Diyanet İşleri
Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 188. ayet. لَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَآ أَتَوا۟ وَّيُحِبُّونَ أَن يُحْمَدُوا۟ بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا۟ فَلَا تَحْسَبَنَّهُم بِمَفَازَةٍ مِّنَ ٱلْعَذَابِ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
lâ taḥsebenne-lleẕîne yefraḥûne bimâ etev veyüḥibbûne ey yuḥmedû bimâ lem yef`alû felâ taḥsebennehüm bimefâzetim mine-l`aẕâb. velehüm `aẕâbün elîm.
Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Allah fakirdir" diyenler; her canlı ölümü tadacak Âl-i İmrân 181–189 3
Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.
Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.
Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!
Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.
Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. "Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru" derler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
188. “Yaptıkları ile” işledikleri çirkin işlerler, sözlü ve fiili batıllarla “mağrur olan ve yapmadıkları ile” işlemedikleri hayır ve söylemedikleri hak sözlerle de “övülmekten hoşlanan” yâni hem kötü davranıp kötü sözler söyleyen ve bundan dolayı sevinip şımaran, hem de işlemedikleri o hayırlar dolayısı ile de övülmeyi arzulayan “kimselerin azaptan kurtulacaklarını” herhangi bir şekilde azaba uğramayarak esenliğe kavuşacaklarını “sanmayasın.” Aksine onlar azabı hak etmişlerdir ve sonunda azaba uğrayacaklardır. İşte bundan dolayı da: “Onlar için pek acıklı bir azab vardır” buyurmaktadır.
Bu âyet-i kerimenin kapsamına sahip oldukları bilgiden dolayı sevinip şımaran fakat Allah Rasûlüne boyun eğmeyen, bu hal ve sözlerinde de haklı olduklarını iddia eden kitap ehli girdiği gibi, sözlü veya fiili bir bid’at ortaya koyarak bundan dolayı sevinen, başkalarını da bu bid’ati işlemeye çağıran, kendisinin haklı olduğunu, başkalarının da batıl üzere olduğunu iddia eden -ki bid’at ehlinde görülen de budur- herkesi de kapsamına almaktadır.
Âyet-i kerime mefhumu ile şuna delil teşkil etmektedir: İşlediği hayır ve hakka tâbî olmaktan ötürü -eğer bundan maksadı riyakarlık yapmak ve şöhret kazanmak değilse- övülüp kendisinden iyilikle söz edilmesini isteyen kimse, yerilmez. Hatta bu, yapılması beklenen işler arasındadır ki Yüce Allah, söz ve amel itibari ile iyilikte bulunanları bu şekilde mükâfatlandıracağını haber vermiştir. Ayrıca O’nun yarattığı insanların en özellerini bununla mükâfatlandırdığını ve onların Yüce Allah’tan böyle bir talepte bulunduklarını da görüyoruz. Nitekim İbrahim aleyhisselam şöyle buyurmuştur: “Sonrakiler arasında bana bir lisan-ı sıdk (ümmetler arasında güzel övgü ve anılış) bağışla!” (eş-Şuara, 26/84) diye dua etmiştir. Yüce Allah, Nuh’tan da şöyle söz etmektedir: “Âlemler içinde Nuh’a selam olsun. Muhakkak biz iyilik sahiplerini böyle mükâfatlandırırız.” (es-Saffat, 37/79-80) Rahmân olan Yüce Allah’ın iyi kullarının da: “Bizi takvâ sahiplerine önder yap!” (el-Furkan, 25/74) diye dua ettiklerini bize haber vermektedir. İşte bu güzel övgü, şânı Yüce Allah’ın kulları üzerindeki nimetlerinden ve şükrü gerektiren lütuflarından biridir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Yaptıkları kötülüklerle sevinen ve işlemedikleri hayırlarla insanların kendilerini övmesinden hoşlananların azaptan kurtulup selamette olacaklarını sanma. Bilakis onların kalacakları yer cehennemdir. Orada onlar için elem verici bir azap vardır.
Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da…
Aynı kök: فرح (22 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
Şüphesiz Karun, Musa'nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler…
Aynı kök: فرح (22 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir…
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)
İnananlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz…
Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan…
Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Ortak kavram: Hamd
(2-4) Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur.
Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Ortak kavram: Hamd
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…
Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Ortak kavram: Hamd
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sanma ki yaptıklarına sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, (evet) sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır! Onlar için elem verici bir azap vardır.
Sanma ki yaptıkları (bu tür) işlerle sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananlar, evet onlar, sanma ki azaptan kurtulabilecekler: Onları şiddetli bir azap beklemektedir.
Sanma ki bu şekilde başardıklarıyla övünen ve yapmadıkları ile övülmekten hoşlananlar azaptan kurtulabilecekler. Onları (ahirette) şiddetli bir azap beklemektedir.
O yaptıklarıyla mağrur olup, yapmadıkları ile övülmekten hoşlananları bir şey sanma! Onların azaptan kurtulacağını da sanma! Onlara feci bir azap vardır.
Getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları (kazançlı) sayma; onları azaptan kurtulmuş olarak sayma. Onlar için acı bir azap vardır.
Yaptıklarıyla sevinen, yapmadıklarıyla da övülmeyi arzulayan kimselerin, azâptan kurtulacak bir mevkide olduklarını sakın zannetme. Onlar için elem verici bir azap vardır.
Yaptıklarıyla sevinen ve yapmadıklarıyla övülmeyi sevenlerin, cezadan kurtulacak bir yerde olduklarını sanma. Onlar için, acı bir ceza vardır.
Sanma ki bu şekilde başardıklarıyla övünen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananlar azaptan kurtulabilecekler. Onlar için elem verici bir azap vardır.
Sanma ki verdikleriyle gururlanan ve yapmadıkları şeylerden ötürü övülmeyi sevenler, evet sanma ki onlar azaptan kurtulacak. Onlara acıklı bir azap var.
Sanma ki verdikleriyle gururlanan ve yapmadıkları şeylerden ötürü övülmeyi sevenler, evet sanma ki onlar azaptan kurtulacak. Onlara acıklı bir azap var
Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları işle övülmeyi seven kimseleri de sakın azaptan kurtulur sanma! Onlara elim bir azap vardır.
O ettiklerine sevinen ve yaptıkları işle metholunmayı seven kimseleri de sakın azabdan azade sanma, hem onlara elim bir azab var
Yaptıklarıyla sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Yaptıklarıyla sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Yaptıkları ile sevinen, yapmadıkları ile övülmek istenen kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları (kazançlı) sayma; onları azaptan kurtulmuş olarak sayma. Onlar için acı bir azap vardır.
Getirdikleriyle (etdikleri kötülüklerle) kıvanan, yapmadıkları ile de öğütmelerini arzu eden o kimseler (yok mu?) onların azabdan kurtulacak (selamet) bir yerde bulunacaklarını zinhar sanma, zinhar sanma. Onlara pek acıklı bir azab vardır.
Ettikleri ile sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenlerin azabtan kurtarılacaklarını sanma. Onlar için pek acıklı bir azab vardır.
(187-188) Bir vakit Allah , kitap verilenlerden onu açıklayacaksınız ve saklamayacaksınız şeklinde söz almıştı , O sözü sırtlarının arkalarına attılar , az bir menfaatin müşterisi oldular , ne kötü bir şeyin müşterisi oldular , verdiklerinden dolayı rahatlayıp şımaranların ve yapmadıklarıyla övülmeyi sevenlerin azaptan kurtulacaklarını hesap etme, onlar da hesap etmesinler, onlar için acıtıcı bir azap vardır.
Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir azap vardır.
O ettiklerine sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenlerin, azabdan kurtulacaklarını sanma. Onlar için acı bir azab vardır.
Yaptıkları ile mutlu olan, yapmadıklarından dolayı da övülmekten hoşlananları bir şey sanma! Sanma ki onlar azaptan kurtulacaklar! dipnot 1 Onlar için acı veren bir azap vardır.
Yaptıklarıyla mutlu olan, yapmadıklarıyla övülmek isteyen bu kimselerin azaptan kurtulacaklarını düşünme dipnot 1 . Onların hak ettiği acıklı bir azaptır.
Sakın, yaptıkları (kötülüklerle) sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmekten hoşlanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlara acı bir azap vardır.
Sakın, yaptıkları (kötülüklerle) ferahlayan, yapmadıkları şeylerle övülmekten hoşlanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlara acı bir azap vardır.
O ettikleriyle zevklenen, yapmadıkları şeylerle övünmeyi seven kişileri bir şey sanma. Artık, onları azaptan kurtulmuş da sanma. Korkunç bir azap vardır onlar için.
Do not think, O Muhammad; that those who rejoice at their successful perversion of their own Scriptures from its original purity to what accords with their own desire, and love to be credited with theological virtues which they do not possess, that they shall escape torment!. They shall in fact be put to the torture.
Do not think [Prophet] that those who exult in what they have done and seek praise for things they have not done will escape the torment; agonizing torment awaits them.
Think not that those who exult in what they have brought about, and love to be praised for what they have not done,- think escape the penalty. For them is a penalty Grievous indeed.
Do not think that those who exult in their misdeeds and love to be praised for what indeed they have not done, dipnot 1 do not think that they are secure from chastisement. A painful chastisement awaits them.
Those who exult in what they have done and love to be praised for what they have not done should not suppose that they have escaped the punishment. They will have a painful punishment.
Think not that those who rejoice in what they have done (or brought about), and love to be praised for what they have not done, - think not you that they are rescued from the torment, and for them is a painful torment.
Do not suppose those who exult in what they have done, and love to be praised for what they have not done —do not suppose them saved from punishment, and there is a painful punishment for them.
You should not think - indeed you should not think that those who exult in what they have brought about, and love to be praised for what they have not done, are secure from punishment; rather a woeful punishment awaits them.
Reckon not that those who rejoice in what they have brought, and love to be praised for what they have not done -- do not reckon them secure from chastisement; for them awaits a painful chastisement.
Those who pretend that they are engaged in good deeds and like to be praised for what they have not done [refer to the above mentioned covenant] will not escape the punishment. . The fact is that a terrible punishment is waiting for them.
Count not that those who rejoice in what they have produced, and love to be praised for what they have not done,- think not that they are in safety from woe,- for them is grievous woe!
Do not count that those who are happy with what they have been given, and they love to be praised for what they did not do; do not think they are saved from the punishment. For them is a painful retribution.
Think not that they who rejoice at what they have done, and expect to be praised for what they have not done; think not, O prophet, that they shall escape from punishment, for they shall suffer a painful punishment;
Think not that those who rejoice in what they have given, and love to be praised for what they have not done, - think not that they are in safety from woe - for them is painful woe!
Definitely do not reckon that the ones who exult with what they have come up with and love to be praised for what they have not performed, so definitely do not reckon them exempted (i. e., that they will have a place of safety, or triumph) from torment, and they will have a painful torment.
Think not that those who exult in what they have given, and love to be praised for what they have not done - Think not, they are in safety from the doom. A painful doom is theirs.
Think not that those who exult at what they have done, and who love to be praised for what they have not done, shall escape the punishment, for grievous indeed will be their doom.
Think not that those who exult in what they have thus contrived, and who love to be praised for what they have not done - think not that they will escape suffering: for grievous suffering does await them [in the life to come].
Do not let those who rejoice in their misdeeds and love to take credit for what they have not done think they will escape torment. They will suffer a painful punishment.
Do not think that those who are happy with what they have been given, and they love to be praised for what they did not do; do not think they are saved from the punishment. For them is a painful retribution.
Those who boast about their works, and wish to be praised for something they have not really done, should not think that they can evade the retribution. They have incurred a painful retribution.
And never think that those who rejoice in what they have perpetrated and like to be praised for what they did not do - never think them [to be] in safety from the punishment, and for them is a painful punishment.
Think not those who exult at what they have accomplished, and love to be praised for what they have not done[...]. And think them not in a place of safety from the punishment; and they have a painful punishment.
(And yet they exult in that!) Think not that those who boast about their works, and love to be praised for what they have not done -- Think not, they can escape chastisement. For them is an awful suffering.
Think not that those (people) who take (extreme) joy in what they have brought about, and love to be praised for what they have not done— Think not that they can escape the Penalty for them (such people) is a Penalty painful indeed.
Do not think of those who are delighted with what they did, and love to be praised for what they never did - do not think they are secure from the punishment. For them there is a painful punishment.
Do not think that those who are happy with what they have been given, and they love to be praised for what they did not do; do not think they are saved from the punishment. For them is a painful retribution.