Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 7. ayet

Âl-i İmrân suresi, 7. ayet. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ مِنْهُ ءَايَٰتٌ مُّحْكَمَٰتٌ هُنَّ أُمُّ ٱلْكِتَٰبِ وَأُخَرُ مُتَشَٰبِهَٰتٌ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَٰبَهَ مِنْهُ ٱبْتِغَآءَ ٱلْفِتْنَةِ وَٱبْتِغَآءَ تَأْوِيلِهِۦ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُۥٓ إِلَّا ٱللَّهُ وَٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلْعِلْمِ يَقُولُونَ ءَامَنَّا بِهِۦ كُلٌّ مِّنْ عِندِ رَبِّنَا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

hüve-lleẕî enzele `aleyke-lkitâbe minhü âyâtüm muḥkemâtün hünne ümmü-lkitâbi veüḫaru müteşâbihâh. feemme-lleẕîne fî ḳulûbihim zeygun feyettebi`ûne mâ teşâbehe minhü-btigâe-lfitneti vebtigâe te'vîlih. vemâ ya`lemü te'vîlehû ille-llâh. verrâsiḫûne fi-l`ilmi yeḳûlûne âmennâ bihî küllüm min `indi rabbinâ. vemâ yeẕẕekkeru illâ ülü-l'elbâb.

Diyanet İşleri

O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih ayetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 4–10 · surenin 7. ayeti / 200

Konu Kitabın indirilişi; muhkem ve müteşâbih ayetler Âl-i İmrân 1–9 3

  1. Âl-i İmrân 4

    (3-4) O, sana Kitab'ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat'ı ve İncil'i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan'ı da indirdi. Şüphesiz, Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

  2. Âl-i İmrân 5

    Şüphesiz yerde ve gökte Allah'a hiçbir şey gizli kalmaz.

  3. Âl-i İmrân 6

    O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. O'ndan başka ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  4. 7

    O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih ayetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.

  5. Âl-i İmrân 8

    (Onlar şöyle yakarırlar): "Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin."

  6. Âl-i İmrân 9

    "Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va'dinden dönmez."

  7. Âl-i İmrân 10

    Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah'a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

7. Yüce Allah, azametinin ve kayyûmiyetinin kemalinin bir tecellisi olarak bu yüce Kitab’ı indirenin yalnız kendisi olduğunu haber vermektedir. Bu, öyle bir Kitaptır ki hidâyete iletmesi, belağatı, i’cazı, insanların durumlarını ıslah edip düzeltmesi bakımından benzeri veya ona yakın bir eşi bulunmamaktadır ve bulunmayacaktır. Bu Kitap anlamları gâyet açık seçik, başkasına benzeşip karışmayan muhkem buyruklar ihtiva eder. Bu Kitabın bir bölüm âyetleri de müteşabihtir. Farklı birkaç anlama gelme ihtimali vardır; fakat muhkemlerin ışığında ele alınmadıkları sürece yalnızca müteşabihlerin ele alınması halinde iki ihtimalden herhangi birisini tayin etmek imkânı yoktur.

İşte kalplerinde hastalık, eğrilik ve sapma bulunan kimseler, kötü maksatları dolayısı ile müteşabih olana uyarlar ve o buyrukları kendi batıl kanaatlerine, asılsız görüşlerine delil gösterirler. Bundan maksatları ise Kitab’ı tahrif etmek, hem başkalarını saptırsınlar, hem kendileri sapsınlar diye onu kendi meşreb ve görüşlerine uygun te’vil etmektir.

İlim ehli olup o kitapta derin bilgi sahibi bulunan ve kesin yakîn ile bilginin kalplerinin derinliklerine yerleşerek salih amellerde bulunmalarını ve marifet sahibi olmalarını sağladığı kimseler ise Kur’ân-ı Kerîm’in tümünün Allah tarafından geldiğini, muhkemi ile müteşabihi ile hepsinin hak olduğunu, hakkın bünyesi içerisinde ise çelişki ve tutarsızlık olmayacağını çok iyi bilirler. Onlar muhkem buyrukların anlam itibarıyla gâyet açık ve beyanlarının da gâyet sarih olduğunu bildikleri için, eksik bilgi ve az marifet dolayısı ile şaşkınlığa düşmeye sebep teşkil eden müteşabihleri o muhkemlere havale ederler. Müteşabih buyrukları muhkemin ışığında anlamak sureti ile de Kur’ân-ı Kerîm tümüyle muhkem olur.

Ayrıca onlar: “Biz ona iman ettik, hepsi Rabbimiz katındandır, derler. Olgun akıllılardan” sağlam akıl sahibi kimselerden “başkası” faydalı hususları ve isabetli bilgileri “düşünüp öğüt almaz.” İşte bu buyrukta bu şekilde davranmanın, olgun akıl sahibi olmanın alâmetlerinden olduğuna, müteşabihlere tabi olmanın da hastalıklı görüş ve basit akıl sahibi, kötü maksatlı kimselerin niteliklerinden olduğuna delil vardır.

Yüce Allah’ın: “Halbuki O’nun tevilini Allah’tan başkası bilmez” buyruğunda geçen “te’vil” kelimesi ile işlerin âkıbetinin, hakikatinin ve nereye varacaklarının bilinmesi kast edilecek olursa o takdirde: “إلا اللّٰه” üzerinde vakıf yapmak gerekir. Çünkü bu anlamı ile te’vili yalnızca Allah bilir. Şâyet te’vil ile tefsir ve sözün anlamının bilinmesi kastedilir ise o takdirde vakıf yapılmadan okunması daha uygun olur. Zira o takdirde bu, “ilimde derinleşmiş olanlar” hakkında bir övgü olur. (Buna göre anlam şöyle olur: “Hâlbuki onun te’vilini (tefsirini ve anlamını) ancak Allah ve ilimde derinleşmiş olanlar bilir.”) Böylece ilimde derinleşmiş olanların muhkem ve müteşabihleri ile Kitap ve Sünnetin naslarını nasıl anlayacaklarını bildikleri ifade edilmiş olur.

İşte bu konumda insanların, sapanlar ve istikamet üzere olanlar olmak üzere ikiye ayrılmaları söz konusu olduğundan dolayı ilimde derinleşmiş olanlar Yüce Allah’a iman üzere kendilerine sebat vermesini dileyerek şöylece dua ederler:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Peygamber! Kur'an'ı sana indiren O'dur. Kur'ân'ın bazı ayetleri vardır ki bunların delalet ettiği anlam açıktır. Herhangi bir karışıklık yoktur ve bunlar kitabın aslı ve çoğunluğudur. İhtilaf edildiğinde de bu ayetlere müracaat edilir. Kur'an'ın ayetlerinden bazıları da vardır ki, bu ayetler birden çok anlama gelebilmektedir ve bu ayetlerin anlamları insanların çoğuna açık gelmez. Kalplerinde eğrilik bulunan kimseler anlamı açık olan -muhkem- ayetleri bırakıp anlamı muhtemel ve açık olmayan müteşâbih ayetleri alırlar. Yaptıkları bu şeyle insanları şüpheye düşürmeyi ve saptırmayı amaçlamakta ve kendi batıl mezhep ve görüşlerine uygun olması için kendi yanılgılarına göre müteşabih ayetleri tevil etmektedirler. Bu ayetlerin anlamlarının hakikatini ve ulaşılması gereken tevillerini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşmiş olan temiz akıl sahipleri: "Kur'ân'ın tamamına iman ettik, çünkü onun tamamı Rabbimizin katındandır" derler. Bunlar; müteşâbihi muhkem ile tefsir ederler. Doğru akıl sahiplerinden başkası düşünüp sakınmaz.

Kelimeler

46 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. هُوَ huve O
  2. ٱلَّذِىٓ llezi
  3. أَنزَلَ enzele indirdi kök: نزل
  4. عَلَيْكَ aleyke sana
  5. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitabı kök: كتب
  6. مِنْهُ minhu Onun
  7. ءَايَـٰتٌۭ ayatun (bazı) ayetleri kök: ايي
  8. مُّحْكَمَـٰتٌ muhkematun muhkemdir (ki) kök: حكم
  9. هُنَّ hunne onlar
  10. أُمُّ ummu anasıdır kök: امم
  11. ٱلْكِتَـٰبِ l-kitabi Kitabın kök: كتب
  12. وَأُخَرُ ve uharu ve diğerleri de kök: اخر
  13. مُتَشَـٰبِهَـٰتٌۭ ۖ muteşabihatun müteşabihdir kök: شبه
  14. فَأَمَّا feemma olanlar
  15. ٱلَّذِينَ ellezine
  16. فِى fi
  17. قُلُوبِهِمْ kulubihim kalblerinde kök: قلب
  18. زَيْغٌۭ zeygun eğrilik kök: زيغ
  19. فَيَتَّبِعُونَ feyettebiune ardına düşerler kök: تبع
  20. مَا ma olanlarının
  21. تَشَـٰبَهَ teşabehe müteşabih kök: شبه
  22. مِنْهُ minhu onun
  23. ٱبْتِغَآءَ btiga'e çıkarmak için kök: بغي
  24. ٱلْفِتْنَةِ l-fitneti fitne kök: فتن
  25. وَٱبْتِغَآءَ vebtiga'e ve bulmak için kök: بغي
  26. تَأْوِيلِهِۦ ۗ te'vilihi onun te'vilini kök: اول
  27. وَمَا ve ma oysa
  28. يَعْلَمُ yea'lemu bilmez kök: علم
  29. تَأْوِيلَهُۥٓ te'vilehu onun te'vilini kök: اول
  30. إِلَّا illa başka kimse
  31. ٱللَّهُ ۗ llahu Allah'tan kök: اله
  32. وَٱلرَّٰسِخُونَ ve rrasihune ileri gidenler kök: رسخ
  33. فِى fi
  34. ٱلْعِلْمِ l-ilmi ilimde kök: علم
  35. يَقُولُونَ yekulune derler kök: قول
  36. ءَامَنَّا amenna inandık kök: امن
  37. بِهِۦ bihi Ona
  38. كُلٌّۭ kullun hepsi kök: كلل
  39. مِّنْ min
  40. عِندِ indi katındandır kök: عند
  41. رَبِّنَا ۗ rabbina Rabbimiz kök: ربب
  42. وَمَا ve ma
  43. يَذَّكَّرُ yezzekkeru düşünüp öğüt almaz kök: ذكر
  44. إِلَّآ illa başkası
  45. أُو۟لُوا۟ ulu sahiplerinden kök: اول
  46. ٱلْأَلْبَـٰبِ l-elbabi sağduyu kök: لبب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رسخ (2 geçiş)

    Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü'minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekatı verenler,…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan · Ortak kavram: Ümmet

    (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri…

  • Aynı kök: زيغ (9 geçiş) · Ortak kavram: Kalp · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın…

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından (Kur'an'ın bazı hükümlerinden) seni…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet · Ortak kavram: Kalp

    Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sana Kitabı indiren O'dur. Onun bazı ayetleri muhkem (açık anlamlı)dır ki bunlar Kitabın anasıdır (esasıdır). Diğerleri de müteşabih (benzeşen anlamlı)lardır. Kalplerinde eğrilik olanlar, Fitne çıkarmak ve onu (arzularına göre) yorumlamak için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. (Oysa) onun (asıl) yorumunu Allah'tan başkası bilemez. İlimde derinlik sahibi olanlar ise "Ona inandık; hepsi Rabbimizin katındandır." derler. dipnot 1 Öz akıl sahiplerinden başkası (gerçeği) hatırlamaz.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu cümle [Allâh] kelimesinin sonundaki [mim] secavendi yok sayılarak şöyle de tercüme edilebilir: "Onun yorumunu Allah ve ilimde derinlik sahibi olanlardan başkası bilemez."

Mustafa İslamoğlu

Yine O'dur sana İlahi Kelam'ı indiren. O'nun ayetlerinden bir kısmının hükmü kesin ve nettir; bunlar İlahi Kelam'ın anasıdır. Gerisi de müteşabihlerden oluşmuştur. Kalplerinde yamukluk bulunan kimseler, fitne çıkarmak ve tevil etmek amacıyla, onun müteşabih olan kısmının peşine düşerler. Oysa onun gerçek te'vilini kimse bilmez, yalnızca Allah (bilir); ve ilimde derinleşenler derler ki: "Biz ona inanırız, tümü Rabbimizin katındandır. Derin kavrayış sahiplerinden başkası bu gerçeği fark edemese de."

Muhammed Esed

İlahi kelamın özü olan açık ve kesin hükümlü mesajlar ile müteşabihleri kapsayan bu ilahi kelamı sana bahşeden O'dur. Kalpleri hakikatten sapmaya meyilli olanlar, sırf kafaları karıştır(acak şeyler bul)mak için ve ona (keyfi) anlamlar yüklemek amacıyla ilahi kelamın müteşabih olarak ifade edilen kısmına uyarlar; oysa Allah'tan başka kimse onun kesin anlamını bilemez. Bu yüzden bilgide derinleşenler şöyle derler: "Biz ona inanırız: (ilahi kelamın) tümü Rabbimizdendir; derin kavrayış sahipleri dışında kimse bundan ders almasa da."

Ahmed Hulusi

"HU"dur; ki sana inzal ettiği BİLGİ (Kitap) işaretlerinin bir kısmı muhkemdir (açık - net anlaşılır hükümler ihtiva eden), bilginin (Kitabın) anası - temelidir; diğerleri de müteşabihattır (teşbih - misal benzetme yollu anlatım). Kalplerinde zey (art niyetli, olayı saptırmak isteyen düşünceye sahip) olan kişiler, fitne amaçlı tevilini (yorumunu - neye işaret ettiğini) yapmak üzere müteşabih olanlarıyla hükmederler. Bunların tevilini (kesin olarak ne kastedildiğini) ancak Allah bilir. İlimde Rasih olanlar (derinlikli düşünenler): "İman ettik, onların tamamı Rabbimizin indindendir" derler. Öze ermişlerden (Ulül Elbab) başkası bunu anlayamaz.

Ali Bulaç

Sana Kitabı indiren O'dur. O'ndan, Kitabın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkem'dir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: "Biz ona inandık, tümü Rabbimizin katındandır" derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.

Ali Özek ve heyeti

Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın aslıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu (heveslerine göre) tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki onun tevilini Allah'dan başkası bilmez. İlimde yüksek dereceye erişenler ise: «Ona inandık; hepsi Rabbimiz katındandır» derler. Bunu aklıselim (ve doğru anlayış) sahiplerinden başkası bilmez.

Ali Rıza Safa

O, Kitap'ı, sana indirmiştir. Onun ayetlerinin bir bölümü, açık ve kesindir; Onlar, Kitap'ın anasıdır. Diğerleri de açık ve kesin olmayanlardır. Yüreklerinde sapma olanlar, karışıklık çıkarmak ve Ona olmadık anlamlar yüklemek için, açık ve kesin olmayanların ardından giderler. Oysa Onun anlamını, Allah'tan başkası bilmez. Bilgide derinleşenler ise şöyle derler: "Ona inandık; tümü, Efendimizin katındandır!" Zaten sağduyulu olanlardan başkası anlamaz. dipnot 60

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 60
    Kur'an çevirilerinin çoğunluğunda, açık ve kesin olan ayetler "Muhkem" olarak; açık ve kesin olmayan ayetler ise "Müteşabih" olarak Arapça biçimiyle bırakılmıştır. "Onun anlamını, Allah'tan başkası bilmez. Bilgide derinleşenler ise şöyle derler." olarak yazdığımız tümce, kimi Kur'an çevirilerinde, "Onun açıklamasını bir Allah bilir, bir de bilgide derinleşmiş olanlar." biçiminde çevrilmiştir. "Bilgide derinleşmiş olanlar bilir!" anlamında yapılan çeviriler, insanların bilgide derinleşmiş kişileri aramalarına ve kimi kişilerin de "Kur'an'da bildirilen kişi benim!" diyerek insanları aldatarak sömürmelerine yol açmıştır. Oysa böyle belirsizlikler içeren hiçbir buyruk Kur'an'da bildirilmediği gibi, 2:118 ve 5:50 ayetlerinde, "Kesin bilgiyle inanmak" buyruk olarak bildirilmiştir. "Açık ve kesin olmayan ayetler" bildirimi, belirsiz olgular olduğunu bildirmez; kimi olguların, insanların algılama yetilerinin ötesinde olduğunu bildirir. Bu ayetten, Kur'an'ın anlaşılmaz bir kitap olduğu sonucunu çıkaranlar da yüreğinde sapma olanlardır. Çünkü insanların, ancak Allah'ın dilediği ölçülerde bilgi edinebilecekleri, 2:255 ayetinde bildirilmiştir ve hem Kur'an ayetleriyle ilgili hem de evrenlerle ilgili olarak sürekli yeni bilgilere erişilmektedir. Yine böyle sömürü konusu yapılan Allah'ın dostları tanımına ilişkin olarak da önyazıların altıncı bölümünde ayrıntılı bilgi verilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Sana kitabı indiren O'dur. Onun bazı ayetleri muhkem/anlamları tam bilinen olduğundan kitabın esasını teşkil ederler; diğerleri de müteşabihtir/araştırılarak manaları bilinecek olan tabiat kanunlarıdır. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu açıklamak için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki onun açıklamasını ancak Allah ve "ona inandık, hepsi Rabbimiz tarafındandır" diyen ilimde yüksek payeye erişenler bilir. Ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.

Edip Yüksel

O ki sana bu kitabı indirdi. Onun bazı ayetleri kesin anlamlıdır (muhkem), ki bunlar kitabın özüdür. Diğerleri de benzer anlamlıdır (müteşabih). Kalplerinde hastalık bulunanlar, insanları şaşırtmak ve farklı anlam vermek için benzer anlamlı olanlarının ardına düşerler. Onların tevilini yalnızca ALLAH bilir. İlim sahipleri de. "Hepsi Efendimiz katındandır, hepsini onayladık." derler. Akıl ve anlayış sahiplerinden başkası öğüt almaz. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Müteşabih, "birbirine benzer" demektir (bak 2:118; 2:70; 4:157; 6:99; 6:141; 2:25). Müteşabih (mecazi veya benzer anlamlı) ayetlerden söz eden bu ayetin kendisinin de müteşabih olması ilginçtir. * Müteşabihlere örnek olarak 2:106; 16:44; 17:46; 23:14; 41:44; 56:79 ayetlerine bakınız. Bu konudaki bir tartışmayı çevirinin sonundaki Notlar bölümünde bulabilirsiniz. * Bak 39:23.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

O ki sana bu kitabı indirdi. Onun bazı ayetleri kesin anlamlıdır (muhkem), ki bunlar kitabın özüdür. Diğerleri de benzer anlamlıdır (müteşabih). Kalplerinde hastalık bulunanlar, insanları şaşırtmak ve farklı anlam vermek için benzer anlamlı olanlarının ardına düşerler. Onların gerçek anlamını ise kimse bilmez, ancak istisnadır ALLAH ve derin bilgiye sahip olanlar 'Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır,' derler. Akıl ve anlayış sahiplerinden başkası öğüt almaz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sana bu muazzam kitabı indiren O'dur. O'nun bir kısmı anlamları kesin olup kitabın temelini oluşturan ayetlerdir. Diğer bir takımları da anlamları benzeşik olanlardır. Ama kalplerinde bir yamukluk bulunanlar fitne aramak ve keyiflerince yorumlamak için sadece anlamı benzeşiklerin ardına düşerler. Halbuki, onun gerçek yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar da: "İnandık, hepsi Rabbimizdendir." derler. Bunları özü temiz olanlardan başkası düşünemez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Odur indiren sana bu muazzam kitabı: bunun bir kısım ayatı vardır muhkemat: onlar "ümmülkitab" ana kitab, diğer bir takımları da müteşabihattır, amma kalblerinde bir yamıklık bulunanlar sade onun müteşabih olanlarının ardına düşerler: fitne aramak, te'vilini aramak için, halbuki onun te'vilini ancak Allah bilir, ilimde rüsuhu olanlar da derler ki: amenna hepsi rabbımızdan, maamafih özü temiz olanlardan başkası düşünemez.

Erhan Aktaş

Bu Kitap'ı sana indiren O'dur. O'nun bir kısım ayetleri muhkemdir dipnot 1 ki bunlar Kitap'ın anasıdır. Diğer ayetler de muteşabihtir. dipnot 2 Böyleyken kalbinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve kendi anlayışlarına uydurmak için muteşabih ayetlere yönelirler. Oysa onun en doğru te'vilini dipnot 3 ancak Allah bilir. İlimde dipnot 4 derinleşmiş olanlar: "Biz ona iman ettik, bütün ayetler Rabb'imizdendir." derler. Bunu ancak selim akıl dipnot 5 sahibi olanlar düşünüp öğüt alır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hüküm içeren, kesin, açık, anlaşılan ve yalın anlamlı olan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzeşen, benzer, eş anlamlı, birden çok anlamlı, yoruma açık anlamlı, mecaz anlatımlı, benzetmelerle anlamları açık ve anlaşılır olan.
  3. metne dön, dipnot 3
    Hakikatini. Fitne çıkarmak ve kendi anlayışına uydurmak kastı olmaksızın "muteşabih ayetleri" doğru anlamak, kavramak ve mutlak kesinlik atfetmeksizin -Kur'an'ın anlam bütünlüğü içinde- yorumlamak mümkündür.
  4. metne dön, dipnot 4
    "İlim" kelimesi ile "bilgili olma", "alim olma" kast edilmemektedir. İlim verilmiş olmak, ilim sahibi olmak: "Bilgi sahibi olanlar, bilenler" demektir. Bilenler ile kast edilen şey: Düşünenler, akledenler, gerçeği idrak etmiş olanlar, vahyin gerçekliğine iman edenler, Allah'ı, vahyi ve hakikati idrak eden, kavrayan ve anlamış olanlardır. "Bilmek" ile kast edilen şey, ilim sahibi olmak değil, tevhidi bilince sahip olarak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın bilincinde olmaktır. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim kelimesine "bilgin/bilen", ilim kelimesine de "bilgi/ilim" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir. Din adamları sınıfının en çok istismar ettikleri ve kendilerine paye çıkardıkları Kur'an'daki alim kelimesinin hadis, tefsir, fıkıh, siyer vb. bilgileri bilmekle hiçbir ilgisi yoktur. Kur'an'da yer alan "ilim ve alim" kelimeleri genellikle anlama, kavrama, idrak etme, ayırdına varmanın "bilgisidir."
  5. metne dön, dipnot 5
    Sağlıklı düşünen, sağduyulu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu Kitap'ı sana indiren O'dur. O'nun bir kısım ayetleri muhkemdir dipnot 1 ki bunlar Kitap'ın anasıdır. Diğer ayetler de muteşabihtir. dipnot 2 Böyleyken kalbinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve kendi anlayışlarına uydurmak için muteşabih ayetlere yönelirler. Oysa onun en doğru te'vilini dipnot 3 ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: dipnot 4 "Biz O'na iman ettik, bütün ayetler Rabb'imizdendir." derler. Bunu ancak selim akıl dipnot 5 sahibi olanlar düşünüp öğüt alır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hüküm içeren, kesin, açık, anlaşılan ve yalın anlamlı olan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzeşen, benzer, eş anlamlı, birden çok anlamlı, yoruma açık anlamlı, benzetmelerle anlamları açık ve anlaşılır olan.
  3. metne dön, dipnot 3
    Hakikatini. Fitne çıkarmak ve kendi anlayışına uydurmak kastı olmaksızın "muteşabih ayetleri" doğru anlamak, kavramak ve mutlak kesinlik atfetmeksizin -Kur'an'ın anlam bütünlüğü içinde- yorumlamak mümkündür.
  4. metne dön, dipnot 4
    Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve alim sözcükleri esas itibarıyle; Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu idrak etmek, kavramak; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın ayırdında ve bilincinde olmak demektir. Bu nedenle, Kur'an'da yer alan her alim sözcüğüne "bilgin", ilim sözcüğüne de "bilgi" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir.
  5. metne dön, dipnot 5
    Sağlıklı düşünen, sağduyulu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu Kitap'ı sana indiren O'dur. O'nun bir kısım ayetleri muhkemdir dipnot 1 ki bunlar Kitap'ın anasıdır. Bir kısım ayetler de muteşabihtir. dipnot 2 Böyleyken kalbinde eğrilik bulunanlar, fitne çıkarmak ve kendi anlayışlarına uydurmak için muteşabih ayetlere yönelirler. Oysa onun te'vilini dipnot 3 ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: dipnot 4 "Biz O'na iman ettik, bütün ayetler Rabb'imizdendir." derler. Bunu ancak selim akıl dipnot 5 sahibi olanlar düşünüp öğüt alır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hüküm içeren, kesin, açık, yalın anlamlı olan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzeşen, benzer, eş anlamlı, birden çok anlamlı, yoruma açık anlamlı, benzetmelerle anlamları açık ve anlaşılır olan.
  3. metne dön, dipnot 3
    Hakikatini.
  4. metne dön, dipnot 4
    Gerçeği idrak etmiş olanlar. Gerçeğin vahiy olduğuna inananlar. Kur'an'da yer alan ilim ve alim sözcükleri; Allah'ın, nasıl bir Allah olduğunu idrak etmek; kesin, doğru ve gerçek bilgi kaynağının vahiy olduğuna inanmak, tevhidi bilince sahip olmak; gerçeği görmenin, bilmenin ve kavramanın ayırdında ve bilincinde olmak demektir. Bu nedenle, Kur'an'da yer aldığı şekliyle alim sözcüğüne "bilgin", ilim sözcüğüne de "bilgi" anlamı vermek kesinlikle doğru değildir.
  5. metne dön, dipnot 5
    Sağlıklı düşünen, sağduyulu.

Gültekin Onan

Sana Kitabı indiren O'dur. O'ndan, Kitabın anası (ümmülkitabi) (olan) bir kısım ayetler muhkemdir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Tanrı'dan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: "Biz ona inandık, tümü rabbimizin katındandır" derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez.

Hasan Basri Çantay

(Habibim) sana Kitabı indiren odur. Ondan bir kısım ayetler muhkemdir ki bunlar Kitabın anası (temeli) dir. Diğer bir kısmı da müteşabihlerdir. İşte kalblerinde eğrilik bulunanlar sırf fitne aramak (ötekini berikini sapdırmak) ve (kendi arzularına göre) onun te'viline yeltenmek için onun müteşabih olanına tabi olurlar. Halbuki onun te'vilini Allahdan başkası bilmez, ilimde yüksek payeye erenler ise: Biz Ona inandık. Hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bunları) salim akıllardan başkası iyice düşünmez.

İbni Kesir

Sana kitabı indiren O'dur. O'nun bazı ayetleri muhkemdir ki bunlar; kitabın anasıdır. Diğer bir kısmı da müteşabihlerdir. İşte kalblerinde eğrilik bulunanlar; fitne çıkarmak ve te'vile yeltenmek için müteşabih olanlara uyarlar. Halbuki onun gerçek te'vilini, ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: Biz ona inandık, hepsi Rabbımızın katındadır, derler. Ancak akıl sahibleri düşünebilirler.

Mehmet Alagaş

(1-9) Elif Lâm Mîm (Hurufu mukattaa kesik kopuk harfler), Allah, ondan başka ilah yoktur. Diridir, Ayakta tutandır. (Allah kendi kendine var olandır diğerlerini de ayağa kaldırandır, onun bir hayatı vardır. Cansız bir güç değildir canlı bir güçtür.) Sana, ellerinde olanı onaylayan kitabı, gerçek olarak indirdi. Tevrat’ı ve İncil’i insanlara kılavuz olsun diye önceden indirdi ve Furkan’ı da indirdi. (Furkan gerçekle batılı ayırt etmeyi sağlayıcı) Allah’ın ayetlerini örtbas edenlere şiddetli azap vardır. Allah saygıdeğerdir, öc alıcıdır / intikam alıcıdır. Kesinlikle Arzda ve semada Allah’tan hiçbir şey gizli kalmaz. O, size, esirgendiğiniz yerdeyken / rahimlerdeyken şekil verendir / tasvir edendir. Ondan başka ilah yoktur , saygıdeğerdir, h âkimdir. Kitabı size indiren O’dur, onda sağlam / muhkem ayetler vardır , onlar ki kitabın anasıdır , diğerleri ise benzeşik / müteşabih olanlardır , kalplerinde kayma olanlar fitne çıkarmak ve yorumlamak için benzeşenlerin ardına düşerler , onun yorumunu ancak Allah bilir , ilimde uzmanlaşmış olanlar / ilmi sağlam olanlar /râsihûn, ona iman ettik hepsi Allah’ın yanındandır diyorlar, onu ancak akıl uluları hatırlayıp anar. Rabbimiz, kalbimizi, yoluna girmiş olduktan sonra kaydırma, kendi katından bize rahmet hibe et , elbette ki sen hibe edensin. Rabbimiz, kesinlikle sen, olacağına dair şüphe duyulmayan bir günde , insanları toplayacaksın. Allah, kesinlikle v erdiği sözünün aksine bir şey yapmaz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sana kitabı indiren O’dur. Onun bir kısmı, muhkem ki bunlar kitabın özüdür. Bir kısmı da müteşabih ayetlerdir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve (kendilerine göre) onun tevilini yapmak için onun müteşabih olanlarına uyarlar. Oysa, onun tevilini Allah’tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise “Biz, ona iman ettik, onun hepsi Rabbimizin katındandır.” derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası düşünmez.

Süleyman Ateş

Kitabı sana O indirdi. Onun bazı ayetleri muhkemdir (ki) onlar Kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabih(birbirine benzeyen, sonucu tam bilinmeyen)dir. Kalblerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak, uyardığı sonuca uğra(yıp belalarını bul)mak için onun müteşabih ayetlerinin ardına düşerler. Oysa onun te'vili(uyardığı sonucun ne zaman gerçekleşeceği)ni Allah'tan başka kimse bilmez. İlimde ileri gidenler: "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. Sağduyu sahiplerinden başkası düşünüp öğüt almaz.

Süleymaniye Vakfı

O, bu kitabı sana indirendir. Onun bir kısmı muhkem /hüküm içeren ayetlerdir; dipnot 1 onlar kitabın dipnot 2 ana ayetleridir. Diğerleri müteşabihtir dipnot 3 /muhkemlerle benzeşirler. Kalplerinde kayma olanlar, fitne dipnot 4 çıkarmak ve tevil yapmak /istedikleri bağlantıyı kurmak için dipnot 5 kitaptan, (kurgularıyla) benzeşen şeye dipnot 6 uyarlar. Oysa kitabın tevilini /ayetler arasındaki bağlantıyı sadece Allah bilir (ve onu ayetleriyle gösterir). Bu ilmi dipnot 7 /kitabı açıklama ilmini kavramış olanlar şöyle derler: "Biz ona/o ilme inandık, onun tamamı Rabbimiz katındandır." Bu zikre dipnot 8 /doğru bilgiye, aklıselim sahibi olanlardan dipnot 9 başkası ulaşamaz.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Muhkem ayet, bir konuda hüküm içeren ayettir. O hüküm, başka ayetlerle ayrıntılı olarak açıklanır (Hud 11/1-2).
  2. metne dön, dipnot 2
    Kitab (كتاب) kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bir şeye eklemektir (Mekayis). Arapçada kelimeleri ekleyerek yazılan her türlü yazıya kitap denir (Müfredat). Kur'an-ı Kerim, muhkemler yani kısa ve özlü hükümler içeren ayetlerden ve onların benzeri olup onları açıklayan müteşabih ayetlerden oluşan ikişerli yapıdadır (Zümer 39/23) Kur'an'ın, bildiğimiz bir kitap halinde inmediği açıktır. Bu ve benzeri ayetler onun, kendisinden kitaplar oluşturulacak şekilde indiğini, her bir kitabın, bir muhkem bir de müteşabih olmak üzere en az iki ve ikinin katları olan ayetlerden oluştuğunu, doğru hükme yani hikmete bu şekilde ulaşılabileceğini (Bakara 2/269) gösterir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Müteşabih, benzeşen demektir. Birbirine benzeyen iki şeyden her birine müteşabih denir. Bu kelime, toplam sekiz ayette geçer: Bakara 2/25, 70, 118; Al-i İmran 7, Zümer 23, En'am 99, 141 ve Ra'd 16.
  4. metne dön, dipnot 4
    Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.
  5. metne dön, dipnot 5
    Te'vil (تَأْوِيلِ), evl (أول) kökünden türetilmiştir; bir şeyi istenen hedefe çevirme anlamına gelir (Müfredat). Bu ayette tevil, Allah'ın ayetler arasında kurduğu bağlantıyı gösterir.
  6. metne dön, dipnot 6
    Ayetin açılımı şöyledir: Kitaptan kendi eğrilikleriyle /kurgularıyla benzeşene uyarlar. (فيتبعون ما تشابه منه بزيغهم). Necran'dan bir Hıristiyan heyeti nebimize gelmiş, "Ya Muhammed! Sen, İsa'nın Allah'ın kelimesi ve ondan bir ruh olduğu kanaatindesin değil mi?" demişti. O, "Evet." deyince" Bu bize yeter." demişlerdi. Onlar, kendi eğrilikleriyle benzeşir gördükleri şu ayete dayanıyorlardı: "İsa… Allah'ın Meryem'e ulaştırdığı sözü ve kendinden bir ruhtur." (Nisa 4/171) Ayetin başında görmek istemedikleri şu ifade vardır: "Meryem oğlu İsa Mesih, yalnızca Allah'ın elçisidir." Allah'ın kitabına uyma yerine onu kendilerine uyduranlar hep böyle yaparlar. (Taberi, Al-i İmran 3/7. ayetin tefsiri)
  7. metne dön, dipnot 7
    Bu ilim, ayetleri ayetlerle açıklama ilmidir (A'raf 7/52). Önceki kitaplara inananların alimleri arasında da bu ilmi bilenler vardı (Nisa 4/162).
  8. metne dön, dipnot 8
    Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat). Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (Enbiya 21/24, En'am 6/80). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder (Ra'd 13/28).
  9. metne dön, dipnot 9
    Aklıselim sahibi olanlar" anlamı verdiğimiz ifade "ulü'l-elbab"dır. Bkz Bakara 2/179'un dipnotu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu Kitab'ı sana indiren O'dur. Âyetlerinin bir kısmı muhkemdir dipnot 1 ; onlar kitab'ın dipnot 2 ana ayetleridir. Diğerleri müteşabih dipnot 3 (benzeşik) olanlardır. Kalplerinde eğrilik olanlar, istedikleri te'vili (bağlantıyı) kurup istedikleri fitneyi çıkarmak için Kitap'tan, kendi eğrilikleriyle dipnot 4 benzeşen şeye uyarlar. Oysa onun tevilini (ayetleri birbiri ile ilişkilendirmeyi) dipnot 5 sadece Allah bilir. Bu ilimde dipnot 6 sağlam duruş gösterenler de şöyle derler: "Biz, bu ilme inandık, hepsi (muhkem, müteşabih ve tevil) Sahibimiz katındandır." Bu zikre dipnot 7 (doğru bilgiye) sadece sağlam duruşlu olanlar ulaşabilirler dipnot 8 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Muhkem ayet, bir konuda hüküm içeren ayettir. Hemen her ayetin böyle bir yönü vardır. Bu hüküm, başka ayetlerle açıklanır. Allah Teala şöyle demiştir: "Elif, Lam, Ra. Bu bir kitaptır ki, ayetleri muhkem kılınmış sonra hakim olan, her şeyin iç yüzünü bilen Allah tarafından açıklanmıştır. Bu, Allah'tan başkasına kul olmamanız içindir." (Hud 11/1-2)
  2. metne dön, dipnot 2
    Kitab (كتاب)'ın kök anlamı, bir şeyi bir şeye eklemektir (Mekayis). Bazen sözleri ekleyerek yapılan konuşmaya bazen de kelimeleri ekleyerek yazılan herhangi bir yazıya kitap denir (Mürfedat). Bir ayet şöyledir: "Allah sözün en güzelini, müteşabih ve mesani kitap olarak indirmiştir." (Zümer 39/23) Mesani, "ikişerliler" anlamına gelir. Kur'an'ın, bildiğimiz bir kitap halinde inmediği açıktır. Bu ayetler onun, kendinden kitaplar oluşturulacak şekilde indiğini, her bir kitabın, bir muhkem bir de müteşabih olmak üzere en az iki ve ikinin katları olan ayetlerden oluştuğunu, doğru hükme yani hikmete bu şekilde ulaşılabileceğini gösterir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Müteşabih, birbirine benzeyen iki şeyden her birine denir. Müteşabih ayetler, birbirine benzeyen ayetlerdir.
  4. metne dön, dipnot 4
    Ayet'in açılımı şöyledir: "(فيتبعون ما تشابه منه  بزيغهم) = Kitap'tan kendi eğrilikleriyle benzeşene uyarlar." Necran Hristiyanlarından bir topluluk Nebimize gelmiş: Ya Muhammed! Sen, İsa'nın Allah'ın kelimesi ve ondan bir ruh olduğu kanaatinde misin değil misin? demişti. O, "evet" deyince "Bu bize yeter" demişlerdi. Arkasından yukarıdaki ayet sonra da şu ayet inmişti: "Allah katında İsa'nın durumu, tıpkı Adem'in durumu gibidir. Adem'i topraktan yarattı; sonra ona 'ol" dedi; o da oluştu ."  (Al-i İmran 3/59) (Taberi) Hristiyanlar, kendi eğrilikleriyle benzeşir gördükleri şu ayete dayanıyorlardı: "İsa… Allah'ın Meryem'e ulaştırdığı (ol) sözü ve kendinden bir ruhtur." (Nisa 4/171) Halbuki bu ayetin başında görmek istemedikleri şu ifade vardır: "Meryem oğlu İsa Mesih, başka değil, yalnızca Allah'ın elçisidir." Allah'ın kitabına uyma yerine onu kendilerine uydurmak isteyenler hep böyle bir yol izlerler.
  5. metne dön, dipnot 5
    Te'vil = تَأْوِيلِ, Allah'ın ayetler arasında kurduğu bağlantıyı ifade eder. Bu bağlantıyı ancak, Arapçayı ve ilgili konuyu iyi bilenlerden oluşan bir ekip bulabilir. Bir ayet şöyledir: "Bu bir kitaptır ki ayetleri, bilenlerden oluşan bir topluluk için Arapça Kur'anlar (kümeler) halinde açıklanmıştır." (Fussilet 41/3) Buradaki Kur'an kelimesi, Al-i İmran 3/7. ayetteki kitap kelimesi gibi ayetler kümesi anlamındadır.
  6. metne dön, dipnot 6
    Bu ilim, Kur'an'ın kendini açıklama ilmidir. Allah Teala şöyle demiştir: "Onlara, bir ilimle açıkladığımız Kitap getirdik; inanan topluluk için rehber ve ikramı bol bir kitap." (Araf 7/52)
  7. metne dön, dipnot 7
    Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak ve kullanmaktır. (Müfredat ذكر ve عرفmd.) Tabiat, Allah'ın yarattığı ayetlerden, Kur'an da indirdiği ayetlerden oluşur. Her ikisinden elde edilen doğru bilgi zikirdir. İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder. (Ra'd 13/28)
  8. metne dön, dipnot 8
    Sağlam duruşlu' diye meal verdiğimiz ulu'l-elbab'ı Allah Teala şöyle tanımlar: "Sözü dinleyen ve onun en güzeline (Allah'ın sözüne) uyanları, Allah'ın doğru yola ileteceği müjdesini ver. İşte ul'ul-elbab olanlar onlardır." (Zümer 39/18)

Şaban Britch

Sana kitabı indiren O’dur. Onda bir kısmı, muhkem ki bunlar kitabın özüdür. Bir kısmı da müteşabih ayetler vardır. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve (kendilerine göre) onun tevilini yapmak için onun müteşabih olanlarına uyarlar. Oysa, onun tevilini Allah’tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise “Biz, ona iman ettik, onun hepsi Rabbimizin katındandır.” derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası düşünmez.

Şaban Piriş

Sana kitabı indiren O'dur. Onda bir kısmı, muhkem -ki bunlar kitabın özüdür.- bir kısmı da müteşabih ayetler vardır. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun tevilini yapmak için onun müteşabih olanlarına uyarlar. Oysa, onun tevilini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise "Biz, ona iman ettik, onun hepsi Rabbimizin katındandır." derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası düşünmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Kitap'ı sana indiren O'dur: Onun ayetlerinden bir kısmı muhkemlerdir ki; onlar Kitap'ın anasıdır. Diğer ayetlerse müteşabihlerdir. Şu var ki, kalplerinde bir eğrilik ve bozukluk bulunanlar, fitne aramak, onun yorumuna öncelik tanımak için Kitap'ın sadece müteşabih kısmının ardına düşerler. Onun tevilini ise bir Allah bilir, bir de ilimde derinleşmiş olanlar. Bunlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır." derler. Gönül ve akıl sahiplerinden başkası gereğince düşünemez.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

It is He who has revealed to you O Muhammad; the Quran with revelations that are precise and exactly defined. These constitute the essential part and the fundamental or groundwork of Allah’s system of faith and worship and unequivocal understanding and obedience from every intellectual being. Other revelations are allegorical. They describe a subject under the guise of some other comparable subject. Those with malignant and perverse hearts choose to follow only the allegories to interpret them as they please. Motivated by malice, they present the interpretation that causes dissension and includes discord when no one knows the exact interpretation but Allah. But those with well – founded knowledge, acquainted with the facts, declare their firm belief in the Quran and express their thoughts in words: "It is all disclosed by Providence." But none reflect except those with sound minds.

Abdul Haleem

it is He who has sent this Scripture down to you [Prophet]. Some of its verses are definite in meaning- these are the cornerstone of the Scripture- and others are ambiguous. The perverse at heart eagerly pursue the ambiguities in their attempt to make trouble and to pin down a specific meaning of their own: only God knows the true meaning. Those firmly grounded in knowledge say, ‘We believe in it: it is all from our Lord’- only those with real perception will take heed-

Abdullah Yusuf Ali

He it is Who has sent down to thee the Book: In it are verses basic or fundamental (of established meaning); they are the foundation of the Book: others are allegorical. But those in whose hearts is perversity follow the part thereof that is allegorical, seeking discord, and searching for its hidden meanings, but no one knows its hidden meanings except Allah. And those who are firmly grounded in knowledge say: "We believe in the Book; the whole of it is from our Lord:" and none will grasp the Message except men of understanding.

Abul A'la Maududi

It is He Who has revealed the Book to you. Some of its verses are absolutely clear and lucid, and these are the core of the Book. dipnot 1 Others are ambiguous. dipnot 2 Those in whose hearts there is perversity, always go about the part which is ambiguous, seeking mischief and seeking to arrive at its meaning arbitrarily, although none knows their true meaning except Allah. On the contrary, those firmly rooted in knowledge say: 'We believe in it; it is all from our Lord alone.' dipnot 3 No one derives true admonition from anything except the men of understanding.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Muhkam means that which has been made firmly and perfectly. The muhkam verses mentioned here are those Qur'anic verses which are embodied in clear and lucid language and whose meaning is not liable to any ambiguity and equivocation. The words of these verses are clear pointers to their true meaning and, therefore, it is difficult to subject them to arbitrary interpretation. Such verses form the core of the Holy Book; they are the verses which fulfil the true purpose for which the Qur'an was revealed, and they invite the whole world to Islam. They embody admonition and instruction as well as the refutation of erroneous doctrines and the elucidation of the Right Way. They also contain the fundamentals of the true faith; teachings relating to belief, worship and morality, and mandatory duties and prohibitions. These are the verses which will guide the genuine seeker after Truth who turns to the Qur'an in order to find out what he ought and ought not to do.
  2. metne dön, dipnot 2
    'Ambiguous' verses are those whose meaning may have some degree of equivocation. It is obvious that no way of life can be prescribed for man unless a certain amount of knowledge explaining the truth about the universe, about its origin and end, about man's position in it and other matters of similar importance, is intimated to him. It is also evident that the truths which lie beyond the range of human perception have always eluded and will continue to elude man; no words exist in the human vocabulary which either express or portray them. In speaking about such things, we necessarily resort to words and expressions generally employed in connection with tangible objects. In the Qur'an, too, this kind of language is employed in relation to supernatural matters; the verses which have been characterized as 'ambiguous' refer to such matters.At best, such expressions may serve to either bring man close to or enable him to formulate some view of reality, even if it is a faint one. The more one tries to determine the precise meaning of such verses, the more their ambiguities proliferate, and the more one is confronted with choosing between several plausible interpretations. All this is likely to alienate one progressively further away' from the Truth instead of bringing one closer to it. Those who seek the Truth and do not hanker after the satisfaction of their egocentric quest for exotic superfluities, will be satisfied with the dim vision of reality derived from these verses. They will concentrate their attention instead on the clear and lucid 'core' verses of the Qur'an. It will be left to those who are either out to make mischief and mislead people or who have an abnormal passion for superfluities to devote their attention to hair-splitting discussions about the contents of the 'ambiguous" verses.
  3. metne dön, dipnot 3
    This might give rise to an unnecessary problem: How can people believe in 'ambiguous' verses when the contents of these cannot be grasped?The fact is that a reasonable person will believe that the Qur'an is the Book of God through his reading of its clear and lucid verses, rather than by learning fanciful interpretations of the ambiguous verses. Once so convinced, he is not likely to be worried by doubts and anxieties caused by the ambiguities of the verses concerned. One who seeks the Truth is satisfied with the obvious meaning of these verses, and wherever he encounters complications and ambiguities he abstains from pursuing their solution too far. Instead of wasting his time splitting hairs, he is content to believe in the things laid down in the Book of God, without seeking to know them precisely and in detail. He turns his attention, in the main, to questions of a practical nature.

Aisha Bewley

It is He who sent down the Book to you from Him: ayats containing clear judgements – they are the core of the Book – and others which are open to interpretation. Those with deviation in their hearts follow what is open to interpretation in it, desiring conflict, seeking its inner meaning. No one knows its inner meaning but Allah. Those firmly rooted in knowledge say, ‘We have iman in it. All of it is from our Lord.’ But only people of intelligence pay heed.

Al-Hilali & Khan

It is He Who has sent down to you (Muhammad صلى الله عليه وسلم) the Book (this Qur’ân). In it are Verses that are entirely clear, they are the foundations of the Book [and those are the Verses of Al-Ahkâm (commandments), Al-Fara’id (obligatory duties) and Al-Hudud (legal laws for the punishment of thieves, adulterers)]; and others not entirely clear. So as for those in whose hearts there is a deviation (from the truth) they follow that which is not entirely clear thereof, seeking Al-Fitnah (polytheism and trials), and seeking for its hidden meanings, but none knows its hidden meanings save Allâh. And those who are firmly grounded in knowledge say: "We believe in it; the whole of it (clear and unclear Verses) are from our Lord." And none receive admonition except men of understanding. (Tafsir At-Tabarî).

Ali Quli Qarai

It is He who has sent down to you the Book. Parts of it are definitive verses, which are the mother of the Book, while others are metaphorical. As for those in whose hearts is deviance, they pursue what is metaphorical in it, courting temptation and courting its interpretation. But no one knows its interpretation except Allah and those firmly grounded in knowledge; they say, ‘We believe in it; all of it is from our Lord.’ And none takes admonition except those who possess intellect.

Amatul Rahman Omar

He it is Who has revealed to you this perfect Book, some of its verses are definite and decisive. They are the basic root (conveying the established meanings) of the Book (- Ummal Kitâb) and other (verses) are susceptible to various interpretations. As for those in whose hearts is perversity follow (verses) that are susceptible to different interpretations, seeking (to cause) dissension and seeking an interpretation (of their own choice). But no one knows its true interpretation except Allâh, and those who are firmly grounded in knowledge. They say, `We believe in it, it is all (- the basic and decisive verses as well as the allegorical ones) from our Lord.' And none takes heed except those endowed with pure and clear understanding.

Arthur John Arberry

It is He who sent down upon thee the Book, wherein are verses clear that are the Essence of the Book, and others ambiguous. As for those in whose hearts is swerving, they follow the ambiguous part, desiring dissension, and desiring its interpretation; and none knows its interpretation, save only God. And those firmly rooted in knowledge say, 'We believe in it; all is from our Lord'; yet none remembers, but men possessed of minds.

Bijan Moeinian

He is the One Who sent down this Book to you. There are two kinds of versus in this book: those [the majority of the versus] which are straight forward (and precise in meaning:) they are the essence of the Book. The remainder [few verses] are ambiguous. Those who have doubts in their hearts always go after the laters and try to interpret them arbitrarily and create mischief. In fact nobody except God knows their real meaning!17.Those who have faith, on the other hand, say: "We accept these versus [though we do not know their meaning yet] to be all words of God."

E. Henry Palmer

He it is who has revealed to thee the Book, of which there are some verses that are decisive, they are the mother of the Book; and others ambiguous; but as for those in whose hearts is perversity, they follow what is ambiguous, and do crave for sedition, craving for (their own) interpretation of it; but none know the interpretation of it except God. But those who are well grounded in knowledge say, 'We believe in it; it is all from our Lord; but none will remember save those who possess minds.

Edip-Layth

He is the One who sent down to you the book, from which there are definite signs; they are the essence of the book; and others, which are multiple-meaning. As for those who have disease in their hearts, eager to cause confusion and eager to derive their interpretation, they will follow what is multiple-meaning from it. But none knows their meaning except God and those who are well founded in knowledge; they say, "We acknowledge it, all is from our Lord." None will remember except the people of intellect.

George Sale

It is he who hath sent down unto thee the book, wherein are some verses clear to be understood, they are the foundation of the book; and others are parabolical. But they whose hearts are perverse will follow that which is parabolical therein, out of love of schism, and a desire of the interpretation thereof; yet none knoweth the interpretation thereof, except God. But they who are well grounded in knowledge say, we believe therein, the whole is from our Lord; and none will consider except the prudent.

Hamid S. Aziz

He it is who has revealed to you the Book, in which there are some verses that are Basic (decisive, or of established meaning) they are the mother (foundation) of the Book; and others are allegorical. But as for those in whose heart is perversity, they follow what is allegorical seeking discord, craving for (their own) interpretation of it; but none know the interpretation of it except Allah. And those who are well grounded in knowledge say, "We believe in it; it is all from our Lord"; but none will grasp the message save those who possess understanding. (Or: but none know the interpretation of it except Allah and those who are well grounded in knowledge. Say: "We believe in it, it is all from our Lord, but none will grasp the message save those who possess understanding.)

Mahmoud Ghali

He is The (One) Who has sent down upon you the Book, whereof are clear signs (i. e. Éayah = verses) that are the Essence (Literally: the Mother) of the Book, and others cosimilar (Or: ambiguous). So, as for (the ones) in whose hearts is swerving, they ever follow whatever (parts) of it are cosimilar, (inequitably) seeking temptation (to sedition), and (inequitably) seeking its interpretation; and in no way does anyone know its interpretation except Allah. And the ones firmly established in knowledge say, "We have believed in it; all is from the Providence of our Lord." And in no way does anyone constantly remember except the ones endowed with intellects.

Marmaduke Pickthall

He it is Who hath revealed unto thee (Muhammad) the Scripture wherein are clear revelations - they are the substance of the Book - and others (which are) allegorical. But those in whose hearts is doubt pursue, forsooth, that which is allegorical seeking (to cause) dissension by seeking to explain it. None knoweth its explanation save Allah. And those who are of sound instruction say: We believe therein; the whole is from our Lord; but only men of understanding really heed.

Mohamed Ahmed - Samira

He has sent down this Book which contains some verses that are categorical and basic to the Book, and others allegorical. But those who are twisted of mind look for verses metaphorical, seeking deviation and giving to them interpretations of their own; but none knows their meaning except God; and those who are steeped in knowledge affirm: "We believe in them as all of them are from the Lord." But only those who have wisdom understand.

Muhammad Asad

He it is who has bestowed upon thee from on high this divine writ, containing messages that are clear in and by themselves - and these are the essence of the divine writ - as well as others that are allegorical. Now those whose hearts are given to swerving from the truth go after that part of the divine writ which has been expressed in allegory, seeking out [what is bound to create] confusion, and seeking [to arrive at] its final meaning [in an arbitrary manner]; but none save God knows its final meaning. Hence, those who are deeply rooted in knowledge say: "We believe in it; the whole [of the divine writ] is from our Sustainer - albeit none takes this to heart save those who are endowed with insight.

Mustafa Khattab

He is the One Who has revealed to you ˹O Prophet˺ the Book, of which some verses are precise—they are the foundation of the Book—while others are elusive.[1] Those with deviant hearts follow the elusive verses seeking ˹to spread˺ doubt through their ˹false˺ interpretations—but none grasps their ˹full˺ meaning except Allah. As for those well-grounded in knowledge, they say, "We believe in this ˹Quran˺—it is all from our Lord." But none will be mindful ˹of this˺ except people of reason.

Progressive Muslims

He is the One who sent down to you the Scripture, from which there are firm verses; they are the essence of the Scripture; and others which are similar to each other. As for those who have disease in their hearts, they will follow what is similar from it seeking to confuse, and seeking to derive an interpretation. But none know its interpretation except God and those who are well founded in knowledge, they Say: "We believe in it, all is from our Lord." And none will remember except the people of understanding.

Rashad Khalifa

He sent down to you this scripture, containing straightforward verses - which constitute the essence of the scripture - as well as multiple-meaning or allegorical verses. Those who harbor doubts in their hearts will pursue the multiple-meaning verses to create confusion, and to extricate a certain meaning. None knows the true meaning thereof except GOD and those well founded in knowledge. They say, "We believe in this - all of it comes from our Lord." Only those who possess intelligence will take heed.

Sahih International

It is He who has sent down to you, [O Muúammad], the Book; in it are verses [that are] precise - they are the foundation of the Book - and others unspecific. As for those in whose hearts is deviation [from truth], they will follow that of it which is unspecific, seeking discord and seeking an interpretation [suitable to them]. And no one knows its [true] interpretation except Allah. But those firm in knowledge say, "We believe in it. All [of it] is from our Lord." And no one will be reminded except those of understanding.

Sam Gerrans

He it is that sent down upon thee the Writ; among it are explicit proofs: they are the foundation of the Writ; and others are ambiguous. Then as for those in whose hearts is deviation: they follow what is ambiguous thereof, seeking the means of denial, and seeking its interpretation. And no one knows its interpretation save God, and those firm in knowledge; they say: “We believe in it; all is from our Lord.” But only those of insight take heed.

Shabbir Ahmed

(The Book He has sent down bears an important Principle. ) He it is Who has revealed to you (O Prophet) the Scripture. In it some verses are Literal, while some verses are Allegorical. The verses that pertain to Permanent Values have been presented literally. These verses, MUHKAMAT, are the Essence of the Divine Law. On the other hand, abstract phenomena, historical events, and the World of the Unseen are described in similes, metaphors and allegories for your understanding (MUTASHABIHAT). But those who are given to crookedness in their hearts pursue the allegories and try to give them literal meanings, thus creating dissension. None knows their final meaning (of such as the Essence of God, His Throne, His Book of Decree, the Eternity) but Allah. Those who are well founded in knowledge understand why the allegories have been used and they keep drawing lessons from them (74:31). They proclaim the belief that the entire Book is from their Lord. As the human knowledge evolves, many of the other allegories will unfold their literal meaning (41:53). But only the men and women of understanding will bear this fact in mind. (Each of the verses in the Qur'an is MUHKAM, Absolute Truth and you can understand which ones are to be taken literally and which ones are to be taken allegorically, by the context (11:1), (47:20). And each verse in the Book complements the other (39:23)).

Syed Vickar Ahamed

He it is Who has sent down to you the Book: In it are verses basic or fundamental (of established clear meaning); They are the foundation of the Book: Others are those that have abstractions. But those in whose hearts is evil follow the part within it that is abstract seeking disharmony, in searching for hidden meanings; But no one knows its hidden meanings except Allah: And those who are firmly grounded in knowledge say: "We believe in the Book: The whole of it is from our Lord:" And none will grasp the Message except men of understanding.

Taqi Usmani

He is the One who has revealed to you the Book (the Qur’ān). Out of it there are verses that are MuHkamāt (of established meaning), which are the principal verses of the Book, and some others are Mutashābihāt (whose definite meanings are unknown). Now those who have perversity in their hearts go after such part of it as is mutashābih, seeking (to create) discord, and searching for its interpretation (that meets their desires), while no one knows its interpretation except Allah; and those well-grounded in knowledge say: "We believe therein; all is from our Lord." Only the men of understanding observe the advice.

The Monotheist Group

He is the One who sent down to you the Book, from which there are lawgiving revelations; they are the essence of the Book; and others which are of a similatude. As for those who have a disease in their hearts, they will follow that which is of a similatude, seeking to confuse, and seeking to derive an interpretation. But none know its interpretation except God, and those who are well founded in knowledge; they say: "We believe in it, all is from our Lord." And none will remember except those who possess intelligence.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 7. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 7. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 7. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩