Nisâ suresi · 43–46. ayetler

Namaz ve temizlik; kelimeleri yerinden oynatanlar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nisâ suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 43. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقْرَبُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنتُمْ سُكَٰرَىٰ حَتَّىٰ تَعْلَمُوا۟ مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِى سَبِيلٍ حَتَّىٰ تَغْتَسِلُوا۟ وَإِن كُنتُم مَّرْضَىٰٓ أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوْ جَآءَ أَحَدٌ مِّنكُم مِّنَ ٱلْغَآئِطِ أَوْ لَٰمَسْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمْ تَجِدُوا۟ مَآءً فَتَيَمَّمُوا۟ صَعِيدًا طَيِّبًا فَٱمْسَحُوا۟ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Sarhoşken -ne söylediğinizi bilinceye kadar-, -yolcu olanlar hariç- cünüpken de yıkanıncaya kadar salât'a (namaza) yaklaşmayın! dipnot 1 Hastaysanız veya yolculuktaysanız veya sizden biriniz tuvaletten gelmişse ya da kadınlara (cinsel olarak) dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız, o zaman temiz bir toprak arayın ve yüzlerinizi de ellerinizi de (onunla) mesh dipnot 2 edin! dipnot 3 Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [salât] kelimesi Mâide 5:6'daki kullanım gereği "namaz"dır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "[Mesh] etmek", "dokunmak, temas etmek, sıvazlamak, sürmek" anlamlarına gelmektedir. Bu ayette kastedilen, su bulunamadığı durumlarda temiz toprağa sürülen ellerin, yüz ve kollara temas ettirilmesi ve bu şekilde abdest yerine geçecek şekilde teyemmüm yapılmasıdır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu mesaj Mâide 5:6. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -seyahat (gibi yıkanmayı güçleştiren haller) hariç- yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın! Fakat eğer hastaysanız ya da yolculuk yapıyorsanız veya ihtiyaç giderdikten sonra yahut kadınlarla birlikte olmuşsanız ve üstelik su da bulamıyorsanız, o zaman temiz bir toprak alıp yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin! Unutmayın ki Allah tarifsiz bir affedicidir, eşsiz bir bağışlayıcıdır.

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Sarhoş iken namaz kılmaya kalkışmayın, ne dediğinizi bilinceye kadar (bekleyin); ve boy abdestini gerektiren bir durumda (iken de) yıkanıncaya kadar seyahatte olmanız (ve yıkanma imkanından yoksun bulunmanız) hali dışında- (namaza kalkışmayın). Ama eğer hasta iseniz veya seyahatteyseniz yahut tabii ihtiyacınızı yeni gidermişseniz veya bir kadın ile birlikte olmuşsanız ve hiç su bulamıyorsanız, o zaman temiz toprağı alın, (onunla) yüzünüzü ve ellerinizi hafifçe ovun. Bilin ki Allah, gerçekten günahları temizleyendir, çok affedicidir.

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler, kendinizi bilmez bir haldeyken (sarhoşken), ne dediğinizin bilincinde olacağınız zamana kadar ve bir de yolculukta olmanız hariç, cünüp iken, boy abdesti alıncaya kadar, salata (namaza) yaklaşmayın. Eğer hasta olmuşsanız veya bir yolculuktaysanız veya sizden biri def'i hacetten gelirse yahut cinsel ilişkide bulunmuşsanız, (boy abdesti alacak) su da bulamamışsanız, (o vakit) temiz toprağa teyemmüm edin. . . (Şöyle ki) yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin. . . Muhakkak ki Allah Afüvv'dür, Ğafur'dur.

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahud kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Siz sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de yolcu olan müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya bir yolculuk üzerinde bulunursanız, yahut sizden biriniz abdest bozmaktan geldiği, yahut da kadınlarla münâsebette bulunduğunuz ve su da bulamadığınız takdirde temiz bir toprağa teyemmüm edin; sonra da, yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah çok affedici ve çok bağışlayıcıdır.

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye değin; eşeysel ilişkiden sonra da yolcu olmanız dışında yıkanıncaya değin, namaza yaklaşmayın. Sağlığınız bozuksa veya yolculuktaysanız veya doğal gereksiniminizi gidermiş veya kadınlarla birlikte olmuş da su bulamamışsanız, temiz bir toprağa ellerinizle dokunun ve onunla yüzünüzü ve ellerinizi kutsayın. Kuşkusuz, Allah, Affedicidir; Sınırsız Bağışlayandır. dipnot 87

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 87
      Kur'an'daki sözcükleri kasıtlı olarak korkusuzca değiştirenler bile, "Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye değin" tümcesini değiştirmek yiğitliğini gösterememişler ve eksiksiz olarak tüm Kur'an çevirilerinde bu tümceyi tıpkısıyla yazmışlardır. Bu ayet, sınırı aşmadan içki içmenin yasak olmadığını çok açık bir biçimde bildirmektedir. Çünkü içki içmek yasaklanmış olsa, yasaklanmış bir eylemi yapan insanların, üstelik yasak eylemin izleri bile silinmeden, namaz kılmalarına Allah tarafından izin verilmiş olması düşünülemez. Nitekim zina, hırsızlık, faizcilik, domuz eti yemek, iftira etmek veya Allah'a ortaklar koşmak gibi Kur'an'da yasaklanmış olan eylemleri yapanlar için, buna benzer bir buyruk verilmemiştir. Bu buyruk, üç ayrı olguyu kapsamaktadır: Birincisi, "Ne söylediğinizi biliyorsanız, içkiliyken namaz kılabilirsiniz!"; ikincisi, "Ne söylediğinizi bilemeyecek denli sarhoş olmayın!" ve üçüncüsü, "Anlamını bilmediğiniz söylemlerle, ne söylediğinizi bilmeden namaz kılmayın; yakarışlarda bulunmayın!" Ayrıca, 5:87 ayetinde, "Allah'ın size helal yaptığı temiz şeyleri yasaklamayın; sınırı da aşmayın!" buyruğu bildirilmiştir. 2:219 ve 16:67 ayetlerinde, sarhoşluk veren içkilerin iyi yönleri; 5:90 ve 5:91 ayetlerinde ise sarhoşluk veren içkilerin kötü yönleri bildirilmiştir. Bu ayetlerin indiriliş sırasıyla ilgili yalanlar uydurarak, içki içmenin süreç içerisinde yasaklandığını söyleyenler de Allah'a iftira etmektedir. Yiyecek-içecek türünden yalnızca domuz etinin yasaklandığı 6:145 ayetinde bildirilmiş; 6:150 ayetinde ise "Allah'ın yasaklamadıklarına yasak diyen tanıklarınızı getirin!" uyarısı yapılmıştır. 6:119; 10:59,60 ve 16:35,116 gibi birçok ayette, Allah'ın helal yaptığını yasaklayanlar ve onlara uyanlar ‘Ortaklar koşanlar' olarak tanımlanmakta ve öfkeyle uyarılmaktadır. 66:1 ayetinde ise Allah'ın yasaklamadığını yasaklamak yetkisinin, peygambere bile verilmediği bildirilmiştir. Diyanet de ayetin anlamını onaylayarak, "Namaz kılacak kimsenin, ne söylediğini bilecek denli ayık olması gerekir. İçki içen kişi, ne söylediğini bilemeyecek denli sarhoş değilse namazlarını kılabilir!" fetvasını dergisinde yayımlamış; ama din sömürgenleri saldırıya geçince, Allah'tan korkması gereken Diyanet, Allah ile aldatanlardan korkarak, fetvasını, şöyle değiştirmiştir: "İçki haramdır; ama bu haramı işleyen kişi, içkinin haram olduğunu inkar etmediği sürece Müslümandır!" Madem öyle, Diyanet, şu fetvayı da vermelidir: "Zina gibi, kamu malını çalmak gibi, Allah'ın Kur'an'da yasakladığı tüm eylemleri yapan kişi, bunların haram olduğunu inkar etmediği sürece Müslümandır ve bu eylemlerini sürdürebilir!" Allah ile aldatarak her türlü alçaklığı yapanları, artık kim tutabilir?

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Sarhoş iken, ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayınız. Cünüp iken, yolcu olanlar müstesna, gusül edinceye kadar namaz kılmayınız. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız ya da biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsel ilişkide bulunup su da bulamazsanız, o zaman tertemiz toprakla teyemmüm ediniz. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürünüz. Şüphesiz ki Allah, günahları temizleyendir; çok affedicidir.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilinceye kadar, yolcu olanlar hariç cinsel ilişkiden sonra yıkanıncaya kadar salata yaklaşmayın. Hasta veya yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut kadınlarla cinsel ilişkiye girmiş olup da su bulamamışsanız, temiz ve kuru bir toprağa niyetlenip yüzlerinize ve elinize sürünüz. ALLAH Affeder, Bağışlar. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Demek ki su olsa da hastalık veya yolculuk durumunda da teyemmüm yapılmalı. Bu ayetin teyemmümle ilgili ikinci cümlesinin okuması sembolik mantıkla şöyle ifade edilir: (pVq) V [(rVs) • t ] Teyemmüm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilinceye kadar, yolcu olanlar hariç cinsel ilişkiden sonra yıkanıncaya kadar namaza durmayın. Hasta veya yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut kadınlarla cinsel ilişkiye girmiş olup da su bulamamışsanız, temiz ve kuru bir toprağa dokunup yüzünüze ve ellerinize sürerek teyemmüm edin. ALLAH Affeder, Bağışlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar; cünüp iken de -yolcu olmanız hariç- guslünüzü edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunup da su bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin; niyetle yüzünüze ve ellerinize sürün. Gerçekten Allah çok affedici ve günahları bağışlayıcıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iman edenler! Sarhoş iken namaza yaklaşmayın: Söylediğinizi bilinceye kadar, cünüb iken de -yoldan geçmeniz başka- guslünüzü edinceye kadar, ve eğer hasta olur veya seferde bulunursanız veya biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunursanız da suya güç yetiremezseniz o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin: Niyyetle yüzünüze ve ellerinize mesheyleyin, cidden Allah afvi çok bir gafur bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünupken -yolculukta olmanız hariç- yıkanıncaya kadar salata dipnot 1 yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolcuyken sizden biriniz tuvaletten geldiyse veya kadınlarınızla ilişkiye girdiyseniz; o anda su bulamadıysanız, temiz kumla teyemmüm edin; onunla ellerinizi ve yüzlerinizi mesh edin. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir ve Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namaza. "Sarhoşken namaz kılmaktan alıkonulmak," namazın nasıl bir kulluk olduğunun en önemli göstergesidir. "Ne dediğini bilinceye kadar" koşulu aynı zamanda namazın sadece şekilsel bir ritüel olmadığını ve esas önemli olan şeyin ne yaptığını bilmek, bilinçli ve samimi olmak olduğunu göstermektedir. Bundan kime ve niçin yöneldiğini bilmeden, bilincinde olmadan kılınan namazın namaz sayılamayacağı anlaşılmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüpken -yolculukta olmanız hariç- yıkanıncaya kadar salata dipnot 1 yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolcuyken sizden biriniz tuvaletten geldiyse veya kadınlarınızla ilişkiye girdiyseniz; o anda su bulamadıysanız, temiz kumla teyemmüm edin; onunla ellerinizi ve yüzlerinizi mesh edin. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir ve Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namaza. Sarhoşken namaz kılmaktan alıkonulmak, namazın nasıl bir ibadet olduğunun en önemli göstergesidir. Namaz kılarken gözetilmesi gereken en önemli şey, içtenliktir, kime ve niçin yöneldiğinin bilincinde olmaktır. İçtenlik ve bilinç yoksa namaz, namaz olmaz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüpken -yolculukta olmanız hariç- yıkanıncaya kadar salata dipnot 1 yaklaşmayın. Eğer hastaysanız veya yolcuysanız; tuvaletten gelmişseniz, kadınlarla ilişkiye girmişseniz ve su da bulamamışsanız o zaman temiz bir toprakla ellerinizi ve yüzünüzü mesh ederek teyemmüm edin. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir ve Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namaza. Sarhoşken namazdan alıkonulmak, namazın nasıl bir ibadet olduğunun en önemli göstergesidir. Namaz kılarken gözetilmesi gereken en önemli şey, içtenliktir, kime ve niçin yöneldiğinin bilincinde olmaktır. İçtenlik ve bilinç yoksa namaz, namaz değildir.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahud kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz, Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, siz, serhoşken, ne söyleyeceğinizi bitinceye ve cünüb iken de - yolcu olmanız müstesna - gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, ya bir sefer üzerinde bulunursanız, yahud sizden biriniz ayak yolundan gelirse, yahud da kadınlara dokunub da bir su bulamazsanız o vakit temiz bir toprağa teyemmüm edin; yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şübhesiz Allah çok afvedici, çok yarlığayıcıdır.

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de cünübken -yolcu olmanız müstesnagusül yapmadıkça namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz, yahut herhangi biriniz heladan gelirse veya kadınlara yaklaşıp da su bulamazsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah; Afüvv ve Gafur olandır.

    Mehmet Alagaş

    (43) Ey iman edenler, sarhoş haldeyken, ne dediğinizi bilecek vakte kadar namaza yaklaşmayın , yolcu olmanız hariç cünüp iken de gusledinceye kadar yine namaza yaklaşmayın , eğer hasta iseniz yahut yolculukta iseniz seferdeyseniz veya içinizden biri tuvalete etmişse / gayta çıkarmışsa yahut kadınla temasta bulunmuşsa ve de üstelik su bulamamışsa, temiz bir toprak parçasına yönelsin / teyemmüm etsin , yüzlerinizi ve ellerinizi sürtün / meshedin , muhakkak ki Allah affedendir, bağışlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye dek namaza yaklaşmayın. Cünüp iken de içinden geçici olmanız dışında gusledinceye kadar namaza (ve camiye) yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmişseniz yahut kadınlarınızla münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize hafifçe sürün (mesh edin). Şüphesiz Allah affeden ve bağışlayandır.

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, sarhoşken namaza yaklaşmayın ki ne dediğinizi bilesiniz. Yoldan geçici olmanız dışında, cünüp iken de yıkanıncaya kadar (namaza yaklaşmayın). Eğer hasta, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (bu durumlarda) su bulamadığınız takdirde temiz toprağa teyemmüm edin: (Toprağı) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah, çok affeden, çok bağışlayandır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar, dipnot 1 cünüpken de -yolda olmanız dipnot 2 dışında- yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın! Hasta veya yolculuk halinde olursanız ya da sizden biri abdest bozduğu yerden gelmişse yahut kadınlarınızla birleşmiş olur dipnot 3 da su kullanma imkanı bulamazsanız dipnot 4 temiz bir yüzeye dipnot 5 yönelip yüzünüzü ve ellerinizi dipnot 6 mesh edin. Allah daima affeden ve bağışlayandır. dipnot 7

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Namaz, zikir için, Kur'an'ı ve Kur'an'a uygun dua ve tesbihleri zihine yerleştirmek için kılındığından ne dediğini bilmeyen kişi bunu yapamaz (Nisa 4/103, Taha 20/14, Ankebut 29/45).
    2. metne dön, dipnot 2
      "Yolda olma" şeklinde tercüme edilen "abiri-sebil (عَابِرِي سَبِيلٍ)" şehir içindeki kısa yollar dahil her türlü yolda olma durumunu kapsar. Sonraki cümlede gelen "yolculuk halinde olma" ise seferi sayılmayı gerektiren uzun yolculuktur.
    3. metne dön, dipnot 3
      Buradaki ifade, mecazen karı-koca ilişkisi anlamındadır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Gusletmek veya abdest almak gerektiğinde su yoksa veya suyun kullanımına engel olan hastalık, yıkanmanın mümkün olmaması gibi bir durum varsa teyemmüm yapılır (Maide 5/6). Alınan teyemmüm hem gusül hem abdest sayılır.
    5. metne dön, dipnot 5
      Said (صَعٖيدً) üste çıkmış şey anlamındadır. Dünya'nın dış yüzeyine (Kehf 18/8) ve yüzeyde olan her şeye said (Kehf 18/40) denir.
    6. metne dön, dipnot 6
      Arapçada "el" anlamına gelen "yed (يد)" kelimesi, sözlüklere göre omuzdan parmak uçlarına kadar tüm kolu ifade eder. Ancak kelimenin Kur'an'daki kullanımları, bilekten parmak uçlarına kadar olan, bir şeyi tutmaya yarayan bölümü ifade etmektedir. Bu durum A'raf 7/195 ve Taha 20/22. ayetlerde görülebilir. Bu sebeple Maide Suresi 5/6. ayette abdest tarif edilirken "ellerinizi dirseklerinize kadar yıkayın" denilerek sadece ellerin yıkanıp bırakılmaması, yıkanacak bölgenin dirseklere kadar uzatılması emredilmiştir. Ayrıca Nisa 43 ve Maide 6. ayetlerde "yüzünüzü ve ellerinizi meshedin" şeklinde tarif edilen teyemmümü, "dirseklere kadar" ifadesi kullanılmadığı için Nebimiz de ellerini bileklerine kadar mesh ederek yerine getirmiş, dirseklerine kadar mesh etmemiştir (Buhari, Teyemmüm 3; Ebu Davud, Taharet 123).
    7. metne dön, dipnot 7
      Bazı kişiler zaman zaman 'gusül gereken durumlarda teyemmümün yetmeyeceği' veya 'gusül ve abdestte yıkanması gereken yerleri tam olarak yıkayamadığı' vehmine kapılabilir. Bu vehimler kişinin namaz kılmasını zorlaştıracak hatta engelleyecek hale gelebilir. Ayetteki "daima affeden ve bağışlayan (عَفُوًّا غَفُورًا)" ifadesi böyle bir vehimle karşılaşan kişinin vehimlerinden kurtulabilmesi açısından önem taşır; çünkü Allah Teala affedici (günahları yok sayan) ve bağışlayıcı olduğunu belirtmiştir. Bu affedicilik ve bağışlayıcılık, istemeden eksik yıkanan bir yer varsa onu da kapsar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler (müminler)! Sarhoşsanız, ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüpseniz yıkanıncaya kadar, namaza yaklaşmayın dipnot 1 . Seyir halinde olursanız o başka. Hasta veya yolculuk halinde[2] iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse ya da kadınlara temas etmiş olup su da bulamazsanız temiz bir toprağa dipnot 3 teyemmüm edin. Ondan yüzünüzü ve ellerinizi silin (mesh edin). Allah affeder ve bağışlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Görüldüğü gibi namaz kılmaya engel olan tek şey sarhoşluktur. Adetli kadınların namaz kılamayacağına dair söylenen sözlerin sağlam bir dayanağıo yoktur.
    2. metne dön, dipnot 3
      saiden(صَعٖيدًا): En yaygın anlamı topraktır. Ancak dış yüzey anlamına da gelir. Kur'an'da bu kelime Kehf 18/8 ayetinde Dünya'nın dış yüzeyi, yeryüzü anlamında geçmektedir.

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye dek namaza yaklaşmayın. Cünüp iken de içinden geçici olmanız dışında gusledinceye kadar namaza (ve camiye) yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmişseniz yahut kadınlarınızla münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize hafifçe sürün (mesh edin). Şüphesiz Allah affeden ve bağışlayandır.

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler, sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusledinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmişseniz yahut kadınlarınızla münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize hafifçe sürün. Şüphesiz Allah affeden ve bağışlayandır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman edenler! Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -yolculuk halinde olmanız müstesna- boy abdesti alıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hastalanırsanız yahut yolculuk halinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, bütün bu durumlarda su da bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin. Yani yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Allah Afüvv'dür, günahları affeder, Gafur'dur, hataları bağışlar.

  2. Nisâ suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 44. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يَشْتَرُونَ ٱلضَّلَٰلَةَ وَيُرِيدُونَ أَن تَضِلُّوا۟ ٱلسَّبِيلَ

    Diyanet İşleri

    Kendilerine Kitap'tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Kitaptan kendilerine bir pay verilenleri (kitap ehlini) görmedin mi? Sapkınlığı satın alıyor ve yoldan sapmanızı istiyorlar. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah kitap ehlinden olan Yahudilerin sapkınlığı satın aldıklarını ifade etmektedir. Ayette, gerçekleri bilmelerine rağmen Hz. Muhammed'in risaletini ve Kur'an'ın gerçek ilahi bir mesaj olduğunu kabul ve itiraf etmedikleri hatırlatılmaktadır. Hakikat yani Hz. Muhammed'in peygamberliği ve Kur'an'ın hak bir bilgi olduğu onlar için apaçık bir şekilde ortaya çıkmasına rağmen, müminlerin yeniden eski hallerine yani küfre dönmelerini istedikleri görülmektedir. Onların bu isteklerindeki asıl etken ise dindarlıkları veya kendi dinlerini çok sevip onu sahiplenmeleri değil peygamberin kendi içlerinden çıkmaması sebebiyle duydukları hasettir.

    Mustafa İslamoğlu

    Kendilerine vahiyden bir pay verilmiş olanların onu sapıklıkla değiştirdiklerini ve sizin de yoldan çıkmanızı istediklerini görmüyor musun?

    Muhammed Esed

    Kendilerine ilahi kelamdan bir pay verilmiş olanların şimdi onu sapıklık ile değiştirdiklerini ve sizin (de) yoldan çıkmanızı istediklerini görmüyor musunuz?

    Ahmed Hulusi

    Kendilerine hakikat ilminden bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun, sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan (inancınızdan) sapmanızı arzuluyorlar.

    Ali Bulaç

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenlerin sapıklığı satın aldıklarını ve sizin de yolu sapıtmanızı istediklerini görmedin mi?

    Ali Özek ve heyeti

    Kendilerine Kitap'tan nasip verilenlere baksana! Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar!

    Ali Rıza Safa

    Kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Sapkınlığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan çıkmanızı istiyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Kendilerine kitabın/Tevrat'ın bilgisi verilenlere baksana! Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan çıkmanızı istiyorlar.

    Edip Yüksel

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenlerin, sapıklığı satın aldıklarını ve sizin de yolu sapıtmanızı istediklerini görmüyor musun?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenlerin, sapıklığı satın aldıklarını ve sizin de yolu sapıtmanızı istediklerini görmüyor musun?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şu kendilerine Kitap'tan pay verilmiş olanları görmüyor musun? Kendileri sapıklığı satın alıyorlar ve istiyorlar ki siz de yolu sapıtasınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bakmazmısın şu kendilerine kitabdan bir nasib verilmiş olanlara? Kendileri sapgınlığı satın alıyorlar da istiyorlar ki siz de yolu sapıtasınız

    Erhan Aktaş

    Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmüyor musun? Sapkınlığı satın alıyorlar. Sizi de saptırmak istiyorlar!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmüyor musun? Sapkınlığı satın alıyorlar. Sizi de saptırmak istiyorlar!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmüyor musun? Kendileri saptıkları gibi sizi de saptırmak istiyorlar!

    Gültekin Onan

    Kendilerine kitaptan bir pay verilenlerin sapıklığı satın aldıklarını ve sizin de yolu sapıtmanızı istediklerini görmedin mi?

    Hasan Basri Çantay

    Kendilerine kitabdan (okuyup yazmakdan) bir nasıyb verilmiş olanlara bakmadın mı? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.

    İbni Kesir

    Bakmazmısın şu kendilerine kitabdan bir pay verilmiş olanlara? Kendileri sapıklığı satın aldıkları gibi sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.

    Mehmet Alagaş

    (44-46) Kendilerine kitaptan nasip verilenleri görmedin mi? Sapıklığın müşterisi oluyorlar ve yoldan sapmayı istiyorlar. Allah sizin düşmanlarınızı en iyi bilendir , dost olarak Allah yeterlidir , yardım eden olarak ta Allah yeterlidir. Yahudilerden birileri kelimelerin konu ldukları yerleri / mevzularını harf değiştirerek bozuyorlar , dillerini eğip bükerek ve dinde saldırganlaşarak diyorlar ki, “işittik ve isyan ettik, işit ey işitilemeyen, biz gözet” diyorlar. (Biz seni işitmesek te daha sesini bile işitmemiş olsak ta sen bizi işit ve bizi gözet rae / görmek kelimesinde tahrifat yapıyorlar, hıtta kelimesinde de yapmışlardı) Keşke “işittik ve itaat ettik işit ve bize bak / bizi gör” deselerdi elbette onlar için daha iyi olurdu, lakin Allah onları, küfürleri nedeniyle lanetlemiştir, Azı hariç iman etmezler. 47,48,49,50,51,52, EY KİTAP EHLİ ELİNİZDEKİNİ DOĞRULAYAN BU İNDİRİLENE İMAN EDİN) Ey Kendilerine kitap verilenler, yüzleriniz silinmeden, arkalarınız üzere çevrilmeden durgunluk günü / cumartesi günü halkını lanetlediğimiz gibi sizi de lanetlemeden önce, yanınızdakini de doğrulayıcı / tastik edici bizden indirilene iman ediniz, Allah’ın emri yapılır. Muhakkak ki Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bunun dışındaki dilediği kişileri bağışlar, her kim Allah’a ortak koşarsa kesinlikle büyük bir suç iftirasında bulunmuştur. Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? (Kendilerini Allah’ın gözdeleri ilan eden İsrail oğulları) Oysaki Allah istediğini temize çıkarır, kıl kadar da zulmedilmezler. Bak! yalanı nasıl da Allah’a iftira ediyorlar, bu, O’na karşı apaçık bir suç olarak yeterlidir. Kitaptan nasibi olanları görmedin mi? Cibt ilmine /büyü ve fal ilmine ve bu ilmi kullanan Tağuta iman ediyorlar ve de kafirler için, işte bunlar yol olarak iman edenlerden daha hidayette olanlardır diyorlar, işte bunlara Allah lanet etmiştir, Allah kime lanet etmişse artık onun için yardım bulamazsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kitaptan kendilerine belli bir pay verilen kimseleri görmüyor musun? Sapıklığı satın alıyor ve sizin de doğru yoldan sapmanızı arzu ediyorlar.

    Süleyman Ateş

    Şu kendilerine Kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? (Baksana onlar,) sapıklığı satın alıyorlar, istiyorlar ki, siz de yolu sapıtasınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın Kitabı'ndan bilgi sahibi olanları görmedin mi? Sapıklığı satın alıyor, sizin de yoldan çıkmanızı istiyorlar.

    Şaban Britch

    Kitaptan bir nasip verilen kimseleri görmüyor musun? Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin yoldan sapmanızı arzu ediyorlar.

    Şaban Piriş

    Kitaptan bir nasip verilen kimseleri görmüyor musun? Sapıklığı satın alıyorlar. Ve sizin yoldan sapmanızı arzu ediyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendilerine Kitap'tan bir nasip verilenlere baksana! Sapıklığı satın alıyorlar da istiyorlar ki, siz de yolu şaşırasınız.

  3. Nisâ suresi, 45. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 45. ayet. وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِأَعْدَآئِكُمْ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَلِيًّا وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ نَصِيرًا

    Diyanet İşleri

    Allah, sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Allah, dost olarak yeter. Allah, yardımcı olarak da yeter.

    Mehmet Okuyan

    Allah düşmanlarınızı çok iyi bilendir. Dost olarak Allah yeter; yardımcı olarak da Allah yeter.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat Allah düşmanlarınızı daha iyi bilir. Ama (eğer size dost lazımsa) dost olarak Allah yeter; (yardım lazımsa) yardımcı olarak da Allah yeter.

    Muhammed Esed

    Fakat Allah, düşmanlarınızın kimler olduğunu çok iyi bilir. Hiç kimse Allah gibi dost olamaz ve hiç kimse Allahın yardım ettiği gibi yardım edemez.

    Ahmed Hulusi

    Size düşmanlık edenleri yaratmış olan Allah, elbette onları bilir. Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah, Veliyy isminin özelliğiyle size yeter ve size hakikatinizden yardım eder!

    Ali Bulaç

    Allah, sizin düşmanlarınızı daha iyi bilendir; bir veli (en güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah yeter.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah kâfidir.

    Ali Rıza Safa

    Allah, düşmanlarınızı bilir. Dost olarak, Allah yeterlidir. Yardımcı olarak da Allah yeterlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, düşmanlarınızı en iyi bilendir. Dost olarak Allah yeter; yardımcı olarak da Allah yeter.

    Edip Yüksel

    ALLAH düşmanlarınızı daha iyi bilir. Dost ve sahip olarak ALLAH yeter, yardımcı olarak ALLAH yeter.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH düşmanlarınızı daha iyi bilir. Dost ve sahip olarak ALLAH yeter, yardımcı olarak ALLAH yeter

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Düşmanlarınızı Allah çok iyi biliyor. Dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Düşmanlarınızı Allah daha çok biliyor, veliy de Allah yeter, nasir de Allah yeter

    Erhan Aktaş

    Allah, düşmanlarınızı daha iyi bilendir. Veli dipnot 1 olarak Allah yeter ve yardımcı olarak Allah yeter.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, yönlendirici, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" kelimelerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu kelimeler, ahlaki anlamdaki dostluğu değil; siyasi anlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" kelimesini kullanmaktadır (Bkz. 2:254; 4:125; 17:73; 25:28). Allah'ın isimlerinden olan "El-Veli; Sahip Çıkan, Koruyan, Gözeten, Destek Olan." demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, düşmanlarınızı daha iyi bilendir. Veli dipnot 1 olarak Allah yeter ve yardımcı olarak Allah yeter.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "Veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüklerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin: 2:254; 4:125; 17:73; 25:28.)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, düşmanlarınızı daha iyi bilendir. Veli dipnot 1 ve yardımcı olarak size Allah yeter.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan, "veli" sözcüğü; "dost", olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.

    Gültekin Onan

    Tanrı, sizin düşmanlarınızı daha iyi bilendir; bir veli (en güvenilir bir dost) olarak Tanrı yeter, bir yardımcı olarak da Tanrı yeter.

    Hasan Basri Çantay

    Allah, sizin düşmanlarınızı çok iyi bilendir. Gerçek bir dost olarak Allah elverir, hakıyki yardımcı olarak da Allah yeter.

    İbni Kesir

    Allah, düşmanlarınızı daha iyi bilir. Allah, size dost olarak da yeter, yardımcı olarak da yeter.

    Mehmet Alagaş

    (44-46) Kendilerine kitaptan nasip verilenleri görmedin mi? Sapıklığın müşterisi oluyorlar ve yoldan sapmayı istiyorlar. Allah sizin düşmanlarınızı en iyi bilendir , dost olarak Allah yeterlidir , yardım eden olarak ta Allah yeterlidir. Yahudilerden birileri kelimelerin konu ldukları yerleri / mevzularını harf değiştirerek bozuyorlar , dillerini eğip bükerek ve dinde saldırganlaşarak diyorlar ki, “işittik ve isyan ettik, işit ey işitilemeyen, biz gözet” diyorlar. (Biz seni işitmesek te daha sesini bile işitmemiş olsak ta sen bizi işit ve bizi gözet rae / görmek kelimesinde tahrifat yapıyorlar, hıtta kelimesinde de yapmışlardı) Keşke “işittik ve itaat ettik işit ve bize bak / bizi gör” deselerdi elbette onlar için daha iyi olurdu, lakin Allah onları, küfürleri nedeniyle lanetlemiştir, Azı hariç iman etmezler. 47,48,49,50,51,52, EY KİTAP EHLİ ELİNİZDEKİNİ DOĞRULAYAN BU İNDİRİLENE İMAN EDİN) Ey Kendilerine kitap verilenler, yüzleriniz silinmeden, arkalarınız üzere çevrilmeden durgunluk günü / cumartesi günü halkını lanetlediğimiz gibi sizi de lanetlemeden önce, yanınızdakini de doğrulayıcı / tastik edici bizden indirilene iman ediniz, Allah’ın emri yapılır. Muhakkak ki Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bunun dışındaki dilediği kişileri bağışlar, her kim Allah’a ortak koşarsa kesinlikle büyük bir suç iftirasında bulunmuştur. Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? (Kendilerini Allah’ın gözdeleri ilan eden İsrail oğulları) Oysaki Allah istediğini temize çıkarır, kıl kadar da zulmedilmezler. Bak! yalanı nasıl da Allah’a iftira ediyorlar, bu, O’na karşı apaçık bir suç olarak yeterlidir. Kitaptan nasibi olanları görmedin mi? Cibt ilmine /büyü ve fal ilmine ve bu ilmi kullanan Tağuta iman ediyorlar ve de kafirler için, işte bunlar yol olarak iman edenlerden daha hidayette olanlardır diyorlar, işte bunlara Allah lanet etmiştir, Allah kime lanet etmişse artık onun için yardım bulamazsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Allah, dost olarak yeter. Allah, yardımcı olarak da yeter.

    Süleyman Ateş

    Allah sizin düşmanlarınızı daha iyi bilir. Dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Düşmanlarınızı en iyi Allah bilir. Veli olarak Allah size yeter; yardımcı olarak da Allah yeter.

    Şaban Britch

    Allah, sizin düşmanlarınızı iyi bilir ve Allah, veli olarak yeter. Allah yardımcı olarak yeter.

    Şaban Piriş

    Allah, sizin düşmanlarınızı iyi bilir. Ve Allah, veli olarak yeter, Allah yardımcı olarak yeter.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah sizin düşmanlarınızı daha iyi bilir. Dost olarak, Allah yeter. Yardımcı olarak da Allah yeter.

  4. Nisâ suresi, 46. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 46. ayet. مِّنَ ٱلَّذِينَ هَادُوا۟ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَٱسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَٰعِنَا لَيًّۢا بِأَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِى ٱلدِّينِ وَلَوْ أَنَّهُمْ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَٱسْمَعْ وَٱنظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَقْوَمَ وَلَٰكِن لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلًا

    Diyanet İşleri

    Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak "İşittik, karşı geldik", "İşit, işitmez olası!" "Ra'ina" derler. Halbuki onlar, "İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak" deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.

    Mehmet Okuyan

    Yahudilerden bir kısmı dipnot 1 kelimelerin yerlerini değiştirir; dipnot 2 (Peygambere karşı) dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak "İşittik ve karşı geldik", "Dinle, dinlemez olası!" ve (bir de) ‘Râ‘ınâ' dipnot 3 (bize çobanlık et) derler. Onlar "İşittik, itaat ettik", "(Bizi) dinle." ve "Bizi gözet." deselerdi, (bu ifadeler) kendileri için hayırlı ve çok doğru olurdu. Fakat inkârları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir; dipnot 4 artık azı inanır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir toplulukla ilgili bütüncül bir değerlendirme yapmamak gerektiği, kötüleri olduğu gibi iyilerinin de bulunabileceği bilinmelidir. Al-i İmrân 3:69, 72, 75, 78, 113; Mâide 5:66; A‘râf 7:168.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:75; Mâide 5:13, 41.
    3. metne dön, dipnot 3
      Burada geçen [râ‘ınâ] kelimesi, "bizim çobanımız" gibi olumsuz anlamdaki bir kullanımdır ve bazı yahudilerin müslümanlara yönelik olumsuz ve hakaret içerikli ifadelerini içermektedir. Bu yüzden Yüce Allah bunu söylemeyi yasaklamaktadır. Bu mesaj, Bakara 2:104. ayetle birlikte okunmalıdır.
    4. metne dön, dipnot 4
      Lanet "sonuç"; inkâr ise "sebep"tir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yahudileşenlerden kimileri sözleri bağlamlarından kopararak çırpıtırlar; "İşittik ve sarıldık/reddettik", "dinle dinlenilmeyesi" ve "ra'ina" derler, dillerini eğip bükerek ve dine hakaret kastıyla. Eğer onlar "işittik ve itaat ettik", "dinle" ve "unzurna" deselerdi, bu kendileri için daha yararlı ve daha dürüstçe bir davranış olurdu. Ne ki, hakikati inkar ettikleri için Allah onları rahmetinden dışladı; gerçekten de onlar, çok azı müstesna, inanmıyorlar.

    Muhammed Esed

    Yahudi itikadına mensup olanların bir kısmı, (vahyedilmiş) sözlerin anlamını çarpıtırlar; sözleri asıl bağlamından kopararak, (şimdi yaptıkları gibi) "İşittik ama karşı çıkıyoruz!" ve "Dinleyin ama kulak asmayın!" ve "Asıl sen biz(im sözümüz)e kulak ver (ey Muhammed)!" derler; böylece dilleriyle oyun oynarlar ve (sahih) itikadın yanlış olduğunu ima etmeye çalışırlar. (Halbuki) onlar, sadece "İşittik ve itaat ediyoruz!" ve "(Bizi) dinle, bize katlan!" deselerdi, bu onların gerçekten yararına ve daha dürüstçe bir davranış olurdu: ama hakikati reddettikleri için Allah onları lanetledi; zira onların inandıkları, basit birkaç şeyden ibarettir.

    Ahmed Hulusi

    Yahudi olanlardan öyleleri vardır ki, KELİMELERİ esas anlamlarından kaydırırlar (vahyin orijinalliğini korumazlar). . . Telaffuzlarını eğip bükerler ve Din'de kötü kavramlar oluştururlar: "İşittik ve isyan ettik", "Dinle, dinlemez olası" ve "Raina - anlayışı sınırlı" manasına gelecek şekilde vurgulama yaparlar. Eğer onlar, "İşittik ve itaat ettik", "Dinle" ve "Unzurna - gözet bizi" deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. . . Fakat Allah, içlerindeki hakikati inkar yüzünden onları lanetlemiştir. . . Pek azı müstesna, iman etmezler.

    Ali Bulaç

    Kimi yahudiler, kelimeleri 'konuldukları yerlerden' saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: "Dinledik ve karşı geldik. İşit, -işitmez olası- ve 'Raina' bizi güt, bize bak" derler. Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve 'bizi gözet' deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında, inanmazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak (Peygambere karşı) «İşittik ve karşı geldik», «dinle, dinlemez olası», «râinâ» derler. Eğer onlar «İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet» deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat küfürleri (gerçeği kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar (fayda verecek bir imanla iman etmezler).

    Ali Rıza Safa

    Yahudilerden öyleleri vardır ki, sözlerin anlamlarını saptırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak, "Duyduk ve karşı çıktık!" ve "Dinleyin, ama kulak asmayın!" ve "Bizi davar gibi güt!" derler. Onlar, "Duyduk ve boyun eğdik!" ve "Bizimle ilgilen!" deselerdi, kendileri için kesinlikle daha iyi ve doğru olurdu. Fakat Allah, nankörlük ettikleri için onları lanetlemiştir. Artık, çok azı dışında inanmazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Yahudi itikadına mensup olanların bir kısmı, bazı kelimelerin yerlerini değiştirirler; dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak peygambere karşı "işittik ve karşı geldik, dinle, dinlemez olası, bizi güt" derler. Eğer onlar "işittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet" deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat inkarları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir. Artık pek azı inanır.

    Edip Yüksel

    Yahudilerin bir kısmı kelimeleri bağlamından kaydırırlar ve "İşittik ancak kabul etmiyoruz" veya "Sözünüz sağır kulağa giriyor" veya din ile alay etmek için dillerini eğip bükerek, "Çobanımız ol (raina)" derler. Onlar, "İşittik ve itaat ettik" "Dinliyoruz" ve "Bizi gözet" deselerdi kendileri için daha iyi ve daha doğru olurdu. Ne var ki ALLAH inkarlarından ötürü onları lanetlemiştir. Çokları onaylamaz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bak 2:104.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yahudilerin bir kısmı kelimelerin anlamını değiştirir ve 'İşittik ancak kabul etmiyoruz,' veya 'Sözünüz sağır kulağa giriyor' veya dinle alay etmek için dillerini eğip bükerek, 'Raina (çobanımız ol),' derler. Onlar, 'İşittik ve itaat ettik,' 'Dinliyoruz' ve 'Bizi gözet,' deselerdi kendileri için daha iyi ve daha doğru olurdu. Ne var ki ALLAH inkarlarından ötürü onları lanetlemiştir. Çokları inanmaz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O yahudi olanlardan kimileri kelimelerin yerlerini değiştirip, dillerini eğip bükerek, dine dokunarak "Dinledik, isyan ettik.", "Dinle dinlenilmez olsaydın." ve "Bizi güt." diyorlar. Böyle diyeceklerine "Dinledik, itaat ettik.", "Dinle ve bizi gözet." deselerdi elbette haklarında daha hayırlı ve daha dürüst olurdu. Fakat inkarları yüzünden Allah kendilerini lanetlemiştir. Onun için pek azı dışında imana gelmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O Yehudi olanlardan ki kelimeleri mevzı'larından tahrif ediyorlar, ve dillerini eğerek, dine dokunarak "dinledik ısyan ettik", "dinle dinlenilmeyesi", "raina" diyorlar; böyle diyeceklerine "işittik itaat ettik" "dinle ve bizi gözet" deselerdi elbette haklarında daha hayırlı ve daha dürüst olurdu. Ve lakin küfürleri yüzünden Allah kendilerini la'netlemiştir. Onun için iymana gelmezler meğer ki pek az.

    Erhan Aktaş

    Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin aslını değiştirerek: "İşittik ve reddettik.", "Kulak vermeden dinleyin.", "Bizi güt." derler; dillerini eğip bükerek dinle alay ederler. Eğer onlar: "İşittik, itaat ettik.", "Bizi gözet." deselerdi bu onlar için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak Allah, Kafir oldukları için onları lanetlemiştir. Artık pek azı hariç iman etmezler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin aslını değiştirerek: "İşittik ve reddettik.", "Kulak vermeden dinleyin.", "Bizi güt." derler; dillerini eğip bükerek dinle alay ederler. Eğer onlar: "İşittik, itaat ettik.", "Bizi gözet." deselerdi bu onlar için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak Allah, Kafir oldukları için onları lanetlemiştir. Artık pek azı hariç iman etmezler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin aslını değiştirerek: "İşittik ve reddettik.", "Kulak vermeden dinleyin.", "Bizi güt." dipnot 1 derler; dillerini eğip bükerek dinle alay ederler. Eğer onlar: "İşittik, itaat ettik.", "Bizi gözet." dipnot 2 deselerdi bu onlar için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak Allah, gerçeği yalanlayan nankörler olmaları yüzünden onları lanetlemiştir. Artık pek azı hariç iman etmezler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Raina.
    2. metne dön, dipnot 2
      Unzurna.

    Gültekin Onan

    Kimi yahudiler kelimeleri 'konuldukları yerlerden' saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: "Dinledik ve karşı geldik. İşit, -işitmez olası- ve 'Raina' (bizi güt, bize bak) derler. Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve bizi gözet" deselerdi elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Tanrı onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında inanmazlar.

    Hasan Basri Çantay

    Yahudi olanlardan kimi kelimeleri (Allah tarafından) konuldukları yerlerinden (kaldırıb) değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek, dine de saldırarak (sana) derler ki: "(Sözünü zaahiren) dinledik, (fakat kalbimizle) isyan etdik. İşit, işitmez olası. Raina". Eğer onlar: "Dinledik, itaat etdik. İşit, bize bak" deselerdi kendileri için elbet daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, kendi küfürleri yüzünden onları rahmetinden koğmuşdur. Artık onlar, birazı müstesna olmak üzere, iman etmezler.

    İbni Kesir

    Yahudilerden öyleleri var ki; kelimeleri yerlerinden değiştirir ve dillerini eğip bükerek ve dine tan ederek; işittik ve karşı geldik, duy, duymaz olası ve bizi güt (raina) derler. Eğer işittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet demiş olsalardı, onlar için daha iyi olurdu. İşte Allah, inkarları yüzünden onlara la'net etmiştir. Onların ancak pek azı iman eder.

    Mehmet Alagaş

    (44-46) Kendilerine kitaptan nasip verilenleri görmedin mi? Sapıklığın müşterisi oluyorlar ve yoldan sapmayı istiyorlar. Allah sizin düşmanlarınızı en iyi bilendir , dost olarak Allah yeterlidir , yardım eden olarak ta Allah yeterlidir. Yahudilerden birileri kelimelerin konu ldukları yerleri / mevzularını harf değiştirerek bozuyorlar , dillerini eğip bükerek ve dinde saldırganlaşarak diyorlar ki, “işittik ve isyan ettik, işit ey işitilemeyen, biz gözet” diyorlar. (Biz seni işitmesek te daha sesini bile işitmemiş olsak ta sen bizi işit ve bizi gözet rae / görmek kelimesinde tahrifat yapıyorlar, hıtta kelimesinde de yapmışlardı) Keşke “işittik ve itaat ettik işit ve bize bak / bizi gör” deselerdi elbette onlar için daha iyi olurdu, lakin Allah onları, küfürleri nedeniyle lanetlemiştir, Azı hariç iman etmezler. 47,48,49,50,51,52, EY KİTAP EHLİ ELİNİZDEKİNİ DOĞRULAYAN BU İNDİRİLENE İMAN EDİN) Ey Kendilerine kitap verilenler, yüzleriniz silinmeden, arkalarınız üzere çevrilmeden durgunluk günü / cumartesi günü halkını lanetlediğimiz gibi sizi de lanetlemeden önce, yanınızdakini de doğrulayıcı / tastik edici bizden indirilene iman ediniz, Allah’ın emri yapılır. Muhakkak ki Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bunun dışındaki dilediği kişileri bağışlar, her kim Allah’a ortak koşarsa kesinlikle büyük bir suç iftirasında bulunmuştur. Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? (Kendilerini Allah’ın gözdeleri ilan eden İsrail oğulları) Oysaki Allah istediğini temize çıkarır, kıl kadar da zulmedilmezler. Bak! yalanı nasıl da Allah’a iftira ediyorlar, bu, O’na karşı apaçık bir suç olarak yeterlidir. Kitaptan nasibi olanları görmedin mi? Cibt ilmine /büyü ve fal ilmine ve bu ilmi kullanan Tağuta iman ediyorlar ve de kafirler için, işte bunlar yol olarak iman edenlerden daha hidayette olanlardır diyorlar, işte bunlara Allah lanet etmiştir, Allah kime lanet etmişse artık onun için yardım bulamazsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin oldukları anlamlarını tahrif ederek; dillerini eğip büker, "İşittik, (emirlerine) isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet diyerek kendi dilleriyle söverler)" ve dine dil uzatırlar. Eğer, “İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve (râinâ yerine) bize de bak!” deselerdi elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat, Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Onların çok azından başkası iman etmez.

    Süleyman Ateş

    Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Dillerini eğip bükerek ve dini taşlayarak: "İşittik ve isyan ettik", "dinle, dinlemez olası" ve: "ra'ina" diyorlar. Eğer onlar: "İşittik ve ita'at ettik", "Dinle ve bize bak!" deselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Fakat Allah, inkarlarından dolayı onları la'netlemiştir, pek az inanırlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Kimi Yahudiler kelimelerin anlamlarını yerlerinden kaydırır ve (sana) şöyle derler: "Dinledik ve sıkı sarıldık", "Dinle, dinletilmeyen" ve "Bizi kolla". dipnot 1 Bunu, kelime oyunlarıyla ve bu dine saldırarak yaparlar. Eğer bunların yerine "Dinledik ve içten boyun eğdik", "Dinle!" ve "Bizi gözet!" deselerdi elbette daha iyi ve daha doğru olurdu. dipnot 2 Ama kafirlikleri sebebiyle Allah onları lanetledi /dışladı. Artık onların pek azı inanıp güvenir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bunlar, kelime oyunlarıyla Muhammed aleyhisselamı övüyormuş gibi görünerek onu küçük düşürmeye çalışıyorlardı. Ayetteki ilk cümle: "semi'na ve asayna (سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا)"dır. Bunun bir anlamı "dinledik ve sıkı sarıldık" diğeri ise "dinledik ve isyan ettik" şeklindedir. Çünkü asa (عصى) fiilinin birbirine zıt iki anlamı vardır (Mekayis'ul-luğa). Bunun yerine "semi'na ve ata'na (سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا)" deselerdi "dinledik ve içten boyun eğdik" dışında bir anlama çekilemezdi. İkincisi, "isma' gayre musmain (وَاسْمَعْ غـَيْرَ مُسْمَعٍ) = dinle, dinletilmeyen" cümlesidir. Bu sözün bir anlamı "Dinle! Seni kimse dinlemiyor" diğeri ise "dinle, dinlemez adam!" şeklindedir (Neml 27/80, Fatır 35/22). Eğer sadece "dinle!" deselerdi başka anlama çekilemezdi. Ayetteki üçüncü cümle olan raina (رَاعـِنَا)'ya "Bizi kolla!" anlamı verilebilir. Ama kelime, bir işin birden çok özne tarafından yapıldığını gösteren mufaale kalıbında olduğu için ona "birbirimizi kollayalım" anlamı da verilebilir. Allah'ın dininde, herhangi bir taviz söz konusu olamayacağından din ile ilgili bir konuda "birbirimizi kollayalım" diyenler, doğru yoldan çıkmış olurlar (Bakara 2/104, İsra 17/73-75, Kalem 68/9).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kimi Yahudiler kelimeleri başka anlamlara çekerek: "سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا/semi'na ve asayna" = dinledik sana sarıldık/dinledik yakana sarıldık, وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ" isma' ğayre musmain" = Sana "dinle!" demek haddimize değil ama dinle!/Dinlemezsin ya, dinle! bir de "رَاعـِنَا/raina" = bize çoban ol!" derler. Bunu dillerini sivriltip dine saldırma maksadıyla yaparlar. Eğer bunların yerine "اسْمَعْ/isma= bizi dinle!", "سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا/semi'na ve ata'na = Dinledik ve içten boyun eğdik", bir de "انظُرْنَا/unzurna = bizi gözet" deselerdi elbette daha iyi ve daha doğru olurdu. Ama (ayetleri) görmezlikte direnmeleri sebebiyle Allah onları dışladı (lanetledi). Artık onların pek azı inanıp güvenir. dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen üç cümleden her birinin iki anlamı vardır. Bunlar birbirine zıttır. 1-      "سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا" cümlesinin bir anlamı "dinledik ve sıkı tuttuk" diğeri ise "dinledik ve isyan ettik" şeklindedir. Çünkü (asa = عصى); hem isyan, hem de değneği tutar gibi tutma anlamına gelir. Ulaşabildiğimiz tefsir ve meallerde bu inceliğin tespit edilemediği görülmektedir. Eğer "سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا" "Dinledik ve boyun eğdik" deselerdi onu tahrif, yani başka anlama çekme imkanı olmayacağından daha iyi ve daha doğru olurdu. 2- "وَاسْمَعْ غـَيْرَ مُسْمَعٍ" cümlesinin bir anlamı, "lütfen dinle, sana söz söylemek haddimize değil ama.." diğeri ise "dinle, söz dinlemez adam" şeklindedir. Eğer sadece "dinle" anlamına gelen, ""اسْمَعْ ifadesi kullanılsaydı başka anlama çekilemezdi. 3- "رَاعـِنَا" cümlesinin anlamlarından biri "bizi güt" diğeri "bizi gözet" şeklindedir. "Bizi güt" sözünde bir iğneleme vardır. Yani "Sen bizi hayvan güder gibi gütmek istiyorsun, öyleyse güt." demiş olurlar. Dillerini biraz eğer, ayn harfini uzatarak raina derlerse "bizim çoban" demiş olurlar. Eğer "انظُرْنَا" deselerdi "bizi gözet" dışında başka anlama çekilemezdi. Tahrifin başka şekilde olması Kur'an, Tevrat ve İncil nüshaları  için mümkün değildir. Çünkü bu kitaplar milyonlarca insanın hafızasındadır ve sayısız baskısı bulunmaktadır. Ayette yer alan,"... Bunu dillerini sivrilterek ve dine saldırarak yaparlar." cümlesi tahrif için kötü niyeti şart koşmaktadır. Yoksa birden faza anlam içeren bir sözle ilgili yanlış bir tercih veya dili dönmeyen yahut unutan kişinin ayeti yanlış okuması, tahrif kapsamına girmez.

    Şaban Britch

    Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin oldukları anlamlarını tahrif ederek; dillerini eğip, büker, "İşittik, (emirlerine) isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet diyerek kendi dilleriyle söverler)" ve dine dil uzatırlar. Eğer, “işittik ve itaat ettik, sen de işit ve (râinâ yerine) bize de bak” deselerdi elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat, Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Onların çok azından başkası iman etmezler.

    Şaban Piriş

    Yahudilerden, kelimelerin anlamlarını saptıranlar ve dillerini eğip bükerek ve dine de bir nefret duyarak: "işittik isyan ettik.", "İşit duymaz olası" ve "bizi güt" diyenler eğer, "işittik ve itaat ettik, sen de işit ve bize de bak" deselerdi elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat, Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Onların çok azından başkası iman etmezler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırırlar; din içinde sövgüler üreterek, dillerini eğip bükerek: "Dinledik, isyan ettik; dinle, dinlenmez olası, davar güder gibi güt bizi" derler. Eğer onlar, "Dinledik, boyun eğdik, dinle, bak bize!" demiş olsalardı, kendileri için daha hayırlı ve daha yerinde olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden onlara lanet etmiştir. Çok az bir kısmı hariç, iman etmezler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.