Diyanet İşleri
"Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır." Allah, kullara asla zulmedici değildir.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 182. ayet. ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيكُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍ لِّلْعَبِيدِ
ẕâlike bimâ ḳaddemet eydîküm veenne-llâhe leyse biżallâmil lil`abîd.
"Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır." Allah, kullara asla zulmedici değildir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Allah fakirdir" diyenler; her canlı ölümü tadacak Âl-i İmrân 181–189 3
Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O halde, Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükafat vardır.
Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Allah; "Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz" diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve, "Tadın yangın azabını!" diyeceğiz.
"Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır." Allah, kullara asla zulmedici değildir.
Onlar, "Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti" dediler. De ki: "Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?"
Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren peygamberler de yalanlanmıştı.
Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
182. Bu yaptıkları sadece kendi ellerinin önden gönderdikleri türlü rezil edici ve çirkin amellerin bir karşılığıdır. İşte bu amelleri onların azap görmelerine ve mükâfattan da mahrum kalmalarına sebep teşkil etmiştir.
Müfessirlerin naklettiklerine göre bu âyet-i kerimeler, yahudilerden bu sözleri söyleyen bir kesim hakkında inmiştir. Yine onların naklettiklerine göre bu sözleri söyleyen kişiler arasında Medine’de yahudilerin ileri gelen ilim adamı ve önderlerinden birisi olan Finhas b. Âzurâ’dır. Finhas şanı Yüce Allah’ın: “Allah’a güzel bir borçla borç verecek kimdir?” (el-Hadid, 57/11; el-Bakara, 2/245) buyruğu ile: “Şüphesiz ki Allah’a güzel bir borçla borç verenlerin ecirleri...” (el-Hadid, 57/18) buyruklarını işitince büyüklenerek ve Allah’a karşı küstahça bir tavırla bu sözleri söylemiştir. Allah onu kahretsin! Yüce Allah da onların bu sözleri söylediklerini naklederek bu işin onların görülmedik çirkin davranışlarından olmadığını haber vermektedir. Aksine onların geçmişte buna benzer pek çok çirkin davranışları da görülmüştür ki; bu da haksız yere peygamberleri öldürmeleridir. Buradaki “haksız yere” kaydı ile onların peygamberleri öldürmeye, yaptıkları bu işin son derece çirkinliğini bile bile cesaret gösterdiklerini, bu işi cahillikle ve şaşkınlıkla değil, aksine inatla karşı koyarak yaptıklarını ifade etmektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Yahudiler!- Bu azap kendi ellerinizle yaptığınız günah ve rezillikten dolayıdır. Şüphesiz Allah, kullarından hiçbirine zulmedici değildir.
Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
(Ey kafirler!) Bu, sizin ellerinizin önceden yaptığının karşılığıdır. Yoksa, Allah kullarına zulmedici değildir.
Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
(Ona), "İşte bu kendi ellerinin önceden işledikleri yüzündendir. Allah, kesinlikle kullara zulmedici değildir" (denir.)
Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri hakkıyla bilendir.
Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o…
Aynı kök: ليس (89 geçiş)
Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir temel üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi Kitab'ı…
Aynı kök: ليس (89 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.
Aynı kök: يدي (120 geçiş)
Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab'ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, "Bu, Allah'ın katındandır" derler. Vay ellerinin…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
"İşte bu, ellerinizin öne sunduğu şeyler yüzündendir." (denecektir). Elbette Allah kullara asla haksızlık edici değildir. dipnot 1
Bu, kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır. Unutmayın ki Allah'ın kullarına zulmetme ihtimali bulunmamaktadır!"
ellerinizle işlediklerinizin karşılığı olarak; zira Allah, kullarına en ufak bir haksızlık yapmaz!"
Bu (azap) kendi ellerinizle oluşturduklarınızın sonucudur. Allah, kullarında hak etmediklerini açığa çıkarmak suretiyle zulümde bulunmaz!
Bu, ellerinizin önden sunduklarıdır. Allah, gerçekten kullara zulmedici değildir.
Bu, (dünyada iken) kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına karşı zâlim değildir.
"Kendi elinizle yaptıklarınızın karşılığı, işte budur. Çünkü kuşkusuz, Allah, kullara haksızlık yapmaz!"
"Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına zulmetmez."
"Bu, kendi yaptıklarınızın bir sonucudur." Kuşkusuz ALLAH kullara karşı zalim değildir.
'Bu, kendi yaptıklarınızın bir sonucudur.' Kuşkusuz ALLAH kullara karşı zalim değildir.
Bu, sizin ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır ve Allah kullarına haksızlık yapan değildir.
Bu sizin ellerinizin takdim ettiği ve Allahın zulümkar olmaması yüzündendir o kullara
Bu, ellerinizle yaptığınız şeylerin karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına, haksızlık edici değildir.
Bu, ellerinizle yaptığınız şeyin karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına, haksızlık edici değildir.
Bu, ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına, asla haksızlık edici değildir.
Bu, ellerinizin önden sunduklarıdır. Tanrı, gerçekten kullara zulmedici değildir.
Bu, ellerinizin öne sürdüğünün (yapdığınız günahların) karşılığıdır. Şüphesiz ki Allah kullarına haksızlık edici değildir.
Bu, yaptığınızın karşılığıdır. Allah kullarına asla zulmedici değildir.
(180-186) Allah’ın haznesinden / fazlından verilenleri cimrilik ederek vermeyeneler hesap etmesinler ki böyle yapmak onlar için hayırdır, bilakis onlar için fenadır / şerdir, cimrilik ettikleri ne varsa kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır , semaların ve arzın mirası Allah’a aittir, Allah’ın yaptıklarınızdan haberi vardır. Kesin olan şu ki Allah şu sözü işitti, dediler ki “Allah fakirdir biz zenginiz” bu dediklerini kaydediyoruz, haksız yere Resul öldürmelerini de kaydediyoruz ve diyoruz ki “yakıcı azabı tadın” bu size, ellerinizle takdim ettiklerinizden dolayıdır. Allah, kullarına, kesinlikle zulmedici değildir. O kimseler “Allah bize, ateşin yediği bir kurban getirinceye kadar Resule inanmayın diye söz verdi / ahdetti dediler (Biz bu sözü bekleyeceğiz ve bu olay olmadan gelen resule inanmayacağız) De ki benden önce de sizlere açık mucizelerle Resuller geldi ve bu dediklerinizi getirdi , eğer doğru sözlüyseniz söyleyin, niçin onlar katlettiniz? Eğer seni yalanlarlarsa (Yok öyle bir şey Resul falan öldürmedik derlerse) onlar senden önce de açık mucizelerle gelen Resulleri, sayfaları / zeburi ve aydın /nurlu kitabı da yalanladılar . Her nefis ölümü tadacaktır , kıyamet günü ecirleriniz tamı tamına ödenecektir , kim ateşten uzaklaştırılmışsa ve cennete girmişse işte o kurtulmuştur , dünya hayatı aldanmayla tüketilendir. Mallarınızla ve kendilerinizle sınanacaksınız önceki kitap verilenlerden ve müşriklerden çok eziyetli şeyler işiteceksiniz, eğer ki sabrederseniz ve sakınırsanız, bu da (sabredebilmek te) kesinlikle büyük işlerden biridir.
Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır. Allah, kullara asla zulmedici değildir.
"Bu, sizin ellerinizin yapıp öne sürdürdüğünün karşılığıdır." Allah, kullara asla zulmedici değildir.
Bu, ellerinizle yaptıklarınıza karşılıktır. Allah kullarına asla yanlış yapmaz. dipnot 1
Bu, yaptıklarınıza karşılıktır. Allah kullarına haksızlık etmez".
Bu sizin ellerinizle hazırladığınızdır. Allah kullarına zulmedici değildir.
Bu sizin ellerinizle hazırladığınızdır. Allah kullarına zulmedici değildir.
Bu, kendi, ellerinizin üretip önden gönderdiği yüzündendir. Allah, kullara asla zulmedici değildir.
"This is the train of evil that your wrongful and unclean hands have drawn after them. " Allah is not unjust to His servants,
That is on account of what you stored up for yourselves with your own hands: God is never unjust to His servants.’
"This is because of the (unrighteous deeds) which your hands sent on before ye: For Allah never harms those who serve Him."
That is in recompense for what you have done.' Allah does no wrong to His servants.
That is on account of what you did. Allah does not wrong His slaves.
This is because of that (evil) which your hands have sent before you. And certainly, Allâh is never unjust to (His) slaves.
That is because of what your hands have sent ahead, and because Allah is not tyrannical to the servants. ’
`This (punishment) is because of that which your own hands have sent forward, ' and the fact is that Allâh is not at all unjust to His servants.
that, for what your hands have forwarded, and for that God is never unjust unto His servants. '
"This is what you have earned. " God will never show any injustice to those who serve him.
this shall they suffer for what their hands have sent on before;- for, verily, God is no unjust one to His servants,-
This is for what their hands have brought forth, and God does not wrong the servants.
This shall they suffer for the evil which their hands have sent before them; and because God is not unjust towards mankind;
This shall they suffer for what their hands have sent on before: - for verily, Allah is no oppressor to His servants,
That (is) for what your hands have forwarded and that Allah is not unjust (The Arabic adjective here is in the strong from) to (His) slaves.
This is on account of that which your own hands have sent before (you to the judgment). Allah is no oppressor of (His) bondmen.
This is (requital) for the deeds you had committed, for God is not unjust to any of His creatures.
in return for what your own hands have wrought - for never does God do the least wrong to His creatures!"
This is ˹the reward˺ for what your hands have done. And Allah is never unjust to ˹His˺ creation."
This is for what their hands have brought forth, and God does not wrong the servants.
"This is the consequence of your own works." GOD is never unjust towards the people.
That is for what your hands have put forth and because Allah is not ever unjust to [His] servants. "
For it is that your hands sent ahead, and that God is not unjust to the servants!”)
This, because of what you have earned with your own hands. Allah is never a tyrant over His servants.
"This is because of the (evil deeds) which your hands sent on before you: For Allah never harms those who serve Him. "
This is due to what your hands sent ahead and that Allah is not cruel to His servants."
This is for what their hands have delivered, and God does not wrong the servants.