Nisâ suresi

Nisâ suresi, 62. ayet

Nisâ suresi, 62. ayet. فَكَيْفَ إِذَآ أَصَٰبَتْهُم مُّصِيبَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ ثُمَّ جَآءُوكَ يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنْ أَرَدْنَآ إِلَّآ إِحْسَٰنًا وَتَوْفِيقًا

fekeyfe iẕâ eṣâbethüm müṣîbetüm bimâ ḳaddemet eydîhim ŝümme câûke yaḥlifûne billâhi in eradnâ illâ iḥsânev vetevfîḳâ.

Diyanet İşleri

Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da "Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik" diye Allah'a yemin ederek sana geldikleri zaman halleri nasıl olur?

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 59–65 · surenin 62. ayeti / 176

Konu Emanetleri ehline verin; itaat ve hakemliğe razı olmak Nisâ 58–70 3

  1. Nisâ 59

    Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.

  2. Nisâ 60

    (Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tağut'u tanımamaları kendilerine emrolunduğu halde, onun önünde muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan da onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.

  3. Nisâ 61

    Münafıklara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) ve Peygambere gelin" dendiği zaman, onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.

  4. 62

    Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiği, sonra da "Biz iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istememiştik" diye Allah'a yemin ederek sana geldikleri zaman halleri nasıl olur?

  5. Nisâ 63

    Onlar, Allah'ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. Öyleyse onlara aldırma. Onlara öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle.

  6. Nisâ 64

    Biz her peygamberi sırf, Allah'ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.

  7. Nisâ 65

    Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

62. “Elleri ile yaptıkları” günahlar ki tağutun hükmüne başvurmak da bunlar arasındadır “yüzünden başlarına bir musibet gelip çattığı zaman” bu sapkın kimselerin “halleri nasıl olacak? Sonra sana” yaptıklarından özür beyan etmek için “gelirler de: Biz iyilik etmekten ve arabulmaktan başka bir şey istemedik.” Yani biz bunu yaparken davacı taraflara iyilik yapmaktan ve aralarını bulmaktan başka bir maksadımız yoktu “diye Allah’a yemin ederler.” Ancak bu iddialarında yalancıdırlar. Çünkü esas iyilik, Allah ve Rasûlünün hükmüne başvurmaktır. Kesin kanaate ve inanca sahip olan bir topluluk için hükmü Allah’tan daha güzel olan kimdir? Bundan dolayı Yüce Allah bir sonraki âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Peygamber! O münafıklar, işledikleri günahlar sebebiyle başlarına musibetler geldiğinde, sana gelerek, özür dileyip, Allah’a yemin ederek: “Bizler, aramızda senin yerine başkasının hüküm vermesini isteyerek birbiriyle anlaşamayan bu iki kişinin arasını bulmak ve iyilik etmekten başka bir şey kastetmedik” dediklerinde halleri nasıl olur? Onlar bu söylediklerinde yalancıdırlar. Şüphesiz iyilik, kulları üzerinde Allah'ın şeriatıyla hükmetmektir.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَكَيْفَ fekeyfe nasıl kök: كيف
  2. إِذَآ iza ne zaman ki
  3. أَصَـٰبَتْهُم esabethum başlarına gelince kök: صوب
  4. مُّصِيبَةٌۢ musibetun bir felaket kök: صوب
  5. بِمَا bima yüzünden
  6. قَدَّمَتْ kaddemet yaptıkları (kötülükler) kök: قدم
  7. أَيْدِيهِمْ eydihim elleriyle kök: يدي
  8. ثُمَّ summe sonra hemen
  9. جَآءُوكَ ca'uke sana gelirler kök: جيا
  10. يَحْلِفُونَ yehlifune yemin ederler kök: حلف
  11. بِٱللَّهِ billahi Allah'a kök: اله
  12. إِنْ in diye
  13. أَرَدْنَآ eradna biz istedik kök: رود
  14. إِلَّآ illa sadece
  15. إِحْسَـٰنًۭا ihsanen iyilik etmek kök: حسن
  16. وَتَوْفِيقًا ve tevfikan ve uzlaştırmak kök: وفق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وفق (4 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    Şu'ayb, şöyle dedi: "Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!. Ben…

  • Aynı kök: وفق (4 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı)…

  • Aynı kök: حلف (13 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü'minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resulüne karşı savaşanlara…

  • Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, "Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de ayetlerine uysaydık ve mü'minlerden…

  • Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki…

  • Aynı kök: قدم (48 geçiş) · Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş)

    Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet…

  • Aynı kök: وفق (4 geçiş)

    (25-26) Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler.

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    De ki: "Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah'ın kendi katından veya bizim…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet gelince, dipnot 1 "Sadece iyilik ve uzlaştırma istedik." diye (yalan yere) yemin ederek nasıl da hemen sana gelirler! dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Bakara 2:155, Nisâ 4:79, Kasas 28:47, Rûm 30:41, Şûrâ 42:30 ve 48. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Münafıkların bu türden yalan yeminleri hakkında Nisâ 4:62'de, ayrıca Tevbe 9:42, 56, 62, 74, 95, 96, 107, Mücâdele 58:14 ve 18'de bilgi verilmekte, hepsinde de aynı fiil yani [yahlifûne] kullanılmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Fakat, önceden yaptıkları yüzünden başlarına öngöremedikleri bir musibet gelirse ne olacak halleri? Sonra sana gelecekler, Allah adına yeminle "bizim amacımız sadece iyilik yapmak ve uyumu sağlamaktı" (diyecekler).

Muhammed Esed

Fakat bu dünyada yaptıkları yüzünden (Hesap Günü) başlarına felaket geldiğinde ne olacak (onların hali); o zaman sana gelip Allaha yeminle, "Bizim niyetimiz, iyilik yapmak ve uyum sağlamaktan başka bir şey değildi" (diyecekler)?

Ahmed Hulusi

Nasıl da, elleriyle yaptıkları yüzünden kendilerine musibet geldiğinde, hemen "Billahi bizim iyilikten ve tevfikten başka amacımız yoktu" derler.

Ali Bulaç

Öyleyse, nasıl olur da, kendi ellerinin sundukları sonucu, onlara bir musibet isabet eder, sonra sana gelerek: "Kuşkusuz, biz iyilikten ve uzlaştırmaktan başka bir şey istemedik" diye Allah'a yemin ederler?

Ali Özek ve heyeti

Fakat kendi elleriyle yaptıkları yüzünden kendilerine bir musibet gelip çattığı zaman, nasıl da "iyilikten ve ara bulmaktan başka bir şey istemedik" diye Allah'a yemîn ederek sana geliyorlar.

Ali Rıza Safa

Bundan sonra, kendi yaptıkları yüzünden başlarına bir yıkım geldiğinde nasıl olacak? Sonra, sana gelip, "İyilikten ve uzlaştırmaktan başka bir şey istemedik!" diyerek, Allah'ın üzerine yemin ediyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir felaket gelince hemen, "Biz yalnızca iyilik etmek ve arayı bulmak istedik" diye yemin ederek, sana nasıl gelirler!

Edip Yüksel

İşlediklerinin sonucu olarak başlarına bir musibet gelse hemen sana gelerek, "Amacımız ancak iyilik yapmak ve uzlaştırmaktı" diye ALLAH adına yemin ederler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İşlediklerinin sonucu olarak başlarına bir musibet gelse hemen sana gelerek, 'Amacımız ancak iyilik yapmak ve uzlaştırmaktı,' diye ALLAH adına yemin ederler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ya kendi yaptıkları yüzünden başlarına bir felaket geldiği zaman durumları nasıl olur? Sonra gelmişler bir de sana: "Vallahi, muradımız sırf bir iyilik yapmak ve ara bulmaktan ibaretti." diye yemin ediyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya ellerinin yaptığı yüzünden başlarına bir musıbet geldiği zaman nasıl? sonra gelmişler de sana "billahi muradımız sırf bir iyilik yapmak ve ara bulmaktan ibaret idi" diye yemin ediyorlar

Erhan Aktaş

Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı, onlara bir musibet isabet edince, sana gelerek: "Biz yalnızca iyilik etmek ve arayı bulmaktan başka bir şey istemedik." diye nasıl da Allah'a yemin ediyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı, onlara bir musibet isabet edince, sana gelerek: "Biz yalnızca iyilik etmek ve arayı bulmaktan başka bir şey istemedik." diye nasıl da Allah'a yemin ediyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kendi elleriyle yaptıklarından dolayı, onlara bir bela isabet edince, sana gelerek: "Biz yalnızca iyilik etmek ve arayı bulmaktan başka bir şey istemedik." diye nasıl da Allah'a yemin ediyorlar.

Gültekin Onan

Öyleyse, nasıl olur da, kendi ellerinin sundukları sonucu, onlara bir musibet isabet eder, sonra sana gelerek "Kuşkusuz, biz iyilikten ve uzlaştırmaktan başka bir şey istemedik" diye Tanrı'ya yemin ederler?

Hasan Basri Çantay

Önce elleriyle (ihtiyarlariyle) yapdıkları (fenalıklar) yüzünden onlara bir bela çatdığı zaman (halleri) nice olur? (Onlar böyle bir felakete uğradıkdan) sonra "Biz iyilikden ve ara bulmakdan başka bir şey arzu etmedik" diye, Allaha andederek, sana geleceklerdir.

İbni Kesir

Kendi işledikleri yüzünden başlarına bir musibet geldiğinde, nasıl hemen sana geldiler de; gayemiz sadece bir iyilik etmek ve ara bulmaktan ibaret idi, diye yemin ediyorlar.

Mehmet Alagaş

(58-70) Muhakkak ki Allah emaneti onun sahibine geri iade etmenizi / tevdi etmenizi emreder. İnsanlar arasında mahkemeleştiğinizde denkleştirici / adaletli (eşitleyici değil denkleştirici) karar vermenizi emreder. Muhakkak ki Allah size bununla, değerli bir vaazda bulunuyor , muhakkak ki Allah işitendir, görendir. Ey iman edenler, Allah’a itaat edin Resule itaat edin sizden emir verebilenlere / emir sahiplerine itaat edin, bir şey de anlaşamadığınızda / nizalaştığınızda, Onu Allah ve Resulüne iletin eğer Allah’a ve Resulüne ve ahiret gününe iman ediyorsanız bu daha iyidir ve daha güzel bir yorumlamadır. Sana indirdiğimize ve senden önce indirdiklerimize kesinlikle inandıkları na dair iddiaları olanları görmedin mi? Tağut tarafından mahkeme edilmeyi istiyorlar , oysa onu inkâr etmeleri emredilmişti , şeytan onları pek uzak bir sapıklığa saptırmak istiyor , onlara Allah’ın indirdiğine ve Resulüne gelin denildiği vakit, senden uzakla şarak kaçınırlar, kendi elleriyle yaptıkları dolayısıyla musibet onlara isabet ettiğinde nasıl olacaklar? Sonra da Allah adına yemin de ederek / (vallahi de billahi de) biz istedik ki güzellik olsun ve arayı yapmak olsun diye sana geliyorlar, bunların kalplerinde olanı Allah biliyor, yüz çevir onlardan, onlara vaaz et ve kendileri hakkında yüreklerine oturacak etkili sözler söyle. Biz Resulleri sadece Allah’ın izniyle itaat edilmesi için gönderdik , kendilerine zulmettikleri vakit keşke sana gelselerdi, Allah’tan bağışlanmayı dileselerdi, Resulde onların bağışlanmasını dileseydi, Allah’ı tövbeleri kabul eden ve esirgeyen olarak elbette bulacaklardı. Hayır öyle değil Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında ki çekişmeli konuda seni hakem tayin edip, sonra da kendilerinde bir burukluk olmadan tam teslimiyetle kararına teslim olmadık ça, iman ediyor sayılmazlar. Eğer ki onlara kendinizi öldürün diye yahut yurtlarınızdan çıkın diye yazmış olsaydık, pek azı hariç onu yapmazlardı , keşke onlar kendilerine vaaz edileni yapmış olsalardı onlar için iyi olurdu, onlar için daha sağlam olurdu, O zaman da onlara katımızdan kocaman bir ödül verirdik ve onları dosdoğru yola iletirdik / yönlendirirdik. Her kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, işte onlar Allah’ın nimet verdikleri Nebilerle, Sıddıklarla Şehitlerle ve Salihlerle beraberdir. (Fatiha’da geçen nimet verilenler burada da geçti) Onlar güzel refakatçidirler, işte bu Allah’ın fazlındandır. Allah’ın bilmesi yeterlidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Nasıl oluyor da, kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet geldiği zaman sana gelip Allah’a yemin ederek; “Biz, iyilik ve ara bulmaktan başka bir şey istemedik” diyorlar?

Süleyman Ateş

Ya nasıl, elleriyle yaptıkları (kötülükler) yüzünden başlarına bir felaket gelince, hemen sana gelirler: "Biz sadece iyilik etmek ve uzlaştırmak istedik." diye Allah'a yemin ederler?

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kendi elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir iş geldiğinde halleri ne olacak? O zaman sana gelip Allah'a yemin ederek diyecekler ki "Biz sadece iyilik etmek ve arayı bulmak istemiştik."

Şaban Britch

Öyleyse, nasıl olur da, kendi elleriyle yaptıkları yüzünden onlar bir musibete uğrayınca sana gelip Allah’a yemin ederek “Biz, iyilikten ve uzlaşma sağlamaktan başka bir şey istemedik.” diyorlar!

Şaban Piriş

Öyleyse, nasıl olur da, kendi elleriyle işlediklerine karşılık bir musibete uğrayınca sana gelip Allah'a yemin ederek "Biz, iyilikten ve uyum sağlamaktan başka bir şey istemedik." diyorlar?

Yaşar Nuri Öztürk

Peki, nasıl oluyor da ellerinin hazırladıkları yüzünden başlarına bir musibet çöktüğünde, sana gelip, "Biz sadece iyilik yapmak, barıştırmak istedik!" diye Allah'a yeminler ediyorlar!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And so, how will it be if and when they are befallen with a misfortune or wedded to a calamity in consequence of what their wrongful and unclean hands. have committed! There and then they shall betake themselves to you making a solemn declaration with an appeal to Allah that they meant nothing but peace upon earth and concord and good will unto men.

Abdul Haleem

If disaster strikes them because of what they themselves have done, then they will come to you, swearing by God, ‘We only wanted to do good and achieve harmony.’

Abdullah Yusuf Ali

How then, when they are seized by misfortune, because of the deeds which they hands have sent forth? Then their come to thee, swearing by Allah: "We meant no more than good-will and conciliation!"

Abul A'la Maududi

But what happens when some misfortune visits them because of their own misdeeds? Then, they come to you swearing by Allah, dipnot 1 saying: 'We wanted nothing but to do good and to bring about conciliation (between the two parties)'.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This may mean that when Muslims become aware of their hypocritical activities and they feel afraid of being caught, censured, and eventually punished, the hypocrites resort to every stratagem, including oaths, in order to assure people that they are true believers.

Aisha Bewley

How will it be when a disaster strikes them because of what they have done, and then they come to you swearing by Allah: ‘We desired nothing but good and reconciliation’?

Al-Hilali & Khan

How then, when a catastrophe befalls them because of what their hands have sent forth, they come to you swearing by Allâh, "We meant no more than goodwill and conciliation!"

Ali Quli Qarai

But how will it be when an affliction visits them because of what their hands have sent ahead? Then they will come to you, swearing by Allah: ‘We desired nothing but benevolence and comity. ’

Amatul Rahman Omar

Then how is it that when a calamity befalls them because of their own misdoings they come to you swearing by Allâh (saying), `We meant nothing but to do good and (to effect) concord and reconciliation?'

Arthur John Arberry

How shall it be, when they are visited by an affliction for what their own hands have forwarded, then they come to thee swearing by God, 'We sought only kindness and conciliation'?

Bijan Moeinian

When they are afflicted by a distress, caused by their own deeds, they come to you swear by God that [by not obeying the Lord’s laws and referring to none-Devine source of references] they had the best intention of the world!

E. Henry Palmer

How then when there befalls them a mischance through what their hands have sent on before? then will they come to you, and swear by God, 'We meant naught but good and concord. '

Edip-Layth

Why then, when a tragedy befalls them for what their hands have brought forth do they come to you swearing by God that they only wanted to do good and reconcile?

George Sale

But how will they behave when a misfortune shall befall them, for that which their hands have sent before them? Then will they come unto thee, and swear by God, saying, if we intended any other, than to do good, and to reconcile the parties.

Hamid S. Aziz

How then when there befalls them a misfortune through their own actions? Then will they come to you, and swear by Allah, "We meant naught but good and concord (harmony, reconciliation). "

Mahmoud Ghali

So (how will it be) when an affliction alights upon (Literally: afflicts) them for what their hands have forwarded? Thereafter they come to you swearing by Allah, " "Decidedly we willingly intend (nothing) except fairness and successful conciliation.

Marmaduke Pickthall

How would it be if a misfortune smote them because of that which their own hands have sent before (them)? Then would they come unto thee, swearing by Allah that they were seeking naught but harmony and kindness.

Mohamed Ahmed - Samira

How shall it be when they suffer misfortunes for their own misdeeds? Then they will come to you swearing by God and saying: "We wish for nothing but good and amity. "

Muhammad Asad

But how [will they fare] when calamity befalls them [on the Day of Judgment] because of what they have wrought in this world - whereupon they will come to thee, swearing by God, "Our aim was but to do good, and to bring about harmony"?

Mustafa Khattab

How ˹horrible˺ will it be if a disaster strikes them because of what their hands have done, then they come to you swearing by Allah, "We intended nothing but goodwill and reconciliation."

Progressive Muslims

Why then, when a tragedy befalls them for what their hands have brought forth do they come to you swearing by God that they only wanted to do good and reconcile

Rashad Khalifa

How will it be when a disaster hits them, as a consequence of their own works? They will come to you then and swear by GOD: "Our intentions were good and righteous!"

Sahih International

So how [will it be] when disaster strikes them because of what their hands have put forth and then they come to you swearing by Allah, "We intended nothing but good conduct and accommodation. "

Sam Gerrans

How will it be when calamity befalls them because of what their hands have sent ahead? Then will they come to thee, swearing by God: “We intended only good conduct and success!”

Shabbir Ahmed

They feel ashamed when wrong decisions and judgments hurt them for their own doings. Then they come to you (O Messenger), swearing that they went to others with good and noble intentions.

Syed Vickar Ahamed

How then, when they are seized by misfortune, because of the deeds which are the acts of their own hands? Then they come to you, swearing by Allah: "We only meant good-will and conciliation!"

Taqi Usmani

But, how (apologetic) they are when they suffer a calamity because of the acts of their own hands, and they come to you swearing by Allah, "We meant nothing but to promote good and bring about harmony."

The Monotheist Group

Why then, when disaster befalls them for what their hands have delivered, do they come to you swearing by God that they only wanted to do good and reconcile?

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 62. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 62. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 62. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩