Diyanet İşleri
Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah'ın her şeye gücü yeter.
Nisâ suresi · 85–91. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Nisâ suresi, 85. ayet. مَّن يَشْفَعْ شَفَٰعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُۥ نَصِيبٌ مِّنْهَا وَمَن يَشْفَعْ شَفَٰعَةً سَيِّئَةً يَكُن لَّهُۥ كِفْلٌ مِّنْهَا وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ مُّقِيتًا
Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah'ın her şeye gücü yeter.
Kim güzel bir şekilde şefaat (iyi bir işe öncülük) ederse onun o işten bir payı olur. Kim de kötü bir şekilde şefaat (kötü bir işe öncülük) ederse onun da ondan bir payı olur. dipnot 1 Allah her şeyin karşılığını vericidir.
Kim haklı bir davaya katkıda bulursa, onun tüm getirisinden bir pay alacaktır; kim de haksız bir davaya katkıda bulursa, onun tüm vebalinden bir pay alacaktır: Zira Allah her şeye bir ölçü koyan, koyduğu ölçüye sahip çıkandır.
Kim haklı bir dava uğrunda üstün çaba gösterirse, onun kazandıracağı nimetlerden bir pay alacaktır ve kim de haksız bir dava için koşturursa, sorumluluğunun hesabını verecektir: Çünkü Allah, her şeyi gözetleyicidir.
Kim bir iyiliğin oluşması için vesile olursa, o iyilikten bir hissesi olur. . . Kim de kötü bir olaya vesile olursa, onda bir payı olur. . . Allah her şeye Mukiyt'tir.
Kim, güzel bir aracılıkla aracılıkta (şefaatte) bulunursa, ondan kendisine bir hisse vardır; kim kötü bir aracılıkla aracılıkta bulunursa, ondan da kendisine bir pay vardır. Allah her şeyin üzerinde koruyucudur.
Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah, her şeye hakkıyla kadirdir.
Kim bir iyiliğe aracılık yaparsa, ondan bir payı vardır. Kim de bir kötülüğe aracılık yaparsa, ondan bir payı vardır. Çünkü Allah, her şeyin Karşılığını Verendir.
Kim iyi bir işe aracılık ederse, onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse, onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyi gözetleyicidir.
Kim bir iyiliğe aracılık ederse kendisi için ondan bir pay var. Kim bir kötülüğe aracılık ederse, kendisi için ondan bir pay var. ALLAH her şeyi kontrol eder.
Kim bir iyiliğe aracılık ederse kendisi için ondan bir kredi var. Kim bir kötülüğe aracılık ederse, kendisi için ondan bir pay var. ALLAH herşeyi kontrol eder.
Her kim güzel bir aracılıkta bulunursa, ona ondan bir pay vardır; her kim de kötü bir aracılıkta bulunursa, ona da ondan bir hisse vardır. Allah herşeyi görüp gözetiyor.
Her kim güzel bir şefaatte bulunursa ona ondan bir nasib olur, her kim de kötü bir şefaatte bulunursa ona da ondan bir nazir olur, Allah her şeye nazır bulunuyor
Her kim, iyi bir işe şefaat dipnot 1 ederse, ona o işten bir pay vardır. Her kim de kötü bir işe şefaat ederse, ondan da ona bir pay vardır. Allah Her Şeyi Gözeten'dir.
Her kim, iyi bir işte şefaat dipnot 1 ederse, ona o işten bir pay vardır. Her kim de kötü bir işte şefaat ederse, ondan da ona bir pay vardır. Allah Her Şeyi Gözeten'dir.
Her kim, iyi bir işte şefaat dipnot 1 ederse, ona o işten bir pay vardır. Her kim de kötü bir işte şefaat ederse, ondan da ona bir pay vardır. Allah Her Şeyi Gözeten'dir.
Kim, güzel bir aracılıkla aracılıkta (şefaatte) bulunursa, ondan kendisine bir hisse vardır; kim kötü bir aracılıkla aracılıkta bulunursa, ondan da kendisine bir pay vardır. Tanrı her şeyin üzerinde koruyucudur.
Kim güzel bir şefaatle şefaatde bulunursa ondan kendisine bir hisse (sevab) vardır. Kim de kötü bir şefaatle şefaatde bulunursa ondan kendisine bir (günah) pay (ı) vardır. Allah her şey'e hakkıyle kaadir ve nazırdır.
Kim, iyi işte aracılık ederse; ondan kendisine bir pay ayrılır. Kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa; o kötülükten kendisine bir pay vardır. Allah, her şeye hakkıyla kadir ve nazır'dır.
(85-87) Her kim aracılık olarak güzel bir şeye aracılık yaparsa, O aracılıktan kendi için de pay vardır. Kim bir aracılık olarak kötülüğe aracılık yaparsa o aracılıktan müteselsil bir sorumluluk / kefillik vardır. Allah her şeyi gözetendir. Onlar siz i selamladıklarında sizde onları daha güzeli ile selamlayın yahut aynısı ile geri iade edin. Allah her şey i hesap edendir. Allah ondan başka ilah yoktur , kendisinden kuşku duyulmayan kıyamet gününde toplayacaktır , Allah’tan sözce daha doğru söyleyen kim olabilir?
(Kim, güzel bir işe aracılık ederse, onun bu işte (sevapta ) bir nasibi olur. Kim de kötü bir işe aracılık ederse, onun da bundan (günahtan) bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir.
Kim güzel bir (işe) destek olursa, onun da o işten bir payı olur. Kim kötü bir (işe) destek olursa, onun da o işten bir payı olur. Allah her şeyi gözetip karşılığını verendir.
Kim iyi bir şeye destek verirse ondan bir payı olur; dipnot 1 kim de kötü bir şeye destek verirse ondan dolayı bir sorumluluğu olur. Allah her şeyin ihtiyacını karşılar.
İyi bir işe destek veren dipnot 1 ondan bir pay alır; kötü bir işe destek veren de ondan dolayı bir sorumluluk üstlenir. Her şeyi görüp gözeten Allah'tır.
Kim, güzel bir işe aracılık ederse, onun bu işte (sevapta ) bir nasibi olur, kim de kötü bir işe aracılık ederse, onun da bundan (günahtan) bir payı olur. Zîrâ Allah, her şeye şahittir.
Kim, güzel bir işe aracılık ederse, onun bu işte bir nasibi olur, kim de kötü bir işe aracılık ederse, onun da bundan bir payı olur. Allah'ın her şey üzerinde hakimiyeti vardır.
Kim güzel bir işe aracı olursa ondan ona bir pay vardır. Kim kötü bir şeye aracı olursa ondan da ona bir pay vardır. Allah herşeye, herkese gıda ulaştırır, Mukit'tir.
Nisâ suresi, 86. ayet. وَإِذَا حُيِّيتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا۟ بِأَحْسَنَ مِنْهَآ أَوْ رُدُّوهَآ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَسِيبًا
Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.
Bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; veya dipnot 1 onu (o şekilde) karşılayın! dipnot 2 Şüphesiz ki Allah her şeyin hesabını tutandır.
Bir selam aldığınızda daha güzel bir selamla karşılık verin, ya da aynısıyla iade edin; zira Allah, her şeyin hesabını tutmaktadır.
Bir selam aldığınızda daha güzel bir selam ile karşılık verin veya (en azından) benzeri ile. Şüphesiz Allah her şeyin hesabını tutmaktadır.
Selam ile size yönelene, siz de daha kapsamlı bir selam ile karşılık verin yahut aynısıyla karşılayın. Muhakkak Allah, her şeyde Hasiyb'dir (açığa çıkanın sonucunu yaşatandır).
Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Allah her şeyin hesabını tam olarak yapandır.
Bir selâm ile selâmlandığınız zaman, ondan daha güzeliyle selâm verin, yahut aynıyla mukabele edin. Şüphe yoktur ki Allah, her şeyin hesabını hakkıyla görendir.
Bir selamla selamlandığınızda, ondan daha güzeliyle selamlayın veya tıpkısıyla karşılık verin. Kuşkusuz, Allah, her şeyi hesaplar. dipnot 91
Bir selamla selamlandığınızda, daha güzel bir selamla, yahut aynıyla karşılık veriniz. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını tutmaktadır.
Herhangi bir selam ile selamlandığınız zaman daha güzeliyle veya aynen iade ederek selamı alın. Kuşkusuz ALLAH her şeyi hesaba katar.
Herhangi bir selam ile selamlandığınız zaman daha güzeliyle veya aynen iade ederek selamı alın. Kuşkusuz ALLAH herşeyi hesaba katar.
Size herhangi bir şekilde sağlık (selam) verildiği zaman, siz de ondan daha güzeli ile sağlık (selam) verin veya aynısı ile mukabele edin! Allah, herşeyi hesaba çekmektedir.
Size her hangi bir suretle sağlık verildiği zaman siz de ondan daha güzeli ile sağlık verin veya ayniyle mukabele edin, Allah her şeyi hısaba çekmekte bulunuyorlar
Size, selam dipnot 1 verildiği zaman, ondan daha iyisiyle veya aynısıyla karşılık verin. Kuşkusuz ki Allah, Her Şeyi Hesaplayan'dır.
Size, selam dipnot 1 verildiği zaman, ondan daha iyisiyle veya aynısıyla karşılık verin. Kuşkusuz ki Allah, Her Şeyi Hesaplayan'dır.
Size, selam dipnot 1 verildiği zaman, ondan daha iyisiyle veya aynısıyla karşılık verin. Kuşkusuz ki Allah, Her Şeyi Hesaplayan'dır.
Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Tanrı her şeyin hesabını tam olarak yapandır.
Bir selam ile selamlandığınız vakit siz ondan daha güzeli ile selamı alın veya onu ayniyle karşılayın. Şübhesiz ki Allah her şey'in hesabını hakkıyle arayandır.
Size bir selam verildiği zaman; ondan daha iyisiyle selam verin. Veya aynısıyla mukabele edin. Muhakkak ki Allah, her şeyin hesabını arayandır.
(85-87) Her kim aracılık olarak güzel bir şeye aracılık yaparsa, O aracılıktan kendi için de pay vardır. Kim bir aracılık olarak kötülüğe aracılık yaparsa o aracılıktan müteselsil bir sorumluluk / kefillik vardır. Allah her şeyi gözetendir. Onlar siz i selamladıklarında sizde onları daha güzeli ile selamlayın yahut aynısı ile geri iade edin. Allah her şey i hesap edendir. Allah ondan başka ilah yoktur , kendisinden kuşku duyulmayan kıyamet gününde toplayacaktır , Allah’tan sözce daha doğru söyleyen kim olabilir?
Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin üzerinde hesabı görendir.
Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeliyle selam verin; yahut verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah, her şeyi hesaplayandır.
Size herhangi bir şekilde iyilik dileğinde bulunulduğunda siz daha güzeliyle iyilik dileğinde bulunun veya aynısıyla karşılık verin. dipnot 1 Allah her şeyi hesaba katar.
Size selam verildiği zaman, daha güzeliyle selamlayın veya aynısıyla karşılık verin. Allah her şeyi hesaba katar[1].
Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin üzerinde hesabı görendir.
Size bir iyilik temennisinde bulunulduğunda siz de ona daha güzeli ile ya da aynısı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin üzerinde hesabı görendir.
Bir selam ile selamlandığınızda, onun daha güzeliyle yahut aynısıyla karşılık verin. Hiç kuşkusuz Allah Hasib'dir, herşeyi güzelce hesaplamaktadır.
Nisâ suresi, 87. ayet. ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ ٱللَّهِ حَدِيثًا
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Andolsun, sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Kimdir sözü Allah'ınkinden daha doğru olan?
Allah -(ki) O'ndan başka ilah yoktur- sizi, varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. dipnot 1 Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir ki! dipnot 2
Allah -ki O'ndan başka ilah yoktur- geleceğinde asla kuşku olmayan Kıyamet Günü'nde elbette sizi bir araya toplayacaktır. Kim Allah'tan daha doğru sözlü olabilir?
Allah -ki O'ndan başka ilah yoktur- (geleceği) hakkında hiçbir şüphe olmayan Kıyamet Günü sizi bir araya toplayacaktır. Kimin sözü Allahın sözünden daha doğru olabilir?
Allah O; tanrı ve tanrısallık yoktur sadece "HU"! Kendisinde şüphe olmayan kıyamet sürecinde sizi bir araya getirir. Kim Allah'tan daha doğrusunu söyleyebilir!
Allah; O'ndan başka ilah yoktur. Kendisinde hiç bir şüphe olmayan kıyamet gününde sizleri muhakkak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kimdir?
Allah'tan başka ilâh yoktur. O sizi, gerçekleşmesinde hiçbir şüphe bulunmayan kıyamet günü muhakkak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
Allah! O'ndan başka Tanrı yoktur. Hakkında kuşku olmayan Yeniden Yaratılış Günü'nde, kesinlikle sizi toplayacaktır. En doğru sözü -hadisi-, Allah'tan başka, kim söyleyebilir?
Elbette sizi kıyamet günü toplayacak olan Allah'tan başka hiçbir tanrı yoktur ve bunda asla şüphe yoktur. Kimin sözü Allah'ın sözünden daha doğru olabilir?
ALLAH: O'ndan başka tanrı yoktur. Gerçekleşmesi mutlak olan diriliş gününde sizleri bir araya toplayacaktır. ALLAH'tan daha doğru hadis sahibi kim olabilir?
ALLAH: O'ndan başka tanrı yoktur. Gerçekleşmesi mutlak olan diriliş gününde sizleri biraraya toplayacaktır. ALLAH'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
Allah, O'ndan başka tapılacak yoktur, ancak O vardır. Andolsun O, sizi olacağında şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
Allah, başka tapılacak yok ancak o, Celali hakkı için o sizi muhakkak kıyamet gününe toplayacak, onda şüphe yok, Allahdan daha doğru sözlü kim olabilir?
Kendisinden başka ilah olmayan Allah, gerçekleşeceği kesin olan Kıyamet Günü'nde, sizi kesin olarak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
Kendisinden başka ilah olmayan Allah, gerçekleşeceği kesin olan Kıyamet Günü'nde, sizi kesin olarak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
Kendisinden başka ilah olmayan Allah, gerçekleşeceğinden şüphe olmayan Kıyamet Günü'nde, sizi kesin olarak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
Tanrı; O'ndan başka tanrı yoktur. Kendisinde hiç bir şüphe olmayan kıyamet gününde sizleri muhakkak toplayacaktır. Tanrı'dan daha doğru sözlü kimdir?
Allah (öyle Allahdır ki) kendinden başka hiçbir Tanrı yokdur. (Vukuunda) hiçbir şübhe olmayan kıyaamet günü elbette hepinizi toplayacakdır. O Allahdan daha doğru sözlü kimdir?
Allah O'ndan başka ilah yoktur. Geleceğinden şüphe olmayan kıyamet günü sizi mutlaka toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
(85-87) Her kim aracılık olarak güzel bir şeye aracılık yaparsa, O aracılıktan kendi için de pay vardır. Kim bir aracılık olarak kötülüğe aracılık yaparsa o aracılıktan müteselsil bir sorumluluk / kefillik vardır. Allah her şeyi gözetendir. Onlar siz i selamladıklarında sizde onları daha güzeli ile selamlayın yahut aynısı ile geri iade edin. Allah her şey i hesap edendir. Allah ondan başka ilah yoktur , kendisinden kuşku duyulmayan kıyamet gününde toplayacaktır , Allah’tan sözce daha doğru söyleyen kim olabilir?
Allah’tan başka hak ilah yoktur. Kendisinde hiçbir şüphe olmayan kıyamet gününde sizleri elbette bir araya getirecektir. Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?
Allah -ki O'ndan başka tanrı yoktur- sizi, vukuunda asla şüphe olmayan kıyamet (duruşma) gününde bir araya toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
Allah, kendisinden başka ilah olmayandır. dipnot 1 O, geleceğinde şüphe olmayan kıyamet /mezardan kalkış günü sizi mutlaka bir araya toplayacaktır. dipnot 2 Kimin sözü Allah'ın sözünden daha doğru olabilir!
Allah; O'ndan başka ilah yoktur. O sizi (mezardan) kalkış günü bir araya toplayacaktır; bunda şüphe yoktur. Kimin sözü Allah'ın sözünden daha doğru olabilir?
Allah’tan başka ilah yoktur. Kendisinde hiçbir şüphe olmayan kıyamet gününde sizleri elbette bir araya getirecektir. Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?
Allah'tan başka ilah yoktur. Kendisinde hiç bir şüphe olmayan kıyamet gününde sizleri elbette bir araya getirecektir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
Allah'tır O, ilah yoktur O'ndan başka. Hakkında hiçbir kuşku bulunmayan kıyamet gününde, hepinizi muhakkak bir araya toplayacaktır. Hadis/söz bakımından, Allah'tan daha sadık kim olabilir?
Nisâ suresi, 88. ayet. فَمَا لَكُمْ فِى ٱلْمُنَٰفِقِينَ فِئَتَيْنِ وَٱللَّهُ أَرْكَسَهُم بِمَا كَسَبُوٓا۟ أَتُرِيدُونَ أَن تَهْدُوا۟ مَنْ أَضَلَّ ٱللَّهُ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ سَبِيلًا
Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. Allah'ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın.
Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? (Oysa) Allah onları kendi kazandıkları sebebiyle baş aşağı etmiştir. Allah'ın saptırdığı (bu kişileri) siz mi doğru yola getirmek istiyorsunuz! dipnot 1 Allah'ın saptırdığı kimse için asla bir (kurtuluş) yolu bulamazsın! dipnot 2
İşlediklerinden dolayı Allah onları terslediği halde, size ne oluyar da münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah'ın sapıklık içinde bıraktığı kimseyi doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi sapıklık içinde bırakırsa, artık ona bir çıkış yolu bulamazsın.
Allah onları suçlarından dolayı (bizzat) dışladığı halde, münafıklar hakkında nasıl mütereddit olabilirsiniz? Allahın sapıklık içinde bıraktığı kimseyi doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Oysa Allahın sapıklık içinde bıraktıklarına asla bir çıkış yolu bulamazsın.
Yaptıklarının sonucu olarak Allah onları baş aşağı etmişken, size ne oluyor ki münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah'ın saptırdığını doğru yola sokacağınızı mı sanıyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık sen ona yol bulamazsın.
Şu halde münafıklar konusunda ikiye bölünmeniz ne diye? Oysa Allah, onları kazandıkları dolayısıyla tepe taklak etmiştir. Allah'ın saptırdığını hidayete erdirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık sen ona kesin olarak bir yol bulamazsın.
Size ne oldu da münafıklar hakkında (ihtilâfa düşüp) iki grup oluyorsunuz? Halbuki Allah onları kendi ettikleri yüzünden baş aşağı etmiştir (küfürlerine döndürmüştür). Allah'ın saptırdığını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için (kurtuluşa) asla bir yol bulamazsın.
Öyleyse size ne oluyor da ikiyüzlüler hakkında iki kümeye ayrıldınız? Oysa Allah, kazandıkları yüzünden onları tepetakla etmiştir. Allah'ın saptırdığını, doğru yola eriştirmek mi istiyorsunuz? Allah, kimi saptırırsa, artık, onun için asla bir yol bulamazsın.
Size ne oldu ki münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Oysa yaptıkları işlerden dolayı Allah onları baş aşağı etmiştir. Allah'ın saptırdığını doğru yola iletmek mi istiyorsunuz? Allah birini saptırırsa artık onun için bir çıkış yolu bulamazsınız.
Size ne oluyor da ikiyüzlüler hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? İşlediklerinden ötürü ALLAH onları baş aşağı çevirdi. ALLAH'ın saptırdığını siz mi doğru yola ulaştırmak istiyorsunuz? ALLAH'ın saptırdığı kimseye sen hiçbir yol bulamazsın.
Size ne oluyor da ikiyüzlüler hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? İşlediklerinden ötürü ALLAH onları başaşağı çevirdi. ALLAH'ın saptırdığını siz mi doğru yola ulaştırmak istiyorsunuz? ALLAH'ın saptırdığı kimseye sen hiç bir yol bulamazsın.
O halde siz ne diye münafıklar hakkında iki fırkaya ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları vebal yüzünden terslerine döndürdüğü halde; Allah'ın saptırdığı yola getirmek mi istiyorsunuz, Allah her kimi saptırırsa artık sen onu yola getiremezsin.
O halde siz neye münafıklar hakkında iki fırka oluyorsunuz? Allah onları kazandıkları vebal yüzünden terslerine döndürdüğü halde Allahın sapdırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Her kimi Allah sapdırırsa artık sen ona yol bulamazsın
Size ne oluyor ki; yaptıklarından dolayı, Allah onları ters yüz ettiği halde, münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız! Allah'ın saptırdığı dipnot 1 kimseyi, doğru yola erdirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için asla bir çıkış yolu bulamazsın.
Size ne oluyor ki; yaptıklarından dolayı, Allah onları ters yüz ettiği halde, münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız! Allah'ın saptırdığı kimseyi, doğru yola erdirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için asla bir çıkış yolu bulamazsın.
Size ne oluyor ki; yaptıklarından dolayı, Allah onları ters yüz ettiği halde, münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız! Allah'ın saptırdığı kimseyi, hidayete erdirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için asla bir çıkış yolu bulamazsın.
Şu halde münafıklar konusunda ikiye bölünmeniz ne diye? Oysa Tanrı, onları kazandıkları dolayısıyla tepe taklak etmiştir. Tanrı'nın saptırdığını hidayete erdirmek mi istiyorsunuz? Tanrı kimi saptırırsa, artık sen ona kesin olarak bir yol bulamazsın.
Siz haala niçin münafıklar hakkında — Allah onları kazandıkları (bunca günahlar) yüzünden tepesi aşağı getirdiği halde — iki zümre (taraf) oluyorsunuz? Allahın sapdırdığını siz mi doğru yola getirmek istiyorsunuz? Allah kimi sapdırırsa artık onun için hiç bir yol bulamazsın.
Size ne oluyor ki; münafıklar hakkında iki fırkaya ayrıldınız? Allah, onları yaptıklarından dolayı başaşağı etmiştir. Allah'ın saptırdığını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için, asla yol bulamazsın.
(88-91) Size ne oluyor ki münafıklar hakkında, Allah onları kazandıkları nedeniyle baş aşağı etmişken, iki kısma ayrılıyorsunuz? Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa artık o yol bulamaz. Sizin de onların küfretmeleri gibi küfretmenizi ve onlarla aynı seviyeye gelmenizi arzu ederler. Onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan asla dostlar edinmeyin , eğ er yüz çevirirlerse onlar ı ne tarafta bulursanız yakalayın ve öldürün , a sla onları dost ve yardımcı olarak edinmeyin. Şun lar hariç , aranızda sözleşme olan kavime sığınmış olanlar ile sizinle yahut kendi kavimleriyle savaşmayı kalplerine sığdıramayıp edip size gelenler, (bunları dost ve yardımcı edinebilirsiniz. ) Allah eğer isteseydi, sizin aleyhinize onları musallat ederdi ve sizleri katlederlerdi , eğer ki sizden el çekerlerse, sizinle savaşmazlarsa sizlere teslim olmaya yanaşırlarsa, Allah onların aleyhine size bir yol vermemiştir , diğer kalanları da sizden de ve kavimlerinden de emin olmak istiyor halde bulacaksın. (Her iki taraftan emin olmak isteyenler) hepsi de fitne içinde baş aşağı edilmeyi arzu ediyorlar , sizlerden ayrılıp çekilmezlerse eğer, size teslim olmaya yanaşmazlarsa, ellerini de sizden çekmezlerse tutun onları, bulduğunuz yerde öldürün onları, işte size bunları, onların aleyhine apaçık yetki olarak verdik.
Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. Allah’ın saptırdığını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için asla bir çıkış yolu bulamazsın.
Size ne oldu ki, münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Oysa yaptıkları işlerden dolayı Allah onları baş aşağı etmiştir. Allah'ın saptırdığını doğru yola iletmek mi istiyorsunuz? Allah birini saptırırsa artık onun için bir yol bulamazsınız!
Size ne oldu da o münafıklar dipnot 1 konusunda ikiye bölündünüz! Halbuki Allah, yaptıklarından dolayı onları baş aşağı etmiştir. Allah'ın sapkın saydığını siz doğru yolda mı saymak istiyorsunuz? Allah'ın sapkın saydığı kişiyi aklamanın bir yolunu bulamazsın. dipnot 2
Elinizde ne var ki ikiyüzlüler (münafıklar) hakkında ikiye bölünüyorsunuz? Allah onları, yaptıklarından dolayı tersine çevirmiştir. Allah'ın sapık saydığını siz mi yola gelmiş sayacaksınız? Allah'ın sapık saydığını iyi göstermenin bir yolunu bulamazsın.
Münafıklar hakkında iki fırka olmanız da niye? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre) döndürmüştür. Allah’ın saptırdığını siz mi doğru yola çıkarmak istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık sen onun için asla bir yol bulamazsın.
Size ne oluyor ki münafıklar konusunda Allah onları işledikleri yüzünden ters yüz etmişken iki grup oluyorsunuz? Allah'ın dalalette bıraktığını siz mi doğru yola çıkarmak istiyorsunuz? Allah kimi dalalette bırakırsa, artık sen onun için asla bir yol bulamazsın.
Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları yüzünden baş aşağı etmişken, Allah'ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın şaşırttığına sen asla yol sağlayamazsın.
Nisâ suresi, 89. ayet. وَدُّوا۟ لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا۟ فَتَكُونُونَ سَوَآءً فَلَا تَتَّخِذُوا۟ مِنْهُمْ أَوْلِيَآءَ حَتَّىٰ يُهَاجِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَخُذُوهُمْ وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَلَا تَتَّخِذُوا۟ مِنْهُمْ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse, onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.
Kendileri inkâr ettikleri gibi sizin de inkâr etmenizi istediler dipnot 1 ki onlarla eşit olasınız. Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyin! Yüz çevirirlerse onları bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün; onlardan hiçbir dost ve yardımcı edinmeyin!
Onlar, kendilerinin inkar ettikleri gibi sizin de inkar edip kendileriyle aynı seviyeye düşmenizi istiyorlar. O halde, Allah yolunda hicret edinceye kadar onları kendinize sır ortağı edinmeyin! Eğer düşmanlığa yönelirlerse, onları nerede bulursanız yakalayın, öldürün ve onlardan kimseyi ne dost, ne de yardımcı tutun!
Onlar, kendilerinin inkar ettiği gibi, sizin de hakikati inkar etmenizi isterlerdi ki siz de onlar gibi olasınız. O halde, Allah rızası için zulüm ve kötülük diyarını terk edinceye kadar onları kendinize dost edinmeyin; ve eğer (açık bir) düşmanlığa yönelirlerse, onları nerede bulursanız yakalayın ve öldürün. Onlardan hiç birini ne dost, ne de hami edinmeyin,
Onlar, (kendileri) hakikati inkar ettikleri gibi sizin de inkar etmenizi ve (böylece onlarla) eşit olmanızı arzu ettiler. . . O halde (onlar) Allah uğruna zulüm ve kötülük diyarını terk edinceye kadar onlardan kimseyi dostlar edinmeyin. . . Eğer dönerlerse (düşmanlık için), onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. . . Onlardan veli ve nasir (yardımcı) edinmeyin.
Onlar, kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler. Böylelikle bir olacaktınız. Öyleyse Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin. Şayet yine yüz çevirirlerse, artık onları tutun ve her nerede ele geçirirseniz öldürün. Onlardan ne bir veli (dost) edinin, ne de bir yardımcı.
Onlar, küfür işledikleri gibi, sizin de küfür işleyip kendileriyle bir olmanızı arzu etmektedirler. Bu itibarla onlar, Allah yolunda hicret etmedikçe, onlardan (herhangi bir) dost edinmeyin. Eğer (hicret etmekten) yüzçevirirlerse, bulduğunuz yerde onları tutun ve öldürün. Onlardan ne bir dost ve ne de bir yardımcı edinin.
Kendileri gibi sizin de nankörlük etmenizi; onlar gibi olmanızı istediler. Artık, Allah'ın yolunda göç edinceye değin onları dost edinmeyin. Yüz çevirirlerse, artık bulduğunuz yerde onları yakalayın ve etkisiz duruma getirin. Onlardan, ne bir dost ne de bir yardımcı edinmeyin.
Sizin de kendileri gibi inkar etmenizi istediler ki onlarla eşit olasınız. O halde Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyiniz. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayınız, bulduğunuz yerde öldürünüz ve hiçbirini dost ve yardımcı edinmeyiniz.
Sizin de kendileri gibi inkar etmenizi istediler ki onlarla bir olasınız. ALLAH yolunda harekete geçinceye kadar onlardan kimseyi dost edinmeyin. Size karşı dönerlerse onları yakalayın, onları bulduğunuz yerde öldürün. Onları ne dost ne de yardımcı edinmeyin; dipnot 1
Sizin de kendileri gibi inkar etmenizi istediler ki onlarla bir olasınız. ALLAH yolunda harekete geçinceye kadar onlardan kimseyi dost edinmeyin. Size karşı dönerlerse onları yakalayın, onları bulduğunuz yerde öldürün. Onları ne dost ne de yardımcı edinmeyin;
Kendileri küfre saptıkları gibi, sizin de sapmanızı isterler ki eşit olasınız. O yüzden onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan dost edinmeyin; aldırmazlarsa bulunduğunuz yerde kendilerini yakalayıp öldürün ve onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinin!
Arzu ettiler ki kendilerinin küfre sapdıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız, onun için onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin, yok aldırmazlarsa o vakıt bulduğunuz yerde kendilerini tutun ve öldürün, ve onlardan ne bir dost ne de bir yardımcı edinmeyin
Onlar, sizin kendileri gibi küfre dönmenizi isterler, ki onlar gibi olasınız. O halde, Allah yolunda hicret edinceye kadar onları evliya dipnot 1 edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse dipnot 2 onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. dipnot 3 Onlardan hiç kimseyi veli de yardımcı da edinmeyin.
Onlar, sizin kendileri gibi küfre dönmenizi isterler, ki onlar gibi olasınız. O halde, Allah yolunda hicret edinceye kadar onları evliya edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse dipnot 1 onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan hiç kimseyi veli de yardımcı da edinmeyin.
Onlar, sizin kendileri gibi küfre dönmenizi isterler ki, onlar gibi olasınız. O halde, Allah yolunda hicret edinceye kadar onları evliya edinmeyin. Eğer sizi döndürmeye çalışırlarsa dipnot 1 onları bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan hiç kimseyi veli de yardımcı da edinmeyin.
Onlar, kendilerinin küfretmeleri gibi sizin de küfretmenizi istediler. Böylelikle bir olacaktınız. Öyleyse Tanrı yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin. Şayet yine yüz çevirirlerse, artık onları tutun ve her nerede ele geçirirseniz öldürün. Onlardan ne bir veli (dost) edinin, ne de bir yardımcı.
Onlar, kendilerinin küfretdikleri gibi sizin de küfredib onlarla beraber olmanızı arzu etdiler. O halde, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dostlar edinmeyin. Eğer (aldırış etmeyib) yüz çevirirlerse onları nerede bulursanız yakalayıb, tutun, onları öldürün. Onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinmeyin.
Kendileri küfrettikleri gibi, sizin de küfretmenizi isterler. O halde onlar, Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse; bulduğunuz yerde onları öldürün ve onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinin.
(88-91) Size ne oluyor ki münafıklar hakkında, Allah onları kazandıkları nedeniyle baş aşağı etmişken, iki kısma ayrılıyorsunuz? Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa artık o yol bulamaz. Sizin de onların küfretmeleri gibi küfretmenizi ve onlarla aynı seviyeye gelmenizi arzu ederler. Onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan asla dostlar edinmeyin , eğ er yüz çevirirlerse onlar ı ne tarafta bulursanız yakalayın ve öldürün , a sla onları dost ve yardımcı olarak edinmeyin. Şun lar hariç , aranızda sözleşme olan kavime sığınmış olanlar ile sizinle yahut kendi kavimleriyle savaşmayı kalplerine sığdıramayıp edip size gelenler, (bunları dost ve yardımcı edinebilirsiniz. ) Allah eğer isteseydi, sizin aleyhinize onları musallat ederdi ve sizleri katlederlerdi , eğer ki sizden el çekerlerse, sizinle savaşmazlarsa sizlere teslim olmaya yanaşırlarsa, Allah onların aleyhine size bir yol vermemiştir , diğer kalanları da sizden de ve kavimlerinden de emin olmak istiyor halde bulacaksın. (Her iki taraftan emin olmak isteyenler) hepsi de fitne içinde baş aşağı edilmeyi arzu ediyorlar , sizlerden ayrılıp çekilmezlerse eğer, size teslim olmaya yanaşmazlarsa, ellerini de sizden çekmezlerse tutun onları, bulduğunuz yerde öldürün onları, işte size bunları, onların aleyhine apaçık yetki olarak verdik.
Onlar, kendileri küfre saptıkları gibi, keşke siz de küfre sapsanız da eşit olasınız isterler. Allah yolunda hicret etmedikçe onlardan dost edinmeyin. Dolayısıyla eğer yüz çevirirlerse, bu durumda onları tutun ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan dost ve yardımcı edinmeyin.
Sizin de kendileri gibi inkar etmenizi istediler ki, onlarla bir olasınız. O halde onlar Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan dostlar edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın, nerede bulursanız öldürün ve onlardan ne dost, ne de yardımcı tutmayın!
Onlar, kendileri kafir olduğu /ayetleri görmezlikte direndikleri gibi sizin de kafir olmanızı ve onlarla aynı duruma gelmenizi çok isterler. dipnot 1 Allah yolunda hicret etmedikçe onlardan hiçbirini veli /yakın dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. dipnot 2 Onlardan veli de edinmeyin yardımcı da.
Sizin de onlar gibi ayetleri görmezden gelmenizi (kafir olmanızı) ve kendileriyle eşit duruma düşmenizi çok isterler. Allah yolunda hicret etmedikçe hiç birini dost (veli) edinmeyin. Eğer direnirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan kendinize ne bir dost edinin ne de yardımcı.
Onlar, kâfir oldukları gibi sizin de küfretmenizi ve kendileri ile eşit olmanızı istiyorlar. Bu sebeple, onlar, Allah yolunda hicret etmedikçe onları veli edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları tutun ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan bir veli ve yardımcı edinmeyin.
Onlar, kafir oldukları gibi sizin de küfretmenizi ve kendileri ile eşit olmanızı istiyorlar. Bu sebeple, onlar, Allah yolunda hicret etmedikçe onları veli edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları tutun ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan bir veli yardımcı edinmeyin.
Onlarla eşitlenesiniz diye kendilerinin küfre saptığı gibi küfre sapmanızı istediler. O halde, Allah yolunda göç edecekleri vakte kadar onlardan dostlar edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Bir daha da onlardan ne dost edinin ne de yardımcı.
Nisâ suresi, 90. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ يَصِلُونَ إِلَىٰ قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَٰقٌ أَوْ جَآءُوكُمْ حَصِرَتْ صُدُورُهُمْ أَن يُقَٰتِلُوكُمْ أَوْ يُقَٰتِلُوا۟ قَوْمَهُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَسَلَّطَهُمْ عَلَيْكُمْ فَلَقَٰتَلُوكُمْ فَإِنِ ٱعْتَزَلُوكُمْ فَلَمْ يُقَٰتِلُوكُمْ وَأَلْقَوْا۟ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ فَمَا جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمْ عَلَيْهِمْ سَبِيلًا
Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar, yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. Eğer Allah dileseydi, onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse; Allah, onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir.
Ancak kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluma sığınanlar veya sizinle de kendi toplumlarıyla da savaşmak (istemediklerin)den yürekleri sıkılarak size gelenler hariçtir. Allah dileseydi onları da başınıza salardı da sizinle savaşırlardı. Onlar sizden ayrılır da sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse, (bu durumda) Allah size, onların aleyhinde bir yol(a girme hakkı) vermemiştir.
Ne var ki, sizinle arasında anlaşma bulunan bir topluma sığınanlar, ya da sizinle veya kendi toplumlarıyla savaşma (fikrinden) içleri daralarak size başvuranlar hariç. Eğer Allah isteseydi, onları sizin başınıza musallat eder ve onlar da sizinle savaşırlardı. Ama onlar sizi bırakır, size karşı savaşmaz ve size barış teklif ederlerse, o zaman onlara zarar vermenize Allah razı olmaz.
Eğer bir anlaşma ile bağlı bulunduğunuz insanlarla ilişkisi olanlardan veya size yahut kendi toplumlarına savaş açmak (fikrin)den kalplerine ürküntü geldiği için size yaklaşanlardan değillerse. Halbuki Allah onları sizden daha güçlü kılsaydı, mutlaka size savaş açarlardı. Ama onlar sizi bırakır, savaş açmaktan vazgeçer ve barış teklif ederlerse, Allah onlara zarar vermenize müsaade etmez.
Ancak (şunlara dokunmayın). . . Ya sizinle onlar arasında misak (anlaşma) olan bir kavme sığınanlar yahut ne sizinle ne de kendi kavimleri ile savaşmak istemediklerinden sadırları (içleri) sıkılarak size gelenler. . . Eğer Allah dileseydi, elbette onları size musallat ederdi de (onlar da) sizinle savaşırlardı. . . Eğer (onlar) sizden uzaklaşırlar, sizinle savaşmazlar ve size barış beyan ederlerse, artık Allah onlara zarar vermenize müsaade etmez.
Ancak sizinle aralarında andlaşma bulunan bir kavime sığınanlar ya da hem sizinle, hem kendi kavimleriyle savaşmak (istemeyip bun)dan göğüslerini sıkıntı basıp size gelenler (dokunulmazdır.) Allah dileseydi, onları üstünüze saldırtır, böylece sizinle çarpışırlardı. Eğer sizden uzak durur (geri çekilir), sizinle savaşmaz ve barış (şartların)ı size bırakırlarsa, artık Allah, sizin için onların aleyhinde bir yol kılmamıştır.
Ancak sizinle aralarında anlaşma bulunan bir kavme sığınanlara, yahut sizinle veya kendi kavimleriyle dövüşmek istemediklerinden göğüsleri daralıp size katılanlara dokunmayın. Eğer Allah dileseydi onları sizin üzerinize musallat eder, onlar da sizinle dövüşürlerdi. Yok eğer sizden uzaklaşırlar, sizinle dövüşmezler ve barışı size bırakırlarsa, bu takdirde Allah, sizin için onlar aleyhine bir yol açmamıştır.
Sizinle aranızda antlaşma bulunan bir topluma sığınanlar veya hem sizinle hem de kendi toplumlarıyla savaşmaktan dolayı içlerinde sıkıntı duyarak size gelenler başkadır. Oysa Allah dileseydi, onları, sizin başınıza sarardı; kesinlikle sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz ve barış önerirlerse, Allah, onlara karşı size yol vermemiştir.
Ancak, kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluma sığınanlar, yahut ne sizinle ne de kendi toplumlarıyla savaşmak istemediklerinden yürekleri ürküntü içinde size gelenler müstesna. Allah dileseydi onları başınıza bela ederdi ve sizinle savaşırlardı. Artık onlar sizi bırakıp bir tarafa çekilir de sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse, bu durumda Allah size onların aleyhinde bir yola girme hakkı vermemiştir.
Ancak aranızda anlaşma bulunan bir topluluğa katılan, yahut sizinle veya kendi halkıyla savaşmaktan dolayı göğüslerinde sıkıntı duyarak size gelenler hariç... ALLAH dileseydi onları başınıza musallat eder ve onlar da sizinle savaşırdı. Sizi yalnız bırakır, sizinle savaşmaz ve size barış önerirlerse ALLAH sizin onlara saldırmanıza izin vermez.
Ancak aranızda anlaşma bulunan bir topluluğa katılan, yahut sizinle veya kendi halkıyla savaşmaktan dolayı göğüslerinde sıkıntı duyarak size gelenler hariç... ALLAH dileseydi onları başınıza musallat eder ve onlar da sizinle savaşırdı. Sizi yalnız bırakır, sizinle savaşmaz ve size barış önerirlerse ALLAH sizin onlara saldırmanıza izin vermez.
Ancak aranızda antlaşma bulunan bir kavme varıp sığınmış bulunanlara veya ne sizinle savaşmayı, ne de kendi kavimleriyle savaşmayı havsalalarına sığdıramayarak size gelmiş olanlara dokunmayın! Allah dileseydi onları size musallat ederdi de sizinle savaşırlardı. O halde onlar sizi bırakıp bir tarafa çekildikleri ve sizinle savaşmayıp barışa yanaştıkları takdirde de Allah onlara dokunmanıza izin vermemiştir.
Ancak şöylelerine dokunmayın ki sizinle aralarında misak olan bir kavme vasıl olmuş bulunurlar, yahud ne size harb etmeği ne de kendi kavmlerine harb etmeği havsalalarına sığdıramıyarak size gelmişlerdir, eğer Allah dilese idi bunları üzerinize musallat kılardı da sizinle harb ederlerdi, o halde sizi bırakıb bir tarafa çekildikleri ve sizinle harb etmeyib sulha yattıkları takdirde de Allah aleyhlerinde size bir yol vermemiştir
Ancak, aranızda antlaşma olan halka sığınanlar veya ne sizinle ne de kendi halkıyla savaşmayı içine sindiremeyip size gelenler hariç. Eğer Allah dileseydi, onları başınıza musallat ederdi de sizinle savaşırlardı. Eğer tarafsız kalarak ve sizinle savaşmayıp barış isterlerse, Allah onların aleyhinde size bir yol vermemiştir.
Ancak, aranızda antlaşma olan halka sığınanlar veya ne sizinle ne de kendi halkıyla savaşmayı içine sindiremeyip size gelenler hariç. Eğer Allah dileseydi, onları başınıza musallat ederdi de sizinle savaşırlardı. Eğer tarafsız kalarak ve sizinle savaşmayıp barış isterlerse, Allah onların aleyhinde size bir yol vermemiştir.
Ancak, aranızda antlaşma olan topluma sığınanlar veya ne sizinle ne de kendi halkıyla savaşmayı içine sindiremeyip size gelenler hariç. Eğer Allah dileseydi, onları başınıza musallat ederdi de sizinle savaşırlardı. Eğer tarafsız kalarak ve sizinle savaşmayıp barış isterlerse, Allah onların aleyhinde size bir yol vermemiştir.
Ancak sizinle aralarında andlaşma bulunan bir kavme sığınanlar ya da hem sizinle, hem kendi kavimleriyle savaşmak (istemeyip bun)dan göğüslerini sıkıntı basıp size gelenler (dokunulmazdır.) Tanrı dileseydi, onları üstünüze saldırtır, böylece sizinle çarpışırlardı. Eğer sizden uzak durur (geri çekilir), sizinle savaşmaz ve barış (şartların)ı size bırakırlarsa, artık Tanrı, sizin için onların aleyhinde bir yol kılmamıştır.
Sizinle aralarında andlaşma bulunan bir kavme iltica edenler, yahud ne sizinle, ne de kendi kavmleriyle muhaarebe etmekden göğüsleri daralıb (doğruca) size gelenler müstesnadır. Allah dileseydi elbette onları sizin başınıza musallat eder de sizinle her halde savaşırlardı: Artık onlar sizi bırakıb bir tarafa çekilirler de sizinle vuruşmazlar ve barışı size bırakırlarsa o halde Allah onların aleyhinde sizin için (tecavüze) bir yol bırakmamışdır.
Ancak sizinle kendileri arasında bir anlaşma bulunan bir millete sığınanlar ve sizinle savaşmaktan veya kendi milletleriyle harbetmekten bunalarak size başvuranlar müstesnadır. Allah dileseydi; onları size musallat ederdi de sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, savaşmaz ve size barış teklif ederlerse; Allah, onlara dokunmanıza izin vermez.
(88-91) Size ne oluyor ki münafıklar hakkında, Allah onları kazandıkları nedeniyle baş aşağı etmişken, iki kısma ayrılıyorsunuz? Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa artık o yol bulamaz. Sizin de onların küfretmeleri gibi küfretmenizi ve onlarla aynı seviyeye gelmenizi arzu ederler. Onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan asla dostlar edinmeyin , eğ er yüz çevirirlerse onlar ı ne tarafta bulursanız yakalayın ve öldürün , a sla onları dost ve yardımcı olarak edinmeyin. Şun lar hariç , aranızda sözleşme olan kavime sığınmış olanlar ile sizinle yahut kendi kavimleriyle savaşmayı kalplerine sığdıramayıp edip size gelenler, (bunları dost ve yardımcı edinebilirsiniz. ) Allah eğer isteseydi, sizin aleyhinize onları musallat ederdi ve sizleri katlederlerdi , eğer ki sizden el çekerlerse, sizinle savaşmazlarsa sizlere teslim olmaya yanaşırlarsa, Allah onların aleyhine size bir yol vermemiştir , diğer kalanları da sizden de ve kavimlerinden de emin olmak istiyor halde bulacaksın. (Her iki taraftan emin olmak isteyenler) hepsi de fitne içinde baş aşağı edilmeyi arzu ediyorlar , sizlerden ayrılıp çekilmezlerse eğer, size teslim olmaya yanaşmazlarsa, ellerini de sizden çekmezlerse tutun onları, bulduğunuz yerde öldürün onları, işte size bunları, onların aleyhine apaçık yetki olarak verdik.
Ancak sizinle aralarında anlaşma bulunan bir kavme sığınanlar veya ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmak istemediklerinden göğüsleri daralarak size gelenler bundan müstesnadır. Eğer Allah dileseydi, bunları size musallat eder ve bunlar da sizinle savaşırlardı. O halde, onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse, artık Allah onlara saldırmak için size yol vermez.
Ancak sizinle kendileri arasında andlaşma bulunan bir topluma sığınanlar, yahut ne sizinle ne de kendi toplumlarıyle savaşmak(istemedikleri)nden yürekleri sıkılarak size gelenler hariç. Allah dileseydi, onları sizin üstünüze salardı, sizinle savaşırlardı. O halde onlar, sizden uzak dururlar, sizinle savaşmazlar ve sizinle barış içinde yaşamak isterlerse, Allah size, onlara saldırmak için bir yol vermemiştir.
Ancak sizinle antlaşması olan bir topluluğa sığınanlar ile sizinle savaşmayı veya (sizin yanınızda yer alıp) kendi topluluklarıyla savaşmayı göze alamayarak size gelenler hariç (onlar öldürülmez). Allah farklı tercihte bulunsaydı onları üzerinize salardı da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durup sizinle savaşmaz ve size barış teklif ederlerse artık Allah size, onların aleyhine bir şey yapma izni vermez. dipnot 1
Sizinle anlaşması olan bir topluluğa (halka) sığınırlarsa yahut sizinle çatışmaktan veya kendi topluluklarıyla çatışmaktan bıkıp usanmış olarak gelirlerse başka. Allah farklı tercih yapsaydı dipnot 1 onlara üstünlük verirdi de sizinle çatışmaya devam ederlerdi. Eğer sizden uzak durur, çatışmayı bırakır, barış teklif ederlerse artık onlara dokunmanıza Allah izin vermez.
Ancak, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluma sığınanlara yahut sizinle olup kendi toplumlarına karşı savaşmak konusunda içleri daralıp, sıkılanlara dokunmayın. Eğer Allah, dileseydi onları sizin üzerinize musallat ederdi. Onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz ve barışı size bırakırlarsa, artık Allah, onlara (saldırmak) için size bir yol vermemiştir.
Ancak, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluma sığınanlara, sizinle veya kendi toplumları ile savaşmak istemeyip içleri daralıp sıkılıp size gelenlere dokunmayın. Eğer Allah, dileseydi onları sizin üzerinize musallat ederdi. Onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz ve barışı size bırakırlarsa, artık Allah, sizin için onların aleyhine bir yol bırakmamıştır.
Ancak sizinle aralarında antlaşma olan bir topluma sığınanlarla, kendi toplumlarıyla yahut sizinle savaşma konusunda yürekleri yetersiz kalıp da size gelenlere dokunmayın. Allah dileseydi onları elbette sizin üstünüze salardı, onlar da sizinle mutlaka savaşırlardı. O halde, sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış eli uzatırlarsa, artık Allah size, üzerlerine gitmek için bir yol vermemiştir.
Nisâ suresi, 91. ayet. سَتَجِدُونَ ءَاخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا۟ قَوْمَهُمْ كُلَّ مَا رُدُّوٓا۟ إِلَى ٱلْفِتْنَةِ أُرْكِسُوا۟ فِيهَا فَإِن لَّمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُوٓا۟ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ وَيَكُفُّوٓا۟ أَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأُو۟لَٰٓئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا
Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik.
Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar (münafıklar), her ne zaman Fitneye (Müslümanlara karşı savaşa) götürülseler ona hemen dalarlardı. dipnot 1 Sizden uzak durmaz, size barış teklif etmez ve ellerini (sizden) çekmezlerse, bulduğunuz yerde onları yakalayın ve öldürün! İşte onlar aleyhinde (onlarla savaşmak için) size apaçık yetki verdik. dipnot 2
Siz, hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen, fakat ne zaman (mü'minler aleyhine bir) entrikaya davet edilseler, içine balıklama dalanlara da rastlayacaksınız. İşte o zaman, eğer onlar sizi bırakmaz, sizinle barışa yanaşmaz ve ellerini yakanızdan çekmezlerse; onları da savaş içinde gözünüze kestirdiğiniz her yerde yakalayın ve öldürün: İşte size, kendileri aleyhine açıkça (savaşmak için) izin verdiklerimiz bunlardır.
Hem sizden hem de kendi kavimlerinden emin olmak isteyen, (ama) kötülük eğilimi ile her karşılaştıklarında kendilerini gözü kapalı ona kaptıran başkalarını(n da var olduğunu) göreceksiniz. O halde şayet onlar sizi bırakmaz, sizinle barışa yanaşmaz ve üstünüzden ellerini çekmezlerse, onları gördüğünüz her yerde yakalayın ve öldürün: İşte size kendilerine karşı (savaşmanız için) apaçık yetki verdiklerimiz bunlardır.
Diğer taraftan bazılarını da göreceksiniz ki, hem sizden, hem de kendi kavimlerinden emin olmayı dilerler. . . Her sınav objesi olayla karşılaştırıldıklarında onda baş aşağı olurlar. . . Şayet sizden uzak durmazlar, sizle barışa yanaşmazlar ve sizden ellerini çekmezlerse; onları yakalayın ve ele geçirdiğiniz yerde öldürün. . . İşte bunlar var ya, onlara karşı size apaçık bir güç meydana getirdik.
Diğerlerini de sizden ve kendi kavimlerinden güvende olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların)ı size bırakmaz ve ellerini çekmezlerse, artık onları her nerede bulursanız tutun ve onları öldürün. İşte size, onların aleyhinde apaçık olan 'destekleyici bir delil' kıldık.
Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar (daldırılırlar). Eğer sizden uzak durmaz, sulh teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onları yakalayın, rastladığınız yerde öldürün, işte onlar üzerine sizin için apaçık yetki verdik.
Hem sizden hem de kendi toplumlarından güvende olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Ne zaman kargaşalığa çağırılsalar, içine atılırlar. Sizden uzak durmaz, barışı istemez ve ellerini sizden çekmezlerse, artık, yakaladığınız yerde onları tutuklayın ve etkisiz duruma getirin. İşte, onlara karşı size apaçık yetki verdik.
Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar. Eğer sizden uzak durmaz, barış teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onları yakalayınız, rastladığınız yerde öldürünüz. İşte onlar üzerine sizin için apaçık yetki verdik.
Hem sizinle hem kendi toplumlarıyla güven içinde durmak isteyen bir başka grup bulacaksınız. Ne zaman kargaşalığa çağrılsalar içine dalarlar. Sizi yalnız bırakmaz, barış yapmak istemez ve ellerini sizden çekmezlerse karşılaştığınız yerde onları öldürebilirsiniz. Böylelerine karşı size apaçık yetki verdik.
Hem sizinle hem kendi toplumlarıyla güven içinde durmak isteyen bir başka grup bulacaksın. Ne zaman kargaşalığa çağrılsalar içine dalarlar. Sizi yalnız bırakmaz, barış yapmak istemez ve ellerini sizden çekmezlerse karşılaştığınız yerde onları öldürebilirsiniz. Böylelerine karşı size apaçık yetki verdik.
Diğer bir takımını da hem sizden emin kalmak hem de kendi milletinden güven içinde olmayı ister halde bulacaksın. Fitneye sürüklendikçe de döner döner içine atılırlar. Eğer bunlar sizden çekinmez ve barışa yanaşıp saldırıdan geri durmazlarsa, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayıp öldürün. İşte bunların aleyhine size açık bir yetki verdik.
Diğer bir takımlarını bulacaksınız ki hem sizden emin olmak hem de kavmlerinden emin kalmak isterler, fitneye sevkedildikce de döner döner içine atılırlar, eğer bunlar sizden çekinmezler ve sulha yatıb taarruzdan ellerini çekmezlerse kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün, işte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik
Başkalarını dipnot 1 da bulacaksınız hem sizden hem de kendi halklarından güvende olmak isteyen. Fitne ortamı dipnot 2 bulduklarında, hemen onun içine baş aşağı dalarlar. Eğer bunlar, sizden uzak durmazlar, sizinle barış yapmaya yanaşmazlarsa, sizden ellerini çekmezlerse onları yakaladığınız yerde, her nerede bulursanız öldürün. dipnot 3 İşte bu kimseler hakkında size apaçık bir yetki verdik.
Başkalarını dipnot 1 da bulacaksınız hem sizden hem de kendi halklarından güvende olmak isteyen. Fitne ortamı dipnot 2 bulduklarında, hemen onun içine baş aşağı dalarlar. Eğer bunlar, sizden uzak durmazlar, sizinle barış yapmaya yanaşmazlarsa, sizden ellerini çekmezlerse onları yakaladığınız yerde, her nerede bulursanız öldürün. dipnot 3 İşte bu kimseler hakkında size apaçık bir yetki verdik.
Hem sizden, hem de kendi kavimlerinden güvende olmak isteyen başkalarını da bulacaksın. Fitne ortamı bulduklarında, hemen onun içine baş aşağı dalarlar. Eğer bunlar, sizden uzak durmazlar, sizinle barış yapmaya yanaşmazlarsa, sizden ellerini çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde öldürün. dipnot 1 İşte bu kimseler hakkında size apaçık bir yetki verdik.
Diğerlerini de hem sizden güvende (yemenüküm) olmayı, hem de kendi kavimlerinden güvende (yemenü) olmayı istiyor bulacaksınız. (Ama) Fitneye her geri çağrılışlarında içine başaşağı (balıklama) dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış (şartların)ı size bırakmaz ve ellerini çekmezlerse, artık onları her nedere bulursanız tutun ve onları öldürün. İşte size, onların aleyhinde apaçık olan 'destekleyici bir delil' kıldık.
Diğer bir takımını da şu halde bulacaksınız: Onlar hem sizden emin olmak, hem kendi kavmlerinden emin olmak isterler. Ne zaman fitneye döndürülürler (sevk-u davet edilirler) se onun içine baş aşağı atılırlar. Öyle ise onlar sizi bırakıb bir tarafa çekilmezler, barışı size bırakmazlar, ellerini çekmezlerse onları nerede bulursanız yakalayıb tutun, onları öldürün. İşte size onlar, hakkında apaçık bir hüccet (ve salahiyyet) verdik.
Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Fitneciliğe çağırıldıklarında ona can atarlar. Eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizinle savaşmaktan geri durmazlarsa; onları tutun ve bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine, size apaçık ferman verdik.
(88-91) Size ne oluyor ki münafıklar hakkında, Allah onları kazandıkları nedeniyle baş aşağı etmişken, iki kısma ayrılıyorsunuz? Allah’ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa artık o yol bulamaz. Sizin de onların küfretmeleri gibi küfretmenizi ve onlarla aynı seviyeye gelmenizi arzu ederler. Onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan asla dostlar edinmeyin , eğ er yüz çevirirlerse onlar ı ne tarafta bulursanız yakalayın ve öldürün , a sla onları dost ve yardımcı olarak edinmeyin. Şun lar hariç , aranızda sözleşme olan kavime sığınmış olanlar ile sizinle yahut kendi kavimleriyle savaşmayı kalplerine sığdıramayıp edip size gelenler, (bunları dost ve yardımcı edinebilirsiniz. ) Allah eğer isteseydi, sizin aleyhinize onları musallat ederdi ve sizleri katlederlerdi , eğer ki sizden el çekerlerse, sizinle savaşmazlarsa sizlere teslim olmaya yanaşırlarsa, Allah onların aleyhine size bir yol vermemiştir , diğer kalanları da sizden de ve kavimlerinden de emin olmak istiyor halde bulacaksın. (Her iki taraftan emin olmak isteyenler) hepsi de fitne içinde baş aşağı edilmeyi arzu ediyorlar , sizlerden ayrılıp çekilmezlerse eğer, size teslim olmaya yanaşmazlarsa, ellerini de sizden çekmezlerse tutun onları, bulduğunuz yerde öldürün onları, işte size bunları, onların aleyhine apaçık yetki olarak verdik.
Hem sizden hem de kendi kavminden güven içinde olmayı isteyen başkalarını da bulacaksınız. Ama fitneye her sevk edildiklerinde ona (şiddetle) atılırlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış istemez ve ellerini de çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde tutup öldürün. İşte onların aleyhlerine (savaşmanız için) size apaçık bir delil verdik.
Başka birtakım insanlar da bulacaksınız ki, hem sizden, hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama ne zaman fitneye götürülseler, fitnenin içine başaşağı atılırlar. Eğer onlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini (saldırıdan) çekmezlerse onları yakalayın ve nerede bulursanız öldürün! İşte öylelerine karşı size açık bir yetki verdik.
Hem sizden yana güvende olmak hem de kendi topluluklarından yana güvende olmak isteyen başka münafıklar da göreceksiniz. Bunlar ne zaman bir fitneye dipnot 1 yönlendirilseler balıklamasına dalarlar. Sizden uzak durmaz, size barış teklifinde bulunmaz ve ellerini sizden tamamen çekmezlerse onları yakalayın, tespit ettiğiniz yerde öldürün. İşte onlar, kendilerine karşı size açık yetki verdiğimiz kimselerdir. dipnot 2
Göreceksin, onların geriye kalanı, hem sizden emin olmak, hem kendi topluluklarından emin olmak isteyeceklerdir. Ne zaman fitneye (çatışma ortamına) yöneltilseler balıklamasına daldırılacaklardır. Eğer sizden uzak durmazlar, barışa yanaşmazlar ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhine size açık bir yetki vermişizdir.
Başkalarını da sizden ve kendi topluluklarından güvende olmayı arzu eder gibi bir halde bulabilirsin ama fitneye her sevk edildiklerinde ona (şiddetle) atılırlar. Şayet sizden uzak durmaz, barış istemez ve ellerini de çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde tutup öldürün. İşte onların aleyhlerine (savaşmanız için) size apaçık bir delil verdik.
Başkalarını da sizden ve kendi topluluklarından güvende olmayı arzu eder gibi bir halde bulabilirsin ama fitneye her çağrılışlarında ona balıklama dalarlar. Şayet sizden uzak durmaz, barışı size bırakmazlar ve ellerini de çekmezlerse, onları bulduğunuz yerde tutup öldürün. İşte size onların aleyhine açık bir yetki veriyoruz.
Diğer bazılarını da bulacaksınız ki, hem sizden emin olmak hem de kendi toplumlarından emin olmak isterler. Ama fitneyle yüz yüze getirildiklerinde başaşağı içine dalarlar. Bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barışa gitmezler ve ellerini sizden çekmezlerse onları yakalayın, tuttuğunuz yerde öldürün. İşte böylelerinin üstüne gitmeniz için size açık bir izin ve kuvvet verilmiştir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.