Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 173. ayet

Âl-i İmrân suresi, 173. ayet. ٱلَّذِينَ قَالَ لَهُمُ ٱلنَّاسُ إِنَّ ٱلنَّاسَ قَدْ جَمَعُوا۟ لَكُمْ فَٱخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَٰنًا وَقَالُوا۟ حَسْبُنَا ٱللَّهُ وَنِعْمَ ٱلْوَكِيلُ

elleẕîne ḳâle lehümü-nnâsü inne-nnâse ḳad ceme`û leküm faḫşevhüm fezâdehüm îmânâ. veḳâlû ḥasbüne-llâhü veni`me-lvekîl.

Diyanet İşleri

Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, "İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun" dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 170–176 · surenin 173. ayeti / 200

Konu Uhud'un muhasebesi; şehitler diridir Âl-i İmrân 165–175 3

  1. Âl-i İmrân 170

    (169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.

  2. Âl-i İmrân 171

    (Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

  3. Âl-i İmrân 172

    Onlar yaralandıktan sonra Allah'ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır.

  4. 173

    Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, "İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun" dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler.

  5. Âl-i İmrân 174

    Bundan dolayı Allah'tan bir nimet ve lütufla kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük lütuf sahibidir.

  6. Âl-i İmrân 175

    O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü'min iseniz, benden korkun.

  7. Âl-i İmrân 176

    Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük azap vardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 172–173. ayetler için yazılmıştır.

172-173. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Uhud’dan Medine’ye döndüğünde Ebu Süfyan ve onunla beraber bulunan müşriklerin Medine’ye saldırmak istediklerini işitmiş ve ashâbını tekrar Medine’nin dışına sefere çıkmaya çağırmıştı. Onlar da Allah ve Rasûlü’nün çağrısına uyarak ve onlara itaat ederek yaralarına rağmen çıktılar ve Hamrau’l-Esed denilen yere kadar ulaştılar. Orada onlara birileri gelip: “İnsanlar size karşı bir ordu hazırladılar” sizi toptan imha etmek istiyorlar, diyerek onları korkutmak ve cesaretlerini kırmak istediler. Oysa bu, onların yalnızca imanlarını ve Allah’a olan tevekküllerini artırdı. “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir, dediler” Bizi endişelendiren her hususta O, bize yeter. Çünkü kullarının bütün işleri O’na havale edilmiştir, kullarının maslahatına olan işleri yapan da O’dur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bazı müşrikler onlara: Şüphesiz ki Kureyş, Ebû Süfyan önderliğinde sizinle savaşıp sizi yok etmek için büyük bir ordu topladı. Onlardan sakının ve karşılaşmaktan korkun dediler. Bu söz ve korkutma (Müslümanların) Allah'a imanını ve vaadine güvenini arttırdı. Onlarla karşılaşmak için çıktılar ve şöyle diyorlardı: "Allah Teâlâ bize yeter, işlerimizi kendisine havale edeceğimiz ne güzel bir vekildir."

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  2. قَالَ kale deyince kök: قول
  3. لَهُمُ lehumu kendilerine
  4. ٱلنَّاسُ n-nasu halk kök: نوس
  5. إِنَّ inne elbette
  6. ٱلنَّاسَ n-nase (Düşman) İnsanlar kök: نوس
  7. قَدْ kad muhakkak
  8. جَمَعُوا۟ cemeu (ordu) toplamışlar kök: جمع
  9. لَكُمْ lekum size karşı
  10. فَٱخْشَوْهُمْ fehşevhum onlardan korkun kök: خشي
  11. فَزَادَهُمْ fezadehum (bu söz) onların artırdı kök: زيد
  12. إِيمَـٰنًۭا imanen imanını kök: امن
  13. وَقَالُوا۟ ve kalu ve dediler ki kök: قول
  14. حَسْبُنَا hasbuna bize yeter kök: حسب
  15. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  16. وَنِعْمَ ve nia'me ve ne güzel kök: نعم
  17. ٱلْوَكِيلُ l-vekilu vekildir kök: وكل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Bana Allah yeter. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Ben ancak O'na tevekkül ettim. O, yüce Arş'ın sahibidir."

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette, "Allah", derler. De ki: "Peki söyleyin bakalım? Allah'ı bırakıp da ibadet…

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir…

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?

  • Aynı olay: Uhud Gazvesi · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    (169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği…

  • Aynı kök: زيد (61 geçiş) · Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Mü'minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O'nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır.…

  • Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Onlar, Allah'ın riayet edilmesini emrettiği haklara riayet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bir kısım insanlar, müminlere "Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı (asker) topladılar; aman onlardan sakının!" dediklerinde, bu (durum) onların (müminlerin) imanlarını artırmış dipnot 1 ve "Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir (güven kaynağıdır)!" demişlerdi.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İmanın artması, inanılacak şeylerin artmasıyla elde edilen bir durum olabilir. Kehf 18:13, Meryem 19:76, Muhammed 47:17 ve Müddessir 74:31'de "imanın" ve "hidayet üzere olanların hidayetlerinin artırılacağı"ndan söz edilmektedir. Hidayetin artması ifadesi, onun güçlenmesi, pekiştirilmesi ve sarsılmaz şekilde mukavemetli kılınması anlamlarına gelmektedir. Hidayet artacağına göre, bir çeşit hidayet demek olan iman da elbette artabilir. Bakara 2:2'de Kur'an'ın [muttakî]ler için hidayet kaynağı olması bir anlamda hidayetin arttığını gösterir. Zaten [muttakî] olan bir insanın Kur'an'ın hidayetinden istifade etmesi demek, [takvâ] üzere kalması ve [takvâ] ilkelerinin artışını hayatında uygulaması demektir. Benzer mesajlar: Enfâl 8:2; Tevbe 9:124; Kehf 18:13; Meryem 19:76; Hacc 22:54; Ahzâb 33:22; Muhammed 47:17; Fetih 48:4; Müddessir 74:31.

Mustafa İslamoğlu

Onlar ki, malum insanlar kendilerine "Bakın, düşmanlarınız size saldırı için toplandı, onlardan korkun!" demişlerdi de, işte bu onların imanını artırmış ve şöyle cevap vermişlerdi: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!"

Muhammed Esed

O inananlar ki başka insanlar tarafından, "Bakın, size karşı bir ordu toplanmış, onlardan kendinizi koruyun!" şeklinde uyarılmışlardı, ama bu, onların sadece imanını arttırdı ve "Allah bize kafidir; O, ne mükemmel bir koruyucudur!" diye cevap verdiler;

Ahmed Hulusi

"Sizinle savaşmak için bir ordu oluşturdular, korkun onlardan" dediklerinde; bu haber onların bilakis imanını arttırdı da şöyle cevapladılar: "Allah yeter bize, O ne güzel Vekiyl'dir!"

Ali Bulaç

Onlar, kendilerine insanlar: "Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir.

Ali Özek ve heyeti

Bir kısım insanlar, müminlere: «(Düşmanlarınız olan) insanlar, size karşı bir araya geldiler; bu sebeple onlardan sakının!» dediklerinde, bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve «Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!» dediler.

Ali Rıza Safa

İnsanlar, "Size karşı insanlar topladılar; artık onlardan korkun!" dediklerinde inançları arttı ve şöyle dediler: "Allah, bize yeterlidir. Çünkü O, ne güzel Koruyucudur!" dipnot 75

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 75
    "Allah, bize yeterlidir. Çünkü O, ne güzel Koruyucudur!" ayeti "Hasbünallahü ve nimel vekil" olarak bilinen, Allah'a teslim olmaya yönelik çok önemli bir yakarıştır. Allah'ın öğrettiği bu yakarış, yalnızca bu ayette bildirilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Bir kısım insanlar, müminlere, "Düşmanlarınız size karşı asker topladılar, sakının onlardan!" dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve "Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir!" dediler.

Edip Yüksel

Onlar ki insanlar kendilerine, "Halk size karşı birleşip harekete geçmiş; korkun onlardan" dediklerinde, bu onların ancak onaylamasını arttırır ve şöyle derler: "Bize ALLAH yeter; o ne güzel Koruyucudur."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar ki insanlar kendilerine, 'Halk size karşı birleşip harekete geçmis; korkun onlardan,' dediklerinde, bu onların ancak imanını arttırır ve şöyle derler: 'Bize ALLAH yeter; o ne güzel Koruyucudur.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar ki, insanlar kendilerine: "Haberiniz olsun, düşmanlarınız size saldırmak için toplandılar, onun için onlardan korkun!" dediler. Bu, onların imanını artırdı ve: "Bize Allah yetişir; O, ne güzel vekildir!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

onlar ki nas kendilerine haberiniz olsun nas sizin için tahşidat yaptılar onun için onlardan korkun dediler de bu kendilerinin imanlarını artırdı "Allah yetişir bize o ne güzel vekil" dediler

Erhan Aktaş

"İnsanlar size karşı toplandılar, onlara derin saygı duyun." diyenlerin sözleri, onların imanlarını daha da artırdı: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. dipnot 1 " dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Her şeyi kontrol altında tutan, her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan ve rızkını veren; canlı cansız tüm varlıkları belirli bir programa göre ayarlayan ve bu programı koruyarak, destekleyerek uygulayan.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"İnsanlar size karşı toplandılar, onlara derin saygı duyun." diyenlerin sözleri, onların imanlarını daha da artırdı: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. dipnot 1 " dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Her şeyi kontrol altında tutan, her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan ve rızkını veren; "canlı cansız tüm varlıkları belirli bir programa göre ayarlayan ve bu programı koruyarak, destekleyerek uygulayan."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"İnsanlar size karşı toplandılar, onlara derin saygı duyun." diyenlerin sözleri, onların imanlarını daha da artırdı: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. dipnot 1 " dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Her şeyi kontrol altında tutan, her şeye hak ettiğini veren.

Gültekin Onan

Onlar kendilerine insanlar: "Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde inançları artanlar ve: "Tanrı bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir.

Hasan Basri Çantay

Onlar öyle kimselerdir ki halk kendilerine: ("düşmanlarınız olan) insanlar size karşı ordu hazırladılar, o halde onlardan korkun" dedi de bu (söz) onların imaanını artırdı ve: "Allah bize yeter. O, ne güzel vekildir dediler.

İbni Kesir

Onlar ki: Bir takım kimseler kendilerine; düşmanlarınız sizin için kuvvetlerini topladılar onlardan korkun dedikleri zaman, bu haber onların imanını artırır da, Allah bize kafidir. O ne güzel vekildir, derler.

Mehmet Alagaş

(162-173) Hiç Allah’ın hoşnutluğuna uyan kimse Allah’ın hışmına uğrayanlar gibi olur mu? Onların varacakları yer cehennemdir, ne kötü bir dönüş yeridir. Onların / Allah’ın rızasına uyanların Allah’ın yanında dereceleri vardır , Allah yaptıklarını görendir. Kesin olan şu ki, Allah müminlere içlerinde kendilerinden bir Resul yaratarak minnette bulunmuştur , onlara O’nun / Allah’ın ayetlerini sesli okuyor. Bundan önce apaçık bir sapıklık içinde olmalarına rağmen onları arındırıyor / tezkiye ediyor , onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor. Onlara bir musibet isabet ettiğinde ki onlara siz iki katını isabet ettirmiştiniz (Sizin Uhud ta yetmiş kaybınız oldu bedirde onlara yetmiş esir yetmiş ölü yani yüz kırk kayıp verdirmiştiniz) dediniz ki nereden bu? De ki O kendinizde olandan (Başınıza gelen kendi ettiğinizden) Muhakkak ki Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. İki cemaatin karşılaştığı gün başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir ve iman edenlerin bilinmesi içindi ve münafıkların bilinmesi içindi. Onlara ya Allah yolunda savaşın yahut savunmada / müdafaada bulunun denildi, dediler ki savaşmayı bilseydik size uyardık , O gün onlar kafirliğe onlardan imanca daha yakındılar , ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı , kalplerinde neyi sakladıklarını en iyi Allah bilir. Onlar oturdular ve kardeşleri için dediler ki bize uysalardı öldürülmezlerdi de ki eğer doğru sözlüler iseniz kendinizden ölümü savuşturun / uzaklaştırın. Allah yolunda öldürülenleri ölü olarak değerlendirme / hesap etme , bilakis onlar diridirler Rablerinin yanında rızıklandırılırlar, Allah’ın kendilerine fazlından verdiklerinden dolayı sevinçlidirler , arkalarından gelerek henüz kendilerine katılmamış olanları / ilhak olamayanları da müjdelerler, onlara korku yoktur, onlara üzüntü / hüzün yoktur. Allah’ın nimetlerini ve fazlını müjdelerler, Allah’ta iman edenlerin ödüllerini / ecirlerini zayi etmez. Kendilerine bir yara isabet ettikten sonra Allah’a ve Resulünü çağrısına cevap verenlere / icabet edenlere, güzel davranıp, sakınanlara , kocaman bir ecir vardır. Onlar öyleleridirler ki; insanlar kendilerine “insanlar size karşı ordu toparladılar korkun onlardan” dediklerinde onların imanı artar ve derler ki “Allah bize yeterlidir ve vekil olması ne büyük nimettir.” Bunun üzerine kendileri ne herhangi bir kötülük dokunmadan Allah’ın fazlından bir nimet olarak döndüler , A llah’ın hoşnutluğuna uydular, Allah büyük bir bolluk / fazıl sahibidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara bazı kimseler: "İnsanlar sizinle savaşmak için toplandı; onlardan korkun!" dediklerinde bu onların imanını arttırdı ve; “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” diye karşılık verdiler.

Süleyman Ateş

Onlar ki, halk kendilerine: "(Düşman) İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun!" deyince, (bu söz,) onların imanını artırdı. Ve: "Allah bize yeter, O, ne güzel vekildir." dediler.

Süleymaniye Vakfı

Onlara bazı kimseler şöyle demişlerdi: "O insanlar (geri çekilen Mekke ordusu) size karşı toplandı, onlardan çekinin!" dipnot 1 Bu söz onların imanlarını artırdı ve şöyle dediler: "Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir /dayanaktır!" dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bunu söyleyenler, münafıklardır. Allah Teala Al-i İmran 3/174'ten 178. ayete kadar onları anlatmıştır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer bir durum Hendek Savaşında da yaşanmıştı (Ahzab 33/22).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlara (yolda) bazı kimseler şöyle dediler: "İnsanlar size karşı toparlandı, onlardan korkun". Bu söz imanlarını artırdı ve şöyle dediler: "Allah bize yeter. O asla güveni boşa çıkarmaz!"

Şaban Britch

Onlara bazı kimseler: İnsanlar sizinle savaşmak için toplandı; onlardan korkun! dediklerinde bu onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” diye karşılık verdiler.

Şaban Piriş

Onlara bazı kimseler: -İnsanlar sizinle savaşmak için toplandı; onlardan korkun! dediklerinde bu onların imanını artırdı ve "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diye karşılık verdiler.

Yaşar Nuri Öztürk

O müminler ki, insanlar kendilerine, "Halk size karşı bir araya gelmiş, korkun onlardan!" dediklerinde, bu onların imanını artırdı da şöyle söylediler: "Allah bize yeter. Ne güzel Vekil'dir O!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The news simply strengthened them mentally and morally and confirmed their faith, when they were told by the people that their enemies had mustered up a great number of troops to fight against them so, they should be fearful of them. It was those who did not fear fate; they feared naught but Allah, and said; "Allah is the answer to our purpose, our hopes and our needs, and how excellent He is for the Tutelary Guardian"

Abdul Haleem

Those whose faith only increased when people said, ‘Fear your enemy: they have amassed a great army against you,’ and who replied, ‘God is enough for us: He is the best protector,’

Abdullah Yusuf Ali

Men said to them: "A great army is gathering against you": And frightened them: But it (only) increased their Faith: They said: "For us Allah sufficeth, and He is the best disposer of affairs."

Abul A'la Maududi

When people said to them: 'Behold, a host has gathered around you and you should fear them', it only increased their faith and they answered: 'Allah is Sufficient for us; and what an excellent Guardian He is!'

Aisha Bewley

those to whom people said, ‘The people have gathered against you, so fear them. ’ But that merely increased their iman and they said, ‘Allah is enough for us and the Best of Guardians.’

Al-Hilali & Khan

Those (i.e. believers) unto whom the people (hypocrites) said, "Verily, the people (pagans) have gathered against you (a great army), therefore, fear them." But it (only) increased them in Faith, and they said: "Allâh (Alone) is Sufficient for us, and He is the Best Disposer of affairs (for us).[1]"

Ali Quli Qarai

Those to whom the people said, ‘All the people have gathered against you; so fear them. ’ That only increased them in faith, and they said, ‘Allah is sufficient for us, and He is an excellent trustee.’

Amatul Rahman Omar

Those to whom (at the time of the expedition of Badr al-Sughrâ) people said, `People have assembled against you, so fear them. ' But this (threat of danger) increased their faith and they said, `Allâh is Sufficient for us, and He is an excellent Disposer of affairs'.

Arthur John Arberry

those to whom the people said, 'The people have gathered against you, therefore fear them', but it increased them in faith, and they said, 'God is sufficient for us; an excellent Guardian is He. '

Bijan Moeinian

When [the 5th column tried to frighten them and] they were told that: "A mighty army is gathering against you, " they replied: “God is enough for us as protector and we put our trust in His Most Excellency”; thus, [in account of their attitude] they attained a higher level of the belief.

E. Henry Palmer

To whom when men said, 'Verily, men have gathered round you, fear then them,' it only increased their faith, and they said, 'God is enough for us, a good guardian is He. '

Edip-Layth

The ones who the people said to them: "The people have gathered against you, so be fearful of them," but it only increased their acknowledgement and they said, "God is enough for us, and He is the best defender."

George Sale

unto whom certain men said, verily the men of Mecca have already gathered forces against you, be ye therefore afraid of them: But this increased their faith, and they said, God is our support, and the most excellent patron.

Hamid S. Aziz

Those unto whom men said, "Verily, men have gathered against you, therefore, fear them," but it only increased their faith, and they say, "Allah is enough for us. He is the Most Excellent Disposer of affairs."

Mahmoud Ghali

173. The ones to whom the multitude (Literally: mankind) said, "Surely the multitude have already gathered against you, so be apprehensive of them." Yet, it increased them in belief, and they said, " Allah is The Reckoner enough for us, and how excellent is The Ever-Trusted Trustee!"

Marmaduke Pickthall

Those unto whom men said: Lo! the people have gathered against you, therefor fear them. (The threat of danger) but increased the faith of them and they cried: Allah is Sufficient for us! Most Excellent is He in Whom we trust!

Mohamed Ahmed - Samira

Those who were told: "They have gathered an army, beware," and their faith increased and they said: "God is sufficient for us, and the best of protectors,"

Muhammad Asad

those who have been warned by other people, "Behold, a host has gathered against you; so beware of them!" - whereupon this only increased their faith, so that they answered, "God is enough for us; and how excellent a guardian is He!"

Mustafa Khattab

Those who were warned, "Your enemies have mobilized their forces against you, so fear them," the warning only made them grow stronger in faith and they replied, “Allah ˹alone˺ is sufficient ˹as an aid˺ for us and ˹He˺ is the best Protector.”

Progressive Muslims

The ones who the people said to them: "The people have gathered against you, so be fearful of them," but it only increased their faith and they said: "God is enough for us, and He is the best to put our trust in. "

Rashad Khalifa

When the people say to them, "People have mobilized against you; you should fear them," this only strengthens their faith, and they say, "GOD suffices us; He is the best Protector."

Sahih International

Those to whom hypocrites said, "Indeed, the people have gathered against you, so fear them. " But it [merely] increased them in faith, and they said, "Sufficient for us is Allah, and [He is] the best Disposer of affairs."

Sam Gerrans

Those to whom men said: “The people have gathered against you, so be afraid of them,” but it increased them in faith, and they said: “Sufficient for us is God” — and excellent is the disposer of affairs —

Shabbir Ahmed

When people said to them, "A great army has assembled against you, so fear them. " But the threat only increased them in their conviction. They said, "Allah suffices for us and He is the best Guardian."

Syed Vickar Ahamed

Men told them: "A great army is gathering against you:" And frightened them: But it (only) increased their Faith: And they said: "For us Allah is enough, and He is the Best One to take care of affairs (Wakil). "

Taqi Usmani

- (that is) those to whom people said, "The people have gathered against you; so, fear them." It increased them in Faith and they said, “Allah is fully sufficient for us, and the best One in whom to trust.”

The Monotheist Group

The ones who the people said to them: "The people have gathered against you, so be concerned by them," but it only increased their faith and they said: "God is sufficient for us, and He is the best to put our trust in."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 173. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 173. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 173. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩