Diyanet İşleri
Eğer Allah'tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım."
Nisâ suresi
Nisâ suresi, 73. ayet. وَلَئِنْ أَصَٰبَكُمْ فَضْلٌ مِّنَ ٱللَّهِ لَيَقُولَنَّ كَأَن لَّمْ تَكُنۢ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُۥ مَوَدَّةٌ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ مَعَهُمْ فَأَفُوزَ فَوْزًا عَظِيمًا
velein eṣâbeküm faḍlüm mine-llâhi leyeḳûlenne keel lem teküm beyneküm vebeynehû meveddetüy yâ leytenî küntü me`ahüm feefûze fevzen `ażîmâ.
Eğer Allah'tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Savaş, münafıkların tutumu; iyilik ve kötülük Nisâ 71–84 3
Bu lütuf Allah'tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.
Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gidin.
Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, "Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım" der.
Eğer Allah'tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım."
O halde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir mükafat vereceğiz.
Size ne oluyor da, Allah yolunda ve "Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver" diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?
İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkar edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde, siz şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
73. “Şâyet size Allah’tan bir lütuf” zafer ve ganimet erişirse “sanki kendisi ile aranızda hiçbir dostluk yokmuş gibi şöyle der: Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir mükâfata kavuşsaydım.” Yani ganimet elde etmek için orada hazır bulunmayı temenni ederdi. Onun bundan başka bir maksat ve arzusu yoktur. Sanki o adeta -ey mü’minler- sizden birisi değilmiş, sizinle onun arasında imana dayalı bir sevgi ve muhabbet bağı yokmuş gibi böyle derdi. Halbuki bu bağın gereği şudur ki mü’minler menfaatlerini ilgilendiren bütün hususlarda ve zararlarını def etmekte ortaktırlar. Bunların gerçekleşmesi de onları sevindirir, isterse başka mü’min kardeşleri vasıtası ile gerçekleşmiş olsun. Bu maslahatları elde edemeyecek olurlarsa da acı çekerler ve hep birlikte din ve dünyalarını düzene sokacak bütün işleri yerine getirmeye çalışıp çabalarlar. Ancak yalnızca dünyalığı temenni eden sözü geçen kimseler ise böyle bir imani ruha sahip değildirler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Müslümanlar! Şayet Allah’ın lütfuyla bir zafer veyahut ganimet elde etseniz, cihattan geri kalmış olan bu kimse, sanki sizlerden biri değilmiş ve sizinle onun arasında bir sevgi ve arkadaşlık yokmuş gibi davranıp, şöyle der: "Bana yazıklar olsun! Keşke onlarla birlikte olsaydım da bu savaşlarında kazandıkları zaferden ben de büyük bir başarı elde etseydim."
Aynı kök: فوز (29 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.
Aynı kök: ودد (29 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine…
Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O'ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun lütfunu…
Aynı kök: ودد (29 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş)
Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, hurma ve üzüm ağaçlarından oluşan bir bahçesi…
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne…
Aynı kök: فوز (29 geçiş)
Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Allah'tan size herhangi bir lütuf gelirse, sanki sizinle onun arasında (görünüşte) bir sevgi (problemi) yokmuş gibi "Ah, keşke onlarla birlikte olsaydım da büyük bir başarı elde etseydim." der.
Fakat Allah'tan size bir zafer ihsan edildiğinde, bu kez de o kimseler sanki sizinle kendi aralarında hiçbir sevgi problemi yokmuş gibi "Keşke onlarla birlikte olsaydım da o muhteşem başarıya konsaydım!" diyecek.
Ama Allahtan size bir zafer ihsan edildiğinde, bu kimseler, -kuşkusuz sizinle kendileri arasında bir sevgi/bağlılık sorunu olmamış gibi- "Keşke onlarla birlikte olsaydık da o büyük başarıdan (bir pay) kapsaydık!" diyeceklerdir.
Eğer size Allah'tan bir lütuf (ile başarı) erişir ise, sanki sizinle arasında beraberliği getirecek yakınlık yokmuşçasına, "Keşke onlarla beraber olsaydım da o büyük başarıdan hisse alsaydım" der.
Eğer size Allah'tan bir fazl (zafer) isabet ederse, o zaman da, sanki onunla aranızda hiç bir yakınlık yokmuş gibi kuşkusuz şöyle der; "Keşke onlarla birlikte olsaydım, böylece ben de büyük 'kurtuluş ve mutluluğa' erseydim."
Eğer Allah'tan size bir lütuf erişirse sanki sizinle onun arasında (zahirî) bir dostluk yokmuş gibi «Keşke onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir başarı kazansaydım!» der.
Allah tarafından size bir lütuf erişirse, aranızda bir görüşme olmamış gibi, şöyle der: "Keşke onlarla birlikte olsaydım da büyük bir başarı kazansaydım!"
Ama Allah'tan size bir zafer ihsan edildiğinde, bu kimseler şüphesiz sizinle kendileri arasında bir sevgi, yani bağlılık sorunu olmamış gibi, "Keşke onlarla birlikte olsaydık da o büyük başarıdan kapsaydık" diyecekler.
ALLAH'tan size bir lütuf erişirse sanki önce aranızda hiçbir dostluk yokmuş gibi, "Keşke ben de onlarla birlikte olsaydım da büyük bir başarı kazansaydım" der.
ALLAH'tan size bir lütuf erişirse sanki önce aranızda hiç bir dostluk yokmuş gibi, 'Keşke ben de onlarla birlikte olsaydım da büyük bir başarı kazansaydım,' der.
Ve eğer size Allah'tan bir lütuf erişirse -sanki kendisiyle aranızda hiç bir dostluk yokmuş gibi- mutlaka: "Ah! Keşke onlarla beraber olsaydım da büyük bir murada ereydim!" diyecekti.
Ve eğer size Allahdan bir fazl nasib olursa sanki kendisiyle aranızda hiç bir ülfet olmamış gibi mutlak diyecektir ki "ah, nolaydım onlarla beraber olaydım da büyük bir murada ireydim!"
Eğer size Allah'tan bir lütuf erişse, bu sefer de sanki sizinle onun arasında bir bağlılık/yakınlık dipnot 1 yokmuş gibi: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarı elde etseydim." der.
Eğer size Allah'tan bir lütuf erişse, bu sefer de sanki sizinle onun arasında bir bağlılık/yakınlık dipnot 1 yokmuş gibi: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarı elde etseydim." der.
Eğer size Allah'tan bir lütuf erişse, bu sefer de sanki sizinle onun arasında bir bağlılık/yakınlık dipnot 1 yokmuş gibi: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarı elde etseydim." der.
Eğer size Tanrı'dan bir fazl (zafer) isabet ederse, o zaman da, sanki onunla aranızda hiç bir yakınlık yokmuş gibi kuşkusuz şöyle der; "Keşke onlarla birlikte olsaydım, böylece ben de büyük 'kurtuluş ve mutluluğa' erseydim."
Eğer size Allahdan bir lutf-ü inayet gelirse (o vakit da), sanki sizinle kendisi arasında hiç bir tanışıklık olmamış gibi, muhakkak şöyle diyecekdir: "Keşki ben de onlarla beraber olaydım da büyük bir muraada (ganimete) ereydim"!
Şayet Allah'ın büyük bir nimetine mazhar olursanız; andolsun ki, sizinle bir dostluk ve tanışıklığı yokmuş gibi: Keşki onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir başarıya erişseydim, der.
(71-79) Ey iman edenler, hazırladıklarınızı alın ve ayrı ayrı yahut topluca sefere çıkın , sizden ağır davrananlar olacaktır , eğer, size bir musibet isabet ederse (hezimet katliam) derler ki Allah bana nimette bulundu da onlarla beraber şehit olmadım. Eğer ki size bir fazilet isabet ederse de (fetih, ganimet) o zaman sizinle onun arasında herhangi bir sevgi olmadığı halde diyecek ki keşke onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarı başarsaydım. Dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar ise artık Allah yolunda savaşsınlar. Her kim Allah yolunda savaşır da öldürülürse yahut yenerse / galip gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz. Size ne oluyor ki Allah yolunda ve zayıf bırakılan adamlar kadınlar ve çocuklar için savaşmıyorsunuz, ki onlar şunu diyorlar; Rabbimiz bizi halkı zalim olan bu memleketten çıkar, bizim için katından bir dost yap, bizim için katından bir yardımcı yap, iman edenler Allah yolunda savaşırlar, kafirler ise Tağut yolunda savaşırlar, şeytanın dostları ile savaşın, muhakkak ki şeytanın kurgu ladığı tuzak zayıftır. Onlara ellerinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekâtı verin dendiğini görmedin mi? Ne zaman ki kendilerine savaş yazılırsa da onlardan bir bölüm, Allah ’tan tedirgin olduğu gibi hatta daha şiddetli bir tedirginlik ile insanlardan tedirgin olurlar, Rabbimiz bize niye savaş yazdın ki derler, yakın bir vakte kadar erteleseydin / tehir etseydin derler, dünyanın geçimlikleri azdır, sakınanlar için ise ahiret daha hayırlıdır, kıl kadar dahi, zulmedilmezsiniz. Ölüm sizin için nerede olursanız olun, hatta sağlam kaleler de dahi olsanız bilinir hale / idrak edilir hale gelir. Onlara bir güzellik isabet ederse, işte bu Allah’ın yanındandır, eğer onlara bir kötülük gelirse de bu sendendir derler de ki hepsi Allah’ın yanındandır , bu kavme ne oluyor ki, anlatılanı anlamaya yanaşmıyorlar , sana güzel olarak ne isabet etmişse Allah’tandır, sana kötü olarak ne isabet etmişse de o da kendindendir, biz seni insanlara elçi olarak gönderdik, şahit olarak Allah yeterlidir.
Eğer Allah’tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de sizinle kendisi arasında hiçbir dostluk yokmuş gibi şöyle der: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım."
Eğer Allah'tan size bir ni'met erişirse, sizinle kendisi arasında hiç sevgi yokmuş gibi: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarı kazansaydım!" der.
Allah'ın size bir lütfu olsa bu defa sanki aranızda sevgi bağı yokmuş gibi kesinlikle şöyle diyecektir: "Ah keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarı gösterseydim!" dipnot 1
Allah'ın size bir ikramı olsa, bu defa sanki aranızda bir teklif olmamış gibi "Ah keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarı gösterseydim."diyeceklerdir.
Eğer size Allah’tan bir zafer gelirse, o zaman da, sanki onunla sizin aranızda hiçbir dostluk ve tanışıklık yokmuş gibi şöyle der. Keşke, onlarla birlikte olsaydım da bu büyük zafere erişseydim.
Eğer size Allah'tan bir zafer gelirse, o zaman da, sanki onunla sizin aranızda hiç bir yakınlık yokmuş gibi şöyle der. - Keşke, onlarla birlikte olsaydım da bu büyük mutluluğa erişseydim.
Eğer size Allah'tan bir lütuf erişirse o -sizinle kendisi arasında hiçbir sevgi yokmuş gibi- şöyle diyecektir: "Keşke ben de onlarla olsaydım da büyük bir başarı kazansaydım!"
But should victory sit on your helm, he interprets his thoughts in words, as if he is not bound by ties of affection, blood, interests or circumstances or with some fact or series of facts or attributes into which you both enter; he says "I wish I were a part of them, I would have achieved a great victory".
yet he is sure to say, if you are favoured by God, ‘If only I had been with them, I could have made great gains,’ as if there had been no ties of affection between you and him.
But if good fortune comes to you from Allah, they would be sure to say - as if there had never been Ties of affection between you and them - "Oh! I wish I had been with them; a fine thing should I then have made of it!"
And if a bounty from Allah is given you, he says - and says as if there never was any affection between you and him - 'Oh, would that I had been with them, I would have come by a great gain.
But if you meet with favour from Allah they say – as if there were no friendship between you and them – ‘Oh! If only I had been with them so that I too might have won a great victory. ’
But if a bounty (victory and booty) comes to you from Allâh, he would surely say - as if there had never been ties of affection between you and him - "Oh! I wish I had been with them; then I would have achieved a great success (a good share of booty)."
But should a grace from Allah come to you, he will surely say, as if there were no affection between you and him, ‘I wish I were with them so that I had achieved a great success!’
And if some good fortune comes to you from Allâh he would cry, as if there were no friendship between you and him, `Would that I had been with them, had it been so I should have indeed achieved a great success. '
But if a bounty from God visits you, he will surely say, as if there had never been any affection between you and him, 'Would that I had been with them, to attain a mighty triumph!'
If, on the contrary, you gain something in your campaigns, they will [become jealous and] say (in a hostile manner): "What a pity that we did not join them to take advantage of their victory!"
But if there befalls you grace from God, he would say - as though there were no friendship between you and him - 'O would that I had been with thee to attain this mighty happiness!'
If favor from God benefits you, he will speak as if there had been affection between you and him, "Oh, I wish I had been with them so I would win a great prize."
But if success attend you from God, he will say, -- as if there was no friendship between you and him, -- would to God I had been with them, for I should have acquired great merit.
But if a fortune from Allah befalls you, they would surely say - as though there were no friendship between you and them - "O would that I had been with you, then I would have achieved a great success!"
And indeed, in case a Grace from Allah alights (Literally: afflicts) upon you, indeed he would definitely say, as if there had not been any amity between you and him, "Oh, would that I had been with them, then should I have achieved (Literally: triumphed) a magnificent triumph. "
And if a bounty from Allah befell you, he would surely cry, as if there had been no love between you and him: Oh, would that I had been with them, then should I have achieved a great success!
But if success comes to you from God he will say, as though no love existed between you and him: "I wish I were with them, for I would have certainly met with great success. "
But if good fortune comes to you from God, such a person is sure to say - just as if there had never been any question of love between you and him -: "Oh, would that I had been with them, and thus had a [share in their] mighty triumph!"
But if you return with Allah’s bounties, they will say—as if there had been no bond between you—"We wish we had been there with them to share the great gain!"
And if favour from God benefits you, he will speak as if there had been affection between you and him: "Oh, I wish I had been with them so I would win a great prize. "
But if you attain a blessing from GOD, they would say, as if no friendship ever existed between you and them, "I wish I was with them, so I could share in such a great victory."
But if bounty comes to you from Allah, he will surely say, as if there had never been between you and him any affection. "Oh, I wish I had been with them so I could have attained a great attainment."
But if there reaches you bounty from God, he will say as if there had never been any affection between you and him: “Would that I had been with them, so I could have achieved a great achievement!”
But if you attain the blessing of victory from Allah, he says, as if the love between you and him was beyond question, "Oh! I wish I had been with them and could be a part of such a great victory. "
But if good fortune comes to you from Allah, he would be sure to say— As if there were no affection between you and him— "Oh! I wish I had been with them; A fine thing should I then have made of it!"
And if some bounty comes to you from Allah, he will certainly say,-as if there was no friendship between you and him- "Oh, would that I had been with them; then I would have secured a handsome gain."
And if grace from God benefits you, he will speak as if there had not been affection between you and him: "Oh, I wish I had been with them so I would have triumphed a great triumph."