Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 92. ayet

Âl-i İmrân suresi, 92. ayet. لَن تَنَالُوا۟ ٱلْبِرَّ حَتَّىٰ تُنفِقُوا۟ مِمَّا تُحِبُّونَ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِن شَىْءٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ

len tenâlü-lbirra ḥattâ tünfiḳû mimmâ tüḥibbûn. vemâ tünfiḳû min şey'in feinne-llâhe bihî `alîm.

Diyanet İşleri

Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 89–95 · surenin 92. ayeti / 200
  1. Âl-i İmrân 89

    Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  2. Âl-i İmrân 90

    Şüphesiz iman ettikten sonra inkar eden, sonra da inkarda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir.

  3. Âl-i İmrân 91

    Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

  4. 92

    Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.

  5. Âl-i İmrân 93

    Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in (Yakub'un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun."

  6. Âl-i İmrân 94

    Artık bundan sonra Allah'a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

  7. Âl-i İmrân 95

    De ki: "Allah, doğru söylemiştir. Öyle ise hakka yönelen İbrahim'in dinine uyun. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

92. Bütün hayırları kapsayan bir isim olup cennete ulaştıran yol olan Birr’e (iyiliğe) sevdiğiniz en güzel ve en temiz mallarınızdan infak etmedikçe ulaşamazsınız. Çünkü nefislerin sevdiği güzel şeylerin infak edilmesi, kişinin cömertliğinin, en üstün ahlâki değerlere sahip olduğunun, merhamet ve yumuşak kalpliliğinin en büyük delillerdendir. Aynı şekilde bu, Allah’ı sevmenin ve O’nun sevgisini mal sevgisinden önde tutmanın en önde gelen delillerindendir. Zira nefislerin mala olan sevgi ve tutkunluğu nefsin yapısında bulunan bir husustur. İşte Allah’ın sevgisini kendi nefsinin sevdiklerine tercih eden kimse, kemalin en yüksek zirvesine ulaşmış olur. Aynı şekilde hoş ve temiz şeyleri infak edip Allah’ın kullarına ihsanda bulunan kimselere de Allah ihsan eder. Onu böyle bir hale gelmeksizin elde edilemeyen pek çok amel ve ahlaki davranışlara muvaffak kılar.

Aynı şekilde böyle bir infakta bulunan bir kimsenin diğer salih amelleri ve üstün ahlaki değerleri yerine getirmesi öncelikle söz konusudur. Bununla birlikte hoş ve temiz şeylerin infak edilmesi en mükemmel hallerden biridir. Kul güzel olsun veya olmasın, az ya da çok olsun her neyi infak ederse şüphesiz “Allah onu çok iyi bilendir.” O nedenle infak eden herkese ameline uygun karşılığını verecektir. Dünyada infak ettiğinin yerine başkasını ona ihsan etmekle, âhirette de pek büyük nimetlerle o kimseyi mükâfaatlandıracaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Müminler!- Sevdiğiniz mallarınızdan Allah yolunda infak etmedikçe iyilik ehlinin sevabına ve makamına ulaşamazsınız. İster az, ister çok ne infak etmiş iseniz muhakkak ki Allah, niyet ve amellerinizi bilir. Herkesin ameline göre karşılığını verir.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَن len asla
  2. تَنَالُوا۟ tenalu eremezsiniz kök: نيل
  3. ٱلْبِرَّ l-birra iyiliğe kök: برر
  4. حَتَّىٰ hatta kadar
  5. تُنفِقُوا۟ tunfiku (Allah için) harcayıncaya kök: نفق
  6. مِمَّا mimma şeylerden
  7. تُحِبُّونَ ۚ tuhibbune sevdiğiniz kök: حبب
  8. وَمَا ve ma ve ne ki?
  9. تُنفِقُوا۟ tunfiku harcarsanız kök: نفق
  10. مِن min herhangi bir
  11. شَىْءٍۢ şey'in şeyden kök: شيا
  12. فَإِنَّ feinne şüphesiz
  13. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  14. بِهِۦ bihi onu
  15. عَلِيمٌۭ alimun bilir kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Birr (İyilik)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Birr (İyilik)

    Gaybın anahtarları yalnızca O'nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin…

  • Aynı kök: برر (32 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Birr (İyilik)

    Allah, sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara adil davranmaktan men etmez.…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir.…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: نيل (12 geçiş)

    Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…

  • Aynı kök: نيل (12 geçiş)

    Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği halde kendisinden…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) infak edinceye (verinceye) kadar asla iyiliğe ulaşamazsınız. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah her neyi infak ederseniz (verirseniz) onu bilendir. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Bakara 2:267.
  2. metne dön, dipnot 2
    [İnfâk], kişiye bir servet ahlakı ve mal-mülk bilinci verir; mala sahip olmayı, mala ait olmamayı öğretir. Mala sahip olanlar onu gerekli şekillerde ve doğru yere verebilirler; ancak mala ait olanlar malının kölesi olacakları için malını veremezler. Elbette efendisini azad edebilen bir köleden söz edilemez. "Tünel kazmak" anlamından hareketle, [infâk] kavramı "fakir müslümanın gönlüne gizlice yol bulmak" demektir. infakta esas olan husus, onu muhatabın gönlü ve gururu kırılmadan gerçekleştirmek, kimsenin görmeyeceği bir şekilde onu fakire ulaştırmaktır.

Mustafa İslamoğlu

Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe fazilete ulaşamazsınız; zaten ne infak ederseniz edin, kesinlikle Allah onu ayrıntısıyla bilir.

Muhammed Esed

(Size gelince ey müminler,) kendiniz için özenle ayırdığınız şeylerden başkaları için harcamadıkça gerçek erdeme ulaşmış olamazsınız; ve her ne harcarsanız kuşkusuz, Allah ondan tamamiyle haberdardır.

Ahmed Hulusi

Sevdiğiniz şeyleri başkalarına karşılıksız olarak bağışlamadıkça "Birr"e (hayra) eremezsiniz. Neyi Allah için karşılıksız bağışlarsanız, Allah onu (yaratanı olarak) bilir (karşılığını da halkeder).

Ali Bulaç

Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

Ali Özek ve heyeti

Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça iyiye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.

Ali Rıza Safa

Yardımlaşmak amacıyla sevdiğiniz şeylerden paylaşmadıkça, gerçek erdemliliğe asla erişemezsiniz. Yardımlaşmak amacıyla ne paylaşırsanız, Allah, kesinlikle onu bilir.

Bayraktar Bayraklı

Sevdiğiniz şeylerden başkaları için harcamadıkça iyiye ulaşamazsınız; her ne harcarsanız şüphesiz Allah ondan tamamıyla haberdardır.

Edip Yüksel

Sevdiğiniz şeylerden ekonomik yardım olarak vermedikçe erdemli bir kişi olamazsınız. Her neyi verirseniz ALLAH mutlaka onu bilir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sevdiğiniz şeylerden ekonomik yardım olarak vermedikçe erdemli bir kişi olamazsınız. Her neyi verirseniz ALLAH mutlaka onu bilir

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sevdiğiniz şeylerden başkalarına da vermedikçe, tam bir iyilik vasfına eremezsiniz. Her ne harcarsanız şüphesiz Allah onu bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe siz birre eremezsiniz, maamafih her ne infak eyleseniz şüphesiz Allah onu da bilir

Erhan Aktaş

Sevdiğiniz şeylerden infak dipnot 1 etmedikçe asla birr'e dipnot 2 erişemezsiniz. Ne infak ederseniz, Allah, onu bilir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İhtiyacı olanlara ve hayırlı işlere karşılıksız yardım etmek.
  2. metne dön, dipnot 2
    İyi olan her şey, bütün iyilikler, bağış, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sevdiğiniz şeylerden infak dipnot 1 etmedikçe asla birr'e dipnot 1 erişemezsiniz. Ne infak ederseniz, Allah, onu bilir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İhtiyacı olanlara karşılıksız yardım etmek.
  2. metne dön, dipnot 2
    İyi olan her şey, bütün iyilikler, bağış, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sevdiğiniz şeylerden infak dipnot 1 etmedikçe asla birr'e dipnot 2 erişemezsiniz. Ne infak ederseniz, Allah, onu bilir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hayırlı işlere harcamadıkça ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmedikçe.
  2. metne dön, dipnot 2
    İyilik, doğruluk, adalet, gerçeklik, sevgi.

Gültekin Onan

Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Tanrı onu bilir.

Hasan Basri Çantay

Siz, sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcayıncaya kadar asla iyiliğe ermiş (birr-ü taat etmiş) olmazsınız. Her ne infak ederseniz sübhesiz Allah onu bilicidir.

İbni Kesir

Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe, asla bir'e erişemezsiniz. Ve her ne infak ederseniz; şüphesiz Allah, onu bilir.

Mehmet Alagaş

(92) Sevdiklerinizden vermedikçe / infak etmedikçe İyiliğe ulaşamazsınız /iyiliğe nail olamazsınız. Her ne infak ederseniz Allah onu bilir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.

Süleyman Ateş

Sevdiğiniz şeylerden (Allah için) harcamadıkça asla iyiliğe eremezsiniz. Ne harcarsanız Allah onu bilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sevdiğiniz şeylerden hayra harcamadıkça bolluğa ve refaha dipnot 1 kavuşamazsınız. Yaptığınız her harcamayı bilen Allah'tır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    البِرُّ (القاموس المحيط) البِرُّ: الصِّلَةُ، والجَنَّةُ، والخَيْرُ، والاتِّساعُ في الإِحْسانِ، والحَجُّ، ?

Şaban Britch

Sevdiğiniz şeylerden (Allah için) vermedikçe iyiliğe erişemezsiniz. Her ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

Şaban Piriş

Sevdiğiniz şeylerden (Allah için) vermedikçe iyiliğe erişemezsiniz. Her ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe hayırda erginliğe/dürüstlüğe asla ulaşamazsınız. İnfak etmekte olduğunuz her şeyi, Allah çok iyi bilmektedir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

You people shall not attain piety, the groundwork of Allah’s system of faith and worship, until you spend of what you treasure and cherish in divine service. Whatever you spend in this respect comes to Allah’s knowledge.

Abdul Haleem

None of you [believers] will attain true piety unless you give out of what you cherish: whatever you give, God knows about it very well.

Abdullah Yusuf Ali

By no means shall ye attain righteousness unless ye give (freely) of that which ye love; and whatever ye give, of a truth Allah knoweth it well.

Abul A'la Maududi

You shall not attain righteousness until you spend out of what you love (in the way of Allah). dipnot 1 Allah knows whatever you spend.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The purpose of this verse is to remove the misconception of the Jews concerning 'righteousness'. The Jews had inherited an elaborate legal code which had accumulated as a result of the casuistry and hair-splitting legalism of their jurists. Their notion of 'righteousness' consisted of outward, formal conformity to that code and they evaluated all day-to-day actions, especially the trivial ones, in terms of conformity to that code. Narrow-mindedness, greed, covetousness, meanness, concealment of the Truth and readiness to barter with it lay beneath this veneer of formal piety. They were, nevertheless, considered pious in the minds of the people; Jewish public opinion condoned their conduct because it conformed to its concept of 'righteousness'.In order to remove this misconception they are told that the things they considered fundamental to righteous conduct are of little consequence. The real spirit of righteousness consists in the love of God - a love which makes man value the good pleasure of God above all worldly acquisitions. If the love of anything seizes a man's mind to such an extent that he is unable to sacrifice it for the sake of the love of God, then that thing has virtually become an idol, and until he smashes it the door to righteousness will remain closed to him. If a man lacks this spirit, then his excessively formal and legalistic approach in religious matters can be considered no more than glossy paint over a piece of hollow, worm-eaten wood. It may be possible to deceive human beings by the sheer lustre of the outer paint, but not God.

Aisha Bewley

You will not attain true goodness until you give of what you love. Whatever you give away, Allah knows it.

Al-Hilali & Khan

By no means shall you attain Al-Birr (piety, righteousness - here it means Allâh’s Reward, i.e. Paradise), unless you spend (in Allâh’s Cause) of that which you love; and whatever of good you spend, Allâh knows it well.

Ali Quli Qarai

You will never attain piety until you spend out of what you hold dear, and whatever you may spend of anything, Allah indeed knows it.

Amatul Rahman Omar

Never shall you attain the highest state of virtue unless you spend (in the cause of Allâh) out of that which you love; and whatever you spend, Allâh, indeed, knows it well.

Arthur John Arberry

You will not attain piety until you expend of what you love; and whatever thing you expend, God knows of it.

Bijan Moeinian

you cannot attain the righteousness without sacrificing the things that you love the most [to please the Lord. ] and God is aware of whatever you sacrifice [for the sake of His pleasure.]

E. Henry Palmer

Ye cannot attain to righteousness until ye expend in alms of what ye love. But what ye expend in alms, that God knows.

Edip-Layth

You will not reach piety until you spend from what you love. Whatever you spend, God is aware of it.

George Sale

Ye will never attain unto righteousness, until ye give in alms of that which ye love: And whatever ye give, God knoweth it.

Hamid S. Aziz

You cannot attain to righteousness until you spend freely of what you love. But what you spend, of that Allah is aware.

Mahmoud Ghali

You will never attain benignancy until you expend of whatever you love; and whatever thing you expend, then surely Allah is Ever-Knowing of it.

Marmaduke Pickthall

Ye will not attain unto piety until ye spend of that which ye love. And whatsoever ye spend, Allah is Aware thereof.

Mohamed Ahmed - Samira

You will never come to piety unless you spend of things you love; and whatever you spend is known to God.

Muhammad Asad

[But as for you, O believers,] never shall you attain to true piety unless you spend on others out of what you cherish yourselves; and whatever you spend - verily, God has full knowledge thereof.

Mustafa Khattab

You will never achieve righteousness until you donate some of what you cherish. And whatever you give is certainly well known to Allah.

Progressive Muslims

You will not reach piety until you spend from what you love; and whatever you spend, God is aware of it.

Rashad Khalifa

You cannot attain righteousness until you give to charity from the possessions you love. Whatever you give to charity, GOD is fully aware thereof.

Sahih International

Never will you attain the good [reward] until you spend [in the way of Allah ] from that which you love. And whatever you spend - indeed, Allah is Knowing of it.

Sam Gerrans

You attain not to virtue until you spend of what you love; and what you spend of anything, God knows it.

Shabbir Ahmed

You will never attain exponential growth of your "Self" unless you keep spending on others what you love. Allah knows what you spend. Allah, the Knower of your "Self", reminds you that immortality and Paradise are for those who have attained self-actualization by giving (92:18).

Syed Vickar Ahamed

By no means shall you reach righteousness unless you give (freely) of that which you love; And whatever you give, truly, Allah knows it well.

Taqi Usmani

You shall never attain righteousness unless you spend from what you love. Whatsoever you spend, Allah is fully aware of it.

The Monotheist Group

You will not reach piety until you spend from what you love; and whatever you spend, God is aware of it.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 92. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 92. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 92. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩