Nisâ suresi

Nisâ suresi, 77. ayet

Nisâ suresi, 77. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوٓا۟ أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ ٱلنَّاسَ كَخَشْيَةِ ٱللَّهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُوا۟ رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا ٱلْقِتَالَ لَوْلَآ أَخَّرْتَنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍ قَرِيبٍ قُلْ مَتَٰعُ ٱلدُّنْيَا قَلِيلٌ وَٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ ٱتَّقَىٰ وَلَا تُظْلَمُونَ فَتِيلًا

elem tera ile-lleẕîne ḳîle lehüm küffû eydiyeküm veeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâh. felemmâ kütibe `aleyhimü-lḳitâlü iẕâ ferîḳum minhüm yaḫşevne-nnâse keḫaşyeti-llâhi ev eşedde ḫaşyeh. veḳâlû rabbenâ lime ketebte `aleyne-lḳitâl. levlâ eḫḫartenâ ilâ ecelin ḳarîb. ḳul metâ`u-ddünyâ ḳalîl. vel'âḫiratü ḫayrul limeni-tteḳâ velâ tużlemûne fetîlâ.

Diyanet İşleri

Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 74–80 · surenin 77. ayeti / 176

Konu Savaş, münafıkların tutumu; iyilik ve kötülük Nisâ 71–84 3

  1. Nisâ 74

    O halde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir mükafat vereceğiz.

  2. Nisâ 75

    Size ne oluyor da, Allah yolunda ve "Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver" diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?

  3. Nisâ 76

    İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkar edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde, siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.

  4. 77

    Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez."

  5. Nisâ 78

    Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, "Bu, Allah'tandır" derler. Onlara bir kötülük gelirse, "Bu, senin yüzündendir" derler. (Ey Muhammed!) De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!

  6. Nisâ 79

    Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter.

  7. Nisâ 80

    Kim peygambere itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse, (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

77. Müslümanlar Mekke’de bulundukları dönemlerde namaz kılmakla ve zekât vermekle emrolunmuşlardı. Bu, belli bir nisabı ve şartları olan malum zekât değil, fakirleri gözetmek anlamındaki zekâttı. Çünkü bilinen nisab ve şartları ile zekât ancak Medine’de farz kılınmıştır. Ancak o sırada çeşitli sebeplerden ötürü düşmana karşı cihad ile emrolunmamışlardı. Öncelikle Şanı Yüce Allah’ın hikmetlerinden birisi şer’î hükümleri kullarına zor ve ağır gelmeyecek şekilde ayrıca önem ve kolaylık sırasına göre teşrî’ buyurmasıdır. Ayrıca sayılarının, araç ve gereçlerinin az, düşmanlarının ise çok olmasına rağmen o dönemde onlara savaşmak farz kılınmış olsaydı bu, İslâm’ın yok olması sonucunu verirdi. O bakımdan daha büyük olan maslahat, ondan aşağı olana nispetle göz önünde bulundurulmuş ve ona öncelik verilmiştir. Bundan başka pekçok hikmetler de vardır.

İşte bu dönemde kimi mü’minler savaşın uygun düşmediği bu dönemde ve durumda keşke savaş farz kılınsa diye temenni ediyorlardı. Oysa o dönemde uygun olan, yine o vakitte emrolundukları tevhidi, namaz kılmayı, zekâtı ve buna benzer emirleri layık-ı veçhiyle yerine getirmekten ibaretti. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Kendilerine verilen öğütleri yerine getirselerdi elbette haklarında çok hayırlı ve daha bir sebat verici olurdu.” (en-Nisa, 4/66)

Müslümanlar Medine’ye hicret edip İslâm da güçlenince Allah bu iş için uygun zamanda onlara savaşmayı farz kıldı. Bu sefer daha önce savaş emrinin verilmesinde acele gösterenlerden bir kesim, insanlardan korkarak, zaaf ve gevşeklik göstererek: “Rabbimiz, niçin savaşmayı bize farz kıldın?” demeye koyuldular. Bu ifade, onların bu işten rahatsız olduklarını, Allah’a âdeta itiraz ettiklerini göstermektedir. Oysa onlara yakışan, bu durumun tam zıddı idi. Yani Allah’ın emrine teslimiyet göstermek ve emirlerine karşı sabırlı olmaktı. Fakat onlar kendilerinden beklenenin aksini yaparak: “Bizi(m savaşmamızı) yakın bir süreye kadar erteleseydin ya?” dediler.” Yani niçin savaşın farz kılınma hükmünü daha sonraki bir zamana bırakmadın? Bu, ağırbaşlı olmayıp işlerde vaktinden önce acelecilik eden kimselere çokça arız olan bir haldir. Bu gibi kimseler çoğunlukla işlerin zamanı geldiğinde onları yerine getirmekte gereken sabrı gösteremez ve bu yükleri gereği gibi taşıyamaz. Aksine dirençleri az olur.

Daha sonra Yüce Allah savaştan geri kalmayı da ihtiva eden bu hallerinden vazgeçmeleri için onlara şöylece öğüt vermektedir:

“De ki: Dünya menfaati pek azdır. Âhiret ise takvâ sahibi olanlar için elbette daha hayırlıdır.” Yani dünyanın lezzet verici şeylerinden ve rahatından yararlanmak az bir şeydir. Kısa bir süre Allah’a itaat uğrunda ağır yüklere katlanmak ise nefislerin karşılaşacağı zorlukları kolaylaştırır ve yüklerini hafifletir. Çünkü nefisler karşı karşıya kaldıkları zorlukların uzun bir süre devam etmeyecek olduğunu bilecek olursa bu zorluklar onlara kolay gelir. Peki ya nefisler dünya ile âhireti karşılaştıracak ve özüyle olsun lezzet ve ebediliği ile olsun âhiretin dünyadan kat kat üstün olduğunu bilecek olursa ne olur? Özü itibari ile âhiret Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bir hadisinde sabit olduğu gibi şöyledir: “Cennette bir kamçılık kadar bir yer, dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır” Cennetin lezzetleri, her türlü sıkıntıdan uzaktır. Hatta cennetteki lezzetler insanın hatırına gelen ve onun zihninden geçen her türlü lezzetten çok daha üstündür. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlara o işlediklerine mükâfat olmak üzere gözleri aydınlatan ne nimetler gizlendiğini hiç kimse bilemez.” (es-Secde, 32/17) Yine Yüce Allah, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in dilinden şöyle buyurmaktadır: “Ben salih kullarıma hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir kimsenin hatırından geçirmediği şeyler hazırladım.”

Dünya lezzetlerine gelince bunlar insanın zevkini gölgeleyen çeşitli sıkıntılarla iç içedir. Eğer bu lezzetler ile onlarla birlikte bulunan türlü acılar, gam ve kederler arasında bir mukayese yapılacak olursa, hiçbir bakımdan makul bir oran ortaya çıkmaz. Zamanları itibari ile aralarındaki farka gelince dünya geçicidir. Dünyanın ömrüne nispetle insanın ömrü de pek az bir süredir. Ahiretin ise nimetleri devamlıdır ve cennetlikler orada ebediyyen kalacaklardır.

İşte aklı başında olan bir kimse bu iki yurt hakkında düşünecek ve her ikisinin de gerçek mahiyetini gereği gibi kavrayacak olursa hangisinin tercih edilmeye değer olduğunu, ne için çalışıp çabalamak ve neyi elde etmek için gayret göstermek gerektiğini çok iyi tespit eder. Bundan dolayı Yüce Allah: “Âhiret ise takvâ sahibi olanlar için” yani şirkten ve diğer haramlardan sakınan kimseler için “elbette daha hayırlıdır. (Orada) size kıl kadar dahi zulmedilmez.” Yani âhiret yurdu için göstereceğiniz çaba ve gayretlerinizin karşılığını, hiçbir eksiklik söz konusu olmaksızın tam ve mükemmel olarak alacaksınız.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Peygamber! Üzerlerine cihadın farz kılınmasını isteyerek bu hususta sana soru soran bazı sahabelerin durumunu bilmiyor musun? Onlara şöyle denildi: "Savaştan ellerinizi çekin ve namazlarınızı kılın ve zekâtlarınızı verin!" Tabi ki bu durum Müslümanlar Medine’ye hicret edip, cihadın farz kılınmasından önceydi. İslam’ın bir mukavemet gücü olunca savaş farz kılındı. Cihadın farz kılınması bazılarına zor geldi ve Allah'tan korkar gibi veya daha şiddetli bir şekilde insanlardan korkmaya başladılar ve şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Neden bize savaşı farz kıldın? Onu yakın bir zamana ertelesen de, bizler dünyadan biraz daha lezzet alsak olmaz mı?" Ey Peygamber! Onlara de ki: "Dünya malı ne kadar artarsa artsın az ve geçicidir. Oysa ahiret hayatı içindeki nimetlerin sürekli olması sebebiyle, Allah'tan korkan kimse için daha hayırlıdır. Sizin yaptığınız salih amellerinizden hurma çekirdeğinin üzerindeki ip (ince zar) kadar dahi bir şey eksiltilmeyecektir.

Kelimeler

48 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَلَمْ elem
  2. تَرَ tera görmedin mi kök: راي
  3. إِلَى ila
  4. ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri
  5. قِيلَ kile denilen(leri) kök: قول
  6. لَهُمْ lehum kendilerine
  7. كُفُّوٓا۟ kuffu (savaştan) çekin kök: كفف
  8. أَيْدِيَكُمْ eydiyekum ellerinizi kök: يدي
  9. وَأَقِيمُوا۟ ve ekimu ve ayakta tutun kök: قوم
  10. ٱلصَّلَوٰةَ s-salate salatı kök: صلو
  11. وَءَاتُوا۟ ve atu ve verin kök: اتي
  12. ٱلزَّكَوٰةَ z-zekate zekatı kök: زكو
  13. فَلَمَّا felemma zaman
  14. كُتِبَ kutibe yazılıdığı kök: كتب
  15. عَلَيْهِمُ aleyhimu kendilerine
  16. ٱلْقِتَالُ l-kitalu savaş kök: قتل
  17. إِذَا iza hemen
  18. فَرِيقٌۭ ferikun bir grup kök: فرق
  19. مِّنْهُمْ minhum içlerinden
  20. يَخْشَوْنَ yehşevne korkmaya başladılar kök: خشي
  21. ٱلنَّاسَ n-nase insanlardan kök: نوس
  22. كَخَشْيَةِ kehaşyeti korkar gibi kök: خشي
  23. ٱللَّهِ llahi Allah'tan kök: اله
  24. أَوْ ev hatta
  25. أَشَدَّ eşedde daha fazla kök: شدد
  26. خَشْيَةًۭ ۚ haşyeten korkuyla kök: خشي
  27. وَقَالُوا۟ ve kalu ve dediler ki kök: قول
  28. رَبَّنَا rabbena Rabbimiz kök: ربب
  29. لِمَ lime niçin
  30. كَتَبْتَ ketebte yazdın kök: كتب
  31. عَلَيْنَا aleyna bize
  32. ٱلْقِتَالَ l-kitale savaş kök: قتل
  33. لَوْلَآ levla keşke
  34. أَخَّرْتَنَآ ehhartena bizi erteleseydin kök: اخر
  35. إِلَىٰٓ ila kadar
  36. أَجَلٍۢ ecelin bir süreye kök: اجل
  37. قَرِيبٍۢ ۗ karibin yakın kök: قرب
  38. قُلْ kul de ki kök: قول
  39. مَتَـٰعُ metau geçimi kök: متع
  40. ٱلدُّنْيَا d-dunya dünya kök: دنو
  41. قَلِيلٌۭ kalilun azdır kök: قلل
  42. وَٱلْـَٔاخِرَةُ vel'ahiratu ve ahiret kök: اخر
  43. خَيْرٌۭ hayrun daha iyidir kök: خير
  44. لِّمَنِ limeni kimse için
  45. ٱتَّقَىٰ tteka korunan kök: وقي
  46. وَلَا ve la
  47. تُظْلَمُونَ tuzlemune size haksızlık edilmez kök: ظلم
  48. فَتِيلًا fetilen kıl kadar kök: فتل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)

    Hiçbir günahkar başka bir günahkarın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…

  • Aynı kök: فتل (3 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Hayır! Allah, dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar zulmedilmez.

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde…

  • Aynı kök: خشي (48 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)

    Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle…

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendilerine "Ellerinizi (savaştan) çekin; namazı kılın ve zekâtı verin!" denen kişileri görmedin mi? Onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir grup hemen Allah'tan korkar gibi, hatta dipnot 1 daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya başladılar da "Rabbimiz! Savaşı bize niçin yazdın! Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen olmaz mıydı?" dediler. (Onlara) de ki: "Dünya geçimliği (hayatı) azdır; takvâlı (duyarlı) olanlar için ahiret hayırlı olandır. En küçük bir haksızlığa da uğratılmayacaksınız."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki [ev] edatı "veya" değil, "hatta", "yani" anlamında yorumlanmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Kendilerine "(Artık savaştan) çekin ellerinizi! Namazı istikametle kılın, zekatı içten gelerek verin" denilenlerin haline baksana bir! Ama onlara savaşmaları emredildiği zaman, içlerinden bir gurup Allah'tan korkarcasına, hatta daha da büyük bir korkuyla insanlardan korkmaya başladılar ve şöyle dediler: "Rabbimiz! Niçin bize savaşı emrettin? Bize biraz daha süre tanıyamaz mıydın!" De ki: "Dünyevi tatmin geçici bir hazdır, ahiret ise sorumluluk sahibi biri için en hayırlı olandır; sonuçta zerre kadar haksızlığa uğramayacaksınız.

Muhammed Esed

Kendilerine "Ellerinizi çekin, namazlarınızda dikkatli ve daim olun, arındırıcı (mali) yükümlülüğünüzü yerine getirin!" denilenlerden haberdar değil misiniz? Ama onlara (Allah yolunda) savaşmaları emredilir emredilmez, bazısı, Allahtan korkması gerektiği gibi -hatta daha büyük bir korkuyla- insanlardan korkmaya başlar ve "Ey Rabbimiz! Neden bize savaşmayı emrettin? Keşke bize biraz mühlet verseydin!" derler. De ki: "Bu dünyanın keyfi ve rahatlığı çok kısa ömürlüdür ama ahiret, Allaha karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar için en iyisidir, çünkü hiç biriniz, kıl kadar haksızlığa uğramayacaksınız.

Ahmed Hulusi

Kendilerine, "(Kötülükten) ellerinizi çekin, salatı (namazı) ikame edin ve zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Ne zaman ki üzerlerine savaş yazıldı, bir de ne göresin, onlardan bir kısmı, insanlardan, Allah'tan haşyet edip ürperdikleri gibi, hatta daha şiddetli bir dehşetle korkuyorlar. . . "Rabbimiz, niçin üzerimize savaşı yazdın; bizi yakın bir sona kadar erteleseydin?" dediler. . . De ki: "Dünya zevki pek kısadır! Sonsuz gelecek ise korunanlar için daha hayırlıdır. . . Size kıl kadar zulmedilmez. "

Ali Bulaç

Kendilerine; 'Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin' denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibihatta daha da şiddetli bir korkuylakorkuya kapılıyorlar ve: 'Rabbimiz,ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?' dediler. De ki: 'Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız.'

Ali Özek ve heyeti

Kendilerine, ellerinizi savaştan çekin, namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin, denilen kimseleri görmedin mi? Sonra onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir grup hemen Allah'tan korkar gibi, hatta daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya başladılar da «Rabbimiz! Savaşı bize niçin yazdın! Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (daha bir müddet savaşı farz kılmasan) olmaz mıydı?» dediler. Onlara de ki: «Dünya menfaati önemsizdir, Allah'tan korkanlar için ahiret daha hayırlıdır ve size kıl payı kadar haksızlık edilmez.»

Ali Rıza Safa

"Ellerinizi çekin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin!" denilenleri görmedin mi? Ama onların üzerine savaş yazılınca, aralarından bir küme, Allah'tan korkar gibi, üstelik daha da çok korktular. Ve "Efendimiz! Neden üzerimize savaşı yazdın; keşke bizi yakın bir zamana erteleseydin?" dediler. De ki: "Dünya geçimliği azdır. Oysa sonsuz yaşam, sorumluluk bilinci taşıyanlar için daha iyidir. Hiçbirinize en küçük bir haksızlık yapılmayacaktır!"

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine, "Düşmanlıktan ellerinizi çekiniz, namazı kılınız ve zekatı veriniz" denilen kimseleri görmedin mi? Sonra onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir grup hemen Allah'tan korkar gibi, hatta daha fazla bir korkuyla, insanlardan korkmaya başladılar da, "Rabbimiz! Savaşı bize niçin farz kıldın! Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen olmaz mıydı?" dediler. Onlara de ki: "Dünya menfaati önemsizdir, Allah'tan korkanlar için ahiret daha hayırlıdır ve size kıl payı kadar haksızlık edilmez."

Edip Yüksel

Kendilerine, "Elinizi savaştan çekin, salatı gözetin, zekatı verin" denilenlere dikkat etmedin mi? Kendilerine savaşmaları emredildiğinde, insanlardan ALLAH'tan korkar gibi, belki daha fazla korkmaya başladılar ve "Efendimiz, neden bize savaşı yükledin, bizi yakın bir zamana kadar erteleyemez miydin!" dediler. De ki: "Bu dünyanın varlığı azdır, erdemliler için ahiret daha hayırlıdır; en ufak bir haksızlığa uğratılmayacaksınız."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine, 'Elinizi savaştan çekin, namazı gözetin, zekatı verin,' denilenlere dikkat etmedin mi? Kendilerine savaşmaları emredildiğinde, insanlardan ALLAH'tan korkar gibi, belki daha fazla korkmaya başladılar ve 'Rabbimiz, neden bize savaşı yükledin, bizi yakın bir zamana kadar erteleyemez miydin!,' dediler. De ki, 'Bu dünyanın varlığı azdır, erdemliler için ahiret daha hayırlıdır; en ufak bir haksızlığa uğratılmayacaksınız.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bakmaz mısın, o kendilerine: "Ellerinizi savaştan çekin, namaz kılın ve zekat verin!" denilen kimselere? Şimdi üzerlerine savaş farz kılınınca bazıları insanlardan Allah'tan korkar gibi veya daha fazla korkmaya başladılar ve: "Ey bizim Rabbimiz, niçin bize bu savaşı farz kıldın? Ne olurdu kısa bir süre daha bize mühlet verseydin!" dediler. De ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır; ahiret ise Allah'tan korkanlar için sırf hayırdır. Hem kıl kadar hakkınız da yenmez."

Elmalılı Hamdi Yazır

Bakmaz mısın o: kendilerine ellerinizi çekin ve namaz kılın, zekat verin denilmiş olan kimselere? Şimdi üzerlerine kıtal yazılınca insanlardan Allahdan korkarcasına veya daha bile ziyade korkuyorlar ve şöyle dediler: "Ey bizim rabbımız! Niçin üzerimize bu kıtali yazdın! Nolurdu bizi yakın bir ecele tehir edeydin? De ki: Dünya zevkı ne olsa azdır, Ahıret ise Allahdan korkanlar için sırf hayırdır hem kıl kadar hakkınız yenmez

Erhan Aktaş

Kendilerine, ellerinizi çekin dipnot 1 , salatı ikame edin, zekatı yapın dipnot 2 denilen kimseleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca dipnot 3 , içlerinden bir kısmı Allah'ın haşyeti dipnot 4 gibi, hatta daha fazla insanlara haşyet duyarlar. Ve "Ey Rabb'imiz! Neden üzerimize savaş yazdın, bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya?" dediler. De ki: "Dünya geçimliği önemsizdir. Ahiret, takva sahibi kimseler için daha hayırlıdır. Ve hurma çekirdeğinin içindeki lif kadar size haksızlık yapılmaz."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kimseye dokunmayın.
  2. metne dön, dipnot 2
    Salatın namaz kılmak anlamının yanı sıra birçok anlamı bulunmaktadır. Bu ayetteki salat, "namaz kılmak" anlamında değildir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu ve duayı "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" kelimesinin kök harfleri (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Her ne kadar bu terkipte," vermek" anlamına gelen "Atu" kelimesi yer alsa da () atu kelimesine, () Eta "yapmak" anlamının verilmesi de uygundur. Bu kelime kök anlamı itibarıyla yaygın olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: "Yapmak", "getirmek" ve "vermek." Arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat kelimesini "arınmak" anlamında kullanmaktadır (Bkz. 19:13). Zekat, "mali yardım" demek değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Kur'an'daki mali yardımın adı sadakadır (Bkz. 9:60). Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.
  3. metne dön, dipnot 3
    Gerekli görülünce, zorunlu kılınınca.
  4. metne dön, dipnot 4
    Derin saygı ve içten sevgi besleyerek; onları Allah'tan üstün ve yüce görürler. Bu kelimeye korkmak anlamı vermek doğru değildir. Kelime, "huşu" (içtenlik) samimiyet anlamındadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kendilerine, ellerinizi çekin dipnot 1 , salatı ikame edin, zekatı yapın dipnot 2 denilen kimseleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca dipnot 3 , içlerinden bir kısmı Allah'ın haşyeti gibi, hatta daha fazla insanlara haşyet dipnot 4 duyarlar. Ve "Ey Rabb'imiz! Neden üzerimize savaş yazdın, bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya?" dediler. De ki: "Dünya geçimliği önemsizdir. Ahiret, takva sahibi kimseler için daha hayırlıdır." Ve hurma çekirdeğinin içindeki lif kadar size haksızlık edilmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kimseye dokunmayın.
  2. metne dön, dipnot 2
    Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" sözcüğünün kök harfleri أَ ت ي (Elif-Te-Ye)  olup, 549 yerde geçmektedir. Ve sözcük, ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek. (اتى) Ata, vermek, (أَتَى) Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte, " vermek" anlamına gelen "Atu" yer alsa da (اتى) atu sözcüğüne, "yapmak" anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat sözcüğünü "arınmak" anlamında kullanmaktadır. (Örneğin 19:13) Zekat, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır. Bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Gerekli görülünce, zorunlu kılınınca.
  4. metne dön, dipnot 4
    Derin saygı ve içten sevgi besleyerek; onları Allah'tan üstün ve yüce görürler. Bu sözcüğe korkma anlamı vermek doğru değildir. Sözcük, "huşu" (içtenlik) samimiyet anlamındadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kendilerine, ellerinizi çekin dipnot 1 , salatı ikame edin, zekatı verin dipnot 2 denilen kimseleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, içlerinden bir kısmı Allah'ın haşyeti gibi, hatta daha fazla insanlara haşyet dipnot 3 duyarlar. Ve "Ey Rabb'imiz! Neden üzerimize savaş yazdın, bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya?" dediler. De ki: "Dünya geçimliği önemsizdir. Ahiret, takva sahibi kimseler için daha hayırlıdır.". Ve hurma çekirdeğinin içindeki lif kadar size haksızlık edilmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kimseye dokunmayın.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kulluğunuzu, Allah'a yönelmenizi, şirkten arınmış bir bilinçle yapın. Bunu; benliğinizi arındırmış, temizlenmiş ve arı duru hale gelmiş bir şekilde yerine getirin.
  3. metne dön, dipnot 3
    Derin saygı ve içten sevgi besleyerek; onları Allah'tan üstün ve yüce görürler. Bu sözcüğün korku, korkmak anlamına gelen "havf" sözcüğü ile bir ilgisi yoktur.

Gültekin Onan

Kendilerine; "Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin" denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup insanlardan Tanrı'dan korkar gibi -hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir süreye (ecelin) ertelemeli değil miydin?" dediler. De ki: "Dünyanın metaı azdır, ahiret ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ipince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız."

Hasan Basri Çantay

(Evvelce) kendilerine "Ellerinizi (muhaarebeden) çekin, dosdoğru namazı kılın, zekatı verin" denilen kimselere bakmaz mısın? Şimdi onların üzerine muhaarebe yazılınca (farzedilince) içlerinden bir zümre, insan (dan başka bir şey olmayan düşman) lardan Allahdan korkar gibi, hatta daha şiddetli bir korku ile korkuyorlar. Onlar: "Ey Rabbimiz üzerimize (şu) muhaarebeyi neye yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar gecikdirmeli değil miydin" dediler. (Onlara) de ki: "Dünyanın faidesi pek azdır, Ahiret ise sakınanlar için elbet daha hayırlıdır. Siz hurma çekirdeğinin ince ipliği kadar bile haksızlığa uğratılmayacaksınız".

İbni Kesir

Kendilerine: Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin, denilmiş olanlara bakmaz mısın? Şimdi onların üzerine savaş farz kılınınca; içlerinden bir grup Allah'tan korkar gibi, hatta daha şiddetli bir korku ile insanlardan korkuyorlar. Bunlar: Ey Rabbımız, üzerimize şu savaşı niye farz kıldın? Ne olurdu bizi yakın bir geleceğe kadar geri bırakaydın, dediler. Onlara de ki: Dünyanın geçimi azdır. Ahiret ise, müttakiler için elbet daha hayırlıdır. Ve kıl kadar haksızlığa uğratılmayacaksınız.

Mehmet Alagaş

(71-79) Ey iman edenler, hazırladıklarınızı alın ve ayrı ayrı yahut topluca sefere çıkın , sizden ağır davrananlar olacaktır , eğer, size bir musibet isabet ederse (hezimet katliam) derler ki Allah bana nimette bulundu da onlarla beraber şehit olmadım. Eğer ki size bir fazilet isabet ederse de (fetih, ganimet) o zaman sizinle onun arasında herhangi bir sevgi olmadığı halde diyecek ki keşke onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarı başarsaydım. Dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar ise artık Allah yolunda savaşsınlar. Her kim Allah yolunda savaşır da öldürülürse yahut yenerse / galip gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz. Size ne oluyor ki Allah yolunda ve zayıf bırakılan adamlar kadınlar ve çocuklar için savaşmıyorsunuz, ki onlar şunu diyorlar; Rabbimiz bizi halkı zalim olan bu memleketten çıkar, bizim için katından bir dost yap, bizim için katından bir yardımcı yap, iman edenler Allah yolunda savaşırlar, kafirler ise Tağut yolunda savaşırlar, şeytanın dostları ile savaşın, muhakkak ki şeytanın kurgu ladığı tuzak zayıftır. Onlara ellerinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekâtı verin dendiğini görmedin mi? Ne zaman ki kendilerine savaş yazılırsa da onlardan bir bölüm, Allah ’tan tedirgin olduğu gibi hatta daha şiddetli bir tedirginlik ile insanlardan tedirgin olurlar, Rabbimiz bize niye savaş yazdın ki derler, yakın bir vakte kadar erteleseydin / tehir etseydin derler, dünyanın geçimlikleri azdır, sakınanlar için ise ahiret daha hayırlıdır, kıl kadar dahi, zulmedilmezsiniz. Ölüm sizin için nerede olursanız olun, hatta sağlam kaleler de dahi olsanız bilinir hale / idrak edilir hale gelir. Onlara bir güzellik isabet ederse, işte bu Allah’ın yanındandır, eğer onlara bir kötülük gelirse de bu sendendir derler de ki hepsi Allah’ın yanındandır , bu kavme ne oluyor ki, anlatılanı anlamaya yanaşmıyorlar , sana güzel olarak ne isabet etmişse Allah’tandır, sana kötü olarak ne isabet etmişse de o da kendindendir, biz seni insanlara elçi olarak gönderdik, şahit olarak Allah yeterlidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Daha önce kendilerine, "(Savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin!” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve: "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez."

Süleyman Ateş

Kendilerine: "Ellerinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin!" denilenleri görmedin mi? Kendilerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir grup, insanlardan, Allah'tan korkar gibi hatta daha fazla korkmaya başladılar: "Rabbimiz, niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (savaş emrini bir süre geciktirsen) olmaz mıydı?" dediler. De ki: "dünya geçimi azdır, korunan için ahiret daha iyidir. Size kıl kadar haksızlık edilmez."

Süleymaniye Vakfı

(Zayıf durumda iken) Kendilerine: "Ellerinizi (savaştan) çekin, namazı özenle ve sürekli kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaşma görevi yazılınca içlerinden birtakımı, Allah'tan korkar gibi insanlardan korkar oldular. Hatta insanlardan duydukları korku daha fazla oldu. Dediler ki: "Rabbimiz! Bize niçin savaşma görevini yazdın; biraz daha süre tanısaydın olmaz mıydı?" dipnot 1 De ki: "Dünya menfaati pek azdır. Yanlış yapmaktan sakınanlar için Ahiret daha hayırlıdır; size kıl kadar haksızlık yapılmayacaktır."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hiç görmedin mi şu kişileri ki kendilerine: "Ellerinizi (savaştan) çekin, namazı tam kılın, zekatı verin" denmişti. Savaş farz kılınınca da içlerinden bir takımı, Allah'tan korkar gibi insanlardan korkmuş, hatta korkuları daha da şiddetlenmişti. Dediler ki "Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın, azıcık daha süre tanısaydın olmaz mıydı?" De ki "Dünya menfaati pek azdır. Allah'tan çekinerek korunanlar için Ahiret daha hayırlıdır; size kıl kadar haksızlık yapılmayacaktır. dipnot 1 "

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Enfal 8/5-6

Şaban Britch

Kendilerine; “Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekâtı verin." denilenleri görmedin mi? Oysa savaş onlara farz kılındığında, onlardan bir grup, Allah’tan korkar gibi insanlardan korkarak (hatta daha da fazla bir korku ile) “Rabbimiz niye savaşı bize farz kıldın. Bizi yakın bir zamana kadar ertelesen olmaz mıydı?” dediler. De ki: Dünya metası çok azdır. Ahiret ise Allah’tan korkanlar için çok hayırlıdır, en ufak haksızlığa uğratılmayacaksınız.

Şaban Piriş

Kendilerine "elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin." denilenleri görmedin mi? Oysa savaş onlara farz kılındığında, onlardan bir grup, Allah'tan korkar gibi insanlardan korkarak (hatta daha da fazla bir korku ile) "Rabbimiz niye savaşı bize farz kıldın. Bizi yakın bir zamana kadar ertelesen olmaz mıydı?" dediler. De ki: -Dünyanın faydası çok azdır. Ahiret ise Allah'tan korkanlar için daha hayırlıdır, en ufak haksızlığa uğratılmayacaksınız.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerine, "Ellerinizi çekin, namazı kılın, zekatı verin!" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, içlerinden bir grup, insanlardan Allah'tan korkmuş gibi, hatta daha şiddetli bir korkuyla korkar oldu. Ve şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Ne diye yazdın üzerimize savaşı; yakın bir süreye kadar bizi erteleseydin ya!" De ki: "Dünya nimeti çok azdır. Kötülükten sakınan için ahiret daha hayırlıdır. Bir kıl kadar bile zulme uğratılmazsınız."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Have you not seen O Muhammad into the disposition of those who were told to put a restraint upon their desire for fighting and observe faithfully the act of worship and give Zakat (alms), for Zakat is but the vehicle of prayer, yet when time was ripe and fighting was enjoined, some of them came to be apprehensive about their involvement in battle for fear of their lives. They feared the enemy –to a degree comparable to the degree of fear due to Allah–Creator of all beings or even a degree higher, and they exclaimed against fighting; they said: "O Allah, our Creator, why enjoin us to fight and implant our Hereafter in the now; if only You would put fighting in respite and grant us a postponement of this obligation to a future date!" Say to them O Muhammad: "The enjoyment experienced here below, no matter how long it lasts, is fleeting and evanescent whereas the Hereafter abounds in the best enjoyments and everlasting bliss for those who entertain the profound reverence dutiful to Allah, and no one is ever wronged not even to the equivalent of a single hair of the dry integument of the smallest seed".

Abdul Haleem

[Prophet], do you not see those who were told, ‘Restrain yourselves from fighting, perform the prayer, and pay the prescribed alms’? When fighting was ordained for them, some of them feared men as much as, or even more than, they feared God, saying, ‘Lord, why have You ordained fighting for us? If only You would give us just a little more time.’ Say to them, ‘Little is the enjoyment in this world, the Hereafter is far better for those who are mindful of God: you will not be wronged by as much as the fibre in a date stone.

Abdullah Yusuf Ali

Hast thou not turned Thy vision to those who were told to hold back their hands (from fight) but establish regular prayers and spend in regular charity? When (at length) the order for fighting was issued to them, behold! a section of them feared men as - or even more than - they should have feared Allah: They said: "Our Lord! Why hast Thou ordered us to fight? Wouldst Thou not Grant us respite to our (natural) term, near (enough)?" Say: "Short is the enjoyment of this world: the Hereafter is the best for those who do right: Never will ye be dealt with unjustly in the very least!

Abul A'la Maududi

Have you not seen those who were told: 'Restrain you hands, and establish the Prayer, and pay the Zakah'? But when fighting was enjoined upon them some of them feared men as one should fear Allah, or even more, dipnot 1 and said: 'Our Lord, why have You ordained fighting for us? Why did You not grant us a little more respite?' Say to them: 'There is little enjoyment in this world. The World to Come is much better for the God-fearing. And you shall not be wronged even to the extent of the husk of a date-stone. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This verse .can be interpreted in three ways, and each meaning is equally valid: First, that those who now shirked to fight in the cause of God were themselves initially eager to fight. They often approached the Prophet (peace be on him), saying that they were being wronged, beaten, persecuted and abused, that' their patience was exhausted, and that they wanted permission to fight. They had then been told to be patient and continue to purify their souls by observing Prayers and dispensing Zakah. At that time they had felt disconcerted by this counsel of patience. Later on, some of those very same people were to tremble at the first sight of the enemy and the dangers of warfare.Second, that they remained highly 'religious' as long as they were asked merely to pray and pay Zakah, which entailed no risk to their lives. But as soon as that phase was over and they were asked to expose themselves to danger, they began to shiver with fear.Third, that in the former times the same people had unsheathed their swords for trivial causes. They had fought for loot and plunder, and engaged in feuds motivated by animal impulses, so much so that feuding had almost become their national pastime. At that time they had been told to abstain from bloodshed and to reform themselves by observing Prayers and dispensing Zakah. When, later on, the same people were told that the time had come for them to fight in the cause of God, those who had shown themselves to be lions while fighting for their own selfish causes turned out to be as meek as lambs. The strong hands which had wielded the sword so firmly, and had used it so fiercely for the sake of either personal or tribal honour, or for Satan's sake, became almost paralysed.Each of these three meanings applies to a different kind of person, but the actual words of the verse seem to apply equally to all who shirked fighting in the cause of God.
  2. metne dön, dipnot 2
    Were they to serve the religion of God and spend their energy in that cause, they would surely be rewarded by Him.

Aisha Bewley

Do you not see those who were told: ‘Hold back from fighting but establish salat and pay zakat’? Then when fighting is prescribed for them, a group of them fear people as Allah should be feared, or even more than that. They say, ‘Our Lord, why have you prescribed fighting for us? If only You would give us just a little more time!’ Say, ‘The enjoyment of this world is very brief. The Next World is better for those who have taqwa. You will not be wronged by so much as the smallest speck.’

Al-Hilali & Khan

Have you not seen those who were told to hold back their hands (from fighting) and perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât), and give Zakât but when the fighting was ordained for them, behold! a section of them fear men as they fear Allâh or even more. They say: "Our Lord! Why have you ordained for us fighting? Would that You had granted us respite for a short period?" Say: "Short is the enjoyment of this world. The Hereafter is (far) better for him who fears Allâh, and you shall not be dealt with unjustly even equal to a scalish thread in the long slit of a date-stone.

Ali Quli Qarai

Have you not regarded those who were told, ‘Keep your hands off [from warfare], and maintain the prayer, and give the zakāt’? But when fighting was prescribed for them, behold, a part of them were afraid of people as if fearing Allah, or were even more afraid, and they said, ‘Our Lord! Why did You prescribe fighting for us? Why did You not respite us for a short time?!’ Say, ‘The enjoyment of this world is little and the Hereafter is better for the Godwary, and you will not be wronged so much as a single date-thread.

Amatul Rahman Omar

Have you not considered those to whom it was said, `Withhold your hands (from fighting) and keep up Prayer and go on presenting Zakât?' But now when fighting has been made binding upon them, a section of them (- the hypocrites) begin to fear the people as they should fear Allâh or with a still stronger fear and they say, `Our Lord! why have You made fighting binding upon us? Would You not defer us to a near term (and grant us a little respite). ' Say, `The enjoyment of this world is short (and negligible its pleasures) and the Hereafter is better for him who guards against evil and keeps his duty to Allâh, and you shall not be done injustice to, not even a whit.'

Arthur John Arberry

Hast thou not regarded those to whom it was said, 'Restrain your hands, and perform the prayer, and pay the alms'? Then, as soon as fighting is prescribed for them, there is a party of them fearing the people as they would fear God, or with a greater fear, and they say, 'Our Lord, why hast thou prescribed fighting for us? Why not defer us to a near term?' Say: 'The enjoyment of this world is little; the world to come is better for him who fears God; you shall not be wronged a single date-thread. '

Bijan Moeinian

Remember how in the past you were not allowed to fight back and were ordered just to worship God and engage in charitable actions. As soon as you were permitted to defend yourselves, some feared mankind more than God and complained to their Lord saying: "Why have you put this burden of fighting [and being killed] upon us? Could you not give us a break?" Say: “This world is too short compared to Hereafter. Besides, God will never treat the righteous ones with the least injustice [and will reward you generously if you become a martyr in the battle field.]

E. Henry Palmer

Do ye not see those to whom it is said, 'Restrain your hands, and be steadfast in prayer and give alms;' and when it is prescribed for them to fight then a band of them fear men, as though it were the fear of God or a still stronger fear, and they say, 'O our Lord! why hast thou prescribed for us to fight, couldst thou not let us abide till our near appointed time?' Say, 'The enjoyment of this world is but slight, and the next is better for him who fears:- but they shall not be wronged a straw.

Edip-Layth

Did you not see those who were told, "Restrain yourselves, and observe the contact prayer, and contribute towards betterment." But when fighting was decreed for them, a group of them feared the people as much as they feared God or even more so. They said, "Our Lord, why did You decree fighting for us? If only You would delay for us till another time." Say, "The enjoyment of this world is little, and the Hereafter is far better for those who are aware; you will not be wronged in the least."

George Sale

Hast thou not observed those unto whom it was said, withhold your hands from war, and be constant at prayers, and pay the legal alms? But when war is commanded them, behold, a part of them fear men as they should fear God, or with a greater fear, and say, O Lord, wherefore hast thou commanded us to go to war, and hast not suffered us to wait our approaching end? Say unto them, The provision of this life is but small; but the future shall be better for him who feareth God; and ye shall not be in the least injured at the day of judgment.

Hamid S. Aziz

Do you not see those to whom it is said, "Restrain your hands, but be steadfast in prayer and give alms (do charity);" and when it is prescribed for them to fight then, behold, a section of them fear men, with the fear justly due to Allah, or with a still stronger fear, and they say, "Our Lord! Why have you ordered us to fight. Could you not let us abide till our appointed time?" Say, "The enjoyment of this world is but slight (or short), and the Hereafter is better for him who does right. But they shall not be wronged a straw."

Mahmoud Ghali

Have you not regarded the ones to whom it was said, "Restrain your hands and keep up prayer and bring the Zakat?" (i. e., pay the poor-dues) Then, as soon as fighting was prescribed for them, behold, a group of them are apprehensive of the multitude (Literally: mankind) as they would have apprehension of Allah, or with stronger apprehension; and they said, "Our Lord, why have You prescribed fighting for us? Had You (only) deferred us to a near term!" Say, "The enjoyment of the present (life) (Literally: the lowly "life; i.e., the life of this world) is little, and the Hereafter is most charitable for him who is pious, and you will not be done an injustice even as (much as) a single date-plaiting (i.e., not even a little).

Marmaduke Pickthall

Hast thou not seen those unto whom it was said: Withhold your hands, establish worship and pay the poordue, but when fighting was prescribed for them behold! a party of them fear mankind even as their fear of Allah or with greater fear, and say: Our Lord! Why hast Thou ordained fighting for us? If only Thou wouldst give us respite yet a while! Say (unto them, O Muhammad): The comfort of this world is scant; the Hereafter will be better for him who wardeth off (evil); and ye will not be wronged the down upon a date-stone.

Mohamed Ahmed - Samira

Have you not seen the people who were told: "Hold back your hands (from attacking), observe your devotional obligations and pay the zakat?" But when they were commanded to fight, behold, a section among them were filled with fear of men as though it were the fear of God and even more, and said: "O Lord, why did you make war compulsory for us? Why did you not allow us to live a little more?" Say to them: "How short-lived is the commerce of this world; but that of the next is best for those who fear God; and you will not be wronged the breadth of a thread. "

Muhammad Asad

ART THOU NOT aware of those who have been told, "Curb your hands, and be constant in prayer, and render the purifying dues"? But as soon as fighting [in God's cause] is ordained for them, lo, some of them stand in awe of men as one should stand in awe of God - or in even greater awe - and say, "O our Sustainer! Why hast Thou ordained fighting for us? If only Thou hadst granted us a delay for a little while!" Say: "Brief is the enjoyment of this world, whereas the life to come is the best for all who are conscious of God - since none of you shall be wronged by as much as a hair's breadth.

Mustafa Khattab

Have you ˹O Prophet˺ not seen those who had been told, "Do not fight! Rather, establish prayer and pay alms-tax."? Then once the order came to fight, a group of them feared those ˹hostile˺ people as Allah should be feared—or even more. They said, “Our Lord! Why have You ordered us to fight? If only You had delayed ˹the order for˺ us for a little while!” Say, ˹O Prophet,˺ “The enjoyment of this world is so little, whereas the Hereafter is far better for those mindful ˹of Allah˺. And none of you will be wronged ˹even by the width of˺ the thread of a date stone.

Progressive Muslims

Did you not see those who were told: "Restrain yourselves, and hold the contact-method, and contribute towards betterment. " But when fighting was decreed for them, a group of them feared the people as much as they feared God or even more so. And they said: "Our Lord, why did You decree fighting for us If only You would delay for us till another time." Say: "The enjoyment of this world is little, and the Hereafter is far better for those who are aware; you will not be wronged in the least."

Rashad Khalifa

Have you noted those who were told, "You do not have to fight; all you need to do is observe the Contact Prayers (Salat) and give the obligatory charity (Zakat)," then, when fighting was decreed for them, they feared the people as much as they feared GOD, or even more? They said, "Our Lord, why did You force this fighting on us? If only You respite us for awhile!" Say, "The materials of this world are nil, while the Hereafter is far better for the righteous, and you never suffer the slightest injustice."

Sahih International

Have you not seen those who were told, "Restrain your hands [from fighting] and establish prayer and give zakah"? But then when fighting was ordained for them, at once a party of them feared men as they fear Allah or with [even] greater fear. They said, "Our Lord, why have You decreed upon us fighting? If only You had postponed [it for] us for a short time." Say, The enjoyment of this world is little, and the Hereafter is better for he who fears Allah. And injustice will not be done to you, [even] as much as a thread [inside a date seed]."

Sam Gerrans

Hast thou not considered those to whom it was said: “Restrain your hands; and uphold the duty, and render the purity,” but when fighting is prescribed for them, then a faction among them fears men like the fear of God, or a stronger fear? And they said: “Our Lord: why hast Thou prescribed fighting for us? Oh, that Thou wouldst but delay us a little while!” Say thou: “Little is the enjoyment of the World”; and the Hereafter is better for him who is in prudent fear; and you will not be wronged a hair upon a date-stone.

Shabbir Ahmed

Have you seen those who have been told, "Curb your hands, and establish the Divine System and set up the just Economic Order?" But as soon as the Command came to fight, some of them feared men as they should have feared Allah, or even more. They say, "Our Lord! Why have You ordained fighting for us? If only You had granted us a little more delay!" Say, "Brief is the enjoyment of this world, whereas the life to come is the best for those who walk aright. None of you shall be wronged a hair's breadth."

Syed Vickar Ahamed

Have you not looked at those who were told to hold back their hands (from fight) but establish regular prayers and spend in regular Charity? When (at last) the order to fight was issued to them, look! A section of them feared men as— Or even more than— They would have feared Allah: They said: "Our Lord! Why have You ordered us to fight? Would You not grant us the delay (of death) to our (natural) term, near (enough)?"— Say: "Short is the enjoyment of this world: The Hereafter is the best for those who do right: Never will you be dealt with unjustly in the very least!

Taqi Usmani

Have you not seen those to whom it was said, "Hold your hands (from fighting) and be steadfast in Salāh and pay Zakāh." However, when fighting is enjoined upon them, then surprisingly, a group from them starts fearing people, as one would fear Allah, or fearing even more.They say, “Our Lord, why have you enjoined fighting upon us? Would you have not spared us for a little more time?” Say, “The enjoyment of the world is but a little, and the Hereafter is far better for the one who fears Allah, and you shall not be wronged, even to the measure of a fiber.

The Monotheist Group

Did you not see those who were told: "Cease your aggression, and hold the contact prayer, and contribute towards purification." But when fighting was decreed for them, a group of them were concerned towards the people as they would have been concerned towards God or even more so. And they said: "Our Lord, why did You decree fighting for us? If only You would delay for us until another time." Say: "The enjoyment of this world is little, and the Hereafter is far better for those who are aware; you will not be wronged in the least."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 77. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 77. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 77. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩