Nisâ suresi

Nisâ suresi, 92. ayet

Nisâ suresi, 92. ayet. وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَن يَقْتُلَ مُؤْمِنًا إِلَّا خَطَـًٔا وَمَن قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَـًٔا فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَصَّدَّقُوا۟ فَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ عَدُوٍّ لَّكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَإِن كَانَ مِن قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَٰقٌ فَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِّنَ ٱللَّهِ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

vemâ kâne limü'minin ey yaḳtüle mü'minen illâ ḫaṭaâ. vemen ḳatele mü'minen ḫaṭaen fetaḥrîru raḳabetim mü'minetiv vediyetüm müsellemetün ilâ ehlihî illâ ey yeṣṣaddeḳû. fein kâne min ḳavmin `adüvvil leküm vehüve mü'minün fetaḥrîru raḳabetim mü'mineh. vein kâne min ḳavmim beyneküm vebeynehüm mîŝâḳun fediyetüm müsellemetün ilâ ehlihî vetaḥrîru raḳabetim mü'mineh. femel lem yecid feṣiyâmü şehrayni mütetâbi`ayn. tevbetem mine-llâh. vekâne-llâhü `alîmen ḥakîmâ.

Diyanet İşleri

Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü'min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü'min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü'min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkan bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 89–95 · surenin 92. ayeti / 176
  1. Nisâ 89

    Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse, onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.

  2. Nisâ 90

    Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar, yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. Eğer Allah dileseydi, onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse; Allah, onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir.

  3. Nisâ 91

    Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.

  4. 92

    Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü'min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü'min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü'min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkan bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  5. Nisâ 93

    Kim bir mü'mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lanet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.

  6. Nisâ 94

    Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, "Sen mü'min değilsin" demeyin. Allah katında pek çok ganimetler vardır. Daha önce siz de öyle idiniz de Allah size lütufta bulundu (müslüman oldunuz). Onun için iyice araştırın. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

  7. Nisâ 95

    (95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

92. “Bir mü’minin diğer bir mü’mini öldürmesi -yanlışlıkla olması hariç- olacak şey değildir.” anlamındaki ifade imkânsızlık bildiren bir ifadedir. Yani mü’min bir kimsenin mü’min bir kimseyi kasten öldürmesi imkânsızdır, olur şey değildir. Bu ise böyle bir fiilin ileri derecede haram olduğunu ve imana son derece aykırı olduğunu ifade eder. Böyle bir fiili ancak ya bir kâfir ya da imanı büyük ölçüde eksik ve daha kötü bir duruma düşmesinden endişe edilen bir fasık işleyebilir. Çünkü doğru bir iman, mü’min kimseyi mü’min kardeşini öldürmekten alıkoyar. Çünkü Allah mü’min ile kardeşi arasında iman kardeşliğini kurmuştur ki onu sevmesi, dost bellemesi ve ona eziyet veren şeyleri ortadan kaldırması, bu kardeşliğin bir gereğidir. Peki, öldürmekten daha ağır bir eziyet olabilir mi? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in: “Benden sonra biriniz diğerinin boynunu vuran kâfirlere dönüşmeyin.” hadisi de bunu tasdik etmektedir. Böylelikle öldürmenin, amelî küfür ve Allah’a şirk koşmaktan sonra günahların en büyüğü olduğu anlaşılmış olmaktadır.

Yüce Allah’ın: “Bir mü’minin diğer bir mü’mini öldürmesi… olacak şey değildir” buyruğu bütün halleri kapsayan umumi bir ifade olup mü’minden herhangi bir şekilde mü’min kardeşini öldürme fiilinin sadır olmayacağını ifade etmektedir. İşte bundan dolayı Yüce Allah, hataen öldürmeyi bundan istisna ederek: “yanlışlıkla olması hariç” buyurmuştur. Hata eden kişi ise öldürme amacı taşımayan kimsedir, böyle bir kimse günahkâr olmaz ve Allah’ın yasak kıldıklarını cüretkârlıkla işlemeye kalkışan bir kimse sayılmaz. Ancak yine de -bu işi kasti olarak yapmamış olsa dahi- oldukça çirkin ve sadece şeklen bile olsa çirkinliği yeterli derecede olan bir şey yaptığından dolayı Yüce Allah keffarette bulunmayı ve diyet vermeyi emretmiş ve şöyle buyurmuştur:

“Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse” öldüren erkek yahut kadın, hür yahut köle, küçük yahut büyük, akıllı yahut deli, müslüman yahut kâfir olsun fark etmez. Çünkü “من : kim” lafzı umuma delalet etmektedir ve bu lafzın böyle bir yerde getirilmesinin sırrı da budur. Çünkü ifadenin akışı burada “Eğer onu öldürürse” anlamında bir ifadeyi kullanmayı gerektirmekle birlikte böyle bir lafız “kim” anlamını veren “من” lafzı gibi kapsamlı değildir. Diğer taraftan öldürülen de erkek yahut kadın, küçük ya da büyük olsun fark etmez. Zira şarttan sonra gelen “mümin/مؤمن” kelimesinin nekre/belirtisiz olması bunu ifade etmektedir.

İşte böyle bir durumda katilin, keffaret olarak “mü’min bir köle azad etmesi” gerekir. Bu köleyi kişi kendi malından azad etmelidir. Kimi ilim adamlarının görüşlerine göre buradaki köle ifadesi, küçük büyük, erkek dişi, sağlam ve kusurlu her türlü köleyi kapsamaktadır. Ancak buyruktaki hikmet, keffarrette kusurlu kölenin azad edilmesinin yeterli olmamasını gerektirir. Çünkü köle azad etmekten maksat azad edilene fayda sağlamak ve onun kendi menfaatlerine kendisinin sahip olmasını sağlamaktır. Bu durumda şâyet köle azad edilmekle eğer zayi olacaksa ve köle kalması onun için daha faydalı ise böyle birisinin azad edilmesi ile keffaret yerini bulmaz. Bununla birlikte Yüce Allah’ın: “köle azad etmesi” buyruğu da buna delalet etmektdir. Çünkü “azad etmek”, menfaatleri başkasının hakkı olan kimseyi bu halinden kurtararak kendi menfaatlerinin sahibi olmasını sağlamak demektir. Eğer azad edilecek kölede bu gibi menfaatler yoksa azad etmenin varlığı düşünülemez. Bu husus üzerinde dikkatle düşünülürse konu açıkça anlaşılır.

“ve (ölenin) akrabasına teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir.” Diyete gelince onun, hata ile öldürmede veya kasta benzer (yarı kasıtlı) öldürmelerde katilin âkılesi/asabesi tarafından ölenin akrabalarına kalplerini hoş etmek için ödenmesi gerekir. Burada ölenin akrabalarından kasıt ise onun mirasçılarıdır. Çünkü mirasçılar ölenin geride bıraktığını miras alırlar. Diyet de onun geriye bıraktığı şeyler arasındadır. Diyet ile ilgili oldukça etraflı hükümler vardır ve bunlar fıkıh kitaplarında yer almaktadır.

“Ancak onların (diyeti almayıp) sadaka olarak bağışlamaları müstesna” yani katilin mirasçıları diyeti affedip sadaka olarak bağışladıkları takdirde diyet düşer. Bu ifade ile diyeti affetmeleri teşvik edilmektedir. Çünkü Yüce Allah bu affı “sadaka” olarak adlandırılmaktadır. Sadaka vermek ise her zaman istenen bir şeydir.

“Şâyet” öldürülen kişi “mü’min olmakla beraber size düşman olan bir kavimden” yani muharip kâfirlerden “ise o zaman mü’min bir köle azad etmesi gerekir.” Yani onun yakınlarına diyet ödemek yükümlülüğünüz yoktur. Çünkü böylelerinin kan ve mallarının saygınlığı/dokunulmazlığı söz konusu değildir.

“Şâyet” öldürülen kişi “kendileri ile aranızda anlaşma bulunan bir kavimden ise o vakit akrabalarına bir diyet vermek ve mü’min bir köle azad etmek gerekir.” Çünkü onun yakınları, kapsamına girdikleri anlaşma dolayısı ile can ve malları koruma altında bulunan kimselerdir.

“Kim” fakir olduğundan dolayı köle yahut onun bedelini “bulamazsa” yani geçimi ve temel ihtiyaçlarından arta kalıp da köle alabilecek kadar bir varlığa sahip değilse “Allah’tan bir tevbe olmak üzere iki ay aralıksız oruç tutmalıdır” özürsüz olarak da arayı açmamalıdır. Şayet -hastalık, ay hali ve benzerleri gibi- meşru bir özür sebebi ile arada oruç açacak olursa peş peşe oruç tutmayı kesintiye uğratmış sayılmaz. Eğer mazeretsiz olarak arada oruç açarsa peş peşe olma özelliği kesintiye uğrar ve oruca en baştan başlaması icabeder.

“Allah’tan bir tevbe olmak üzere” ifadesi şu demektir: Yüce Allah’ın katile farz kılmış olduğu bu keffaretler, Allah’ın kullarının tevbesini kabul etmesi ve onlara rahmet buyurması içindir. Onların yapmaları muhtemel olan kusur ve gerekli şekilde sakınmamaları dolayısı ile ortaya çıkacak hatalarının keffareti içindir. Tıpkı hata yolu ile başkasını öldürenin durumunda görüldüğü gibi.

“Allah çok iyi bilendir, gerçek hüküm ve hikmet sahibidir” yani Yüce Allah’ın ilmi de hikmeti de kâmildir. Yerde olsun, gökte olsun zerre ağırlığı kadar, ondan daha küçük ya da daha büyük hiçbir şey, hangi zaman ve hangi mekânda olursa olsun O’na gizli kalmaz. Yaratılmışlardan ve şer’î hükümlerden hiçbir şey O’nun hikmeti dışında değildir. Aksine O’nun her bir yaratılmışı ve her bir şer’î hükmü en nihayi derecede hikmeti ihtiva etmektedir.

İlim ve hikmetinin bir tecellisi olarak katile kendisinden sadır olan fiile uygun bir keffareti farz kılmıştır. Çünkü bu kimse saygı duyulması gereken bir canın yok olmasına sebep olmuş ve mevcut bir varlığı yok etmiştir. O bakımdan onun bir köleyi azad etmesi ve onu insanlara kölelik bağından kurtarıp tam bir hürriyete kavuşturması uygun düşer. Böyle bir köle bulamayan kimsenin ise peşpeşe iki ay oruç tutar. Böylece kendisini şehvetlerine, arzularına, ebedi mutluluğu ortadan kaldıran maddi lezzetlere kölelikten kurtarıp bu arzularını Allah’a yakınlaşmak kastı ile terk ederek Yüce Allah’a kulluğa sarılmış olur.

Yüce Allah bu oruç keffaretini sayıca ağır gelecek kadar bir süre uzatmış ve bunun peş peşe tutulmasını farz kılmıştır. Yüce Allah’ın yoksullara yemek yedirmeyi meşru kılmaması -ki inşallah ileride de geleceği üzere ziharda bu vardır- onun, bu gibi durumlara uygun düşmemesinden dolayıdır.

Yanlışlıkla dahi olsa öldürmede diyeti farz kılması da Allah'ın hikmetlerindendir. Zira bu sayede cinayeti önleyici sebeplere başvurmak sureti ile pek çok ölümün önü alınır. Hata yolu ile öldürmede ilim adamlarının icmaı ile diyetin akıle tarafından verilmesi, katilin kasti bir günah işlememesinden ve bu kadar ağır bir diyeti yüklenmesinin ona zor geleceğinden dolayıdır ki bu da Allah'ın hikmetlerinden biridir. O nedenle bu diyeti kendisi ile aralarında dayanışma ve yardımlaşma bulunan akılesinin maslahatların elde edilmesi ve fesatların önlenmesi konusunda yardımlaşarak ödemeleri uygun düşmüştür. Ayrıca bu, onların, akılesi oldukları kişiyi -kendilerine diyet yüklenmesinden çekinmeleri suretiyle- adam öldürmekten alıkoymaları için bir sebep de olabilir. Durumlarına ve takatlerine göre diyetin aralarında paylaştırılması ile yüklendikleri bu yük onlara hafif gelir. Yine diyetin ödenme süresinin üç yıl olarak tespit edilmesi de yüklerini hafifletir. Yine Yüce Allah’ın maktulün yakınlarının musibetini, katilin velilerine farz kıldığı diyet ile hafifletmesi de O’nun hikmet ve ilminin bir tecellisidir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Mümin bir kimseye, yanlışlıkla meydana gelmesi dışında başka bir Mümini öldürmek asla yakışmaz. Kim yanlışlıkla Mümin birini öldürürse yaptığı işin kefareti olarak, Mümin bir köle azat etmesi, katilin mirasçıları olan akrabalarının da öldürülen kişinin mirasçılarına bir diyet ödemeleri gerekir. Onların diyeti affetmeleri durumu ise bunun dışındadır. O halde diyet düşer. Eğer öldürülen kişi sizlerle savaş halindeki bir topluluktan olan Mümin biriyse, katilin Mümin bir köle azat etmesi gerekir, diyet ödemez. Eğer öldürülen Mümin değil fakat zimmiler gibi sizin ile onlar arasında anlaşma bulunan bir topluluktan ise, katilin mirasçıları olan akrabalarının öldürülen kişinin mirasçılarına diyet ödemesi, katilin de yaptığı işin kefareti olarak Mümin bir köle azat etmesi gerekir. Eğer azat edebileceği bir köle bulamaz veya ücretini ödemeye gücü yetmezse, bu durumda yapmış olduğu bu işten dolayı Allah’ın tövbesini kabul etmesi için, ardı ardına kesintisiz hiçbir gün dahi oruç açıp ara vermeden iki ay boyunca oruç tutması gerekir. Allah kullarının yaptıklarını ve niyetlerini bilir. Kanunlarında ve yönetiminde hikmet sahibidir.

Kelimeler

60 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma yoktur
  2. كَانَ kane kök: كون
  3. لِمُؤْمِنٍ limu'minin bir mü'minin kök: امن
  4. أَن en
  5. يَقْتُلَ yektule öldürmesi kök: قتل
  6. مُؤْمِنًا mu'minen bir mü'mini kök: امن
  7. إِلَّا illa dışında
  8. خَطَـًۭٔا ۚ hataen yanlışlık kök: خطا
  9. وَمَن ve men ve kim ki
  10. قَتَلَ katele öldürdü kök: قتل
  11. مُؤْمِنًا mu'minen bir mü'mini kök: امن
  12. خَطَـًۭٔا hataen yanlışlıkla kök: خطا
  13. فَتَحْرِيرُ fetehriru azadetmelidir kök: حرر
  14. رَقَبَةٍۢ rakabetin bir köle kök: رقب
  15. مُّؤْمِنَةٍۢ mu'minetin mü'min kök: امن
  16. وَدِيَةٌۭ ve diyetun ve bir diyet kök: ودي
  17. مُّسَلَّمَةٌ musellemetun vermelidir kök: سلم
  18. إِلَىٰٓ ila
  19. أَهْلِهِۦٓ ehlihi ölenin ailesine kök: اهل
  20. إِلَّآ illa başka
  21. أَن en
  22. يَصَّدَّقُوا۟ ۚ yessaddeku bağışlamaları kök: صدق
  23. فَإِن fein eğer
  24. كَانَ kane ise kök: كون
  25. مِن min -tan
  26. قَوْمٍ kavmin bir topluluk- kök: قوم
  27. عَدُوٍّۢ aduvvin düşmanınız olan kök: عدو
  28. لَّكُمْ lekum sizin
  29. وَهُوَ ve huve o (öldürülen)
  30. مُؤْمِنٌۭ mu'minun mü'min kök: امن
  31. فَتَحْرِيرُ fetehriru azadetmelidir kök: حرر
  32. رَقَبَةٍۢ rakabetin bir köle kök: رقب
  33. مُّؤْمِنَةٍۢ ۖ mu'minetin mü'min kök: امن
  34. وَإِن ve in ve eğer
  35. كَانَ kane ise kök: كون
  36. مِن min
  37. قَوْمٍۭ kavmin bir topluluktan kök: قوم
  38. بَيْنَكُمْ beynekum sizinle kök: بين
  39. وَبَيْنَهُم ve beynehum kendileri arasında kök: بين
  40. مِّيثَـٰقٌۭ misakun andlaşma bulunan kök: وثق
  41. فَدِيَةٌۭ fediyetun bir diyet kök: ودي
  42. مُّسَلَّمَةٌ musellemetun verilecektir kök: سلم
  43. إِلَىٰٓ ila
  44. أَهْلِهِۦ ehlihi ailesine kök: اهل
  45. وَتَحْرِيرُ ve tehriru ve azadetmek lazımdır kök: حرر
  46. رَقَبَةٍۢ rakabetin bir köle kök: رقب
  47. مُّؤْمِنَةٍۢ ۖ mu'minetin mü'min kök: امن
  48. فَمَن fe men kimse
  49. لَّمْ lem
  50. يَجِدْ yecid bunları bulamayan kök: وجد
  51. فَصِيَامُ fesiyamu savm etsin kök: صوم
  52. شَهْرَيْنِ şehrayni iki ay kök: شهر
  53. مُتَتَابِعَيْنِ mutetabiayni ardı ardına kök: تبع
  54. تَوْبَةًۭ tevbeten tevbesinin kabulü için kök: توب
  55. مِّنَ mine tarafından
  56. ٱللَّهِ ۗ llahi Allah kök: اله
  57. وَكَانَ ve kane kök: كون
  58. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  59. عَلِيمًا alimen bilendir kök: علم
  60. حَكِيمًۭا hakimen hüküm ve hikmet sahibidir kök: حكم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حرر (15 geçiş) · Aynı kök: صوم (14 geçiş) · Aynı kök: رقب (24 geçiş)

    Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti,…

  • Aynı kök: صوم (14 geçiş) · Aynı kök: شهر (21 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Kim (köle azat etme imkanı) bulamazsa, eşine dokunmadan önce ard arda iki ay oruç tutmalıdır. Kimin de buna gücü yetmezse altmış fakiri doyurmalıdır.…

  • Aynı kök: صوم (14 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

  • Aynı kök: شهر (21 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları…

  • Aynı kök: شهر (21 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve…

  • Aynı kök: صوم (14 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…

  • Aynı kök: حرر (15 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…

  • Aynı kök: حرر (15 geçiş) · Aynı kök: رقب (24 geçiş)

    Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

86 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hata (kaza) ile olması dışında, bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. dipnot 1 Hata ile bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Ancak (ölünün ailesinin o diyeti) bağışlaması başka. dipnot 2 (Hata ile öldürülen kişi) mümin olduğu hâlde, düşmanınız olan bir toplumdan ise mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması gerekir. (Hata ile öldürülen kişi) kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi özgürlüğüne kavuşturması gerekir. (Bunları) bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesi(nin kabulü) olarak iki ay peşpeşe oruç tutması (gerekli)dir. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayette öncelikle görülmesi gereken konu, bir müminin bir başka mümini hiçbir şekilde öldürmemesi gerektiğidir. Mâide 5:32'de de belirtildiği gibi, şu veya bu sebeple, olur olmaz gerekçelerle, haksız yere bir cana kıymak bütün insanlığı öldürmekle eş değerdir. Bu yüzden hata dışında kalmak üzere hiçbir müminin bir başka bir mümini öldürmesi asla ve asla düşünülemez, düşünülmemelidir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Buradaki [keffaret], öncelikli köle azadı olarak belirlendiği için, Kur'an'ın köle azadına verdiği önem görülmelidir. Bu konuda ayrıca bkz. Bakara 2:177; Mâide 5:89; Mücâdele 58:3; Beled 90:13.

Mustafa İslamoğlu

Ve bir mü'min başka bir mü'mini asla öldüremez; hataen olursa o başka. Bir mü'mini hata ile öldüren kişi ise, mü'min birini özgürlüğe kavuşturur ve müktulün yakınlarına diyet öder; eğer onlar diyeti bağışlarlarsa, o başka. Maktul mü'min olduğu halde size düşman olan bir topluma mensupsa, o zaman mü'min birini özgürlüğe kavuşturmak (yeterlidir). Ama o sizinle arasında anlaşma olan bir topluma mensupsa, bu durumda mü'min birini özgürlüğüne kavuşturmak ve yakınlarına diyet ödemek gerekir. Buna imkan bulamayanlar peş peşe iki ay oruç tutmalıdırlar; Allah tarafından tevbenin kabulüne bir karşılık olarak: Zira Allah her şeyi bilendir, her hükmünde tam isabet edendir.

Muhammed Esed

Hataen olmadıkça bir müminin başka bir mümini öldürmesine asla izin verilemez. Bir mümini hataen öldüren kişi, mümin bir canı özgürlüğüne kavuşturmak ve maktulün akrabalarına diyet ödemekle yükümlüdür, meğer ki onlar bundan vazgeçmiş olsunlar.Maktulün, kendisi bir mümin olmasına rağmen, sizinle savaş halinde olan bir topluluğa mensup ise, (diyet), mümin bir canı özgürlüğüne kavuşturmak (ile sınırlı olacaktır); ama o, sizin anlaşma ile bağlı bulunduğunuz bir topluluğa mensup ise (ödenecek bedel), mümin bir canı özgürlüğüne kavuşturmanın yanında akrabalarına ödenecek bir diyet(i de kapsayacaktır). Fakat yeterli imkanlara sahip olmayan, (bunun yerine) peş peşe iki ay oruç tutmalıdır. (Bu), Allah tarafından emredilen karşılık(tır) ve Allah gerçekten her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

Ahmed Hulusi

Yanlışlık hariç, bir iman eden için, diğer bir iman edeni öldürmesi olacak şey değildir. . . Yanlışlıkla bir iman edeni öldürenin, iman eden bir köleyi hürriyetine kavuşturması ve öldürülenin ailesine diyet ödemesi gerekir. (Varislerin, diyeti katile) bağışlamaları müstesna. . . Eğer (öldürülen) iman eden olmakla beraber, size düşman olan bir kavimden ise, (o zaman katilin) iman eden bir köleyi hürriyetine kavuşturması gerekir. . . Şayet (öldürülen) sizinle aralarında anlaşma bulunan bir kavimden ise, (o zaman katilin) öldürülenin ailesine bir diyet ödemesi ve iman eden bir köleyi hürriyetine kavuşturması gerekir. . . Kim (diyet bedelini) bulamazsa, Allah'tan bir tövbe olmak üzere, iki ay kesiksiz oruç tutmalıdır. . . Allah Aliym'dir, Hakiym'dir.

Ali Bulaç

Bir mü'mine, -hata sonucu olması dışında- bir başka mü'mini öldürmesi yakışmaz. Kim bir mü'mini 'hata sonucu' öldürürse, mü'min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve ailesine teslim edilecek bir diyeti vermesi gerekir. Onların (bunu) sadaka olarak bağışlamaları başka. Eğer o, mü'min olduğu halde size düşman olan bir topluluktan ise, bu durumda mü'min bir köleyi özgürlüğe kavuşturması gerekir. Şayet kendileriyle aranızda andlaşma olan bir topluluktan ise, bu durumda ailesine bir diyet ödemek ve bir mü'min köleyi özgürlüğe kavuşturmak gerekir. (Diyet ve köle özgürlüğü için gereken imkanı) Bulamayan ise, kesintisiz olarak iki ay oruç tutmalıdır. Bu, Allah'tan bir tevbedir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Ali Özek ve heyeti

Bir mü'minin bir mü'mini, hata dışı öldürmesi olmaz. Eğer bir kimse bir mümini hataen öldürürse, (cezası) mü'min bir köle âzâd etmek ve öldürülenin ailesine o ailenin sadaka olarak bağışlamaması halinde teslim edilen bir diyettir. Eğer öldürülen mümin olduğu halde, size düşman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzımdır. Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay peşpeşe oruç tutması gerekir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir.

Ali Rıza Safa

Yanlışlıkla olmadıkça, inanmış bir kişi, inanmış bir diğer kişiyi öldüremez. Kim inanmış bir kişiyi yanlışlıkla öldürürse, özgürlüğü alınmış inanmış bir kişiyi özgürlüğüne kavuşturmakla ve onların karşılıksız yardım olarak bağışlamaları dışında, ailesine karşılık ödemekle yükümlüdür. İnanmış bir kişi olmasına karşın, sizinle savaş durumunda olan bir toplumdan ise inanmış bir kişiyi özgürlüğüne kavuşturmanız gerekir. Aranızda antlaşma olan bir toplumdan ise ailesine karşılık ödemeniz ve inanmış bir kişiyi özgürlüğüne kavuşturmanız gerekir. Yine de bulamayan kişi, Allah'a pişmanlık olarak, iki ay aralıksız oruç tutmalıdır. Çünkü Allah, Bilendir; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.

Bayraktar Bayraklı

Yanlışlık olması dışında, bir mümin bir mümini öldüremez. Yanlışlıkla bir mümini öldürenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine de bir diyet vermesi gerekir. Eğer ölenin ailesi bağışlar, diyetten vazgeçerlerse başka! Öldürülen mümin, düşmanınız olan bir topluluktan ise öldüreninmümin bir köle azat etmesı gerekir. Eğer öldüren kişi, sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine bir diyet verecek ve mümin bir köle azat edecektir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay kesintisiz oruç tutması gerekir. Allah bilendir; işini yerli yerince yapandır.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylamış bir kişi, kaza hali hariç gerçeği onaylamış birisini öldüremez. Kim bir gerçeği onaylayanı kazara öldürmüşse gerçeği onaylamış bir köleyi salmalı ve ölenin ailesine diyet ödemeli. Ancak diyetten vazgeçip sadaka olarak kabul ederlerse başka. Öldürülen, sizinle savaş halinde olan bir topluluğa mensup bir gerçeği onaylayan ise, o zaman gerçeği onaylayan bir köleyi salmalısınız. Ancak, maktul aranızda anlaşma olan bir topluluktan ise ailesine diyet vermeli ve gerçeği onaylamış bir köleyi salmalısınız. Kim (gerekli parayı veya salacağı bir köle) bulamıyorsa, ALLAH tarafından tövbesinin kabul edilmesi için iki ay aralıksız oruç tutmalıdır. ALLAH Bilendir, Bilgedir. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bak 4:25.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnanmış bir kişi, kaza hali hariç inanmış birisini öldüremez. Kim bir inananı kazara öldürmüşse inanmış bir köleyi salmalı ve ölenin ailesine diyet ödemeli. Ancak diyetten vazgeçip sadaka olarak kabul ederlerse başka. Öldürülen, sizinle savaş halinde olan bir topluluğa mensup bir inanan ise, o zaman inanan bir köleyi salmalısınız. Ancak, maktul aranızda anlaşma olan bir topluluktan ise ailesine diyet vermeli ve inanmış bir köleyi salmalısınız. Kim (gerekli parayı veya salacağı bir köle) bulamıyorsa, ALLAH tarafından tevbesinin kabul edilmesi için iki ay aralıksız oruç tutmalıdır. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir müminin diğer bir mümini öldürmesi caiz olmaz, meğer ki yanlışlıkla ola. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin mirasçılarına teslim edilecek bir diyet vermesi lazım gelir, meğer ki mirasçılar o diyeti sadaka olarak bağışlamış olalar. Eğer öldürülen -kendi mümin olmakla beraber- size düşman bir kavimden ise, o zaman öldürenin bir esir azad etmesi gerekir. Şayet kendileriyle aranızda bir antlaşma bulunan bir kavimden ise, mirasçılarına teslim edilecek bir diyet vermek ve mümin bir köle azad etmek icap eder. Bunlara gücü yetmeyen, Allah tarafından tevbesinin kabul edilmesi için, ardı ardına iki ay oruç tutmalıdır. Allah, herşeyi bilendir, hikmet sahibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olamaz meğerki hata ola ve kim bir mü'mini hatara öldürürse mü'min bir esir azad etmesi ve ölenin varislerine teslim edilecek bir diyet vermesi lazım gelir, meğer ki varisler tasadduk edeler, eğer öldürülen kendi mü'min olmakla beraber size düşman bir kavmden ise o zaman öldürenin bir esir azad etmesi lazım gelir ve eğer kendileriyle aranızda bir misak bulunan bir kavmden ise o zaman varislerine teslim edilecek bir diyet vermek ve mü'min bir esir azad etmek lazım gelir, bunlara gücü yetmiyen de Allah tarafından tevbesinin kabulü için ardı ardına iki ay oruç tutmak lazım gelir, Allah alim, hakim bulunuyor

Erhan Aktaş

Hata ile olması dışında, bir Mü'min'in bir Mü'min'i öldürmesi olacak şey değildir. Kim, hata ile bir Mü'min'i öldürürse, Mü'min bir rekabeyi dipnot 1 özgürlüğüne kavuştursun, ailesi bağışlamadığı takdirde, ölenin ailesine diyet ödesin. Eğer, öldürülen Mü'min; düşmanınız olan bir halka mensupsa, Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuştursun. Eğer, aranızda anlaşma bulunan bir halktansa, ailesine diyet vermek ve Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuşturmak gerekir. Kim bunları bulamazsa, Allah'tan tevbesini kabul etmesi için ardı ardına iki ay siyam dipnot 2 yapmalıdır. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Rekabe, özgürlüğüne kavuşmak isteyen köle demektir. Rekabe, boyun demektir; özgürlüğü kısıtlı olan kimseler için kullanılmaktadır. Kelime anlamı olarak; gözetlenmek, gözetlemek, korumak, korunmak anlamlarına gelmektedir. Vahiy, köleliği ilk yıllarında gündemine almış ve tamamıyla kaldırmak, yok etmek sürecini başlatmıştır. Köle edinmenin tek yolu savaş esirleriydi. 47:4. Ayeti ile bu yol tamamıyla kapatılarak bu süreç tamamlanmış, kölelik sona erdirilmiştir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Oruç tutmalıdır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hata ile olması dışında, bir Mü'min'in bir Mü'min'i öldürmesi olacak şey değildir. Kim, hata ile bir Mü'min'i öldürürse, Mü'min bir rekabeyi dipnot 1 özgürlüğüne kavuştursun, ailesi bağışlamadığı takdirde, ölenin ailesine diyet ödesin. Eğer, öldürülen mü'min; düşmanınız olan bir halka mensupsa, Mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuştursun. Eğer, aranızda anlaşma bulunan bir halktansa, ailesine diyet vermek ve mü'min bir rekabeyi özgürlüğüne kavuşturmak gerekir. Kim bunları bulamazsa, Allah'tan tevbesini kabul etmesi için ardı ardına iki ay siyam dipnot 2 yapmalıdır. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Boyunduruk altında bulunan ve özgürlüğüne kavuşmak isteyen kimse. Rekabe, boyun demektir; özgürlüğü kısıtlı olan kimseler için kullanılmaktadır. Sözcük anlamı olarak; gözetlenmek, gözetlemek, korumak, korunmak anlamlarına gelmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Oruç tutmalıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hata ile olması dışında, bir mü'min'in bir mü'min'i öldürmesi olacak şey değildir. Kim, hata ile bir mü'min'i öldürürse, mü'min bir köleyi özgürlüğüne kavuştursun, ailesi bağışlamadığı takdirde, ölenin ailesine diyet ödesin. Eğer, öldürülen mü'min; düşmanınız olan bir topluma mensupsa, mü'min bir köleyi özgürlüğüne kavuştursun. Eğer, aranızda anlaşma bulunan bir toplumdansa, ailesine diyet vermek ve mü'min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak gerekir. Kim bunları bulamazsa, Allah'tan tövbesini kabul etmesi için ardı ardına iki ay oruç tutsun. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

Gültekin Onan

Bir inançlıya, -hata sonucu olması dışında- bir başka inançlıyı öldürmesi yakışmaz. Kim bir inançlıyı 'hata sonucu' öldürürse, inançlı bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve ehline (ailesine) teslim edilecek bir diyeti vermesi gerekir. Onların (bunu) sadaka olarak bağışlamaları başka. Eğer o, inançlı olduğu halde size düşman olan bir topluluktan ise, bu durumda inançlı bir köleyi özgürlüğe kavuşturması gerekir. Şayet kendileriyle aranızda andlaşma olan bir topluluktan ise, bu durumda ehline (ailesine) bir diyet ödemek ve bir inançlı köleyi özgürlüğe kavuşturmak gerekir. (Diyet ve köle özgürlüğü için gereken imkanı) Bulamayan ise, kesintisiz olarak iki ay oruç tutmalıdır. Bu, Tanrı'dan bir tevbedir. Tanrı bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hasan Basri Çantay

Bir mü'minin diğer bir mü'mini, yanlışlık eseri olmayarak, öldürmesi yakışmaz. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse mü'min bir köleyi azadetmesi ve (ölenin) ailesine (mirasçılarına) teslim edilecek bir diyet (kan bahası) vermesi lazımdır. Meğer ki onlar (o diyeti) sadaka olarak bağışlamış olsunlar. Eğer (öldürülen) mü'min olmakla beraber size düşman bir kavmden ise o zaman (öldürenin) mü'min bir köle azadetmesi lazımdır. Şayet kendileriyle aranızda andlaşma olan bir kavmden ise o vakit mirasçılarına bir diyet vermek ve bir de mü'min bir köle azadetmek gerekdir. Kim (bunları) bulamazsa (bulmakdan aciz ise) Allah (tarafın) dan tevbesi (nin kabulü) için birbiri ardınca iki ay oruç tutması icab eder. Allah, her (şeyi) bilendir, gerçek hüküm ve hikmet saahibidir.

İbni Kesir

Bir mü'min'in diğer mü'mini hata dışında öldürmesi olur şey değildir. Bir mü'min'i yanlışlıkla öldürenin bir mü'min köleyi azad etmesi ve öldürülenin ailesi bağışlamadıkça ona teslim edilmiş bir diyet ödemesi gerekir. Öldürülen mü'min, düşmanınız olan bir topluluktan ise; mü'min bir köle azad etmek gerekir. Şayet sizin ile kendileri arasında andlaşma bulunan bir topluluktan ise; ailesine verilecek bir diyet ve mü'min bir köle azad etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. Allah; Alim, Hakim olandır.

Mehmet Alagaş

(92-93) Hata olması hariç bir müminin bir mümine öldürmesi olamaz , her kim hata ile bir mümini öldürürse, mümin bir köle azat etmesi gerekir ve de öldürülenin yakınlarına bir diyet teslim etmesi gerekir , sadaka olarak bağışlamaları hariçtir (Fidyeyi verme sadakamız olsun diyebilirler) eğer ki hatayla öldürülen düşman bir kavimden ise ve o da mümin ise yine mümin bir köle azat eder, eğer ki hatayla öldürülen aranızda sözleşme olan bir kavimden ise öldürülenin yakınlarına diyet teslim eder ve de mümin bir köleyi azat eder. Eğer ki bulamazsa (Ne diyet ne de köle) Allah’tan tövbesinin kabulü amacıyla birbirini takip eden iki ay oruç tutar, Allah bilendir, hâkimdir. Her kim de bir mümini tasarlayarak / taammüden öldürürse, cezası, içinde kalıcı olacağı cehennemdir , Allah ona azap eder ve lanet eder , onun için büyük bir azap hazırlamıştır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bir Müminin bir Mümini hata dışında öldürmesi olmaz. Eğer bir kimse bir Mümini yanlışlıkla öldürürse, onun cezası Mümin bir köle azat etmek ve öldürülenin ailesi bağışlamadıkça, ailesine teslim edilen bir diyettir. Eğer ölen, Mümin olduğu halde size düşman bir toplumdan ise, bu takdirde ceza bir Mümin köle azat etmektir. Eğer sizinle aranızda anlaşma bulunan bir toplumdan ise, öldürülenin ailesine teslim olunan bir diyet ve Mümin bir köle azat etmektir. Fakat kim bunu bulamazsa, Allah tarafından tövbesinin kabul edilmesi için iki ay peş peşe oruç tutmaktır. Allah her şeyi bilendir, Hakîm'dir.

Süleyman Ateş

Yanlışlık dışında bir mü'min, bir mü'mini öldüremez: Yanlışlıkla bir mü'mini öldüren kimsenin, mü'min bir köle azadetmesi ve ölenin ailesine de bir diyet vermesi gerekir. Eğer (ölenin ailesi), bağışlar(diyetten vazgeçer)lerse başka. (Öldürülen) mü'min, düşmanınız olan bir topluluktan ise mü'min bir köle azadetmek gerekir. Ve eğer sizinle kendileri arasında andlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü'min bir köle azadetmek lazımdır. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay ardı ardına oruç tutması gerekir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Süleymaniye Vakfı

Hata ile olması dışında bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir! dipnot 1 Kim bir mümini hata ile öldürürse boyunduruk altındaki bir mümini özgürleştirmesi ve öldürülenin ailesine teslim edilecek bir diyet dipnot 2 vermesi gerekir; onlar bağışta bulunurlarsa başka. Eğer öldürdüğü mümin, size düşman olan topluluktan ise dipnot 3 (yalnızca) boyunduruk altındaki bir mümini özgürleştirmesi gerekir. Eğer aranızda antlaşma olan bir topluluktan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ödemesi ve boyunduruk altındaki bir mümini özgürleştirmesi gerekir. Boyunduruk altındaki birini bulamayan kişi, art arda iki ay oruç tutsun. Bu, tövbesinin Allah tarafından kabul edilmesi içindir. Allah daima bilen ve bütün kararları doğru olandır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Diyet, İslam hukukunda adam öldürme ve yaralamalarda mağdur tarafa ceza ve kan bedeli olarak ödenen maldır (DİA). Hataen adam öldürmenin diyeti, beş cins deveden yirmişer tane olmak üzere toplam 100 devedir. Nebimiz zamanında bunların değerinin 1.000 dinar yani 4.350 gr. altın olduğu rivayet edilmektedir. Bu sebeple fıkıh kitapları diyet olarak 1.000 dinar ödemenin de yeterli olacağını söylerler. Bu bedel hakkında Nebimiz şöyle bilgi vermiştir: "Kim bir mümini kasten öldürürse o kişi öldürülenin velilerine teslim edilir. İsterlerse onu öldürürler, isterlerse diyetini alırlar. Diyet otuz hıkka yani dört yaşına girmiş dişi deve, otuz cezea yani beş yaşına girmiş dişi deve ve kırk halifa yani hamile devedir. Bu, kasten öldürmenin diyetidir. Taraflar karşılıklı olarak bir şey üzerinde de anlaşabilirler. Bu 100 deve, diyet-i muğallazadır." (Ahmed b. Hanbel, 2/217). Diyet-i muğallaza, ağırlaştırılmış diyet demektir. 100 deve diyeti, İslam hukukunda bir kişinin kaza ile başkasının ölümüne neden olması durumunda ödemesi gereken tazminatı ifade eder. Bu tazminat ya deve ya da altın, gümüş, koyun, sığır gibi başka mallarla (para veya mal) ödenir. Bu malların piyasa değeri değişebileceği için "100 deve diyeti"nin değeri o günün fiyatına göre güncellenmiştir. Rasulüllah diyet için belirlenen 100 devenin fiyatı yükselince diyet bedelini yükseltmiş, develerin fiyatı düşünce de bedeli azaltmıştır. Hz. Ömer de develerin fiyatı yükselince diyet için ödenen miktarı yükseltmiştir. Dolayısıyla o gün güncellenen fiyatların bugün de güncellenmesi gerekir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Antlaşma yaptığımız bir toplumun fertleri gibi onlara sığınanların da can güvenliği vardır (Nisa 4/90).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı yoktur; yanlışlıkla olursa başka. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, bir mümin esiri özgürleştirmesi ve öldürülenin ailesine ödenecek diyet vermesi gerekir; (öldürülenin velileri) bağışlarlarsa başka. Eğer öldürülen mümin, size düşman olan topluluktan ise mümin bir esiri özgürleştirmek gerekir. Eğer aranızda anlaşma olan bir topluluktan ise[1] ailesine ödenecek diyet ve bir mümin esiri özgürleştirmesi gerekir. Kim bulamazsa art arda iki ay oruç tutar. Bu Allah tarafından dönüşünün (tevbesinin) kabulü içindir. Allah bilir, doğru kararlar verir.

Şaban Britch

Bir müminin bir mümini hata dışında öldürmesi olmaz. Eğer bir kimse bir mümini yanlışlıkla öldürürse, onun cezası mümin bir köle azat etmek ve öldürülenin ailesi bağışlamadıkça, ailesine teslim edilen bir diyettir. Eğer ölen, mümin olduğu halde size düşman bir toplumdan ise, bu takdirde ceza bir mümin köle azat etmektir. Eğer sizinle aranızda anlaşma bulunan bir toplumdan ise, öldürülenin ailesine teslim olunan bir diyet ve mümin bir köle azad etmektir. Fakat kim bunu bulamazsa, Allah tarafından tevbesinin kabul edilmesi için iki ay peş peşe oruç tutmaktır. Allah her şeyi bilendir, hikmet ve hüküm sahibidir.

Şaban Piriş

Bir müminin bir mümini, hata dışında öldürmesi olmaz. Eğer bir kimse bir mümini yanlışlıkla öldürürse, onun cezası mümin bir köle azat etmek ve öldürülenin ailesine teslim edilen bir diyettir. (Öldürülenin ailesi bağışlarsa o hariç.) Eğer ölen, mümin olduğu halde size düşman bir toplumdan ise, bu takdirde ceza bir mümin köle azat etmektir. Eğer sizinle aranızda anlaşma bulunan bir toplumdan ise, öldürülenin ailesine teslim olunan bir diyet ve mümin bir köle azad etmektir. Fakat kim bunu bulamazsa, Allah tarafından tevbesinin kabul edilmesi için iki ay peş peşe oruç tutmaktır. Allah her şeyi bilendir, hükmedendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Yanlışlık hali müstesna, bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. Yanlışlıkla bir mümini öldürenin, özgürlüğü elinden alınmış bir mümini özgürlüğüne kavuşturması, ölenin ailesine de üzerinde anlaşmaya varılacak tatmin edici bir diyet vermesi gerekir. Varislerin, diyeti bağışlaması hali müstesna. Eğer öldürülen, mümin olmakla birlikte size düşman bir topluluktan ise o zaman öldürenin, özgürlüğünden yoksun bir mümini özgürlüğüne kavuşturması gerekir. Öldürülen, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir toplumdan ise o durumda, öldürülenin ailesine tatmin edici bir diyet verme yanında, hürriyetinden yoksun bir mümini hürriyetine kavuşturmak da gerekli olur. Bunlara imkan bulamayan, Allah'a tövbe olarak iki ay kesiksiz oruç tutar. Allah, gereğince bilendir, hikmeti sonsuzdur.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Observe particularly: It is not right for a believer who has conformed to Islam to kill another believer of the same law unless it be by mistake. And he who kills a Muslim by chance and guilt does not reside in the intention shall run into some consequences in expiation of his wrong, thus:

Abdul Haleem

Never should a believer kill another believer, except by mistake. If anyone kills a believer by mistake he must free one Muslim slave and pay compensation to the victim’s relatives, unless they charitably forgo it; if the victim belonged to a people at war with you but is a believer, then the compensation is only to free a believing slave; if he belonged to a people with whom you have a treaty, then compensation should be handed over to his relatives, and a believing slave set free. Anyone who lacks the means to do this must fast for two consecutive months by way of repentance to God: God is all knowing, all wise.

Abdullah Yusuf Ali

Never should a believer kill a believer; but (If it so happens) by mistake, (Compensation is due): If one (so) kills a believer, it is ordained that he should free a believing slave, and pay compensation to the deceased's family, unless they remit it freely. If the deceased belonged to a people at war with you, and he was a believer, the freeing of a believing slave (Is enough). If he belonged to a people with whom ye have treaty of Mutual alliance, compensation should be paid to his family, and a believing slave be freed. For those who find this beyond their means, (is prescribed) a fast for two months running: by way of repentance to Allah: for Allah hath all knowledge and all wisdom.

Abul A'la Maududi

It is not for a believer to slay another believer unless by mistake. dipnot 1 And he who has slain a believer by mistake, his atonement is to set free from bondage a believing person dipnot 2 and to pay blood-money to his heirs, dipnot 3 unless they forgo it by way of charity. And if the slain belonged to a hostile people, but was a believer, then the atonement is to set free from bondage a believing person.And if the slain belonged to a (non-Muslim) people with whom you have a covenant, then the atonement is to pay the blood-money to his heirs, and to set free from bondage a believing person. dipnot 4 But he who cannot (free a slave) should fast for two consecutive months. dipnot 5 This is the penance ordained by Allah. dipnot 6 Allah is All-Knowing, All-Wise.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The hypocritical confessors of Islam mentioned here are distinct from those whom the Muslims may kill. The reference here is to Muslims who are either residents of the Domain of Islam (Dar al-Islam) or to those who live in the Domain of War or of Unbelief (Dar al-Harb or Dar al-Kufr) but against whom there is no proof of actual participation in the hostile activities with the enemies of Islam. In the time of the Prophet (peace be on him) there were many people who had embraced Islam and yet, because of genuine difficulties, were living among tribes hostile to Islam. It occasionally happened that, in attacking a hostile tribe, the Muslims inadvertently killed fellow Muslims living in its midst.
  2. metne dön, dipnot 2
    Since the person killed was a believer, expiation of the sin required the emancipation of a Muslim slave.
  3. metne dön, dipnot 3
    The Prophet (peace be on him) had fixed the blood-money at either 100 camels, 200 oxen or 2,000 head of cattle. If someone wished to pay this in another form the amount would be determined with reference to the market value of the articles mentioned above. For instance, for those who wished to pay blood-money in cash, the fixed amount in the time of the Prophet (peace be on him) was 800 dinars (8000 dirhams). In the time of Caliph 'Umar the amount of blood-money was fixed at 1000 golden dinars (12000 silver dirhams). It should be noted, however, that this amount relates to an unintentional rather than a deliberate homicide. (Regarding blood-money for unintentional homicide and injury see Abu Da'ud, 'Diyat', 14-17; Tirmidhi, 'Diyat', 1; Nasa'i, 'Qasamah', 34; Ibn Majah, 'Diyat', 6; Malik b. Anas, Muwatta', "Uqul', 4; Ahmad b. Hanbal, Musnad, vol. 1, pp. 384 and 450; vol. 2, pp. 178, 183, 186, 217, 224; vol. 4, p. 275. See also Ibn Rushd, Bidayat al-Mujtahid, vol. 2, pp. 401 ff. - Ed.)
  4. metne dön, dipnot 4
    The legal injunctions embodied in this verse are as follows: (1) If the victim was a resident of the Domain of Islam (Dar al-Islam) the killer is not only required to pay blood-money but also to emancipate a slave by way of expiation. (2) If the victim was a resident of the Domain of War (Dar al-Harb) the killer is only required to emancipate a slave. (3) If the victim was a resident of a non-Muslim country which had treaty relations with an Islamic state the killer is required to emancipate a slave and also to pay blood-money. The amount of the blood-money, however, depends on the terms stipulated in the treaty between the Muslims and the territory of the victim. (See Jassas, vol. 2, pp. 238 f f. and 240 ff. - Ed.)
  5. metne dön, dipnot 5
    This means that he should observe fasting uninterrupted for the entire period. If a man breaks his fast for just one day without a legally valid reason he will be required to resume fasting anew.
  6. metne dön, dipnot 6
    This shows that what has been prescribed is an act of repentance and expiation rather than a penalty inflicted on a criminal. Penalization is essentially devoid of the spirit of repentance and of the urge to self-reform. A penalty is suffered under duress, usually with resentment, and leaves behind repugnance and bitterness. On the contrary, what God wants is that the believer who has committed a sin should wash the stain of it from his soul by supererogatory worship, by acts of charity, and by a meticulous fulfilment of all the duties incumbent upon him. Such a person is required to turn to God in remorse and repentance so that his sin may be pardoned and his soul secured against the recurrence of similar errors.The word kaffarah signifies that which either covers or hides something. To declare that certain acts of charity constitute kaffarah means that those acts overlay the sin and cover it up, just as stains on a wall are covered up when it is painted.

Aisha Bewley

A mumin should never kill another mumin unless it is by mistake. Anyone who kills a mumin by mistake should free a mumin slave and pay blood-money to his family unless they forgo it as a sadaqa. If he is from a people who are your enemies and is a mumin, you should free a mumin slave. If he is from a people you have a treaty with, blood money should be paid to his family and you should free a mumin slave. Anyone who cannot find the means should fast two consecutive months. This is a concession from Allah. Allah is All-Knowing, All-Wise.

Al-Hilali & Khan

It is not for a believer to kill a believer except (that it be) by mistake; and whosoever kills a believer by mistake, (it is ordained that) he must set free a believing slave and a compensation (blood-money, i.e. Diya) be given to the deceased’s family unless they remit it. If the deceased belonged to a people at war with you and he was a believer, the freeing of a believing slave (is prescribed); and if he belonged to a people with whom you have a treaty of mutual alliance, compensation (blood-money - Diya) must be paid to his family, and a believing slave must be freed. And whoso finds this (the penance of freeing a slave) beyond his means, he must fast for two consecutive months in order to seek repentance from Allâh. And Allâh is Ever All-Knowing, All-Wise.

Ali Quli Qarai

A believer may not kill another believer, unless it is by mistake. Anyone who kills a believer by mistake should set free a believing slave, and pay blood-money to his family, unless they remit it in charity. If he belongs to a people that are hostile to you but is a believer, then a believing slave is to be set free. And if he belongs to a people with whom you have a treaty, the blood-money is to be paid to his family and a believing slave is to be set free. He who cannot afford [to pay the blood-money], must fast two successive months as a penance from Allah, and Allah is all-knowing, all-wise.

Amatul Rahman Omar

It is not befitting for a believer to kill another believer except (what happens) by mistake; and he who kills a believer by mistake let him set a believing captive of war free and pay blood-money to be handed over to the heirs of the deceased, unless they (- the heirs) forgo it as a free-will offering. But if he (- the slain) is a believer belonging to people hostile to you, then there is still only the (penance of) freeing a believing captive of war; and if he (- the slain) belongs to a people with whom you have a pact, then there is the payment of blood-money, to be handed over to his heirs and (also) the freeing of a believing captive of war; but he who does not find (the means to set free a captive of war,) shall fast two consecutive months, a method of penance (devised) by Allâh. And Allâh is All-Knowing, All-Wise.

Arthur John Arberry

It belongs not to a believer to slay a believer, except it be by error. If any slays a believer by error, then let him set free a believing slave, and bloodwit is to be paid to his family unless they forgo it as a freewill offering. If he belong to a people at enmity with you and is a believer, let the slayer set free a believing slave. If he belong to a people joined with you by a compact, then bloodwit is to be paid to his family and the slayer shall set free a believing slave. But if he finds not the means, let him fast two successive months -- God's turning; God is All-knowing, All-wise.

Bijan Moeinian

No believer should kill another believer intentionally. In case of unintentional man slaughter (such as car accident), the killer must set free a believing slave and pay blood money to the heirs unless the latter do not demand it to please God. If the believing victim lived among the enemies (and was killed say in a military campaign by mistake), the expiation will be freeing a believing slave. If the believing victim lived among the non-believers with whom you have a peace treaty, the expiation will be freeing a Muslim slave and the payment of the blood money to his heirs. If one (for monetary reasons) can not free a slave, then he has to fast two consecutive months and ask for forgiveness from God, the Most Knowledgeable, the Most Wise.

E. Henry Palmer

It is not for a believer to kill a believer save by mistake; and whosoever kills a believer by mistake then let him free a believing neck; and the blood-money must be paid to his people save what they shall remit as alms. But if he be from a tribe hostile to you and yet a believer, then let him free a believing neck. And if it be a tribe betwixt whom and you there is an alliance, then let the blood-money be paid to his friends, and let him free a believing neck; but he who cannot find the means, then let him fast for two consecutive months - a penance this from God, for God is knowing, wise.

Edip-Layth

Those who acknowledge cannot kill another who has also acknowledged except by accident. Whoever kills one who acknowledged by accident, then he shall set free an acknowledging slave, and give compensation to the family; except if they remit it. If he was from a people who are enemies to you, and he had acknowledged, then you shall set free an acknowledging slave. If he was from a people between whom you had a covenant, then compensation to his family, and set free an acknowledging slave. Whoever does not find, then the fasting of two months sequentially as repentance from God; God is Knowledgeable, Wise.

George Sale

It is not lawful for a believer to kill a believer, unless it happen by mistake; and whoso killeth a believer by mistake, the penalty shall be the freeing of a believer from slavery, and a fine to be paid to the family of the deceased, unless they remit it as alms: And if the slain person be of a people at enmity with you, and be a true believer, the penalty shall be the freeing of a believer; but if he be of a people in confederacy with you, a fine to be paid to his family, and the freeing of a believer. And he who findeth not wherewith to do this, shall fast two months consecutively, as a penance enjoined from God; and God is knowing and wise.

Hamid S. Aziz

It is not for a believer to kill a believer save by mistake; and whoever kills a believer by mistake then let him free a believing slave and compensation must be paid to his people, unless they remit it as charity. But if he be from a tribe hostile to you and yet a believer, then let him free a believing slave. And if he comes from a people betwixt whom and you there is an alliance, then let the compensation be paid to his folk and let him also free a believing slave. But he who cannot find the means, then let him fast for two consecutive months - a penance this from Allah, for Allah is Knower, Wise.

Mahmoud Ghali

And in no way is it for a believer to kill a believer, except it be by mistake; and he who killed a believer by mistake, then (let him set) free a believing neck, (Literally: a believing neck "i. e., slave" "is" to be set free) and blood-money is to be handed (unimpaired) to his family, unless they donate (it). Then, in case he is of a people (who are) an enemy to you and he is a believer, then a believing neck (i.e., slave) is to be freed. And in case he is of a people between whom and you there is a compact, then blood-money is to be handed (unimpaired) to his family and a believing neck is to be freed. Yet whoever does not find (the means), then fasting two months following each other is a relenting from Allah, and Allah has been Ever-Knowing, Ever-Wise.

Marmaduke Pickthall

It is not for a believer to kill a believer unless (it be) by mistake. He who hath killed a believer by mistake must set free a believing slave, and pay the blood-money to the family of the slain, unless they remit it as a charity. If he (the victim) be of a people hostile unto you, and he is a believer, then (the penance is) to set free a believing slave. And if he cometh of a folk between whom and you there is a covenant, then the blood-money must be paid unto his folk and (also) a believing slave must be set free. And whoso hath not the wherewithal must fast two consecutive months. A penance from Allah. Allah is Knower, Wise.

Mohamed Ahmed - Samira

It is not for a believer to take a believer's life except by mistake; and he who kills a believer by mistake should free a slave who is a believer, and pay blood-money to the victim's family unless they forego it as an act of charity. If he belonged to a community hostile to you but was himself a believer, then a slave who is a believer should be freed. In case he belonged to a people with whom you have a treaty, then give blood-money to his family and free a believing slave. But he who has no means (to do so) should fast for a period of two months continuously to have his sins forgiven by God, and God is all-knowing and all-wise.

Muhammad Asad

AND IT IS not conceivable that a believer should slay another believer, unless it be by mistake. And upon him who has slain a believer by mistake there is the duty of freeing a believing soul from bondage and paying an indemnity to the victim's relations, unless they forgo it by way of charity. Now if the slain, while himself a believer, belonged to a people who are at war with you, [the penance shall be confined to] the freeing of a believing soul from bondage; whereas, if he belonged to a people to whom you are bound by a covenant, [it shall consist of] an indemnity to be paid to his relations in addition to the freeing of a believing soul from bondage. And he who does not have the wherewithal shall fast [instead] for two consecutive months. (This is) the atonement ordained by God: and God is indeed all-knowing, wise.

Mustafa Khattab

It is not lawful for a believer to kill another except by mistake. And whoever kills a believer unintentionally must free a believing slave and pay blood-money to the victim’s family—unless they waive it charitably. But if the victim is a believer from a hostile people, then a believing slave must be freed. And if the victim is from a people bound with you in a treaty, then blood-money must be paid to the family along with freeing a believing slave. Those who are unable, let them fast two consecutive months—as a means of repentance to Allah. And Allah is All-Knowing, All-Wise.

Progressive Muslims

And it is not for a believer to kill another believer except by accident. And whoever kills a believer by accident, then he shall set free a believing slave, and give compensation to the family; except if they remit it. If he was from a people who are enemies to you, and he was a believer, then you shall set free a believing slave. And if he was from a people between whom you had a covenant, then a compensation to his family, and set free a believing slave. Whoever does not find, then the fasting of two months sequentially as a repentance from God; God is Knowledgeable, Wise.

Rashad Khalifa

No believer shall kill another believer, unless it is an accident. If one kills a believer by accident, he shall atone by freeing a believing slave, and paying a compensation to the victim's family, unless they forfeit such a compensation as a charity. If the victim belonged to people who are at war with you, though he was a believer, you shall atone by freeing a believing slave. If he belonged to people with whom you have signed a peace treaty, you shall pay the compensation in addition to freeing a believing slave. If you cannot find a slave to free, you shall atone by fasting two consecutive months, in order to be redeemed by GOD. GOD is Knower, Most Wise.,

Sahih International

And never is it for a believer to kill a believer except by mistake. And whoever kills a believer by mistake - then the freeing of a believing slave and a compensation payment presented to the deceased's family [is required] unless they give [up their right as] charity. But if the deceased was from a people at war with you and he was a believer - then [only] the freeing of a believing slave; and if he was from a people with whom you have a treaty - then a compensation payment presented to his family and the freeing of a believing slave. And whoever does not find [one or cannot afford to buy one] - then [instead], a fast for two months consecutively, [seeking] acceptance of repentance from Allah. And Allah is ever Knowing and Wise.

Sam Gerrans

It is not for a believer to kill a believer save in error; and whoso kills a believer in error: the manumission of a believing slave, and blood-money delivered to his family save if they forgive by way of charity. And if he be of a people at enmity with you and a believer: the manumission of a believing slave; and if he be of a people between whom and you is a treaty: blood-money delivered to his family, and the manumission of a believing slave. And whoso has not the means: a fast of two months consecutively as repentance from God; and God is knowing and wise.

Shabbir Ahmed

It is not conceivable that a believer will slay another believer unless it be a mistake. If one kills a believer by mistake, there is the duty of freeing a believing person from bondage; may it be slavery, extreme poverty, crushing debt or oppression. And pay compensation to the victim's family unless they forgo it by way of charity. If case the victim was a believer, and belonged to a tribe who are at war with you, free a believing person from bondage. If the victim was a believer, and belonged to a tribe with whom you have a peace treaty, you should pay the compensation to his family in addition to freeing a believing person from bondage. For those who find this settlement beyond their means, two consecutive months of Abstinence, as in the month of Ramadan, are ordained by way of repentance from Allah. And Allah is the Knower, the Wise.

Syed Vickar Ahamed

And a believer should never kill a believer; But (if it so happens) by mistake, (compensation is due): If one kills a believer (by mistake) it is necessary that he (the killer) should free a believing slave, and pay compensation (known as blood-money known as Diya) to the dead persons family, unless they remit it freely. If the dead person belonged to a people at war with you, and he was a believer, the freeing of a believing slave (is enough). If he belonged to a people with whom you had a treaty of mutual understanding, then the compensation (or Diya) should be paid to his family, and a believing slave be freed. For those who find this beyond their means, he must fast of two months running (without breaks): By way of repentance to Allah: And Allah is All Knowing (Aleem), All Wise (Hakeem).

Taqi Usmani

It is not for a believer (Muslim) to kill any believer, except by mistake. Whoever kills a believer by mistake, then, a believing slave has to be freed, and the blood money must be paid to his family, unless they forgo it.If he (the victim) belongs to a people hostile to you and is a believer, then, a believing slave has to be freed. If he (the victim) belongs to a people between whom and you there is treaty, then, blood money is to be paid to his family, and a believing slave to be freed. Whoever does not find one has to fast for two consecutive months. This is repentance prescribed from Allah’s side. Allah is All-Knowing, All-Wise.

The Monotheist Group

And it is not for a believer to kill another believer except by accident. And whoever kills a believer by accident, then he shall free a believing slave, and give compensation to the family; except if they remit it. If he was from a people who are enemies to you, and he was a believer, then you shall free a believing slave. And if he was from a people with whom you have a covenant, then a compensation to his family, and free a believing slave. Whoever does not find, then the fasting of two months sequentially as a repentance from God; for God is Knowledgeable, Wise.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 92. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 92. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 92. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩