Nisâ suresi

Nisâ suresi, 4. ayet

Nisâ suresi, 4. ayet. وَءَاتُوا۟ ٱلنِّسَآءَ صَدُقَٰتِهِنَّ نِحْلَةً فَإِن طِبْنَ لَكُمْ عَن شَىْءٍ مِّنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَنِيٓـًٔا مَّرِيٓـًٔا

veâtü-nnisâe ṣadüḳâtihinne niḥleh. fein ṭibne leküm `an şey'im minhü nefsen fekülûhü henîem merîâ.

Diyanet İşleri

Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 1–7 · surenin 4. ayeti / 176

Konu Tek nefisten yaratılış ve yetim malları Nisâ 1–10 3

  1. Nisâ 1

    Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.

  2. Nisâ 2

    Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helali haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.

  3. Nisâ 3

    Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helal olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.

  4. 4

    Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin.

  5. Nisâ 5

    Allah'ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.

  6. Nisâ 6

    Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.

  7. Nisâ 7

    Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

4. İnsanların pek çoğu kadınlara zulmettiği ve mehir konusunda onlara haksızlık ettiği için -özellikle çok miktarda ve bir defada verilen ve kocanın ödemekte zorluk çektiği mehirlerde durum böyledir- Yüce Allah şöyle emretmektedir: “Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğu” gönül rızasıyla ve içten gelerek “verin.” Onlara mehirlerini vermeyi savsaklamayın yahut onu eksik vermeye kalkışmayın. Buradan anlaşıldığına göre eğer kadın mükellef ise mehir kadının kendisine verilir ve kadın bu mehire nikah akdi ile mâlik olur. Çünkü Yüce Allah mehri kadına izafe etmektedir. İzafe ise buu, onun mülkiyetine vermeyi gerektirmektedir.

“Bununla beraber onlar, gönül hoşluğu ile size onun bir kısmını bağışlarlarsa” yâni kendi rızaları ve kendi irâdeleri ile mehirlerinin bir bölümünü düşürmek yahut ertelemek yahut karşılıksız olarak bağışlamak sureti ile almayacak olurlarsa “onu da afiyetle yiyin” yâni bu konuda sizin için herhangi bir vebal ve sorumluluk yoktur. Bu buyrukta kadının reşid olması halinde -bağış yoluyla dahi olsa- malında tasarruf yetkisine sahip olduğuna delil vardır. Eğer kadın reşid değilse o takdirde onun yapacağı bu bağışın bir hükmü olmaz. Yine bu buyruktan anlaşıldığına göre kadının velisinin -kadının gönül hoşluğu ile verdikleri müstesna- kadının mehrinde hiçbir hak sahibi olmadığına da delil vardır.

Yüce Allah’ın: “Size helâl olan beğendiğiniz kadınlardan... nikâhlayın” buyruğunda helâl olmayan kadının nikâhlanmasının yasaklandığına delil vardır. Mesela müşrik veya ahlaksız kadın gibi. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “Müşrik kadınları iman etmedikçe nikâhlamayın.” (el-Bakara, 2/221) Yine bir başka yerde de: “Zina eden kadını da ancak zina eden veya müşrik olan bir erkek nikâhlar” (en-Nur, 24/3) buyrulmaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kadınlara mehirlerini zorunluluk bilinciyle verin. Eğer o mehirin bir kısmını kendi istekleriyle zorlamadan size bağışlarlarsa, onu hoş bir şekilde ve bir engel olmadan afiyetle yiyin.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَءَاتُوا۟ ve atu ve verin kök: اتي
  2. ٱلنِّسَآءَ n-nisa'e kadınlara kök: نسو
  3. صَدُقَـٰتِهِنَّ sadukatihinne mehirlerini kök: صدق
  4. نِحْلَةًۭ ۚ nihleten bir hak olarak kök: نحل
  5. فَإِن fein eğer
  6. طِبْنَ tibne bağışlarlarsa kök: طيب
  7. لَكُمْ lekum size
  8. عَن an
  9. شَىْءٍۢ şey'in bir kısmını kök: شيا
  10. مِّنْهُ minhu ondan
  11. نَفْسًۭا nefsen kendi istekleriyle kök: نفس
  12. فَكُلُوهُ fekuluhu onu yeyin kök: اكل
  13. هَنِيٓـًۭٔا heniyen afiyetle kök: هنا
  14. مَّرِيٓـًۭٔا meriyen iç huzuruyla kök: مرا

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نحل (2 geçiş)

    Rabbin, bal arısına şöyle ilham etti: "Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin."

  • Aynı kök: هنا (4 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    (19-20) Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri…

  • Aynı kök: هنا (4 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    (Onlara şöyle denir:) "Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için.

  • Aynı kök: هنا (4 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş)

    "Yapmakta olduğunuz şeylere karşılık afiyetle yiyin için."

  • Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya…

  • Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helal olan (başka)…

  • Aynı kök: طيب (50 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza…

  • Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe) verin! Ondan (verdiğiniz mehirden) bir kısmını (gönül hoşluğu ile) size bağışlarlarsa onu da afiyetle yiyin!

Mustafa İslamoğlu

Kadınlarınıza mehirlerini, gönül rızasıyla karşılık beklemeksizin verin! Ve fakat, kendi rızalarıyla bir kısmını size bırakırlarsa, onu da afiyetle yiyin!

Muhammed Esed

Kadınlara mehirlerini hiçbir karşılık beklemeden verin; ama eğer onlar, kendi rızalarıyla bir kısmını size bırakırlarsa ondan hoşnutluk ve gönül rahatlığıyla faydalanın.

Ahmed Hulusi

Kadınlara mehrlerini (evlilik bağışı - hediyesi) severek bağışlayın. Şayet gönül hoşluğuyla bağışladığınızdan bir kısmını geri verirlerse, onu da içinize sinerek yeyin.

Ali Bulaç

Kadınlara mehirlerini gönülden isteyerek (ve bir hak olarak) verin, fakat onlar, gönül hoşluğuyla size ondan bir şeyi bağışlarlarsa, onu da afiyetle, iç huzuruyla yiyin.

Ali Özek ve heyeti

Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe) verin; eğer gönül hoşluğu ile o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yiyin.

Ali Rıza Safa

Kadınlara, ödencelerini içtenlikle isteyerek verin. Kendi istekleriyle bir bölümünü size bağışlarlarsa, afiyetle ve gönül rahatlığıyla yiyin.

Bayraktar Bayraklı

Kadınlara mehirlerini hiçbir karşılık beklemeden veriniz; ama eğer onlar, kendi rızalarıyla bir kısmını size bırakırlarsa, ondan hoşnutluk ve gönül rahatlığıyla faydalanınız.

Edip Yüksel

Kadınlara mehirlerini tam verin. Kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu gönül huzuruyla yiyebilirsiniz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kadınlara mehirlerini tam verin. Kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu günül huzuruyla yiyebilirsiniz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kadınlara mehirlerini efendicesine verin, şayet onun bir kısmını gönüllü olarak bağışlarlarsa, onu da içinize sine sine yiyin.

Elmalılı Hamdi Yazır

ve aldığınız kadınlara mihirlerini efendicesine verin, şayed ondan birazını kendileri gönül hoşluğile bağışlarlarsa onu da içinize sine sine yeyin

Erhan Aktaş

O kadınlara, vadettiklerinizi bir hak olarak verin. Eğer gönül rızası ile ondan bir kısmını size verirlerse, o zaman onu dilediğiniz gibi yiyin.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O kadınlara, vadettiklerinizi bir hak olarak verin. Eğer gönül rızası ile ondan bir kısmını size verirlerse, o zaman onu dilediğiniz gibi yiyin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O kadınlara, mehirlerini seve seve verin. Eğer isteyerek o mehirden bir kısmını size verirlerse, o zaman onu dilediğiniz gibi yiyin.

Gültekin Onan

Kadınlara mehirlerini gönülden isteyerek (ve bir hak olarak) verin, fakat onlar, gönül hoşluğuyla size ondan bir şeyi bağışlarlarsa, onu da afiyetle, iç huzuruyla yiyin.

Hasan Basri Çantay

(Aldığınız) kadınların mehirlerini yürekden isteyerek ve (Allahın) bir atiyye (si) olarak verin. Bununla beraber eğer ondan birazını gönül hoşluğu ile size bağışlamış olurlarsa onu da içinize sine sine yeyin.

İbni Kesir

Kadınların mehirlerini seve seve verin. Şayet ondan bir kısmını gönül hoşluğu ile size bağışlar iseler, onu afiyetle yiyin.

Mehmet Alagaş

(2-6) Yetimlere mallarını verin , temizi pisle değiştirmeyin , onların mallarını mallarınızla birlikte yemeyin , muhakkak ki o büyük bir suçtur / (hubtur) . Eğer yetimler hakkında ölçülü olamayacağınızdan korkarsanız, size hoş gelen kadın olanlarından ikişer üçer dörder nikahlayın, eğer adil olamayacağınızdan / dengeli olamayacağınızdan korkarsanız, tek kadın veya elinizin altında mevcut olanlar, işte bu dur um dengeli olmak için daha uygundur. Kadınlara sadakalarını / mehirlerini gönül hoşluğu ile / seve seve verin , eğer ki kendileri o sadakadan istekleri ile geri verirlerse o sadakayı, rahat bir şekilde ve afiyetle yiyin. Allah’ın sizin için dayanak olarak yaptığı / sizi ayakta tutan mallarınızı aklı ermezler e / sefihlere vermeyin, onları, o mallardan rızıklandırın , onları giydirin, onlara normal olan / norma dayalı / örfe dayalı sözler söyleyin, nikahlanacak duruma geldiklerinde, yetimleri deneyin , eğer ki onlarda bir erişmişlik / rüşt sezerseniz, mallarını onlara iade edin , O mallar, büyüyecekler diye israf üzere, a celeye getirip yemeyin , her kim zenginse iffetli davransın / ona hiç dokunmasın, fakir olan ise normal bir şekilde onu yesin , onların mallarını geri iade ederken de karşılarına şahit koyun, hesap görücü olarak Allah yeterlidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin.

Süleyman Ateş

Kadınlara mehirlerini bir hak olarak (gönül hoşluğuyla) verin; eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yeyin.

Süleymaniye Vakfı

Kadınlara mehirlerini dipnot 1 bir armağan olarak verin. Ondan bir şeyi size, gönül rızasıyla verirlerse onu da afiyetle ve ağız tadıyla yiyin.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mehir diye anlam verilen kelime saduka'dır. Saduka, sıdk (صدق) kökündendir. Sıdk, ister söz ister başka şekilde olsun bir şeydeki kuvveti gösterir. Kuvvetinden dolayı doğru söze sıdk denir (Mekayis). Nikah sözleşmesi gereği eşine mehir vermek zorunda olan erkek (Nisa 4/24, Maide 5/5), ona sağlam bir söz vermiş olur (Nisa 4/21). Artık o, evliliğin devamı sırasında da eşini boşadığında da ona verdiği hiçbir şeyi geri alamaz (Nisa 4/20). Ama ayrılmayı kadın isterse durum değişir. O zaman kadın, eşinden aldıklarının tamamını veya bir kısmını geri vermek zorunda kalır (Bakara 2/229). Bu sebeplerden dolayı mehir evliliğin sigortasıdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kadınlara mehirlerini cömertçe verin. Eğer mehir olarak verdiğinizden bir şeyi gönül hoşluğu ile size bağışlarlarsa onu da gönül rahatlığıyla yiyin.

Şaban Britch

Kadınlara mehirlerini seve seve verin. Eğer, kendi istekleriyle mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin.

Şaban Piriş

Kadınlara mehirlerini seve seve verin. Eğer, kendi istekleriyle mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin.

Yaşar Nuri Öztürk

Kadınlara mehirlerini nazik ve cömert bir şekilde örf ve çevrenin kabullerine uygun olarak verin. Eğer ondan birazını kendileri kişisel istekleriyle size sunmuşlarsa artık onu içinize sine sine yiyin.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And give the women, whom you join in wedlock. their dower with good will. But if they -the women- willingly remit a part thereof of their own accord, then you may eat it into your hearts and enjoy it; may it give you pleasure; may it do you good!

Abdul Haleem

Give women their bridal gift upon marriage, though if they are happy to give up some of it for you, you may enjoy it with a clear conscience.

Abdullah Yusuf Ali

And give the women (on marriage) their dower as a free gift; but if they, of their own good pleasure, remit any part of it to you, Take it and enjoy it with right good cheer.

Abul A'la Maududi

Give women their bridal-due in good cheer (considering it a duty); but if they willingly remit any part of it, consume it with good pleasure. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In the opinion of 'Umar and Shurayh, if a woman gives up either the whole or a part of the bridal-due (mahr) in favour of her husband and later reclaims it from him then he is bound to pay it. The claim on the woman's part would be tantamount to her unwillingness to remit either the whole or a part of the bridal-due. For further details see the section entitled 'Mahr' in my book Huquq al-Zawjayn, 16th edition, Lahore, 1976, pp. 31-3 and 119-23.

Aisha Bewley

Give women their dowry as an outright gift. But if they are happy to give you some of it, make use of it with pleasure and goodwill.

Al-Hilali & Khan

And give to the women (whom you marry) their Mahr (obligatory bridal-money given by the husband to his wife at the time of marriage) with a good heart; but if they, of their own good pleasure, remit any part of it to you, take it, and enjoy it without fear of any harm (as Allâh has made it lawful).

Ali Quli Qarai

Give women their dowries as an obligation; but if they remit anything of it of their own accord, then consume it as [something] lawful and wholesome.

Amatul Rahman Omar

And give the women their dowers unasked, willingly and as agreed gift. But if they be pleased to remit you a portion thereof, of their own free will, then take it with grace and pleasure.

Arthur John Arberry

And give the women their dowries as a gift spontaneous; but if they are pleased to offer you any of it, consume it with wholesome appetite.

Bijan Moeinian

Give your wives their dowries, as well as whatever you have promised them at the moment of wedding. If they want to make it (or a part of it) a gift for you, enjoy it and be thankful to them.

E. Henry Palmer

And give women their dowries freely; and if they are good enough to remit any of it of themselves, then devour it with good digestion and appetite.

Edip-Layth

Give the women their property willingly, and if they remit any of it to you of their own will, then you may take it with good feelings.

George Sale

And give women their dowry freely; but if they voluntarily remit unto you any part of it, enjoy it with satisfaction and advantage.

Hamid S. Aziz

And give women their dowries freely; and if they of their own will remit any of it, then accept and enjoy it with good cheer.

Mahmoud Ghali

And bring the women their dowries as an endowment, so in case they are good to you concerning any portion of it, (Literally: in case they feel good in themselves to you about anything of it) then eat it up rejoicing with wholesome appetite (i. e., take it and make use of it to your profit and advantage).

Marmaduke Pickthall

And give unto the women (whom ye marry) free gift of their marriage portions; but if they of their own accord remit unto you a part thereof, then ye are welcome to absorb it (in your wealth).

Mohamed Ahmed - Samira

Give to women their dowers willingly, but if they forego part of it themselves, then use it to your advantage.

Muhammad Asad

And give unto women their marriage portions in the spirit of a gift; but if they, of their own accord, give up unto you aught thereof, then enjoy it with pleasure and good cheer.

Mustafa Khattab

Give women ˹you wed˺ their due dowries graciously. But if they waive some of it willingly, then you may enjoy it freely with a clear conscience.

Progressive Muslims

And give the women their property willingly, and if they remit any of it to you of their own will, then you may take it with good feelings.

Rashad Khalifa

You shall give the women their due dowries, equitably. If they willingly forfeit anything, then you may accept it; it is rightfully yours.

Sahih International

And give the women [upon marriage] their [bridal] gifts graciously. But if they give up willingly to you anything of it, then take it in satisfaction and ease.

Sam Gerrans

And give the women their dowries as a gift willingly; but if they remit to you anything of it voluntarily, then consume it with satisfaction and pleasure.

Shabbir Ahmed

Upon marriage, give women their marital gifts, a generous portion of your property, unless they forgo it voluntarily. In that case you are welcome to accept it as rightfully yours.

Syed Vickar Ahamed

And give the women (in marriage) their dowry as a free gift; But if they, with their own good pleasure, give back any part of it to you, take it and enjoy it with right good cheer.

Taqi Usmani

Give women their dower in good cheer. Then, if they forego some of it, of their own will, you may have it as pleasant and joyful.

The Monotheist Group

And give the women their dues willingly, and if they remit any of it to you of their own will, then you may take it with good feelings.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 4. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 4. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 4. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩