Nisâ suresi

Nisâ suresi, 66. ayet

Nisâ suresi, 66. ayet. وَلَوْ أَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ أَنِ ٱقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ أَوِ ٱخْرُجُوا۟ مِن دِيَٰرِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلَّا قَلِيلٌ مِّنْهُمْ وَلَوْ أَنَّهُمْ فَعَلُوا۟ مَا يُوعَظُونَ بِهِۦ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَشَدَّ تَثْبِيتًا

velev ennâ ketebnâ `aleyhim eni-ḳtülû enfüseküm evi-ḫrucû min diyâriküm mâ fe`alûhü illâ ḳalîlüm minhüm. velev ennehüm fe`alû mâ yû`ażûne bihî lekâne ḫayral lehüm veeşedde teŝbîtâ.

Diyanet İşleri

Eğer biz onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 63–69 · surenin 66. ayeti / 176

Konu Emanetleri ehline verin; itaat ve hakemliğe razı olmak Nisâ 58–70 3

  1. Nisâ 63

    Onlar, Allah'ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. Öyleyse onlara aldırma. Onlara öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle.

  2. Nisâ 64

    Biz her peygamberi sırf, Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.

  3. Nisâ 65

    Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.

  4. 66

    Eğer biz onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu.

  5. Nisâ 67

    O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik.

  6. Nisâ 68

    Onları elbette doğru yola iletirdik.

  7. Nisâ 69

    Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddiklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

66. Yüce Allah bize şunu bildirmektedir: Eğer O, kullarına kendilerini öldürmek ve yurtlarından çıkmak gibi ağır emirleri farz olarak yazmış olsaydı, onlardan az ve istisna denilecek kadar nadir kimseler dışında hiç kimse bu işleri yapmazdı. O halde Allah’ın kendilerine emretmiş olduğu emirleri kolaylaştırdığı için, bunlar herkese kolay geldiği ve gerçekleştirilmesi zor olmadığı için Rablerine hamd etsinler, şükretsinler. Bu buyrukta kulun içinde bulunduğu hoş olmayan hallerin zıddını da göz önünde bulundurması gerektiğine bir işaret vardır. Böylelikle ibâdetleri gerçekleştirmek ona kolay gelir ve Rabbine hamd ve şükrü artar.

Daha sonra Yüce Allah şunu haber vermektedir: “Eğer onlar kendilerine verilen öğütleri yerine getirselerdi” yani her zamanın şartlarına uygun olarak görevlerini yerine getirmiş, bu konuda gayretlerini ortaya koyarak bu görevleri ifa edip tamamlamak için kendilerini vermiş, gözlerini erişemeyecekleri şeylere dikmemiş ve kendilerini ilgilendirmeyen hususlara iltifat etmemiş olsalardı, hali hazırda ilgi alanlarına girmeyen şeylere de dönüp bakmasalardı işte, onların yapmaları gereken iş buydu. Kulun her zaman için yerine getirmesi gereken ne ise ona bakması ve onu tamamlaması gerekir. Sonra adım adım ilerleyerek gücünün yettiği kadarı ile din ve dünya hususunda ilim ve amel bakımından ulaşabildiği noktaya kadar ulaşmaya çalışmalıdır. Bu şekilde davranan bir kimse, kendisine ulaşmamış olan ve henüz emrolunmadığı bir işe soyunan kimseden farklıdır. Böyle bir kimse gayretini darmadağın etmiş olacağından, tembellikle de karşı karşıya kalıp gayretini yitireceğinden dolayı o maksadına ulaşması hemen hemen imkansızdır.

Daha sonra Yüce Allah öğüt verilen şeyleri yapmanın ortaya çıkartacağı sonuçları söz konusu etmektedir ki bunlar şu dört husustur:

Birincisi: Hayra kavuşmadır ki bu “elbette haklarında çok hayırlı” buyruğunda ifade edilmiştir. Yani o takdirde onlar emrolundukları hayır işlerini yerine getirmek vasfına sahip hayırlı kimselerden olurlardı. Böylelikle onlar kötü kimselerin niteliklerinden de uzaklaşmış olurlardı. Çünkü bir şeyin sabit olması, onun zıddının olmamasını gerektirir.

İkincisi: Sebatın gerçekleşmesi ve artması. Zira Yüce Allah iman edenlere imanları sebebi ile sebat verir. Çünkü iman etmek onlara verilen öğüdün gereğini yerine getirmektir. O bakımdan Yüce Allah emir, yasak ve musibetler hususunda çeşitli fitnelerin/sınavların ortaya çıkması halinde onlara dünya hayatında sebat verir. Böylelikle emirleri yerine getirebilme ve nefsin işlenmesini istediği yasakları terk edebilme başarısını gösterebilirler. Hoşlanmadıkları musibetlerle karşı karşıya kaldıklarında da sabır, rıza veya şükre muvaffak kılınmak sureti ile sebat gösterme başarısını elde ederler. İşte böylelerine bunları gerçekleştirebilmek için Allah’tan yardım iner. Yine onlar ölüm sırasında da kabirde de din üzere sebat nimetine nail olurlar. Aynı şekilde emrolunduklarını yerine getiren bir kul şer’i emirleri düzenli olarak, aksatmadan yerine getiriyor demektir. Böylece sonunda o, bu emirlere alışır, onlara ve benzerlerine şevk duyar. Bu da itaatler üzere sebat göstermek konusunda önemli bir yardımcı olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlara, birbirlerini öldürmeyi veya ülkelerinden çıkıp gitmelerini farz kılmış olsaydık, onlardan pek az kimse dışında çoğu bu emrimizi yerine getirmezdi. Allah’a hamt etsinler ki, Allah onları meşakkatli şeylerle mükellef kılmadı. Şayet onlar kendilerine söylenen Allah'a itaat olan emirleri yapmış olsalardı, muhalefet etmelerinden daha hayırlı, imanları için de çok daha sağlam olurdu. Biz de onlara kendi katımızdan çok büyük sevap verir ve onları Allah’a ve cennetine ulaştıran yola ulaştırırdık.

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْ velev ve eğer
  2. أَنَّا enna biz
  3. كَتَبْنَا ketebna yazsaydık kök: كتب
  4. عَلَيْهِمْ aleyhim onlara
  5. أَنِ eni
  6. ٱقْتُلُوٓا۟ ktulu öldürün kök: قتل
  7. أَنفُسَكُمْ enfusekum kendinizi kök: نفس
  8. أَوِ evi ya da
  9. ٱخْرُجُوا۟ hrucu çıkın kök: خرج
  10. مِن min -dan
  11. دِيَـٰرِكُم diyarikum yurtlarınız- kök: دور
  12. مَّا ma
  13. فَعَلُوهُ fealuhu bunu yapmazlardı kök: فعل
  14. إِلَّا illa hariç
  15. قَلِيلٌۭ kalilun pek azı kök: قلل
  16. مِّنْهُمْ ۖ minhum içlerinden
  17. وَلَوْ velev eğer
  18. أَنَّهُمْ ennehum onlar
  19. فَعَلُوا۟ fealu yapsalardı kök: فعل
  20. مَا ma şeyi
  21. يُوعَظُونَ yuazune öğütlenen kök: وعظ
  22. بِهِۦ bihi kendilerine
  23. لَكَانَ lekane elbette olurdu kök: كون
  24. خَيْرًۭا hayran daha iyi kök: خير
  25. لَّهُمْ lehum kendileri için
  26. وَأَشَدَّ ve eşedde ve daha sağlam kök: شدد
  27. تَثْبِيتًۭا tesbiten sağlamlıkta kök: ثبت

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: دور (55 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: دور (55 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar…

  • Aynı kök: ثبت (18 geçiş) · Aynı kök: وعظ (25 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak,…

  • Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen…

  • Aynı kök: ثبت (18 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş)

    Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.

  • Aynı kök: ثبت (18 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)

    Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır, zalimleri ise saptırır. Ve Allah dilediğini yapar.

  • Aynı kök: وعظ (25 geçiş) · Aynı kök: دور (55 geçiş)

    Musa için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt ve her şeyin bir açıklamasını yazdık ve ona şöyle dedik: "Şimdi onları kuvvetle tut, kavmine de…

  • Aynı kök: وعظ (25 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğratacağı bir kavme ne diye (boş yere) öğüt…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlara "Kendinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın." diye emretmiş olsaydık, içlerinden azı hariç bunu yapmazlardı. Kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, (bu durum) onlar için hem hayırlı hem de (imanlarını) daha pekiştirici olurdu.

Mustafa İslamoğlu

Fakat Biz, onlara "Canlarınızı feda edin!" ya da "Yurtlarınızı terk edin!" diye emretmiş olsaydık, çok azı dışında bu emri tutmazlardı. Ama öğütleneni yapsalardı, kendileri için daha iyi olurdu ve (bu) onları daha dirençli kılardı.

Muhammed Esed

Fakat biz onlara "Hayatlarınızı feda edin!" yahut "Yurtlarınızı terk edin!" diye emretmiş olsaydık, çok azı bunu yapardı. Oysa, tavsiye edilen şeyi yapmış olsalardı, bu, kesinlikle onların yararına olurdu ve onları (imanlarında) daha güçlü kılardı,

Ahmed Hulusi

Eğer onların üzerine "nefslerinizi öldürün" (Allah uğruna ölümü göze alıp ölün) veya "yurtlarınızdan çıkın" diye yazsaydık, pek azı dışında, bunu yapamazlardı. Eğer onlar kendilerine yapılan bu nasihati uygulasalardı, elbette haklarında hayırlı ve en sağlıklı karar olurdu.

Ali Bulaç

Eğer gerçekten biz, onlara: "Kendinizi öldürün ya da yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, onlardan az bir bölümü dışında, bunu yapmazlardı. Onlar, kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu şüphesiz onlar için hayırlı ve daha sağlam olurdu.

Ali Özek ve heyeti

Eğer onlara, kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın, diye emretmiş olsaydık, içlerinden pek azı müstesna, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, onlar için hem daha hayırlı hem de (imanlarını) daha pekiştirici olurdu.

Ali Rıza Safa

"Bencilliğinizi yok edin!" veya "Yurtlarınızdan çıkın!" diyerek onlara yazmış olsaydık, çok azı dışında bunu yapmazlardı. Oysa kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, onlar için kesinlikle daha iyi ve daha sağlam olurdu.

Bayraktar Bayraklı

Fakat biz onlara, "hayatlarınızı feda ediniz" yahut "yurtlarınızı terkediniz" diye emretmiş olsaydık, çok azı hariç, bunu yapmazlardı. Oysa tavsiye edilen şeyi yapmış olsalardı, bu, kesinlikle onların yararına olurdu ve onları daha güçlü kılardı.

Edip Yüksel

"Canınızı adayın" yahut "Yurtlarınızdan çıkın" diye emretmiş olsaydık, pek azı hariç bunu yapmazlardı. Kendilerine öğütleneni uygulasalardı onlar için daha iyi ve daha sağlam olurdu.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Canınızı adayın' yahut 'Yurtlarınızdan çıkın,' diye emretmiş olsaydık, pek azı hariç bunu yapmazlardı. Kendilerine öğütleneni uygulasalardı onlar için daha iyi ve daha sağlam olurdu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer onlara: "Nefislerinizi öldürün!" veya "Yurdunuzdan çıkın!" diye teklif etmiş olsaydık -pek azı hariç- bunu yapmazlardı. Fakat kendilerine öğütleneni yapsalardı, elbette haklarında çok hayırlı ve inançları ebedileştirmek itibariyle de en sağlam bir hareket olurdu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer onlara nefislerinizi öldürün veya "diyarınızdan çıkın" diye yazsa idik pek azından ma'dası onu yapmazlardı, fakat kendilerine va'zolunanı yapsalardı elbette haklarında çok hayırlı ve payidar kılmak i'tibarile de en sağlam bir hareket olurdu

Erhan Aktaş

Eğer biz onlara: "Kendinizi öldürün dipnot 1 veya yurtlarınızdan dipnot 2 çıkın" diye yazsaydık, dipnot 3 çok azı hariç bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğüde uysalardı, elbette bu onlar için hem daha hayırlı hem kalıcı olarak daha sağlam olurdu.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Canlarınızı feda etmeyi, ölümü göze alın (Bkz. 2:54; 4:29).
  2. metne dön, dipnot 2
    Cihad için.
  3. metne dön, dipnot 3
    Gerekli görseydik, zorunlu kılsaydık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer biz onlara: "Kendinizi öldürün dipnot 1 veya yurtlarınızdan dipnot 2 çıkın" diye yazsaydık, dipnot 3 çok azı hariç bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğüde uysalardı, elbette bu onlar için hem daha hayırlı hem kalıcı olarak daha sağlam olurdu.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Canlarınızı feda etmeyi, ölümü göze alın.
  2. metne dön, dipnot 2
    Cihad için.
  3. metne dön, dipnot 3
    Gerekli görseydik, zorunlu kılsaydık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer biz onlara: "Kendinizi öldürün dipnot 1 veya yurtlarınızdan dipnot 2 çıkın" diye yazsaydık, çok azı hariç bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğüde uysalardı, elbette bu onlar için hem daha hayırlı hem daha sağlam olurdu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Canlarınızı feda etmeyi, ölümü göze almayı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Cihad için.

Gültekin Onan

Eğer gerçekten biz, onlara: "Kendinizi öldürün ya da yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, onlardan az bir bölümü dışında, bunu yapmazlardı. Onlar, kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu şüphesiz onlar için hayırlı ve daha sağlam olurdu.

Hasan Basri Çantay

Hakıykat, biz onlara: "Kendinizi öldürün, yahud yurdlarınızdan çıkın" diye yazsaydık, içlerinden birazı müstesna olmak üzere, bunu yapmazlardı. Onlar öğüd verildikleri şeyleri hakkıyle icra etselerdi bu, kendileri için elbet hem daha hayırlı, hem (imanlarını) sağlamca kökleşdirmiş olurdu.

İbni Kesir

Şayet onlara; Kendinizi feda edin, yahut memleketinizden çıkın, diye emretmiş olsaydık, pek azı müstesna bunu yapmazlardı. Kendilerine öğüt verilen şeyleri yerine getirseydiler elbette bu; haklarında çok hayırlı ve payidar olma açısından daha sağlam olurdu.

Mehmet Alagaş

(58-70) Muhakkak ki Allah emaneti onun sahibine geri iade etmenizi / tevdi etmenizi emreder. İnsanlar arasında mahkemeleştiğinizde denkleştirici / adaletli (eşitleyici değil denkleştirici) karar vermenizi emreder. Muhakkak ki Allah size bununla, değerli bir vaazda bulunuyor , muhakkak ki Allah işitendir, görendir. Ey iman edenler, Allah’a itaat edin Resule itaat edin sizden emir verebilenlere / emir sahiplerine itaat edin, bir şey de anlaşamadığınızda / nizalaştığınızda, Onu Allah ve Resulüne iletin eğer Allah’a ve Resulüne ve ahiret gününe iman ediyorsanız bu daha iyidir ve daha güzel bir yorumlamadır. Sana indirdiğimize ve senden önce indirdiklerimize kesinlikle inandıkları na dair iddiaları olanları görmedin mi? Tağut tarafından mahkeme edilmeyi istiyorlar , oysa onu inkâr etmeleri emredilmişti , şeytan onları pek uzak bir sapıklığa saptırmak istiyor , onlara Allah’ın indirdiğine ve Resulüne gelin denildiği vakit, senden uzakla şarak kaçınırlar, kendi elleriyle yaptıkları dolayısıyla musibet onlara isabet ettiğinde nasıl olacaklar? Sonra da Allah adına yemin de ederek / (vallahi de billahi de) biz istedik ki güzellik olsun ve arayı yapmak olsun diye sana geliyorlar, bunların kalplerinde olanı Allah biliyor, yüz çevir onlardan, onlara vaaz et ve kendileri hakkında yüreklerine oturacak etkili sözler söyle. Biz Resulleri sadece Allah’ın izniyle itaat edilmesi için gönderdik , kendilerine zulmettikleri vakit keşke sana gelselerdi, Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, Resulde onların bağışlanmasını dileseydi, Allah’ı tövbeleri kabul eden ve esirgeyen olarak elbette bulacaklardı. Hayır öyle değil Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında ki çekişmeli konuda seni hakem tayin edip, sonra da kendilerinde bir burukluk olmadan tam teslimiyetle kararına teslim olmadık ça, iman ediyor sayılmazlar. Eğer ki onlara kendinizi öldürün diye yahut yurtlarınızdan çıkın diye yazmış olsaydık, pek azı hariç onu yapmazlardı , keşke onlar kendilerine vaaz edileni yapmış olsalardı onlar için iyi olurdu, onlar için daha sağlam olurdu, O zaman da onlara katımızdan kocaman bir ödül verirdik ve onları dosdoğru yola iletirdik / yönlendirirdik. Her kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, işte onlar Allah’ın nimet verdikleri Nebilerle, Sıddıklarla Şehitlerle ve Salihlerle beraberdir. (Fatiha’da geçen nimet verilenler burada da geçti) Onlar güzel refakatçidirler, işte bu Allah’ın fazlındandır. Allah’ın bilmesi yeterlidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Eğer gerçekten biz, onlara; “Kendinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın!” diye emretmiş olsaydık, onlardan pek azı dışında çoğu bunu yapmazdı. Onlar kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu onlar için daha hayırlı ve daha sağlam olurdu.

Süleyman Ateş

Eğer onlara: "Kendinizi öldürün, ya da yurtlarınızdan çıkın!" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Ama kendilerine öğütleneni yapsalardı, elbette kendileri için daha iyi ve daha sağlam olurdu.

Süleymaniye Vakfı

Onlara: "Nefislerinizi öldürün ya da yurdunuzdan çıkın!" diye emretseydik pek azı dışında kimse bunu yapmazdı. Eğer kendilerine öğütleneni yapsalardı onlar için daha iyi ve daha sağlam olurdu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şayet onlara: "kendinizi öldürün!" veya "yurdunuzdan çıkın!" diye emretseydik, pek azı dışındakiler bunu yapmazlardı. Ama kendilerine verilen öğüt ne olursa olsun, onu yapsalardı onlar için daha iyi ve daha sağlam olurdu.

Şaban Britch

Eğer gerçekten biz, onlara, “ kendinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın.” diye yazmış olsaydık, onlardan çok azı hariç bunu yapmazlardı. Onlar kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu onlar için çok hayırlı ve daha sağlam olurdu.

Şaban Piriş

Eğer gerçekten biz, onlara, "nefislerinizin hakkından gelin veya yurtlarınızdan çıkın." diye yazmış olsaydık, onlardan çok azı hariç bunu yapmazlardı. Onlar kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu onlar için daha hayırlı ve daha sağlam olurdu.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer onlar üzerine, "Kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın!" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Ama onlar kendilerine öğütleneni yapsalardı, onlar için hem daha hayırlı olurdu hem de ömürlü olmaları bakımından daha yarayışlı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And had Allah enjoined them to sacrifice their lives in His cause or to go out of their homes to fight against positive unbelief, they would not have obeyed the injunction with the exception of a few. Had they obeyed Allah's authoritative admonition, it would have been much better for them here and Hereafter. Such obedience would have confirmed their peace and position of authority and deep joy would have settled on their spirits.

Abdul Haleem

if We had ordered, ‘Lay down your lives’ or ‘Leave your homes,’ they would not have done so, except for a few- it would have been far better for them and stronger confirmation of their faith, if they had done as they were told,

Abdullah Yusuf Ali

If We had ordered them to sacrifice their lives or to leave their homes, very few of them would have done it: But if they had done what they were (actually) told, it would have been best for them, and would have gone farthest to strengthen their (faith);

Abul A'la Maududi

Had We enjoined upon them: 'Slay yourselves', or 'Leave your habitations', very few of them would have done it; dipnot 1 yet if they had done as they were admonished, it would have been better for them and would have strengthened them; dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    As these people are not prepared to endure even minor losses and inconveniences in order to follow the law of God, they can never be expected to make big sacrifices. If asked either to lay down their lives or to give up their homes and families for the sake of the Truth they would fly straight back to unbelief and disobedience.
  2. metne dön, dipnot 2
    Had these people been able to free themselves of uncertainty, hesitation and ambivalence, and to resolve firmly to follow and obey the Prophet (peace be on him), their lives would have been spared the instability from which they suffer. Their way of thinking, their morals and their practical dealings would all have found permanent and stable foundations, and they would have enjoyed the blessings granted only to those who follow the one straight path with firmness and resolution. For one who is subject to indecision and hesitation, who keeps changing from one direction to another in a state of uncertainty, life is a continuous exercise in futility.

Aisha Bewley

If We had directed them to kill themselves or leave their homes, they would not have done so, except for a very few. But if they had done what they were urged to do, it would have been better for them and far more strengthening.

Al-Hilali & Khan

And if We had ordered them (saying), "Kill yourselves (i.e. the innocent ones kill the guilty ones) or leave your homes," very few of them would have done it; but if they had done what they were told, it would have been better for them, and would have strengthened their (Faith);

Ali Quli Qarai

Had We prescribed for them, [commanding]: ‘Slay [the guilty among] your folks or leave your habitations,’ they would not have done it, except a few of them. And if they had done as they were advised it would have been better for them, and firmer in confirming [their faith].

Amatul Rahman Omar

If We had made it binding on them, `Lay down your lives or go out of your homes,' they would not have done it, excepting a few of them. And if they had done what they are exhorted to do, it would surely have been better for them and conducive to a greater strength (in their faith);

Arthur John Arberry

But had We prescribed for them, saying, 'Slay yourselves' or 'Leave your habitations,' they would not have done it, save a few of them; yet if they had done as they were admonished it would have been better for them, and stronger confirming them,

Bijan Moeinian

If I had asked them to put their lives in line for the cause of God or leave their homes to participate in a God pleasing mission, only a few would have obeyed in spite of the fact that obeying the Lord’s orders is the best for them as it will make them stronger people.

E. Henry Palmer

But had we prescribed for them, 'Kill yourselves, or go ye forth out of your houses,' they would not have done it, save only a few of them; but had they done what they are admonished, then it would have been better for them, and a more firm assurance.

Edip-Layth

Had We decreed for them, "Face yourselves," or "Leave your land," they would not have done so except for a few of them. If they had done what they were advised with, it would have been better for them and helped to strengthen them.

George Sale

And if we had commanded them, saying, slay your selves, or depart from your houses; they would not have done it, except a few of them. And if they had done what they were admonished, it would certainly have been better for them, and more efficacious for confirming their faith;

Hamid S. Aziz

But had we prescribed for them, "Sacrifice your lives, or leave your homes" they would not have done it, save only a few of them. But had they done what they were told, then it would have been better for them, and more strengthening.

Mahmoud Ghali

And if We had prescribed for them (saying), "Kill yourselves, " or "Go out of your residences, " in no way would they have performed (it) except a few of them. And if they had performed what they were admonished, it would have been more charitable for them and more strict in confirming them.

Marmaduke Pickthall

And if We had decreed for them: Lay down your lives or go forth from your dwellings, but few of them would have done it; though if they did what they are exhorted to do it would be better for them, and more strengthening;

Mohamed Ahmed - Samira

If We had commanded them to lay down their lives and to go forth from their homes, only a few would have obeyed; though had they followed what they had been commanded it would surely have been good for them and the strengthening of their faith.

Muhammad Asad

Yet if We were to ordain for them, "Lay down your lives," or, "Forsake your homelands," only a very few of them would do it - although, if they did what they are admonished to do, it would indeed be for their own good and apt to strengthen them greatly [in faith],

Mustafa Khattab

If We had commanded them to sacrifice themselves or abandon their homes, none would have obeyed except for a few. Had they done what they were advised to do,[1] it would have certainly been far better for them and more reassuring,

Progressive Muslims

And had We decreed for them: "Kill yourselves, " or "Leave your land," they would not have done so except for a few of them. And if they had done what they were advised with, it would have been better for them and helped to strengthen them.

Rashad Khalifa

Had we decreed for them: "You must offer your lives," or "Give up your homes," they would not have done it, except for a few of them. (Even if such a command was issued,) had they done what they were commanded to do, it would have been better for them, and would prove the strength of their faith.

Sahih International

And if We had decreed upon them, "Kill yourselves" or "Leave your homes," they would not have done it, except for a few of them. But if they had done what they were instructed, it would have been better for them and a firmer position [for them in faith].

Sam Gerrans

And had We prescribed for them: “Kill yourselves,” or: “Go forth from your homes,” there would have done it only a few among them; and had they done what they were exhorted, it would have been better for them and a stronger confirmation,

Shabbir Ahmed

And if We had decreed for them, "Lay down your lives," or "Forsake your homelands," a few of them would do it. Although, if they did as was admonished, it would be for their own good, and a cause for strengthening themselves.

Syed Vickar Ahamed

And if We had ordered (them) to sacrifice their lives or to leave their homes, very few of them would have done it: But if they had done what they were (actually) told, it would have been the best for them, and would have gone farthest to strengthen their (Faith);

Taqi Usmani

If We had prescribed for them that they should kill themselves or that they should migrate from their homeland, they would have not done it, except a few of them. If they had done what they were advised to do, it would have been better for them, and more effective in making (them) firm.

The Monotheist Group

And had We decreed for them: "Kill yourselves," or "Leave your land," they would not have done so except for a few of them. And if they had done what they were advised with, it would have been better for them and helped to strengthen them.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 66. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 66. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 66. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩