Nisâ suresi

Nisâ suresi, 109. ayet

Nisâ suresi, 109. ayet. هَٰٓأَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ جَٰدَلْتُمْ عَنْهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فَمَن يُجَٰدِلُ ٱللَّهَ عَنْهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ أَم مَّن يَكُونُ عَلَيْهِمْ وَكِيلًا

hâentüm hâülâi câdeltüm `anhüm fi-lḥayâti-ddünyâ femey yücâdilü-llâhe `anhüm yevme-lḳiyâmeti em mey yekûnü `aleyhim vekîlâ.

Diyanet İşleri

İşte siz öyle kimselersiniz (ki, diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak, yahut kim onlara vekil olacak?

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 106–112 · surenin 109. ayeti / 176

Konu Hainleri savunma; gizli fısıldaşmalar Nisâ 105–115 3

  1. Nisâ 106

    Allah'tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  2. Nisâ 107

    Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkarı sevmez.

  3. Nisâ 108

    Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah'tan gizlenmezler. Halbuki Allah, geceleyin, razı olmayacağı sözleri kurarlarken onlarla beraberdir. Allah, onların yaptıklarını (ilmiyle) kuşatmıştır.

  4. 109

    İşte siz öyle kimselersiniz (ki, diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak, yahut kim onlara vekil olacak?

  5. Nisâ 110

    Kim bir kötülük yapar, yahut kendine zulmeder, sonra da Allah'tan bağışlama dilerse, Allah'ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur.

  6. Nisâ 111

    Kim bir günah kazanırsa, onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  7. Nisâ 112

    Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

109. Yani hadi bu dünya hayatında onlar adına mücadele verdiğinizi, onları savunduğunuzu kabul edelim ve sizin bu savunmanız sonucunda onların çekindikleri utancı ve rezil rüsvay olmayı insanlar nezdinde kısmen de olsa önlediniz diyelim. Peki, bunun onlara faydası ne olacak? Kıyamet gününde onlara karşı delilin ortaya konulacağı, dillerinin, ellerinin, ayaklarının dile gelip yaptıklarını söyleyerek tanıklık edeceği Kıyamet gününde Allah’a karşı onları kim savunacak? “O günde Allah onlara hak ettikleri cezalarını bütünü ile verecektir ve Allah’ın apaçık hakkın ta kendisi olduğunu da bileceklerdir” (en-Nur, 24/25) Peki gizliyi, ondan daha da gizli olanı bilene, inkârı mümkün olmayacak şekilde onlara karşı şahitleri getirip dikecek olana karşı onları kim savunacaktır?

Bu âyet-i kerimede Allah’ın emirlerini terk etmeye yahut yasaklarını işlemeye götüren dünya menfaatleri ile âhirette elden kaçırılacak olan mükâfat yahut orada gerçekleşecek olan cezalar arasında bir karşılaştırma yapmak gerektiğine dikkat çekilmektedir. O bakımdan nefsi kendisine Allah’ın emrini terk etmesini emreden kişi nefsine şöyle demelidir: Ey nefis! Diyelim ki sen tembellik ve ihmalkârlık sonucu onun emrini terk ettin. Peki, bundan sağlayacağın fayda nedir? Ahiret mükâfatı ve ecrinden neler kaybettiğini biliyor musun? Bu terk dolayısı ile nasıl bir bedbahtlık, mahrumiyet, ziyan ve zarar ile karşı karşıya kalacağının farkında mısın? Aynı şekilde kişinin nefsi, canının arzuladığı haram isteklerini gerçekleştirmeye davet edecek olursa ona şöyle demelidir: Diyelim ki arzuladığını yaptın. Bunun lezzeti geçip gidecektir, son bulacaktır. Arkasından ise gamlar, kederler ve pişmanlıklar ardı arkasına gelecek, mükâfatı kaybetmiş olacak ve cezayı hak edeceksin ki o cezanın az bir bölümünü bile düşünmek, aklı başında olan kimseyi bu gibi isteklerinin arkasından gitmekten alıkoymaya yeter. Bu, kulun düşünmesi neticesinde sağlayacağı en büyük faydalardan biridir. Öz akıl, bunun böyle olmadığını iddia edenlerin aksine, gerçek akıl budur. Çünkü bunun aksini iddia eden kimse cahilliği ve zulmü dolayısı ile dünyevi lezzeti ve mevcut rahatı -doğuracağı sonuç ne olursa olsun- tercih etmeye kalkışır. Allah’tan yardım dileriz.

Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey suç işleyen bu kimselerin durumu kendilerini ilgilendiren kimseler! İşte siz, onların suçsuz olduklarının ispatlanması ve cezalarının geri çevrilmesi için onları dünya hayatında müdafaa ettiniz. Peki, kıyamet günü, kim gerçek hallerini bilen Allah'a karşı onları savunacak? Kim o gün onlara vekil olacak? Şüphesiz buna hiç kimsenin gücü yetmez.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. هَـٰٓأَنتُمْ ha entum haydi
  2. هَـٰٓؤُلَآءِ ha'ula'i siz
  3. جَـٰدَلْتُمْ cadeltum savundunuz kök: جدل
  4. عَنْهُمْ anhum onları
  5. فِى fi
  6. ٱلْحَيَوٰةِ l-hayati hayatında kök: حيي
  7. ٱلدُّنْيَا d-dunya dünya kök: دنو
  8. فَمَن femen ya kim
  9. يُجَـٰدِلُ yucadilu savunacak kök: جدل
  10. ٱللَّهَ llahe Allah'a karşı kök: اله
  11. عَنْهُمْ anhum onları
  12. يَوْمَ yevme günü kök: يوم
  13. ٱلْقِيَـٰمَةِ l-kiyameti kıyamet kök: قوم
  14. أَم em ya da
  15. مَّن men kim
  16. يَكُونُ yekunu olacak kök: كون
  17. عَلَيْهِمْ aleyhim onlara
  18. وَكِيلًۭا vekilen vekil kök: وكل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül · Ortak kavram: Dünya

    (36-39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu…

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül · Ortak kavram: Hayat

    Sen, o ölümsüz ve daima diri olana (Allah'a) tevekkül et. O'nu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar…

  • Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül

    Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  • Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Hayat

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Hayat

    Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.

  • Ortak kavram: Dünya · Ortak kavram: Hayat

    İnsanlardan öylesi de vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider. Bir de kalbindekine (Sözünün özüne uyduğuna) Allah'ı şahit tutar.…

  • Aynı kök: جدل (29 geçiş)

    Hac (ayları), bilinen aylardır. Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır…

  • Aynı kök: جدل (29 geçiş)

    Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkarı sevmez.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Siz dünya hayatında onlara taraf olup savundunuz; peki kıyamet günü Allah'a karşı onları kim savunacak veya onlara kim vekil (güven kaynağı) olacakmış!

Mustafa İslamoğlu

Hadi siz bu dünya hayatında onları savundunuz diyelim; ya Kıyamet Günü, Allah'a karşı onların savunmasını kim üstlenecek; ya da onları kim koruyacak?

Muhammed Esed

Sizler belki bu dünya hayatında onları savunabilirsiniz; ya Kıyamet Günü kim onları Allaha karşı savunacak, kim onların koruyucusu olacaktır?

Ahmed Hulusi

Hadi siz dünya yaşamında onları savundunuz; ya kıyamet sürecinde kim savunacak onları veya vekilleri kim olacak!

Ali Bulaç

İşte siz böylesiniz; dünya hayatında onlardan yana mücadele ettiniz. Peki kıyamet günü onlardan yana Allah'a mücadele edecek kimdir? Ya da onlara vekil olacak kimdir?

Ali Özek ve heyeti

Haydi siz dünya hayatında onlara taraf çıkıp savundunuz, ya kıyamet günü Allah'a karşı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak?

Ali Rıza Safa

Dünya yaşamında, onları, işte böyle savundunuz. Fakat Yeniden Yaratılış Günü'nde, Allah'ın karşısında, onları kim savunacak? Veya onları kim gözetecek?

Bayraktar Bayraklı

Sizler belki bu dünya hayatında onları savunabilirsiniz; ya kıyamet günü, Allah'a karşı onları kim savunacak ya da kim onların koruyucusu olacaktır?

Edip Yüksel

İşte sizler bu tür kişileri dünya hayatında savunuyorsunuz. Peki, diriliş gününde ALLAH'a karşı kim onları savunacak? Ya da kim onlara avukat olacak?

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İşte sizler bu tür kişileri dünya hayatında savunuyorsunuz. Peki, diriliş gününde ALLAH'a karşı kim onları savunacak? Ya da kim onlara avukat olacak?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Haydi, siz bu dünya hayatında onlar adına mücadele ediverdiniz diyelim, fakat kıyamet günü onları kim savunacak ve onlara kim vekil olacak?

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi siz öyle yapdınız: bu Dünya hayatta tuttunuz taraflarından kim mücadele edecek? Veya üzerlerine kim vekil olacak?

Erhan Aktaş

Diyelim ki bu dünya hayatında onları savundunuz, peki ya kıyamet günü, Allah'a karşı onları kim savunacak veya onlara kim vekil dipnot 1 olacak?

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 3:73. ayetin dipnotu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Diyelim ki bu dünya hayatında onları savundunuz, peki ya Kıyamet Günü, Allah'a karşı onları kim savunacak veya onlara kim vekil dipnot 1 olacak?

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Her şeyi kontrol altında tutan, her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan ve rızkını veren; "canlı cansız tüm varlıkları belirli bir programa göre ayarlayan ve bu programı koruyarak, destekleyerek uygulayan."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Diyelim ki bu dünya hayatında onları savundunuz, peki ya Kıyamet Günü, Allah'a karşı onları kim savunacak veya onlara kim vekil olacak?

Gültekin Onan

İşte siz böylesiniz; dünya hayatında onlardan yana mücadele ettiniz. Peki kıyamet günü onlardan yana Tanrı'ya mücadele edecek kimdir? Ya da onlara vekil olacak kimdir?

Hasan Basri Çantay

İşte siz öyle kimselersiniz ki dünya hayaatı uğrunda onlardan yana mücadeleye atılmışsınızdır. Ya kıyaamet günü onlar hesabına Allahla kim savaşacak? Yahud onlara kim vekil olacak?

İbni Kesir

İşte siz öyle kimselersiniz ki; dünya hayatında onları savunuyorsunuz. Ama kıyamet günü Allah'a karşı onları kim savunacak? Yahut onlara kim vekil olacak?

Mehmet Alagaş

(107-113) Nefislerine ihanet edenler hakkında mücadele etme / cedelleşme, muhakkak ki Allah, alçakları ve günahkarları sevmez. İnsanlardan gizlemeye çalışırlar da Allah’tan saklayamazlar, Allah onlarla beraberdir. Allah’ın söz olarak hoşnut olmayacağı şeyi düzerler / beyitleştirirler , Allah yaptıklarını çevrelemiştir / kuşatmıştır. İşte siz öyle kimselersiniz ve diyelim ki onları dünya hayatında savundunuz / onlar için cedelleştiniz, kıyamet günü Allah’la onlar hakkında kim cedelleşecek? Onları kim savunacak? Yahut onlara kim vekil olacak? Her kim suç işlerse yahut nefsine zulmederse, sonra da Allah’tan bağışlamasını dilerse, Allah’ı, bağışlayıcı ve esirgeyici olarak bulacaktır. Her kim günah kazanmışsa onu kendi için kazanmıştır , Allah bilendir, hâkimdir. Her kim bir hata yahut günah kazanırsa sonra da onu iyi birinin üstüne atarsa o kesinlikle bühtan / iftira ve apaçık bir suç yüklenmiştir. Şayet Allah’ın sendeki fazlı ve rahmeti olmasaydı onlardan bir kısım seni saptırmaya yeltenmişti. (Hemme) onlar kendileri dışında kimseyi saptıramadılar , sana da bir zarar veremediler. Allah kitabı ve gerekçesini / hikmeti sana indirdi ve sana bilmediklerini öğretti , Allah’ın üzerindeki fazlı / erdemi çok büyük idi.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte siz, dünya hayatında onları savunuyorsunuz. Kıyamet gününde kim onları Allah'a karşı müdafaa eder, kim onlara vekil olur?

Süleyman Ateş

Haydi siz, dünya hayatında onları savundunuz; ya kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak, ya da kim onlara vekil olacak?

Süleymaniye Vakfı

Hadi şimdi siz dünya hayatında onlara arka çıktınız. Peki, ya tekrar dirilip kalkış günü Allah'a karşı onlara kim arka çıkacak ya da kim onların vekili / savunucusu olacak?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Haydi siz tuttunuz dünya hayatında onlardan yana mücadele verdiniz. Ya (mezardan) kalkış günü onlardan yana Allah'a karşı mücadeleyi kim verecek veya onların savunucusu kim olacak?

Şaban Britch

İşte siz, dünya hayatında onları savunuyorsunuz. Kıyamet gününde kim onları Allah'a karşı müdafaa eder, kim onlara vekil olur?

Şaban Piriş

İşte siz, dünya hayatında onlardan yana mücadele ettiniz. Kıyamet gününde kim onları müdafaa eder; kim onlara vekil olur?

Yaşar Nuri Öztürk

Diyelim, siz onlar için dünya hayatında mücadele verdiniz. Peki, kıyamet günü Allah'a karşı onlar için kim mücadele verir, onlar hakkında kim vekillik yapar?

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There, you people have pleaded on their behalf here below, but who is going to plead on their behalf on the Day they rise again and come to Allah's final judgment, or who shall then take them under his tutelage and be their defender!

Abdul Haleem

There you [believers] are, arguing on their behalf in this life, but who will argue on their behalf with God on the Day of Resurrection? Who will be their defender?

Abdullah Yusuf Ali

Ah! These are the sort of men on whose behalf ye may contend in this world; but who will contend with Allah on their behalf on the Day of Judgment, or who will carry their affairs through?

Abul A'la Maududi

You pleaded on their behalf in this worldly life but who will plead with Allah on their behalf on the Day of Resurrection, or who will be their defender there?

Aisha Bewley

Here you are arguing on their behalf in this world, but who will argue with Allah on their behalf on the Day of Rising? Who will act as guardian for them then?

Al-Hilali & Khan

Lo! You are those who have argued for them in the life of this world, but who will argue for them on the Day of Resurrection against Allâh, or who will then be their defender?

Ali Quli Qarai

Aha! There you are, pleading for them in the life of this world! But who will plead for them with Allah on the Day of Resurrection, or will be their defender?

Amatul Rahman Omar

Behold! you are of those who may plead on their behalf in the present life. But who will plead on their behalf with Allâh on the Day of Resurrection, or who will be a disposer of their affairs?

Arthur John Arberry

Ha, there you are; you have disputed on their behalf in the present life; but who will dispute with God on their behalf on the Resurrection Day, or who will be a guardian for them?

Bijan Moeinian

Here you are [innocently] asking God to forgive them. Who can they find in the Day of Judgment to plead on their behalf [when their unforgivable wrongdoings are publicly exposed]?

E. Henry Palmer

Here are ye, wrangling for them about this world's life;- but who shall wrangle with God for them on the day of judgment, or who shall be a guardian over them?

Edip-Layth

Here you are arguing on their behalf in this world, but who will argue on their behalf with God on the day of Resurrection? Or who will be their sponsor?

George Sale

Behold, ye are they who have disputed for them in this present life; but who shall dispute with God for them on the day of resurrection, or who will become their patron?

Hamid S. Aziz

Here are ye, wrangling for them about this world's life: - but who shall wrangle with Allah for them on the Day of Judgment, or who shall be their defender?

Mahmoud Ghali

Now, you are the ones (Literally: these) who have disputed concerning them in the present (Literally: the lowly life, i. e., the life of this world) life; then who will dispute with Allah concerning them on the Day of the Resurrection, or who will be a constant trustee for them?

Marmaduke Pickthall

Ho! ye are they who pleaded for them in the life of the world. But who will plead with Allah for them on the Day of Resurrection, or who will then be their defender?

Mohamed Ahmed - Samira

Well, you are those who pleaded for them in the life of this world; but who will plead for them on the Day of Resurrection or be their security?

Muhammad Asad

Oh, you might well argue in their behalf in the life of this world: but who will argue in their behalf with God on the Day of Resurrection, or who will be their defender?

Mustafa Khattab

Here you are! You ˹believers˺ are advocating for them in this life, but who will ˹dare to˺ advocate for them before Allah on the Day of Judgment? Or who will come to their defence?

Progressive Muslims

Here you are arguing on their behalf in this world, but who will argue on their behalf with God on the Day of Resurrection or who will be their sponsor

Rashad Khalifa

Here you are arguing on their behalf in this world; who is going to argue with GOD on their behalf on the Day of Resurrection? Who is going to be their advocate?

Sahih International

Here you are - those who argue on their behalf in [this] worldly life - but who will argue with Allah for them on the Day of Resurrection, or who will [then] be their representative?

Sam Gerrans

Here you are, those who have argued on their behalf in the life of this world; but who will argue with God on their behalf on the Day of Resurrection, or who will be their guardian?

Shabbir Ahmed

You people contend on their behalf in this world. But who will contend with Allah for them on the Resurrection Day? Or who will be their defender?

Syed Vickar Ahamed

Oh! These are the sort of men on whose behalf you may speak up in this world; But who will speak with Allah on their behalf on the Day of Judgment, or who will defend them?

Taqi Usmani

Look, this is what you are! You have argued for them in the worldly life, but who shall argue for them with Allah on the Day of Judgement, or who shall be their defender?

The Monotheist Group

Here you are arguing on their behalf in this world, but who will argue on their behalf with God on the Day of Resurrection? Or, who will be their sponsor?

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 109. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 109. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 109. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩