Nisâ suresi

Nisâ suresi, 143. ayet

Nisâ suresi, 143. ayet. مُّذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذَٰلِكَ لَآ إِلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَلَآ إِلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ سَبِيلًا

müẕebẕebîne beyne ẕâlik. lâ ilâ hâülâi velâ ilâ hâülâ'. vemey yuḍlili-llâhü felen tecide lehû sebîlâ.

Diyanet İşleri

Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (mü'minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Allah, kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 140–146 · surenin 143. ayeti / 176

Konu Münafıkların bocalaması ve en aşağı tabaka Nisâ 142–152 3

  1. Nisâ 140

    Oysa Allah size Kitap'ta (Kur'an'da) "Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz" diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.

  2. Nisâ 141

    Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, "Biz sizinle beraber değil miydik?" derler. Şayet kafirlerin (zaferden) bir payı olursa, "Size üstünlük sağlayıp sizi mü'minlerden korumadık mı?" derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü'minlerin aleyhine kafirlere hiçbir yol vermeyecektir.

  3. Nisâ 142

    Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.

  4. 143

    Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (mü'minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Allah, kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın.

  5. Nisâ 144

    Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

  6. Nisâ 145

    Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.

  7. Nisâ 146

    Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü'minlerle beraberdirler. Allah, mü'minlere büyük bir mükafat verecektir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

143. Yani onlar mü’min kesim ile kâfir kesimi arasında gidip gelirler. Ne zahir ve batınları ile mü’minlerdendirler. Ne de zahir ve batınları ile kâfirlerdendirler. Onlar içlerini kâfirlere açmışlardır, zahirlerini de mü’minlere vermiş gibi görünürler. Bu ise mümkün olabilen sapıklığın en büyüğüdür. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Allah’ın şaşırttığı kimseye sen asla yol bulamazsın.” Böyle bir kimseyi hidayete iletmeye, azgınlığını terk etmesi için ona bir çare bulmaya imkânın yoktur. Çünkü böyle bir kimseye karşı rahmet kapısı kilitlenmiş ve onun yerini her türlü azap almıştır. Bu kötü sıfatlar -bir uyarı olarak- mü’minlerin, zahiren ve batınen bunların zıddı olan doğruluk ve ihlâs niteliklerine sahip olduklarına, namaz ve ibadetlerindeki gayretleri ile Yüce Allah’ı çokça zikretmelerinin bilinmeyen bir durum olmadığına delildir. Yine Allah’ın onları hidayete ilettiğine ve Sırat-ı Müstakimi izleme tevfikini onlara ihsan ettiğine de delildir. O halde aklı başında bulunan bir kimse bu iki grup özelliği göz önünde bulundursun ve kendisini de değerlendirsin. Kendisi için daha uygun bulduğunu da tercih etsin. Yardım istenecek Allah’tır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu münafıklar ne yapacaklarını bilmez bir halde tereddüt içindedirler. Onlar ne görünüşte, ne de kalben Müminlerle beraberdirler, ne de kâfirlerle beraberdirler. Bilakis görünüşte müminlerle beraber, kalben ise kâfirlerle beraberlerdir. -Ey Peygamber!- Yüce Allah her kimi saptırırsa onu sapmış olduğu dalaletten doğru yola iletecek bir yol bulamazsın.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مُّذَبْذَبِينَ muzebzebine yalpalayıp dururlar kök: ذبذب
  2. بَيْنَ beyne arada kök: بين
  3. ذَٰلِكَ zalike bu
  4. لَآ la ne
  5. إِلَىٰ ila
  6. هَـٰٓؤُلَآءِ ha'ula'i bunlara
  7. وَلَآ ve la ne de
  8. إِلَىٰ ila
  9. هَـٰٓؤُلَآءِ ۚ ha'ula'i onlara
  10. وَمَن ve men ve kimseye
  11. يُضْلِلِ yudlili şaşırttığı kök: ضلل
  12. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  13. فَلَن felen
  14. تَجِدَ tecide bulamazsın kök: وجد
  15. لَهُۥ lehu ona
  16. سَبِيلًۭا sebilen bir (çıkar) yol kök: سبل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre)…

  • Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza…

  • Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar…

  • Ortak kavram: Yol (sebîl) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…

  • Nisâ 44 olası

    Ortak kavram: Yol (sebîl) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Kendilerine Kitap'tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.

  • Ortak kavram: Yol (sebîl) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Şüphesiz inkar edenler, insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bunların arasında bocalayıp durmaktalar; ne onlara (yakınlar) ne de bunlara! Allah'ın saptırdığı kimse için asla bir (kurtuluş) yolu bulamazsın.

Mustafa İslamoğlu

İki arada bir derede kalmışlardır; ne o tarafa ne de bu tarafa aittirler. Nitekim Allah'ın sapıklığını tescil ettiği kimseler için asla bir çıkış yolu bulamazsın.

Muhammed Esed

bu taraftakilerle diğerleri arasında bocalayıp dururlar, ne o tarafa ne de bu tarafa (sadık) kalırlar. Allahın saptırdıkları için asla bir çıkış yolu bulamazsın.

Ahmed Hulusi

(İkiyüzlüler) iki arada yalpalayıp dururlar! Ne bunlara (iman ehli) ne de onlara (inkarcılar)! Allah'ın (bozuk inanca) saptırdıkları için çıkış yolu bulamazsın!

Ali Bulaç

Arada bocalayıp dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla. Allah kimi saptırırsa, artık sen ona yol bulamazsın.

Ali Özek ve heyeti

(Mü'minler ile kâfirler arasında) gidip gelmekte (tereddüt etmekte) dirler.Ne (tam olarak) onlara, ne de (tam olarak) bunlara temayül ederler. Allah, kimi doğru yoldan saptırmışsa artık onun için (hakka giden) bir yolu asla bulamazsın.

Ali Rıza Safa

Arada bocalayıp dururlar; ne onlarla ne de bunlarla. Allah, kimi saptırırsa, artık, onun için asla bir yol bulamazsın.

Bayraktar Bayraklı

Bunların arasında bocalayıp durmaktadırlar; ne onlara bağlanıyorlar, ne bunlara. Allah'ın şaşırttığı kimseye asla bir çıkar yol bulamazsın!

Edip Yüksel

Arada bocalayıp dururlar; ne bunlara ne de onlara katılırlar. ALLAH'ın şaşırttığına bir yol bulamazsın.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Arada bocalayıp dururlar; ne bunlara ne de onlara katılırlar. ALLAH'ın şaşırttığına bir yol bulamazsın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Arada (iman ile küfür arasında) bocalayıp duruyorlar; ne onlardan yana oluyorlar, ne de bunlardan. Kimi de Allah şaşırtırsa artık ona sen bir yol bulamazsın.

Elmalılı Hamdi Yazır

Arada müzebzeb bir haldedirler: ne onlara, ne onlara, her kimi de Allah şaşırtırsa artık ona sen yol bulamazsın

Erhan Aktaş

Ne onlara ne bunlara, arada bocalayıp dururlar. dipnot 1 Allah, kimi doğru yoldan yoksun bırakırsa, dipnot 2 sen ona asla bir yol bulamazsın.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Münafıklar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Münafık olduğu için; doğru yolda olmayı hak etmediği için, doğru yoldan yoksun kalmayı gerektiren şeyleri yaptığı için.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ne onlara ne bunlara, arada bocalayıp dururlar dipnot 1 . Allah, kimi doğru yoldan yoksun bırakırsa dipnot 2 , sen ona asla bir yol bulamazsın.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Münafıklar.
  2. metne dön, dipnot 2
    Münafık olduğu için; doğru yolda olmayı hak etmediği için, doğru yoldan yoksun kalmayı gerrektiren şeyleri yaptığı için.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ne onlara, ne bunlara, arada bocalayıp dururlar. Allah, kimi saptırırsa dipnot 1 , sen ona asla bir yol bulamazsın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yaptığından dolayı kimi saptırırsa.

Gültekin Onan

Arada bocalayıp dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla. Tanrı kimi saptırırsa, artık sen ona yol bulamazsın.

Hasan Basri Çantay

Onlar (küfr ile iman) arasında bucalayan bir süre kararsızlardır. Ne onlara, ne bunlara (mal olurlar). Allah kimi şaşırtırsa artık ona bir yol bulamazsın, asla.

İbni Kesir

Ne onlarladırlar, ne de bunlarla. İkisi arasında bocalayıp dururlar. Allah' ın saptırdığı kimseye yol bulamazsın.

Mehmet Alagaş

(141-147) Sizleri gözetleyenler öyledirler ki size Allah’tan bir fetih gelirse derler ki “biz, sizle beraberdik” kafirler için bir nasip oluşursa da onlar “Biz size destek olmadık mı? Sizi Müminlerden korumadık mı? derler, Allah, kıyamet günü sizin aranızdaki hükmünü verecektir. (Bu oynak hareketlere bakalım ne hüküm verecek) Allah müminler aleyhine kafirlere yol vermez, muhakkak ki münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar O / Allah onları aldatır. Namaza kalktıkları vakitte üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ancak az miktarda Allah’ı hatırlayıp anarlar / zikrederler, bu şekilde git gel yaşıyorlar / tereddüt yaşıyorlar, ne onlara (müminlere) bağlanabilirler ne de onlara (kafirlere) bağlanabilirler. Allah kimi saptırırsa artık asla onun için yol bulamazsın. Ey iman ede nler, Müminleri bırakıp ta kafirleri dost edinmeyin, Allah’a aleyhinize olacak açık bir delil vermeyi mi istiyorsunuz? Muhakkak ki münafıklar, ateşin an alt tabakasındadırlar. (Dereke; Sıfırın altı aşağı doğru dur. Derece: Sıfırın üstü yukarı doğru dur) onlara herhangi bir yardımcı da bulamazsın. Ancak vazgeçip ıslah olanlar Allah’a sarılanlar, dini Allah’a özgü / has yaşayanlar işte onlar müminlerle birliktedir, ileride Allah, müminlere büyük bir ödül verecektir. Eğer şükrederseniz ve iman ederseniz Allah size azap etmeyi ne diye yapsın ki? (Azap heveslisi değil) Allah teşekkür edendir, bilendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

İmanla küfür arasında tereddüt ederek, ne Müminlere ne de kâfirlere bağlıdırlar. Allah, kimi saptırırsa onun için asla hidayetin bir yolunu bulamazsın.

Süleyman Ateş

Arada yalpalayıp dururlar. Ne bunlara (bağlanırlar), ne de onlara. Allah'ın şaşırttığı kimseye bir (çıkar) yol bulamazsın!

Süleymaniye Vakfı

İki taraf arasında kalırlar. Ne onlardan olabilirler ne de bunlardan. Sen Allah'ın sapık saydığı kişiye bir çıkış yolu bulamazsın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar iki arada bir derede kalır; ne onlarla ne de bunlarla olabilirler. Sen Allah'ın sapık saydığı kişiye bir çıkış yolu bulamazsın.

Şaban Britch

(İman ile küfür) arasında tereddüttedirler, ne müminlere ne de kâfirlere (bağlıdırlar.) Allah, kimi saptırırsa ona asla (hidayetin) bir yolunu bulamazsın.

Şaban Piriş

(İman ile küfür) arasında tereddüttedirler ne müminlere ne de kafirlere (bağlıdırlar.) Allah, kimi sapıklıkta bırakırsa artık ona bir yol bulamazsın.

Yaşar Nuri Öztürk

Arada bocalayıp dururlar. Ne şunlardan yanadırlar ne bunlardan yana. Allah'ın şaşırttığına sen asla yol sağlayamazsın.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Reticent, they are swayed, in their opinions and their actions, in their conduct and in their thoughts between you people - the Muslims - and their people - the infidels - while in truth they belong neither to you nor to them. And he whom Allah does not guide to the path of righteousness, never shall you find out a way to guide him thereto.

Abdul Haleem

wavering all the time between this and that, belonging neither to one side nor the other. If God leaves someone to stray, you [Prophet] will never find a way for him.

Abdullah Yusuf Ali

(They are) distracted in mind even in the midst of it,- being (sincerely) for neither one group nor for another whom Allah leaves straying,- never wilt thou find for him the way.

Abul A'la Maududi

They dangle between the one and the other (faith and disbelief), and belong neither to these nor to those completely. And he whom Allah lets go astray, for him you can find no way. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Here an important fact has been stated about the person who remained unguided to the Truth despite his acquaintance with the Book of God and with the life of His Prophet (peace be on him). He was a person who was so disinclined to the Truth and so infatuated with error that even God let him go forth along the same erroneous direction that he had chosen for himself, a person on whom the door of true guidance had been shut and the way towards error had been made smooth by God. It is virtually beyond the power of human-beings to direct such a person to the Truth. We may be able to grasp this if we consider the case of man's livelihood. God controls all the sources of man's livelihood. Thus, anyone who receives any portion of livelihood receives it from God alone. At the same time, God grants every man livelihood through the means he has himself sought. If a man seeks his livelihood through lawful means and strives accordingly, God opens the door to honest living to him and closes the avenues of dishonest earnings in proportion to his earnestness. On the other hand, there is the person who is bent upon fattening himself on dishonest earnings and strives accordingly. God permits such a person to continue making an unlawful living, and no one has the power to help him secure an honest means of living. The same applies to man's belief and conduct in this life. In this respect too, the ultimate control rests with God. No human being can proceed along any path, whether it be good or evil, unless God lets him proceed along it, and bestows upon him the means to do so. However, it is up to man himself to choose his own path, and after he has made the choice, God will let him proceed along it, and will even pave the way for him. If a person really cares about God, genuinely seeks the truth and earnestly tries to pursue the path charted by God, God permits him to follow his choice, and even provides the means necessary to proceed along his chosen path. On the other hand, God shuts the door of true guidance on the person who chooses error and strives to proceed only along wrong paths, and further enables him to follow the path of his choice. It is beyond the power of any human being to prevent such a person from thinking wrongly, acting wrongly and using up his energies in wrong directions. If a man loses the road to his success and is subsequently deprived of true guidance by God, in whose power does it lie, then, to restore to him his lost treasure?

Aisha Bewley

They vacillate between the two – not joining these or joining those. If Allah misguides someone, you will not find any way for him to go.

Al-Hilali & Khan

(They are) swaying between this and that, belonging neither to these nor to those; and he whom Allâh sends astray, you will not find for him a way (to the truth - Islâm).

Ali Quli Qarai

wavering in between: neither with these nor with those. And whomever Allah leads astray, you will never find any way for him.

Amatul Rahman Omar

Wavering between that (- disbelief and belief), belonging neither to these nor to those. And he whom Allâh causes to be ruined, you shall not find a way (of escape) for him.

Arthur John Arberry

wavering all the time -- not to these, not to those; and whom God leads astray, thou wilt not find for him a way.

Bijan Moeinian

They are moving back and forth between the belief and the disbelief. They are neither on this side or that side. [They have earned God’s disenchantment and] you cannot guide the one whom God has left to wonder further in darkness.

E. Henry Palmer

wavering between the two, neither to these nor yet to those! but whomsoever God doth lead astray thou shall not find for him a way.

Edip-Layth

They are swaying in-between, belonging neither to this group nor to that group. Whomever God will misguide, you will not find for him a way.

George Sale

wavering between faith and infidelity, and adhering neither unto these nor unto those: And for him whom God shall lead astray, thou shalt find no true path.

Hamid S. Aziz

Wavering (in distraction) between this and that, (belonging) neither to these nor yet to those! But whomsoever Allah causes to go astray you shall not find for him a Way.

Mahmoud Ghali

Wavering between this (and that), not to these, nor to those; (Literally: nor to these) and he whom Allah leads into error, then you will never find for him a way.

Marmaduke Pickthall

Swaying between this (and that), (belonging) neither to these nor to those. He whom Allah causeth to go astray, thou (O Muhammad) wilt not find a way for him:

Mohamed Ahmed - Samira

Wavering between the two, neither with these nor with those. For them who are not given the guidance by God, you will never find a way.

Muhammad Asad

wavering between this and that, [true] neither to these nor those. But for him whom God lets go astray thou canst never find any way.

Mustafa Khattab

Torn between belief and disbelief—belonging neither to these ˹believers˺ nor those ˹disbelievers˺. And whoever Allah leaves to stray, you will never find for them a way.

Progressive Muslims

They are swaying in-between, neither belonging to this group nor to that group. Whoever God will misguide, you will not find for him a way.

Rashad Khalifa

They waver in between, neither belonging to this group, nor that group. Whomever GOD sends astray, you will never find a way to guide him.

Sahih International

Wavering between them, [belonging] neither to the believers nor to the disbelievers. And whoever Allah leaves astray - never will you find for him a way.

Sam Gerrans

Wavering in-between — neither to these, nor to those; and he whom God causes to go astray, thou wilt not find for him a path.

Shabbir Ahmed

Swaying between this and that, belonging neither to these nor to those. Anyone who strays according to Allah's Law of Guidance, you will not find a way for him (Law of Guidance (4:88)).

Syed Vickar Ahamed

(They are distracted in mind) swaying between this and that being (sincere) to neither one group nor to the another (group). (He) whom Allah leaves straying— Never will you find for him the Way.

Taqi Usmani

wavering between (this and) that, neither here nor there. Whomsoever Allah lets go astray, you shall never find a way for him.

The Monotheist Group

They are swaying in-between, neither with this group nor with that group. Whoever God will misguide, you will not find for him a way.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 143. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 143. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 143. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩