Diyanet İşleri
Bu lütuf Allah'tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.
Nisâ suresi
Nisâ suresi, 70. ayet. ذَٰلِكَ ٱلْفَضْلُ مِنَ ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ عَلِيمًا
ẕâlike-lfaḍlü mine-llâh. vekefâ billâhi `alîmâ.
Bu lütuf Allah'tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Emanetleri ehline verin; itaat ve hakemliğe razı olmak Nisâ 58–70 3
O zaman kendilerine elbette katımızdan büyük bir mükafat verirdik.
Onları elbette doğru yola iletirdik.
Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddiklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.
Bu lütuf Allah'tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.
Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gidin.
Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, "Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım" der.
Eğer Allah'tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
70. Onların nail oldukları “bu lütuf Allah’tandır.” Buna onları muvaffak kılan ve onlara bu hususta yardımcı olan, kendilerine amelleri ile elde edemeyecekleri bu mükâfatları veren O’dur. “Her şeyi bilen olarak Allah yeter.” O kullarının hallerini, içlerinden kalp ve organlarının ittifakla yerine getirdiği salih ameller sebebi ile pek büyük mükâfatları kimin hak ettiğini çok iyi bilir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu zikredilen sevap, Allah’ın kullarına bir ikramı ve lütfudur. Onların bu hallerini bilen olarak Allah yeter ve herkese, amellerine göre karşılığını verecektir.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.
Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne…
Aynı kök: كفي (33 geçiş)
Eğer onlar böyle sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, gerçekten doğru yolu bulmuş olurlar; yüz çevirirlerse onlar elbette derin bir ayrılığa…
Aynı kök: كفي (33 geçiş)
Hani sen mü'minlere, "Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.
Aynı kök: كفي (33 geçiş)
Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O lütuf Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
Bu Allah'ı bir lutfudur; ve (bunu birinin bilmesi gerekiyorsa) her şeyi bilen Allah yeter.
Bu, Allahın lütfudur; ve hiç kimse Allahın sahip olduğu bilgiye sahip olamaz.
Bu fazl Allah'tandır. Yeterlidir onlara Esma'sıyla hakikatleri olan Aliym Allah!
Bu fazl (bol ihsan), Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
İşte bu lütuf Allah'tandır. Her şeyi hakkıyla bilici olarak Allah yeter.
İşte bu lütuf, Allah tarafındandır. Bilen olarak, Allah yeterlidir.
Bu lütuf Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
Bu lütuf ALLAH'tandır. Bilen olarak ALLAH yeter.
Bu lütuf ALLAH'tandır. Bilen olarak ALLAH yeter.
İşte bu lütuf Allah'tandır. Yeter ki bilen Allah olsun.
İşte bu fazıl, Allahdan: Elverir ki bilen Allah olsun
Bu, Allah'tan bir bağıştır. Her şeyi bilen olarak Allah yeter.
Bu, Allah'tan bir bağıştır. Her şeyi bilen olarak Allah yeter.
Bu, Allah'tan bir bağıştır. Her şeyi bilen olarak Allah yeter.
Bu fazl (bol ihsan), Tanrı'dandır. Bilen olarak Tanrı yeter.
Bu, Allahdan bir lutf-ü inayetdir. (Her şey'i) hakkıyle bilici olarak Allah yeter.
Bu büyük lütuf, Allah'tandır. Allah; her şeyi bilici olarak kafidir.
(58-70) Muhakkak ki Allah emaneti onun sahibine geri iade etmenizi / tevdi etmenizi emreder. İnsanlar arasında mahkemeleştiğinizde denkleştirici / adaletli (eşitleyici değil denkleştirici) karar vermenizi emreder. Muhakkak ki Allah size bununla, değerli bir vaazda bulunuyor , muhakkak ki Allah işitendir, görendir. Ey iman edenler, Allah’a itaat edin Resule itaat edin sizden emir verebilenlere / emir sahiplerine itaat edin, bir şey de anlaşamadığınızda / nizalaştığınızda, Onu Allah ve Resulüne iletin eğer Allah’a ve Resulüne ve ahiret gününe iman ediyorsanız bu daha iyidir ve daha güzel bir yorumlamadır. Sana indirdiğimize ve senden önce indirdiklerimize kesinlikle inandıkları na dair iddiaları olanları görmedin mi? Tağut tarafından mahkeme edilmeyi istiyorlar , oysa onu inkâr etmeleri emredilmişti , şeytan onları pek uzak bir sapıklığa saptırmak istiyor , onlara Allah’ın indirdiğine ve Resulüne gelin denildiği vakit, senden uzakla şarak kaçınırlar, kendi elleriyle yaptıkları dolayısıyla musibet onlara isabet ettiğinde nasıl olacaklar? Sonra da Allah adına yemin de ederek / (vallahi de billahi de) biz istedik ki güzellik olsun ve arayı yapmak olsun diye sana geliyorlar, bunların kalplerinde olanı Allah biliyor, yüz çevir onlardan, onlara vaaz et ve kendileri hakkında yüreklerine oturacak etkili sözler söyle. Biz Resulleri sadece Allah’ın izniyle itaat edilmesi için gönderdik , kendilerine zulmettikleri vakit keşke sana gelselerdi, Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, Resulde onların bağışlanmasını dileseydi, Allah’ı tövbeleri kabul eden ve esirgeyen olarak elbette bulacaklardı. Hayır öyle değil Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında ki çekişmeli konuda seni hakem tayin edip, sonra da kendilerinde bir burukluk olmadan tam teslimiyetle kararına teslim olmadık ça, iman ediyor sayılmazlar. Eğer ki onlara kendinizi öldürün diye yahut yurtlarınızdan çıkın diye yazmış olsaydık, pek azı hariç onu yapmazlardı , keşke onlar kendilerine vaaz edileni yapmış olsalardı onlar için iyi olurdu, onlar için daha sağlam olurdu, O zaman da onlara katımızdan kocaman bir ödül verirdik ve onları dosdoğru yola iletirdik / yönlendirirdik. Her kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, işte onlar Allah’ın nimet verdikleri Nebilerle, Sıddıklarla Şehitlerle ve Salihlerle beraberdir. (Fatiha’da geçen nimet verilenler burada da geçti) Onlar güzel refakatçidirler, işte bu Allah’ın fazlındandır. Allah’ın bilmesi yeterlidir.
İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Bir bilen olarak Allah yeter.
Bu ni'met, Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
Bu, Allah'ın onlara bir lütfudur. dipnot 1 Bunu Allah'ın bilmesi yeter.
Bu, Allah'ın ikramıdır. Bunu Allah biliyor ya o yeter.
Bu bağış Allah’tandır. Bilen olarak Allah yeter.
Bu bağış Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
Böylesi bir beraberlik Allah'ın lütfudur. Herşeyi bilici olarak Allah yeter.
Such a distinguished position is a manifestation of Allah's grace, and enough is Allah to be 'Alimun of all in all.
That is God’s favour. No one knows better than Him.
Such is the bounty from Allah: And sufficient is it that Allah knoweth all.
That is a bounty from Allah, and Allah suffices to know the truth.
That is favour from Allah. Allah suffices as a Knower.
Such is the Bounty from Allâh, and Allâh is Sufficient as All-Knower.
That is the grace of Allah, and Allah suffices as knower [of His creatures].
This is the grace from Allâh (if such companions are available). And Allâh suffices as One Who is All Knowing.
That is the bounty from God; God suffices as One who knows.
Such is the generosity of God. [It does not matter if no one is aware of your good deeds as] God alone suffice as knower.
That is grace from God, and God knows well enough.
That is the bounty from God; and God suffices as a Knower.
This is bounty from God; and God is sufficiently knowing.
Such is the Bounty of Allah, and Allah suffices as Knower.
That is the Grace from Allah; and Allah suffices as (The One) Ever-Knowing.
That is bounty from Allah, and Allah sufficeth as Knower.
This is a favour from God; and sufficient is God, the all-knowing.
Such is the bounty of God - and none has the knowledge which God has.
This is Allah’s favour, and Allah fully knows ˹who deserves it˺.
That is the bounty from God; and God knows what is best.
Such is the blessing from GOD; GOD is the best Knower.
That is the bounty from Allah, and sufficient is Allah as Knower.
That is the bounty from God; and sufficient is God as knower.
Such is the Bounty from Allah. And sufficient it is that Allah knows all.
Thus is the Bounty from Allah: And it is sufficient that Allah knows all.
That grace is from Allah; and Allah is sufficient as being the One who knows.
That is the bounty from God; and God knows what is best.