Âl-i İmrân suresi

Âl-i İmrân suresi, 134. ayet

Âl-i İmrân suresi, 134. ayet. ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِى ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلْكَٰظِمِينَ ٱلْغَيْظَ وَٱلْعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

elleẕîne yünfiḳûne fi-sserrâi veḍḍarrâi velkâżimîne-lgayża vel`âfîne `ani-nnâs. vellâhü yüḥibbü-lmuḥsinîn.

Diyanet İşleri

Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Âl-i İmrân 131–137 · surenin 134. ayeti / 200

Konu Faiz; bağışa koşun; sakınanların vasıfları Âl-i İmrân 130–138 3

  1. Âl-i İmrân 131

    Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının.

  2. Âl-i İmrân 132

    Allah'a ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.

  3. Âl-i İmrân 133

    Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.

  4. 134

    Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

  5. Âl-i İmrân 135

    Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah'tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.

  6. Âl-i İmrân 136

    İşte onların mükafatı Rab'leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların mükafatı ne güzeldir!

  7. Âl-i İmrân 137

    Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

134. Daha sonra Yüce Allah takvâ sahiplerini ve onların amellerini şöyle anlatmaktadır: “O (takva sahipleri) bolluk ve darlıkta infak eden” eğer bolluk içerisinde olurlarsa çokça infak ederler, eğer darlık içinde olurlarsa az dahi olsa yapılan hiçbir iyiliği küçümsemezler ve infaktan uzak durmazlar.

“Öfkelerini yutan” yani başkalarından öfkelenmelerini -ki öfke kalbin, söz veya fiil ile intikam almayı gerektiren kin ve hiddet ile dolması demektir- gerektirecek bir eziyet görürlerse işte o vakit bunlar beşeri tabiatlarının gereğini yerine getirmezler, aksine kalpte bulunan öfkeyi bastırırlar ve kendilerine kötülük yapana benzeri bir kötülükle karşılık vermeyip sabrederler.

“ve insanları affeden kimselerdir” İnsanları affetmenin kapsamına söz veya fiil ile yapılan her türlü kötülüğü affetmek girmektedir. Affetmek öfkeyi yutmaktan daha ileri bir derecedir. Çünkü affetmek, kötülük yapanı cezalandırmayı terk etmenin yanı sıra onu müsamaha ile karşılamak demektir. Bu ise ancak güzel ahlak ile bezenen ve kötü huylardan uzak kalan, Allah ile kârlı bir alışverişe girmiş kimselerin yapabileceği bir iştir. İşte bunlar Allah’ın kullarını, onlara merhamet etme ve iyilikte bulunma arzusu ile affeder ve onlara kötülüğün ulaşmasını istemezler. Bunu yapanlar, Allah kendilerini affetsin ve mükâfatlarını Kerim olan Rabbleri versin diye yaparlar. İmkânları sınırlı ve muhtaç kulundan bir şey bekledikleri için değil. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Kim affedip düzeltirse artık onun mükâfaatını vermek Allah’a aittir.” (eş-Şura, 42/40)

Daha sonra Yüce Allah diğerlerinden daha kapsamlı, daha güzel, daha üstün ve daha değerli bir hal olan “ihsan” halini söz konusu ederek: “Allah iyilik edenleri sever” buyurmaktadır. İyilik etmek (ihsan) iki türlüdür: Yaratıcıya ibadette ihsan ve yaratılmışlara ihsan. Yaratıcıya ibadette ihsanı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Allah’ı görüyormuşçasına O’na ibadet etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmüyor isen de O seni görmektedir.” diye açıklamıştır.

Yaratılmışlara ihsan (iyilik) ise dini ve dünyevi açıdan onlara faydalı olmak, dini ve dünyevi türden kötülükleri de onlardan uzaklaştırmak demektir. Onlara iyiliği emretmek, onları kötülükten alıkoymak, bilmeyenlere öğretmek, gaflette olanlara öğüt vermek, özel ve genel hepsine nasihatta bulunmak ve birliklerini sağlamak için çalışmak bunun kapsamına girer. Hallerinin farklılığına, niteliklerinin değişikliklerine göre farz ve müstehab olan sadaka ve nafakaları onlara ulaştırmak da bunun kapsamındadır. Yine Yüce Allah’ın bu âyet-i kerimelerde takvâ sahiplerini nitelendirdiği üzere malı insanlara bağışlamak, eziyetleri önlemek ve onların verecekleri eziyetlere katlanmak da ihsan kapsamına girmektedir. İşte bu hususları yerine getiren bir kimse hem Allah’ın hem de kullarının hakkını yerine getirmiş olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Muttakiler, yokluk ve bollukta mallarını Allah yolunda harcayan, intikam almaya gücü yettiği halde öfkelerine mani olan, kendilerine zulüm edenleri affeden kimselerdir. Allah, bu gibi güzel ahlaka sahip olanları sever.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  2. يُنفِقُونَ yunfikune infak ederler kök: نفق
  3. فِى fi
  4. ٱلسَّرَّآءِ s-serra'i bollukta kök: سرر
  5. وَٱلضَّرَّآءِ ve dderra'i ve darlıkta kök: ضرر
  6. وَٱلْكَـٰظِمِينَ velkazimine yutkunurlar kök: كظم
  7. ٱلْغَيْظَ l-gayze öfke(lerin)i kök: غيظ
  8. وَٱلْعَافِينَ vel'aafine ve affederler kök: عفو
  9. عَنِ ani
  10. ٱلنَّاسِ ۗ n-nasi insanları kök: نوس
  11. وَٱللَّهُ vallahu Allah da kök: اله
  12. يُحِبُّ yuhibbu sever kök: حبب
  13. ٱلْمُحْسِنِينَ l-muhsinine güzel davrananları kök: حسن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: سرر (44 geçiş) · Aynı kök: ضرر (74 geçiş)

    Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): "Atalarımız da darlığa…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Af

    İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip)…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Aynı kök: غيظ (11 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz halde, sizi sevmezler. Onlar sizinle karşılaştıkları…

  • Aynı kök: سرر (44 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan…

  • Aynı kök: سرر (44 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Onlar ki bollukta da darlıkta da infak ederler; öfkelerini kontrol altında tutarlar ve insanların hatalarını bağışlarlar; zira Allah iyilik edenleri sever.

Muhammed Esed

Onlar ki hem bolluk hem de darlık zamanında (Allah yolunda) harcarlar, öfkelerini kontrol altında tutarlar ve insanları affederler, çünkü Allah iyilik yapanları sever;

Ahmed Hulusi

Onlar ki, bollukta ve darlıkta Allah için karşılıksız bağışta bulunurlar, kızdıklarında öfkelerini kontrol ederler, insanların kusurlarını affederler. Allah ihsan edenleri sever.

Ali Bulaç

Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever.

Ali Özek ve heyeti

O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.

Ali Rıza Safa

Onlar, varlıkta ve yoklukta yardımlaşmak amacıyla paylaşırlar, öfkelerini yenerler ve insanları hoşgörürler. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.

Bayraktar Bayraklı

Muttakiler hem bolluk hem de darlık anlarında infak ederler; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever.

Edip Yüksel

O erdemliler ki bollukta ve darlıkta yardım için para harcarlar, öfkelerini kontrol ederler, insanların kusurlarını görmemezlikten gelirler. ALLAH iyilik yapanları sever.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

O erdemliler ki bollukta ve darlıkta yardım için para harcarlar, öfkelerini kontrol ederler, insanların kusurlarını görmemezlikten gelirler. ALLAH iyilik yapanları sever.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O takva sahipleri, bollukta ve darlıkta nafaka verenler, kızdıklarında öfkelerini yutanlar ve insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah, iyilik edenleri sever.

Elmalılı Hamdi Yazır

O müttekiler ki bollukta ve darlıkta infak ederler, ve kızdıklarında öfkelerini yutarlar ve nasın kusurlarını afvedicidirler, Allah da muhsinleri sever

Gültekin Onan

Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların) dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Tanrı, iyilik yapanları sever.

Hasan Basri Çantay

Onlar (O takvaa sahipleri) bollukda ve darlıkda infaak edenler, öfkelerini yutanlar, insanlar (ın kusurların) dan, afv ile, geçenlerdir. Allah iyilik edenleri sever.

İbni Kesir

Onlar ki; bollukta ve darlıkta infak ederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını bağışlarlar. Allah, ihsan edenleri sever.

Mehmet Alagaş

(130-136) Ey İman edenler, katlandıkça katlanan faizi yemeyin, Allah’tan sakının böylelikle belki kurtuluşa erersiniz , K afirlere hazırlanmış olan ateşten sakının, Allah’a ve Resule uyun, böylelikle belki esirgenirsiniz. Rabbinizden bağışlanma için ve takva sahipleri için hazırlanmış, genişliği semalar ve yer kadar olan cennet için koşuşun. Onlar ki bollukta ve darlıkta harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler , Allah güzel davrananları sever. İğrenç bir şey yaptıklarında yahut kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlarlar, günahları için bağışlanma isterler , Allah’tan başka kim günah bağışlayabilir? Bildikleri halde / bile bile yaptıklarında ısrar etmezler. Onların karşılığı Rablerinden bağışlanmaktır ve altlarından nehirler akan cennetlerdir, orada kalıcıdırlar, yapanların ecri ne güzeldir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Muttakiler, bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

Süleyman Ateş

O(koruna)nlar bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfke(lerin)i yutkunurlar, insanları affederler. Allah da güzel davrananları sever.

Süleymaniye Vakfı

Onlar, bollukta ve darlıkta infak eden /hayra harcayan, sinirlerine hakim olan ve insanları affedenlerdir. dipnot 1 Allah, (böyle) güzel davrananları sever.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Yarışı kazanacak olanlar;) Bollukta ve darlıkta hayra harcayan, öfkelerine hakim olan ve insanların kusurlarına bakmayanlardır. Allah, güzel davrananları sever.

Şaban Britch

Muttakiler, bollukta da darlıkta da veren, öfkelerine hakim olan ve insanların (kusurlarını) bağışlayanlardır. Allah iyilik edenleri sever.

Şaban Piriş

Muttakiler, bollukta da darlıkta da veren, öfkelerine hakim olan ve insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah iyilik edenleri sever.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar bollukta ve darlıkta infak ederler. Öfkelerini yutanlardır onlar, insanları affedenlerdir. Allah, güzel düşünüp güzel davrananları sever.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

It is a paradise of supreme bliss prepared specially for those who spend in divine service in instances of prosperity and in instances of adversity, who restrain and suppress their feeling of anger and accord people forgiveness and do not entertain them with thoughts of ill will. Allah likes those who perfect their illustrious toils and turn their thoughts on moral excellence and benevolence.

Abdul Haleem

who give, both in prosperity and adversity, who restrain their anger and pardon people- God loves those who do good-

Abdullah Yusuf Ali

Those who spend (freely), whether in prosperity, or in adversity; who restrain anger, and pardon (all) men;- for Allah loves those who do good;-

Abul A'la Maududi

who spend in the way of Allah both in plenty and hardship, who restrain their anger, and forgive others. Allah loves such good-doers." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The existence of interest in a society generates two kinds of moral disease. It breeds greed and avarice, meanness and selfishness among those who receive interest. At the same time, those who have to pay interest develop strong feelings of hatred, resentment, spite and jealousy. God intimates to the believers that the attributes bred by the spread of interest are the exact opposite of those which develop as a result of spending in the way of God, and that it is through the latter rather than the former that man can achieve God's forgiveness and Paradise. (For further explanation see (Surah 2, n. 320 above.)

Aisha Bewley

those who give in times of both ease and hardship, those who control their rage and pardon other people – Allah loves the good-doers –

Al-Hilali & Khan

Those who spend (in Allâh’s Cause) in prosperity and in adversity[1], who repress anger[2], and who pardon men; verily, Allâh loves Al-Muhsinûn [3] (the good-doers).

Ali Quli Qarai

—those who spend in ease and adversity, and suppress their anger, and excuse [the faults of] the people, and Allah loves the virtuous;

Amatul Rahman Omar

Those who spend (in the cause of Allâh) in prosperity and adversity and those who suppress anger and pardon (the offences of) the people. And Allâh loves such doers of good to others,

Arthur John Arberry

who expend in prosperity and adversity in almsgiving, and restrain their rage, and pardon the offences of their fellowmen; and God loves the good-doers;

Bijan Moeinian

The latter are those who spend generously on charitable causes, no matter how rich or poor they are, control their anger and forgive the shortcomings of the others. Indeed God loves such graceful people.

E. Henry Palmer

for those who expend in alms, in prosperity and adversity, for those who repress their rage, and those who pardon men; God loves the kind.

Edip-Layth

The ones who spend in prosperity and adversity, repress anger, and pardon the people; God loves the good doers.

George Sale

who give alms in prosperity and adversity; who bridle their anger, and forgive men: For God loveth the beneficent.

Hamid S. Aziz

Those who give charity, both in prosperity and in adversity, for those who control their rage, and those who are forgiving towards mankind. Allah loves the good.

Mahmoud Ghali

Who expend in easiness and tribulation, and (are) the repressors of (their) rage, and are the clement towards (their) fellow-men; (Literally: mankind) and Allah loves the fair-doers.

Marmaduke Pickthall

Those who spend (of that which Allah hath given them) in ease and in adversity, those who control their wrath and are forgiving toward mankind; Allah loveth the good;

Mohamed Ahmed - Samira

Who expend both in joy and tribulation, who suppress their anger and pardon their fellowmen; and God loves those who are upright and do good,

Muhammad Asad

who spend [in His way] in time of plenty and in time of hardship, and hold in check their anger, and pardon their fellow-men because God loves the doers of good;

Mustafa Khattab

˹They are˺ those who donate in prosperity and adversity, control their anger, and pardon others. And Allah loves the good-doers.

Progressive Muslims

The ones who spend in prosperity and adversity, and who repress anger, and who pardon the people; God loves the good doers.

Rashad Khalifa

who give to charity during the good times, as well as the bad times. They are suppressors of anger, and pardoners of the people. GOD loves the charitable.

Sahih International

Who spend [in the cause of Allah ] during ease and hardship and who restrain anger and who pardon the people - and Allah loves the doers of good;

Sam Gerrans

Those who spend in prosperity and in adversity, and who control their wrath, and forgive men; and God loves the doers of good;

Shabbir Ahmed

The candidates to this Paradise keep their wealth open for mankind in favorable as well as in adverse circumstances. They divert and sublimate their anger and potentially virulent emotions to creative energy, and become a source of tranquility and comfort to people. They pardon people gracefully. Allah loves the benefactors of humanity.

Syed Vickar Ahamed

Those who spend (freely in the cause of Allah), whether there is plenty, or there is little; Who control anger, and pardon (all) men:— Verily, Allah loves those who do good—

Taqi Usmani

-the ones who spend (for Allah’s sake) in prosperity and adversity, and those who control anger and forgive people. And Allah loves those who are good in their deeds,

The Monotheist Group

The ones who spend in prosperity and hardship, and who repress anger, and who pardon the people; God loves the good doers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 134. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 134. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Âl-i İmrân suresi, 134. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩