Nisâ suresi

Nisâ suresi, 95. ayet

Nisâ suresi, 95. ayet. لَّا يَسْتَوِى ٱلْقَٰعِدُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُو۟لِى ٱلضَّرَرِ وَٱلْمُجَٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فَضَّلَ ٱللَّهُ ٱلْمُجَٰهِدِينَ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ عَلَى ٱلْقَٰعِدِينَ دَرَجَةً وَكُلًّا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْحُسْنَىٰ وَفَضَّلَ ٱللَّهُ ٱلْمُجَٰهِدِينَ عَلَى ٱلْقَٰعِدِينَ أَجْرًا عَظِيمًا

lâ yestevi-lḳâ`idûne mine-lmü'minîne gayru üli-ḍḍarari velmücâhidûne fî sebîli-llâhi biemvâlihim veenfüsihim. feḍḍale-llâhü-lmücâhidîne biemvâlihim veenfüsihim `ale-lḳâ`idîne deraceh. veküllev ve`ade-llâhü-lḥusnâ. vefeḍḍale-llâhü-lmücâhidîne `ale-lḳâ`idîne ecran `ażîmâ.

Diyanet İşleri

(95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 92–98 · surenin 95. ayeti / 176

Konu Oturanlar ve cihad edenler; hicret Nisâ 95–100 3

  1. Nisâ 92

    Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü'min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü'min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü'min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkan bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  2. Nisâ 93

    Kim bir mü'mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lanet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.

  3. Nisâ 94

    Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, "Sen mü'min değilsin" demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

  4. 95–96

    (95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  5. Nisâ 97

    Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: "Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)" Onlar da, "Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik" derler. Melekler, "Allah'ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.

  6. Nisâ 98

    Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 95–96. ayetler için yazılmıştır.

95-96. Yani mü’minlerden canı ve malı ile cihad edenler ile cihada çıkmayıp Allah’ın düşmanları ile savaşmayanlar bir olmaz. Bu, cihada çıkmaya bir teşvik olmakla birlikte tembellik etmekten, mazeretsiz olarak cihada çıkmamaktan da bir sakındırmadır. Hasta, kör, topal, cihad için gerekli araç gereç ve hazırlama imkânlarına sahip olmayan özür sahibi kimseler ise hiçbir şekilde mazeretsiz oturanlar konumunda olmazlar. Özür sahibi olan kimseler arasında da oturmaya razı olup eğer bu engel olmasaydı da Allah yolunda cihada çıkmama niyeti taşıyan ve bu hususta kendisine telkinlerde bulunmayan bir kimse de hiç şüphesiz mazeretsiz olarak cihada çıkmayıp oturan gibidir. Eğer engel olmasaydı Allah yolunda cihada çıkmaya niyetlenen, bunu temenni eden ve bu konuda kendisine telkinlerde bulunan bir kimse ise Allah yolunda cihada çıkan kimseler seviyesindedir. Çünkü kararlı bir niyet ile güç yettiği kadarıyla söz ve davranış bulunursa o niyetin sahibi o niyeti fiilen işleyen kimse gibi olur.

Daha sonra Yüce Allah mücahitleri oturanlara derece itibari ile daha üstün tuttuğunu açıkça ifade buyurmaktadır. Bu ise kapalı ve genel anlamda bir üstünlüktür. Arkasından Yüce Allah bu üstünlüğü ayrıntılı bir şekilde söz konusu ederek onlara Rablerinden bir mağfiret ve bir rahmet vaadinde bulunmaktadır. Bu ise pek çok hayrın gerçekleşmesini ve bir çok şerrin bertaraf edilmesini kapsar. Bu derecelere gelince Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bunu, Buhari ve Müslim’de sabit olan bir hadis-i şerifinde genişce açıklamıştır. Buna göre cennette yüz derece vardır. Her iki derece arasındaki mesafe ise gök ile yer arası gibidir. Allah bunları yolunda cihad edenler için hazırlamıştır. Yüce Allah’ın cihada vereceğini belirttiği bu mükâfatın bir benzeri de Saf sûresinde yer alan şu ayetlerde dile getirilmektedir:

“Ey iman edenler! Sizi çok acıklı bir azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi? Allah’a ve Rasûlüne iman edersiniz. Mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz bunlar sizin için daha hayırlıdır. Günahlarınızı da mağfiret eder ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki çok hoş meskenlere koyar. İşte bu, çok büyük bir kurtuluştur.” (es-Saf, 61/10-12) Sûrenin sonuna kadar bu derecelerin üstünlükleri dile getirilmektedir.

Şimdi bu âyet-i kerimedeki güzel geçiş üzerinde dikkatle düşünelim. Önce Yüce Allah mücahid ile mücahid olmayanın eşit olmayacağını belirtmiştir. Daha sonra ise mücahidin oturana bir derece üstün olduğunu açıkça ifade etmiştir, arkasından ise mücahidin ondan mağfiret ve rahmete nail olmak ile derecelerle üstün olacağını dile getirmektedir.

Fazilet ve övgü halinde bir durumdan daha üstün bir duruma geçiş yahut da yerme ve tenkit esnasında bir durumdan daha alttaki bir duruma geçiş lafız itibari ile daha güzeldir ve ruhu daha bir etkileyicidir. Aynı şekilde Yüce Allah bir şeyin diğerinden üstün olduğunu bildirir de her ikisinin kendisine göre bir üstünlüğü olursa her ikisinin ortak bir üstünlüğünü belirtmek sureti ile herhangi bir kimsenin, üstünlüğü daha az olanın yerilmiş olduğu vehmine kapılmasını önler. Nitekim burada da “bununla beraber Allah hepsine de cenneti vaad etmiştir” buyurmuştur. Yine Saf sûresinde sözü edilen ayeti kerimelerde de Yüce Allah “mü’minleri müjdele” diye buyurmaktadır. Bir başka yerde de: “Aranızdan fetihten önce infak edip savaşanlar (diğerleri ile) bir olmaz.” (el-Hadid, 57/10) yani bu şekilde savaşıp infak edenler ile böyle olmayanlar bir olmaz diye buyurduktan sonra da: “Bununla beraber Allah hepsine de el-Husna’yı (cenneti) vaad etmiştir.” (el-Hadid, 57/10) buyurmuştur. Bir başka yerde geçen: “Biz onu hemen Süleyman’a kavratmıştık, bununla beraber her birine de hikmet ve ilim verdik.” (el-Enbiya, 21/79) buyruğu da buna örnektir.

O bakımdan şahıslar, kesimler ve ameller arasında fazilet hususunda araştırma yapmak isteyen kimsenin bu inceliğe dikkat etmesi gerekir. Aynı şekilde bir kimse kişileri ve görüşleri eleştirmeye yönelik söz söyleyecek olursa birinin diğerinden üstünlüğünü de ifade etmekle beraber bunların ortak yönlerini de söz konusu etmelidir ki daha üstün olduğu ifade edilenin, kemâl derecesine erişmiş olduğu düşünülmesin. Mesela, “Hıristiyanlar mecusilerden daha hayırlıdır”, denildiği vakit arkasından; Bununla birlikte her birisi de kâfirdir, denilmelidir. Yine “Adam öldürmek zinadan daha çirkindir”; denilirse “Her birisi de büyük bir günahtır, Allah ve Rasûlü ikisini de haram kılmış ve bunlardan uzak durulmasını emretmiştir”, ifadesini eklemelidir.

Yüce Allah iki güzel ismi “Ğafûr ve Rahîm”den sadır olan mağfiret ve rahmeti vaad ettiğinden dolayı bu âyet-i kerimeyi “Allah Ğafûrdur, Rahîmdir” buyruğu ile sona erdirmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Müminlerden hasta ve kör olanlar gibi mazeretli kimseler dışında Allah yolunda cihat etmekten geri kalanlarla, mallarını ve canlarını harcayıp Allah yolunda savaşan mücahitler eşit değildir. Allah, mallarını ve canlarını harcayan mücahitleri derece olarak cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Mücahitler ve özürler sebebiyle cihattan geri kalanların her birine hak ettiği ecri vardır. Allah, kendi katından çok büyük sevap vererek mücahitleri savaşa katılmayanlara üstün kılmıştır.

Kelimeler

33 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَّا la olmaz
  2. يَسْتَوِى yestevi eşit kök: سوي
  3. ٱلْقَـٰعِدُونَ l-kaidune yerlerinde oturanlar kök: قعد
  4. مِنَ mine
  5. ٱلْمُؤْمِنِينَ l-mu'minine inananlardan kök: امن
  6. غَيْرُ gayru dışında kök: غير
  7. أُو۟لِى uli sahipleri kök: اول
  8. ٱلضَّرَرِ d-derari özür kök: ضرر
  9. وَٱلْمُجَـٰهِدُونَ velmucahidune ve cihad edenler kök: جهد
  10. فِى fi
  11. سَبِيلِ sebili yolunda kök: سبل
  12. ٱللَّهِ llahi Allah kök: اله
  13. بِأَمْوَٰلِهِمْ biemvalihim mallariyle kök: مول
  14. وَأَنفُسِهِمْ ۚ ve enfusihim canlariyle kök: نفس
  15. فَضَّلَ feddele üstün kılmıştır kök: فضل
  16. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  17. ٱلْمُجَـٰهِدِينَ l-mucahidine cihadedenleri kök: جهد
  18. بِأَمْوَٰلِهِمْ biemvalihim mallariyle kök: مول
  19. وَأَنفُسِهِمْ ve enfusihim canlariyle kök: نفس
  20. عَلَى ala
  21. ٱلْقَـٰعِدِينَ l-kaidine oturanlardan kök: قعد
  22. دَرَجَةًۭ ۚ deraceten derece bakımından kök: درج
  23. وَكُلًّۭا ve kullen ve hepsine kök: كلل
  24. وَعَدَ veade va'detmiştir kök: وعد
  25. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  26. ٱلْحُسْنَىٰ ۚ l-husna güzellik kök: حسن
  27. وَفَضَّلَ vefeddele ve üstün kılmıştır kök: فضل
  28. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  29. ٱلْمُجَـٰهِدِينَ l-mucahidine mücahidleri kök: جهد
  30. عَلَى ala
  31. ٱلْقَـٰعِدِينَ l-kaidine oturanlardan kök: قعد
  32. أَجْرًا ecran ecirle kök: اجر
  33. عَظِيمًۭا azimen çok daha büyük kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: درج (20 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin mertebeleri, Allah katında daha üstündür. İşte onlar, başarıya…

  • Aynı kök: قعد (31 geçiş) · Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş)

    Allah'ın Resulüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek…

  • Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş)

    Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı…

  • Aynı kök: درج (20 geçiş) · Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Ortak kavram: Vaad

    Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ın bakım ve onarımını, Allah'a ve ahiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri)…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(95, 96) Müminlerden -mazeret sahibi olanlar dışında- (savaşa katılmayıp evlerinde) oturanlarla, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler (fedakârlık yapanlar) bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri (fedakârlık yapanları), derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine en güzel olanı vadetmiştir. (Ancak) kendinden dereceler, bağışlama ve merhamet (şeklinde büyük bir ödül vererek), cihad edenleri (fedakârlık yapanları) oturanlardan çok daha büyük bir ödülle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Mustafa İslamoğlu

Mü'minlerden bir mazereti olmaksızın mücadeleden kaçınanlarla Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba gösterenler bir olamaz: Allah mallarıyla ve canlarıyla elinden gelen çabayı sarf edenleri mücadeleden kaçınanlardan daha yüce bir mertebeye çıkarmıştır. Allah bütün mü'minlere nihai güzellikler vaad etmesine rağmen, yolunda üstün gayret harcayanları yerinde sayanlara muhteşem bir ödül vaadiyle üstün tutmuştur:

Muhammed Esed

Bir mazeretleri olmaksızın mücadeleden kaçınan müminler ile Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba gösterenler bir olamaz: Allah, mallarıyla ve canlarıyla üstün çaba gösterenleri mücadeleden kaçınanlardan daha üstün bir mertebeye yüceltmiştir. Allah bütün (müminler)e nihai güzellik vaat etmiş olmasına rağmen, Allah yolunda üstün çaba gösterenleri, (kendilerine) büyük bir mükafat (vaat ederek) mücadeleden kaçınanlardan üstün kılmıştır,

Ahmed Hulusi

Mazeretsiz, evde oturup seferden kaçan iman edenler ile Allah yolunda mallarıyla, nefsleriyle mücahede edenler, eş değerde olmazlar. . . Allah, mallarıyla ve nefsleriyle mücahede edenleri, oturup kalanlardan derece olarak üstün kıldı. . . Hepsine Allah en güzeli vadetmiştir. . . (Ancak) Allah, mücahitleri, oturup kalanların üzerine büyük bir mükafat ile üstün kılmıştır.

Ali Bulaç

Mü'minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va'detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

Ali Özek ve heyeti

Müminlerden özür sahibi olanlar dışında oturanlarla malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah hepsine de güzellik (cennet) vadetmiştir, ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

Ali Rıza Safa

Özürleri olmadan evlerinde oturan inananlarla, Allah'ın yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba gösterenler aynı değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla çaba gösterenleri, oturanlardan, değişik konumlarla üstün yapmıştır. Allah, güzel olanı, tümüne söz vermiştir. Ama Allah, çaba gösterenleri, oturanlardan, büyük bir ödülle üstün yapmıştır.

Bayraktar Bayraklı

- İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah malları ve canlarıyla cihad edenleri derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de güzellik vaad etmiştir; ama mücahitlerin ödülünü, kendi katından yüksek dereceler, bağış ve rahmet şeklinde, oturanlarınkinden üstün kılmıştır.Allah bağışlayandır; merhamet edendir.

Edip Yüksel

Geçerli özre sahip olmaksızın yerlerinde oturanlar ile mallarıyla canlarıyla ALLAH yolunda savaşım verenler bir olmaz. ALLAH mallarıyla, canlarıyla savaşım verenleri derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. ALLAH hepsine güzellikler söz veriyor. Bununla birlikte, ALLAH savaşım verenleri oturanlar üzerine daha büyük bir ödülle üstün kıldı; dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * İslam'da savaş savunma amacıyladır. Bak:60:8-9.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Geçerli özre sahip olmaksızın yerlerinde oturanlar ile mallarıyla canlarıyla ALLAH yolunda savaşım verenler bir olmaz. ALLAH mallarıyla, canlarıyla savaşım verenleri derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. ALLAH hepsine güzellikler söz veriyor. Bununla birlikte, ALLAH savaşım verenleri oturanlar üzerine daha büyük bir ödülle üstün kıldı;

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(95-96) Mü'minlerden özürleri olmaksızın oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlar eşit olamazlar. Allah mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, oturanlardan mertebece üstün kılmıştır. Gerçi Allah her ikisine de cenneti va'd etmiştir. Bununla beraber Allah savaşanları, oturanlardan büyük bir mükafat, kendi tarafından derece derece verdiği rütbeler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın oturanlar ve Allah yolunda mallariyle, canlariyle cihad edenler müsavi olamazlar, Allah, mallariyle ve canlariyle mücahid olanları oturanların derece i'tibariyle üzerine geçirdi, gerçi Allah ikisine de husnayi (Cenneti) vad buyurmuştur, bununla beraber Allah mücahidlere oturanların fevkında azim bir ecir ihsan etmiştir

Erhan Aktaş

Mü'minlerden, bir özrü olmaksızın, Allah yolunda cihad dipnot 1 etmekten geri kalanlarla; mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, bir değildir. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından, geri kalanlardan üstün kıldı. Her ne kadar Allah, her ikisine de iyilikle muamele etmeyi söz vermiş ise de cihad edenleri, geri kalanlara karşı çok daha büyük bir ecirle üstün kılmıştır;

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bütün imkanlarıyla, malıyla canıyla mücadele etmek, üstün çaba harcamak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mü'minlerden, bir özrü olmaksızın, Allah yolunda cihad dipnot 1 etmekten geri kalanlarla; mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, bir değildir. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından, geri kalanlardan üstün kıldı. Her ne kadar Allah, her ikisine de iyilikle muamele etmeyi söz vermiş ise de cihad edenleri, geri kalanlara karşı çok daha büyük bir ecirle üstün kılmıştır;

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Savaşmak, mücadele etmek, üstün çaba harcamak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Mü'minlerden, bir özrü olmaksızın, Allah yolunda cihad dipnot 1 etmekten geri kalanlarla; mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, bir değildir. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından, geri kalanlardan üstün kıldı. Her ne kadar Allah, her ikisine de iyilikle muamele etmeyi söz vermiş ise de cihad edenleri, geri kalanlara karşı çok daha büyük bir ecirle üstün kılmıştır;

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Savaşmaktan, mücadele etmekten, gayret göstermekten.

Gültekin Onan

İnançlılardan özür olmaksızın oturanlar ile Tanrı yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Tanrı, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) vaadetmiştir; ancak Tanrı cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

Hasan Basri Çantay

Mü'minlerden özür saahibi olmaksızın (evlerinde) oturanlarla Allah yolunda mallariyle, canlariyle savaşanlar bir olamaz. Allah, mallariyle, canlariyle savaşanları, derece i'tibariyle, oturanlardan çok üstün kıldı. (Gerçi) Allah hepsine de cenneti va'd etmişdir. (Fakat) Allah, savaşanlara oturanların üstünde daha büyük bir ecir vermişdir.

İbni Kesir

Mü'minlerden; özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile Allah yolunda malları ve canları ile cihad edenler bir değildir. Allah; mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri derece bakımından oturanlara üstün kıldı. Bununla beraber Allah, her ikisine de güzelliği vaad etmiştir. Fakat Allah; cihad edenlere, oturanların üzerine büyük bir mükafat vermiştir.

Mehmet Alagaş

(95-96) Müminler içinden özrü olmadığı halde oturanlarla, Allah yolunda cihat edenler aynı sevide olamazlar. (Özrü olduğu için oturanlar aynı seviyededir) Allah, kendileri ve malları ile çabalayanların derecelerini oturanlara göre daha üstün kılmıştır, Allah, hepsine / mücahitlere ve oturanlara güzellik vaat etmiştir , Allah, mücahitleri büyük bir ecir ile oturanlardan üstün kılmıştır, Ondan dereceler, mağfiret ve rahmet vardır, Allah bağışlayandır ve merhametlidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Müminlerden özür sahibi olmaksızın geri kalanlarla, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlar bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, derece bakımından geri kalanlardan üstün kıldı. Bununla beraber Allah, hepsine güzellik (Cennet'i) vaat etmiştir. Fakat Allah savaşanlara, geride kalanların üstünde pek büyük bir mükâfat vermiştir.

Süleyman Ateş

İnananlardan özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mallariyle canlariyle Allah yolunda cihadedenler bir olmaz. Allah, mallariyle canlariyle cihadedenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de güzellik va'detmiştir ama mücahidleri oturanlardan çok daha büyük ecirle üstün kılmıştır:

Süleymaniye Vakfı

Müminlerden, bir özrü olmadan dipnot 1 oturup kalanlarla, malları ve canları ile Allah yolunda cihad edenler /elinden geleni yapanlar dipnot 2 bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenlerin derecesini, oturup kalanlardan üstün kılmıştır. Yine de Allah her birine (yaptıklarının) en güzeliyle karşılık vermeyi vaat etmiştir. Ama vereceği büyük bir ödülle Allah, cihad edenleri oturup kalanlardan üstün kılmıştır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın çok önemli bir parçasıdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanıp güvenenlerden bir özürü olmadan oturup duranlarla, malları ve canları ile Allah yolunda bütün güçleriyle mücadele edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile mücadele edenlerin derecesini oturanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de cenneti söz vermiştir dipnot 1 ama Allah, mücadele edenleri büyük bir ödülle oturanlara üstün kılacaktır dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    - عنها مبعدون
  2. metne dön, dipnot 2
    Fetih 48/17

Şaban Britch

Müminlerden özür sahibi olmaksızın geri kalanlarla, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlar bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, derece bakımından geri kalanlardan çok üstün kıldı.Bununla beraber Allah, hepsine güzellik (Cennet'i) vaat etmiştir. Fakat, Allah savaşanlara, geride kalanların üstünde pek büyük bir mükâfat vermiştir.

Şaban Piriş

Müminlerden özür sahibi olmaksızın geri kalanlarla, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlar bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, derece bakımından oturanlardan çok üstün kıldı. Bununla beraber Allah, hepsine cenneti vaat etmiştir. Fakat, Allah savaşanlara, oturanların üstünde pek büyük bir mükafat vermiştir.

Yaşar Nuri Öztürk

İnananların; özür sahibi olmaksızın oturanlarıyla, Allah yolunda malları ve canlarıyla didinip gayret gösterenleri aynı değildir. Allah, malları ve canlarıyla gayret gösterenleri oturanlara derece bakımından üstün kılmıştır. Allah hepsine güzellik vaat etmiştir ama cihat edenleri, çok büyük bir ödülle, oturanlardan üstün kılmıştır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They are not alike, the stay-at-home for no valid reason (sickness, trouble and the like) and those who strive in the cause of Allah with their wealth and their lives. Allah has invested those who strove with their wealth and their lives in His cause with special distinctions a step higher in the scale of dignity and rank than that He invested in the stay-at-home. Yet both did Allah promise efficacious grace effecting the end for which it is given. But those who strive shall Allah distinguish from the stay-at-home by quite a rich reward.

Abdul Haleem

Those believers who stay at home, apart from those with an incapacity, are not equal to those who commit themselves and their possessions to striving in God’s way. God has raised such people to a rank above those who stay at home- although He has promised all believers a good reward, those who strive are favoured with a tremendous reward above those who stay at home-

Abdullah Yusuf Ali

Not equal are those believers who sit (at home) and receive no hurt, and those who strive and fight in the cause of Allah with their goods and their persons. Allah hath granted a grade higher to those who strive and fight with their goods and persons than to those who sit (at home). Unto all (in Faith) Hath Allah promised good: But those who strive and fight Hath He distinguished above those who sit (at home) by a special reward,-

Abul A'la Maududi

Those believers who sit at home, unless they do so out of a disabling injury, are not the equals of those who strive in the way of Allah with their possessions and their lives. Allah has exalted in rank those who strive with their possessions and their lives over those who sit at home; and though to each Allah has promised some good reward, He has preferred those who strive (in the way of Allah) over those who sit at home for a mighty reward. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Those who sit at home' (i.e. remain passive) does not refer either to those who had been ordered to fight but tried to look for excuses not to fight or to those who were individually obliged to take part in fighting because of the general summons of Jihad (fight in the cause of God) and yet shirked this duty. The reference here is to those who remained engrossed in personal concerns at a time when Jihad had become a collective obligation (fard bi al-kifayah). In the first case the person who fails to fight can only be a hypocrite, and God holds out no good promise for such a person unless there is good reason, for example, genuine disability. In the second case, however, what is required is the mobilization of a part rather than the entire military strength of the Islamic community. In such cases, if the recognized head (imam) of the Islamic community summons the people to come forward and undertake the expedition concerned, those who respond to that call are reckoned to be of superior merit to those who remain occupied with other pursuits however meritorious.Fard bi al-kifayah signifies a collective duty of the Muslim community so that if some people carry it out no Muslim is considered blameworthy; but if no one carries it out all incur a collective guilt - Ed.

Aisha Bewley

Those muminun who stay behind – other than those forced to by necessity – are not the same as those who do jihad in the Way of Allah, sacrificing their wealth and themselves. Allah has given those who do jihad with their wealth and themselves a higher rank than those who stay behind. Allah has promised the Best to both, but Allah has preferred those who do jihad over those who stay behind by an immense reward:

Al-Hilali & Khan

Not equal are those of the believers who sit (at home), except those who are disabled (by injury or are blind or lame), and those who strive hard and fight in the Cause of Allâh with their wealth and their lives. Allâh has preferred in grades those who strive hard and fight with their wealth and their lives above those who sit (at home). Unto each, Allâh has promised good (Paradise), but Allâh has preferred those who strive hard and fight, above those who sit (at home) by a huge reward.

Ali Quli Qarai

Not equal are those of the faithful who sit back —excepting those who suffer from some disability— and those who wage jihād in the way of Allah with their possession and their persons. Allah has graced those who wage jihād with their possessions and their persons by a degree over those who sit back; yet to each Allah has promised the best reward, and Allah has graced those who wage jihād over those who sit back with a great reward:

Amatul Rahman Omar

Such of the believers as stay (at home) excepting the disabled ones, and those who strive in the cause of Allâh with their substance and their lives, are not equal. Allâh has exalted in rank those who strive (in His cause) with their substance and their lives above those who stay (at home), and yet to each one Allâh has promised good but Allâh has indeed granted eminence to those who strive (in His cause) over those who stay (at home) by giving them much better reward.

Arthur John Arberry

Such believers as sit at home -- unless they have an injury -- are not the equals of those who struggle in the path of God with their possessions and their selves. God has preferred in rank those who struggle with their possessions and their selves over the ones who sit at home; yet to each God has promised the reward most fair; and God has preferred those who struggle over the ones who sit at home for the bounty of a mighty wage,

Bijan Moeinian

Those who prefer the safety of their house are not equal to those who go to fight in the cause of God offering their wealth and lives. Those who sacrifice their lives and wealth earn a higher rank from their Lord. Although God has promised a good reward for all believers, those who fight for the sake of God will get a better reward than those who stay behind.

E. Henry Palmer

Not alike are those of the believers who sit at home without harm, and those who are strenuous in God's way with their wealth and their persons. God hath preferred those who are strenuous with their wealth and their persons to those who sit still, by many degrees, and to each hath God promised good, but God hath preferred the strenuous for a mighty hire over those who sit still,-

Edip-Layth

Except the disabled, not equal are those who stayed behind from those who acknowledge with those who strived in the cause of God with their money and lives. God has preferred those who strive with their money and lives over those who stayed behind by a grade; and to both God has promised goodness; and God has preferred the strivers to those who stay by a great reward.

George Sale

Those believers who sit still at home, not having any hurt, and those who employ their fortunes and their persons for the religion of God, shall not be held equal. God hath preferred those who employ their fortunes and their persons in that cause, to a degree of honour above those who sit at home: God hath indeed promised every one paradise, but God hath preferred those who fight for the faith before those who sit still,

Hamid S. Aziz

Not alike are those of the believers who sit at home, except those have a disability, and those who strive in Allah's way with their wealth and their lives. Allah hath preferred those who strive with their wealth and their lives to those who sit still, by many degrees. To each hath Allah promised good, but Allah hath bestowed on those who strive a greater reward than those who sit still,

Mahmoud Ghali

(The ones) of the believers sitting back-other than the ones (suffering) harm-are not the equals of the ones who strive in the way of Allah with their riches and their selves. Allah has graced the ones who strive with their riches and their selves with a (superior) degree over the ones sitting back; and to each Allah has promised the fairest (reward); and Allah has graced the ones striving over the ones sitting back with a magnificent reward.

Marmaduke Pickthall

Those of the believers who sit still, other than those who have a (disabling) hurt, are not on an equality with those who strive in the way of Allah with their wealth and lives. Allah hath conferred on those who strive with their wealth and lives a rank above the sedentary. Unto each Allah hath promised good, but He hath bestowed on those who strive a great reward above the sedentary;

Mohamed Ahmed - Samira

The faithful who sit idle, other than those who are disabled, are not equal to those who fight in the way of God with their wealth and lives. God has exalted those in rank who fight for the faith with their wealth and souls over those who sit idle. Though God's promise of good is for all, He has granted His favour of the highest reward to those who struggle in preference to those who sit at home.

Muhammad Asad

SUCH of the believers as remain passive - other than the disabled - cannot be deemed equal to those who strive hard in God's cause with their possessions and their lives: God has exalted those who strive hard with their possessions and their lives far above those who remain passive. Although God has promised the ultimate good unto all [believers], yet has God exalted those who strive hard above those who remain passive by [promising them] a mighty reward -

Mustafa Khattab

Those believers who stay at home—except those with valid excuses[1]—are not equal to those who strive in the cause of Allah with their wealth and their lives. Allah has elevated in rank those who strive with their wealth and their lives above those who stay behind ˹with valid excuses˺. Allah has promised each a fine reward, but those who strive will receive a far better reward than others—

Progressive Muslims

Not equal are those who stayed behind from the believers; except those disabled; with those who strived in the cause of God with their money and lives. God has preferred those who strive with their money and lives over those who stayed behind by a grade; and to both God has promised goodness; and God has preferred the strivers over those who stay by a great reward.

Rashad Khalifa

Not equal are the sedentary among the believers who are not handicapped, and those who strive in the cause of GOD with their money and their lives. GOD exalts the strivers with their money and their lives above the sedentary. For both, GOD promises salvation, but GOD exalts the strivers over the sedentary with a great recompense.

Sahih International

Not equal are those believers remaining [at home] - other than the disabled - and the mujahideen, [who strive and fight] in the cause of Allah with their wealth and their lives. Allah has preferred the mujahideen through their wealth and their lives over those who remain [behind], by degrees. And to both Allah has promised the best [reward]. But Allah has preferred the mujahideen over those who remain [behind] with a great reward -

Sam Gerrans

Not equal are those among the believers who sit — those without injury — and those who strive in the cause of God with their wealth and their lives. God has favoured those who strive with their wealth and their lives with a degree above those who sit; and each has God promised good, but He has favoured those who strive over those who sit with a great reward,

Shabbir Ahmed

Those believers who sit back, except for a disability, are not equal in ranks to those who strive with their wealth and person in the Cause of Allah. Allah has granted a grade higher to those who strive with their wealth and person than that granted those who remain passive. Although Allah has promised the ultimate good to all believers, yet Allah has exalted with immense reward those who strive, above the ones who sit back at home.

Syed Vickar Ahamed

Believers who sit (at home), except the disabled; And receive no hurt (of fight), are not equal to those who struggle and fight in the cause of Allah with their goods and their person. Allah has granted a position higher to those who struggle and fight with their goods and persons than to those who sit (at home). To each Allah has promised good (reward): But Allah has given a (special) position to those who struggle and fight above those who sit (at home) with a great reward—

Taqi Usmani

Those among the believers who sit back, except the handicapped, are not equal to those who fight in the way of Allah with their riches and their lives.Allah has raised the rank of those who fight with their riches and their lives, over those who sit; and to each, Allah has promised good. Allah has given precedence to those who fight over those who sit in giving them a great reward

The Monotheist Group

Not equal are those who stayed behind from the believers; except those disabled; with those who strived in the cause of God with their money and lives. God has preferred those who strive with their money and lives over those who stayed behind by a grade; and to both God has promised goodness; and God has preferred those who strived over those who stayed behind by a great reward.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 95. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 95. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 95. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩