Nisâ suresi

Nisâ suresi, 72. ayet

Nisâ suresi, 72. ayet. وَإِنَّ مِنكُمْ لَمَن لَّيُبَطِّئَنَّ فَإِنْ أَصَٰبَتْكُم مُّصِيبَةٌ قَالَ قَدْ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَىَّ إِذْ لَمْ أَكُن مَّعَهُمْ شَهِيدًا

veinne minküm lemel leyübeṭṭienn. fein eṣâbetküm müṣîbetün ḳâle ḳad en`ame-llâhü `aleyye iẕ lem eküm me`ahüm şehîdâ.

Diyanet İşleri

Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, "Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım" der.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 69–75 · surenin 72. ayeti / 176

Konu Savaş, münafıkların tutumu; iyilik ve kötülük Nisâ 71–84 3

  1. Nisâ 69

    Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddiklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.

  2. Nisâ 70

    Bu lütuf Allah'tandır. Hakkıyla bilen olarak Allah yeter.

  3. Nisâ 71

    Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gidin.

  4. 72

    Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, "Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım" der.

  5. Nisâ 73

    Eğer Allah'tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık yokmuş gibi şöyle der: "Keşke ben de onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarıya (ganimete) ulaşsaydım."

  6. Nisâ 74

    O halde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir mükafat vereceğiz.

  7. Nisâ 75

    Size ne oluyor da, Allah yolunda ve "Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver" diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

72. “Şüphe yok ki içinizden” ey mü’minler, Allah yolunda cihad hususunda zayıflık, gevşeklik ve korkaklık göstererek “pek ağır davranacak olanlar vardır.” Doğru açıklama şekli budur. Burada geçen “ağır davranacaklar” ile ilgili açıklamalardan birisi de şöyledir: Aralarından başkalarının ağır davranmasına sebep olacaklar vardır; yani başkalarının cihad arzusunu kıracak kimseler vardır ki bunlar da münafık kimselerdir.

Ancak birinci görüş, iki sebep dolayısı ile daha uygundur: Birincisi “içinizden” buyruğudur ki burada hitap mü’minleredir. İkincisi ise diğer âyetteki: “Kendisi ile aranızda hiçbir dostluk yokmuş gibi” ifadesidir. Zira Allah, müşriklerden ve münafıklardan oluşan kâfirlerle mü’minler arasındaki sevgi ve dostluk bağını koparmıştır. Ayrıca vakıa da budur. Şöyle ki mü’minler iki kısımdır: Kimileri imanlarında gerçekten sadık ve samimidirler. Bu, onların kemal derecesinde tasdikte bulunmalarını ve cihada katılmalarını sağlar. Kimileri de iman bakımından zayıftırlar, İslâm’a girmiş olmakla birlikte kendilerini cihada sevkedecek kadar kuvvetli olmayan, aksine zayıf bir imana sahiptirler. Yüce Allah’ın: “Bedevi araplar: İman ettik, dediler. De ki: Siz iman etmediniz, fakat İslam/teslim olduk, deyin...” (el-Hucurat, 49/14) buyruğunda ve devamında dile getirildiği gibi.

Daha sonra Allah, ağır davranan bu kimselerin amaçlarını ve nihai maksatlarından söz etmiştir ki onların amaçlarının büyük bir kısmı, dünya ve dünyanın geçici menfaatlerine yöneliktir. O bakımdan Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Şâyet size bir musibet gelip çatarsa” yenilgiye uğrarsanız, içinizden öldürülenler olursa ve bazı hallerde -Yüce Allah’ın hikmetleri dolayısı ile- düşmanlar size karşı galip olursa işte o geri kalan kimseler: “Onlarla beraber olmadığım için Allah bana lütufta bulundu, der.” Aklının kıtlığı ve imanının zayıflığı dolayısı ile söz konusu musibetin gerçekleştiği o cihada katılmamayı nimet kabul eder. Gerçek nimetin ise imanı pekiştiren ve böylelikle kulun ceza ve hüsrandan uzak kalmasını sağlayan, pek büyük ecir ve mükâfat kazanmasına, bağışı bol ve cömert yüce Rabbinin rızasını elde etmesine sebep teşkil eden bu büyük itaati yerine getirme muvaffakiyeti olduğunun idrakinde değildir. Cihaddan geri kalıp oturmak ise -az bir süre kişiyi dinlendirse bile- arkasından uzun bir yorgunluk ve büyük acılar gelir. Mücahidlerin elde ettiklerini de elde edemez. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Müslümanlar! Elbette aranızdaki bazı topluluklar korkaklıklarından ötürü düşmanlarınızla savaşmak için yola çıkmada geri kalmaktadır. Ayrıca başkalarını da geride bırakırlar. Onlar münafıklar ve zayıf imanlı kimselerdir. Şayet size bir ölüm veya hezimet gelip çatsa, onlardan biri kendisinin selamette olmasına sevinerek şöyle der: "Allah bana lütfetti de savaşta onlarla beraber bulunmadım ve onların başına gelen musibet benim başıma gelmedi."

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِنَّ ve inne ve şüphesiz
  2. مِنكُمْ minkum içinizden
  3. لَمَن lemen bir kısmı var ki
  4. لَّيُبَطِّئَنَّ leyubettienne pek ağır davranır kök: بطا
  5. فَإِنْ fein eğer
  6. أَصَـٰبَتْكُم esabetkum size erişirse kök: صوب
  7. مُّصِيبَةٌۭ musibetun bir felaket kök: صوب
  8. قَالَ kale der ki kök: قول
  9. قَدْ kad muhakkak
  10. أَنْعَمَ en'ame lutfetti kök: نعم
  11. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  12. عَلَىَّ aleyye bana
  13. إِذْ iz
  14. لَمْ lem
  15. أَكُن ekun bulunmadım kök: كون
  16. مَّعَهُمْ meahum onlarla beraber
  17. شَهِيدًۭا şehiden hazır kök: شهد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Ortak kavram: Şahitlik

    Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde…

  • Nisâ 69 olası

    Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Nimet

    Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddiklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle…

  • Hac 28 olası

    Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Nimet

    Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli…

  • Hac 78 olası

    Ortak kavram: Şahitlik · Ortak kavram: Nimet

    Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim'in dinine uyun. Allah, sizi hem daha…

  • Aynı kök: صوب (77 geçiş)

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

  • Ortak kavram: Nimet

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Ortak kavram: Nimet

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İçinizden (savaş konusunda) ağırdan alanlar vardır. Size bir musibet gelirse, (böyleleri) "Elbette Allah bana lütfetti de onlarla birlikte bulunmadım." der. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüce Allah işte ayetin ilk cümlesinde sözünü ettiği kişilerin içlerindeki ikiyüzlü davranış özelliğini deşifre etmekte ve müslümanların başına herhangi bir musibet gelirse müslümanlarla beraber bulunmamalarını Allah'ın kendilerine lütfu ve ihsanı olduğunu söylediklerini haber vermektedir. Aslında kardeşlerini yalnız bıraktıkları ve muhtemelen bu davranışları yüzünden müslümanların başına sıkıntı geldiği için üzülecekleri yerde sevinen bu tipler, gerçek anlamda kalplerine iman henüz tam yerleşmemiş kişiler olmalıdır. Zira bu gibiler hakkında Al-i İmrân 3:154, 156 ve 168'de geniş sayılabilecek bilgiler verilmekte ve Uhud'da savaşa katılmamaları yanlışına ilave olarak, katılanları kınadıkları ve "savaşa katılmasalardı öldürülmezlerdi" şeklinde sözler söyledikleri ifade edilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Aranızda elbette işi ağırdan alan kimseler olacak ve bir yenilgiyle karşılaştığınızda "Onlarla birlikte bulunmamam Allah'ın bana bir lutfudur" diyecek.

Muhammed Esed

Aranızda mutlaka geride kalanlar olacak ve o zaman, başınıza bir felaket geldiğinde, "Onlarla birlikte bulunmamız Allahın bize bir lütfudur!" diyecekler.

Ahmed Hulusi

Muhakkak sizden öylesi vardır ki, ağırdan alır. Sizin başınıza kötü bir şey gelirse "Allah'ın bana nimeti olarak onlarla beraber değildim" der.

Ali Bulaç

Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır. Şayet, size bir musibet isabet edecek olsa: "Doğrusu Allah, bana nimet verdi, çünkü onlarla birlikte olmadım" der.

Ali Özek ve heyeti

İçinizden bazıları vardır ki (cihad konusunda) pek ağırdan alırlar. Eğer size bir felâket erişirse: «Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım» der.

Ali Rıza Safa

Aslında, aranızdan kimileri yavaş davranır; bunun ardından başınıza bir yıkım gelirse, şöyle der: "Allah, bana iyilik ettiği için, onlarla birlikte bulunmadım!"

Bayraktar Bayraklı

Aranızda mutlaka geride kalanlar olacak ve o zaman başınıza bir felaket geldiğinde, "Onlarla birlikte bulunmamamız Allah'tan bize bir lütuftur" diyecekler.

Edip Yüksel

İçinizde ağır davrananlar var. Size bir musibet gelirse, "ALLAH bana iyilik etti de onlarla birlikte (musibete) tanık olmadım" der.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İçinizde ağır davrananlar var. Size bir musibet gelirse, 'ALLAH bana iyilik etti de onlarla birlikte şehit düşmedim,' der

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bununla beraber içinizden öylesi vardır ki, her halde ağırdan alacaktır. Eğer size bir felaket isabet ederse: "Gerçekten Allah bana lütfetti de, onlarla birlikte bulunmadım." der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Maamafih içinizden öylesi vardır ki her halde ağır alacaktır: bakar eğer size bir musibet isabet ederse "cidden, der: Allah bana lütfetti zira onlarla beraber hazır bulunmadım"

Erhan Aktaş

İçinizden ağır davranan bazı kimseler, size bir musibet isabet ederse, "Allah bana nimet verdi dipnot 1 de onlarla beraber bulunmadım." der.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah beni korudu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İçinizden ağır davranan bazı kimseler, size bir musibet isabet ederse, "Allah bana nimet verdi dipnot 1 de onlarla beraber bulunmadım." der.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah beni korudu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İçinizden ağır davranan bazı kimseler, size bir musibet isabet ederse, "Allah bana nimet verdi dipnot 1 de onlarla bulunmadım." der.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah beni korudu.

Gültekin Onan

Şüphesiz içinizden ağır davrananlar vardır. Şayet, size bir musibet isabet edecek olsa: "Doğrusu Tanrı, bana nimet verdi, çünkü onlarla birlikte olmadım" der.

Hasan Basri Çantay

İçinizden (öylesi vardır ki) muhakkak ağır davranacakdır. Eğer size bir musiybet gelib çatarsa diyecek ki: "Allah bana cidden lutfetdi. Çünkü onlarla beraber bulunmadım"!

İbni Kesir

Aranızda pek ağır davranacak olanlar da var. Size bir musibet geldiği takdirde: Allah bana gerçekten lütfetti de onlarla beraber bulunmadım der.

Mehmet Alagaş

(71-79) Ey iman edenler, hazırladıklarınızı alın ve ayrı ayrı yahut topluca sefere çıkın , sizden ağır davrananlar olacaktır , eğer, size bir musibet isabet ederse (hezimet katliam) derler ki Allah bana nimette bulundu da onlarla beraber şehit olmadım. Eğer ki size bir fazilet isabet ederse de (fetih, ganimet) o zaman sizinle onun arasında herhangi bir sevgi olmadığı halde diyecek ki keşke onlarla beraber olsaydım da büyük bir başarı başarsaydım. Dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar ise artık Allah yolunda savaşsınlar. Her kim Allah yolunda savaşır da öldürülürse yahut yenerse / galip gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz. Size ne oluyor ki Allah yolunda ve zayıf bırakılan adamlar kadınlar ve çocuklar için savaşmıyorsunuz, ki onlar şunu diyorlar; Rabbimiz bizi halkı zalim olan bu memleketten çıkar, bizim için katından bir dost yap, bizim için katından bir yardımcı yap, iman edenler Allah yolunda savaşırlar, kafirler ise Tağut yolunda savaşırlar, şeytanın dostları ile savaşın, muhakkak ki şeytanın kurgu ladığı tuzak zayıftır. Onlara ellerinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekâtı verin dendiğini görmedin mi? Ne zaman ki kendilerine savaş yazılırsa da onlardan bir bölüm, Allah ’tan tedirgin olduğu gibi hatta daha şiddetli bir tedirginlik ile insanlardan tedirgin olurlar, Rabbimiz bize niye savaş yazdın ki derler, yakın bir vakte kadar erteleseydin / tehir etseydin derler, dünyanın geçimlikleri azdır, sakınanlar için ise ahiret daha hayırlıdır, kıl kadar dahi, zulmedilmezsiniz. Ölüm sizin için nerede olursanız olun, hatta sağlam kaleler de dahi olsanız bilinir hale / idrak edilir hale gelir. Onlara bir güzellik isabet ederse, işte bu Allah’ın yanındandır, eğer onlara bir kötülük gelirse de bu sendendir derler de ki hepsi Allah’ın yanındandır , bu kavme ne oluyor ki, anlatılanı anlamaya yanaşmıyorlar , sana güzel olarak ne isabet etmişse Allah’tandır, sana kötü olarak ne isabet etmişse de o da kendindendir, biz seni insanlara elçi olarak gönderdik, şahit olarak Allah yeterlidir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse, “Allah, bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım” der.

Süleyman Ateş

İçinizden bir kısmı var ki, pek ağır davranır. Eğer size bir felaket erişirse: "Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadım." der.

Süleymaniye Vakfı

İçinizden ağır davranan mutlaka olacaktır. Başınıza bir iş gelse "Gerçekten Allah bana lütufta bulunmuş da onlarla birlikte olmamışım." diyecektir. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İçinizden ağır davrananlar mutlaka olacaktır. Başınıza bir iş gelse "Gerçekten Allah bana iyilikte bulunmuş da onlarla birlikte olmamışım." diyeceklerdir.

Şaban Britch

Elbette içinizde ağır davrananlar vardır. Şayet size bir musibet isabet edecek olursa: "Doğrusu Allah bana nimet vermiş de onların yanında olmadım" der.

Şaban Piriş

Elbette içinizde ağır davrananlar vardır. Şayet size bir musibet isabet edecek olursa: - Doğrusu Allah bana nimet vermiş de onların yanında olmadım, der.

Yaşar Nuri Öztürk

İçinizden öylesi de var ki, ne olursa olsun ağırdan alır. Size bir musibet gelip çatarsa şöyle diyecektir: "İyi ki onlarla birlikte şehit olmadım. Allah bana lütufta bulundu."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Among you are those who detach themselves from your regiment in thought and action that if you happen to suffer loss or be wedded to a calamity, any one of them would say "Allah has been gracious to me, for I was guided by intuition to engage myself in a skirmish and irregular encounter and detach myself from the pursuit of their hostile action".

Abdul Haleem

Among you there is the sort of person who is sure to lag behind: if a calamity befalls you, he says, ‘God has been gracious to me that I was not there with them,’

Abdullah Yusuf Ali

There are certainly among you men who would tarry behind: If a misfortune befalls you, they say: "Allah did favour us in that we were not present among them."

Abul A'la Maududi

Among you there is such who lags behind, dipnot 1 then if some affliction strikes you, he says: 'Indeed Allah bestowed His favour upon me that I was not present with them.'

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Another meaning could be that such persons not only shirk the risks of fighting themselves but also go about spreading demoralization to discourage others from fighting in the name of God.

Aisha Bewley

Among you there are people who hang back and if you encounter a setback then they say, ‘Allah has blessed me in that I was not there with them. ’

Al-Hilali & Khan

There is certainly among you he who would linger behind (from fighting in Allâh’s Cause). If a misfortune befalls you, he says, "Indeed Allâh has favoured me in that I was not present among them."

Ali Quli Qarai

Among you is indeed he who drags his feet, and should an affliction visit you, he says, ‘It was certainly Allah’s blessing that I did not accompany them!’

Amatul Rahman Omar

And indeed there is among you who tarries behind (and does not leave to fight in the cause of Allâh). Then, if a calamity befalls you, he says, `Allâh has been gracious to me, indeed, since I was not present with them.'

Arthur John Arberry

Some of you there are that are dilatory; then, if an affliction visits you, he says, 'God has blessed me, in that I was not a martyr with them. '

Bijan Moeinian

Surely among you there are hypocrites who will [not join you in your campaigns and] stay behind. If a misfortune happens to you, they will say: "How kind of God not letting us to join them."

E. Henry Palmer

Verily, there is of you who tarries behind, and, if a mischance befalls you, says, 'God has been gracious to me, since I am not with them a martyr. '

Edip-Layth

From among you will be those that would lag behind, so that if disaster afflicts you he would say, "God has blessed me that I did not witness the event with them!"

George Sale

There is of you who tarrieth behind; and if a misfortune befall you, he saith, verily God hath been gracious unto me, that I was not present with them:

Hamid S. Aziz

Verily, there are some who tarry behind, and, if a mischance befalls you, they say, "Allah has been gracious to us, since we are not martyrs with them. "

Mahmoud Ghali

And surely among you there is indeed the one who definitely tarries behind. Then in case an affliction afflicts you, he would say, " Allah has readily favored me, as I was not a martyr-witness with them."

Marmaduke Pickthall

Lo! among you there is he who loitereth; and if disaster overtook you, he would say: Allah hath been gracious unto me since I was not present with them.

Mohamed Ahmed - Samira

Someone among you will surely lag behind, and if calamity should befall you, will say: "God was gracious to me that I was not among them. "

Muhammad Asad

And, behold, there are indeed among you such as would lag behind, and then, if calamity befalls you, say, "God has bestowed His favour upon me in that I did not accompany them. "

Mustafa Khattab

There will be some among you who will lag behind so that if you face a disaster, they will say, "Allah has blessed us for not being there among them."

Progressive Muslims

And from among you will be those that would lag behind, so that if disaster afflicts you he would Say: "God has blessed me that I was not a martyr with them!"

Rashad Khalifa

Surely, there are those among you who would drag their feet, then, if a setback afflicts you, they would say, "GOD has blessed me that I was not martyred with them."

Sahih International

And indeed, there is among you he who lingers behind; and if disaster strikes you, he says, " Allah has favored me in that I was not present with them. "

Sam Gerrans

And among you is he who delays; then if calamity befalls you, he says: “God was gracious to me in that I was not present with them.”

Shabbir Ahmed

Among you there is he who would rather lag behind. If a setback occurs he would say, "Thank God! I was not present among them."

Syed Vickar Ahamed

There are certainly among you men, he who would fall behind: If a misfortune befalls you, he says: "Allah did favor me because I was not present with them. "

Taqi Usmani

Among you there is one who shall invariably fall back; then, if some calamity befalls you, he would say, "Allah has shown His favor to me, as I was not present with them."

The Monotheist Group

And from among you are those who would slow behind, so that if disaster befalls you he would say: "God has blessed me that I was not a martyr with them!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 72. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 72. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 72. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩