Diyanet İşleri
Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü'minlerle beraberdirler. Allah, mü'minlere büyük bir mükafat verecektir.
Nisâ suresi
Nisâ suresi, 146. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ وَأَصْلَحُوا۟ وَٱعْتَصَمُوا۟ بِٱللَّهِ وَأَخْلَصُوا۟ دِينَهُمْ لِلَّهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَعَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَسَوْفَ يُؤْتِ ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَجْرًا عَظِيمًا
ille-lleẕîne tâbû veaṣleḥû va`teṣamû billâhi veaḫleṣû dînehüm lillâhi feülâike me`a-lmü'minîn. vesevfe yü'ti-llâhü-lmü'minîne ecran `ażîmâ.
Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü'minlerle beraberdirler. Allah, mü'minlere büyük bir mükafat verecektir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıkların bocalaması ve en aşağı tabaka Nisâ 142–152 3
Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (mü'minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Allah, kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın.
Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.
Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü'minlerle beraberdirler. Allah, mü'minlere büyük bir mükafat verecektir.
Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin ki? Allah, şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir.
Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz, yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki), Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
146. Ancak Allah’ın kendilerine kötülüklerinden “tevbe” etmeyi lütfettikleri, böylece “hallerini düzeltenler” yani Allah için zahirlerini ve batınlarını da ıslah edenler “Allah’a sımsıkı sarılanlar” yani menfaatlerini elde etmek ve kendilerine gelecek zararı önlemek hususunda O’na sığınanlar “ve dinlerini” yani İslâm, iman ve ihsandan ibaret olan dinlerini “Allah için halis kılanlar” zahirî ve batınî amelleri ile Allah’ın vereceği karşılığı isteyenler, riyakârlık ve münafıklıktan kurtulanlar “müstesnadır.”
“İşte onlar” bu niteliklere sahip olan kimseler, dünyada da berzah aleminde de Kıyamet gününde de “mü’minlerle beraberdir. Allah mü’minlere büyük bir mükâfat verecektir.” ki bu, özünü Allah’tan başka kimsenin bilmediği, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırından dahi geçmemiş bir mükâfattır.
Burada Allah’a sımsıkı sarılma ve ihlâs, Yüce Allah’ın: “hallerini düzeltenler (ıslah edenler)” buyruğunun kapsamına girmekle birlikte burada onların özellikle ve ayrıca zikredilmiş olmaları üzerinde dikkatle durulmalıdır. Çünkü Allah’a sımsıkı sarılmak ve ihlâslı olmak, ıslahın kapsamına girer. Bunların özellikle zikredilmelerinin sebebi ise bilhassa nifakın kalplerde iyice yer ettiği bu önemli konumda onlara ileri derecede ihtiyaç duyulduğundan dolayıdır. Çünkü nifakı ortadan kaldıran, Allah’a sımsıkı sarılmak, sürekli olarak O’na sığınmak ve bu münafıklığı bertaraf etme noktasında devamlı O’na muhtaç olduğunun şuuruna varmaktır. İhlâsın da tam anlamı ile münafıklığa aykırı oluşu da bunların ayrıca zikredilmesini gerektiren diğer bir sebeptir. O bakımdan bu ikisinin (Allah’a sımsıkı sarılmak ve ihlâs) ayrıca anılmaları üstünlükleri ve faziletleri, zahiri ve batıni bütün amellerin bunlara bağlı olması ve böyle bir konumda onlara ileri derecede ihtiyaç duyulması dolayısıyladır.
Ayrıca bu gibi kimselerin mü’minlerle birlikte oldukları söz konusu edildikten sonra -anlatım onlar hakkında olduğu halde- Yüce Allah’ın: “Allah onlara büyük bir mükâfat verecektir” demeyerek “Allah mü’minlere büyük bir mükâfat verecektir” dediğine de dikkat etmeliyiz. Çünkü Yüce Allah’ın defalarca tekrarladığı oldukça önemli bir kaide şudur: Eğer buyrukların söz konusu ettiği husus, cüzi bazı meselelerle alakalı olur ve Yüce Allah da o meselenin mükâfat ya da cezayı gerektirdiğini anlatmayı irade buyurursa, bununla birlikte bu, hem o cüzi meseleyi hem de onunla aynı türden olan başka meseleleri kapsıyor ise Yüce Allah, mükâfatı ya da cezayı gerek o meseleyi gerekse onun kapsamına giren diğer meseleleri kapsayacak şekilde genel bir hüküm olarak söz konusu eder. Ki böylelikle herhangi bir kimse bu hükmün o cüzi meseleye has olduğu vehmine kapılmasın. İşte bu, Kur’ân-ı Kerîm’in harikulade sırlarından birisidir. İşte burada da tevbe eden münafıklar mü’minlerle beraberdir ve mü’minlerin mükâfatı bu tevbe edenler için de söz konusudur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Nifaklarından Allah’a tövbe ederek dönen, kalplerini ıslah ederek Allah’ın ahdine tutunan ve amellerini riyadan arındırarak sadece Allah için halis kılanlar bundan müstesnadır. İşte bu sıfatlarla nitelenen kimseler dünya ve ahirette Müminlerle beraberlerdir. Yüce Allah Müminlere çok büyük bir mükâfat verecektir.
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
(Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde…
Aynı kök: عصم (13 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim'in dinine uyun. Allah, sizi hem daha…
Aynı kök: عصم (13 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir
Ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların…
Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O'na) doğrultun. Dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı…
Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla…
Aynı kök: خلص (31 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din
Gemiye bindikleri zaman dini Allah'a has kılarak O'na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah'a ortak…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ancak tevbe edip kendilerini düzeltenler, dipnot 1 Allah'a sımsıkı sarılıp dipnot 2 dinlerini (ibadetlerini) yalnız onun için yapanlar başkadır. İşte bunlar, müminlerle beraberdir. Allah müminlere ileride büyük bir ödül verecektir.
Ne ki tevbe edenler, gidişatını düzeltenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve Allah'a itaatte samimi olanlar hariç; işte bunlar mü'minlerle birlikte olacaklar ve zamanı geldiğinde Allah mü'minlere muhteşem bir ödül verecek.
Ancak tevbe edenler, dürüst ve erdemlice yaşayanlar, Allaha sımsıkı sarılanlar ve yalnız Ona yürekten inanıp bağlananlar hariç: Zira bunlar müminlerle birlikte olacaklardır ve zamanı geldiğinde Allah bütün müminlere büyük bir mükafat bahşedecektir.
Ancak (yanlışını idrak ederek) tövbe edenler, tutumlarını doğrultanlar, hakikatleriyle Allah'a sarılanlar, din anlayışlarını Allah için saflaştıranlar müstesna. . . Onlar iman ehli ile beraberdirler. Allah iman ehline aziym mükafat verecektir.
Ancak tevbe edenler, ıslah edenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Allah için (halis) kılanlar başka; işte onlar mü'minlerle beraberdirler. Allah mü'minlere büyük bir ecir verecektir.
Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler, Allah'a sımsıkı sarılıp dinlerini (ibadetlerini) yalnız onun için yapanlar başkadır. İşte bunlar (gerçekte) müminlerle beraberdirler ve Allah müminlere yakında büyük mükâfat verecektir.
Pişmanlık gösterenler, durumlarını düzeltenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve dinini yalnızca Allah'a özgüleyenler başkadır. İşte onlar, inananlarla birliktedir. Ve Allah, inananlara, yakında büyük bir ödül verecektir.
Ancak tövbe edenler, hallerini düzeltenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar, dinlerini sadece Allah'a tahsis edenler; işte bunlar müminlerle beraberdirler ve Allah ileride bütün müminlere büyük ödülverecektir.
Ancak tövbe eden, durumunu düzelten, ALLAH'a sarılan ve dinlerini sadece ALLAH'a ait kılanlar başka... Bunlar, iman edenlerle birliktedir. ALLAH iman edenlere daha sonra büyük bir ödül verecek.
Ancak tevbe eden, durumunu düzelten, ALLAH'a sarılan ve dinlerini sadece ALLAH'a ait kılanlar başka... Bunlar, inananlarla birliktedir. ALLAH inananlara daha sonra büyük bir ödül verecek.
Ancak tevbe edip durumlarını düzelten, Allah'a sarılıp dinlerini Allah için samimi kılan kimseler müstesna, çünkü bunlar müminlerle beraberdir. Müminlere ise Allah büyük bir mükafat verecektir.
Ancak tevbe edib hallerini düzelten ve Allaha sarılıb dinlerini Allah için halıs kılan kimseler müstesna, çünkü bunlar mü'minlerle beraberdir, mü'minlere ise Allah azim bir ecir verecektir
Ancak tevbe edip, kendilerini düzeltenler, Allah'ın buyruklarına sımsıkı sarılanlar, dinlerini yalnızca Allah'a has kılanlar dipnot 1 hariç. İşte bunlar, Mü'minlerle beraberdirler. Allah, zamanı geldiğinde, Mü'minlere büyük bir ödül verecektir.
Ancak tevbe edip, kendilerini düzeltenler, Allah'ın buyruklarına sımsıkı sarılanlar, dinlerini yalnızca Allah'a has kılanlar hariç. İşte bunlar, Mü'minlerle beraberdirler. Allah, zamanı geldiğinde, Mü'minlere büyük bir ödül verecektir.
Ancak tövbe edip, kendilerini düzeltenler, Allah'ın buyruklarına sımsıkı sarılanlar, dinlerini yalnızca Allah'a has kılanlar hariç. İşte bunlar, mü'minlerle beraberdirler. Allah, zamanı geldiğinde, mü'minlere büyük bir ödül verecektir.
Ancak tevbe edenler, ıslah edenler, Tanrı'ya sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Tanrı için (halis) kılanlar başka; işte onlar inançlılarla beraberdirler. Tanrı inançlılara büyük bir ecir verecektir.
Ancak (etdiklerine peşiman olarak) tevbe edenler, (hallerini) düzeltenler, Allaha sımsıkı sarılanlar, dinlerinde Allah için halis (ve samimi) bulunanlar başka. Çünkü bunlar mü'minlerle beraberdirler, mü'minlere Allah çok büyük bir ecir verecekdir.
Ancak tevbe edenler, ıslah olanlar, Allah'a sarılanlar ve Allah için dinlerine bağlananlar müstenadır. Onlar, mü'minlerle beraberdirler. Allah, mü'minlere büyük bir mükafat vercektir.
(141-147) Sizleri gözetleyenler öyledirler ki size Allah’tan bir fetih gelirse derler ki “biz, sizle beraberdik” kafirler için bir nasip oluşursa da onlar “Biz size destek olmadık mı? Sizi Müminlerden korumadık mı? derler, Allah, kıyamet günü sizin aranızdaki hükmünü verecektir. (Bu oynak hareketlere bakalım ne hüküm verecek) Allah müminler aleyhine kafirlere yol vermez, muhakkak ki münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar O / Allah onları aldatır. Namaza kalktıkları vakitte üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ancak az miktarda Allah’ı hatırlayıp anarlar / zikrederler, bu şekilde git gel yaşıyorlar / tereddüt yaşıyorlar, ne onlara (müminlere) bağlanabilirler ne de onlara (kafirlere) bağlanabilirler. Allah kimi saptırırsa artık asla onun için yol bulamazsın. Ey iman ede nler, Müminleri bırakıp ta kafirleri dost edinmeyin, Allah’a aleyhinize olacak açık bir delil vermeyi mi istiyorsunuz? Muhakkak ki münafıklar, ateşin an alt tabakasındadırlar. (Dereke; Sıfırın altı aşağı doğru dur. Derece: Sıfırın üstü yukarı doğru dur) onlara herhangi bir yardımcı da bulamazsın. Ancak vazgeçip ıslah olanlar Allah’a sarılanlar, dini Allah’a özgü / has yaşayanlar işte onlar müminlerle birliktedir, ileride Allah, müminlere büyük bir ödül verecektir. Eğer şükrederseniz ve iman ederseniz Allah size azap etmeyi ne diye yapsın ki? (Azap heveslisi değil) Allah teşekkür edendir, bilendir.
Ancak, tevbe edenler, (hallerini) düzeltip, Allah’a bağlananlar ve dinlerini Allah'a halis kılanlar işte onlar Müminlerle beraberdir. Allah, Müminlere büyük bir mükâfat verecektir.
Ancak tevbe edenler, uslananlar, Allah'a yapışanlar ve dinlerini sırf Allah için yapanlar (yalnız O'na tapanlar), işte onlar mü'minlerle beraberdir; Allah da yakında mü'minlere büyük bir mükafat verecektir.
Ama tövbe eden /dönüş yapan, kendilerini düzelten, Allah'a sarılan ve dinlerini Allah için saf ve katıksız olarak yaşayanlar başka. Onlar, müminlerle beraberdirler. Allah, müminlere büyük bir ödül verecektir.
Ama dönüş (tevbe) yapan dipnot 1 , kendilerini düzelten, Allah'a sarılan ve dinini sadece Allah'a has kılanlar başka. Onlar, inanıp güvenenlerle beraberdirler. Allah, inanıp güvenenlere büyük bir ödül verecektir.
Ancak, tevbe edenler, (hallerini) düzeltip, Allah’a bağlananlar ve dinlerini Allah'a halis kılanlar işte onlar müminlerle beraberdir. Allah, müminlere büyük bir mükâfat verecektir.
Ancak, tevbe edenler, hallerini düzeltip, Allah'a bağlananlar ve dinlerini Allah için arındıranlar, işte onlar müminlerle beraberdir. Allah, müminlere büyük bir mükafat verecektir.
Ancak tövbe edip hallerini düzelterek Allah'a yapışan ve dinlerini samimiyetle Allah'a özgüleyenler müstesnadır. İşte böyleleri, müminlerle beraber olacaktır. Ve Allah, müminlere yakında çok büyük bir ödül verecektir.
But such a misfortune would be cancelled in favour of those who repent, amend and declare the truth and turn their minds to Allah and choose to be under His tutelage and faithfully conform to Allah's system of faith and worship. Such persons, shall Allah include in the circle of those whose hearts have been touched with the divine hand, and Allah shall requite the faithful who are firm in fidelity and allegiance to Him a great reward.
Not so those who repent, mend their ways, hold fast to God, and devote their religion entirely to Him: these will be joined with the believers, and God will give the believers a mighty reward.
Except for those who repent, mend (their lives) hold fast to Allah, and purify their religion as in Allah's sight: if so they will be (numbered) with the believers. And soon will Allah grant to the believers a reward of immense value.
except those who re-pent and mend their ways and hold fast to Allah and make their faith exclusive to Allah. dipnot 1 Those people shall be numbered with the believers and Allah will certainly bestow on the believers a great reward.
except those who make tawba and put things right and hold fast to Allah and dedicate their deen to Allah alone; they are with the muminun. Allah will give the muminun an immense reward.
Except those who repent (from hypocrisy), do righteous good deeds, hold fast to Allâh, and purify their religion for Allâh (by worshipping none but Allâh, and do good for Allâh’s sake only, not to show off), then they will be with the believers. And Allâh will grant the believers a great reward.
except for those who repent and reform, and hold fast to Allah and dedicate their religion [exclusively] to Allah. Those are with the faithful, and soon Allah will give the faithful a great reward.
Yet such of these (- hypocrites) who turn with sincere repentance and amend (themselves) and hold fast to Allâh and become sincere in their allegiance to Allâh, it is these who are with the believers and Allâh will soon grant these believers a great reward.
save such as repent, and make amends, and hold fast to God, and make their religion sincerely God's; those are with the believers, and God will certainly give the believers a mighty wage.
Except those of them who sincerely repent, improve their situation, hold fast to God and stick with their religion. Then God will count them among the believers and the believers are entitled to a great reward.
Save those who turn again, and do right, and take tight hold on God, and are sincere in religion to God; these are with the believers, and God will give to the believers mighty hire.
As for those who repent, amend, hold fast to God, and devote their system to God; these will be with those who acknowledge. God will grant those who acknowledge a great reward.
But they who repent and amend, and adhere firmly unto God, and approve the sincerity of their religion to God, they shall be numbered with the faithful; and God will surely give the faithful a great reward.
Save those who repent, and do right, and take tight hold on Allah, and are sincere in religion for (or purify religion for) Allah; these are with the believers, and Allah will give to the believers mighty reward.
Except the ones who repent, and act righteously, and adhere firmly to Allah, and make their religion faithful to Allah; so, those are with the believers, and Allah will eventually bring the believers a magnificent reward.
Save those who repent and amend and hold fast to Allah and make their religion pure for Allah (only). Those are with the believers. And Allah will bestow on the believers an immense reward.
But those who repent and amend, and hold firmly to God, and are sincere and wholly obedient to God, are surely with the faithful; and God will bestow on the faithful a great reward.
But excepted shall be they who repent, and live righteously, and hold fast unto God, and grow sincere in their faith in God alone: for these shall be one with the believers - and in time God will grant to all believers a mighty reward.
except those who repent, mend their ways, hold fast to Allah, and are sincere in their devotion to Allah; they will be with the believers. And Allah will grant the believers a great reward.
Except those who repent, and amend, and hold fast to God, and purify their system to God; then these will be with the believers. And God will grant the believers a great reward.
Only those who repent, reform, hold fast to GOD, and devote their religion absolutely to GOD alone, will be counted with the believers. GOD will bless the believers with a great recompense.
Except for those who repent, correct themselves, hold fast to Allah, and are sincere in their religion for Allah , for those will be with the believers. And Allah is going to give the believers a great reward.
Save those who repent, and make right, and hold fast to God, and are sincere in their doctrine to God; those are with the believers, and God will give the believers a great reward.
Except those who repent by returning to the Right Path and make amends and hold fast to Allah's Guidance in all sincerity. Those are with the believers. Allah will soon grant the believers a reward of immense value.
Except for those who repent, do righteous and good deeds, mend (their life), hold fast to Allah, and purify their religion as in Allah’s sight: If so they will be (included) with the believers. And soon will Allah grant to the believers a reward of great value.
- except those who repent and correct themselves and hold on to Allah and make their Faith pure for Allah. So, those are with the believers, and Allah will give the believers a great reward.
Except those who repent, and amend, and hold fast to God, and are loyal in their system to God; then these will be with the believers. And God will give the believers a great recompense.