Diyanet İşleri
Hak Rabbindendir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma.
Âl-i İmrân suresi
Âl-i İmrân suresi, 60. ayet. ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْمُمْتَرِينَ
elḥaḳḳu mir rabbike felâ teküm mine-lmümterîn.
Hak Rabbindendir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Meryem ve Îsâ Âl-i İmrân 42–63 3
"İman edip salih ameller işleyenlere gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah, zalimleri sevmez."
(Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana ayetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dan okuyoruz.
Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona "ol" dedi. O da hemen oluverdi.
Hak Rabbindendir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma.
Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah'ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım."
Şüphesiz bu (İsa hakkındaki) gerçek kıssadır. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz ki Allah fesat çıkaranları çok iyi bilir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 59–62. ayetler için yazılmıştır.
59. Yüce Allah Meryem ile İsa’nın kıssasını ve onların gerçek haberlerini söz konusu edip İsa’nın Allah’ın kendisine nimet ihsan ettiği bir kulu olduğunu belirttikten sonra, İsa’nın ulûhiyetini iddia eden kimselerin, Allah’a karşı yalan ve iftira düzüp bütün peygamberleri ve İsa’yı yalanlamış olacağını zikretmiştir. Çünkü İsa’yı ilâh edinen kimselerin bu konudaki şüpheleri batıl bir şüphedir. Eğer bu şüphenin haklı bir yönü olsaydı Âdem, ilah olmaya ondan daha layık olurdu. Çünkü Adem hem annesiz, hem de babasız yaratılmıştır. Bununla birlikte bütün insanlar Âdem’in Allah’ın kullarından bir kul olduğunu ittifakla kabul etmektedirler. Dolayısı ile babasız ama bir anneden yaratılmış olduğuna dayanarak İsa’nın ilâhlığını iddia etmek, iddiaların en batıl olanlarındandır.
60. İşte hiçbir şüphe taşımayan hakkın ta kendisi, budur. İsa bizzat kendisinin de kendi hakkında söylediği gibi asla bir ilâh değildir: “Ben onlara bana emrettiğin (şu emirden) başkasını söylemedim: Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin...” (el-Maide, 5/17)
61-63. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına Necran hıristiyanlarından bir heyet gelmişti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onlara karşı İsa’nın Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna dair apaçık delilleri ortaya koymasına rağmen onlar batıl inançlarından taviz vermediler. Zira onlar İsa’nın ilâh olduğunu iddia etmişlerdi. Nihâyet her iki taraf da öyle bir noktaya geldiler ki, sonunda Yüce Allah, Peygamber’e onlarla mübahale yapmasını emretti. Çünkü onlar için hak açıklık kazanmış bulunmaktaydı. Fakat inat ve taassupları onları hakkı kabul etmekten alıkoymuştu.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de onları mübahaleye davet etti. Şöyle ki kendisi, aile halkını ve çocuklarını getirecek onlar da kendi aile halkını ve çocuklarını getirecekler ve sonra hep birlikte Yüce Allah’a, yalan söyleyenlerin üzerine cezasını ve lanetini indirmesi için dua edeceklerdi. Bu isteği kabul etsinler mi diye kendi aralarında istişare ettiler. Nihâyet onun bu isteğini kabul etmemekte görüş birliğine vardılar. Çünkü onlar Peygamber’in Allah’ın gerçek peygamberi olduğunu anlamışlardır. Yine anlamışlardı ki eğer onunla mübahalede bulunacak olsalardı helâk olurlardı, hem kendileri hem de aile halkları ve çoluk çocukları. O nedenle onunla sulh yaptılar, ona cizye vermeyi kabul ettiler ve ondan iyi ilişkiler içinde olmayı istediler.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de onların isteklerini kabul etti ve onları zora koşmadı. Çünkü maksat olan hakkın açığa çıkması tahakkuk etmişti ve onların inatları da ortaya çıkmıştı. Zira mübahaleyi kabul etmemeyi kararlaştırmışlardı. Bu ise onların zalim olduklarının apaçık delilidir.
İşte bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır: “İşte doğru olan kıssa budur” ve bu kıssada hiçbir şüphe yoktur. “Şüphesiz Allah Azîzdir” kudret ve kuvvetiyle bütün mevcudatı emrine boyun eğdirmiştir, yeryüzünün ve göklerin bütün sakinleri O’na itaat etmişlerdir. Bununla birlikte O “Hakîmdir” her şeyi yerli yerince koyandır ve olmaları gereken yerlere yerleştirendir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İsa -aleyhisselam- hakkında Rabbinden sana indirilenler, içerisinde hiç şüphe olmayan gerçeklerdir. Sakın bu hususta şüpheyle, tereddüt edenlerden olma! Aksine sana düşen, bulunduğun hak üzerinde sebat etmendir.
Aynı kök: مري (20 geçiş)
Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!
Aynı kök: مري (20 geçiş)
O öyle bir Rab'dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O'nun…
Aynı kök: مري (20 geçiş)
"Size Kitab'ı (Kur'an'ı) hak olarak indiren O iken ben Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım?" (de). Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Gerçek, Rabbinden (gelen)dir. Sakın şüphe edenlerden olma! dipnot 1
İşte (bu) gerçek sana Rabbin tarafından bildirildi; öyleyse tereddüt edenlerden olma.
(Bu), Rabbinden bir hakikat(tir); öyleyse, şüphecilerden olma!
Bu, Rabbinden hakikattir; bu yüzden, şüphe edenlerden olma!
Gerçek, Rabbinden (gelen)dir. Öyleyse kuşkuya kapılanlardan olma.
Hak, Rabbinden gelendir. Öyle ise şüphecilerden olma.
Gerçek, Efendindendir. Artık, kuşkuya düşenler arasında olma.
Gerçek, Rabbinden gelendir. Öyle ise şüphecilerden olma!
Bu, Efendinden gelen gerçektir; kuşkulananlardan olma.
Bu, Rabbinden gelen gerçektir; kuşkulananlardan olma.
Bu gerçek senin Rabbindendir; bunun için şüphe edenlerden olma!
Bu hak senin rabbından, binaenaleyh şüphe edenlerden olma
Hakk, Rabb'indendir. Sakın kuşku duyanlardan olma.
Hakk, Rabb'indendir. Sakın kuşku duyanlardan olma.
Hakk, Rabb'indendir. Sakın kuşku duyanlardan olma.
Gerçek, rabbinden (gelen) dir. Öyleyse kuşkuya kapılanlardan olma.
(Bu) Hak (ve hakıykat) Rabbinden (gelen bir gerçek) dir. öyle ise şübhecilerden olma.
Hak, Rabbındandır. Öyleyse şüphecilerden olma.
(45-63) Melekler Ona / Meryem’e dediler ki Ey Meryem, Allah kendinden bir kelimeyi (Ol deyince olacak kelimesini) sana müjdeliyor. Onun ismi Meryem oğlu Mesih İsa’dır. ( Mesh ederek tedavi eden) dünyada ve ahirette seçkindir ve yakın kıldıklarındandır, insanlarla beşikte ve yetişkinken insanlarla konuşur ve O salihlerdendir. Dedi ki Rabbim bana bir beşer dokunmamışken nasıl olur da bir çocuğum olabilir ki , dedi ki böyledir işte, Allah istediğini yaratır , emrini gerçeklemek istediğinde O der ol, o da olur. Ona kitap ve hikmeti, Tevrat ve İncili öğretir, İsrail oğullarına Resul olur. Ben kesinlikle size Rabbinizden ayetler getirdim, sizin için çamurdan kuş şekli yaratırım, Ona üflerim ve o Allah’ın izniyle kuş olur, kör olanı, derilerdeki alaca hastalığı ol anı iyi ederim , ölüyü de Allah’ın izniyle diriltirim , evlerinizde ne yediğinizi ve ne biriktirdiğinizi bilirim. İşte bunlar eğer iman edenlerseniz sizin için ayetlerdir . Elimde Tevrat’tan olanları onaylamak ve size haram edilen bazı şeyleri helal hale getirmek için Rabbinizden ayet getirdim. Allah’tan sakının ve bana uyun , muhakkak ki Allah, benimde Rabbim, sizin de Rabbinizdir, O’na ibadet edin, işte doğru istikametli yol budur. İsa onlarda ki küfrü sezince, dedi ki bana Allah için kim yardım edecek, havar iler (huri ile aynı kökten) dediler ki biz Allah’ın yardımcılarıyız Allah’a iman ettik ve şahitlik et ki biz , kesinlikle teslim olanlarız / Müslümanlarız, (Havarilerde İslamiyet’in mensupları) Rabbimiz bize indirdiğine iman ettik, Resulüne uyduk, bizi şahitlerle beraber yaz / kaydet. Tuzak kurdular Allah’ta tuzak kurdu , Allah tuzak kuranların iyisidir. Allah dedi ki ey İsa seni vefat ettireceğim ve seni kendime yükselteceğim, seni kafirlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamet gününe kadar kafirlerin ü stünde tutacağım, sonra dönüşünüz banadır, aranızda karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz şeylerde hükmümü vereceğim, kafirlere gelince, onlara dünyada da ahirette de şiddetli azap edeceğim, onlara herhangi bir yardımcı yoktur , iman edenlere ve salih amel işleyenlere gelince onların ecirleri tamı tamına ödenecek, Allah zalimleri sevmez. Bunları sana ayetlerden ve hâkim hatırlatmadan / zikirden okuyoruz. İsa’nın örneği Allah katında Adem’in örneği gibidir. (Ol deyince olan iki kuludur) Onu topraktan yarattı sonra ona ol dedi o da oldu, hakikat Rabbindendir, tereddüt edenlerden olma, senle bu konuda, sana ilim geldikten sonra kim tartışırsa, de ki hadi gelin babalarımızı ve oğullarımızı, kadınlarımızı, bizleri ve sizleri çağıralım, sonra gönülden, Allah yalancılara lanet etsin diye yalvaralım / ısrarlı dua edelim. İşte bu, gerçek kıssadır / anlatıdır, Allah’tan başka ilah yoktur , Allah işte O, saygıdeğerdir, hâkimdir, eğer yüz çevirirlerse muhakkak ki Allah bozguncuları bilendir.
Bu gerçek senin Rabbindendir. O halde sakın şüphe edenlerden olma!
(Bu,) Rabbinden gelen gerçektir. Öyle ise kuşkulananlardan olma.
Bütün gerçekler, senin Rabbinden gelendir. Sakın tereddüt edenlerden olma! dipnot 1
Rabbinden (Sahibinden) gelen, tümüyle gerçektir. Sakın şüpheye kapılanlardan olma!
Gerçek Rabbindendir. O halde şüphe edenlerden olma!
Gerçek Rabbin'dendir. O halde şüphe edenlerden olma!
Hak, Rabbindendir. O halde, kuşku duyanlardan olma.
This is the absolute truth, declared in words by Allah, your Creator, therefore, do not let their intentional assertion of what is false make you doubtful and anxious.
This is the truth from your Lord, so do not be one of those who doubt.
The Truth (comes) from Allah alone; so be not of those who doubt.
This is the truth from your Lord; be not, then, among those who doubt. dipnot 1
It is the truth from your Lord so do not be among the doubters.
(This is) the truth from your Lord, so be not of those who doubt.
This is the truth from your Lord, so do not be among the skeptics.
(O reader!) this is the real truth from your Lord, hence do not be of the disputers at all (of the facts).
The truth is of God; be not of the doubters.
Whatever God reveals is the truth; never doubt the words of your Lord.
the truth from thy Lord, so be thou not of those who are in doubt.
The truth is from your Lord; so do not be of those who are doubtful.
This is the truth from thy Lord; be not therefore one of those who doubt:
This is the truth from your Lord, so be you not of those who are in doubt.
The Truth is from your Lord, so do not be of the constant wranglers.
(This is) the truth from thy Lord (O Muhammad), so be not thou of those who waver.
This is the truth from your Lord, so do not be in doubt.
[This is] the truth from thy Sustainer; be not, then, among the doubters!
This is the truth from your Lord, so do not be one of those who doubt.
The truth is from your Lord, so do not be of those who doubt.
This is the truth from your Lord; do not harbor any doubts.
The truth is from your Lord, so do not be among the doubters.
The truth is from thy Lord, so be thou not of those who doubt.
(O Messenger) This is the Truth from your Lord, so there is no room for you in this matter for argumentation.
This is Truth (that comes) from Allah Alone; So be not of those who doubt.
The truth is from your Lord. So, do not be of those who doubt.
The truth is from your Lord, so do not be of those who doubt.