Nisâ suresi · 47–57. ayetler

Kitap ehline uyarı; şirkin bağışlanmaması

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nisâ suresi, 47. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 47. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ ءَامِنُوا۟ بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَكُم مِّن قَبْلِ أَن نَّطْمِسَ وُجُوهًا فَنَرُدَّهَا عَلَىٰٓ أَدْبَارِهَآ أَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّآ أَصْحَٰبَ ٱلسَّبْتِ وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ مَفْعُولًا

    Diyanet İşleri

    Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut cumartesi halkını lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden, yanınızda bulunanı (Tevrat'ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur'an'a) iman edin. Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir.

    Mehmet Okuyan

    Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silerek arkalarına çevirmeden dipnot 1 veya onları Cumartesi dipnot 2 (yasağını çiğneyen) halk gibi lanetlemeden önce, elinizdekini (Tevrat'ın aslını) doğrulayıcı olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin! (Çünkü) Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada sözü edilen durum, umutları söndürülerek arkalarına baktırılmaları, geçmiş günlerin aranması anlamında bir pişmanlık hâli mecaz olarak ifade edilmek istenmektedir. Bu olay, Medine'de verdikleri sözün gereğini yerine getirmeyen, ihanete ve hainliğe başvuran Nadîroğullarının Medine'den sürülmelerine ve sürgün edilirken de hasretle geri dönüp bakmalarına işaret etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cumartesi Yasağı ile ilgili bkz. Bakara 2:65, dipnot 4.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey önceki vahiylerin müntesipleri! Sizdekini tasdik edici olarak indirdiğimiz vahye inanın ki, (geleceğe yönelik) umutlarınızı söndürüp yüzlerinizi geçmişe döndürmeyelim; ya da Cumartesi yasağını çiğneyen topluluğu lanetlediğimiz gibi lanetlemeyelim; zira Allah'ın iradesi mutlaka gerçekleşir.

    Muhammed Esed

    Siz ey (geçmişte) kendilerine vahiy bahşedilmiş olanlar! (Şimdi), sahip olduğunuz (hakikati) tasdik edici olarak indirdiğimiz vahye inanın ki ümitlerinizi boşa çıkarmayalım ve onları sona erdirmeyelim, tıpkı Sebti ihlal eden o toplumu lanetlediğimiz gibi; zira Allahın irade ettiği şey mutlaka icra edilir.

    Ahmed Hulusi

    Ey kendilerine hakikat bilgisi verilenler, yüzleri silerek enselere döndürmeden (ilminizi silip eski sapıklığa döndürmeden) veya Cumartesi hürmetini yerine getirmeyenleri lanetlediğimiz gibi sizleri lanetlemeden önce, gelin iman edin size inzal ettiğimiz, beraberinizdeki hakikat ilmini tasdik edene (Kuran'a). . . Allah hükmü yerine gelmiştir.

    Ali Bulaç

    Ey kendilerine kitap verilenler birtakım yüzleri silip de arkalarına çevirmeden ya da cumartesi adamlarını (o gün yasağı çiğneyenleri) lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden evvel, yanınızdakini (Tevrat ve İncil'i) doğrulayıcı olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Allah'ın emri yapılagelmiştir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey kendilerine kitap verilmiş olanlar! Biz, bir takım yüzleri belli belirsiz edip arkalarına döndürmeden, yahut onları, cumartesi adamları gibi lânetlemeden önce (davranarak), nezdinizde bulunan (Tevrat)'ı tasdik etmek için indirdiğimiz (Kur'an)'e iman edin; Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir.

    Ali Rıza Safa

    Ey kitap verilenler! Yüzleri silip ters çevirmeden veya Cumartesi yoldaşlarını lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden önce, yanınızda olanı doğrulayan, indirdiğimize inanın. Çünkü Allah'ın buyruğu yerine gelecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey kitap ehli! Biz, birtakım yüzleri silip dümdüz ederek arkalarına çevirmeden, yahut onları Cumartesi adamları gibi lanetlemeden önce, size gelenleri doğrulamak üzere indirdiğimize iman ediniz; Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir.

    Edip Yüksel

    Kitaplılar! Bazı yüzleri çevirip sürgüne göndermeden ve Cumartesi Halkını lanetlediğimiz gibi lanetlenmeden önce, yanınızdakileri onaylayıcı olarak indirdiğimizi onaylayın. ALLAH'ın emri sürekli uygulanmıştır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kitaplılar! Bazı yüzleri çevirip sürgüne göndermeden ve Cumartesi Halkını lanetlediğimiz gibi lanetlemeden önce, yanınızdakileri onaylayıcı olarak indirdiğimize inanın. ALLAH'ın emri sürekli uygulanmıştır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey kendilerine kitap verilenler, gelin o beraberinizdekini doğrulamak üzere indirdiğimiz bu kitaba, biz bir takım yüzleri silip de enselerine çevirmeden veya onları cumartesi yasağını çiğneyenleri lanetlediğimiz gibi, lanetlemeden önce iman edin! Yoksa Allah'ın emri daima yerine gelmiştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o kendilerine kitab verilenler! Gelin o beraberinizdekini tasdıklamak üzere indirdiğimiz bu kitaba iyman edin biz bir takım yüzleri silib de enselerine çevirmezden veya onlar, eshab-ı Sebti la'netlediğimiz gibi la'netlemezden evvel, yoksa Allahın emri fi'le çıkarılagelmiştir.

    Erhan Aktaş

    Ey kendilerine Kitap verilenler! Bazı yüzlerin azalarını silip, arkaları gibi dümdüz yapmadan veya Cumartesi yasağını çiğneyenleri lanetlediğimiz dipnot 1 gibi sizi de lanetlemeden önce yanınızda bulunanı, doğrulayıcı olarak indirdiğimize iman edin. Zira Allah'ın hükmü mutlaka gerçekleşir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güzel olan her şeyden mahrum kalmak. Dışlanmak. Allah'ın rahmetinden kovması, merhametinden yoksun bırakması.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey kendilerine kitap verilenler! Bazı yüzlerin azalarını silip, arkaları gibi dümdüz yapmadan veya Cumartesi yasağını çiğneyenleri lanetlediğimiz dipnot 1 gibi sizi de lanetlemeden önce yanınızda bulunanı, doğrulayıcı olarak indirdiğimize iman edin. Zira Allah'ın hükmü mutlaka gerçekleşir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güzel olan her şeyden mahrum kalmak. Dışlamak. Allah'ın Rahmetinden kovması, merhametinden yoksun bırakması.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey kendilerine kitap verilenler! Bazı yüzlerin azalarını silip, arkaları gibi dümdüz yapmadan veya cumartesi yasağını çiğneyenleri lanetlediğimiz gibi sizi de lanetlemeden önce yanınızda bulunanı, doğrulayıcı olarak indirdiğimize iman edin. Zira Allah'ın hükmü mutlaka gerçekleşir.

    Gültekin Onan

    Ey kendilerine kitap verilenler birtakım yüzleri silip de arkalarına çevirmeden ya da cumartesi adamlarını [o gün yasağı çiğneyenleri] lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden evvel yanınızdakini [Tevrat ve İncil'i] doğrulayıcı olarak indirdiğimize (Kuran'a) inanın. Tanrı'nın buyruğu yapılagelmiştir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey kendilerine kitab verilenler, nezdinizdeki (kitab) ları tasdıyk edici (doğrultucu) olmak üzere indirdiğimiz (Kur'an-ı kerim) e — biz bir takım yüzleri silib ve belirsiz edip de enselerine çevirmezden, yahud cumartesi yaranına etdiğimiz la'net gibi kendilerini de la'netlemezden evvel — iman edin. Allahın emri yerine gelecekdir.

    İbni Kesir

    Ey kitab verilenler; Biz bir takım yüzleri silip de enselerine çevirmezden veya onları Ashab-ı Sebit'i la'netlediğimiz gib la'netlemezden önce, gelin de elinizdekini doğrulayıcı olarak indirdiğimize iman edin. Allahın emri daima yapılagelmiştir.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden yahut cumartesi halkını lanetlediğimiz gibi onları lanetlemeden, yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir.

    Süleyman Ateş

    Ey Kitap verilenler, biz bazı yüzleri, silip arkalarına döndürmeden, ya da Cumartesi adamlarını la'netlediğimiz gibi onları da la'netlemeden önce, yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğimiz(Kur'an)a inanın. Allah'ın buyruğu yapılır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey kendilerine kitap verilenler! Yanınızda olanı tasdik edici özellikte indirdiğimize (Kur'an'a) inanıp güvenin. dipnot 1 Bunu, itibarınızı yok edip sizi, yüzünüze bakılmaz hale getirmeden veya iş bırakma /şabat emrini çiğneyen ahaliyi dipnot 2 lanetlediğimiz /dışladığımız gibi sizi de lanetlemeden önce yapın. dipnot 3 Allah'ın kuralı daima uygulanır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      İsrailoğullarının, Allah'ın emirlerini yerine getirmemeleri durumunda yurtlarından çıkarılacakları ve uluslar arasında dağıtılacakları Tevrat ve İncil'de de yazılıdır (
      Levililer 26: 14-38 — Eski Ahit, Levililer; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Levililer 26:14

      “ ‹Ama beni dinlemez, bütün bu buyrukları yerine getirmezseniz, cezalandırılacaksınız.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      Hezekiel 20:23-24 — Eski Ahit, Hezekiel; alıntıyı aç

      Eski Ahit · Hezekiel 20:23

      Onları ulusların arasına dağıtacağıma, başka ülkelere göndereceğime çölde ant içtim.

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      ,
      1 Peter 1:1 — Yeni Ahit, 1. Petrus; alıntıyı aç

      Yeni Ahit · 1. Petrus 1:1

      Mesih İsanın elçisi ben Petrustan Pontus, Galatya, Kapadokya, Asya İli ve Bitinyaya dağılmış ve buralarda yabancı olarak yaşayan seçilmişlere selam!

      Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

      , Elçilerin İşleri 8:1,4). Nebimiz döneminde kendilerine Kur'an tebliğ edilen Yahudi ve Hıristiyanların bir bölümü önce inandı, arkasından kafirlik edip Allah'ın ve elçisinin karşısında yer aldılar (Nisa 4/115, Enfal 8/13-14, Muhammed 47/32), Allah da onları lanetledi (Bakara 2/89, Al-i İmran 3/85-88). Beni Nadir Yahudilerinin içlerinde, Medine'yi toplu halde terk etmelerine sebep olan bir korku oluşturdu. Evlerini kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle yıktılar. Bıraktıkları mallar müslümanlara kaldı. (Haşr 59/2-8) Benzer durumu, daha önce Beni Kaynuka Yahudileri yaşamıştı. Ancak onlar, Medine'yi toplu halde değil, azar azar terk ettiler. (Haşr 59/15). Beni Kurayza Yahudileri ise Medine Antlaşmasına uydu ve Müslümanların koruması altına girdiler ama Hendek Savaşı sırasında düşman tarafına geçerek antlaşmayı bozdular (Ahzab 33/12-15). Düşman çekilince Nebimiz, hemen kalelerini kuşatıp onlarla savaştı, bir kısmını öldürdü, bir kısmını da esir aldı. Yerleri, yurtları ve malları ganimet olarak Müslümanlara kaldı (Ahzab 33/26-27). Beni Kurayza esirleri, serbest bırakıldıktan sonra Medine'yi, toplu halde terk ettiler (Muhammed 47/4).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey kendilerine Kitap verilenler! Sizin yanınızda olan Kitabı tasdik eden bu Kitaba inanıp güvenin. Yoksa itibarınızı yok eder, sizi yüzsüz hale getiririz. Yahut cumartesi yasağını çiğneyen ahaliyi dipnot 1 dışladığımız (lanetlediğimiz) gibi siz de dışlarız. Allah'ın emri yerine gelir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. Araf 7/163-166
    2. metne dön, dipnot 2
      Nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın desteğini ve insanların desteğini görenler hariç hepsi sefillik içinde olur, Allah'ın öfkesi ile yıkılırlar. Tamamının üzerine çaresizlik çökmüştür. Evet, öyle! Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini görmezlikten gelirler ve nebilerini haksız yere öldürürler. Evet, öyle! Çünkü isyana dalar ve aşırı giderler. (Al-i İmran 3/112)

    Şaban Britch

    Ey kitap verilenler! Bazı yüzleri silip, arkalarına çevirmeden ya da onları da cumartesi yasağını ihlal edenleri lanetlediğimiz gibi, lanetlemeden yanınızdaki (kitabı) tasdik ederek indirdiğimize (Kuran'a) iman edin. Allah’ın emri yerine gelir.

    Şaban Piriş

    Ey kitap verilenler! Bazı yüzleri silip, arkalarına çevirmeden ya da onları da cumartesi yasağını ihlal edenleri lanetlediğimiz gibi, sizi de lanetlemeden önce yanınızdaki (kitabı) tasdik ederek indirdiğimize iman edin. Allah'ın emri yapılagelmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey kendilerine kitap verilenler! Biz bir takım yüzleri silip arkalarına çevirmeden, yahut Cumartesi Ashabı'nı lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden önce, yanınızda bulunanı tasdikleyici olarak indirdiğimize inanın. Allah'ın emri yerine getirilmiş olacaktır.

  2. Nisâ suresi, 48. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 48. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱفْتَرَىٰٓ إِثْمًا عَظِيمًا

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bundan başkasını, (diğer günahları) dilediği (layık olan) kimse için bağışlar. dipnot 1 Allah'a ortak koşan kişi büyük bir günah(la) iftira etmiş olur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mesaj Nisâ 4:116. ayetle birlikte okunmalıdır. Demek ki Yüce Allah'ın bağışlamayacağını ilan ettiği tek günah şirk, yani Allah'a ortak koşmak üzere ölmektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Kuşkusuz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; fakat dileyen kimselerin bunun dışındaki günahlarını bağışlamayı diler. Zira Allah'a ortak koşan kimseler, (O'na) iftira ederek korkunç bir günah işlemiş olmaktadırlar.

    Muhammed Esed

    Şüphesiz Allah, dilediği kimselerin daha hafif günahlarını bağışladığı halde, Kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz: zira Allaha ortak koşanlar, gerçekten korkunç bir günah işlemiş olurlar.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Allah kendisine (afaki - açık veya enfüsi - gizli) şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dunundakileri (bundan daha küçük suçları) dilediklerine bağışlar. Kim Esma ül Hüsna'sı itibarıyla varlığının da hakikati olan Allah'a ("B"illahi) şirk koşarsa, gerçekten aziym bir suç olarak, iftira etmiş olur.

    Ali Bulaç

    Gerçekten, Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını, (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah, Kendisine ortaklar koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanları ise dilediği kişi için bağışlar. Allah'a kim ortaklar koşarsa, iftira ederek büyük bir suç işlemiş olur. dipnot 88

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 88
      Halk arasında bilinenlerin tersine, Allah'ın bağışlamayacağı tek suçun, kul hakkı değil; Allah'a ortaklar koşmak olduğu bildirilmiştir. Bu uyarının tıpkısı, 4:116 ve 9:113 ayetlerinde de bildirilir. Bu konuda, önyazıların ikinci bölümünde ayrıntılı bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başka günahları, dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah ile iftira etmiş olur.

    Edip Yüksel

    ALLAH kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bundan aşağısını dilediğini bağışlar. Kim ALLAH'a ortak koşarsa çok büyük bir hakaret etmiş olur. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Ölümden önce putperestlikten dönülebilir (4:18; 40:66). Maalesef Müslümanların büyük çoğunluğu müşrik din adamlarının oluşturduğu mezheplere kapılarak bu büyük suçu işlemektedirler (9:31; 12:40; 42:21; 6:145-150).

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bundan başkasını dilediğine bağışlar. Kim ALLAH'a ortak koşarsa çok büyük bir hakaret etmiş olur

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Doğrusu Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Ondan başkasını ise dilediğine bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa pek büyük bir cinayeti iftira etmiş olduğunda şüphe yoktur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Doğrusu Allah kendine şirk koşulmasını mağfiret etmez, ondan berisini dilediğine mağfiret buyurur, kim de Allaha şirk koşarsa pek büyük bir cinayet iftira etmiş olduğunda şüphe yoktur

    Erhan Aktaş

    Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında hak edeni dipnot 1 bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa, büyük bir günahla iftirada bulunmuş olur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 3:129. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında hak edeni dipnot 1 bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa, büyük bir günahla iftirada bulunmuş olur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, kendisine ortak koşanları asla affetmez. Bunun dışında uygun gördüğünü dipnot 1 bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa, büyük bir günahla iftirada bulunmuş olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae: "şey edeni"; bağışlanmak için gayret göstereni/bağışlanmayı gerektirecek "şey"ler yapanı.

    Gültekin Onan

    Gerçekten, Tanrı, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Tanrı'ya şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki Allah, kendisine eş tanımasını yarlığamaz. Ondan başkasını, dileyeceği kimseler için, yarlığar. Kim Allaha eş tutarsa muhakkak pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.

    İbni Kesir

    Allah; kendisine ortak koşmayı bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse, hiç şüphesiz pek büyük bir günahla iftira etmiş olur.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz, bunun dışındakilerden dilediğini bağışlar. Kim, Allah’a şirk koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur.

    Süleyman Ateş

    Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan da gerçekten büyük bir günah işlemiştir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, kendisine şirk /ortak koşulmasını bağışlamaz. dipnot 1 Bunun altındaki günahları, gereğini yapan kişi için dipnot 2 bağışlar. dipnot 3 Kim Allah'a ('bunu isteyen Allah'tır' diyerek) dipnot 4 ortak koşarsa büyük bir günahı ona mal etmiş olur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın varlığı ve birliği konusunda kimsenin şüphesi yoktur (A'raf 7/172-174). İlah sayılanlar, Allah ile araya konan aracılardır. Heykelin ilah olamayacağını herkes bilir (Ankebut 29/16-25). Bakara 2/22. ayette yer alan "bile bile Allah'a benzer nitelikte varlıklar uydurmayın." ifadesi, bilmeden işlenen şirk günahının affedileceğini gösterir (Enfal 8/27). Bunun örneği İbrahim aleyhisselamdır. O, buluğa erdiği andan itibaren putların ilah olmayacağını anlamıştı. Ama En'am 6/75-79. ayetlerde belirtildiği gibi, gözlemler yapıp kesin kanaate varıncaya kadar gezegenin, ayın ve güneşin, kendisinin rabbi olduğuna inanıyordu. Yaptığı gözlemler sonucunda onların rab olamayacaklarını anlar anlamaz kesin tavrını ortaya koydu (Enbiya 21/51-64). Onun bu konuda, bile bile yaptığı herhangi bir yanlış olmadığı için Allah onu hiçbir zaman müşrik saymamıştır (Bakara 2/135, Al-i İmran 3/18, 67, 95, En'am 6/161, Nahl 16/123). Nitekim Müslümanlar da Muhammed aleyhisselamın ve ilim adamlarının ilah yapıldığının farkında değillerdir. Allah Teala Kur'an'ı sadece kendisinin açıkladığını, bunu bir ilme göre yaptığını (A'raf 7/52), bu açıklamalara, konuyu bilenlerden oluşan bir ekibin ulaşabileceğini (Fussilet 41/3) bildirmiş ve başkasının yapacağı açıklamayı kabul etmenin onu ilah saymak olduğunu açıkça ifade etmiştir (Hud 11/1). Ama geleneksel yapı, birçok ayeti gizlemiş, bir çoğuna da yanlış anlamlar vermiş ve Muhammed aleyhisselamın da ayetleri açıklama yetkisinin olduğunu, Müslümanlara kabul ettirmiştir. Bu yetki alimlere de verilerek mezhepler oluşturulmuş ve bir ilahlar piramidi meydana getirilmiştir. Bu, kabul edilebilecek bir şey değildir (Bakara 2/103-105, 213, En'am 6/159, Şura 42/13-14). Ancak bu yapıyı, bilmeden kabul edenlerin bir sorumluluğu olmaz (Bakara 2/22, 286). Ama bunu bile bile yapıp Müslümanları bu hale sokanlar, en ağır cezaya çarptırılacaklardır (Bakara 2/159-162, 174-176, A'raf 7/44-45). Bu ayetin benzeri için bkz. Nisa 4/116.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    3. metne dön, dipnot 3
      Bir şeyi insanın var etmesi için çalışması gerekir. Şirkten uzak kalan ve büyük günahlardan kaçınan (Nisa 4/31, Necm 53/31-32) veya günah işledikten sonra tövbe edip /dönüş yapıp kendilerini düzeltenler (Furkan 25/68-71) ile sevapları günahlarından fazla olanlar doğrudan cennete gider, cehennemin hışırtısını bile duymazlar. (Enbiya 21/101-102) Günahları sevaplarından fazla olanlar da cehenneme giderler (Araf 7/9, Meryem 19/71-72, 86-87, Müminun 23/103-104, Karia 101/8-11). Bunlar, cezalarını çektikten sonra cennetteki yakınlarının yanına yerleştirilirler (Tur 52/21).
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah kendisine ortak oluşturulmasını (şirki) bağışlamaz. Bunun altında olan günahları, şirkten uzak kalmayı tercih eden kişi için bağışlar. Kim Allah'a ortak oluşturursa, O'na büyük bir iftirada bulunmuş olur.

    Şaban Britch

    Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, bunun dışındakilerden dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur.

    Şaban Piriş

    Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, bunun dışındakilerden dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki, Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah'a şirk koşan, gerçekten büyük bir günah işlemiştir.

  3. Nisâ suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 49. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُزَكُّونَ أَنفُسَهُم بَلِ ٱللَّهُ يُزَكِّى مَن يَشَآءُ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتِيلًا

    Diyanet İşleri

    Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah, dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez.

    Mehmet Okuyan

    Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? dipnot 1 Hayır! Allah dileyeni (layık gördüğünü) temize çıkarır ve (onlar) en küçük bir haksızlığa uğratılmazlar. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Nûr 24:21; Necm 53:32.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen [fetîl] kelimesi "kıl kadar, en küçük bir şekilde, zerre kadar, çekirdekteki ince zar kadar" demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Baksana kendilerini temize çıkaranlara! Ama yoo! Allah dilediğini temize çıkarır ve kimseye zerre kadar haksızlık yapılmaz.

    Muhammed Esed

    Kendilerini tertemiz sayanların farkında değil misin? Hayır, aksine Allah dilediğini temize çıkarır ve kimseye kıl kadar haksızlık yapılmaz.

    Ahmed Hulusi

    Kendilerini temiz sayanları (şirk koştukları halde temiz olduklarını iddia eden Yahudi ve Hristiyanları) görmüyor musun? Hayır (olay onların dediği gibi değil), Allah dilediğini arındırır ve hurma lifi kadar zulme uğratılmazlar.

    Ali Bulaç

    Kendilerini (övgüyle) temize çıkaranları görmedin mi? Hayır; Allah, dilediğini temizleyip yüceltir. Onlar, 'bir hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar' bile haksızlığa uğratılmazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerini temize çıkaranlar (yahudilere) a ne dersin! Hayır, Allah dilediğini temize çıkarır ve hiç kimse kıl payı kadar haksızlık görmez.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah, dilediğini temize çıkarır ve onlara en küçük haksızlık yapılmaz.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerini temize çıkaranların farkında değil misin? Hayır, aksine Allah dilediğini temize çıkarır ve kimseye kıl kadar haksızlık yapılmaz.

    Edip Yüksel

    Kendilerini temize çıkaranları görmüyor musun? Oysa ALLAH dilediğini temize çıkarır. Onlara en ufak bir haksızlık yapılmaz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerini temize çıkaranları görmüyor musun? Oysa ALLAH dilediğini temize çıkarır. Onlara en ufak bir haksızlık yapılmaz

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şu nefislerini temize çıkarıp duranları görmüyor musun? Hayır, yalnız Allah dilediğini temize çıkarır. Ve onlara kıl kadar zulmedilmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bakmazmısın şu nefislerini tezkiye edib duranlara! Hayır, yalnız Allah dilediğini tezkiye eder (temize çıkar) onlar da kıl kadar zulmedilmezler

    Erhan Aktaş

    Kendilerini temize çıkaranları görmüyor musun? Hayır! Allah, hak edeni dipnot 1 temize çıkarır. Hiç kimseye hurma çekirdeğinin lifi kadar haksızlık edilmez.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      3:129. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerini temize çıkaranları görmüyor musun? Hayır! Allah, hak edeni dipnot 1 temize çıkarır. Hiç kimseye hurma çekirdeğinin lifi kadar haksızlık edilmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 4:48 Ayet dipnotu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerini temize çıkaranları görmüyor musun? Hayır! Allah, uygun gördüğünü dipnot 1 temize çıkarır. Hiç kimseye hurma çekirdeğinin lifi kadar haksızlık edilmez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Men yeşau": "Şey edeni", yani temize çıkmaya gayret göstereni.

    Gültekin Onan

    Kendilerini (övgüyle) temize çıkaranları görmedin mi ? Hayır; Tanrı, dilediğini temizleyip yüceltir. Onlar, 'bir hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar' bile haksızlığa uğratılmazlar.

    Hasan Basri Çantay

    Kendilerini temize çıkaranlara bakmadın mı? öyle değil, Allah kimi dilerse onu temize çıkarır. Onlar hurma çekirdeğinin ince ipliği kadar bile haksızlık görmezler.

    İbni Kesir

    Bakmaz mısın şu kendilerini temize çıkaranlara? Halbuki dilediğini temize çıkaran yalnız Allah'tır. Ve kıl payı zulme uğratılmazlar.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Allah dilediğini temize çıkarır ve hurma çekirdeğinin üzerindeki ince iplik/lif kadar bile zulme uğratılmazlar.

    Süleyman Ateş

    Şu kendilerini övüp yüceltenleri görmedin mi? Hayır, ancak Allah dilediğini yüceltir, onlara kıl kadar zulmedilmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerini temize çıkaranları görmez misin? Hayır! Allah, tercihini doğru yapan kişiyi temize çıkarır. Onlara kıl kadar haksızlık yapılmaz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevbe….

    Şaban Britch

    Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Oysa Allah, dilediğini arındırır ve onlar, en küçük zulme uğratılmazlar.

    Şaban Piriş

    Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Oysa Allah, dilediğini arındırır ve onlar, en küçük haksızlığa uğratılmazlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bakmaz mısın, şu benliklerini ak, berrak gösterip duranlara! Hayır! İş, sandıkları gibi değil. Ancak Allah, dilediğini temizleyip aklar. Ve bir hurma lifi kadar zulme uğratılmazlar.

  4. Nisâ suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 50. ayet. ٱنظُرْ كَيْفَ يَفْتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَكَفَىٰ بِهِۦٓ إِثْمًا مُّبِينًا

    Diyanet İşleri

    Bak, Allah'a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.

    Mehmet Okuyan

    Bak, nasıl da Allah'a yalan uyduruyorlar! Apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her iftira, büyük günahtır. Ancak en büyük iftira, Yüce Allah'a yapılandır ve bu çok büyük bir günahtır. Bu konuda benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:94; En‘âm 6:21, 93, 144, 157; A‘râf 7:37; Yûnus 10:17; Hûd 11:18; Kehf 18:15; ‘Ankebût 29:68; Zümer 39:32; Saff 61:7.

    Mustafa İslamoğlu

    Bak, kendi uydurduklarını nasıl da Allah'a atıyorlar? (Onların pek de temiz olmadıklarına) bu aşikar günah yeter.

    Muhammed Esed

    Bak, kendi uydurduklarını nasıl da Allaha isnat ediyorlar? Bundan daha açık bir günah olamaz.

    Ahmed Hulusi

    Bak nasıl yalanla Allah'a iftira ediyorlar! Bundan daha açık suç olmaz!

    Ali Bulaç

    Allah'a karşı nasıl yalan uyduruyorlar, bir bak. Bu, apaçık bir günah olarak yeter.

    Ali Özek ve heyeti

    Bak, (kendilerini temize çıkaran yahudiler) nasıl da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter!

    Ali Rıza Safa

    Allah hakkında yalanlar söyleyerek, nasıl iftira ediyorlar bak? Apaçık bir suç olarak bu yeter.

    Bayraktar Bayraklı

    Bak, nasıl da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; iğrenç bir günah olarak bu onlara yeter!

    Edip Yüksel

    Bak, nasıl da yalan yere ALLAH'a iftira ediyorlar. Büyük bir hakaret olarak bu yeter.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bak, nasıl da yalan yere ALLAH'a iftira ediyorlar. Büyük bir hakaret olarak bu yeter.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bak, Allah'a karşı nasıl yalan uyduruyorlar! Bu apaçık bir günah olarak yeter!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bak Allaha karşı nasıl yalan uyduruyorlar, açık günah da bu yeter

    Erhan Aktaş

    Bak! Nasıl Allah adına yalan uyduruyorlar. dipnot 1 Apaçık bir günah olarak bu yeter.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "5:18. Allah'ın oğulları, sevgilileriyiz; 2:80. Cehennem sayılı gün bize dokunacak, 2:111. Yahudi ve Nesara'dan /Hıristiyanlardan başkası Cennet'e giremeyecek." diyerek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bak! Nasıl Allah adına yalan uyduruyorlar. dipnot 1 Apaçık bir günah olarak bu yeter.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "5:18. Allah'ın oğulları, sevgilileriyiz; 2:80. Cehennem sayılı gün bize dokunacak; 2:111. Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet'e giremeyecek." diyerek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bak! Nasıl Allah adına yalan uyduruyorlar. dipnot 1 Apaçık bir günah olarak bu yeter.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "5/Maide, 18: Allah'ın oğulları, sevgilileriyiz; 2/Bakara, 80: Cehennem sayılı gün bize dokunacak; 2/Bakara, 111: Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet'e giremeyecek." diyerek.

    Gültekin Onan

    Tanrı'ya karşı nasıl yalan uyduruyorlar, bir bak. Bu, apaçık bir günah olarak yeter.

    Hasan Basri Çantay

    Bak, Allaha karşı nasıl olmadık yalan düzüyorlar? Bu, apaçık bir günah olmak bakımından, (onlara) yeter.

    İbni Kesir

    Bir bak; Allah'a karşı nasıl yalan uyduruyorlar? Apaçık bir günah olarak bu, yeter.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’a karşı nasıl da yalan uydurduklarına bir bak! Bu, apaçık bir günah olarak onlara yeter.

    Süleyman Ateş

    Bak nasıl Allah'a yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Baksana, kendi yalanlarını nasıl da Allah'a mal ediyorlar! Açık bir günah olarak bu onlara yeter.

    Şaban Britch

    Allah’a karşı nasıl yalan uydurduklarına bak! Bu, apaçık bir günah olarak yeter.

    Şaban Piriş

    Allah'a karşı nasıl yalan uydurduklarına bak, bu, apaçık bir günah olarak yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir bak, nasıl yalan düzüp iftira ediyorlar Allah'a! Açık günah olarak bu yeter.

  5. Nisâ suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 51. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يُؤْمِنُونَ بِٱلْجِبْتِ وَٱلطَّٰغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هَٰٓؤُلَآءِ أَهْدَىٰ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    Kendilerine Kitap'tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar "cibt"e ve "tağut"a inanıyorlar. İnkar edenler için de, "Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadır" diyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Kitaptan kendilerine bir pay verilenleri (kitap ehlini) görmedin mi? Putlara ve batıla dipnot 1 (sahte ilahlara) iman ediyor; sonra da kâfir olanlar için "Bunlar, (Allah'a) iman edenlerden daha doğru yoldadır." diyorlar!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen [el-cibt] kelimesi "putlar", [et-Tağut] sözcüğü ise "batıl ve azgın olan her şey"dir.

    Mustafa İslamoğlu

    Kendilerine vahiyden bir pay verilenleri görmüyor musun? Eşya ve olaylarda uğur ve uğursuzluk olduğuna ve tağuta inanıyorlar ve kafirlerin mü'minlerden daha doğru yolda olduğunu iddia ediyorlar.

    Muhammed Esed

    Kendilerine ilahi kelamdan bir pay verildiği halde (şimdi) asılsız muammalara ve şeytani güçlere inananların ve hakikati inkara şartlanmış olanların, müminlerden daha doğru yolda olduklarını iddia edenleri görmüyor musun?

    Ahmed Hulusi

    Kendilerine hakikat bilgisinden bir nasip verilenleri görüyor musun? Cibt'e (kendisinde kuvvet vehmedilen put) ve Tağut'a (şeytani güçler) iman ediyorlar ve hakikati inkar edenlere, "Bunlar iman edenlerden daha doğru yolda" diyorlar.

    Ali Bulaç

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Onlar, tağuta ve cibt'e inanıyorlar ve diğer inkar edenler için: "Bunlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır" diyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine Kitap'tan nasip verilenleri görmedin mi? Sihre, putlara ve şeytanlara iman ediyorlar, sonra da kâfirler için: «Bunlar, Allah'a iman edenlerden daha doğru yoldadır» diyorlar!

    Ali Rıza Safa

    Kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Kutsallaştırdıkları kişileresimgelere ve katışıksız dini kirletmek için uğraşanlara inanıyorlar ve nankörlük edenler için, "Bunlar, inananlardan daha doğru yoldalar!" diyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerine kitabın/Tevrat'ın bilgisi verilenleri görmedin mi? Putlara ve batıla iman ediyorlar; sonra da kafirler için, "Bunlar, Allah'a iman edenlerden daha doğru yoldadır" diyorlar.

    Edip Yüksel

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Azgınları ve küstahları onaylıyorlar ve inkar edenler için, "Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadır" diyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Putperestliğe ve yanlış doktrinlere inanıyorlar ve inkar edenler için, 'Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadır,' diyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şu kendilerine okuyup yazmaktan biraz nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Put ve şeytanlara inanıyorlar da Allah'ı tanımayanlara: "Bunlar, müminlerden daha doğru yoldalar." diyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bakmaz mısın şu kendilerine okuyub yazmaktan biraz nasıb verilmiş olanlara? Cibt-ü taguta inanıyorlar da Allahı tanımıyanlara bunlar mü'minlerden yolca daha doğru diyorlar

    Erhan Aktaş

    Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmüyor musun? Cipte dipnot 1 ve Tağuta dipnot 2 inanıyorlar ve Kafirler için: "Bunlar, İman Edenlerden daha doğru yoldadırlar." diyorlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Put, büyü, büyücüler, şeytan ve hurafeler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Despot, azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; kaba kuvvetle hükmeden kişi, kurum veya yönetim demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Cipte dipnot 1 ve Tağuta dipnot 2 inanıyorlar ve Kafirler için: "Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadırlar." diyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Put, büyü, büyücüler, şeytan ve hurafeler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; Allah'ın buyruklarına itibar etmeyen kişi ve kurum anlamına gelmektedir. Tağut, insanlara kaba kuvvetle hükmeden kişi veya kurumu ifade etmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Cipte dipnot 1 ve Tağuta dipnot 2 inanıyorlar ve gerçeği yalanlayan nankörler için: "Bunlar, iman edenlerden daha doğru yoldadırlar." diyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Put, büyü, büyücüler, şeytan ve hurafeler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a isyan etmek anlamına gelen "tağa" kökünden türemiştir. Azgın, sapkın, kötülük önderi, zorba, şeytan, put, kahin; Allah'ın buyruklarına itibar etmeyen kişi ve kurum anlamına gelmektedir. Tağut, insanlara kaba kuvvetle hükmeden kişi veya kurumu ifade etmektedir.

    Gültekin Onan

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Onlar tağuta ve cibte inanıyorlar ve diğer kafirler için: "Bunlar inananlardan daha doğru bir yoldadır" diyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Bakmadın mı şu kendilerine kitabdan biraz nasıyb verilenlere? kendileri haça, şeytana inanıyorlar, diğer küfredenler için de: "Bunlar iman edenlerden daha doğru bir yoldadır" diyorlar.

    İbni Kesir

    Kendilerine kitab verilmiş olanların puta ve tağut'a inanıp, küfredenlere: Bunlar mü'minlerden daha doğru yoldadırlar, dediklerini görmedin mi?

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmüyor musun? Cibt’e ve Tâğût’a iman ediyorlar ve de kâfirler hakkında şöyle diyorlar: “Onlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır."

    Süleyman Ateş

    Kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? (Baksana onlar) cibt ve tağut'a inanıyorlar ve inkar edenler için: "Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadır" diyorlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın kitabından nasiplendirilmiş (bilgi verilmiş) olanları görmedin mi? dipnot 1 Hayırsızlara ve tağutlara dipnot 2 inanıp güveniyor, kafirler için de şöyle diyorlar: "Bunların yolu, müminlerin yolundan daha doğrudur."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Tağut, haddini aşmakta ileri giden insan ve cin şeytanlarıdır. Bunlar, yoldan çıkmakla kalmaz ayetleri ya yok sayarak veya anlamlarını bozarak başkalarının da haddini aşmasına ve yoldan çıkmasına sebep olurlar (Bakara 2/256, 257; Nisa 4/60, 76; Maide 5/60; Nahl 16/36; Zümer 39/17).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın Kitabı'ndan bilgi sahibi olanları görmedin mi? Putlara ve azgınlara güveniyorlar da ayetleri görmezlikte direnenleri (kafirleri) memnun etmek için "Bunların yolu, müslümanların yolundan daha doğrudur." diyorlardı.

    Şaban Britch

    Kitaptan bir nasip verilenleri görmüyor musun? Cibt ve tağuta iman ediyorlar da kâfirler için şöyle diyorlar: “Onlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır.”

    Şaban Piriş

    Kitaptan bir nasip verilenleri görmüyor musun? Cibt ve tağuta inanıyorlar da kafirler için şöyle diyorlar: "Onlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır."

    Yaşar Nuri Öztürk

    Görmedin mi şu kendilerine Kitap'tan bir pay verilmiş olanları? Puta, tağuta inanıyorlar; küfre batmışlar için, "Bunlar inananlardan daha doğru yoldadır!" diyorlar.

  6. Nisâ suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 52. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ وَمَن يَلْعَنِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ نَصِيرًا

    Diyanet İşleri

    Onlar, Allah'ın lanet ettiği kimselerdir. Allah, kime lanet ederse, artık ona asla bir yardımcı bulamazsın.

    Mehmet Okuyan

    İşte onlar, Allah'ın lanetlediği (merhametinden uzaklaştırdığı) kişilerdir. Allah'ın lanet ettiğine hiçbir yardımcı bulamazsın.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın lanetledikleri işte bunlardır; Allah'ın lanetine uğrayan biri de asla kendisine yardımcı bulamazsın.

    Muhammed Esed

    Allahın lanetledikleri işte bunlardır ve Allah'ın lanetine uğrayan kişi de kendisine yardım edecek kimse bulamaz.

    Ahmed Hulusi

    İşte onlar Allah'ın lanet ettiği (kendisinden uzaklaştırdığı) kimselerdir. Allah kime lanet ederse ona yardım edecek kimse yoktur!

    Ali Bulaç

    İşte bunlar Allah'ın kendilerini lanetlediğidir. Allah'ın kendisini lanetlediğine hiç bir yardımcı bulamazsın.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunlar, Allah’ın lânetlediği kimselerdir; Allah'ın rahmetinden uzaklaştırdığı (lânetli) kimseye asla gerçek bir yardımcı bulamazsın.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın lanetledikleri, işte onlardır. Allah'ın lanetlediğine, asla bir yardımcı bulamazsın.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunlar, Allah'ın lanetlediği kimselerdir, Allah'ın lanetlediği kimseye gerçek bir yardımcı bulamazsın.

    Edip Yüksel

    Onlar ALLAH'ın lanetine uğradılar. ALLAH kimi lanetlerse onun için bir yardımcı bulamazsın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ALLAH'ın lanetine uğradılar. ALLAH kimi lanetlerse onun için bir yardımcı bulamazsın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar, Allah'ın lanetlediği kimselerdir. Her kimi de Allah lanetlerse, artık onu kurtaracak birini bulamazsın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar Allahın la'netlediği kimseler, her kimi de Allah la'netlerse artık onu bir kurtaracak bulamazsın

    Erhan Aktaş

    Bunlar Allah'ın lanetlediği kimselerdir. Allah'ın lnetine uğramış kimse için hiçbir yardımcı bulamazsın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunlar Allah'ın lanetlediği kimselerdir. Allah'ın lanetine uğramış kimse için hiçbir yardımcı bulamazsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunlar Allah'ın lanetlediği kimselerdir. Allah'ın lanetine uğramış kimse için hiç bir yardımcı bulamazsın.

    Gültekin Onan

    İşte bunlar Tanrı'nın kendilerini lanetlediğidir. Tanrı'nın kendisini lanetlediğine hiç bir yardımcı bulamazsın.

    Hasan Basri Çantay

    Bunlar Allahın kendilerine la'net etdiği kimselerdir. Allah kime la'net ederse artık ona hakıyki hiç bir yardımcı bulamazsın.

    İbni Kesir

    Allah'ın la'netlediği; işte onlardır. Allah'ın la'netlediği kişiye sen yardımcı bulamazsın.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir. Allah kime lanet ederse, artık ona asla bir yardımcı bulamazsın.

    Süleyman Ateş

    İşte onlar, Allah'ın la'netlediği insanlardır. Allah, kimi la'netlerse artık onun için hiçbir yardımcı bulamazsın.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte onlar, Allah'ın lanetlediği /dışladığı kimselerdir. dipnot 1 Allah kimi dışlarsa ona yardım edecek birini asla bulamazsın.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, Allah'ın dışladığı (lanetlediği) kimselerdir. Allah kimi dışlarsa sen ona yardım edecek birini göremezsin.

    Şaban Britch

    İşte bunlar, Allah’ın lanetledikleridir. Allah, kime lanet ederse ona bir yardımcı bulamazsın.

    Şaban Piriş

    İşte bunlar, Allah'ın lanetledikleridir. Allah, kime lanet ederse ona bir yardımcı bulamazsın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bunlardır, Allah'ın kendilerine lanet ettiği. Allah'ın lanetlediği kişi için bir yardımcı asla bulamazsın.

  7. Nisâ suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 53. ayet. أَمْ لَهُمْ نَصِيبٌ مِّنَ ٱلْمُلْكِ فَإِذًا لَّا يُؤْتُونَ ٱلنَّاسَ نَقِيرًا

    Diyanet İşleri

    Yoksa onların hükümranlıkta bir payı mı var? Öyle olsa, insanlara bir zerre bile vermezler.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa onların otoriteden herhangi bir payları mı varmış! Öyle olsaydı insanlara çekirdek filizi dipnot 1 (kadar bile) vermezlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [nakîr] kelimesi "zerre kadar" demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa onlar Allah'ın mülküne ortak olduklarını mı sanıyorlar? Eğer öyle olsaydı, insanlara zırnık bile vermezlerdi.

    Muhammed Esed

    Yoksa onlar (Allahın) hükümranlığına ortak mıdırlar? Ama (eğer öyle olsaydı), onlar başkasına bir hurma çekirdeği(ni dolduracak) kadar bile bir şey vermezlerdi!

    Ahmed Hulusi

    Yoksa onların mülkte (hükümranlıktan) bir hisseleri mi var? Eğer öyle olsaydı insanlara hurma çekirdeği kadar bile bir şey vermezlerdi.

    Ali Bulaç

    Yoksa onların mülk'ten bir payları mı var? Eğer öyle olsaydı, insanlara 'çekirdeğin sırtındaki küçücük bir tomurcuğu' bile vermezlerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa onların mülkten (hükümranlıktan) bir nasipleri mi var? Öyle olsaydı (kendi cimrilikleri sebebiyle) insanlara bir çekirdek üzerindeki kırıntıyı dahi vermezlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Yoksa Allah'ın yönetimine mi ortaklar? Öyle olsaydı, insanlara bir çekirdek bile vermezlerdi.

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa onların mülkten, hükümranlıktan bir payları mı var? Öyle olsaydı, insanlara çekirdek filizi kadar bir şey bile vermezlerdi.

    Edip Yüksel

    Yoksa onların yönetimde bir payı mı var? Öyle olsaydı insanlara bir çekirdek bile vermezlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yoksa onların yönetimde bir payı mı var? Öyle olsaydı insanlara bir çekirdek bile vermezlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa onların mülkten, dünya hükümranlığından bir hissesi mi var? Öyle olsa insanlara bir çekirdek bile vermezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa onlara mülkden bir hissemi var? Öyle olsa nasa bir çekirdek bile vermezler

    Erhan Aktaş

    Yoksa onların mülkten dipnot 1 bir payları mı var? Öyle olsa, insanlara hurma çekirdeğinin bir parçasını bile vermezlerdi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a ait egemenlikten.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa onların mülkten dipnot 1 bir payları mı var? Öyle olsa, insanlara hurma çekirdeğinin bir parçasını bile vermezlerdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Egemenlik, yönetim erki, sahip olmak, güç, imkan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa onların mülkten dipnot 1 bir payları mı var? Öyle olsa, insanlara hurma çekirdeğinin bir parçasını bile vermezlerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Egemenlikten, yönetim erkinden, sahip olmaktan.

    Gültekin Onan

    Yoksa onların mülk'ten bir payları mı var ? Eğer öyle olsaydı, insanlara 'çekirdeğin sırtındaki küçücük bir tomurcuğu' bile vermezlerdi.

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa onların (yer yüzünün) mülk (-ü saltanatın) dan bir hissesi mi var? Fakat öyle olsaydı insanlara çekirdeğin arkasındaki minik bir tomurcuğu bile vermezlerdi.

    İbni Kesir

    Yoksa onların mülkten bir payı mı var? Öyle olsaydı; onlar insanlara bir çekirdek parçası bile vermezlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (53-57) Yoksa onların egemenlik hakkından / mülkiyetten belli bir nasipleri mi var? öyle olsaydı, çekirdek tanesi dahi insanlara vermezlerdi, yoksa Allah’ın fazlından insanlara verdiklerinden dolayı o insanlara haset mi ediyorlar? Kesin olan şu ki, biz İbrahim ailesine kitap ve hikmeti verdik, onlara büyük bir mülk de verdik, onlardan birileri ona iman etti, onlardan kimisi de ondan saptı, alev olarak cehennem yeterlidir. Ayetlerimiz i yok sayanları / örtbas edenleri ilerde kesinlikle ateşe koyacağız , d erileri kavru ldukça azabı tatsınlar diye başka yeni bir deri ile değiştireceğiz , muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. İman edenler ve salih amel işleyenleri, onları altlarından nehirler akan cennetlere sokacağız , orada ebedi kalıcıdırlar , (Cennetten ebedi çıkmak yok) onlara orada tertemiz zevceler vardır , onları gölgelendirecek gölgeye sokacağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa onların hükümdarlıkta bir payları mı var? Eğer, öyle olsaydı insanlara, bir hurma çekirdeğinin üzerindeki oyuk miktarı bir pay bile vermezlerdi.

    Süleyman Ateş

    Yoksa onların mülkten bir payı mı var? Öyle olsaydı insanlara bir çekirdek zerresi bile vermezlerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa onlar, Allah'ın hakimiyetinden bir paya mı sahipler? Öyle olsa insanlara bir çekirdek parçası bile vermezler.

    Şaban Britch

    Eğer, öyle olsaydı insanlara, bir hurma çekirdeğinin üzerindeki oyuk miktarı bir pay bile vermezlerdi.

    Şaban Piriş

    Yoksa onların, hükümranlıkta bir payları mı var? Eğer, öyle olsaydı insanlara, çok az bir şey bile vermezlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa mülk ve yönetimden bir nasipleri mi var? Eğer öyle olsa, insanlara bir çekirdek bile vermezler.

  8. Nisâ suresi, 54. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 54. ayet. أَمْ يَحْسُدُونَ ٱلنَّاسَ عَلَىٰ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ فَقَدْ ءَاتَيْنَآ ءَالَ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَءَاتَيْنَٰهُم مُّلْكًا عَظِيمًا

    Diyanet İşleri

    Yoksa, insanları; Allah'ın lütfundan kendilerine verdiği şey dolayısıyla kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz, İbrahim ailesine de kitap ve hikmet vermişizdir. Onlara büyük bir hükümranlık da vermiştik.

    Mehmet Okuyan

    Yoksa onlar, Allah'ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara haset mi ediyorlar! Elbette İbrahim'in soyuna Kitabı ve hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) vermiş ve onlara büyük bir hükümdarlık lütfetmiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa onlar, Allah'ın lutfundan bahşettiği şeylerden dolayı insanlara haset mi besliyorlar? Oysa Biz, İbrahim ailesine vahiy ve onu doğru hükme ulaşmada kullanacakları selim bir muhakeme yeteneği vermiş ve onlara güçlü bir hükümranlık bahşetmiştik.

    Muhammed Esed

    Yoksa onlar, Allahın zenginlik ve cömertliğinden başkalarına bahşettiği nimetleri dolayısıyla onları kıskanıyorlar mı? Oysa biz İbrahim ailesine vahiy ve hikmet bahşetmiş ve onlara güçlü bir hükümranlık vermiştik.

    Ahmed Hulusi

    Yoksa o insanlara, Allah'ın fazlından verdiklerini hazmedemeyip, haset mi ediyorlar? Gerçekten biz Al-i İbrahim'e hakikat bilgisi ve Hikmet (Sünnetullah ilmi) verdik. Hem de aziym bir mülk verdik.

    Ali Bulaç

    Yoksa onlar, Allah'ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Doğrusu biz, İbrahim ailesine Kitabı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa onlar, Allah'ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara hased mi ediyorlar? Oysa İbrahim soyuna Kitab'ı ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranlık bahşettik.

    Ali Rıza Safa

    Yoksa Allah'ın, Kendi lütfundan insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Nitekim İbrahim ailesine de Kitap ve bilgelik vermiştik. Onlara, büyük bir yönetim de vermiştik.

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa onlar, Allah'ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara haset mi ediyorlar? Oysa İbrahim soyuna kitabı ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranlık bahşettik.

    Edip Yüksel

    Yoksa ALLAH'ın lütfundan insanlara verdiğini mi çekemiyorlar? Oysa biz, İbrahim ailesine kitap ve bilgelik verdik. Onlara büyük bir otorite verdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yoksa ALLAH'ın lütfundan insanlara verdiğini mi çekemiyorlar? Oysa biz, İbrahim ailesine kitap ve bilgelik verdik. Onlara büyük bir otorite verdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa o insanlara Allah'ın kendi lütfundan verdiği nimeti çekemiyorlar da haset mi ediyorlar. Oysa biz İbrahim ailesine kitap ve hikmet verdik, ayrıca büyük bir mülk de verdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa o nasa Allahın fazlından verdiği ni'meti çekemiyorlar da hased mi ediyorlar? Evet, biz Âli İbrahime kitab ve hikmet verdik hem de azim bir mülk verdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa onlar, Allah'ın kendi lütfundan insanlara bağışladığı şeyleri mi kıskanıyor? İbrahim soyuna da Kitap'ı ve Hikmeti dipnot 1 bağışladık ve onlara büyük bir mülk dipnot 2 verdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kitap, Kur'an'ın Allah tarafından ileri sürülen, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ifade etmektedir. Hikmet, Kur'an'ın niteliklerinden birisidir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan gibi. Kur'an'ın toplumu güçlendirmek, sağlamlaştırmak, baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkeler ile ilgili alanını öne çıkaran bir nitelemedir. Hikmet sözcüğüne sünnet anlamı verilmesi doğru değildir. Hikmet, sözcük anlamı olarak engel olmak demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Egemenlik, yönetim erki, sahip olmak, güç, imkan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa onlar, Allah'ın kendi lütfundan insanlara bağışladığı şeyleri mi kıskanıyorlar? İbrahim soyuna da Kitap'ı ve Hikmeti dipnot 1 bağışladık ve onlara büyük bir mülk dipnot 2 verdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu terkipteki kitap sözcüğü, Kur'an'ın Allah tarafından ileri sürülen, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ifade etmektedir. Hikmet sözcüğü Kur'an'dan başka bir şey değildir; Kur'an'ın niteliklerinden biridir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan terkipleri gibi. Bu sözcük, Kur'an'ın önemli bir özelliğini, yönünü vurgulayan bir nitelemedir. Hikmet, Kur'an'ın baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulmuş kanun, kural ve ilkeleri demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Egemenlik, güç, imkan.

    Gültekin Onan

    Yoksa onlar, Tanrı'nın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Doğrusu biz, İbrahim ailesine Kitabı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik.

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa onlar Allahın fazl (-u kerem) inden insanlara verdiği şeylere (ni'metlere) karşı hased mi ediyorlar? Biz, hakıykat, İbrahim haanedanına da kitab ve hikmet vermişizdir. Onlara (başkaca) büyük bir mülk (-ü saltanat) da bahşetdik.

    İbni Kesir

    Yoksa Allah'ın bol nimetinden verdiği insanları mı çekemiyorlar? Doğrusu biz, İbrahim soyuna da kitab ve hikmet verdik. Ve onlara büyük bir nimet bahşettik.

    Mehmet Alagaş

    (53-57) Yoksa onların egemenlik hakkından / mülkiyetten belli bir nasipleri mi var? öyle olsaydı, çekirdek tanesi dahi insanlara vermezlerdi, yoksa Allah’ın fazlından insanlara verdiklerinden dolayı o insanlara haset mi ediyorlar? Kesin olan şu ki, biz İbrahim ailesine kitap ve hikmeti verdik, onlara büyük bir mülk de verdik, onlardan birileri ona iman etti, onlardan kimisi de ondan saptı, alev olarak cehennem yeterlidir. Ayetlerimiz i yok sayanları / örtbas edenleri ilerde kesinlikle ateşe koyacağız , d erileri kavru ldukça azabı tatsınlar diye başka yeni bir deri ile değiştireceğiz , muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. İman edenler ve salih amel işleyenleri, onları altlarından nehirler akan cennetlere sokacağız , orada ebedi kalıcıdırlar , (Cennetten ebedi çıkmak yok) onlara orada tertemiz zevceler vardır , onları gölgelendirecek gölgeye sokacağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa onlar, Allah’ın kendi fazlından insanlara verdiklerine mi hased ediyorlar? Biz, İbrahim’in ailesine kitabı ve hikmeti vermişizdir. Onlara büyük bir mülk (saltanat) verdik.

    Süleyman Ateş

    Yoksa Allah'ın, lutfundan insanlara verdiği (vahiyler) yüzünden onları kıskanıyorlar mı? Oysa biz İbrahim soyuna da Kitabı ve hikmeti vermiş ve onlara büyük bir mülk vermiştik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa Allah'ın ikramından pay verdiği kimseleri çekemiyorlar mı? Oysa İbrahim ailesine Kitap ve hikmet verdik, onlara büyük hükümranlık bahşettik.

    Şaban Britch

    Yoksa onlar, Allah’ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi hased ediyorlar? Biz, İbrahim’in ailesine kitabı ve hikmeti vermişizdir. Onlara büyük bir mülk (saltanat) verdik.

    Şaban Piriş

    Yoksa onlar, Allah'ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Biz, İbrahim'in ailesine kitabı ve hikmeti vermişizdir. Onlara büyük bir mülk (saltanat) verdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa insanları, Allah'ın lütfundan kendilerine verdiği nimet yüzünden kıskanıyorlar mı? Evet biz, İbrahim Ailesi'ne de Kitap'ı ve hikmeti vermiş, onlara çok büyük bir mülk de lütfetmiştik.

  9. Nisâ suresi, 55. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 55. ayet. فَمِنْهُم مَّنْ ءَامَنَ بِهِۦ وَمِنْهُم مَّن صَدَّ عَنْهُ وَكَفَىٰ بِجَهَنَّمَ سَعِيرًا

    Diyanet İşleri

    Böylece onlardan kimi ona iman etti, kimi de sırt çevirdi. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan bir kısmı ona (İbrahim'e) inanmış; kimi de ondan yüz çevirmişti. (Onlara) kavurucu bir ateş olarak cehennem yeter.

    Mustafa İslamoğlu

    Aralarında ona inananlar da vardı, ondan yüz çevirenler de; (işte bunlara) kavurucu bir ateş olarak cehennem yeter.

    Muhammed Esed

    Aralarında ona (gerçekten) inananlar da vardı, ondan yüz çevirenler de... Ve hiçbir şey cehennem (ateşi) kadar yakıcı olamaz!

    Ahmed Hulusi

    Onlardan bazısı Onda olana iman etti ve onlardan bir kısmı da Ondan yüz çevirdi. Onlara cehennemdeki sair (kendilerini içten ve dıştan yakacak ateş) yeterlidir.

    Ali Bulaç

    Böylece, onlardan kimi ona inandı, kimi ona sırt çevirdi. Çılgın ateş olarak cehennem yeter.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan bir kısmı İbrahim’e inandı, kimi de ondan yüz çevirdi; (onlara) kavurucu bir ateş olarak cehenem yeter.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, onlardan kimi inandı; kimi de Ondan yüz çevirdi. Ateş olarak, cehennem onlara yeter.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlardan bir kısmı İbrahim'e inandı, kimi de ondan yüz çevirdi, onlara kavurucu bir ateş olarak cehennem yeter.

    Edip Yüksel

    Onlardan kimi onu onayladı, kimi de ondan yüz çevirdi. Onlara ceza olarak cehennem yeter.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan kimi ona inandı, kimi de ondan yüz çevirdi. Onlara ceza olarak cehennem yeter.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onun için onlardan kimi ona iman etmekte, kimi de ondan yüz çevirmekte; ona da cehennem alevi yetmektedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun için onlardan kimi ona iman etmekte, kimi de ondan men'eylemekte ona da cehennem alevi yetmektedir.

    Erhan Aktaş

    Onların bir kısmı O'na inandı, bir kısmı da O'ndan kaçındı. Böylelerine kızgın alevli Cehennem yeter.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların bir kısmı O'na inandı, bir kısmı da O'ndan kaçındı. Böylelerine kızgın alevli Cehennem yeter.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onların bir kısmı O'na inandı, bir kısmı da O'ndan yüz çevirdi. Böylelerine kızgın alevli Cehennem yeter.

    Gültekin Onan

    Böylece, onlardan kimi ona inandı, kimi ona sırt çevirdi. Çılgın ateş olarak cehennem yeter.

    Hasan Basri Çantay

    İşte onlardan kimi ona (Muhammed "sallellahü aleyhi ve sellem" e) iman etdi, kimi de ondan yüz çevirdi. Çılgın bir ateş olarak cehennem yeter (bunlara).

    İbni Kesir

    Onlardan bir kısmı ona inandı, bir kısmı da ondan yüz çevirdi. Çılgın ateş olarak cehennem yeter.

    Mehmet Alagaş

    (53-57) Yoksa onların egemenlik hakkından / mülkiyetten belli bir nasipleri mi var? öyle olsaydı, çekirdek tanesi dahi insanlara vermezlerdi, yoksa Allah’ın fazlından insanlara verdiklerinden dolayı o insanlara haset mi ediyorlar? Kesin olan şu ki, biz İbrahim ailesine kitap ve hikmeti verdik, onlara büyük bir mülk de verdik, onlardan birileri ona iman etti, onlardan kimisi de ondan saptı, alev olarak cehennem yeterlidir. Ayetlerimiz i yok sayanları / örtbas edenleri ilerde kesinlikle ateşe koyacağız , d erileri kavru ldukça azabı tatsınlar diye başka yeni bir deri ile değiştireceğiz , muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. İman edenler ve salih amel işleyenleri, onları altlarından nehirler akan cennetlere sokacağız , orada ebedi kalıcıdırlar , (Cennetten ebedi çıkmak yok) onlara orada tertemiz zevceler vardır , onları gölgelendirecek gölgeye sokacağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar arasından ona iman edenler de var, ondan yüz çevirenler de. Onlara çılgın alevli ateş olarak Cehennem yeter.

    Süleyman Ateş

    Onlardan kimi O(Hak Kitabı)na inandı, kimi de ondan yüz çevirdi. Öylesine de çılgın alevli cehennem yetti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan kimi İbrahim'e inandı, kimi de yüz çevirdi. Cehennem; o çılgın alev, onlara yeter.

    Şaban Britch

    Onlardan buna inanan da vardır, yüz çeviren de. Azap olarak kızgın Cehennem yeter.

    Şaban Piriş

    Onlardan buna inanan da vardır, sırt çeviren de. Çılgın ateş olarak cehennem yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlardan bir kısmı ona inanmıştır; bir kısmı da ondan alıkoymaktadır. Böylesine, çılgın alevli cehennem yeter.

  10. Nisâ suresi, 56. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 56. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا سَوْفَ نُصْلِيهِمْ نَارًا كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُم بَدَّلْنَٰهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَزِيزًا حَكِيمًا

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz ayetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki ayetlerimizi inkâr edenleri ileride ateşe atacağız. Derileri pişip dökülünce, onları başka derilerle değiştireceğiz ki azabı tatsınlar! dipnot 1 Şüphesiz ki Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:16-17; Hacc 22:19-20; Mü'minûn 23:104; Muhammed 47:15; Müddessir 74:27-29.

    Mustafa İslamoğlu

    Ayetlerimizi inkarda ısrar edenleri, zamanı gelince ateşe mahkum edeceğiz; (ve) derilerinin her yanıp soyulmasında, derilerini değiştireceğiz ki azabı (ta can evinde) hissedebilsinler: Şüphesiz Allah her işinde tek mükemmal olan, her hükmünde tam isabet kaydedendir.

    Muhammed Esed

    Mesajlarımızın doğruluğunu inkara şartlanmış onları zamanı geldiğinde ateşe mahkum edeceğiz; derileri her yanıp döküldüğünde onları yeni derilerle değiştireceğiz ki azabı (tam olarak) tadabilsinler. Şüphe yok ki Allah kudret ve hikmet sahibidir.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki (Esma'nın açığa çıkışı olan hakikatlerindeki) işaretlerimizi inkar edenleri, ateşte yakacağız. Azabı daha fazla hissetmeleri için derileri (dışsal bağlılıkları dolayısıyla) yandıkça yerine yeni deriler (dışsallıklar) oluşturacağız. Muhakkak ki Allah Aziyz'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Ayetlerimize karşı inkara sapanları şüphesiz ateşe sokacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tadmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Gerçekten, Allah, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir ateşe sokacağız; onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe, derilerini başka derilerle değiştiririz ki acıyı duysunlar! Allah, şüphesiz Azîz'dir, Hakîm'dir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, ayetlerimizi inkar edenleri yakında ateşe atacağız. Derileri yandıkça, cezayı tatmaları için başka derilerle değiştireceğiz. Kuşkusuz, Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir. dipnot 89

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 89
      İşte, bir bilgi ayeti: İnsan bedeninin en büyük organı deridir. İnsan derisi, üst deri, alt deri ve deri altı dokusu olarak isimlendirilen üç ayrı tabakadan oluşur. Yanıklar deriyi eritir ve bedende büyük acılara yol açar. Deri yanıkları, üç ayrı düzeyde olur. Birinci aşamada yanık, ilk tabakanın yanmasıdır ve büyük acı verir. İkinci aşamada yanık, ikinci tabakanın da yanmasıdır ve acı daha büyük olarak devam eder. Son tabakaya değin ulaşan üçüncü aşama yanıkta ise sinirlerin duyarlılığı artık yok olduğu için, acı duygusu da yok olmuştur. Ayette bildirildiği biçimde, deriler sürekli yenilenerek yanarsa, birinci ve ikinci aşama yanıklar hiç sona ermez; acı büyük ve sürekli olur. Deribilimi, bu bilgileri ancak yakın geçmişte edinebilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz ki ayetlerimizi inkar edenleri, gün gelecek, bir ateşe sokacağız; onların derileri piştikçe, derilerini başka derilerle değiştiririz ki acıyı duysunlar! Allah daima üstündür; işini yerli yerinde yapandır.

    Edip Yüksel

    Ayet ve mucizelerimizi inkar edenleri bir ateşe atacağız. Derileri yandıkça, azabı tatmaları için başka derilerle yenileyeceğiz. ALLAH Üstündür, Bilgedir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Cennet ve cehennem tasvirlerinin birer mecaz olduğunu Kuran'ın diğer bazı ayetlerinden de öğreniyoruz. * Bak 2:24-26; 13:35; 47:15.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ayet ve mucizelerimizi inkar edenleri bir ateşe atacağız. Derileri yandıkça, azabı tadmaları için başka derilerle yenileyeceğiz. ALLAH Üstündür, Bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ayetlerimizi tanımayan kafirleri, onları kuşkusuz, yarın bir ateşe yaslayacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine değiştirmek üzere başka deriler vereceğiz. Çünkü Allah, izzetinin sonu olmayan bir hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şüphesiz ayetlerimizi tanımıyan kafirler, muhakkak ki biz onları yarın bir ateşe yaslıyacağız, derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine tebdilen başka deriler vereceğiz; çünkü Allah izzetine nihayet olmıyan bir hakim bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Ayetlerimizi küfredenleri, yakında ateşe atacağız. Derileri piştikçe, azabı iyice tatsınlar diye onlara yeni deriler giydireceğiz. Kuşkusuz, Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ayetlerimizi küfredenleri[1], yakında ateşe atacağız. Derileri piştikçe, azabı iyice tatsınlar diye onlara yeni deriler giydireceğiz. Kuşkusuz, Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ayetlerimizi yalanlayanları, yakında ateşe atacağız. Derileri piştikçe, azabı iyice tatsınlar diye onlara yeni deriler giydireceğiz. Kuşkusuz, Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Gültekin Onan

    Ayetlerimize küfredenleri şüphesiz ateşe sokacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Gerçekten, Tanrı güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Hasan Basri Çantay

    Ayetlerimizi inkar ile kafir olanlar (var ya) onları muhakkak ki ateşe atacağız. Derileri pişdikce, azabı tadıb durmaları için, onları başka derilerle (yenileyib) değişdireceğiz. Şübhesiz ki Allah mutlak gaalibdir, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.

    İbni Kesir

    Şüphesiz ki ayetlerimizi inkar edenleri yakında ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye, derilerini değiştirip yenileyeceğiz. Allah; Aziz, Hakim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (53-57) Yoksa onların egemenlik hakkından / mülkiyetten belli bir nasipleri mi var? öyle olsaydı, çekirdek tanesi dahi insanlara vermezlerdi, yoksa Allah’ın fazlından insanlara verdiklerinden dolayı o insanlara haset mi ediyorlar? Kesin olan şu ki, biz İbrahim ailesine kitap ve hikmeti verdik, onlara büyük bir mülk de verdik, onlardan birileri ona iman etti, onlardan kimisi de ondan saptı, alev olarak cehennem yeterlidir. Ayetlerimiz i yok sayanları / örtbas edenleri ilerde kesinlikle ateşe koyacağız , d erileri kavru ldukça azabı tatsınlar diye başka yeni bir deri ile değiştireceğiz , muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. İman edenler ve salih amel işleyenleri, onları altlarından nehirler akan cennetlere sokacağız , orada ebedi kalıcıdırlar , (Cennetten ebedi çıkmak yok) onlara orada tertemiz zevceler vardır , onları gölgelendirecek gölgeye sokacağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz ayetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleyman Ateş

    O ayetlerimizi inkar edenleri yakında bir ateşe sokacağız, derileri piştikçe azabı tadsınlar diye onlara başka deriler vereceğiz! Şüphesiz Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ayetlerimiz karşısında kafirlik edenleri ileride, bir ateşe /cehenneme sokup bırakacağız. Derileri yanıp kavruldukça dipnot 1 yerlerine başka deriler oluşturacağız ki o azabı tatsınlar. dipnot 2 Allah daima üstün ve bütün kararları doğru olandır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yanıklar üç derecelidir: Birincisinde deride kızarıklık, ağrı ve ödem oluşur ve yaklaşık 48 saatte iyileşir. İkincisinde deride içi su dolu kabarcıklar (bül) oluşur ve ağrılıdır. Derinin kendini yenilemesi ile iyileşir. Üçüncü derece yanık derinin tüm tabakalarını. özellikle de damar, sinir ve kasları etkiler. Beyaz ve kara yaradan siyah renge kadar aşamaları vardır. Sinirler zarar gördüğü için ağrı olmaz. Deri yenilenince tekrar acı çekmeye başlar.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetlerimizi görmezden gelenleri (kafirleri) ateşte kızartacağız; derileri piştikçe başka derilerle değiştireceğiz ki o azabı tatsınlar. Üstün olan ve doğru kararlar veren Allah'tır.

    Şaban Britch

    Ayetlerimize küfredenleri ateşe atacağız. Derileri yanıp, kızardıkça azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah, güçlü ve hakimdir.

    Şaban Piriş

    Ayetlerimizi tanımayanları ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah, güçlü ve hakimdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ayetlerimizi inkar edenleri yakında bir ateşe yaslayacağız. Derileri piştikçe, azabı tatsınlar diye, derilerini öncekinden başka derilerle değiştireceğiz. Allah Aziz ve Hakim'dir.

  11. Nisâ suresi, 57. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 57. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا لَّهُمْ فِيهَآ أَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلًّا ظَلِيلًا

    Diyanet İşleri

    İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanları da içlerinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlar için orada tertemiz eşler dipnot 1 de vardır. Onları koyu (serinletici) bir gölgeye koyacağız.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:25; Al-i İmrân 3:15.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat iman edip salih amel işleyenleri, zemininden ırmaklar çağlayan cennetlere koyacağız, orada ebediyyen kalacaklar; orada onlar tertemiz eşlere sahip olacaklar; ve onları muhteşem bir gölgede gölgelendireceğiz.

    Muhammed Esed

    Buna mukabil, iman edip doğru ve yararlı işlerde bulunanları içlerinde ırmaklar akan hasbahçelere koyacağız, orada sonsuza kadar kalacaklar; ve orada tertemiz eşlere sahip olacaklar; (böylece) onları sonsuz mutluluğa eriştireceğiz.

    Ahmed Hulusi

    İman edip, bu imanın gereği davranışlar ortaya koyanlara gelince; onları altlarından ırmaklar akan cennetlere dahil edeceğiz. Onlarda sonsuza dek yaşarlar. Orada onlara (şeytaniyetten) arınmış eşler vardır. Onları gölgenin gölgesine (her türlü yakıcı - rahatsız edici şartlardan uzak ortama) sokacağız.

    Ali Bulaç

    İman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Onda onlar için tertemiz kılınmış eşler vardır. Ve onları, 'ne sıcak-ne soğuk, tam kararında gölgeliğe' sokacağız.

    Ali Özek ve heyeti

    İman edip salih amel işleyenleri ise, içinde ebediyen kalmak üzere girecekleri, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada onlar için tertemiz eşler vardır ve onları koyu (tatlı) bir gölgeye koyarız.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanları ise altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğiz. Sonsuza dek orada kalacaklardır. Onlar için, orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgelerin altına yerleştireceğiz.

    Bayraktar Bayraklı

    Buna karşılık, inanıp iyi işler yapanları da, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız, orada süreli kalacaklardır; orada tertemiz eşlere sahip olacaklar ve onları koyu bir gölgenin içine koyacağız.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayıp erdemli davrananları ise içinden ırmaklar akan bahçelere yerleştireceğiz; orada sürekli kalırlar. Onlar için orada tertemiz eşler var. Onları serin gölgelere sokacağız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanıp erdemli davrananları ise içinden ırmaklar akan cennetlere (bahçelere) yerleştireceğiz; orada sürekli kalırlar. Onlar için orada tertemiz eşler var. Onları serin gölgelere sokacağız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edip iyi işler yapan müminlere gelince, onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacağız, onlar içlerinde ebedi kalmak üzere. Orada kendilerine gayet temiz zevceler var. Hem de onları gölgelendiren bir gölgeye koyacağız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İyman edib salih salih işler yapan mü'minlere gelince bunları altından ırmaklar akar Cennetlere koyacağız: içlerinde ebedi kalmak üzere onlar, kendilerine orada temiz, gayet temiz zevceler var, hem onları sayeban edecek bir sayeye koyacağız

    Erhan Aktaş

    İman edip salihatı dipnot 1 yapanları da altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacağız. Onlar, orada kesintisiz olarak sürekli kalıcıdırlar. Orada, kendileri için arındırılmış eşler vardır. Ve onları serin bir gölgeye yerleştireceğiz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Salihat, bozgunculuk ve kötülükle mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir. Bu kelimenin karşıtı "seyyiat" yani kötülük ve "fesad" yani bozgunculuk kelimeleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman edip salihatı dipnot 1 yapanları da altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacağız. Onlar, orada kesintisiz olarak sürekli kalıcıdırlar. Orada, kendileri için arındırılmış eşler vardır. Ve onları serin bir gölgeye yerleştireceğiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman edip salihatı dipnot 1 yapanları da altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacağız. Onlar, orada kesintisiz olarak sürekli, kalıcıdırlar. Orada, kendilerine arındırılmış eşler vardır. Ve onları serin bir gölgeye yerleştireceğiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.

    Gültekin Onan

    İnanıp salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Onda onlar için tertemiz kılınmış eşler vardır. Ve onları, 'ne sıcak-ne soğuk, tam kararında gölgeliğe' sokacağız.

    Hasan Basri Çantay

    İman edib de güzel amel (ve Hareket) lerde bulunanları ise — içinde ebedi kalıcılar olmak üzere — altından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada (her şeyden) temizlenmiş zevceler onların. Onları bir koyu gölgeye sokacağız.

    İbni Kesir

    İman edip salih amel işleyenleri; içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları koyu bir gölgeye sokacağız.

    Mehmet Alagaş

    (53-57) Yoksa onların egemenlik hakkından / mülkiyetten belli bir nasipleri mi var? öyle olsaydı, çekirdek tanesi dahi insanlara vermezlerdi, yoksa Allah’ın fazlından insanlara verdiklerinden dolayı o insanlara haset mi ediyorlar? Kesin olan şu ki, biz İbrahim ailesine kitap ve hikmeti verdik, onlara büyük bir mülk de verdik, onlardan birileri ona iman etti, onlardan kimisi de ondan saptı, alev olarak cehennem yeterlidir. Ayetlerimiz i yok sayanları / örtbas edenleri ilerde kesinlikle ateşe koyacağız , d erileri kavru ldukça azabı tatsınlar diye başka yeni bir deri ile değiştireceğiz , muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. İman edenler ve salih amel işleyenleri, onları altlarından nehirler akan cennetlere sokacağız , orada ebedi kalıcıdırlar , (Cennetten ebedi çıkmak yok) onlara orada tertemiz zevceler vardır , onları gölgelendirecek gölgeye sokacağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman edip salih amel işleyenleri, altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları Cennetlere sokacağız. Onlar için orada tertemiz eşler vardır. Onları kalıcı gölgeliklere yerleştireceğiz.

    Süleyman Ateş

    İnanıp iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada sürekli kalacaklardır. Orada kendilerine tertemiz eşler de vardır ve onları (hiç güneş sızmayan) eşsiz bir gölgeye sokacağız.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenmiş ve iyi işler yapmış olanları ise orada ölümsüz olarak sonsuza dek kalmak üzere içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacağız. dipnot 1 Orada onların tertemiz eşleri dipnot 2 olacak ve onları uzayıp giden gölgelikler içine sokacağız. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da, cennetlik ve cehennemlik olanlar için iki kelime kullanılır. Birisi "sonsuza kadar" anlamına gelen "ebeden (أَبَدًا)" (Bakara 2/95, Maide 5/24, Tevbe 9/83-84, 108, Kehf 18/20, 35, 57, Nur 24/4, 17, 21, Ahzab 33/53, Feth 48/12, Haşr 59/11, Mümtahine 60/4, Cuma 62/7) diğeri de "ölümsüz olan" anlamındaki "halid (خَالِد)"dir (Al-i İmran 3/88). Cennetlikler için Nisa 4/122; Maide 5/119, Tevbe 9/20-22,100; Teğabün 64/9, Talak 65/11, Beyyine 98/8 ayetlerine; cehennemlikler için Nisa 4/168-169, Ahzab 33/64-65, Cin 72/23 ayetlerine bakınız.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Eş" diye tercüme ettiğimiz "zevc (زوج)" kelimesi Kur'an'da hem kadın hem de erkek için kullanılır. Cennete giden eşler, kusurlarından arındırıldığı için, biri diğerinde herhangi bir eksik bulamayacaktır (Vakıa 56/61). Cennetteki gılman, vildan ve huriler eş değil hizmetçidirler (Duhan 44/54, Tur 52/20-24, Vakıa 56/17-24, İnsan 76/19).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenmiş ve iyi işler yapmış olanları ise içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız, orada ölmeden sonsuza dek kalacaklardır. Orada onların kusursuz hale getirilmiş eşleri olacak, onları mutluluklar içinde bırakacağız[1].

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 2
      ظلا ظليلا

    Şaban Britch

    İman edip salih amel işleyenleri, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları Cennetlere girdireceğiz. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları tam bir gölgeliğe alacağız.

    Şaban Piriş

    İman edip salih amel işleyenleri, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere girdireceğiz. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları (sıcaktan da soğuktan da koruyan) tam bir gölgeliğe alacağız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince, onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Hep orada kalacaklardır, sonsuza dek. Orada kendileri için tertemiz eşler de olacaktır. Ve onları, en güzel biçimde serinleten bir gölgeye kavuşturacağız.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.