duyarlıkla Allah'a karşı sorumluluğunuzun hakkıyla bilincinde olun ve O'na kendinizi yürekten teslim etmeden önce ölümün sizi alt etmesine izin vermeyin.
Ey iman edenler. . . Allah'tan (size yaptıklarınızın sonuçlarını kesinlikle yaşatacağı için) hakkıyla korunun ve ancak teslim olmuşluğunu yaşayanlar olarak ölün.
Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve siz, ancak müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin.
Ey iman edenler! Allah'tan, sakınılması gerektiği gibi sakının ve ancak müslümanlar olarak can verin.
Ey inanca çağırılanlar! Allah'a yönelik nasıl sorumluluk bilinci taşımak gerekiyorsa, öyle sorumluluk bilincine erişin ve teslim olmadan ölmeyin.
Ey iman edenler! Allah'a karşı sorumluluğunuzun hakkıyla bilincinde olunuz ve ancak Müslümanlar olarak can veriniz.
Gerçeği onaylayanlar! ALLAH'ı gereğince dinleyin ve Müslümanlar (Tanrı'ya barış içinde teslim olanlar) olarak ölün.
İnananlar! ALLAH'ı gereğince dinleyin ve müslümanlar (Tanrı'ya teslim olanlar) olarak ölmeye bakın.
Ey iman edenler, Allah'tan nasıl korkmak gerekiyorsa öyle korkup gerektiği gibi sakının ve kesinlikle müslüman olarak can verin!
Ey o bütün iman edenler! Allaha nasıl korunmak gerekse öyle korunun, hakkile müttaki olun ve her halde müslim olarak can verin
Ey İman Edenler! Allah için nasıl takvalı dipnot 1 olmanız gerekiyorsa öyle takvalı olun. Ve Müslim olmanın dışında başka bir şekilde ölmeyin.
Ey iman edenler! Allah için nasıl takvalı dipnot 1 olmanız gerekiyorsa öyle takvalı olun. Ve Müslim olmanın dışında başka bir şekilde ölmeyin.
"Ey iman edenler! Allah için nasıl takvalı dipnot 1 olmanız gerekiyorsa öyle takvalı olun. Ve Allah'a teslim olmanın dışında başka bir şekilde ölmeyin.".
Ey inananlar, Tanrı'dan nasıl korkup sakınmak gerekiyorsa öylece korkup sakının ve siz, ancak müslüman olmaktan başka [bir din ve tutum üzerinde] ölmeyin.
Ey iman edenler, Allahdan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun. Sakın siz, müslümanlar (olmak)dan başka (bir sıfatla) can vermeyin.
Ey iman edenler; Allah'tan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun. Ve her halde müslüman olarak can verin.
(101-105) İçinizde Resul varken, Allah’ın ayetleri size sesli olarak okunurken nasıl olur da kafir olabilirsiniz , kim Allah’a sımsıkı sarılırsa kesinlikle doğru yol üzere hidayet edilmiştir. Ey iman edenler hakiki bir sakınma ile Allah’tan sakının, Müslüman olmadan da ölmeyin. Topluca Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, bölünmeyin, Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın, bir vakit siz düşmanlar idiniz kalpleriniz arasını yaptı, O’nun sayesinde kardeşler olarak ortaya çıktınız, ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı , Allah ayetlerini işte böyle açıklıyor ki böylelikle belki yola iletilirsiniz. Sizden iyiliğe çağıran ve tanınanı / bilineni emreden bilinmeyenden / belirsizden / tanınmayandan sakındıran bir toplum olsun, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Açıklamalar geldikten sonra karşıtlaşıp bölünenler / parçalananlar gibi olmayın, işte onlara büyük bir azap vardır.
Ey iman edenler! Allah’tan gerektiği gibi sakının ve yalnızca Müslümanlar olarak can verin.
Ey inananlar, Allah'tan, O'na yaraşır biçimde korkun ve ancak müslümanlar olarak ölün.
Ey inanıp güvenenler! Allah'a karşı yanlış yapmaktan nasıl sakınmak gerekiyorsa öyle sakının! dipnot 1 Son nefesinize kadar Allah'a teslim olarak yaşayın!" dipnot 2
Ey inanıp güvenenler! Allah'tan çekinerek nasıl korunmak gerekiyorsa öyle korunun . Son nefesinize kadar Allah'a teslim olmaya devam edin!"
Ey iman edenler! Allah’tan gerektiği gibi sakının ve yalnızca müslümanlar olarak can verin.
Ey iman edenler, Allah'tan gerektiği gibi korkup/sakının ve yalnızca (O'na) teslim olarak can verin.
Ey iman edenler! Allah'tan, kendisinden korkmaya yaraşır biçimde korkun. Müslümanlar olmanın/Allah'a teslim olmanın dışında bir hal üzere sakın can vermeyin.
You who believed and gave credence to the Prophet's mission, revere Allah in the manner appropriate to His Absolute Sovereignty. Entertain the profound reverence dutiful to Him and adhere to Allah’s' system of faith and worship so that when death lays his hands on you and you go through its door, you will have conformed your will to Allah’s blessed will.
You who believe, be mindful of God, as is His due, and make sure you devote yourselves to Him, to your dying moment.
O ye who believe! Fear Allah as He should be feared, and die not except in a state of Islam.
Believers! Fear Allah as He should be feared, and see that you do not die save in the state of submission to Allah. dipnot 1
You who have iman! have taqwa of Allah with the taqwa due to Him and do not die except as Muslims.
O you who believe! Fear Allâh (by doing all that He has ordered and by abstaining from all that He has forbidden) as He should be feared. [Obey Him, be thankful to Him, and remember Him always], and die not except in a state of Islâm [as Muslims (with complete submission to Allâh)].
O you who have faith! Be wary of Allah with the wariness due to Him and do not die except as muslims.
O you who believe! Observe your duty to Allâh as it ought to be observed, and let not death overtake you unless you be in a state of complete submission (to your Lord).
O believers, fear God as He should be feared, and see you do not die, save in surrender.
O you who have chosen to believe; respect the Lord the way He deserves to be respected (with the utmost respect;) and do not die unless your are a Muslim (in Arabic meaning: In the state of submission to God. )
O ye who believe! fear God with the fear that He deserves, and die not save ye be resigned.
O you who acknowledge, be aware of God as He deserves awareness, and do not die except as ones who have peacefully surrendered.
O believers, fear God with his true fear; and die not unless ye also be true believers.
O you who believe! Observe your duty to (or fear or respect) Allah with the right observance (or with the fear or respect that He deserves), and die not save as those who have surrendered (in a state of Islam).
O you have believed, be pious to Allah with His true piety, and definitely do not die except as Muslims.
O ye who believe! Observe your duty to Allah with right observance, and die not save as those who have surrendered (unto Him)
O believers, fear God as He should be feared, and do not die but submitting (to Him).
O you who have attained to faith! Be conscious of God with all the consciousness that is due to Him, and do not allow death to overtake you ere you have surrendered yourselves unto Him.
O believers! Be mindful of Allah in the way He deserves,[1] and do not die except in ˹a state of full˺ submission ˹to Him˺.[2]
O you who believe, revere God as He deserves to be revered, and do not die except as ones who have surrendered.
O you who believe, you shall observe GOD as He should be observed, and do not die except as Submitters.
O you who have believed, fear Allah as He should be feared and do not die except as Muslims [in submission to Him].
O you who heed warning: be in prudent fear of God with the prudent fear due Him, and die not save that you be submitting.
O You who have chosen to be graced with belief! Walk aright being mindful of Allah's Laws as it is due to Him. Let this submission be your resolve all along your life till death.
O you who believe! Fear Allah as He should be feared, and do not die except in a state of Islam (submission to Allah).
O you who believe, fear Allah, as He should be feared, and let not yourself die save as Muslims.
O you who believe, reverence God as He deserves to be reverenced, and do not die except as ones who have submitted.