Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 179. ayet

Âl-i İmrân suresi, 179. ayet. مَّا كَانَ ٱللَّهُ لِيَذَرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ عَلَىٰ مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ حَتَّىٰ يَمِيزَ ٱلْخَبِيثَ مِنَ ٱلطَّيِّبِ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى ٱلْغَيْبِ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَجْتَبِى مِن رُّسُلِهِۦ مَن يَشَآءُ فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَإِن تُؤْمِنُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَلَكُمْ أَجْرٌ عَظِيمٌ

mâ kâne-llâhü liyeẕera-lmü'minîne `alâ mâ entüm `aleyhi ḥattâ yemîze-lḫabîŝe mine-ṭṭayyib. vemâ kâne-llâhü liyuṭli`aküm `ale-lgaybi velâkinne-llâhe yectebî mir rusülihî mey yeşâü feâminû billâhi verusülih. vein tü'minû vetetteḳû feleküm ecrun `ażîm.

Diyanet İşleri

Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O halde, Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükafat vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 176–182 · surenin 179. ayeti / 200

Konu Küfürde yarışanlar, mühlet ve cimrilik Âl-i İmrân 176–180 3

  1. Âl-i İmrân 176

    Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah'a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük azap vardır.

  2. Âl-i İmrân 177

    İman karşılığında küfrü satın alanlar Allah'a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elem verici bir azap vardır.

  3. Âl-i İmrân 178

    İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

  4. 179

    Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O halde, Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükafat vardır.

  5. Âl-i İmrân 180

    Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

  6. Âl-i İmrân 181

    Allah; "Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz" diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve, "Tadın yangın azabını!" diyeceğiz.

  7. Âl-i İmrân 182

    "Bu, kendi ellerinizin (önceden yapıp) gönderdiklerinin karşılığıdır." Allah, kullara asla zulmedici değildir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

179. Yâni mü’minleri içinde bulunduğunuz bu karışık ve belirsiz halde bırakmak, Allah’ın hikmetine uygun bir şey değildir. O, önünde sonunda murdarı temizden, mü’mini münâfıktan, doğruyu yalancıdan ayırt edecektir. Aynı şekilde kulları hakkında sadece kendisinin bildiği gayba kullarını muttali kılması da O’nun hikmetine uygun değildir. O bakımdan O’nun göz kamaştırıcı hikmeti, murdarı temizden ayırt etmek için türlü imtihan ve sınamalar ile kullarını sınamayı gerektirmiştir. O nedenle de Yüce Allah, peygamberlerini göndermiş, onlara itaat edip emirlerine bağlanmayı ve onlara iman etmeyi emretmiştir. İmân ve takvâ karşılığında da onlara mükâfat vaadinde bulunmuştur. Böylece insanlar da peygamberlerine tâbî olma konusunda itaatkârlar ve isyankârlar, mü’minler ve münâfıklar, müslümanlar ve kâfirler olmak üzere iki kısma ayrılmışlardır. Böylelikle Yüce Allah buna göre mükâfat ve ceza verecek, kullarına adâlet, lütuf ve hikmetini açıkça gösterecektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Müminler!- Münafıklarla iç içe olduğunuz durumda sizi onlardan ayırt etmeden ve Müminlerin hak üzere olduğunu açıklamadan bırakmak Allah'ın bir hikmeti değildir. Güzel Müminin pis münafıktan ayırt edilmesi için çeşitli sorumluluk ve belalarla sizi sınar. Mümin ile münafığın arasını ayırt etmeniz için gaybı size bildirmesi Allah'ın bir hikmeti değildir. Nasıl münafıkların halini Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bildirdi ise, Allah, resullerinden dilediğini seçer ve gaybın bazısını ona bildirir. O halde Allah'a ve resulüne iman edin. Eğer gerçekten iman eder ve emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkarsanız, Allah katında sizin için büyük bir mükâfat vardır.

Kelimeler

36 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَّا ma
  2. كَانَ kane değildir kök: كون
  3. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  4. لِيَذَرَ liyezera bırakacak kök: وذر
  5. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minine mü'minleri kök: امن
  6. عَلَىٰ ala (şu) üzerinde
  7. مَآ ma bulunduğunuz
  8. أَنتُمْ entum sizin
  9. عَلَيْهِ aleyhi (hal) üzere
  10. حَتَّىٰ hatta kadar
  11. يَمِيزَ yemize ayırıncaya kök: ميز
  12. ٱلْخَبِيثَ l-habise pis olanı kök: خبث
  13. مِنَ mine -den
  14. ٱلطَّيِّبِ ۗ t-tayyibi temiz- kök: طيب
  15. وَمَا ve ma
  16. كَانَ kane ve değildir kök: كون
  17. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  18. لِيُطْلِعَكُمْ liyutliakum sizi vâkıf kılacak kök: طلع
  19. عَلَى ala üzerine
  20. ٱلْغَيْبِ l-gaybi gayb kök: غيب
  21. وَلَـٰكِنَّ velakinne fakat
  22. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  23. يَجْتَبِى yectebi seçer kök: جبي
  24. مِن min -nden
  25. رُّسُلِهِۦ rusulihi elçileri- kök: رسل
  26. مَن men kimi
  27. يَشَآءُ ۖ yeşa'u diliyorsa kök: شيا
  28. فَـَٔامِنُوا۟ fe aminu o halde inanın kök: امن
  29. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  30. وَرُسُلِهِۦ ۚ ve rusulihi ve elçilerine kök: رسل
  31. وَإِن ve in eğer
  32. تُؤْمِنُوا۟ tu'minu inanır kök: امن
  33. وَتَتَّقُوا۟ ve tetteku ve korunursanız kök: وقي
  34. فَلَكُمْ felekum sizin için vardır
  35. أَجْرٌ ecrun bir mükafat kök: اجر
  36. عَظِيمٌۭ azimun büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ميز (4 geçiş) · Aynı kök: خبث (16 geçiş) · Aynı kök: طيب (50 geçiş)

    Allah, pis olanı temizden ayırmak, pis olanların hepsini birbiri üstüne koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. İşte onlar ziyana…

  • Aynı kök: خبث (16 geçiş) · Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı…

  • Aynı kök: خبث (16 geçiş) · Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helali haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir…

  • Aynı kök: خبث (16 geçiş) · Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    (Ey Muhammed!) De ki: "Pis ile temiz bir olmaz. Pisin çokluğu hoşuna gitse bile." Ey akıl sahipleri! Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa…

  • Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Bu gün size temiz ve hoş şeyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal, sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. Mü'min…

  • Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Erkek veya kadın, kim mü'min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeli…

  • Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.

  • Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir

    Görmedikleri halde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah pisi (kötüyü) temizden ayırana kadar müminleri, (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir. dipnot 1 Allah size gaybı (bilinemeyeni) bildirecek değildir. dipnot 2 Fakat Allah elçilerinden dilediğini seçer. dipnot 3 Allah'a ve elçilerine iman edin! İman eder, takvâlı (duyarlı) olursanız sizin için büyük bir ödül vardır. dipnot 4

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İmanda, ahlâkta ve davranışlarda yanlış, bozuk, eksik ve çirkin olan her şey, yerini doğru, sağlam ve iyi olana terk edinceye kadar bu değişim süreci devam edecektir. Esasında İslam ve dolayısıyla Kur'an dönüştürücü bir kitaptır; onun bu özelliğinden yararlanılmalı ve hayatta dönüşüm gerçekleştirilmelidir. Bu gerçeğe rağmen, insanların vahiy ile dönüşmek yerine, İslam'ı, yani vahyi dönüştürmeye çalışmaları ne kadar hazin ve korkunç bir duyarsızlıktır! Konuyla ilgili bütün ayetlere bakınca, bütünüyle kâinatın insan için, insanın da imtihan edilmek için yaratıldığını söyleyebiliriz. Buna göre, ayette verilmek istenen mesaj da Uhud gibi ağır sınavların uygulanmasının nedeni de kimlerin mümin, kimlerin kâfir ve münafık olduğunun ayıklanmasıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu mesaj Neml 27:65 ve Cinn 72:26-27. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Benzer mesajlar: Hacc 22:75; Şûrâ 42:13.
  4. metne dön, dipnot 4
    Ayette verilmek istenen mesaj, takvâlı davranmanın "sebep", mahşerde büyük ödül demek olan cennetle buluşmanın ise "sonuç" olduğuna dikkat çekilmesidir.

Mustafa İslamoğlu

(Ey Kafirler!) Allah, mü'minleri, sizin yaşadığınız hayat tarzı üzere bırakacak değildir; nihayet Allah iyiyi kötüden ayıracaktır. Allah gaybı size bildirecek de değildir; fakat Allah (bu amaçla) elçilerinden dilediğini seçer. Şu halde Allah'a ve elçilerine inanın; zira eğer iman eder ve sorumluluk bilincini kuşanırsanız, işte o zaman sizi muazzam bir karşılık bekler.

Muhammed Esed

(Ey hakikati inkar edenler!) Müminlerin sizin hayat tarzınıza uymalarına göz yummak, Allah'ın istediği bir şey değildir: Sonunda Allah iyiyi kötüden ayıracaktır. Ve Allah, insan idrakini aşan şeyleri kavrama gücünü size verecek değildir: (Bunun için) Allah, elçileri arasından dilediğini seçer. Öyleyse Allah'a ve elçilerine inanın; zira eğer O'na inanır ve O'na karşı sorumluluğunuzun bilincinde olursanız o zaman bilin ki, sizi muhteşem bir karşılık beklemektedir.

Ahmed Hulusi

Allah, iman edenleri olduğu gibi bırakmayacaktır. Pis ile temizi ayıracaktır. Allah sizleri gayba (Zat'ına) erdirecek değildir. Ne var ki, Rasullerinden dilediğini seçer (size göre gayb olanı bildirmek isterse). Öyle ise, Allah Esma'sının tüm alemleri ve hakikatinizi var ettiğine ve Rasullerine (bu bilgiyi size açıklamak için irsal ettiklerine) iman edin. Eğer iman eder ve korunursanız, aziym mükafata erersiniz.

Ali Bulaç

Allah, murdar olanı, temiz olandan ayırd edinceye kadar mü'minleri, sizin kendisi üzerinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir. Allah sizi gayb üzerine muttali kılacak değildir. Ama Allah, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse siz de Allah'a ve elçisine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız, sizin için büyük bir ecir vardır.

Ali Özek ve heyeti

Allah kötüyü iyiden ayırmadan, mü'minleri üzerinde bulunduğunuz şu hal üzere bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer. O halde Allah'a ve peygamberlerine îman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız, sizin için çok büyük bir ecir vardır.

Ali Rıza Safa

Allah, pis olanı temiz olandan ayıracak; inananları, içinde bulunduğunuz durumda bırakmayacaktır. Allah, gizli gerçekleri size bildirecek de değildir. Allah, Kendi elçileri arasından dilediğini seçer. Artık, Allah'a ve O'nun elçilerine inanın. İnanır ve sorumluluk bilinci taşırsanız, sizin için büyük bir ödül vardır.

Bayraktar Bayraklı

Allah,müminleri içinde bulunduğunuz halde bırakacak değildir. O, iyi ile kötüyü ayıracaktır. Allah, size gaybı bildirecek değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer. O halde Allah ve peygamberlerine inanınız. Eğer inanır ve sakınırsanız size büyük ödül vardır.

Edip Yüksel

ALLAH iman edenleri şu içinde bulunduğunuz durumda bırakacak değil. İyiyi kötüden ayıracaktır. ALLAH size geleceği bildirecek de değil. Fakat ALLAH elçilerinden dilediğini seçer. ALLAH'ı ve elçilerini onaylayın. Gerçeği onaylayıp erdemli davranırsanız size büyük bir ödül var.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH inananları şu içinde bulunduğunuz durumda bırakacak değil. İyiyi kötüden ayıracaktır. ALLAH size geleceği bildirecek de değil. Fakat ALLAH elçilerinden dilediğini seçer. ALLAH'a ve elçilerine inanın. İnanıp erdemli davranırsanız size büyük birödül var

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah, inananları bulunduğunuz hal üzere bırakacak değildir. Sonunda murdarı temizden ayıracaktır. Allah, sizlere gaybı bildirecek değildir; fakat Allah ona peygamberlerinden dilediğini seçer. Onun için Allah'a ve peygamberlerine inanın; inanır ve korunursanız size büyük bir mükafat vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah mü'minleri bulunduğunuz hal üzere bırakacak değildir, nihayet murdarı temizden ayıracak, Allah sizleri gaybe muttalı' kılacak da değil ve lakin Allah ona Resullerinden dilediğini seçer, onun için Allaha ve Resullerine iman edin ve eğer iman eder ve korunursanız size de azim bir ecir var

Erhan Aktaş

Allah, tayyib dipnot 1 olanı habis dipnot 2 olandan ayırmadan; Mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, sizi gaipten dipnot 3 haberdar edecek de değildir. Ancak Allah, resullerinden dilediğini seçer. O halde, Allah'a ve Resullerine iman edin. Eğer iman edip, takvalı davranırsanız, sizin için büyük bir ödül vardır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hoş, güzel, temiz, değerli, bakımlı, temiz, sağlıklı, yararlı, iyi niyetli, iyi huylu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kötü, değersiz, murdar, pis, bozuk, iğrenç.
  3. metne dön, dipnot 3
    Yaratılmış varlıkların idraklerini aşan, gizli, görünmeyen, bilinmez olan ve duyularla kavranamayan şeyler. Gelecekte olacak şeyler. Ahiret hayatına dair bilgiler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah, tayyib dipnot 1 olanı habis dipnot 2 olandan ayırmadan; Mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, sizi gaipten dipnot 3 haberdar edecek de değildir. Ancak Allah, resullerinden dilediğini seçer. O halde, Allah'a ve resullerine iman edin. Eğer iman edip, takvalı davranırsanız, sizin için büyük bir ödül vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hoşa giden, bakımlı, temiz, sağlıklı, yararlı, iyi niyetli, iyi huylu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kötü niyetli, kötü huylu. Murdar, pis, kötü.
  3. metne dön, dipnot 3
    Ebedi hayata dair verilen bilgiler. Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah, tayyib dipnot 1 olanı habis dipnot 2 olandan ayırmadan; mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, sizi gaipten dipnot 3 haberdar edecek de değildir. Ancak Allah, rasullerinden dilediğini seçer. O halde, Allah'a ve Rasul'üne iman edin. Eğer iman edip, takvalı davranırsanız, sizin için büyük bir ödül vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İyi niyetli, iyi huylu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kötü niyetli, kötü huylu.
  3. metne dön, dipnot 3
    Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler, geleceğe dair bilgiler.

Gültekin Onan

Tanrı, murdar olanı, temiz olandan ayırd edinceye kadar inançlıları, sizin kendisi üzerinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir. Tanrı sizi gayb üzerine muttali kılacak değildir. Ama Tanrı, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse siz de Tanrı'ya ve elçisine inanın. Eğer inanır ve sakınırsanız sizin için büyük bir ecir vardır.

Hasan Basri Çantay

Allah mü'minleri sizin üzerinde bulunduğunuz (şu halde) bırakacak değildir. Nihayet murdarı temizden ayıracakdır. (Bununla beraber) Allah size ğaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden kimi dilerse onu seçer (ğaybe onu muttali' kılar). Onun için siz Allaha ve peygamberlerine inanın. Eğer inanır ve (günahlardan) sakınırsanız size de çok büyük mükafat vardır.

İbni Kesir

Allah; mü'minleri oldukları halde bırakacak değildir. Nihayet murdarı temizden ayıracaktır. Allah, size gaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer. Bunun için siz, Allah'a ve peygamberlerine inanın. İnanır ve sakınırsanız; size çok büyük bir mükafat vardır.

Mehmet Alagaş

(175-179) Şeytan sizi ancak kendi dostlarıyla korkutur. (Ebu Süfyan ordu toplamış korkutması) Siz ise, eğer iman edenlerdenseniz, onlardan korkmayın benden korkun. Kafirlik konusunda yarışanlar / koşuşturanlar seni üzmesin, Onlar Allah’a bir zarar veremezler, Allah onlara ahiretten nasip / haz vermek istemiyor, onlar için kocaman bir azap vardır. İmanı bırakıp küfrün müşterisi olanlar, Allah’a herhangi bir şekilde zarar veremezler, onlar için acıtıcı bir azap vardır. Kafirler, onlara süre vermemizin kendileri için ha yırlı olduğunu hesap etmesinler, onlara süre vermemiz kesinlikle onların kötülüklerinin ziyadeleşmesi içindir , onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. Allah, olduğunuz pozisyonda siz müminleri kendi haline bırakıp terk edecek değildir, habis olan pis olandan ayrılıncaya kadar bu sürecek , Allah ilerde / gaybta ne olacağını size aşikâr edecek değil ama Resullerinden istediğini gaybe muttali kılabilir, siz Allah’a ve Resulüne güvenin / iman edin, eğer ki güvenirseniz / iman ederseniz ve de sakınırsanız, size çok büyük bir ücret / ödül vardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah iman edenleri üzerinde bulunduğunuz bu halde asla bırakacak değildir, sonunda temizi pisten ayıracaktır. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O halde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır.

Süleyman Ateş

Allah mü'minleri, (şu) üzerinde bulunduğunuz halde bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır. Ve Allah sizi gaybe vakıf kılacak değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini seçer (onu gaybe vakıf kılar). O halde Allah'a ve elçilerine inanın; eğer inanır ve (günahlardan) korunursanız sizin için büyük mükafat vardır.

Süleymaniye Vakfı

Allah, siz müminleri bulunduğunuz hal üzerinde bırakacak değildir. Sonunda pis olanı temiz olandan ayıracaktır. dipnot 1 Allah, gaybını /gizlisini saklısını size açacak da değildir; ama (onun bir kısmını bildirmek için) elçilerinden tercih ettiği birini seçer. dipnot 2 Öyleyse siz, Allah'a ve elçilerine inanıp güvenin. Eğer onlara inanıp güvenir de yanlışlardan sakınırsanız sizin için büyük bir ödül vardır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayette elçi anlamı verilen kelime 'resul'dür. Kur'an'da nebi kelimesi, Allah'tan insanlara tebliğ etmek üzere vahiy alan resul için kullanılır. Resul kelimesi ise nebi olsun olmasın, Allah'ın Kitabını insanlara kendi dillerinde ulaştırana denir (ٍİbrahim 14/4, Hicr 15/80, Nahl 16/103, Şuara 26/105, 123, 141, 160, 176). Ayetteki rasuller (رسله) Allah'ın seçtiği kişiler olduğu için onların Allah'ın kitap indirerek gaybını açtığı nebi olan resuller olduğu anlaşılmaktadır (Cin 72/26-28). Dolayısıyla bu ayet, dinde Allah'ın kitabı dışında hiçbir şeyin kaynak olamayacağının delilidir. Ahzab Suresi 33/40. ayette Muhammed aleyhisselamın son nebi olduğunun bildirilmesi de ondan sonra artık kimsenin Allah'tan insanlara tebliğ edilmek üzere vahiy alamayacağını gösterir. Buna rağmen kendisine vahiy geldiğini söyleyenler olacaktır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah müminleri, bu halde dipnot 1 bırakmaz, zamanla temizi pisten ayırır. Allah gizli bilgilerini de sizinle paylaşmaz. Onun için uygun gördüğü bir elçi seçer dipnot 2 . Siz, Allah'a ve elçilerine inanıp güvenin. Eğer inanıp güvenir ve kendinizi korursanız büyük bir ödülü hak edersiniz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Arap edebiyatındaki iltifat sanatı bizde olmadığından mealde bu sanat yok sayılmıştır. (Bkz. Bakara 2/49'un dipnotu)
  2. metne dön, dipnot 2
    "Allah, bir insanla ilham yoluyla, perde arkasından veya tercih ettiği şeyi kendi izniyle içine fısıldasın diye elçi gönderme dışında bir yolla konuşmaz. Yüce olan ve doğru kararlar veren O'dur." (Şura 42/51)

Şaban Britch

Allah, müminleri içinde bulunulan (Mümin ile münafık kimsenin ortaya çıkarılmadığı) bu durumda bırakacak değildir; (işin) sonunda temizi pis olandan ayıracaktır. Size gaybı da bildirecek değildir. Fakat, Allah, peygamberlerden dilediğini seçer. Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve takvaya bürünürseniz, size büyük bir mükâfat vardır.

Şaban Piriş

Allah, iyiyi kötüden ayırmak için müminleri sizin üzerinizde bulunduğunuz bu durumda bırakmayacaktır. Size gaybı da bildirecek değildir. Fakat, Allah, peygamberlerden dilediğini seçer. Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve günahlardan korunursanız size büyük bir mükafat vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah, müminleri şu üzerinde bulunduğunuz halde bırakmayacaktır. Sonuçta pisi temizden ayıracaktır. Allah sizi gaybı bilir duruma da getirmeyecektir. Şu var ki Allah, resullerinden dilediğini seçer. O halde Allah'a ve resullerine inanın. Eğer inanır, korunursanız sizin için büyük bir ödül vardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

It was never in the set of Allah’s correlated principles to let those who conformed to Islam remain in this present state which is a combination of circumstances and attributes, but only to segregate the bad from the good, expose the malevolent and distinguish the benevolent. Nor did Allah intend to endow you people with the prerogative of divination nor with power of knowing the unknown or realizing the unseen or the invisible. Yet He chooses from His Prophets whom He will and gives them knowledge of events to come according to His will. Therefore, believe you people in Allah and give credence to His Prophets, for if you believe with hearts that reflect the image of religious and spiritual virtues and entertain the profound reverence dutiful to Him, you shall be requited with a great reward.

Abdul Haleem

Nor was it God’s aim to leave you as you were, with no separation between the bad and the good. God would not show you [people] what is hidden; God chooses as His messengers whoever He will. So believe in God and His messengers: if you believe and stay mindful of God, you will have a great reward.

Abdullah Yusuf Ali

Allah will not leave the believers in the state in which ye are now, until He separates what is evil from what is good nor will He disclose to you the secrets of the Unseen. But He chooses of His Messengers (For the purpose) whom He pleases. So believe in Allah. And His messengers: And if ye believe and do right, ye have a reward without measure.

Abul A'la Maududi

Allah will not let the believers stay in the state they are: dipnot 1 He will set the wicked apart from the good. Allah is not going to disclose to you what is hidden in the realm beyond the reach of perception, dipnot 2 but He chooses from among His Messengers whom He wills (to intimate such knowledge). Believe, then, in Allah and in His Messengers; and if you believe and become God-fearing, yours will be a great reward.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, God does not want to see the Muslim community in a hotch-potch condition with the true men of faith indistinguishable from the hypocrites.
  2. metne dön, dipnot 2
    This means that God does not resort to revelation to provide information as to whether specific individuals are true men of faith or hypocrites. God creates, instead, certain situations in which the faith of those who profess to believe is severely tested. The result is that the man of faith stands out clearly from the hypocrite.

Aisha Bewley

Allah will only leave the muminun in the position you now are in so that He can sift out the rotten from the good. Allah has not given you access to the Unseen. But Allah chooses those of His Messengers whom He wills. So have iman in Allah and His Messengers. If you have iman and taqwa you will have an immense reward.

Al-Hilali & Khan

Allâh will not leave the believers in the state in which you are now, until He distinguishes the wicked from the good. Nor will Allâh disclose to you the secrets of the Ghaib (unseen), but Allâh chooses of His Messengers whom He wills. So believe in Allâh and His Messengers. And if you believe and fear Allâh, then for you there is a great reward.

Ali Quli Qarai

Allah will not leave the faithful in your present state, until He has separated the bad ones from the good. Allah will not acquaint you with the Unseen, but Allah chooses from His apostles whomever He wishes. So have faith in Allah and His apostles; and if you are faithful and Godwary, there shall be a great reward for you.

Amatul Rahman Omar

And Allâh is not going to leave (you), the believers, as you are, unless He has distinguished the corrupt from the good. Nor is Allâh going to reveal fully to (everyone of) you, the unseen; but Allâh chooses (for His Messages) such of His Messengers as He will. Believe, therefore in Allâh and His Messengers; and (remember) if you believe (truly) and guard against evil then there is for you a great reward.

Arthur John Arberry

God will not leave the believers in the state in which you are, till He shall distinguish the corrupt from the good, and God will not inform you of the Unseen; but God chooses out of His Messengers whom He will. Believe you then in God and His Messengers; and if you believe and are godfearing, there shall be for you a mighty wage.

Bijan Moeinian

God will not take you to a higher level until you go through your trials and the good is separated from the wicked. Also, God will not reveal the secrets of the world of unseen except to those of His Messenger that He decides to give such knowledge. If you believe in God and His Prophet, do good deeds and avoid the evil, yours will be a great reward.

E. Henry Palmer

God would not leave believers in the state which ye are in, until He discerns the vile from the good. And God would not inform you of the unseen, but God chooses of His apostles whom He pleases. Wherefore believe ye in God and His Apostle; and if ye believe and fear, for you is mighty hire.

Edip-Layth

God was not to leave those who acknowledge as they were without distinguishing the rotten from the good. God was not to let you know the future, but God chooses from His messengers whom He wishes; so acknowledge God and His messengers. If you acknowledge and be aware, then you will have a great reward.

George Sale

God is not disposed to leave the faithful in the condition which ye are now in, until he sever the wicked from the good; nor is God disposed to make you acquainted with what is a hidden secret, but God chooseth such of his apostles as he pleaseth, to reveal his mind unto: Believe therefore in God, and his apostles; and if ye believe, and fear God, ye shall receive a great reward.

Hamid S. Aziz

Allah will not leave the faithful in your present state until He separates the vile from the good. And Allah will not inform you of the unseen, but Allah chooses of His Apostles whom He pleases. So believe you in Allah and His Messenger; and if you believe and do right, for you is measureless reward.

Mahmoud Ghali

In no way indeed will Allah leave out the believers in whatever (state) you are till He discriminates the wicked from good, and in no way indeed will Allah (allow you) to view the Unseen; but Allah selects out of His Messengers whom He decides. So believe in Allah and His Messengers, and in case you believe and are pious, then there will be for you a magnificent reward.

Marmaduke Pickthall

It is not (the purpose) of Allah to leave you in your present state till He shall separate the wicked from the good. And it is not (the purpose of) Allah to let you know the Unseen. But Allah chooseth of His messengers whom He will, (to receive knowledge thereof). So believe in Allah and His messengers. If ye believe and ward off (evil), yours will be a vast reward.

Mohamed Ahmed - Samira

God will not leave the believers in the state they are in till He has sifted the evil from the good; nor will God reveal the secrets of the Unknown. He chooses (for this) from His apostles whom He will. So believe in God and the prophets, for if you believe and fear the displeasure of God your reward will be great.

Muhammad Asad

It is not God's will [O you who deny the truth] to abandon the believers to your way of life: [and] to that end He will set apart the bad from the good. And it is not God's will to give you insight into that which is beyond the reach of human perception: but [to that end] God elects whomsoever He wills from among His apostles. Believe, then, in God and His apostles; for if you believe and are conscious of Him, a magnificent requital awaits you.

Mustafa Khattab

Allah would not leave the believers in the condition you were in, until He distinguished the good from the evil ˹among you˺. Nor would Allah ˹directly˺ reveal to you the unseen,[1] but He chooses whoever He wills as a messenger. So believe in Allah and His messengers. And if you are faithful and mindful ˹of Allah˺, you will receive a great reward.

Progressive Muslims

God was not to leave the believers as they were without distinguishing the rotten from the good. And God was not to let you know the future, but God chooses from His messengers whom He wishes; so believe in God and His messengers. And if you believe and are righteous, then you will have a great reward.

Rashad Khalifa

GOD is not to leave the believers as you are, without distinguishing the bad from the good. Nor does GOD inform you of the future, but GOD bestows such knowledge upon whomever He chooses from among His messengers. Therefore, you shall believe in GOD and His messengers. If you believe and lead a righteous life, you receive a great recompense.,

Sahih International

Allah would not leave the believers in that [state] you are in [presently] until He separates the evil from the good. Nor would Allah reveal to you the unseen. But [instead], Allah chooses of His messengers whom He wills, so believe in Allah and His messengers. And if you believe and fear Him, then for you is a great reward.

Sam Gerrans

God will not leave the believers in that which you are in until He distinguishes the bad from the good. And God will not apprise you of the Unseen; but God chooses of His messengers whom He wills, so believe in God and His messengers; and if you believe and are in prudent fear, for you is a great reward.

Shabbir Ahmed

Allah will not leave the believers confounded. He will clearly distinguish the good from the bad, the right from the wrong, and the true believers from the hypocrites. It is not the Purpose of Allah to let you know the unseen that the hypocrites hide in their hearts. But Allah chooses His Messengers to receive knowledge of the unseen as He Wills. So believe in Allah and His messengers. If you believe and walk aright, yours will be an Immense Reward.

Syed Vickar Ahamed

Allah will not leave the believers in the state that which you are now, until He separates what is evil from what is good. Nor will Allah disclose to you the secrets of the Unseen. But Allah chooses as His messengers (for the purpose of revealing) whom He pleases. So believe in Allah and His messengers: And if you believe and be pious to Allah, you have a great reward (without measure).

Taqi Usmani

Allah is not to leave the believers in the state you are in, unless He separates the impure from the pure. Allah is not to inform you of the Unseen. But Allah selects from His messengers whom He wills. So, believe in Allah and His messengers. If you believe, and fear Allah, you will deserve a great reward.

The Monotheist Group

God was not to leave the believers as they were without distinguishing the rotten from the good. And God was not to let you know the future, but God chooses from His messengers whom He wishes; so believe in God and His messengers. And if you believe and are righteous, then you will have a great recompense.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 179. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 179. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 179. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩