Nisâ suresi

Nisâ suresi, 83. ayet

Nisâ suresi, 83. ayet. وَإِذَا جَآءَهُمْ أَمْرٌ مِّنَ ٱلْأَمْنِ أَوِ ٱلْخَوْفِ أَذَاعُوا۟ بِهِۦ وَلَوْ رَدُّوهُ إِلَى ٱلرَّسُولِ وَإِلَىٰٓ أُو۟لِى ٱلْأَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ ٱلَّذِينَ يَسْتَنۢبِطُونَهُۥ مِنْهُمْ وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ لَٱتَّبَعْتُمُ ٱلشَّيْطَٰنَ إِلَّا قَلِيلًا

veiẕâ câehüm emrum mine-l'emni evi-lḫavfi eẕâ`û bih. velev raddûhü ile-rrasûli veilâ üli-l'emri minhüm le`alimehü-lleẕîne yestembiṭûnehû minhüm. velevlâ faḍlü-llâhi `aleyküm veraḥmetühû letteba`tümü-şşeyṭâne illâ ḳalîlâ.

Diyanet İşleri

Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Halbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah'ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 80–86 · surenin 83. ayeti / 176

Konu Savaş, münafıkların tutumu; iyilik ve kötülük Nisâ 71–84 3

  1. Nisâ 80

    Kim peygambere itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik.

  2. Nisâ 81

    Sana "baş üstüne" derler. Fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Allah, onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma. Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

  3. Nisâ 82

    Hala Kur'an'ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.

  4. 83

    Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Halbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah'ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız.

  5. Nisâ 84

    (Ey Muhammed!) Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü'minleri de savaşa teşvik et. Umulur ki Allah inkar edenlerin gücünü kırar. Allah'ın gücü daha üstündür, cezası daha şiddetlidir.

  6. Nisâ 85

    Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah'ın her şeye gücü yeter.

  7. Nisâ 86

    Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

83. Bu buyrukla Yüce Allah kullarının, bu tür yakışmayan davranışlardan uzak kalmalarını isteyerek onları tedip etmektedir. Şöyle ki onlara önemli işlere ve kamu maslahatına ait güvenliği ilgilendiren ve mü’minlerin sevinmesini geretiren yahut da onlar aleyhinde bir musibetin söz konusu olduğu korku doğuran bir haber kendilerine ulaştığında onu iyice araştırmaları ve bu haberi yaymakta acele etmemeleri gerekir. Aksine onu Allah Rasûlüne ve aralarındaki “emir sahiplerine”, yani ilim, nasihat, akıl, vakar sahiplerinden olup işlerin iç yüzlerini, neyin maslahat olduğunu, neyin de maslahata aykırı olduğunu bilen kimselere götürmelidirler. İşte bunlar bu haberin yayılmasında bir maslahat, mü’minleri gayrete getirecek bir özellik, onları sevindirecek bir taraf, düşmanlarından korunmayı gerektirecek bir yön görecek olurlarsa onu yayarlar. Şâyet bunda bir maslahat görmez yahut maslahat görmekle birlikte zararının maslahatından büyük olduğunu görürlerse o takdirde o haberi yaymazlar. Bundan dolayı Yüce Allah: “İçlerinden işin içyüzünü araştırıp çıkaranlar onun ne olduğunu elbette bilirlerdi” buyurmaktadır. Yani doğru işleyen fikir ve görüşleri, doğru yöndeki bilgileri ile onu çıkartabilenler, sonuçlandırabilenler bunu bilirlerdi, demektir.

Bu buyrukta oldukça yol gösterici bir kaideye delil vardır. O da şudur: Herhangi bir mesele hakkında bir araştırma gerekecek olursa bununla, o işe ehil olan kimselerin görevlendirilmesi, bu konunun uzman kimselere verilmesi ve onların önüne geçilmemesi gerekir. Çünkü böylesi doğruyu bulmaya ve hatadan uzak kalmaya daha uygundur.

Ayrıca bu buyrukta herhangi bir hususun işitilir işitilmez etrafa yayılması konusunda aceleci davranmak da yasaklanmakta, konuşmadan önce dikkatle düşünüp taşınmak da emredilmektedir. Böylelikle söylenecek sözün maslahata uygun olup olmadığına bakılır ve ondan sonra konuşulup konuşulmayacağına karar verilir.

Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti” size bilmediklerinizi öğretmesi, muvaffakiyet vermesi ve sizi güzel edeblerle tedip etmesi söz konusu “olmasaydı, pek azınız müstesna şeytana uymuş gitmiştiniz.” Çünkü insan tabiatı itibari ile zalim ve cahildir. Nefsi ona kötülükten başka bir şey emretmez. Ama Rabbine sığınacak, O’na bağlanacak ve bu konuda bütün gayretini ortaya koyacak olursa, Rabbi de ona lütufta bulunur, her türlü hayra onu muvaffak kılar ve kovulmuş şeytandan onu korur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eğer o münafıklara, içinde Müslümanların güvenliği, mutluluğu veya endişeleri ve üzüntüleri hakkında bir haber gelirse onu hemen ifşa eder ve yayarlar. Acele etmeyip, konuyu Allah'ın Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'e fikir, ilim ve nasihat ehline götürseler, kanaat sahibi insanlar onun hakkında yayılması veya gizlenmesine dair yapılması gerekli olan şeyi kavrar ve ondan hüküm çıkarırdı. Ey Müminler! Allah'ın sizin üzerinize olan İslam lütfu ve Kur'an'ı gönderme merhameti olmasaydı ve o münafıkları imtihan ettiği şeyden sizi afiyette kılmasaydı kesinlikle çok azınız dışında çoğunuz Şeytan'ın vesvesesine tabi olmuş olurdunuz

Kelimeler

30 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza ne zaman ki
  2. جَآءَهُمْ ca'ehum onlara gelse kök: جيا
  3. أَمْرٌۭ emrun bir haber kök: امر
  4. مِّنَ mine (dair)
  5. ٱلْأَمْنِ l-emni güvene kök: امن
  6. أَوِ evi veya
  7. ٱلْخَوْفِ l-havfi korkuya kök: خوف
  8. أَذَاعُوا۟ ezau yayarlar kök: ذيع
  9. بِهِۦ ۖ bihi onu
  10. وَلَوْ velev halbuki
  11. رَدُّوهُ radduhu onu götürselerdi kök: ردد
  12. إِلَى ila
  13. ٱلرَّسُولِ r-rasuli Elçi'ye kök: رسل
  14. وَإِلَىٰٓ ve ila
  15. أُو۟لِى uli ve sahiplerine kök: اول
  16. ٱلْأَمْرِ l-emri buyruk kök: امر
  17. مِنْهُمْ minhum aralarındaki
  18. لَعَلِمَهُ lealimehu bilirlerdi kök: علم
  19. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  20. يَسْتَنۢبِطُونَهُۥ yestenbitunehu işin içyüzünü araştıran(lar) kök: نبط
  21. مِنْهُمْ ۗ minhum onun ne olduğunu
  22. وَلَوْلَا velevla eğer olmasaydı
  23. فَضْلُ fedlu lutfu kök: فضل
  24. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  25. عَلَيْكُمْ aleykum size
  26. وَرَحْمَتُهُۥ ve rahmetuhu ve rahmeti kök: رحم
  27. لَٱتَّبَعْتُمُ lattebea'tumu uyardınız kök: تبع
  28. ٱلشَّيْطَـٰنَ ş-şeytane şeytana kök: شطن
  29. إِلَّا illa hariç
  30. قَلِيلًۭا kalilen pek azınız kök: قلل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ردد (59 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş)

    Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı…

  • Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Şeytan

    Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah'ın size lütfu…

  • Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Şeytan

    Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va'dediyor. Şüphesiz…

  • Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Şeytan

    O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü'min iseniz, benden korkun.

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    (169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan…

  • Aynı kök: ردد (59 geçiş) · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Ortak kavram: Şeytan

    De ki: "Allah'ı bırakıp da bize faydası olmayan, zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah, bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisingeri…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar. (Oysa) onu, Elçi'ye veya aralarında yetki sahibi kişilere götürselerdi, onların arasından işin içyüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi. Allah'ın size bol lütfu ve merhameti olmasaydı, azınız hariç elbette şeytana uyardınız.

Mustafa İslamoğlu

Onlar, kendilerine barış ya da savaşla ilgili herhangi bir bilgi ulaştığında onu dışarı yayarlar. Oysa ki onu Peygambere ya da mü'minler arasından kendilerine yetki verilmiş olanlara iletselerdi, onlar arasından işin (uzmanı olup) ölçme-değerlendirme yapabilenler onu da (değerlendire)bilirlerdi. Size Allah'ın lütuf ve rahmeti olmasaydı, çok azınız hariç kesinlikle şeytanın ardınca giderdiniz.

Muhammed Esed

Onlar savaş veya barış ile ilgili herhangi bir (gizli) konuda bilgi sahibi olduklarında onu dışarıya yayarlar; halbuki onu Peygambere ve müminler arasından kendilerine otorite emanet edilmiş olanlara arzetmiş olsalardı, gizli bilgiler elde etmekle uğraşanlar onu(nla ilgili olarak ne yapılması gerektiğini) mutlaka bilirlerdi. Ama Allahın size lütfu ve rahmeti sayesinde aranızdan çok az kimse şeytanın ardına takılmıştır.

Ahmed Hulusi

Kendilerine emniyetleriyle ilgili veya onları korkutacak bir haber geldiğinde onu hemen yayarlar. Oysa o haberi Rasule veya yetkili birine (Ulül Emr) sorsalardı, onlardan işin içyüzünü öğrenebilirlerdi. Eğer üzerinizde Allah'ın fazlı ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana (bu işi yapana) tabi olup gitmiştiniz.

Ali Bulaç

Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan 'sonuç çıkarabilenler', onu bilirlerdi. Allah'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz.

Ali Özek ve heyeti

Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar, halbuki onu, Rasûl'e veya aralarında yetki sahibi kimselere götürselerdi, onların arasından işin içyüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi. Allah'ın size lütuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz.

Ali Rıza Safa

Güven veya korku haberi geldiğinde onu yayarlar. Oysa elçiye ve kendilerinden olan yetkililere götürselerdi, sonuç çıkarabilecek olanlar onu bilirlerdi. Allah'ın lütfu ve O'nun rahmeti üzerinizde olmasaydı, çok azınız dışında, kesinlikle şeytana uyardınız.

Bayraktar Bayraklı

Onlara, güven veya korkuya dair bir haber gelse onu yayarlar. Halbuki onu Peygamber'e ve aralarındaki otorite sahiplerine götürselerdi, içlerinden işin iç yüzünü araştırıp çıkaranlar onun ne olduğunu bilirlerdi. Eğer size Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içinizden pek azı müstesna, şeytana uyardınız.

Edip Yüksel

Onlara güvenlik ve tehlikeyle ilgili bir söylenti ulaşsa onu yayarlar. Durumu elçiye ve aralarındaki yetkililere iletselerdi uzmanları onu değerlendirirdi. Size ALLAH'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı pek azınız hariç sapkına uyacaktınız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlara güvenlik ve tehlikeyle ilgili bir söylenti ulaşsa onu yayarlar. Durumu elçiye ve aralarındaki yetkililere iletselerdi uzmanları onu değerlendirirdi. Size ALLAH'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı pek azınız hariç şeytana uyacaktınız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem kendilerine güven ve korku ile ilgili bir haber geldi mi onu yayıveriyorlar; halbuki, onu peygambere ve içlerinden yetkili olanlara arzetseler, elbette bunların görüş sunabilme yeteneğine sahip olanları onu anlar, bilirlerdi. Eğer Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı azınız hariç, şeytana uyup gitmiştiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem emn-ü havfe dair bir haber geldiği vakıt kendilerine onu yayıveriyorlar, halbuki onu Peygambere ve içlerinden ülül'emr olanlara arz etseler elbette bunların istinbata kadir olanları onu anlar bilirlerdi, eğer Allahın fazl u rahmeti üzerinizde olmasa idi pek azınızdan maadası şeytana uymuş gitmiştiniz.

Erhan Aktaş

Onlara, güven veya korkuyla ilgili bir haber geldiği zaman, onu hemen yayarlar. Oysaki onu Resul'e ve kendilerinden olan ulu'l-emre dipnot 1 bildirselerdi; işin iç yüzünü bilenler, ne olup bittiğini, bilirlerdi. Eğer Allah'ın lütfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, pek azınız hariç hepiniz şeytana dipnot 2 uyardınız.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Emir sahibi, bir işle görevli olan, iş buyuran, yetkili ve sorumlu kimse.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, Hakk'a, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsünün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara, güven veya korkuyla ilgili bir haber geldiği zaman, onu hemen yayarlar. Oysaki onu Resul'e ve kendilerinden olan ulu'l-emre dipnot 1 bildirselerdi; işin iç yüzünü bilenler, ne olup bittiğini, bilirlerdi. Eğer Allah'ın lütfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, pek azınız hariç hepiniz şeytana uyardınız.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Emir sahibi, bir işle görevli olan, iş buyuran, yetkili ve sorumlu kimse.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara, güven veya korkuyla ilgili bir haber geldiği zaman, onu hemen yayarlar. Oysaki onu Rasul'e ve kendilerinden olan yetkili kimselere dipnot 1 bildirselerdi; işin iç yüzünü bilenler, ne olup bittiğini, bilirlerdi. Eğer Allah'ın lütfu ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, pek azınız hariç hepiniz şeytana uyardınız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ulu'l-emr.

Gültekin Onan

Kendilerine güven (emni) veya korku buyruğu [bütün çeviriler buradaki emr'i haber yapmış] geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler / yayarlar. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan buyruk sahiplerine / buyurganlara götürmüş olsalardı, onlardan 'sonuç çıkarabilenler' onu bilirlerdi. Tanrı'nın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız dışında herhalde şeytana uymuştunuz.

Hasan Basri Çantay

Onlara eminlik veya korku haberi geldiği zaman onu yayıverirler. Halbuki bunu peygambere ve onlardan (müminlerden) emir saahiblerine döndürmüş (onlara müracaat etmiş) olsalardı o (haberi) arayıb yayanlar bunu elbet onlardan öğrenirlerdi. Allahın üzerinizdeki lutf-ü inayeti ve esirgemesi olmasaydı, birazınız müstesna olmak üzere, muhakkak ki şeytana uymuş gitmişdiniz.

İbni Kesir

Kendilerine güven ve korkuya dair bir haber geldiğinde; onu yayarlar. Halbuki o haberi peygambere veya mü'min kumandanlara götürselerdi; onlar, ondan ne gibi netice çıkaracaklarını bilirlerdi. Eğer üzerinizde Allah'ın nimet ve rahmeti olmasaydı; pek azınız müstesna, şeytana uymuş gitmiştiniz.

Mehmet Alagaş

(80-84) Her kim Resule itaat ederse Allah’a da itaat etmiştir, kim de yüzünü dönerse ki biz seni onlara koruyucu olarak / muhafız olarak göndermedik. İtaate varız diyorlar fakat yanından ayrılınca da onlardan bir grup söylediklerinin aksini / itaatsizliği gizlice planlıyor. Allah, onların evde kurguladıklarını kaydediy or, onlardan uzak dur Allah’ı vekil tayin et , vekil olarak Allah yeterlidir. Kur’an hakkında düşünüp tedbir almıyorlar mı? Eğer O, Allah’ın dışında birine ait olsaydı onda çok fazla karşıt şeyler / ihtilaf bulurlardı. Güvene yahut korkuya dayalı bir emir geldiğinde (Duydunuz mu giden seriyye ye şu kötü şeyler olmuş gibi haberler ) hemen onu yayarlar , oysa ki onu / o haberi Resule ve onlardan emir verebilenlere götürselerdi onu yayıp yaymama ları gerektiğini bilirlerdi. Allah’ın üzerinizde ki fazlı ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç şeytana uyardınız. Allah yolunda savaş, sen sadece kendine mükellefsin / kendinden sorumlusun , müminleri hırslandır, belki de Allah, kafirlerin katı tutumunu / baskılarını kırar, katılık olarak / baskı olarak Allah, daha şiddetlidir, cezalandırma olarak Allah daha şiddetlidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar; halbuki onu, Rasûl'e veya emir sahibi olanlara götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya kadir olanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi. Allah'ın size lütuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz.

Süleyman Ateş

Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelse onu yayarlar. Halbuki onu Elçi'ye ve aralarında buyruk sahiplerine götürselerdi, işin içyüzünü araştırıp çıkaranlar, onun ne olduğunu (haberin taşıdığı anlamı) bilirlerdi. Eğer size Allah'ın lutfu ve rahmeti olmasaydı, birçok işinizde şeytana uyardınız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendilerine güven veya korkuya dair bir haber geldiğinde onu yayarlar. Halbuki o haberi Elçi'ye ve kendi yetkililerine götürselerdi, yorum yapabilenler gerçeği anlarlardı. Allah'ın lütfu ve ikramı olmasaydı, pek azınız bir yana, şeytana uyardınız[1].

Şaban Britch

Onlara güven veya korku veren bir haber geldiğinde onu hemen yayarlar. Oysa, onu Peygamber’e ve müminlerden olan emir sahiplerine götürselerdi onlardan hüküm çıkarmaya ehil olanlar onu bilirdi. Allah’ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, çok azınız hariç şeytana uymuştunuz.

Şaban Piriş

Onlara güven veya korku veren bir haber geldiğinde onu hemen yayarlar. Oysa, onu Peygamber'e ve müminlerden olan emir sahiplerine götürselerdi onlardan hüküm tespit edebilecek olanlar onu bilirdi. Allah'ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, çok azınız hariç şeytana uymuştunuz.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara, güven yahut korkuya ilişkin bir haber ulaştığında onu hemen yaydılar. Oysaki, onu resule ve içlerindeki sorumluluk sahiplerine götürmüş olsalardı, aralarındaki okuyup araştırarak hüküm çıkaranlar, onu elbette bileceklerdi. Eğer Allah'ın lütuf ve rahmeti üzerinizde olmasaydı, pek azınız/pek az işiniz hariç şeytanın ardısıra giderdiniz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

When -these people- learn by credible or incredible information a subject or report or talk to the credit of the Muslims or against them, they spread it as news and circulate it by way of rumour. Had they referred it to the Messenger and, in his absence, to those in authority among them, it would have been in accordance with divine standard. The Messenger and/or those in authority would have intelligently examined the news and rationalized the matter and would have known the facts and placed them in their true bearings. Had it not been for Allah's efficacious grace and mercy abounding in you, you people would have been attracted to AL-Shaytan and espoused the opinions of those with characteristics befitting him, except a few.

Abdul Haleem

Whenever news of any matter comes to them, whether concerning peace or war, they spread it about; if they referred it to the Messenger and those in authority among them, those seeking its meaning would have found it out from them. If it were not for God’s bounty and mercy towards you, you would almost all have followed Satan.

Abdullah Yusuf Ali

When there comes to them some matter touching (Public) safety or fear, they divulge it. If they had only referred it to the Messenger, or to those charged with authority among them, the proper investigators would have Tested it from them (direct). Were it not for the Grace and Mercy of Allah unto you, all but a few of you would have fallen into the clutches of Satan.

Abul A'la Maududi

Whenever they come upon any news bearing upon either security or causing consternation they go about spreading it, whereas if they were to convey it to either the Messenger or to those from among them who are entrusted with authority, it would come to the knowledge of those who are competent to investigate it. dipnot 1 But for Allah's bounty and mercy upon you, (weak as you were) all but a few of you would surely have followed Satan.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This was a period of turbulence and upheaval and rumour was rife. Occasionally, baseless and exaggerated reports circulated and seized the whole of Madina and its outlying areas with alarm and consternation. At other times some cunning enemy tried to conceal the dangers threatening the Muslims by spreading soothing reports. A specially keen interest in rumours was taken by those who simply relished anything out of the ordinary, and who did not consider this life-and-death struggle between Islam and Ignorance to be a matter of crucial importance, and who were not aware of the far-reaching consequences of rumour-mongering. As soon as they heard something, they ran about spreading it everywhere. This rebuke is addressed to such people. They are warned against spreading rumours and are directed to convey every report they receive to responsible quarters.

Aisha Bewley

When news of any matter reaches them they spread it about, whether it is of a reassuring or disquieting nature. If they had only referred it to the Messenger and those in command among them, those among them able to discern the truth about it would have had proper knowledge of it. If it were not for Allah’s favour to you and His mercy, all but a very few of you would have followed Shaytan.

Al-Hilali & Khan

When there comes to them some matter touching (public) safety or fear, they make it known (among the people); if only they had referred it to the Messenger or to those charged with authority among them, the proper investigators would have understood it from them (directly). Had it not been for the Grace and Mercy of Allâh upon you, you would have followed Shaitân (Satan), save a few of you.

Ali Quli Qarai

When a report of safety or alarm comes to them, they immediately broadcast it; but had they referred it to the Apostle or to those vested with authority among them, those of them who investigate would have ascertained it. And were it not for Allah’s grace upon you and His mercy, you would have surely followed Satan, [all] except a few.

Amatul Rahman Omar

And when there comes to them news (a mere rumour), be it a matter of peace or of fear, they spread it around. But had they referred it to the perfect Messenger and to those in authority among them, surely those of them who can elicit (the truth) from it would have understood it (and could make correct deductions). And had it not been for the grace of Allâh upon you and His mercy you would all have followed satan, excepting a few.

Arthur John Arberry

When there comes to them a matter, be it of security or fear, they broadcast it; if they had referred it to the Messenger and to those in authority among them, those of them whose task it is to investigate would have known the matter. And but for the bounty of God to you, and His mercy, you would surely have followed Satan, except a few.

Bijan Moeinian

When a matter of security arises, they look for a solution elsewhere out of fear [the same way that today’s people look to other than Qur’an for a solution to their "civil" issues]. If they had come to you or their leaders, they would have found the best solution. If it was not for the Grace of your Lord, most of you have been misled by the Satan.

E. Henry Palmer

And when there comes to them a matter of security or fear they publish it; but if they were to report it to the Apostle and to those in authority amongst them, then those of them who would elicit it from them would know it; but were it not for God's grace upon you and His mercy ye had followed Satan, save a few.

Edip-Layth

If any matter regarding security, or fear, comes to them they make it publicly known, but if they had referred it to the messenger and to those entrusted from them then it would have been known by those who studied it from them. Had it not been for God's grace upon you and His mercy, you would have followed the devil, except for a few.

George Sale

When any news cometh unto them, either of security or fear, they immediately divulge it; but if they told it to the apostle and to those who are in authority among them, such of them would understand the truth of the matter, as inform themselves thereof from the apostle and his chiefs. And if the favour of God and his mercy had not been upon you, ye had followed the devil, except a few of you.

Hamid S. Aziz

And when there comes to them a matter of security or fear they broadcast it; but if they had referred it to the Messenger and to those in authority amongst them, then those of them who can think would know it; but were it not for Allah's grace upon you and His mercy you would have followed Satan, save a few.

Mahmoud Ghali

And when there comes to them a command (i. e., the matter, the affair) of security or fear, they divulge it; and if they had referred it to the Messenger and to the ones endowed with the command (i.e., those in authority) among them, the ones among them who investigate would indeed know it. And had it not been for the Grace of Allah upon you and His mercy, you would indeed have closely followed Ash-Shytan, (the all-vicious, i.e., the Devil) except a few.

Marmaduke Pickthall

And if any tidings, whether of safety or fear, come unto them, they noise it abroad, whereas if they had referred it to the messenger and to such of them as are in authority, those among them who are able to think out the matter would have known it. If it had not been for the grace of Allah upon you and His mercy ye would have followed Satan, save a few (of you).

Mohamed Ahmed - Samira

And when any tidings of peace or war come to them they spread the news around. Had they gone to the Prophet or those in authority among them, then those who check and scrutinize would have known it, And but for the favour of God and His mercy you would certainly have followed Satan, except a few.

Muhammad Asad

AND IF any [secret] matter pertaining to peace or war comes within their ken, they spread it abroad - whereas, if they would but refer it unto the Apostle and unto those from among the believers who have been entrusted with authority, such of them as are engaged in obtaining intelligence would indeed know [what to do with] it And but for God's bounty towards you, and His grace, all but a few of you would certainly have followed Satan.

Mustafa Khattab

And when they hear news of security or fear,[1] they publicize it. Had they referred it to the Messenger or their authorities, those with sound judgment among them would have validated it. Had it not been for Allah’s grace and mercy, you would have followed Satan—except for a few.

Progressive Muslims

And if any matter regarding security, or fear, comes to them they make it publicly known, but if they had referred it to the messenger and to those entrusted from them then it would have been known by those who studied it from them. And had it not been for God's grace upon you and His mercy, you would have followed the devil, except for a few.

Rashad Khalifa

When a rumor that affects security comes their way, they spread it. Had they referred it to the messenger, and those in charge among them, those who understand these matters would have informed them. If it were not for GOD's grace towards you, and His mercy, you would have followed the devil, except a few.

Sahih International

And when there comes to them information about [public] security or fear, they spread it around. But if they had referred it back to the Messenger or to those of authority among them, then the ones who [can] draw correct conclusions from it would have known about it. And if not for the favor of Allah upon you and His mercy, you would have followed Satan, except for a few.

Sam Gerrans

And when there comes to them a matter of security or fear, they spread it about; and had they referred it to the Messenger and to those in authority among them, there would have known it those who draw correct conclusions among them; and were it not for the bounty of God to you, and His mercy, you would have followed the satan, save a few.

Shabbir Ahmed

The Book of Allah provides easy and practical social guidance. There are people who spread rumors pertaining to safety or fear. Those who hear rumors shall refer the matter concerning public safety and threat, to the Messenger and the government officials. Those who are engaged in obtaining intelligence will indeed know what to do with it. Had it not been for the Bounty of Allah and His Mercy, most of you would still be following the Satanic elements.

Syed Vickar Ahamed

When there comes to them some matter about (public) safety or fear, they make it be known. If they had only referred it to the Messenger (Muhammad), or to those charged with authority among them, the proper investigators would have verified it (directly) from them. If it were not for the grace and mercy of Allah to you, all but a few of you would have fallen into the (evil) hands of Satan.

Taqi Usmani

When news concerning peace or fear comes to them, they go about spreading it. Had they referred it to the Messenger and to those having authority among them, the truth of the matter would have come to the knowledge of those of them who are able to investigate. But for Allah’s grace upon you, and mercy, you would have followed the Satan, save a few.

The Monotheist Group

And if any matter regarding security, or fear, comes to them they make it publicly known, but if they had referred it to the messenger and to those entrusted from them then it would have been known by those who studied it from them. And had it not been for the grace of God upon you and His mercy, you would have followed the devil, except for a few.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 83. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 83. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 83. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩