Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 40. ayet

Âl-i İmrân suresi, 40. ayet. قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌ وَقَدْ بَلَغَنِىَ ٱلْكِبَرُ وَٱمْرَأَتِى عَاقِرٌ قَالَ كَذَٰلِكَ ٱللَّهُ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ

ḳâle rabbi ennâ yekûnü lî gulâmüv veḳad beleganiye-lkiberu vemraetî `âḳir. ḳâle keẕâlike-llâhü yef`alü mâ yeşâ'.

Diyanet İşleri

Zekeriya, "Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. Allah, "Öyledir, ama Allah dilediğini yapar" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 37–43 · surenin 40. ayeti / 200

Konu İmrân ailesi, Meryem'in doğumu, Zekeriyyâ ve Yahyâ Âl-i İmrân 33–41 3

  1. Âl-i İmrân 37

    Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya, onun bulunduğu bölmeye her girişinde yanında bir yiyecek bulurdu. "Meryem! Bu sana nereden geldi?" derdi. O da "Bu, Allah katından" diye cevap verirdi. Zira Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

  2. Âl-i İmrân 38

    Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin" dedi.

  3. Âl-i İmrân 39

    Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, "Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa'yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hakim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler" diye seslendiler.

  4. 40

    Zekeriya, "Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. Allah, "Öyledir, ama Allah dilediğini yapar" dedi.

  5. Âl-i İmrân 41

    Zekeriya, "Rabbim! (çocuğum olacağına dair) bana bir alamet ver" dedi. Allah da şöyle dedi: "Senin için alamet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et."

  6. Âl-i İmrân 42

    Hani melekler, "Ey Meryem! Allah, seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı."

  7. Âl-i İmrân 43

    "Ey Meryem! Rabbine divan dur. Secde et ve (O'nun huzurunda) rüku edenlerle beraber rüku et" demişlerdi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 33–55. ayetler için yazılmıştır.

33-34. Yüce Allah’ın kulları arasından seçtiği kimseler vardır. O üstün faziletlerle, yüce sıfatlarla, faydalı bilgilerle, salih amellerle ve çeşitli özelliklerle onlara ihsan ve lütufta bulunur, onları beğenip seçer. Yüce Allah bu buyruklarda bu büyük aileleri, bunların arasındaki kemal sıfatlarını elde etmiş üstün ve kâmil erkeklerin bazılarını söz konusu etmektedir. Faziletin ve hayrın bu üstün şahsiyetlerin zürriyetlerinde müteselsilen devam ettiğini, onların erkek ve kadınlarını da kapsamına aldığını ortaya koymaktadır. İşte bu Yüce Allah’ın en üstün lütuflarından, cömertlik ve kereminin en değerlilerinden birisidir. “Allah hakkıyla işitendir, bilendir.” Kimin fazilete ve üstün kılınmaya layık olduğunu çok iyi bilir. O hikmetinin gerektirdiği yerde de lütfunu ve faziletini ihsan eder.

35. Yüce Allah zikri geçen ailelerin büyüklüğünü vurguladıktan sonra Meryem ile oğlu İsa’nın kıssasını ve onların bu faziletli aileler arasında nasıl bir silsileden geldiklerini, başından sonuna kadar hangi durumlardan geçtiklerini söz konusu etmektedir. İmran’ın hanımının, Rabbine niyaz ederek, O’nun Beytini tazim ve O’na itaate devamı ihtiva eden ve Allah’ın sevdiği, O’na yakınlaştırıcı bir ibadet ile O’na yakınlaşmak niyetiyle şöyle dediğini zikretmektedir: “Rabbim ben karnımdakini her kayıttan azade olarak sana adadım.” Yani ben karnımdakini ibadet edenlerle dolup taşan ibadet evinin bir hizmetkârı olarak adadım. “Benden kabul buyur.” Bu amelimi kabul et. Yani bu amelimin temelini iman ve ihlâs kıl, hayır ve sevaplar ile onu sonuçlandır.

36. “Fakat onu doğurunca: “Rabbim ben kız doğurdum…” İmran’ın hanımının bu sözlerinde sanki bir çeşit niyaz ve bir çeşit burukluk vardır. Çünkü o adağını karnındaki yavrunun erkek olacağını düşüncesiyle yapmıştı. Erkek ise güç ve kuvvet sahibi kimselerin ortaya koydukları gibi bu işleri yaparken güçlü bir şekilde gerçekleştirir, hizmetini ve bu hizmeti gerçekleştirmek için gerekli işleri güçlü ve yetkin bir şekilde yapar. Kız ise böyle değildir.

37. Yüce Allah onun kalbinin burukluğunu gidererek adağını kabul etti ve bu kız, birçok erkekten daha doğrusu erkeklerin birçoğundan daha mükemmel ve daha eksiksiz hizmetler ifa etti. Onun varlığı ile Allah, erkekler ile elde edilenden çok daha büyük maksatları gerçekleştirdi. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah burada: “Rabbi onu güzel bir kabul ile kabul etti. Güzel bir şekilde yetiştirdi” buyurmaktadır. Yani din, ahlâk, edep yönünden hayret edilecek bir terbiyeden geçti. Bu terbiye ile bütün halleri kemal derecesine ulaştı, bu sayede salih sözlere ve fiillere sahip oldu, gelişip kemale erdi. Allah Zekeriyya aleyhisselam’ı onun bakımıyla görevlendirdi. Bir kimsenin terbiyesini, kamil ve ıslah edici kimselerden birisinin üzerine alması Yüce Allah’ın o kuluna ihsan ettiği lütuflardan biridir.

Diğer taraftan Yüce Allah, hem Meryem’e hem de Zekeriyya’ya ikramda bulunmuştur. Çünkü Meryem’e hiçbir şekilde yorulmadan, çabalamadan rızık ihsan etmişti. Bu, Yüce Allah’ın Meryem’i kendisi ile taltif ettiği bir keramettir. Zira: “Zekeriyya her ne zaman onun yanına, mihraba girse” ibadet mahalline bu ifade, Meryem’in çokça namaz kıldığına ve ibadet mahallinden ayrılmadığına işaret etmektedir. “yanında” afiyetle yiyeceği hazırlanmış “bir rızık buluyordu. “Ey Meryem! Bu sana nereden geliyor?” dedi. O da: “O, Allah katındandır.” dedi. Şüphesiz Allah dilediğine hesapsız rızık verir.”

38. Zekeriyya bu durumu, yani Allah’ın Meryem’e olan büyük iyilik ve lütfunu görünce Yüce Allah’tan çocuk sahibi olmaktan ümidini kestiği bir zamanda çocuk sahibi olmayı dilemeyi hatırına getirdi ve şöyle dua etti: “Rabbim, bana katından tertemiz bir soy bağışla!…”

39. “katından bir kelimeyi tasdik edici” Allah katından olan kelime İsa b. Meryem’dir. Zekeriyya’nın bu şerefli peygamberle müjdelenmesi aynı zamanda Meryem oğlu İsa ile müjdelenmeyi, onu tasdik etmeyi, onun risaletine dair tanıklıkta bulunmayı da ihtiva etmektedir. Allah’tan gelen bu kelime, şerefli bir kelimedir. Allah bunu özel olarak Meryem oğlu İsa’ya tahsis etmiştir. Yoksa o da esas itibari ile bütün yaratıkları kendisi ile var etmiş olduğu kelimelerinden bir kelimedir. Nitekim Yüce Allah, İsa’nın bu özelliğine şöylece dikkat çekmektedir: “Muhakkak ki İsa’nın misali Allah nezdinde Âdem’in misali gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona “Ol” dedi, o da oluverdi. (Aynı şekilde İsa’ya da “Ol” dedi, o da oluverdi)” (Al-i İmran, 3/59)

“efendi, nefsini sakındıran” yani doğacağı müjdelenen kişi olan Yahya, peygamberlerin en faziletlilerinden ve en şereflilerinden olan efendi birisidir. (“Nefsini sakındıran” anlamı verilen) “حصور”, bir görüşe göre çocuğu olmayan ve kadınlara karşı arzusu bulunmayan kimse demektir. Bir diğer açıklamaya göre ise günahlardan ve zarar verici arzulardan korunup muhafaza edilmiş kimse demektir ki iki anlamdan en uygun olanı da budur. “salihlerden bir peygamber” yani salih olmada üstün bir zirveye ulaşmış kimselerden.

40. “Rabbim, gerçekten ben kocamış iken ve eşim de kısır olduğu halde benim nasıl bir oğlum olur?” Bu ikisi çocuk sahibi olmaya engeldir. Peki, ey Rabbim durumum çocuk sahibi olmaya elverişli değilken hangi yolla benim oğlum olacak?

“Öyle, Allah dilediğini yapar.” Yüce Allah’ın hikmeti, her bir işin bilinen sebeplerine bağlı olarak cereyan etmesini gerektirmesine rağmen bazen bu sebeplerin dışına çıkmayı gerektirdiği de olur. Çünkü O dilediğini yapandır. Sebepler kudretine boyun eğmiştir, O’nun meşiet ve iradesinin etkisi altındadır. Ne kadar güçlü olursa olsun hiçbir sebep, O’nun kudretine karşı koyamaz.

41. “Rabbim, bana bir alâmet ver” ki onunla sevineyim ve müjdeye kavuşayım. Ey Rabbim, ben bana bildirdiğin habere kesinlikle inanıyorum; ama rahmetin öncü haberleri ve lütfun mukaddimeleri ile ruh sevinir, kalp de mutmain olur.

“Senin alâmetin insanlarla üç gün süre ile işaret dışında konuşamamandır.” Bu süre içerisinde sen de “Rabbini çokça an ve sabah akşam tesbih et.” Günün başında da sonunda da O’nu tesbih et. Bu süre zarfında konuşamaması, böyle bir durumda kocamış yaşlı bir erkek ile kısır bir kadından doğacak çocuğa uygun bir alâmet idi. Diğer taraftan dili ile Yüce Allah’ı anıp O’nu tesbih etmekle birlikte insanlarla konuşamaması diğer bir alâmet idi. İşte o zaman sevindi, Yüce Allah’a şükretti, sabah ve akşam vakitlerinde çokça Allah’ı anıp tesbih etti.

Bu çocuğun (Yahya) dünyaya gelişi de İmran kızı Meryem’in, Zekeriyya’ya ulaşmasına vesile olduğu bereketlerden biri idi. Çünkü Yüce Allah’ın Meryem’e lütfettiği o hesapsızca verilen güzel rızık, Zekeriyya’yı Allah’a niyazda ve dilekte bulunmak için heyecana getirdi ve bu dilekte bulunmayı hatırlamasını sağladı. Sebebi de sonucu da lütfeden Yüce Allah’tır. Ancak O, sevdiği kimseler vasıtası ile sevilecek bir takım işleri takdir eder. Böylelikle Allah o kimsenin kadrini yükseltip ecrini çoğaltır.

Daha sonra Yüce Allah, tekrar Meryem’i söz konusu etmeye ve ibadet ve kemalde onun çok büyük bir dereceye ulaştığına dair açıklamalara dönerek şöyle buyurmaktadır:

42. “Hani melekler şöyle demişti: Ey Meryem! Şüphesiz ki Allah seni seçti” sana üstün nitelikler ve güzel bir ahlâk verdi, buna karşılık kötü huylardan da “seni arındırdı ve seni âlemlerin kadınlarına üstün kıldı.” Bundan dolayı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Erkeklerden kemale eren çok kişi olmuştur, kadınlardan kemale erenler ise yalnızca İmran kızı Meryem, Muzahim kızı Âsiye ve Huveylid kızı Hatice’dir. Âişe’nin sair kadınlara üstünlüğü ise tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir.”

43. Melekler bu hususta ona Allah’ın emri ile seslendiler ki o, Yüce Allah’ın nimetleri dolayısı ile sevinsin, Allah’a şükretsin, O’nun haklarını yerine getirsin ve O’na ibadet ile meşgul olsun. Bundan dolayı melekler devamla: “Ey Meryem, Rabbine kunut et” Rabbine çokça itaat et, gönülden gelen bir sevgi ile O’na boyun eğ ve bunu sürekli yap “secdeye kapan ve rüku edenlerle beraber rükû et” yani namaz kılanlarla birlikte sen de namaz kıl. Meryem de emrolunduğu her bir hususu yerine getirdi; böylelikle kemal ve olgunluğu ile belirli bir konuma yükseldi, üstün bir noktaya geldi.

44. Bu kıssa ve diğerleri Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in risaletinin en büyük delillerindendir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu kıssayı tafsilatlı ve gerçeğe uygun olarak bildirmiştir. Ne bir fazla ne bir eksik. Bunun böyle olması ise Kur’ân-ı Kerîm’in Aziz ve Hakim olan Allah tarafından vahiy ile bildirilmesinden ötürüdür. Yoksa insanlardan öğrenerek anlatılmış değildir. Bunun tek sebebi budur. İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Bunlar sana vahyetmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. Onlar Meryem’in bakımını hangisi üzerine alacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında olmadığın gibi, onlar çekişirlerken de sen yanlarında değildin.” Annesi Meryem’i getirdiğinde hangileri onun bakımını üstlenecek diye kendi aralarında tartışmaya koyuldular. Çünkü Meryem önderlerinin ve başlarının kızı idi. Hepsi de Allah’tan hayır ve ecir kazanmak istiyorlardı. Nihâyet aralarındaki tartışma bu hususta kur’a çekme noktasına kadar geldi. Kur’a çekmek üzere kalemlerini attılar ve kur’a -Yüce Allah’ın hem Zekeriyya’ya hem de Meryem’e bir rahmeti olarak- Zekeriyya’ya çıktı. İşte ey Peygamber; bunlar olurken sen orada değildin ki bunu bilesin ve insanlara bunu anlatasın. Sana bunu bildiren ancak Allah Teala’dır.

İşte kıssaların nakledilmesindeki en büyük maksat, onlardan ibret alınmasıdır. En büyük ibret ise bu kıssaları tevhide, risalete, öldükten sonra dirilişe ve bunun dışındaki diğer önemli temel konulara delil görebilmektir.

45-46. “Dünyada da âhirette de şanı yücedir ve mukarreblerdendir.” Yani dünyada da âhirette de insanlar nezdinde şerefli ve büyük bir mevkiye sahiptir. Bununla birlikte O, Allah nezdinde de yaratılmışların Yüce Allah’a en yakınları, derece itibarı ile de en üstünleri olan “mukarreb” kimselerdendir. Şüphesiz ki bu, benzersiz bir müjdedir. Bu müjdeyi daha da mükemmelleştiren bir husus ise onun: “Beşikte iken de...” insanlarla konuşmasıdır. Onun insanlarla bu şekilde konuşması Allah’ın mucizelerinden bir mucize, onun annesine ve diğer insanlara olan bir rahmetidir.

Aynı şekilde İsa “yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır.” Bu konuşma ise onun peygamber olarak davet ve irşad kastı ile konuşmasıdır. Beşikteki konuşması, onun doğruluğuna, peygamberliğine, annesinin ise hakkında kötü zanlardan beri olduğuna dair açık mucizelerden ve kesin delillerdendir. Yetişkinliğindeki konuşması ise insanlara oldukça büyük faydaları ihtiva eder. İnsanlar ile Rab’leri arasında Allah’ın vahyi, dininin ve şeriatının tebliği hususunda vasıta oluşunun insanlara faydası elbetteki pek büyüktür. Bununla birlikte o “salihlerdendir.” Yani öyle kimselerdendir ki Allah onların kalplerini marifeti ve muhabbeti ile dillerini övgüsü ve zikri ile azalarını da itaati ve kendi uğruna hizmet ile ıslah etmiştir.

47. “Dedi ki: “Rabbim, bana hiçbir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” Çünkü bu, hayret edilecek bir husustur. “Öyle, Allah dilediğini yaratır...” Böylelikle kullar O’nun herşeye kadir olduğunu bilsinler ve O’nun iradesine hiçbir şeyin engel olamayacağını kavrasınlar. “O, bir işe hükmedince ona yalnızca “Ol” der, o da oluverir.”

48. (Bir de Allah) ona kitabı... öğretecek.” Yani kendinden önceki kitapları, insanlar arasında hüküm vermeyi öğretecek, ona peygamberlik ihsan edecektir.

49. Ve Allah onu “İsrailoğullarına peygamber olarak gönderecek” apaçık âyetlerle ve karşı konulamaz delillerle destekleyecektir. Çünkü İsa şöyle diyecekti: “Ben size Rabbinizden bir mucize ile geldim” ve bu benim gerçekten size Allah’ın göndermiş olduğu bir peygamberi olduğumu göstermektedir. Şöyle ki: “Size çamurdan kuş şekli yapar ve ona üfürürüm. Allah’ın izni ile o da derhal bir kuş olur. Yine Allah’ın izni ile anadan doğma körü” âyet-i kerimedeki “الأكمه”; hem görme yetisini hem de gözlerini tamamıyla kaybetmiş, gözleri silme kör olan kimse demektir. “alacalıyı iyi eder ve ölüyü diriltirim. Evlerinizde yediğiniz ve biriktirdiğiniz şeyleri size haber veririm. Elbette bunlarda” sözü geçen hususlarda “(büyük bir) delil vardır, eğer iman eden kimseler iseniz.”

50-51. “Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik edici olarak...” Yüce Allah onu iki tür mucize ve delille desteklemiştir. İlki peygamber olmayanların göstermesine imkân olmayan harikulade haller. İkincisi de onun getirdiği risalet, davet ve din ki bu da Tevrat ve önceki peyamberlerin dinidir. İşte bu da doğru söyleyenlerin doğruluğunun en büyük bir delilidir. Çünkü eğer o yalan söyleyen kimselerden olsa idi, onun getirdiklerinin, peygamberlerin getirdiğine muhalif olması, inanç esaslarında ve fer’î meselelerde onlarla çelişmesi gerekirdi. İşte böylelikle onun Allah’ın peygamberi olduğu ve onun getirdiklerinin de hiçbir şüphe söz konusu olmayan hakkın tâ kendisi olduğu ortaya çıkmıştır.

“ve size (önceden) haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için geldim” yani üzerinizdeki bazı ağır yükleri, sırtınızdaki sorumlulukları hafifletmeye geldim. “O halde Allah’tan korkup sakının ve bana itaat edin. Şüphesiz Allah benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O’na ibadet edin.” İşte bütün peygamberlerin kendisine davet ettikleri şey budur. Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca O’na ibadet etmek ve peygamberlere itaat etmek. İşte dosdoğru yol budur ve bu yol, izleyeni Naîm cennetlerine ulaştırır.

52. İsrailoğullarının çeşitli fırkaları İsa hakkında görüş ayrılığına düştüler. Onlardan kimisi ona iman edip tabi oldu; kimisi de küfredip yalanladı ve annesini de Yahudiler gibi fuhuş işlemekle itham etti. “İsa onlardan küfrü” ve davetini reddetmek üzere ittifak üzere olduklarını “sezince” İsrailoğullarına kendisini desteklemeye teşvik eden bir üslûpla şöyle dedi: “Allah’a (giden yolda) bana yardım edecekler kimlerdir? Havariler” yani yardımcıları “şöyle dediler: Biz, Allah’ın yardımcılarıyız. Allah’a iman ettik, sen de bizim müslümanlar olduğumuza şahit ol!” Bu da Yüce Allah’ın hem onlara hem de İsa’ya bir lütfudur. Çünkü havarilere kendisine iman edip itaatine boyun eğmelerini, peygamberine de yardımcı olmalarını ilham etmişti.

53. “Rabbimiz, indirdiğine iman ettik ve Rasul’e tabi olduk” Bu da Yüce Allah’ın bütün indirdiklerine imana ve rasûlüne de itaate tam bir bağlılığı ifade eder. “Artık bizi” senin vahdaniyetine, peygamberinin risaletine, dininin hak ve gerçek olduğuna dair şahitlik eden “şahitlerle beraber yaz!”

54. İsa’nın küfürlerini sezdiği kimselere gelince onlar İsrailoğullarının çoğunluğunu teşkil ediyorlardı. İşte “onlar” İsa’ya “tuzak kurdulur. Allah da” onlara “tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.” İsrailoğulları İsa’yı öldürüp onu haça germek konusunda görüş birliğine vardılar; ancak yakaladıkları kimse İsa’ya benzer gösterildi ve böylelikle onlar İsa’ya benzettikleri kimseyi yakaladılar. Allah da İsa’ya hitaben şöyle buyurdu:

55. “Seni vefat ettireceğim, kendime yükselteceğim ve seni o kâfirler arasından tertemiz çıkaracağım.” Böylece Yüce Allah İsa’yı kendisine yükseltti, kâfirler arasından onu tertemiz çıkardı, onlar ise İsa sandıkları bir başkasını öldürüp çarmıha gerdiler ve böylelikle büyük bir günah işlediler.

Bu ümmetin son dönemlerinde Meryem oğlu İsa aleyhisselam adaletli bir yönetici olarak inecektir. Domuzu öldürecek, haçı kıracak, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiklerine tâbî olacaktır. Yalancılar da aldanış ve aldatmalarının farkına varacak, kendilerinin aldandıklarını ve aldanışa düştüklerini anlayacaklardır.

“Sana uyanları da Kıyamet gününe kadar kâfirlerin üstünde tutacağım.” İsa’ya uyanlardan kasıt ona iman eden ve Yüce Allah’ın İsa’nın dininden sapanlara karşı kendilerine yardım ve destek verdiği kimselerdir. Daha sonra Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmeti geldiğinde artık gerçek manada ona tâbî olanlar onlar oldular. Allah da onlara destek verdi ve bütün kâfirlere karşı onlara yardımcı oldu. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in kendilerine getirmiş olduğu din ile onlara üstünlük ve zafer verdi: “Allah içinizden iman edip salih amel işleyenlere onları kesinlikle yeryüzünde halife kılacağını vaat etti...” (en-Nur, 24/55)

Ancak Yüce Allah’ın hikmetinde adalet de vardır ki O’nun hikmeti şunu hükme bağlamıştır: Dine sımsıkı yapışan kimselere Allah apaçık bir zafer verir ve onlara yardımcı olur. O’nun emir ve yasaklarını terk edip şeriatını bir kenara atan, O’na isyan etmek cesaretini gösteren kimseleri ise cezalandırır ve düşmanları ona musallat kılar. Allah Azîzdir, Hakimdir.

“Sonra hepinizin dönüşü bana olacak ve Ben de ayrılığa düştüğünüz konularda aranızda hüküm vereceğim.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Melekler, Yahya -aleyhisselam- ile müjdelediği zaman Zekeriya -aleyhisselam- şöyle dedi: "Ey Rabbim! Ben iyice yaşlanmış, karım da kısır iken (doğuramayacak halde iken) nasıl benim bir oğlum olacak!" dedi. Allah, onun bu sözüne cevap olarak şöyle buyurdu: "Senin yaşlı olduğun ve eşinin de kısır olduğu halde Yahya'nın yaratılması; Allah'ın normal yaratmasının tersine olağan üstü yaratışı gibidir. Çünkü Allah, her şeye kadirdir, hikmeti ve ilmi ile dilediğini yapar!"

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi ki kök: قول
  2. رَبِّ rabbi Rabbim kök: ربب
  3. أَنَّىٰ enna nasıl? kök: اني
  4. يَكُونُ yekunu olur kök: كون
  5. لِى li benim
  6. غُلَـٰمٌۭ gulamun oğlum kök: غلم
  7. وَقَدْ ve kad halbuki
  8. بَلَغَنِىَ beleganiye bana gelip çatmış kök: بلغ
  9. ٱلْكِبَرُ l-kiberu ihtiyarlık kök: كبر
  10. وَٱمْرَأَتِى vemraeti ve karım da kök: مرا
  11. عَاقِرٌۭ ۖ aakirun kısırken kök: عقر
  12. قَالَ kale (Allah) dedi kök: قول
  13. كَذَٰلِكَ kezalike öyle (ama)
  14. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  15. يَفْعَلُ yef'alu yapar kök: فعل
  16. مَا ma şeyi
  17. يَشَآءُ yeşa'u dilediği kök: شيا

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Yahyâ · Aynı kök: عقر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Zekeriyyâ

    Zekeriyya, "Rabbim!" "Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?" dedi.

  • Aynı kıssa: Hz. Yahyâ · Aynı kıssa: Hz. Zekeriyyâ · Aynı kök: غلم (13 geçiş)

    (Allah, şöyle dedi:) "Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik."

  • Aynı kök: عقر (8 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Zekeriyyâ · Aynı kök: مرا (38 geçiş)

    (5-6) "Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankar olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve…

  • Aynı kıssa: Hz. Yahyâ · Aynı kıssa: Hz. Zekeriyyâ

    Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin" dedi.

  • Aynı kök: غلم (13 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    "Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına…

  • Aynı kıssa: Hz. Zekeriyyâ · Aynı kök: اني (36 geçiş)

    Bunun üzerine Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu ve onu güzel bir şekilde yetiştirdi. Zekeriya'yı da onun bakımıyla görevlendirdi. Zekeriya,…

  • Aynı kök: غلم (13 geçiş) · Aynı kök: اني (36 geçiş)

    Meryem, "Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi.

  • Aynı kök: مرا (38 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Zekeriya) şöyle demişti: "Rabbim! Yaşlılık bana gelip çattığına, hanımım da kısır olduğuna göre benim (bir) oğlum nasıl olabilir ki?" (Melekler) şöyle demişti: "Öyle, (ama) Allah dilediğini yapar." dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:253; Al-i İmrân 3:47; Mâide 5:1; Hûd 11:107; İbrâhîm 14:27; Hacc 22:14, 18; Burûc 85:16.

Mustafa İslamoğlu

Cevap verdi: "Rabbim! Ben bunca yaşlanmış, karım da kısır kalmışken benim nasıl bir oğlum olabilir?" (Melek) cevap verdi: "İşte böyledir Allah; dilediğini yapar."

Muhammed Esed

(Zekeriya) şaşkınlıkla: "Ey Rabbim!" dedi, "Yaşlılık beni yakalamışken ve karım da kısırken nasıl bir oğlum olabilir?" (Ona): "Pekala olabilir!" denildi, "Allah dilediğini yapar."

Ahmed Hulusi

Dedi: "Rabbim, benim nasıl oğlum olur! İhtiyarlamışım, üstelik de karım kısır!" Buyurdu: "(Şartların) öyle ama. . . Allah dilediğini yapar!"

Ali Bulaç

Dedi ki: "Rabbim, bana gerçekten ihtiyarlık ulaşmışken ve karım da kısırken nasıl bir oğlum olabilir?" "Böyledir" dedi, "Allah dilediğini yapar."

Ali Özek ve heyeti

Zekeriyyâ: Rabbim! dedi, bana ihtiyarlık gelip çattığına, üstelik karım da kısır olduğuna göre benim nasıl çocuğum olabilir? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir; Allah dilediğini böyle yapar.

Ali Rıza Safa

"Efendim! Benim nasıl bir oğlum olabilir?" dedi; "Kocamışlığın son sınırındayım; üstelik karım kısır!" Dedi ki: "Öyledir; Allah, dilediğini yapar!"

Bayraktar Bayraklı

Zekerriya, "Ey Rabbim!" dedi, "Yaşlılık beni yakalamışken ve karım da kısırken nasıl bir oğlum olabilir?" Allah şöyle buyurdu: "İşte böyledir; Allah dilediğini yapar."

Edip Yüksel

"Efendim, ben yaşlı ve karım kısırken nasıl olur da bir oğlum olur" deyince, o, "Evet; ama ALLAH dilediğini yapar" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Rabbim, ben yaşlı ve karım kısırken nasıl olur da bir oğlum olur,' deyince, o, 'Evet; ama ALLAH dilediğini yapar,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Zekeriyya: "Ey Rabbim, bana ihtiyarlık gelip çatmış, karım da kısır iken, benim nasıl bir oğlum olur?" dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle, Allah ne dilerse yapar."

Elmalılı Hamdi Yazır

Yarab! dedi: benim için bir oğul nasıl olur? kendime ihtiyarlık çatmış haremim de kısırken, buyurdu ki: öyle, Allah ne dilerse yapar

Erhan Aktaş

"Ey Rabb'im! Ben iyice yaşlanmışken, hanımım da çocuktan kesilmişken, benim nasıl çocuğum olabilir!" dedi. O da: "Pekala olur, Allah dilediğini yapar." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Ey Rabb'im! Ben iyice yaşlanmışken, hanımım da çocuktan kesilmişken, benim nasıl çocuğum olabilir!" dedi. O da: "Pek ala olur, Allah dilediğini yapar." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Ey Rabb'im! Ben iyice yaşlanmışken, hanımım da çocuktan kesilmişken, benim nasıl çocuğum olabilir!" dedi. O da: "Pek ala olur, Allah dilediğini yapar." dedi.

Gültekin Onan

De ki "Rabbim, bana gerçekten ihtiyarlık ulaşmışken ve karımda kısırken nasıl bir oğlum olabilir?" "Böyledir " dedi, "Tanrı dilediğini yapar".

Hasan Basri Çantay

(Zekeriyya) dedi: "Rabbim, kendime hakıykaten ihtiyarlık çatmış iken, karım da bir kısır iken benim nasıl bir oğlum olabilir"? (Allah): "öyle, dedi, (fakat) Allah ne dilerse yapar".

İbni Kesir

Ve dedi ki: Rabbım; ben artık iyice kocamış, karım da kısırken nasıl oğlum olabilir? Öyle, Allah dilediğini yapar, dedi.

Mehmet Alagaş

(33-44) Allah alemlerden Adem’i Nuh’u ve İbrahim Ailesini ve İmran Ailesini seçti. Onların bazısı bazılarının soyudur / zürriyetidir, Allah işitendir, bilendir. Bir vakit İmran’ın karısı dedi ki Rabbim ben sana karnımdakini hür olarak / kendi irademle adadım benden kabul et , M uhakkak ki sen işitensin bilensin. Onu doğurduğu zaman Rabbim ben kız doğurdum dedi, Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilir , erkek ise kız gibi değil dedi ve kesinlikle ben onu Meryem olarak isimlendirdim, Onu ve zürriyetini taşlanmış şeytandan sana sığındırıyorum dedi. Rabbi Onu güzel bir kabul ile kabul etti, güzel bir bitki gibi onu yetiştirdi , Onu Zekeriya’nın sorumluluğuna verdi , Zekeriya ne zaman mihraba girse mihrabın yanında rızık bulurdu. Dedi ki Ey Meryem bu sana nereden gelir? Dedi ki O Allah’ın yanındandır, muhakkak ki Allah istediğini hesapsız şekilde rızıklandırır. Orada Zekeriya Rabbine çağrıda bulunmuş / dua etmiş ve demişti ki Rabbim bana katından tertemiz bir zürriyet hibe et , muhakkak ki sen duaları işitensin. Mihrapta namaza durduğunda melekler ona, Allah sana Yahya’yı müjdeler diye seslendiler , Allah’ın kelimesini doğrulayan, efendi / seyyit, nefsine hâkim / nefsini koruyan , salihlerden bir nebi dir. Dedi ki Rabbim , benim nasıl oğlum olabilir ki? Ben ileri yaşlarıma ulaştım ve karımda kısırdır, dedi ki böyledir, Allah istediğini yapar. Dedi ki Rabbim bana bir gösterge yap / bir ayet yap, dedi ki Ayetin, üç gün insanlarla işaret etme dışında konuşmamandır, Allah’ı çokça zikret ve akşam ve sabah onu üstün eyle. Melekler ona / Meryem’e demişlerdi ki Ey Meryem, Allah seni seçti ve temizledi, seni alemlerin kadınları arasından seçti, Ey Meryem, Rabbine boynun eğik kal / kunut halinde ol, bana secde et, bana rükû edenlerle beraber rükû et. İşte bu nlar, gaybden haberlerdir onu sana vahyediyoruz , hangisi Meryem’in sorumluluğunu alacak diye kalemlerini attıklarında onların yanlarında değildin ve rakipleştiklerinde / çekiştiklerinde onların yanlarında değildin.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Rabbim! Ben iyice yaşlanmış, karım da kısır iken nasıl benim bir oğlum olacak?" dedi. Allah: "Öyle de olsa, Allah dilediğini yapar!" buyurdu.

Süleyman Ateş

Dedi ki: "Rabbim, bana ihtiyarlık gelip çatmış, karım da kısırken benim nasıl oğlum olur?" (Allah): "Öyle (ama) Allah, dilediğini yapar." dedi.

Süleymaniye Vakfı

Zekeriya:"Rabbim! İhtiyarlık gelmiş çatmış, karım da kısır iken benim nasıl oğlum olabilir!" dipnot 1 dedi. Allah: "Böyle olacak! Allah tercih ettiği şeyi yapar." dedi.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zekeriya aleyhisselam, kendisinden sonra yerine geçecek bir çocuk istemektedir. Ancak eşi kısır, kendisi de çok ileri bir yaşta olduğu için bu çocuğu, Meryem'in evlenip doğurmasını beklediği anlaşılmaktadır. Beklediği çocuğun kendi çocuğu olacağı müjdelenince şaşırması bunu açıkça göstermektedir (Meryem 19/8-9).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Zekeriya): "Sahibim! benim nasıl oğlum olur? İhtiyarlık gelmiş çatmış, karım da kısır!" dedi. "Bu olacak! Allah, tercih ettiği şeyi yapar." dedi.

Şaban Britch

Rabbim, ben iyice yaşlanmış, karım da kısır iken nasıl benim bir oğlum olacak? dedi. Allah: Öyle de olsa, Allah dilediğini yapar! buyurdu.

Şaban Piriş

-Rabbim, ben iyice yaşlanmış, karım da kısır iken nasıl benim bir oğlum olacak? dedi. Allah: -Öyle de olsa, Allah dilediğini yapar! buyurdu.

Yaşar Nuri Öztürk

Dedi ki: "Rabbim, benim nasıl çocuğum olur? İhtiyarlık tam bir biçimde üstüme binmiş, karım kısır." Allah cevap verdi: "Allah, dilediği şeyi işte böyle yapar."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Zakariya vented his surprise in an exclamation, he asked: "O Allah, my Creator, how shall I have a son when I have been carried through the stealing steps of age to advanced life and my wife has always been barren?" He was told, "Thus does Allah accomplish what He will".

Abdul Haleem

He said, ‘My Lord, how can I have a son when I am so old and my wife is barren?’ [An angel] said, ‘It will be so: God does whatever He will.’

Abdullah Yusuf Ali

He said: "O my Lord! How shall I have son, seeing I am very old, and my wife is barren?" "Thus," was the answer, "Doth Allah accomplish what He willeth."

Abul A'la Maududi

Zechariah exclaimed: 'My Lord! How shall I have a son when old age has overtaken me and my wife is barren?' He said: Thus shall it be; dipnot 1 Allah does what He wills.'

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    God granted Zechariah a son despite his old age and despite the barrenness of his wife.

Aisha Bewley

He said, ‘My Lord, how can I possibly have a son when I have reached old age and my wife is barren?’ He said, ‘It will be so. Allah does whatever He wills.’

Al-Hilali & Khan

He said: "O my Lord! How can I have a son when I am very old, and my wife is barren?" (Allâh) said: "Thus Allâh does what He wills."

Ali Quli Qarai

He said, ‘My Lord, how shall I have a son while old age has overtaken me and my wife is barren?’ He said, ‘So it is that Allah does whatever He wishes. ’

Amatul Rahman Omar

`Lord!' he said, `How shall I have a son now that old age has already come upon me and my wife is barren?' (The Lord) said, `Such are the ways of Allâh, He does what He will. '

Arthur John Arberry

'Lord, ' said Zachariah, 'how shall I have a son, seeing I am an old man and my wife is barren?' 'Even so,' God said, 'God does what He will. '

Bijan Moeinian

Zachariah said: "Lord, how is it possible to have a child at this old age of mine with a sterile wife?" The answer was: “God is capable of doing whatever He wants to do. ”

E. Henry Palmer

He said, 'My Lord, how can there be to me a boy when old age has reached me, and my wife is barren?' Said he, 'Thus God does what He pleaseth. '

Edip-Layth

He said, "My Lord, how can I have a son when old age has reached me and my wife is sterile?" He said, "It is as such that God does what He pleases."

George Sale

He answered, Lord, how shall I have a son, when old age hath overtaken me, and my wife is barren? The angel said, so God doth that which he pleaseth.

Hamid S. Aziz

He said, "My Lord, how can there be to me a boy when old age has reached me, and my wife is barren?" The angel answered, "Thus Allah does what He pleases. "

Mahmoud Ghali

He said, "Lord! However will I have a youth, and age (Literally: great (with years) has already reached me and my wife is barren?" He (i. e. the angel) said, "Thus Allah performs whatever He decides."

Marmaduke Pickthall

He said: My Lord! How can I have a son when age hath overtaken me already and my wife is barren? (The angel) answered: So (it will be). Allah doeth what He will.

Mohamed Ahmed - Samira

"How can I have a son, O Lord," he said, "for I am old and my wife is barren?" "Thus," came the answer, "God does as He wills. "

Muhammad Asad

[Zachariah] exclaimed: "O my Sustainer! How can I have a son when old age has already overtaken me, and my wife is barren?" Answered [the angel]: "Thus it is: God does what He wills. "

Mustafa Khattab

Zachariah exclaimed, "My Lord! How can I have a son when I am very old and my wife is barren?" He replied, “So will it be. Allah does what He wills.”

Progressive Muslims

He said: "My Lord, how can I have a son when old age has reached me and my wife is sterile" He said: "It is as such that God does what He pleases. "

Rashad Khalifa

He said, "How can I have a boy, when I am so old, and my wife is sterile?" He said, "GOD does whatever He wills."

Sahih International

He said, "My Lord, how will I have a boy when I have reached old age and my wife is barren?" The angel said, "Such is Allah ; He does what He wills. "

Sam Gerrans

Said he: “My Lord: how will I have a lad when old age has reached me and my wife is barren?” He said: “Thus is God; He does what He wills.”

Shabbir Ahmed

Zechariah prayed to Allah, but then wondered, "My Lord! How could I have a son when old age has overtaken me already and my wife is barren?" He said, "So it will be, Allah does everything according to His Laws. " The infertility in his wife was cured (21:90).

Syed Vickar Ahamed

He said: "O my Lord! How shall I have a son seeing I am very old, and my wife is barren?", "Still", was the answer, "Allah does accomplish what He wills. "

Taqi Usmani

He said: "O my Lord, how shall I have a boy when old age has come upon me and my wife is barren?" Said He: “That is how Allah does what He wills.”

The Monotheist Group

He said: "My Lord, how can I have a son when old age has reached me and my wife is infertile?" He said: "It is as such that God does what He pleases."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 40. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 40. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 40. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩